Hava Durumu

#Alım Gücü

Kırsal Haber - Alım Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Murat Arnik: "Tencerede Et Değil, Kemik Kaynıyor, Kasap Esnafı Tükeniyor!" Haber

Murat Arnik: "Tencerede Et Değil, Kemik Kaynıyor, Kasap Esnafı Tükeniyor!"

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, kasap tezgâhlarındaki son durumu gözler önüne seren bir basın açıklaması yaptı. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, artan maliyetler ve düşen alım gücü nedeniyle vatandaşın artık et değil kemik satın almak zorunda kaldığını belirttiği açıklamasında kasaplarda satış hacminin %60'a varan oranlarda düştüğünü vurguladı Başkan Arnik, yaptığı açıklamada acil eylem planı çağrısında bulundu; "Et; üreticinin emeği, kasabın ekmeği, vatandaşın temel gıdasıdır. Bu zincirin bir halkası koptuğunda bütün toplum zarar görür. ​Geçmişte kemik, tamamen değersiz ya da her koşulda atık kabul edilen bir ürün değildi. İlikli ve etli kemikler çorba ile yemeklerde zaten kullanılırdı; ancak sade kemiklerin önemli bir kısmı ücretsiz verilir, sokak hayvanlarına ayrılır veya düşük değerli bir ürün olarak görülürdü. Bugün ise kemikler ayrıştırılıyor, sınıflandırılıyor ve satışa sunuluyor. Çünkü vatandaş, “Tencerede et olmasa da etin tadı ve kokusu olsun” düşüncesiyle kemiğe yöneliyor. ​Bugün kasap tezgâhlarında karşılaştığımız tablo çok nettir: ​Tencerede et değil, kemik kaynıyor. ​Vatandaşın ekonomik alım gücündeki yetersizlik doğrudan kasap tezgâhlarına yansıyor. ​Et alamayan vatandaş, yemeğine lezzet katabilmek için tenceresinde et yerine kemik kaynatıyor. ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik olarak açıkça ifade ediyorum: ​“Vatandaşın alım gücünün azalması, sofrasındaki et miktarını her geçen gün düşürürken geçmişte kasaplarda ücretsiz verilen kemiklere olan talebi artırdı. Bir zamanlar sokak hayvanları için ayrılan veya ücretsiz verilen kemik, bugün dar gelirli ailenin tenceresine et tadı verebilmek amacıyla satın aldığı ekonomik bir ürüne dönüştü.” ​Gelinen noktada vatandaş eti kilogramla değil, gramlık paketler hâlinde satın alıyor. Kırmızı ete ulaşamayan dar ve orta gelirli aileler tavuğa, sakatata, kıymaya, haşlamalık ve kemikli ürünlere yönelirken; bazı vatandaşlarımız artık etin kendisini değil, yalnızca kemiğini alabiliyor. Bu durum, ailelerin beslenme düzeninin bozulması ve özellikle çocuklarımızın sağlıklı protein kaynaklarına ulaşamaması demektedir. ​Kasaplarda Satış Hacmi Yarıya Indi ​Eskişehir'deki kasap işletmelerinin kilogram bazındaki satışlarında genel olarak %30 ile %40 arasında daralma yaşanırken, bazı işletmelerde bu kayıp %50 ila %60 seviyelerine ulaştı. ​Kasap işletmeleri soğuk hava depolarını, dolaplarını ve reyonlarını 24 saat çalıştırmak zorundadır. Satışlar düşse de elektrik, kira, personel, Bağ-Kur, SGK, vergi ve diğer sabit giderler devam etmektedir. Bir tarafta evine et götüremeyen vatandaş, diğer tarafta tezgâhında satış yapamayan esnaf bulunmaktadır. Bu tabloya daha fazla seyirci kalınamaz. ​Fiyatlardaki Çarpıcı Tablo ​Dana kıyma: Yaklaşık 1.000 TL / kg ​Dana kemiği: Yaklaşık 120 TL / kg ​Kuzu kemiği: Yaklaşık 100 TL / kg ​Tavuk kemiği: Yaklaşık 50 TL / kg ​800–1.000 TL verip et alamayan vatandaş, 100 TL'lik kemiğin hesabını yapıyor ve kasaba gelerek, "Bana bu paraya ne kadar gelirse et değil, kemik ver" diyor. Kemiğe gelen yoğun talep nedeniyle kasaplar dışarıdan kemik satın almak zorunda kalıyor. ​Belediyelere ve Kurumlara Çağrı ​1. Sosyal Belediyecilik ve Et Destek Kartı ​Belediyelerin dar gelirli vatandaşlara destek olmasına karşı değiliz; ancak kamu kaynakları esnafa rakip olmak için kullanılmamalıdır. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi kasap dükkânı açmak yerine, dar gelirli vatandaşlarımıza Et Destek Kartı vermeli ve bu kart tüm mahalle kasaplarında geçerli olmalıdır. ​Bu sayede: ​Dar gelirli vatandaş evine en yakın kasaptan güvenilir et alabilir. ​Sosyal destek alan vatandaşın mahremiyeti ve onuru korunur. ​Yerel esnaf sistemin dışında bırakılmamış ve korunmuş olur. ​2. Eskişehir'e Modern Mezbaha Şarttır ​Yanı başımızdaki Afyonkarahisar’da çok sayıda kesimhane ve et kombinası faaliyet gösterirken, Eskişehir’de seçeneklerin sınırlı kalması esnafı çevre illere bağımlı kılmaktadır. Kesim yaptırmak için yüzlerce kilometre yol gitmek zorunda kalan esnafın nakliye, zaman ve akaryakıt maliyetleri fiyatlara yansımaktadır. Eskişehir’in modern bir mezbahaya kavuşması artık bir tercih değil, zorunluluktur. ​3. Tavuk Parçalama Yetkisi Verilmelidir ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından teknik altyapısı ve hijyen yeterliliği denetlenen ruhsatlı kasaplara, özel onay belgesiyle kontrollü tavuk parçalama yetkisi verilmelidir. ​Sektör Temsilcilerine ve Kurumlara Uyarı ​Esnaf ve sanatkârımızdan yüksek aidatlar toplayan, makam odalarından çıkmayan sözde temsilcilere sesleniyoruz: Makam araçlarınızla ve özel şoförlerinizle esnafın arasına inin; kasap tezgâhlarına bakın, vatandaşı dinleyin. Esnaf size saltanat süresiniz diye yetki vermedi. ​Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre kırmızı et üretimi 2025 yılında %10,5 azalarak 1 milyon 885 bin 130 tona geriledi. İthalat kısa süreli bir çözüm olsa da yerli hayvancılık güçlendirilmediği sürece kriz tekrarlanacaktır. ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası olarak susmayacağız. Valiliğimizin koordinasyonunda; Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Odamızın katılımıyla acil bir çalışma masası kurulmasını talep ediyoruz. ​Vatandaş kemiğe, kasap esnafı ise kepenk kapatmaya mahkûm edilemez!"

CHP'li Kış: "100 TL 41 Litre Mazot Alıyordu, Şimdi 1 Litre Alıyor" Haber

CHP'li Kış: "100 TL 41 Litre Mazot Alıyordu, Şimdi 1 Litre Alıyor"

Motorine gece yarısı gelen 6 lira 62 kuruşluk zamla birlikte litre fiyatı İstanbul’da 95 lirayı aşarken, Ankara’da 96,78 liraya, İzmir’de ise 97,05 liraya yükseldi. Motorin böylece 100 lira sınırına dayandı. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, akaryakıttaki tarihi artışa 100 liralık banknot üzerinden dikkat çekti. 100 liralık banknotun 1 Ocak 2009’da tedavüle çıktığını, o tarihte motorinin litresinin 2 lira 46 kuruş olduğunu belirten Kış, 17 yılda yaşanan değişimi şu sözlerle ortaya koydu: “100 liralık banknot tedavüle çıktığında yaklaşık 41 litre mazot alıyordu. Bugün aynı banknotla 1 litre mazot ancak alınabiliyor. Banknot aynı, üzerindeki rakam aynı ama satın aldığı mazot 41 litreden 1 litreye düştü. Türkiye’de paranın ve alım gücünün 17 yılda nasıl eritildiğinin bundan daha açık bir fotoğrafı olamaz.” MOTORİN 1 YILDA YÜZDE 75,8, 5 YILDA YÜZDE 1.213 ARTTI Motorindeki yükselişin son dönemde çok daha sert bir boyuta ulaştığına dikkat çeken Kış, güncel fiyat değişimlerini de değerlendirdi. Motorinin litre fiyatı bir ay önce 79,69 lirayken 95,59 liraya yükselerek yüzde 19,9 arttı. Bir yıl önce 54,36 lira olan motorin ise yüzde 75,8 artışla 95,59 liraya çıktı. Beş yıl önce 7,28 lira olan motorindeki artış yüzde 1.213’ü buldu. Kış, rakamların ardından şu soruyu yöneltti: “Bir ayda yüzde 19,9, bir yılda yüzde 75,8, beş yılda yüzde 1.213 artış… Hangi çiftçinin geliri beş yılda yüzde 1.213 arttı? Hangi nakliyecinin kazancı bir yılda yüzde 75,8 yükseldi? Hangi işçinin, hangi emeklinin geliri bu artışlara yetişebildi? Mazotun hızı geliri ezip geçti.” “FİYATLAR GÜNCELLENİYOR, VATANDAŞIN GELİRİ GÜNCELLENMİYOR” Motorindeki artışın yüksek enflasyon nedeniyle gelirlerin zaten eridiği bir dönemde geldiğini belirten Kış, 2026’nın ilk sekiz ayında TÜİK’e göre enflasyonun yüzde 22,07’ye ulaştığını hatırlattı. Yılbaşında 28 bin 75 lira olarak belirlenen ve yılın ikinci yarısında artırılmayan asgari ücretin ilk sekiz ayda 6 bin 196 liralık alım gücü kaybına uğradığını belirten Kış: “Yılın başında yüzde 16 enflasyon hesabı yaptılar; sekiz ay dolmadan bu hedef aşıldı. Sonra kendi enflasyon tahminlerini yüzde 28,5’e çıkardılar ama asgari ücreti 28 bin 75 lirada bıraktılar. Akaryakıt güncelleniyor, vergiler güncelleniyor, fiyatlar güncelleniyor; vatandaşın geliri güncellenmiyor.” ifadelerini kullandı. “MAAŞ YETMİYOR, KREDİ KARTI DEVREYE GİRİYOR” Vatandaşın artan hayat pahalılığı karşısında borçlanmaya mecbur kaldığını söyleyen Kış, kredi kartı borçlarının 3 trilyon 661 milyar liraya ulaştığına, yalnızca yılbaşından bu yana kredi kartı borçlarının 841 milyar lira arttığına dikkat çekti. “Maaş yetmeyince kredi kartı devreye giriyor. İnsanlar artık refahını artırmak için değil, mevcut hayatını sürdürebilmek için borçlanıyor. Böyle bir tabloda akaryakıta yapılan her zam, zaten borçla ayakta kalmaya çalışan milyonların sırtına yeni bir yük bindiriyor.” “BU ZAMIN FATURASI SOFRADA ÖDENECEK” Mersin’in tarım, lojistik ve taşımacılıktaki konumuna dikkat çeken Kış, motorindeki artışın yalnızca akaryakıt istasyonlarında kalmayacağı uyarısında bulundu: “Bu zam, önümüzdeki günlerde soframızdaki her şeyi daha pahalı yiyeceğimizin habercisidir. Çiftçi tarlasını mazotla sürüyor, ürün tarladan hale mazotla geliyor, kamyon fabrikadaki malı mazotla markete taşıyor. Mazota gelen zam üretimin, nakliyenin ve dağıtımın her aşamasına maliyet olarak yazılıyor. Sonunda o fatura pazardaki etikete, market rafına ve vatandaşın sofrasına geliyor.” Nakliye sektörünün artan maliyetleri taşıyamayacak noktaya sürüklenmesinin çok daha ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Kış şöyle devam etti: “Nakliyeci bu maliyeti karşılayamaz ve kamyoncu kontak kapatacak noktaya gelirse yalnızca kamyonlar durmaz. Tarladaki ürün pazara, fabrikadaki mal rafa ulaşamaz. Üretim ve tedarik zincirinde yaşanacak bir kırılmanın bedelini bütün Türkiye öder. Mazot artık sadece bir akaryakıt fiyatı meselesi değil; üretimin, gıda güvenliğinin ve hayat pahalılığının meselesidir.” “İKTİDAR POMPADAKİ RAKAMI SEYRETMEYİ BIRAKMALI” Gülcan Kış, üretici ve taşımacılık sektörünün üzerindeki akaryakıt yükünün hafifletilmesi gerektiğini belirterek iktidara çağrıda bulundu: “Çiftçinin, nakliyecinin, esnafın bu maliyetleri daha ne kadar taşımasını bekliyorsunuz? Mazota yapılan her zam dönüp dolaşıp 86 milyonun cebine ve sofrasına geliyor. İktidar pompadaki rakamı seyretmeyi bırakmalı; üretimin ve taşımacılığın üzerindeki akaryakıt yükünü hafifletecek adımları derhal atmalıdır. Çünkü mesele bir depo mazot değil; Türkiye’nin üretimi, taşımacılığı ve vatandaşın sofrasıdır.”

Gürer: "Çiftçinin Girdi Maliyeti Yüzde 54 Artarken Ürün Fiyatı Yerinde Sayıyor" Haber

Gürer: "Çiftçinin Girdi Maliyeti Yüzde 54 Artarken Ürün Fiyatı Yerinde Sayıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarındaki tarımsal ürün alım fiyatlarını motorin ve tarımsal girdi artışlarıyla karşılaştırdı. Gürer, “Çiftçiye maliyet artışı kadar fiyat verilmezse üretici üretimden kopar” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarında açıklanan yaş çay, fındık, buğday, arpa , tarımsal girdi maliyetleri ve motorin fiyatlarındaki artışla karşılaştırdı. Gürer, ortaya çıkan tablonun üretici açısından ciddi bir gelir kaybına işaret ettiğini belirterek, “Çiftçinin maliyeti ile ürününe verilen fiyat arasındaki makas giderek açılıyor. Üretici daha pahalıya üretiyor ancak ürününü maliyet artışının gerisinde kalan fiyatlarla satmak zorunda kalıyor” dedi. 2025 yılının 1 Eylül tarihinde 54 lira olan motorinin 1 Eylül 2026 tarihinde 83 liraya yükseldiğine dikkat çeken Gürer, motorindeki bir yıllık artışın yüzde 53,7 olduğunu belirtti. Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin de on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, açıklanan ürün fiyatlarının birçok üründe bu artışların gerisinde kaldığını söyledi. Gürer, “Tarımda yalnızca ürünün fiyatına bakarak değerlendirme yapılamaz. Çiftçi o ürünü hangi maliyetle üretiyor, mazota ne kadar ödüyor, gübreye ne kadar ödüyor, ilaca, yeme, elektriğe ve sulamaya ne kadar para harcıyor? Bunlara bakmak gerekiyor. Açıklanan fiyatlar maliyetler dikkate alınarak değerlendirildiğinde üreticiyi memnun edecek ve üretimde tutacak bir seviyede değildir.Bölgeye göre değişen verimde gelir durumunu etkiliyor” diye konuştu. MOTORİN BİR YILDA 29 LİRA ARTTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde motorinin temel maliyet kalemlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, “1 Eylül 2025 tarihinde motorinin litre fiyatı 54 liraydı. Bir yıl sonra, 1 Eylül 2026 tarihinde motorin 83 liraya çıktı. Motorinin litresinde bir yılda 29 liralık artış yaşandı. Bu, yüzde 53,7 oranında bir artış demektir” diye konuştu. Motorin fiyatlarındaki artışın tarımın her alanına yansıdığını belirten Gürer, “Çiftçi traktörünü motorinle çalıştırıyor. Tarlasını motorinle sürüyor. Hasadını biçerdöver yada toplama makinası ile motorinle yapıyor. Ürününü motorinle taşıyor. Sulama sistemlerinde enerji ve yakıt maliyetleri var. Ürünün tarladan pazara ulaşmasına kadar geçen sürecin her aşamasında motorin ve enerji maliyetleri bulunuyor. Motorine yüzde 53,7 zam gelirken çiftçinin ürününe bunun çok altında fiyat artışı verilirse üreticinin gelir kaybı kaçınılmaz olur.Ek birde nakliye gideri ile ürün fiyatı da katlıyor” dedi. TARIMSAL GİRDİLER TÜİKE GöRE YÜZDE 34,02 ARTARKEN ÇİFTÇİYE NE KADAR FİYAT VERİLDİ? CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'ndeki artışa da dikkat çekerek, “Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttı. Bu, ortalama bir artış. Çiftçinin kullandığı her girdide aynı oranda artış yaşanmıyor. Bazı girdilerde çok daha yüksek artışlar söz konusu. Motorindeki yüzde 53,7'lik artış bunun en açık örneğidir.” Üretim maliyetlerinin her geçen gün ağırlaştığını ifade eden Gürer, “Çiftçi bugün tohumunu, gübresini, ilacını, mazotunu, yemini, suyunu, elektriğini daha pahalı alıyor. Sulama maliyeti artıyor, işçilik maliyeti artıyor, nakliye maliyeti artıyor. Ancak ürününü sattığında aldığı fiyat aynı hızla artmıyor. Sorunun özü burada. Çiftçinin gideri hızla yükselirken geliri aynı oranda yükselmiyor” dedi. Gürer, “Çiftçi üretim yaparken zarar ederse, o çiftçi bir süre sonra üretimden çekilir. Üreticiyi üretimde tutmanın yolu, maliyetini karşılayan ve emeğinin karşılığını veren bir fiyat politikası uygulamaktır” dedi. ARPADA ARTIŞ SADECE YÜZDE 15,9 Gürer, 2025 ve 2026 yılı arpa alım fiyatlarını karşılaştırarak, en dikkat çekici tablonun arpa üreticisinde ortaya çıktığını söyledi. 2025 yılında ton başına 11 bin lira olan arpa fiyatının 2026 yılında 12 bin 750 liraya olduğunu belirten Gürer, artışın 1.750 lira olduğunu ve artış oranının yalnızca yüzde 15,9'da kaldığını ifade etti. Gürer, “Arpada bir yılda fiyat artışı yüzde 15,9. Aynı dönemde Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yüzde 34,02 artıyor. Motorin yüzde 53,7 artıyor. Arpa üreticisine verilen fiyat artışı ise yüzde 15,9'da kalıyor. Bu tablo çiftçi ne yapsın” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, arpa fiyatının motorindeki artış oranında artırılması halinde ortaya çıkacak rakama da dikkat çekerek, “2025 yılında 11 bin lira olan arpa fiyatı, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artsaydı bugün yaklaşık 16 bin 900 lira olması gerekirdi. Ancak açıklanan fiyat 12 bin 750 lira. Arada ton başına yaklaşık 4 bin 150 liralık fark var.” BUĞDAYDA FİYAT ARTIŞI YÜZDE 22,2'DE KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buğday fiyatlarındaki artışın da maliyetlerin gerisinde kaldığını söyledi. 2025 yılında makarnalık ve ekmeklik buğdayın ton fiyatının 13 bin 500 lira olduğunu belirten Gürer, 2026 yılında her iki buğday türü için fiyatın 16 bin 500 liraya olduğunu ifade etti. Gürer, “Çiftçi buğdayı üretirken 2025 yılının mazotunu kullanmıyor. 2026 yılının 83 liralık motorinini kullanıyor. 2025 yılının gübresini, ilacını ve diğer girdilerini kullanmıyor. Güncel fiyatlarla üretim yapıyor. O halde çiftçinin ürününe verilecek fiyatın da güncel maliyetleri karşılaması gerekiyor..Çünkü Yeni Ekim süreci gideri de güncel fiyatlar ile oluşacak “ dedi. Gürer, “13 bin 500 liralık buğday fiyatı motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar yükselmiş olsaydı, ton fiyatının yaklaşık 20 bin 750 liraya ulaşması gerekirdi. Açıklanan fiyat 16 bin 500 lira. Arada yaklaşık 4 bin 250 liralık bir fark var.Niğde kıraç alanda maliyet 20 lira kilo fiyatı geçiyor “ diye konuştu. FINDIKTA YÜZDE 27-28 ARTIŞ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fındık fiyatlarında da maliyet artışlarının altında bir artış gerçekleştiğini belirtti. 2025 yılında Giresun kalite fındığın kilogram fiyatının 200 lira olduğunu, 2026 yılında ise 255 liraya çıkarıldığını ifade eden Gürer, artışın 55 lira ve oranının yüzde 27,5 olduğunu söyledi. Levant kalite fındığın ise 2025 yılında 195 liradan 2026 yılında 250 liraya çıkarıldığını belirten Gürer, burada da 55 liralık artış yapıldığını ve artış oranının yüzde 28,2 olduğunu ifade etti. Gürer, “Giresun kalite fındıkta artış yüzde 27,5, Levant kalite fındıkta yüzde 28,2. Bu artışlar ilk bakışta yüksek görünebilir. Ancak maliyetlerle karşılaştırıldığında tablo değişiyor. Tarımsal girdiler yüzde 34,02, motorin yüzde 53,7 artmış durumda.” “Fındık üreticisi de bahçesine masrafsız girmiyor. Gübre kullanıyor, ilaç kullanıyor, işçi çalıştırıyor. Tarımsal üretimin bütün maliyetlerinden fındık üreticisi de etkileniyor.” Gürer, “2025 yılında 200 lira olan Giresun kalite fındık, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artırılmış olsaydı bugün yaklaşık 307 lira olması gerekirdi. Açıklanan fiyat 255 lira. Kilogram başına yaklaşık 52 liralık bir fark ortaya çıkıyor fındık üretici en az 370 Tl fiyat bekliyordu” dedi. “FİYAT ARTIŞI VAR AMA ÇİFTÇİNİN ALIM GÜCÜ YOK” Gürer, tarımda yalnızca fiyat artış oranlarına bakmanın yanıltıcı olacağını belirterek, çiftçinin satın alma gücünün dikkate alınması gerektiğini belirterek, “İktidar, ‘ürün fiyatını artırdık’ diyebilir. Ancak çiftçi açısından önemli olan fiyatın kaç lira arttığı değil, o fiyatla hangi girdiyi ne kadar alabildiğidir. Ürün fiyatı yüzde 20 artarken motorin yüzde 54 artıyorsa çiftçinin satın alma gücü düşüyor demektir. Bu nedenle tarımsal ürün fiyatlarını değerlendirirken nominal artışa değil, gerçek artışa bakmak gerekir. Çiftçinin cebine daha fazla para girmiş gibi görünebilir ancak o parayla daha az motorin, daha az gübre, daha az ilaç ve daha az üretim girdisi alabiliyorsa çiftçi gerçekte fakirleşiyor demektir” dedi. “ALIM FİYATI BELİRLENİRKEN MASA BAŞINDA DEĞİL, TARLADA HESAP YAPILMALI” Ömer Fethi Gürer, tarımsal ürün fiyatlarının belirlenme yönteminin değiştirilmesi gerektiğini belirtti. “Alım fiyatları masa başında belirlenmemelidir. Fiyat belirlenirken çiftçinin gerçek maliyeti dikkate alınmalıdır. Bir çiftçinin tarlasına gidip bir dekarda ne kadar mazot kullandığına, ne kadar gübre attığına, ne kadar tohum kullandığına, sulama için ne kadar ödeme yaptığına bakılmalıdır. Çiftçinin emeği de hesaplanmalıdır. Çiftçi ailesinin emeği de üretimin içindedir. Çiftçi yıl boyunca çalışıyor. Kuraklıkla mücadele ediyor, donla mücadele ediyor, hastalıkla mücadele ediyor. Sonra ürününü sattığında maliyetini dahi karşılayacak bir fiyat bulamıyorsa ortada bir tarım politikası öngörü ve planlama sorunu var” dedi.

CHP'li Gürer: "Yılın 8 Ayında 286 Üründe Uygunsuzluk Tespit Edildi!" Haber

CHP'li Gürer: "Yılın 8 Ayında 286 Üründe Uygunsuzluk Tespit Edildi!"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026 yılının ilk 8 ayında Tarım ve Orman Bakanlığı denetim ya da ihbarlarla ortaya çıkan gıda ürünlerinde tespit edilen 286 taklit ve tağşiş vakasını değerlendirdi. Gürer, gıda güvenliği sorunlarının ekonomik sorunlarla birlikte vatandaş açısından daha ağır bir tabloya dönüştüğünü söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılının ilk 8 ayında gıda ürünlerinde tespit edilen taklit ve tağşiş vakalarına ilişkin verilerin varlığının mevcut cezalarla önlenemediğinin de bir işareti olarak görülebileceğini de belirtti. Ömer Fethi Gürer, yılın ilk 8 ayında ihbar ve denetim sonucu 286 üründe uygunsuzluk tespit edilmesinin, Türkiye’de gıda güvenliği konusunda sorunların devam ettiğini ortaya koyduğunu söyledi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı taklit ve tağşiş gıda ürünlerini kontrollerle çıkan sonuçları kamuoyu ile paylaşıyor. Bu paylaşımlarda genelde ihbar üzerine yapılan denetimler ile rutin kontrollerde ortaya çıkan durum açıklanıyor. Görünen o ki yıllardır benzer ürünlerde kullanımı izinli olmayan karışımlar ortaya çıkıyor ve her açıklamada özellikle dana eti içine karıştırılan at, merkep, domuz gibi hayvan etleri ile hileli yağlardan bala uzanan ürünlerde saptanıyor. Caydırıcı önlemler yetersiz ki bu bulgularda ortadan kalkmıyor. Bakanlık bu konuda denetimleri ağır cezaları da beraberinde getirmelidir. Emekli, asgari ücretli sınırlı gelir ile aldığı ürünün birde içeriği sorunlu olması kabul edilemez” dedi. Gürer, ““Vatandaşın alım gücü her geçen gün düşüyor. İnsanlarımız markete, pazara giderken fiyatları karşılaştırıyor, daha ucuz ürünü bulmaya çalışıyor. Sofrasına koyacağı gıdayı seçerken artık yalnızca fiyatını değil, güvenilir olup olmadığını da düşünmek zorunda kalıyor. Vatandaşın cebinde para yok, sofrasında güven yok Vatandaşımızın sofrasına koyduğu ürünün ne olduğunu bilmesi en temel tüketici hakkıdır. Ancak açıklanan veriler, bazı ürünlerde tüketicinin parasını ödediği ürünü değil, o ürünün taklidini veya farklı maddelerle değiştirilmiş halini satın aldığını gösteriyor. Bu tablo yalnızca ekonomik bir aldatma değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından da üzerinde önemle durulması gereken bir sorundur” dedi. ET VE ET ÜRÜNLERİNDE TEK TIRNAKLI ETİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılının ilk 8 ayında en fazla uygunsuzluk et ve et ürünlerinde tespit edildiğini belirterek, “Bu kategoride 162 ürün uygunsuz bulundu. Tespitler içerisinde kanatlı eti ve sakatat kullanımının yanı sıra dikkat çekici bir başka ayrıntı ise 37 üründe tek tırnaklı hayvan eti tespit edilmesi oldu. Bu denetlenebilen ürünlerde ortaya çıkan durum ya denetlenemeyenlerde durum ne? 780 bini aşkın gıda üretim tesisi yanında merdiven altı kaçak yüzlerce üretim yeri var. Toplam 8 bin denetim elemanı bulunan bakanlık her yere ermesi de mevcut yapılanma ile olası değil. Bu bağlamda caydırıcılığı sağlayacak durum için yeni düzenlemeler ihtiyaç görülüyor.” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Et ürünlerinde 162 uygunsuzluk tespit edilmesi son derece düşündürücüdür. Daha da önemlisi, bu ürünlerin 37’sinde tek tırnaklı hayvan eti tespit edilmiştir. Tüketicinin bilgisi dışında farklı hayvan türlerinin etlerinin ürüne katılması kabul edilemez.” diye konuştu. BİTKİSEL YAĞLARDA HİLELİ 43 ÜRÜN Verilerde ikinci dikkat çekici başlıklardan birinin de bitkisel yağlar olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026’nın ilk 8 ayında 43 bitkisel yağ ürününde, farklı tohum yağlarının birbirine karıştırıldığı yönünde uygunsuzluk tespit edildiği görülüyor.” dedi. Gürer, bitkisel yağ ürünlerindeki taklit ve tağşişin tüketicinin hem ekonomik olarak mağdur edilmesine hem de ürünün niteliğinin değiştirilmesine yol açtığını belirterek, “Tüketici aldığı yağın içeriğine güvenmek zorunda. Bir yağın başka yağlarla karıştırılarak farklı bir ürün gibi satılması açıkça tüketicinin aldatılmasıdır. Fiyat olarak da haksız kazançtır ” dedi. SÜT ÜRÜNLERİNDE DE CİDDİ UYGUNSUZLUKLAR Ömer Fethi Gürer’ süt ve süt ürünlerinde 33 uygunsuzluk tespit edilmiş olmadı da et ve süt üzerinde oynanan oyunun ve haksız kazancın yolunu açtığına işaret etti. Bu ürünlerde nişasta, jelatin ve bitkisel yağ tespitleri yapıldığını söyledi. Sütsüz peynir üretilip satıldığını da belirtti. Gürer, “Süt ve süt ürünlerinde tüketicinin doğal ve gerçek bir süt ürünü satın aldığını düşünmesi son derece normaldir. Ancak süt ürünlerinde nişasta, jelatin ve bitkisel yağ gibi maddelerin tespit edilmesi, gıdanın niteliğinin tüketiciden gizlendiğini göstermektedir. Bu durumun yalnızca denetim sonuçları açıklanarak geçiştirilmemesi, üretimden satışa kadar bütün zincirin etkin biçimde denetlenmesi gerekir. Kemik unu, nişasta ve bitkisel yağ ile peynir görünümlü sahte ürünler piyasada olması üreticinin ciddi yanıltılması mutlaka önlenmesi gereken bir durumdur. Bu bağlamda belediyelerde laboratuvarları. Kapatılmış olmadı da önemli bir eksikliktir. Belediyeler gıda denetiminde yeniden etkin yetkilendirilmelidir ” diye konuştu. ARICILIK ÜRÜNLERİNDE DE TAKLİT VE TAĞŞİŞ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Arıcılık ürünlerinde 21, meyve-sebze işleme ürünlerinde 12, baharatlarda 6, şekerli mamullerde 3, bitki çayı ve kahvede 3, pastacılık ürünlerinde 2, kuruyemiş ve çerezlerde ise 1 uygunsuzluk tespit edildi. Bitki çayı ve kahve grubunda tespit edilen 3 uygunsuzluğun gıda boyası kaynaklı olması da dikkat çekicidir.” dedi. Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşın günlük olarak tükettiği baldan baharata, kahveden çaya, süt ürününden et ürünlerine kadar çok geniş bir yelpazede uygunsuzluk tespit ediliyor. Önemli bölümü ihbarlarla ortaya çıkıyor. Bu tablo pestisit ve aflotoksin gibi taklit tağşiş dışı gıdada zararlı zehir ve küflenmeleri de kapsadığında sorunun büyüklüğü sağlık açısından daha da önemli bir noktaya veriliyor.” ifadelerini kullandı. 286 UYGUNSUZLUK, GIDA SİSTEMİNİN ALARMIDIR TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, verilerin tek tek ürünlerden ibaret görülmemesi gerektiğini belirterek, “2026 yılının yalnızca ilk 8 ayında 286 üründe uygunsuzluk tespit edilmesi, gıda güvenliği konusunda alarm niteliğinde bir tablodur. Burada asıl sorgulanması gereken, bu ürünlerin denetim yapılıncaya kadar ne kadar süre piyasada kaldığı ve kaç tüketiciye ulaştığıdır. Keza gözden kaçan denetim dışı ne kadar tüketim olduğudur. Vatandaş ekonomik sıkıntılar nedeniyle zaten sofrasını zor kuruyor. Bir de aldığı ürünün içeriğinin değiştirilmesi, daha ucuz maddelerle ikame edilmesi veya başka bir ürünün adı altında satılması kabul edilemez. İnsanlar parasını ödediği ürünün gerçek ve güvenilir olmasını istiyor. Bakanlık denetim kadar caydırıcı ve tekrarlanmayacak biçimde ağır cezalandırıcı olmalıdır. İşini düzgün yapan binlerce işletme ve esnaf vardır. Azınlıkta olsa sahtekarların hile ile iş yapmadı da işini doğru yapan esnafa da zarar vermektedir. Hileli ürün üreten, taklit ve tağşiş yapan ile işini doğru düzgün yapanı ayrıştırmak gerekir. Düzgün esnaf ve işletmede bu süreçte korunmalı ve ödüllendirilmelidir” diye konuştu. DENETİM KADAR CAYDIRICI YAPTIRIM DA ŞART Ömer Fethi Gürer, gıda sahteciliğiyle mücadelede yalnızca ürünlerin kamuoyuna açıklanmasının yeterli olmadığını vurgulayarak, denetimlerin artırılması ve yaptırımların etkin biçimde uygulanması gerektiğini söyledi. Gürer, “Taklit ve tağşiş yapan işletmelerin yalnızca ürünlerinin teşhir edilmesiyle sorun çözülmez. Tekrar eden ihlaller varsa daha ağır yaptırımlar uygulanmalıdır. Çünkü burada mesele yalnızca bir ürünün standartlara aykırı olması değildir. Mesele tüketicinin aldatılması, haksız kazanç sağlanması ve bazı durumlarda halk sağlığının riske atılmasıdır.” dedi. GÜVENİLİR GIDA HERKESİN HAKKIDIR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tüketicilerin de Bakanlığın yayımladığı listeleri takip etmesinin önemine dikkat çekerek, “Güvenilir gıda lüks değildir, herkesin hakkıdır. Vatandaşın sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi devletin temel sorumluluklarından biridir. Bu nedenle hileli gıda tespit yetmez tekrarlanmayacak ve farklı kişilerinde bu yöne evrilmesi önünü kesecek yaptırımlar esas olmalıdır. Kesilen cezalar tahsil edilmesi yanında meslekten men edilmeye kadar uygulamalar ağırlaştırılmalıdır. Belediyelerin 2004 yılında sınırlanan yetkileri geri verilmeli ve 2012 yılından sonra kapanan laboratuvarı yeniden açılarak denetimde varlıkları hissedilir noktaya taşınmalıdır.750 bin kayıtlı kayıt dışı ile 1 milyonu bulan işyerleri 8000 denetim elemanı ile sürekli denetimi sağlanamaz .” şeklinde konuştu.

Gürer: ''2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi!'' Haber

Gürer: ''2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi!''

Gürer: “2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi” CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yaptığı açıklanan yaş çay alım fiyatına tepki gösterdi. Kilogram başına açıklanan 35 liralık yaş çay fiyatının üreticiyi hayal kırıklığına uğrattığını belirten Gürer, “Bu fiyat ne maliyeti karşılıyor ne de üreticinin emeğinin karşılığını veriyor” dedi. Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı yaklaşık 200 bin çay üreticisi bulunduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, kayıt dışı üreticilerle birlikte bu sayının daha da arttığını söyledi. Doğu Karadeniz’de çayın temel geçim kaynaklarından biri olduğuna dikkat çeken Gürer, düşük fiyatın yalnızca üreticiyi değil bölge ekonomisini de olumsuz etkilediğini vurguladı. TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Geçtiğimiz yıl 1 milyon 340 bin ton çay hasadı yapıldı. Önceki yıllara göre verimlilik ve rekolte giderek düşüyor. Çünkü üretici memnun değil. Geçen yıl verilen fiyat da üreticiyi mutlu etmemişti” diye konuştu. “GEÇEN YIL 6 KİLO ÇAY SATAN 1 KİLO KURU ÇAY ALIYORDU, BUGÜNKÜ FİYATLA 8,5 KİLO SATARAK 1 KİLO KURUÇAY ALABLİYOR Yaş çay fiyatının alım gücü üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, üreticinin geçen yıla göre ciddi kayıp yaşadığını belirterek, “Geçtiğimiz yıl üretici 6 kilo yaş çay sattığında 1 kilo kuru çay alabiliyordu. Bu yıl ise 8,5 kilo yaş çay sattığı zaman ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Yani yalnızca kuru çay fiyatı üzerinden baktığımızda bile üreticinin 2,5 kiloluk kaybı var. Bu hesaplamalara göre bugün açıklanan 35 liralık fiyatın aslında 50 lira civarında olması gerekiyordu. Üretici siyasi iktidarın bu rakamı vermeyeceğini biliyordu ama en azından başa baş noktasını yakalayabilmek için 40 liranın üzerinde bir fiyat bekliyordu,” dedi. “FİYAT YÜKSEK OLSAYDI AÇIKLAMAYI CUMHURBAŞKANI YAPARDI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, açıklanan fiyatın düşük olduğunun iktidarın tutumundan da anlaşılabileceğini ifade ederek, “Eğer açıklanan fiyat üreticiyi memnun edecek bir fiyat olsaydı bunu Sayın Cumhurbaşkanı açıklar ve Rize meydanına çıkardı. Bu kez açıklamayı Tarım ve Orman Bakanlığı yaptı. Çünkü verilen fiyat düşük bir fiyat. Üreticiyi gerçek anlamda üzdü,” diye konuştu. Çay üreticisinin emeğinin değersizleştirildiğini söyleyen Gürer, “Bir kafede bir bardak çay 80-90 liraya satılıyor. Kahvehanelerde en az 15 liraya satılıyor. Yani 2 bardak çaya ödenen para, bu ürünü yetiştiren çiftçimizin 1 kilo yaş çayına verilmedi” dedi. “ÇAYDA DA ARZ AÇIĞI RİSKİ BÜYÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde çay tarımı yılda 6 ay yapılabiliyor. Tropikal ülkelerde ise 12 ay üretim var. Buna rağmen Türkiye çayda yüzde 95 yeterlilik seviyesinde. Bu şekilde devam ederse arz açığı oluşacak ürünlerden biri de çay olacak. Şu anda zaten ithalat sürüyor. Türkiye’de kişi başına yıllık 13 kilogram çay tüketiliyor. 2022-2026 yılları arasında 67 bin 552 ton siyah çay ithal edildi. Bunun karşılığında 153 milyon 793 bin dolar döviz yurt dışına çıktı,” şeklinde konuştu. 2026 yılının ilk üç ayında da 4 bin 613 ton çay ithal edildiğini belirten Gürer, “Yalnızca ilk üç ayda 12 milyon 456 bin dolar döviz ödendi. 2025 yılında ise 20 bin 890 ton çay ithal edildi ve 47 milyon 820 bin dolar yurt dışına gitti” dedi. “ÇAY ÜRETİMİ ÇOK MALİYETLİ HALE GELDİ” Çay üretiminin özellikle Doğu Karadeniz’in engebeli arazilerinde büyük emek gerektirdiğini vurgulayan Gürer,“Çay toplama yevmiyeleri arttı, motorlu çay toplama makinelerinin maliyeti yükseldi. Gübreleme, budama, çapa, motorlu tırpan giderleri, nakliye maliyetleri derken çay artık maliyetli bir ürün haline geldi. Bütün bu giderler dikkate alınmadan açıklanan fiyat üreticiyi korumaz,” diye konuştu. “ÜRETİCİ MASRAFINI KARŞILAYAMIYOR” Bölgedeki üreticilerle görüştüğünü belirten Gürer, çiftçilerin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirterek, “Üreticilerimiz bize ‘Verilen fiyat yetersiz, yaptığımız masrafı çıkaramıyoruz’ diyor. Tarımda çiftçinin, üreticinin, besicinin gelir-gider dengesi bozuldu. Açıklanan fiyat taban fiyat olmadığı için tüccar daha düşük rakamlardan da alım yapabiliyor. Bu da üreticinin mağduriyetini daha da artırıyor,” dedi, “YAŞ ÇAY FİYATI YENİDEN BELİRLENMELİ” Açıklanan fiyatın mutlaka revize edilmesi gerektiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, yaş çay alım fiyatının 40 liranın üzerine çıkarılması çağrısında bulundu. “Bu fiyat beklentileri karşılamamıştır” diyen Gürer, “Fiyat yeniden değerlendirilmeli. Üretici desteklenmeli. Yaş çay alım fiyatı 40 liranın üzerine çıkarılmalıdır. Ayrıca ürünün işlenmesi sürecinde de fire verilmeden değerlendirilmesi sağlanmalıdır. İthalatçı anlayış yerine kendi üreticisini koruyan bir politika izlenmelidir. Türkiye’nin kendi çayıyla kendine yeter hale gelmesi ancak üreticinin korunmasıyla mümkündür,” dedi.

CHP'li Gürer: "Çiftçiyi Arayacağız Ama Bulamayacağız!" Haber

CHP'li Gürer: "Çiftçiyi Arayacağız Ama Bulamayacağız!"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer Kayseri’de Kayseri CHP İl Başkanı Ozan Ufuk Gözbaşı ve Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ile Kayseri Toptancı hal esnafını ziyaret etti. CHP Genel Merkezi görevlendirmesi ile Kayseri’de esnaf, vatandaş, birlik ve oda ziyaretlerinde bulunan heyete her kesim dert yandı. Artan üretim ve nakliye maliyetlerinden vatandaşın düşen alım gücüne kadar birçok sorunun gündeme geldiği Kayseri Toptancı hal ziyaretinde esnaf sorunlarını sıraladı, Esnaf “Milletin alım gücü yok”, “Bir maydanoz tarladan sofraya gelene kadar maliyet katlanıyor”, “Domates taşıyan aracın maliyetini artırırsanız fiyat nasıl düşecek?” sözleriyle yaşanan krizi anlattı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda sorunların yapısal olduğu kadar yönetimsel olduğunu belirtti. Son yıllarda farklı nedenler ile üretimdeki düşüşün Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirdiğini belirterek, “Çiftçiyi arayacağız ama o dönem çiftçi, üretici bulamayacağız” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ve Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, hem üretim maliyetleri hem de vatandaşın temel gıdaya erişimde yaşadığı sıkıntıları yerinde inceledi. “TARIMIN SİYASETİ OLMAZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer,”tarım, hepimizi giydiren doyuran bir sektördür. Eğer gıdamız olmazsa yaşam olmaz. Bizim derdimiz de budur. Onun için el birliğiyle bu sorunları anlatmamız lazım. Yalnızca bizim değil, herkesin bu işi görmesi gerekiyor” dedi. Hal esnafı ise üreticinin yeterince korunmadığını ifade ederek, “Şu anda zaten bağcıyı dövüyorlar, üzüm yemek istemiyorlar” sözleriyle üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını dile getirdi. “GIDA YOKSA BAĞIMSIZLIK DA YOK” Tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Sümerlerden örnek vererek, “Sümerlerin güzel bir sözü var. ‘Altını ve gümüşü olan, buğdayı, koyunu olanın kapısını bekler’ diyor. İşin özü budur. Ama gıda yoksa bağımsızlık da olmaz. Çünkü bağımsızlık gıdaya bağlıdır,” dedi. Mercimek üretimindeki gerilemeye de dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarımda özellikle sofrada yer alan 21 üründe dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “mercimeğin tohumunu Kanada’ya biz verdik. 2025 yılında mercimek üretimimiz 230 bin tona düştü. Oysa 2002 yılında 500 bin ton mercimek üreten bir ülkeydik. Şimdi mercimek ithal ediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİYİ ARAYACAĞIZ AMA BULAMAYACAĞIZ” Artan maliyetlerin üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İki sene önceki mazot fiyatıyla bugünkü mazot fiyatı arasında büyük fark var. Şu anda en büyük sorun üretimin olmaması. Üretim olmayınca dışa bağımlılık ortaya çıkıyor. Dışa bağımlılık bizi bitiriyor. Yarın öyle bir gün gelecek ki parası olan bile parasıyla ürün alamayacak. Çünkü ortada ürün olmayacak. Çiftçiyi arayacağız, elini öpelim diyeceğiz ama çiftçi bulamayacağız” diye konuştu. Hal Yasası üzerinden yapılan tartışmalara da değinen Ömer Fethi Gürer, “diyorlar ki ‘Hal yasası değişirse her şey ucuzlayacak.’ 2012’de hal yasası değişti de ne oldu? Hiçbir şey değişmedi” ifadelerini kullandı. “MAYDANOZ TARLADAN SOFRAYA GELENE KADAR MALİYET KATLANIYOR” Hal esnafı Nuh Ağızballıer, “Devlet de üzerine düşeni yapacak. Otoyollarda sebze-meyve taşıyan araçlardan alınan ücretleri düşürecek. Nakliye maliyetlerini azaltacak. Tonaj uygulamalarında üreticiyi rahatlatacak. Çünkü 10 ton taşıyan araçla 20 ton taşıyan aracın maliyeti farklı oluyor” dedi. Mazot, lastik ve ekipman maliyetlerinin sürekli arttığını belirten Ağızballıer, “Mazota indirim yapmıyorsun. Lastiği, ekipmanı ithal ediyorsun. Bunlardan da vergi alıyorsun. Devlet olarak hiçbir şey yapmazsan vatandaş ne yapacak?” diye sordu. Vatandaşın temel gıdaya erişimde zorlandığını belirten Ağızballıer, “Millet diyor ki ‘Maydanoz nasıl 10 lira oldu?’ Çünkü işçilik arttı, lastik arttı, navlun arttı, masraflar katlandı. Bir maydanoz tarladan sofraya gelene kadar maliyeti katlanıyor. Sonuçta o masrafı vatandaş ödüyor” ifadelerini kullandı. “ÜRÜN VAR AMA ALIM GÜCÜ YOK” Hal esnafı, sorunun ürün eksikliğinden çok vatandaşın alım gücünün düşmesi olduğunu söyledi. Ağızballıer, “Şimdi insanlar sadece satabildiği kadar ürün getiriyor. Ortada ürün tedarik sorunu yok; alım gücü sorunu var. Milletin alım gücü yok. Bizim halde muhatap olduğumuz kişiler dar gelirli insanlar. Asgari ücretle çalışan vatandaşlar. Kalabalık aileler. İnanın insanların gözü meyvede kalıyor” dedi. Erik ve çilek gibi ürünlerin artık birçok vatandaş için lüks hale geldiğini belirten Ağızballıer, “Halde dolaşın, bakın kaç dükkânda erik var, kaç dükkânda çilek var. 118 dükkânın belki 8’inde vardır, belki yoktur. Çünkü ürün geldiğinde satılamıyor. Sebep yine alım gücü” diye konuştu. “DEVLET SADECE VERGİYİ DÜŞÜNÜYOR” “Bugün ürünü satamazsam yarına kalıyor, ürün değer kaybediyor. Fiyat düşürüyorum ama yine de alan yok. İnsanların ulaşabileceği fiyatlar oluşturmak gerekiyor. Ama devlet bunu yapmıyor. Yapmayınca da sorun büyüyor” diyen Ağızballıer, geçmişte vatandaşın devletten destek beklediğini ancak bugün devletin yalnızca vergi toplamayı düşündüğünü ifade etti. Nakliyecilerin yaşadığı sorunlara da değinen Ağızballıer, “Eskiden tırcılar, kamyoncular büyük araçlarla iş yapardı. Sonra küçük araçlar da aynı işi yapmaya başladı. ‘Sorunu çözeceğiz’ diye K belgesi çıkardılar. Çözüm oldu mu? Hayır. Ardından kantar uygulamaları geldi. Peki düzeldi mi? Hayır” dedi. Sebze-meyve taşıyan araçların tonaj sınırlaması nedeniyle sorun yaşadığını belirten Ağızballıer, “Çimento çekene, taş çekene bir şey demem. Ama sebze-meyve taşıyanın ne günahı var? Domates taşıyan aracın maliyetini artırırsanız fiyat nasıl düşecek?” ifadelerini kullandı. “İNSANLAR ESKİ PATATESİ ALMAYA MECBUR KALIYOR” Vatandaşın ucuz ürün arayışında olduğunu belirten Ağızballıer, “Bizim vatandaşta pahalı olan kaliteli olur diye yanlış bir anlayış var. Pazarda insanlar patatesi 10 liraya satmaya çalışıyor. Çünkü ürün artık hayvan yemine dönmüş durumda. Üretici çaresiz” dedi. “MUHALEFET SÖYLÜYOR AMA ÇÖZÜM ÜRETİLMİYOR” Sorunların çözümü için devletin üreticiye destek vermesi gerektiğini ifade eden hal esnafı, “Çözüm belli. Devlet üreticinin elinden tutacak. Kusura bakmayın ama sadece konuşarak, tartışarak bir yere varılmaz. Muhalefet söylüyor, anlatıyor ama iktidar üç maymunu oynarsa çözüm çıkmaz” diye konuştu. Ağızballıer, “Devlet üzerine düşeni yapmayınca vatandaş günü kurtarmaya bakıyor,” dedi. “ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEK VERİLMİYOR” Çiftçiye verilmesi gereken desteklerin yetersiz kaldığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, 2006 yılında çıkarılan tarım kanunu hatırlattı. Gürer, “Gübre sübvanse edilmeli. Mazottan KDV ve ÖTV kaldırılmalı. 2006 yılında çıkarılan kanunda milli gelirin yüzde 1’inin çiftçiye destek olarak verilmesi yazıyor. Bu yıl bu rakam yaklaşık 722 milyar lira olması gerekirken verilen destek 168 milyar lirada kalıyor. Sorun burada zaten. Çiftçiye verilmesi gereken destek verilmiyor” dedi. Nuh Ağızballıer, ekonomik krizin vatandaşın günlük yaşamına kadar yansıdığını belirterek, “İnsanlar belediyenin dağıttığı bir fideyi alabilmek için gece parkta bekliyor. Düşünün, bir fide için sabaha kadar sıra bekleniyor. İnsanlar artık evinin önüne bir fide bile dikmenin hesabını yapıyor” ifadelerini kullandı.

Gürer: "Rafta Artan Fiyat Taklit ve Tağşişe Yol Açıyor" Haber

Gürer: "Rafta Artan Fiyat Taklit ve Tağşişe Yol Açıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, artan gıda enflasyonu ile birlikte taklit ve tağşişli ürünlerde artış yaşandığını belirterek, 2026 yılının başından 22 Nisan’a kadar denetimlerde 207 taklit ve tağşişli ürün saptandı” dedi. Ömer Fethi Gürer, artan üretim maliyetleri, düşen alım gücü ve gıdaya erişimde yaşanan sorunların yanında taklit ve tağşiş ürünlerinde piyasada varlığı sorunları artırdığını belirtti. “Gıda enflasyonu yalnızca mutfakta yangın çıkarmıyor; denetimsizlik ve fırsatçılıkla birleşince taklit ve tağşişi de büyütüyor” diyen Gürer, özellikle temel gıda ürünlerinde ortaya çıkan uygunsuzlukların arttığını belirtti. “SAHTECİLİK YAYGINLAŞIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tereyağında bitkisel yağ, yoğurtta nişasta, balda taklit ve tağşiş, zeytinyağında düşük kaliteli yağ ve tohum yağı karışımı, et ürünlerinde dana eti yerine kanatlı eti ya da sakatat kullanımı gibi tüketiciyi yanıltıcı üretimler denetimlerde ortaya çıktı. Gıda enflasyonu taklit ve tağşişe kapı aralıyor,” dedi. “ETİKETTE BAŞKA, İÇERİĞİNDE BAŞKA ÜRÜN” CHP’li Ömer Fethi Gürer, yalnızca son açıklanan Bakanlık listelerde bile çok sayıda uygunsuzluk görüldüğüne dikkat çekti. Gürer, “Dana sucukta kanatlı eti, kıymalı pide harcında kalp, lahmacunda taşlık, kebap harçlarında mekanik ayrılmış kanatlı eti tespit ediliyor. Vatandaş dana eti aldığını sanıyor, karşısına bambaşka içerik çıkıyor.”dedi. Süt ürünlerinde bitkisel yağ ve nişasta kullanımına da dikkat çeken Gürer, “Tereyağı adıyla satılan ürünlerde bitkisel yağ tespiti, yoğurtta nişasta belirlenmesi işini iyi yapan yanında hileli yapanında azınlıkta olsa varlığını gösteriyor” dedi. “ZEYTİNYAĞINDA, BALDA, BAHARATTA TAĞŞİŞ ALARM VERİYOR” Gürer, yalnızca et ve süt ürünlerinde değil, zeytinyağı, bal ve baharatta da benzer sorunların yaygınlaştığını söyledi: “Natürel sızma diye satılan zeytinyağına başka yağ karıştırılıyor. Balda taklit ve tağşiş tespit ediliyor. Sumakta boya, tatlıda uygunsuz katkı görülüyor.”diye konuştu. “SAHTE ÜRETİME DİKKAT “ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “ ülkemizde binlerce işini düzgün ,dürüst yapan esnaf var ancak tüketiciyi yanıltan,haksız kazanç peşinde olan dayısı sınırlı olsada var.Vatandaşın alım gücü düşünce ucuz ürüne yöneliyor. Bu da merdiven altı ve denetimsiz üretim için pazar yaratıyor. .,” şeklinde konuştu. “TAKLİT VE TAĞŞİŞLE MÜCADELE SADECE TEŞHİR LİSTELERİYLE OLMAZ” 207 uygunsuzluk tespitinin münferit değil sistematik sorun olduğuna işaret eden Gürer, yalnızca ifşa listelerinin yeterli olmadığını belirtti. Gürer, “Ürünleri açıklamak önemli ama yetmez. Caydırıcı yaptırım gerekir. Sadece teşhir değil, etkin denetim, ağır yaptırım, düzenli izleme ve tüketiciyi koruyacak politikalar şarttır,” dedi. “ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ, DENETİM ARTIRILMALI” Gürer çözüm önerilerini de sıraladı: Gıda denetimleri sıklaştırılmalı, laboratuvar kapasitesi artırılmalı. Taklit ve tağşiş yapanlara caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı. Girdi maliyetleri düşürülerek dürüst üretici korunmalı. Güvenilir gıdaya erişim için kamusal denetim mekanizmaları güçlendirilmeli. Tüketicinin uygun fiyatlı ve sağlıklı gıdaya erişimi desteklenmeli.

Ömer Fethi Gürer Pazarda Nabız Tuttu: "Üreten, Satan ve Alan Dertli!" Haber

Ömer Fethi Gürer Pazarda Nabız Tuttu: "Üreten, Satan ve Alan Dertli!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, pazar yerinde esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelerek ekonomik tabloyu değerlendirdi. Gürer, "Mazota gelen her artış nakliyeyi, nakliye ise tezgahı vuruyor; pazarda artık tat tuz kalmadı" dedi. ​Türkiye’de artan üretim maliyetleri ve hayat pahalılığı pazar tezgahlarına rekor zamlar olarak yansıyor. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, gerçekleştirdiği pazar ziyaretinde üreticiden tüketiciye kadar her kesimin yaşadığı mağduriyeti yerinde inceledi. ​Biber ve Domates Fiyatları Uçuşa Geçti ​Pazardaki fiyat artışlarının çarpıcı boyutlara ulaştığını belirten Ömer Fethi Gürer, özellikle kış sebzelerindeki fiyat farklarına dikkat çekti. Gürer, "Geçen yıl 50 lira olan kıl biber bu yıl 100 lira. Yazın tarlada 3 liraya satılamayan Kapya biber ise şu an tezgahta 120 lira. Bu sürdürülebilir bir sistem değil" ifadelerini kullandı. ​"Nakliye ve Girdi Maliyetleri Bel Büküyor" ​Ürünlerin büyük bir kısmının Antalya, Mersin ve Adana gibi şehirlerden geldiğini hatırlatan Gürer, fiyat artışının temel nedenlerini şöyle sıraladı: ​Akaryakıt Zamları: Mazot fiyatlarındaki her artış, ürünün kilosuna doğrudan 10 TL nakliye maliyeti biniyor. ​Poşet ve Giderler: Bir kilo poşetin fiyatı 125 liraya ulaştı; tanesi 50 kuruşa gelen poşet bile esnaf için ciddi bir yük. ​Gübre ve İlaç: Üreticinin gübre, ilaç ve sulama elektriği maliyetleri katlanırken, çiftçi önümüzdeki sezon nasıl üretim yapacağını düşünüyor. ​Pazarcı Esnafı: "İşgaliye ve Masraflar Bizi Bitirdi" ​Ziyaret sırasında dert yanan pazarcı esnafı, sadece ürün fiyatlarından değil, belediyenin uyguladığı yeni harçlardan da şikayetçi. Esnaf, belediyenin kendilerine danışmadan günlük işgaliye ücretini yıllığa çevirdiğini ve açılmayan tezgahlar için bile yüksek çevre temizlik vergisi talep edildiğini belirtti. ​Bir esnaf yaşadıkları durumu şu sözlerle özetledi: "Antalya’dan 150 liraya gelen biberi 10 lira kârla satmaya çalışıyoruz. Para kazanmak için değil, sadece tezgahımız açık kalsın diye uğraşıyoruz." ​"Vatandaşın Alım Gücü Tükendi" ​Vatandaşların pazara gelse dahi fileyi dolduramadığını ifade eden Gürer, marulun bile geçen yıla göre %100 zamlanarak 70 liraya çıktığını vurguladı. Vatandaşın gelirinin giderleri karşılamadığını belirten Gürer, "Pazarın tadı tuzu kaçmış durumda. Müşteri sayısı sınırlı, gelen de ancak tadımlık alabiliyor" dedi. ​"Tarım Politikası Acilen Değişmeli" ​Gürer, çözümün üretim maliyetlerini düşürecek bütüncül bir tarım politikasından geçtiğini söyledi. Gübre ve mazot desteği sağlanmadığı sürece fiyatların düşmesinin imkansız olduğunu belirterek, "Üretenin kazanamadığı, tüketenin pahalıya aldığı bir düzen halkı mağdur etmeye devam edecektir" uyarısında bulundu.

CHP’li Gülcan Kış’tan Sert Eleştiri: “Emekli Pazara 500 TL ile Çıkıyor, Eli Boş Dönüyor!” Haber

CHP’li Gülcan Kış’tan Sert Eleştiri: “Emekli Pazara 500 TL ile Çıkıyor, Eli Boş Dönüyor!”

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mart 2026 enflasyon verilerini değerlendirerek emekli maaşlarındaki erimeye dikkat çekti. Kış, “Yılın ilk üç ayında enflasyon yüzde 10’u aştı, verilen zammın yüzde 82’si daha cebe girmeden yok oldu” dedi. ​MERSİN – Türkiye’de artan hayat pahalılığı ve temel tüketim maddelerine gelen zamlar, emekli vatandaşların belini bükmeye devam ediyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların artık bir "toplumsal kriz" seviyesine ulaştığını belirterek, mutfaktaki yangının rakamlarla gizlenemeyeceğini vurguladı. ​"Verilen Zam Daha İlk Çeyrekte Eridi" ​2026 yılı Mart ayı itibarıyla TÜİK verilerine göre enflasyonun yüzde 10,04’e ulaştığını hatırlatan Kış, işçi ve Bağ-Kur emeklisine yapılan yüzde 12,19’luk artışın anlamsız kaldığını ifade etti. ​Kış, yaptığı açıklamada şu çarpıcı verilere yer verdi: ​Zammın Kaybı: Yıl başında verilen zammın yüzde 82’si üç ayda eridi. ​Maaşlardaki Kayıp: En düşük emekli aylığı olan 20 bin liranın yaklaşık 2 bin lirası enflasyon karşısında değer kaybetti. ​Enflasyon Hedefi Sapması: 2026 için öngörülen yüzde 16 enflasyon hedefinin yüzde 63’ü ilk üç ayda aşıldı. ​Elektrik ve Doğalgaz Zamları Emekliyi Vurdu ​Gıda fiyatlarındaki artışın yanı sıra enerji maliyetlerinin de emekli maaşlarını tükettiğini söyleyen Gülcan Kış, “Elektrik ve doğalgaza gelen yüzde 25’lik zamlar ve doğalgazdaki kademeli tarife uygulaması, bazı tüketicilerde yükü yüzde 132’ye kadar çıkarıyor. Emekli, ısınma ve aydınlanma masrafları arasında tercih yapmak zorunda kalıyor” dedi. ​"Türkiye'de Bir Bölüşüm Krizi Var" ​Türkiye’deki gelir adaletsizliğine dikkat çeken Kış, zengin ile yoksul arasındaki uçurumun büyüdüğünü belirtti: ​“En zengin yüzde 20, toplam gelirin yarısını alırken; en yoksul yüzde 20 sadece yüzde 6 pay alabiliyor. Bu sadece bir enflasyon sorunu değil, açık bir bölüşüm krizidir.” ​CHP’nin Çözüm Önerileri Meclis’te Reddedildi ​Emekli sorunlarının çözümü için CHP olarak sundukları kanun tekliflerinin iktidar tarafından geri çevrildiğini ifade eden Kış, şu taleplerini yineledi: ​En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır. ​Bayram ikramiyeleri en az 5 bin lira olarak güncellenmelidir. ​Kira ve gıda destekleri ile emeklinin alım gücü korunmalıdır. ​"Emekli Sadaka Değil, Onuruyla Yaşamak İstiyor" ​Milletvekili Kış, açıklamasını emeklilerin yükselen sesine dikkat çekerek tamamladı: “Hafta sonu 81 ilde meydanlara çıkan emekliler artık susmuyor. AKP iktidarı emekliyi seçim zamanı hatırlayıp geçim zamanı unutuyor. Emekli sadaka değil, yıllarca verdiği emeğin karşılığını, onuruyla yaşayabileceği bir gelir istiyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.