Hava Durumu

#Avustralya

Kırsal Haber - Avustralya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avustralya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Denizli Kekiği İçin Tarihi Adım Haber

Denizli Kekiği İçin Tarihi Adım

Dünya kekik üretiminin merkezi Denizli, "Denizli Kekiği"ni Avrupa Birliği’nde tescil ettirmek için kolları sıvadı. DENİB ve Kurtluca Kooperatifi arasında imzalanan protokol ile Denizli kekiği, Avrupa raflarında tescilli bir marka olarak yer almaya hazırlanıyor. ​Denizli Kekiği Avrupa Birliği Tescili İçin Güçlerini Birleştirdi ​Denizli tarımının en stratejik ürünlerinden biri olan Denizli Kekiği, uluslararası arenada hak ettiği değeri bulmak üzere dev bir adım attı. Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) ve S.S. Kurtluca Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Avrupa Birliği (AB) nezdinde menşe adı ile coğrafi işaret tescili için iş birliği protokolü imzaladı. ​DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen imza törenine; Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, Denizli İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Saffet Üge, Kurtluca Kooperatif Başkanı Mustafa Acat ve DENİB Yönetim Kurulu Üyesi Süreyya Çalışkan katıldı. ​Dünya Kekiğinin Yüzde 80’i Denizli’den! ​Protokol töreninde konuşan DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Denizli’nin kekik üretimindeki mutlak liderliğine dikkat çekti. Memişoğlu’nun paylaştığı çarpıcı veriler şöyle: ​Global Tedarik: Dünyada ticarete konu olan kekiğin %80-85’i Türkiye tarafından karşılanıyor. ​Üretim Üssü: Türkiye'deki kekik üretim alanlarının %90,5’i Denizli’de bulunuyor. ​İhracat Geliri: 16 bin 881 ton kekik ve kekik yağı ihracatından 81,8 milyon dolar gelir elde ediliyor. ​Hedef Tür: AB başvurusuna konu olan tür, yüksek aromalı bilyalı kekik (Origanum Onites). ​"Avrupa Birliği tescili ile kekiğimiz sadece bir tarım ürünü değil; kökeni belli, kalitesi tescilli küresel bir marka olacak." — Hüseyin Memişoğlu ​Neden Denizli Kekiği? Ayırt Edici Özellikler ​DENİB Yönetim Kurulu Üyesi Süreyya Çalışkan, Denizli kekiğinin neden eşsiz olduğunu şu sözlerle özetledi: ​Bilyalı Yapı: Görsel ve fiziksel kalite. ​Yüksek Karvakrol Değeri: Güçlü aroma ve şifa kaynağı. ​Uzun Raf Ömrü: İhracat için büyük avantaj. ​Geleneksel Üretim: Bölge çiftçisinin uzmanlığı ve iklimsel elverişlilik. ​Kurtluca Kooperatifi Başkanı Mustafa Acat ise üretimde elle hasat yöntemini kullandıklarını vurgulayarak, ilaç kullanımını sıfıra indirdiklerini ve tamamen doğal yöntemlerle kaliteyi koruduklarını belirtti. ​Yerel Destek, Küresel Vizyon ​Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, 2021 yılında Türkiye'de tescillenen kekiğin AB yolculuğunun heyecan verici olduğunu belirterek, yerel üreticinin emeğinin uluslararası pazarda korunmasının stratejik önemine değindi. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Saffet Üge ise kurum olarak sahadaki teknik desteğin süreceğini ifade etti. ​Denizli Kekiği Hangi Ülkelere İhraç Ediliyor? ​Başta ABD, Almanya, İtalya, Kanada, Polonya, Hollanda, Fransa, Japonya ve Avustralya olmak üzere onlarca ülke Denizli kekiğini tercih ediyor. AB tescili ile birlikte bu listeye daha yüksek katma değerli pazarların eklenmesi bekleniyor.

Başkan Tugay’dan İzmir Körfezi İçin Ortak Mücadele Çağrıs Haber

Başkan Tugay’dan İzmir Körfezi İçin Ortak Mücadele Çağrıs

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Körfezi’nin kirlilikten arındırılması için liman, tersane ve Gediz Nehri’nin olumsuz etkilerinin önlenmesi gerektiğini ve bu konularda merkezi idareyle iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nda konuşan Başkan Tugay “Bize dip temizliği için gerekli yetkiyi vermezseniz, kil uygulamasına engel olursanız, Gediz Nehri’nin kirliliğini durdurmazsanız, davet ettiğimiz toplantılara gelmezseniz, bu soruna nasıl katkı vermiş olacaksınız?” dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda “Körfez İçin Bir Adım Daha” başlığıyla düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın ikinci gün oturumlarının açılışına katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta konuşan Başkan Tugay, kamuoyunun İzmir Körfezi’nin yaşamış olduğu durum hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını söyledi. Merkezi hükümet de dahil olmak üzere farklı kesimlerden farklı şeyler söylendiğini vurgulayan Tugay, “İzmir’de bir sorun var ama bu sorunu kimse sahiplenmiyor ve çözüm için de yeterli çaba gösterilmiyor. Birbirilerinin üstüne sorumluluk atıyorlar gibi bir düşünce içindeler. Haklılar; maalesef bu bilgi kirliliği böyle bir algının ortaya çıkmasına neden oluyor” diye konuştu. “Yoğun nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir” İzmir Körfezi’nin yapısına değinen Başkan Tugay, “İzmir Körfezi, dünyada çok nadir olan körfezlerden birisi. Şehrin metropolü körfez çevresine yerleşmiş. Yoğun bir nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir. Benzer sorun çok yerde var ama insanların yerleşim yerlerinden uzak olduğu için bu şekilde gündeme gelmiyor. En uç kısmında bir liman olan bir körfez bu. Farklı havzalardan gelen tam 33 tane akarsu bu körfeze boşalıyor. Bunların içinde Gediz Nehri de var” dedi. “Gediz, körfezi kirletmiyor demek art niyetli” Gediz Nehri’nin körfezi kirletmediği iddialarının art niyetli olduğunu dile getiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Gediz’in kirli suyu kesinlikle körfeze giriyor. Gediz’in dışında da hepimizin bildiği birçok akarsu, pek çok yerden topladığı atıkları körfeze boşaltıyor. Bir kısmı kentsel ve sanayi atıkları, bir kısmı da doğal alüvyonlar. Dün hocamızın da söylediği gibi, körfez artık bir depolama alanı. En doğru ifadelerden birisi bu. Bu derelerden gelen atıklar körfezde dibe çöküyor ve birikiyor. Efes Antik Kenti’nin bir liman kentiyken bin yıllar içinde Küçük Menderes’in taşıdığı alüvyonlarla nasıl dolduğunu görüyorsunuz. Akarsu yataklarının yanında bu kaçınılmaz bir şey” şeklinde konuştu. “Koku ve balık ölümleri travmatize etti” İklim krizinin etkisiyle özellikle yaz aylarında sıkça görülen alg patlamasına bağlı koku ve balık ölümleri hakkında konuşan Başkan Tugay, konferansın temel amaçlarından birinin bu soruna biyolojik çözüm bulmak olduğunu belirtti. Başkan Tugay, “Çok rahatsız edici bir sorunla karşı karşıyayız. Körfezde ‘alg patlaması’ olarak adlandırılan biyolojik bir problem var. Yaz aylarında ortaya çıkan koku ve balık ölümleri, insanları adeta travmatize etti. İzmir Körfezi’nin kanalizasyon atıklarıyla kirletildiği ve bu durumun belediye hizmetlerinin yetersizliğinden kaynaklandığı yönünde suçlamalar yapılıyor. Ben 59 yaşındayım; kendimi bildim bileli İzmir Körfezi’nde koku ve kirlilik vardı ancak balık ölümleri yaşanmıyordu. Bu durumda şu soruyu sormalıyız: Sorun, son dönemde artan kentsel atık kirliliğinin bir sonucu mu, yoksa başka bir nedeni mi var? Cevap çok açık; bu durum farklı bir nedene dayanıyor. Alg patlaması yeni bir olgu. Üstelik yalnızca İzmir Körfezi’ne özgü değil, dünyanın birçok bölgesinde görülüyor. Avustralya’nın güney kıyılarında da bu durumun yaşandığını biliyoruz. İstanbul’a yaptığım yolculuk sırasında Karadeniz kıyılarında da alg oluşumlarını gözlemledim. Bu durum hem denizlerde hem de tatlı sularda ortaya çıkıyor. Bu, çağımızın yeni sorunlarından biri. Temel nedeni ise iklim krizi, artan hava sıcaklıkları ve deniz suyunun ısınması. İzmir Körfezi’nde de karasal alanlarda olduğu gibi sıcaklık rekorları kırılıyor. Yaz aylarında su sıcaklığı 30 dereceye kadar yükseldi. Bu aşırı sıcaklık, alglerin çok hızlı ve yoğun şekilde çoğalmasına neden oluyor” dedi. “Alg patlaması çözmemiz gereken ağır ve yoğun bir sorun” Sıcaklığın yanı sıra körfez dibinde biriken atıkların da alg patlamasını tetiklediğini belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “Bu toplantının düzenlenme amacı da, alg patlamasına biyolojik bir çözüm bulup bulamayacağımız sorusuna yanıt aramak. Çünkü biyolojik sorunlara kalıcı çözümler de yine biyolojik yöntemlerle geliştirilebilir. Ancak bugün itibarıyla alg patlamasıyla etkin şekilde mücadele edebilecek kesin bir yöntem bulunmuyor. Biz bu konuya dikkat çekmek ve İzmir’i bu alanda önemli bir bilimsel çalışma merkezi haline getirmek istiyoruz. Şehrimizdeki bilim insanlarının ve deniz biyologlarının bu meseleye daha fazla odaklanmasına ihtiyaç var. Vatandaşlarımız şunu bilsin ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuyu son derece ciddiye alıyor. Bu, bizim en öncelikli gündem maddelerimizden biri.” “Arıtma nedenli kirliliği durdurduk, 1 ton çamur çıkardık” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “sağlıklı körfez” hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmalara değinen Başkan Tugay, arıtma kaynaklı kirliliğin tamamen önlendiğini vurguladı. Körfezde kapsamlı temizlik çalışmalarının sürdüğünü belirten Tugay, “İzmir tarihinde yapılan en büyük dip temizliğini gerçekleştiriyoruz ve bu çalışmalara kararlılıkla devam edeceğiz. Şu ana kadar 1 milyon tondan fazla dip çamuru çıkarıldı. Bakanlıktan alınan 4 milyon tonluk izin kapsamında çalışmalarımız sürecek” ifadelerini kullandı. Körfezin yapısal özelliklerine de dikkat çeken Tugay, “Körfezin güney kesimi daha derinken, kuzey kesiminde ciddi bir sığlık söz konusu. Hatta körfezin orta kesimindeki derinlik yer yer 2 metreye kadar düşüyor. Bu durum, körfez suyunun açık denizle yeterince sirkülasyon yapmasını engelliyor. Su adeta bir göl gibi durağan, hareket çok sınırlı. Bu düşük sirkülasyon da alg patlamasını kolaylaştırıyor” diye konuştu. “Körfezin en sıkıntılı yerinde tersane ve yük limanı işletemezsiniz” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin körfez temizliği kapsamında müdahale edemediği alanlara dikkat çeken Başkan Tugay, yetki sınırlamalarına vurgu yaptı. Tugay, “Müdahale edemediğimiz en önemli noktalardan biri Gediz Nehri. Murat Dağı’ndan temiz çıkan su, Manisa ve İzmir’e ulaştığında kirlenmiş halde geliyor. Gediz Nehri, körfezin kirlenmesinde önemli bir etken” dedi. Körfezin yapısal özelliklerine uygun olmayan faaliyetlere de değinen Tugay, “Bu kadar sığ bir körfezin en uç ve en sığ noktasına tersane kurulamaz. Tersane kaynaklı kirlilik, ekiplerimiz tarafından defalarca ortaya kondu. Aynı şekilde, ağır yük gemilerinin atıklarını kontrolsüz şekilde bırakabildiği bir düzene de izin verilmemeli. Körfezin en hassas bölgesinde bu tür faaliyetlerin yürütülmesi doğru değil” ifadelerini kullandı. Bu konularda belediyenin yetkisinin bulunmadığını belirten Tugay, “Ne yazık ki bu alanlarda karar verme yetkisi bizde değil. Belediye olarak gemi atıklarını izleyebileceğimiz bir sistem kurma konusunda kararlıyız. Ancak bu sistemle yalnızca tespit yapabiliriz; yaptırım uygulama yetkimiz yok” diye konuştu. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin önemine de değinen Tugay, “Bazı çevreler konuyu çarpıtarak farklı yönlere çekmeye çalışıyor. Oysa biz kamuoyunun doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini çok önemsiyoruz” dedi. “Körfezin sürekli bir temizliğe ihtiyacı var” Başkan Tugay, konuşmasının devamında körfezde sürdürülebilir temizlik ihtiyacına dikkat çekerek şunları söyledi: “Körfezde sürekli ve sistemli bir temizliğe ihtiyacımız var. Bunun için özel donanımlı bir temizlik gemisi edinilmeli. Bu yatırımı ya biz yapmalıyız ya da bakanlık üstlenmeli. Bakanlığın İzmit Körfezi’nde yürüttüğü çalışmanın benzeri mutlaka İzmir Körfezi’nde de hayata geçirilmeli. Vakumlu sistemlerle dipte biriken çamuru çekmeli ve çevreye zarar vermeden bertaraf etmeliyiz. Bu konuyu bakanlıkla defalarca, hatta bakan düzeyinde görüştük. Ancak ne yazık ki beklediğimiz desteği alamıyoruz. Herhangi bir çözüm önerisi sunulmadığı gibi, sürekli suçlamalara maruz bırakılıyoruz. Gerekli yetkiler verilmezse, dip temizliği çalışmalarımız engellenirse, kil uygulamasına izin verilmezse, Gediz Nehri’ndeki kirlilik durdurulmazsa ve düzenlediğimiz toplantılara dahi katılım sağlanmazsa bu sorunu nasıl çözeceğiz? Biz inanıyoruz ki bu süreçte halkın doğru bilgilendirilmesi, bilinçlenmesi ve duyarlılığı büyük önem taşıyor. Bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili tüm kurumların çözüm sürecine aktif katkı sunması gerekiyor. Biz de belediye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha fazla ne yapabiliriz sorusuna yanıt aramaya, çalışmaya devam edeceğiz. Öte yandan İzmit Körfezi’nde uygulanan yöntemlerin İzmir’de de hayata geçirilmesi, sorunun çözümünü hızlandırabilir. Körfezde sürekli temizlik yapılmazsa zamanla dolma, karasallaşma ve doğal yapının kaybolması riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”

CHP'li Gürer: "Mars'ta Yaşam Bulunsa Et İthal Edeceksiniz!" Haber

CHP'li Gürer: "Mars'ta Yaşam Bulunsa Et İthal Edeceksiniz!"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılık ve et ithalatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, iktidarın yıllardır sürdürdüğü ithalat politikalarının ne üreticiyi ne de tüketiciyi rahatlattığını vurguladı. Gürer, Türkiye’nin koyun etini 17 bin kilometre uzaklıktaki Yeni Zelanda ve Avustralya’dan ithal etmesini eleştirerek, “Okyanus ötesinden et getiriliyor ama vatandaş hâlâ ete ulaşamıyor” dedi. Gürer, sürecin başlangıcına dikkat çekerek, “AKP iktidarları döneminde, 2010 yılında hayvan ve et ithalatı başladı. O günden bugüne 11 milyon hayvan ithal edildi, yaklaşık 12 milyar dolar döviz yurt dışına gitti. Buna rağmen sorun çözülmedi,” dedi. Her değişen bakanın ithalatın biteceğini söylediğini hatırlatan Gürer, “2025 yılında bakan, hayvan varlığımızın arttığını açıkladı. Ama buna rağmen ithalat devam ediyor,” ifadelerini kullandı. “İTHALAT ARTIYOR, ÇELİŞKİ BÜYÜYOR” Rakamlarla durumu ortaya koyan Gürer, “2025 yılında 739 bin hayvan ithal edildi. 2026 yılı için 500 bin hayvan ithalatı planlandı. Yılbaşından bu yana da 85 bin 561 hayvan ithalatı gerçekleşti,” dedi. Et ithalatının da hız kesmediğini belirten Gürer, “2025 yılında 695 ton koyun eti ithal edildi, karşılığında 9 milyon 392 bin dolar ödendi. Büyükbaşta ise 65 bin 707 ton et ithalatına 537 milyon 356 bin dolar verildi,” diye konuştu. 2026 yılında da ithalatın sürdüğünü vurgulayan Gürer, “Yılın ilk aylarında 37 ton koyun eti ithal edildi, 557 bin 274 dolar ödendi. Büyükbaşta ise 3 bin 117 ton ithalat için yaklaşık 29 milyon 942 bin dolar yurt dışına gitti,” dedi. “17 BİN KİLOMETREDEN ET GETİRİYORUZ” İthalatın kaynağına dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şu ifadeleri kullandı: “Yeni Zelanda’dan, Avustralya’dan koyun eti ithal ediyoruz. 17 bin kilometre öteden, aktarmalı uçuşla bir kişi yaklaşık 30 saatlik yolculukla bu ülkelere gidebiliyor. Bu gidişle Mars’ta yaşam bulunsa oradan da ithalat yapılacak.” İktidarın yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalata yöneldiğini söyleyen Gürer, “Kendi üreticimizi, besicimizi desteklemek yerine ithalata sarılıyorlar. Bir yandan ‘koyun eti tüketin’ diyorlar, diğer yandan okyanus ötesinden koyun eti getiriyorlar. Bu ne yaman çelişkidir?” dedi. “UCUZA ALINIYOR, PAHALIYA SATILIYOR” İthal etin fiyat politikalarını da eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mezbahanede kesim fiyatı 600 lira civarında ama rafta fiyat 1000 liranın altına düşmüyor,” dedi. “İthalat piyasayı dengelemek için yapılır ama burada tam tersi oluyor,” diyen Gürer, “Yurt dışından ucuza alınan ürünler Türkiye’de pahalıya satılıyor,” ifadelerini kullandı. “BESİCİ AYAKTA KALAMIYOR” Üreticinin içinde bulunduğu durumu da anlatan Gürer, “Besicinin yem fiyatı, ahır gideri, veteriner ve aşı maliyetleri sürekli artıyor. Bu şartlarda hayvancılık sürdürülemez hale geliyor,” dedi. “17 bin kilometre öteden et taşınması sorun görülmüyor ama yerli üreticinin yaşadığı sorunlar görmezden geliniyor,” diyen Gürer, mevcut politikanın sürdürülebilir olmadığını vurguladı. “ÇÖZÜM YERLİ ÜRETİMDE” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mutlaka yem sübvanse edilmeli. Ahır giderleri düşürülmeli. Hayvancılık ithalata değil, yerli üretime dayalı olarak geliştirilmelidir. Hayvan varlığı arttı denilen bir ülkede neden Yeni Zelanda’dan, Avustralya’dan et ithal edilir? Bunun cevabı verilmelidir,” dedi. “SURİYE’DEN KOYUN ALIYORSANIZ, OKYANUS AŞMANIN ANLAMI NE?” İthalat politikalarındaki çelişkiye dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Suriye’den 400 koyun ithal edilmiş. Madem çevre ülkelerden hayvan alınabiliyor, o zaman neden 17 bin kilometre öteden ithalat yapılıyor?” diye sordu. “Çevre ülkeleri aştınız, yetmedi okyanusu geçtiniz. Bunun mantığı nedir?” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞ ET ALAMIYOR” Son olarak tüketicinin durumuna dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Yapılan ithalata rağmen vatandaş ete erişemiyor. Emekli, asgari ücretli, dar gelirli et almakta zorlanıyor,” dedi. “Besici kazanamıyor, üretici kazanamıyor ama aradaki aracılar kazanıyor,” diyen Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “İthalat yapıyorsunuz, bari bunun vatandaşa faydası olsun. Ama yok. Fiyatlar rafta artıyor, birçok vatandaşın evine artık et girmiyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.