Hava Durumu

#Atık Su

Kırsal Haber - Atık Su haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atık Su haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geleceğin Tarımı Manisa’da Şekilleniyor Haber

Geleceğin Tarımı Manisa’da Şekilleniyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi, tarımda dijital teknolojilerin geliştirilmesini ve kaynakların verimli kullanılmasını amaçlayan AFarEdge Projesi’nin ortakları arasında yer aldı. Avrupa Birliği Ufuk Avrupa Programı kapsamında destek almaya hak kazanan projenin hibe sözleşmesi imzalandı. Manisa’daki pilot uygulamada, Sarıgöl’de arıtılmış atık suyun tarımsal sulamada yeniden kullanımı üzerine çalışılacak. Finlandiya’daki Centria Uygulamalı Bilimler Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen proje, 8 farklı ülkeden 36 uluslararası ortağı bir araya getiriyor. Avrupa Birliği, tarafından toplam 8,76 milyon avro hibe desteği sağlanan projeyle yapay zekâ, sensör teknolojileri ve uç bilişim uygulamalarından yararlanılarak tarımsal üretimde su verimliliğini artıracak çözümler geliştirilecek ve sahada test edilecek. Sarıgöl’de Arıtılmış Atık Su Tarıma Kazandırılacak Projenin Manisa ayağındaki uygulamaları Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü işbirliğiyle yürütülecek. Sarıgöl Atıksu Tesisi’nde gerçekleştirilecek pilot uygulamada, arıtılmış atık suyun tarımsal sulamada güvenli ve verimli bir şekilde yeniden değerlendirilmesi sağlanacak. Böylece küresel iklim değişikliğiyle birlikte artan kuraklık riskine karşı alternatif bir su kaynağı oluşturulması ve mevcut su kaynakları üzerindeki baskının azaltılması hedefleniyor. Projenin uluslararası koordinasyonu ve kurumlar arası iletişimi Manisa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı tarafından, teknik ve saha uygulamaları ise MASKİ Genel Müdürlüğü eliyle yürütülecek. Proje Ortakları Finlandiya’da Bir Araya Geldi AFarEdge Projesi’nin açılış toplantısı, 8–10 Eylül 2026 tarihlerinde Finlandiya’da gerçekleştirildi. Toplantıda Manisa Büyükşehir Belediyesi ve MASKİ Genel Müdürlüğü’nü, MASKİ Atıksu Arıtma Dairesi Başkan Vekili Onur Artan temsil etti. Sekiz Ülkeden 36 Ortak 8 farklı ülkeden (Finlandiya, Portekiz, Avusturya, İspanya, Hollanda, İsviçre, Fransa ve Türkiye) 36 ortağın yer aldığı projeye Türkiye’den Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Ege Üniversitesi, Ergünler (ERARGE) ve Bitnet katılım sağlıyor. Eylül 2026’da başlayan ve 36 ay boyunca sürecek proje kapsamında geliştirilen dijital teknolojiler ve Manisa Sarıgöl’deki pilot uygulamanın saha deneyimleri sağlanmış olacak.

Serikli Üreticilere Dijital Sensör Desteği Haber

Serikli Üreticilere Dijital Sensör Desteği

Antalya Büyükşehir Belediyesi dijital tarım sistemini yaygınlaştırmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Serik’in Burmahancı Mahallesi’nde toplam 2 bin dekar sera alanını korumak, ürünlerin don başta olmak üzere iklim koşullarından dolayı zayi olmasını önlemek için 700 çiftçinin serasına sıcaklık ve nem sensörleri kurdu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de seraları ziyaret ederek, üreticilere hayırlı olsun dileğinde bulundu. Özdemir, kendisine sıcak bir karşılama yapan mahalle sakini kadınlarla sacın başına geçerek gözleme pişirdi. Yaklaşan kış ayları öncesinde sera üreticilerinin en büyük kabusu olan don nöbeti, Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın dijital sensör uygulaması ile son buluyor. Sera üreticiliğinin yaygın olduğu bölgelerde dijital tarımı yaygınlaştıran Antalya Büyükşehir Belediyesi Serik’in Burmahancı Mahallesi’nde 700 üreticinin yaklaşık 2 bin dekar sera alanını korumak için ücretsiz dijital sensör dağıtımı yaparak sensörlerin kurulumunu gerçekleştirdi. KIŞ AYLARINDA YAŞANAN DON NÖBETLERİNE SON Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, sensör kurulumu yapılan seraları ziyaret ederek üreticilerle bir araya geldi. Antalya’nın bir tarım kenti olduğunu belirten Özdemir, üreticilerin her zaman yanlarında olduklarını söyledi. Özdemir, “Üreticilerimizin işlerini kolaylaştırmak için çalışmaya devam ediyoruz. Dijital sensör uygulaması da özellikle kış aylarında yaşanan don nöbetlerini sona erdirecek bir uygulama. Seralara kurulan sensörler sayesinde üreticilerimizi cep telefonlarına kurdukları sistem ile evlerinin konforunda seralarını anlık olarak takip edebilecek. Sıcaklık ve nem değişikliklerinde anında müdahale edebilecek. Üreticilerimize hayırlı olsun” dedi. MASRAF AZAACAK KALİTE ARTACAK Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Sertaç Gökhan da sistemin don nöbetine son verecek bir uygulama olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Gece sıcaklık tehlikeli seviyeye düştüğünde sistem sizi anında uyaracak; don vurmadan, tam zamanında müdahale edebileceksiniz. Nem yükseldiğinde haberiniz olacak, havalandırma zamanını doğru ayarlayarak mantar ve hastalık riskinin önüne geçeceksiniz. Fire azalacak, kalite artacak. Isı ve nem dengede kalacağı için çiçek dökülmesi ve meyve yanması önlenecek. Mahsul kalitesiyle birlikte kazancınız da katlanacak. Gereksiz sulama, fazla ilaçlama ve boşa yakıt harcamasının önüne geçerek doğrudan masraflarınızı düşüreceksiniz.” ÜRETİCİLERDEN DESTEK TEŞEKKÜRÜ Özellikle kış aylarında don nöbeti tuttuklarını ve uykusuz geceler geçirdiklerini söyleyen üreticiler de “Uykusuz gecelere son. Dereceleri attık şimdi sadece sensörü kullanıyoruz” diyerek Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Vekili Büşra Özdemir’e her zaman yanlarında oldukları için teşekkür etti. ÜRETİCİNİN HAYATINI KOLAYLAŞTIRACAK Dijital sensörlerin çiftçilere büyük kolaylık sağlayacağını dile getiren Serik İlçesi Burmahancı Mahalle Muhtarı Mehmet Büyükavcı, şunları söyledi: “Bu bölgedeki seralarda genellikle biber yetiştirilir. Biber nemli havaya çok ihtiyaç duyar. Biz üreticiler seralardaki nem oranını doğru ayarlayamıyorduk. Ama dijital sensörler sayesinde sıcaklık, nem ve sulama verilerini görebiliyoruz. Haftanın yedi günü hava durumu raporlarını uygulama üzerinden kolayca görüp tedbirimizi alacağız. Özellikle kış aylarında don riskine karşı seranın sıcaklığını korumak için geceleri nöbet tutuyorduk. Dijital tarım uygulaması sayesinde bu dertten de kurtulduk, evimizde otururken cep telefonu üzerinden seranın değerlerini kontrol edebileceğiz. Bu cihaz hayatımızı çok kolaylaştıracak. Her zaman üreticilerin yanında olan Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. ÖZDEMİR SACIN BAŞINDA GÖZLEME PİŞİRDİ Mahalle halkından yakın ilgi gören ve sıcak bir sohbet gerçekleştiren Başkan Vekili Özdemir kadınlarla da sohbet etti. Bahçede gözleme yapan kadınların yanına giden Özdemir, bir yörük kızı olarak sacın başına geçti. Özdemir, kadınların yaptığı gözlemeleri çevirerek pişirdi. ASAT PROJESİNE ZİYARET Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir daha sonra da Serik Atık Su Arıtma Tesisi’ni ziyaret etti. Burada kapasite artırımı için yapımı devam Son çökeltim havuzu ve disk filtre UV binası inşaatını inceledi ve ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Cunda Su Ürünleri Kooperatifi’nde Atık Su Sorunu Çözüldü Haber

Cunda Su Ürünleri Kooperatifi’nde Atık Su Sorunu Çözüldü

Balıkesir Büyükşehir Belediyesine bağlı Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi (BASKİ) Genel Müdürlüğü çevrenin korunması ve deniz kirliliğinin önlenmesine yönelik, Ayvalık Cunda Su Ürünleri Kooperatifi’nde tekne ve yatlardan kaynaklanan evsel nitelikli atık suların denize deşarj edilmesini önlemek amacıyla kanalizasyon bağlantısı gerçekleştirdi. Çalışma ile yaklaşık 10 yıldır kullanılan geçici atık su tahliye yöntemi yerine kalıcı ve çevre dostu bir altyapı çözümü hayata geçirildi. Türkiye’nin önemli turizm merkezleri arasında yer alan, eşsiz koylarıyla her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayan Balıkesir’in incisi Ayvalık’ta çevrenin korunmasına yönelik yatırımlar aralıksız sürüyor. Özellikle yaz aylarında tekne ve yat trafiğinin yoğunlaştığı Cunda Su Ürünleri Kooperatifi bölgesinde gerçekleştirilen kanalizasyon bağlantısı sayesinde evsel nitelikli atık suların denize ulaşmasının önüne geçilerek deniz ekosisteminin korunmasına önemli katkı sağlandı. Cunda Su Ürünleri Kooperatifi’nde Atık Su Sorunu Çözüldü BASKİ Genel Müdürü Erdoğan Öztürk’ün koordinasyonunda gerçekleştirilen çalışma sayesinde, yaklaşık 10 yıldır tekne ve yatlarda oluşan atık suların vidanjör hizmetiyle uzaklaştırılması uygulamasına son verildi. Yapılan kanalizasyon bağlantısıyla atık sular doğrudan kanalizasyon sistemine güvenli şekilde iletilmeye başlanırken, hem işletmeler hem de tekne sahipleri için daha sürdürülebilir, çevreci ve pratik bir altyapı çözümü oluşturuldu. Gerçekleştirilen çalışma ile deniz kirliliğinin önlenmesine önemli katkı sağlanırken, Cunda’nın doğal ve çevresel değerlerinin korunması adına önemli bir adım atıldı. Atık suların kontrollü şekilde kanalizasyon sistemine aktarılmasıyla deniz ekosisteminin korunmasına destek sağlanırken, çevrenin daha temiz tutulması ve sürdürülebilir atık su yönetiminin güçlendirilmesi hedeflerine de katkı sunuldu. Bu sayede hem bölge halkı hem de ziyaretçiler için daha sağlıklı ve temiz bir çevre oluşturulmasına yönelik önemli bir altyapı yatırımı tamamlanmış oldu.

İznik Gölü Alarm Veriyor! Haber

İznik Gölü Alarm Veriyor!

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İznik Gölü’ndeki kritik su kaybına dikkat çekti. 14-15 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek olan İznik Gölü Sempozyumu öncesinde konuşan Sarıbal, gölün sanayi ve rant politikalarına kurban edildiğini belirterek, "Gerçekleri açıklayın, yağmayı durdurun" çağrısında bulundu. ​İznik Gölü’nde 232 Milyon Metreküplük Dev Kayıp ​Milletvekili Orhan Sarıbal, İznik Gölü kıyısında yaptığı açıklamada gölün ekolojik bir yıkımla karşı karşıya olduğunu vurguladı. 2013 yılından bu yana su seviyesinin yaklaşık 3,55 metre düştüğünü ifade eden Sarıbal, bu kaybın toplamda 232 milyon metreküp hacme denk geldiğini hatırlattı. ​Sarıbal’ın dikkat çektiği çarpıcı veriler şu şekilde; "​Su Kaybı Oranları 2022'de %16, 2023'te %40 ve 2024'te %30 oranında kayıp yaşandı. Göl su seviyesi, 21 Nisan 2025 itibarıyla 82,74 m olan minimum işletme kotunun altına geriledi. Buharlaşma ve aşırı kullanım nedeniyle yıllık su açığı 65 milyon metreküpe ulaştı." ​"Faturayı Çiftçiye Kesip Sanayiyi Görmezden Gelemezsiniz" ​İktidarın su krizinin yükünü yalnızca çiftçinin ve iklim değişikliğinin sırtına yüklediğini savunan Orhan Sarıbal, sanayi tesislerinin kontrolsüz su kullanımını eleştirdi. Çiftçiye "tasarruf et" denilirken fabrikaların milyonlarca metreküp su çektiğini belirten Sarıbal, şu soruları yöneltti: ​İznik Gölü’nden tarım dışı amaçla su kullanma izni hangi firmalara verildi? ​Gemlik Gübre Fabrikası ve Cargill gibi tesislerin yıllık gerçek su kullanımı ne kadar? ​Yeraltı su kuyularının denetimi yapılıyor mu? ​Bilimsel Araştırma: Betonlaşma Su Rejimini Bozdu ​Haziran 2025’te yayımlanan güncel bir bilimsel çalışmaya atıfta bulunan Sarıbal, İznik Gölü Havzası’ndaki plansız yapılaşmanın altını çizdi. Araştırmaya göre 1990-2018 yılları arasında; ​Ticari ve sanayi alanları %461,5 arttı. ​Ulaşım ve madencilik alanları 730 hektara çıktı. ​Yağış miktarı sabit kalsa da betonlaşma nedeniyle yeraltı suyunu besleyen süzülme %7,5 azaldı. ​Şeffaf Havza Yönetimi ve Acil Eylem Çağrısı ​Orhan Sarıbal, İznik Gölü’nün kurtarılması için sempozyumların ötesinde somut adımlar atılması gerektiğini ifade ederek çözüm önerilerini sıraladı: ​Yıllık su dengesi ve sanayi kullanım miktarları kamuoyuna açıklanmalı. ​Üniversiteler ve meslek odalarının dahil olduğu bir Havza Yönetim Planı hazırlanmalı. ​Sanayi tesislerinin su çekimi ve atık su deşarjları sıkı takip edilmeli. ​Sarıbal, konunun araştırılması için TBMM’ye sunduğu önergenin takipçisi olacağını belirterek, "İznik Gölü bir yönetim krizinin kurbanı olmamalıdır" dedi.

Gediz Havzası’nda Kirlilik Artıyor Haber

Gediz Havzası’nda Kirlilik Artıyor

İzmir ve Manisa’nın ortak hazırladığı bilimsel rapor, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin su kaynakları, tarım alanları ve İzmir Körfezi üzerinde ciddi risk oluşturduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle yeraltı sularında geri dönüşü zor etkiler konusunda uyarıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda Gediz Nehri’ni mercek altına aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na iletilen deniz kirliliğine ilişkin ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine rağmen, gemi kaynaklı kirliliği dron taramalarıyla tespit eden Büyükşehir, İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin ana nedenlerinden biri olan Gediz Nehri’ndeki kirliliği ortaya koymak için de su analizlerini sürdürüyor. Gediz Nehri ve yan derelerinde yürütülen izleme faaliyetleri, kirliliğin yalnızca Körfez’i değil, doğrudan tarımsal üretimi ve yer altı su kaynaklarını da etkileyebileceğini işaret ediyor. İZSU ve Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) tarafından ortak yürütülen çalışmada havza genelinde elde edilen veriler, kirliliğin çok yönlü ve birikimli bir yapı gösterdiğine ve özellikle yeraltı suyu üzerindeki riske dikkat çekiyor. Aylık rapor hazırlanıyor Gediz Nehri’nde örneklemeler her ayın ilk haftasında yapılıyor. İzmir sınırında Gediz ana yatağı, Ağıldere ve Nif Çayı dahil 23, Manisa bölgesinde 36 örnekleme noktasından numune alınıyor. Kirlilik değişimleri düzenli ve anlık olarak izleniyor. İzmir’de analizler TÜRKAK akreditasyonlu İZSU Halkapınar Laboratuvarı’nda, Manisa’da ise MASKİ’nin akredite laboratuvarında yapılıyor. Elde edilen veriler aylık raporlar halinde değerlendiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmaya, Gediz Nehri’nin büyük bölümüne ev sahipliği yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi de aylık raporlarıyla destek veriyor. İzmir ve Manisa’dan elde edilen veriler, yıllık bir raporda bir araya getirilerek Gediz’in kaynağından temiz çıkmasına rağmen kirlenmesine neden olan unsurlar, bir yıllık süreçte tespit edilecek. Böylece hem İzmir Körfezi’ni hem de bölge tarımını tehdit eden kirliliğe karşı daha güçlü ve etkili bir mücadele yürütülecek. Sulama riski büyüyor İZSU ve MASKİ verileri bir araya getirilerek bütüncül yaklaşımla yürütülen çalışmalar sonucu hazırlanan Ocak ve Şubat 2026 tarihli “Gediz Nehri ve Yan Derelerinin Kirlilik İzleme Raporu”, havzanın idari sınırlarla değil, ekosistem bütünlüğüyle ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Rapora göre Gediz 401 kilometrelik yaşam koridoru üzerinde sadece su taşımıyor; aynı zamanda sanayi, evsel atık ve tarımsal baskının izlerini de Körfez’e kadar sürüklüyor. Gediz Nehri’nin Manisa sınırları içerisine kirletilmiş olarak giriş yaptığı görülüyor. Ocak 2026 raporuna göre İzmir tarafında örneklenen Gediz ana kolundaki birçok noktada temel su kalite göstergeleri alarm veriyor. Toplam azot ve fosfor tüm örnekleme noktalarında sınır değerlerin üzerinde yer alırken, su kalitesi III. sınıf olarak sınıflandırılıyor. İletkenlik (tuzluluk) yine tüm noktalarda III. sınıf seviyesinde ölçülürken, kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ) gibi organik yük göstergelerinde çok sayıda noktada “orta kirlenmiş su” seviyesi tespit ediliyor. Raporda ayrıca bromür, alüminyum, demir ve bakır değerlerinin tüm örneklerde çevresel kalite sınırlarının üzerinde olduğu belirtiliyor. Bu durumun, nehirde hem organik yükün hem de endüstriyel ve tarımsal kaynaklı baskının eş zamanlı etkili olduğuna işaret ettiği ifade ediliyor. Kirlilik kaynakları Rapora göre, Gediz Havzası’nda yaygın ve kronik bir kirlilik yükü bulunuyor. İleri biyolojik arıtma tesisleri devreye alınsa da alıcı ortam üzerindeki diğer baskıların sürdüğü, bunun da özellikle endüstriyel kirliliğe işaret ettiği belirtiliyor. Raporda ayrıca, azot ve fosforun gübre kullanımındaki artıştan kaynaklandığı, atık su arıtma tesisi olmayan yerleşimlerde yeni tesislerin gerekli olduğu ve endüstriyel deşarjların daha sıkı denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Gediz Nehri iki koldan Körfez’e ulaşıyor Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi emekli öğretim üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz’in Murat Dağı’ndan başlayarak Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir’den geçerek Ege Denizi’ne ulaştığını hatırlatarak, “Bu süreçte oluşan her türlü atık Gediz’e ulaşıyor ve nehir Körfez’e kadar kirlenmiş şekilde geliyor. Gediz Nehri ve yan dereleri Körfez’i kirleten 33 dereden biri. Kirliliğin parametrelerine baktığımızda tarımsal kaynaklı kirlilik var, sanayi kaynaklı kirlilik var, evsel atıklardan kaynaklanan kirlilik var” dedi. Kurucu, nehrin tarihsel yatağına da dikkat çekerek, 1886’da yapılan müdahaleyle akışın değiştiğini, ancak eski yatağın da hâlen aktif olduğunu ve Ağıldere hattı üzerinden iç Körfez’i beslemeye devam ettiğini ifade etti. Tarımda risk büyüyor Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise Emiralem Boğazı’ndan sonra kirlilik yükünün arttığını belirterek, “Artık bu su içme suyu olarak kullanılamayacağı gibi hayvanlara verilmesi de mümkün değil” dedi. Kurucu, Gediz’in özellikle Manisa, Menemen ve Foça gibi tarımsal alanlarda sulamada kullanıldığını ancak kirlilik nedeniyle riskin büyüdüğünü vurguladı. Kurucu, Gediz’den sulama yapılamadığını, Menemen Ovası’ndaki çiftçilerin de sulama suyundan kaynaklı verim kaybı ve toprakta bozulma şikâyetlerini dile getirdiğini aktararak, “Organik kirleticiler ve ağır metaller toprakta birikim yapabildiği gibi, maalesef yaprağı yenen bitkilere de özellikle doğrudan bulaşım yapabiliyor” dedi. Önlem alınmazsa Gediz, kirli su kanalına dönüşebilir Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin önlenmemesi halinde nehrin doğal yapısını tamamen kaybedebileceği uyarısında bulundu. Kurucu, “Gediz Nehri kalır ama bu haliyle ona nehir demek doğru olmaz. Atık suyun ya da koyu renkli kirli suyun aktığı bir kanala dönüşür” şeklinde konuştu. Gediz’in yalnızca insanlar için değil, kuşlardan balıklara, sucul bitkilerden diğer canlılara kadar geniş bir ekosisteme ev sahipliği yaptığını belirten Kurucu, “Şu anda bu yaşamı kaybetmeye devam ediyoruz. Gediz Nehri’ne bağlanan Nif Çayı çevresinde ağır koku ve sinek sorunu var” ifadelerini kullandı. Kurucu, geçmişte Gediz ve kollarında balık türlerinin bulunduğunu hatırlatarak, “Bu doğal yapı son 30-35 yılda kaybedildi” dedi. Hangi önlemler alınmalı? Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise kirliliğin başlıca kaynağının sanayi olduğunu, ikinci sırada ise tarımın yer aldığını belirterek, “Sanayi–tarım çatışması var. Çiftçi daha çok üretmek ve geçinebilecek düzeyde kazanmak için verimli üretmesi gerekiyor. Bunun için de kimyasal gübre kullanımını artırıyor. Hayvancılık tesisleri dağınık ve gübre yönetimi denetlenemiyor. Üreticiler gübre ve çiftlik sularını dere yataklarına bırakmamalı, Tarım ve Orman Bakanlığı nitrat kirliliğine karşı acil önlem almalı” açıklamasını yaptı. Yeraltı sularına dikkat Prof. Dr. Yusuf Kurucu, aylık izleme sisteminin sürecin en önemli adımı olduğunu belirterek, “Bu sadece bir fotoğraf değil, her ay tekrarlanan bir izleme olacak. Böylece Gediz ve kollarına ilişkin aylık kirlilik bülteni oluşturulacak. Kirletici kaynakların azaltılması halinde nehir birkaç yıl içinde toparlanabilir. 3-5 yıl içinde Gediz’de yeniden canlılığı görmeye başlayabiliriz. Ancak yeraltı suyu kirliliği geri döndürülemez. Yeraltı suyuna eğer nitrat, ağır metal bulaşıyorsa durum çok riskli hale geliyor. Yeraltı suyunu yüzeye çıkarıp arıtıp tekrar aşağıya indirmek gibi bir uygulama yok. Bu yüzden en kritik eşik, sözün bittiği, bıçağın kemiğe dayandığı yer yeraltı suyu kirliliğidir” ifadelerini kullandı. Gediz için çağrı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bakanlıklarla ortak çalışmalara hazır olduğunu belirten Prof. Dr. Yusuf Kurucu, yalnızca kurumlara değil topluma da önemli sorumluluk düştüğünü söyledi. Kurucu, “Mesele artık bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkı. Ben gelecek nesillere bir bardak temiz su bırakmayı hedefleyen bir anlayışla bu sorumluluğu taşıyorum. Bu kaynağı kirleten herkesten de bu sorumluluğu taşımasını rica ediyorum. Gediz’in suyu çok kirli; Körfez’i de kirletiyor, sulama yapılan topraklarda çoraklaşmaya neden oluyor” dedi. Kurucu, kirliliğin etkisinin geniş bir alanı kapsadığını vurgulayarak, “Çarpan etkisi var. Bunu engellemek için herkes elini taşın altına koymalı. Biz çocuklarımızın, torunlarımızın suyunu, toprağını ve körfezini kirletiyoruz” ifadelerini kullandı.

Marmaraereğlisi’nde Altyapı Devrimi Haber

Marmaraereğlisi’nde Altyapı Devrimi

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ve TESKİ, Marmaraereğlisi’nin kronikleşen altyapı sorununa son veriyor. Yeniçiftlik Mahallesi'nde 30 kilometrelik dev kanalizasyon hattı projesi, Başkan Dr. Candan Yüceer’in katıldığı törenle başladı. ​Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ve Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ), Marmara Denizi’nin incisi Marmaraereğlisi’nde tarihi bir yatırıma imza attı. Yıllardır çözüm bekleyen atık su ve kanalizasyon sorunu için hazırlanan projenin ilk harcı döküldü. Özellikle yaz aylarında artan nüfus yoğunluğu dikkate alınarak planlanan proje, bölgenin gelecek 30 yılını güvence altına alacak. ​Başkan Candan Yüceer: "Mazeret Değil, Hizmet Üretiyoruz" ​Temel atma töreninde konuşan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, halkın beklentilerine kalıcı çözümler sunduklarını vurguladı. Başkan Yüceer, konuşmasında şu noktalara dikkat çekti: ​"Marmaraereğlisi ve Yeniçiftlik’te yıllardır süregelen altyapı çilesine bugün neşter vuruyoruz. Biz sorumluluktan kaçmıyoruz. Geleceği inşa etmek için zahmetli ama hayati olan bu yatırımı başlatıyoruz. Tek bir mahallemizde altyapı sorunu kalmayana dek durmayacağız." ​TESKİ’nin Araç Filosu Güçlendi ​Belediyecilikte tasarruf ve verimlilik vurgusu yapan Yüceer, TESKİ bünyesine katılan 259 yeni araç ve iş makinesi ile kiralama döneminin kapandığını, 5 olan vidanjör sayısının ise 30’a çıkarılarak hizmet hızının artırıldığını belirtti. ​Projenin Kapsamı ve Avantajları Neler? ​Yeniçiftlik, Dereağzı ve Yenice mahallelerini doğrudan etkileyecek olan bu dev yatırımın detayları şunlar: ​30 Kilometrelik Hat: Modern standartlarda inşa edilecek olan hat, atık suları güvenle tahliye edecek. ​30 Yıllık Projeksiyon: Nüfus artışı ve yazlıkçı yoğunluğu hesaplanarak kapasite planlaması yapıldı. ​3.000 Haneye Doğrudan Çözüm: İlk etapta yaklaşık 3 bin hanenin atık su sorunu tamamen ortadan kalkacak. ​Çevre Dostu Sistem: Atık sular modern arıtma tesislerine yönlendirilerek Marmara Denizi ve halk sağlığı korunacak. ​Çevre ve Halk Sağlığı İçin Kritik Adım ​TESKİ Genel Müdürü Dr. Onur Özgül, projenin teknik detaylarına değinerek, vidanjör bağımlılığının sona ereceğini müjdeledi. Özgül, "Atık suların modern sistemlerle toplanması, sadece koku ve çevre kirliliğini önlemekle kalmayacak, aynı zamanda yer altı sularımızı da koruyacak," dedi. ​"Gerçek Belediyecilik Geleceği İnşa Etmektir" ​Marmaraereğlisi’ne verilen sözlerin tutulduğunu ifade eden Başkan Yüceer, kazı çalışmaları sırasında yaşanabilecek geçici rahatsızlıklar için vatandaşlardan sabır isteyerek, çalışmanın en kısa sürede tamamlanacağını taahhüt etti. Törene ilçe belediye başkanları, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katılarak bu tarihi ana tanıklık etti.

Avrupa’nın En Büyük Sera Kümelenmelerinden Biri Dikili’de Yükseliyor Haber

Avrupa’nın En Büyük Sera Kümelenmelerinden Biri Dikili’de Yükseliyor

Avrupa’nın en büyük teknolojik sera kümelenmelerinden biri olmaya hazırlanan Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nde, toplam 3.038 dönüm alanda, 451 dönümü sanayi, 1.800 dönümü sera alanı, geri kalanı atık su arıtma tesisi, katı atık tesisi, GES ve RES yenilenebilir enerji alanları olmak üzere planlanan yatırım için sahaya inildi. Dünya Bankası’ndan aldığı desteklerle birlikte toplam 10 milyar USD yatırımla hayata geçen, tamamlandığında tüm bölgeyi kalkındıracak 47 fabrika ile 50 modern sera içeren dev projenin, 150’nin üzerinde paydaşın katılımıyla proje sahasında gerçekleştirilen tanıtım toplantısında, binlerce kişiye istihdam sağlayacak OTB, yatırımcılara yerinde tanıtıldı. TÜM PAYDAŞLAR KATILDI Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi Katılımcı Bilgilendirme Toplantısı, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan başkanlığında, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Organize Tarım ve Hayvancılık Bölgeleri Daire Başkanı Deniz Oruç, Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Yönetim Kurulu Üyesi ve Dikili Kaymakamı Cevat Gün, Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Korkmaz, Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Müteşebbis Heyet Üyeleri İbrahim Lütfi Kolat, Birol Celep ve Mehmet Kadri Gündeş, Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Bölge Müdürü Samet Başeğmez, Bakanlık Temsilcileri, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Temsilcileri, Dikili OTB Parsel Sahipleri, Dikili OTB Danışman ve Müşavirleri, Ziraat Bankası Temsilcileri ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleşti. SAHADA İNCELEMELER YAPILDI Organizasyon kapsamında, ilk olarak saha inceleme ve bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Katılımcılar, proje sahasındaki jeotermal kuyular, istinat duvarları ve devam eden altyapı çalışmalarını yerinde inceledi. Program, Bergama Ticaret Odası’nda gerçekleştirilen toplantı ile devam etti. Toplantının açılışında projenin geldiği aşama hakkında genel bir bilgilendirme yapılırken, ardından sürece katkı sunan kurumların sunumları gerçekleştirildi. ÖZGENER: KATILIMCILARIN İLGİSİ ÖNEMLİ BİR GÖSTERGE Artan nüfus, iklim değişikliği ve kaynakların sınırlılığı gibi faktörlerin; gıda güvenliğini her zamankinden daha stratejik bir konu haline getirdiğini ifade eden Özgener, “Bu noktada, sürdürülebilir tarım projeleri; hem üretim gücümüzü artırmak hem de doğal kaynaklarımızı korumak açısından kritik bir rol üstleniyor. Kentimizde paydaşlarımız ile birlikte yürüttüğümüz organize tarım bölgelerimizi bu nedenle çok önemsiyoruz. Avrupa’nın en büyüklerinden biri olacak Dikili OTB’ye yatırım yapacak olan katılımcıların ilgisi bizler için doğru yolda olduğumuz en önemli göstergesi. Sadece bölgemize değil ülkemize katma değer sağlayacak bu projeye inanan ve bizlerden desteklerini esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm Bakanlarımıza, Milletvekillerimize, Oda ve Borsa Başkanlarımıza ve kentimizdeki tüm paydaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. ÇAKAN: YATIRIMCILARIN MEMNUNİYETİ HEYECANIMIZI ARTIRDI Tarıma elverişsiz, bataklık olan bir alanın bu şekilde ekonomiye kazandırılmasından dolayı memnuniyet duyduklarını ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, “Dünya Bankası’nın projemize güvenerek verdiği destek ile yolumuza hızla devam ediyoruz. Sahamızı yerinde inceleyen yatırımcıların memnuniyeti heyecanımızı daha da artırdı. Yurtdışından gelen katılımcılarımız, projenin bu kadar kısa sürede geldiği aşamadan duydukları memnuniyeti ifade etti. Bizler de onların yatırım iştahını görünce, bölgemizin potansiyelinin hayal ettiğimizin çok daha ötesinde olduğunu anladık. Bu verimli toplantıdan aldığımız motivasyonla alt yapı çalışmalarımızı Temmuz ayında tamamlayıp, yatırımcılarımızın Eylül ayında sahada çalışmalara başlamasını planlıyoruz. Burada faaliyete geçecek tesisler yalnıza Dikili’ye değil; Bergama, Kınık, Menemen ve Ayvalık başta olmak üzere tüm Bakırçay Havzası’na hizmet edecek. Yıllık 80 bin ton katma değerli yaş sebze ve meyve üretimi hedefimiz var. Toplamda 3 bin 500-4 bin kişiye istihdam sağlanacak. Çalışanların yüzde 75’i kadınlardan oluşacak” dedi.

TAT Gıda Suyu Koruyan Üretim Modeli İle İlham Veriyor Haber

TAT Gıda Suyu Koruyan Üretim Modeli İle İlham Veriyor

Türk gıda endüstrisinde salça, domates ürünleri, sos, hazır yemek ve konserve üretiminde lider üretici Tat Gıda, sürdürülebilir üretim ve kaynak verimliliği hedefleri doğrultusunda su yönetimi alanında hayata geçirdiği projeler sayesinde su tüketimini yüzde 20 azaltırken, su geri kazanım oranını ise yüzde 30 seviyesine yükseltti. 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında su yönetimi ve su verimliliği alanlarında yürüttükleri çalışmaları değerlendiren Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, 58 yıldır Türkiye ekonomisi için değer üreten şirketin sürdürülebilirlik alanında sektöre ilham veren projelere imza attığını belirtti. “Su kaynaklarının etkin ve tasarruflu kullanılması en temel hedeflerimizden” Tat Gıda’da su ve atık su yönetiminin yazılı Su ve Atık Su Yönetim Politikası çerçevesinde sistematik bir şekilde yürütüldüğünü Veysel Memiş, su kaynaklarının etkin ve tasarruflu kullanılmasının en temel hedeflerden biri olduğunu söyledi. Veysel Memiş, üretim süreçlerinde su tüketiminin sürekli izlenmesi, oluşan atık suların çevre mevzuatına uygun şekilde arıtılması ve kontrollü biçimde deşarj edilmesinin bu politikanın ana ilkeleri arasında yer aldığını vurguladı. Şirketin üretim tesislerinde su temini ve kullanım süreçlerinin düzenli olarak ölçüldüğünü aktaran Veysel Memiş, atık su arıtma tesislerinin kesintisiz şekilde işletildiğini kaydetti. Deşarj kalite parametrelerinin sürekli takip edildiğini belirten Veysel Memiş, süreçlerin Sürekli Atık Su İzleme Sistemi (SAİS) üzerinden anlık olarak izlenip raporlandığını söyledi. Veysel Memiş, bu sayede çevre mevzuatına tam uyum sağlanırken, su yönetimi süreçlerinin şeffaf ve kontrol edilebilir bir yapıda yürütüldüğünü dile getirdi. Su verimliliğini artırmaya yönelik yatırımların da sürdüğünü belirten Veysel Memiş, biyolojik arıtma tesislerinin kapasitesinin artırıldığını, gelişmiş filtrasyon sistemlerinin devreye alındığını ve üretim süreçlerinde suyun yeniden kullanımını teşvik eden uygulamaların yaygınlaştırıldığını ifade etti. “Suyun verimli kullanımını ve korunmasını sürdürülebilir üretim anlayışımızın merkezinde konumlandırıyoruz” Veysel Memiş, “Gıda üretiminde su, stratejik öneme sahip bir kaynaktır. Bu nedenle Tat Gıda olarak suyun verimli kullanımını ve korunmasını sürdürülebilir üretim anlayışımızın merkezinde konumlandırıyoruz. Su temini ve kullanım süreçlerimizi düzenli olarak ölçüyor, veri temelli izleme sistemleriyle analiz ediyoruz. Verimlilik projelerimiz sayesinde su tüketimimizi yüzde 20 oranında azaltmayı başardık. Aynı zamanda geri kazanım uygulamalarımızla su geri kazanım oranımızı yüzde 30 seviyesine çıkardık.” dedi. Sürdürülebilirlik yaklaşımını kurumsal yönetim yapısıyla da desteklediklerini belirten Veysel Memiş, şirket bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilirlik Komitesi aracılığıyla çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansın düzenli olarak takip edildiğini belirtti. Veysel Memiş, “Enerji ve su verimliliği, emisyon yönetimi, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve çalışan gelişimi gibi başlıklar sürdürülebilirlik stratejimizin önemli bileşenlerini oluşturuyor. Sözleşmeli tarım modeli, damla sulama uygulamaları ve dijital tarım teknolojileriyle tarımsal tedarik zincirimizi daha verimli ve izlenebilir bir yapıya dönüştürüyoruz. Üretim süreçlerimizde ise su, enerji ve emisyon yönetimini güçlendiren uygulamalarla çevresel etkimizi azaltmayı hedefliyoruz. Tat Gıda’nın sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yürüttüğümüz su yönetimi çalışmaları, şirketimizin hem operasyonel verimliliğini artırmasına hem de doğal kaynakların korunmasına katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, su stresinin giderek arttığı küresel ölçekte sürdürülebilir üretim modelinin güçlendirilmesi açısından da önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.

Güneş ve Sudan 40 Milyon Liralık Tasarruf Haber

Güneş ve Sudan 40 Milyon Liralık Tasarruf

İZSU Genel Müdürlüğü’nün İzmir genelinde hayata geçirdiği yenilenebilir enerji yatırımlarıyla, su ve atık su hizmetlerinde kullanılan elektriğin önemli bir bölümü güneş ve sudan karşılanıyor. Kurulan 3 tesis ve yapımı süren 7 tesisle birlikte, yenilenebilir enerji kaynaklarından yılda yaklaşık 12,5 milyon kilovatsaat temiz enerji üretilmesi hedefleniyor. Bu üretimle, bugünkü elektrik birim fiyatları üzerinden yıllık yaklaşık 40 milyon TL tasarruf sağlanması öngörülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, su ve atık su hizmetlerinde sürdürülebilirliği artırmak ve enerji maliyetlerini düşürmek amacıyla yenilenebilir enerji yatırımlarını kent geneline yayıyor. Güneş ve hidroelektrik santralleriyle İZSU altyapısı kendi enerjisini üreten bir yapıya dönüşürken, kurulumu tamamlanan 3 ve yapımı süren 7 tesisle yılda yaklaşık 12,5 milyon kWh temiz enerji üretilmesi hedefleniyor. Bu yatırımlar sayesinde, bugünkü elektrik birim fiyatlarıyla yaklaşık 40 milyon TL tasarruf sağlanması öngörülüyor. 7 megavatı aşan yenilenebilir enerji kapasitesi İZSU Enerji Şube Müdürü Dr. Filiz Yaşar Mahlıçlı, yenilenebilir enerji projelerinin kurumun enerji verimliliği politikalarının temelini oluşturduğunu belirterek, kurulumu tamamlanan 3 ve yapımı süren 7 santralle birlikte İZSU’nun toplam kurulu gücünün 7 megavatı aştığını söyledi. Mahlıçlı, yapımı tamamlanmak üzere olan 7 tesisin dağıtım şirketi kabul işlemlerinin ardından şubat ayında devreye alınmasının planlandığını ifade etti. Yeni santraller yolda Yenilenebilir enerji yatırımlarının 2026 yılında da süreceğini belirten İZSU Enerji Şube Müdürü Dr. Filiz Yaşar Mahlıçlı, proje ve izin çalışmaları tamamlanan 5 GES ile onay süreci devam eden 18 GES ve 1 HES’in devreye alınmasıyla İZSU’nun yenilenebilir enerji kapasitesinin 23 megavata ulaşacağını söyledi. Bu kapasitenin, kurumun elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10’unun yenilenebilir kaynaklardan karşılanması anlamına geldiğini belirten Mahlıçlı, tüm santrallerin tam kapasiteyle çalışması halinde yılda yaklaşık 45 milyon kWh elektrik üretileceğini ve bunun bugünkü elektrik birim fiyatlarıyla yaklaşık 160 milyon TL tasarruf sağlayacağını ifade etti. Mevcut santraller 9 tesisin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılıyor İZSU’nun devreye aldığı yenilenebilir enerji santrallerinin toplam kurulu gücü 4,3 MW’a ulaştı. Bu santraller, 9 tesisin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılıyor. Menemen Emiralem Boru Stok Sahası’nda kurulu 3,0 MW kapasiteli arazi tipi Güneş Enerji Santrali, Menderes Pompa İstasyonu ile Peker Mahallesi P23, Aliağa, Gümüldür Kuyu ve Tire terfi istasyonlarının yıllık yaklaşık 5 milyon kWh’lik elektrik tüketimini karşılıyor. 0,75 MW kapasiteli Menemen Emiralem Ambar Çatı Güneş Enerji Santrali, Bağarası ve Güneybatı atıksu arıtma tesislerini enerji üreten tesislere dönüştürüyor. Karabağlar P11 Pompa İstasyonu’nda kurulu 0,54 MW gücündeki boru içi hidroelektrik santral ise suyun basıncından yararlanarak yılda yaklaşık 1,5 milyon kWh yenilenebilir enerji üretiyor. 7 megavatı aşan yenilenebilir enerji kapasitesi Kurulum aşamasındaki 7 çatı ve arazi tipi güneş enerji santralinin toplam kurulu gücü 2,61 MW’a ulaşıyor. Karşıyaka ve Bayraklı ana atıksu pompa istasyonları, Bornova ve Buca su depoları, Karşıyaka Cumhuriyet Mahallesi Su Deposu ile Ulucak Atıksu Arıtma Tesisi çatı ve arazi GES projeleri bu kapsamda öne çıkıyor. Bu santraller, bulundukları tesislerin pompa ve işletme sistemlerinin elektrik ihtiyacını karşılayacak şekilde projelendirildi. Kurulumların tamamlanmasıyla Bayraklı, Karşıyaka, Eski Foça ve Balçova’daki tesisler başta olmak üzere toplamda yaklaşık 4,5 milyon kWh’lik elektrik enerjisi ihtiyacının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Geleceğe yatırım İZSU’nun yenilenebilir enerji yatırımları, enerji üretimi ve tasarrufun yanı sıra İzmir’in su altyapısını daha çevreci, dirençli ve sürdürülebilir hale getiriyor. Güneşten ve sudan elde edilen enerjiyle, kentin suyu geleceğe daha güçlü taşınıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.