Hava Durumu

#Arpa

Kırsal Haber - Arpa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arpa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRİB 2026 Üçüncü Çeyrek ELÜS Piyasası Verilerini Açıkladı Haber

TÜRİB 2026 Üçüncü Çeyrek ELÜS Piyasası Verilerini Açıkladı

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB), Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) Piyasası 2026 yılı üçüncü çeyreğine ait verileri duyurdu. 1 Temmuz ile 30 Eylül 2026 tarihleri arasını kapsayan üçüncü çeyrek verileri, tarımsal emtia piyasalarında hareketli bir dönemin geride kaldığını ve ELÜS işlemlerine olan talebin artarak devam ettiğini gösterdi. Yıllık Performans ve Lisanslı Depoculuk Ağı Genişliyor 2026 yılının başından bu yana geçen dokuz aylık süreçte TÜRİB ELÜS Piyasasında toplam işlem hacmi 190 milyar TL seviyesine ulaştı. Bu dönemde gerçekleştirilen işlem miktarı 12,78 milyon ton olarak gerçekleşirken, toplam işlem sayısı ise 396 bin adede ulaştı. Lisanslı depoculuk altyapısının Türkiye genelindeki yaygınlaşması da hız kesmeden sürüyor. Açıklanan verilere göre faal lisanslı depo sayısı 291'e yükseldi. Bu depolar; 54 il, 170 ilçe ve 384 şubede üreticilere ve tüccarlara hizmet veriyor. Türkiye genelindeki toplam lisanslı depo kapasitesi ise 15,4 milyon ton eşiğine ulaşmış durumda. Üçüncü Çeyrekte İşlem Hacmi 135 Milyar Lirayı Aştı TÜRİB ELÜS Piyasasında 2026'nın üçüncü çeyreğinde (Temmuz-Eylül dönemi) işlem hareketliliği zirve yaptı. Bu dönemde tek başına 135,2 milyar TL işlem hacmi kaydedilirken, el değiştiren ürün miktarı 8,7 milyon ton oldu. Üçüncü çeyrek boyunca piyasada toplam 355 bin işlem gerçekleştirildi. Günlük ortalama işlem miktarlarına bakıldığında piyasanın amiral gemisinin ekmeklik buğday olduğu görüldü: Ekmeklik Buğday: Günlük ortalama 77.555 ton işlem miktarıyla ilk sırada yer aldı. Makarnalık Buğday: Günlük ortalama 21.809 ton işlem miktarına ulaştı. Arpa: Günlük ortalama 21.542 ton işlem gördü. Mısır: Günlük ortalama 11.692 ton seviyesinde gerçekleşti. Ayçiçeği Tohumu: Günlük ortalama 1.752 ton işlem miktarı kaydetti. 2025 Yılı ile Karşılaştırmalı Ürün Performansları Geçen yılın aynı dönemi (2025 yılı 3. çeyreği) ile kıyaslandığında, mısır dışındaki ana emtiaların işlem hacmi ve miktarlarında belirgin bir yükseliş yaşandı: Ekmeklik Buğday: İşlem hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 158 artış göstererek 80,8 milyar TL seviyesine yükseldi. İşlem miktarı ise yüzde 114 artışla 5.041.090 ton oldu. Makarnalık Buğday: İşlem hacmi yüzde 58 artarak 22,6 milyar TL'ye ulaştı. İşlem miktarı yüzde 34 yükselişle 1.417.591 ton olarak kayıtlara geçti. Arpa: Dönemin en yüksek artış oranlarından birini yakalayan arpada işlem hacmi yüzde 684 gibi rekor bir artışla 18 milyar TL'ye fırladı. İşlem miktarı ise yüzde 579 artarak 1.400.213 ton seviyesine ulaştı. Mısır: Diğer ürünlerin aksine mısır piyasasında düşüş görüldü. Mısır işlem hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 azalarak 10,4 milyar TL'ye, işlem miktarı ise yüzde 30 azalışla 760.004 tona geriledi. Ayçiçeği Tohumu: İşlem hacmi yüzde 152 artarak 3 milyar TL olurken, işlem miktarı yüzde 122 yükselişle 84.103 ton seviyesinde gerçekleşti. Tarımsal Ürün Endekslerinde Yön Yukarı 2026 yılı üçüncü çeyreğinin sonunda tarımsal ürün endekslerinin ay sonu kapanış değerlerinde önemli artışlar kaydedildi. Dönem genelinde endeks değişimleri şu şekilde gerçekleşti: Hububat Endeksi: Yüzde 26,82 artış göstererek 7.874,30 puan oldu. Buğday Endeksi: Yüzde 28,74 artarak 8.242,72 seviyesine çıktı. Buğday Ekmeklik Endeksi: Yüzde 32,69 yükselişle 8.784,95 puan değerini aldı. Buğday Makarnalık Endeksi: Yüzde 19,67 artarak 8.114,08 puan kaydetti. Mısır Endeksi: Yüzde 19,36 oranında artışla 8.010,63 puana ulaştı. Arpa Endeksi: Yüzde 9,65 yükselerek 7.260,11 puandan çeyreği tamamladı.

TÜRİB Genel Müdürü Kırali: “Türkiye’yi Tarım Ticaretinde Stratejik Bir Köprü Yapacağız” Haber

TÜRİB Genel Müdürü Kırali: “Türkiye’yi Tarım Ticaretinde Stratejik Bir Köprü Yapacağız”

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) Genel Müdürü Ali Kırali, Taşkent/Özbekistan’da gerçekleştirilen IAOM Eurasia Conference & Exhibition 2026 kapsamında 29 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen “The Trade, Logistics and Regional Connectivity” başlıklı oturumda, TÜRİB’in mevcut piyasa yapısını, lisanslı depoculuk ekosisteminin ulaştığı büyüklüğü ve önümüzdeki dönemde devreye alınması planlanan yeni piyasa projelerini anlattı. Kırali, lisanslı depoculuk, elektronik ürün senetleri, dijital işlem altyapısı TÜRİS, uluslararası ürün ticareti ve vadeli işlemleri bütüncül bir yapı içinde geliştirerek Türkiye’nin bölgesel tarım ticaretindeki konumunu güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Konferans paralelinde Özbekistan Emtia Borsası (UZEX) Başkanı Sayın Kayumov Asadulla Urolovich ziyaret edilerek TÜRİB-UZEX İş Birliği Anlaşması 28 Eylül 2026 tarihinde imzalandı. TÜRİB Ekosistemi Genişliyor Türkiye’de lisanslı depoculuk altyapısının son yıllarda hızlı bir gelişim gösterdiğini vurgulayan Kırali, Temmuz 2019’da yaklaşık 4 milyon ton olan depolama kapasitesinin Eylül 2026 itibarıyla 15 milyon 238 bin tona yükseldiğini belirtti. Mevcut kapasite, Türkiye’nin son beş yıllık 37,2 milyon tonluk ortalama hububat üretiminin yaklaşık yüzde 41’inin lisanslı depolarda saklanabilmesine imkân sağlıyor. Kırali, Eylül 2026 itibarıyla sistemde 294 lisanslı depo işletmesinin 385 lokasyonda faaliyet gösterdiğini belirtti. Bunun yanında, 7 Ürün Piyasası Aracı Kurumu, 12 takas ve saklama hizmeti veren kuruluş ve 108 aracı kurum acentesi ticaret borsası TÜRİB ekosisteminde yer alıyor. TÜRİB ELÜS Piyasası’nda 26 Temmuz 2019 ile 25 Eylül 2026 tarihleri arasında toplam 560 milyar TL (21 milyar ABD doları) işlem hacmine ve 70 milyon ton işlem miktarına ulaşıldı. Ürün bazında işlem hacminin yüzde 60’ını buğday, yüzde 28’ini mısır, yüzde 8’ini arpa, yüzde 2’sini ayçiçeği ve yüzde 2’sini diğer ürünler oluşturdu. Uluslararası Ürün Piyasası ile Antrepo Bazlı Yeni Ticaret Modeli TÜRİB’in stratejik projelerinden biri olan Uluslararası Ürün Piyasası ile Türkiye’deki gümrüklü antrepolarda bulunan tarım ürünlerinin TÜRİB’in geliştirdiği dijital bir platform üzerinden alınıp satılması hedefleniyor. Ürünlerin menşei, antrepo bölgesi, hasat yılı ve analiz belgeleriyle birlikte işlem görmesi; işlemlerin ABD doları ve avro cinsinden gerçekleştirilebilmesi planlanıyor. Kırali, yeni piyasanın ithalatçıları, ihracatçıları ve antrepoları şeffaf ve kurallara dayalı dijital bir ticaret ortamında buluşturacağını söyledi. TÜRİS İşlem Platformu ile Güçlü Dijital Altyapı Kırali, tarım emtia piyasasının büyümesinin TÜRİB’in iç kaynakları ile geliştirdiği TÜRİB İşlem Platformu TÜRİS ile desteklendiğini ifade etti. TÜRİS; piyasa tasarımı, işlem istasyonu, piyasa yönetimi, gözetim, piyasa bilgisi ve endeks hesaplama, veri ambarı ve raporlama gibi iç uygulamaları; işlem terminalleri, FIX mesajlaşma altyapısı, piyasa verisi dağıtımı ve üçüncü taraf uygulama arayüzleri ile bütünleştiriyor. TÜRİS, FIX protokolü üzerinden uluslararası işlem terminalleri ve veri dağıtıcılarıyla uyumlu çalışabiliyor. Lisanslı Depoculukta Denetim ve Dijital Gözetim Güçleniyor Piyasa güveninin güçlendirilmesi amacıyla lisanslı depoculuk alanındaki denetim ve gözetim altyapısının da geliştirildiğini belirten Kırali, TOBB ve TÜRİB’in sermaye katılımıyla Lisanslı Depoculuk Denetim Şirketi’nin (LDD A.Ş.) kurulduğunu ifade etti. Ayrıca TÜRİB AR-Ge Merkezi tarafından geliştirilen Lisanslı Depoculuk Bilgi Sistemi – LİDBİS ile lisanslı depoların izleme ve denetim kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Kırali, dijital altyapının depolama otomasyonu, lojistik görünürlük, ürün kalitesi ve piyasa likiditesini birbirine bağlayan güven katmanı niteliğinde olduğunu vurguladı. Vadeli İşlem Piyasası Tarım Değer Zincirinde Risk Yönetimini Güçlendirecek TÜRİB’in bir diğer önemli projesi olan Vadeli İşlem Piyasası, depolanan tarım ürünlerinin korunma (hedge) ve fiyat keşfi araçlarına dönüştürülmesini amaçlıyor. İlk aşamada vadeli işlem sözleşmelerinin dayanak varlıkları olarak; Buğday Ekmeklik ELÜS, Mısır ELÜS ile TÜRİB Ekmeklik Buğday ve Mısır Endeksleri öngörülüyor. ELÜS dayanaklı vadeli işlem sözleşmelerinde fiziki teslimat, endeks dayanaklı sözleşmelerde ise nakdi uzlaşma uygulanması planlanıyor. Takas ve teminat işlemlerinin Takasbank tarafından merkezi takas, günlük değerleme, teminat tamamlama çağrıları ve garanti fonu mekanizması üzerinden yürütülmesi planlanıyor. Kırali, vadeli işlemlerin ileriye dönük fiyat oluşumu ile tarım değer zincirinde hem risk yönetimini hem de fiyat keşfini güçlendireceğini ifade etti. “Türkiye’nin bölgesel köprü rolünü güçlendireceğiz” Kırali, TÜRİB’in gelecek dönem vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Lisanslı depoculuk altyapımızı, dijital işlem sistemlerimizi, uluslararası ürün ticaretini ve vadeli piyasaları birlikte geliştirerek Türkiye’nin tarım ticaretinde güvenilir, şeffaf ve etkin bir bölgesel köprü olarak konumunu güçlendirmeyi hedefliyoruz.” TÜRİB ile UZEX Arasında İş Birliği IAOM Eurasia Conference & Exhibition 2026 paralelinde 28 Eylül 2026 tarihinde TÜRİB ile Özbekistan Emtia Borsası (UZEX) arasında Mutabakat Zaptı imzalandı. Anlaşma; bilgi paylaşımı, personel eğitimi ile yeni ürün ve platformların geliştirilmesi başta olmak üzere iki borsa arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor. Kırali, "İmzaladığımız bu anlaşma; TÜRİB ve UZEX arasında, tarım emtiası üzerine spot ve vadeli işlemlere yönelik inovasyon ve büyüme için iş birliğinin temelini oluşturmaktadır. Bu anlaşmanın, borsalarımızın operasyonel kabiliyetlerini güçlendirmenin yanı sıra, her iki ülkenin finansal piyasalarına da önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi.

Kocaeli’nde Çiftçiye Yüzde 50 Hibeli Tohum Desteği Haber

Kocaeli’nde Çiftçiye Yüzde 50 Hibeli Tohum Desteği

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığı geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği “Yem Bitkisi Tohumu Destekleme Projesi” kapsamında yaklaşık 3800 çiftçiye tohum desteğinde bulunacak. Yüzde 50 hibeli sonbahar dönemi arpa, süt otu ve yem bezelyesinden oluşan tohum desteğinden yararlanmak isteyen üreticilerden talepleri alınmaya başlandı. TOHUMUN YÜZDE 50’Sİ BÜYÜKŞEHİR’DEN Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Tahir Büyükakın, katma değeri yüksek ürünler yetiştirmeye teşvik ettiği çiftçilerin gelir düzeyini artırmaya ve tarımsal üretimin kesintisiz devam etmesine yönelik desteklerle üreticilerin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Bu kapsamda çiftçilere sağlanacak sonbahar döneminde yüzde 50 hibeli yem bitkisi tohumu desteği kapsamında talepler alınmaya başlandı. ARPA, SÜTOTU, YEM BEZELYESİ Yem bitkisi desteği, hayvan yetiştiricilerinin önemli gider kalemlerinden biri olan yem maliyetlerini önemli ölçüde azaltırken, hayvanların kaliteli ve besleyici yemlerle sağlıklı ve dengeli beslenmesine de katkı sağlıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü tarafından il genelinde yürütülen yem bitkisi tohumu destekleme projesi kapsamında yaklaşık 3 bin 800 çiftçiye arpa, süt otu ve yem bezelyesinden oluşan tohum desteği sağlanacak. TALEPLER ALINMAYA BAŞLANDI Tohum desteğinden yararlanmak isteyen üreticiler, güncel Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) belgesiyle belirlenen tarih ve yerlerde talepte bulunabilecek. Yüzde 50 hibeli destekten yararlanmak isteyen İzmit, Kartepe, Başiskele, Derince ve Körfez ilçelerindeki çiftçiler Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na, Kandıra’daki çiftçiler ise Kandıra Belediyesi’nin yeni hizmet binasında bulunan Büyükşehir hizmet birimine 23 Eylül günü mesai bitimine kadar belgeleriyle müracaat edebilecek. Gebze, Darıca, Çayırova ve Dilovası’ndaki çiftçiler Büyükşehir Gebze Hizmet Binası’nda 14 Eylül, Karamürsel ilçesindeki üreticiler Karamürsel KO-MEK Binası’nda 17-18 Eylül, Gölcük ilçesindeki çiftçiler de 22 Eylül tarihlerine kadar Gölcük Ziraat Odası’na müracaat edebilecek.

TMO Hububat Arzına Başladı Haber

TMO Hububat Arzına Başladı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2026 yılı buğday ve arpa rekoltesinde rekor seviyelere ulaşıldığını ve piyasa dengesini sağlamak amacıyla stoktaki ürünlerin satışa sunulacağını açıkladı. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2026/27 sezonu hububat üretimi, mısır hasadı ve piyasa regülasyon tedbirlerine ilişkin kapsamlı bir basın duyurusu yayımladı. Buğday ve arpa hasadında tarihinin en yoğun alım dönemlerinden birini geride bırakan kurum, mısır piyasasında yaşanan geçici fiyat hareketliliklerine karşı yeni önlemleri hayata geçirdiğini belirtti. Mısır Piyasasında Hasat Geçişi ve Beklenti Etkisi Türkiye genelinde mısır hasadının henüz %20 seviyelerinde olduğuna dikkat çekilen açıklamada, piyasa fiyatlarının üretici lehine seyretmesi sebebiyle alım fiyatı açıklanmadığı ifade edildi. Akdeniz Bölgesi'nde tamamlanma aşamasına gelen hasadın, İç Anadolu'nun da sürece dahil olmasıyla birlikte önümüzdeki haftalarda mısır arzını belirgin şekilde artıracağı vurgulandı. Piyasada gözlemlenen geçici arz daralmasının ise üretim bölgeleri arasındaki kısa geçiş döneminden ve fiyat artışı beklentisiyle ürünün piyasaya sunulmamasından kaynaklandığı altı çizildi. Stoklar Satışa Açılıyor: Buğday ve Arpa İle Piyasaya Destek Arz-talep dengesini korumak adına satış takvimini öne çeken TMO, güçlü stoklarıyla piyasayı beslemeye başladığını duyurdu. Bu kapsamda öne çıkan adımlar şunlar: TÜRİB Üzerinden Satış: İlk etapta düşük vasıflı buğdaylar Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) üzerinden satışa sunuldu. Önümüzdeki günlerde lisanslı depoların yanı sıra TMO’nun kendi depolarındaki ürünler de kapsama dahil edilecek. Besici ve Yetiştiriciye Arpa Desteği: Yem hammaddesi ihtiyacını karşılamak amacıyla arpa satışlarına başlanacak. Bu sayede mısır üzerindeki talep baskısının azaltılması hedefleniyor. "Gerekli Her Türlü Tedbir Alınacak" Ülke genelinde hububat arzı yönünden herhangi bir sorun bulunmadığını hatırlatan TMO, mısırın piyasaya sunulmasının fiyat beklentileriyle ötelenmeye devam etmesi halinde, gıda arz güvenliğini temin etmek adına gerekli her türlü ek tedbirin kararlılıkla alınacağını bildirdi.

Bakan Yumaklı: "Çiftçilerimizi Her Koşulda Desteklemeye Devam Edeceğiz" Haber

Bakan Yumaklı: "Çiftçilerimizi Her Koşulda Desteklemeye Devam Edeceğiz"

Hayvansal üretimde 2026 yılı, bitkisel üretimde 2027 üretim yılı için destek tutarları Resmi Gazete'de yayımlandı. Diğer yandan; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce müjdesini verdiği, bölgedeki savaş ve çatışmalardan dolayı artan girdi maliyetleri karşısında üreticilerin yükünün hafifletilmesine yönelik, 2026 yılı için bitkisel üretimde temel destek ve planlı üretim desteği tutarları da güncellendi. Yeni düzenlemelerle bitkisel üretimden hayvancılığa, arıcılıktan su ürünleri yetiştiriciliğine kadar birçok alanda destekler artırıldı. BİTKİSEL ÜRETİMDE DESTEK KATSAYISI ARTIRILDI “2025-2027 Yıllarında Yapılacak Bitkisel Üretime Yönelik Desteklemeler ile Diğer Bazı Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar" kapsamında, 2026 üretim yılı uygulamaları için dekar başına 310 TL olarak belirlenen destek katsayı değeri, 367 TL olarak güncellendi. Böylece 2025 üretim yılında 244 TL olan dekar başına destek katsayı değeri yüzde 50,4 artmış oldu. 2027 üretim yılı desteklemeleri için ise; destek katsayı değeri 442 TL'ye çıkarıldı. Ürün bazında en yüksek artış ise mercimek ve nohut desteklerinde gerçekleşti. Planlama kapsamında yer alan mercimek ve nohut ürünlerinde planlı üretim desteği yüzde 141 artırılarak dekara 884 TL'ye yükseltildi. Mercimek ve nohut üreten üretici temel ve planlı üretim desteği olarak 2026 üretim yılı için dekara 734 TL destek alırken, 2027 üretim yılı için dekara 1.326 TL destek alacak. Üretim planlaması kapsamına giren ürünlerden buğday, arpa ve mısırda, temel destek ve planlı üretim desteği toplamı 2026 üretim yılı için 806 TL olarak belirlenmişken, bu rakam 954 TL olarak güncellendi. 2027 üretim yılı içinse bu tutar 1.149 TL'ye yükseltildi. Ayçiçeği, fasulye, soya ve kanolada ise 2026 üretim yılı için temel destek ve planlama desteği toplamı 930 TL iken 1.101 TL olarak güncellendi. 2027 üretim yılında bu tutar 1.326 TL'ye çıktı. Pamukta ise 1.395 TL olan tutar 1.652 TL olarak güncellenirken, 2027 için 1.989 TL oldu. Patates, soğan ve aspirde ise 620 TL olan temel destek ve planlama desteği toplamı 734 TL olarak güncellendi, 2027 içinse 884 TL olarak belirlendi. Sertifikalı tohum kullanım desteğinde de önemli artışlar yapıldı. Buna göre 2027 üretim yılında sertifikalı tohum kullanımında dekar başına destek; Soya ve yer fıstığında yüzde 101 artışla 442 TL'ye, Nohut ve yem bezelyesinde yüzde 201 artışla 442 TL'ye, Mercimekte yüzde 141 artışla 353,6 TL'ye çıktı. Tarımsal yayım ve danışmanlık desteği de bir önceki yıla göre yüzde 40 artırılarak 345 bin 450 TL'den 483 bin 630 TL'ye yükseltildi. HAYVANCILIK DESTEKLERİNDE YÜZDE 43'E VARAN ARTIŞ “2024-2026 Yıllarında Yapılacak Hayvancılık Desteklemelerine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar" kapsamında da 2026 yılı uygulamalarında büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık destekleri artırıldı. Karara göre, büyükbaş hayvancılıkta hayvan başına buzağı temel desteği 1.400 TL'den 2.000 TL'ye, malak desteği ise 2.800 TL'den 4.000 TL'ye çıkarıldı. Bu desteklerdeki artış oranı yüzde 43 oldu. Küçükbaş hayvancılıkta ise hayvan başına kuzu ve oğlak temel desteği yüzde 43 artırılarak 300 TL'den 430 TL'ye yükseltildi. Çoban desteği de yüzde 43 artırılarak 81 bin TL'den 116 bin 100 TL'ye çıkarıldı. ARICILIK, İPEK BÖCEĞİ VE TİFTİK ÜRETİMİ İÇİN DESTEKLER DE ARTIRILDI Karar kapsamında, arıcılık desteğinde, üretici ve yetiştirici örgütlerine üye üreticilere arılı kovan başına verilen temel destek 140 TL'den 250 TL'ye yükseltildi. Örgüt üyesi olmayan üreticiler için ise temel destek tutarı ise kovan başına 100 TL'den 200 TL'ye çıkarıldı. İpek böceği temel desteği yüzde 36 artırılarak kilogram başına 1.100 TL'den 1.500 TL'ye yükseltildi. Tiftik üretimi temel desteği ise yüzde 38 artırılarak kilogram başına 160 TL'den 220 TL'ye çıkarıldı. GEBE HAYVANLARDA YAVRU KAYIPLARINA YÖNELİK DESTEKLERDE YENİ DÖNEM Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, atık desteğinin kapsamı genişletildi ve verilen desteklerde yüzde 100 artış yapıldı. Buna göre, gebe hayvanlarda, Bakanlık tarafından uygulanan programlı aşılar nedeniyle meydana gelen yavru kayıpları için ödenen desteğin kapsamına, bulaşıcı hastalıklar nedeniyle meydana gelen yavru kayıpları da dâhil edildi. Buzağı/malak başına verilen destek 20 bin TL'ye, kuzu/oğlak başına verilen destek ise 4 bin TL'ye çıkarıldı. ÜRETİCİLERE İLAVE DESTEKLER Yeni düzenleme kapsamında ayrıca, bazı üretim alanlarında ilave destekler de sağlanacak. Güçlü Besi Güçlü Üretim Projesi kapsamındaki hayvanlarda, etçi ırk sperma ile yapılan tohumlama sonucunda doğan buzağılar için ilave 1.000 TL/baş destek verilecek. Göçer sevk kontrol noktasında doğan kuzu ve oğlaklar için ilave 215 TL/baş, ari işletmelerde doğan dişi kuzu ve oğlaklar için ise ilave 860 TL/baş destek sağlanacak. Tam izole bölgelerde koruma altına alınan arı gen kaynaklarını tampon koruma bölgesinde muhafaza eden üretici ve yetiştirici örgütlerine üye üreticilere arılı kovan başına ilave 75 TL, üye olmayanlara ilave 60 TL destek verilecek. Çiğ süt desteği kapsamında ise ürettikleri sütü, Mesleki Yeterlilik Belgesine sahip çiğ süt toplama ve/veya depolama sorumluları aracılığıyla işleme tesislerine satan üreticilere temel desteğe ilave destek sağlanacak. SU ÜRÜNLERİ VE HAYVAN GEN KAYNAKLARI DESTEKLERİ DE ARTIRILDI Su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmelere, ürettikleri türler ve üretim şekillerine göre verilen temel destek oranlarında yüzde 30 ile yüzde 100 arasında değişen artışlar yapıldı. Hayvan gen kaynakları için verilen birim destek tutarları da bir önceki yıla göre yüzde 60 artırıldı. BAKAN YUMAKLI: “ÇİFTÇİLERİMİZİ HER KOŞULDA DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Resmi Gazete'deki kararlarla ilgili, sosyal medya hesaplarından yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, tarımsal üretimimizi artırmak ve gıda arz güvenliğimizi güvence altında tutmak için hazırladığımız bitkisel ve hayvansal üretimde destekleme tutarlarını artıran kararlar Resmî Gazete'de yayımlandı. Ayrıca bölgedeki savaş ve çatışmalardan dolayı artan girdi maliyetleri karşısında üreticilerin yükünün hafifletilmesine yönelik, bitkisel üretimde 2026 üretim yılı için daha önce açıklanan temel destek ve planlı üretim desteği tutarları da güncellendi. Tarımsal Üretim Planlaması ile desteklerimizi 3 yıllık dönemler halinde, üretim sezonundan önce açıklayarak ve her yıl güncelleyerek, üreticimize "planlı ve öngörülebilir" bir tarım vizyonu sunuyoruz. Hayvancılık Yol Haritamızı merkeze alan destekleme modelimizle büyükbaştan, küçükbaşa; arıcılıktan, balıkçılığa kadar kapsayıcı şekilde üreticimizin yanında oluyoruz. Stratejik ürünlerimizi koruyan, aile işletmelerimizi güçlendiren ve verimliliği merkeze alan bu destekleme modeliyle "Üreten Türkiye"nin gücüne güç katacak, çiftçilerimizi her koşulda desteklemeye devam edeceğiz. Tarladan sofraya emeği geçen tüm çiftçilerimize ve yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli olsun."

Gürer: "Çiftçinin Girdi Maliyeti Yüzde 54 Artarken Ürün Fiyatı Yerinde Sayıyor" Haber

Gürer: "Çiftçinin Girdi Maliyeti Yüzde 54 Artarken Ürün Fiyatı Yerinde Sayıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarındaki tarımsal ürün alım fiyatlarını motorin ve tarımsal girdi artışlarıyla karşılaştırdı. Gürer, “Çiftçiye maliyet artışı kadar fiyat verilmezse üretici üretimden kopar” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarında açıklanan yaş çay, fındık, buğday, arpa , tarımsal girdi maliyetleri ve motorin fiyatlarındaki artışla karşılaştırdı. Gürer, ortaya çıkan tablonun üretici açısından ciddi bir gelir kaybına işaret ettiğini belirterek, “Çiftçinin maliyeti ile ürününe verilen fiyat arasındaki makas giderek açılıyor. Üretici daha pahalıya üretiyor ancak ürününü maliyet artışının gerisinde kalan fiyatlarla satmak zorunda kalıyor” dedi. 2025 yılının 1 Eylül tarihinde 54 lira olan motorinin 1 Eylül 2026 tarihinde 83 liraya yükseldiğine dikkat çeken Gürer, motorindeki bir yıllık artışın yüzde 53,7 olduğunu belirtti. Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin de on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, açıklanan ürün fiyatlarının birçok üründe bu artışların gerisinde kaldığını söyledi. Gürer, “Tarımda yalnızca ürünün fiyatına bakarak değerlendirme yapılamaz. Çiftçi o ürünü hangi maliyetle üretiyor, mazota ne kadar ödüyor, gübreye ne kadar ödüyor, ilaca, yeme, elektriğe ve sulamaya ne kadar para harcıyor? Bunlara bakmak gerekiyor. Açıklanan fiyatlar maliyetler dikkate alınarak değerlendirildiğinde üreticiyi memnun edecek ve üretimde tutacak bir seviyede değildir.Bölgeye göre değişen verimde gelir durumunu etkiliyor” diye konuştu. MOTORİN BİR YILDA 29 LİRA ARTTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde motorinin temel maliyet kalemlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, “1 Eylül 2025 tarihinde motorinin litre fiyatı 54 liraydı. Bir yıl sonra, 1 Eylül 2026 tarihinde motorin 83 liraya çıktı. Motorinin litresinde bir yılda 29 liralık artış yaşandı. Bu, yüzde 53,7 oranında bir artış demektir” diye konuştu. Motorin fiyatlarındaki artışın tarımın her alanına yansıdığını belirten Gürer, “Çiftçi traktörünü motorinle çalıştırıyor. Tarlasını motorinle sürüyor. Hasadını biçerdöver yada toplama makinası ile motorinle yapıyor. Ürününü motorinle taşıyor. Sulama sistemlerinde enerji ve yakıt maliyetleri var. Ürünün tarladan pazara ulaşmasına kadar geçen sürecin her aşamasında motorin ve enerji maliyetleri bulunuyor. Motorine yüzde 53,7 zam gelirken çiftçinin ürününe bunun çok altında fiyat artışı verilirse üreticinin gelir kaybı kaçınılmaz olur.Ek birde nakliye gideri ile ürün fiyatı da katlıyor” dedi. TARIMSAL GİRDİLER TÜİKE GöRE YÜZDE 34,02 ARTARKEN ÇİFTÇİYE NE KADAR FİYAT VERİLDİ? CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'ndeki artışa da dikkat çekerek, “Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttı. Bu, ortalama bir artış. Çiftçinin kullandığı her girdide aynı oranda artış yaşanmıyor. Bazı girdilerde çok daha yüksek artışlar söz konusu. Motorindeki yüzde 53,7'lik artış bunun en açık örneğidir.” Üretim maliyetlerinin her geçen gün ağırlaştığını ifade eden Gürer, “Çiftçi bugün tohumunu, gübresini, ilacını, mazotunu, yemini, suyunu, elektriğini daha pahalı alıyor. Sulama maliyeti artıyor, işçilik maliyeti artıyor, nakliye maliyeti artıyor. Ancak ürününü sattığında aldığı fiyat aynı hızla artmıyor. Sorunun özü burada. Çiftçinin gideri hızla yükselirken geliri aynı oranda yükselmiyor” dedi. Gürer, “Çiftçi üretim yaparken zarar ederse, o çiftçi bir süre sonra üretimden çekilir. Üreticiyi üretimde tutmanın yolu, maliyetini karşılayan ve emeğinin karşılığını veren bir fiyat politikası uygulamaktır” dedi. ARPADA ARTIŞ SADECE YÜZDE 15,9 Gürer, 2025 ve 2026 yılı arpa alım fiyatlarını karşılaştırarak, en dikkat çekici tablonun arpa üreticisinde ortaya çıktığını söyledi. 2025 yılında ton başına 11 bin lira olan arpa fiyatının 2026 yılında 12 bin 750 liraya olduğunu belirten Gürer, artışın 1.750 lira olduğunu ve artış oranının yalnızca yüzde 15,9'da kaldığını ifade etti. Gürer, “Arpada bir yılda fiyat artışı yüzde 15,9. Aynı dönemde Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yüzde 34,02 artıyor. Motorin yüzde 53,7 artıyor. Arpa üreticisine verilen fiyat artışı ise yüzde 15,9'da kalıyor. Bu tablo çiftçi ne yapsın” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, arpa fiyatının motorindeki artış oranında artırılması halinde ortaya çıkacak rakama da dikkat çekerek, “2025 yılında 11 bin lira olan arpa fiyatı, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artsaydı bugün yaklaşık 16 bin 900 lira olması gerekirdi. Ancak açıklanan fiyat 12 bin 750 lira. Arada ton başına yaklaşık 4 bin 150 liralık fark var.” BUĞDAYDA FİYAT ARTIŞI YÜZDE 22,2'DE KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buğday fiyatlarındaki artışın da maliyetlerin gerisinde kaldığını söyledi. 2025 yılında makarnalık ve ekmeklik buğdayın ton fiyatının 13 bin 500 lira olduğunu belirten Gürer, 2026 yılında her iki buğday türü için fiyatın 16 bin 500 liraya olduğunu ifade etti. Gürer, “Çiftçi buğdayı üretirken 2025 yılının mazotunu kullanmıyor. 2026 yılının 83 liralık motorinini kullanıyor. 2025 yılının gübresini, ilacını ve diğer girdilerini kullanmıyor. Güncel fiyatlarla üretim yapıyor. O halde çiftçinin ürününe verilecek fiyatın da güncel maliyetleri karşılaması gerekiyor..Çünkü Yeni Ekim süreci gideri de güncel fiyatlar ile oluşacak “ dedi. Gürer, “13 bin 500 liralık buğday fiyatı motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar yükselmiş olsaydı, ton fiyatının yaklaşık 20 bin 750 liraya ulaşması gerekirdi. Açıklanan fiyat 16 bin 500 lira. Arada yaklaşık 4 bin 250 liralık bir fark var.Niğde kıraç alanda maliyet 20 lira kilo fiyatı geçiyor “ diye konuştu. FINDIKTA YÜZDE 27-28 ARTIŞ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fındık fiyatlarında da maliyet artışlarının altında bir artış gerçekleştiğini belirtti. 2025 yılında Giresun kalite fındığın kilogram fiyatının 200 lira olduğunu, 2026 yılında ise 255 liraya çıkarıldığını ifade eden Gürer, artışın 55 lira ve oranının yüzde 27,5 olduğunu söyledi. Levant kalite fındığın ise 2025 yılında 195 liradan 2026 yılında 250 liraya çıkarıldığını belirten Gürer, burada da 55 liralık artış yapıldığını ve artış oranının yüzde 28,2 olduğunu ifade etti. Gürer, “Giresun kalite fındıkta artış yüzde 27,5, Levant kalite fındıkta yüzde 28,2. Bu artışlar ilk bakışta yüksek görünebilir. Ancak maliyetlerle karşılaştırıldığında tablo değişiyor. Tarımsal girdiler yüzde 34,02, motorin yüzde 53,7 artmış durumda.” “Fındık üreticisi de bahçesine masrafsız girmiyor. Gübre kullanıyor, ilaç kullanıyor, işçi çalıştırıyor. Tarımsal üretimin bütün maliyetlerinden fındık üreticisi de etkileniyor.” Gürer, “2025 yılında 200 lira olan Giresun kalite fındık, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artırılmış olsaydı bugün yaklaşık 307 lira olması gerekirdi. Açıklanan fiyat 255 lira. Kilogram başına yaklaşık 52 liralık bir fark ortaya çıkıyor fındık üretici en az 370 Tl fiyat bekliyordu” dedi. “FİYAT ARTIŞI VAR AMA ÇİFTÇİNİN ALIM GÜCÜ YOK” Gürer, tarımda yalnızca fiyat artış oranlarına bakmanın yanıltıcı olacağını belirterek, çiftçinin satın alma gücünün dikkate alınması gerektiğini belirterek, “İktidar, ‘ürün fiyatını artırdık’ diyebilir. Ancak çiftçi açısından önemli olan fiyatın kaç lira arttığı değil, o fiyatla hangi girdiyi ne kadar alabildiğidir. Ürün fiyatı yüzde 20 artarken motorin yüzde 54 artıyorsa çiftçinin satın alma gücü düşüyor demektir. Bu nedenle tarımsal ürün fiyatlarını değerlendirirken nominal artışa değil, gerçek artışa bakmak gerekir. Çiftçinin cebine daha fazla para girmiş gibi görünebilir ancak o parayla daha az motorin, daha az gübre, daha az ilaç ve daha az üretim girdisi alabiliyorsa çiftçi gerçekte fakirleşiyor demektir” dedi. “ALIM FİYATI BELİRLENİRKEN MASA BAŞINDA DEĞİL, TARLADA HESAP YAPILMALI” Ömer Fethi Gürer, tarımsal ürün fiyatlarının belirlenme yönteminin değiştirilmesi gerektiğini belirtti. “Alım fiyatları masa başında belirlenmemelidir. Fiyat belirlenirken çiftçinin gerçek maliyeti dikkate alınmalıdır. Bir çiftçinin tarlasına gidip bir dekarda ne kadar mazot kullandığına, ne kadar gübre attığına, ne kadar tohum kullandığına, sulama için ne kadar ödeme yaptığına bakılmalıdır. Çiftçinin emeği de hesaplanmalıdır. Çiftçi ailesinin emeği de üretimin içindedir. Çiftçi yıl boyunca çalışıyor. Kuraklıkla mücadele ediyor, donla mücadele ediyor, hastalıkla mücadele ediyor. Sonra ürününü sattığında maliyetini dahi karşılayacak bir fiyat bulamıyorsa ortada bir tarım politikası öngörü ve planlama sorunu var” dedi.

Çiftçiler Dert Yandı: "12 Bin Liraya Dolan Depo, Şimdi 20 Bin Liraya Dolmuyor!" Haber

Çiftçiler Dert Yandı: "12 Bin Liraya Dolan Depo, Şimdi 20 Bin Liraya Dolmuyor!"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde çiftçilerle bir araya gelerek tarım sektöründe yaşanan sorunları dinledi. Bu yıl farklı ürünlerde rekoltenin yüksek olmasının beklendiğini belirten Gürer, yüksek rekoltenin çiftçinin gelirinin de yüksek olacağı anlamına gelmediğine dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, artan girdi maliyetleri ile ürünlerin düşük alım fiyatları arasında sıkışan üreticinin yaşadığı sorunların giderek büyüdüğünü söyledi. Gürer, “Bu yıl rekoltenin farklı ürünlerde bol olması bekleniyor. Ancak bunun bol olması üreticinin, çiftçinin gelirinin de yüksek olması anlamına gelmiyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Düşük alım fiyatlarından dolayı çok yerde ürün beklenen faydayı çiftçiye sağlayamadı. Niğde’nin Bor ilçesindeyiz. Burada arpa eken, buğday eken, mısır eken ve pancar eken üretici, doğal olarak girdi maliyetleri arttığı için ‘Kazancımız girdi maliyetine göre düşük kalıyor’ diyor.” diye konuştu. ÇİFTÇİ: “DURUM KÖTÜ, ÜRÜNÜMÜZ PARA ETMİYOR” Bor ilçesinde üretim yapan çiftçiler ise buğday ve mısır ektiğini belirterek yüksek maliyetlerden ve ürünlerin para etmemesinden yakındılar. Çiftçiler, “Bu sene buğday, mısır ektik. Durum kötü. Para etmiyor” dedi. Gübre ve mazot fiyatlarının üreticiyi zorladığını belirteler Çiftçiler , “Gübreyi en son 39 liradan kilosunu almıştım. Gübre, mazot 80 lira. Mazot aldı başını gidiyor. Elektrik de aynı şekilde. Şu anda çiftçinin durumu yatsın kalksın ağlasın” ifadelerini kullandı. Çiftçi olarak destek istemediklerini söyleyen çiftçiler , asıl beklentilerinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi olduğunu belirterek, “Bize destek vermesinler. Destek istemiyoruz biz. Desteği de büyükler alıyor. Bizim elektriğimizi, gübremizi, ilacımızın fiyatını düşürsünler. Destek onların olsun. 1 lira destek veriyorsa bizden 100 lira gidiyor. Nasıl çıkacağız bunun içinden?” diye konuştu. GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ Çiftçinin taleplerinin destekten ziyade üretim maliyetlerinin düşürülmesi noktasında yoğunlaştığını belirten Gürer, çiftçilere , “Siz diyorsunuz ki girdi maliyetleri düşürse, maliyetimiz uygun bir yere gelirse, çiftçi refahı içinde girdi maliyetine artı bir makul kâr bize yeter diyorsunuz. Bir şey istemiyorsunuz değil mi?” diye sordu. Ömer Fethi Gürer, üreticinin bir yıl boyunca emek vererek yetiştirdiği ürünün tarladan çıktıktan sonra çok daha yüksek fiyatlarla tüketiciye ulaştığını belirterek, “Şimdi biz çiftçilerimize konuşurken diyorlar ki biz aynı zamanda ürettiğimizin dışında satın alanız. Eğer bizim girdi maliyetlerimiz düşük olursa, ürün uygun fiyatta da üretildiği zaman piyasada uygun oluşur. Ama bizden ürün çıktı mı 4-5 kat fiyatta başkaları bu işten para kazanıyor. Biz bir yıl emek veriyoruz. Bir yıl emek veren para kazanamıyor ama bunu alıp götürüp satan para kazanıyor.” dedi. ENFLASYONU ÇİFTÇİNİN SIRTINDAN DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR Çiftçiler ise ürünün tüketiciye ulaşmasındaki maliyetlerin de yüksek olduğunu belirterek, aracı ve nakliye maliyetlerine dikkat çekti. Bir çiftçi, “Şimdi satana da bir şey demiyoruz. Mazot pahalı, yol pahalı, nakliye pahalı. O adam da üstüne koyacak. Her şey girdi maliyetlerinden geliyor yani sonuçta. Mazot, nakliye. Adam otobana çıktı mı dünyanın yol parasını veriyor” dedi. Yaşanan tablonun enflasyonla da doğrudan bağlantılı olduğunu savunan çiftçi, “Enflasyonu çiftçinin sırtından düşürmeye çalışıyorlar. Başka bir şey değil. Ürün para etmesin, enflasyonumuz düşük görünsün. Başka bir şey değil” ifadelerini kullandı. “SİLAJLIK MISIRDA ALAN YOK, TALEP YOK” Çiftçiler, silajlık mısır üretiminde de geçen yıla göre fiyatların düştüğünü ve ürünlerini satmakta zorlandıklarını anlattı. Bir üretici, “Bu sene silajlık mısır diktik. Silajlıkta fiyatlar geçen yıla göre düşük. Alan yok şu anda. Talep yok” dedi. Mısır üreticisi Necip Gök de geçen yıl ile bu yıl arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek, “Geçen sene 2 buçuğa verdiğimiz mısırı şu anda bin 800 liraya veriyoruz. Geçen yılın altında fiyatta satamıyoruz.” diye konuştu. EMEKLİ ÇİFTÇİ: “SALÇAYLA SOĞAN YİYORUM” Çiftçi Ahmet Eren ise hem emekli maaşı hem de tarımsal üretim maliyetleri nedeniyle geçinemediğini söyledi. “Emekliyim. Aldığım emekli parasını, su parasına yetiştiremiyorum. 25 lira, 23 lira maaş alıyorum. Yemiyorum, içmiyorum. Salçayla soğan yiyorum. Su parasını anca karşılıyor” diyen Eren , sulama maliyetlerinin de üreticinin yükünü artırdığını ifade etti. Eren , “Sulama parası da yüksek. Saati 500 lira” dedi. Mazot fiyatlarındaki artışın traktör kullanım maliyetlerini de katladığını belirten Eren , “Geçen yıl mazotun litresi 44 liraydı. Bu sene 80 liraya çıktı. Şu an daha da artıyor. Geçen sene benim traktörümün deposu 12 bin lira doluyordu. Şimdi 20 bin lira dolmuyor.” Girdi maliyetlerinin neredeyse tamamında büyük artış yaşandığını belirten çiftçi , “Tabii traktörün kontağını çevirdiğinizde geçen yıla göre katlamış oldu. Gübre katladı. Ama mahsulün fiyatı bir türlü katlamıyor” diye konuştu. “TARIM, MİLLİ GÜVENLİK KADAR ÖNEMLİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise farklı bölgelerde çiftçilerle yaptığı görüşmelerde benzer sorunlarla karşılaştığını belirterek, üreticilerin tarımı bırakmak istemese de başka seçeneklerinin olmadığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Genelde nereye gitsek çiftçi arkadaşların söylediği şu: ‘Yapacak başka işimiz yok. Traktör var, arazi var. Gidip de bir sanayi kuruluşunda çalışma şansımız da yok. Eve ekmek anca buradan geliyor. Onun için de bunu sürdürüyoruz diyorlar.” şeklinde konuştu. Tarımın stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Gürer, üreticinin üretimden kopmasının ülke açısından ciddi sonuçlar doğuracağını ifade ederek, “Tarım, milli güvenlik kadar önemli. Stratejik bir alan. Birden çok ürünümüz tarlada çiftçimiz ürettiği halde değer bulmayınca doğal olarak onların üretimden uzaklaşması, çocuklarının tarımdan kopması ülke geleceği açısından da sorun” dedi. Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yeten bir ülke olduğunu ancak bugün birçok üründe dışa bağımlı hale geldiğini savunan Ömer Fethi Gürer, “Yani biz kendi kendine yeten bir ülkeyken bugün için farklı ürünlerde artık dışa bağımlıyız. 21 üründe arz açığımız var” ifadelerini kullandı. “BUĞDAYI, ARPADA, FASULYEDE, NOHUTTA, MERCİMEKTE DIŞARIDAN ÜRÜN GETİRİYORUZ” Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarımsal üretimde sahip olduğu potansiyele rağmen bazı temel ürünlerde ithalata yönelmesini eleştirerek, “Buğdayda, arpada, fasulyede, nohutta, mercimekte yurt dışından ürün getiriyoruz. Oysa bizim çiftçimiz bunları yetiştirebilir. Niğde patatesle ünlü ama eskiden Niğde soğanla da ünlüydü. Şimdi Niğde’de soğan dikimi kalmadı” dedi. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üretim deseninin de değiştiğini belirten Gürer, “Adana’da dünyanın en güzel pamuğu yetişiyordu. Şimdi pamuk yetişen yerde tarlada havuçtu, soğandı, patates yetişiyor” diye konuştu. Gürer, çözümün doğru bir üretim planlamasından geçtiğini belirterek, “Üretim planlaması sağlanmalı. Ürün deseni doğru oluşturulmalı. Üretenler ürettiğinden para kazanıp bu işi severek yapmalı” ifadelerini kullandı. “GELECEK DÖNEMLERDE ÇİFTÇİ DE BULAMAYACAĞIZ” Çiftçinin üretimden kopmasının yalnızca bugünün değil, geleceğin de sorunu olduğunu vurgulayan TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi ,CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eğer bu işi severek yapmazlarsa gelecek dönemlerde çiftçi de bulamayacağız, ekilecek arazi de bulamayacağız” dedi. Tarım arazilerinin imara açılması konusunda da uyarıda bulunan Gürer, “Çünkü zaten imara giren bölgede tarlasını nasıl bir müteahhide veririm diye millet uğraşıyor. Onun için üreticimizin sorunları görülmeli” diye konuştu. “ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1 TRİLYON 459 MİLYAR LİRAYI BULMUŞ DURUMDA” Çiftçinin borç yüküne de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun 21. maddesi kapsamında verilmesi gereken destek ile fiilen verilen destek arasında büyük fark olduğunu belirterek, “Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre 722 milyar lira 2026 yılında destek verilmesi gerekirken 168 milyar lira verildi. Çiftçinin borç yükü ise giderek büyüdüğü. Şu an çiftçilerin bankalara borcu 1 trilyon 459 milyar lirayı bulmuş durumda. Çiftçi geliri giderini karşılamayınca haciz geliyor. Bu arada bölgede haciz gelenler de var” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİ: “TÜM HER ŞEYİMİZ İCRALIK” Gürer’in sözleri üzerine bir çiftçi de kendisinin doğrudan icra sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Çiftçi, “Bizzat kendimde var. Şu anda banka kredimizi ödeyemedik. Tüm her şeyimiz icralık” dedi. Çiftçinin borç ve icra sorununa ilişkin değerlendirmede bulunan Ömer Fethi Gürer, “Bir an önce bu icralar da durdurulmalı, çiftçiye ek destek sağlanmalı ve çiftçinin üretimin içinde durması sağlanmalıdır” dedi.

Kandıra Fındığı Büyükşehir Güvencesinde Haber

Kandıra Fındığı Büyükşehir Güvencesinde

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Kandıra’ya kazandırılan “Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi”, fındık hasat döneminde üreticinin yüzünü güldürdü. Bahçelerden toplanan fındıklarını merkeze getiren çiftçiler; sağlıklı depolama, kurutma ve TMO’ya teslim imkânıyla ürünlerini güvence altına aldı. Üreticiler, “Artık emeğimiz boşa gitmiyor, ürünümüz değerinde karşılık buluyor” sözleriyle Büyükşehir’e teşekkür etti. KANDIRA’NIN FINDIĞINA BÜYÜKŞEHİR ELİ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimin merkezi Kandıra’da çiftçinin yıllardır yaşadığı depolama ve kurutma sorununu çözüme kavuşturdu. Çalköy Mahallesi’nde hizmete açılan Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi, fındık hasadının başlamasıyla birlikte üreticileri ağırlamaya başladı. Bahçelerden özenle toplanan fındıklar merkeze taşınırken, çiftçiler ürünlerini modern ve güvenli koşullarda muhafaza etmenin rahatlığını yaşadı. FINDIK ARTIK EVLERDE BEKLETİLMEYECEK Daha önce fındıklarını evlerinde veya uygun olmayan alanlarda saklamak zorunda kalan üreticiler; rutubet, nem ve böceklenme nedeniyle ürünlerinde kalite ve değer kaybı yaşayabiliyordu. Büyükşehir’in hayata geçirdiği merkez sayesinde fındıklar uygun koşullarda kurutulup depolanırken, üreticinin ürünü erkenden ve düşük fiyata satma zorunluluğunun da önüne geçiliyor. TMO ALIMLARI AYNI MERKEZDE Toplam 2 bin 98 metrekare kapalı alana sahip merkez; depolama, ürün işleme ve Toprak Mahsulleri Ofisi alım noktası olmak üzere üç ayrı bölümden oluşuyor. Buğday, arpa, mısır ve fındığın depolanabildiği tesiste nem oranı yüksek ürünler kurutma sistemleriyle alım standartlarına uygun hale getiriliyor. TMO’nun da aynı noktada alım yapmasıyla üretici, ürününü uzak mesafelere taşımadan teslim edebiliyor. DURAN: HİÇBİR SIKINTIMIZ KALMADI Çalköy Muhtarı Yaşar Duran, merkezin köylüler için önemli bir ihtiyacı karşıladığını belirterek, “Daha önce ürünlerimizi Çerçilli’ye götürürken sıkıntı yaşıyorduk. Şimdi ise hiçbir sıkıntımız kalmadı. Köylülerimiz bu merkezde buğdayını, arpasını ve diğer ürünlerini depolayabiliyor. Emeğimizin boşa gitmediğini görüyoruz. Büyükşehir Belediyemizin bizim için yaptığı çok önemli çalışmalar var. Allah Büyükşehir’den razı olsun” dedi. ÇAKMAK: ÜRÜNÜMÜZ ARTIK DAHA DEĞERLİ Üretici Feyyaz Çakmak da daha önce Kandıra’da ciddi bir depolama sorunu yaşandığını vurguladı. Merkezin üretici mağduriyetini ortadan kaldırdığını ifade eden Çakmak, “Büyükşehir’in desteğinden çok memnunuz. Daha önce böyle bir imkânımız yoktu ve üreticimiz depolama konusunda mağdur oluyordu. Kandıra’ya böyle güzel ve değerli bir yatırım kazandırıldığı için çok mutluyuz. Ürünümüzü tüccara daha düşük fiyattan vermek zorunda kalıyorduk. TMO’nun burada alım yapmasıyla fındığımız daha değerli hale geldi. Tahir Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. SARIKAYA: NEM VE BÖCEKLENME SORUNU BİTTİ Üretici İbrahim Sarıkaya ise fındıklarını daha önce evde muhafaza ettiklerini anlatarak, “Evde depoladığımızda rutubet ve nem oluşuyordu. Ürünü uzun süre bekletmek zorunda kaldığımızda böceklenme yaşanabiliyordu. Bu tesis bizim için çok faydalı oldu. Fındığın burada uygun koşullarda saklanması kalitesini de olumlu etkiliyor. Ürünümüzü TMO aracılığıyla devlete vermek bizim için daha avantajlı. Kandıra hem tarım hem de turizm ilçesi. Böyle bir merkezin yapılması çok değerli bir yatırım oldu. Tarıma yönelik yatırımların devam etmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı. FINDIĞA KATMA DEĞER KAZANDIRILACAK Merkezin kurutma ve işleme bölümünde fındık kırma, kavurma ve paketleme işlemlerinin de gerçekleştirilmesi planlanıyor. Böylelikle Kandıralı üreticinin fındığı yalnızca güvenli şartlarda saklanmayacak, işlenerek katma değerli bir ürüne dönüştürülecek. Büyükşehir’in yatırımıyla üreticinin nakliye maliyeti azalırken, fındığın kalitesi ve ekonomik değeri de korunacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.