
Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), yaptığı kamuoyu duyurusuyla çiğ süt tavsiye fiyatının acilen güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Üretim girdilerindeki artışa ve jeopolitik risklere dikkat çeken dernek, üretici fiyatlarının baskılanmasının süt ve et arzını tehlikeye düşüreceği uyarısında bulundu.
Süt sektöründe gözler Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) alacağı fiyat kararına çevrildi. Tarım ve Orman Bakanlığı ile USK tarafından düzenlenen Süt Çalıştayı kararlarına göre 3 ayda bir güncellenmesi gereken çiğ süt tavsiye fiyatı, 1 Mayıs’tan bu yana yaklaşık 5 aydır sabit tutuluyor. TÜSEDAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;
''Bakanlığımız ve Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından düzenlenen Süt Çalıştayı'nda alınan karar gereği Ulusal Süt Konseyi'nin 3 ayda bir çiğ süt satış tavsiye fiyatını güncellemesi gerekmektedir. Ancak 1 Mayıs'tan geçerli olarak ilan edilen fiyat 5 ay boyunca sabit bırakılmıştır.
Üretici Fiyatı Baskılanırken Raflar Zamlanıyor
Her zaman olduğu gibi, enflasyon sepetinde süt ve süt ürünlerinin payı yalnızca %3 seviyelerinde olmasına rağmen, çiğ süt üreticisi enflasyonun baş sorumlusuymuş gibi gösterilmektedir. Bu algı üzerinden enflasyonu düşürme hedefleri gerekçe gösterilerek, zincir marketlerin raf fiyatlarını sabit tutma çabası sürdürülmektedir. Oysa gerçek tablo çok farklıdır; en temel gıda maddeleri arasında yer alan içme sütü, beyaz peynir ve yoğurt gibi ürünlerin raf fiyatlarında son aylarda ciddi artışlar yaşanmıştır.
Üreticinin sattığı çiğ süt fiyatı baskılanırken, aynı sütten üretilen bu ürünlerin raf fiyatlarının sürekli yükselmesi kamuoyunda büyük bir çelişki yaratmaktadır. Çiğ süt fiyatının sabit tutulmasıyla enflasyonun kontrol altına alınacağı iddia edilirken, raflarda görülen zamlar bu yaklaşımın ne kadar yüzeysel ve yanıltıcı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum hem üreticinin emeğinin karşılığını alamamasına hem de tüketicinin pahalı ürünlerle karşılaşmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla, üretici fiyatını baskılamak tek başına çözüm değildir; aksine, sektörün sürdürülebilirliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Yükselen Girdiler Üretimi Zorluyor
Sektörün mevcut koşulları çiğ süt fiyatının güncellenmesini zorunlu kılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki savaşın Hürmüz Boğazı'nda yarattığı geçiş sıkıntıları ve Karadeniz'deki nakliye sorunları hammadde tedarikinde aksamalara yol açmış, yem hammaddelerinin fiyatlarını yukarı çekmiş ve mazot fiyatlarında ciddi artışlara neden olmuştur. Bölgedeki lojistik sıkıntılar nedeniyle yem fiyatlarında yeni artışlar beklenirken, yalnızca yem değil; mazot, enerji ve sağlık giderleri gibi tüm üretim girdilerinde uzun süredir devam eden yükseliş üreticiyi ağır bir maliyet baskısı altında bırakmaktadır. Ağustos ayında litre başına çiğ süt maliyetindeki artışın en önemli nedeni, kesif yem fiyatlarında yaşanan %11 civarındaki yükseliştir. Tüm bu gelişmeler, üreticinin maliyetlerini katlayarak artırmakta ve fiyat güncellemesini kaçınılmaz hale getirmektedir.
Fiyatlandırma yalnızca bugünü değil, önümüzdeki üç ayı da kapsayacak sürdürülebilir bir yaklaşım içermelidir
TÜSEDAD olarak vurgumuz nettir. Çiğ süt fiyatı üreticinin gerçek maliyetleri temel alınarak belirlenmeli; maliyet hesabındaki tüm varsayımlar ve kalemler şeffaf biçimde açıklanmalıdır. Fiyatlandırma yalnızca bugünü değil, önümüzdeki üç ayı da kapsayacak sürdürülebilir bir yaklaşım içermelidir. TÜFE sepetinde süt ürünlerinin payı sınırlıyken, üretici fiyatını baskılamak tek başına çözüm değildir. Enerji, akaryakıt, yem hammaddeleri ve lojistikteki riskler ile jeopolitik gelişmeler üretim maliyetlerini yükseltebilir. İthal yem hammaddelerine bağımlılık da bu baskıyı artırmaktadır.
Ekim'deki değerlendirmede yalnızca bugünün koşulları değil, yılbaşına kadar uzanacak maliyet riskleri de hesaba katılmalıdır. Aksi halde üreticinin sürü küçültme riski artar. Bu da süt hayvanı varlığını ve dolayısıyla ülkenin süt ve et arzını riske sokar. Bu nedenle çağrımız, üretimin sürekliliğini güvenceye alacak, şeffaf ve gerçek maliyete dayalı bir fiyatlama yaklaşımının benimsenmesidir.
Mesele yalnızca bugünkü kazanç değil; Türkiye'nin yarın da yeterli süt üretebilme güvencesidir.
Kamuoyuna saygılarımızla arz olunur.''