
Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan çiğ süt fiyatından önce yem, süt ve süt ürünlerine yapılan zamlarla ilgili olarak bir açıklama yaptı. TDSYMB Genel Başkanı İlhan Köten yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ süt tavsiye fiyatı açıklanmış olmasına rağmen, bu fiyat henüz üreticiye yansımadan yılbaşından önce süt ve süt ürünlerinde raf fiyatlarının artırılmış olması, sektörde ciddi bir adaletsizlik algısı yaratmıştır. Üretici henüz eline geçen bir artış olmadan, tüketici zamlı üketici zamlı ürünle karşı karşıya bırakılmıştır. Bu tablo açıkça göstermektedir ki, raf fiyatlarında yaşanan artışların kaynağı süt üreticisi değildir. Çiğ süt fiyatı fiilen uygulanmaya geçmemişken yapılan zamların üreticiye mal edilmesi kabul edilemez. Buna rağmen, kamuoyunda gıda enflasyonunun sorumlusu olarak üreticinin gösterilmesi gerçeği yansıtmamaktadır. Süt fiyatları değerlendirilirken yalnızca çiğ süt bedelinin gündeme alınması eksik ve yanıltıcı bir yaklaşımdır. Eğer fiyat artışı tartışılacaksa; perakende zincirleri, yem fiyatları ve diğer tüm girdi maliyetleri aynı anda ele alınmalıdır. Bugün süte en küçük bir artış gündeme geldiğinde, eş zamanlı olarak yem fiyatlarına da zam yapılması üreticiyi tamamen korumasız birakmaktadır. Bu durumda ortaya çıkan faturanın doğrudan yetiştiriciye kesilmesi hakkaniyetli değildir. Öte yandan süt üreticileri, 2025 yılı boyunca şap hastalığı, iklim kaynaklı doğal afetler ve artan girdi maliyetleri gibi ağır koşullar altinda üretimini sürdürmeye çalışmıştır. Bu süreçte oluşan kayıplar ve ek maliyetler, herhangi bir fiyat artışı alınmadan doğrudan üreticinin cebinden karşılanmıştır. Bu şartlar altında üreticinin enflasyonun nedeni olarak gösterilmesi kabul edilemez. Enflasyonun Sorumlusu Gerçekten Üretici Midir? Enflasyonist kaygılar gerekçe gösterilerek çiğ süt fiyatına yeterli artış yapılamıyorsa, üretimin sürdürülebilirliği için mutlaka etkin destek mekanizmaları devreye alınmalıdır. Mevcut çiğ süt destekleri, artan maliyetler ve belirsizlikler karşısında yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle desteklerin artırılması ve üreticiyi fiilen koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesi artık bir zorunluluktur. Ayrıca Ulusal Süt Konseyi yapısında yalnızca üretici ve sanayicinin değil, perakende ve yem sektörünün de etkin şekilde yer alması gerektiği açıktır. Perakende ve yem maliyetleri denklemin dışında bırakılarak alınan kararların sahada karşılığı olmamaktadır. Süte zam gelir gelmez yeme zam yapılırken, denge üretici aleyhine bozulmaktadır. Bizim rakamlarla bir sorunumuz yoktur. Asıl talebimiz, süt/yem paritesinin garanti altına alınmasıdır. Parite sağlandığı sürece fiyatlar artsa da düşse de üretici zarar etmeyecek, üretimde sürdürülebilirlik sağlanacaktır. Üretici üretecek ki sanayi bu ürünü işleyebilsin; sanayi üretecek ki tüketici sağlıklı ve erişilebilir gıdaya ulaşabilsin. Denge ancak bu şekilde kurulabilir. Üretimden kopan yetiştiricileri yeniden sektöre kazandırmak son derece zorken, mevcut üreticiyi kaybetmek telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır. Bu anlayışla devam edilmesi hâlinde ne süt, ne inek ne de üretim yapacak yetiştirici kalacaktır. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, tarım ve hayvancılığın geleceği açısından ciddi bir tehdittir. Bir kez daha net şekilde ifade ediyoruz: Raf fiyatlarındaki artışın sorumlusu üretici değildir. Salgın hastalıkların ve doğal afetlerin bedeli üreticiye yüklenemez. Enflasyon gerekçesiyle fiyat verilemiyorsa, üretici destekle korunmalıdır. Tüketici Tüketirken Aslında Üreticiler Tükeniyor!!! Kamuoyuna saygıyla duyurulur."