Hava Durumu

#Anadolu

Kırsal Haber - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "İki Mercimek Çorbasından Biri İthal Üründen" Haber

Gürer: "İki Mercimek Çorbasından Biri İthal Üründen"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, anavatanı Anadolu olan kırmızı ve yeşil mercimekte Türkiye’nin ithalata bağımlı hale gelmesini tarım politikalarındaki sorunların somut göstergesi olarak değerlendirdi. ​Bu yıl kırmızı mercimekte bir önceki yıla göre üretim artışı beklense de ithalatın yerli üretimden daha yüksek olduğuna dikkat çeken Gürer, Kanada, Kazakistan ve Rusya’dan kırmızı mercimek ithal edildiğini belirtti. ​Gürer, “Mercimek çorbası ithal ürün ile sofraya gelmektedir. Masada iki mercimek çorbasından biri ithal mercimekle yapılıyor. Markette menşeine bakılınca yerli ürün ara ki bulasın. Yeşil mercimek İç Anadolu, kırmızı mercimek Güneydoğu Anadolu’da üreticimiz için önemli üretim ve gelir kapısı idi. İthal, yerli üretimi geçti. Böyle giderse yerli üretim ithale teslim olacak. Bazı yıllar üretimde kuraklığın etkisi ile üretim önemli ölçüde düşmesinin etkisi olsa da üretici, girdi maliyeti ile mercimekten yeterli gelire erişemedikleri için üretimden uzaklaştıklarını ifade ediyorlar. Üreticiden ürün girdi maliyetime yakın bir fiyatla çıkmasına rağmen rafta fiyatı katlıyor. İthal ürün de yerli ürün fiyatına rafa giriyor. Aracılar kazanıyor, market kazanıyor. Yerli üretici, artan girdi maliyeti ile kazanamayınca her yıl farklı ürüne yönelerek üretim desenini değiştirerek ayakta kalmaya çalışıyor.” diye konuştu. ​CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde 2 milyon 400 bin dekarda kırmızı mercimek üretimi sağlanırken, yeşil mercimek girdi maliyetleri üretiminde de soruna neden oluyor. 2026 yılı üretiminin bir önceki yıla göre daha iyi olması beklense de ithalatın bağımlılığı devam ediyor. 2020–2026 döneminde 4.463.769,600 ton mercimek ithal etmiş, ithalat karşılığında toplam 2 milyar 897 milyon 698 bin 686 ABD doları ödeme yapmıştır. Bu ithalatın 3.922.706 tonu kırmızı mercimek, 541.063 tonu yeşil mercimektir. Toplamda mercimek ithalatının yaklaşık %87,9’u kırmızı mercimek, %12,1’i ise yeşil mercimektir. Yerli üretimde yıllara göre değişkenlik göstermektedir. Açık ise farklı yıllarda yerli üretimi üzerinde gerçekleşiyor. Yerli üründe ihracatta olsa kaliteli ürün yurt dışına giderken ithal ürünle çorba yapılıyor.” dedi. ​MERCİMEK ÜRETİMİNDE YILLARA GÖRE DEĞİŞİM ​CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2020 ile 2026 yılları üretim rakamlarını paylaştı. Geçen yıl kuraklıkla dip yapan üründe bu yıl üretim artışı olsa da ithalatın da üretim kadar olması nedeniyle arz açığının devam ettiğini belirtti. ​Yıllara göre üretim verileri şu şekildedir: ​2020 yılında 328.418 ton kırmızı mercimek, 42.397 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 370.815 ton üretim gerçekleşti. ​2021 yılında 228.000 ton kırmızı mercimek, 35.000 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 263.000 ton üretim gerçekleşti. ​2022 yılında 400.000 ton kırmızı mercimek, 45.000 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 445.000 ton üretim gerçekleşti. ​2023 yılında 424.000 ton kırmızı mercimek, 50.000 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 474.000 ton üretim gerçekleşti. ​2024 yılında 405.000 ton kırmızı mercimek, 71.000 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 476.000 ton üretim gerçekleşti. ​2025 yılında 249.905 ton kırmızı mercimek, 29.715 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 279.620 ton üretim gerçekleşti. ​2026 tahmini olarak 385.000 ton kırmızı mercimek, 48.320 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 433.320 ton üretim beklenmektedir. ​Gürer, “2026 tahmini ise toplam üretimin 433.320 tona yükselmesi yönündedir. Ancak 2026 üretimi, 2023 yılındaki 424 bin tonluk seviyenin yaklaşık 39 bin ton altındadır. 2002 yılında 500 bin ton kırmızı mercimek ülkemizde üretiliyordu. Nüfus üzerinden bakınca mercimekte ciddi bir gerileme görülüyor. Yeşil mercimekte 2024 yılında yeşil mercimek üretimi 71 bin ton iken, 2026 tahmini 48.320 tondur.” dedi. ​KIRMIZI MERCİMEK İTHALATI ÜRETİMDEN ÇOK ​CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, soframıza gelen iki tas çorbanın birinin ithal ürün olduğunu belirterek, “Mercimekte planlı bir üretim ile dışa bağımlılığımızı bitirebiliriz. Yeterli destek ve girdi maliyeti dikkate alınan bir alım fiyatı ile ithalata değil, ihracata öne çıkabiliriz. Ülkemizde yetişen mercimek, ithale göre çok daha kaliteli ve yerli ürün ile yapılan çorbanın tadı daha güzel. İhraç edilen yerli ürün tadı ile beğeniliyor. Yerli ürünün bir bölümü ihraç edilip açık, ithalle gideriliyor. Hem üretimde sorun var hem ithalatta. Milyarlarca lira döviz yurt dışına gidiyor. O döviz yurt içi çiftçimize gitmeli.” dedi. ​Kırmızı mercimek ithalatı ve ödeme tutarları yılları itibarıyla şöyledir: ​2020: 574.738 ton - 283.180.467 ABD doları ​2021: 478.461 ton - 331.788.307 ABD doları ​2022: 468.484 ton - 372.111.399 ABD doları ​2023: 744.725 ton - 501.723.776 ABD doları ​2024: 545.780 ton - 349.790.409 ABD doları ​2025: 674.752 ton - 367.534.691 ABD doları ​2026: 435.766 ton - 221.022.480 ABD doları ​Toplam: 3.922.706 ton - 2.427.151.529 ABD doları ​Gürer, “Kırmızı mercimekte 2020–2026 döneminde 3,92 milyon tonun üzerinde ithalat yapılmıştır. Bunun karşılığında yaklaşık 2,43 milyar dolar ödeme gerçekleştirilmiştir. 2023 yılı kırmızı mercimek ithalatı 744.725 tonla, dönem içerisindeki en yüksek seviyeye ulaşmıştır.” dedi. ​YEŞİL MERCİMEK İTHALATI ​CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Yeşil mercimekte 2020–2026 döneminde 541.063 ton ithalat yapılmış ve yaklaşık 470,5 milyon dolar ödeme gerçekleştirilmiştir. Yeşil mercimek ithalatı 2020’den 2025’e kadar önemli ölçüde artmıştır. 2020’de 52.387 ton olan ithalat, 2025’te 118.999 tondur. Bu artış yaklaşık %127 düzeyindedir” diye konuştu. ​Yeşil mercimek ithalatı ve ödeme tutarları yılları itibarıyla şöyledir: ​2020: 52.387 ton - 27.312.488 ABD doları ​2021: 56.114 ton - 46.590.084 ABD doları ​2022: 39.900 ton - 42.267.627 ABD doları ​2023: 115.097 ton - 111.141.262 ABD doları ​2024: 98.760 ton - 108.250.877 ABD doları ​2025: 118.999 ton - 99.235.160 ABD doları ​2026: 59.806 ton - 35.749.659 ABD doları ​Toplam: 541.063 ton - 470.547.157 ABD doları ​ÜRETİM VE İTHALAT ARASINDAKİ FARK ​Gürer, Türkiye’nin mercimekte bazı yıllarda üretiminden daha yüksek miktarlarda ithalat yaptığını belirtti. Yıllara göre üretim, ithalat ve ithalatın üretime oranı şu şekildedir: ​2020: Toplam Üretim 370.815 ton, Toplam İthalat 627.126 ton (İthalatın Üretime Oranı: %169) ​2021: Toplam Üretim 263.000 ton, Toplam İthalat 534.575 ton (İthalatın Üretime Oranı: %203) ​2022: Toplam Üretim 445.000 ton, Toplam İthalat 508.384 ton (İthalatın Üretime Oranı: %114) ​2023: Toplam Üretim 474.000 ton, Toplam İthalat 859.822 ton (İthalatın Üretime Oranı: %181) ​2024: Toplam Üretim 476.000 ton, Toplam İthalat 644.540 ton (İthalatın Üretime Oranı: %135) ​2025: Toplam Üretim 279.620 ton, Toplam İthalat 793.752 ton (İthalatın Üretime Oranı: %284) ​2026: Toplam Üretim 433.320 ton, Toplam İthalat 495.572 ton (İthalatın Üretime Oranı: %114) ​Yedi yıllık dönemde kırmızı ve yeşil mercimek için toplam 4.463.769 ton ithalat gerçekleştirilmiş ve bunun karşılığında 2.897.698.686 ABD doları ödenmiştir. Bu tutarın 2.427.151.529 doları kırmızı mercimeğe, 470.547.157 doları yeşil mercimeğe gitmiştir. ​Ömer Fethi Gürer, “Özellikle dar gelirliler için mercimek çorbası erişilebilen ve sık tüketilen en uygun yemektir. Anadolu’nun anavatanı olan mercimekte dahi dışa bağımlılığımızın varlığı, tarım politikasının gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Her üründe kendi kendine yeten bir ülke olmamız, iktidarın tarım üretim politikaları ile doğrudan ilgilidir. Sürekli tükettiğimiz mercimekte yerli üretim için yapılması gerekenler vakit kaybetmeden sağlanmalıdır.” dedi. ​Genel toplamda; kırmızı mercimek 3.922.706 ton ithalat ve 2.427.151.529 ABD doları ödeme ile toplam içindeki %87,9'luk paya sahipken, yeşil mercimek 541.063 ton ithalat ve 470.547.157 ABD doları ödeme ile %12,1'lik paya sahiptir. Genel toplamda ise 4.463.769 ton ithalat karşılığında 2.897.698.686 ABD doları ödenmiştir.

Tohum Denizli’den Hasat Afyonkarahisar'dan Haber

Tohum Denizli’den Hasat Afyonkarahisar'dan

Denizli Ticaret Borsası tarafından geliştirilen Borsa-20 nohut çeşidinin ekildiği Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesi Ballık Köyü’nde, 22 dekarlık arazide Hasat ve Tarla Günü düzenlendi. Hasatla birlikte Borsa-20’nin bölge şartlarındaki gelişimi tarlada gözlemlendi. Borsa-20’nin 15 Nisan’da Afyonkarahisar’da toprakla buluşturulduğunu hatırlatan Denizli Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, Borsa-20’nin üreticiyle buluşmasından ve sahadaki sonuçlarını görmekten büyük mutluluk duyduklarını belirtti. BORSA-20 FARKLI İLLERDE ÜRETİCİYLE BULUŞTU Denizli’den yola çıkan Borsa-20 tohumları, Afyonkarahisar’ın yanı sıra Antalya, Uşak, Ankara, Eskişehir, Kütahya ve farklı illerdeki üreticilere ulaştırılmıştı. Farklı illerde toprakla buluşturulan Borsa-20’de ilk hasat Afyonkarahisar’da gerçekleşti. Diğer bölgelerde ise Borsa-20’nin hasat öncesi gelişim süreci devam ediyor. Farklı coğrafyalarda üretimi gerçekleştirilen çeşidin, değişik iklim ve toprak koşullarındaki performansı yakından takip ediliyor. “BORSA-20’NİN SAHADAKİ BAŞARISI BİZİ GURURLANDIRIYOR” Denizli Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, Borsa-20’nin Denizli’den Anadolu’nun farklı bölgelerine ulaşmasının kendileri açısından önemli olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: “Denizli Ticaret Borsası olarak üreticimizin emeğine değer katacak, verimliliği artıracak ve tarımsal üretime katkı sağlayacak çalışmalara büyük önem veriyoruz. Borsa-20’nin farklı illerimizde üreticilerimizle buluşması ve Afyonkarahisar’da hasadını gerçekleştirmek bizler için büyük bir gurur. Tohumlarımızın farklı iklim ve toprak koşullarındaki performansını sahada görmek, doğru bir çalışma yürüttüğümüzü bizlere gösteriyor.” Tefenlili, “Amacımız Denizli’den çıkan bu değeri Anadolu’nun farklı bölgelerindeki üreticilerimizle buluşturmak ve elde edilen sonuçlarla ülkemiz tarımına katkı sağlamak. Üreticilerimizden gelen geri dönüşler bizim için son derece kıymetli. Denizli Ticaret Borsası olarak Borsa-20’nin farklı bölgelerdeki üretim sonuçlarını takip etmeye ve üreticilerle iş birliği içerisinde çalışmaya devam edeceğiz.

5 Bin Yıllık Kavılca Buğdayında Rekor Hasat! Haber

5 Bin Yıllık Kavılca Buğdayında Rekor Hasat!

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Anadolu’nun kadim tarımsal mirasını yaşatmak için yürüttüğü çalışmalarda önemli bir başarıya imza attı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından, ata tohumlarının korunması, çoğaltılması ve yeniden üretime kazandırılması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında ekimi gerçekleştirilen Kavılca buğdayında hasat başarıyla tamamlandı. Hasat programına katılan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Anadolu’nun binlerce yıllık tarımsal mirasını yeniden Eskişehir’in bereketli topraklarıyla buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Çalışmalar kapsamında Kars’tan temin edilen yaklaşık 2 bin kilogram Kavılca buğdayı tohumu, 24 Ekim 2025 tarihinde Süpüren Mahallesi’nde 11 dekar, Yusuflar Mahallesi’nde ise 63 dekar olmak üzere toplam 73 dekarlık alana ekildi. Ekimden hasada kadar titizlikle takip edilen üretim sürecinin sonunda yaklaşık 17 ton Kavılca buğdayı elde edildi. Elde edilen yüksek verim, ata tohumu niteliğindeki Kavılca buğdayının Eskişehir’in iklim ve toprak koşullarına başarıyla uyum sağladığını ortaya koyarken, genetik mirasın korunması ve sürdürülebilir tarım anlayışı doğrultusunda yeniden üretime kazandırılması açısından da önemli bir başarı olarak değerlendirildi. Yaklaşık 5 bin yıllık geçmişe sahip Kavılca buğdayı, Eskişehir’in tarihî ve kültürel değerlerinden biri olan Küllüoba Ekmeği’nin en önemli hammaddeleri arasında yer alıyor. Hasadı gerçekleştirilen ürünün bir bölümü Küllüoba Ekmeği üretiminde kullanılacak, bir bölümü ise gelecek yıllardaki ekilişlerde değerlendirilmek üzere tohumluk olarak ayrılacak. Böylece hem ata tohumlarının çoğaltılması hem de gelecek nesillere aktarılması sağlanırken, Kavılca buğdayı üretiminin yaygınlaştırılması yönünde de önemli bir adım atılmış olacak. Hasat sonrasında tarlalarda kalan saplar da ekonomiye kazandırılacak. Balya haline getirilecek samanlar, aktif hayvancılık yapan yetiştiricilerin yem ihtiyacına destek olmak amacıyla değerlendirilecek. Böylece üretimin her aşamasında katma değer oluşturularak tarımsal kaynakların verimli kullanılması sağlanacak. Hasat programında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, şunları söyledi: “Yaklaşık 5 bin yıl önce bu topraklarda yetişen, Anadolu’nun kadim mirası Kavılca buğdayının tohumlarını yeniden Eskişehir’in bereketli topraklarıyla buluşturduk. Önce tohumu toprağa emanet ettik. Ardından yeşerip başağa duruşuna tanıklık ettik. Şimdi ise büyük bir mutlulukla hasadını gerçekleştirdik. Toprağımızdan aldığımız bu kadim buğdayı, geçmişten günümüze uzanan Küllüoba Ekmeğimizin üretiminde kullanacağız. Binlerce yıllık bir mirası yeniden canlandırıyor; kendi arazilerimizde emeğimiz ve toprağımızın bereketiyle geleceğe taşıyoruz. Çünkü bu yalnızca bir buğdayın değil, geçmişten bugüne şehrimizin kadim tarihinin yeniden filizlenmesidir.”

Türkiye Tarımda Tarihi Rekorunu Kırdı: Tarımsal Hasıla 83,2 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Türkiye Tarımda Tarihi Rekorunu Kırdı: Tarımsal Hasıla 83,2 Milyar Dolara Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin tarımsal üretim gücünü ortaya koyan 2025 yılı verilerini paylaştı. Dünya Bankası raporlarına göre Türkiye, tarımsal hasılada tarihte ilk kez 80 milyar dolar barajını aşarak 83,2 milyar dolara yükseldi ve Avrupa'da zirveye oturdu. ​Dünya tarım liginde yükselişini sürdüren Türkiye, Cumhuriyetimizin tarımsal vizyonunu somut başarılarla taçlandırmaya devam ediyor. Bakan İbrahim Yumaklı, "Tarımda tarihi rekor" olarak tanımladığı bu başarının, Anadolu'nun bereketli toprakları ve üreticilerin alın teriyle geldiğini belirtti. ​Avrupa'nın Lideri, Dünyanın 7 Numarası ​Dünya Bankası 2025 Tarımsal Hasıla Raporu verilerine göre, Türkiye tarımsal üretimde küresel bir güç haline geldi: ​Avrupa Sıralaması: Tarımsal hasıla bakımından Avrupa'da 1. sırada. ​Dünya Sıralaması: 83,2 milyar dolarlık hasıla ile dünya genelinde 7. sırada yer aldı. ​23 Yılda Büyük Atılım: 24,5 Milyar Dolardan 83,2 Milyar Dolara ​Türkiye'nin tarım sektöründeki istikrarlı büyümesi, uzun vadeli planlamaların başarısını gözler önüne seriyor. Veriler, sektörün son 23 yılda geçirdiği dönüşümü net bir şekilde ortaya koyuyor: ​2002 Yılı: 24,5 milyar dolarlık hasıla ile dünyada 12. sıradaydı. ​2023 Yılı: Cumhuriyetin 100. yılında 72,9 milyar dolarla 8. sıraya yükseldi. ​2025 Yılı: 83,2 milyar dolarlık rekor seviye ile 7. sıraya yerleşti. ​"Anadolu'nun Bereketi, Türkiye'nin Gücü" ​Bakan İbrahim Yumaklı, bu büyük başarının mimarı olan üreticilere, ihracatçılara ve sanayicilere teşekkürlerini ileterek şu değerlendirmede bulundu: "Toprağa hayat veren, bu gururu bizlere yaşatan tüm emektarlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Anadolu'nun bereketi, Türkiye'nin gücü olmaya devam edecek." ​Listenin zirvesinde ise 1 trilyon 298 milyar doları aşan hasılasıyla Çin yer alırken, Türkiye'nin bu başarısı küresel gıda arz güvenliğindeki konumunu da daha stratejik bir seviyeye taşıdı.

Türkiye’nin En Çok Sevilen Fuarı YÖREX Kapılarını Açtı Haber

Türkiye’nin En Çok Sevilen Fuarı YÖREX Kapılarını Açtı

Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde TOBB’un desteğiyle bu yıl 22-26 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in açılışı yapıldı. YÖREX’in açılışına, Antalya Valisi Hulusi Şahin, TOBB Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, ATB Başkanı Ali Çandır, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, il ve ilçe belediye başkanları, oda ve borsa başkanları, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı. "KÜLTÜRÜMÜZ BİR UMMANDIR" Antalya Valisi Hulusi Şahin konuşmasında milli kültürün zenginliğine dikkat çekerek, "Milli kültürümüz bir ummana, bir deryaya benzer. İçinde nice renkleri, güzellikleri barındırır. Tıpkı bir kilimin desenleri gibi her biri ayrı güzel ama aslında bir bütünün parçasıdır. Artık sadece tescil değil, tanıtım ve pazarlama aşamasındayız. Bu ürünlerden ekonomik değer üretmeli, ülkemize katkı sağlamalıyız" ifadelerini kullandı. Dünyada coğrafi işaret ekonomisinin büyüklüğünü vurgulayan Şahin, bu alanda Türkiye'nin daha fazla pay alması gerektiğini belirterek, zincir marketlerde coğrafi işaretli ürünlere özel alanlar oluşturulmasının önemine işaret etti. YÖREX'in Türkiye'nin vitrini olduğunu ifade eden Şahin, Antalya'nın milyonlarca turisti ağırlayan bir şehir olduğuna değinerek, "En güzel ürünlerimizi misafirlerimize sunuyoruz. Aynı zamanda bu fuar, yeni nesillere kendi kültürlerini tanıtmak için de önemli bir fırsattır. Çocuklarımızı YÖREX'e getirmeliyiz" dedi. HİSARCIKLIOĞLU’NDAN YÖREX’E MARKA VURGUSU TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, YÖREX'in Antalya'nın markası haline geldiğini ve ulusal nitelik kazandığını belirtti. YÖREX’in yöresel ürünlerin tanınmasına ve markalaşmasına büyük destek olduğuna değinen Hisarcıklıoğlu, “Ülkemizdeki coğrafi işaret bilincinin gelişmesine de önemli katkılar sunuyor. YÖREX ile coğrafi işarete sahip ürün sayısında adeta patlama yaşandı, 16 senede neredeyse 18 kat arttı ve 1800'ün üzerine çıktı." dedi. Bu rakamın yaklaşık yarısını odaların, borsaların ve kadın girişimcilerin ülkeye kazandığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, katkıda bulunan herkese teşekkür etti. YÖRESEL ZENGİNLİKLER AB NEZDİNDE KORUMA ALTINA ALINIYOR Yöresel ürünlerin yurt dışında da tanınması için çalışma yaptıklarını kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Yerel zenginliklerimizi AB nezdinde de koruma altına almaya başladık. Eskiden hiç yoktu bu işe başladığımız zaman, şimdi ise 46 ürünümüz AB'den coğrafi işaret tescilini aldı. Daha bir bu kadar ürünümüz de sırada bekliyor. TOBB Brüksel Ofisimizle, coğrafi işaretlerin AB tescil sürecine yardımcı oluyoruz." diye konuştu. Hisarcıklıoğlu, hem ülkede hem de AB'de tescilli ürün sayısını artırmaya devam edeceklerini bildirdi. YÖREX sayesinde tüm illerde yerel ürünlerin tanındığını ve daha fazla talep gördüğünü anlatan Hisarcıklıoğlu, ülkenin tüm renklerinin, Anadolu'nun el emeği, göz nuru yüzlerce ürünün fuarda bir araya geldiğini belirtti. Fuarın Türkiye'nin 7 bölgesinin yöresel ürünlerini sergileyen bir vitrin görevi gördüğünü dile getiren Hisarcıklıoğlu, milli kültürün zenginliklerini görmek isteyen, memleket hasretini gidermek isteyenler için de eşsiz bir fırsat sunduğunu ifade etti. Hisarcıklıoğlu, YÖREX'in dünyada da ses getirdiğini ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından ödüllendirildiğini vurguladı. Türkiye'nin yöresel zenginliğinin kıymetinin iyi bilinmesi gerektiğine dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu topraklardan çıkan ürünlerin değerini, önce biz bilmeliyiz ki dışarda da bunu pazarlayabilelim. Bakın dünyada çok az coğrafyaya nasip olan, Allah bize müthiş bir ürün çeşitliliği vermiş, yatıp kalkıp şükretmemiz lazım. Tüm bunları zenginliğe dönüştürmek de bizim elimizde. Ülkemizde ve dünyada insanlar, gelir düzeyi yükseldikçe, yöresel ve organik ürünleri daha fazla talep etmektedir. Sağlıklı yaşama yönelik artan ilgi, doğal ve coğrafi işaretli ürünleri ön plana çıkarmaktadır. Bunların fiyatları da muadili ürünlere göre daha yüksek oluyor. Böylelikle hem ülke ihracatına ve hem de yerel kalkınmaya ilave gelir sağlıyor. Bölgelerde istihdam artışına ve özellikle de kadınların iş gücüne katılmasına, girişimci olmalarına destek veriyor." ÇANDIR VE ATB’YE TEŞEKKÜR TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, YÖREX’in düzenlenmesine öncülük eden ATB Başkanı ve yönetimini kutlarken, “Bu işin mimarını öncelikle kutlamak istiyorum. Antalya Ticaret Borsası Başkanımız, TOBB Yönetim Kurulu’ndaki çalışma arkadaşım Ali Çandır, YÖREX fikrini ortaya çıkardı ve müthiş bir başarıya imza attı. Burada büyük emekleri olan, Antalya TB yönetimini, meclisini, genel sekreterini ve tüm çalışanlarını da ayrıca tebrik ediyorum” dedi. YÖRESEL ÜRÜNLER BİR MİLLETİN HAFIZASIDIR Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, YÖREX'in Anadolu'nun kültürel mirasını geleceğe taşıyan önemli bir organizasyon olduğunu belirtti. Özdemir, bir ülkenin gerçek zenginliğinin, sahip olduğu yerel değerlerde saklı olduğuna dikkat çekerek, “Yöresel ürünler bir milletin hafızasıdır. Toprağın kokusunu, coğrafyanın iklimini, ustanın emeğini ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgeliği taşır. Gördüğünüz, tattığınız her ürün; sadece lezzetten ibaret değildir, onun tarihi, kültürü, kimliği vardır. İşte tam bu noktada, ürünün ait olduğu toprakla kurduğu bağı koruyarak o ürünün özgünlüğünü ve kalitesini güvence altına alan coğrafi işaretlerin gerçek değeri ortaya çıkmaktadır. YÖREX ise bu değerlerin görünür olup, sürdürülebilir hale gelmesine ve ekonomiye kazandırılmasına güçlü bir zemin sağlamaktadır. Biz, Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak 2019 yılından bu yana Muhittin Başkanımızın ortaya koyduğu yerelden kalkınma hedefimizle; yerel üretimin güçlenmesi, kadın kooperatiflerinin kalkınması, sürdürülebilir tarımın yaygınlaşması ve Antalya’mızın bereketli topraklarının canlandırılması için var gücümüzle çalışıyoruz” diye konuştu. YÖREX ANADOLU’NUN HİKAYESİDİR Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, konuşmasına “YÖREX’e, Anadolu’nun kalbine, üretimin ve kültürün buluşma noktasına hoş geldiniz. Bugün burada fuardan öte, emeğin değer kazandığı, kültürün kimlik bulduğu, Anadolu’nun dünyaya ses verdiği bir hikâyeyi birlikte büyütüyoruz” diyerek başladı. 2009 yılında “Bu toprakların ürettiği değer, hak ettiği yeri bulmalı” anlayışıyla YÖREX’e başladıklarını kaydeden Çandır, “İşte YÖREX, o ufkun vücut bulmuş halidir” dedi. ÜRETİCİLERE VE TOBB’A TEŞEKKÜR Yöresel Ürünler Projesini en başından beri destekleyen, güç veren, yönlendiren ve coğrafi işaretli ürünlere sahip çıkan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür eden Çandır, “Anadolu’nun dört bir yanından ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen üreticilerimiz… Sizler sadece ürün getirmediniz; Emeğinizi, ustalığınızı, kültürünüzü ve hikâyenizi getirdiniz. Az önce izlediğimiz gösteriler bize tekrar hatırlattı: Bu topraklar sadece üretmez… Anlatır. Hissettirir. Yaşatır. Şimdi ise o hikâyenin en güçlü kısmındayız” dedi. BU TOPRAKLAR DEĞER ÜRETİYOR YÖREX’in düzenlendiği ANFAŞ’ta 5 gün boyunca 14 bin yıllık medeniyetlerin izlerinin görüleceğini kaydeden Çandır, “Bir halıda sabrı, bir peynirde emeği, bir taşta ustalığı, bir desende kültürü hissedeceğiz. Çünkü biliyoruz ki, Biz sadece ürün üretmiyoruz… Biz değer üretiyoruz” dedi. VATAN ÜRETEREK YAŞATILIR Vatanın sadece uğruna can verilen yer olmadığını ifade eden Çandır, “Vatan aynı zamanda, ürettiğimiz, değer kattığımız ve geleceğe miras bıraktığımız yerdir. İşte YÖREX’in ruhu tam olarak budur” dedi. B2B’LERLE KÜRESEL PAZARLARA AÇILIYORUZ 2009’dan bugüne yerelde üretim artsın, istihdam güçlensin, göç azalsın, refah yayılsın. Ürünlerimiz markalaşsın, hakları korunsun, standartları yükselsin ve dünya pazarlarında hak ettiği yeri alsın hedefiyle çalıştıklarını belirten Ali Çandır, şunları kaydetti: “Bu yıl yine Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin güçlü desteğiyle kurduğumuz B2B alanı sayesinde; Üreticilerimizi doğrudan alıcılarla buluşturuyor, Ticaret hacmini büyütüyor, yeni pazarlara kapı açıyoruz. Şimdi yeni bir aşamadayız. Coğrafi işaretlerde önemli bir sayıya ulaştık. Ama artık mesele sadece sayı değil…Mesele değer üretmek. Mesele kaliteyi büyütmek. Mesele bu ürünleri dünya markası yapmaktır. Sayın Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ortaya koyduğu bu vizyon doğrultusunda; valiliklerimizle, yerel yönetimlerimizle, oda ve borsalarımızla, üreticilerimizle, girişimcilerimizle birlikte ürünlerimizi daha güçlü sahiplenmeliyiz. Daha fazla katma değer üretmeli ve daha iddialı olmalıyız. Çünkü bu hikâye sadece geçmişimizin değil… Geleceğimizin de hikâyesidir.” YÖREX TEŞEKKÜRÜ YÖREX’i yerelde sahiplenen katkılar sunan Antalya Valisi Hulusi Şahin’e, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’e, ilçe belediye başkanlarına ve tüm kurum kuruluşlara, YÖREX’in Türkiye projesi olmasını sağlayan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğu ve oda borsa başkanlarına teşekkür eden Çandır, “Uzak, yakın demeden bugün bizlerle bir arada bulunan tüm katılımcılarımıza , ziyaretçilerimize ve kıymetli basın mensuplarımıza teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi. COĞRAFİ İŞARET ÇALIŞMALARI HIZLANDI Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, Antalya'nın coğrafi işaret konusunda çok ciddi potansiyeli olduğunu ve bunun başvuru sürecine yansıdığını belirtti. Ürünlerin AB sürecini de takip ettiklerini dile getiren Durak, her geçen yıl AB tescilli ürün sayısını artırdıklarını kaydetti. Durak, coğrafi işaretli ürünlerin markalaştırılması çalışmalarına da ağırlık verdiklerini aktardı. ANTALYA FUARCILIKTA DA GÜÇLÜ OLMALI ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya'nın turizmde güçlü bir şehir olduğunu belirterek, fuarcılıkta da aynı başarıyı yakalaması gerektiğini söyledi. Anadolu Ateşi Dans Topluluğunun dans gösterisi sunduğu programda, AB’den Coğrafi İşaret Tescili alan kurumlara plaket verildi. 70 İLDEN 520 KATILIMCI 22-26 Nisan tarihleri arasında açık kalacak fuarda, 70 ilden yaklaşık 520 katılımcı yer alıyor. YÖREX, 26 Nisan'a kadar açık kalacak

Bakan Yumaklı Polatlı’dan Müjdeyi Verdi: Küçükbaş Hayvan Sayısı 58 Milyon Başa Ulaştı! Haber

Bakan Yumaklı Polatlı’dan Müjdeyi Verdi: Küçükbaş Hayvan Sayısı 58 Milyon Başa Ulaştı!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ankara Polatlı Tarım İşletmesi’ni ziyaret ederek hayvancılıkta yeni yol haritasını ve "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi"nin detaylarını açıkladı. Yumaklı, küçükbaş sürülerinin %11 artışla 58 milyon başa yükseldiğini müjdeledi. Anadolu Küçükbaş Hayvancılığın Merkezi Olacak Ankara’nın Polatlı ilçesinde yer alan TİGEM işletmesinde incelemelerde bulunan Bakan İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin hayvansal üretim stratejisine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç’ten işletmedeki hayvancılık faaliyetleri hakkında bilgi alan Yumaklı, Anadolu’nun coğrafi avantajlarını kullanarak bölgeyi küçükbaş hayvancılığın küresel merkezi haline getireceklerini vurguladı. 2024 yılında açıklanan 5 yıllık hayvancılık yol haritasının olumlu sonuçlarını almaya başladıklarını belirten Yumaklı, "Verimli, kaliteli ve sürdürülebilir üretimi hayvansal üretimde tesis edeceğiz" dedi. Kırsalda Bereket Projesi: 100 Hayvan ve Aylık 15 Bin TL Destek Küçük aile işletmelerini, gençleri ve kadın girişimcileri desteklemek amacıyla hayata geçirilen "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" hakkında detayları paylaşan Bakan Yumaklı, başvuruların 30 Nisan’da sona ereceğini hatırlattı. Proje kapsamında öne çıkan destekler şunlar: Hayvan Dağıtımı: Hak sahiplerine 95 dişi ve 5 erkek olmak üzere toplam 100 küçükbaş hayvan verilecek. Bakım Desteği: Üreticilere aylık 15 bin TL, yıllık toplamda 180 bin TL bakım ve gider desteği sağlanacak. Finansman Avantajı: Ziraat Bankası aracılığıyla %100’e varan faiz desteği ve 2 ile 7 yıl arasında değişen vade imkanları sunulacak. Yüksek Verimli Irklar: Dağıtılacak hayvanların tamamı TİGEM’in ıslah edilmiş, en iyi ırk sürülerinden seçilecek. Gençlere, Kadınlara ve Mühendislere İlave Puan Bakan Yumaklı, projenin sadece bir hayvan dağıtımı değil, bir üretim modeli olduğunu belirtti. Başvurularda puanlama sisteminin devreye alınacağını açıklayan Yumaklı, şu grupların avantajlı olacağını söyledi: Gençler ve Kadınlar: Üretime katılan genç ve kadın girişimcilere ilave puan verilecek. Şehit Yakınları: Sosyal sorumluluk kapsamında şehit yakınları öncelikli olacak. Eğitimli Girişimciler: Veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri mesleki bilgilerinden dolayı ek puan alacak. Örgütlü Üretim: Tarımsal kooperatif veya sivil toplum kuruluşlarına üye olan aile işletmeleri desteklenecek. "3 Yılda 150 Bin Hayvan Dağıtımı Hedefliyoruz" Projenin ilk etapta 150 bin hayvanı kapsadığını belirten Bakan Yumaklı, bu rakamın Bakanlık bünyesinde bir model oluşturacağını ifade etti. Birlik ve kooperatiflerin de bu modele dahil olmasıyla birlikte küçükbaş hayvancılıkta Türkiye'nin potansiyelinin en üst düzeye çıkarılması hedefleniyor.

Anadolu’nun Yöresel Şöleni YÖREX Başlıyor Haber

Anadolu’nun Yöresel Şöleni YÖREX Başlıyor

Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) desteğiyle 17 yıl önce başlatılan Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX), 22 Nisan Çarşamba günü ziyaretçilere kapılarını açacak. 26 Nisan’a kadar 5 gün devam edecek YÖREX’te tam bir Anadolu şöleni yaşanacak. MEMLEKET HASRETİ ÇEKENLERİ YÖREX’E BEKLİYORUZ ATB Başkanı Ali Çandır, Anadolu’nun yöresel şöleni YÖREX’in 22- 26 Nisan tarihlerinde ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenleneceğini belirtirken, kuzeyden güneye, doğudan batıya Anadolu’nun 7 bölgesinin YÖREX’te yer alacağını söyledi. Kayseri’nin pastırmasından Gaziantep Baklavasına, Trabzon Tereyağından Tokat Basmasına, Erzurum Oltu Taşından Döşemealtı Halısına, Afyonkarahisar Sucuğundan İzmir Şambalisine, Edirne Ciğerinden Ağrı Balına kadar yüzlerce ürünün YÖREX'te ziyaretçiyle buluşacağını kaydeden Çandır, “Memleket hasreti çekenleri YÖREX’e bekliyoruz” dedi. AÇILIŞTA ANADOLU ATEŞİ OLACAK, GİRİŞ ÜCRETSİZ Bu yıl YÖREX’e 70 il ve 500 civarında katılımcının katılımının beklendiğini belirten Çandır, ziyaretçi sayısını 400 bin olarak hedeflediklerini söyledi. Çandır, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımıyla gerçekleşecek açılışta Anadolu Ateşi’nin gösterisi sunacağını kaydetti. YÖREX’e girişin ücretsiz olduğunu vurgulayan Çandır, “Her gün sabah 10.00'dan akşam 20.30'a kadar fuarımız açık olacak” dedi. Çandır, YÖREX’in açılışında Avrupa Birliği’nden Coğrafi İşaret Tescili alan kurumlara plaket takdim edileceğini kaydetti. ÇOCUKLAR YÖREX’İ GÖRSÜN Anadolu’nun yöresel zenginliğini özellikle çocukların ve gençlerin görmesi gerektiğini vurgulayan Başkan çandır, “YÖREX'e gelen ziyaretçiler mutlaka çocuklarını da getirsin. Çünkü bu zenginlikle çocuklarımızı, gençlerimizi tanıştıramazsak bu ürünlere talebi artıramayız, bu ürünlerin üretimini tetikleyemeyiz. Annelerimizden, babalarımızdan çocuklarıyla birlikte YÖREX'e gelmelerini bekliyoruz” diye konuştu. İKİLİ GÖRÜŞMELER TİCARETE İVME KAZANDIRACAK Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da YÖREX’te TOBB’un organizasyonuyla B2B görüşmeleri olacağını belirten Çandır, “İkili görüşmelerde büyük market zincirleri ve e-ticaret siteleriyle yerel üreticiler bir araya gelecek, iş bağlantıları sağlanacak. Küresel ölçekteki büyük alıcılarla yerel üretici YÖREX’te yan yana gelecek. Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da YÖREX'te çok sayıda iş bağlantısı sağlanmasını bekliyoruz” diye konuştu. KRİZDE ORTAYA ÇIKAN CAN SUYU ATB Başkanı Ali Çandır, YÖREX'in 2008 ekonomik krizi döneminde TOBB'un "Kriz varsa çare de var" kampanyası kapsamında ortaya çıktığını belirtirken, “Biz de 14 bin yıllık Anadolu birikimine güvenerek, medeniyetlerden süzülüp gelen, kıyıda köşede kalmış yöresel ürünleri ekonomiye kazandırmak için Yöresel Ürünler Fuarı’nı hayata geçirdik. 'Sizin oraların nesi meşhur' dedik” diye konuştu. COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SAYISI 109'DAN BİN 837'YE ÇIKTI YÖREX’in başladığı 2010 yılında Türkiye’de 109 coğrafi işaretli ürün bulunduğunu hatırlatan Çandır, bugün bu sayının 1837'ye ulaştığını, 848 yöresel ürünün de tescil için beklediğini kaydetti. Coğrafi işaretli ürünlerin Anadolu'nun binlerce yıllık birikimini taşıyan büyük bir ekonomik değer olduğunu vurgulayan Çandır, bu değerin ekonomiye kazandırılması gerektiğini vurguladı. 200 MİLYAR DOLARLIK COĞRAFİ İŞARET PASTASI Avrupa Birliği nezdinde tescil süreçlerinin sürdüğünü belirten Çandır, “Dünyadaki 200 milyar dolarlık coğrafi işaretli ürün piyasasından pay almak için Avrupa Birliği'nde tescillerimize başladık. Şu anda 46 ürünümüz Avrupa Birliği'nde tescil edildi, 40 ürünümüzün süreci devam ediyor. Yine 500 yıldır dünyanın her yerinde Türk kahvesi olarak içilen Türk kahvesi de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından geleneksel ürün adı olarak tescillendi” diye konuştu. 13 FUARDA 2,5 MİLYONU AŞKIN ZİYARETÇİ Yöresel Ürünler Projesi’nin başladığı 17 yıllık dönemde önemli bir birikim ortaya konulduğunu ifade eden Çandır, “O günden bugüne 13 fuar gerçekleştirdik. Bu 13 fuarımıza 5 bin katılımcı katıldı. 2,5 milyonun üzerinde kişi fuarımızı ziyaret etti. 81 ilimizin Kuzey Kıbrıs'la birlikte ürünlerini bu platformda insanlarımızla buluşturdu” dedi

Bakan Yumaklı’dan Küçükbaş Hayvancılık Müjdesi: 100 Hayvan ve Yıllık 180 Bin TL Destek! Haber

Bakan Yumaklı’dan Küçükbaş Hayvancılık Müjdesi: 100 Hayvan ve Yıllık 180 Bin TL Destek!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" kapsamında nisan ayı başvurularının başladığını duyurdu. Proje ile üreticilere 95 dişi, 5 erkek damızlık hayvanın yanı sıra yıllık 180 bin lira bakım desteği verilecek. ​Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün (TİGEM) Polatlı Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nü ziyaret eden Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hayvancılık sektöründe üretimi şahlandıracak yeni destek paketinin detaylarını paylaştı. Küçükbaş sürülerinin %11 artışla 58 milyona ulaştığını belirten Yumaklı, Anadolu’yu küçükbaş hayvancılığın merkezi yapma hedefine odaklandıklarını vurguladı. ​Küçükbaş Hayvancılıkta "Bereket" Dönemi Başladı ​Bakan Yumaklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından duyurulan projenin uygulama takvimini açıkladı. 1 Nisan - 30 Nisan 2026 tarihleri arasında başvuruların kabul edileceği proje, özellikle genç ve kadın girişimcileri sektöre kazandırmayı amaçlıyor. ​Destek Paketinin Öne Çıkan Detayları: ​Hayvan Desteği: 95 dişi ve 5 erkek olmak üzere toplam 100 küçükbaş hayvan teslim edilecek. ​Maddi Destek: Bakım ve diğer giderler için aylık 15 bin TL, yıllık toplamda 180 bin TL nakdi destek sağlanacak. ​Finansman: Ziraat Bankası aracılığıyla %100’e varan faiz desteği ve 2 ila 7 yıl arası vade imkanı sunulacak. ​Kaliteli Irk: Verilecek hayvanların tamamı TİGEM’in en iyi ırk çalışmalarından elde edilen damızlık sürülerden seçilecek. ​Kimler Öncelikli Olacak? ​Bakanlık tarafından oluşturulan modelde, belirli gruplara avantaj sağlayacak bir puanlama sistemi uygulanacak. Proje kapsamında ilave puan alacak gruplar şunlar: ​Genç ve Kadın Girişimciler: Üretime katılmak isteyen gençler ve kadınlar. ​Şehit Yakınları: Sosyal sorumluluk kapsamında öncelik tanınacak. ​Uzmanlar: Veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri. ​Örgütlü Üreticiler: Tarımsal kooperatif veya sivil toplum kuruluşlarına üye olan aile işletmeleri. ​Hedef: Sürdürülebilir ve Verimli Üretim ​Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli en üst düzeye çıkarmak için çalıştıklarını belirten Yumaklı, şunları kaydetti: ​"Şu an için öngördüğümüz rakam 150 bin işletme. Bu rakam küçük gibi görünebilir ancak biz Bakanlık olarak sürdürülebilir bir model oluşturuyoruz. Amacımız, Anadolu'nun tecrübesini modern tekniklerle birleştirerek hayvansal üretimde dışa bağımlılığı bitirmek ve küresel bir tedarik gücü haline gelmektir." ​Proje Takvimi ve Başvuru Bilgileri: ​Başvuru Başlangıcı: 1 Nisan 2026 ​Son Başvuru Tarihi: 30 Nisan 2026 ​Uygulama Süresi: 3 Yıl

CHP’li Gürer: "Niğde’de Elma Üretimi Artan Maliyetler ve Don Riski Kıskacında" Haber

CHP’li Gürer: "Niğde’de Elma Üretimi Artan Maliyetler ve Don Riski Kıskacında"

Niğde elma üretiminde Türkiye’nin zirvesinde yer alırken, üreticiler artan maliyetler ve zirai don riskiyle karşı karşıya. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Altunhisar’da üreticilerle buluşarak sektörün nabzını tuttu. 2026 hasat sezonu için elma fiyatı tahmini ve TARSİM sistemindeki sorunlar dikkat çekti. ​"Zirai Don Rekolteyi Tehdit Ediyor" ​CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, elma bahçelerinde yaptığı incelemelerde küresel iklim değişikliğinin etkilerine vurgu yaptı. Gürer, "Geçen yıl Niğde'de zirai don nedeniyle 500 bin tonluk devasa bir kayıp yaşandı. Bu yıl üreticinin gözü kulağı havada. Nisan sonuna kadar sürecek soğuk hava dalgası üreticiyi korkutuyor," dedi. ​TARSİM Sistemine Sert Eleştiri: "Sürdürülebilir Değil" ​Görüşmede en çok ses getiren konu tarım sigortaları oldu. Elma üreticisi Cemil Acer, mevcut TARSİM yapısının üreticiyi korumaktan uzak olduğunu belirterek çarpıcı bir örnek verdi: ​"1 milyon liralık ürünü sigorta ettirmek istediğimizde 200 bin lira prim isteniyor. Ancak tam hasar durumunda muafiyetler nedeniyle sadece 500 bin lira ödeniyor. TARSİM destekçimiz değil, ortağımız gibi çalışıyor." ​2026 Elma Fiyatları Ne Olacak? ​Maliyetlerin geçtiğimiz yıla göre yüzde 40 oranında arttığını belirten üreticiler, mazot, gübre ve işçilik giderlerinin altından kalkmakta zorlanıyor. 2026 yılı için fiyat öngörüsünde bulunan üretici Cemil Acer, hasat döneminde elmanın tarlada 25 TL bandında olmasının makul bir fiyat olacağını ifade etti. Şu an marketlerde 100-150 TL'ye kadar çıkan elma fiyatları için ise aracı sistemine dikkat çekildi. ​"Üretici Raf Fiyatını Almıyor, Aracılık Sistemi Çözülmeli" ​Ömer Fethi Gürer, tarladaki fiyat ile marketteki fiyat arasındaki uçurumun sorumlusunun üretici olmadığını vurguladı. Ürünün en az dört aracıdan geçerek rafa ulaştığını belirten Gürer, "Üretici maliyetine makul bir kâr ekleyerek satıyor ancak sistem bozuk. Aracılık azaltılmalı ki vatandaş Anadolu'nun temel gıdası olan elmaya daha uygun fiyatla ulaşabilsin," şeklinde konuştu. ​Niğde Elma Üretiminde Kritik Veriler: ​Üretim Kaybı: Geçen yıl don nedeniyle 500 bin ton kayıp yaşandı. ​Maliyet Artışı: Girdi maliyetleri yıllık bazda %40 yükseldi. ​Modern Tarım: Bölgede 1700 hektarlık alanda modern damlama sulama ile üretim yapılıyor. ​2026 Beklentisi: Üretici tarlada 25 TL satış fiyatı bekliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.