
Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), artan üretim maliyetleri karşısında çiğ süt tavsiye fiyatının Kasım ayında güncellenmesi gerektiğini açıkladı. Dernek, üretici fiyatları sabit kalırken süt ve süt ürünlerinin raf fiyatlarının artmaya devam ettiğine dikkat çekerek özellikle küçük aile işletmelerinin üretimden çekilme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
TÜSEDAD: Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı Kasım Ayında Mutlaka Güncellenmelidir
Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), çiğ süt tavsiye fiyatına ilişkin kamuoyu duyurusu yayımladı. Dernekten yapılan açıklama da şu ifadelere yer verildi;
“Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı Kasım Ayında Mutlaka Güncellenmelidir”
Türkiye süt hayvancılığı sektörü, artan üretim maliyetleri karşısında zorlu bir süreçten geçerken, çiğ süt üreticilerinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için Ulusal Süt Konseyi'nin (USK) Kasım ayında çiğ süt tavsiye fiyatını güncellemesi gerektiği bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Ekim ayında da yaptığımız duyurumuzda belirttiğimiz bazı noktaları tekrar vurgulamak isteriz.
Bakanlık ve Ulusal Süt Konseyi tarafından gerçekleştirilen Süt Çalıştayı'nda çiğ süt tavsiye fiyatının üç aylık dönemler halinde değerlendirilmesi yönünde ortak bir yaklaşım benimsenmiş olmasına rağmen, 1 Mayıs'tan itibaren geçerli olan fiyatın sabit bırakılarak Ekim ayında tekrar değerlendirilecek şeklinde açıklanması ve halen bir açıklamanın olmaması üretici kesiminde ciddi bir memnuniyetsizlik yaratmıştır. Ekim ayının sonlarına geldiğimiz şu günlerde halen USK'dan bir açıklama yapılmamış olması sektörde konseye olan güveni sarsmakta ve işlevsiz algısı yaratmaktadır.
Üretici Fiyatı Baskılanırken Raf Fiyatları Artmaya Devam Ediyor
Çiğ süt üreticisinin satış fiyatı sabit tutulurken, süt ve süt ürünlerinin perakende satış fiyatlarında önemli artışlar yaşanmıştır. İçme sütü, beyaz peynir, yoğurt ve diğer süt ürünlerinde tüketicinin karşılaştığı fiyat artışları devam ederken, çiğ süt üreticisinin gelirinin artmaması sektörün temel çelişkilerinden biri haline gelmiştir. Bu noktada hem sanayici hem de üreticilerimiz konseyden bir açıklama beklemektedir.
Enflasyonla mücadele adına üretici fiyatlarının baskılanmasının sonuç vermediği açıkça görülmektedir. Üretici fiyatını sabit tutmak ne raf fiyatlarındaki artışı engellemekte ne de tüketiciyi koruyabilmektedir. Aksine bu yaklaşım, süt üreticisinin üretimden çekilme riskini artırmaktadır.
Artan Maliyetler Karşısında Üretici Zorlanıyor
Üreticinin karşı karşıya olduğu ekonomik darboğazın en çarpıcı göstergelerinden biri geçen yılın bu dönemine göre yem satışlarında yaşanan yaklaşık %15-20'lik düşüştür. Yem satışlarındaki bu gerileme, üreticilerin hayvanlarını verim odaklı değil, yalnızca yaşamlarını sürdürebilecek düzeyde beslemek zorunda kaldığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle birçok işletme artık üretimi artırmayı değil, işletmesini ayakta tutmayı hedeflemektedir. Bu durum süt üreticisinin ne denli zor şartlar altında faaliyet gösterdiğinin açık bir göstergesi olup, gerekli fiyat güncellemesinin daha fazla geciktirilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Son aylarda yaşanan gelişmeler, mevcut çiğ süt fiyatının üretim maliyetlerindeki artışı karşılamaktan uzak kaldığını göstermektedir. Üreticinin zararına üretim yapmaya zorlanması, işletmelerin küçülmesine ve damızlık hayvan varlığının azalmasına yol açabilecek ciddi bir risk oluşturmaktadır.
Kasım Ayındaki Güncelleme Özellikle Küçük Aile İşletmeleri İçin Hayati Önem Taşıyor
TÜSEDAD olarak net çağrımızı tekrarlamak isteriz. Ulusal Süt Konseyi, Kasım ayında çiğ süt tavsiye fiyatını gecikmeksizin güncellemeli ve bu fiyatı yalnızca mevcut maliyetleri değil, önümüzdeki dönemde gerçekleşmesi beklenen maliyet artışlarını da dikkate alarak belirlemelidir.
Sektörün bel kemiği olan ve ülkemizde üretilen sütün yaklaşık %82'sini üreten küçük aile işletmeleri kırsal ekonominin, yerel istihdamın ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin temel taşıdır. Bu işletmeler, bugün artan maliyetler karşısında ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Özellikle sınırlı sermaye yapısına sahip küçük aile işletmeleri, yem, enerji ve finansman giderlerindeki artışları büyük ölçekli işletmelere göre çok daha zor karşılayabilmektedir. Bu nedenle çiğ süt fiyatının maliyetleri karşılamaktan uzak kalması en ağır darbeyi bu üretici grubuna vurmaktadır.
Küçük aile işletmelerinin üretimden çekilmesi yalnızca süt üretiminde düşüş anlamına gelmeyecek; aynı zamanda kırsal nüfusun azalmasına, tarımsal faaliyetlerin zayıflamasına ve hayvancılık altyapısının geri dönülmesi güç şekilde zarar görmesine neden olacaktır. Türkiye'nin süt üretim kapasitesinin korunması ve kırsal kalkınmanın sürdürülebilmesi için küçük aile işletmelerinin yaşatılması stratejik bir zorunluluktur. Bu nedenle alınacak fiyat kararları yalnızca bugünün piyasasını değil, ülkemizin gelecekteki üretim gücünü ve kırsal yapısını da gözetmelidir.
Üretimin Sürdürülebilirliği Tehlikeye Atılmamalıdır
Bugün alınmayacak kararların bedeli gelecekte çok daha ağır olacaktır. Üreticinin üretimden çekilmesi veya sürülerini küçültmesi yalnızca süt sektörünü değil, aynı zamanda ülkemizin et arzını da doğrudan etkileyecektir. Türkiye'nin süt ve et arz güvenliğinin korunabilmesi için üreticinin ekonomik olarak ayakta kalması şarttır.
Ulusal Süt Konseyi'ni ve ilgili tüm paydaşları sektörde oluşan maliyet baskısını dikkate almaya, üretimin devamlılığını sağlayacak ve üreticide güven oluşturacak bir fiyat güncellemesini Kasım ayında hayata geçirmeye bir kez daha davet etmekteyiz.
Mesele yalnızca bugünkü fiyat değildir; mesele Türkiye'nin yarın da yeterli süt ve et üretebilme güvencesidir."