Hava Durumu

#Artvin

Kırsal Haber - Artvin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Artvin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hopa'da Sürdürülebilir Arıcılık İçin Mücadele Devam Ediyor Haber

Hopa'da Sürdürülebilir Arıcılık İçin Mücadele Devam Ediyor

Artvin’in Hopa ilçesinde, arıcılık faaliyetlerini desteklemek ve arı sağlığını korumak amacıyla Varroa ile mücadele ilacı dağıtım programı gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği öncülüğünde, Hopa Kaymakamlığı tarafından düzenlenen program kapsamında, ilçede faaliyet gösteren 220 kayıtlı arıcılık işletmesindeki 9 bin 500 aktif kovanın korunması hedeflendi. Hopa’da 220 Arıcılık İşletmesine Destek Programa, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkan Yardımcısı Kazım Doğan, Artvin İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı İbrahim Durmuş, Hopa Kaymakamı Uğur Karakaya, Artvin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Hopa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri ve arıcılar katıldı. Program kapsamında, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliğinin iş birliği ve koordinasyonunda temin edilen Varroa ile mücadele ilaçları, Hopa’da faaliyet gösteren arıcılara ücretsiz olarak dağıtıldı. Çalışmayla, ilçedeki 220 kayıtlı arıcılık işletmesine ait 9 bin 500 aktif kovanın sağlığının korunması amaçlandı. Varroa ile Mücadelede Bilinçli Uygulama Vurgusu Programda konuşan TAB Başkan Yardımcısı Kazım Doğan ve Artvin İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı İbrahim Durmuş, arıcılarla bir araya gelerek arı sağlığının korunmasının, Varroa ile etkin mücadele edilmesinin ve koloni kayıplarının önlenmesine yönelik çalışmaların önemine dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliğinin iş birliğinde yürütülen arı sağlığı çalışmaları kapsamında, ilgili personele mücadele ilaçlarının doğru ve etkin kullanımına yönelik uygulamalı eğitimler de verilecek. Böylece sahadaki mücadelenin bilinçli, etkin ve koordineli bir şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Sürdürülebilir Arıcılık İçin Mücadele Devam Ediyor Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı ve il birlikleriyle iş birliği içerisinde, arı sağlığını tehdit eden Varroa başta olmak üzere zararlı etmenlerle mücadele çalışmalarını sürdürüyor. Yürütülen çalışmalarla koloni kayıplarının azaltılması ve sürdürülebilir arıcılığın güçlendirilmesi amaçlanıyor. Programın gerçekleştirilmesine katkı sağlayan Tarım ve Orman Bakanlığına, Hopa Kaymakamlığına, Artvin İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne, Hopa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür edildi. Program sonunda arıcılara sağlıklı kolonilerle bereketli ve verimli bir üretim sezonu dileğinde bulunuldu.

DOKA ve Özyeğin Üniversitesinden Kadın Kooperatiflerine Mentörlük Desteği Haber

DOKA ve Özyeğin Üniversitesinden Kadın Kooperatiflerine Mentörlük Desteği

Doğu Karadeniz’de altı ilde faaliyet gösteren kadın kooperatiflerini desteklemek amacıyla hazırlanan KADİM Programı uygulama dönemine geçti. İş geliştirme, markalaşma, finans ve pazara erişim gibi alanlarda uzun vadeli mentörlük desteği sunulacak program, Özyeğin Üniversitesinde düzenlenen lansmanla başladı. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) ve Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen Doğu Karadeniz Bölgesi Kadın Kooperatifleri için Dayanışma ve İleri Mentörlük Programı (KADİM), uygulama dönemine başladı. Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Gümüşhane ve Artvin’de faaliyet gösteren kadın kooperatiflerinin kurumsal kapasitelerinin ve ekonomik sürdürülebilirliklerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Kadın kooperatiflerine uzun vadeli mentörlük desteği Yaklaşık iki yıllık saha araştırmasının ardından geliştirilen KADİM Programı, kadın kooperatiflerinin ihtiyaçlarına yönelik uzun vadeli ve uygulamaya dayalı bir destek modeli sunuyor. Programın hazırlık sürecinde kooperatiflerin ihtiyaçları analiz edilirken mentörlük sisteminin işleyişi ve etki değerlendirme süreçleri de tasarlandı. Kısa süreli eğitimler yerine mentörlerle birlikte çalışmaya dayanan program kapsamında kadın kooperatiflerine iş geliştirme, pazarlama, markalaşma, finans, yönetişim ve pazar erişimi alanlarında destek sağlanması planlanıyor. Mentörlük ağına 70’i aşkın başvuru KADİM kapsamında oluşturulan mentörlük ağına bugüne kadar kurumsal ve bireysel düzeyde 70’i aşkın başvuru yapıldı. Bölgedeki firmaların yanı sıra ulusal ölçekte faaliyet gösteren şirketler, akademisyenler, uzmanlar ve danışmanlar da ağa dahil oldu. Farklı sektörlerden bilgi ve deneyimin kadın kooperatiflerine aktarılmasının amaçlandığı programla, kooperatiflerin kurumsal gelişimlerinin desteklenmesi ve yerel kalkınmadaki rollerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Altı ildeki kadın kooperatifleri hedefleniyor Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Gümüşhane ve Artvin’i kapsayan KADİM Programı, kadın kooperatiflerinin ekonomik faaliyetlerini sürdürülebilir şekilde geliştirmelerine yönelik bir mentörlük modeli olarak öne çıkıyor. DOKA ve Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen programın uygulama süreci, üniversitede düzenlenen lansmanla başladı.

Nepal-Tibet Faciası İklim Değişikliğinin Etkisine Acı Bir Örnek Haber

Nepal-Tibet Faciası İklim Değişikliğinin Etkisine Acı Bir Örnek

Nepal ile Çin'in Tibet bölgesi arasındaki sınır hattında 26 Ağustos'ta meydana gelen yıkıcı heyelan ve sellerde yüzlerce kişi hayatını kaybederken, 1.400'e yakın kişiden hâlâ haber alınamıyor. İlk raporlarda felaketin 4.4 büyüklüğünde bir deprem tarafından tetiklendiği öne sürülse de, uzmanlar olay yerindeki incelemeler ve uydu verileri doğrultusunda gerçeğin çok daha farklı olduğunu ortaya koydu. ​İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm, felaketin asıl sebebinin bir kaya-buz kütlesinin çökmesi olduğunu belirterek yaşananları, iklim değişikliğinin uzun ve kısa vadeli etkilerinin yıkıcı bir sonucu olarak nitelendirdi. ​Felakete Ne Sebep Oldu? Deprem mi, Kaya Çığı mı? ​Olayın ardından yapılan ilk değerlendirmeler deprem ihtimali üzerinde dururken, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) ve yer bilimciler bu iddiayı netleştirdi. Prof. Dr. Tolga Görüm, Himalayalar'daki Langtang Lirung Zirvesi'nden kopan devasa bir kaya-buz kütlesinin kama kaymasıyla Lhende Khola Vadisi'ne girdiğini ifade etti. ​Kuru Sıvılaşma Etkisi: Serbest düşüşle vadiye inen kütle, altındaki buz erimesi kaynaklı sular üzerinde yüzerek bir kaya çığına (rock avalanche) dönüştü. ​Setlenme ve Sel Zinciri: Akarsuyun kısa süreliğine önünün kapanmasıyla oluşan set gölü bir süre sonra yıkıldı. Sel suları, yamaçlardaki malzemeleri alttan kazıyarak ilerledi ve önündeki her şeyi yuttu. ​Deprem Sinyalinin Yanılgısı: Olay sırasında kaydedilen sismik sinyallerin depremden değil, devasa kütlenin yere uyguladığı yoğun basınçtan kaynaklandığı anlaşıldı. ​İklim Değişikliğinin Zincirleme Etkisi ​Uzmanlar, bu tür felaketlerin ardında iklim krizinin yattığına dikkat çekiyor. Buzulların hızla erimesi, dağ kütlesinin üzerindeki büyük baskıyı ortadan kaldırıyor. Yükün azalması kütle içinde zamanla çatlakların oluşmasına yol açarken, eriyen buzullar kayanın termal iletkenliğini artırarak güneşten daha fazla ısı çekmesine neden oluyor. Bu süreç, kayaların çatlak dinamiklerini bozarak ani ve büyük çaplı çöküşleri tetikliyor. ​Benzer bir felaket 2021 yılında Hindistan'ın Chamoli bölgesinde yaşanmış, 200'den fazla kişi hayatını kaybederken dev bir hidroelektrik santrali tamamen yok olmuştu. ​Türkiye İçin Büyük Risk: Hangi Bölgeler Tehlike Altında? ​Tibet'teki felaketin bir benzeri, tarihte Türkiye topraklarında da yaşandı. 2 Temmuz 1840'ta Ağrı Dağı'ndaki Ahura Vadisi'nde meydana gelen kaya çığı ve sonrasında oluşan set gölünün patlaması sonucu 1.300 kişi hayatını kaybetmişti. ​Prof. Dr. Tolga Görüm, Türkiye'de de benzer risklerin bugün devam ettiğini vurgulayarak yüksek riskli bölgeleri sıraladı: ​Erzurum ve Artvin: İki il arasındaki Tortum bölgesi başta olmak üzere dağlık alanlar. ​Kars: Kağızman ilçesinde, volkanik alan üzerindeki heyelan setine yerleşmiş göl sistemleri ve altındaki Denizgölü köyü. ​Hakkari: Üst kesimlerinde buzul göllerinin yer aldığı ve küçük yerleşimlerin bulunduğu riskli dağlık alanlar. ​Erken Uyarı Sistemleri Hayat Kurtarabilirdi ​Bölgede yeterli erken uyarı sistemlerinin bulunmamasının can kayıplarını artırdığına dikkat çekiliyor. Yer altı hareketlerini ve gürültülerini dinleyerek kaya çığı ile selleri önceden tespit edebilen GEOFON gibi basit deprem izleme sistemleri, rota boyunca stratejik olarak yerleştirildiğinde erken uyarı sağlayabiliyor. Ancak 5-6 bin metre yükseklikteki dağlık coğrafyalarda bu tür operasyonların zorluğu ve maliyeti, önlem alınmasını güçleştiren unsurlar arasında yer alıyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Prof.Dr. Tolga Görüm

Toplu Taşımada Kullanılan Akaryakıta Uygulanan KDV Düşürülmeli Haber

Toplu Taşımada Kullanılan Akaryakıta Uygulanan KDV Düşürülmeli

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Mart Ayı Olağan Encümen Toplantısı, Birlik Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada; halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanlarının yaşadıkları hukuki süreçlere dikkat çekilerek demokrasi vurgusu yapıldı. Açıklamada ayrıca, belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları paylar üzerinden yapılan kamu alacağı kesintilerinin geçici olarak durdurulması ile toplu taşıma hizmetlerinde kullanılan akaryakıta uygulanan Katma Değer Vergisi oranının düşürülmesine yönelik taleplerde bulunuldu. Özellikle muhalif partilere mensup belediye başkanlarının tutuklu yargılanmalarının hukuk devleti ilkesine zarar verdiği ifade edilen açıklamada, merkezi yönetim tarafından yerel yönetim mevzuatında değişiklik yapılmasına yönelik yürütülen hazırlık çalışmalarına, Türkiye Belediyeler Birliğinin de dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Açıklamanın tamamında şu ifadelere yer verildi: “Türkiye Belediyeler Birliği Mart Ayı Olağan Encümen Toplantısı, Birlik Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Vahap Seçer başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Yerel demokrasinin işleyişi, hukuk devleti ilkesi ve yerel yönetimlerin kurumsal yapısı çerçevesinde güncel gelişmelerin ele alındığı toplantıda; yerel yönetim mevzuatında yapılması planlanan düzenlemeler ile belediyelerin karşı karşıya kaldıkları maliyet baskıları değerlendirilmiş ve çözüm önerileri geliştirilmiştir. Toplantıda aşağıdaki hususlarda görüş birliğine varılmıştır: Türkiye Belediyeler Birliğinin, yerel yönetimlerin kurumsal temsilini ve demokratik işleyişini koruma sorumluluğu bulunmaktadır. Halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanları, uzun süredir kaygı verici bir hukuki süreç yaşamaktadırlar. Bu hukuki sürece doğal hakim ilkesini yok eden bir yöntem olan görev yaptıkları il ve ilçede yürütülen işlemler hakkında başka illerdeki savcılıklar tarafından soruşturulmaları da dahil edilmiştir. Ne yazık ki bu soruşturmaların hemen hemen tamamı tutuksuz yargılanma ilkesi göz ardı edilerek tutuklanmayla sonuçlanmaktadır. Tüm bu yaşananlar, demokratik meşruiyetin temelini oluşturan seçmen/seçilmişlik iradesi, hukukun üstünlüğü, masumiyet karinesi ve yerel yönetimlerin anayasal güvenceleri bakımından özenle değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Belirtmeliyiz ki derin kaygılarımıza neden olan bu uygulamalar hukuk devleti ilkesini de aşındırmaktadır. Ülkemizin tanık olduğu bu uygulamaların özellikle muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarına yönelik olması da dikkat çekicidir. Mahallî idarelerin; mahallî müşterek ihtiyaçların karşılanması amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişilikleri olduğu açıktır. Bu çerçevede, yerel yönetimleri doğrudan ilgilendiren mevzuat düzenlemelerinde yerinden yönetim ilkesinin güçlendirilmesi ve katılımcı idare anlayışının hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Merkezi yönetim tarafından yerel yönetim mevzuatında değişiklik yapılmasına yönelik yürütüldüğü anlaşılan hazırlık çalışmalarının; belediyelerin görev, yetki ve sorumluluk alanları ile mali yapıları ve hizmet sunum kapasiteleri üzerinde etkili olabilecek sonuçlar doğuracağı değerlendirilmektedir. Yerel yönetimleri doğrudan ilgilendiren ve gelecek kuşakları da etkileyecek düzenlemelerin hazırlanması sürecinde, tüm belediyeleri temsil eden Türkiye Belediyeler Birliğinin kurumsal görüş ve önerilerinin alınması; demokratik yönetişim ilkeleri, kamu hizmetlerinin etkinliği ve idarenin bütünlüğü açısından açık bir gerekliliktir. Belediyelerin sahada yaşadığı sorunlara ilişkin bilgi ve tecrübenin karar alma süreçlerine yansıtılması, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasına ve vatandaş memnuniyetinin artırılmasına katkı sağlayacaktır. Toplantıda ayrıca; son dönemde küresel ölçekte artan enerji ve akaryakıt maliyetlerinin belediyelerin hizmet sunum kapasitesi üzerinde ciddi bir mali baskı oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu durumun, toplu taşıma hizmetlerinden altyapı ve üstyapı yatırımlarına, çevre temizlik hizmetlerinden sosyal destek faaliyetlerine kadar pek çok alanda belediyelerin giderlerini önemli ölçüde artırdığı ifade edilmiştir. Hizmet maliyetlerindeki artışa rağmen genel bütçe vergi gelirlerinden belediyelere aktarılan payların aynı ölçüde artırılmaması ve belediyelerin öz gelir kaynaklarının mevcut ekonomik koşullara uygun şekilde güncellenmemesi, yerel yönetimlerin mali dengelerini zorlayan temel unsurlar arasında yer almaktadır. Belediye hizmetlerinde aksama yaşanmaması, yerel kamu hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve yerel yönetimlerin mali sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi amacıyla aşağıdaki hususlarda adım atılması gerektiği değerlendirilmiştir: Belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları paylar üzerinden yapılan kamu alacağı kesintilerinin, önceki dönem uygulamalarında olduğu gibi Cumhurbaşkanı Kararı ile geçici olarak durdurulması, Toplu taşıma hizmetlerinde kullanılan akaryakıta ilişkin olarak Katma Değer Vergisi oranının düşürülmesine ve Özel Tüketim Vergisi bakımından istisna getirilmesine yönelik yasal düzenleme yapılması. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.” Encümen toplantısına, Birlik Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Ağrı Belediye Başkanı Hazal Aras, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ve Karaköprü Belediye Başkanı Nihat Çiftçi katıldı. Toplantıda TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız ile Genel Sekreter Yardımcıları Şengül Altan Arslan, Feridun Ulutaş ve Ulaş Altun da hazır bulundu.

Türkiye'de Balık Yetiştiriciliği 10 Kat Arttı Haber

Türkiye'de Balık Yetiştiriciliği 10 Kat Arttı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Borçka Baraj Gölü'ndeki Artvin Balıkçılık Somon Üretim Tesisi'ni ziyaret etti. Borçka Baraj Gölü'ndeki Artvin Balıkçılık Somon Üretim Tesisi'ni ziyaret eden Bakan Yumaklı, Tarım ve Orman İl Müdürü Neşet Ulutaş ve Artvin Su Ürünleri Yetiştiriciliği Birliği Başkanı Önder Alkan'dan bilgi aldı. Yumaklı, burada yaptığı açıklamada, Türkiye'de balıkçılık sektörünün son yıllardaki gelişiminin kendilerini ziyadesiyle memnun ettiğini belirterek, "Son dönemde özellikle 1 milyon ton üretim barajına ulaşmış olması ve bu rekoru kırmış olması, balıkçılık sektörünün potansiyelini üretime çevirdiğiyle alakalı çok güzel sonuçlar getirdi bize." ifadesini kullandı. Türkiye'de balık yetiştiriciliğinin son 23 yılda 10 kat arttığına işaret eden Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaklaşık 650 bin tonlara gelmiş durumdayız. Türk somonu, alabalık, levrek, çipura gibi ürünlerin artık bir marka olarak da dünya pazarlarına ulaşmış olması bu manada sektörün daha da gelişeceğine dair bizler için umut verici bir durum. Su ürünleri üretiminde özellikle hem yetiştiricilikte hem avcılıkta üretim planlamasına 2024 yılından itibaren geçmiştik hatırlarsanız. Yüzde 95'in üzerinde bir oranda üretim planlaması uygulaması var. Bunu hem yetiştiricilikteki gelişmelerin üretim planlamasına çok ciddi bir şekilde katkı vermesi hem de avcılıktaki sonuçlardan özellikle koruma kullanma dengesini gözettiğimizde görmüş oluyoruz." TÜRK SOMONU ÜRETİMİNDE 8 YILDA 15 KAT ARTIŞ Bakan Yumaklı, bitkisel, hayvansal ve su ürünlerindeki üretim planlamasının başarılı olduğunu vurguladı. İşleme tesisleri ve ihracata hazırlık açısından yapmaları gereken yatırımların olduğunu belirten Yumaklı, şunları kaydetti: "2025 yılında su ürünlerinden ülkemiz 2,3 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaştı. Bunun da yaklaşık 500 milyon doları yine bizim Türk somonu dediğimiz ve artık dünya pazarlarına ulaşmış olan bir ürünümüzden gelmiş oldu. Son 8 yılda özellikle Türk somonu üretiminin 15 kat arttığını söylemek istiyorum. Bu manada özellikle hem iç sulardaki yetiştiricilikte hem de buna uygun denizlerimizdeki yetiştiricilikte çok başarılı bir sonuca ulaşmış durumdayız." Artvin'in Türk somonu üretiminde önemli şehirler arasında yer aldığına dikkati çeken Yumaklı, "Burada 11 tesis var. Bunun karşılığı 765 milyon lira. Yani bu rakamları sadece birer rakam olarak görmemek lazım. Bulunduğu şehre çok önemli bir ekonomik katkı da sağlamış oluyor aynı zamanda. Artvin'in bu potansiyelini daha da geliştirmeye devam edeceğiz." dedi. Bakan Yumaklı, Türkiye'nin bu sektörde büyük potansiyele sahip olduğunu ifade ederek, "Bunu harekete geçirdik, daha da geliştirmeye devam edeceğiz. Bu balıklar hem yetiştiricilikte hem avcılıkta büyük karlar sağlayacak. Ben emeği geçen bütün kardeşlerime, bütün üreticilerimize, sektörün başından sonuna kadar hepsine çok teşekkür ediyorum ve saygılar." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.