Hava Durumu

#Ağrı Dağı

Kırsal Haber - Ağrı Dağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ağrı Dağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Himalayalardan Alplere İklim Alarmı Haber

Himalayalardan Alplere İklim Alarmı

İklim değişikliği, yüksek dağ ekosistemlerindeki hassasiyeti ve belirsizlikleri her geçen gün artırıyor. 26 Ağustos’ta Nepal-Tibet sınırında yaşanan ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine, yaklaşık 3.000 kişinin de kaybolmasına yol açan felaketin, bir heyelan akabinde buzul-kaya kütlesinin kopmasıyla başlayan bir olaylar zincirinden kaynaklandığı değerlendiriliyor. Nepal’den Fransız Alpleri'ne kadar uzanan bu yıkıcı doğa olayları, yüksek irtifalarda yaşanan krizlerin artık tek bir nedenle açıklanamayacağını gösteriyor. Fransız Alpleri'nden Nepal'e Felaketlerin Karmaşık Mekanizması İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nden Dr. Bikem Ekberzade, benzer bir mekanizmanın iki yıl önce Fransız Alplerindeki La Bérarde felaketinde de rol oynamış olabileceğine dikkat çekiyor. Langtang Lirung çevresinde gerçekleşen bir heyelanın devasa bir buz-kaya çığına dönüşerek vadiye ulaşması ve nehir sistemini tıkaması Nepal'deki felaketi tetiklemişti. La Bérarde’da ise yoğun yağış ve kar erimesine ek olarak, Glacier de Bonne Pierre buzulunun altında saklı yüzbinlerce metreküplük su ceplerinin aniden boşalması yıkımın boyutunu artırmıştı. Her iki olay da doğadaki buz, kaya ve su kütlelerinin birbirini tetikleyerek ardışık afetler silsilesi oluşturduğunu doğruluyor. Küresel Isınma Dağ Denklemini Nasıl Değiştiriyor? Dr. Bikem Ekberzade, küresel ısınmanın yüksek dağ sistemlerindeki fiziksel koşulları kökten değiştirdiğini ve sistemlerin kırılganlığını artırdığını vurguluyor. Ekberzade süreçteki kritik değişimleri şöyle açıklıyor: Buzul Yapısındaki Bozulma: Buzullar hızla küçülüp incelirken, kar örtüsünün birikme ve erime zamanlaması tamamen kayıyor. Permafrost Çözülmesi: Yüksek rakımlarda sıcaklıkların yükselmesi, donmuş toprak tabakasının (permafrost) çözülmesine ve sarp dağ yamaçlarının stabilitesini kaybetmesine neden oluyor. Yağış Rejiminin Değişmesi: Isınan atmosfer, yağışların kar yerine yağmur olarak düşme sıklığını artırarak ani erimeleri ve kütle hareketlerini hızlandırıyor. Tüm bu faktörler tek başına doğrudan bir felakete yol açmasa bile, bir araya geldiklerinde dağ sistemlerinin dengesini bozarak büyük felaketlerin zeminini hazırlıyor. Türkiye Risk Altında: Kaçkarlar, Cilo ve Ağrı Dağı Tehlikede mi? Türkiye; sarp topographyası, mevsimsel kar örtüsü, buzulları ve periglasiyal alanlarıyla zincirleme afet riskini doğrudan barındıran coğrafyalardan biri. Kaçkarlar, Cilo, Sat ve Ağrı Dağı gibi yüksek dağ sistemlerinde buz, kar, kaya ve su iç içe geçmiş durumda yer alıyor. Üstelik bu yamaçlar ve vadiler; yerleşim yerleri, ulaşım ağları ve altyapı tesisleriyle son derece bağlantılı. Gelecekte yaşanacak olası yıkımları önlemek için dağlık alanlardaki krizleri tekil vakalar olarak değerlendirmek yerine, tehlikelerin birbirini tetikleme potansiyelini hesaba katan bütüncül risk haritalarının ve erken uyarı sistemlerinin acilen ulusal politikalara entegre edilmesi gerekiyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Dr. Bikem Ekberzade

Nepal-Tibet Faciası İklim Değişikliğinin Etkisine Acı Bir Örnek Haber

Nepal-Tibet Faciası İklim Değişikliğinin Etkisine Acı Bir Örnek

Nepal ile Çin'in Tibet bölgesi arasındaki sınır hattında 26 Ağustos'ta meydana gelen yıkıcı heyelan ve sellerde yüzlerce kişi hayatını kaybederken, 1.400'e yakın kişiden hâlâ haber alınamıyor. İlk raporlarda felaketin 4.4 büyüklüğünde bir deprem tarafından tetiklendiği öne sürülse de, uzmanlar olay yerindeki incelemeler ve uydu verileri doğrultusunda gerçeğin çok daha farklı olduğunu ortaya koydu. ​İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm, felaketin asıl sebebinin bir kaya-buz kütlesinin çökmesi olduğunu belirterek yaşananları, iklim değişikliğinin uzun ve kısa vadeli etkilerinin yıkıcı bir sonucu olarak nitelendirdi. ​Felakete Ne Sebep Oldu? Deprem mi, Kaya Çığı mı? ​Olayın ardından yapılan ilk değerlendirmeler deprem ihtimali üzerinde dururken, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) ve yer bilimciler bu iddiayı netleştirdi. Prof. Dr. Tolga Görüm, Himalayalar'daki Langtang Lirung Zirvesi'nden kopan devasa bir kaya-buz kütlesinin kama kaymasıyla Lhende Khola Vadisi'ne girdiğini ifade etti. ​Kuru Sıvılaşma Etkisi: Serbest düşüşle vadiye inen kütle, altındaki buz erimesi kaynaklı sular üzerinde yüzerek bir kaya çığına (rock avalanche) dönüştü. ​Setlenme ve Sel Zinciri: Akarsuyun kısa süreliğine önünün kapanmasıyla oluşan set gölü bir süre sonra yıkıldı. Sel suları, yamaçlardaki malzemeleri alttan kazıyarak ilerledi ve önündeki her şeyi yuttu. ​Deprem Sinyalinin Yanılgısı: Olay sırasında kaydedilen sismik sinyallerin depremden değil, devasa kütlenin yere uyguladığı yoğun basınçtan kaynaklandığı anlaşıldı. ​İklim Değişikliğinin Zincirleme Etkisi ​Uzmanlar, bu tür felaketlerin ardında iklim krizinin yattığına dikkat çekiyor. Buzulların hızla erimesi, dağ kütlesinin üzerindeki büyük baskıyı ortadan kaldırıyor. Yükün azalması kütle içinde zamanla çatlakların oluşmasına yol açarken, eriyen buzullar kayanın termal iletkenliğini artırarak güneşten daha fazla ısı çekmesine neden oluyor. Bu süreç, kayaların çatlak dinamiklerini bozarak ani ve büyük çaplı çöküşleri tetikliyor. ​Benzer bir felaket 2021 yılında Hindistan'ın Chamoli bölgesinde yaşanmış, 200'den fazla kişi hayatını kaybederken dev bir hidroelektrik santrali tamamen yok olmuştu. ​Türkiye İçin Büyük Risk: Hangi Bölgeler Tehlike Altında? ​Tibet'teki felaketin bir benzeri, tarihte Türkiye topraklarında da yaşandı. 2 Temmuz 1840'ta Ağrı Dağı'ndaki Ahura Vadisi'nde meydana gelen kaya çığı ve sonrasında oluşan set gölünün patlaması sonucu 1.300 kişi hayatını kaybetmişti. ​Prof. Dr. Tolga Görüm, Türkiye'de de benzer risklerin bugün devam ettiğini vurgulayarak yüksek riskli bölgeleri sıraladı: ​Erzurum ve Artvin: İki il arasındaki Tortum bölgesi başta olmak üzere dağlık alanlar. ​Kars: Kağızman ilçesinde, volkanik alan üzerindeki heyelan setine yerleşmiş göl sistemleri ve altındaki Denizgölü köyü. ​Hakkari: Üst kesimlerinde buzul göllerinin yer aldığı ve küçük yerleşimlerin bulunduğu riskli dağlık alanlar. ​Erken Uyarı Sistemleri Hayat Kurtarabilirdi ​Bölgede yeterli erken uyarı sistemlerinin bulunmamasının can kayıplarını artırdığına dikkat çekiliyor. Yer altı hareketlerini ve gürültülerini dinleyerek kaya çığı ile selleri önceden tespit edebilen GEOFON gibi basit deprem izleme sistemleri, rota boyunca stratejik olarak yerleştirildiğinde erken uyarı sağlayabiliyor. Ancak 5-6 bin metre yükseklikteki dağlık coğrafyalarda bu tür operasyonların zorluğu ve maliyeti, önlem alınmasını güçleştiren unsurlar arasında yer alıyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Prof.Dr. Tolga Görüm

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.