Hava Durumu

#Akıllı Sulama

Kırsal Haber - Akıllı Sulama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akıllı Sulama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TZOB Başkanı Bayraktar: "Gıda Güvencesinin Teminatı Çiftçilerimizdir" Haber

TZOB Başkanı Bayraktar: "Gıda Güvencesinin Teminatı Çiftçilerimizdir"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, gıda güvencesinin sağlanması ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından yenilikçi teknolojilerin önemine dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) kurulduğu 16 Ekim’in, Dünya Gıda Günü olarak tüm dünyada kutlandığını belirten Bayraktar, bu yıl Dünya Gıda Günü’nün “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlandığını ifade etti. Dünyadaki her bireyin sağlıklı, güvenilir ve yeterli gıdaya ulaşmasının temel bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bayraktar, dünyada herkesi doyuracak miktarda gıda üretilmesine rağmen açlıkla mücadelenin devam ettiğini bildirdi. Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Dünyada gıda üretimi yeterli, ancak açlık sorunu devam ediyor” “FAO’nun 2025 yılı verilerine göre 645 milyon insan yetersiz besleniyor ve açlık yaşıyor. 2,7 milyar insanın sağlıklı beslenmek için gerekli gıda bütçesi bulunmuyor. Dünya genelinde 2 yaş altındaki her 3 çocuktan 1’i yetersiz besleniyor ve sağlıklı gelişemiyor. Dünyada üretilen gıdaların yaklaşık yüzde 13’ü hasat ve nakliye sürecinde, yüzde 19’u ise tüketici ve perakende aşamasında israf ediliyor. Üretilen gıdanın dengeli dağıtılması, gıda kayıplarının ve israfının en aza indirilmesi büyük önem taşıyor. Bu yıl Dünya Gıda Günü, ‘Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle’ temasıyla kutlanıyor. Açlığı sona erdirmek ve gıda adaletini sağlamak için dijitalleşmeyi, yapay zekâyı ve genç girişimciliğini kapsayan yenilikçi bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tarım ve gıda sistemlerinde dijital dönüşüm ve teknolojik yenilikler kaçınılmazdır. Tarım sistemlerimizi dönüştürmeli, geleneksel tarım bilgilerimizi modern bilim ve yapay zekâ teknolojileriyle bir araya getirmeliyiz. Bugün yapacağımız yeniliklerle geleceğimizin gıda ihtiyacını karşılayabiliriz. Bu yılki temanın önemli odak noktalarından birini tarımda genç girişimciliği ve teknolojinin rolü oluşturuyor. 2026 yılının Birleşmiş Milletler tarafından ‘Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı’ ilan edilmesi de kadın çiftçilerimizin tarımsal üretimdeki emeğinin önemini ortaya koyuyor. Kadın çiftçilerimizin emeğini teknolojik imkânlarla desteklemek ve adil gıda zincirleri oluşturmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer almalıdır.” “Tarımda teknolojik dönüşüm için çiftçilerimiz desteklenmelidir” “Son yüzyılda tarım sektöründe yaşanan teknolojik gelişmeler, ülkemizde de önemli ilerlemeler sağladı. Traktörler ve biçerdöverler başta olmak üzere tarımsal mekanizasyon araçları artık akıllı makinelere dönüştü. Akıllı sulama ve gübreleme sistemlerinden akıllı seralara ve hayvancılık uygulamalarına kadar tarımda akıllı teknolojiler her geçen gün gelişiyor. Ancak burada asıl önemli konu, çiftçilerimizin bu teknolojilere ne ölçüde erişebildiğidir. Teknolojik imkânlara rağmen ülkemizde yeni teknolojilerin benimsenme hızı henüz istenilen seviyede değildir. Bunun en temel nedenlerinden biri üretici gelirlerinin kısıtlı olmasıdır. Gıda güvencemizin teminatı, toprağımızı işleyen ve alın teri döken çiftçilerimizdir. Yenilikçi tarım teknolojilerini küçük ve orta ölçekli üreticilerimizin erişimine sunmalı, bu alandaki destekleri artırmalıyız. Üretim maliyetlerini düşürmek, çiftçilerimize sürdürülebilir gelir imkânları sağlamak ve gençlerimizi tarıma teşvik etmek için gerekli tedbirleri hızla almalıyız. İklim krizine dirençli tohum çeşitlerini yaygınlaştırmalı, verimli sulama teknolojilerini kullanmalı ve sürdürülebilir toprak yönetimini sağlamalıyız. Gıda güvenliğini sağlamak, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da korumak demektir. Güvenilir ve yeterli gıdaya sürdürülebilir erişim; güçlü bir ekonominin, sağlıklı bir toplumun ve bağımsız bir geleceğin temel taşıdır. Tarım sektörü, ülkemizin ekonomik bağımsızlığının ve gıda güvencesinin temel dayanağıdır. Üretimin sürekliliğini sağlamak için doğal kaynaklarımızı korumalı ve kırsal kalkınmayı güçlendirmeliyiz. Tarımsal üretim yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve toplumsal istikrar meselesidir.” Üreticilerin alın teriyle elde ettikleri ürünlerin değerini bulduğu, refah seviyesinin yükseldiği, gıda güvencesinin sağlandığı ve açlık sorununun yaşanmadığı bir Türkiye ve dünya dileğinde bulunan Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nü kutladı.

Başkan Er: "Malatya’yı Tarım Ve Hayvancılığın Merkezi Haline Getireceğiz" Haber

Başkan Er: "Malatya’yı Tarım Ve Hayvancılığın Merkezi Haline Getireceğiz"

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, 14. Malatya Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı'nın açılışında konuştu. Başkan Er; kentin yeniden inşa ve ihya sürecinin yalnızca şehircilik ve ulaşım yatırımlarıyla sınırlı olmadığını, sanayi, turizm ve tarım alanlarında da geleceğin Malatya’sının inşa edildiğini vurguladı. Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen fuar, törenle kapılarını açtı. Orduzu Pınarbaşı Fuar Alanı'ndaki açılışa; Vali Seddar Yavuz, AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, siyasi partilerin il başkanları, belediye başkanları, kamu kurum müdürleri, tarım birlik başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, dernek ve oda başkanları, üreticiler ile çok sayıda vatandaş katıldı. Deprem nedeniyle fuara 7 yıl ara verildiğini hatırlatan Başkan Er, Malatya’nın yeniden ayağa kaldırılması için yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şu ifadeleri kullandı: "Malatya’yı sadece depremin yaralarını sararak bırakmadık. Yeni bir Malatya inşa ettik, inşa etmeye de devam ediyoruz." "GELECEĞİN MALATYA’SINI TARIMDA DA İNŞA EDİYORUZ" Malatya’nın tarım potansiyelini geliştirmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Başkan Er; fuarın, kenti ve bölgeyi tarım, gıda ve hayvancılık alanında daha güçlü bir merkez haline getirme hedefinin bir parçası olduğunu kaydetti. Fuarda klasik sergileme anlayışının ötesine geçilerek tarım teknolojileri ve çiftçiler için özel bölümlerin oluşturulduğunu söyleyen Başkan Er; drone gösterileri, akıllı sulama uygulamaları, çiftçi buluşmaları ve uzman eğitimlerinin yanı sıra çocuklara yönelik tohum ekme atölyeleri gibi etkinliklerin de düzenleneceğini ifade etti. 451 KAPALI SİSTEM SULAMA PROJESİ Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından il genelinde yürütülen çalışmalar hakkında da bilgi veren Başkan Sami Er, çiftçi-devlet iş birliğiyle 432 milyon lira tutarında 451 kapalı sisteme dönüşüm projesinin hayata geçirildiğini aktardı. 2026 yılı sulama havuzu seferberliği kapsamında 218 sulama havuzunun yapımına yönelik saha çalışmalarının sürdüğünü belirten Başkan Er, Beydağı Ağaçlandırma Projesi kapsamında da binlerce fidan ve tohumun toprakla buluşturulduğunu kaydetti. Üreticilerin sadece tarla ve bahçelerde değil, mera ve yaylalarda da desteklendiğini ifade eden Er, hayvancılıkla uğraşan üreticilerin su ihtiyacını karşılamak amacıyla bugüne kadar 500’ün üzerinde beton ve sac sıvat desteği sağlandığını belirtti. Zorlu coğrafi şartlarda üretim yapan hayvancı ve arıcılara yönelik enerji desteğinin de sürdüğünü aktaran Başkan Er, elektrik erişiminin güç olduğu bölgelerde üretimin devamlılığını sağlamak adına 400’ün üzerinde jeneratör desteği verildiğini söyledi. ÜRETİCİNİN YOLUNA 2,3 MİLYAR LİRALIK YATIRIM Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı aracılığıyla ürünlerin pazara ulaştırıldığı yollarda da önemli çalışmalar gerçekleştirildiğini belirten Başkan Er; 945 kilometre asfaltlama, 261 kilometre yol açma ve genişletme çalışması yapıldığını açıkladı. Söz konusu yatırımların toplam tutarının 2 milyar 359 milyon liraya ulaştığını belirten Başkan Sami Er, üretimin her aşamasında çiftçilerin yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayarak şöyle konuştu: "Üreticimizin tarlasına giden yolu açmak kadar hayvanın suya ulaşmasını sağlamak, yayladaki üreticimizin enerjisini temin etmek de belediyecilik hizmetlerimizin bir parçasıdır." Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya'yı bir fuar şehrine dönüştürmek için ciddi çalışmalar yürüttüklerini ve fuarların artarak devam edeceğini sözlerine ekledi. Malatya Valisi Seddar Yavuz, tarım ve hayvancılık fuarlarının üreticileri yeni teknolojilerle buluşturması açısından kritik önem taşıdığını belirtti. Türkiye'nin artık sadece dışarıdaki teknolojileri takip eden değil; Ar-Ge ve inovasyona yatırım yapan, özgün teknolojiler geliştirip ihraç edebilen bir anlayışa yöneldiğini vurgulayan Vali Yavuz, Büyükşehir Belediyesinin tarımsal desteklerinden dolayı Başkan Er’e teşekkür etti. AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, tarım fuarlarının yeni üretim teknikleriyle buluşma işlevini üstlendiğini söyleyerek Türkiye’nin teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon alanında yaşadığı dönüşümün önemine değindi. Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan, tarımın stratejik bir sektör olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımıza Malatya’yı bir fuar kentine dönüştürdüğü için teşekkür ediyoruz. Büyükşehir Belediyemizle beraber çok sayıda projede ortaklık gerçekleştiriyoruz. Bir taraftan lisanslı depolar yaparken diğer taraftan Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi’ni aktif hale getirmek için gayretle çalışıyoruz." Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Kılınç da yıllar sonra yeniden düzenlenen fuarın hayata geçirilmesinde emeği geçen Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'e teşekkürlerini iletti. Konuşmaların ardından 14. Malatya Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı'nın açılışı gerçekleştirildi. 160 MARKA ZİYARETÇİLERLE BULUŞUYOR 7 yıl aradan sonra kapılarını açan ve 4 Ekim’de sona erecek olan fuar, 160 markanın katılımıyla gerçekleştiriliyor. Fuar alanında tarım ve hayvancılıktaki son teknolojik gelişmeler sergilenirken, çocukların da tarımsal üretim süreçlerini yakından tanıması amacıyla uygulamalı tohum ekme etkinlikleri düzenleniyor. 'EN GÜZEL BUZAĞI' YARIŞMASI DÜZENLENDİ Fuar kapsamında Orduzu Mişmişpark Fuar Alanı’nda "12. En Güzel Buzağı Yarışması" yapıldı. 11 üreticinin katıldığı yarışma öncesinde konuşan Malatya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ergül Günaydın, hayvancılığın büyük emek istediğini belirterek üreticileri teşvik etmek amacıyla bu organizasyonu düzenlediklerini söyledi.

Antalya Su Zirvesi’nde Su Yönetimi ve Ortak Eylem Çağrısı Haber

Antalya Su Zirvesi’nde Su Yönetimi ve Ortak Eylem Çağrısı

Antalya Ticaret Borsası tarafından COP31 öncesinde düzenlenen Antalya Su Zirvesi’nde, kentin su kaynaklarının korunması, tarımda su verimliliği, kaçak kuyular, akıllı sulama sistemleri ve ortak su yönetimi ele alındı. Antalya Ticaret Borsası, 9-20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Antalya Su Zirvesi; COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi düzenledi. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ev sahipliğinde Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Su Zirvesi, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, ilçe belediye başkanları, kurum ve kuruluşların temsilcileri, akademisyenler çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Zirve kapsamında düzenlenen “Sulak Alanlar: Görünmez Aciliyeti Görünür Kılmak” Fotoğraf Sergisi ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. SORUN BELLİ, ÇÖZÜMLER DE BİLİNİYOR Vali Hulusi Şahin, su konusunda artık sorunun ve çözüm yollarının büyük ölçüde bilindiğini belirterek, bundan sonraki aşamanın uygulama olduğunu söyledi. Şahin, “Sorun belli, herkes aynı fikirde. Çözüm nedir? Aslında çözümler de biliniyor. Çözümler acı reçeteyi içeriyor" dedi. Tarımın su tüketimindeki payına dikkati çeken Şahin, sulama yöntemlerinin değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Şahin, “Suyun yüzde 70'ini tarım uygulamaları harcıyor. Nasıl sulardık biz tarlalarımızı, salma sulamayla. Başka bir ismi ne, vahşi sulama. Gerçekten çok vahşi. Sonra yağmurlamaya geçtik. Bir anda kullandığımız su miktarı yarıya düştü. Sonra damlama suya, basınçlı sulamaya geçtik; bir yarıya daha düştü. Şimdi artık o da kurtarmıyor. Yeni yöntemler bulmak ve uygulamak zorundayız" diye konuştu. 29 YAŞINDA SERALARIMIZ VAR Antalya'daki seraların da yenilenmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından seraların mevcut durumunun incelendiğini söyledi. Seraların yeni teknolojiyle yenilenmesi gerektiğini belirten Şahin, “Ortalama kaç yaşında seralarımız, 29 yaşında. 29 yaşında arabası olan var mı? Traktörü olan kaldı mı? Yok. Ama serası olan çok. Seralarımızı değiştireceğiz, yeni tip bir anlayışla yeniden yapacağız. Bu acı reçeteyi yutacağız. Bu ödemeyi yapacağız. 'Oğluma Konyaaltı'ndan birkaç ev alayım', öyle yok. Bu masraf önce o seraya yapılacak ve orada yağmur hasadı gibi yeni çözümleri bulacağız" ifadelerini kullandı. KUYULARIMIZIN YÜZDE 90'I KAÇAK Kaçak kuyuların su yönetimindeki sorunlardan biri olduğunu belirten Şahin, “Bizim şu andaki kuyularımızın yüzde 90'ı kaçak" dedi. Kaçak kuyulardan elde edilen suyun tarımda kullanıldığını belirten Şahin, “Bu kaçak kuyulardan elde edilen suyla tarımın ana gövdesini yapıyoruz ve pervasızca harcıyoruz suyu, pervasızca. Nasıl olsa bedava. Hesap da yok, nasıl olsa alttan geliyor. Halbuki Konya Ovası kurudu, buraların, aşağısının kurumayacağını kim söyleyebilir?" diye konuştu. Su kaynaklarının korunmaması halinde tarım, hayvancılık ve turizmin sürdürülemeyeceğini söyleyen Şahin, “Eğer belli çözümleri yapmazsak bu tarımı, bu hayvancılığı ve bu turizmi devam ettirme şansımız yok. Acı reçeteyi kendimize uygulayacağız, finansmanı kendimiz karşılayacağız. Bunun başka yolu yok. Emin olun devlet, siz bir adım atın, 15 adım atacaktır; ona hiçbir şüphe yok" dedi. KORKUTELİ'DE AKILLI SAYAÇLA SU TASARRUFU Korkuteli Barajı'nda su seviyesinin yaklaşık 2 yıl kadar önce yüzde 19'a kadar düştüğünü belirten Şahin, sulamada akıllı sayaç sisteminin uygulanmasıyla mevcut suyun daha verimli kullanıldığını anlattı. Şahin, “O seneyi, hani yandık öldük diyorduk ya, o seneyi su fazlasıyla, o barajdaki yüzde 19'un çok azını kullanarak bitirdik. Bütün sulamalar yapılmış olmasına rağmen" dedi. Suyun ihtiyaca göre kullanılması halinde mevcut kaynakların yeterli olabileceğini belirten Şahin, “Suyu doğru kullanırsanız, ihtiyacınız kadar kullanırsanız, 'çok fazla kullanayım, fazla kullanayım' demezseniz bizim suyumuz bize yeter" diye konuştu. SUYU İSRAF ETMEMEK BİR KÜLTÜR Su tasarrufunun yalnızca teknik önlemlerle değil, yaşam biçimiyle de ilgili olduğunu ifade eden Şahin, “Bu bir yaşam biçimi, bir anlayış meselesi. Suyu israf etmemek bir kültür. Bu kültürü edineceğiz. Bizim babalarımızda vardı, nedense bizde yok. Çocuklarımızda var mı şüpheliyim ama eğer gayret edersek yeniden o kültürü kazanabiliriz" dedi. Kuraklığın tarih boyunca medeniyetler üzerinde etkili olduğunu belirten Şahin, “Koca koca imparatorlukları yok eden kuraklıktır. Kuraklık tarihin her döneminde hiçbir kimseye iltimas geçmedi. Tedbir almazsanız yok olur gidersiniz. Tedbir alalım, kalıcı olalım" diye konuştu. ORTAK AKIL VURGUSU Şahin, su konusunda çözümün kamu kurumlarının yanı sıra üretici, turizmci, sanayici ve vatandaşların sorumluluk almasıyla mümkün olacağını söyledi. Şahin, “Çiftçiysem sorumluluğumun gereğini yerine getireyim. Turizmciysem sorumluluğumun gereğini yerine getireyim. Sanayiciysem işte çözümler ortada. Sürdürülebilir bir üretim arayışı. Gizlisi saklısı hiçbir şey yok, bilim hepsinin çözümünü bulmuş. Bir maliyeti var, buna katlanacağım ve buna göre faaliyetimi yöneteceğim" diye konuştu. Şahin, zirvenin tabandan gelen ihtiyaçların ortak akılla eyleme dönüştürülmesi açısından önem taşıdığını belirterek, su konusunda kalıcı çözümler için ortak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. SU, ANTALYA’NIN GELECEK 30 YILLIK MESELESİ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Zirve’de yalnızca suyu konuşmak için değil, Antalya’nın geleceğini konuşmak için bir araya geldiklerini söylerken, “Çünkü su artık yalnızca çevrenin ya da tarımın konusu değildir. Su, üretimdir, gıdadır, turizmdir, sanayidir, kent yaşamıdır, ekonomidir. Ve hepsinden önemlisi, Antalya’nın geleceğidir” dedi. Antalya’nın büyüdüğünü, Antalya’da üretimin, turizmin, nüfusun ve ekonominin büyüdüğünü kaydeden Ali Çandır, diğer taraftan ise iklimin, yağış rejiminin değiştiğini, kuraklık ve su stresinin arttığına dikkat çekti. Çandır, “Bir tarafta büyüyen bir Antalya, diğer tarafta çok daha dikkatli yönetmemiz gereken su kaynakları. Antalya Ticaret Borsası olarak 2026 yılı çalışma temamızı ‘su’ olarak belirlememizin ve bu çalışmaya başlamamızın temel nedeni budur. Çünkü biz su meselesini yalnızca bugünün problemi olarak görmüyoruz. Antalya’nın önümüzdeki 10, 20, 30 yıllık geleceğinin temel meselelerinden biri olarak görüyoruz. Artık yalnızca; ‘Ne kadar suyumuz var?’ sorusunu sormamız yeterli değil. Asıl sorumuz, ‘Sahip olduğumuz suyu ne kadar doğru ve ne kadar verimli kullanıyoruz?’ olmalı. Bunun da ötesinde şunu sormalıyız: ‘Kullandığımız her birim su ne kadar ekonomik ve sosyal değer üretiyor?’ Ve artık konuşmanın ötesinde eyleme geçmeliyiz” diye konuştu. “TARIMIN SU BAŞKA, TURİZMİN SUYU BAŞKA DEĞİLDİR” Zirve öncesinde 15 ve 16 Eylül tarihlerinde Antalya Su Diyaloğu toplantılarını gerçekleştirdiklerini, tarım, turizm, sanayi ve kentsel su yönetimi olmak üzere dört temel alanı ele aldıklarını anımsatan Başkan Çandır, tarafları aynı masada buluşturarak, mevcut durum ve risklerin konuşulduğunu, iyi uygulamaların ele alındığını, “Bundan sonra ne yapacağız?” sorusuna cevap aradıklarını söyledi. Çandır, “Bu çalışmaların bize gösterdiği ilk gerçek: Suyu artık sektör sektör, kurum kurum birbirinden bağımsız yönetemeyiz. Tarımın suyu başka, turizmin suyu başka, sanayinin ya da kentin suyu başka değildir. Hepsi Antalya’mızın suyudur. Hepsi aynı kaynağın, aynı havzanın, aynı geleceğin parçasıdır. Bu nedenle Antalya’nın ihtiyacı parçalı ya da müstakil çözümler değil, bütüncül ve kapsayıcı bir su yönetimi anlayışıdır” dedi. SUYUMUZU ÖLÇELİM, YÖNETELİM Suyun önemini vurgulayan Başkan Çandır, “Suyumuzu daha iyi yönetmeliyiz” dedi. Suyun ölçülmesi, kayıpları azaltılması, verimli kullanılması, yağmur suyunun tutması, arıtılmış suyun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Çandır, “Kullandığımız suyun her damlasının ne kadar değer ürettiğini bilmeliyiz. Çünkü; ölçmeden yönetemeyiz, kıyaslamadan iyileştiremeyiz. Dünyadaki başarılı uygulamalara baktığımızda da aynı anlayışı görüyoruz. Suyu sadece temin etmek değil, verimli kullanmak ve mümkün olduğunca yeniden kullanmak öne çıkıyor. Kentler, sektörleri yalnızca toplam su tüketimiyle değil, ürettikleri değerle birlikte ölçüyor. Biz de Antalya’da bunu yapabilmeliyiz” diye konuştu. Tarımda bir metreküp suyla ne kadar ürün ve ne kadar ekonomik değer oluşturulduğunu, turizmde bir misafir için ne kadar su kullanıldığını, sanayide bir birim üretim için ne kadar su tüketildiğini, kentte kişi başına tüketim ve şebeke kayıpların ölçülmesi gerektiğini kaydeden Çandır, her sektörün kendi şartları içinde değerlendirilmesi, kendi su verimliliği hedefini ortaya koymalıdır” dedi. Suyun yeniden kullanımının da önemini vurgulayan Başkan Ali Çandır, şunları kaydetti: “Artık her kullanım için içme suyu kalitesinde su tüketmek zorunda olmadığımızı düşünmeliyiz. Uygun koşullarda arıtılmış suyu; tarımda, sanayide, peyzajda ve farklı kullanım alanlarında yeniden hayata ve ekonomiye kazandırabilmeliyiz. Yağmur suyunu mümkün olduğu kadar hızla şehirden uzaklaştırılacak bir yük değil, değerlendirilecek bir kaynak olarak görmeliyiz. Tarımda yalnızca modern sulama sistemlerine geçmekle yetinmemeli; toprağın, bitkinin ve iklimin gerçek ihtiyacına göre sulama yapmalıyız. Sera çatılarımıza düşen yağmuru değerlendirmeliyiz. Yeraltı suyunu yalnızca çektiğimiz bir kaynak olarak değil, korumamız gereken stratejik bir rezerv olarak görmeliyiz. Turizmde iyi uygulamaları ölçmeli ve yaygınlaştırmalıyız. Sanayide suyun nerede kullanıldığını, nerede kaybedildiğini ve ne kadarının yeniden kullanılabileceğini ortaya koymalıyız. Kentlerimizde ise kayıp-kaçağı azaltırken, suyu ölçen, izleyen ve yöneten bir altyapıya geçmeliyiz.” HEDEF KALICI, KAPSAYICI SU ETKİLEŞİM AĞI KURMAK Antalya Su Diyaloğu’nun çıktılarının önemine değinen Başkan Çandır, “Düzenlediğimiz Su Diyalogları bize bir şeyi daha gösterdi: Antalya’nın bilgisi var. Tecrübesi var. Kurumsal kapasitesi var. İyi uygulama örnekleri var. Eksik olan, bütün birikimi ortak hedeflere, somut ve ölçülebilir eylemlere dönüştürmektir. İşte Zirvemizin temel amacı budur. Bu amaçla Antalya’da kalıcı ve kapsayıcı bir su etkileşim ağı oluşturmak istiyoruz. Bu ağ; Kamu, yerel yönetim, üniversite, üretici, turizm, sanayi, meslek kuruluşları ve sivil toplumun aynı hedefler etrafında sürekli iletişim içinde olmasını sağlayacak bir yapı olmalı. Suyun arzını ve kullanımını performans kriterleriyle takip etmek, sektörel ve kentsel kullanımlarını ekonomik fayda ve katma değer açısından değerlendirmek, elde ettiğimiz verileri düzenli olarak raporlamak, kamuoyunu bilgilendirmek, kurumlarımız arasındaki işbirliğini ve yönetişimi güçlendirmek ce ortaya çıkan sonuçları politika yapıcılarla paylaşarak takibini sağlamak istiyoruz. Bunun için Antalya’mızın su verisini ortak bir sistem ve ortak bir anlayışla toplamaya, ölçmeye, izlemeye ve sonuçlarını düzenli olarak paylaşmaya ihtiyacımız var” diye konuştu. SORUNLARI BİLİYORUZ CEVAPLARI ORTAYA KOYMALIYIZ Su ile ilgili sorunların büyük ölçüde bilindiğini, artık soruların cevabının ortaya konulması gerektiğini kaydeden Ali Çandır, “Ne yapacağız? Kim yapacak? Nasıl yapacağız? Ne zaman yapacağız? Ve en önemlisi; Sonucunu nasıl ölçeceğiz? Buna bir soru daha eklemeliyiz: Bunu nasıl finanse edeceğiz? Çünkü iyi bir fikir, uygulanabilir değilse sonuç üretmez. Bu nedenle ortaya koyacağımız hedeflerin yalnızca doğru ve ölçülebilir değil, aynı zamanda uygulanabilir ve finanse edilebilir olması gerekiyor. Bizim istediğimiz; niyeti eyleme, eylemi takvime, takvimi sorumluluğa, sorumluluğu ölçülebilir sonuca dönüştürmektir. Bunun için yalnızca bir eylem planına değil, bu planın uygulanmasını takip edecek kalıcı bir işbirliği ve izleme mekanizmasına da ihtiyacımız var. Antalya’nın suyunu birlikte ölçebilmeli, izleyebilmeli, kıyaslayabilmeli ve gelişmeyi her yıl ortaya koyabilmeliyiz. Bu nedenle bu çalışmanın yalnızca bir belge olarak kalmasını istemiyoruz. Kısa, orta ve uzun vadeli; uygulanabilir, ölçülebilir, takip edilebilir ve finanse edilebilir bir yol haritası olmasını istiyoruz” dedi. COP31 BÜYÜK FIRSAT Antalya’nın önünde COP31 gibi büyük bir fırsat olduğunu dile getiren Başkan Çandır, “Biz COP31’i yalnızca Antalya’da gerçekleştirilecek büyük bir uluslararası organizasyon olarak görmüyoruz. Antalya’nın yıllardır konuştuğu iklim ve su konularında somut adımlar atması için önemli bir fırsat olarak görüyoruz. İstiyoruz ki Antalya COP31’e; yalnızca ev sahibi olan bir kent olarak değil, sorunlarını bilen, verilerini ortaya koyan, çözümünü ortak akılla tartışan, hedeflerini belirleyen, harekete geçen ve sonuçları tüm paydaşlarıyla paylaşan bir kent olarak çıksın. Antalya Su Diyaloğu bunun ilk adımıydı” dedi. ARTIK UYGULAMA ADIMLARI ATILMALI Antalya Su Zirvesi’nin su konusunda ikinci adım olduğunu, bundan sonraki adımların uygulama olması gerektiğini vurgulayan Başkan Çandır, “Sonraki adım ise elde ettiğimiz sonuçları ölçmek, paylaşmak ve geliştirmektir. Ve uygulamanın COP31 ile sınırlı kalmasını da istemiyoruz. Zirvede ortaya çıkacak sonuçları uygulayacağız, sonuçlarını ölçeceğiz, eksiklerimizi göreceğiz ve gerektiğinde hedeflerimizi yeniden değerlendireceğiz. Çünkü su konusunda kalıcı başarı, bir toplantıyla değil, yıllar boyunca sürdürülen kararlı bir uygulamayla mümkün olacaktır. Zirvede ortaya çıkacak sonuçların yalnızca Antalya’da kalmasını da istemiyoruz. Çünkü bugün Antalya’nın karşı karşıya olduğu su, kuraklık ve iklim sorunları; Akdeniz havzasındaki birçok kentin de ortak meselesidir. Antalya’da geliştireceğimiz uygulanabilir çözümleri COP31’de dünyayla paylaşmak istiyoruz. Yalnızca sorunlarımızı değil, çözümlerimizi de anlatmak ve paylaşmak istiyoruz” diye konuştu. SUYUN SAHİBİ TEK BİR KURUM DEĞİLDİR Su konusunda hiçbir kurumun tek başına kalıcı ve kapsayıcı çözüm üretemeyeceğini söyleyen Çandır, merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, üreticinin, turizmcinin, sanayicinin, meslek kuruluşlarının ve vatandaşların ortak sorumluluğuna dikkat çekti. Çandır, “Çünkü suyun sahibi tek bir kurum değildir. Ama suyun sorumluluğu hepimizindir. Antalya Ticaret Borsası olarak bizim niyetimiz toplantılar yapmak değildir. Niyetimiz; Antalya’nın suyunu koruyacak, üretimini sürdürecek, ekonomisini ve rekabet gücünü güçlendirecek ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir kent bırakacak ortak bir iradenin oluşmasına katkı sağlamaktır. Çünkü önümüzde artık belirsiz bir gelecekten çok, yönetmemiz gereken bir risk vardır. Suyun bol olduğu günlerde değil, kıt olduğu günlerde ne yapacağımızı bugünden planlamalıyız. Birkaç yıl sonra; “Keşke daha önce başlasaydık.” dememek için bugün başlamalıyız” diye konuştu. SUYU KORURSAK ANTALYA’NIN GELECEĞİNİ KORURUZ Antalya Su Zirvesi’nin suyun yönetiminde önemli bir başlangıç olmasını dileyen Başkan Çandır, “Bugün burada oluşacak ortak aklın, Antalya’nın ortak eylemine dönüşmesini temenni ediyorum. Ve inanıyorum ki Antalya’nın bugün kendi geleceği için ortaya koyacağı çözümler, yarın COP31’de ve dünyanın farklı coğrafyalarında karşılık bulabilir. Çünkü; Suyu korursak üretimi koruruz. Suyu korursak ekonomimizi koruruz. Suyu korursak Antalya’nın geleceğini koruruz” dedi. BAŞKAN ÇANDIR’DAN TEŞEKKÜR Başkan Çandır, Zirveye katılanlara katkı koyanlara teşekkür ederken, “Her zaman yanımızda olan ve bütün çalışmalarımızı destekleyen Sayın Valimize, Sayın Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimize, Sayın Rektörümüze özellikle teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca Zirvemize değerli katkılar sunan tüm kurum ve kuruluşlarımıza, kıymetli bilim insanlarımıza, sektör temsilcilerimize ve bu organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi. SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Büşra Özdemir, Antalya’nın su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün arttığına dikkat çekerken, “İçme suyu kaynaklarımızın yüzde 98’ini oluşturan yeraltı sularımıza erişimde her geçen gün daha alt seviyelere inmek zorunda kalıyoruz. Nüfus ve ziyaretçi sayısındaki artış su ihtiyacını büyütüyor. Büyükşehir Belediyesi olarak yaklaşık 2,7 milyon vatandaşa ve nüfusun yaklaşık 10 katına karşılık gelen 27 milyona yakın ziyaretçiye içme suyu hizmeti sunuyoruz. Entegre kentsel su yönetim planını hayata geçirdik ve ASAT SCADA sistemiyle şebekeyi anlık olarak izliyoruz” dedi. Su kaynaklarının azalmasıyla kuraklık riskinin arttığını belirten Özdemir, Büyükşehir Belediyesi olarak su kayıplarının azaltılması, altyapının yenilenmesi, arıtılmış suyun yeniden kullanılması ve tarımda kapalı devre sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması yönünde çalışmalar yürüttüklerini belirten Özdemir, “Bütün bu çalışmaların ortak bir amacı var; Bir damla suyun dahi boşa heba edilmemesi" dedi. Zirveden çıkacak sonuçların Antalya Su Eylem Planı'na ve COP31 sürecine taşınması gerektiğini belirten Özdemir, “Bu zirveden çıkacak sonuçların Antalya'nın su konusunda ortaya koyduğu ortak iradenin kalıcı bir yol haritasına dönüşmesini diliyorum" diye konuştu. ÖZKAN: “ANTALYA’NIN DÜNYAYA SÖYLEYECEK BİR SÖZÜ OLMALI” Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya Su Zirvesi’nde suyun yalnızca çevresel bir konu olmadığını, tarımdan gıdaya, turizmden ekonomiye kadar geleceğin temel meselelerinden biri olduğunu söyledi. Akdeniz Havzası’nın iklim değişikliğinin etkilerini yoğun biçimde yaşadığını belirten Özkan, Antalya’nın su kaynaklarını koruması ve suyu daha verimli kullanması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık dörtte üçünün tarımda tüketildiğine dikkat çeken Özkan, geleceğin üretim modelinin daha az suyla daha verimli ve sürdürülebilir üretim üzerine kurulması gerektiğini ifade etti. Akdeniz Üniversitesi’nin su verimli üretim, akıllı tarım, yapay zekâ ve yenilenebilir enerji alanındaki çalışmalarına değinen Özkan, üniversite bünyesinde Su Enstitüsü kurulmasına yönelik adımlar attıklarını açıkladı. COP31’in Antalya için önemli bir fırsat olduğunu belirten Özkan, “Antalya’nın dünyaya söyleyecek bir sözü olmalı” diyerek, kentin sorunlarını anlatmanın ötesine geçerek çözüm üreten ve uygulamalarını ortaya koyan bir şehir olması gerektiğini söyledi. Özkan, “Antalya’dan başlayalım. Türkiye için yapalım. Çocuklarımız için başaralım” dedi. Zirvede, Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Bülent Topkaya, Prof. Dr Ayşe Muhammetoğlu, Prof. Dr. Harun Kaman, Prof. Dr. Ethem Karadilek sunum yaptılar. Toplantının ardından Bilim Kurulu Üyelerine plaket takdim edildi.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde 3. Tarım Teknolojileri Festivali Haber

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde 3. Tarım Teknolojileri Festivali

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Tarım Teknolojileri Festivali, sektör paydaşlarını bir araya getirdi. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliklerini güçlendirerek gençler için yeni ufuklar açan güçlü bir platform haline gelen festival, tarımın geleceğine ışık tutmaya devam ediyor. Kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, akademisyenler, araştırmacılar ve öğrencilerin tarım, çevre ve yaşam bilimleri ekseninde aynı çatı altında buluşma olanağı yakaladığı AgriFest 2026’nın açılışı, Maldivler'in Ankara Büyükelçisi Abdul Raheem Abdul Latheef, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Japonya'nın Ankara Büyükelçiliği Misyon Şefi Yardımcısı Koji Tahara ve Tarım Ataşesi Yosuke Takao, TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç, Artvin İl Tarım Müdürü Neşat Ulutaş, akademisyenler, öğrenciler ve sekter temsilcilerinin katılımıyla Ziraat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan program, Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı sanatçılarının müzik dinletisi ve açış konuşmaları ile devam etti. Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, bugün burada, geleceğin tarım anlayışını, üretim modelini ve teknolojik dönüşümünü konuşmak üzere bir araya geldiklerini ifade etti. Günümüzde tarımın yalnızca üretim faaliyetlerinden ibaret olmadığının altını çizen Ünüvar, “Tarım stratejik güvenliktir, sürdürülebilir kalkınmadır, teknolojidir, veridir ve geleceğin en önemli güç alanlarından biridir. Hatta bugünün de en önemli güç alanlarından biridir. Çünkü tarımsal üretim olmadan hayatın varlığı sürdürülemez” dedi. Dünyanın iklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının azalması, artan nüfus ve gıda arz güvenliği gibi çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Ünüvar, “Böylesi bir dönemde ülkelerin gücü yalnızca sanayi üretimiyle değil, tarımda ne kadar bağımsız ne kadar verimli ve ne kadar teknolojik olduklarıyla da ölçülmektedir. Bu nedenle tarım teknolojileri, artık yalnızca sektörün değil, ülkelerin geleceğini şekillendiren stratejik alanlardan biri haline gelmiştir” ifadelerini kullandı. Festival alanında yer alan her çalışmanın, aslında geleceğin tarımına dair güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu belirten Ünüvar, şöyle devam etti: “Sensör teknolojileri, yapay zekâ destekli üretim sistemleri, akıllı sulama uygulamaları, veri temelli tarımsal analizler, robotik çözümler ve sürdürülebilir üretim modelleri tarımın artık klasik yöntemlerin çok ötesine geçtiğini açıkça göstermektedir. Ankara Üniversitesi olarak bizler, bilimsel birikimimizi çağın ihtiyaçlarıyla buluşturmayı temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Özellikle Ziraat Fakültemiz, ülkemizin en köklü yüksek tarım öğretim kurumu olarak yalnızca eğitim veren bir yapı değil aynı zamanda araştıran, geliştiren, teknoloji üreten ve sektöre yön veren öncü bir merkez olma misyonunu sürdürmektedir. Üniversitelerin en önemli görevlerinden biri de gençleri geleceğe hazırlamaktır. Bu açıdan bugün burada öğrencilerimizin sektör temsilcileriyle bir araya gelmesini son derece kıymetli buluyorum. Üniversite ile sektörün aynı platformda buluştuğu her ortam bilgi üretiminin uygulamayla birleşmesine, yeni iş birliklerinin doğmasına ve ülkemizin kalkınmasına doğrudan katkı sunmaktadır.” Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Hüseyin Atar ise, AgriFest 2026’nın, fakültenin geleneksel hale gelen sektör buluşmaları ve tarım teknolojileri vizyonu kapsamında planlandığını, üniversitenin bilimsel birikimi ile sektör dinamizmini aynı platforma buluşturmayı hedeflediğini vurguladı. Cumhuriyetin bilim ve üretim vizyonunun en önemli yapı taşlarından birisi olan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinin köklü geçmişiyle yalnızca bir eğitim kurumu değil, Türk tarımının hafızası, aklı ve geleceğe uzanan vizyonu olduğunun altını çizen Atar, “Ziraat Fakültesi büyük bir mirasın taşıyıcısıdır. Biz yalnızca geçmişimizle gurur duyan bir kurum değiliz, aynı zamanda geleceği de inşa etmeye çalışan bir fakülteyiz. Çünkü artık tarım yalnızca üretim değil; dijitalleşme, yapay zekâ, akılı tarım teknolojileri, veri yönetimi ve iklim değişikliği ile mücadele, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve stratejik olarak bağımsızlıktır. İşte AgriFest 2026 tam da bu anlayışın ürünüdür” ifadelerini kullandı. Açış konuşmalarının ardından anı fotoğrafı çektiren katılımcılar, kampüste firmalar tarafından kurulan stantları gezdi.

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında! Haber

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında!

TÜRKŞEKER ev sahipliğinde düzenlenen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", kamu, özel sektör ve kooperatifleri Antalya’da bir araya getirdi. Türkiye’nin şeker üretimindeki küresel gücü ve gelecek yüzyılın yol haritası tüm yönleriyle masaya yatırıldı. ​ANTALYA – Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TÜRKŞEKER), Cumhuriyetin asırlık çınarı olan şeker sanayisinin 100. yılını dev bir organizasyonla kutladı. 8-10 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", tarladan fabrikaya, teknolojiden sürdürülebilirliğe kadar sektörün dününe ışık tutarken yarınına rehberlik edecek kararların alınmasına vesile oldu. ​Ekonomik Bağımsızlığın Sembolü: Şeker Pancarı ​Sempozyumun açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, şeker sektörünün Türkiye’nin kalkınma tarihindeki stratejik önemine vurgu yaptı. 1926’da Uşak ve Alpullu’da başlayan üretimin milli bir şahlanış olduğunu belirten Polat, "Türkiye Yüzyılı hedeflerimizde dijitalleşme ve yenilikçi tarım uygulamaları sektörün önümüzdeki yüzyılını şekillendirecek temel unsurlar olacaktır" dedi. ​Dünyanın Devleri Arasındayız: Avrupa’da 4., Dünyada 5. Sıradayız ​TÜRKŞEKER Genel Müdürü Dr. Muhiddin Şahin, Türkiye’nin şeker üretimindeki gücünü çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Şahin, Türkiye genelinde 14’ü kamu, 12’si özel ve 6’sı kooperatiflere ait toplam 32 şeker fabrikasının omuz omuza çalıştığını belirtti. Bu güç birliğinin Türkiye’yi pancar şekeri üretiminde Avrupa’da 4., dünyada ise 5. sıraya taşıdığını ifade eden Şahin, sorunların "ortak akıl" ile çözüleceği bir döneme girildiğini müjdeledi. ​Bilim ve Teknoloji Işığında Dört Kritik Oturum ​Sempozyumun ikinci günü, şeker sektörünün geleceğini şekillendirecek dört ana başlığa ayrıldı: ​Bitki Islahı ve Yerli Tohum: Yerli ve milli tohumun verimlilik ve maliyet üzerindeki kritik rolü bilimsel verilerle ele alındı. ​Dijital Tarım ve Sulama: İklim değişikliğine karşı akıllı sulama ve modern tarım makinalarının kullanımı tartışıldı. ​Sürdürülebilir Sanayi: Şeker üretiminde atık yönetimi ve yan ürünlerin katma değerli hale getirilmesi projeleri sunuldu. ​Milli Makina Hamlesi: Türkşeker’in Ankara ve Eskişehir’deki makine fabrikalarının, savunma ve enerji sanayisindeki dışa bağımlılığı azaltma potansiyeli vurgulandı. ​Geleceği Şekillendiren Çalıştay ​Etkinliğin son gününde gerçekleştirilen çalıştayda, şeker pancarı tarımı ve şeker sanayisindeki fırsatlar bilimsel süzgeçten geçirildi. Kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla hazırlanan sonuç raporu, sektörün önümüzdeki yıllardaki stratejik hamleleri için somut bir yol haritası niteliği taşıyor.

Gaziantep Büyükşehir, 16. GAPTARIM Fuarı’na Damga Vurdu Haber

Gaziantep Büyükşehir, 16. GAPTARIM Fuarı’na Damga Vurdu

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, bölgenin en büyük tarım buluşmalarından biri olan 16. GAPTARIM Tarım, Tarım Teknolojileri ve Hayvancılık Fuarı’ndaki yerini aldı. Gaziantep Ortadoğu Fuar Merkezi’nde (OFM) kapılarını açan fuarda, Büyükşehir’in tarımsal kalkınma projeleri ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. ​Başkan Fatma Şahin’den Fuar Alanına Çıkartma ​Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, fuar alanını ziyaret ederek hem belediye standında vatandaşlarla buluştu hem de sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Standları tek tek gezen Başkan Şahin, modern tarım teknolojileri ve yerel üretim modelleri üzerine yetkililerden bilgi alarak, Gaziantep’in tarım şehri kimliğini güçlendirecek adımların önemine vurgu yaptı. ​Tarımsal Kalkınmada "Gaziantep Modeli" ​Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı tarafından kurulan stantlarda, çiftçilerin maliyetlerini düşüren ve verimliliği artıran projeler uzman ekiplerce anlatılıyor. Fuarda öne çıkan ana başlıklar şunlar: ​Mazot ve Gübre Destekleri: Üreticinin en büyük gider kalemlerine yönelik sağlanan doğrudan katkılar. ​Fide ve Tohum Dağıtımları: Yerel tohumların korunması ve yüksek verimli fide desteği. ​Akıllı Sulama ve Modern Tarım: Su tasarrufu sağlayan teknolojik altyapı projeleri. ​Ekipman Desteği: Çiftçilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıran makine parkı hizmetleri. ​Çiftçi ve Teknoloji GAPTARIM’da Buluşuyor ​GAPTARIM Fuarı, sadece bir sergi alanı değil, aynı zamanda çiftçilerin yeni nesil tarım teknolojileriyle tanıştığı bir eğitim platformu işlevi görüyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi uzmanları, stantları ziyaret eden üreticilere projelerden nasıl yararlanabilecekleri konusunda rehberlik ediyor. ​“Toprak anadır, sadık yârimizdir” felsefesiyle hareket eden Büyükşehir, fuar süresince tarımsal desteklerin kapsamını genişletmeye ve üreticinin yanında olmaya devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.