Hava Durumu

#Akp Iktidarı

Kırsal Haber - Akp Iktidarı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akp Iktidarı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarımı Hor Görenler, Yarını Zor Görür! Haber

Tarımı Hor Görenler, Yarını Zor Görür!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, gıda güvenliği ve egemenliği açısından Türkiye'nin büyük bir risk altında olduğunu vurguladı. Mazot ve gübre fiyatlarının tarımı ve çiftçiyi vurduğunu, iktidarın yangını seyrettiğini belirten Barut, bu koşullarda traktörün kontağının dahi çevrilemediğini, adeta altına dönen gübreyi çiftçinin bir gram bile atamadığını vurguladı. "GÜBRE ADETA ALTIN OLDU" Meclis Genel Kurulu'nda İYİ Parti'nin grup önerisi üzerine CHP Grubu adına kürsüye çıkan Ayhan Barut, "2026 yılı gıda güvenliğimiz ve gıda egemenliğimiz açısından çok risk altındadır. Çünkü tarımsal üretimin en önemli temel girdilerinden olan mazotun litresi 80 liraya, gübrenin tonu da 35 bin liraya dayanmıştır. Bu fiyatlarla ekim, dikim yapmak mümkün değildir. Bu fiyatlarla ekim yapmak değil, çiftçi, traktörünün kontağını dahi çeviremez durumdadır; aynı zamanda, gübre de altınla eş değer olmuş, gübrenin gramını dahi tarlasına atamaz durumdadır" dedi. ÖZELLEŞTİRME VE KAPATMA TEPKİSİ Tarımsal üretimde gübre kullanımının öneminden söz eden Barut, iktidarın yanlışlarına da dikkat çekerek şunları anlattı: "Gübre kullanmakla üründe kalite artar, rekolte artar. Üründe gübre kullanmayınca yüzde 20 ila yüzde 80 arasında rekolte kaybı olacaktır. İşte, bu nedenle diyoruz ki: 2026 yılında gıda egemenliğimiz tehlike altındadır. Türkiye'de çiftçimizin kullanmış olduğu gübre yılda 6,5 milyon tondur ve mazot da 3 milyar litredir. Bunların da tamamı -gübrenin yüzde 90'ı, mazotun da tamamı dışa bağımlıdır. Peki, neden dışa bağımlıyız? Çünkü bir zamanlar gübre fabrikaları vardı, kamuya ait, devlete ait; İGSAŞ vardı, TÜGSAŞ vardı, Kütahya, Samsun gübre fabrikaları vardı. Bunlar ne oldu şimdi? Ya özelleştirildi, ya kapatıldı. Bu krize Hürmüz Boğazı'ndaki yaşanan savaşın etkisi de eklenince maalesef çiftçinin mazot ve gübredeki sıkıntısı çok daha arttı ve savaşın şu anda en ağır faturasını da maalesef çiftçimiz ödemektedir. Bu nedenle, çiftçilerimiz bu söylediğim nedenlerden dolayı yabancıların eline ya da özel sektörün eline terk edilmiş durumdadır." "GÜBREDE FİYAT ARTIŞ 135 KATA ULAŞTI" Gübre ve mazot başta olmak üzere tarımsal üretim maliyetlerindeki fahiş artışa değinen Barut, sözlerini şöyle tamamladı: "Gelin, rakamlarla bir tabloya bakalım: 2002 yılında AKP iktidara geldiğinde ürenin 1 tonu 261 liraydı, üre gübrenin; şu anda 35 bin lira, tamı tamına 135 kat artmış durumda. Yine, AKP iktidarı iktidara geldiğinde mazotun litresi 1,1 liraydı, şu anda 76 lira yani 80 liraya dayanmış durumda. Yaklaşık 70 kat fiyat artmış durumda. Buradan sesleniyorum, 'Gübrede, stokta sorun yoktur' diyenlere sesleniyorum: Gelin, Çukurova'ya davet ediyorum, gübre var mı, yok mu değerli arkadaşlar, bir görelim. Olan da gübreyi maalesef şu anda stoklamış ve satmıyor. Tam ekim, dikim dönemi ama çiftçi şu anda perişan değerli arkadaşlar. Yapılması gereken çok basit, tıpkı İspanya'nın yaptığı gibi çiftçiyi ve tarımı koruyacak adımlar atılmalıdır. Mazottaki ve gübredeki ÖTV, KDV kaldırılmalıdır. Eğer bu destekler de yetmiyorsa bunlara ek destek verilmelidir. Tarımı hor görenler değerli arkadaşlar, yarını zor görür. Çiftçiyi desteklerseniz tüketiciyi de desteklemiş olursunuz."

Geçim Kaygısı Bayramın Ağız Tadını da Kaçırdı Haber

Geçim Kaygısı Bayramın Ağız Tadını da Kaçırdı

Ramazan Bayramının artan hayat pahalılığı ve derinleşen ekonomik sorunlarla geldiğini ve yurttaşların bayram sevincini gölgelediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, AKP’nin 24 yıllık iktidarının sonunda nerede o eski bayramlar dediğini, ağız tadıyla bayram dahi kutlanamaz olduğunu söyledi. Tüm halkımızın bayramını içtenlikle kutluyorum diyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer çocukluğumuzun bayramlarında günler kala bayram telaşı yaşanır, kıyafetler, ayakkabılar, bayramlıklar alınırken şeker, lokum durumu el veren çikolata alırken bayram harçlıkları yanında çorap, mendil el öpmeye gelen çocuklara verilirdi. Tatlılar yapılır, yemekler hazırlanır, sofralar kurulur, bayram için kurulan lunaparklara gidilirdi. Gurbettekiler bayram için memlekete gelir. Vefat eden aile büyükleri mezarına gidilir. Bayramlaşmalar da bayram namazından sonra başlardı. AKP iktidarı gelir gider dengesi vatandaş aleyhine bozdu. Emekli, asgari ücretli ile 50 milyon yoksulluk sınırı altında gelirle yaşamak zorunda bırakıldı. Bir mahallede yoksulun varlığı hissedilmesin diye dayanışma sağlanırdı. Günümüzde mahalle tümden yoksullaştı. Bir mutlu azınlık villalarda yaşarken çoğunluk artan yaşam pahalılığı ile gelecek kaygısı ile yaşıyor” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, Bayram aynı zamanda toplumda dayanışma ve paylaşmanın en güçlü hissedildiği dönemler olduğunu ancak mevcut ekonomik koşulların yurttaşların bayram hazırlıklarını dahi zorlaştırdığını ifade etti. “BAYRAM ALIŞVERİŞİ BİRÇOK AİLE İÇİN LÜKS OLDU” CHP’li Ömer Fethi Gürer, dar gelirli vatandaşların artan fiyatlar karşısında zorlandığını belirterek, “Ramazan ayı boyunca dayanışmayı ve paylaşmayı sınırlı da olsa hatırladık. Ancak bugün geldiğimiz noktada milyonlarca yurttaşımız bayram alışverişi yapamadan, çocuklarına yeni bir kıyafet alamadan, bayram sofrasını nasıl kuracağını düşünerek bayrama giriyor. Emekli aldığı maaşla torununa harçlık veremiyor, işçi geçim derdinde,” diye konuştu. “EMEKLİ İKRAMİYESİ 4 BİN LİRADA BIRAKILDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayram öncesi emeklilere verilen ikramiyenin artırılmaması, milyonlarca emeklinin bayrama hayal kırıklığıyla girdiğini belirterek, “Artan hayat pahalılığı karşısında emekliler zaten zor geçinirken, bayram ikramiyesinde de bir artış yapılmadı ve ikramiye 4 bin TL’de bırakıldı. Bugün bırakın bayram alışverişini, temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak bile zorlaşmışken emekliye verilen bu tutar bayram sevincini büyütmekten çok geçim sıkıntısını hatırlatıyor. Emeklilerimizin insan onuruna yakışır bir gelirle yaşamalarını sağlayacak düzenlemelerin yapılması şarttır.” dedi. “BAYRAMLAR TOPLUMUN GERÇEKLERİNİ DAHA GÖRÜNÜR KILIYOR” Ekonomik politikaların geniş toplum kesimlerini zorladığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayramların ülkedeki ekonomik tabloyu daha açık şekilde ortaya koyduğunu belirterek, “Bayramlar toplumun aynasıdır. O aynaya baktığımızda artan gıda fiyatlarını, borç içinde yaşayan esnafı, emeğinin karşılığını alamayan işçiyi ve maliyetler altında ezilen çiftçiyi görüyoruz. Halkın bayram sevincini gölgeleyen bu tablo yanlış ekonomi politikalarının sonucudur.” “DAR GELİRLİ VATANDAŞ BAYRAMA KAYGIYLA GİRİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle dar gelirli vatandaşların bayram dönemlerinde daha fazla zorlandığını belirterek gıda fiyatları, kira ve temel ihtiyaç giderlerindeki artışın aile bütçelerini ciddi şekilde sarstığını söyledi. “BAYRAMI BAYRAM GİBİ YAŞAYACAĞIMIZ GÜNLERİ KURACAĞIZ” Tüm zorluklara rağmen bayramların toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli günler olduğunu ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bayramlar umudu büyütme zamanıdır. Bu ülkenin insanı daha adil, daha eşit ve daha huzurlu bir Türkiye’yi hak ediyor. Çocukların bayramı gerçekten bayram gibi yaşayabildiği, emeklinin, işçinin, çiftçinin yüzünün güldüğü günleri birlikte kuracağız,” diye konuştu. Gürer, bayramların yalnızca kutlama değil aynı zamanda toplumdaki sorunların çözümü için dayanışmanın güçlenmesi gereken günler olduğunu belirterek, ekonomik sorunların giderildiği bir Türkiye’de bayramların gerçek anlamıyla bayram olarak yaşanacağını ifade etti. Gürer, “Ramazan Bayramını tüm halkımızın kutluyorum” dedi.

Bakanlığın Yok Dediği Süt Tozu İthalatına TÜİK Var Dedi Haber

Bakanlığın Yok Dediği Süt Tozu İthalatına TÜİK Var Dedi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta yaşanan sorunların iktidarın tercihleri ile oluştuğunu belirtti. Türkiye’nin süt ve hayvancılık sorununu yaratan AKP iktidarının 2022-2026 yıllarını kapsayan ithalat verilerinde de durumun yansıması görülüyor” dedi. Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) açıkladığı rakamlar ile ithalat maliyetlerini karşılaştıran Ömer Fethi Gürer, “İktidar, yerli üreticinin sütünü maliyetin altında tavsiye fiyatı oluşmasını sağlayıp kuruşları reva görürken ithal süt tozuna dolarlar vermektedir. Sütümüz yeterli diyerek ithalatı sürdüren AKP iktidarı bakanları da farklı farklı açıklamalar yapmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı ‘ithalat yok’ derken, Ticaret Bakanlığı verileri ile TÜİK ithalat rakamlarını açıklamaktadır.” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın Plan ve Bütçe Komisyonundaki “Süt tozu ithal etmiyoruz, kısıtlama getirdik.” yönündeki sözlerinin TÜİK verileri ile var olduğu ortaya çıktığına göre Tarım ve Orman Bakanlığının dahi bu ithalattan haberdar olmadığı anlaşılıyor.” diye konuştu. Bakan Yumaklı’nın “Yok, yok.” diyerek reddettiği ithalatın 2025 yılında dahi 2 bin 320 ton olarak gerçekleştiğini ve bunun karşılığında dış pazara 1 milyon 159 bin dolar ödendiğinin görüldüğünü söyleyen Gürer, “Bakan kısıtlama olduğunu iddia ediyor ama veriler süt tozu ithalatı olduğunu gösteriyor.” dedi. “İTHALATIN FİYATI %50 ARTTI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı verilerine ilişkin şunları söyledi: “Sadece 2025 yılında 2 bin 320 ton süt tozu için ülkemizden 1 milyon 159 bin 096 dolar çıktı. 2022 yılında kilogramını 0,33 dolara aldığımız süt tozunun fiyatı, 2025 yılında 0,50 dolar oldu. İthal süt tozuna dolar bazında %51 zam geldi. Kendi çiftçimize ise 2025 yılının büyük bölümünde 17,15 TL, son dönemde 19,25 TL tavsiye fiyatı önerilse de bu rakamları çoğu küçük aile çiftçisi göremedi ve çiğ süt en az 2 lira altında fiyatlarla aracılar tarafından toplandı. İthal süt tozuna dolar bazında zam yapanlar, çiftçimize girdi maliyetleri altında, TL bazında enflasyonun altında fiyatı layık gördü. 1 litre süt satıp 1,5 kilogram yem alamadı. İthal yemde fiyat arttığı gibi ithal süt tozunun da zamlanarak ülkemize getirildiği görülüyor.” dedi. SÜT TOZU NEDEN? Türkiye’nin son 4 yılda süt tozu ithalatına toplam 12 milyon 954 bin 690 dolar ödediğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı süt tozu ithalatı gerektiren bir açığımız yok dese de ithal süt tozu olarak 33 bin 627 ton almamızın nedeni açıklanmalıdır. Küçük aile tipi işletmelerde çiftçilik yapılmıyorsa hayvancılık yapmak zorlaştı. Süt ineği satarak ahırları boşaltanlar oldu. Sadece 2026’nın ilk ayında bile 215 ton ithalat yapılmış. Bu hızla gidersek ithalat muslukları daha da açılacak.” diye konuştu. TAVSİYE FİYATI MALİYETİN ALTINDA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ulusal Süt Konseyi tavsiye fiyatını 22 Ocak 2026 itibarıyla çiğ süt için 22,22 TL olarak açıkladı. 2025’in başında 17,15 TL olan süt bugün 22,22 TL. Artış oranı yem fiyat artışının altında kaldı. Ahır giderleri, veteriner, aşı giderleri, mazot, işçilik ve elektrik zamları maliyeti katladı. Çiğ süt yerine ithal süt tozu tercih edilirse süt inekçiliği daha da zor bir duruma düşer.” dedi. SÜT TOZU YERİNE YERLİ SÜT ÜRETİCİSİ KORUNMALIDIR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Süt tozu ithalatı sadece ekonomik bir tercih olarak açıklanamaz. Yerli besicinin yolu kesilmiş olur. Toz ithal ederek değil; yem desteği vererek, meraları ıslah ederek mera hayvancılığını da ayağa kaldırın.” dedi. BAKAN “İTHALAT YOK” DEDİ TBMM 2026 yılı Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde Bakan İbrahim Yumaklı, süt tozu ithalatını gündeme getiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’e “ithalat yok” demiş ve “süt tozu ithalatı” üzerinden bir tartışma yaşanmıştı. Bakan “yok” derken Gürer “var” demişti. Bakan Yumaklı’nın “Süt tozu ithal etmiyoruz, kısıtlama getirdik.” sözlerine karşı Gürer, “Ticaret Bakanlığı ithal ederken Tarım ve Orman Bakanı TÜİK verilerine bakarsa ithalatı görmüş olacaktır. Sayın Bakan, bütçe görüşmelerinde o bilgi doğru değil.” çıkışı yapmıştı. BAKAN “STOĞUMUZ VAR” DESE DE İTHALAT DA VAR Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hayvancılıkta regülasyon faaliyetlerinin sürdüğünü belirterek, “Şu anda Et ve Süt Kurumunun stoklarında 15.208 ton süt tozu var. Dahilde işleme rejimi de dâhil olmak üzere ithalata sene sonuna kadar kısıtlama getirilmiş durumda.” dediği süreçte Ticaret Bakanlığı ithalata izin verdi. CHP’li Ömer Fethi Gürer ise ithalatın fiilen devam ettiğini vurgulayarak, “TÜİK verilerine göre Ticaret Bakanlığınca ticareti yapılıyor. TÜİK tarafından açıklanan süt tozu verilerine göre süt inekçiliği ile ilgili sorunlar çözülmezken ithalat devam ediyor.” dedi.

CHP'li Barut: "Halkımız Ete Hasret!" Haber

CHP'li Barut: "Halkımız Ete Hasret!"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Ramazan ayı gelirken Meclis'te iktidara sert sözlerle yüklendi. Tavuk eti ihracatında yasaklamaya tepki gösterip halkın ucuza et tüketemediğini, üreticilerin de büyük zarar ettiğini anlatan Barut, "İktidar kurnazlığı ve algı operasyonlarını bırakmalı, halkın içine düşürüldüğü bu kara düzene neden olan yanlışlardan derhal vazgeçmelidir. Bu yapılırsa üretim artar, üretici rahatlar, halkımız da uyguna tüketir" dedi. "HALKIMIZ ETE HASRET" TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Ayhan Barut, "Uluslararası raporlara göre kırmızı et tüketimi Avrupa'da 34, dünya genelinde 18, Türkiye'de ise sadece 16 kilo civarında. Halkımız ete hasret kalırken, üretici ineğini kesime gönderirken, AKP iktidarı ise bugüne dek 13 milyar dolarlık hayvan ithalatıyla sorunu çözmediği gibi daha da derinleştiriyor. Ne et fiyatları ucuzluyor, ne üretici para kazanıyor, ne de halkımız ucuza tüketebiliyor" diye konuştu. "TOPU TACA ATIYORLAR" İktidarın sorunları çözmek yerine büyüttüğünü ifade eden Barut, şunları kaydetti: "Tavuk etine yapılan yüzde 15'lik zam nedeniyle Ticaret Bakanlığı ihracatı durdurdu. Amaçları Ramazan ayında tavuk etinin ucuzlatılmasıymış. İğneden ipliğe her şeye fahiş zam yaparak, vergileri arttırırak, yüksek enflasyon ve zam ortamını yaratanlar, çözüm yerine topu taca atıyorlar. Yalnızca Ramazan ayında değil her vakit halkın ucuza et tüketmesi esastır. Elleri nasırlı üreticinin kazanması, halkın da uyguna tüketmesi için yapılması gereken tek şey, üretimin ve üreticinin desteklenmesidir. İktidar kurnazlığı ve algı operasyonlarını bırakmalı, halkın içine düşürüldüğü bu kara düzene neden olan yanlışlardan derhal vazgeçmelidir. Bu yapılırsa üretim artar, üretici rahatlar, halkımız da uyguna tüketir."

Tarımda Dış Ticaret Açığı 2025’te Yüzde 134 Arttı Haber

Tarımda Dış Ticaret Açığı 2025’te Yüzde 134 Arttı

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, 2025 yılında tarımda dış ticaret açığının bir önceki yıla göre yüzde 134 arttığını açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı dış ticaret verilerini değerlendiren Ün, 2025 yılında 7 milyar dolarlık tarımsal ihracata karşılık 12,7 milyar dolarlık ithalat yapıldığını belirtti. Bir önceki yıla kıyasla ihracatın yalnızca yüzde 2 arttığını, buna karşın ithalatın yüzde 36 yükseldiğini ifade eden Ün, “2024 yılında tarımda dış ticaret açığımız 2,4 milyar dolardı. 2025’te bu rakam 5,7 milyar dolara çıktı. Yani dış ticaret açığı yüzde 134 arttı. Bu tablo, ülkenin kaynaklarının yabancı şirketlere ve yabancı çiftçilere aktarıldığını açıkça gösteriyor” dedi. AKP iktidarı döneminde Türkiye tarımının dışa bağımlı hale geldiğini vurgulayan Ün, bu tespitin TÜİK verileriyle sabit olduğunu söyledi. Ün, “Türkiye tarımı dışa bağımlıdır. Bunu ben söylemiyorum, TÜİK’in açıkladığı rakamlar söylüyor. Son 23 yılda 89,3 milyar dolarlık tarımsal ihracata karşılık 148,5 milyar dolarlık ithalat yapılmış. Ortaya çıkan dış ticaret açığı 59,2 milyar dolar. Bu kaynaklar ülke çiftçisine ve tarım sanayisine aktarılsaydı, Türkiye sadece kendini değil, dünyayı besleyen bir ülke konumuna gelirdi” diye konuştu. Dünyadaki örneklere de dikkat çeken Ün, “Çin, Rusya, Hindistan ve Güney Amerika ülkeleri tarıma ciddi yatırımlar yapıyor. Serbest Ticaret Anlaşmaları yoluyla ürettiklerini birbirlerine satarak hem güçleniyor hem de küresel ölçekte söz sahibi oluyorlar. Peki biz ne yapıyoruz? İşte bu soruyu artık kendimize sormamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin üretimle hem ekonomik krizden çıkabileceğini hem de çiftçisinin kazanabileceğini belirten Ün, ithalata dayalı anlayışın ülkeyi ileriye taşıyamayacağını söyledi. Ün, “AKP iktidarının 23 yılının 21’inde Türkiye tarımda dış ticaret açığı verdi. Bu anlayış ülke tarımını bir metre bile ileri götüremez. Türkiye’nin ulusal ve uzun vadeli bir tarım politikasına ihtiyacı var. Günübirlik politikalar hayvancılığı çökertti. Bitkisel üretimde yaşanan derin yara ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Bir an önce değişim şart” değerlendirmesinde bulundu.

Ediz Ün: ''TÜİK’in Süt Verileri Alarm Veriyor'' Haber

Ediz Ün: ''TÜİK’in Süt Verileri Alarm Veriyor''

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Kasım 2025 dönemine ait “Süt ve Süt Ürünleri Üretimi” verilerinin alarm verdiğini söyledi. Türkiye’de 2021 yılının son çeyreğinde başlayan süt krizinin etkilerinin halen devam ettiğini belirten Ün, şu değerlendirmelerde bulundu: “2020 yılında 23,5 milyon tona ulaşan süt üretimimiz, 2021’de yaşanan büyük krizin ardından 2022 yılında 21,5 milyon tona geriledi. Yani sadece bir yıl içinde 2 milyon tonluk üretim kaybı yaşandı. O günden bu yana süt üretimi yerinde sayıyor. TÜİK’in açıkladığı verilere göre, sanayiye aktarılan inek sütü miktarı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,0 azaldı. Ocak-Kasım döneminde ise bu düşüş yüzde 0,4 olarak gerçekleşti. Dahası, son dört aydır inek sütü üretimi bir önceki yılın aynı döneminin altında seyrediyor. Bu tablo, şap hastalığıyla başlayan verim kayıplarının ne denli ciddi boyutlara ulaştığını bir kez daha gözler önüne seriyor.” Süt ürünlerinde de ciddi gerilemeler yaşandığını ifade eden Ün, süt üretimindeki düşüşün maliyetleri artırdığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Maliyet artışları nedeniyle çocuklarımızın tüketmesi gereken içme sütü miktarı Ekim ayında yüzde 6,3, Kasım ayında ise yüzde 6,0 oranında azaldı. Sağlıklı bir gelecek istiyorsak, her sabah çocuklarımızın kahvaltısında en az bir bardak süt olmalıdır. Ancak milyonlarca aile, içinde bulunduğumuz bu ekonomik yıkım tablosunda temel gıda ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Bu koşullarda yapılması gereken, geçmişte uygulanan okul sütü programının yeniden hayata geçirilmesidir. AKP iktidarı okullarda çocuklara beslenme desteği vermiyor. Süt vermemek kabul edilemez. Bu zor günlerde en değerli varlığımız olan çocuklarımızı korumak zorundayız.” Süt üretimindeki krizin gelecek yıl da süreceğini vurgulayan Ediz Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye hayvancılığı, AKP’nin ranta dayalı ithalatçı hayvancılık politikaları nedeniyle bir türlü düzlüğe çıkamıyor ve bu anlayışla da çıkamaz. Öncelikle yerli üreticiyi koruyan ve destekleyen cesur kararların alınması gerekiyor. Mevcut Tarım ve Orman Bakanı ile bu sorunların çözülmesi mümkün değil. Yerine gelecek olanın da gerekli iradeyi ortaya koyamayacağı ortadadır. Bu nedenle iktidar değişikliğine ihtiyaç vardır. Ülkenin geleceğini değiştirmek bizim elimizde. Hep birlikte üreten ve kazanan bir Türkiye’yi yeniden inşa edebiliriz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.