Hava Durumu

#Altyapı Çalışmaları

Kırsal Haber - Altyapı Çalışmaları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Altyapı Çalışmaları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul’da Son 84 Yılın Yağış Rekoru Haber

İstanbul’da Son 84 Yılın Yağış Rekoru

İstanbul’da etkili olan şiddetli sağanak, son 84 yılın en yüksek yağış değerlerinden birinin kaydedilmesine neden oldu. Beykoz’da metrekareye 277,1 kilogram yağış düşerken, bazı ilçelerde ölçülen yağış miktarı ekim ayı uzun yıllar ortalamasının 4 katını aştı. İBB, 8 bin 564 personel ve 2 bin 325 araç ve iş makinesiyle sahada çalışmalarını sürdürürken, sel ve su baskınlarının ardından kent genelinde hasar tespit ve temizlik çalışmaları başlatıldı. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, selden etkilenen bölgelerde incelemelerde bulunarak vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi için tüm kaynakların seferber edileceğini açıkladı. İstanbul, Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgası ile Orta Akdeniz kaynaklı yağışlı sistemlerin etkisiyle son yılların en şiddetli sağanaklarından biriyle karşı karşıya kaldı. Salı sabahı başlayan ve uzun süre etkisini sürdüren yağışlar, özellikle Boğaz çevresi ile Avrupa Yakası’nın kuzey ve orta kesimlerinde hayatı olumsuz etkiledi. Beykoz, Sarıyer, Eyüpsultan, Arnavutköy, Şişli, Başakşehir ve Büyükçekmece başta olmak üzere birçok ilçede su baskınları, dere taşmaları, yollarda çökme ve ulaşım sorunları yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) verilerine göre Beykoz’da metrekareye 277,1 kilogram yağış düştü. Bu değer, 1942 yılından bu yana kaydedilen en yüksek yağış miktarı olarak öne çıktı. Kent genelinde bazı bölgelerde metrekareye 130 ila 277 kilogram arasında yağış ölçülürken, diğer ilçelerde de yağış miktarı 35 ila 120 kilogram arasında değişti. İstanbul’da Ekim Ayı Yağış Ortalamasının 4,1 Katı Yağış Düştü İstanbul’da ekim ayı uzun yıllar ortalama yağış miktarı 66,3 milimetre olarak kaydediliyor. Son sağanakla birlikte özellikle kentin kuzeyinde ve Boğaz çevresinde ölçülen yağış miktarları, aylık ortalamaların çok üzerine çıktı. Beykoz’da kaydedilen 277,1 kilogramlık yağış miktarı, ekim ayı uzun yıllar ortalamasının yaklaşık 4,1 katına karşılık geldi. Kısa sürede bu denli yüksek miktarda yağış düşmesi, kentte altyapı ve ulaşım üzerinde ciddi baskı oluşturdu. AKOM Meteoroloji verilerine göre en yüksek yağış miktarları Beykoz, Sarıyer ve Eyüpsultan’da ölçüldü. Özellikle dere yataklarına yakın yerleşim alanlarında ve su baskını riski bulunan bölgelerde ekipler yoğun müdahale çalışması yürüttü. İstanbul’da İlçe İlçe Ölçülen Yağış Miktarları AKOM tarafından paylaşılan istasyon verilerine göre İstanbul’da en yüksek yağış miktarları şu şekilde sıralandı: Beykoz: 277,1 kg/m²Sarıyer: 211,8 kg/m²Eyüpsultan: 203,9 kg/m²Sarıyer İTÜ Maslak Yerleşkesi: 191,8 kg/m²Beykoz Anadolu Feneri: 166,5 kg/m²Yavuz Sultan Selim Köprüsü: 158,3 kg/m²Arnavutköy: 146,1 kg/m²Şişli: 147,4 kg/m²Olimpiyat (Başakşehir): 142,0 kg/m²Büyükçekmece: 137,1 kg/m²AKOM (Kağıthane): 135,5 kg/m²Şile Darlık Köyü: 135,4 kg/m²Çekmeköy Ömerli: 131,2 kg/m²Kartal Aydos Dağı: 119,8 kg/m²Sancaktepe: 115,5 kg/m²Üsküdar: 113,2 kg/m² Yağışların en yoğun görüldüğü bölgelerde dere seviyeleri yükselirken, bazı yerleşim alanları, iş yerleri, okullar ve yollar su baskınlarından etkilendi. Özellikle Kemerburgaz, Göktürk ve Ayazağa çevresinde yaşanan olumsuzluklar nedeniyle kurtarma ve tahliye çalışmaları gerçekleştirildi. İBB’den 8 Bin 564 Personel ve 2 Bin 325 Araçla Müdahale İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sağanağın etkisini artırması üzerine AKOM koordinasyonunda kriz yönetimi çalışmalarını devreye aldı. İBB’nin ilgili birimleri, olumsuz hava koşullarının etkilerini azaltmak ve vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla 24 saat esasına göre sahada görev yaptı. İtfaiye, İSKİ, Yol Bakım, İSTAÇ, Zabıta, Park ve Bahçeler, İBB Trafik ve İGDAŞ başta olmak üzere ilgili birimlerden toplam 8 bin 564 personel ile 2 bin 325 araç ve iş makinesi çalışmalara katıldı. Su birikintileri, rögar taşmaları, yol çökmeleri, mahsur kalma vakaları ve ağaç devrilmeleri gibi olaylarla ilgili toplam 9 bin 755 ihbar alındı. İhbarların 7 bin 131’i İSKİ’ye, 1.460’ı İtfaiye’ye, 815’i Çözüm Merkezi’ne ve 349’u Yol Bakım birimlerine ulaştı. Ekipler, ihbarlara müdahale ederek su tahliyesi, kurtarma, güvenli bölgelere nakil ve temizlik çalışmalarını sürdürdü. Sel sularının yükseldiği bölgelerde mahsur kalan vatandaşlar, öğrenciler ve çalışanlar ekiplerin çalışmalarıyla güvenli alanlara tahliye edildi. Kemerburgaz, Göktürk ve Ayazağa’da Selin İzleri Silinmeye Çalışılıyor Sağanağın en fazla etkilediği bölgeler arasında Kemerburgaz, Göktürk ve Ayazağa öne çıktı. Cendere Deresi ve bağlantılı su yolları çevresindeki yerleşim alanlarında su baskınları yaşanırken, bazı fabrikalar, iş yerleri ve konutlar zarar gördü. Özellikle dere yataklarına yakın bölgelerde yaşanan taşkınlar, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Okullarda, sitelerde ve iş yerlerinde mahsur kalan vatandaşların kurtarılması için itfaiye ve kurtarma ekipleri yoğun çaba gösterdi. Sel sularının çekilmeye başlamasıyla birlikte bölgede çamur temizliği, su tahliyesi ve hasar tespit çalışmaları hız kazandı. İBB ekipleri, yaşamın yeniden normale dönmesi için temizlik ve bakım çalışmalarını sürdürüyor. İBB Başkanvekili Nuri Aslan Sel Bölgelerinde İncelemelerde Bulundu İBB Başkanvekili Nuri Aslan, AKOM’daki değerlendirmelerin ardından sağanaktan etkilenen Kemerburgaz, Göktürk ve Ayazağa bölgelerinde incelemelerde bulundu. Esnaf ve vatandaşlarla görüşerek yaşanan sorunlar hakkında bilgi alan Aslan, ilgili birimlere gerekli çalışmaların hızlandırılması yönünde talimat verdi. Bölgedeki gazetecilere açıklamalarda bulunan Nuri Aslan, İstanbul’un son 80-85 yılın en yüksek yağış değerlerinden biriyle karşı karşıya kaldığını belirtti. Aslan, özellikle Cendere Deresi ve bağlantılı su yollarının çevresindeki yerleşim alanlarında ciddi hasar oluştuğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: “Maalesef Cendere Deresi, onun kollarının olduğu alanlarda büyük bir felaket yaşadı İstanbul. Aslında İstanbul’un tüm genelinde büyük bir felaketle karşı karşıyaydık. Ancak daha önceden yapılan altyapı çalışmaları ve olası felaket beklenen noktalarda alınan önlemler sayesinde bazı bölgelerde süreci sorunsuz atlattık. Cendere Deresi üzerindeki yerleşim yerlerinde ve fabrikalarda ise ciddi hasarlar oluştu.” İstanbul’da yağış ölçümlerinin geçmişine de değinen Aslan, meteorolojik verilerde 1941 yılından itibaren tutulan kayıtların önemine dikkat çekti. İBB’nin kendi kayıtlarında da son yılların en yüksek yağış miktarlarından birinin görüldüğünü belirtti. “Hiçbir Vatandaşımızın Mağdur Olmaması İçin Bütün Kaynaklarımızı Seferber Edeceğiz” Afet sürecinde İBB ekiplerinin sahada yoğun bir mücadele yürüttüğünü vurgulayan Nuri Aslan, kamu kurumları arasında koordinasyon sağlandığını ve AFAD ekipleriyle birlikte çalışıldığını söyledi. Aslan, hasar tespit çalışmalarının önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak tüm gücümüzü sahaya sürdük ve minimum bir kayıpla süreci atlattık. Maddi hasarlarımız var. Hiçbir yurttaşımızın mağdur olmaması için bütün kaynaklarımızı seferber edeceğiz. Tekrar İstanbul’umuza geçmiş olsun diyorum. İnşallah bir daha böyle bir afeti yaşamayız.” Aslan, İBB personelinin, itfaiye ekiplerinin, İSKİ ve Yol Bakım çalışanlarının afet boyunca büyük bir özveriyle görev yaptığını belirterek sahada mücadele eden tüm çalışanlara teşekkür etti. İBB ve Valilikten Uyarı: Afet Anında Trafiğe Çıkmayın İBB Başkanvekili Nuri Aslan, şiddetli yağış ve benzeri afet durumlarında vatandaşların resmi uyarıları dikkate almasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Özellikle zorunlu olmadıkça trafiğe çıkılmamasının, kurtarma ve müdahale ekiplerinin olay yerlerine daha hızlı ulaşmasını sağladığını belirten Aslan, yolların açık tutulmasının afet yönetimi açısından kritik olduğunu ifade etti. Aslan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği tarafından yapılacak uyarıların dikkate alınmasını isteyerek, afet anlarında yaşanan trafik sıkışıklığının müdahale süresini uzatabileceğine dikkat çekti. “Bu tür afetlerde an çok önemlidir. Siz iki dakika, üç dakika geç kaldığınızda trafik sıkışıklığından dolayı büyük bir kayıpla karşı karşıya kalabilirsiniz” diyen Aslan, vatandaşların dayanışma içinde hareket etmesinin çalışmaları kolaylaştırdığını söyledi. “Afetlerde Siyaset Değil, Dayanışma Ön Planda Olmalı” Afet sürecinde kamu kurumlarının ve vatandaşların birlikte hareket etmesinin önemine değinen Nuri Aslan, İstanbul’da yürütülen çalışmalar sırasında dayanışmanın ön plana çıkmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Aslan, afetlerin toplumun ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesini gerektirdiğini belirterek İstanbul için birlikte mücadele eden tüm kurumlara ve vatandaşlara teşekkür etti. Ayrıca Beşiktaş ve Üsküdar meydanlarında su baskını yaşanmadığını belirten Aslan, geçmişte edinilen tecrübeler ve yapılan altyapı çalışmalarının önemine dikkat çekti. Gelecekte benzer afetlerin yaşanmaması için gerekli tedbirlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Metro Seferleri Uzatıldı, Raylı Sistemlerde Önlemler Artırıldı Şiddetli yağışın ulaşımda oluşturabileceği aksaklıkları azaltmak amacıyla Metro İstanbul, ana metro ve tramvay hatlarındaki seferlerini gece saat 02.00’ye kadar uzattı. Raylı sistemlerde su baskını riskine karşı teknik ekipler de yoğun çalışma yürüttü. T5 Eminönü–Alibeyköy ve T1 Kabataş–Bağcılar tramvay hatlarında mazgal ve ray oluğu temizliği yapıldı. M1A, M3, M4 ve M5 hatlarındaki istasyonlarda su tahliyesi ve hijyen çalışmaları gerçekleştirildi. M2, M6 ve M7 hatlarında rutin araç yıkama faaliyetleri geçici olarak durdurularak personel, su sızıntısı ve izolasyon riski bulunan bölgelere yönlendirildi. M7 Alibeyköy hattında ise İSTAÇ ile koordineli şekilde su baskını sonrasında oluşan çamur temizliği ve yıkama çalışmaları tamamlandı. Öte yandan geceyi dışarıda geçirmek zorunda kalan veya barınma ihtiyacı duyan vatandaşlar için İBB Sosyal Tesisleri ile BELTUR noktaları sabaha kadar açık tutuldu. Vatandaşlara sıcak çay ve su ikramında bulunuldu. Cendere Deresi’nde Su Seviyesi Düştü, Taşkın Riski Azaldı Yağışların ardından Cendere Havzası’nda yapılan izleme ve değerlendirmelerde dere su seviyesinin en yüksek seviyeye kıyasla yaklaşık 1,5 metre düştüğü belirlendi. Mevcut hidrolojik koşullar doğrultusunda taşkın riskinin en düşük seviyeye indiği bildirildi. Buna rağmen ekipler, olası yeni su baskınlarına karşı sahadaki kontrollerini sürdürdü. İstanbul’da yağışların etkisini büyük ölçüde kaybetmesiyle birlikte özellikle Anadolu Yakası’nda öğle saatlerine kadar hafif yağmur geçişlerinin görülmesi beklendi. Yetkililer, su baskını riski bulunan bölgelerde dikkatli olunması ve resmi duyuruların takip edilmesi gerektiğini hatırlattı. İstanbul Barajlarında Doluluk Oranı Yüzde 45,22’ye Yükseldi İstanbul’da etkili olan rekor yağışlar, kentin su kaynaklarında da artışa neden oldu. 14 Ekim’de yüzde 38 seviyelerinde bulunan barajların genel doluluk oranı, yoğun yağışların ardından 15 Ekim itibarıyla yüzde 45,22’ye yükseldi. Kısa sürede yaşanan bu artış, yağışların İstanbul’un su rezervleri üzerindeki etkisini ortaya koydu. Ancak barajlardaki doluluk oranlarının sürdürülebilir biçimde değerlendirilmesi için yağışların devamlılığı, su tüketimi ve mevsimsel koşulların da dikkate alınması gerekiyor. İstanbul’da Hasar Tespit ve Normalleşme Çalışmaları Sürüyor İstanbul’da son 84 yılın en yüksek yağış değerlerinden birinin kaydedilmesinin ardından kentin farklı noktalarında hasar tespit, temizlik, bakım ve tahliye çalışmaları devam ediyor. İBB ekipleri, su baskınlarından etkilenen bölgelerde biriken çamurun temizlenmesi, yolların güvenli hale getirilmesi ve altyapı sistemlerinin kontrol edilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. İstanbul Valiliği tarafından olumsuz hava koşulları nedeniyle 15 ve 16 Ekim tarihlerinde okulların tatil edilmesi ve çalışanlara yönelik izin tedbirleri alınırken, kent genelinde vatandaşların güvenliği için çeşitli önlemler uygulandı. Beykoz’da metrekareye düşen 277,1 kilogramlık yağış miktarı, İstanbul’un aşırı hava olayları karşısındaki kırılganlığını bir kez daha gündeme getirdi. Yaşanan afetin ardından altyapı yatırımları, dere yataklarındaki taşkın riskleri, erken uyarı sistemleri ve kurumlar arası koordinasyonun önemi yeniden öne çıktı. İBB ve ilgili kurumlar, kentte hayatın normale dönmesi ve selden etkilenen vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürürken, yetkililer olası yeni hava olaylarına karşı resmi uyarıların takip edilmesi çağrısında bulundu.

Türkiye’nin Organize Tarım Bölgeleri Dünya Yatırımcısının Hizmetinde Haber

Türkiye’nin Organize Tarım Bölgeleri Dünya Yatırımcısının Hizmetinde

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin yeni nesil tarımsal üretim üsleri olan Organize Tarım Bölgelerini (OTB) yerli ve uluslararası yatırımcılara tanıtmak amacıyla Türkçe ve İngilizce dillerinde iki kapsamlı rehber yayınladı. 40’ar sayfadan oluşan yayınlar, OTB’lerin sunduğu teşvik mekanizmalarından finansal fizibiliteye kadar geniş bir yatırım haritası sunuyor. Küresel Yatırımcılar İçin Başvuru Kaynağı Hazırlanan “Neden Organize Tarım Bölgesinde Yatırım Yapmalısınız? - Türkiye'nin Tarımsal Üretim Üsleri” başlıklı Türkçe yayın ile İngilizce hazırlanan “Why Invest in an Organized Agricultural Zone? - Türkiye's Agricultural Production Hubs” yayınları, Türkiye’nin tarımsal yatırım potansiyelini küresel pazarlara aktarmayı hedefliyor. Yayınlar; Türkiye’nin tarımsal avantajlarından OTB modelinin sunduğu ayrıcalıklara, modern sera ve hayvancılık tesislerinden teşvik imkânlarına, yatırım süreçlerinden risk analizlerine kadar detaylı bir çerçeve sunuyor. OTB modeli; bitkisel ve hayvansal üretimi işleme, paketleme, depolama, soğuk zincir ve lojistik imkânlarıyla tek bir planlı alan içerisinde birleştiren yeni nesil bir kalkınma modeli olarak öne çıkıyor. Model sayesinde ortak altyapı, imarlı parseller, enerji bağlantıları, arıtma sistemleri, laboratuvar ve veterinerlik hizmetleriyle yatırımcıların başlangıç maliyetlerinin ve operasyonel risklerinin azaltılması amaçlanıyor. 42 İlde 61 OTB Projesi Geliştirildi Yayınlanan rehberlerde yer alan güncel verilere göre, Türkiye genelinde OTB’lere ilişkin öne çıkan göstergeler şu şekildedir: Sayısal Durum: 42 ilde toplam 61 OTB projesi geliştirildi. Bunlardan 46’sı tüzel kişilik kazanırken, 20 OTB’de altyapı çalışmaları tamamlandı ve 16 OTB doğrudan üretime geçti. Üretim Kapasitesi: OTB’lerde yıllık yaklaşık 60 bin ton bitkisel üretim ve 160 bin baş hayvansal üretim kapasitesine ulaşıldı. İstihdam ve Ekonomik Değer: Yaklaşık 10 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanırken, altyapı çalışmalarına yönlendirilen kamu kaynağı yaklaşık 10 milyar TL’ye ulaştı. OTB’lerin yıllık ekonomik katkısı ise yaklaşık 20 milyar TL olarak hesaplandı. Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Körfez, Rusya ve Orta Asya pazarlarının kesişim noktasında yer alan stratejik konumu da OTB’lerin ihracat potansiyelini güçlendiren temel faktörler arasında gösteriliyor. Yatırımcılara %70’e Varan Hibe ve Çok Katmanlı Teşvikler Rehberlerde yatırımcıların yararlanabileceği finansman araçları da detaylandırıldı. Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı kapsamında yüzde 70’e varan hibe, IPARD kapsamında ise yatırım konusuna göre yüzde 50-75 aralığında hibe imkânları sunuluyor. Ayrıca ilave faiz ve kâr payı indirimleri, genç ve kadın girişimci avantajları, yenilenebilir enerji kullanımı ve sözleşmeli üretime yönelik destekler de yatırımcıların kullanımına sunuluyor. Dr. Osman Yıldız: “OTB’ler Planlı Üretim Gücümüzün Ana Omurgası Olacak” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarım Reformu Genel Müdürü ve IPARD Yönetim Otoritesi Başkanı Dr. Osman Yıldız, OTB modelinin Türkiye’nin planlı üretim vizyonundaki rolüne dikkat çekerek şunları kaydetti: "Tarım Reformu Genel Müdürlüğü olarak temel hedefimiz; tarımsal üretimi planlı, altyapısı sağlam ve kurumsal bir modele dönüştürmektir. Bu vizyonun sahadaki en güçlü yansıması Organize Tarım Bölgeleri olmuştur. Jeotermal seracılık ve entegre hayvancılık odaklı projelerle Türkiye'nin üretim mimarisi yeniden şekillenmektedir. Önümüzdeki dönemde de Organize Tarım Bölgelerini, Türkiye'nin planlı üretim gücünün bir aracı haline getirme kararlılığımızı sürdüreceğiz." Yıldız; OTB’lerin gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, istihdam, yenilenebilir enerji kullanımı, sıfır atık yaklaşımı ve ihracat hedefleri bakımından stratejik bir rol üstlendiğini sözlerine ekledi.

Seydikemer Süt OTB Projesinde Süreç Hız Kazanıyor Haber

Seydikemer Süt OTB Projesinde Süreç Hız Kazanıyor

Muğla’nın Seydikemer ilçesinde hayata geçirilen Tarıma Dayalı İhtisas Süt Organize Sanayi Bölgesi (TDİOTB) Yönetim Kurulu Toplantısı, Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Projede altyapı ve imar süreçleri hızlandırılırken, çalışmaların 2027 yılında tamamlanması hedefleniyor. Muğla Valiliği 75. Yıl Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıda, Seydikemer Süt OTB projesinin mevcut durumu ve bölgedeki yatırımlar masaya yatırıldı. Toplantıya dair detaylar, ilgili kurumların koordinasyonuyla projenin bölge ekonomisine sağlayacağı stratejik katkıları gözler önüne serdi. Projede Mevcut Durum ve Altyapı Çalışmaları Değerlendirildi Toplantıda, Tarıma Dayalı İhtisas Süt Organize Sanayi Bölgesi Müdürü ve Seydikemer Kaymakamı Mustafa Dilekli, projenin son durumu hakkında katılımcılara kapsamlı bir bilgi verdi. Valilik 75. Yıl Toplantı Salonu'ndaki oturumda ele alınan başlıca teknik başlıklar şunlar oldu: Su temini ve tahsisi çalışmaları Trafo merkezi ve enerji nakil hattı planlamaları Yol güzergâhı ve taşınmaz tahsis işlemleri İmar uygulamalarına ilişkin yürütülen faaliyetler DSİ ve TEİAŞ Çalışmaları İçin 2027 Hedefi Toplantıda paylaşılan bilgilere göre, projede kritik öneme sahip altyapı takvimleri netleşti. Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yürütülen su temini ve bölgeye su ulaştırılmasına yönelik çalışmalar ile Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) tarafından sürdürülen enerji altyapı çalışmalarının 2027 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. İlgili kurumların eş zamanlı çalışması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi sayesinde, projenin hayata geçirilmesine yönelik idari ve teknik süreçlerin daha da hızlandırılması kararlaştırıldı. Seydikemer'in Ekonomisine ve Hayvancılığına Stratejik Yatırım Seydikemer’in hayvancılık potansiyelini modern üretim altyapısıyla buluşturacak olan Süt OTB projesi, bölgenin geleceğine yön verecek en önemli hamlelerden biri olarak öne çıkıyor. Üretim, istihdam ve bölgesel kalkınmaya sağlanacak yüksek katkı sayesinde projenin, ilçeyi tarım ve hayvancılık alanında cazibe merkezine dönüştürmesi bekleniyor.

Simav’da Jeotermal Tarım Hamlesi Haber

Simav’da Jeotermal Tarım Hamlesi

Kütahya’nın Simav ilçesinde jeotermal enerjinin tarımsal üretimde kullanıldığı Simav Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nde altyapı çalışmaları tamamlandı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 1.185 dekarlık üretim alanına sahip bölgenin üretime hazır hale geldiğini açıkladı. Simav Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi, jeotermal kaynakların tarımsal üretimde değerlendirilmesi ve bölge ekonomisine katkı sağlanması amacıyla hayata geçirildi. Altyapısı tamamlanan bölgede modern seralar ve sanayi tesisleri yatırımcıların hizmetine sunulacak. Simav’da 1.185 dekarlık üretim alanı Proje kapsamında toplam 1.185 dekarlık üretim alanı bulunuyor. Bölgede 17 modern sera ile 8 sanayi tesisi yer alıyor. Jeotermal enerjinin sera ısıtmasında kullanılmasıyla yıl boyunca kontrollü ve verimli tarımsal üretim yapılması hedeflenirken, bölgenin Simav ve Kütahya ekonomisine önemli katkı sağlaması bekleniyor. 1.500 kişiye istihdam sağlayacak Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın açıklamasına göre Simav Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi, yaklaşık 1.500 kişiye istihdam sağlayacak. Projenin ülke ekonomisine yıllık yaklaşık 3 milyar lira katkı sunması öngörülüyor. Jeotermal enerji ile tarımsal üretimin bir araya getirildiği yatırımın, Kütahya’da modern sera üretiminin gelişmesine ve bölgesel ekonomik hareketliliğin artmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Jeotermal enerji tarımsal üretime güç katacak Jeotermal kaynakların seracılıkta kullanılması, enerji maliyetlerinin azaltılması ve kontrollü üretim imkanlarının geliştirilmesi açısından önem taşıyor. Simav’daki organize tarım bölgesinin de jeotermal kaynakların tarımsal üretime kazandırılması bakımından önemli bir yatırım olması bekleniyor. Bakan Yumaklı, altyapısı tamamlanan ve üretime hazır hale gelen Simav Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nin Kütahya, bölge ve ülke için hayırlı olmasını diledi.

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor Haber

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor

İzmir’in Dikili ilçesinde 65 milyon dolarlık Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçirilen Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), yüksek teknoloji, yenilenebilir enerji ve tarımsal sanayiyi aynı merkezde buluşturarak Türkiye’nin tarımsal dönüşümüne öncülük ediyor. Avrupa’nın en büyük jeotermal sera üretim merkezlerinden biri olması planlanan projede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. ​Stratejik Dönüşüm ve Uluslararası Finansman Desteği ​Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen proje; Türkiye’nin üretim, ihracat, istihdam ve gıda arz güvenliği hedeflerine güçlü katkılar sağlıyor. Dünya Bankası destekli Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP) kapsamında sağlanan yaklaşık 65 milyon dolarlık finansman, Türkiye tarım sektörüne aktarılan en büyük uluslararası fonlar arasında yer alıyor. ​Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan yetkililer, Dikili OTB’nin yalnızca modern seralardan ibaret olmadığını; üretimden işlemeye, paketlemeden ihracata kadar tüm süreçleri tek bir sistemde birleştiren dev bir ekosistem olduğunu vurguladı. ​3 Milyon Metrekarelik Alanda Entegre Üretim Modeli ​Toplam 3 milyon 38 bin 787 metrekarelik devasa bir alanda kurulan Dikili OTB, modern sera teknolojileri ile jeotermal enerjiyi harmanlıyor. Proje altyapısında şu donatılar yer alıyor: ​50 adet yüksek teknolojili sera parseli ​47 adet tarımsal sanayi parseli ​Eğitim ve araştırma merkezleri ​Paketleme, depolama ve işleme tesisleri ​İdari ve sosyal donatı alanları ​Yenilenebilir enerji sistemleri ile ileri düzey lojistik altyapı ​2026 Yatırımları ve Tamamlanan Altyapı Çalışmaları ​Bölgede bugüne kadar gerçekleştirilen fiziki altyapı çalışmaları şu başlıklar altında toplandı: ​8 milyon 300 bin metreküp kazı ve dolgu çalışması tamamlandı. ​97 bin metreküp taş istinat duvarı imalatı gerçekleştirildi. ​Yüksek ve orta gerilim enerji hatlarının deplasmanı bitirildi; kanalizasyon ve yağmur suyu hatları oluşturuldu. ​İçme suyu ile jeotermal üretim kuyularında hedef debi ve sıcaklık değerlerine ulaşıldı. ​2026 yılı yatırımları kapsamında Dünya Bankası kaynaklarından yaklaşık 2,2 milyar TL ödenek tahsis edilerek çalışmaların kesintisiz sürmesi sağlandı. ​Üretim, İstihdam ve İhracat Hedefleri ​Tam otomasyon sistemleri ve dijital tarım uygulamalarıyla geleceğin tarım modelini temsil eden Dikili OTB, tam kapasiteye ulaştığında şu ekonomik ve sosyal kazanımları sunacak: ​Yıllık 80 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi ​3 bin 500 kişiye doğrudan istihdam imkânı ​Kadın istihdamında %75’e varan oran ​Yıl boyunca kesintisiz, yüksek katma değerli ve ihracat odaklı üretim ​Jeotermal enerjinin gücüyle enerji maliyetlerinin düşürüldüğü, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim ilkelerinin benimsendiği bu dev üs; Türkiye’nin küresel tarım pazarlarındaki rekabet gücünü zirveye taşıyacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.