Hava Durumu

#Ankara

Kırsal Haber - Ankara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ankara haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ankara'da Veteriner Hekimliği Hizmet Projesi Başladı Haber

Ankara'da Veteriner Hekimliği Hizmet Projesi Başladı

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Ankara Veteriner Hekimleri Odası iş birliğiyle hayata geçirdiği “Veteriner Hekimliği Hizmet Projesi” kapsamında başvurular başladı. Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, kentteki hayvancılığın geliştirilmesi ve kentteki küçük aile işletmelerinin sürdürülebilirliği için Türkiye’de ilk kez uygulanacak bir projeyi daha hayata geçirdi. Bu kapsamda Ankara Veteriner Hekimleri Odası ile “Veteriner Hekimliği Hizmet Projesi” için protokol imzalandı. BAŞVURULAR BAŞLADI Hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşlar 11 Mart 2026 tarihine kadar https://baskenttarim.ankara.bel.tr/login adresi üzerinden başvuru yapabilecek. Protokole ilişkin konuşan ABB Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye’de bir ilke daha öncülük ettiğini vurguladı. Tüzün, küçük ve orta ölçekli işletmeleri desteklemek amacıyla bu protokolü imzaladıklarını belirterek şu bilgileri verdi: “Bu protokol kapsamında, Ankara’da 1-20 arası büyükbaş hayvanı olan veya 1-200 arası küçükbaş hayvanı olan yetiştiricilerimizin, hayvan sağlığı ve veterinerlik hizmetleri bedelini Ankara Büyükşehir Belediyesi ödemeye başlayacak. Bu sayede Ankara Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiş olup yetiştiricilerin daha sağlıklı hayvansal üretim yapmalarını sağlayacak. Hayırlı uğurlu olsun.” YILDA İKİ KEZ ÖDEME YAPILACAK Proje kapsamında; 1 ile 20 büyükbaş veya 1 ile 200 küçükbaş hayvanı bulunan yetiştiricilere yılda iki defa belirli miktarda maddi destekte bulunulacak. Yetiştiriciler, Başkent Kartlarına yatırılacak para ile serbest veteriner hekimlerden aldığı hizmetin bir kısmının ödemesini gerçekleştirebilecek. Destek sayesinde ekonomik nedenlerle veteriner hekim hizmeti almakta zorlanan küçük aile işletmelerine, ilçelerde bulunan serbest veteriner hekimler tarafından suni tohumlama, aşı, ilaç, ilaçlı tedavi ve cerrahi müdahale gibi birçok hizmet verilecek.

Gürer: "Köyler Değişiyor, Hayvancılıkta Dertler Aynı" Haber

Gürer: "Köyler Değişiyor, Hayvancılıkta Dertler Aynı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in saha ziyaretlerinde besicinin de süt inekçiliği yapan üreticinin de ortak sorununun artan ahır giderleri ve önlenemeyen yem fiyatı artışları olduğu belirtildi. Hayvancılık yapan üreticiler, “Biz yüksek kazanç peşinde değiliz, maliyetimizi düşürecek önlemler alınsın. Fiyatlar artmasın.” dediler. “YİRMİ DÖRT SAAT EMEK İSTİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın emek yoğun yapısına dikkat çekerek, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Bakımından doğumuna kadar sürekli ilgi ve takip gerekir. On iki ay kapalı kalan hayvanda refahı ne kadar sağlarsanız o kadar fayda elde edilir. Süt yemi vermeden süt verimini artıramazsınız. Ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı da bitmek üzere. Yem fiyatları düzenli artıyor. Süt inekçiliği yapanların en büyük derdi, yem fiyatındaki artışa gelirlerinin yetişmemesidir. İthal yem fiyatlarındaki artış, doğrudan hayvancılık yapanın canını yakarken süt inekçiliği yapanların mağduriyetini de derinleştiriyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 900 lirayı bulmuş durumda. Yoncası, samanı, silajı arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak o maliyete göre satış yapamayınca zarar, hayvancılığı geriletiyor.” dedi. Hayvancılığın çiftçilik ile birlikte yürütülmezse sürdürülebilirliğinin riske girdiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bu işi yapan çiftçilik yapmıyorsa yem giderlerini karşılaması zorlaşmaktadır. Buğdayı, arpası, mısırı, yoncası, küspesi, samanı yanında özel besi yemindeki artış, hayvancılık yapanın içinde bulunduğu olumsuzlukla maliyet fiyatını katlıyor. Kesimhaneden 600 liradan çıkan et, rafta 1000 TL’yi aşıyor. Besleyen, kesen, satan ve markette rafta satışa sunanların fiyat üzerine eklemeleriyle dar gelirli ete erişemiyor. Hem çiftçilik yapacaksın hem hayvancılık yapacaksın, hem de kazanmadan bu işi sürdüreceksin. Çok kolay bir durum değil.” dedi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Süt ineklerimizin verimliliği üreticiyi de doğrudan etkiliyor. Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var. Türkiye’de ise 6,5 milyondan fazla süt ineği bulunmasına rağmen Fransa’nın bizden daha fazla süt üretmesi, dikkate değer bir ayrıntıya işaret ediyor. Fransa’nın hayvanından sağladığı fayda ile bizden çok süt üretmesi, hayvan refahı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahı, hayvanın gerekli bakımı ile sağlanabilir.” şeklinde konuştu. YEM-SÜT DENGESİ KAÇTI Besici Zülfü Ünal ise, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Yani çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Şimdi ben et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıp, yemi de pahalıya alıp hayvanımı kestirdiğimde yerine yenisini koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum.” dedi. Ünal, “Süt fiyatlarına geldiğimizde yılbaşından sonra, ocak ayının 20’sinden itibaren süt fiyatı 22 lira oldu. Bu rakam bizi kurtarmıyor. Biz en kötü ihtimalle fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre süte iki kilo yem alamıyoruz. Yarın bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de alamayacağız. Elektriğimi, faturalarımı, giderlerimi, hayvanlarımın ilaç masrafını, veteriner ücretini ödemekte zorlanıyorum. Köyde hayvan kalmadı. Azalmayı bırakın, şu an çoğu ahır boş. Üretim yok köyümüzde. Bizim Cullaz Köyü, Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz.” dedi. Küçükbaş hayvan üreticisi Zafer Özyiğit ise, “Daha önce 400 davar vardı, şimdi 50–60 davara düştü. Bakım yok, destek yok. Devlet bize destek çıkmıyor. Yem alamıyoruz, gücümüz yetmiyor. Köyde 20 kişi hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6 kişiye düştü. Köyde göç var, kimse kalmadı.” şeklinde konuştu. “YEM MALİYETİ ARTTIKÇA HAYVANCILIK DAHA DA ZORLAŞIYOR” Niğde ili Yeşilgölcük Kasabası’nda da hayvan sahipleri ile görüşen Ömer Fethi Gürer, “Yalnızca 2025 yılında 739 bin baş hayvan için yurt dışına 1 milyar 191 milyon dolar döviz ödendi. Bu tutar yerli besiciye destek olarak verilse daha doğru bir iş yapılmış olurdu. İthal hayvanda ağırlık kesimlik büyükbaşta oluyor. Süt inekçiliğinin daha çok teşvik edilmesi gerekir. Süt inekçiliği, süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılar. Hayvan refahı sağlanmadan yeterli süt verimi elde edilemez. Bu bağlamda destek ve önlemler sağlanmalıdır. Sütte verim, süt yemi ile sağlandığına göre çözümü de öncelikle bu noktada aramak gerekir. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor.” dedi. Süt inekçiliği yapan Bülent Özden ise, “Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek, veteriner giderleri yüksek. Yetişemiyoruz. Hem tarım hem hayvancılık yaptığımız için iki yıldır çiftçi perişan. Yüz hayvanım varsa yetmişe düşürdüm. Yemi versek bu sefer yemciye çalışıyoruz. Samancıya, yoncacıya çalışıyoruz. Bunları kendimiz ürettiğimiz hâlde maliyetler yüksek. Ekmeği zor kazanıyoruz. Çoluk çocuk çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. On iki ay kapalı, meraya da çıkmıyor hayvanlar. Maliyetler çok yüksek. Çoluk çocuk bakmazsa bu işten ekmek çıkmaz. Şu anda çiftçi zorda, hayvancılık zorda.” dedi. “ÜRETİCİNİN ELİNE 20 LİRA GEÇMİYOR” Niğde Kızılca Köyü’nde de tablonun farklı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Elli kiloluk süt yemi 900 lira civarında. USK çiğ süt tavsiye fiyatı 22 lira 22 kuruş. Ancak aracılar sütü topladığı için üreticinin eline geçen fiyat 20 liranın üzerine çıkmıyor. Raftaki ürünün fiyatı artıyor ama bu işi yirmi dört saat emek vererek yapanlar para kazanamıyor. Et ve süt ile et ve süt mamullerini dar gelirli sınırlı miktarda alabilirken, besicilik yapan da bu işi yapmak istemez duruma gelmiş.” dedi. Gürer, “Türkiye’de şu anda hayvan yemini satan aynı zamanda sütü de alıyor. ‘Sütü ucuza alayım, yemi pahalı satayım’ diyor. Ne zaman Ulusal Süt Konseyi bir alım fiyatı açıklasa ertesi gün yeme zam geliyor. Bir litre süt bir buçuk kilo yem alamazsa gelir-gider dengesi bozulur.” diye konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini ise net şekilde sıralayarak, “Bir, yem sübvanse edilecek. İki, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri önlenecek. Veteriner hizmetleri düzenli ve yeterli sağlanacak. Ahır giderlerini düşürecek politikalar oluşturulacak. Aşılar zamanında ve düzenli biçimde yapılacak. Hayvancılıkta bir litre süt satan üretici en az bir buçuk kilo yem alabilecek düzeye getirilecek. Eğer bu oran sağlanamazsa önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar daha da derinleşecek.” dedi. Kızılca Köyü’nde besiciler de, “Çiftçilik yapmazsak bunları besleme şansımız yok. Kaba yemini kendin üretmek zorundasın. Şu an yemin yüzde 70’ini kendimiz ürettiğimiz hâlde zor ayakta duruyoruz. Yemi sürekli hazır almamız durumunda bu işin sürdürülebilirliği yok.” ifadelerini kullandı. SEYRETMEYİN, DÜZENLEME YAPIN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ankara’dan Niğde’ye kadar üreticinin talebi ortak: Destekler artırılsın, ithal değil yerli üretici ile çözüm aransın. Köyler değişiyor, dertler değişmiyor. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları ve yükselen üretim giderleri karşısında üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Hayvancılıkta sorunlar seyrederek çözülmez. Üretici açık konuşuyor, çözüm bekliyor. Aksi hâlde boşalan ahırlar ve küçülen sürüler, kırsalda üretimin daha da gerileyeceğinin habercisi olmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi Düzenlendi Haber

Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi Düzenlendi

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Güdül ve Şereflikoçhisar Belediyeleri iş birliğiyle arıcılık yapan üreticiler için “Kışlatmadan, İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi” eğitimi düzenlendi. Eğitimde; kışlatma sürecinde dikkat edilmesi gereken detaylar ile erken ilkbahar döneminden üretim sezonuna kadar; arı yetiştiriciliği, arı sağlığı ve arı ürünleri üretimi konularında bilgilendirmeler yapıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), kırsal kalkınmayı desteklemek ve yerli üreticiyi teşvik etmek amacıyla üreticilerle bir araya gelmeye devam ediyor. Arı üreticilerinin geleneksel yöntemlerin dışına çıkıp modern üretimle daha kaliteli ve verimli bal elde edebilmesi ve arıcıların daha fazla bilinçlenebilmesi amacıyla Büyükşehir Belediyesi ile Güdül ve Şereflikoçhisar Belediyeleri iş birliğiyle “Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi” düzenlendi. EĞİTİMLERE YAKLAŞIK 240 ÜRETİCİ KATILDI Eğitim kapsamında; kışlatma sürecinde dikkat edilmesi gereken detaylarla birlikte erken ilkbahar döneminden üretim sezonuna kadar; arı yetiştiriciliği, arıcılığa bilinçli yaklaşım, arı sağlığı ve arı ürünleri üretimi Ziraat Mühendisi Suat Musabeşeoğlu tarafından anlatıldı. Aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Arıcılık Araştırma Üretim ve Eğitim Merkezi faaliyetleri anlatılarak, yapılan teknik arıcılık uygulamaları konusunda da bilgi verildi. Güdül ve Şereflikoçhisar’da düzenlenen eğitimlere yaklaşık 240 arı üreticisi katıldı. “YAPTIĞIMIZ YATIRIMI GELECEĞE YATIRIM OLARAK GÖRÜYORUZ” Amaçlarının arılarla ilgili geleneksel ve modern yöntemleri üreticilere anlatmak olduğunu kaydeden ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal, “İklim krizi ile birlikte geleneksel tarım anlayışının artık bu işleri tam yürütemediği anlaşıldı. Bu manada uzman arkadaşlarımızın çeşitli çalışmaları var. Bu çalışmaları üreticilerimize aktararak daha verimli, daha kaliteli ürün nasıl elde edebilirizi anlatıyoruz. Katılımlar gayet iyi. Bütün kırsal ilçelerimizde bunu yapmayı düşünüyoruz. Arıya önem veriyoruz, Büyükşehir olarak veya insanlık olarak yaptığımız yatırımı, geleceğe yatırım olarak görüyoruz. Doğada sürdürülebilir tarımın, biyoçeşitliliğin devamı tamamen arıya bağlı. Onun korunması, sürdürülebilir tarıma dâhil edilmesi lazım. Biyoçeşitliliğin devam etmesi, tarımın devam etmesi adına arıya önem vermemizin gerektiğini biliyoruz. Bu manada çalışmalarımıza devam ediyoruz” diye konuştu. “GÜDÜL DOĞAL YAPISI VE İKLİM YAPISI AÇISINDAN ARICILIĞA UYGUN BİR BÖLGE” Güdül Belediye Başkanı Mehmet Doğanay, “Bugün arıcılıkta kışlatma ve koloni yönetimi hakkında üreticilerimize bilgilendirme yapıldı. Güdül’de arıcılık sistemine kayıtlı 86 yetiştiricimiz var. Güdül, doğal yapısı ve iklim yapısı açısından arıcılığa uygun bir bölge. Arı üretici sayımızı ve kovan sayımızı artırmak için Büyükşehir Belediyemizle beraber iş birliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Üreticilerimize bol bereketli bir yıl diliyorum” derken, Şereflikoçhisar Belediye Başkanı Mustafa Koçak ise şunları söyledi: “Ülkedeki üretimi nasıl yerelden destekleyebiliriz düşüncesiyle bu çalışmalarımızı yürütüyoruz. Ankara genelinde yapıldığı gibi ilçemizde de arıcılık faaliyetlerinin yapılmasına ağırlık veriyoruz. Yağmur çamur demeden bu işleri yapan arkadaşlarımız var. Bu emeğin asıl sahibi onlar.” EĞİTİMLERLE VERİMLİ VE KALİTELİ BAL ÜRETİMİNİN SÜRDÜRÜLEBİLMESİ HEDEFLENİYOR ABB Ziraat Yüksek Mühendisi ve Eğitimci Suat Musabeşeoğlu, eğitimle ilgili şu bilgileri paylaştı: “Arıcılarımız özellikle iklim noktasında yaşadığı zorlukları engelleyebilmek, daha çok verimli üretimi teşvik edebilmek noktasında her şeyin temelinde başarılı bir koloni yönetimi yatıyor. Verimli arıcılık çalışmalarını sürdürebilmeleri için bizler de eğitim faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Bu şekilde de ilkbahar sezonuna kadar ilçelerimizde eğitimlerimizi tamamlamayı hedefliyoruz.”

Başkent Mobil Market İle Et Satışı Başladı Haber

Başkent Mobil Market İle Et Satışı Başladı

Ankara Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek Fabrikası bünyesinde hizmet veren 9 Başkent Market ve 3 Başkent Mobil Market’te kırmızı et satışı başladı. Ramazan ayının ilk gününde Başkent Market ve Mobil Marketler aracılığıyla toplam 4 bin 243 kilogram kırmızı et satışı yapıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek Fabrikası tarafından yerli üreticilerden temin edilen et ürünleri Ramazan sofralarında vatandaşlarla buluşuyor. Ramazan ayı boyunca Ankara’nın merkez ve çevre ilçelerinde 9 Başkent Market şubesi ile 3 Başkent Mobil Market’te sürecek uygulama kapsamında; kıyma, kuşbaşı, yemeklik haşlamalık et ve dana sucuk vatandaşlara sunuluyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından sosyal destek alan Başkent Kart sahipleri de kartlarına yüklenen bakiye ile et alışverişi yapabiliyor. RAMAZAN’IN İLK GÜNÜ 4 BİN 243 KİLOGRAM ET SATILDI Başkent Mobil Marketler Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı, Evren, Balâ ve Şereflikoçhisar’da et satışına başladı. Ayrıca etler; Başkent Marketlerin; GİMAT, Batıkent, Sıhhiye, Kızılay, ASKİ, ABB, Etimesgut, Mamak, Şafaktepe, Ulus Hali şubeleri ile Gökkuşağı Fabrika Satış Mağazası ile vatandaşlara ulaştırılıyor. Ramazan ayının ilk gününde Başkent Market ve Mobil Marketler aracılığıyla toplam 4 bin 243 kilogram kırmızı et satışı yapıldı. Satış noktalarına ilişkin güncel bilgilere ise Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Halk Ekmek Fabrikası’nın sosyal medya hesaplarından erişilebilecek. “AMACIMIZ YERLİ ÜRETİCİYİ DESTEKLEMEK VE VATANDAŞLARI GÜVENİLİR, SAĞLIKLI ETLE BULUŞTURMAK” Yerli besi hayvanlarının Ankara Halk Ekmek Fabrikası’na bağlı uzman veterinerler tarafından muayenelerinin gerçekleştirildiğini ve hijyenik koşullarda Başkentlilerin sofrasına sunulduğunu belirten Halk Ekmek Fabrikası Satış Müdürü Mustafa Karan, “Her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz et satışımızı bu yılda vatandaşlarla buluşturuyoruz. Ankaralı vatandaşlara yerli besi güvenilir etleri sofralarına sunmak amacındayız. Etler yüzde yüz yerli besidir. Özellikle Ankara besisi kullanıyoruz. Bu projedeki amacımız, yerli üreticiyi desteklemek ve vatandaşları güvenilir sağlıklı etle buluşturmaktır” dedi.

Başkan Yavaş Kalecik'te Hamsi Şölenine Katıldı Haber

Başkan Yavaş Kalecik'te Hamsi Şölenine Katıldı

Kalecik Belediyesi’nin Kalecik Semt Pazarı’nda düzenlediği Hamsi Şöleni yoğun katılımla gerçekleşti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yanı sıra Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, CHP Ankara Milletvekilleri Adnan Beker ve Semra Dinçer’in de katıldığı şölende, Yavaş tezgâh başına geçerek vatandaşlara hamsi ikram etti. “KALECİK’İ HAK ETTİĞİ YERE GETİRMEK İSTİYORUZ” Şölen alanında kısa bir açıklama yapan Yavaş, “Satılmış Başkanım hep güzel işler yapıyor. Ankara’nın en tarihi ilçelerinden birisi de Kalecik. Biz de Kalecik’i hak ettiği yere getirmek, turizmin merkezi yapmak istiyoruz. Bu nedenle burada güzel restorasyon çalışmalarımız var, Kalecik Belediyesi ile birlikte. Başkanımız Kalecik’te yıllardır atıl duran un fabrikasını Kalecik’e kazandırdı. Biz de kendisine destek olacağız oranın tekrar ekonomiye kazandırılması çalışması bakımından. Başka türlü yaptığı güzel çalışmalar da var. Kendisine destek olmak için geldik. Kaleciklilere şimdiden hayırlı Ramazanlar diyoruz” diye konuştu. Program kapsamında Semt Pazarı’nı gezen ve vatandaşlara hayırlı Ramazanlar dileyen Yavaş, fotoğraf çektirmek isteyenleri de geri çevirmedi. Yavaş daha sonra Kalecik Belediyesi tarafından yeniden ilçeye kazandırılan Kalecik Un Fabrikası’nı ziyaret etti. Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç’tan sürece ilişkin bilgi alan Yavaş, fabrikada yürütülen çalışmalar hakkında incelemelerde bulundu.

Kırsaldan Kalkınacağız, Doğduğumuz Yerde Doyacağız Haber

Kırsaldan Kalkınacağız, Doğduğumuz Yerde Doyacağız

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 4.’sü düzenlenen ‘Nergis Şenliği’ne katıldı. ‘Bu şenlik mis kokuyor’ sloganıyla Tarsus ilçesine bağlı Pirömerli Mahallesi Kayrankuyu mevkiinde gerçekleştirilen şenlik, Mersinlilerin yanı sıra Adana ve Gaziantep gibi çevre iller ile Ankara ve Tokat gibi Türkiye’nin birçok farklı ilinden de vatandaşların yoğun ilgisiyle renkli anlara sahne oldu. Şenlik; Başkan Seçer ve Meral Seçer’in yurttaşlarla birlikte nergis hasadı yapmasıyla başladı. Hasadın ardından şenlik programı, birbirinden keyifli ve her yaştan yurttaşa hitap eden etkinliklerle devam etti. Nergis çiçeğinden taç yapma yarışması ve bando eşliğinde gerçekleşen nergis kostümlü geçiş, alana renk kattı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası’nın seslendirdiği Türk Sanat Müziği eserleri, nergis kokusunun yayıldığı şenlik alanında yankılanarak katılımcılara bahar havası yaşattı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu’nun sahne aldığı yöresel dans gösterileri ise izleyenlerden büyük alkış aldı. Başkan Seçer: “Atatürk’ün açtığı yolda gece-gündüz demeden size hizmet için çalışıyoruz” Şenlikte yaptığı konuşmasına Mersinli hemşerileri ve Türkiye’nin birçok yerinden gelen yurttaşlarla mis kokulu Nergis Şenliği’nde bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu belirterek başlayan Başkan Seçer, dünyada en önemli şeyin kardeşlik, sevgi ve saygı olduğunu söyledi. Şenlik için Adana ve Gaziantep gibi çevre illerin yanı sıra Ankara ve Tokat gibi birçok ilden de vatandaşların kente geldiğini belirten Seçer, yurttaşlara en güzel hizmetleri sunmak için gece-gündüz demeden Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Seçer, “Çocuğumuza, ailemize, gelecek kuşaklara bizim üzerimizden bir utanç bırakmamak için insan, millet ve Türkiye sevgimizle gece-gündüz çalışıyoruz” sözlerine yer verdi. Pirömerli ve çevre mahallelerde nergis üretiminin vatandaşlar tarafından devam ettiğini ve Büyükşehir olarak bu üretime katkılar sunduklarını anlatan Seçer, “Atatürk; ‘Köylü milletin efendisidir’ demiş. Çünkü köylü üretiyor, nergis de üretiyor” dedi. Nergis üreticisi Fatma Eren’in; ‘Biz üretiyoruz ama sadece kendi bölgemiz bu üretimden haberdardı. Şimdi bu etkinlikler sayesinde, belediyemizin de desteğiyle tüm Türkiye’de tanınır olduk’ dediğini hatırlatan Seçer, üretime katma değer katarak üreticinin daha çok kazanması için çalıştıklarının altını çizdi. “Kırsaldan kalkınacağız, doğduğumuz yerde doyacağız” Özellikle üretici kadınların desteklenmesi için pozitif ayrımcılık yaptıklarını belirten Seçer, “Amacımız; kadın ayakta kalsın, çoluğunun çocuğunun rızkına katkı sunsun, el emeği ekonomik değere dönsün. Biz kırsaldan kalkınacağız, doğduğumuz yerde doyacağız. Öyle yaparsak gelişmeyen hiçbir bölgemiz kalmaz. Gelişmiş bölge, az gelişmiş bölge, çok gelişmiş bölge olmaz. Her taraf gelişir, kalkınır, o zaman herkes şehre inme ihtiyacı duymaz. Çünkü doğduğu yerde işi vardır, emek ediyordur, para kazanıyordur. Çocuklarının eğitimi, evinin geçimi için bir işi vardır. Bunun için göreve geldiğimiz 7 yıldan bu yana; ‘tarım, kadın, kadın emeği, insanların üretimi’ diyoruz” ifadelerini kullandı. “Mersin Türkiye’ye ve dünyaya barışın, kardeşliğin, bir arada yaşama hukukunun dersini veriyor” Büyükşehir’in verdiği tüm hizmetlerin kaynağının yurttaşın vergisi olduğunu hatırlatan Seçer, “Sizin bu emanetinize halel getirmememiz lazım. Paranızı, emeğinizi kendi canımızdan öte korumamız lazım” diye konuştu. Tarım denildiği zaman tüm Türkiye ve dünyada herkesin aklına Çukurova bölgesinin geldiğini belirten Seçer, Çukurova’da her şeyin üretilebildiğini belirterek, “Verimli topraklarımız ve ekolojimiz var. Havamız, suyumuz, her şeyimiz uygun ama her şeyden önemlisi de insan kaynağımız uygun. Burada çalışkan insanlar ve çalışkan kadınlar var. Burası küçük Türkiye, Türkiye’nin özeti. Doğudan batıya, kuzeyden güneye Mersin’de daha iyi bir yaşam için insanlar göç etmiş ve Mersin göçlerle büyümüş. Doğduğu yeri terk edip rahatını bozup gelen insan mutlaka ihtiyacı olan insandır. Çalışması, üretmesi ve daha iyi bir hayat sürmesi lazım. İşte bu enerji sinerjiye dönüşüyor. Mersin tüm Türkiye’ye, tüm dünyaya barışın, kardeşliğin, bir arada yaşama hukukunun dersini veriyor” diye konuştu. “Tarımsal alanda hizmet ve projelerimiz aralıksız devam ediyor” Tarımsal hizmetler konusunda yürütülen proje ve desteklerin aralıksız devam ettiğini dile getiren Seçer, 2019’dan bu yana 626 bin 336 adet nergis soğanı dağıtımı gerçekleştirildiğini belirtti. Tarımsal hizmetlerin birçok alana hitap ettiğini ifade eden Seçer, güneş enerjisi sistemlerinin önemini hatırlatarak, “Buradan sulama kooperatiflerine sesleniyorum; günümüzde en değerli şey su. Ürünlerinizi sulamak için enerji kullanıyorsunuz ve enerji çok pahalı. Güneş enerjisi santrallerine yönelin. Gelin projeyi birlikte yapalım, yüzde 50 bedelini biz karşılayalım. Bakın güneş enerjisi santralleri projesini başlattık. Birçok kooperatifimizin güneş enerji santralleri de kurulmaya başlandı” dedi. “Atatürk’ün kurduğu büyük partinin belediyecilik anlayışını 16 bin kilometrekare alanda uygulamaya çalışıyoruz” Mersin’in tarımın yanı sıra birçok sektörde başarılı olduğunu söyleyen Seçer, kentin stratejik bir liman bölgesi olduğunu hatırlattı. Kentin yatırımlarla her geçen gün büyüyeceğini ve yükselişinin devam edeceğini ifade eden Seçer, “Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak dün olduğu gibi bugün de yarın da sizden onay aldığımız her dönemde hizmetlerimizi yapmaya devam edeceğiz. 2019 yılında bir başka partiden büyükşehir belediyesini kazandık. CHP’li bir belediye başkanı olarak, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin belediye başkanı olarak söylüyorum; bu büyük partinin belediyecilik anlayışını 16 bin kilometrekare alanda uygulamaya çalışıyoruz” sözlerini kaydetti. “Barış kardeşlik projesini Mersin’de gerçekleştirdik” Şenlik alanının on binlerce vatandaşla dolu olmasına dikkat çekerek birliktelik vurgusu yapan Seçer, kentte ayrımcılığa yer olmadığını söyledi. Mersin’in barış ve kardeşlik kenti olduğunu belirten Seçer, “Pirömerli ve civar köylerin bir arada olduğu bu noktaya, Torosların eteklerine bu kadar insanı getirebiliyorsanız bu alanda parti, etnik köken, yaşam biçimi, ekonomik düzey ayrımı yok demektir. Bu alanda Kuva-yi Milliye, Mustafa Kemal, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi var. Mersin’de biz bunu başardık. Türkiye’de 2 yıldır uğraşılan barış kardeşlik projesini biz zaten Mersin’de sizlerin sayesinde gerçekleştirdik. Mersin ile gurur ve övünç duyuyorum” sözlerine yer verdi. Seçer’den erken seçim çağrısı Ülkenin yaşadığı adaletsizlik ve demokratik olmayan uygulamalar sorunlarının yanı sıra vatandaşın gündeminin birinci sırasında da ekonomik zorluklar olduğuna dikkat çeken Seçer, “Emekliye dokunmayın bin ah işitirsiniz; çiftçisi ve sabit gelirlisi de aynı şekilde. Kâğıt üzerinde ekonomiyi iyi göstermek adına uygulamalardan vatandaşım sefalet içerisinde. Bunu görmemek için gözünüzün önünde perde olması ya da bu ülkede yaşıyor olmamanız veyahut art niyetli olmanız lazım” dedi. Vatandaşların 2019’da Mersin’de kendisini, Adana’da Zeydan Karalar’ı, Ankara’da Mansur Yavaş’ı ve İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nu başkan olarak tercih ettiği gibi genel seçimde de Recep Tayyip Erdoğan’ı tekrar Cumhurbaşkanı seçtiğini hatırlatan Seçer, demokrasinin bir bayrak yarışı olduğunu belirterek CHP olarak ülkeyi kalkındıracak kadrolara sahip olduklarını vurguladı ve erken seçim çağrısında bulundu. “Adaletsizlikle, bizleri susturmakla, milletin iradesine ket vurmakla bir ülkeye en büyük kötülüğü edersiniz” Yapılan kamuoyu araştırmalarında yurttaşların da ülkenin seçime gitmesi gerektiği yönünde görüş beyan ettiğini aktaran Seçer, “Bu halkın sesini duymamak, halkın bu isyanını görmemek, işitmemek, buna göre tedbir almamak nedir? Yapacak bir şey kalmadı. Bakın, çeyrek asırda demiri koysanız aşınır; iktidar da aşınır. Demokrasiyi sindirelim. Mahkeme kadıya mülk değil. Biri gelir, biri gider; gelen, gidenden iyi yapar. Ülke, demokrasi ve hukuk devleti böyle kalkınır. Adaletsizlikle, bizleri susturmakla, her şeyden önemlisi kutsal olan milletin iradesine ket vurmakla, ona saygısızlık yapmakla, demokrasiye kötülük edersiniz, bir ülkeye en büyük kötülüğü edersiniz” diye konuştu. “Azimliyiz, çalışıyoruz, kararlıyız. Mutlaka birçok sorunla uğraşıyoruz ama hepsini aşacağız” Büyükşehir Belediyesi olarak hiçbir vatandaş arasında ayrım yapmadan kimin nerede hangi hizmete ihtiyacı varsa en iyi şekilde sunarak hizmet verdiklerinin altını çizen Seçer, “Biz belediyelerimizi bu şekilde yönetiyoruz. Biz iktidara geldiğimizde bu ülkeyi neden böyle yönetmeyelim? Neden doğudan batıya, kuzeyden güneye, 86 milyonu kardeş ilan etmeyelim. Bunu yapacağız. Azimliyiz, çalışıyoruz, kararlıyız. Mutlaka birçok sorunla uğraşıyoruz ama hepsini aşacağız. Biz vatandaşımıza ve emeğimize güveniyoruz. Birliğimiz, beraberliğimiz daim olsun” sözleri ile konuşmasını tamamladı. Nergis kokusu müzik ve renkle buluştu CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, Anamur Belediye Başkanı Durmuş Deniz, Pirömerli Mahalle Muhtarı Ahmet Ateş ve nergis üreticisi Fatma Eren’in de birer konuşma gerçekleştirdiği şenlikte, konuşmaların ardından ise nergis çiçeğinden taç yapma yarışmasının ödül töreni gerçekleştirildi. Yarışmada ilk üçe giren Mukadder Öz, Zeynep Kıvrak ve Emine Tuğba Eren ödül olarak sıvı gübrelerini Başkan Seçer ve protokol üyelerinin elinden aldı. Şenlik, Ankaralı Ayşe konseriyle taçlandırıldı. Pirömerli Mahalle Muhtarı Ahmet Ateş tarafından Başkan Seçer’e plaket takdim edilirken, şenliğin final bölümünde sahne alan Ankaralı Ayşe’ye ise Başkan Seçer tarafından çiçek takdim edildi. Konsere katılarak yurttaşların coşkusuna ortak olan Seçer, programın sonunda sahneden alanı dolduran binlerce kişiyle hatıra fotoğrafı çektirdi. Etkinlik, yoğun katılım ve renkli görüntülerle sona erdi. Şenlik alanında gün boyu; üretici satış stantları, DJ performansları, davul-zurna ekibi, çocuk oyun alanları ve SporBüs çocuk parkuru Mersinlilerle buluştu. Çocuklar için düzenlenen nergis soğanı dikim atölyesi, güneş gözlem etkinliği ve MESKİ su tasarrufu etkinlikleri, hem eğlenceli hem öğretici anlar sundu. Nergis Şenliği’nde aileler ve çocuklar doyasıya eğlendi Ankara’dan kızı Masal ile birlikte şenliğe katılan Ömer Suat, Mersin 4. Nergis Şenliği’ne ilk kez geldiklerini belirterek, “Bu şenlik için Ankara’dan geldik. İlk defa katılıyoruz ve çok keyifli. Mersin’i çok seviyoruz. Bunların devamını diliyoruz” dedi. Şenliğe ilk kez katılan Nisa Gündüz ise şenlik alanını çok beğendiğini söyleyerek, “Kaç senedir görüyordum ama ilk kez nasip oldu. Silifke’den geldik. Çok güzel bir etkinlik olmuş. Başkanımıza teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı. Çocuklar da şenlikte doyasıya eğlendi. Çocuklar için hazırlanan oyun alanının tadını çıkaran 12 yaşındaki Dorukhan Bülbül, “Bu sene önceki yıllardan da çok güzel olmuş. Yarışmalar, aktiviteler, oyun alanları… Dolu dolu geçti” dedi. 11 yaşındaki Fatmagül Ateş ise “Çok eğlendim. Burada daha önce görmediğim arkadaşlarımla buluştum. Nergis Şenliği’ne her sene katılmak istiyorum” sözleriyle mutluluğunu dile getirdi. Kadın emeği stantları, Nergis Şenliği’ne değer kattı Şenlikte kaynar stantı açan Esra Atlı, etkinliğin üretici kadınlar için önemli olduğunu belirterek, “Böyle bir etkinlik sağlandığı için biz ev hanımlarına ek gelir oluyor. Herkes çok pozitif, şenlik sevgi kokuyor” dedi. Mersinden Kadın Kooperatifi kurucu ortaklarından Beyhan Gürbüz de şenliğe her yıl katıldıklarını söyleyerek, “Bu yıl çok daha güzel olmuş. İnsanlar burada nefes alıyor. Kadın emeğine ekonomik katkı sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi Düzenlendi Haber

Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi Düzenlendi

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), yerli üreticiyi desteklemek ve kırsal kalkınmayı artırmak için üreticilerle bir araya gelmeye devam ediyor. Arıcılıkla ilgilenen vatandaşların; geleneksel yöntemlerin dışına çıkıp modern üretimle kaliteli bala erişim sağlaması ve arıcılıkla ilgili birçok konuda bilgi sahibi olması için Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi verildi. Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ve Gölbaşı Belediyesi’nin iş birliğiyle düzenlenen eğitime; Mamak, Balâ, Çankaya ve Gölbaşı ilçelerinde arıcılık yapan üreticiler katıldı. ARI SAĞLIĞINDAN ÜRETİME KADAR MERAK EDİLEN SORULAR YANITLANDI Eğitim kapsamında; kışlatma sürecinde dikkat edilmesi gereken detaylarla birlikte erken ilkbahar döneminden üretim sezonuna kadar; arı yetiştiriciliği, arı sağlığı ve arı ürünleri üretimi Ziraat Mühendisi Suat Musabeşeoğlu tarafından anlatıldı. Aynı zamanda ABB bünyesinde kurulan Arıcılık Araştırma Üretim ve Eğitim Merkezi faaliyetleri anlatılarak, yapılan teknik arıcılık uygulamaları konusunda da bilgi verildi. Üreticiler hem bilgilendi hem de sorularına cevap buldu. Eğitim sonunda ise vatandaşlara, Büyükşehir’in çıkardığı, akademisyenler tarafından titizlikle hazırlanan Başkent Arıcılık Dergisi dağıtıldı. “KIRSALDA ÜRETİMİN AKSAMADAN DEVAM ETMESİNİ İSTİYORUZ” ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal, yerli üreticinin desteklenmesinin ve üretimin sürdürülebilir olmasının önemine değinerek şunları söyledi: “Ankara’mızın genelinde yaklaşık 928 kırsal mahallemiz var. Bu mahallelerde üretime devam edebilmesi için çiftçilerimizin eksiliklerinin giderilmesi için birçok alanda faaliyet gösteriyoruz. Kırsalda üretimin aksamadan devam etmesini istiyoruz. Kış aylarında da sonbahar aylarında da zamanımızı daha iyi değerlendirmek için eğitimler düzenliyoruz. Bugün burada kışlatma eğitimi dediğimiz arıcılıkta çok önemli olan kayıpların en fazla yaşandığı dönemdeki eğitimde size bildiğiniz şeyleri hatırlatmak, atladığınız şeyleri tekrar anlatmak için bu eğitimi gerçekleştiriyoruz.” ABB Hayvancılık Hizmetleri Şube Müdürü Hasan Hüseyin Karakuş ise arıcılığın günümüzdeki önemini belirterek, “Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı olarak tarım ve hayvancılığı geliştirmek adına destekleme projeleri gerçekleştiriyoruz ve bununla birlikte eğitim faaliyetleri düzenliyoruz. Bugünde arıcılık eğitimi için burada toplanmış bulunuyoruz. Üretimi devam ettirdiğiniz için teşekkür ediyorum, lütfen üretimden vazgeçmeyelim, bizim ülkemizin kurtuluşu tarım ve hayvancılıktadır” dedi. ÜRETİCİLERDEN, ABB’YE TEŞEKKÜR -Ahmet Boran : “Ben Ankara Balâ Avşar kasabasında yaklaşık 30 yıldır arıcılık yapmaktayım. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bu yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Bize fazlasıyla bilgi vermektedir ve bu bilgilerle biz kendimizi daha çok geliştirdik. Mansur Başkan’a teşekkür ediyorum. İlkbahar bakımı, sonbahar bakımı, yavru kuşu çürüklüğü, arı kuşu ile mücadele hakkında bilgi edindik ve bunların hepsinden de Büyükşehir’in nimetlerden yararlandık. Özellikle bir dergisi var ki Büyükşehir’in çıkardığı, o dergi de bize arıcılıkla ilgili değerli bilgiler öğretti.” -Türkan Güldoğan: “Gölbaşı Oğulbey Mahallesi’nde arıcılık yapıyorum. Yaklaşık beş yıldır çalışıyorum. Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı kurslara gerçekten ihtiyacımız var. Çünkü bizler daha yeniyiz, tecrübe edinmek istiyoruz. Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederim, gerçekten buna ihtiyacımız var.”

Hayvan Varlığı Eriyor, İthalata Kapı Açılıyor! Haber

Hayvan Varlığı Eriyor, İthalata Kapı Açılıyor!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesinde Culuk Köyünde hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya geldi. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları, boşalan ahırlar ve ithalata dayalı politikalar sahada açıkça ortaya konulurken, üreticiler mevcut koşullarda hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini dile getirdi. “HAYVANCILIK 24 SAAT EMEK İSTİYOR AMA KARŞILIĞI YOK” CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç ile Haymana’da hayvancılığın geldiği noktayı yerinde inceledi. Hayvancılığın büyük fedakârlık gerektirdiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, üreticilerin tatilsiz, aralıksız bir emek verdiğini ancak bunun karşılığını alamadığını ifade etti. Gürer, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Cumartesi yok, pazar yok, tatil yok. Eğer hayvana yem verirseniz o hayvan da size et verir, süt verir. Ülkemizde mera hayvancılığı da bitmek üzere. On iki ay boyunca bu hayvanlar ahırda yemle besleniyor. Ama yem fiyatları düzenli olarak artıyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 9 lirayı bulmuş durumda. Yonca, saman, küspe arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak bu maliyete göre satış yapılamayınca çoğu ahır boşalmış durumda,” dedi. “ÇÖZÜM İTHALATTA ARANIYOR, YERLİ BESİCİ DESTEKLENMİYOR” Türkiye’de hayvancılıkta yaşanan sorunların çözümünün ithalatla aranmasını eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında 654 bin baş hayvan ithal edildiğini hatırlattı. buzağı ölümleri ve hayvan hastalıklarının önüne geçilemediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, asıl sorunun yerinde çözülmediğine belirterek, “2025 yılında ülkemiz 654 bin baş hayvan ithal etti. Çözüm ithalatta aranıyor. Oysa 400-500 bin aralığında buzağı ölüyor, hayvan hastalıklarının önüne geçilemiyor. Sorunlar yerinde çözülmüyor, kendi besicimiz desteklenmiyor,” diye konuştu. ÜRETİCİ ZÜLFÜ ÜNAL: “HAYVANI KESTİĞİMDE YERİNE KOYAMIYORUM” Hayvancılık yapan üretici Zülfü Ünal, üretimin neden sürdürülemediğini yaşadığı deneyimlerle anlattı. Ünal, hem et hem süt üretiminde maliyetlerin kontrol edilemez hale geldiğini belirterek, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıyorum, yemi pahalıya alıyorum, hayvanımı kestirdiğim zaman tekrar yerine koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum,” dedi. “BİR LİTRE SÜTLE İKİ KİLO YEM ALAMIYORUZ” Süt fiyatlarının üreticiyi kurtarmadığını vurgulayan Ünal, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan fiyatların sahada karşılık bulmadığını dile getirdi. Ünal, süt-yem paritesinin hızla bozulduğunu şu sözlerle anlattı: “Süt fiyatlarına baktığımızda, yılbaşından sonra geçerli olan fiyat 22 lira. Bu fiyat bizi kurtarmıyor. Minimum, en kötü fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre sütle iki kilo yem alamıyoruz. Yakında bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de üretemeyeceğiz. Elektriği, faturaları, giderleri, hayvanların ilaç masraflarını, veteriner ücretlerini ödemekte zorlanıyorum.” “AHIRLAR BOŞ, KÖYDE ÜRETİM KALMADI” Haymana’daki köylerde hayvan sayısının hızla azaldığını belirten Ünal, üretimin neredeyse durma noktasına geldiğini söyledi. Bölgenin verimli olmasına rağmen hayvancılığın sürdürülemediğini belirterek, “Köyde hayvan kalmadı, azalmayı da geçti. Şu an hayvan sayısına baksanız çoğu ahır boş. Köyümüzde üretim yok. Biz Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz. Arazi olarak da son derece verimli bir bölgeyiz. Ancak bu şartlar altında hayvancılığı sürdüremeyiz. Önceki yıllara göre daha da daraldık. Enflasyonla birlikte paramız iyice eridi, pul oldu,” şeklinde konuştu. KOÇ: “AÇIKLANAN FİYAT SAHADA UYGULANMIYOR” CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da üreticilerin yaşadığı fiyat sorununa dikkat çekti. Açıklanan süt fiyatı ile fiili satış fiyatı arasındaki farkın üreticiyi daha da mağdur ettiğini belirten Koç, “Köyde açıklanan fiyat 22 lira ama üretici fiilen 19 liraya satıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı 22 liralık fiyat üreticiyi kurtarmıyor. Vatandaşların hepsi sıkıntıda. Tarımın ve hayvancılığın tamamen bittiği bir noktadayız,” dedi. “HAYVANCILIKTAKİ GERİLEME DAHA FAZLA İTHALAT DEMEKTİR” Hayvancılığın gerilemesinin ithalat bağımlılığını artıracağını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidara açık çağrıda bulundu. Köyde üretimin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğini belirten Gürer, şu ifadeleri kullandı: “Hayvancılıkta ülkenin geriye düşmesi daha fazla ithalat demektir, yabancı besiciye destek demektir. Oysa kendi besicimizi desteklemek gerekiyor. Köyde tarımın sürdürülebilirliği ve çiftçinin, besicinin, üreticinin geleceğini planlayabilmesi için mutlaka yapılması gerekenler var. Bu konuda iktidara çağrıda bulunuyoruz. Gerekli adımlar bir an önce atılmazsa sorunlar giderek büyüyecek. Hayvancılık yapan herkes bu şartlarda bu işin sürdürülemeyeceğini söylüyor.” “İTHALATA VERİLEN PARA ÇİFTÇİYE DESTEK OLSA BU NOKTAYA GELMEZDİK” Üretici Zülfü Ünal ise ithalat politikalarına tepki göstererek, “Ben üretim yapmaya çalışıyorum, memleketim için katkı sağlamaya çalışıyorum. Biz vatansever insanlarız. Bir tane hayvan üretelim, insanlara ulaştıralım diye uğraşıyoruz. Ama ne yazık ki şartlar buna el vermiyor. Yarın bir gün bunu bırakmak zorunda kalacağız. Ben yapmayacağım, o yapmayacak; sürekli ithalat, ithalat, ithalat. İthalata vereceğiniz parayı bizim çiftçimize, besicimize destek olarak verseniz çok daha iyi noktada oluruz. Hiçbir destek almıyorum. Desteksiz yapmaya çalışıyorum. Parasız, pulsuz geziyoruz ama yine de gidip bir çuval yem alıp hayvanın önüne döküyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz, bize de destek yapılmasını talep ediyoruz,” diye konuştu. HAYVAN VARLIĞINDA BÜYÜK KAYIP: MİLYONLARCA BAŞ HAYVAN YOK OLDU Türkiye genelindeki hayvan varlığındaki düşüşe de dikkat çeken CHP’li Gürer, geçmişten bugüne yaşanan kaybı rakamlarla ortaya koydu. Gürer, “1980 yılında ülkemizde büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün bu sayı 71 milyona geriledi. Daha vahimi, 2025 yılında şap hastalığının 81 ilde hayvan pazarlarını kapattıracak boyuta ulaşmasından sonra ne kadar hayvan kaybettiğimiz bilinmiyor,” dedi. Uluslararası raporlara da değinen Gürer, büyükbaş hayvan sayısındaki gerilemeyi şöyle aktardı: “2026 yılı raporunda Amerika Tarım Bakanlığı, Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 14 milyon 100 bine düşeceğini açıkladı. Oysa ülkemizin resmi verilerine göre 2025 yılında 16 milyon 900 bin büyükbaş hayvan vardı. Birlik verilerine göre ise bu sayı 13 milyon 685 bine düştü. Yani 4 milyon 279 bin baş hayvanı kaybetmiş durumdayız,” dedi. “GENÇ ÜRETİCİ YOK, GELECEK BELİRSİZ” Üretici Zülfü Ünal, hayvancılığın geleceğine ilişkin en büyük endişeyi dile getirdi. Gençlerin üretimden tamamen koptuğunu söyleyen Ünal, “Genç üretici kalmadı, hepsi 60 yaşın üzerinde. On yıl sonra sütü, eti, peyniri kim üretecek? Hepsini ithal mi edeceğiz? Balkanlardan mı getireceğiz, Çin’den mi, Ukrayna’dan mı? Benim sütümü, peynirimi kim üretecek?” diye sordu.

Türkiye’nin Suriye’ye İhracatı 2,6 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Türkiye’nin Suriye’ye İhracatı 2,6 Milyar Dolara Ulaştı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) kayıtlarına göre; Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı 2025’te, önceki yıla göre yüzde 69,6 artışla 2,6 milyar dolara yükseldi. Yıl boyunca artan ticari temaslar, sahada kurulan sürekli diyalog mekanizmaları ve ihracatçıların değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen yapısı, bu artışta belirleyici rol oynadı. TİM Suriye Masası Başkanı ve Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, ortaya çıkan tablonun tekil gelişmelerin değil, yıl geneline yayılan ve sahada kararlılıkla sürdürülen sistematik bir çalışmanın sonucu olduğuna dikkat çekerek, “2025 yılı, Türkiye-Suriye ticari ilişkilerinin daha öngörülebilir, daha kurumsal ve daha sürdürülebilir bir zemine oturduğu bir yıl oldu. Yıl boyunca ihracatçılarımızın sahadan ilettiği ihtiyaçları kamu otoriteleriyle eş zamanlı olarak ele aldık; temas, çözüm ve sonuç üretme refleksini sürekli canlı tuttuk. Ulaştığımız 2,6 milyar dolarlık ihracat seviyesi, bu yaklaşımın somut bir çıktısıdır” dedi. “İlişkilerimiz daha kurumsal bir yapıya evrildi” İller bazında Suriye’ye en fazla ihracat 653 milyon dolar ile Gaziantep’ten yapılırken, kentin ihracatı geçen yıla göre yüzde 35,7 arttı. İstanbul, yüzde 140,1 artışla 382 milyon dolara, Ankara ise yüzde 1.501 gibi dikkat çekici bir artışla 281,8 milyon dolara ulaştı. Bu görünüm, Suriye pazarının sınır illerinin ötesinde, Türkiye genelindeki farklı üretim merkezlerini de kapsadığını ortaya koydu. Sektörel dağılımda yüzde 35,4 artış gerçekleşen hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri 700 milyon dolarla ilk sırada yer aldı; kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı yüzde 78,6 artışla 299,1 milyon dolara, elektrik ve elektronik ihracatı ise yüzde 61 artışla 224,3 milyon dolara yükseldi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Suriye’ye ihracatı 2025’te 967,8 milyon dolar olurken, bölgenin toplam içindeki payı yüzde 37,7 olarak gerçekleşti; bölgeden en fazla ihracat yapan sektör 400,9 milyon dolarla hububat oldu. Suriye ile ticarette 2025 yılı verilerini değerlendirirken, ihracattaki artışın arkasında yalnızca kısa vadeli ticari hareketlilik değil, ilişkilerin derinleşmesi ve yatırımların oluşturduğu güven zemininin bulunduğunu vurgulayan TİM Suriye Masası Başkanı Celal Kadooğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Bölgede yatırımlar arttıkça karşılıklı güven ve öngörülebilirlik güçleniyor; bu da ticari ilişkilerin hem hacmine hem de niteliğine doğrudan yansıyor. Yatırım, ticareti takip eden bir sonuç değil; ticaretin kalıcı hale gelmesini sağlayan temel unsurdur. 2025 yılı boyunca Suriye ile gelişen temaslar, bu ilişkinin daha kurumsal bir yapıya evrildiğini açık biçimde gösterdi.” “İhracatımız nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşecek” Orta Doğu’da güçlenen istikrar ortamının Türkiye-Suriye ticaretini daha geniş bir çerçeveye taşıdığına dikkat çeken Kadooğlu, bölgesel perspektifi şu sözlerle tamamladı: “Orta Doğu’da istikrarın güçlenmesi, ekonomik ilişkilerin daha sağlıklı ve uzun vadeli bir zemine oturmasını sağlıyor. Suriye’nin yeniden bölgesel ticaret ağlarına entegre olması; Türkiye açısından yalnızca ikili ticareti büyüten bir gelişme değil, aynı zamanda Orta Doğu, Afrika ve Körfez pazarlarına uzanan daha geniş bir ticaret hattının güçlenmesi anlamına geliyor. Türkiye, üretim kapasitesi, tedarik zinciri gücü ve coğrafi konumuyla bu yeni dönemin doğal merkez ülkelerinden biri. Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret daha dengeli, daha öngörülebilir ve uzun vadeli bir yapıya doğru ilerlediğinden; 2026 yılında da istikrar, yatırım ve ticaret arasındaki ilişkinin güçlenmesini, ihracatımızın nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşmesini bekliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.