Hava Durumu

#Ar-Ge

Kırsal Haber - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Dalgıç: ''Zeytinin Başkenti Tirilye’dir'' Haber

Başkan Dalgıç: ''Zeytinin Başkenti Tirilye’dir''

Mudanya Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenlediği “Tirilye Zeytin Çiçeği Festivali”, büyük ilgi ve coşkuyla başladı. “Zeytinin Evinde Bulaşalım” çağrısını yineleyen Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Tirilye zeytinini hak ettiği yere getirmeyi, üreticinin emeğini görünür kılmayı ve zeytin kültürünü gelecek kuşaklara taşımayı hedeflediklerini söyledi. Mudanya Belediyesi tarafından “Zeytinin Evinde Buluşalım” sloganıyla bu yıl ikincisi düzenlenen Tirilye Zeytin Çiçeği Festivali, binlerce kişinin katılımıyla coşkulu bir başlangıç yaptı. Dünyanın en kaliteli zeytinlerinin yetiştiği Tirilye’de başlayan festival, tarihi sokakları, yerel üreticileri, atölyeleri ve etkinlikleriyle ilk günden yoğun ilgi gördü. Festival, Tirilye Kültür Merkezi önündeki asırlık çınar ağacının altından başlayan ve sahilde son bulan kortej yürüyüşüyle başladı. Zeytin çiçeği dalları taşıyan traktörün eşlik ettiği kortejde, bando takımı festival coşkusunu Tirilye sokaklarına taşırken, zeytin çiçeği taçları takan katılımcılar renkli görüntüler oluşturdu. Tirilye’yi dolduran ziyaretçiler, gün boyunca kurulan üretici stantlarını gezerken, zeytin ve zeytinyağı kültürünü yakından tanıma fırsatı buldu. Mudanya’nın zeytin kültürünü, üreticisini ve bereketli toprağını görünür kılan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptıklarını belirten Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Tirilye Zeytin Çiçeği Festivali’nin Mudanya’nın üretim kimliğini güçlendiren önemli adımlardan biri olduğunu söyleyerek, zeytin ve zeytinyağında markalaşmanın önemine dikkat çekti. Dalgıç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Zeytinin katma değerini artırmak ve üreticimizin emeğini daha görünür kılmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Çepni İmece Zeytinyağı Fabrikası’nda ürettiğimiz zeytinyağıyla uluslararası bir yarışmada gümüş madalya kazandık. Bu başarı bizim için yalnızca bir başlangıç. Mudanya yerinde sayan bir kent olmayacak; üreten, gelişen ve ufkunu genişleten bir kent olacak. Ar-Ge çalışmalarımız kapsamında limon ve mandalina aromalı zeytinyağları da üretiyoruz. Çok daha iyilerini başararak bu zenginliği geleceğe taşımakta kararlıyız.” ZEYTİNİN GÖLGESİNDE FESTİVAL COŞKUSU Festivalin ilk gününde Taş Mektep avlusunda “Kadim Ağaçların Gölgesinde Bölgemizde Zeytin Üreticiliği” ve “Kitapların Hikaye Anlatıcılığı” söyleşileri gerçekleştirildi. Zeytin yetiştiriciliğinin öneminin masaya yatırıldığı söyleşilerde, katılımcılar geçmişten bugüne uzanan bir yolculuğa çıktı. Şeflerin katılımıyla düzenlenen yemek atölyelerinde zeytinyağlı lezzetlerin incelikleri paylaşılırken, yetişkinler ve çocuklar için hazırlanan üretim atölyeleri yoğun ilgi gördü. Çocuklar gün boyunca kendileri için oluşturulan etkinlik alanlarında eğlenirken, aileleri de yerel üreticilerin ürünlerini keşfetme ve alışveriş yapma imkanı buldu. Festivalin en heyecanlı anlarından biri ise büyük ilgi gören Zeytinyağlı Yemek Yarışması oldu. Birbirinden iddialı tariflerin yarıştığı etkinlikte “Kabak Sıyırma” yemeğiyle Ayşe Aydın birinci, “Zeytinyağlı Enginar” ile Şadıman Sözen ikinci, “Zeytinyağlı Yaprak Sarma” ile Nilgün Sözen ise üçüncü oldu. Gün boyu süren etkinlikler, akşam saatlerinde Tirilye sahilinde gerçekleştirilen Ceren Toksöz konseriyle taçlandı. Gün batımının eşsiz atmosferinde düzenlenen konserde yüzlerce kişi şarkılara hep bir ağızdan eşlik ederek festival coşkusunu sahile taşıdı. Tirilye Zeytin Çiçeği Festivali, 31 Mayıs Pazar günü de birbirinden renkli etkinliklerle devam edecek. Tirilye, festivalin ikinci gününde de ziyaretçilerini zeytin kültürü, lezzet ve müzikle buluşturacak.

Kuraklığa Karşı Türkiye'den Küresel Çözüm Haber

Kuraklığa Karşı Türkiye'den Küresel Çözüm

Sabancı Üniversitesi'nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems'in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla'da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Sulamada yüzde 50'ye kadar tasarruf, verimde yüzde 25'e varan artış sağlayan teknoloji; ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika'da sahada kullanılıyor. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems'in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde (KOSB) kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Tesisin açılış töreni 16 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirildi. Törene; TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile çok sayıda kamu kurumu temsilcisi, akademisyen, sektör paydaşı ve uluslararası konuk katıldı. Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye'de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul'un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50'ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25'e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye'nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika'da aktif olarak kullanılıyor. Akademiden sanayiye geçişte başarı örneği TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye'nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti. Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı'nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü aktardı. “Su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji” Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, dünyada ve Türkiye'de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Tek, dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.” Sabancı Üniversitesi'nde 2007'den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçtiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı. “Suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir” TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu söyledi. Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.” Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını söyledi. “Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk” ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO'su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70'ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems'in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD'den Afrika'ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems'i Türkiye'den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.” Nanoteknoloji ürünler daha etkin sonuç veriyor ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO'su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5'i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.” Uluslararası açılım küresel gündemle örtüşüyor ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise yaptığı açıklamada, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems'i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Tanrıverdi şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems'in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye'de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems'i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye'nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.” Laboratuvardan endüstriye Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul'da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor. Entegre bir teknoloji ailesi Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor. Yönetim ve Ar-Ge ekibi • Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu — Kurucu Ortak, Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO • Can Yurdakul — Kurucu Ortak, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO • Dr. Senem Seven — Kurucu Ortak ve Chief Innovation Officer • Yeşim Zorbacı — Kurucu Ortak ve Chief Research Officer • Dr. Utku Seven — Kurucu Ortak ve Chief Production Technology Officer • Dr. Eren Şimşek — Ortak ve Chief Technical Operations Officer • Can Arslan — Ortak ve Chief Commercial Officer • Ömer Faruk Tanrıverdi — Ortak ve Chief External Affairs Officer (CEAO) Küresel yapı İstanbul'da Ar-Ge ve üretim altyapısına, Hollanda Lahey'de uluslararası ofisine ve ANT Systems Holding B.V. çatısına sahip olan şirket, Avrupa merkezli küresel büyüme stratejisini sürdürüyor. Yatırımcı yapısı ANT Systems; Ünlü Portföy Yönetimi A.Ş., BloomTech Capital B.V. (Hollanda ve Umman), Foton Holding B.V. (Hollanda), Akça Holding, HEK Yatırım A.Ş. ve The Porte Global Affairs A.Ş. gibi kurumsal yatırımcıların yanı sıra Güler Sabancı, Dilara Kaya Karadeniz, Orhan Tağı, Erman Yurdakul ve Can Güneri'nin yer aldığı bir yatırımcı yapısı tarafından destekleniyor. Tören, protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen fabrika gezisiyle sona erdi.

Kütahya Tarımında İhracat Seferberliği: KÜTBO’dan Üzümsü Meyveler İçin Dev Adım Haber

Kütahya Tarımında İhracat Seferberliği: KÜTBO’dan Üzümsü Meyveler İçin Dev Adım

Kütahya Ticaret Borsası (KÜTBO), Kütahya’yı üzümsü meyve üretiminde dünya markası yapmaya hazırlanıyor. Hollanda ve Yeni Zelanda ile kurulan stratejik iş birlikleri ve gerçekleştirilen B2B görüşmeleri ile yaban mersini, ahududu ve böğürtlen üretimi için ihracat kapıları sonuna kadar açılıyor. ​Kütahya’nın Tarımsal Potansiyeli Uluslararası Arenada ​Kütahya Ticaret Borsası, ilin tarımsal üretim gücünü katma değeri yüksek modellerle buluşturmak adına dev bir hamle başlattı. Hollanda ve Yeni Zelanda Büyükelçilikleri ile yapılan üst düzey temaslar sonucunda, Kütahya’nın lojistik avantajları ve toprak yapısının üzümsü meyve üretimi için sunduğu fırsatlar tescillendi. ​KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, Kütahya’nın uluslararası pazarlara entegrasyonu konusunda önemli bir eşiğin aşıldığını belirterek; "Üzümsü meyveler, özellikle yaban mersini üretimi, Kütahya için sadece alternatif bir faaliyet değil, yüksek katma değerli bir kalkınma modelidir" dedi. ​Blueberry Yetiştiriciliğinde Hollanda Modeli ve B2B Görüşmeleri ​Antalya’da düzenlenen Türkiye Berry Forumu’na Hollanda Büyükelçiliği’nin özel davetiyle katılan KÜTBO heyeti, süreci somut yatırımlara dönüştürdü. Kütahya’da gerçekleştirilen teknik toplantılar ve bugün düzenlenen “Blueberry Yetiştiriciliği Eğitimi ve Uluslararası İş Birliği Buluşması” kapsamında; Üreticiler; uluslararası yatırımcılar, alıcı firmalar ve teknik çözüm ortaklarıyla birebir görüşme fırsatı buldu. Paketlemeden lojistiğe, tedarik zincirinden pazarlama stratejilerine kadar dış pazara erişimi hızlandıracak ön anlaşmalar yapıldı. Uluslararası uzmanlar eşliğinde sürdürülebilir tarım, doğru çeşit seçimi ve modern üretim teknolojileri konusunda bilgi transferi sağlandı. ​Hedef: Türkiye’nin Yeni Üzümsü Meyve Üretim Merkezi ​Kütahya’nın iklimi ve geniş tarım arazilerinin yaban mersini, ahududu, böğürtlen ve çilek gibi ürünler için son derece elverişli olduğu bilimsel verilerle ortaya kondu. KÜTBO’nun vizyonu, bu potansiyeli AR-GE ve dijital izlenebilirlik sistemleri ile destekleyerek ilin ihracat kapasitesini maksimize etmek. ​Kütahya Ticaret Borsası’ndan Kararlılık Mesajı ​Başkan Necati Gültekin, Kütahya’nın tarımdaki dönüşüm hikayesini paydaşlarla birlikte yazmaya devam edeceklerini vurgulayarak; "Temel hedefimiz, üreticilerimizi daha rekabetçi hale getirmek ve Kütahya’nın tarımsal gücünü uluslararası pazarlarda görünür kılmaktır" açıklamasında bulundu.

Ege İhracatçı Birlikleri’nde Muhammet Öztürk Dönemi Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nde Muhammet Öztürk Dönemi

Bünyesindeki 12 ihracatçı birliğiyle Türk ihracatçılarının en büyük çatı kuruluşlarından biri olan Ege İhracatçı Birlikleri’nde Koordinatör Başkanlığa, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk oy birliğiyle seçildi. Öztürk, önümüzdeki 4 yıl EİB bünyesindeki 8 bin 500 ihracatçının temsilcisi olarak görev yapacak. Nisan ayında tamamlanan Ege İhracatçı Birlikleri Genel Kurul Toplantıları sonrasında şekillenen Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu’nun ilk toplantısında; Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcılıklarına, Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Fatih Uysal ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Turan Göksan oy birliğiyle getirildiler. Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu’ndaki diğer başkanlar Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Selim Jimi, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun 2026-30 döneminde Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu’nda Ege Bölgesi ihracatının artması için mesai verecek diğer birlik başkanları olacak. Muhammet Öztürk EİB’de Koordinatör Başkan olan 10. isim Muhammet Öztürk, EİB tarihinde Halit Şarlak, Mustafa Özman, Şükrü Ünlütürk, Hasan Çelebioğlu, Mete Uğuz, Servet Eröcal, Mustafa Türkmenoğlu, Sabri Ünlütürk ve Jak Eskinazi’den sonra Koordinatör Başkan olma mutluluğu yaşayan 10. ihracatçı oldu. EİB’de 12 başkanın 8’i değişti Ege İhracatçı Birlikleri’nde Nisan ayında yapılan genel kurullarda 12 birlik başkanının 8’i değişmişti. Ege İhracatçı Birlikleri’nde 1 Nisan 2026 tarihinde Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Genel Kurul Toplantısıyla başlayan genel kurul maratonu Koordinatör Başkan ve Koordinatör Başkan Yardımcılığı seçimleriyle tamamlanmış oldu. Görüşler Öztürk; “18,5 milyar sendromuna son vermek istiyoruz” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk; “Ege İhracatçı Birlikleri olarak ihracatımız son 3 yıldır 18,5 milyar dolar bandında sıkıştı kaldı. Öncelikli hedefimiz bu kritik eşiği aşmak ve ihracatta 20 milyar doları geçmek olacak. Bu amaçla 2025 yılında Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu 17’ye çıkardığımız fuarların sayısını daha da artırmak istiyoruz. Sektörel Ticaret Heyetleri, Alım Heyetleri, URGE ve TURQUALITY Projelerine ağırlık vereceğiz. Ticaret Bakanlığımız, Tarım ve Orman Bakanlığımız, Türkiye İhracatçılar Meclisi’yle uyumlu hareket ederek Ege İhracatçı Birlikleri’nin her yıl iki haneli ihracat artışı yakalaması için gece-gündüz çalışacağız. Ege İhracatçı Birlikleri’nde temsil edilmeyen ancak ihracatı güçlü olan kimya, otomotiv, yenilenebilir enerji, iklimlendirme, elektrik-elektronik ve makine sektörlerimizin EİB çatısı altında temsili önceliklerimiz arasında olacak. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanlığı adaylığımda bana destek veren 11 birlik başkanımıza ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.” Uysal: “SKDM, Sürdürülebilirlik, İnovasyon, URGE ve AR-GE’ye odaklanacağız” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Mehmet Fatih Uysal: “Türkiye’de ihracatın başladığı İzmir’de, 12 ihracatçı birliğiyle en geniş ihracat kümelenmesini temsil ediyoruz. Avrupa Birliği’nin hayata geçirdiği Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması, Sürdürülebilirlik, İnovasyan, URGE ve AR-GE başlıklarına odaklanacağız. “İşimiz Üretim, Gücümüz İhracat” mottosuyla hareket edeceğiz. Hannibal’ın dediği gibi; "Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız" bu süreçle genç ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden birlik başkanlarımızın vizyonu bize rehberlik yapacak. Güzel bir ekip olduk, hedeflerimize ulaşacağımıza tüm kalbimle inanıyorum.” Göksan; “Emek yoğun sektörlerimizin sorunlarını gündeme taşıyacağız” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Turan Göksan; “Emek-yoğun sektörlerimiz son 3 yıldır ihracatta ve istihdamda ciddi kayıplar yaşadı. Emek-yoğun sektörlerimizin sorunlarını gündeme taşıyacağız. Nisan ayı enflasyon rakamları, nisan ayında 45,7’ye gerileyen İSO Türkiye İmalat PMI anketi yılın ikinci çeyreğine imalat sanayi faaliyet koşullarında kayda değer bir yavaşlamayla başladığına işaret ediyor. Orta Doğu’daki savaş tedarikçilerde bir tedirginliğe yol açsa da Türkiye’nin güvenli tedarikçi olduğunu bir kez daha hatırlattı. İhracatçı sektörlerimizin kayıpların sona ermesi, ihracat ve istihdamda tekrar eski günlere dönmek için Ankara nezdinde girişimlerde bulunacağız. İhracatçı sektörlerimizin yaşadığı zorlukları verilerle ortaya koyacağız. Sektörlerimizi katma değerli üretim ve ihracata yönlendirmek, URGE Projeleri, e-ihracat, dijitalleşme, yapay zekâ yoğunlaşacağımız konular olacak.” MUHAMMET ÖZTÜRK KİMDİR? Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, 8 Ekim 1968 tarihinde Erzurum’da dünyaya geldi. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. 1986 yılında profesyonel olarak iş hayatına atılan Muhammet Öztürk, 1996 yılında ALTERNATİF TARIM VE ORMAN ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. firmasını kurdu. Uzun yıllardır tarım ürünleri ihracatı yapan Muhammet Öztürk, 2008 yılında Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu’na girdi. 2014-22 yılları arasında Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EHBİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini sürdüren Öztürk, 14 Nisan 2022 tarihinde yapılan Genel Kurulda Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi. Muhammet Öztürk, bu göreve 1 Nisan 2026 tarihinde ikinci kez seçildi. 5 Mayıs 2026 tarihinde Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanlığına seçildi. EHBİB, Öztürk döneminde ihracat artış rekortmeni oldu Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Muhammet Öztürk’ün başkanlığında 4 yıllık süreçte ihracatını yüzde 74’lük artışla 682 milyon dolardan 1 milyar 185 milyon dolara çıkardı ve Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altındaki 12 ihracatçı birliği arasında ihracat artış rekortmeni oldu. Muhammet Öztürk’ün başkanlığı döneminde Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, iki tane URGE Projesini hayata geçirdi. Malezya, Suudi Arabistan ve Güney Kore’ye sektörel ticaret heyetleri düzenledi. Başkan Muhammet Öztürk, Ege İhracatçı Birlikleri’nin Amerika Birleşik Devletleri’ne Türk gıda ürünlerinin tanıtımı amacıyla sürdürdüğü Turkihs Tastes isimli TURQUALITY Projesi’ne büyük emek verdi. Proje döneminde Türkiye’nin ABD’ye hububat bakliyat yağlı tohumlar ihracatı 3 kat artarak 300 milyon dolardan 900 milyon dolara yükseldi. Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Muhammet Öztürk’ün başkanlığında; Avrupa Baharat Birliği Baharat Birliği Genel Kuruluna 2022 yılında ev sahipliği yaptı. Türk Gıda Sektörünün 50 milyar dolar ihracat hedefine ulaşması için sektör paydaşlarıyla Foodist İstanbul Fuarı’nın hayata geçmesine öncülük etti. Evcil hayvan mamaları sektörüne özel ilgi Evcil hayvan mamaları sektörü son yıllarda büyük bir gelişim gösteriyor. Kedi-köpek maması sektörü son 11 yılda ihracatını 33 kat artırarak 150 milyon doların üzerine çıkarırken bu sektörün üretim ve ihracatının yüzde 65’i Ege Bölgesi’nden gerçekleştiriliyor. Üstü örtülü kalan bu başarıyı Muhammet Öztürk başkanlığı döneminde kamuoyunun gündemine taşıyarak taçlandırdı. Kedi Köpek Maması Üreticileri Derneği (PETBİR) ’yle güçlü bağlar kuran Muhammet Öztürk, sektördeki 14 firmayı UR-GE Projesi çatısı altında buluşturdu. Projede firmaların bir yandan yetkinliklerini artırırken, diğer yandan ortak pazarlama kültürü kazanmalarını sağlıyor. TARGEV Yönetim Kurulu Üyesi ve Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar Sektör Kurulu Başkan Yardımcılığı görevlerini de sürdüren Muhammet Öztürk, iki çocuk babası ve İngilizce biliyor. MEHMET FATİH UYSAL KİMDİR? Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı M. Fatih Uysal, Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden 1983 yılında mezun oldu. M. Fatih Uysal, profesyonel kariyerine 1982 yılında Norm Holding şirketlerinden Standart Cıvata’da Genel Müdür olarak başladı. 1995 yılında Norm Fasteners Cıvata’da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan Uysal, 2013 yılında Norm Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı’na atandı. Norm Holding’in sektörel çeşitlilik ve dikey entegrasyon yapılanmasına liderlik eden Uysal; bugün 3.800 çalışanı, 8 ülkede bulunan 23 şirketi, 22 üretim, 15 satış ve lojistik merkezi ile bağlantı elemanları, pazarlama ve ticaret, teknoloji, eklemeli imalat, kalıp ve talaşlı imalat, sac şekillendirme, kimya, makine ve otomasyon, sıcak dövme, tarım ve gıda alanlarında faaliyet gösteren Norm Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevine devam ediyor. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kuruluna 2020 yılında giren M. Fatih Uysal, 21 Nisan 2026 tarihinde Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanlığı görevine seçildi. Uysal; Türk Eğitim Vakfı’nda Yürütme Kurulu Üyesi, İzmir Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı’nda Mütevelli Heyet Üyesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde Meclis Üyesi ve TÜSİAD, TİM, TAİDER, KALDER, ESİAD, EGİAD, Salihlililer Kültür ve Dayanışma Derneği üyesi. Evli ve iki çocuk babası olan M. Fatih Uysal İngilizce biliyor. TURAN GÖKSAN KİMDİR? 1984 yılında İzmir’de doğan Turan Göksan, orta ve lise eğitimini İzmir Amerikan Koleji’nde tamamladı. 2006 yılında Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü'nden mezun olan Turan Göksan, 2006-2008 yılları arasında Amerika’da New York Pace Üniversitesi'nde Finans Yüksek Lisansını tamamlayıp 2008 yılında aile şirketleri olan Akça Holding bünyesinde çalışmaya başladı. Tekstil, kuru meyve, yenilenebilir enerji, araç muayene istasyonları işletmeciliği, seracılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Akça Holding’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Finans Direktörü olan Göksan, sektörel sivil toplum kuruluşlarında da aktif roller üstlendi. 2014 yılında Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldı ve TİM delegesi oldu. 2018 ve 2022 yıllarında Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği'nde (ETHİB) Başkan Yardımcılığı görevine seçilen Turan Göksan, 17 Nisan 2026 tarihinde Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı seçildi. 42 yaşındaki Turan Göksan, önümüzdeki 4 yıl EİB bünyesindeki 12 ihracatçı birliği başkanı arasında en genç birlik başkanı olarak görev yapacak. Turan Göksan’ın TÜSİAD, EGİAD ve TAİDER üyelikleri bulunuyor. Turan Göksan evli ve üç çocuk babası. İngilizce biliyor.

B-Reçete Temmuz Ayından İtibaren Bütün Türkiye'de Uygulanacak Haber

B-Reçete Temmuz Ayından İtibaren Bütün Türkiye'de Uygulanacak

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, pestisiti en aza indirmek adına biyolojik mücadele başlığında çok ciddi mesafeler katettiklerini belirterek, "15 ilde kalıntı eylem planları uyguluyoruz. Ne demek bu? Hangi ürüne, ne kadar ilaç kullanılacak, hangi alanda kullanılacak? Bunları belirleyen B-Reçete ki temmuz ayından itibaren bütün Türkiye'de uygulanacak. Şu anda 4 ilimizde uygulanıyor." dedi. Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünü (BATEM) ziyaret eden Yumaklı, BATEM'deki biyolojik mücadelede faydalı böcek üretim tesisi ve laboratuvarlarını gezerek, çalışmalara ilişkin yetkililerden bilgi aldı. Bakan Yumaklı, merkez bahçesinde turunçgil zararlılarına karşı sembolik faydalı böcek salınımı gerçekleştirdikten sonra açıklama yaptı. “GIDA ARZ GÜVENLİĞİNİN EN ÖNEMLİ BAŞLIKLARINDAN BİRİ BİTKİSEL ÜRETİM" Gıda arz güvenliğinin en önemli başlıklarından birinin bitkisel üretim olduğunu belirten Yumaklı, Türkiye'de 206 çeşit bitkisel üretim yapıldığını dile getirdi. Yumaklı, hem ülkenin gıda ihtiyacını karşılamak hem de ülke ekonomisine katkısını sağlamak amacıyla yoğun şekilde ihraç edilen Türkiye'ye has ürünlerin sağlıklı şekilde üretimi ile verimli ve kaliteli olmasının farklı bir mücadeleyi getirdiğini söyledi. Üretimi etkileyen en önemli hususlardan zararlıların özellikle iklim değişikliğinin getirdiği çok önemli etkilerden biri olduğunu ifade eden Yumaklı, "Daha önce ülkemizde görünmeyen zararlıların son dönemde çok yoğun şekilde bitkisel üretimimize etki ettiğini görüyoruz. Buna ilişkin Bakanlığımız Tarımsal Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğünün enstitülerinde ülkemizin farklı yerinde 40'ın üzerinde enstitüyle bu mücadeleyi gerçekleştiriyoruz." diye konuştu. Bakan Yumaklı, zararlılarla mücadele konusunda Ar-Ge çalışmaları yaparken bazı araştırma enstitülerinin de bunun ötesine geçerek bu zararlıların karşıtlarını yani faydalı böcekleri üretme adına faaliyetler icra ettiğini vurguladı. “ZARARLILARLA MÜCADELEDE İLK 5 İÇİNDEYİZ" Son dönemde bununla ilgili özellikle biyolojik mücadele kapsamında önemli gelişmeler sağlandığını aktaran Yumaklı, şöyle konuştu: "Bu konuda gerçekten dünyada ilk 5 içerisine girdiğimiz birçok konu oldu. Özellikle Karadeniz Bölgesi'ndeki kahverengi kokarca, Akdeniz Bölgesi'ndeki çok farklı zararlılar bu anlamda bizim bu mücadelemizin ülke ekonomimiz, bitkisel üretim, gıda arz güvenliği açısından önemli bir noktasını oluşturuyor. Tabii bitkisel üretimi yaparken bu zararlılardan kaçınmak adına kimyasal ilaçlar yani pestisitler kullanılıyor. Bunların dozajında kullanılmaması ya da gerektiği zaman kullanılmaması sadece üretilen ürünler için değil kalıntı oluşması hasebiyle de insan sağlığı açısından risk teşkil etme potansiyeline sahip büyük oranda. Bizler de bu pestisiti en aza indirmek adına biyolojik mücadele başlığında çok ciddi mesafeler katediyoruz. 15 ilde kalıntı eylem planları uyguluyoruz. Ne demek bu? Hangi ürüne, ne kadar ilaç kullanılacak, hangi alanda kullanılacak? Bunları belirleyen B-Reçete ki temmuz ayından itibaren bütün Türkiye'de uygulanacak. Şu anda 4 ilimizde uygulanıyor. Bununla da bu mücadeleye pestisit azaltma başlığında devam ediyoruz." "O KÜÇÜCÜK, BİZLER İÇİN SAVAŞAN CANLILAR, O ZARARLI BÖCEKLERİN ÜRETİME OLAN ETKİSİNİ EN AZA İNDİRİYOR" Bakan Yumaklı, Türkiye'den Avrupa Birliği başta olmak üzere dünyanın çok farklı ülkesine ihraç edilen ürünlerle alakalı birtakım tezviratlar yapıldığını belirterek, "Büyük çoğunluğu da "RASFF bildirimi" dediğimiz AB'nin kendilerine Türkiye'den ihraç ettiğimiz ürünlerin geri dönüşüne ilişkin yapmış olduğu bildirimler. Bunlar, açık ve şeffaf yapılan bildirimler. Bizler de aynı şekilde sadece bu bildirimleri değil ülke içerisinde yaptığımız takipleri de zaman zaman sonuçları itibarıyla yayınlıyoruz. Bu sistemde son 5 yıldaki uygunsuzluk oranımız yüzde 74 oranında azalmış durumda. Bu çok önemli bir başarı. Yani komple bir mücadele yürütüldüğünü, doğayla bu manada savaşmak değil dezavantajları avantaja çevirmek adına çalışmalar yürüttüğümüzü özellikle ifade etmek istiyorum." ifadelerini kullandı. Biyolojik ve biyoteknik mücadeleyi tercih eden üreticilere bu zamana kadar 2 milyar liralık destekte bulunduklarını anlatan Yumaklı, "Bugün biyolojik mücadelenin en güzel örneklerinden biri olan turunçgil zararlılarına karşı sembolik faydalı böcek salınımını yaptık. O küçücük, bizler için savaşan canlılar, o zararlı böceklerin üretime olan etkisini en aza indiriyor." şeklinde konuştu. BATEM'de özellikle bölgenin ürünlerine ilişkin her türlü araştırma ve geliştirmenin yapıldığını aktaran Yumaklı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün (TAGEM) 10 enstitüsünde kahverengi kokarca başta olmak üzere turunçgil zararlıları ve Akdeniz meyve sineği için çalışmaya devam edildiğini söyledi. BATEM'de turunçgil zararlısına karşı faydalı böcek üretildiğini anlatan Yumaklı, "turunçgil unlu biti" diye bilinen zararlıya karşı da yine burada faydalı böcek üretimi yapıldığını dile getirdi. Yumaklı, 4,5 milyon avcı böceğinin de üretilip doğaya salındığını belirtti. TAGEM'in bakanlığın en önemli Ar-Ge birimlerinin içerisinde toplandığı genel müdürlük olduğunu anlatan Yumaklı, bu mücadeleyi hem Türkiye'de hem de ülke dışında yaygınlaştırmaya gayret ettiklerini kaydetti.

TÜRKYED Başkanı Çelik’ten "Maaşlı Çiftçilik" Projesine Tam Destek! Haber

TÜRKYED Başkanı Çelik’ten "Maaşlı Çiftçilik" Projesine Tam Destek!

Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik, YÖK ve TÜME Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen "maaşlı çiftçilik" modelini değerlendirdi. Çelik, projenin kırsaldan kente göçü durduracak ve gençleri üretime kazandıracak tarihi bir adım olduğunu vurguladı. Tarımda Yeni Dönem: 40 Bin Genç Çiftçi, 40 Bin Çiftlik Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile TÜME Vakfı arasında, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) ev sahipliğinde imzalanan proje, Türkiye tarımında dijital ve akademik bir dönüşümü hedefliyor. Projeyi "stratejik bir kalkınma hamlesi" olarak nitelendiren TÜRKYED Genel Başkanı Nihat Çelik, bilim ile sahanın buluşmasının verimliliği artıracağını belirtti. "Gençler İçin Güçlü Bir Motivasyon Kaynağı" Proje kapsamında gençlere sunulan ekonomik imkanların önemine dikkat çeken Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Bekâr gençlere iki, evli gençlere üç asgari ücret verilmesi ve sürecin sonunda işletmelerin gençlere devredilecek olması, kırsalda kalıcılığı teşvik eden çok güçlü bir motivasyondur. Genç nüfusun üretimden uzaklaştığı bir dönemde, bu tür teşvikler tarımın geleceği için hayati önem taşıyor." Yapay Zekâ Destekli ve AR-GE Odaklı Üretim Projenin sadece bir istihdam modeli olmadığını, aynı zamanda yapay zekâ destekli eğitim sistemleri ve AR-GE çiftlikleri ile modern bir yapı sunduğunu belirten Çelik, 10 üniversitenin sürece dahil olmasının akademik birikimi sahaya yansıtacağını ifade etti. Çelik ayrıca, ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin istihdamına yönelik katkıların sektörün niteliğini artıracağını vurguladı. "Kırsalda Kalıcılık İçin Sosyal Güvence Şart" Projenin başarıya ulaşması için ek adımların da atılması gerektiğini hatırlatan Nihat Çelik, sürdürülebilirlik için şu şartların altını çizdi: Maliyet Yönetimi: Üretim maliyetlerinin düşürülmesi. Pazarlama ve Alım Garantisi: Üreticinin pazar sorununun çözülmesi. Sosyal Güvenlik: Kırsalda yaşayan gençler için güçlü sosyal güvence mekanizmalarının oluşturulması. Teşekkür ve Temenni Genel Başkan Nihat Çelik, açıklamasının sonunda projenin mimarları olan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, TÜME Vakfı Başkanı Abdülkadir Karagöz ve MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar’a teşekkür ederek, modelin Türkiye tarımına hayırlı olmasını diledi.

Tarımda Köy Enstitüsü Atağı: Efes Tarlası Yaşam Köyü Örnek Model! Haber

Tarımda Köy Enstitüsü Atağı: Efes Tarlası Yaşam Köyü Örnek Model!

CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, İzmir’in Efes Selçuk ilçesinde hayata geçirilen ve tarımsal kalkınmada devrim niteliği taşıyan Efes Tarlası Yaşam Köyü’nü ziyaret etti. Köy Enstitüleri’nin kuruluş felsefesiyle modern tarımı birleştiren projeyi inceleyen Solakoğlu, “Tarımda Köy Enstitüsü modelini yeniden kuracağız” mesajını verdi. Efes Tarlası Yaşam Köyü: Geleceğin Tarım Merkezi CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu üyeleri Mehmet Efe, Levent Genç ve İl Başkan Yardımcısı Tevfik Türk ile birlikte ilçeye gelen Solakoğlu; Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel eşliğinde plantasyon alanları, Toprak Okulu, Tohum Merkezi ve Toprak Kütüphanesi’ni gezdi. Tohum ıslahının stratejik önemine vurgu yapan Solakoğlu, projenin modern tarım teknikleri ile yerel üretimi birleştiren yapısının geleceğe dair büyük umut verdiğini belirtti. Sencer Solakoğlu: “Deneyerek Öğrenilen Bir Tarım Modeli Şart” Köy Enstitüleri’nin 86. yıl dönümünde bu felsefenin önemine dikkat çeken Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin gıda egemenliği için üreticinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şunlar: “Toplum olarak deneyimleyerek öğreniyoruz. Köy Enstitüsü anlayışını yeniden hayata geçirmek zorundayız. Tarımda eğitim, üretimle iç içe olmalı. Islahta söz sahibi olan ülkeler tarımda da liderdir. Çiftçilerimizin teknolojiyle buluştuğu ve üniversitelerle iş birliği içinde çalışan merkezler kuracağız. Tarımsal İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nü (TİGEM) yeniden kamulaştırarak üretim ve Ar-Ge üslerine dönüştüreceğiz.” Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel: “Atatürk’ün Cumhuriyet Köyleri Vizyonunu Yaşatıyoruz” Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün 2020 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün üretim anlayışından ilham alınarak kurulduğunu hatırlattı. Projenin amacını şu sözlerle özetledi: "Amacımız; aile tarımını güçlendirmek ve çocuklardan başlayarak herkesi doğru tarım teknikleriyle buluşturmak. Tarladan sofraya uzanan süreçte verimliliği artırarak halkımızın güvenli gıdaya erişimini kolaylaştırıyoruz. Cumhuriyet’in üretim ruhunu toprakla yeniden buluşturuyoruz." Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde Neler Var? Proje, sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda bir eğitim ve araştırma merkezi olarak hizmet veriyor: Toprak Okulu: Uygulamalı tarım eğitimleri veriliyor. Tohum Merkezi: Yerel tohumların korunması ve ıslahı yapılıyor. Toprak Kütüphanesi: Tarımsal bilgiye erişim kolaylaştırılıyor. Efes Tarlası Bakkalı: Üreticinin ürünü doğrudan tüketiciyle buluşuyor.

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği! Haber

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği!

Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir dönem başlıyor. Çin’in teknoloji ve sanayi merkezi Nanjing ile Ege’nin incisi İzmir, karşılıklı ticareti ve yatırımları artırmak amacıyla üçüncü kez bir araya geldi. 2025 yılında 830 milyon dolarlık dış ticaret hacmine ulaşan iki şehir, imzalanacak "Kardeş Şehir Protokolü" ile bağlarını güçlendiriyor. Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çinli Yatırımcılara Çağrı Nanjing heyetini ağırlayan Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, İzmir’in lojistik ve stratejik önemine dikkat çekti. İzmir’in Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya açılan bir "ticaret hub’ı" olduğunu vurgulayan Eskinazi, Çinli firmaları İzmir’e yatırım yapmaya davet etti. İzmir’in Yatırım Avantajları: Lojistik Güç: 16 liman ve 36 ülkeye doğrudan uçuş imkanı. Yenilenebilir Enerji: Rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal enerjinin merkezi. İnovasyon: 5 Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve güçlü Ar-Ge altyapısı. İhracat Başarısı: 2025 yılında Ege Bölgesi’nden yapılan 43,6 milyar dolarlık ihracat. "Türkiye, Çin için sadece bir pazar değil; üç kıtaya erişim sağlayan stratejik bir lojistik merkezidir." – Jak Eskinazi Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huiping: "Türk Markalarını Bekliyoruz" Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huo Huiping, 36 milyonluk nüfusu ve 272 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğü ile Nanjing’in Türk ihracatçılar için dev bir fırsat olduğunu belirtti. Huiping, özellikle gıda ve tarım ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini ifade etti. Öne Çıkan Ürünler: Kaliteli un ve makarna, Zeytinyağı ve kuru meyveler, Kuruyemiş ve atıştırmalıklar Huiping ayrıca, sadece ticaretle sınırlı kalmayıp maden, tekstil ve yeni nesil malzemeler alanında tedarik zinciri entegrasyonunu hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Tarım ve Gıda Sektöründe Çin Pazarı Fırsatı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Çinli tüketicilerin güvenilir gıdaya olan talebinin Türk ürünleri için büyük bir kapı açtığını söyledi. Öztürk, Çinli iş insanlarını 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Foodist İstanbul Fuarı 2026’ya davet etti. Su Ürünleri ve Kanatlı Sektöründe Beklenti: Tavuk Ayağı İhracatı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nden Bedri Girit ise sektörün gücüne vurgu yaptı. Türkiye’nin dünyanın ilk 10 üreticisi arasında olduğunu belirten Girit, Türk somonu ve özellikle tavuk ayağı ihracatının tekrar açılmasını sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi.

Matlı Şirketler Grubu’ndan Stratejik Satın Alma Haber

Matlı Şirketler Grubu’ndan Stratejik Satın Alma

Türkiye’nin önde gelen sanayi ve gıda gruplarından Matlı Şirketler Grubu, gıda ve tarım odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda önemli bir satın almaya imza attı. Grup, İzmir Çiğli’de faaliyet gösteren Yakamoz Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin hisselerini devralarak bitkisel yağ üretiminde kapasitesini ve entegre yapısını güçlendirdi. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan tesisle birlikte Matlı Grubu; yem, hayvansal üretim ve gıda alanlarındaki yatırımlarına bitkisel yağ üretimini de ekleyerek tarımdan sofraya uzanan entegre zincirini daha da sağlamlaştırdı. Temelleri “Altınyağ” markasıyla atılan ve Türkiye’nin en köklü bitkisel yağ tesisleri arasında yer alan Yakamoz Yağ, modern altyapısı ve yüksek üretim kapasitesiyle dikkat çekiyor. Tesis; günlük 700 tona kadar soya fasulyesi işleme kapasitesine sahip olup ayçiçeği, kanola, keten ve aspir gibi farklı yağlı tohumların işlendiği kırma hatlarıyla faaliyet gösteriyor. Günlük 350 ton rafine yağ üretim kapasitesine sahip tesiste, 21 bin 600 ton kapasiteli yağlı tohum depolama çelik siloları ile 13 adet ham yağ tankı bulunuyor. “Protein Şirketi” vizyonunda yeni halka Matlı Şirketler Grubu, tarım ve gıda başta olmak üzere 10 farklı sektörde faaliyet gösteren entegre yapısıyla Türkiye’nin protein ekosistemini güçlendirmeyi hedefliyor. Grup için protein; yalnızca bir ürün değil, gıda güvenliği, sağlıklı nesiller ve güçlü bir ekonomi açısından stratejik bir unsur olarak konumlanıyor. Türkiye’yi kişi başı protein tüketiminde Avrupa Birliği ve OECD ortalamalarına taşımayı amaçlayan Grup; yerli üretimi, yem ve hammadde fiyatlarında istikrarı ve toplumsal bilinçlenmeyi önceliklendiriyor. 60 yıllık deneyimiyle yatırımlarını, Ar-Ge çalışmalarını ve üretim kapasitesini sürekli artıran Matlı; tarımdan perakendeye, enerjiden lojistiğe kadar “topraktan sofraya” tüm süreci tek çatı altında yönetiyor. 10 Sektörde 30 Şirket, 12 Marka Bugün Matlı Şirketler Grubu; 30 şirketi, 12 markası, 2 Ar-Ge merkezi, binlerce çalışanı ve yaygın bayi ağıyla Türkiye ekonomisinin stratejik aktörleri arasında yer alıyor. Entegre üretim modeli ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarıyla gıda zincirinin tüm halkalarında katma değer yaratmayı hedefliyor. Yakamoz Yağ’ın bünyeye katılmasıyla birlikte Matlı Grubu; hammadde tedarik güvenliğini artırırken bitkisel ve hayvansal üretimi kapsayan protein odaklı büyüme stratejisinde güçlü bir sinerji oluşturmayı amaçlıyor. Bu adım, grubun Türkiye’nin protein merkezi olma hedefi doğrultusunda attığı stratejik hamlelerden biri olarak değerlendiriliyor. Özer Matlı; “Tarımdan sofraya uzanan entegre yapımız var” Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, satın almaya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Karacabey’den çıkan ve bugün Türkiye’ye mal olmuş bir marka olarak, stratejik sektörlerin başında gelen tarıma kararlılıkla yatırım yapmaya devam ediyoruz. Yakamoz Yağ’ın bünyemize katılması, yalnızca bitkisel yağ üretiminde kapasite artışı değil; tarımdan sofraya uzanan entegre yapımızı tamamlayan, protein ekosistemimizi daha da güçlendiren stratejik bir adımdır. Gıda güvenliğinin ve sürdürülebilir üretimin her geçen gün daha fazla önem kazandığı bir dönemde, hammadde tedarik güvenliğini artıran yatırımları son derece kritik görüyoruz. Bu satın alma ile hem ülkemizin tarım ve gıda sektörüne uzun vadeli katkı sağlamayı hem de Türkiye’yi protein alanında bölgesel bir merkez haline getirme hedefimize bir adım daha yaklaşmayı amaçlıyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.