Hava Durumu

#Akaryakıt

Kırsal Haber - Akaryakıt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akaryakıt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hizmet Sektörü Felakete Sürüklenmemeli Haber

Hizmet Sektörü Felakete Sürüklenmemeli

Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Mart ayı meclis toplantısında konuşan Başkan Metin Güler, işletmelerin açılır-kapanır sistemler ve pergolalar nedeniyle ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Güler, "Doğalgaz ve elektrik kesintisi riski yaşayan üyelerimiz için çözüm odaklı yaklaşım bekliyoruz" dedi. ​Eskişehir Ticaret Odası’nın Mart ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Halil İbrahim Ara’nın açılış konuşmasıyla gerçekleştirildi. Toplantıda şehrin girişimcilik ekosisteminden küresel ekonomik risklere kadar pek çok konuya değinen ETO Başkanı Metin Güler, özellikle hizmet sektörünün son dönemde yaşadığı "yapısal yaptırım" krizine dikkat çekti. ​Hizmet Sektöründe "Sistem" Krizi: İşletmeler Kapanma Noktasında ​Eskişehir ekonomisinin kalbi olan hizmet sektörünün, iş yerlerindeki pergola ve açılır-kapanır alanlar sebebiyle belediyelerle sorun yaşadığını ifade eden Metin Güler, üyelerin ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını söyledi. ​Güler, sorunun boyutunu şu sözlerle özetledi: ​Yaptırım Tehdidi: Üyelerimiz doğalgaz, su ve elektrik hizmetlerinden men edilme riskiyle yaşıyor. ​Belediyelerle Temas: Odunpazarı ve Tepebaşı belediyeleriyle sorunun çözümü için irtibat halindeyiz. ​Çözüm Beklentisi: Eskişehir’in yerel aktörleri, hizmet sektörünün felaketine yol açmadan bu sorunu ortadan kaldırmalıdır. ​Genç Girişimcilere ETO’dan Dev Destek ​Girişimcilik Akademisi projesiyle şehre yeni markalar kazandırmayı hedeflediklerini belirten Güler, Anadolu Üniversitesi, ESOGÜ ve ESTÜ öğrencilerine yönelik destek paketini açıkladı. "Kampüsten Ticarete" projesi kapsamında dereceye giren ilk üç girişimciye sırasıyla 450 bin, 250 bin ve 150 bin TL nakdi destek ve ETO binasında ofis imkanı sağlanacak. ​"Faiz Artışı İhtimalini Düşünmek Bile İstemiyoruz" ​Ekonomik gelişmelere de değinen Güler, yüksek faiz oranlarının ticaret üzerindeki baskısına dikkat çekti. Jeopolitik risklerin enerji ve akaryakıt fiyatlarını tetiklediğini belirten ETO Başkanı, şu uyarılarda bulundu: ​Finansman Sorunu: Tüccar ve sanayicinin finansmana erişimi zorlaşıyor; yüksek faiz konkordato ve iflas riskini artırıyor. ​Küresel Riskler: ABD-İran-İsrail hattındaki gerilim, girdi maliyetlerini ve raf fiyatlarını olumsuz etkiliyor. ​Destek Çağrısı: Arz ve talebin azaldığı bu dönemde tüccar ve sanayici daha fazla desteklenmeli. ​ETO Üyelerinin Talepleri Ankara’ya Taşındı ​ETO heyetinin sorunları yerelde bırakmadığını, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu ziyaret ederek tüm talepleri Ankara’ya ilettiklerini belirten Güler, açılır-kapanır alanlar sorununun Türkiye genelinde bir çözüme kavuşturulması için girişimlerin süreceğini vurguladı.

Toplu Taşımada Kullanılan Akaryakıta Uygulanan KDV Düşürülmeli Haber

Toplu Taşımada Kullanılan Akaryakıta Uygulanan KDV Düşürülmeli

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Mart Ayı Olağan Encümen Toplantısı, Birlik Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada; halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanlarının yaşadıkları hukuki süreçlere dikkat çekilerek demokrasi vurgusu yapıldı. Açıklamada ayrıca, belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları paylar üzerinden yapılan kamu alacağı kesintilerinin geçici olarak durdurulması ile toplu taşıma hizmetlerinde kullanılan akaryakıta uygulanan Katma Değer Vergisi oranının düşürülmesine yönelik taleplerde bulunuldu. Özellikle muhalif partilere mensup belediye başkanlarının tutuklu yargılanmalarının hukuk devleti ilkesine zarar verdiği ifade edilen açıklamada, merkezi yönetim tarafından yerel yönetim mevzuatında değişiklik yapılmasına yönelik yürütülen hazırlık çalışmalarına, Türkiye Belediyeler Birliğinin de dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Açıklamanın tamamında şu ifadelere yer verildi: “Türkiye Belediyeler Birliği Mart Ayı Olağan Encümen Toplantısı, Birlik Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Vahap Seçer başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Yerel demokrasinin işleyişi, hukuk devleti ilkesi ve yerel yönetimlerin kurumsal yapısı çerçevesinde güncel gelişmelerin ele alındığı toplantıda; yerel yönetim mevzuatında yapılması planlanan düzenlemeler ile belediyelerin karşı karşıya kaldıkları maliyet baskıları değerlendirilmiş ve çözüm önerileri geliştirilmiştir. Toplantıda aşağıdaki hususlarda görüş birliğine varılmıştır: Türkiye Belediyeler Birliğinin, yerel yönetimlerin kurumsal temsilini ve demokratik işleyişini koruma sorumluluğu bulunmaktadır. Halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanları, uzun süredir kaygı verici bir hukuki süreç yaşamaktadırlar. Bu hukuki sürece doğal hakim ilkesini yok eden bir yöntem olan görev yaptıkları il ve ilçede yürütülen işlemler hakkında başka illerdeki savcılıklar tarafından soruşturulmaları da dahil edilmiştir. Ne yazık ki bu soruşturmaların hemen hemen tamamı tutuksuz yargılanma ilkesi göz ardı edilerek tutuklanmayla sonuçlanmaktadır. Tüm bu yaşananlar, demokratik meşruiyetin temelini oluşturan seçmen/seçilmişlik iradesi, hukukun üstünlüğü, masumiyet karinesi ve yerel yönetimlerin anayasal güvenceleri bakımından özenle değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Belirtmeliyiz ki derin kaygılarımıza neden olan bu uygulamalar hukuk devleti ilkesini de aşındırmaktadır. Ülkemizin tanık olduğu bu uygulamaların özellikle muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarına yönelik olması da dikkat çekicidir. Mahallî idarelerin; mahallî müşterek ihtiyaçların karşılanması amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişilikleri olduğu açıktır. Bu çerçevede, yerel yönetimleri doğrudan ilgilendiren mevzuat düzenlemelerinde yerinden yönetim ilkesinin güçlendirilmesi ve katılımcı idare anlayışının hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Merkezi yönetim tarafından yerel yönetim mevzuatında değişiklik yapılmasına yönelik yürütüldüğü anlaşılan hazırlık çalışmalarının; belediyelerin görev, yetki ve sorumluluk alanları ile mali yapıları ve hizmet sunum kapasiteleri üzerinde etkili olabilecek sonuçlar doğuracağı değerlendirilmektedir. Yerel yönetimleri doğrudan ilgilendiren ve gelecek kuşakları da etkileyecek düzenlemelerin hazırlanması sürecinde, tüm belediyeleri temsil eden Türkiye Belediyeler Birliğinin kurumsal görüş ve önerilerinin alınması; demokratik yönetişim ilkeleri, kamu hizmetlerinin etkinliği ve idarenin bütünlüğü açısından açık bir gerekliliktir. Belediyelerin sahada yaşadığı sorunlara ilişkin bilgi ve tecrübenin karar alma süreçlerine yansıtılması, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasına ve vatandaş memnuniyetinin artırılmasına katkı sağlayacaktır. Toplantıda ayrıca; son dönemde küresel ölçekte artan enerji ve akaryakıt maliyetlerinin belediyelerin hizmet sunum kapasitesi üzerinde ciddi bir mali baskı oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu durumun, toplu taşıma hizmetlerinden altyapı ve üstyapı yatırımlarına, çevre temizlik hizmetlerinden sosyal destek faaliyetlerine kadar pek çok alanda belediyelerin giderlerini önemli ölçüde artırdığı ifade edilmiştir. Hizmet maliyetlerindeki artışa rağmen genel bütçe vergi gelirlerinden belediyelere aktarılan payların aynı ölçüde artırılmaması ve belediyelerin öz gelir kaynaklarının mevcut ekonomik koşullara uygun şekilde güncellenmemesi, yerel yönetimlerin mali dengelerini zorlayan temel unsurlar arasında yer almaktadır. Belediye hizmetlerinde aksama yaşanmaması, yerel kamu hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve yerel yönetimlerin mali sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi amacıyla aşağıdaki hususlarda adım atılması gerektiği değerlendirilmiştir: Belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları paylar üzerinden yapılan kamu alacağı kesintilerinin, önceki dönem uygulamalarında olduğu gibi Cumhurbaşkanı Kararı ile geçici olarak durdurulması, Toplu taşıma hizmetlerinde kullanılan akaryakıta ilişkin olarak Katma Değer Vergisi oranının düşürülmesine ve Özel Tüketim Vergisi bakımından istisna getirilmesine yönelik yasal düzenleme yapılması. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.” Encümen toplantısına, Birlik Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Ağrı Belediye Başkanı Hazal Aras, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ve Karaköprü Belediye Başkanı Nihat Çiftçi katıldı. Toplantıda TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız ile Genel Sekreter Yardımcıları Şengül Altan Arslan, Feridun Ulutaş ve Ulaş Altun da hazır bulundu.

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart! Haber

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında savaşın tarım üzerindeki etkileri ve çözüm önerilerini açıkladı. Gürer, ABD-İsrail ve İran arasında dört haftayı geride bırakan savaşın Türkiye’de zaten sorunlu olan tarım sektöründe etkileri artırdığını söyledi. Gübre, akaryakıt, enerji, yem ve temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılığın risk oluşturduğunu belirten Gürer, yanlış tarım politikaları ve yetersiz destekler nedeniyle krizin büyüdüğünü ifade etti. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 yılının dördüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,6 büyürken tarımsal üretimin yüzde 8,8 gerilediğini belirten Gürer, hububat ve meyvede çift haneli kayıplar yaşandığını söyledi. DESTEKLER ARTIRILMALIDIR CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarım alanlarının daraldığını, çiftçi sayısının nüfusa paralel artmadığını, girdi maliyetlerinin yükseldiğini ve planlı üretim modelinden uzaklaşıldığını belirterek, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ve üreticinin yeterince korunmadığını ifade etti. ÇÖZÜM VAR, İKTİDAR ELİNİ ÇABUK TUTSUN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, savaşın etkileriyle gıda arzının kritik hale geldiğini belirterek ithalata dayalı politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Arz açığı olan ürünler için bölgesel üretim planlaması yapılması çağrısında bulunan Gürer, dünyada birçok ülkenin çiftçisine destek verdiğini ancak Türkiye’de ithalata yönelindiğini ifade etti. TARIMDA ACİL ÇÖZÜM POLİTİKALARI Gürer, tarımda alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı: 1- Acilen üretici girdi fiyatlarında indirim sağlanmalıdır. Hayvansal ve bitkisel üretimin sürdürülebilirliği için mevcutta ek muafiyetler sağlanmalıdır. Özellikle topraktan uzaklaşmış, kırsalda yaşayan küçük aile tipi işletmelerin toprakla tohumu buluşturması ve boşalan ahırların yeniden sürece katılmasını sağlayacak, ürün alım garantili, maliyet ve makul kar ile alım fiyatı oluşturulacak ve yem destekli cumhurbaşkanlığı çağrısı yapılmalıdır. 2- Gübre ve yem de %50 oranında sübvanse sağlanmalıdır. Sahte gübreye karşı denetimler artırılmalıdır. Gübre demek üretimde verim demektir. Gübresiz üretim verim kayıplarına da yol açar. Ülkemiz Gübre de önemli ölçüde dışa bağımlı kılınmıştır. 3- TARIM Kanun 21 maddesinde yer alan milli gelirin % 1 çiftçiye destek olarak verileri maddesi gereği 772 milyarı bulan destek yerine 2026 yılında 168 milyar destek ayrılmıştı. Bu destek kanuna uygun olarak verilmesi sağlanmalıdır. 4- Akaryakıtta ÖTV VE KDV Kaldırılmalı ve tarım kesimi ile nakliyecilere akaryakıt desteği sağlanmalıdır. Tarım kesimine verilen akaryakıt desteği artırılmalıdır. Kırmızı mazot uygulamasına geçilmelidir. 5- Tarım kesimi ve nakliyeciler ile esnaf için kredi borç yapılandırmasına gidilmeli, faizler silinmeli, ek kredi desteği sağlanmalıdır. 2025 yılı destekleri hemen ödenmelidir. Haciz işlemleri icralar derhal durdurulmalıdır. 6- Küçük aile işletmelerinde sigorta prim ödeme desteği verilmelidir. 7- Buğday ve arpa gibi ürünlerin alım fiyatı girdi maliyeti esas alınarak açıklanmalı ve taban fiyat uygulamasına dönülmelidir. 8- Sulama suyu ve elektrik borçları hasat sonuna bırakılmalıdır. 9- İhtiyaç sahibi üreticilere fide ve tohum desteği verilmelidir. 10- Arz açığı olan ürünlerde üretim artırıcı destekler sağlanmalıdır. 11- Veteriner ve aşı giderleri kamu tarafından karşılanmalıdır. 12- Hayvan hastalıklarıyla mücadele artırılmalıdır. 13- Nakliye köprü ve yol ücretleri bir yıl kaldırılmalıdır. 14- Üretim planlaması yapılmalıdır. 15- Ürün fiyat artışları kontrol altına alınmalıdır. 16- Hasat dönemlerinde iş gücü planlaması yapılmalıdır. 17- Tarım Kredi marketlerine doğrudan ürün sevki sağlanmalıdır. Gürer, savaş koşullarında gıda arz güvenliğinin daha da önem kazandığını belirterek, “Tarım stratejik bir sektördür. İktidar acil tarım destek paketini açıklamalıdır” dedi.

Süt Üreticilerinden Belirsizlik İsyanı Haber

Süt Üreticilerinden Belirsizlik İsyanı

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), yayımladığı basın açıklamasıyla süt sektöründe büyüyen bir belirsizlik krizine dikkat çekti. Desteklemelerin ve yeni tavsiye fiyatının hala açıklanmamış olması, üreticiyi üretimden kopma noktasına getirdi. ​Destek ve Fiyat Bekleyişi Sürüyor ​TÜSEDAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, 2026 yılına ilişkin çiğ süt ve buzağı desteklerinin hala ilan edilmediği belirtildi. Ayrıca Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) kararı gereği üç ayda bir güncellenmesi gereken sıcak çiğ süt tavsiye fiyatının, 1 Nisan 2026 itibarıyla geçerli olacak yeni seviyesinin hala belirsizliğini koruduğu vurgulandı. Üreticiler, "Ne kazanacağını bilmeden üretim nasıl sürdürülecek?" sorusuna yanıt bekliyor. ​Artan Maliyetler Üreticiyi Kıskaca Aldı ​Sektörün sadece belirsizlikle değil, aynı zamanda ciddi maliyet artışlarıyla da mücadele ettiği ifade edildi: ​Navlun ve Lojistik: Navlun fiyatlarındaki %40-60 artış ve yükselen sigorta maliyetleri yem ham maddesini pahalı hale getiriyor. ​Enerji ve Akaryakıt: Akaryakıt ve elektrik giderlerindeki yükseliş; süt toplama, kesimhane ve soğuk zincir maliyetlerini doğrudan artırıyor. ​Kredi Limitleri: Ziraat Bankası’nın hayvansal üretim kredilerindeki üst limitlerinin 2024 yılından bu yana değişmemesi, artan maliyetler karşısında üreticinin finansmana erişimini kısıtlıyor. ​"Et ve Süt Krizi Kapıda" ​Duyuruda, küçük ve orta ölçekli üreticilerin üretimden çekilmeye başladığı ve anaç hayvan kesimlerinin arttığı uyarısı yapıldı. Bu durumun gelecekte ciddi bir arz krizine, gıda enflasyonunda artışa ve gıda güvenliği riskine yol açabileceği belirtildi. ​TÜSEDAD’dan Acil Eylem Çağrısı ​Dernek, sektörün sürdürülebilirliği için şu talepleri sıraladı: ​Çiğ süt ve buzağı destekleri ile yeni tavsiye fiyatı derhal açıklanmalıdır. ​Destek ödemeleri bir takvime bağlanarak hızla gerçekleştirilmelidir. ​Ziraat Bankası kredi üst limitleri güncel maliyetlere göre acilen yükseltilmelidir. ​Yem ham maddesinde yerli üretim seferberliği başlatılmalıdır. ​Açıklama, "Üretici belirsizlik değil, öngörülebilirlik ister. Tarımda sürdürülebilirlik, ancak zamanında alınan doğru kararlarla mümkündür" sözleriyle noktalandı.

TBB'den 88 Belediyeye 90 Hizmet Aracı Haber

TBB'den 88 Belediyeye 90 Hizmet Aracı

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), 88 belediyeye toplam 90 yeni hizmet aracı daha kazandırdı. Hibe edilen araçlar, TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in katılımıyla Ankara’da düzenlenen törenle belediyelere teslim edildi. Belediyelerin sosyo-ekonomik yapısı, yüzölçümü, nüfusu ile ihtiyaç ve talepleri esas alınan hibe programı kapsamında; Cumhuriyet Halk Partisi, AK Parti, DEM Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti ile Yeniden Refah Partisi’ne mensup ve bağımsız belediye başkanlarının yönetimindeki 88 belediyeye toplamda 90 yeni hizmet aracı desteği sağlandı. Törende teslim edilen araçlarla birlikte yeni dönemde belediyelere toplam 619 araç hibe edilmiş oldu. Teslim edilen hizmet araçları; 36 çöp kamyonu, 15 damperli kamyon, 12 ekskavatör, 11 arazöz, 11 kazıcı yükleyici, 3 pikap, 1 cenaze aracı ve 1 greyderden oluştu. Seçer: “Vatandaşın derdini en iyi bilen belediye başkanlarıdır” TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, törende yaptığı konuşmada Birliğin yeni döneminde benimsediği dayanışma ve adalet anlayışına vurgu yaptı. TBB’nin araç destekleriyle belediyelerin işlerini kolaylaştırmayı ve yüklerini hafifletmeyi amaçladığını belirten Seçer, yerel yönetimlerin millet iradesinin yansıdığı, vatandaşa en yakın siyasi makamlar olduğunu hatırlattı. “Vatandaşın derdini en iyi bilen belediye başkanlarıdır. İhtiyacını, önceliklerini, yöresinin özelliklerini her noktasını karış karış en iyi bilen belediye başkanlarıdır.” diyen Seçer, “Belediye başkanları önemli görevler yapıyor. Bu önemli görevleri güçlü belediyeleri ile yaparlarsa çok daha etkin, çok daha sürdürülebilir görev ifa ederler. İşte belediyelerimizin güçlü olması demek, Türkiye’de demokrasinin güçlü olması demektir.” ifadelerini kullandı. TBB olarak belediyelere yalnızca araç-gereç ya da ayni destekler konusunda yardım yapmadıklarını belirten Seçer, belediye personelinin gelişmelerine, daha yeni projeler edinmelerine ve bilgiye ulaşmalarına katkı sağlamaya çalıştıklarını kaydetti. Seçer: “Daha yeni başlıyoruz” Araç desteği konusunda ise “Hibelerimiz bugün dağıtacağımız araçlarla sınırlı değil, daha yeni başlıyoruz.” ifadesini kullanan Seçer, teslim edilecek 90 aracın ardından Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında da hibelere devam edileceğini açıklayarak, “Salavat güçten doğar. Bizim kaynaklarımız geldikçe bu kaynakları biz de size aktaracağız. Zaten bu kaynakları bize sağlayanlar da sizlersiniz. Sizin kesenize bereket. Allah size, siz bize.” diye konuştu. Konuşmasında sık sık adalet vurgusu yapan Seçer, “Uygulamalarımızda adaleti önceliyoruz. Diyoruz ki ‘Her yerde adalet.’ Adaletin olmadığı yerde, adaletin sağlanmadığı yerde gerisi teferruat olarak kalır. Bu nedenle yaptığımız desteklerde parti ayrımı gözetmeksizin, belirli kriterleri göz önüne alarak, puanlama sistemine bağlı kalarak belediyelerimizin tamamına destek olma gayreti içerisinde oluyoruz.” dedi. Seçer, adil hizmet anlayışının TBB ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile başladığının ve daha sonra TBB Başkan Vekili Zeydan Karalar ile devam ettiğinin altını çizerek, halen aynı felsefeyle hareket ettiklerini belirtti. Seçer: “Bütün belediyelerin başkanları bizim belediye başkanlarımızdır” “Bütün belediyelerin başkanları bizim belediye başkanlarımızdır. Biz onlara adaletli hizmet verelim, onlar da vatandaşlarımıza adaletli hizmet götürsün.” diyen Seçer, “Dayanışma ve iş birliği kültürünü belediyelerimiz arasında güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Bu nedenle de yeni projeleri hayata geçiriyoruz. “Ortak Hizmet Projesi” protokolü kapsamında çalışmalarımızı başlatıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyemizle TBB ortak çalışması olarak aramızda bir protokol yaptık. Araçları biz veriyoruz, İBB insan kaynağı ve teknik destek veriyor böylece birçok belediyemize ulaşabiliyoruz. İlk olarak bu çalışmayı Batı Karadeniz Bölgesi’ni pilot olarak belirlediğimiz için Safranbolu’da başlattık.” dedi. Seçer, TBB Belediye Akademisi tarafından yürütülen “Yönetici Geliştirme Programı” kapsamında ise belediyelerin her alanda daha iyi yetişmiş, liyakatli kadrolar elde etmesi adına eğitim çalışmalarına imza attıklarını söyledi. Birliğin afet bölgesine yönelik çalışmalarına da değinen Seçer, “Biz ilk araç dağıtımını 6 Şubat depreminde zarar gören illerimizin belediyeleri ile başlatmıştık. Yine aynı felsefeyle devam ediyoruz. Onlara pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Sadece ayni ve nakdi yardım çerçevesinde desteklerimiz olmuyor, proje destekleri de yapıyoruz. Adıyaman Belediyemizde yaptığımız kent içi ulaşım iyileştirme stratejisi ve eylem planını biz belediyemizle beraber hazırladık. Bu da depremden yoğun zarar gören Adıyaman için Sayın Belediye Başkanımızla birlikte çok önemli bir ortak çalışma oldu. Darısı diğer belediyelerimizin başına olsun istiyoruz.” dedi. Seçer: “Yasal düzenlemelerle ilgili TBB’nin görüşüne başvurulmalı” Dünyada yaşanan gelişmelerden etkilenen kurumların başında yerel yönetimlerin geldiğine dikkati çeken Seçer, mevcut mali mevzuatlarla belediye başkanlığı yapmanın her geçen gün zorlaştığına değindi. Seçer, merkezi yönetim tarafından yapılan yasal düzenlemelerde TBB’nin de dahil edilmesi gerektiğinin altını çizerek, “TBB, bütün belediyelerimizin kanunla üye olduğu önemli bir yapı, deneyimli bir kurumdur. Bir geçmişi var, bir birikimi var, liyakati var. Sahanın deneyimini bütün kurumlardan daha önce alabilecek nitelikte bir kurumdur çünkü belediye başkanlarıyla direkt iletişim içerisindedir. Bu yasal düzenlemelerle ilgili bakanlıkların TBB’nin görüşüne de başvurma gerekliliğine inanıyoruz ve bunu kendilerinden bekliyoruz. Bu düzenlemeleri yaparken TBB’nin de görüşünü alınız. Fikir fikirden üstündür. Belki sizin düşündüğünüzden bir tık daha iyi bir fikri size Türkiye Belediyeler Birliği aracılığıyla verebiliriz.” dedi. Seçer’den Belediyelerin Mali Sorunları İçin Çözüm Önerileri Seçer, özellikle Orta Doğu’daki gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatlarında yaşanan artışların her alana sirayet ettiğini, ancak en fazla belediyeleri etkilediğini kaydetti. Belediye hizmetlerinin sekteye uğramaması için iktidardan beklentileri olduğunu söyleyen Seçer, belediye başkanlarının bazı kamu alacaklarından özellikle Mayıs-Eylül aylarını kapsayacak şekilde Cumhurbaşkanlığı Kararı ile geçici olarak kesinti yapılmaması yönünde talepleri olduğunu belirtti. Akaryakıt fiyatlarındaki artıştan da söz eden Seçer, “KDV oranlarının düşürülmesi, ÖTV’nin tamamen ortadan kaldırılması özellikle belediye hizmetlerinin aksamaması için başta ulaşım olmak üzere çok önemli kararlar olacaktır. Bunu buradan bir kez daha duyurmak istiyoruz, bu konuda iktidarın dikkatini çekmek istiyoruz.” şeklinde konuştu. Belediyelere aktarılan payların artırılması ve öz gelir kaynaklarının güncel ekonomik koşullara uygun olarak yeniden düzenlenmesi konularına da değinen Seçer, bu talebini “Bu olağanüstü ekonomik sıkıntılar döneminde bir karar ile, geçici de olsa, merkezi bütçeden aktarılan payların artırılması yönünde bir çalışma yapılmasını istiyoruz.” sözleriyle ifade etti. Seçer, son olarak belediye başkanlarının kutsal ve zor bir görev yaptığını anımsatarak, “Vatandaşın derdine derman olmak, onun acısını, onun mutluluğunu paylaşmak, her hal ve şartta onunla beraber olmak bana göre bir insan için dünyanın en büyük servetidir. İşte böyle değerli bir görevi yapıyoruz. Hepimizin Allah yar ve yardımcısı olsun, hepimizin yolu açık olsun. Yaptığınız görevlerde başarılar diliyorum.” dedi. Seçer’in konuşmasının ardından hibe edilen araçların anahtarları belediye başkanları ve yöneticilerine teslim edildi. Hibe araçlar ülkenin dört bir yanına doğru yola çıktı.

Gürer: ''İthal Değil, Yerli Üretimle Tarım Ayağa Kalkmalıdır'' Haber

Gürer: ''İthal Değil, Yerli Üretimle Tarım Ayağa Kalkmalıdır''

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım kesiminin kredi kullanarak ayakta durmaya çalıştığını belirtti. Geçen yıl yaşanan üretim kayıplarının tarımdaki sorunları artırdığını ifade eden Gürer, ithale dayalı olarak gıda açığının giderilmeye çalışılmasının, çevremizde birden çok savaşın yaşandığı bir dönemde ciddi riskler yarattığını vurguladı. Bu nedenle arz açığı bulunan temel gıda ürünleri için acil önlemler alınması gerektiğini söyledi. Savaşların ve salgınların ders niteliğinde olduğuna dikkat çeken Gürer, bu nedenle üretimin kapsamlı biçimde planlanması gerektiğini belirterek, “Savaşlar, gıdada kendi kendine yeterliliğin zorunluluğunu gösteriyor. İthal değil, yerli üretimle tarım ayağa kaldırılmalıdır. Çiftçi, üretici ve besici, borçla üretimi ve hayvancılığı sürdürmeye çalışmaktadır.” dedi. Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının tarım kesimi için çok zor bir yıl olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kuraklık ve zirai donun yanı sıra düşük alım fiyatları, çiftçiyi, üreticiyi ve besiciyi daha çok borçlanmaya neden oldu. Tarım sektörü geçen yıl saatte 42 milyon TL borçlandı. Kredi ödeyemeyen çiftçi ve besici icralık oldu. Bunun yanında, 2002 yılının altında üretim yapılan ürünler de oldu. Dünya; savaş, salgın ve iklim değişikliğinin etkisi altında. Birçok ülkede olduğu gibi, kendi kendine yeten ülkeler dışında ithal ürün alan ülkeler her olumsuz gelişmeden doğrudan etkileniyor. Ülkemizde yaşanan süreçleri dikkate alarak mutlaka bakliyat ve hububat başta olmak üzere gıda üretiminde yeterli düzeye ermeliyiz. Bunun yolu da ihtiyaçlar dikkate alınarak planlı üretime geçilmesidir.” CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım kesiminin bir yılda kredi borcunun 370 milyar TL artarak 1,2 trilyon lirayı aşan bir boyuta ulaştığını belirtti. Bu borç yükünün tarım sektörünü icra kıskacına aldığını ifade eden Gürer, 5 binden fazla tarla ve yüzlerce üretim aracının icra daireleri tarafından satışa çıkarıldığını söyledi. “Yeni krediye erişemeyen, beklediği gelire de ulaşamayan üretici büyük sıkıntıya düştü.” diyen Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “Artık sadece traktör değil, iflas edenlerin tohumu ve ilacı bile icradan satılıyor. Çiftçi, üretici ve besici, borçları nedeniyle tarımın dışına itilmemelidir.” GEÇEN YIL HERGÜN 1 MİLYARIN ÜSTÜNDE TARIM KESİMİ BORÇLANDI. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım borçları son bir yılda %42,7 oranında artış gösterdi. Bu artış hızı, sadece bir günde ortalama 1 milyar 15 milyon TL yeni borç yükü anlamına geliyor. 26 Şubat 2026 gününe kadar bu yıl verileri ise her gün yaklaşık 200 tarlanın icra daireleri ve sulh hukuk mahkemesi tarafından satışa çıkarıldığını gösteriyor” diye konuştu. "1 YILDA BORÇ DAĞ GİBİ BÜYÜDÜ" Ömer Fethi Gürer, 2024 ve 2025 yılları arasındaki değişkenlik 2026 yılına bu yönden de iktidarın daha çözümcü bakması gerektiğini gösteriyor. 2024 yılını tarım sektörü 868 milyar 658 milyon TL borçla bitirmişti. 2025 yılını 1 trilyon 239 milyar 445 milyon TL borçla kapattı. Bu, tarım tarihimizde bir yılda yaşanan en yüksek artıştır. Çiftçinin sırtına bir yılda tam 370 milyar liradan fazla ek yük bindi. Bunu tarım kesimi sırtına yüklemek üretenleri ezer.Bu nedenle destekler artırılmalıdır.Özellikle akaryakıt,gübre,yem ithal ürünler olarak savaşlarında etkisiyle artacağı görülüyor.Bu süreç tarım kesimini daha zorlayacaktır.Aynı zamanda savaşlar stoklama gereği artırması ithal ürün temininde sorun yaratacağı hesaplanıp yerli üretimi arttırıcı politikalar oluşturulmalıdır “ dedi. "İCRA DAİRELERİ TARIM PAZARINA DÖNDÜ" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, borç yükünün sadece rakamlardan ibaret olmadığını, somut bir mülkiyet kaybına dönüştüğünü vurgulayarak 26 Şubat itibarıyla icra dairelerindeki "satılık tarım envanterini" paylaşarak, "Sadece bugün icradan satılık listesine baktığımızda karşımıza çıkan tablo düşündürücüdür . 26 Şubat tarihinde; 60 traktör, 5 bin 249 tarla, 7 besi damı, 352 bağ ve 24 tarım makinesi icradan satışa çıktı. Çiftçinin eli, ayağı, toprağı elinden alınıyor. İcra daireleri adeta birer tarım pazarına dönüştü ama burada satış yapan çiftçi değil, alacaklı bankalar!" dedi. "İFLAS EDEN İŞLETMENİN TOHUMU BİLE HACİZLİ" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımdaki çöküşün boyutunun artık taşınmazları aşıp üretimin en temel girdilerine kadar ulaştığına dikkat çekti. “Çiftçi ve üreticinin tarlası, traktörü icrada satıldığı gibi, iflas eden işletmelerden çok sayıda tohum ve zirai ilaç dahi icra yoluyla satışa çıkarıldı. İcra ne bulursa satıyor. Çiftçi, üretici ve besici, tarımın bu şartlarda nasıl sürdürüleceğini düşünüyor. 2026 yılında, Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre verilmesi gereken doğrudan desteğin 772 milyar lira olması gerekirken, 168 milyar lira olarak verileceği açıklandı. Bu destek artırılmalıdır. Mazottan ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır. Tarım kesiminin borçları ötelenip faizler silinerek, bir an önce haciz işlemleri durdurulmalıdır.” diye konuştu.

2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı Haber

2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların artığı süreçte hem üreticinin hem de tüketicinin korunması için siyasi iktidarın yapması gerekenleri yapmayarak seyrettiği ve sorunların her geçen gün artığını, akaryakıt zamlarınızda süreci olumsuz etkilediğini söyledi. “BİZ TARIMIN GELİŞMESİNİ İSTİYORUZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda artan sorunların çözülmemesinin arz açığı oluşturması ile daha da sıkıntılı bir döneme verilebileceğini belirtti. Gürer, eleştirilerinin amacının ülkeye zarar vermek değil, aksine geleceğe katkı sunmak olduğunu belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca erip çiftçi refahının sağlanmasını; bunun yanı sıra raftaki ürünün de fiyatının uygun koşullara düşmesini istiyoruz. Girdi maliyetleri düşürülerek tarladan sofraya, ahırdan sofraya her ürünün fiyatının daha uygun koşullarda emeklimize, asgari ücretlimize erişmesini ve bu yolda yapılacakları anlatıyoruz,” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin bir sorumluluk olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, “tarım politikalarının olumsuzluklarını söyleyerek özünde bu ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapıyoruz” diye konuştu. “2025, 2002’NİN DE GERİSİNE DÜŞÜLEN BİR YIL OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının ülke tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu belirtti. “2025 yılı Türk tarımı için en sorunlu dönem oldu. 2002 yılının üretiminin altında fasulye, mercimek, nohut üretimleri gerçekleşti.” Nüfusun 2002’ye göre 30 milyonun üzerinde arttığını hatırlatan Gürer, buna rağmen üretimde gerileme yaşandığını söyledi. 2024 ve 2025 verilerini karşılaştırarak şu bilgileri paylaştı: 2024 yılında meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi 28 milyon tondu. 2025 yılında bu üretim 19 milyon 600 bin tona geriledi. 2024 yılında tahıl ve diğer bitkisel üretim 75 milyon 500 bin tondu. 2025 yılında 68 milyon 100 bin tona düştü. 2024 yılında sebze üretimi 30 milyon 600 bin tondu. 2025 yılında 30 milyon 300 bin tona geriledi. “Özellikle bakliyat ve hububatta çok ciddi anlamda üretim kaybı gerçekleşti. 2025 yılı üretim kaybı rafa zam olarak yansıdı”” diyen Gürer, bu tablo karşısında “Tarımda üretimde sorunumuz yok” açıklamalarını anlamanın mümkün olmadığını ifade etti. “BU KADAR ÜRETİM KAYBI VARSA ÇİFTÇİ NASIL SORUN YAŞAMAZ?” Ömer Fethi Gürer, resmi veriler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, “TÜİK’in bitkisel üretimle ilgili 2024 Aralık ve 2025 Aralık verilerine bakılsın, aradaki kayıp üretim fark görülecektir” dedi. Üretim kaybının sahada doğrudan hissedildiğini belirten Gürer, “Bu kadar üretim kaybının olduğu yerde o çiftçinin, o besicinin, o üreticinin sorun yaşamaması mümkün mü? Hayvan varlığınız azalacak, üretiminiz azalacak. Düşük alım fiyatı uygulandığı için çiftçi gelirleri daralacak. Çiftçilik bir yerde sürdürülebilmesi sorunlu noktaya erecek. Tarım arazileri daralacak. Sonra da tarımda her şey çok iyi denilecek bu nasıl mümkün olacak ” şeklinde konuştu. Sahada karşılaştıkları tabloyu da aktaran TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Biz alanlara gidiyoruz, o çok iyileri bulamıyoruz. Ahırlar kapanmış, sorunlar artmış, sıkıntılar katlanmış. Her gittiğimiz yerde köylerde bize dert yanıyorlar. Bu insanlar keyfi için mi dert yanıyor?” ifadelerini kullandı. ŞAP HASTALIĞI VE KURAKLIK TEPKİSİ Hayvancılıktaki kayıplara da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şap hastalığına ilişkin verilerin açıklanmadığını söyledi: “100 hayvanım vardı, 30 tanesini şapta kaybettim diyor üretici. Soruyoruz bakana; 2025 yılında yaşanan şap hastalığında kaç hayvan yitirdik? Açıklama yok. Açıklayın, 2025 yılında kaç hayvan kesime gitti? Kaç hayvan şartlı kesime gitti? Kaç hayvan telef oldu? Kaç hayvan kurban bayramında kesildi? Bu veriler ışığında kaç büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımız var Açıklayın?” dedi. Enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığın etkisine dikkat çekildiğini hatırlatan Öner Fethi Gürer, bu afetlerden zarar gören üreticilere yeterli destek verilmediğini belirterek, “Zirai don ve kuraklıktan Türkiye’nin olumsuz etkilendiği söyleniyor. Peki, bunları üretenler ne oldu? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olanların dışında çiftçilik yapanlara herhangi bir destek verildi mi? Verilmedi. Kuraklıktan etkilenen çiftçiye destek verildi mi? Verilmedi. Bu çiftçi hali nedir diyen bir iktidar ne yazık ki yok ” dedi. ARTAN MALİYETLER, DARALAN GELİR Gürer, özellikle gübre, yem, akaryakıt zamlarının çiftçiyi doğrudan etkilediğini belirtti. Yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10,8 oranında zam geldiğini ifade ederek, “100 dönümlük bir araziyi ekmek için yola çıkan çiftçi, daha tarlaya gitmeden 32 litresini yılbaşından bu yana kaybetmiş durumda” diye konuştu. Gürer, gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatlarının arttığını; buna karşılık alım fiyatlarının düşük tutulduğunu ifade etti. “Girdi maliyetleri katlayacak, alım fiyatları düşük tutulacak, sonra da çiftçiye ‘üretim yapmaya devam et’ denecek. Bu nasıl olacak?” sözleriyle mevcut politikaları eleştirdi. “KOYUN PROJESİ DARALDI, YENİDEN MÜJDE DİYE SUNULUYOR” 2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, projenin büyük ölçüde daraldığını belirterek, “2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesi bu kez neredeyse yüzde 90 daralarak tekrar müjde diye sunuluyor,” diye konuştu. Gürer, “Önce gerçekçi olmalı, verileri doğru görmeli, doğru okumalı ve bunlar üzerinde çözüm üretmelidir” dedi. GÜBRE VE YEMDE %50 SÜBVANSİYON ŞART Ömer Fethi Gürer, “Kısa vadede öncelikle ilk yapılacak iş; gübrede, yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanmalı. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Genç çiftçi ve kadın çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu primi devlet tarafından ödenmeli. Ayrıca tüm borçlar faizsiz olarak en az 3 yıl ötelenmeli. İcralar durdurulmalı. Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır.” dedi.

Gürer: "Tırcı, Nakliyeci, Şoför Esnafı Battık, Batıyoruz Diyor" Haber

Gürer: "Tırcı, Nakliyeci, Şoför Esnafı Battık, Batıyoruz Diyor"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde nakliyeci esnafı olan tır şoförleriyle bir araya gelerek sektörün yaşadığı derin krizi yerinde dinledi. Tır ve nakliyeci şoförleri adına Süleyman Altun, Hüseyin Altun, Mustafa Barboros, Nevzat Çetin, Ahmet Bayoğlu, Uğur Cengiz ve Ahmet Kızıloğlan, yaşadıkları ekonomik sıkıntıları ve çıkmazı anlattılar. Bor’da otoparkta bağlı duran tırlar, nakliyeci esnafının içinde bulunduğu durumu adeta gözler önüne serdi. İş yapamaz hale geldiklerini söyleyen şoförler, artan maliyetler, düşen navlun fiyatları, ağır vergi yükü ve kredi borçları nedeniyle mesleği bırakma noktasına geldiklerini dile getirdi. “TIRLAR PARKTA, İŞ YOK, BORÇ ÇOK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde farklı kesimlerin sorunları artıyor. Nakliyeci esnafı da vergi, stopaj, bakım gideri, gelir dengesi bozulduğu için iş daralmasından dolayı sorunlar yaşıyor. tırlar parkta duruyor. İş yapamaz haldeler. Sıkıntılar artmış. Banka kredilerini ödeyemiyorlar. İcra gelmesiyle beraber sorun yaşayanlar var.” dedi. “BİR LASTİK 36 BİN LİRA, İSTANBUL SEFERİ 36 BİN LİRA” Şoför esnafı ise yaşadıkları zorlukları belirten Süleyman Altun , “Nakliye fiyatları aşırı derecede düşmüştür. Masraflarımız aşırıdır. Vergi yükü üzerimizde yüzde 50’lere varan bir yük var. Bunun altından kalkmamız mümkün değil. Bir lastik 36 bin lira iken biz 36 bin liraya İstanbul’a gidiyoruz. Niğde’den çıkıyorum, yükü karşıya boşaltıyorum, otoyola 4 bin 700 lira veriyorum. Bana kalan 3 bin 700 lira. Bu işi nasıl yapacağım?” dedi. Yılbaşından bu yana mazota gelen zamların, servis, muayene ve bakım ücretlerindeki artışların işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirdiğini belirten Mustafa Barboros, “Ben 27 yıllık tırcıyım. Vergi mükellefiyetini bitirip bahçelerde elma toplamayı düşünüyorum. Bu duruma geldik. Gittiğim zaman masrafı karşılayamaz hale geldim. Hepimiz böyleyiz. Bu sektörü bitirmişler.” TAKO CEZALARI, YOL ÜSTÜNDE YENİ BİR YÜK Hüseyin Altun , TAKO uygulamasının sahadaki gerçeklerle uyuşmadığını da belirterek, “Günde 9 saat çalışıp yatmak isteriz ama Ankara’dan sonra İzmit civarında duracak yer bulamıyoruz. Mecburen devam ediyoruz, polis durduruyor, ceza yazıyor. Giderler çok ağır, altından kalkacak hal kalmadı” diye konuştu. Kendi tırını kendisi süren Nevzat Çetin , emeğinin karşılığını alamadıklarını belirterek, “Bir tırın aylık maliyeti 80-90 bin liradan aşağı değil. Bu arabalarla 90 bin lirayı kazanabilsek şapkayı göğe atacağız. Kazanamıyoruz. Hem şoförüz hem mal sahibiyiz ama anlamı kalmadı” sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. GÜRER: “NAKLİYE DARALIRSA EKONOMİ DARALIR” Nakliyeci esnafının günlerce evinden, ailesinden uzak çalıştığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nakliyeci esnafı kolay kolay şikâyet etmez. Kamyon onun hem yatma yeridir, hem iş alanıdır, hem para kazanma noktasıdır. Bıçak kemiğe dayanırsa derdini anlatır. Şu anda tırlar otoparkta bağlı. Böyle giderse ödeme güçlüğüyle çoğu sektörden çekilecek. Nakliyenin daralması, ekonominin ne kadar sıkıştığını da gösterir. İş olsa her koşulda çalışacaklar. Ama iş yok, gider çok, vergi çok, mazot artıyor, gelir-gider dengesi bozuluyor. Yetkililerin bu sesi duyması gerekiyor,” şeklinde konuştu. “KDV’NİN KDV’Sİ VAR, VERGİ BELİMİZİ BÜKTÜ” Şoför esnafı Uğur Cengiz , vergi sisteminin sektörü adeta kilitlediğini ifade ederek, “KDV’nin KDV’si var. KDV 1, KDV 2 derken üç ayda bir yeni yük geliyor. Senede dört sefer KDV alınıyor. Bir tırcı yılın başında sigorta, kasko, vergi, harç derken 400 bin lira borçla başlıyor. Sigorta ve kasko 150 bin liranın altında değil,” dedi. Deprem döneminde lojistiğin bel kemiğini kendilerinin oluşturduğunu hatırlatan Ahmet Kızılbuğa , “Televizyonda gördüğünüz tırcılar lojistik ağababaları değil, biziz. Bu ülkenin yükünü çeken biziz ama görünmüyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdi. “SATILIK TIR ÇOK, ALAN YOK” Navlun fiyatlarındaki adaletsizliğe de dikkat çeken şoförler, büyük firmaların yüksek fiyat yazabildiğini, küçük esnafın ise çok daha düşük bedellere çalışmak zorunda kaldığını söyleyen Ahmet Bayoğlu, “4 milyona aldığımız tırlar 2,5 milyona düştü, alan yok. Esnaf kefalete borcu olan var. Ödeyemezlerse ya hesaba el koyacaklar ya araca haciz gelecek. Ne yapacağız? Emeklilik için prim gün sayısı düşecekti. Düşürülmedi. Emeklilik içinde sigorta primi ödeyemez duruma düştük” dedi. Bor ilçesinde binlerce tır bulunduğunu vurgulayan esnaflar , “Tır demek sadece bir kişi değil, ailesiyle binlerce insan demek. Lastikçiden tamirciye, devlete kadar herkes bu sektörden kazanırdı. Ama artık ayakta duramıyoruz. Böyle giderse tırcıların yüzde 70’i batacak” sözleriyle uyardı. ŞOFÖRÜN DERDİ ÇOK Niğde Şoförler Esnaf Oda Başkanı Halil İbrahim Kızıltan ve Bor Şoförler Odası Başkanı H. Hüseyin Cengiz’i ziyaret ederek sorunları da görüştü. Gürer, “Türkiye genelinde Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri vasıtasıyla verilen 1.000.000 TL kredilerden yararlanabilmek için SGK, Bağ-Kur ve vergi dairelerinden ‘borcu yoktur’ belgesi istenmektedir. Hâlbuki esnafın durumu içler acısı; borcunu ödeyecek durumu yoktur. Nakliyeci esnaflarımızın dertleri, taşıdıkları yük kadar fazladır. Akaryakıt, lastik, otoyol ve köprü ücretleri, yedek parça, sanayi işçilikleri, trafik sigortası, kasko poliçeleri, Ulaştırma Bakanlığından alınan belge ücretleri, peşin vergi, KDV, stopaj, gelir vergisi, trafik cezaları, muhasebe ücretleri, Bağ-Kur primleri gibi yüksek maliyetler karşısında ezilmektedirler. Şoför esnaflarımız ne yapacağını bilmeden, tek geçim kaynağı şoförlük olduğu için bu işi zararına da olsa yapmaktadır. Kısacası şoför esnafının durumu hiç de iyi değil. Devlet büyüklerimizden şoför esnaflarının sesini duymalarını ve çözüm üretmelerini bekliyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Mazot Fiyatı Yüzde 790 Arttı! Haber

Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Mazot Fiyatı Yüzde 790 Arttı!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada mazot fiyatlarındaki fahiş artışın tarımdan taşımacılığa, sanayiden gıdaya kadar tüm üretim alanlarını doğrudan etkilediğini belirterek, art arda gelen zamların hem üreticiyi hem de vatandaşı çıkmaza sürüklediğini söyledi. “MAZOT 6 LİRA 26 KURUŞTAN 57 LİRA 81 KURUŞA ÇIKTI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında mazotun litre fiyatının 6 lira 26 kuruş olduğunu hatırlatarak, bugün bu rakamın 57 lira 81 kuruşa yükseldiğini ifade etti. Gürer, yılbaşından bu yana mazota gelen son 1 liralık zamla birlikte toplam artışın 3 lira 50 kuruşa ulaştığını söyledi. “CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNDEN SONRA ARTIŞ YÜZDE 790” Mazot fiyatlarındaki artış oranlarına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra mazot fiyatının yüzde 790 oranında arttığını belirtti. Gürer, bir litre mazottan alınan ÖTV ve KDV toplamının 24 lirayı bulduğunu ifade ederek, akaryakıt üzerindeki ağır vergi yükünün doğrudan vatandaşa yansıdığını vurguladı. “MAZOTA GELEN ZAM HER ÜRETİME ZAM DEMEKTİR” Mazot fiyatlarındaki artışın zincirleme etkilerine değinen Ömer Fethi Gürer, “Mazot fiyatındaki artış tarımdan taşımacılığa, sanayiden gıdaya her üretime zam demektir” dedi. Gürer, artan maliyetlerin üretimin tüm aşamalarını etkilediğini, bunun da fiyatlara kaçınılmaz olarak yansıdığını söyledi. “ÇİFTÇİ DE NAKLİYECİ DE NE YAPACAĞINI DÜŞÜNÜYOR” Konuşmasında tarım ve taşımacılık sektörüne dikkat çeken Gürer, çiftçinin tarlasına traktör sokarken, nakliyecinin deposuna akaryakıt alırken ne yapacağını düşünür hale geldiğini ifade etti. Ömer Fethi Gürer, artan mazot fiyatlarının üreticinin hareket alanını daralttığını söyledi. “MAZOT DESTEĞİ VERİLDİ, ZAMLA GERİ ALINDI” Tarımda mazot desteği verilmiş gibi yapıldığını ancak bu desteğin zamlarla geri alındığını dile getiren CHP’li Ömer Fethi Gürer, her akaryakıt zammının iğneden ipliğe tüm ürünlerde fiyat artışına yol açtığını belirtti. Gürer, özellikle gıda üretiminin bu süreçten olumsuz etkilendiğini ifade etti. “VATANDAŞ RAFTAKİ ÜRÜNÜ ALAMAZ HALE GELDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, art arda gelen zamların vatandaşı raftaki ürünü alamaz duruma düşürdüğünü söyledi ve artan maliyetlerin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığına dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.