Hava Durumu

#Alım Fiyatı

Kırsal Haber - Alım Fiyatı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Fiyatı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Sarıbal: ''Buğdayda Tek Tip Fiyat Politikası Adaletsizliği Büyütüyor'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Buğdayda Tek Tip Fiyat Politikası Adaletsizliği Büyütüyor''

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, buğday hasadı öncesi yaptığı açıklamada artan üretim maliyetleri ve düşük alım politikalarının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirterek, üreticinin gerçek maliyetlerini esas alan bir fiyat politikası çağrısında bulundu. Türkiye’nin birçok bölgesinde, buğday hasadının yaklaştığını hatırlatan Sarıbal, üretim sürecindeki tüm maliyet yükünün çiftçinin omuzlarında olduğunu söyledi. Son bir yılda mazot fiyatının 48 liradan 75 liraya yükseldiğini, gübre fiyatlarında ise yüzde 57 ile yüzde 104 arasında artış yaşandığını ifade eden Sarıbal, buğday üretim maliyetlerinin ciddi biçimde arttığına dikkati çekti. Türkiye’de aynı ürün için çok farklı verim düzeylerinde üretim yapıldığını vurgulayan Sarıbal, bir dekardan 900 kilogram ile 1 ton arasında verim alan üreticiler bulunduğu gibi, 250-300 kilogram verimle ayakta kalmaya çalışan çiftçilerin de olduğunu belirtti. Düşük verimli bölgelerde üretim yapan çiftçilerle yüksek verimli alanlardaki üreticilere aynı fiyat politikasının uygulanmasının adil olmadığını söyleyen Sarıbal, “400 kilogramın altında verim alınan bir buğday tarlasında maliyet bugün yaklaşık 16,50 liraya ulaşmış durumda. Tek tip alım fiyatı ne yapıcıdır ne de kapsayıcıdır” dedi. Tarım politikalarının Türkiye’nin üretim gerçeklerine göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, bölgelere, iklim koşullarına ve verim düzeylerine göre farklılaştırılmış bir fiyat modelinin zorunlu hale geldiğini kaydetti. Buğday ekim alanlarının 2002 yılında 95 milyon dönüm seviyesindeyken bugün 65 milyon dönümlere kadar gerilediğine vurgu yapan Sarıbal, bu daralmanın temel nedenlerinden birinin yanlış fiyat ve destek politikaları olduğunu ifade etti. Milletvekili Sarıbal, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin çiftçinin gerçek maliyetlerini ve bölgesel verim farklarını dikkate alan bir alım fiyatı açıklaması gerektiğini belirterek, ödemelerin zamanında yapılmasını ve üreticinin tüccar ile ithalat baskısı karşısında yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Gürer: ''2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi!'' Haber

Gürer: ''2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi!''

Gürer: “2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi” CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yaptığı açıklanan yaş çay alım fiyatına tepki gösterdi. Kilogram başına açıklanan 35 liralık yaş çay fiyatının üreticiyi hayal kırıklığına uğrattığını belirten Gürer, “Bu fiyat ne maliyeti karşılıyor ne de üreticinin emeğinin karşılığını veriyor” dedi. Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı yaklaşık 200 bin çay üreticisi bulunduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, kayıt dışı üreticilerle birlikte bu sayının daha da arttığını söyledi. Doğu Karadeniz’de çayın temel geçim kaynaklarından biri olduğuna dikkat çeken Gürer, düşük fiyatın yalnızca üreticiyi değil bölge ekonomisini de olumsuz etkilediğini vurguladı. TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Geçtiğimiz yıl 1 milyon 340 bin ton çay hasadı yapıldı. Önceki yıllara göre verimlilik ve rekolte giderek düşüyor. Çünkü üretici memnun değil. Geçen yıl verilen fiyat da üreticiyi mutlu etmemişti” diye konuştu. “GEÇEN YIL 6 KİLO ÇAY SATAN 1 KİLO KURU ÇAY ALIYORDU, BUGÜNKÜ FİYATLA 8,5 KİLO SATARAK 1 KİLO KURUÇAY ALABLİYOR Yaş çay fiyatının alım gücü üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, üreticinin geçen yıla göre ciddi kayıp yaşadığını belirterek, “Geçtiğimiz yıl üretici 6 kilo yaş çay sattığında 1 kilo kuru çay alabiliyordu. Bu yıl ise 8,5 kilo yaş çay sattığı zaman ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Yani yalnızca kuru çay fiyatı üzerinden baktığımızda bile üreticinin 2,5 kiloluk kaybı var. Bu hesaplamalara göre bugün açıklanan 35 liralık fiyatın aslında 50 lira civarında olması gerekiyordu. Üretici siyasi iktidarın bu rakamı vermeyeceğini biliyordu ama en azından başa baş noktasını yakalayabilmek için 40 liranın üzerinde bir fiyat bekliyordu,” dedi. “FİYAT YÜKSEK OLSAYDI AÇIKLAMAYI CUMHURBAŞKANI YAPARDI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, açıklanan fiyatın düşük olduğunun iktidarın tutumundan da anlaşılabileceğini ifade ederek, “Eğer açıklanan fiyat üreticiyi memnun edecek bir fiyat olsaydı bunu Sayın Cumhurbaşkanı açıklar ve Rize meydanına çıkardı. Bu kez açıklamayı Tarım ve Orman Bakanlığı yaptı. Çünkü verilen fiyat düşük bir fiyat. Üreticiyi gerçek anlamda üzdü,” diye konuştu. Çay üreticisinin emeğinin değersizleştirildiğini söyleyen Gürer, “Bir kafede bir bardak çay 80-90 liraya satılıyor. Kahvehanelerde en az 15 liraya satılıyor. Yani 2 bardak çaya ödenen para, bu ürünü yetiştiren çiftçimizin 1 kilo yaş çayına verilmedi” dedi. “ÇAYDA DA ARZ AÇIĞI RİSKİ BÜYÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde çay tarımı yılda 6 ay yapılabiliyor. Tropikal ülkelerde ise 12 ay üretim var. Buna rağmen Türkiye çayda yüzde 95 yeterlilik seviyesinde. Bu şekilde devam ederse arz açığı oluşacak ürünlerden biri de çay olacak. Şu anda zaten ithalat sürüyor. Türkiye’de kişi başına yıllık 13 kilogram çay tüketiliyor. 2022-2026 yılları arasında 67 bin 552 ton siyah çay ithal edildi. Bunun karşılığında 153 milyon 793 bin dolar döviz yurt dışına çıktı,” şeklinde konuştu. 2026 yılının ilk üç ayında da 4 bin 613 ton çay ithal edildiğini belirten Gürer, “Yalnızca ilk üç ayda 12 milyon 456 bin dolar döviz ödendi. 2025 yılında ise 20 bin 890 ton çay ithal edildi ve 47 milyon 820 bin dolar yurt dışına gitti” dedi. “ÇAY ÜRETİMİ ÇOK MALİYETLİ HALE GELDİ” Çay üretiminin özellikle Doğu Karadeniz’in engebeli arazilerinde büyük emek gerektirdiğini vurgulayan Gürer,“Çay toplama yevmiyeleri arttı, motorlu çay toplama makinelerinin maliyeti yükseldi. Gübreleme, budama, çapa, motorlu tırpan giderleri, nakliye maliyetleri derken çay artık maliyetli bir ürün haline geldi. Bütün bu giderler dikkate alınmadan açıklanan fiyat üreticiyi korumaz,” diye konuştu. “ÜRETİCİ MASRAFINI KARŞILAYAMIYOR” Bölgedeki üreticilerle görüştüğünü belirten Gürer, çiftçilerin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirterek, “Üreticilerimiz bize ‘Verilen fiyat yetersiz, yaptığımız masrafı çıkaramıyoruz’ diyor. Tarımda çiftçinin, üreticinin, besicinin gelir-gider dengesi bozuldu. Açıklanan fiyat taban fiyat olmadığı için tüccar daha düşük rakamlardan da alım yapabiliyor. Bu da üreticinin mağduriyetini daha da artırıyor,” dedi, “YAŞ ÇAY FİYATI YENİDEN BELİRLENMELİ” Açıklanan fiyatın mutlaka revize edilmesi gerektiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, yaş çay alım fiyatının 40 liranın üzerine çıkarılması çağrısında bulundu. “Bu fiyat beklentileri karşılamamıştır” diyen Gürer, “Fiyat yeniden değerlendirilmeli. Üretici desteklenmeli. Yaş çay alım fiyatı 40 liranın üzerine çıkarılmalıdır. Ayrıca ürünün işlenmesi sürecinde de fire verilmeden değerlendirilmesi sağlanmalıdır. İthalatçı anlayış yerine kendi üreticisini koruyan bir politika izlenmelidir. Türkiye’nin kendi çayıyla kendine yeter hale gelmesi ancak üreticinin korunmasıyla mümkündür,” dedi.

Gürer: ''Buğdayın Alım Fiyatı Acilen Açıklanmalı'' Haber

Gürer: ''Buğdayın Alım Fiyatı Acilen Açıklanmalı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, buğday ve arpa üretimiyle ilgili değerlendirmelerde bulunarak Toprak Mahsulleri Ofisi’ne çağrı yaptı. Gürer, artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin korunması gerektiğini belirterek, bu yıl açıklanacak alım fiyatının çiftçiyi yeniden üretime yönlendirecek seviyede olması gerektiğini söyledi. Türkiye’de 2026 yılında yağışların yeterli seviyede gerçekleşmesi nedeniyle buğday ve arpada verim artış öngörüldüğünü ifade eden Ömer Fethi Gürer, bazı bölgelerde hasat dönemine girildiğini belirtti. Çukurova’da kısa süre içinde hasadın yaygınlaşacağını anımsatan Gürer, buna rağmen halen alım fiyatının açıklanmamış olmasını eleştirdi. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Bu yıl yağışların olumlu seyretmesiyle buğday ve arpada rekolte artışı bekleniyor. Ancak üreticinin gözü açıklanacak alım fiyatında. Çiftçi ekim yaparken yüksek maliyetlerle mücadele etti. Şimdi ürününü zarar etmeden satabilmek istiyor” dedi. “2002’DE 19,5 MİLYON TONDU, 2025’TE 17,9 MİLYON TONA GERİLEDİ” Türkiye’nin buğday üretiminde yıllar içinde gerileme yaşadığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “2002 yılında ülkemizde 19 milyon 500 bin ton buğday yetişmişti. 2025 yılında ise bu rakam 17 milyon 900 bin tona kadar geriledi. Geçtiğimiz yıl ani hava değişimleri nedeniyle ciddi rekolte kaybı yaşandı. Bu yıl ise verim beklentisi daha yüksek görünüyor,” dedi. Gürer, Türkiye’nin yıllık yaklaşık 22 milyon ton buğday ihtiyacı bulunduğunu belirterek, üretimde yaşanan düşüşün ithalat baskısını artırdığına dikkat çekti. “PİYASA TÜCCARA BIRAKILIRSA ÇİFTÇİ KAYBEDİYOR” Toprak Mahsulleri Ofisi’nin üreticiyi koruyacak bir fiyat politikası uygulaması gerektiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, piyasada oluşacak düşük fiyatların çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirterek, “Toprak Mahsulleri Ofisi bu yıl alım fiyatını girdi maliyetleri artı makul bir kârla bir an önce açıklamalı ve çiftçinin arpası, buğdayı mutlaka teminatıyla alınmalı. Piyasa tüccara bırakılmamalı. Çünkü piyasa tüccara bırakıldığında düşük alım fiyatı oluşuyor. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çiftçi zarar ediyor ve bir sonraki yıl buğdaydan, arpadan uzaklaşıyor,” şeklinde konuştu. “YURT DIŞINDAN 6 İLE 10 MİLYON TON BUĞDAY ALINIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin dâhilînde işleme rejimi kapsamında her yıl milyonlarca ton buğday ithal ettiğini ifade ederek, “Ülkemiz yıllık yaklaşık 22 milyon ton buğday tüketiyor. Ancak dahilinde işleme rejimi kapsamında yurt dışından her yıl 6 ila 10 milyon ton arasında buğday alınıyor. Bu buğday un ve makarna yapılarak yeniden ihraç ediliyor. Oysa o buğdayı da bizim çiftçimiz üretebilir,” dedi Tarım arazilerindeki kayba da dikkat çeken Gürer, “2002 ile 2024 yılları arasında yaklaşık 2 milyon 800 bin hektar tarım arazisi devre dışı kaldı. Eğer bu alanlarda üretim devam etseydi bugün ithalata ihtiyaç duymadan kendi buğdayımızı üretip ihraç edebilirdik,” diye konuştu. “SULU TARIMDA MALİYET 20 LİRA, KURU TARIMDA 21 LİRAYI AŞIYOR” Üretim maliyetlerinin çiftçiyi zorladığını vurgulayan Gürer, “Sulu tarımda buğdayın kilogram maliyeti yaklaşık 20 lira seviyesinde oluşuyor. Kuru tarımda ise bu rakam 21 liranın üzerine çıkıyor. Bu nedenle en az 24 liranın üzerinde bir alım fiyatı açıklanmalı ki çiftçi emeğinin karşılığını alabilsin,” dedi. Gürer, üreticinin kazanmasının yalnızca çiftçi açısından değil, ülkenin gıda güvenliği açısından da zorunlu olduğunu belirterek, “Çiftçi para kazanırsa yeniden buğday ve arpa üretimine yönelir. Ürün deseni korunur. İthalatçı politikalar yerine kendi çiftçimizi, kendi üreticimizi desteklemeliyiz. Bunun yolu da üretilen ürünün değerinde alınmasından geçiyor,” diye konuştu. “1 KİLO BUĞDAYDAN 8 SİMİT ÇIKIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin emeğinin yeterince karşılık bulmadığını ifade ederek, “Bugün 1 kilo buğdaydan yaklaşık 800 gram un elde ediliyor. O undan da 8 simit çıkıyor. Simidin içinde un var, tuz var, kira var, işçilik var. Ama buğday bir yıllık emeğin sonucu üretiliyor. Çiftçinin emeği korunmadan üretimde sürdürülebilirlik sağlanamaz,” dedi. “RUSYA’NIN, UKRAYNA’NIN BUĞDAYINA MUHTAÇ OLMAYALIM” Türkiye’nin buğdayda tam anlamıyla kendine yeter hale gelmesi gerektiğini belirten Gürer, yerli üretimin stratejik önemine dikkat çekerek, “Çiftçi refahı sağlanırsa ülkemiz buğdayda kendi kendine yeter noktaya gelir. Bugün yaklaşık yüzde 97 seviyesinde bir yeterlilikten söz ediliyor ama üretim desteklenirse tamamen kendi kendimize yetebiliriz. Rusya’nın, Ukrayna’nın buğdayına muhtaç olmayız,” şeklinde konuştu.

2026 Yılı Yaş Çay Alım Fiyatı Açıklandı: Kilogram Başına 35 Lira! Haber

2026 Yılı Yaş Çay Alım Fiyatı Açıklandı: Kilogram Başına 35 Lira!

Tarım ve Orman Bakanlığı, milyonlarca üreticinin merakla beklediği 2026 yılı yaş çay alım fiyatını duyurdu. Geçtiğimiz yıl 25,44 lira olan yaş çay bedeli, bu yıl 35 liraya yükseltildi. Doğu Karadeniz bölgesinin en önemli geçim kaynağı olan yaş çayda yeni sezon fiyatları belli oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, 2026 yılı için yaş çay alım fiyatı kilogram başına 35 TL olarak belirlendi. Fiyat Artışı: 25,44 Liradan 35 Liraya Bakanlık, geçtiğimiz yılın verilerini ve bu yılki hedefleri de kamuoyuyla paylaştı. 2025 yılında kilogram başına 25,44 lira olan yaş çay bedelinde gidilen bu artış, üreticiler tarafından memnuniyetle karşılandı. Bakanlık açıklamasında, "Üreticilerimize hayırlı ve bereketli olmasını dileriz" ifadelerine yer vererek yeni sezonun startını verdi. ÇAYKUR’un Alım Hedefi Belirlendi Açıklamada, ÇAYKUR'un üretim kapasitesine ve geçmiş yıl performansına dair şu veriler paylaşıldı: 2025 Rekoltesi: Toplam 1 milyon 340 bin ton yaş çay üretimi gerçekleşti. ÇAYKUR Alımı: Geçtiğimiz yıl 49 farklı fabrikada toplam 823 bin ton yaş çay alımı yapıldı. 2026 Hedefi: ÇAYKUR, bu yıl da geçtiğimiz yıla benzer şekilde ortalama aynı miktarda (yaklaşık 823 bin ton) alım yapmayı planlıyor. Üreticiye Destek Mesajı Bakanlık, yaş çay alım sürecinin koordineli bir şekilde yürütüleceğini ve fabrikaların tam kapasiteyle çalışarak üreticinin yanında olacağını vurguladı. 35 liralık yeni fiyatın, artan maliyetler karşısında üreticiyi koruması hedefleniyor.

CHP Gürer: ''Girdi Maliyetleri Üreticiyi Borçlanmaya İtti'' Haber

CHP Gürer: ''Girdi Maliyetleri Üreticiyi Borçlanmaya İtti''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında üreticinin ve vatandaşın giderek derinleşen ekonomik darboğazına dikkat çekti. Rehin sözleşmeleri, icra dosyaları ve batık kredilere ilişkin verileri paylaşan Gürer, üreticinin artık yalnızca üretim için değil, ayakta kalabilmek için borçlandığını söyledi. Gürer, ekonomik krizle birlikte vatandaşın krediye erişebilmek için elindeki tüm varlıkları teminat göstermek zorunda kaldığını belirterek,“Çiftçi, esnaf ve vatandaş kredi alacağı zaman traktörünü, otomobilini, evini teminat göstererek krediye erişim sağlıyordu. Ekonomide yaşanan sorunlarla birlikte bu alanda da ciddi değişiklikler oluşmaya başladı. Rehin sözleşmeleri son 5 yılda yaklaşık iki katına çıkarken, rehin verilen varlık sayısı ise özellikle 2021 sonrası yüzde 68 geriledi. Bu tablo üreticinin borçla ayakta kalmaya çalışırken teminat gücünü de kaybettiğinin açık göstergesidir,” dedi. “BORÇLANMA BÜYÜDÜ, ÜRETİM GÜCÜ ZAYIFLADI” Tarım kesimindeki verilere de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, rakamların üreticinin içine sürüklendiği ekonomik sıkışmayı ortaya koyduğunu belirterek, “Verileri tarım kesimi üzerinden okuduğumuzda giderek artan bir şekilde borçla ayakta kalınmaya çalışıldığı gibi teminat kapasitesinin de zayıfladığı ortaya çıkıyor. Rakamlar sorunun derinliğinin habercisidir. Tarım kesiminin bugün içinde bulunduğu durumun verilere yansımasıdır. Üreticinin hangi koşullara mecbur bırakıldığının göstergesidir” dedi. 2018–2023 dönemine ilişkin verileri paylaşan Gürer, 2018 yılında 8 bin 85 olan rehin sözleşmesi sayısının 2023 yılında 15 bin 768’e çıktığını belirterek, “Bu yaklaşık yüzde 95’lik artış demektir. Bu artış üretimin değil, borçlanmanın yaygınlaştığını gösteriyor. Tarım kesimi yatırım yapmak için değil, faaliyetini sürdürebilmek için rehin vermek zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı. “GİRDİ MALİYETLERİ ÜRETİCİYİ BORÇLANMAYA İTTİ” 2020 sonrası hızla yükselen maliyetlerin üreticiyi daha fazla borçlanmaya zorladığını vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Girdi maliyetleri arttı ama üretici gelirleri aynı hızda artmadı. Yüksek girdi maliyeti ve düşük alım fiyatı dengeleri bozdu. Bu nedenle çiftçi de işi daralan esnaf da finansmana ulaşabilmek için elindeki varlıkları teminat göstermeye yöneldi” diye konuştu. Toplam işlem sayısındaki artışın da dikkat çekici olduğunu belirten Gürer, “2018’de 9 bin 411 olan toplam işlem sayısı 2023’te 22 bin 191’e yükseliyor. Yaklaşık 2,3 katlık artış var. Özellikle 2021–2023 dönemindeki yükseliş ekonomide yaşanan kırılmanın sahaya yansıdığını gösteriyor. Rehin işlemlerindeki artış üretimden çok finansman baskısının büyüdüğünü işaret ediyor” dedi. “637 BİNDEN 199 BİNE DÜŞTÜ” Rehinli varlık sayısındaki değişime dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, bu gerilemenin olumlu bir tablo olarak okunamayacağını ifade ederek, “2018’de 393 bin olan rehinli varlık sayısı 2021’de 637 bine yükselirken, 2025’te 199 bine geriledi. 2018’den 2021’e yaklaşık yüzde 62 artış, 2021’den 2025’e ise yüzde 68 düşüş söz konusu. Bu değişim dikkatle okunmalıdır. 2021’de üretici varlıklarının önemli bir bölümünü teminat göstermek zorunda kaldı. 2025’e gelindiğinde ise bu varlıkların bir kısmı sistem dışına çıktı ya da üreticinin teminat kapasitesi zayıfladı” dedi. Gürer, üretim gücünde de ciddi bir daralma yaşandığını belirterek, “Rehin sayısındaki gerileme tek başına olumlu bir gelişme gibi okunamaz. Bu durum krediye erişimde daralma, finansman maliyetlerinin yükselmesi ya da üreticinin teminat gösterebileceği varlıklarının azalması gibi farklı sorunların etkisini de ortaya koyuyor,” şeklinde konuştu. “ÜRETİCİ GELECEK GELİRİNİ BİLE TEMİNAT GÖSTERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, terkin işlemlerindeki artışı da dikkat çekerek, “2018’de bin 266 olan terkin sayısı 2025’te 8 bin 261’e yükseldi,” dedi. “Bu önemli bir artış. Ancak bu artış sadece borçların ödendiği anlamına gelmez. Varlık devri, icra süreçleri ya da yeniden yapılandırmaların da etkili olduğu dikkate alınmalıdır” diyen Gürer, üreticinin artık gelecekte elde edeceği gelirleri bile teminat göstermek zorunda kaldığını vurguladı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün üretici sadece traktörünü ya da hayvanını değil; ürününü, stokunu ve hatta gelecekte elde edeceği gelirleri de teminat göstermek zorunda kalıyor. Bu durum üretimin finansmanında ciddi zorunlulukların oluştuğunu işaret ediyor” ifadelerini kullandı. “TÜM VERİLER BORÇLANMA DÜZENİNİN BÜYÜDÜĞÜNÜ GÖSTERİYOR” Açıklanan tüm verilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, mevcut ekonomik yapının üretim yerine borçlanmayı büyüttüğünü ifade ederek, “2018–2023 döneminde rehin işlemleri artıyor ve borçlanma genişliyor. 2021 sonrasında ise rehin edilen varlık sayısı geriliyor ve teminat kapasitesi zayıflıyor. Terkin işlemleri artarken sistem içindeki varlık hareketliliği de büyüyor. Mevcut yapının üretimden çok borçlanmayı büyüttüğü görülüyor” dedi. Gürer ayrıca, “Üretici krediye ulaşmak için varlığını teminat gösteriyor ancak borç yükü arttıkça varlıklarını korumakta zorlanıyor. Bu döngünün sürdürülmesi sorunludur” diye konuştu. “DESTEKLEYİCİ POLİTİKALAR HAYATA GEÇİRİLMELİ” Siyasi iktidara çağrıda bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretimin devamı için borçlanmaya dayalı değil; destekleyici, üretimi artırıcı ve maliyetleri azaltıcı uygulamalar hayata geçirilmelidir. Aksi halde bu veriler önümüzdeki süreçte yeni sorunların habercisi olacaktır” dedi. “İCRA DOSYALARI VE BATIK KREDİLER ARTIYOR” Basın toplantısında icra dosyaları ve batık kredilerdeki artışa da değinen Gürer, ekonomik sıkıntının toplumun tüm kesimlerine yayıldığını belirterek, “İcra dairelerinde bu dönem 2 milyon 741 bin dosya sonuçlandırılıp işlemden kaldırıldı. Ancak buna rağmen UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 8 Mayıs itibarıyla 24 milyon 846 bine ulaştı. Son bir yılda derdest dosya sayısı 1 milyon 458 bin adet arttı. Bu tablo ekonomik uygulamaların sorunları çözmediğini, aksine büyüttüğünü gösteriyor” dedi. Gürer, “24-30 Nisan haftasında batık kredilerde 6,5 milyar liralık artış yaşandı. Batık krediler ilk kez 700 milyar lira sınırını aşarak 703,6 milyar liraya çıktı. Bu da ekonomide yaşanan sorunların farklı bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

Gürer: "Pamukta Tehlike Çanları Çalıyor" Haber

Gürer: "Pamukta Tehlike Çanları Çalıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köy işleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer pamukta tehlike çanları çaldığını ve pamuk üretiminin Çukurova başta olmak üzere oluşan sorunlardan dolayı gerilediğini söyledi. Pamuk ürünün stratejik bir ürün olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer “Pamuk ürünü stratejik bir üründür. Tarım ve sanayi arasında bağ oluşturan pamuk tekstil ve hazır giyim endüstrisi temel hammaddesidir, Pamuk üretimi doğrudan her kesimi de ilgilendirmektedir. Çok yönlü kullanım alanları vardır. Tekstil ve hazır giyim yanı sıra yemeklik yağ üretiminde, küspesi hayvan yemi olarak ve de sabunda elde edilmek üzere de çoklu üretim sağlanıyor. Ülkemizde dünyada pamuk ekilişi ve üretimi ile önemli bir konuma da sahipti. Son yıllarda oluşan sorunlar pamuk üretimini tehdit etmektedir. Pamuk verimliliği son 10 yılda ortalama hektara 1713 kg olarak gerçekleşirken 2025-2026 dönemi için 1.654 kg hektar düşmesi tahmin edilmektedir. Küresel iklim değişikliği yanında su sorunu ve girdi maliyetlerinde ciddi artış ve düşük alım fiyatı pamuk üreten çiftçiyi doğrudan etkilemektedir. Üretimim sürdürülebilmesinde verimlilik ve modern tarım tekniklerinin yeterince yaygınlaşmamasının da olumsuz etkisi göz ardı edilmemelidir. “Dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer Pamuk ekiminin başladığı bu dönemde üreticinin pamuk ekmekte isteksiz olduğunu geçen yıl üreticinin yine üründen para kazanmadığı ve sulama suyunda yaşadığı sorunlar içinde farklı ürün desenlerine yöneldiklerini görüştüğü çiftçilerin ifade ettiğini de söyledi. Geçtiğimiz yıl 22 TL ile 25 TL arasında fiyatlanan pamuğun girdi maliyetleri ile çiftçiyi zarar ettirdiğini söyleyen CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer rekoltenin düştüğünü ve ithalatında arttığını belirtti. Gürer “Ülkemizde 2021 2025 yılları arasında ortalama 460 bin hektarda pamuk ekimi gerçekleşti. 2022 yılında ekim alanı artması ile 2.750.000 ton çıkan çırçırlanmış kütlü üretimi, 1.017.500 ton çırçırlanmış lifli pamuk üretimi 2024 yılında 2.234.000 ton çırçırlanmış kütlü, 2024 yılında 829.910 çırçırlanmış lifli pamuk üretimi geriledi. 2025 yılında lifli pamuk üretiminde 830 bin ton civarında gerçekleşirken Bu yılda üretimde düşme öngörülmektedir .”diye konuştu. Gürer” Kot kumaşı, kadife ve havlu kumaşı gibi bir çok tekstil ürününde yaygın kullanılan pamuk aynı zamanda tekstil sektörünün geleceğine yönelikte önemlidir. Yurt içi pamuk üretiminde gerileme ve yetersizlik için çiftçi desteklemek yerine ithalat ile açık kapatılmaya çalışılmaktadır. 2024 yılında 762 bin 269 ton pamuk ithal edilirken 1 milyon 548 bin dolar yurt dışına dövizimiz gitti.2025 yılında 971 bin 530 bin ton, ithal karşılığı 1 milyon 707 bin dolar yurt dışına ödendi. 2026 yılı ilk iki ayında 182 bin 708 ton pamuk ithal edildi. 297 bin 209 dolar yurt dışına giden dövizimiz oldu. Ve artan bir ithalatımızda söz konusudur. Çiftçilerin, pamuk yerine daha az masraflı ve daha karlı gördükleri alternatif ürünlere yönelmesi nedeniyle pamuk ekim alanlarında %18'lik bir azalma (yaklaşık 350.000 hektara düşüş) öngörülmektedir. Hazır giyim ve tekstil sektöründeki küresel siparişlerin azalması, iplik fabrikalarının kapasite kullanım oranlarını daraltması, İç talepteki durgunluk, pamuk üreticisi üzerinde olumsuz fiyat baskısı yaratmaya devam etmektedir. Ülkemiz dünya pamuk üretiminde önemli bir yere sahip iken bu alanda da giderek gerilemektedir. Ege ve Güneydoğu da pamuk üretimi yoğunlaşırken Beyaz altın olarak tanımlanan Çukurova bölgesinde pamuk üretimi yerini farklı ürün desenlerine terk etmiştir. Özellikle Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) bölgesinde ve Ege'de sulama suyuna erişimdeki yerel maliyet artışları ve olası kısıtlamalar, yüksek su tüketen bir bitki olan pamuk için temel bir üretim sorununa dönüşmektedir. Düşük uluslararası fiyatlar ülkemizde yüksek girdi maliyeti ile oluşan fiyat nedeni ile pamuk üretimi sorun artacağı görülmektedir. Dayalı olduğu sanayinin devamı içinde pamuk doğru planlanması gereken başlıca ürünlerdendir. Sürdürülebilir pamuk üretimi girdi maliyet artışı dengelenmesi, alım fiyatının maliyete uygun oluşması yanında su yönetimi ile doğrudan ilgili noktaya ermiştir. Bu bağlamda pamukta özellikle GAP ve EGE de su sorunu doğru planlanıp yönetilmesi zorunludur. Planlı üretim yanında destekler ekonomik durumun yarattığı olumsuzluk altında kalmaması için alım fiyat girdi maliyeti makul kar dikkate alınarak belirlenmelidir. ”dedi. TBMM Tarım orman ve Köy işleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer” Ülkemizin yıllık pamuk ihtiyacının 1 milyon 600 bin ton olduğu düşünüldüğünde iç üretim ile yarısı karşılanabilmektedir. Binlerce üreticimizin gelir kapısı ve de binlerce işçimizin istihdamını sağlayan tekstil ve hazır giyim sektörünün Türkiye ihracatında % 30 luk bir paya sahip olduğu da unutulmamalıdır. Üretim zinciri korunması pamuk üretiminin artırılması için tedbirler alınması pamukta kooperatiflerin yeniden işlevlerini artırılması da sağlanmalıdır. Ülkemiz için stratejik öneme sahip ürünün güçlü bir tarım sanayi politikasının olması da sağlanmalıdır. Daha çok üretim daha çok istihdam daha çok yurt dışına ürün ihracatı ve ülke ekonomisine katkısı yüksek pamuk ürününe sahip çıkılması şarttır.” Diye konuştu.

Ömer Fethi Gürer’den TBMM’de Sert Eleştiri: “Elektrik, Mazot ve Gübre Zamları Çiftçiyi Bitiriyor” Haber

Ömer Fethi Gürer’den TBMM’de Sert Eleştiri: “Elektrik, Mazot ve Gübre Zamları Çiftçiyi Bitiriyor”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada tarımsal girdi maliyetlerindeki fahiş artışlara ve TÜİK verilerine tepki gösterdi. Gürer, "Elektriğe %25 zam geldi, gübre fiyatları bir haftada 2 bin lira arttı. Bu tablo çiftçiyi yok ediyor" dedi. ​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis kürsüsünden ekonomik tabloya ve artan maliyetlere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. İktidarın ekonomi politikalarının dar gelirliyi, emekliyi ve üreticiyi mağdur ettiğini belirten Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilerin gerçek yaşamla bağdaşmadığını vurguladı. ​Girdi Maliyetleri Katlanıyor: Gübre ve Elektriğe Dev Zam ​Konuşmasında özellikle tarım sektöründeki maliyet artışlarına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, üretim yapmanın her geçen gün zorlaştığını ifade etti. Gürer, son dönemdeki fiyat hareketlerini şu sözlerle özetledi: ​Elektrikte %25 Artış: Tarımsal sulama ve üretimde kullanılan elektriğe gelen %25'lik zam, maliyet yükünü artırdı. ​Gübrede Haftalık Şok: Gübre fiyatlarının sadece bir haftalık süreçte 1.500 TL ile 2.000 TL arasında bir artış gösterdiğini belirtti. ​Düşük Alım Fiyatı: Girdi maliyetleri hızla yükselirken, hükümetin açıkladığı düşük alım fiyatlarının çiftçiyi üretimden kopardığını vurguladı. ​"TÜİK Verileri Emekli ve Asgari Ücretlinin Cebinden Çalıyor" ​TÜİK’in şeffaflığına yönelik eleştirilerini sürdüren Gürer, kurumun açıkladığı enflasyon rakamlarının maaş zamlarını baskılamak için düşük tutulduğunu iddia etti. Gürer, şunları söyledi: ​"Türkiye'de enflasyonun kağıt üzerinde düşürüldüğü dönemler, tam da emekli ve asgari ücretlinin maaşlarının belirlendiği dönemlere denk getiriliyor. Bu sistemle dar gelirlinin hakkı gasbediliyor. TÜİK, mahkemelerin istediği verileri bile sunamıyor çünkü talimatla hareket ediyor." ​50 Milyon İnsan Yoksullaştırıldı ​Ülkedeki yoksullaşma sürecinde TÜİK’in payı olduğunu savunan Gürer, "50 milyonun üzerinde insan ekonomik anlamda yoksullaştırıldı. Sorunu doğru saptamazsanız çözemezsiniz. TÜİK’in enflasyon verileri acilen araştırılmalıdır" çağrısında bulundu. ​Pestisit Örneğiyle "Ortalama" Eleştirisi ​İstatistiksel oyunlara dair tarımdan bir örnek veren Gürer, pestisit (tarım ilacı) kullanım verilerinin nasıl manipüle edilebileceğini anlattı: "Eğer sadece 10 ilin ortalamasını alırsanız pestisit oranı %9 çıkar, tüm Türkiye’yi alırsanız %2’ye düşer. Sonra da 'Sorun yok' dersiniz. Önemli olan sorunu doğru saptamaktır." ​Gürer, yanlış saptamaların ve düşük açıklanan alım fiyatlarının sadece çiftçiyi değil, memuru ve işçiyi de sefalete sürüklediğinin altını çizerek konuşmasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.