Hava Durumu

#Akdeniz

Kırsal Haber - Akdeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akdeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kaş–Kekova’da Denizel Ekosistemler Mercek Altına Alındı Haber

Kaş–Kekova’da Denizel Ekosistemler Mercek Altına Alındı

Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü, MedPROACT Projesi kapsamında Kaş–Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yürütülen denizel ekosistem izleme çalışmalarının tamamlandığını duyurdu. Çalışmalarda deniz çayırları, mikroplastikler, istilacı balık türleri ve iklim değişikliğinin kıyı ekosistemleri üzerindeki etkileri araştırılıyor. Kaş–Kekova’da Denizel Ekosistemler Mercek Altına Alındı Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü, Avrupa Birliği tarafından eş finanse edilen ve Interreg NEXT Akdeniz Havzası Programı kapsamında yürütülen MedPROACT Projesi çerçevesinde Kaş–Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi'ndeki saha ve örnekleme çalışmalarının tamamlandığını açıkladı. Projenin İP4 – Aktivite 4.1.1 bileşeni kapsamında, kıyı ekosistemlerindeki biyogösterge türler üzerinde iklim değişikliğiyle ilişkili çoklu çevresel etkilerin değerlendirilmesi amaçlanıyor. Deniz Çayırlarında Bilimsel Dalış ve Ölçümler Yapıldı Belirlenen izleme noktalarında gerçekleştirilen bilimsel dalışlarda, farklı derinliklerde oluşturulan transektler boyunca Posidonia oceanica deniz çayırlarının bulunduğu alanlar incelendi. Çalışmalar kapsamında sualtı görsel sayımları (UVC) gerçekleştirilirken, deniz çayırlarının sürgün ve yaprak morfolojisine yönelik sonbahar ölçümleri yapıldı. İzleme noktalarında fizikokimyasal ve oşinografik ölçümler gerçekleştirilirken, yüzey sularından mikroplastik, su kolonundan ise çevresel DNA (eDNA) örnekleri alındı. Ayrıca iklim değişikliği ve diğer çevresel baskıların deniz çayırları üzerindeki birleşik etkilerini değerlendirmek amacıyla yaprak ve sürgün örnekleri toplandı. Mikroplastik, Ağır Metal ve DNA Analizleri Yapılacak Saha çalışmalarının ardından laboratuvar analizleri gerçekleştirilecek. Bölgeden temin edilen yerli ve yabancı istilacı balık türleri ile Posidonia oceanica deniz çayırlarından alınan örnekler, türlerine göre farklı analizlere tabi tutulacak. Bu kapsamda sindirim sistemi mikroplastikleri, ağır metaller, poliklorlu bifeniller (PCB), ftalatlar, DNA metilasyonu ve antioksidan enzim aktiviteleri incelenecek. Analizlerle denizel canlıların karşı karşıya kaldığı çevresel baskıların ve iklim değişikliğiyle ilişkili etkilerin bilimsel verilerle değerlendirilmesi hedefleniyor. İstilacı Türler İçin Erken Uyarı Sistemi Geliştirilmesi Hedefleniyor MedPROACT Projesi kapsamında elde edilecek verilerin, iklim değişikliği ve insan faaliyetlerinin Kaş–Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi'nin kıyısal ekosistemleri üzerindeki birleşik etkilerinin belirlenmesine katkı sağlaması bekleniyor. Araştırma sonuçlarının ayrıca yerel iklim değişikliğine uyum planları ve rehberlerinin hazırlanmasında kullanılması öngörülüyor. Projenin bir diğer hedefi ise istilacı türlerin yayılımının izlenmesine yönelik erken uyarı sisteminin geliştirilmesine bilimsel altyapı oluşturmak.

Antalya Üç Adalar’da Deniz Yaşamını Koruma Projesi Başlıyor Haber

Antalya Üç Adalar’da Deniz Yaşamını Koruma Projesi Başlıyor

Antalya’da balıkçılığa kapatılarak Balıkçılık Koruma Alanı ilan edilen Üç Adalar’da, deniz ekosisteminin korunması ve biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi amacıyla yeni bir proje hayata geçiriliyor. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Antalya Üç Adalar’da deniz yaşamının korunmasına yönelik yeni bir projenin başlatıldığını duyurdu. Antalya Valiliği ve Deniz Yaşamını Koruma Derneği iş birliğiyle uygulanacak proje kapsamında, Akdeniz’in önemli deniz canlılarının yaşam alanlarının korunması ve balık stoklarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Üç Adalar Balıkçılık Koruma Alanı İlan Edildi Antalya’da bulunan Üç Adalar, 16 Eylül 2026 tarihinde ticari ve amatör balıkçılığa kapatılarak Balıkçılık Koruma Alanı ilan edildi. Bu kararın ardından hayata geçirilen projeyle bölgedeki deniz ekosisteminin korunmasına ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalar yürütülecek. Orfoz, Akdeniz Foku ve Deniz Kaplumbağaları Korunacak Proje kapsamında Akdeniz ekosistemi açısından önem taşıyan orfoz, deniz kaplumbağaları ve Akdeniz foku gibi türlerin korunması öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Ayrıca deniz ekosisteminin devamlılığında önemli rol oynayan deniz çayırlarının korunması ve bölgedeki biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi amaçlanıyor. Balık Stoklarının Güçlendirilmesi Hedefleniyor Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, denizlerde yalnızca avcılık ve üretimin değil, doğal kaynakların korunmasının da esas alındığı bir planlama anlayışının benimsendiğini belirtti. Üç Adalar’da yürütülecek çalışmalarla balık stoklarının güçlenmesine, deniz canlılarının yaşam alanlarının korunmasına ve Akdeniz ekosisteminin doğal dengesinin sürdürülmesine katkı sağlanması hedefleniyor.

COP31 Ev Sahibi Antalya’da Hortum Felaketi: Uyarılar Neden Hayat Kurtarmadı? Haber

COP31 Ev Sahibi Antalya’da Hortum Felaketi: Uyarılar Neden Hayat Kurtarmadı?

Antalya’nın Kepez ilçesinde 26 Ekim gecesi meydana gelen hortumda dört işçi hayatını kaybetti, bir işçi yaralandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), olaydan önce “kıyılarda hortum riski” uyarısı yapmıştı. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, yaşanan felaketin iklim krizine uyum ve kırılgan grupların korunması açısından önemli dersler içerdiğini vurguladı. COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Antalya’da yaşanan olay, afet uyarılarının sahada nasıl karşılık bulduğu sorusunu gündeme getirdi. Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, kentte yaşanan hortum felaketi iklim risklerini yeniden gündeme taşıdı. 26 Ekim gecesi saat 23.00 sıralarında Kepez ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki bir inşaat alanını vuran hortum, işçilerin barındığı iki konteyneri parçaladı ve şantiyedeki kule vincinin devrilmesine neden oldu. Valiliğin açıklamasına göre olayda dört işçi hayatını kaybetti, bir işçi yaralandı. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, yaşananların yalnızca aşırı hava olaylarının etkisini değil, afetlere karşı en kırılgan kesimlerin korunmasındaki eksiklikleri de ortaya koyduğuna dikkat çekti. Antalya Kepez’de Hortum Felaketi: Dört İşçi Hayatını Kaybetti Kepez’deki hortumun etkisi oldukça sınırlı bir alanda görüldü. Antalya Valisi Hulusi Şahin, kentin başka bir bölgesinden hortum ihbarı gelmediğini ve şantiyenin hemen yanındaki yapıların zarar görmediğini açıkladı. Aynı gece kent merkezindeki bazı caddelerde su birikintileri oluşsa da ciddi bir su baskını bildirilmedi. Yağışların 27 Ekim’de de devam etmesi, özellikle Antalya’nın doğu ilçelerinde metrekareye 75 kilograma kadar yağış düşmesi bekleniyordu. Bir sel felaketinden değil, dar bir alanda etkili olan hortumdan kaynaklanan can kayıpları, geçici barınakların aşırı hava olaylarına karşı güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu. MGM Hortum Uyarısı Yapmıştı: “Kıyılarda Hortum Riski” Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 25 Ekim öğleden sonra Güney Ege ve Antalya için yerel kuvvetli yağış beklendiğini duyurdu. Basına sarı kodlu uyarı olarak yansıyan açıklamada, 26 Ekim sabahından 27 Ekim gecesine kadar etkili olabilecek hava koşullarına dikkat çekildi. Antalya’nın batısı için metrekareye 30-75 kilogram yağış tahmin edilirken, olası riskler arasında sel ve dolunun yanı sıra açıkça “kıyılarda hortum riski” de yer aldı. Hortumun tam olarak hangi noktada oluşacağını önceden belirlemek mümkün olmasa da Antalya kıyılarında hortum meydana gelebileceği konusunda meteorolojik uyarı yapılmıştı. Bu durum, afet yönetiminde yalnızca uyarı yayımlamanın yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Özellikle şantiyelerde çalışan ve geçici barınaklarda kalan işçilere uyarıların ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa güvenli alanlara geçme imkânlarının bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Türkiye’de Hortumlar Hangi Dönemlerde Daha Sık Görülüyor? Türkiye’de 1818-2013 yılları arasında kayıtlara geçen 385 hortumu inceleyen bir araştırmaya göre, fırtına hücrelerinden kaynaklanan hortumlar en çok mayıs ve haziran aylarında görülüyor. Ekim ve kasım ayları ise hortum oluşumunun ikinci zirve dönemini oluşturuyor. Araştırmada, denizde meydana gelen su hortumlarının kış aylarında en çok Akdeniz kıyılarında görüldüğü de belirtiliyor. Bu veriler, Antalya’da sonbahar döneminde yaşanan hortumun meteorolojik açıdan değerlendirilmesinde mevsimsel koşulların da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. Akdeniz’in Isınması Şiddetli Yağışları Nasıl Etkiliyor? Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’nın değerlendirmesine göre, Antalya’da yaşanan hava olayını anlamak için sonbaharda Akdeniz üzerinde oluşan atmosferik koşullara bakmak gerekiyor. Sonbahar aylarında Akdeniz hâlâ sıcaklığını koruyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Akdeniz kıyılarında ekim ayı ortalama deniz suyu sıcaklığı 24,6 dereceye ulaşıyor. Atmosferin üst seviyelerine soğuk hava girdiğinde alt katmanlardaki hava hızla kararsız hâle gelebiliyor. Bu durum, gök gürültülü sağanakların gelişmesini destekliyor. Kıyılarda oluşan rüzgâr yakınsaması ve hemen geride yükselen Toroslar da bu fırtına hücrelerinin beslenmesinde etkili olabiliyor. Kepez’de meydana gelen hortumun denizde oluşarak karaya mı ulaştığı, yoksa karadaki bir fırtına hücresinden mi kaynaklandığı henüz bilinmiyor. Bu sorunun, MGM’nin gerçekleştireceği radar incelemesiyle netleşmesi bekleniyor. Akdeniz’in Deniz Suyu Sıcaklığı Yükseliyor İklim değişikliğiyle birlikte Akdeniz’in ısınması, şiddetli yağışların oluşabileceği koşulları etkiliyor. MGM’nin kıyı istasyonlarından elde edilen verilere göre, 1981-1991 döneminde 21,1 derece olan yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı, 2014-2025 döneminde 22,3 dereceye yükseldi. Daha sıcak denizler atmosfere daha fazla nem ve enerji aktarabiliyor. Bu durum, şiddetli sağanakların gelişmesi için daha elverişli koşullar oluşturabiliyor. Ancak hortum gibi birkaç yüz metrelik dar bir alanda etkili olan olaylarla iklim değişikliği arasında doğrudan bağlantı kurmak çok daha güç. Hortumun Nedeni Doğrudan İklim Değişikliği mi? Finike ve Kumluca ovalarındaki su hortumlarını inceleyen araştırmalar, hortumların oluşumunda yaklaşan alçak basınç sistemlerinin, kara ve deniz arasındaki dağılımın ve yüksek arazinin belirleyici olabildiğini ortaya koyuyor. Deniz suyu sıcaklığının ise hortum oluşumundaki etkisi daha sınırlı kalıyor. Bu nedenle Antalya Kepez’de meydana gelen hortumu doğrudan iklim değişikliğinin yarattığını söylemek doğru değil. Bununla birlikte, ısınan Akdeniz’de sonbahar fırtınalarının yağış boyutunun güçlenmesi fiziksel açıdan beklenen bir durum. Bu tür olayların sıklığında bir değişim olup olmadığını değerlendirebilmek için daha kapsamlı ve güvenilir hortum kayıtlarına ihtiyaç duyuluyor. İklim Krizine Uyum: Uyarılar Konteynerdeki İşçilere Ulaştı mı? Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Zirve kapsamında 196 ülkeden heyetlerin de aralarında bulunduğu 80 bin ila 120 bin kişinin kente gelmesi bekleniyor. COP31’e yalnızca iki hafta kala yaşanan Kepez hortumu, iklim risklerine uyumun Türkiye açısından ne kadar acil bir mesele olduğunu gösterdi. İklim zirvelerinde “uyum” ve “kayıp ve zarar” başlıkları çoğunlukla farklı ülkelerde yaşanan kasırgalar ve büyük sel felaketleri üzerinden tartışılıyor. Ancak Kepez’deki şantiyede hayatını kaybeden işçiler, iklim risklerine karşı yerel ölçekte alınması gereken önlemlerin de hayati önem taşıdığını ortaya koydu. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’ya göre uyum, yalnızca afet uyarılarının yayımlanması değil, bu uyarıların en kırılgan insanlara ulaşması ve onların korunmasını sağlayacak adımların atılması anlamına geliyor. Şantiyelerdeki Konteynerler Hortuma Karşı Ne Kadar Güvenli? İnşaat alanlarında işçilerin barınması için kullanılan hafif konteynerler, hortum gibi şiddetli rüzgâr olayları karşısında en kırılgan barınaklar arasında bulunuyor. MGM’nin olaydan bir gün önce yaptığı uyarının konteynerlerde kalan işçilere ulaşıp ulaşmadığı ve uyarının ulaşması hâlinde işçilerin sığınabilecekleri güvenli bir alanın bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Yavaşlı, şantiyelerdeki geçici barınakların güvenliğinin artırılması için uygulanabilecek önlemlere dikkat çekiyor. Bu kapsamda konteynerlerin rüzgâra dayanım ve sabitleme standartlarının belirlenmesi, turuncu ve kırmızı meteorolojik uyarılar sırasında bu alanların tahliye edilmesi gibi adımlar öne çıkıyor. Bu tür önlemler, aşırı hava olaylarının can kaybına dönüşmesini önlemek ve özellikle risk altındaki çalışanları korumak açısından önem taşıyor. COP31 Öncesi Antalya’da İklim Direnci Mesajı 14 Ekim’de İstanbul ve Kocaeli’de meydana gelen aşırı hava olaylarında sekiz kişi, 26 Ekim’de Antalya’da yaşanan hortumda ise dört kişi hayatını kaybetti. Böylece yalnızca iki hafta içerisinde aşırı hava olayları nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 12’ye ulaştı. Antalya’nın COP31’e ev sahipliği yapacağı döneme girerken yaşanan bu can kayıpları, iklim krizine uyum politikalarının somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Şehirleri iklim risklerine karşı daha dirençli hâle getirmek, afet uyarılarını sahada uygulanabilir önlemlerle birleştirmek ve en kırılgan kesimlerin güvenliğini sağlamak, iklim değişikliğiyle mücadelenin temel unsurları arasında yer alıyor. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’nın değerlendirmesine göre, COP31’e hazırlanan Türkiye’nin ortaya koyabileceği en inandırıcı adımlardan biri, İstanbul, Kocaeli ve Antalya’da yaşanan bu iki haftalık sürecin ortaya çıkardığı dersleri şehirlerde somut koruma önlemlerine dönüştürmek olacak.

Büyükşehir'den Üreticiye Yerinde Tarımsal Destek Haber

Büyükşehir'den Üreticiye Yerinde Tarımsal Destek

Üretimi ve üreticiyi her alanda desteklemeye devam eden Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından,‘Tarımsal Destek Töreni’ kapsamında Anamur, Aydıncık, Akdeniz, Bozyazı Mezitli, Tarsus, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde yaşayan yüzlerce üreticiye tarımsal destekler verildi. Zeytin Hasat Makinesi, Solar Kamera Desteği Projesi, Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi, Fidan Desteği Projesi, Küçük Ölçekli Balıkçılara Malzeme Desteği Projesi ile Nergis Soğanı Dağıtımı Projesi’nden faydalanan üreticilere destekler yapılan törenler ile teslim etti. Üretimi ve üreticiyi her alanda desteklemeye devam eden Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, küçük ölçekli üreticileri girdi maliyetlerinin altında ezdirmiyor. Son olarak ‘Tarımsal Destek Töreni’ düzenleyen Mersin Büyükşehir ekipleri; Zeytin Hasat Makinesi, Solar Kamera Desteği Projesi, Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi, Fidan Desteği Projesi, Küçük Ölçekli Balıkçılara Malzeme Desteği Projesi ile Nergis Soğanı Dağıtımı Projesi’nden faydalanan üreticilere ürünlerini teslim etti. Destek kapsamında; Anamur, Aydıncık, Akdeniz, Bozyazı Mezitli, Tarsus, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde yaşayan yüzlerce üreticiye destek sağlandı. Büyükşehir’den yüzlerce üreticiye yerinde destek… ‘Zeytin Hasat Makinesi Desteği Projesi’ kapsamında; 1–5 dekar arasında zeytinlik alana sahip ve Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olan Mezitli, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde destek almaya hak kazanan toplam 347 zeytin üreticisine zeytin hasat/silkeleme makinesi desteği sağlandı. Arıcılık faaliyetlerinin güvenliğinin artırılması ve arılıkların uzaktan izlenebilmesi amacıyla verilen ‘Solar Kamera Desteği Projesi’kapsamında; Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Akdeniz, Mezitli, Yenişehir ve Toroslar ilçesinde yer alan 296 yetiştiriciye yüzde 100 hibeli, güneş panelli solar kamera sistemi desteği sağlandı. Tarımsal üretim çeşitliliğinin artırılması, alternatif ürün yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması ve üreticilerin gelir seviyelerinin yükseltilmesi amacıyla ‘Nergis Soğanı Dağıtımı Projesi’ kapsamında ise; Akdeniz, Mezitli, Tarsus, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde yaşayan toplam 125 üreticiye, yüzde 80 hibeli 250 bin adet nergis soğanı desteği yapıldı. Kırsala dönüşünü desteklemek amacıyla 2020 yılında başlatılan ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi’ kapsamında Anamur, Aydıncık ve Bozyazı’da toplam 4 üreticiye 100 adet küçükbaş hayvan ve 16 ton yem desteği sağlandı. Hıyar Fidesi Dağıtımı Projesi kapsamında Aydıncıklı 100 üreticiye toplam 108 bin adet yüzde 70 hibeli PS-64 sırık hıyar çeşidi fidesi verildi. Mersin’de bitkisel üretimin geliştirilmesi amacıyla ceviz, alıç, badem ve zeytin fidanlarını kapsayan ‘Fidan Desteği Projesi’ kapsamında Anamur, Aydıncık ve Bozyazı ilçelerinde yaşayan toplam 179 üreticiye 5 bin 370 adet badem fidanı desteği sağlandı. ‘Küçük Ölçekli Balıkçılara Malzeme Desteği Projesi’ kapsamında ise; Anamur, Aydıncık ve Bozyazı’da Su Ürünleri Kooperatifi’ne bağlı toplam 71 küçük ölçekli balıkçıya malzeme desteği verildi. Kılıçarpa: “Üretime ve üreticiye destek vermekten vazgeçmeyeceğiz” Üretimin bir ülke açısından ne denli kıymetli olduğuna değinen Aydıncık Belediye Başkanı Özkan Kılıçarpa, üretmeyen toplumların yok olmaya mahkûm olacağını vurguladı. Birçok ürünün üretim maliyetleri sebebiyle değerinin düştüğünü dile getiren Kılıçarpa, her koşulda üretimi desteklemeye devam edeceklerinin altını çizdi. Üreticinin zor günlerinde belediyelerin aldığı sorumluluğa dikkat çeken Kılıçarpa, “Zor zamanlardan geçiyoruz, üretim maliyetleri gittikçe artıyor. Zor zamanlarda vatandaşların yanında olmayı görev edinen belediyelerin üzerine sorumluluklar düşüyor. Bu anlamda çok şanslı bir ilde yaşıyoruz. Sağduyulu, üreticinin yanında olan, ‘Siz yeter ki üretin’ diyen Vahap Seçer gibi bir belediye başkanımız olduğu için hepimiz çok şanslıyız” dedi. Tarımsal destekler ile üreticilere büyük avantajların sağlandığını kaydeden Kılıçarpa, gelecek senelerde de üretici ile bir arada olacaklarını belirterek üreticilere emeklerinden dolayı teşekkürlerini iletti. Şahutoğlu: “Üreticinin yükünü hafifletmek şehrimizin ve ülkemizin geleceğinin teminatıdır” Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin her zaman üreticilerle yan yana olduğunu ve kentin her köşesinde üreticinin sorunlarına eğildiğini dile getiren Daire Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu, projelerin aralıksız devam edeceğini ve desteklerin süreceğini vurguladı. Üretimin her geçen gün zorlaştığına ve üreticilerin girdi maliyetleri ile mücadele ettiğine değinen Şahutoğlu, “Üretmezsek tükeneceğimiz günlerden geçtiğimiz bu zamanlarda, üreticilerimizin yanında olmaya çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki tarım sadece bir üretim faaliyeti değildir. Tarım emektir, alın teridir, mücadeledir. Bu mücadeleyi yürüten tüm üreticilerin yanındayız ve yanında olmaya da devam edeceğiz”dedi. Mersin topraklarının kıymetinin ve tarımsal değerlerin farkında olduklarını dile getiren Şahutoğlu, sıfırdan 3 bin rakıma kadar bu topraklarda 86 çeşit ürünün yetiştirildiğini belirtti. Tarıma dair farkındalığın sağlam olduğunu kaydeden Şahutoğlu, “Biliyoruz ki üreticinin yükünü hafifletmek, aynı zamanda şehrimizin ve ülkemizin geleceğinin teminatıdır. Küçükbaştan büyükbaş hayvancılığa, arıcılıktan balıkçılığa, bitkisel üretimden yem desteğine kadar her alanda üreticilerimizle beraber yürümeye devam ediyoruz”sözlerini kaydetti. “Üreticilere yüzde 100 hibeli zeytin hasat makinesi veriyoruz” 3 farklı projenin dağıtımını gerçekleştirdiklerini söyleyen Şahutoğlu, üreticilerin üretimden hasada kadar birçok alanda zorluk yaşadığını hatırlattı. Üreticilerin ihtiyaçları doğrultusunda projeler ürettiklerini ifade eden Şahutoğlu, “Hasat maliyetlerini azaltmak için zeytin hasat makinesi dağıtımı yapıyoruz ve böylelikle üreticilerin geleneksel yöntemlerle yaptığı toplama işlemlerini modernleştirerek kilogramı artırıyoruz. Bu proje kapsamında makinelerimizi yüzde 100 hibeli şekilde üreticilerimize veriyoruz” diye konuştu. “Bu sene bin arıcımıza solar kamera dağıtıyoruz” Arıcılık faaliyeti yürüten üreticilere de desteklerin sürdüğünü kaydeden Şahutoğlu, güneş paneli ve temel arıcılık malzemeleri dağıtımlarının gerçekleştirildiğini ifade etti. Girdi maliyetlerini azaltmayı amaçladıklarının altını çizen Şahutoğlu, güvenlik önlemlerini de düşündüklerini söyleyerek, “Arı kovanlarının güvenliğini sağlamak zorundayız. Bu nedenle solar kamera sistemlerini proje haline getirdik. Doğrudan telefonlarınızla görebileceğiniz, bildirim sağlayacak ve kovan güvenliğinizi olduğunuz yerden takip edebileceğiniz bir sistem olsun istedik. Bu sene toplamda bin üreticimize solar kameraları dağıtmaya başlayacağız” ifadelerini kullandı. Üreticilerin alternatif tarım yöntemleriyle tanışmaları sağlanıyor Nergis soğanı dağıtımlarını da sürdürdüklerini sözlerine ekleyen Şahutoğlu, üreticilerin alternatif tarım yöntemleriyle tanışmalarını sağladıklarını dile getirdi. Gelecek günlerde tarımsal üretimin güçlendirilmesi adına dağıtımların devam edeceğini vurgulayan Şahutoğlu, “Alo 185 Teksin Çağrı Merkezimiz aracılığıyla, koordinasyon müdürlükleriyle iletişime geçerek bu projelerden yararlanabilirsiniz. Bizim için en büyük başarı üreticimizin maliyetinin azaltılması, gelirinin artırılması ve emeğinin karşılık bulmasıdır” sözlerine yer verdi. “Desteklediğimiz her bir aile gelecek sene başka bir ailenin umudu olacaktır” Aydıncık’ta gerçekleştirilen Tarımsal Destekler Dağıtım Töreni’nde ise Mersin’de hayata geçirilen belediyecilik anlayışının emek ve üretimle şekillendiğini ifade eden Şahutoğlu, özellikle küçükbaş hayvancılık açısından adından söz ettiren projeler geliştirildiğini belirtti. Sürdürülebilir projelerin önemine değinen Şahutoğlu, “Sürdürülebilir projeler diğer projelere destek sağlıyor. Desteklediğimiz her bir aile gelecek sene başka bir ailenin de umudu olacaktır. Umarım sürünüz büyük, üretiminiz de bereketli olacaktır” dedi. Fide-fidan ile balıkçılığa dair desteklerin de devam edeceğini dile getiren Şahutoğlu, üretim çeşitliliğini de artıracaklarını vurguladı. Yılmaz: “Çiftçi zor bir süreçten geçerken, Büyükşehir’in desteklerinin devamını diliyorum” Çiftçinin ürünlerinden para kazanamadığı bu süreçte Büyükşehir’in desteklerinin çok kıymetli olduğunu kaydeden Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, “Çiftçinin 2026 yılında hiçbir üründen para kazanmadığı bir dönemde Mersin Büyükşehir Belediyemizin tarıma, çiftçiye, üreticiye inanılmaz desteklerini bir kez daha takdirle karşılıyorum. Diliyorum ki; Başkanımız bir an önce görevinin başına döner ve bu hizmetlerini de artırarak devam eder” dedi. Çiftçiye yapılan her desteğin çok kıymetli olduğunun altını çizen Yılmaz, “Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çiftçi zor bir süreçten geçerken, Büyükşehir Belediyesi’nin bu desteklerinin artarak devam etmesini diliyorum” sözlerine yer verdi. Destekten faydalanan üreticiler, girdi maliyetlerinin düşmesinden memnun Zeytin Çırpma Makinesi desteği alan Civanyayla Mahalle Muhtarı İsmail Toker, “Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ve Vahap Başkanımıza, çiftçilerimize destek olduğu için teşekkür ediyoruz. Zeytin çırpma makinesi bir zeytinciye büyük bir destek, çünkü toplamak külfetli oluyor. Yevmiyeci maliyeti yüksek. Bu zeytin çırpma makinası sayesinde 3-5 yevmiyeciye vereceğimiz para cebimizde kalacak. Zeytin de zaten artık doğru düzgün para etmediği için çok iyi bir destek oldu. Tarımsal desteklerden faydalanmak isteyenler gelsinler belediyemize müracaatta bulunsunlar” diyerek, şartları karşılayan her üreticinin destek alabildiğini vurguladı. Emekli öğretmen ve yıllardır çiftçilikle uğraşan Mustafa Yıldırım, artan maliyetler ortasında desteklerin kendilerine çok iyi geldiğini kaydetti. Akdeniz Meyve Sineği’ne karşı da destek aldığını belirten Yıldırım, son yapılan destekler kapsamında ise zeytin çırpma makinesi desteği aldığını söyledi. Hasat için işçi bulamadığını, bulsa dahi çok maliyetli olduğunu söyleyen Yıldırım, “Maliyetler çok yüksek, işçi bulamıyorum. Kıt kanaat bir eleman bulup beraber çalışıyoruz ama şu yaşıma göre artık zorlanır oldum. Tarım işi çok zor, ama üretmeye de devam edeceğiz” dedi. 10 yaşından bu yana çiftçilik yaptığını söyleyen Değirmençay Mahallesi’nden Hasan Erçel, çiftçiliğin artık kazandırmadığını ve verilen desteklerin can suyu olduğunu söyledi. Erçel, “Mahsulümüz para etmez oldu, şimdi yevmiyecilerin parası çıkmaz oldu. Tüm üretim parası ancak yevmiyeciye yetiyor” diyerek, Büyükşehir’in desteği ile bazı girdi kalemlerinden kurtulduğunu ve az da olsa nefes alacağını söyledi. Arıcılıkla uğraşan İbrahim Yastıkülah, arıların güvenliği için verilen arı kamerası desteğinden faydalandığını söyledi. Mersin’de arıcılık yapmanın çok güzel olduğunu ve bereketli bal çıktığını söyleyen Yastıkülah, “Daha önce çadır desteği almıştık, şimdi de kamera veriliyor. Kamera sayesinde, kilometrelerce ötede dahi olsa kovanların başına bir şey gelmesini engellemiş olacağız” diyerek, Büyükşehir’de emek veren herkese teşekkür etti. Hıyar fidesi desteğinden yararlanan Aydıncıklı üretici Hatice Sercan, geçtiğimiz aylarda meydana gelen orman yangınından dolayı büyük bir kayıp yaşadıklarını belirtti. Yangının yaralarını Büyükşehir ile birlikte sardıklarını belirten Sercan, “Bu destekler az da olsa yaralarımızı sarıyor. Bize destek olduklarını ve arkamızda olduklarını hissediyoruz” dedi. Bozyazı ilçesi Tekeli Mahallesi’nde balıkçılık yapan Mehmet Keskin, Akdeniz’in bu yıl balık açısından çok bereketli olmadığını ama destekler sayesinde az da olsa rahat bir nefes aldıklarını söyledi. Çalışana para verme şansları olmadığı için her noktada işlerini kendilerinin yaptığını söyleyen Keskin, “Avımızı kendimiz yapıyoruz, teknemizi kendimiz boyuyoruz. Bütün işini kendimiz yapmaya çalışıyoruz. Bu desteklerden ve Vahap Başkanımdan memnunuz” diyerek, emek veren herkese teşekkür etti. İlk kez Büyükşehir’in desteklerinden yararlandığını söyleyen Aydıncıklı arı yetiştiricisi Ekrem Mutlu, “Büyükşehir Belediyesi’ne böyle bir destek sağladıklarını için teşekkür ediyorum. Üretimi ve üreticiyi her alanda desteklemeye devam eden Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, küçük ölçekli üreticileri girdi maliyetlerinin altında ezdirmiyor. Son olarak ‘Tarımsal Destek Töreni’ düzenleyen Mersin Büyükşehir ekipleri; Zeytin Hasat Makinesi, Solar Kamera Desteği Projesi, Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi, Fidan Desteği Projesi, Küçük Ölçekli Balıkçılara Malzeme Desteği Projesi ile Nergis Soğanı Dağıtımı Projesi’nden faydalanan üreticilere ürünlerini teslim etti. Destek kapsamında; Anamur, Aydıncık, Akdeniz, Bozyazı Mezitli, Tarsus, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde yaşayan yüzlerce üreticiye destek sağlandı. Büyükşehir’den yüzlerce üreticiye yerinde destek… ‘Zeytin Hasat Makinesi Desteği Projesi’ kapsamında; 1–5 dekar arasında zeytinlik alana sahip ve Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olan Mezitli, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde destek almaya hak kazanan toplam 347 zeytin üreticisine zeytin hasat/silkeleme makinesi desteği sağlandı. Arıcılık faaliyetlerinin güvenliğinin artırılması ve arılıkların uzaktan izlenebilmesi amacıyla verilen ‘Solar Kamera Desteği Projesi’kapsamında; Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Akdeniz, Mezitli, Yenişehir ve Toroslar ilçesinde yer alan 296 yetiştiriciye yüzde 100 hibeli, güneş panelli solar kamera sistemi desteği sağlandı. Tarımsal üretim çeşitliliğinin artırılması, alternatif ürün yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması ve üreticilerin gelir seviyelerinin yükseltilmesi amacıyla ‘Nergis Soğanı Dağıtımı Projesi’ kapsamında ise; Akdeniz, Mezitli, Tarsus, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde yaşayan toplam 125 üreticiye, yüzde 80 hibeli 250 bin adet nergis soğanı desteği yapıldı. Kırsala dönüşünü desteklemek amacıyla 2020 yılında başlatılan ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi’ kapsamında Anamur, Aydıncık ve Bozyazı’da toplam 4 üreticiye 100 adet küçükbaş hayvan ve 16 ton yem desteği sağlandı. Hıyar Fidesi Dağıtımı Projesi kapsamında Aydıncıklı 100 üreticiye toplam 108 bin adet yüzde 70 hibeli PS-64 sırık hıyar çeşidi fidesi verildi. Mersin’de bitkisel üretimin geliştirilmesi amacıyla ceviz, alıç, badem ve zeytin fidanlarını kapsayan ‘Fidan Desteği Projesi’ kapsamında Anamur, Aydıncık ve Bozyazı ilçelerinde yaşayan toplam 179 üreticiye 5 bin 370 adet badem fidanı desteği sağlandı. ‘Küçük Ölçekli Balıkçılara Malzeme Desteği Projesi’ kapsamında ise; Anamur, Aydıncık ve Bozyazı’da Su Ürünleri Kooperatifi’ne bağlı toplam 71 küçük ölçekli balıkçıya malzeme desteği verildi. Kılıçarpa: “Üretime ve üreticiye destek vermekten vazgeçmeyeceğiz” Üretimin bir ülke açısından ne denli kıymetli olduğuna değinen Aydıncık Belediye Başkanı Özkan Kılıçarpa, üretmeyen toplumların yok olmaya mahkûm olacağını vurguladı. Birçok ürünün üretim maliyetleri sebebiyle değerinin düştüğünü dile getiren Kılıçarpa, her koşulda üretimi desteklemeye devam edeceklerinin altını çizdi. Üreticinin zor günlerinde belediyelerin aldığı sorumluluğa dikkat çeken Kılıçarpa, “Zor zamanlardan geçiyoruz, üretim maliyetleri gittikçe artıyor. Zor zamanlarda vatandaşların yanında olmayı görev edinen belediyelerin üzerine sorumluluklar düşüyor. Bu anlamda çok şanslı bir ilde yaşıyoruz. Sağduyulu, üreticinin yanında olan, ‘Siz yeter ki üretin’ diyen Vahap Seçer gibi bir belediye başkanımız olduğu için hepimiz çok şanslıyız” dedi. Tarımsal destekler ile üreticilere büyük avantajların sağlandığını kaydeden Kılıçarpa, gelecek senelerde de üretici ile bir arada olacaklarını belirterek üreticilere emeklerinden dolayı teşekkürlerini iletti. Şahutoğlu: “Üreticinin yükünü hafifletmek şehrimizin ve ülkemizin geleceğinin teminatıdır” Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin her zaman üreticilerle yan yana olduğunu ve kentin her köşesinde üreticinin sorunlarına eğildiğini dile getiren Daire Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu, projelerin aralıksız devam edeceğini ve desteklerin süreceğini vurguladı. Üretimin her geçen gün zorlaştığına ve üreticilerin girdi maliyetleri ile mücadele ettiğine değinen Şahutoğlu, “Üretmezsek tükeneceğimiz günlerden geçtiğimiz bu zamanlarda, üreticilerimizin yanında olmaya çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki tarım sadece bir üretim faaliyeti değildir. Tarım emektir, alın teridir, mücadeledir. Bu mücadeleyi yürüten tüm üreticilerin yanındayız ve yanında olmaya da devam edeceğiz”dedi. Mersin topraklarının kıymetinin ve tarımsal değerlerin farkında olduklarını dile getiren Şahutoğlu, sıfırdan 3 bin rakıma kadar bu topraklarda 86 çeşit ürünün yetiştirildiğini belirtti. Tarıma dair farkındalığın sağlam olduğunu kaydeden Şahutoğlu, “Biliyoruz ki üreticinin yükünü hafifletmek, aynı zamanda şehrimizin ve ülkemizin geleceğinin teminatıdır. Küçükbaştan büyükbaş hayvancılığa, arıcılıktan balıkçılığa, bitkisel üretimden yem desteğine kadar her alanda üreticilerimizle beraber yürümeye devam ediyoruz”sözlerini kaydetti. “Üreticilere yüzde 100 hibeli zeytin hasat makinesi veriyoruz” 3 farklı projenin dağıtımını gerçekleştirdiklerini söyleyen Şahutoğlu, üreticilerin üretimden hasada kadar birçok alanda zorluk yaşadığını hatırlattı. Üreticilerin ihtiyaçları doğrultusunda projeler ürettiklerini ifade eden Şahutoğlu, “Hasat maliyetlerini azaltmak için zeytin hasat makinesi dağıtımı yapıyoruz ve böylelikle üreticilerin geleneksel yöntemlerle yaptığı toplama işlemlerini modernleştirerek kilogramı artırıyoruz. Bu proje kapsamında makinelerimizi yüzde 100 hibeli şekilde üreticilerimize veriyoruz” diye konuştu. “Bu sene bin arıcımıza solar kamera dağıtıyoruz” Arıcılık faaliyeti yürüten üreticilere de desteklerin sürdüğünü kaydeden Şahutoğlu, güneş paneli ve temel arıcılık malzemeleri dağıtımlarının gerçekleştirildiğini ifade etti. Girdi maliyetlerini azaltmayı amaçladıklarının altını çizen Şahutoğlu, güvenlik önlemlerini de düşündüklerini söyleyerek, “Arı kovanlarının güvenliğini sağlamak zorundayız. Bu nedenle solar kamera sistemlerini proje haline getirdik. Doğrudan telefonlarınızla görebileceğiniz, bildirim sağlayacak ve kovan güvenliğinizi olduğunuz yerden takip edebileceğiniz bir sistem olsun istedik. Bu sene toplamda bin üreticimize solar kameraları dağıtmaya başlayacağız” ifadelerini kullandı. Üreticilerin alternatif tarım yöntemleriyle tanışmaları sağlanıyor Nergis soğanı dağıtımlarını da sürdürdüklerini sözlerine ekleyen Şahutoğlu, üreticilerin alternatif tarım yöntemleriyle tanışmalarını sağladıklarını dile getirdi. Gelecek günlerde tarımsal üretimin güçlendirilmesi adına dağıtımların devam edeceğini vurgulayan Şahutoğlu, “Alo 185 Teksin Çağrı Merkezimiz aracılığıyla, koordinasyon müdürlükleriyle iletişime geçerek bu projelerden yararlanabilirsiniz. Bizim için en büyük başarı üreticimizin maliyetinin azaltılması, gelirinin artırılması ve emeğinin karşılık bulmasıdır” sözlerine yer verdi. “Desteklediğimiz her bir aile gelecek sene başka bir ailenin umudu olacaktır” Aydıncık’ta gerçekleştirilen Tarımsal Destekler Dağıtım Töreni’nde ise Mersin’de hayata geçirilen belediyecilik anlayışının emek ve üretimle şekillendiğini ifade eden Şahutoğlu, özellikle küçükbaş hayvancılık açısından adından söz ettiren projeler geliştirildiğini belirtti. Sürdürülebilir projelerin önemine değinen Şahutoğlu, “Sürdürülebilir projeler diğer projelere destek sağlıyor. Desteklediğimiz her bir aile gelecek sene başka bir ailenin de umudu olacaktır. Umarım sürünüz büyük, üretiminiz de bereketli olacaktır” dedi. Fide-fidan ile balıkçılığa dair desteklerin de devam edeceğini dile getiren Şahutoğlu, üretim çeşitliliğini de artıracaklarını vurguladı. Yılmaz: “Çiftçi zor bir süreçten geçerken, Büyükşehir’in desteklerinin devamını diliyorum” Çiftçinin ürünlerinden para kazanamadığı bu süreçte Büyükşehir’in desteklerinin çok kıymetli olduğunu kaydeden Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, “Çiftçinin 2026 yılında hiçbir üründen para kazanmadığı bir dönemde Mersin Büyükşehir Belediyemizin tarıma, çiftçiye, üreticiye inanılmaz desteklerini bir kez daha takdirle karşılıyorum. Diliyorum ki; Başkanımız bir an önce görevinin başına döner ve bu hizmetlerini de artırarak devam eder” dedi. Çiftçiye yapılan her desteğin çok kıymetli olduğunun altını çizen Yılmaz, “Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çiftçi zor bir süreçten geçerken, Büyükşehir Belediyesi’nin bu desteklerinin artarak devam etmesini diliyorum” sözlerine yer verdi. Destekten faydalanan üreticiler, girdi maliyetlerinin düşmesinden memnun Zeytin Çırpma Makinesi desteği alan Civanyayla Mahalle Muhtarı İsmail Toker, “Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ve Vahap Başkanımıza, çiftçilerimize destek olduğu için teşekkür ediyoruz. Zeytin çırpma makinesi bir zeytinciye büyük bir destek, çünkü toplamak külfetli oluyor. Yevmiyeci maliyeti yüksek. Bu zeytin çırpma makinası sayesinde 3-5 yevmiyeciye vereceğimiz para cebimizde kalacak. Zeytin de zaten artık doğru düzgün para etmediği için çok iyi bir destek oldu. Tarımsal desteklerden faydalanmak isteyenler gelsinler belediyemize müracaatta bulunsunlar” diyerek, şartları karşılayan her üreticinin destek alabildiğini vurguladı. Emekli öğretmen ve yıllardır çiftçilikle uğraşan Mustafa Yıldırım, artan maliyetler ortasında desteklerin kendilerine çok iyi geldiğini kaydetti. Akdeniz Meyve Sineği’ne karşı da destek aldığını belirten Yıldırım, son yapılan destekler kapsamında ise zeytin çırpma makinesi desteği aldığını söyledi. Hasat için işçi bulamadığını, bulsa dahi çok maliyetli olduğunu söyleyen Yıldırım, “Maliyetler çok yüksek, işçi bulamıyorum. Kıt kanaat bir eleman bulup beraber çalışıyoruz ama şu yaşıma göre artık zorlanır oldum. Tarım işi çok zor, ama üretmeye de devam edeceğiz” dedi. 10 yaşından bu yana çiftçilik yaptığını söyleyen Değirmençay Mahallesi’nden Hasan Erçel, çiftçiliğin artık kazandırmadığını ve verilen desteklerin can suyu olduğunu söyledi. Erçel, “Mahsulümüz para etmez oldu, şimdi yevmiyecilerin parası çıkmaz oldu. Tüm üretim parası ancak yevmiyeciye yetiyor” diyerek, Büyükşehir’in desteği ile bazı girdi kalemlerinden kurtulduğunu ve az da olsa nefes alacağını söyledi. Arıcılıkla uğraşan İbrahim Yastıkülah, arıların güvenliği için verilen arı kamerası desteğinden faydalandığını söyledi. Mersin’de arıcılık yapmanın çok güzel olduğunu ve bereketli bal çıktığını söyleyen Yastıkülah, “Daha önce çadır desteği almıştık, şimdi de kamera veriliyor. Kamera sayesinde, kilometrelerce ötede dahi olsa kovanların başına bir şey gelmesini engellemiş olacağız” diyerek, Büyükşehir’de emek veren herkese teşekkür etti. Hıyar fidesi desteğinden yararlanan Aydıncıklı üretici Hatice Sercan, geçtiğimiz aylarda meydana gelen orman yangınından dolayı büyük bir kayıp yaşadıklarını belirtti. Yangının yaralarını Büyükşehir ile birlikte sardıklarını belirten Sercan, “Bu destekler az da olsa yaralarımızı sarıyor. Bize destek olduklarını ve arkamızda olduklarını hissediyoruz” dedi. Bozyazı ilçesi Tekeli Mahallesi’nde balıkçılık yapan Mehmet Keskin, Akdeniz’in bu yıl balık açısından çok bereketli olmadığını ama destekler sayesinde az da olsa rahat bir nefes aldıklarını söyledi. Çalışana para verme şansları olmadığı için her noktada işlerini kendilerinin yaptığını söyleyen Keskin, “Avımızı kendimiz yapıyoruz, teknemizi kendimiz boyuyoruz. Bütün işini kendimiz yapmaya çalışıyoruz. Bu desteklerden ve Vahap Başkanımdan memnunuz” diyerek, emek veren herkese teşekkür etti. İlk kez Büyükşehir’in desteklerinden yararlandığını söyleyen Aydıncıklı arı yetiştiricisi Ekrem Mutlu, “Büyükşehir Belediyesi’ne böyle bir destek sağladıklarını için teşekkür ediyorum. Kamera bizim için bilhassa hırsızlıklara karşı çok işimize yarıyor. Orada ne olduğunu, bittiğini görmemiz için yarayacak” dedi. Haydi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi’nden faydalanan Hatice İclal Kabak, çocukluğundan bu yana hayvancılıkla ilgilendiğini söyledi. Artık yüksek maliyetlerden dolayı yapamadıklarını ama Büyükşehir sayesinde tekrardan çocukluk mesleğine döneceğini söyleyen Kabak, destek olan herkese teşekkür etti. bizim için bilhassa hırsızlıklara karşı çok işimize yarıyor. Orada ne olduğunu, bittiğini görmemiz için yarayacak” dedi. Haydi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi’nden faydalanan Hatice İclal Kabak, çocukluğundan bu yana hayvancılıkla ilgilendiğini söyledi. Artık yüksek maliyetlerden dolayı yapamadıklarını ama Büyükşehir sayesinde tekrardan çocukluk mesleğine döneceğini söyleyen Kabak, destek olan herkese teşekkür etti.

İstanbul’daki Sel Felaketinde İklim Değişikliğinin Etkisi: Yağışlar Yüzde 7 Arttı Haber

İstanbul’daki Sel Felaketinde İklim Değişikliğinin Etkisi: Yağışlar Yüzde 7 Arttı

ClimaMeter analizine göre, 14 Ekim’de İstanbul’da yaşanan sel felaketine neden olan hava sistemindeki yağışlar, geçmiş dönemlere kıyasla yüzde 7, rüzgarlar ise yüzde 9 daha şiddetli hale geldi. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerine karşı kentlerin altyapı ve şehir planlamasının yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Dünya genelinde aşırı hava olaylarını inceleyen ClimaMeter, 14 Ekim’de İstanbul’da yaşanan sel felaketinin iklim değişikliğiyle bağlantısını araştırdı. Analiz sonuçları, insan kaynaklı iklim değişikliğinin söz konusu hava sistemindeki yağış ve rüzgar şiddetini artırdığını ortaya koydu. Çalışmaya göre, İstanbul’da taşkınlara yol açan hava sistemi, 1950-1987 dönemiyle karşılaştırıldığında günümüzde yaklaşık yüzde 7 daha fazla yağış ve yüzde 9 daha kuvvetli rüzgar getiriyor. Ayrıca sıcaklıkların geçmiş döneme göre 1,5 dereceye kadar daha yüksek olduğu belirtiliyor. İstanbul’da 1.277 taşkın, 15 heyelan meydana geldi 14 Ekim’de etkili olan şiddetli yağışlar, İstanbul’da ciddi sonuçlara yol açtı. Felaketin ardından 1.277 taşkın olayı ve 15 heyelan kaydedilirken, 595 kişi ekipler tarafından tahliye edildi. Yağışlarla bağlantılı olaylarda en az dokuz kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. ClimaMeter analizinde, aşırı yağışların yaklaşık 14,6 milyon kişiyi ve 558 milyar dolarlık ekonomik faaliyeti tehdit ettiği hesaplandı. Yağışların neden olduğu hasarın yaklaşık yüzde 3’ünün ise iklim değişikliğiyle ilişkilendirildiği belirtildi. Yağış artışı Batı ve Kuzeybatı Anadolu’da öne çıkıyor Analiz, yağış şiddetindeki artışın Türkiye’nin özellikle Batı ve Kuzeybatı Anadolu bölgelerinde, ayrıca İstanbul’un kuzeyindeki Karadeniz kıyılarında daha belirgin olduğunu ortaya koydu. Rüzgarların ise Ege Denizi ve Marmara Denizi çevresinde daha kuvvetli hale geldiği tespit edildi. Uzmanlar, yaşanan sel felaketinin yalnızca iklim değişikliğiyle açıklanamayacağına dikkat çekiyor. Analize göre olayda hem insan kaynaklı iklim değişikliği hem de doğal iklimsel değişkenlik etkili oldu. Uzmanlardan altyapı ve şehir planlaması uyarısı Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’ne bağlı Pierre-Simon Laplace Enstitüsü’nden (CNRS-IPSL) Dr. Davide Faranda, analiz sonuçlarının hava sisteminin geçmişteki benzer dönemlere kıyasla daha şiddetli yağış ve rüzgarlar getirdiğini gösterdiğini belirtti. Faranda, iklim değişikliğinin etkilerine karşı drenaj sistemlerinin ve kentsel planlamanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ısınan Akdeniz’in gelecekte daha şiddetli yağışlara neden olabileceğine dikkat çekti. Sheffield Üniversitesi’nden Dr. Haosu Tang ise iklim değişikliğinin etkilerini artırmak için mutlaka yeni bir fırtına oluşturmasının gerekmediğini ifade etti. Tang, asıl önemli konunun ısınan iklim koşullarında mevcut hava olaylarının oluşturduğu risklerin nasıl değiştiğini anlamak olduğunu söyledi. İstanbul için iklim riski uyarısı İstanbul’daki sel felaketini değerlendiren Tang, çevredeki bölgelerde daha şiddetli yağışlar tespit edildiğini ancak şehrin üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir değişiklik gözlemlenmediğini belirtti. Bu ayrımın önemine dikkat çeken Tang, her sel olayının doğrudan iklim değişikliğine bağlanmaması gerektiğini, ancak belirli bir bölgede net bir değişim işareti görülmemesinin de iklim riskinin bulunmadığı anlamına gelmediğini ifade etti. ClimaMeter’in analizi, iklim değişikliği ile doğal iklimsel değişkenliğin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyarken, özellikle büyük şehirlerde altyapı yatırımlarının, yağmur suyu drenaj sistemlerinin ve şehir planlamasının gelecekteki aşırı hava koşulları dikkate alınarak yapılmasının önemini bir kez daha gündeme getirdi. Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurcan Kaynak: www.climameter.org - https://www.climameter.org/20261014-turkey-floods

Türk Kadın Kooperatifi Tunus’taki Uluslararası Buluşmada Tanıtıldı Haber

Türk Kadın Kooperatifi Tunus’taki Uluslararası Buluşmada Tanıtıldı

SÜR-KOOP Genel Koordinatörü Reyhan Alacayaka Yakışır, Tunus’ta düzenlenen Women Together in Fisheries 2026 buluşmasına katıldı. Adana’daki Magarsus Kadın Kooperatifi Başkanı Cansu Cız ise çevrim içi bağlantıyla katılarak kooperatifin üretim çalışmalarını ve ürünlerini uluslararası katılımcılara tanıttı. WWF Kuzey Afrika ve WWF Akdeniz Deniz Girişimi iş birliğiyle 5-7 Ekim 2026 tarihlerinde Tunus’ta düzenlenen Women Together in Fisheries 2026 buluşması, Akdeniz ülkelerinden kadın balıkçıları, kooperatif temsilcilerini, girişimcileri, araştırmacıları ve sektör paydaşlarını bir araya getirdi. Üç gün süren etkinlikte, 10 Akdeniz ülkesinden 90’dan fazla kadın deneyimlerini paylaşarak kadınların balıkçılık sektöründeki rolünün güçlendirilmesi ve kıyı topluluklarının sürdürülebilirliğinin desteklenmesi konularını ele aldı. Kadınların Balıkçılık Sektöründeki Rolü Ele Alındı Buluşmada sürdürülebilir balıkçılık, geleneksel bilgi ve deneyimlerin korunması, kadınların ekonomik açıdan güçlendirilmesi, iklim değişikliğine uyum ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi gibi başlıklar gündeme geldi. Ayrıca kadınların karar alma mekanizmalarına daha etkin katılımının sağlanması üzerinde duruldu. Balıkçılık sektörü yalnızca avcılık faaliyetleriyle sınırlı kalmıyor; ürünlerin işlenmesi, değerlendirilmesi, pazarlanması ve kooperatiflerin yönetimi gibi birçok alanı da kapsıyor. Kadınlar bu değer zincirinin farklı aşamalarında önemli sorumluluklar üstlenmelerine rağmen emekleri ve sektöre katkıları çoğu zaman yeterince görünür olamıyor. Etkinlikte yapılan deneyim paylaşımlarıyla kadınların bilgi ve birikimlerinin desteklenmesi, ekonomik fırsatlara erişimlerinin artırılması ve balıkçılığın geleceğine ilişkin kararlarda daha fazla söz sahibi olmalarının önemi vurgulandı. Magarsus Kadın Kooperatifi Çalışmalarını Tanıttı Uluslararası buluşmanın Türkiye açısından öne çıkan katılımlarından biri, Adana’da faaliyet gösteren Magarsus Kadın Kooperatifi oldu. Kooperatif Başkanı Cansu Cız, çevrim içi bağlantıyla katıldığı toplantıda kooperatifin çalışmalarını, üretim faaliyetlerini ve ortaya çıkardıkları ürünleri katılımcılarla paylaştı. Magarsus Kadın Kooperatifi’nin deneyimi, kadınların bir araya gelerek üretim yapmasının, dayanışmayı güçlendirmesinin ve ekonomik hayatta daha etkin rol üstlenmesinin önemini ortaya koydu. Kooperatifin çalışmaları, yerel değerlerin ve üretim birikiminin ekonomik fırsatlara dönüştürülmesine yönelik çabaların uluslararası platformlarda paylaşılmasına da katkı sağladı. Farklı ülkelerden kadınların deneyimlerini aktarabildiği bu tür buluşmalar, yerel girişimlerin tanınırlığını artırırken kadın kooperatifleri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine de zemin hazırlıyor. Sürdürülebilir Kıyı Toplulukları İçin İş Birliği Tunus’ta gerçekleştirilen buluşmada kadınların balıkçılık sektöründeki katkılarının tanınmasının yanı sıra bilgi paylaşımının, dayanışmanın ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi de ön plana çıktı. Deniz kirliliğiyle mücadele, atıkların değerlendirilmesi ve döngüsel ekonomi aracılığıyla kıyı toplulukları için yeni gelir olanaklarının oluşturulması konuları da ele alındı. SÜR-KOOP, küçük ölçekli balıkçıların sosyoekonomik haklarının korunması ve sürdürülebilir balıkçılığın desteklenmesi doğrultusunda kıyı topluluklarının güçlendirilmesine önem veriyor. Kurum, sektörde emeği bulunan tüm paydaşların katkılarının görünür kılınmasını da temel çalışma alanları arasında görüyor. SÜR-KOOP Genel Koordinatörü Reyhan Alacayaka Yakışır’ın katılımı ve Magarsus Kadın Kooperatifi Başkanı Cansu Cız’ın paylaşımlarıyla Türkiye’den deneyimlerin aktarıldığı Women Together in Fisheries 2026 buluşması, Akdeniz’de kadınların balıkçılık alanındaki bilgi, emek ve girişimcilik potansiyelinin güçlendirilmesi açısından önemli bir uluslararası paylaşım platformu oldu.

Mersin’in Yerel Lezzetleri Torino’da Dünyaya Tanıtıldı Haber

Mersin’in Yerel Lezzetleri Torino’da Dünyaya Tanıtıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Mersin’in zengin gastronomi kültürünü uluslararası arenaya taşıdı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen FOODGaP Projesi kapsamında kentin yöresel ürünleri İtalya’nın Torino kentinde dünya gastronomi çevreleriyle ve katılımcılarla buluşturuldu. Program kapsamında düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansında ise gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Mersin’in zengin gastronomi kültürünü uluslararası arenaya taşıdı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen FOODGaP Projesi kapsamında kentin yöresel ürünleri İtalya’nın Torino kentinde dünya gastronomi çevreleriyle ve katılımcılarla buluşturuldu. Program kapsamında düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansında ise gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı. 24-27 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Slow Food Terra Madre Salone del Gusto’ya Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO), Tarsus Ticaret Borsası (TTB) ve Slow Food Türkiye iş birliğiyle katılım sağlayan Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları yoğun ilgi gördü. Mersin gastronomisi uluslararası ağın parçası oldu Proje kapsamında düzenlenen etkinlikler yalnızca Mersin’in mevcut gastronomik değerlerinin tanıtılması açısından değil, kentin uluslararası gastronomi ağı içerisinde daha görünür hale gelmesi açısından da önemli bir buluşma noktası oldu. Paydaşların farklı ülkelerden katılımcılarla kurduğu temaslar, kentin mutfak kültürünün uluslararası ölçekte tanınırlığını artıracak yeni iş birliklerinin önünü açtı. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin etkinlikteki çalışmaları kapsamında, kentte Slow Food Yeryüzü Pazarı kurulmasına yönelik fikir alışverişlerinde bulunulurken, önümüzdeki yıllarda Türkiye’de düzenlenmesi planlanan Slow Food Terra Madre Anadolu etkinliğinin Mersin’de gerçekleştirilmesine yönelik temaslar da gerçekleştirildi. Etkinlik boyunca elde edilen deneyim ve kurulan uluslararası bağlantıların Mersin’in gastronomi alanındaki çalışmalarına katkıda bulunması hedefleniyor. Mersin’in gastronomik kimliğinin yalnızca yöresel ürünlerden ibaret olmadığına dikkat çekilen etkinlikte, kentin tarihi ve kültürel mirasının mutfak kültürü üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi. Tarihi Kilikya Yolu’nun Mersin gastronomisine kattığı değer ve bölgenin binlerce yıllık kültürel birikimi, kentin uluslararası tanıtımının önemli başlıklarından biri oldu. Akdeniz yerel gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı temsilcileri, proje çerçevesinde düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansına katıldı. Konferansta Mersin Büyükşehir Belediyesi’ni FOODGaP Proje Yöneticisi olarak temsil eden Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu, Mersin’in yerel gıda sistemi deneyimini paylaşarak üretici ve tüketici arasındaki bağların, kırsal ve kentsel alanlar arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Şahutoğlu, iklim değişikliği ve su kaynakları başta olmak üzere Akdeniz’in ortak sorunlarına birlikte çözüm geliştirilmesinin önemine dikkat çekerek, Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’nun kentlerin politika araçlarını, verilerini ve deneyimlerini paylaşabileceği kalıcı bir iş birliği ağına dönüştürülmesi çağrısında bulundu. Mersin’in lezzetleri ziyaretçilerden tam not aldı Dünya genelinden gastronomi profesyonellerini, üreticileri, şefleri ve ziyaretçileri bir araya getiren proje kapsamında açılan Mersin stantında Tarsus Sarıulak Zeytini ve zeytinyağı, harnup lokumu, mamul, kaynar, Tarsus Humusu, ayran aşı çorbası, Türk çayı, Türk kahvesi, tahin ve pekmez gibi kente özgü ürünler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Farklı ülkelerden etkinliğe katılan ziyaretçiler, Mersin’in yöresel ürünlerini deneyimleme fırsatı bulurken özellikle ürünlerin özgünlüğü ve lezzetiyle ilgili olumlu değerlendirmelerde bulundu. Ürünlerin tadına bakan çok sayıda katılımcı, Mersin’in gastronomik çeşitliliğini ve yöresel lezzetlerini övgüyle karşıladı.

Türkiye Uluslararası Balinacılık Komisyonu Toplantısına İlk Kez Katıldı Haber

Türkiye Uluslararası Balinacılık Komisyonu Toplantısına İlk Kez Katıldı

Türkiye, deniz memelilerinin korunmasına yönelik uluslararası çalışmalarda ilk kez Uluslararası Balinacılık Komisyonu (IWC) toplantısına katıldı. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Türkiye, 27 Eylül–2 Ekim 2026 tarihlerinde Avustralya’nın Hobart kentinde düzenlenen IWC’nin 70. Toplantısı’nda çeşitli karar ve önerilerde tutumunu ortaya koyduğunu belirtti. Toplantıda Türkiye, Akdeniz’de gemilerin yunus ve balinalara çarpması sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanmaların önlenmesine yönelik hazırlanan karar tasarısına olumlu oy verdi. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bazı ülkelerin karşı çıktığı tasarı, oy çokluğuyla kabul edildi. Akdeniz’de yunus ve balinaların korunmasına destek Türkiye’nin olumlu oyu, Akdeniz’de yunus ve balinaların korunmasına yönelik uluslararası çalışmalara verilen desteği ortaya koydu. Türkiye, Güney Atlantik Balina Koruma Alanı önerisine ilişkin oylamada ise çekimser oy kullandı. Bu tutumda, hazırlanan yönetim planındaki eksiklikler ve kıyıdaş ülkelerle gerekli anlaşmaların henüz yapılmamış olması etkili oldu. Türkiye, söz konusu eksiklikleri hem toplantı öncesinde hem de Genel Kurul görüşmeleri sırasında dile getirdi. Türkiye’den tasarıya ilişkin yazılı sorular Türkiye ayrıca tasarıyı sunan başta Brezilya, Uruguay ve Arjantin delegasyonları olmak üzere ilgili taraflara yazılı sorular yöneltti. Sorulara verilen yanıtların yeterli bulunmaması da oylama öncesindeki değerlendirmede etkili oldu. Söz konusu tasarı yapılan oylamada açık farkla reddedildi. Türkiye’nin ilk kez katıldığı toplantıda ortaya koyduğu yaklaşımın; bilimsel verilere dayalı, tarafsız ve kendi ulusal politikaları doğrultusunda şekillendiği belirtildi. Hobart Deklarasyonu kabul edildi Türkiye, Uluslararası Balinacılık Komisyonu’nun kuruluşunun 80. yılı kapsamında hazırlanan Hobart Deklarasyonu’nu da kabul etti. Bu adımla Türkiye, deniz memelilerinin korunmasında en iyi bilimsel verilerin kullanılmasından ve etkili, uygulanabilir koruma tedbirlerinden yana olduğunu ortaya koydu.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden Mınka Projesi’ne Destek Haber

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden Mınka Projesi’ne Destek

Mersin Büyükşehir Belediyesi, MedCities (Akdeniz Kentleri Ağı) ve Avrupa Birliği (AB) Horizon 2020 Programı ‘ANERIS Projesi’ ile yürütülen uluslararası iş birliği çerçevesinde, kıyılarda ve denizlerdeki canlı türlerinin kayıt altına alındığı araştırma altyapısı ve mobil uygulama olan MINKA Projesi kapsamında, vatandaş bilimi etkinliğinin ikincisini düzenledi. Eğitimde, biyolojik çeşitliliğin ve iklim değişikliğiyle ilişkili çevresel göstergelerin vatandaş bilimi yoluyla izlenmesine yönelik bilgiler paylaşıldı. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde gerçekleştirilen eğitime; Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı yetkilileri, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde (DBE) görev yapan akademisyenler, üniversite öğrencileri ve sivil toplum kuruluşlarının üyeleri katıldı. Çalışmayla katılımcıların MINKA vatandaş bilimi uygulamasını tanıması, biyolojik çeşitlilik ve iklim göstergelerinin izlenmesine yönelik pratik beceriler kazanması ve sahada kıyı gözlemi yaparak uygulamaya farklı canlı türlerinin veri girişini yapabilmesi amaçlandı. Uzmanlar, vatandaş bilimi ve biyolojik çeşitlilik sunumu yaptı Eğitimin ilk bölümünde ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Evrim Kalkan Tezcan tarafından, enstitünün ulusal ve uluslararası çalışmaları hakkında sunum gerçekleştirildi. Sunum kapsamında kurumun çalışmaları ve kampüs biyolojik çeşitliliği konusunda katılımcılara bilgi aktarıldı. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı Sıfır Atık Şefi ve Yeşil Dönüşüm Ofisi Koordinatörü Çevre Mühendisi Dr. Zeki Altun, Yeşil Dönüşüm Ofisi çalışmaları kapsamında Mersin’in iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik bağlamını ele alırken, yerel yönetimler açısından vatandaş biliminin önemi değerlendirildi. Programda, MINKA platformunun yerel yönetimlerde kullanımına ilişkin bilgiler de paylaşılırken, Mersin’de hangi çevresel göstergelerin izlenebileceği konusunda katılımcılarla görüş alışverişinde bulunuldu. Programın devamında Dr. Evrim Kalkan Tezcan ve Dr. Meltem Ok tarafından, MINKA mobil uygulamasının kullanımına ilişkin uygulamalı bir sunum gerçekleştirildi. Katılımcılara uygulama üzerinden gözlem ekleme, fotoğraf ve konum kullanımı ile toplanan verilerin doğrulama süreci anlatıldı. Yerel yönetimler açısından vatandaş biliminin önemine ilişkin yapılan sunumda ise Dr. Ayşegül Çil, MINKA platformunun yerel ölçekte biyolojik çeşitlilik ve çevresel göstergelerin izlenmesindeki rolü hakkında bilgi verdi. Katılımcılar sahada mini biomarathon gerçekleştirdi Eğitimin saha bölümünde katılımcılar küçük gruplara ayrılarak, belirlenen alanda mini biomarathon uygulaması gerçekleştirdi. Katılımcılar sahadaki gözlemlerini MINKA uygulaması üzerinden sisteme yüklerken, mentorlar da uygulama sırasında teknik destek sağladı. Çalışmanın ardından toplanan gözlemler değerlendirildi ve katılımcılar deneyimlerini paylaştı. Dr. Altun: “MINKA Projesi kapsamında vatandaş bilimi etkinliğinin 2.’sini gerçekleştirdik” Düzenlenen program hakkında bilgi veren Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı’nda Sıfır Atık Şefi ve Yeşil Dönüşüm Ofisi Koordinatörü Dr. Zeki Altun, “Mersin Toplum Gönüllüleri Vakfı, Mersin Genç Tema Gönüllüleri ve Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğrencileri ile bir süreç gerçekleştirdik. Bu etkinlikle beraber ilimizde ve bölgesel anlamda deniz biyoçeşitliliği noktasında deniz canlılarının önemi ve sisteme kaydının sağlanması ile tür çeşitliliği noktasında gerekli çalışmaları gerçekleştirdik” dedi. Etkinliğin hem teorik hem de uygulamalı içeriğinin olduğunu kaydeden Dr. Altun, “Öncelikle Mersin’deki biyoçeşitlilik, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün yapmış olduğu deniz çalışmaları ve kampüs kapsamındaki biyoçeşitlilik olmak üzere teknik konular değerlendirildi. Ardından da sahaya inilerek deniz canlıları gözlemlenip, MINKA platformuna kaydı sağlandı. 2026 yılı içerisinde bu proje kapsamında üçüncü bir etkinlik daha gerçekleşecek” diye konuştu. Dr. Çil: “MINKA, Avrupa’da aktif şekilde devam eden bir veri toplama sistemi” MINKA Projesi Uygulama Mentoru Dr. Ayşegül Çil, proje kapsamında yapılan vatandaş bilimi faaliyetlerinin gönüllü etkinlikler olduğunu söyleyerek, “Bilim insanı olan veya olmayan herkes, uzmanlarla ortak hareket ederek programa katılabilir. Bu biraz da merak meselesi ve bir öğrenme yöntemi. Avrupa’da aktif şekilde devam eden bir veri toplama sistemi. Hem belediyelerin hem bilim enstitülerinin bütün bu verilere her an ulaşabilecek zamanları olmadığı için vatandaş bilimine ciddi şekilde ihtiyaçları var. Yöre halkının kendi alanında tanıdığı türleri kayıt altına alması da çok daha aktif bir bilim veri tabanı oluşturmakta” ifadelerine yer verdi. Dr. Tezcan: “Deniz ve çevre konusunda farkındalık yaratmak çok önemli” ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Evrim Kalkan Tezcan, “Etkinlik kapsamında enstitümüzün kampüsünde bir biomarathon yaptık. Kıyı ve deniz ekosisteminde gördüğümüz deniz canlılarını, bizim uzmanlığımız ve arkadaşların gönüllülüğüyle kayıt altına almaya çalıştık. Burada amaç; bilim insanı olmayan vatandaşların da denizle etkileşimini sağlamak, farkındalığını artırmak ve onların da bilimsel çalışmaların bir parçası olabileceğini göstermekti” dedi. Dr. Tezcan, vatandaşların ve özellikle çocukların deniz ve çevre konusunda farkındalık kazanmasının da önemli olduğunu belirterek, yerel yönetimlerin öncülüğünde gerçekleştirilen ortak etkinliklerin artmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti. Katılımcı öğrenciler ve gönüllüler, MINKA Projesi’ne katkı sundu Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisi Mustafa Çınar, “Bizim bölümümüzle paralel olduğu için koşarak geldiğimiz bir etkinlik diyebilirim. MINKA uygulaması, Mersin'in biyoçeşitliliğini tanımamız açısından çok önemli. Teorikte gördüğümüz türleri sahada inceleme fırsatı bulduk. Çok verimli oldu. MINKA uygulaması, herkesin kullanması gereken bir uygulama. Biyoçeşitliliğin tanımlanması açısından önemli” dedi. Mersin Üniversitesi Elektronik Teknolojisi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Ahmet Ali Bilici, kendisi için çok öğretici bir gün olduğunu anlatarak, “Öncelikle Akdeniz’de yaşayan balık türlerini öğrendik. Telefonumuza MINKA uygulamasını indirdik. Kampüsün sahilinde değişik türleri gözlemleme fırsatımız oldu. Bu gözlemlediğimiz türlerin fotoğrafını çekerek MINKA uygulamasına yükledik. Bunları öğrenmek için biyolog olmamıza gerek yok. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin de bu projeye katkı sunması gerçekten çok önemli. Başkanımız Vahap Seçer’e çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Toplum Gönüllüleri Vakfı Koordinatörü Ayser Çeri, “Bizler için çok kıymetli bir deneyimdi. Daha önce deniz canlıları hakkında pek bir bilgim yoktu. Fakat MINKA Projesi sayesinde hem deniz canlılarını tanıdım hem de sahada gözleme şansına kavuştum. Çok keyifliydi” ifadelerine yer verdi. Mersin Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi, aynı zamanda Genç Tema Topluluğu Başkan Yardımcısı Nermin Encü ise “Özellikle bilmediğim balık türleri vardı ve çok şey öğrendim. Bölümüm farklı bir bölüm. Yaptığım iş bundan farklı bir iş, ama ona rağmen vatandaş farkındalığı açısından ben de bir şeyler yapabiliyorum. Uygulamayı indirdim. Günlük hayatımda da kullanmaya devam edeceğim” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.