Hava Durumu

#Arz Açığı

Kırsal Haber - Arz Açığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arz Açığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Buğday Üreticisi Mazot Karşısında Eridi: 73 Litre Kayıp! Haber

Buğday Üreticisi Mazot Karşısında Eridi: 73 Litre Kayıp!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM’de yaptığı kapsamlı konuşmada Türkiye’nin tarım politikasındaki yanlışları ve üreticinin karşı karşıya olduğu derin krizleri gözler önüne serdi. Ömer Fethi Gürer, “Bitkisel üretim, tarla, bahçe ve sebze üretimiyle ilgili bazı iktidar milletvekili arkadaşlarımız geliyor, bu dönem üretimdeki artıştan söz ediyor, bir önceki yıla göre değerlendiriyorlar. Bir önceki yıla göre değerlendirirseniz tabii üretim artışı var. 2023 yılına göre 2025 yılında yalnızca 10 milyon ton tahıl tarla ürünlerinde kayıp oluştu, meyvedeki kayıp da kayıt dışıyla beraber 10 milyon tona yakın. Bunun nedeni kuraklık ve zirai dondur. O kriterlere göre bakarsanız bu yıl üretimde artış görülür ama 2002 yılında bu ülkede 19 milyon 500 bin ton buğday yetişirken geçen yıl 17 milyon 900 bin ton yetişmişti. Öyle olunca, nüfusa göre değerlendirdiğinizde, geçen yıldan bu yıla da 22 milyon ton ilk tahmin olduğuna göre, nüfus oranı ölçüsünde buğday üretiminde artışımız yok, açığımız var.” diye konuştu. 2025 YILINDA 1 TON BUĞDAY SATAN ÇİFTÇİ 287 LİTRE MAZOT ALIYORDU, BU YIL 1 TON BUĞDAY SATAN ÇİFTÇİ 214 LİTRE MAZOT ALABİLİYOR. Gürer, “DİR (Dahilde İşleme Rejimi) kapsamında da her yıl buğday ithal ediyoruz. Peki, buğday üreticisine gerekli destek sağlanıyor mu? Verilen alım fiyatının düşük olduğunu defalarca dile getirdik. Bakınız, 2025 yılında 1 ton buğday satan çiftçi 287 litre mazot alıyordu. Bu yıl 1 ton buğday satan çiftçi 214 litre mazot alabiliyor. Mazot da üretimdeki en önemli gider kalemlerinden biri. Keza, gübrede de benzer bir durum var. 2021 yılında mazot 7 lirayken, 2026 yılında mazot 77 lira. Verilere böyle baktığımız zaman tarım kesiminin sorunlarını daha iyi fark eder, irdeleriz.” dedi. Gürer, “Bölgelerimizdeki üreticilerle konuştuğunuzda, çiftçilerle konuştuğunuzda sıkıntıları sizlere anlatıyorlardır. En örgütsüz kesimlerden biri tarım kesimi. Bireysel anlamda kredisini alıyor, borçlanıyor, üretim yapıyor, sonra da ödeyemediği zaman kapıya icra geliyor. Yalnızca bu ay için 77 traktör, 5.400 tarlaya icra yine gelmiş. Öyle olunca, bu rakamsal artışları da gözlediğinizde her yıl kırsalda bu işi yapanın sayısı azalıyor. Veriler doğru kullanılmadı mı sorun yok gibi görünür ama sorun var.” dedi. MISIRDA SORUN VAR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mısır üretiminde Türkiye'nin üretim açığı olmayabilir ama her yıl mısırda 3-4 milyon ton açığımız var. Niye var? Çünkü ithalatı kolaylıyoruz. Oradaki fiyat dengesini Türkiye'deki üretimle paçal yapıp fiyat düşürme yolunda bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz. Bunu yapacağınıza, çiftçi için ürünlerde girdi maliyetlerinde, gübrede yüzde 50 sübvansiyon desteği sağlansa, mazotta ÖTV, KDV kaldırılsa, Ziraat Bankası kredilerinde çiftçiyi koruyan bir anlayış geliştirilse, bu bağlamda borçların ötelenmesi yoluna gidilip faizleri silinse bu meselelerde üretici korunur. Üreticinin korunmasıyla üretim açığı kapatılabilir. 21 üründe arz açığı var. Bu benim belirlediğim bir arz açığı değil; verileri bakanlığın, TÜİK'in verilerinin dışında veri kullanmam ama TÜİK mayıs ayında bitkisel üretimi açıklıyor, bir de aralık ayında açıklıyor. İkisi arasında geçen yıl bazı ürünlerde 2 milyon tona yakın sapma var. Bu ülkenin tarımını ayağa kaldırmak için doğru politikalara ihtiyaç var.” dedi. TARIMDA SORUNLAR DERİNLEŞİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM'de yaptığı konuşmada tarımdaki sorunların derinleştiğini de söyledi. Gürer, “Ülkemizde Toprak Mahsulleri Ofisinin önemli bir işlevi var. 1938 yılında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kurulmuş, çiftçinin kara gün dostuydu, sonradan yapısal değişikliklere uğradı. 2006 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarları döneminde Toprak Mahsulleri Ofisinin depoları satıldı, bölgelerden çekildi, serbest piyasa ekonomisi mantığıyla ofis neredeyse tükenme noktasına geliyordu. Sonra baktılar ki üretilen ürün var, üretici ürettiği ürünü satacak nokta arıyor, yeniden TMO'nun işlevini değiştirdiler, günümüze kadar gelen farklı yapılanmalar oluştu. Burada ortaya çıkan en önemli sorun, kamunun alım fiyatı adı altında belirlediği fiyatı tüccarın beklemesi, onun altında fiyatla da piyasaya girmesi oluyor. Taban fiyat uygulaması olmadığı için TMO'nun açıkladığı fiyat bir alım fiyatı ama TMO'ya ürün teslim etmenin şartları ağır. 'Randevu sistemi' diyor, ödemede problem var, 'Ayağıma getir, belirlediğim yerde olsun.' diyor çünkü her yerde alım yapmıyor. Her yerde alım yapmadığı zaman borçlu çiftçi, tarlaya gelen tüccara ürününü vermek durumunda kalıyor ve üründen para kazanamıyor.” dedi. TMO ALIM FİYATI DÜŞÜK TUTUYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “TMO'nun açıkladığı fiyatları da eleştirdi. Gürer, 'Genelde TMO alım fiyatı düşük oluyor. Bu yıl buğdayın tonunda 16.500 lira fiyat açıkladı. Çukurova'daki verimliliğe göre 20 bin lira civarında bir maliyet fiyatı varken, İç Anadolu'da kıraç arazideki verime göre de 24 bin lira civarında bir maliyeti var ton olarak. Onun için bölgesel olarak da sorunun oluşumuna yol açıyor.'” diye konuştu. FINDIK ALIM FİYATI KİLOSU 370 LİRA OLMALI TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, fındık alım fiyatıyla ilgili çağrıda bulundu. Gürer, “Bugünlerde fındıkla ilgili alım fiyatı açıklanacak. Toprak Mahsulleri Ofisinin açıklayacağı bu fiyat, ülkemiz fındığı için de önemli. Cumhuriyet Halk Partisi olarak önerimiz, çiftçi refahını sağlayacak kiloda 370 liralık bir fiyat. Nedenine gelince, stratejik bir ürün fındık. Fındığın yüzde 80'ini ihraç ediyoruz, katma değerli ürüne dönüştürüyoruz ama Türkiye'de fındık üreticisinin yanında durmayan bir kamu var. Tekelleşmiş yabancı şirketlere fındığımız neredeyse peşkeş çekilip farklı ülkelerde Türkiye'den götürülen fındıkla pazar yaratıp, üretim alanı yaratıp Türkiye fındığının da önü kesilmek isteniyor. Oysa fındıkta dünya markasıyız. Fındık üreticisinin yapısı da genelde büyük kentlerde olup fındığına bakım yapar, gelir, orada hasadını yapar, tekrar dönüş sağlar. Böyle giderse fındıkta da sorunlar oluşacak. Son yıllardaki yanlış politikalar fındığı da sorunlu kıldı. Çayda sorun, fındıkta sorun, buğday mevsimsel yıllık değişimlere uğradığında sorun, mısırda sorun; mercimekte ürettiğimizin iki katını ithal eder duruma geldik. Mercimek ülkesiyken 21 üründe arz açığı devam ediyor. Yanlış tarım politikası ve uygulamalarıyla ortaya çıkan sorunlar, tarımda Türkiye'yi bir kaosa doğru sürüklüyor.” dedi. İTHAL ÜRÜNÜ İŞLEYİP İHRACAT ETMEK YERİNE ÇİFTÇİMİZ ÜRETSİN CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşmasında, “Ne deniliyor? 'Tarımsal üretim ihracatında yükseldik.' Yurt dışından, yabancı ülkelerden getirdiğin ürünü Türkiye'de işliyorsun, dâhilde işleme rejimi kapsamında yurt dışına satıyorsun, onunla övünüyorsun. Önemli olan kendi üreticini desteklemek, kendi üreticinin refahını sağlamak, ürettiğin ürünün değer bulmasına yol açmak, girdi maliyetlerini düşürmek ve tüketicinin de uygun fiyatlarla ürün alacağı bir sistemi oluşturmak. Bu sistem oluşmazsa ülke için sorunlar oluşur.” dedi.

Soğan Üreticilerinden Uyarı: "Sorun İthalat Değil, Üretimin Sürdürülebilirliği!" Haber

Soğan Üreticilerinden Uyarı: "Sorun İthalat Değil, Üretimin Sürdürülebilirliği!"

Son dönemde artan soğan fiyatları Türkiye gündemindeki yerini korurken, Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (SO-DER) yaşananların perde arkasını açıkladı. Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Başkanı Reşit Kaya, artışın temelinde ithalatın değil, üretimin yok olma noktasına gelmesinin yattığını belirterek, yerli üretimi destekleyecek kalıcı adımlar çağrısında bulundu. SO-DER Başkanı Kaya yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "​Son günlerde soğan fiyatlarında yaşanan keskin yükseliş, kamuoyunda ithalat politikaları üzerinden tartışılmaktadır. Ancak SO-DER olarak açıkça ifade ediyoruz ki, bu fiyat hareketinin temelinde ithalat değil, Türkiye’de kuru soğan üretiminin sürdürülemez hale gelmesi ve çiftçilerimizin büyük bir kısmının üretimi terk etmek zorunda kalması yatmaktadır. Fiyat artışını üreticinin kazancına bağlamak gerçeği yansıtmamaktadır; aksine, üretici yıllardır zarar etmiş, bugün elinde ürün kalmayan çiftçimiz fiyat artışından pay alamamaktadır. ​Üretim maliyetleri açısından Türkiye ile rakip ülkeler arasındaki uçurum her geçen gün büyümektedir. Özbekistan, İran ve Mısır gibi ülkelerde bir kilogram soğanın üretim maliyeti yaklaşık 4-5 TL seviyesindeyken, Türkiye’de bu maliyet hasat işçiliği de dahil olmak üzere 15 TL’nin üzerine çıkmıştır. Bu farkın en çarpıcı örneği işçilik ücretlerinde görülmektedir: Mısır’da bir tarım işçisinin günlük yevmiyesi yaklaşık 3 dolar iken, Türkiye’de bu rakam 30 dolara ulaşmaktadır. Mazot, gübre, ilaç ve diğer girdilerde de benzer oranda bir fark bulunmakta; bu da yerli üreticinin uluslararası pazarda rekabet etme şansını ortadan kaldırmaktadır. Ne yazık ki çiftçilerimiz, yıllarca soğanını üretim maliyetinin üçte biri gibi sembolik fiyatlara satmak zorunda kalmış, artan borç yükü ve azalan gelir nedeniyle ekim alanlarını sürekli daraltmıştır. Bu süreçte yaşanan kuraklık, sel ve don gibi doğal afetler ise üretimdeki düşüşü daha da hızlandırmıştır. SO-DER olarak 2018 yılından bu yana her platformda hükümete sesimizi duyurmaya çalıştık; zaman zaman ihracat destekleri verilmiş olsa da yüksek girdi maliyetleri nedeniyle bu destekler kalıcı çözüm olmaktan uzak kalmıştır. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye genelinde yalnızca Amasya, Bursa ve bazı ilçelerde çok sayıda üreticinin elinde ürün kalmıştır. Mevcut durumda soğanın kilogram fiyatı 50 TL seviyesine ulaşmıştır. Ancak bu fiyat artışında en çok yerli üretici değil, Türkiye’ye ürün satan Mısır, Özbekistan ve İran gibi ülkeler faydalanacaktır. Çünkü yerli üreticinin elinde satacak yeterli ürünü kalmamıştır; arz açığı ithalatla kapatılmaya çalışıldığında, fiyatlardaki yükseliş doğrudan yabancı üreticilerin lehine işleyecektir. Bu durum, hem ülke tarımının geleceği hem de gıda güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. SO-DER olarak net bir şekilde belirtmek isteriz: Biz üreticiler ne soğanı 5 TL’ye ne de 50 TL’ye satmak istiyoruz. Bizim talebimiz, üretim maliyetlerimizi karşılayan ve sürdürülebilir üretimi mümkün kılan adil bir fiyatın oluşmasıdır. Bugün bir kilogram soğanın gerçek üretim maliyeti 17-18 TL seviyesindedir. Bu maliyetin üzerine yalnızca %10-15 oranında makul bir kâr eklendiğinde, üreticinin eline geçmesi gereken fiyat 22-23 TL civarındadır. Bu rakam, çiftçinin bir sonraki yıl yeniden ekim yapabilmesi, mevcut borçlarını ödeyebilmesi ve üretim faaliyetine devam edebilmesi için zorunlu olan asgari gelir düzeyidir. Eğer bu makul fiyat seviyesi sağlanamazsa, üretim her geçen yıl daha da azalacak, Türkiye ithalata daha fazla bağımlı hale gelecek ve tüketiciler çok daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalacaktır. Unutulmamalıdır ki üreticinin kazanması, tüketicinin kaybetmesi anlamına gelmez. Asıl amaç, üretimin devam ettiği, çiftçinin ayakta kaldığı ve tüketicinin uygun fiyatla ürüne ulaşabildiği sürdürülebilir bir tarım politikasının inşa edilmesidir. ​Bu noktada, kuru soğan ithalatına ilişkin son düzenlemeyi de değerlendirmek gerekir. Resmî Gazete’de 11 Temmuz 2026’da yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kuru soğan ithalatında yüzde 49,5 olan gümrük vergisi yüzde 5’e düşürülmüş ve bu uygulamanın 31 Ağustos 2026’ya kadar devam edeceği açıklanmıştır. Ne var ki, 2019 yılında da benzer bir yol izlenmiş, o dönemde soğan fiyatlarındaki artış gerekçesiyle ithalatta gümrük vergisi sıfırlanmış ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) soğan ithalatı gerçekleştirmiştir. Ancak bu tür geçici önlemler, sorunun kaynağına inmeden yalnızca acil fiyat baskısını hafifletmeye yarar; kalıcı çözüm ise üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve çiftçinin desteklenmesinden geçer. SO-DER olarak bir kez daha vurguluyoruz: Kalıcı çözüm ithalatı artırmak değil, yerli üretimi maliyet bazında destekleyerek sürdürülebilir kılmaktır. Hükümeti ve kamuoyunu bu gerçekle yüzleşmeye, çiftçimizin sesine kulak vermeye davet ediyoruz. Üretim biterse, ne ithalat ne de fiyat regülasyonları açığı kapatabilir. Yarının soğanı bugün ekilir; bugün önlem alınmazsa, önümüzdeki yıllarda hem soğan hem de diğer birçok tarım ürününde çok daha ağır tablolarla karşılaşabiliriz. SO-DER olarak hükümetimizden beklentilerimiz açıktır: Öncelikle, üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen mazot, gübre, ilaç ve elektrik gibi tarımsal girdilerdeki KDV-ÖTV indirimi ve akaryakıt desteği gibi kalıcı teşvik mekanizmaları hayata geçirilmeli, ayrıca hasat işçiliğinde kayıtlı istihdamı teşvik eden prim destekleri artırılmalıdır. Bununla birlikte, üreticinin emeğinin karşılığını alması için taban fiyat uygulaması getirilmeli ve bu fiyat, gerçek üretim maliyeti ile makul kâr marjı dikkate alınarak her yıl güncellenmelidir. İthalatın yalnızca arz açığının acilen kapatılması gereken durumlarda ve sınırlı süreyle yapılmasına izin verilmeli; ithal ürünlerin piyasaya girişinde yerli üreticiyi koruyacak telafi edici mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Ayrıca, TMO’nun piyasa müdahale yetkileri güçlendirilerek, ürün alım fiyatları maliyetlerin altına düştüğünde devreye giren bir alım garantisi sistemi oluşturulmalıdır. Son olarak, tarım sigortaları primleri devlet tarafından daha yüksek oranda sübvanse edilmeli ve doğal afetlerde üreticiye hızlı ve yeterli tazminat ödenmesi sağlanmalıdır. SO-DER olarak, bu taleplerimizin karşılanmasının yalnızca üreticisini değil, tüm tarım sektörünü ayakta tutacağına ve Türkiye’nin gıda güvenliğini uzun vadede garanti altına alacağına inanıyoruz."

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu ağır tabloyu değerlendirdi. Gürer, çiftçinin üretimden kopma noktasına geldiğini belirterek, “Çiftçi mutlu değil. Ürettiği üründen para kazanamıyor, borcunu çevirmeye çalışıyor” dedi. Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi gerçek üreticisi olan köylüdür” sözleriyle başlayan Gürer, Cumhuriyetin ilk yıllarında üreticiye verilen desteğin bugün sürdürülmediğini söyledi. “Cumhuriyetin ilk yıllarında çiftçiye, köylüye, üretene verilen desteklerle Türkiye yürüyebilseydi bugün 21 üründe arz açığı olan, ithalata mecbur bırakılan bir ülke olmayacaktık” diyen Gürer, özellikle hububat ve bakliyatta dışa bağımlılığın giderek arttığını vurguladı. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR, KIRSAL YAŞLANIYOR” Türkiye’de çiftçi sayısının her geçen yıl düştüğünü ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi Kayıt Sistemi’ne göre yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçi bulunuyor. Ancak nüfusa oranladığımızda ciddi bir azalma var. Kırsalda yaş ortalaması 58’e yükseldi” dedi. Kırsal yaşamın cazibesini kaybettiğini belirten Gürer, “Buralarda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnsanlar yalnızca üretim için yaşıyor. Destek verilmediği için kırsal göç devam ediyor,” şeklinde konuştu. “22 YILDA ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ KAYBEDİLDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım arazisinin kaybedildiğini belirterek, “Ankara büyüklüğünde tarım arazisi artık yok. Bu alanlar kaybedilmeseydi bugün yaklaşık 8 milyon ton daha fazla buğday üretirdik. Türkiye ithalata ihtiyaç duymazdı” ifadelerini kullanan Gürer, “Her saatte 18 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisi kaybediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ KAZANMIYOR, ARACILAR KAZANIYOR” Üretim maliyetlerindeki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, ilaç, elektrik ve sulama giderlerinin üreticiyi ezdiğini ifade etti. , “Çiftçi bu maliyet artışları kadar kazanmıyor. Aracılar, tüccarlar, ithalatçılar kazanıyor. Esas üreten ise desteklenmiyor” diyen TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, taban fiyat uygulamasının kaldırılmasıyla üreticinin tüccarın insafına bırakıldığını ifade etti. Alım fiyatı açıklanıyor ama tüccar bunun altında fiyat veriyor. Ürün tarlada değer bulmuyor” dedi. “TÜRKİYE 21 ÜRÜNDE ARZ AÇIĞI VERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “Buğdayda, arpada, pamukta, bitkisel ham yağda, soyada, ayçiçeğinde, cevizde, bademde, çayda ithalata muhtaç durumdayız,” dedi. Mercimek üretimindeki düşüşe de dikkat çeken Gürer, “2025 yılında mercimek üretimi 2002’nin yarısı kadar gerçekleşti. Nohut ve fasulyede dahi arz açığı oluştu” diye konuştu. “TARIM KANUNU UYGULANMIYOR” Cumhurbaşkanı’nın Dünya Çiftçiler Günü’nde yaptığı açıklamalara değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ifade ederek, “Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar lira. Verilen destek ise yalnızca 168 milyar lira. Çiftçiye kanunla verilmesi gereken destek dahi verilmiyor. Tarım Bakanlığı’nın bütçesi bile çiftçiye verilmesi gereken desteğin altında tutuluyor,” ifadelerini kullandı. “GES YAPILSIN AMA VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNE DEĞİL” Son dönemde verimli tarım arazilerine kurulan güneş enerji santrallerini de eleştiren CHP’li Ömer Fethi Gürer, “GES’e karşı değiliz ama verimli tarım arazileri üzerine GES yapılmasının mantığı yok. Yol kenarında ürün yetişebilecek en verimli alanlar enerji yatırımı için kullanılıyor. Bu da tarım alanlarının daha da daralmasına neden oluyor” dedi. “GEÇEN YIL KURAKLIK ÜRETİMİ VURDU” Su yönetimi ve kuraklık konusuna da değinen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye geçtiğimiz dönemde yaşadığı kuraklık nedeniyle ciddi ürün kayıpları yaşadı. Geçen yıl yalnızca hububat ve bahçe bitkilerinde yaklaşık 20 milyon ton kayıp oluştu” dedi. “MAZOTTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini belirterek, çiftçinin ayakta kalabilmesi için acil düzenlemeler gerektiğini söyledi. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Elektrik borçları yapılandırılmalı. Çiftçi borçları ötelenmeli, icralar durdurulmalı. Ziraat Bankası’nın yeniden çiftçi kuruluşuna dönüştürülmeli. Kooperatifçilik de güçlendirilmeli” dedi. “GIDA YOKSA YAŞAM YOK” Konuşmasının sonunda tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çok güzel villalarınız olabilir, çok güzel apartmanlarınız olabilir ama gıdanız yoksa yaşamı sürdüremezsiniz. Duvarı kemirerek yaşam devam etmiyor.” Sümerlerden kalan bir sözü hatırlatan Gürer, “Koyunu ve buğdayı olanın kapısını altını olan bekler” diyerek gıdanın ve üretimin önemine vurgu yaptı. Gürer, “Çiftçiyi, üreticiyi sahiplenmek zorundayız. Çünkü bu sektör milli güvenlik kadar önemlidir” dedi.

Gürer: ''2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi!'' Haber

Gürer: ''2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi!''

Gürer: “2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi” CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yaptığı açıklanan yaş çay alım fiyatına tepki gösterdi. Kilogram başına açıklanan 35 liralık yaş çay fiyatının üreticiyi hayal kırıklığına uğrattığını belirten Gürer, “Bu fiyat ne maliyeti karşılıyor ne de üreticinin emeğinin karşılığını veriyor” dedi. Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı yaklaşık 200 bin çay üreticisi bulunduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, kayıt dışı üreticilerle birlikte bu sayının daha da arttığını söyledi. Doğu Karadeniz’de çayın temel geçim kaynaklarından biri olduğuna dikkat çeken Gürer, düşük fiyatın yalnızca üreticiyi değil bölge ekonomisini de olumsuz etkilediğini vurguladı. TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Geçtiğimiz yıl 1 milyon 340 bin ton çay hasadı yapıldı. Önceki yıllara göre verimlilik ve rekolte giderek düşüyor. Çünkü üretici memnun değil. Geçen yıl verilen fiyat da üreticiyi mutlu etmemişti” diye konuştu. “GEÇEN YIL 6 KİLO ÇAY SATAN 1 KİLO KURU ÇAY ALIYORDU, BUGÜNKÜ FİYATLA 8,5 KİLO SATARAK 1 KİLO KURUÇAY ALABLİYOR Yaş çay fiyatının alım gücü üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, üreticinin geçen yıla göre ciddi kayıp yaşadığını belirterek, “Geçtiğimiz yıl üretici 6 kilo yaş çay sattığında 1 kilo kuru çay alabiliyordu. Bu yıl ise 8,5 kilo yaş çay sattığı zaman ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Yani yalnızca kuru çay fiyatı üzerinden baktığımızda bile üreticinin 2,5 kiloluk kaybı var. Bu hesaplamalara göre bugün açıklanan 35 liralık fiyatın aslında 50 lira civarında olması gerekiyordu. Üretici siyasi iktidarın bu rakamı vermeyeceğini biliyordu ama en azından başa baş noktasını yakalayabilmek için 40 liranın üzerinde bir fiyat bekliyordu,” dedi. “FİYAT YÜKSEK OLSAYDI AÇIKLAMAYI CUMHURBAŞKANI YAPARDI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, açıklanan fiyatın düşük olduğunun iktidarın tutumundan da anlaşılabileceğini ifade ederek, “Eğer açıklanan fiyat üreticiyi memnun edecek bir fiyat olsaydı bunu Sayın Cumhurbaşkanı açıklar ve Rize meydanına çıkardı. Bu kez açıklamayı Tarım ve Orman Bakanlığı yaptı. Çünkü verilen fiyat düşük bir fiyat. Üreticiyi gerçek anlamda üzdü,” diye konuştu. Çay üreticisinin emeğinin değersizleştirildiğini söyleyen Gürer, “Bir kafede bir bardak çay 80-90 liraya satılıyor. Kahvehanelerde en az 15 liraya satılıyor. Yani 2 bardak çaya ödenen para, bu ürünü yetiştiren çiftçimizin 1 kilo yaş çayına verilmedi” dedi. “ÇAYDA DA ARZ AÇIĞI RİSKİ BÜYÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde çay tarımı yılda 6 ay yapılabiliyor. Tropikal ülkelerde ise 12 ay üretim var. Buna rağmen Türkiye çayda yüzde 95 yeterlilik seviyesinde. Bu şekilde devam ederse arz açığı oluşacak ürünlerden biri de çay olacak. Şu anda zaten ithalat sürüyor. Türkiye’de kişi başına yıllık 13 kilogram çay tüketiliyor. 2022-2026 yılları arasında 67 bin 552 ton siyah çay ithal edildi. Bunun karşılığında 153 milyon 793 bin dolar döviz yurt dışına çıktı,” şeklinde konuştu. 2026 yılının ilk üç ayında da 4 bin 613 ton çay ithal edildiğini belirten Gürer, “Yalnızca ilk üç ayda 12 milyon 456 bin dolar döviz ödendi. 2025 yılında ise 20 bin 890 ton çay ithal edildi ve 47 milyon 820 bin dolar yurt dışına gitti” dedi. “ÇAY ÜRETİMİ ÇOK MALİYETLİ HALE GELDİ” Çay üretiminin özellikle Doğu Karadeniz’in engebeli arazilerinde büyük emek gerektirdiğini vurgulayan Gürer,“Çay toplama yevmiyeleri arttı, motorlu çay toplama makinelerinin maliyeti yükseldi. Gübreleme, budama, çapa, motorlu tırpan giderleri, nakliye maliyetleri derken çay artık maliyetli bir ürün haline geldi. Bütün bu giderler dikkate alınmadan açıklanan fiyat üreticiyi korumaz,” diye konuştu. “ÜRETİCİ MASRAFINI KARŞILAYAMIYOR” Bölgedeki üreticilerle görüştüğünü belirten Gürer, çiftçilerin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirterek, “Üreticilerimiz bize ‘Verilen fiyat yetersiz, yaptığımız masrafı çıkaramıyoruz’ diyor. Tarımda çiftçinin, üreticinin, besicinin gelir-gider dengesi bozuldu. Açıklanan fiyat taban fiyat olmadığı için tüccar daha düşük rakamlardan da alım yapabiliyor. Bu da üreticinin mağduriyetini daha da artırıyor,” dedi, “YAŞ ÇAY FİYATI YENİDEN BELİRLENMELİ” Açıklanan fiyatın mutlaka revize edilmesi gerektiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, yaş çay alım fiyatının 40 liranın üzerine çıkarılması çağrısında bulundu. “Bu fiyat beklentileri karşılamamıştır” diyen Gürer, “Fiyat yeniden değerlendirilmeli. Üretici desteklenmeli. Yaş çay alım fiyatı 40 liranın üzerine çıkarılmalıdır. Ayrıca ürünün işlenmesi sürecinde de fire verilmeden değerlendirilmesi sağlanmalıdır. İthalatçı anlayış yerine kendi üreticisini koruyan bir politika izlenmelidir. Türkiye’nin kendi çayıyla kendine yeter hale gelmesi ancak üreticinin korunmasıyla mümkündür,” dedi.

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart! Haber

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında savaşın tarım üzerindeki etkileri ve çözüm önerilerini açıkladı. Gürer, ABD-İsrail ve İran arasında dört haftayı geride bırakan savaşın Türkiye’de zaten sorunlu olan tarım sektöründe etkileri artırdığını söyledi. Gübre, akaryakıt, enerji, yem ve temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılığın risk oluşturduğunu belirten Gürer, yanlış tarım politikaları ve yetersiz destekler nedeniyle krizin büyüdüğünü ifade etti. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 yılının dördüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,6 büyürken tarımsal üretimin yüzde 8,8 gerilediğini belirten Gürer, hububat ve meyvede çift haneli kayıplar yaşandığını söyledi. DESTEKLER ARTIRILMALIDIR CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarım alanlarının daraldığını, çiftçi sayısının nüfusa paralel artmadığını, girdi maliyetlerinin yükseldiğini ve planlı üretim modelinden uzaklaşıldığını belirterek, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ve üreticinin yeterince korunmadığını ifade etti. ÇÖZÜM VAR, İKTİDAR ELİNİ ÇABUK TUTSUN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, savaşın etkileriyle gıda arzının kritik hale geldiğini belirterek ithalata dayalı politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Arz açığı olan ürünler için bölgesel üretim planlaması yapılması çağrısında bulunan Gürer, dünyada birçok ülkenin çiftçisine destek verdiğini ancak Türkiye’de ithalata yönelindiğini ifade etti. TARIMDA ACİL ÇÖZÜM POLİTİKALARI Gürer, tarımda alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı: 1- Acilen üretici girdi fiyatlarında indirim sağlanmalıdır. Hayvansal ve bitkisel üretimin sürdürülebilirliği için mevcutta ek muafiyetler sağlanmalıdır. Özellikle topraktan uzaklaşmış, kırsalda yaşayan küçük aile tipi işletmelerin toprakla tohumu buluşturması ve boşalan ahırların yeniden sürece katılmasını sağlayacak, ürün alım garantili, maliyet ve makul kar ile alım fiyatı oluşturulacak ve yem destekli cumhurbaşkanlığı çağrısı yapılmalıdır. 2- Gübre ve yem de %50 oranında sübvanse sağlanmalıdır. Sahte gübreye karşı denetimler artırılmalıdır. Gübre demek üretimde verim demektir. Gübresiz üretim verim kayıplarına da yol açar. Ülkemiz Gübre de önemli ölçüde dışa bağımlı kılınmıştır. 3- TARIM Kanun 21 maddesinde yer alan milli gelirin % 1 çiftçiye destek olarak verileri maddesi gereği 772 milyarı bulan destek yerine 2026 yılında 168 milyar destek ayrılmıştı. Bu destek kanuna uygun olarak verilmesi sağlanmalıdır. 4- Akaryakıtta ÖTV VE KDV Kaldırılmalı ve tarım kesimi ile nakliyecilere akaryakıt desteği sağlanmalıdır. Tarım kesimine verilen akaryakıt desteği artırılmalıdır. Kırmızı mazot uygulamasına geçilmelidir. 5- Tarım kesimi ve nakliyeciler ile esnaf için kredi borç yapılandırmasına gidilmeli, faizler silinmeli, ek kredi desteği sağlanmalıdır. 2025 yılı destekleri hemen ödenmelidir. Haciz işlemleri icralar derhal durdurulmalıdır. 6- Küçük aile işletmelerinde sigorta prim ödeme desteği verilmelidir. 7- Buğday ve arpa gibi ürünlerin alım fiyatı girdi maliyeti esas alınarak açıklanmalı ve taban fiyat uygulamasına dönülmelidir. 8- Sulama suyu ve elektrik borçları hasat sonuna bırakılmalıdır. 9- İhtiyaç sahibi üreticilere fide ve tohum desteği verilmelidir. 10- Arz açığı olan ürünlerde üretim artırıcı destekler sağlanmalıdır. 11- Veteriner ve aşı giderleri kamu tarafından karşılanmalıdır. 12- Hayvan hastalıklarıyla mücadele artırılmalıdır. 13- Nakliye köprü ve yol ücretleri bir yıl kaldırılmalıdır. 14- Üretim planlaması yapılmalıdır. 15- Ürün fiyat artışları kontrol altına alınmalıdır. 16- Hasat dönemlerinde iş gücü planlaması yapılmalıdır. 17- Tarım Kredi marketlerine doğrudan ürün sevki sağlanmalıdır. Gürer, savaş koşullarında gıda arz güvenliğinin daha da önem kazandığını belirterek, “Tarım stratejik bir sektördür. İktidar acil tarım destek paketini açıklamalıdır” dedi.

Ülke Yangın Yeri, Çiftçi ve İşçi Destek Bekliyor Haber

Ülke Yangın Yeri, Çiftçi ve İşçi Destek Bekliyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda 14 farklı kanunu ilgilendiren kanun teklifini eleştirdi. Bedelli askerlikten özelleştirmeye, İşsizlik Fonu’ndan ekonomik kriz önlemlerine kadar pek çok konuya değinen Gürer, İktidars acil adımlar atılmadı çağrısında bulundu. BEDELLİ ASKERLİK İÇİN YARIM MİLYON BEDEL CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bedelli askerlikte yapılan düzenlemeye dikkat çekerek, “14 farklı kanunu ilgilendiren bu kanun teklifinde de halkın faydasına olacak çok önemli maddeler yok ama dikkat çekici değişiklikler var; bunlardan biri, askerlikle ilgili. Bedelli askerlik katsayı düzenlemesiyle yarım milyon liraya çıkıyor. Böylece fakir fukaranın, garip gurebanın, orta hâlli çocukların, orta gelirli hanelerin çocuklarının artık askerliği bedelli yapma şansı ortadan kaldırılıyor. Parası olanın askerlikten faydalanmayacağı bir boyuta evriliyor,” diye konuştu. Gürer, askerliğin toplumsal bir olgu olduğuna da vurgu yaptı: “Askerlik bir yerde zengin çocuğu ile fakir çocuğunun aynı ortamda buluştuğu, birbirlerini tanıdığı, Türkiye'nin yapısının anlaşıldığı bir olguydu. Önce 'Yığılma var.' dendi, bedellinin ardından askerlik uzmanlar eliyle profesyonelleştirildi. Şimdi geldiğimiz noktada yarım milyon lira vermeden bedelli askerlik yapabilme olanağı kalmadı. Böylece artık yine orta hâlli ailelerin çocukları bedelli askerlik yapamayacak.”Dedi. KAMU ARAZİLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİNE TEPKİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinde özelleştirmeye ilişkin düzenlemeyi eleştirerek, “Bunun yanı sıra, 230 tane ayrı taşınmazın etki analizinde yazdığına göre, kamu kuruluşunun yetkilisine demişler ki: 'Sende atıl bir yer varsa bize bildir de satalım, bunları paraya çevirelim.' Bir bakıyorsunuz, Türkiye'nin en önemli merkezlerinde en önemli rant sağlayacak araziler buradaki kanun teklifiyle özelleştiriliyor,” dedi. Gürer, liyakat eksikliğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Arkadaşlar, 100 fabrikayı, limanı, enerji santrallerini sattınız, hazine arazilerini sattınız, pasaport karşılığında bina alanlara da vatandaşlığı sattınız, şimdi de geldiniz, 230 tane kamu kurum ve kuruluşundaki araziyi de burada özelleştiriyorsunuz. Eğer liyakat kavramı olsa, Özelleştirme İdaresine bu soruyu sorduğumda 'Ben bu alanın, taşınmazın satılmasını istiyorum.' diyen genel müdürü, daire başkanını o görevde ben oturtmazdım. (CHP sıralarından alkışlar) İşini yapamayacak ve kendisine ait değerleri değerlendiremeyecek adamın ne işi var, orada yöneticilik yapıyor? Ha, o iş öyle değil, onlara diyorlar ki: 'Şuralardan vazgeç, biz buraları ranta açacağız, birilerine kazanç sağlayacağız.'” İŞSİZLİK FONU DÜZENLEMESİ ELEŞTİRİSİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, İşsizlik Fonu’ndaki değişikliklere de tepki göstererek, “Bir de İşsizlik Fonu'nda devlet katkısının yüzde 1'den yüzde 0,5 düşürüp 1,5'a artırılması için Cumhurbaşkanına yetki veriliyor. Şimdi, tabii, bu geriye doğru işleyecek, 0,5'e getirilecek katkı. İşsizlik Fonu'nda zaten o kadar ağır şartlar var ki çoğu işsiz doğru dürüst yararlanamıyor. Bu fonda öyle düzenleme yapmalıyız ki ekonomik anlamda konkordato ilan eden veya iflasını isteyen iş yerlerinde işsiz kalan işçilerin de lehine bu İşsizlik Fonu kullanılır duruma getirelim. Bunun yerine ne yapıyoruz? İşsizlik Fonu'nun da kendi içinde devlet katkısını düşürüyoruz, oradaki fondan farklı alanlarda kullanmanın da zaten yolu açılmıştı, bu sürdürülüyor,” şeklinde konuştu. EKONOMİK KRİZ VE TOPLUMSAL SORUNLARA ACİL ÖNLEM ÇAĞRISI CHP’li Ömer Fethi Gürer, ülke genelindeki ekonomik sorunlara da dikkat çekti: “Şunu da söylemek zorundayız: Ülke yangın yeri; nakliyeciler isyanda, çiftçi isyanda, işçi isyanda, esnaf isyanda, her kesimin sorunları birikmiş. Bakınız arkadaşlar, yapılacak basit işler var: ÖTV'yi, KDV'yi akaryakıtta kaldırın, köprü-yol geçiş ücretlerini bir yıllık erteleyin, borçları yapılandırın, faizleri silin, emekli maaşını, asgari ücreti oluşan kayıpları dikkate alarak arttırın. Önümüz Kurban Bayramı gelin, şu kurban bayramı ikramiyesini asgari ücret düzeyine çıkarın. İçinde bulunduğumuz koşullarda sorunlar katlanıyor. Ne diyor Bakan Bey: 'Rafta ürün eksiğimiz yok, arz açığımız yok.' E, cepte para yok ki gitsin, vatandaşa o ürünü alabilsin. Böylesi sorunların oluştuğu bir yerde kalıcı çözümleri yaratmak yerine bunları seyretmenin kimseye faydası olmaz.” Ömer Fethi Gürer, “Bakın, dünya genelinde bu anlamda bazı devletler öncelikle savaşın etkisini dikkate alıp bu konuda paketler açıklıyor. Ya, siz 2025 yılının desteklerini hâlâ vermediniz çiftçiye. En azından 2025 yılı desteklerini hemen ödeyin. Çiftçi nasıl ekim yapacak? Mazotun bu fiyatıyla tarlaya traktörü nasıl sokacak?” diye konuştu. ARZ AÇIĞI VE TARIM ÜRÜNLERİ İÇİN ÖNLEM ÇAĞRISI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanına doğrudan çağrıda bulunarak, “Alım garantili, sözleşmeli, üret kardeşim, ben alacağım, sana zarar ettirmeyeceğim.” diye Cumhurbaşkanı açıklama yapsın. 21 üründe arz açığımız var; hububatta, bakliyatta. Bunlarla ilgili önlem alalım yoksa bu savaşın yansıması İran'dan fazla bize olacak,” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.