Hava Durumu

#Akaryakıt

Kırsal Haber - Akaryakıt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akaryakıt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir'de Yeni Sezon Bal Fiyatları Belli Oldu Haber

Eskişehir'de Yeni Sezon Bal Fiyatları Belli Oldu

Eskişehir İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yılmaz Aşçı, bu yılki bal üretimini ve merakla beklenen yeni sezon bal fiyatlarını değerlendirdi. Son iki yıldır yaşanan kuraklığın ardından bu sezon yağışların artmasıyla rahat bir nefes alan Eskişehirli arıcılar, verimli bir hasat dönemini geride bıraktı. ​Son iki yılda kuraklık nedeniyle büyük kayıplar yaşayan ve zorlu günlerden geçen Eskişehirli bal üreticileri, bu yıl yağışların ve bal akımının iyi gitmesiyle yeniden moral buldu. Üretim sürecindeki gelişmeleri aktaran Eskişehir İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yılmaz Aşçı, bu sezonki bal verimi ve yeni dönem fiyat politikaları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. ​Yağışlar Arıcının Yüzünü Güldürdü ​Önceki iki yıl üst üste yaşanan kuraklığın arıcılık sektörünü ciddi şekilde yıprattığını belirten Yılmaz Aşçı, yağışlı geçen bu sezonun hayati bir önem taşıdığına dikkat çekti. Kuraklık şartlarının üst üste üçüncü yıl da devam etmesi durumunda sektörün ayakta kalmasının imkânsız hale geleceğini ifade eden Aşçı, bu yıl elde edilen yüksek rekoltenin üreticiler açısından adeta can suyu olduğunu vurguladı. ​2024 Eskişehir Bal Fiyatları Ne Kadar Oldu? ​Üreticilerin beklentileri ve maliyetler doğrultusunda belirlenen yeni sezon bal fiyatları da kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklanan güncel bal fiyatları şu şekildedir: ​Süzme Bal Taban Fiyatı (850 gr): 700 TL ​Süzme Bal Fiyat Aralığı (Cins ve Miktara Göre): 700 TL – 1.200 TL ​Petek Bal Fiyat Aralığı: 900 TL – 1.500 TL ​Geçen yıl 850 gramlık süzme bal taban fiyatının yaklaşık 500 TL seviyesinde olduğunu hatırlatan Birlik Başkanı Yılmaz Aşçı, bu yıl yapılan 200 TL’lik artışla taban fiyatın 700 TL olarak güncellendiğini belirtti. ​Artan Girdilere Rağmen Hem Üretici Hem Tüketici Korundu ​Fiyatların belirlenmesinde sadece üretim miktarının değil, üreticinin emeğinin ve artan girdi maliyetlerinin de belirleyici olduğunu ifade eden Yılmaz Aşçı; özellikle akaryakıt, arı besleme ve ilaç giderlerindeki yükselişin arıcıların üzerindeki yükü artırdığına değindi. ​Maliyet baskısına rağmen tüketiciyi de düşündüklerini belirten Aşçı, arıcıların kendi kâr marjlarından fedakârlık yaptığını dile getirdi. Belirlenen taban ve tavan fiyatların hem üreticinin sürdürülebilirliğini hem de vatandaşın kaliteli bala erişimini göz gözettiğini söyledi.

Genel Başkan Yardımcısı Demiröz: "Tarım Sayımını Yapamazsanız, Yönetemezsiniz!" Haber

Genel Başkan Yardımcısı Demiröz: "Tarım Sayımını Yapamazsanız, Yönetemezsiniz!"

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tarım ve Gıda Güvenliği Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, bakanlık bünyesinde yürütülen tarımsal sayım çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulundu. Tarımın sadece planlama için değil, gıda güvenliği açısından da kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Demiröz, mevcut iktidarın 22 yıllık görev süresine rağmen tarımsal envanteri çıkaramamış olmasını eleştirdi. ​Demiröz, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Aldığımız duyumlara göre şuan bakanlıkta ülkemizin tarımsal varlığının bilimsel bir metodolojiyle sayılabilmesi için hummalı bir çalışma yürütülmektedir. Her ne kadar çıkış noktası AB ilerleme raporuna sunulabilmesi için olsa da yapılan çalışmayı kıymetli buluyoruz. Bunun nedeni sadece tarımın ve dolaysıyla gıda arzının planlanması değil güvenliği açısından da önemli olmasıdır. Aslında tarımsal varlığımınız sayamamak hükümetimizin ülke yönetimindeki maharetsizliğini de ortaya sermektedir. 2000 li yılların başında eğer böyle bir eleştiri yapsaydık elbette haksızlık etmiş olurduk. Ancak 22 yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir hükümet bunun tek suçlusudur. Tarım sayımı sadece planlama için değil demiştik. Çünkü sayamazsanız; kullandığınız pestisit, gübre ve kullanılan tohum miktarını, kaçak kesilen hayvan sayısı, ülkeye kaçak yoldan giren hayvanlar, tarım çalışanlarının sosyal güvencesi, kırsal göç gibi tarımın önemli sorunları da yönetemeyeceğiniz anlamına gelmektedir. Sadece buda değil tarımsal alet makine ve akaryakıt için yurtdışına giden milyarlarca doları da yönetemezsiniz. Yıllar önce yurtdışındaki doğru uygulamalar incelenerek kendi tarım sistemimize entegre etmemiz gereken sayım sistemi bugün verilen çabalarla düzeltilemez. Örnek vermek gerekirse mevcut çalışmanın ana temasını oluşturan “Bitkisel üretim istatistiklerinin uluslararası standartlara tam uyumlu olarak tarımsal işletme bazında üretilmesi hedeflenmektedir. Bunun için sürdürülebilir bir tarımsal işletme kayıt sistemine ihtiyaç bulunmaktadır.” ifadesi ABD deki sistemin bire bir kopyalanmasıdır. Yıllardır devam eden yanlış tarım politikaları nedeniyle 10-15 dekarlık alanlara sahip aile işletmelerinden oluşan tarım sistemini sayamazsınız. Milletimize olan sevgi ve bağlılığımızla bıkmadan usanmadan söylemeye devam edeceğiz. Bizim düzeltebileceğimiz bir tarım sistemimiz yoktur. Biz sil baştan yeni bir sistem kurmak zorundayız. Bu sistem Anahtar Parti tarım modelidir. Yani "Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli". Devletin bütün girdileri verdiği mahsulü aldığı büyük tarla parsellerinde yapılacak üretim sistemidir. Bizim sistemimizde satışı ve alışı kooperatif yapacaktır. TMO ise bütün alımlarını kooperatif adına yapacaktır. Birlikte üretim modeli ile tarım sayılabilir bir hale gelecektir. Ayrıca girdi tasarrufu da sağlanacaktır. Maalesef bugün hala çiftçimizin çoğu dekara 30 kilo buğday tohum atmakta pestisit ve gübreyi yanlış kullanmaktadır. Birlikte üretim modelinde toprağın nasıl işleneceğinden başlayarak yetiştirilecek ürün ve kullanılacak girdiler havza yönetim kurulları tarafından belirlenecektir. Tarım envanterimizi doğru bir şekilde ortaya koymak, planlamak, üretken hale getirmek velhasıl yönetebilmek için başka çare yoktur. Yoksa ne mi olur? Bunu Türkçemizdeki güzel bir deyim ile açıklayalım; "benim oğlum bina okur, döner döner yine okur" deyimi, tarım için yaşamaya devam eder."

TESK Başkanı Palandöken’den Akaryakıt Zammı Uyarısı Haber

TESK Başkanı Palandöken’den Akaryakıt Zammı Uyarısı

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, akaryakıt fiyatlarındaki ÖTV kaynaklı artışların başta esnaf ve sanatkarlar olmak üzere tüm ekonomiyi olumsuz etkilediğini belirtti. Akaryakıta gelen her zammın iğneden ipliğe her şeyin maliyetini yükselttiğini vurgulayan Palandöken, enflasyonla mücadele ve maliyet baskısının azalması için acilen eşel mobil sistemine geçilmesi çağrısında bulundu. “Motorinde ÖTV Artış Takvimi Esnafı ve Vatandaşı Zorluyor” Eylül ayı itibarıyla motorin litre fiyatına yansıyan KDV dahil 3,60 liralık artışı hatırlatan Palandöken, önümüzdeki döneme ilişkin vergi yükünün endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti. Mevcut kademeli takvime göre motorindeki ÖTV artışının Ekim’de 6 TL, Kasım’da 9 TL ve Aralık’ta 12 TL’ye ulaşmasının beklendiğini vurgulayan TESK Başkanı, bu tablonun üretimden taşımacılığa kadar her alanda zincirleme zam baskısı yaratacağını dile getirdi. Akaryakıt Zamlarının Ekonomiye Etkileri Palandöken, ticari araç sahibi esnaf için akaryakıtın en büyük gider kalemi olduğunu belirterek yükselen maliyetlerin olası sonuçlarını şu şekilde sıraladı: Maliyet Artışı: Taşımacılık, lojistik, gıda ve hizmet sektörlerinde üretim giderleri doğrudan yükseliyor. Enflasyon Riski: Üretim ve dağıtım maliyetlerindeki artışın etiketlere yansıması, genel fiyatlar seviyesini yukarı çekerek enflasyonu yeniden körüklüyor. Alım Gücünde Düşüş: Artan fiyatlar esnafın iş hacmini daraltırken tüketicinin ve vatandaşın alım gücünü zayıflatıyor. Çözüm Önerisi: Akaryakıtta Eşel Mobil Sistemine Dönüş Enflasyonla mücadelede kalıcı başarı sağlanması için vergi yükünün makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savunan Bendevi Palandöken, çözümün eşel mobil uygulamasında olduğunu vurguladı. Palandöken, “Maliyet artışlarının fiyatlara yansımasını önlemek, hem esnafımızı hem de vatandaşımızı rahatlatmak adına akaryakıtta eşel mobil sistemi vakit kaybetmeden yeniden uygulanmalıdır” dedi.

Üreticilere Can Suyu Olan Projede Dağıtımlar Tamamlandı Haber

Üreticilere Can Suyu Olan Projede Dağıtımlar Tamamlandı

Denizli Büyükşehir Belediyesi, artan girdi maliyetleri karşısında üreticilerin yükünü hafifletmek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla hayata geçirdiği “Üreticilere Mazot Desteği Projesi”ni başarıyla tamamladı. Denizli genelinde toplam 10 bin 66 üreticiye 704 bin 880 litre mazot desteği sağlandı. Denizli Büyükşehir Belediyesi, aile işletmelerini korumak ve çiftçilerin en büyük gider kalemlerinden biri olan akaryakıt maliyetlerine karşı can suyu olmak amacıyla başlattığı ‘Mazot Destek Kartı’ dağıtım programını tamamladı. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde, 3 haftalık planlama doğrultusunda 17 ilçedeki hak sahiplerine mazot destek kartları ulaştırıldı. Dağıtım programının finali, Denizli Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Törene Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Denizli Merkez Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici, daire başkanları ve çok sayıda üretici katıldı. Çavuşoğlu: “Toprağına sımsıkı sarılan üreticimizin yanındayız” Törende üreticilere seslenen Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, çiftçilerin alın terine sahip çıkmanın en temel görevleri olduğunu vurgulayarak, “Çiftçimizin, üreticimizin alın terine sahip çıkmayı en temel görevimiz olarak görüyoruz. Artan girdi maliyetlerinin toprağını işleyen hemşehrilerimizin belini bükmesine izin veremeyiz. Bu destekle amacımız üreticimizin üretim maliyetlerine bir nebze de olsa katkıda bulunmaktır. Üreticimiz ürettikçe Denizli’mizin kazanacağını biliyoruz. Bu nedenle her zaman çiftçimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. “Bu şehrin her kuruşu bize emanettir” Yerel yönetim olarak sadece tarımsal alanda değil, sosyal belediyecilikte de her zaman vatandaşın omurgası olduklarını belirten Başkan Çavuşoğlu, kreşlerden beslenme desteklerine kadar hayata geçirilen projeleri sıraladı. Şehrin her kuruşunu halkın emaneti olarak gördüklerini ifade eden Başkan Çavuşoğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Biz neyi biliyoruz? Biz önce haddimizi biliyoruz. Biz bu şehrin her kuruşunun bize emanet olduğunu biliyoruz. Ve bir şeyi daha biliyoruz. Bu emanete en son yapılması gereken şeyin de ihanet olduğunu ve hiç yapılmaması gereken şeyin de boğazımızdan haram lokmanın geçmeyeceği ve geçirilmemesi gerektiğini biliyoruz.” “Üreticimizin üretmeye devam etmesi gerekiyor” Denizli Merkez Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici ise artan girdi maliyetleri karşısında yerel yönetimlerin desteğinin önemine dikkat çekerek, “Çiftçimizin en büyük gider kalemi olan mazot yükünü hafifleten çok anlamlı bir projenin finalinde bir aradayız. Üreticimizin ayakta kalması, toprağını işlemeye devam etmesi bugün artık çok daha önemli hale gelmiştir. Gösterdikleri bu hassasiyet ve çiftçimize sundukları destekten dolayı Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımız Bülent Nuri Çavuşoğlu’na ve emeği geçen tüm kurumlara üreticilerimiz adına şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Yücel Arazsu ise, “Üreticilerimizin tarlalarını boş bırakmaması ve üretim heyecanını kaybetmemesi için ilk günden bu yana sahada, çiftçimizin yanındayız. Planlı ve koordineli bir şekilde tamamladığımız bu desteğimizin tüm çiftçilerimize hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum” dedi. Mazot kartlar 13 Kasım’a kadar kullanılabilecek Final programında, Merkezefendi ilçesinde 205 üreticiye 13 bin 500 litre, Pamukkale ilçesinde 502 üreticiye 35 bin 60 litre olmak üzere, toplamda 707 üreticiye 48 bin 610 litre mazot desteği verilirken; kadın üreticilere sahnede gerçekleştirilen temsili kart teslimiyle tören sona erdi. Mazot Destek Kartları ile hak sahipleri, kendilerine tanımlanan destek miktarlarını 13 Kasım 2026 tarihine kadar ister tek seferde isterlerse ihtiyaçları doğrultusunda parçalı olarak kullanabilecek.

YENİ Partili Ayhan Barut’tan Limon Üreticisi İçin Çağrı Haber

YENİ Partili Ayhan Barut’tan Limon Üreticisi İçin Çağrı

Adana’da 2026 limon hasadı başlarken üreticinin düşük alım fiyatı ve yüksek üretim maliyetleriyle mücadelesi sürüyor. Yüreğir Ovası’nda limon üreticilerini ziyaret eden YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, limonun kilogram üretim maliyetinin yaklaşık 10 lira olduğunu, buna karşın üreticiye 5-6 lira civarında fiyat teklif edildiğini söyledi. Hasat döneminde limon üreticisinin ciddi bir fiyat sorunu yaşadığını belirten Barut, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için kilogram başına en az 15-16 lira fiyat oluşması gerektiğini ifade etti. Barut, alıcı bulunamaması nedeniyle ürünlerin dalında beklediğini ve limon üreticisinin zarar etme riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Adana’da limon üreticisi maliyet baskısı altında Yüreğir Ovası’ndaki bir limon bahçesinde ziraat mühendisi Hüseyin Doğru ile incelemelerde bulunan Ayhan Barut, Çukurova’da limon hasadının başladığı dönemde üreticinin beklediği fiyatı bulamadığını belirtti. Limon yetiştirmenin uzun ve emek yoğun bir süreç olduğuna dikkat çeken Barut, üreticinin yaklaşık 5 yıl boyunca ürün almak için emek verdiğini söyledi. Hasat döneminde çiftçinin gelir elde etmeyi beklediğini belirten Barut, düşük alım fiyatlarının üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade etti. Barut, “Limonu yetiştirmek kolay değil. Yaklaşık 5 yıl uğraşıyor çiftçi, emek verip üretiyor. Tam hasat vakti üretici sevinip bayram edecekken maalesef limonda yine hüsranla karşı karşıya” dedi. Limonun üretim maliyeti 10 lira, alım fiyatı 5-6 lira Limon üretim maliyetinin kilogram başına yaklaşık 10 lira olduğunu belirten Barut, üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapabilmesi için maliyetlerin üzerinde bir fiyat alması gerektiğini söyledi. Üreticinin eline geçmesi gereken fiyatın en az 15-16 lira seviyesinde olması gerektiğini ifade eden Barut, piyasada 5-6 lira gibi fiyatların konuşulmasının limon üreticisini endişelendirdiğini kaydetti. Barut, yakın dönemde market ve pazarlarda kilogram fiyatı 200 liraya kadar çıkan limonun bugün üreticinin elinde kalmasına tepki göstererek, “Daha yakın zamana kadar markette ve pazarlarda kilo fiyatı 200 lirayı bulan limon ne oldu da dalında bekliyor?” diye sordu. Türkiye’de limon üretiminde Çukurova önemli bir merkez Türkiye’nin yıllık limon üretiminin yaklaşık 2 milyon ton olduğunu belirten Barut, Adana, Hatay ve Mersin’in Türkiye limon üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu söyledi. Yüksek girdi maliyetlerinin çiftçinin üretim gücünü olumsuz etkilediğini ifade eden Barut, limon üreticisinin desteklenmesi çağrısında bulundu. Üreticinin zararına satış yapmak zorunda kalması halinde limon bahçelerinin ve ağaçlarının kesilmesi riskinin yeniden ortaya çıkabileceğini belirten Barut, bunun ülke tarımı açısından ciddi bir kayıp olacağını dile getirdi. Barut, üreticiye maliyetlerini karşılayabileceği ve sürdürülebilir üretim yapabileceği bir fiyat verilmesi gerektiğini belirterek, çiftçinin desteklenmesinin tüketici açısından da olumlu sonuçlar doğuracağını söyledi. Ziraat mühendisi Doğru: “Üretici bu işin altından kalkamayacak” Limon bahçesinde tarımsal üretim danışmanlığı yapan ziraat mühendisi Hüseyin Doğru da limon sektöründeki fiyat ve maliyet sorununa dikkat çekti. Yaklaşık 35 yıldır narenciye sektöründe çalıştığını belirten Doğru, limonda alıcı sorunu yaşandığını ve üreticiye verilen fiyatların maliyetlerin altında kaldığını ifade etti. İşçilik, akaryakıt ve gübre gibi temel tarımsal girdilerin fiyatlarının yükseldiğini belirten Doğru, buna rağmen limonun düşük fiyatlarla satılmasının üreticiyi zarara sürüklediğini söyledi. Yakın zamana kadar limon fiyatlarının yükseldiğini, depolardaki ürünlerin piyasaya çıkmasıyla birlikte fiyatların gerilediğini belirten Doğru, erkenci mandalinada da benzer bir fiyat sorunu yaşandığını ifade etti. Doğru, “Çiftçi sürekli zarar ederse bu girdi fiyatlarındaki artışla üretim sürekli zorlaşıyor. Böyle giderse üretici bu işin altından kalkamayacak” dedi.

Hizmet Sektörü Felakete Sürüklenmemeli Haber

Hizmet Sektörü Felakete Sürüklenmemeli

Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Mart ayı meclis toplantısında konuşan Başkan Metin Güler, işletmelerin açılır-kapanır sistemler ve pergolalar nedeniyle ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Güler, "Doğalgaz ve elektrik kesintisi riski yaşayan üyelerimiz için çözüm odaklı yaklaşım bekliyoruz" dedi. ​Eskişehir Ticaret Odası’nın Mart ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Halil İbrahim Ara’nın açılış konuşmasıyla gerçekleştirildi. Toplantıda şehrin girişimcilik ekosisteminden küresel ekonomik risklere kadar pek çok konuya değinen ETO Başkanı Metin Güler, özellikle hizmet sektörünün son dönemde yaşadığı "yapısal yaptırım" krizine dikkat çekti. ​Hizmet Sektöründe "Sistem" Krizi: İşletmeler Kapanma Noktasında ​Eskişehir ekonomisinin kalbi olan hizmet sektörünün, iş yerlerindeki pergola ve açılır-kapanır alanlar sebebiyle belediyelerle sorun yaşadığını ifade eden Metin Güler, üyelerin ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını söyledi. ​Güler, sorunun boyutunu şu sözlerle özetledi: ​Yaptırım Tehdidi: Üyelerimiz doğalgaz, su ve elektrik hizmetlerinden men edilme riskiyle yaşıyor. ​Belediyelerle Temas: Odunpazarı ve Tepebaşı belediyeleriyle sorunun çözümü için irtibat halindeyiz. ​Çözüm Beklentisi: Eskişehir’in yerel aktörleri, hizmet sektörünün felaketine yol açmadan bu sorunu ortadan kaldırmalıdır. ​Genç Girişimcilere ETO’dan Dev Destek ​Girişimcilik Akademisi projesiyle şehre yeni markalar kazandırmayı hedeflediklerini belirten Güler, Anadolu Üniversitesi, ESOGÜ ve ESTÜ öğrencilerine yönelik destek paketini açıkladı. "Kampüsten Ticarete" projesi kapsamında dereceye giren ilk üç girişimciye sırasıyla 450 bin, 250 bin ve 150 bin TL nakdi destek ve ETO binasında ofis imkanı sağlanacak. ​"Faiz Artışı İhtimalini Düşünmek Bile İstemiyoruz" ​Ekonomik gelişmelere de değinen Güler, yüksek faiz oranlarının ticaret üzerindeki baskısına dikkat çekti. Jeopolitik risklerin enerji ve akaryakıt fiyatlarını tetiklediğini belirten ETO Başkanı, şu uyarılarda bulundu: ​Finansman Sorunu: Tüccar ve sanayicinin finansmana erişimi zorlaşıyor; yüksek faiz konkordato ve iflas riskini artırıyor. ​Küresel Riskler: ABD-İran-İsrail hattındaki gerilim, girdi maliyetlerini ve raf fiyatlarını olumsuz etkiliyor. ​Destek Çağrısı: Arz ve talebin azaldığı bu dönemde tüccar ve sanayici daha fazla desteklenmeli. ​ETO Üyelerinin Talepleri Ankara’ya Taşındı ​ETO heyetinin sorunları yerelde bırakmadığını, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu ziyaret ederek tüm talepleri Ankara’ya ilettiklerini belirten Güler, açılır-kapanır alanlar sorununun Türkiye genelinde bir çözüme kavuşturulması için girişimlerin süreceğini vurguladı.

Toplu Taşımada Kullanılan Akaryakıta Uygulanan KDV Düşürülmeli Haber

Toplu Taşımada Kullanılan Akaryakıta Uygulanan KDV Düşürülmeli

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Mart Ayı Olağan Encümen Toplantısı, Birlik Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada; halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanlarının yaşadıkları hukuki süreçlere dikkat çekilerek demokrasi vurgusu yapıldı. Açıklamada ayrıca, belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları paylar üzerinden yapılan kamu alacağı kesintilerinin geçici olarak durdurulması ile toplu taşıma hizmetlerinde kullanılan akaryakıta uygulanan Katma Değer Vergisi oranının düşürülmesine yönelik taleplerde bulunuldu. Özellikle muhalif partilere mensup belediye başkanlarının tutuklu yargılanmalarının hukuk devleti ilkesine zarar verdiği ifade edilen açıklamada, merkezi yönetim tarafından yerel yönetim mevzuatında değişiklik yapılmasına yönelik yürütülen hazırlık çalışmalarına, Türkiye Belediyeler Birliğinin de dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Açıklamanın tamamında şu ifadelere yer verildi: “Türkiye Belediyeler Birliği Mart Ayı Olağan Encümen Toplantısı, Birlik Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Vahap Seçer başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Yerel demokrasinin işleyişi, hukuk devleti ilkesi ve yerel yönetimlerin kurumsal yapısı çerçevesinde güncel gelişmelerin ele alındığı toplantıda; yerel yönetim mevzuatında yapılması planlanan düzenlemeler ile belediyelerin karşı karşıya kaldıkları maliyet baskıları değerlendirilmiş ve çözüm önerileri geliştirilmiştir. Toplantıda aşağıdaki hususlarda görüş birliğine varılmıştır: Türkiye Belediyeler Birliğinin, yerel yönetimlerin kurumsal temsilini ve demokratik işleyişini koruma sorumluluğu bulunmaktadır. Halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanları, uzun süredir kaygı verici bir hukuki süreç yaşamaktadırlar. Bu hukuki sürece doğal hakim ilkesini yok eden bir yöntem olan görev yaptıkları il ve ilçede yürütülen işlemler hakkında başka illerdeki savcılıklar tarafından soruşturulmaları da dahil edilmiştir. Ne yazık ki bu soruşturmaların hemen hemen tamamı tutuksuz yargılanma ilkesi göz ardı edilerek tutuklanmayla sonuçlanmaktadır. Tüm bu yaşananlar, demokratik meşruiyetin temelini oluşturan seçmen/seçilmişlik iradesi, hukukun üstünlüğü, masumiyet karinesi ve yerel yönetimlerin anayasal güvenceleri bakımından özenle değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Belirtmeliyiz ki derin kaygılarımıza neden olan bu uygulamalar hukuk devleti ilkesini de aşındırmaktadır. Ülkemizin tanık olduğu bu uygulamaların özellikle muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarına yönelik olması da dikkat çekicidir. Mahallî idarelerin; mahallî müşterek ihtiyaçların karşılanması amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişilikleri olduğu açıktır. Bu çerçevede, yerel yönetimleri doğrudan ilgilendiren mevzuat düzenlemelerinde yerinden yönetim ilkesinin güçlendirilmesi ve katılımcı idare anlayışının hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Merkezi yönetim tarafından yerel yönetim mevzuatında değişiklik yapılmasına yönelik yürütüldüğü anlaşılan hazırlık çalışmalarının; belediyelerin görev, yetki ve sorumluluk alanları ile mali yapıları ve hizmet sunum kapasiteleri üzerinde etkili olabilecek sonuçlar doğuracağı değerlendirilmektedir. Yerel yönetimleri doğrudan ilgilendiren ve gelecek kuşakları da etkileyecek düzenlemelerin hazırlanması sürecinde, tüm belediyeleri temsil eden Türkiye Belediyeler Birliğinin kurumsal görüş ve önerilerinin alınması; demokratik yönetişim ilkeleri, kamu hizmetlerinin etkinliği ve idarenin bütünlüğü açısından açık bir gerekliliktir. Belediyelerin sahada yaşadığı sorunlara ilişkin bilgi ve tecrübenin karar alma süreçlerine yansıtılması, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasına ve vatandaş memnuniyetinin artırılmasına katkı sağlayacaktır. Toplantıda ayrıca; son dönemde küresel ölçekte artan enerji ve akaryakıt maliyetlerinin belediyelerin hizmet sunum kapasitesi üzerinde ciddi bir mali baskı oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu durumun, toplu taşıma hizmetlerinden altyapı ve üstyapı yatırımlarına, çevre temizlik hizmetlerinden sosyal destek faaliyetlerine kadar pek çok alanda belediyelerin giderlerini önemli ölçüde artırdığı ifade edilmiştir. Hizmet maliyetlerindeki artışa rağmen genel bütçe vergi gelirlerinden belediyelere aktarılan payların aynı ölçüde artırılmaması ve belediyelerin öz gelir kaynaklarının mevcut ekonomik koşullara uygun şekilde güncellenmemesi, yerel yönetimlerin mali dengelerini zorlayan temel unsurlar arasında yer almaktadır. Belediye hizmetlerinde aksama yaşanmaması, yerel kamu hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve yerel yönetimlerin mali sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi amacıyla aşağıdaki hususlarda adım atılması gerektiği değerlendirilmiştir: Belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları paylar üzerinden yapılan kamu alacağı kesintilerinin, önceki dönem uygulamalarında olduğu gibi Cumhurbaşkanı Kararı ile geçici olarak durdurulması, Toplu taşıma hizmetlerinde kullanılan akaryakıta ilişkin olarak Katma Değer Vergisi oranının düşürülmesine ve Özel Tüketim Vergisi bakımından istisna getirilmesine yönelik yasal düzenleme yapılması. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.” Encümen toplantısına, Birlik Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Ağrı Belediye Başkanı Hazal Aras, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ve Karaköprü Belediye Başkanı Nihat Çiftçi katıldı. Toplantıda TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız ile Genel Sekreter Yardımcıları Şengül Altan Arslan, Feridun Ulutaş ve Ulaş Altun da hazır bulundu.

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart! Haber

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında savaşın tarım üzerindeki etkileri ve çözüm önerilerini açıkladı. Gürer, ABD-İsrail ve İran arasında dört haftayı geride bırakan savaşın Türkiye’de zaten sorunlu olan tarım sektöründe etkileri artırdığını söyledi. Gübre, akaryakıt, enerji, yem ve temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılığın risk oluşturduğunu belirten Gürer, yanlış tarım politikaları ve yetersiz destekler nedeniyle krizin büyüdüğünü ifade etti. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 yılının dördüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,6 büyürken tarımsal üretimin yüzde 8,8 gerilediğini belirten Gürer, hububat ve meyvede çift haneli kayıplar yaşandığını söyledi. DESTEKLER ARTIRILMALIDIR CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarım alanlarının daraldığını, çiftçi sayısının nüfusa paralel artmadığını, girdi maliyetlerinin yükseldiğini ve planlı üretim modelinden uzaklaşıldığını belirterek, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ve üreticinin yeterince korunmadığını ifade etti. ÇÖZÜM VAR, İKTİDAR ELİNİ ÇABUK TUTSUN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, savaşın etkileriyle gıda arzının kritik hale geldiğini belirterek ithalata dayalı politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Arz açığı olan ürünler için bölgesel üretim planlaması yapılması çağrısında bulunan Gürer, dünyada birçok ülkenin çiftçisine destek verdiğini ancak Türkiye’de ithalata yönelindiğini ifade etti. TARIMDA ACİL ÇÖZÜM POLİTİKALARI Gürer, tarımda alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı: 1- Acilen üretici girdi fiyatlarında indirim sağlanmalıdır. Hayvansal ve bitkisel üretimin sürdürülebilirliği için mevcutta ek muafiyetler sağlanmalıdır. Özellikle topraktan uzaklaşmış, kırsalda yaşayan küçük aile tipi işletmelerin toprakla tohumu buluşturması ve boşalan ahırların yeniden sürece katılmasını sağlayacak, ürün alım garantili, maliyet ve makul kar ile alım fiyatı oluşturulacak ve yem destekli cumhurbaşkanlığı çağrısı yapılmalıdır. 2- Gübre ve yem de %50 oranında sübvanse sağlanmalıdır. Sahte gübreye karşı denetimler artırılmalıdır. Gübre demek üretimde verim demektir. Gübresiz üretim verim kayıplarına da yol açar. Ülkemiz Gübre de önemli ölçüde dışa bağımlı kılınmıştır. 3- TARIM Kanun 21 maddesinde yer alan milli gelirin % 1 çiftçiye destek olarak verileri maddesi gereği 772 milyarı bulan destek yerine 2026 yılında 168 milyar destek ayrılmıştı. Bu destek kanuna uygun olarak verilmesi sağlanmalıdır. 4- Akaryakıtta ÖTV VE KDV Kaldırılmalı ve tarım kesimi ile nakliyecilere akaryakıt desteği sağlanmalıdır. Tarım kesimine verilen akaryakıt desteği artırılmalıdır. Kırmızı mazot uygulamasına geçilmelidir. 5- Tarım kesimi ve nakliyeciler ile esnaf için kredi borç yapılandırmasına gidilmeli, faizler silinmeli, ek kredi desteği sağlanmalıdır. 2025 yılı destekleri hemen ödenmelidir. Haciz işlemleri icralar derhal durdurulmalıdır. 6- Küçük aile işletmelerinde sigorta prim ödeme desteği verilmelidir. 7- Buğday ve arpa gibi ürünlerin alım fiyatı girdi maliyeti esas alınarak açıklanmalı ve taban fiyat uygulamasına dönülmelidir. 8- Sulama suyu ve elektrik borçları hasat sonuna bırakılmalıdır. 9- İhtiyaç sahibi üreticilere fide ve tohum desteği verilmelidir. 10- Arz açığı olan ürünlerde üretim artırıcı destekler sağlanmalıdır. 11- Veteriner ve aşı giderleri kamu tarafından karşılanmalıdır. 12- Hayvan hastalıklarıyla mücadele artırılmalıdır. 13- Nakliye köprü ve yol ücretleri bir yıl kaldırılmalıdır. 14- Üretim planlaması yapılmalıdır. 15- Ürün fiyat artışları kontrol altına alınmalıdır. 16- Hasat dönemlerinde iş gücü planlaması yapılmalıdır. 17- Tarım Kredi marketlerine doğrudan ürün sevki sağlanmalıdır. Gürer, savaş koşullarında gıda arz güvenliğinin daha da önem kazandığını belirterek, “Tarım stratejik bir sektördür. İktidar acil tarım destek paketini açıklamalıdır” dedi.

Süt Üreticilerinden Belirsizlik İsyanı Haber

Süt Üreticilerinden Belirsizlik İsyanı

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), yayımladığı basın açıklamasıyla süt sektöründe büyüyen bir belirsizlik krizine dikkat çekti. Desteklemelerin ve yeni tavsiye fiyatının hala açıklanmamış olması, üreticiyi üretimden kopma noktasına getirdi. ​Destek ve Fiyat Bekleyişi Sürüyor ​TÜSEDAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, 2026 yılına ilişkin çiğ süt ve buzağı desteklerinin hala ilan edilmediği belirtildi. Ayrıca Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) kararı gereği üç ayda bir güncellenmesi gereken sıcak çiğ süt tavsiye fiyatının, 1 Nisan 2026 itibarıyla geçerli olacak yeni seviyesinin hala belirsizliğini koruduğu vurgulandı. Üreticiler, "Ne kazanacağını bilmeden üretim nasıl sürdürülecek?" sorusuna yanıt bekliyor. ​Artan Maliyetler Üreticiyi Kıskaca Aldı ​Sektörün sadece belirsizlikle değil, aynı zamanda ciddi maliyet artışlarıyla da mücadele ettiği ifade edildi: ​Navlun ve Lojistik: Navlun fiyatlarındaki %40-60 artış ve yükselen sigorta maliyetleri yem ham maddesini pahalı hale getiriyor. ​Enerji ve Akaryakıt: Akaryakıt ve elektrik giderlerindeki yükseliş; süt toplama, kesimhane ve soğuk zincir maliyetlerini doğrudan artırıyor. ​Kredi Limitleri: Ziraat Bankası’nın hayvansal üretim kredilerindeki üst limitlerinin 2024 yılından bu yana değişmemesi, artan maliyetler karşısında üreticinin finansmana erişimini kısıtlıyor. ​"Et ve Süt Krizi Kapıda" ​Duyuruda, küçük ve orta ölçekli üreticilerin üretimden çekilmeye başladığı ve anaç hayvan kesimlerinin arttığı uyarısı yapıldı. Bu durumun gelecekte ciddi bir arz krizine, gıda enflasyonunda artışa ve gıda güvenliği riskine yol açabileceği belirtildi. ​TÜSEDAD’dan Acil Eylem Çağrısı ​Dernek, sektörün sürdürülebilirliği için şu talepleri sıraladı: ​Çiğ süt ve buzağı destekleri ile yeni tavsiye fiyatı derhal açıklanmalıdır. ​Destek ödemeleri bir takvime bağlanarak hızla gerçekleştirilmelidir. ​Ziraat Bankası kredi üst limitleri güncel maliyetlere göre acilen yükseltilmelidir. ​Yem ham maddesinde yerli üretim seferberliği başlatılmalıdır. ​Açıklama, "Üretici belirsizlik değil, öngörülebilirlik ister. Tarımda sürdürülebilirlik, ancak zamanında alınan doğru kararlarla mümkündür" sözleriyle noktalandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.