Hava Durumu

#Atık Yönetimi

Kırsal Haber - Atık Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atık Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Malatya Büyükşehir'den Ücretsiz 20 Bin Fide Haber

Malatya Büyükşehir'den Ücretsiz 20 Bin Fide

Malatya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Katı Atık Entegre Tesisinde yetiştirilen binlerce sebze fidesi, Sanat Sokağı girişinde ücretsiz olarak vatandaşlara dağıtıldı. Sürdürülebilir çevre anlayışı ve yerel üretimi teşvik etme hedefiyle hareket eden Malatya Büyükşehir Belediyesi, vatandaşlara 20 bin adet ücretsiz sebze fidesi dağıttı. Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Atık Yönetimi Şube Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinlikte, Sanat Sokağı girişinde binlerce fide vatandaşlara ulaştırıldı. 20 BİN SEBZE FİDESİ DAKİKALAR İÇİNDE TÜKENDİ Üreticiye ve üretime değer veren Malatya Büyükşehir Belediyesi, özellikle iklim şartlarından dolayı her gün daha büyük önem kazanan gıdaya yönelik destek veriyor. Bu bağlamda Orduzu Bölgesi’nde bin metre kare alan üzerindeki Büyükşehir Belediyesi Katı Atık Entegre Tesisi’nde yetiştirdiği sebze fidelerinin üretimine devam ediyor. Atık Yönetimi Müdürlüğü ekipleri tarafından yetiştirilen sebze fideleri, kamyonlara yüklenip özenle paketlenerek Sanat Sokağı girişinde otobüste seyahat edenlere, trafikte seyir halinde bulunan araçlara ve yaya vatandaşlarla buluşturuldu. Vatandaşlara dağıtılan sebze fideleri, katı atıklardan üretilen elektrik enerjisi ve üretim sonucunda açığa çıkan ısı enerjisi ile 1000 metrekarelik serada yetiştiriliyor. “ENERJİDEN GERİ KALAN ISI İLE SERALARDA FİDE YETİŞTİRİYORUZ” Yetiştirilen sebze fideleri hakkında bilgi veren Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Osman Engin, “Orduzu Katı Atık Entegre Tesisimizde çöpten elektrik enerjisi üretiyoruz. Bu enerjiden geriye kalan ısı ile seralarımızda fide yetiştiriyoruz. Seralarımızda yetiştirdiğimiz fideleri de her yıl ücretsiz olarak vatandaşlarımıza dağıtıyoruz” dedi.

Başkan Er ''İpek Yolu Kervanı'' Üyeleriyle Bir Araya Geldi Haber

Başkan Er ''İpek Yolu Kervanı'' Üyeleriyle Bir Araya Geldi

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) kapsamında şehre gelen ‘İpek Yolu Kervanı’ heyetini ağırladı. Dünyaca ünlü aktivist Inna Modja’nın da yer aldığı heyete, deprem sonrası Malatya’nın çevre yatırımları ve tarımsal kalkınma süreci anlatıldı. Türkiye’den Moğolistan’a uzanan küresel bir farkındalık yolculuğu olan ‘İpek Yolu Kervanı’nın yeni durağı Malatya oldu. COP17 öncesi mera ve çayır ekosistemlerinin önemine dikkat çekmek için kente gelen Birleşmiş Milletler heyeti, Arslantepe Karşılama Merkezi’nde tarihi bir buluşmaya imza attı. Başkan Sami Er: "Malatya Küllerinden Yeniden Doğuyor" Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, etkinlikte yaptığı konuşmada 6 Şubat depreminin yaralarının hızla sarıldığını belirtti. Malatya’da 131 bin bağımsız bölümün hasar aldığını hatırlatan Başkan Er, konut inşaatlarının yanı sıra çevreci belediyecilik projelerinin de öncelikleri olduğunu vurguladı. Malatya’nın Geleceği İçin Dev Çevre Yatırımları Başkan Sami Er, şehrin sadece binalarıyla değil, doğasıyla da ayağa kalktığını ifade ederek şu önemli projeleri paylaştı: İleri Biyolojik Arıtma Tesisi: Bölgenin en büyük tesisi tamamlanmak üzere. Arıtılan su, tarımsal sulamada geri dönüştürülecek. 10 Milyon Euro’luk Atık Ayrıştırma Fonu: Fransa Kalkınma Ajansı’ndan sağlanan kaynakla deprem enkazları ayrıştırılacak. Yeşil Alan Dönüşümü: Enkaz depolama alanları bitkisel toprakla örtülerek 1 milyon metrekarelik dev bir yeşil alana dönüştürülecek. İklim Değişikliği ve Tarımın Başkenti Malatya Dünya kuru kayısı ihtiyacının %80’ini karşılayan Malatya’nın aynı zamanda bir tarım şehri olduğunu hatırlatan Başkan Er, 2025 yılındaki zirai don felaketine ve iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekti. Mera Kanunu ile korunan alanların hayvancılık için büyük fırsat sunduğunu belirtti. Inna Modja: "Malatya’nın Çalışmaları Takdire Şayan" UNCCD İyi Niyet Elçisi, dünyaca ünlü sanatçı ve çevre aktivisti Inna Modja, Malatya’da gördüklerinden çok etkilendiğini dile getirdi. Modja, "Doğal felaketlerden sonra ne kadar hızlı ayağa kalktığınız önemlidir. Özellikle atık yönetimi ve yeniden inşa sürecindeki hassasiyetiniz ilham verici" diyerek takdirlerini sundu. Modja, konuşmasının ardından katılımcılara kısa bir performans sergiledi. COP17 Yolunda Stratejik Durak: Malatya Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdür Yardımcısı Fatma Toru ve UNCCD temsilcisi Yazan Neme, projenin dünya gıda güvenliği ve mera alanları için taşıdığı kritik öneme değindi. Heyet, ağustos ayında Moğolistan’ın başkenti Ulanbator’da düzenlenecek olan COP17 (Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele 17. Taraflar Konferansı) öncesinde Malatya’daki dirençli tarım ve hayvancılık örneklerini belgeselleştiriyor. Arslantepe’de Gastronomi Müjdesi Başkan Sami Er, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Arslantepe Höyüğü’nde bulunan 3 bin yıllık fırının, yakında düzenlenecek olan Gastronomi Festivali’nde sembolik olarak kullanılacağını duyurarak Malatya’nın tarihi derinliğine vurgu yaptı.

TVHB'den 2026 Kurban Bayramı Uyarısı: "Sağlıklı Kurban, Güvenli Gıda" Haber

TVHB'den 2026 Kurban Bayramı Uyarısı: "Sağlıklı Kurban, Güvenli Gıda"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), 2026 yılı Kurban Bayramı öncesinde halk sağlığı, hayvan refahı ve gıda güvenliği konularında hayati önem taşıyan uyarılarını paylaştı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, vatandaşları zoonotik hastalıklara ve hijyen kurallarına karşı uyardı. Kurban Bayramı yaklaşırken, kurban ibadetinin bilimsel temelli ve koruyucu hekimlik yaklaşımıyla gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. TVHB, bu yıl özellikle şap hastalığı riskine ve kesim sonrası et muhafaza yöntemlerine dikkat çekiyor. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Kurban Bayramı, toplumsal dayanışmanın, paylaşmanın ve yardımlaşmanın en güçlü şekilde hissedildiği müstesna günlerimizdendir. Bu özel günlerin, halk sağlığı, hayvan refahı ve gıda güvenliği açısından da büyük bir hassasiyetle yönetilmesi gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, geçmiş yıllarda olduğu gibi 2026 yılı Kurban Bayramı sürecinde de vatandaşlarımızın sağlığını önceleyen, bilimsel temelli ve koruyucu hekimlik yaklaşımını esas alan uyarılarımızı kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Kurbanlık Hayvan Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli? Kurban ibadetinin temel şartlarından biri, sağlıklı hayvanların seçilmesidir. Bu kapsamda kurbanlık hayvanların kulak küpesi bulunması, kayıtlı ve izlenebilir olması gerekmektedir. Veteriner sağlık raporu bulunmayan hayvanların satın alınmaması büyük önem taşımaktadır Kurbanlık hayvan seçiminde, özellikle dişi hayvanların damızlık değeri göz önünde bulundurulmalı; gebe veya damızlık niteliği taşıyan dişi hayvanlar kurbanlık olarak tercih edilmemelidir. Bunun yanı sıra tüberküloz, brusella, şarbon, kist hidatik (ekinokokkoz) ve tenya gibi zoonotik hastalıkların hayvanlardan insanlara bulaşabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle çok zayıf(kaşetik), güçlükle hareket eden, kabarık veya mat tüylü, yüksek ateşli, öksüren, burun ucu kuru olan, solunum güçlüğü çeken ya da ağız, burun, göz, kulak ve anüs gibi doğal açıklıklarından akıntı gelen hayvanların kurbanlık olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Şap Hastalığı ve Hayvan Hareketleri Son yıllarda ülkemizde görülen şap hastalığı vakaları, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınmasının ve resmi denetimlerin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Şap hastalığı son derece bulaşıcı olup hem hayvan sağlığını hem de hayvansal üretimi ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu nedenle özellikle şap hastalığından ari bölgelere kaçak hayvan girişlerine karşı dikkatli olunmalı, yalnızca resmi satış yerlerinden ve denetimden geçmiş hayvanlar tercih edilmelidir. 2026 yılı itibarıyla, önceki dönemlerde yaşanan şap vakalarının oluşturduğu riskler dikkate alınarak kurbanlık hayvanların il içi ve iller arası sevklerinde veteriner sağlık raporu zorunluluğunun titizlikle uygulanması gerekmektedir. Hayvan pazarlarında dezenfeksiyon uygulamalarının artırılması, giriş ve çıkışların kontrol altında tutulması büyük önem arz etmektedir. Şüpheli hastalık belirtileri gösteren hayvanların derhal izole edilmesi ve ilgili resmi otoritelere bildirilmesi gerekmektedir. Ayrıca kurban kesim alanlarında biyogüvenlik kurallarının eksiksiz uygulanması zorunludur. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da ifade edildiği üzere, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması kapsamında yol kontrol ve denetim noktalarında faaliyet gösteren Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonlarından hayvan taşıyan araçların geçişinin sağlanması, sevk belgelerinin titizlikle incelenmesi ve belgesiz hayvan nakillerinin engellenmesi bulaşıcı hayvan hastalıklarının yayılımının önlenmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Hijyenik Kesim ve Gıda Güvenliği Kurban kesimlerinin belediyeler tarafından belirlenen ruhsatlı kesim alanlarında, veteriner hekim kontrolünde ve hijyen kurallarına uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sokak aralarında ve kontrolsüz ortamlarda yapılan kesimler çevre kirliliğine yol açmakta, zoonotik hastalıkların yayılmasına neden olmakta ve toplum sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atmaktadır. Unutulmamalıdır ki bazı hastalıklar hayvanlarda belirgin klinik bulgular oluştururken, bazıları herhangi bir belirti vermeksizin seyredebilmektedir. Bu nedenle kesim öncesi ve sonrasında hayvanların, elde edilen etin ve iç organların veteriner hekim kontrolünden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı görünen bir hayvandan elde edilen etler dahi hijyen kurallarına uyulmadığı takdirde; deri, bağırsak içeriği, kesim ekipmanları veya temas eden yüzeyler aracılığıyla kontamine olabilmektedir. Kurban ibadetinin özünde merhamet ve saygı bulunmaktadır. Bu çerçevede hayvanların kesim öncesinde uzun süre aç ve susuz bırakılması, eziyet edilmemesi, uygun olmayan yöntemlerle taşınmaması ve bağlanmaması gerekmektedir. Kesim işleminin ehil kişiler tarafından, hayvanın acı çekmesini en aza indirecek şekilde gerçekleştirilmesi esastır. Kurban Eti Nasıl Saklanmalı? Kurban etlerinin sağlıklı tüketimi için etlerin kesim sonrası hemen tüketilmemesi, kas yapısının olgunlaşabilmesi amacıyla en az 12-24 saat uygun koşullarda dinlendirilmesi gerekmektedir. Kesim sonrası elde edilen etlerin serin, temiz ve hava akımı bulunan ortamlarda bekletilmesi; ardından tüketim süresine göre uygun şekilde muhafaza edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bir hafta içerisinde tüketilecek etlerin buzdolabı koşullarında (+4°C’de), daha uzun süre muhafaza edilecek etlerin ise uygun porsiyonlara ayrılarak derin dondurucuda saklanması gerekmektedir. Dondurulan etlerin çözündürülüp yeniden dondurulması hem gıda güvenliği açısından risk oluşturmakta hem de et kalitesini olumsuz etkilemektedir. Kesim ve parçalama işlemlerinde kullanılan ekipmanların hijyenine azami dikkat gösterilmeli; özellikle hayvanın deri yüzeyine temas eden bıçakların et yüzeyine doğrudan temas ettirilmemesi için mümkünse ayrı bıçaklar kullanılmalıdır. Çiğ et ile temas eden yüzeyler, ekipmanlar ve eller uygun şekilde temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Hijyen kurallarına uyulmaması durumunda etler; deri, bağırsak içeriği, kesim ekipmanları veya temas eden yüzeyler aracılığıyla kolaylıkla kontamine olabilmekte ve bu durum gıda kaynaklı hastalık riskini artırmaktadır. Çevre Sağlığı ve Atık Yönetimi Kurban kesimi sırasında ortaya çıkan atıkların usulüne uygun şekilde bertaraf edilmemesi, hastalık etkenlerinin çevrede yayılmasına ve insan-hayvan-çevre sağlığını tehdit eden bir döngünün oluşmasına neden olmaktadır. Tüketime uygun olmayan organ ve dokuların çevreye gelişigüzel atılması veya hayvanlara verilmesi, hastalıkların yayılımını artırmaktadır. Bu nedenle atıkların yetkili kurumlarca belirlenen yöntemlerle imha edilmesi gerekmektedir. Kırsal alanlarda kesim yapılması durumunda ise atıkların, diğer hayvanların ulaşamayacağı derinlikte çukurlara gömülmesi ve üzerlerinin kireçlenmesi uygun bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Kurban derileri milli bir değer olup ekonomik açıdan da önem taşımaktadır. Bu nedenle derinin yüzülmesi sırasında kesik ve zedelenmelerden kaçınılmalı, yüzülen deriler yıkanmamalı ve kesimi takiben en kısa sürede uygun şekilde tuzlanarak muhafaza edilmelidir. Derilerin serin ve kuru ortamlarda saklanması, hem ekonomik kayıpların önlenmesi hem de halk sağlığı açısından önem arz etmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve 72 Bölge ve İl Veteriner Hekimleri Odamız, Kurban Bayramı süresince hayvan pazarlarında, kesim alanlarında ve denetim süreçlerinde aktif olarak görev almakta; halk sağlığının korunması adına çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın, resmi kurumların ve veteriner hekimlerin uyarılarını dikkate alması sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir bayram geçirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutluyor; sağlıklı, güvenli ve bilinçli bir bayram süreci temenni ediyoruz.''

CHP'li Karasu: "Şarkışla'da Toprak ve Su Tehdit Altında!" Haber

CHP'li Karasu: "Şarkışla'da Toprak ve Su Tehdit Altında!"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, Şarkışla’daki biyogaz tesisinin atıklarını mera ve verimli tarım arazilerine bırakmasını Meclis gündemine taşıdı. Karasu, bölge için acil eylem planı çağrısı yaparak, “Şarkışla kaderine mi terk edilecek?” diye sordu. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Sivas’ın Şarkışla ilçesinde faaliyet gösteren Sehra Enerji Biyogaz Tesisi’nin çevreye bıraktığı atıklar hakkında hazırladığı soru önergesini Meclis’e sundu. Karasu, tesisin çevreye zarar verdiği yönündeki iddiaları gündeme taşıyarak, acil eylem planı yapılıp yapılmadığını sordu ve yetkililerden kapsamlı açıklama talep etti. 2020 yılında yaklaşık 50 dönüm arazi üzerine kurulan ve günlük 400 ton, yıllık yaklaşık 150 bin ton hayvansal atık işleme kapasitesine sahip biyogaz tesisinin faaliyetlerinin, çevredeki verimli tarım arazileri ve meralar üzerinde kirliliğe yol açtığı yönünde çok sayıda vatandaş şikayeti oluştu. Şikayetlerin ulaştığı CHP’li Karasu, “Bu durum hem çevre sağlığını hem de bölge halkının geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığı tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması talebiyle hazırladığı önergesiyle çevreye verilen zararı Meclis gündemine getiren Karasu, atık yönetimi, çevre, tarım alanları ve su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığına vurgu yaptı. Buna rağmen Şarkışla’da ortaya çıkan olumsuz tabloya işaret eden Karasu, “Verimli tarım arazileri, meralar ve su kaynakları göz göre göre kirletiliyor” dedi. Çevrede tarlası bulunan çiftçilerin kendi tarlalarına dahi giremediğini belirten Karasu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yönelttiği 10 maddelik soru önergesinde bu tesisin en son ne zaman denetlendiğini, denetim sonuçlarını ve atık yönetimi süreçlerinin mevzuata uygun olup olmadığının açıklanmasını talep etti. Olası uygunsuzluklara karşı hangi yaptırımların uygulandığını gündeme getiren Karasu, çevre kirliliğine dair Bakanlığa ulaşan şikayetlerin içeriğinin açıklanmasını talep eden Karasu ayrıca, tesis faaliyetleri nedeniyle tarım arazileri, meralar ve su kaynaklarında kirlilik oluşup oluşmadığına dair bilimsel raporların olup olmadığını sordu. Karasu, “Eğer zarar tespit edildiyse neden gerekli adımlar atılmamaktadır?” diye soran Karasu, bölgedeki su kaynaklarının korunmasına yönelik önlemleri de sorguladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu’nun önergesinde en dikkat çeken başlıklardan biri ise acil eylem planı çağrısı oldu. Karasu, “Şarkışla’da yaşanan bu çevre sorununun çözümü için acil bir eylem planı hazırlanacak mıdır? Yoksa bölge halkı kaderine mi terk edilecektir?” sorusuyla yetkililere çağrıda bulundu. Karasu, tesisin kullandığı araçlarının bozduğu arazi yolları nedeniyle yaşanan mağduriyetleri de gündeme getirerek, tüm bu mağduriyetlerin giderilmesi için hangi çalışmaların yapıldığının açıklanmasını istedi. Şarkışla’da yaşayan vatandaşlar, ilçe ile bağlantıyı sağlayan arazi yollarının bakım ve onarımının yanı sıra, tarım arazilerinin, meraların ve su kaynaklarının korunması ve denetimlerin yapılması için somut ve hızlı adımlar atılmasını talep ediyor.

Kastamonu Hayvancılığın Üssü Oluyor: Devrekani’ye 784 Milyon TL’lik Dev Yatırım! Haber

Kastamonu Hayvancılığın Üssü Oluyor: Devrekani’ye 784 Milyon TL’lik Dev Yatırım!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu Devrekani Besi Organize Tarım Bölgesi (OTB) projesinde sona yaklaşıldığını duyurdu. 784 milyon liralık yatırımla hayata geçen dev proje, tamamlandığında yıllık 8 bin 500 ton et üretimi gerçekleştirecek. ​Türkiye’nin tarım ve hayvancılık vizyonunda stratejik bir yere sahip olan Kastamonu, modern altyapı ve ileri teknoloji ile donatılan Besi Organize Tarım Bölgesi ile sektöre yön vermeye hazırlanıyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Devrekani’deki çalışmaların %92 seviyesine ulaştığını belirterek projenin bölge ekonomisine can suyu olacağını vurguladı. ​Altyapı Çalışmalarında %92 Seviyesine Ulaşıldı ​Kastamonu’nun bereketli topraklarını yüksek teknolojiyle buluşturan Devrekani Besi OTB projesi, kısa süre içinde yatırımcıların hizmetine açılacak. Bakan Yumaklı, altyapı inşaatının büyük ölçüde tamamlandığını ifade ederek, "Gıda arz güvenliğimizi teknoloji ve modern altyapı ile inşa ediyoruz" dedi. ​19 Bin Baş Kapasite ve Dev İstihdam Hamlesi ​Proje, sadece üretim rakamlarıyla değil, bölge halkına sağlayacağı iş olanaklarıyla da dikkat çekiyor. Tam kapasiteyle faaliyete geçtiğinde Devrekani Besi OTB’nin yaratacağı ekonomik etki şu şekilde öngörülüyor: ​Hayvan Kapasitesi: 19 bin 100 baş canlı hayvan kapasitesi. ​Et Üretimi: Yıllık ortalama 8 bin 500 ton kaliteli et üretimi. ​İstihdam: Bölgedeki 1.500 kişiye doğrudan iş imkanı. ​Yatırım Tutarı: Toplamda 784 milyon liralık dev bütçe. ​"Gıda Arz Güvenliğinin Teminatı: Teknoloji" ​Bakan İbrahim Yumaklı, projenin Türkiye'nin hayvancılık stratejisindeki önemine değinerek, "Kastamonu'nun bereketli toprakları, hayvancılığın merkezlerinden biri haline geliyor. Üretim gücümüzü artırırken modern altyapı sayesinde sürdürülebilir bir model oluşturuyoruz" açıklamasında bulundu. ​Modern teknolojiyle donatılan tesislerde, atık yönetimi ve hayvan sağlığı standartları en üst düzeyde tutularak çevre dostu bir üretim planlanıyor. Projenin hayata geçmesiyle birlikte Kastamonu, Türkiye'nin kırmızı et tedarik zincirinde kilit bir rol üstlenecek.

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında! Haber

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında!

TÜRKŞEKER ev sahipliğinde düzenlenen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", kamu, özel sektör ve kooperatifleri Antalya’da bir araya getirdi. Türkiye’nin şeker üretimindeki küresel gücü ve gelecek yüzyılın yol haritası tüm yönleriyle masaya yatırıldı. ​ANTALYA – Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TÜRKŞEKER), Cumhuriyetin asırlık çınarı olan şeker sanayisinin 100. yılını dev bir organizasyonla kutladı. 8-10 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", tarladan fabrikaya, teknolojiden sürdürülebilirliğe kadar sektörün dününe ışık tutarken yarınına rehberlik edecek kararların alınmasına vesile oldu. ​Ekonomik Bağımsızlığın Sembolü: Şeker Pancarı ​Sempozyumun açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, şeker sektörünün Türkiye’nin kalkınma tarihindeki stratejik önemine vurgu yaptı. 1926’da Uşak ve Alpullu’da başlayan üretimin milli bir şahlanış olduğunu belirten Polat, "Türkiye Yüzyılı hedeflerimizde dijitalleşme ve yenilikçi tarım uygulamaları sektörün önümüzdeki yüzyılını şekillendirecek temel unsurlar olacaktır" dedi. ​Dünyanın Devleri Arasındayız: Avrupa’da 4., Dünyada 5. Sıradayız ​TÜRKŞEKER Genel Müdürü Dr. Muhiddin Şahin, Türkiye’nin şeker üretimindeki gücünü çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Şahin, Türkiye genelinde 14’ü kamu, 12’si özel ve 6’sı kooperatiflere ait toplam 32 şeker fabrikasının omuz omuza çalıştığını belirtti. Bu güç birliğinin Türkiye’yi pancar şekeri üretiminde Avrupa’da 4., dünyada ise 5. sıraya taşıdığını ifade eden Şahin, sorunların "ortak akıl" ile çözüleceği bir döneme girildiğini müjdeledi. ​Bilim ve Teknoloji Işığında Dört Kritik Oturum ​Sempozyumun ikinci günü, şeker sektörünün geleceğini şekillendirecek dört ana başlığa ayrıldı: ​Bitki Islahı ve Yerli Tohum: Yerli ve milli tohumun verimlilik ve maliyet üzerindeki kritik rolü bilimsel verilerle ele alındı. ​Dijital Tarım ve Sulama: İklim değişikliğine karşı akıllı sulama ve modern tarım makinalarının kullanımı tartışıldı. ​Sürdürülebilir Sanayi: Şeker üretiminde atık yönetimi ve yan ürünlerin katma değerli hale getirilmesi projeleri sunuldu. ​Milli Makina Hamlesi: Türkşeker’in Ankara ve Eskişehir’deki makine fabrikalarının, savunma ve enerji sanayisindeki dışa bağımlılığı azaltma potansiyeli vurgulandı. ​Geleceği Şekillendiren Çalıştay ​Etkinliğin son gününde gerçekleştirilen çalıştayda, şeker pancarı tarımı ve şeker sanayisindeki fırsatlar bilimsel süzgeçten geçirildi. Kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla hazırlanan sonuç raporu, sektörün önümüzdeki yıllardaki stratejik hamleleri için somut bir yol haritası niteliği taşıyor.

Nilüfer Belediyesi "Sıfır Atık Belgesi"ni Yeniledi Haber

Nilüfer Belediyesi "Sıfır Atık Belgesi"ni Yeniledi

1995 yılından bu yana ilçede atık yönetimi ve geri kazanım çalışmalarını sürdüren Nilüfer Belediyesi, Temel Seviye Sıfır Atık Belgesi’ni yeniledi. Belediye, ambalaj atıklarından elektronik atıklara, atık ilaçlardan pillere kadar geniş bir yelpazede toplama faaliyetlerine aralıksız devam ediyor. Nilüfer Belediyesi, 12 Temmuz 2019 tarihli Sıfır Atık Yönetmeliği kapsamında kurduğu sistemle Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen Temel Seviye Sıfır Atık Belgesi’ni almaya ve yenilemeye hak kazandı. Söz konusu belge, 13 Mart 2031 tarihine kadar geçerliliğini koruyacak. İlçe sınırları dahilindeki mahallelerden haftada bir gün ambalaj atığı toplayan belediye ekipleri, dini bayramlar ve resmi tatiller de dahil olmak üzere çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. Mahalle toplama günlerinde sabah saat 08.00’e kadar dışarı çıkarılan geri kazanım poşetleri araçlar tarafından toplanırken, hanelere alınan dolu poşet sayısı kadar boş poşet bırakılıyor. Sisteme dahil olmak isteyen vatandaşlar, 444 16 03 numaralı hattı arayarak kayıt oluşturabiliyor ve geri dönüşüm kutusu ile poşet taleplerini iletebiliyor. Sadece 2025 yılı içinde ilçe sakinlerine toplam 7 bin 63 adet geri dönüşüm kutusu teslim edildi. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına muhtarlık binalarına da düzenli olarak poşet bırakılıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, çevre duyarlılığının Nilüfer’de bir kurum kültürü olduğuna dikkat çekti. Nilüfer’de yıllardır başarıyla sürdürülen çevre dostu politikaların Sıfır Atık Belgesi ile taçlanması ve yenilenmesinin kendileri için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Hemşehrilerimizin atık ayrıştırma konusundaki hassasiyeti ve desteği olmadan bu başarıyı elde etmemiz mümkün değildi. Gelecek nesillere daha yaşanabilir ve temiz bir Nilüfer bırakmak için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi. 14 FARKLI TÜRDE ATIK KABUL EDİLİYOR Belediyenin atık yönetimi çalışmaları sadece ambalaj atıklarıyla da sınırlı kalmıyor. Ocak 2021’den bu yana faaliyette olan 1. Sınıf Atık Getirme Merkezi, 14 farklı türde atığı kabul ederek lisanslı firmalar aracılığıyla geri kazanıma ve bertarafa gönderiliyor. Vatandaşlar elektronik atıklarını bu merkeze kendi imkanlarıyla getirebildikleri gibi, 444 16 03 numaralı hattı arayıp kayıt bırakmaları halinde atıkların 3 iş günü içinde evlerinden alınmasını da sağlayabiliyorlar. Ayrıca, Bursa Eczacılar Odası tarafından belirlenen 59 eczaneden ayda bir kez atık ilaç toplanarak güvenli bir şekilde bertaraf tesislerine iletiliyor. Daha yeşil, daha temiz ve yaşanabilir bir dünya hedefiyle geri kazanım çalışmalarını yürüten Nilüfer Belediyesi, eğitim kurumlarında da çevre bilincini artırmayı hedefliyor. Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa düzenlenen Atık Pil Toplama Yarışması sonucunda her yıl dereceye giren okullar ödüllendiriliyor. Doğaya zarar vermemesi adına evsel atıklardan ayrı toplanması gereken piller, şeffaf pet şişelerde biriktirilerek güvenle geri kazanım sistemine dahil ediliyor.

Kompost Üretim Tesisinde Atık Yok, Doğaya Dönüş Var Haber

Kompost Üretim Tesisinde Atık Yok, Doğaya Dönüş Var

Mersin Büyükşehir Belediyesi, çevre dostu uygulamalarıyla sıfır atık hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Akdeniz ilçesi Sarıibrahimli Mahallesi’nde bulunan Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi bünyesindeki kompost üretim tesisinde, evsel nitelikli organik atıklar, toprak iyileştirici ürüne dönüştürülerek çevreye geri kazandırılıyor. Büyükşehir 2024 yılından bu yana 835 ton organik atığı işleyerek doğaya geri kazandırdı. Büyükşehir Belediyesi, “İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz” yaklaşımıyla ekolojik dengenin korunması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında; meyve-sebze atıkları, park ve bahçe budama atıkları, çay ve kahve posaları ile mezbahane atıkları gibi farklı içeriklere sahip organik atıklar ön fiziksel işlemlerin ardından doğal yollarla komposta dönüştürülüyor. Sıfır atık felsefesi ve doğa temelli atık yönetimini esas alan Büyükşehir Belediyesi bugüne kadar işlediği 835 ton organik atık sayesinde hem depolama sahasına giden atık miktarını azalttı hem de toprağın verimini artıran doğal bir ürün elde etti. Üretilen kompostlar, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı birimlerin koordinasyonunda bitki ekim-dikim ve peyzaj çalışmalarında kullanılırken, aynı zamanda Büyükşehir tarafından düzenlenen etkinliklerde vatandaşlara dağıtılıyor. Büyükşehir, sıfır atık bilinciyle çevre dostu uygulamalarına devam edecek. Dr. Altun “Kompost üretim sürecine başladığımız günden bu yana 835 ton organik atığı işledik” Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’nda Sıfır Atık Yönetimi ve Denetimi Şefi olarak görev yapan Dr. Zeki Altun, kompost üretim süreci hakkında bilgi vererek, “2024 yılı itibarıyla kompost üretim tesisimizde işleme alınan organik atıklar; öncelikle ön fiziksel işlemlerden geçirilmekte, ardından yığınlar halinde biyolojik dönüşüm sürecine bırakılarak doğal yollarla komposta dönüştürülmektedir. “İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz” sloganıyla sürdürdüğümüz bu çalışmalar kapsamında; sıfır atık felsefesi ve doğa temelli atık yönetimi uygulamalarını esas alarak sürdürülebilir bir yaşamı önceliklendiriyoruz. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı olarak, kompost üretim sürecine başladığımız günden bu yana; meyve-sebze atıkları, park ve bahçe budama atıkları, çay-kahve posası ve mezbahane atıkları gibi farklı içeriklere sahip en az 835 ton organik atığı işleyerek sıfır atık kapsamında değerlendirmiş bulunuyoruz” dedi. “İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz” yaklaşımıyla çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” Kompost üretiminin hem atık miktarını azalttığını hem de toprağın verimini artırdığını ifade eden Dr. Altun, “Bu süreç aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadeleye de katkı sağlıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak; ekolojik dengenin korunması ve sürdürülebilir, sağlıklı bir yaşamın desteklenmesi amacıyla “İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz” yaklaşımıyla çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızı organik atıklarını ayrıştırmaya ve sıfır atık hareketine destek olmaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki atık doğru yönetildiğinde değerli bir kaynaktır” ifadelerine yer verdi.

AKİB'den Fas Pazarında Yüzde 405'lik Rekor Artış Haber

AKİB'den Fas Pazarında Yüzde 405'lik Rekor Artış

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) şubat ayında 1,34 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş, yılın ikinci ayında en yüksek ihracat değerlerine kimya, demir-çelik ve yaş meyve sebze sektörlerinde ulaşırken, en fazla ihracatı Rusya, Irak ve Fas’a yaptıklarını belirtti. Şubat ayında 21 milyar dolarlık ülke ihracatına yüzde 7,2 oranında katkı verdiklerini kaydeden AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş, bölge ihracatının son iki aylık periyotta 2,76 milyar dolara ulaştığını, yıllıklandırılmış dış satım performansının ise yüzde 16,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiğini bildirdi. Küresel ticaretin giderek daha karmaşık ve belirsiz bir hâl aldığını, jeopolitik gerilimler ve bölgesel savaşların lojistik, tedarik zinciri ve pazar dinamiklerini doğrudan etkilediğini vurgulayan Başkan Veysel Memiş, ortaya çıkan konjonktürde Akdenizli ihracatçıların gelişmeleri yakından takip ederken pazar çeşitlendirmesi, yenilikçi üretim ve dijital ticaret odaklı yaklaşımlarıyla zorlukları fırsata dönüştürmeye gayret ettiğini söyledi. AKİB, 2026’yı sürdürülebilirlik yılı ilan etti AKİB’in ana hedefinin üye firmaların uluslararası pazarlarda daha etkili olmalarını sağlamak, ihracat yapmayan ya da ihracat potansiyelini yeterince değerlendiremeyen KOBİ’leri de kazanmak olduğunu anımsatan Başkan Veysel Memiş, kurum olarak ihracat performansını daha yukarılara taşımak adına iki önemli projeyi faaliyete geçirdiklerini belirtti. 2026 yılını “Sürdürülebilirlik Yılı” ilan ederek Türk ihracatçılarının yeşil dönüşüm sürecine uyumunu stratejik öncelik hâline getirdiklerini vurgulayan Başkan Veysel Memiş, sahada firmalara birebir destek sunan Yeşil Mentörlük Programı’nı hayata geçirdiklerini bu sayede her firma için özel sürdürülebilirlik yol haritalarının hazırlanacağını söyledi. Başkan Veysel Memiş, “Program kapsamında firmalarımızın karbon ayak izi, enerji verimliliği, atık yönetimi, kurumsal yönetişim ve dijitalleşme alanlarındaki performanslarını ölçülebilir şekilde değerlendireceğiz. Sürdürülebilirlik Karnesi ve Öncü Adım Belgeleri ile bu sürecin hem görünür hem de kalıcı bir farkındalığa dönüşmesini sağlayacağız. Ayrıca Yeşil Dönüşüm Webinar Serisi ile firmalarımızın bilgiye kolayca erişmelerini mümkün kıldık. Böylece ihracatçılarımızı, küresel değer zincirlerinde daha şeffaf, sürdürülebilir ve rekabetçi bir konuma taşımayı hedefliyoruz.” diye konuştu. “İlk kez bir UR-GE projesi ihtiyaç analizini kendi uzman kadromuz hazırladı” Başkan Veysel Memiş, AKİB koordinasyonunda Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) iş birliğiyle ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (ASHİB) tarafından hayata geçirilen Süt ve Süt Ürünleri UR-GE Projesi’nin 20 firmanın katılımıyla ihracat artışını sürdürülebilirlik, karbon yönetimi ve kurumsal kapasite gelişimiyle birlikte ele alan bütüncül bir rekabetçilik modeli ortaya koyduğunu ifade etti. Başkan Veysel Memiş, “Firmaların kurumsal kapasitelerini, pazar potansiyellerini ve eğitim ihtiyaçlarını sistematik bir bütünlükle analiz eden bu çalışmayı asıl ayrıcalıklı kılan nokta ise kurum tarihinde ilk kez bir UR-GE projesi ihtiyaç analizinin dışarıdan hizmet alımı yerine tamamen birliğin kendi uzman kadrosu tarafından hazırlanmış olmasıdır. Kendi iç kaynaklarımızla üretilen bu rapor; karbon yönetimi, dijital pazarlama ve stratejik pazar analizleri gibi somut çözüm önerileriyle firmalarımızı küresel değer zincirinde üst sıralara taşıyacak uygulanabilir bir rehber niteliği taşımaktadır.” dedi. “Yaş meyve sebze, hazır giyim, demir-çelik ve tekstil sektörlerinde ivmelenme kaydettik” Mersin, Adana, Hatay, Kayseri ve Karaman illeri başta olmak üzere Türkiye genelinde 30 bini aşkın üyesiyle büyük bir aile olan AKİB’in şubat ayındaki ihracatında yaş meyve sebze, hazır giyim, demir-çelik ve tekstil sektörlerinde ivmelenme kaydettiğini ifade eden Başkan Veysel Memiş, şunları söyledi: “Yılın ikinci ayında en çok ihracatı 361,7 milyon dolar değer ile Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz gerçekleştirdi. Bu birliğimizi, 321,6 milyon dolar değer ile Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz ikinci sıradan, 225,4 milyon dolar değer ile Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz üçüncü sıradan takip etti. Yine şubat ayında Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 140,8 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 87,6 milyon dolar, Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 87 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 41,4 milyon dolar, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 30 milyon dolar ihracat değeri elde etti.” “Fas pazarında yüzde 405 artış yakaladık” AKİB’in şubat ayı ihracat performansını ülkelere göre değerlendiren Başkan Veysel Memiş, “Söz konusu dönemde en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler listesinde ilk üç sırada Rusya, Irak ve Fas yer aldı. Rusya’ya 98,6 milyon dolar, Irak’a 98,6 milyon dolar ve Fas’a 86,1 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Şubat ayında ihracat hacminde en güçlü artışı yüzde 405 artışla Fas pazarında yakaladık. Gürcistan, Ukrayna, ABD, Rusya ve Polonya bu dönemde anlamlı ihracat artışları sağladığımız ülkeler oldu.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.