Hava Durumu

#Ayhan Barut

Kırsal Haber - Ayhan Barut haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ayhan Barut haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Partili Ayhan Barut’tan Limon Üreticisi İçin Çağrı Haber

YENİ Partili Ayhan Barut’tan Limon Üreticisi İçin Çağrı

Adana’da 2026 limon hasadı başlarken üreticinin düşük alım fiyatı ve yüksek üretim maliyetleriyle mücadelesi sürüyor. Yüreğir Ovası’nda limon üreticilerini ziyaret eden YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, limonun kilogram üretim maliyetinin yaklaşık 10 lira olduğunu, buna karşın üreticiye 5-6 lira civarında fiyat teklif edildiğini söyledi. Hasat döneminde limon üreticisinin ciddi bir fiyat sorunu yaşadığını belirten Barut, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için kilogram başına en az 15-16 lira fiyat oluşması gerektiğini ifade etti. Barut, alıcı bulunamaması nedeniyle ürünlerin dalında beklediğini ve limon üreticisinin zarar etme riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Adana’da limon üreticisi maliyet baskısı altında Yüreğir Ovası’ndaki bir limon bahçesinde ziraat mühendisi Hüseyin Doğru ile incelemelerde bulunan Ayhan Barut, Çukurova’da limon hasadının başladığı dönemde üreticinin beklediği fiyatı bulamadığını belirtti. Limon yetiştirmenin uzun ve emek yoğun bir süreç olduğuna dikkat çeken Barut, üreticinin yaklaşık 5 yıl boyunca ürün almak için emek verdiğini söyledi. Hasat döneminde çiftçinin gelir elde etmeyi beklediğini belirten Barut, düşük alım fiyatlarının üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade etti. Barut, “Limonu yetiştirmek kolay değil. Yaklaşık 5 yıl uğraşıyor çiftçi, emek verip üretiyor. Tam hasat vakti üretici sevinip bayram edecekken maalesef limonda yine hüsranla karşı karşıya” dedi. Limonun üretim maliyeti 10 lira, alım fiyatı 5-6 lira Limon üretim maliyetinin kilogram başına yaklaşık 10 lira olduğunu belirten Barut, üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapabilmesi için maliyetlerin üzerinde bir fiyat alması gerektiğini söyledi. Üreticinin eline geçmesi gereken fiyatın en az 15-16 lira seviyesinde olması gerektiğini ifade eden Barut, piyasada 5-6 lira gibi fiyatların konuşulmasının limon üreticisini endişelendirdiğini kaydetti. Barut, yakın dönemde market ve pazarlarda kilogram fiyatı 200 liraya kadar çıkan limonun bugün üreticinin elinde kalmasına tepki göstererek, “Daha yakın zamana kadar markette ve pazarlarda kilo fiyatı 200 lirayı bulan limon ne oldu da dalında bekliyor?” diye sordu. Türkiye’de limon üretiminde Çukurova önemli bir merkez Türkiye’nin yıllık limon üretiminin yaklaşık 2 milyon ton olduğunu belirten Barut, Adana, Hatay ve Mersin’in Türkiye limon üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu söyledi. Yüksek girdi maliyetlerinin çiftçinin üretim gücünü olumsuz etkilediğini ifade eden Barut, limon üreticisinin desteklenmesi çağrısında bulundu. Üreticinin zararına satış yapmak zorunda kalması halinde limon bahçelerinin ve ağaçlarının kesilmesi riskinin yeniden ortaya çıkabileceğini belirten Barut, bunun ülke tarımı açısından ciddi bir kayıp olacağını dile getirdi. Barut, üreticiye maliyetlerini karşılayabileceği ve sürdürülebilir üretim yapabileceği bir fiyat verilmesi gerektiğini belirterek, çiftçinin desteklenmesinin tüketici açısından da olumlu sonuçlar doğuracağını söyledi. Ziraat mühendisi Doğru: “Üretici bu işin altından kalkamayacak” Limon bahçesinde tarımsal üretim danışmanlığı yapan ziraat mühendisi Hüseyin Doğru da limon sektöründeki fiyat ve maliyet sorununa dikkat çekti. Yaklaşık 35 yıldır narenciye sektöründe çalıştığını belirten Doğru, limonda alıcı sorunu yaşandığını ve üreticiye verilen fiyatların maliyetlerin altında kaldığını ifade etti. İşçilik, akaryakıt ve gübre gibi temel tarımsal girdilerin fiyatlarının yükseldiğini belirten Doğru, buna rağmen limonun düşük fiyatlarla satılmasının üreticiyi zarara sürüklediğini söyledi. Yakın zamana kadar limon fiyatlarının yükseldiğini, depolardaki ürünlerin piyasaya çıkmasıyla birlikte fiyatların gerilediğini belirten Doğru, erkenci mandalinada da benzer bir fiyat sorunu yaşandığını ifade etti. Doğru, “Çiftçi sürekli zarar ederse bu girdi fiyatlarındaki artışla üretim sürekli zorlaşıyor. Böyle giderse üretici bu işin altından kalkamayacak” dedi.

YENİ Partili Ayhan Barut: "Hasat Gecikti, Sulama Borçları Ertelensin" Haber

YENİ Partili Ayhan Barut: "Hasat Gecikti, Sulama Borçları Ertelensin"

YENİ Parti Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, hasat yapamayan, ürünü para etmeyen ve artan maliyetler altında zorlanan çiftçilerden 31 Ağustos’a kadar sulama ücretlerini ödemelerinin istenmesine tepki gösterdi. Barut, başta sulama ücretleri olmak üzere çiftçilerin borçlarının en azından hasat sonuna kadar ertelenmesini talep etti. Bu yıl üretim sezonunda yaşanan olağanüstü yağışlar ve olumsuz hava koşullarının tarımsal üretimi ve çiftçileri zor durumda bıraktığını belirten Barut, üreticilerin tarlalarına zamanında girememesi nedeniyle ekim ve dikimlerin geciktiğini, ürünlerde verim ve kalite kayıplarının yaşandığını söyledi. Özellikle mısır hasadının gecikmesinin çiftçilerin borç ödeme takvimini de doğrudan etkilediğini ifade eden Barut, Adana ve Çukurova’nın Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olduğunu belirterek, 2026 sezonunda bölgede yaşanan aşırı yağış, sel ve dolu olaylarının tarımsal üretimi ciddi biçimde olumsuz etkilediğini kaydetti. Özellikle mısır üretiminde bazı bölgelerde verim kayıplarının önemli boyutlara ulaştığını belirten Barut, Çukurova Bölgesi’nde mevsim koşullarından kaynaklı olarak mısır hasadının geciktiğini ve çok az sayıda çiftçinin hasat yapabildiğini ifade etti. Çiftçilerin henüz ürünlerini hasat edip gelir elde edemeden sulama borçlarını 31 Ağustos’a kadar ödeme baskısıyla karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğunu söyleyen Barut, normal üretim takviminin dışında gelişen hava koşulları nedeniyle ekimlerin gecikmesi, ürünlerin gelişme dönemlerinin uzaması ve hasadın ötelenmesinin çiftçilerin iradesi dışında gerçekleştiğini vurguladı. Üretim maliyetlerinin de her geçen gün arttığına dikkat çeken Barut, mazot, gübre, tohum, zirai ilaç, işçilik, elektrik ve sulama giderlerindeki yüksek artışların üreticinin maliyet yükünü ciddi ölçüde artırdığını belirtti. Buna karşılık ürün fiyatlarının üreticinin artan maliyetlerini karşılamaktan uzak kalmasının çiftçilerin ekonomik sıkıntısını daha da derinleştirdiğini ifade etti. Barut, bu şartlar altında 31 Ağustos 2026 tarihine kadar sulama ücretlerinin ödenmesinin zorunlu tutulmasının Çukurova çiftçisinin mevcut gerçekliğiyle bağdaşmadığını belirterek, çiftçiden önce ürününü hasat etmesinin, ürününü gerçek değerinden satabilmesinin ve ardından borcunu ödeyebilecek bir gelir elde etmesinin beklenmesi gerektiğini söyledi. Hasat süreci tamamlanmadan, ürün henüz tarladayken çiftçinin ödeme baskısı altına alınmasının ekonomik yükü daha da artıracağını belirten Barut, başta sulama borçları olmak üzere çiftçilerin kamuya ve ilgili kurumlara olan tarımsal borçlarının ertelenmesi çağrısında bulundu. Barut, 31 Ağustos 2026 olarak belirlenen sulama ücreti ödeme süresinin bölgedeki hasat takvimi dikkate alınarak uzatılmasını istedi. Aşırı yağış, sel ve dolu nedeniyle oluşan verim ve kalite kayıplarının da dikkate alınarak üreticilere acil ve etkin destek sağlanması gerektiğini ifade etti.

CHP'li Ayhan Barut: "İnekler Kesime Gidiyor, Tereyağı İthal Ediliyor!" Haber

CHP'li Ayhan Barut: "İnekler Kesime Gidiyor, Tereyağı İthal Ediliyor!"

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, hayvancılık sektöründe yaşanan krizi TBMM gündemine taşıdı. Süt maliyetlerinin 30 lirayı aştığını vurgulayan Barut, üretici desteklenmezken yapılan tereyağı ithalatına "Yazıklar olsun" diyerek tepki gösterdi. ​"Süt Maliyeti 30 Lirayı Aştı, Üretici Çıkmazda" ​TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Genel Kurul'da yaptığı konuşmada hayvancılık sektöründeki maliyet artışlarına dikkat çekti. Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) açıkladığı rakamların sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini belirten Barut, kaba yemden mazota kadar her kalemde fiyatların katlandığını ifade etti. ​Barut, "Maliyet 30 lirayı aşarken üreticilere dayatılan bu çıkmazı reddediyoruz. Çiftçimiz sütünü tavsiye edilen fiyatın bile altında satmak zorunda kalıyor," dedi. ​"Hayvansal Üretimde Sürdürülebilirlik İmkansız" ​İktidarın tarım politikalarını eleştiren Barut, ahırların boşaldığını ve borç yükü altındaki üreticilerin anaç ineklerini kesime göndermek zorunda kaldığını vurguladı. Türkiye’nin temel gıda ürünlerinde bile dışa bağımlı hale getirilmesine tepki gösteren Barut, şu ifadeleri kullandı: ​"İnekler kesime giderken, tereyağını bile ithal ediyor bu iktidar. Bu yanlış politikalarla hayvansal üretimde sürdürülebilirlik imkansızdır. Tarım ve hayvancılık can çekişip köyler boşalırken seyretmeyin!" ​Çözüm Önerisi: Süt ve Yem Paritesi ​Krizden çıkış yolunun üreticiye gerçek anlamda destek vermekten geçtiğini belirten Ayhan Barut, acil önlem alınması gereken noktaları şöyle sıraladı: ​Süt ve yem paritesine uygun düzenlemeler yapılmalı. ​Üretim maliyetleri (yem, saman, mazot) sübvanse edilmeli. ​Üreticinin alın teri ve emeği korunarak ithalat bağımlılığına son verilmeli. ​"Köyler Boşalıyor, Üretici Borç Batağında" ​Köylerdeki nüfusun azaldığına ve üretimin durma noktasına geldiğine dikkat çeken CHP'li Barut, iktidarı maliyet gerçeklerini görmeye davet etti. Zararına üretim yapmaya çalışan çiftçinin feryadına kulak verilmesi gerektiğini belirterek, hayvancılığın stratejik önemine vurgu yaptı.

Tarımı Hor Görenler, Yarını Zor Görür! Haber

Tarımı Hor Görenler, Yarını Zor Görür!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, gıda güvenliği ve egemenliği açısından Türkiye'nin büyük bir risk altında olduğunu vurguladı. Mazot ve gübre fiyatlarının tarımı ve çiftçiyi vurduğunu, iktidarın yangını seyrettiğini belirten Barut, bu koşullarda traktörün kontağının dahi çevrilemediğini, adeta altına dönen gübreyi çiftçinin bir gram bile atamadığını vurguladı. "GÜBRE ADETA ALTIN OLDU" Meclis Genel Kurulu'nda İYİ Parti'nin grup önerisi üzerine CHP Grubu adına kürsüye çıkan Ayhan Barut, "2026 yılı gıda güvenliğimiz ve gıda egemenliğimiz açısından çok risk altındadır. Çünkü tarımsal üretimin en önemli temel girdilerinden olan mazotun litresi 80 liraya, gübrenin tonu da 35 bin liraya dayanmıştır. Bu fiyatlarla ekim, dikim yapmak mümkün değildir. Bu fiyatlarla ekim yapmak değil, çiftçi, traktörünün kontağını dahi çeviremez durumdadır; aynı zamanda, gübre de altınla eş değer olmuş, gübrenin gramını dahi tarlasına atamaz durumdadır" dedi. ÖZELLEŞTİRME VE KAPATMA TEPKİSİ Tarımsal üretimde gübre kullanımının öneminden söz eden Barut, iktidarın yanlışlarına da dikkat çekerek şunları anlattı: "Gübre kullanmakla üründe kalite artar, rekolte artar. Üründe gübre kullanmayınca yüzde 20 ila yüzde 80 arasında rekolte kaybı olacaktır. İşte, bu nedenle diyoruz ki: 2026 yılında gıda egemenliğimiz tehlike altındadır. Türkiye'de çiftçimizin kullanmış olduğu gübre yılda 6,5 milyon tondur ve mazot da 3 milyar litredir. Bunların da tamamı -gübrenin yüzde 90'ı, mazotun da tamamı dışa bağımlıdır. Peki, neden dışa bağımlıyız? Çünkü bir zamanlar gübre fabrikaları vardı, kamuya ait, devlete ait; İGSAŞ vardı, TÜGSAŞ vardı, Kütahya, Samsun gübre fabrikaları vardı. Bunlar ne oldu şimdi? Ya özelleştirildi, ya kapatıldı. Bu krize Hürmüz Boğazı'ndaki yaşanan savaşın etkisi de eklenince maalesef çiftçinin mazot ve gübredeki sıkıntısı çok daha arttı ve savaşın şu anda en ağır faturasını da maalesef çiftçimiz ödemektedir. Bu nedenle, çiftçilerimiz bu söylediğim nedenlerden dolayı yabancıların eline ya da özel sektörün eline terk edilmiş durumdadır." "GÜBREDE FİYAT ARTIŞ 135 KATA ULAŞTI" Gübre ve mazot başta olmak üzere tarımsal üretim maliyetlerindeki fahiş artışa değinen Barut, sözlerini şöyle tamamladı: "Gelin, rakamlarla bir tabloya bakalım: 2002 yılında AKP iktidara geldiğinde ürenin 1 tonu 261 liraydı, üre gübrenin; şu anda 35 bin lira, tamı tamına 135 kat artmış durumda. Yine, AKP iktidarı iktidara geldiğinde mazotun litresi 1,1 liraydı, şu anda 76 lira yani 80 liraya dayanmış durumda. Yaklaşık 70 kat fiyat artmış durumda. Buradan sesleniyorum, 'Gübrede, stokta sorun yoktur' diyenlere sesleniyorum: Gelin, Çukurova'ya davet ediyorum, gübre var mı, yok mu değerli arkadaşlar, bir görelim. Olan da gübreyi maalesef şu anda stoklamış ve satmıyor. Tam ekim, dikim dönemi ama çiftçi şu anda perişan değerli arkadaşlar. Yapılması gereken çok basit, tıpkı İspanya'nın yaptığı gibi çiftçiyi ve tarımı koruyacak adımlar atılmalıdır. Mazottaki ve gübredeki ÖTV, KDV kaldırılmalıdır. Eğer bu destekler de yetmiyorsa bunlara ek destek verilmelidir. Tarımı hor görenler değerli arkadaşlar, yarını zor görür. Çiftçiyi desteklerseniz tüketiciyi de desteklemiş olursunuz."

Her Kriz Ülkemizi ve Çiftçimizi Vuruyor! Haber

Her Kriz Ülkemizi ve Çiftçimizi Vuruyor!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, İran'a yönelik saldırıların ardından gübre, petrol ve doğalgazda dışa bağımlı olan Türkiye'de tarım ve çiftçinin büyük krizle karşı karşıya kaldığını söyledi. İktidarı Meclis'te göreve çağıran Barut, "Üretimi önceleyen, çiftçiyi koruyan, gübreden mazota her alanda dışa bağımlılığı azaltan, yerli üretime dönük politikalara yönelin" dedi. "AĞIR FATURAYI ÖDÜYORUZ" Meclis Genel Kurulu'nda Yeni Yol Grubu'nun sunduğu Hürmüz Boğazı ekseninde yaşanan krize yönelik önerge üzerine CHP Grubu adına kürsüye çıkan Ayhan Barut, "Ortada AKP eliyle ne Türk çiftçisi kalmış ne de üretim. Geçen yıl Türk çiftçisi bir taraftan doğal felaketlerle uğraştı, başına gelmeyen kalmadı, bir taraftan da ekonomik krizlerle uğraştı ve şu anda da ülke çiftçisi maalesef çok zor günler geçiriyor. Buradan 'Türk çiftçisinin durumu iyi' diyenlere şunu söylemek istiyorum: 2025 yılı Türkiye ekonomisi yüzde 3,6 büyürken tek küçülen sektör tarım sektörüdür; yüzde 8,8 küçülmüştür. Geçen yıl doğal felaketlerle uğraşırken bu yıl da ülkemiz çiftçisi savaşın ağır faturasını ödüyor" diye konuştu. "SADECE ASKERİ BİR KRİZ DEĞİL" Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan bir krizin mutlaka ülke ekonomisi, tarımı ve çiftçisini olumsuz etkilediğini belirten Barut, sözlerine şöyle devam etti: "Dünyanın neresinde olursa olsun, özellikle de bölgemizde bir gerilim olsa, atılan her bir füze, yapılan her bir askerî harekât başta Türkiye ekonomisini ve bizim ülkemizin çiftçisini, tarımsal üretiminin maliyetini olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda da yurttaşımızın mutfağı olumsuz etkileniyor ve pahalıya tüketmek durumunda kalıyor. Aslında tüm dünyayı sarsan pandemide görüldü, aynı zamanda Gazze'ye yönelik vahşi saldırılarda da görüldü, Ukrayna savaşında da gördük ve defalarca da tecrübe edildi ancak ders çıkaran bir iktidar maalesef yok. Şu anda da Amerika ve İsrail ile birlikte İran'a yönelik saldırılar da bu acı tabloyu ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan bu kriz sadece askeri bir kriz değildir. Dünya petrolü, enerjisi, gübresi ve bu hammaddelerin büyük bir bölümü bu dar geçitten taşınmaktadır. Bu hatta yaşanan bir kriz enerji fiyatlarını, gübre ve petrol fiyatlarını fırlatmaktadır." "ÖNLEM ALINMAZSA KAYIPLAR ARTACAK" Türkiye'nin petrolde, doğalgazda ve gübrede dışa bağımlı bir ülke olduğunu anımsatan Barut, şunları kaydetti: "Bu dışa bağımlılıktan dolayı da artan gübre ve mazot fiyatları çiftçimizi çok zor durumda bırakmıştır ve işin içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştur. Çok değil, daha beş yıl önce gübre fiyatları, özellikle üre gübresinin tonu 3 bin lirayken, şu anda tonu 30 bin liraya gelmiştir.Şu on günlük savaş anında dahi yüzde 20 civarında gübrede fiyatlar artmıştır. Şu anda çiftçi bu fiyatlara rağmen gübreyi arasa da bulamıyor, eline de geçiremiyor. Tam da ekim dönemi. Beş yıl önce 6,5 lirayken bugün 65 liranın üzerine 1 litre mazotun fiyatı çıkmıştır. Soruyorum size, 'Bu şartlarda çiftçi nasıl üretsin?' Üretse bile bu fiyatlara gübreyi nasıl alsın, nasıl eksin? Gübre kullanamayacağı için, en önemli girdi, verimi doğrudan etkileyen gübre eğer olmazsa hem ürün kalitesinde hem de rekoltede büyük kayıplar olacak. Çiftçimizi sahipsiz sanmayın.Çiftçinin kullandığı mazottan tüm vergi yüklerini kaldırın, gübrede dışa bağımlılığı azaltın. Üretimi önceleyen, çiftçiyi koruyan, gübreden mazota her alanda bağımlılığı azaltan, yerli üretime dönük politikalara yönelin."

Limonda Gümrük Vergisinin Düşürülmesine Tepki Haber

Limonda Gümrük Vergisinin Düşürülmesine Tepki

Cumhurbaşkanı kararıyla limonda gümrük vergisinin yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürülmesine muhalefetten sert tepki geldi. İYİ Parti ve CHP temsilcileri, iktidarın yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalatı seçmesini "öngörüsüzlük" ve "çiftçiye darbe" olarak nitelendirdi. ​Resmi Gazete’de yayımlanan kararla limon ithalatında gümrük vergisinin önemli ölçüde düşürülmesi, tarım siyasetinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ve CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, yaptıkları açıklamalarla hükümeti sert sözlerle eleştirdi. ​Turhan Çömez: "Plansızlık Üreticiye Ağaç Söktürdü" ​İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, 3 yıl önce tarlada 1 TL olan limonun bugünkü durumunu "plansızlık ve beceriksizlik" olarak tanımladı. Çömez, maliyetlerini karşılayamayan üreticilerin ağaçlarını sökmek zorunda kaldığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: ​"İktidar artan limon fiyatlarına önlem olarak yine o dâhiyane çözümü devreye soktu: İthalat! Cumhurbaşkanı kararı ile gümrük vergisi yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldü. Hayırlı ithalatlar…" ​Ayhan Barut: "Bu Yangını Seyretmekten Vazgeçin" ​TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut ise kararı "üretime ve üreticiye vurulan bir darbe" olarak nitelendirdi. Doğu Akdeniz’deki narenciye üreticilerinin yıllardır feryat ettiğini belirten Barut, yanlış politikaların milli servete zarar verdiğini vurguladı. ​Barut, yaptığı basın açıklamasında şunları kaydetti: ​Üretici Desteklenmiyor: "Çiftçiyi desteklemek, ihracatı büyütmek gibi bir dertleri yok. İthalat sevdasıyla bir gece vakti karar alıyorlar." ​Milli Servet Yok Ediliyor: "Ürün para etmediği için dalında çürüdü, işçilik maliyetini bile karşılamadı. Çiftçimiz ağaçlarını kesmek zorunda kaldı." ​Çözüm İthalat Değil Üretim: "Gümrük vergisini düşürerek ithalatın önünü açacağınıza yerli üreticiyi destekleyin. Yanlıştan dönülmeli, bu karar derhal iptal edilmelidir." ​"İhracat Yasaklandı, Sorun Büyüdü" ​Muhalefet temsilcileri, iktidarın daha önce limon ihracatını yasaklayarak piyasayı kilitlediğini, şimdi ise yüksek fiyatların faturasını ithalat yoluyla yine üreticiye kestiğini savunuyor. Özellikle girdi maliyetleri, aşırı yağış ve zirai don gibi felaketlerle boğuşan çiftçinin, düşük gümrük vergili ithal ürün karşısında tamamen savunmasız bırakıldığı ifade ediliyor.

Mazotta Vergiyi Kaldırın, Gübrede Hibe Desteği Verin! Haber

Mazotta Vergiyi Kaldırın, Gübrede Hibe Desteği Verin!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından gübre ve mazotta tarımsal üretim ve çiftçiyi de zora sokan vahim bir durum yaşandığını söyledi. Savaş nedeniyle fahiş zamların ve arz sıkıntısının üretim ve çiftçiyi vurduğunu aktaran Barut, mazotta vergilerin kaldırılmasını, gübrede de çiftçiye hibe desteği verilmesini isteyerek iktidarı adım atmaya çağırdı. DIŞA BAĞIMLILIK VURGUSU TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Ayhan Barut, "ABD ve İsrail'in İran'a yönelik vahşi saldırılarının etkilerini maalesef ülkemizde de hissediyoruz. Çiftçimizin en temel girdilerinden birisi olan mazot ve gübrede fahiş zam ve acı tablo ortada. Mazot ve gübrede maalesef dışa bağımlıyız. Ukrayna'da yaşanan savaş, daha öncesinde salgın döneminde yaşadıklarımız, maalesef iktidarın aklını başına getirmedi" dedi. MAZOT VE GÜBREDE FAHİŞ ZAMLARA DİKKAT ÇEKTİ Tarımsal üretim ve çiftçinin savaş nedeniyle yine zorda olduğunu bildiren Barut, "Savaş nedeniyle şimdi yine acı reçeteyle karşı karşıyayız. Mazot fiyatları uçtu gitti. Bahar vakti gübrede fiyat artışları son 10 günde yüzde 20'yi geçti. Ürenin tonu 30 bin, DAP'ın tonu 35 bin lirayı aştı. Çiftçinin perişan halini görün. Yerli üretimi ve üreticiyi gözetin. Mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırın. Gübre ve tohumda çiftçimize hibe destekleri verin. Bu yangını derhal söndürün" diye konuştu.

Savaş Ortamı ve Büyüyen Kriz Gıda Egemenliğini Tehdit Ediyor Haber

Savaş Ortamı ve Büyüyen Kriz Gıda Egemenliğini Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, savaş ortamı ve kriz döneminde üretim ve üretici odaklı ulusal tarım politikalarının daha güçlü, planlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi. İran'a yönelik saldırıların ardından Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla mazot fiyatlarındaki fahiş artış ve gübrede yaşanan krize dikkat çeken Barut, "Tarımsal üretimin en büyük girdilerinden mazot ve gübrede Türkiye'nin çok büyük ölçüde dışa bağımlı olması riski büyütüyor. İthalat odaklı politikalar yerine yerli üretimin desteklenmesi, üretimi ve üreticiyi gözeten bir modelle tarım ve ekonomi politikalarının düzenlenmesi şarttır. Aksi takdirde ulusal gıda egemenliğimiz de büyük riske girecektir" dedi. "KRİZ BÜYÜYOR" ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından bölge ülkelerine de yayılan savaş ortamının etkilerine değinen Ayhan Barut, "Savaş ortamı ve her gün daha da artan jeopolitik gerilimler, enerji arzındaki belirsizlikler, uluslararası ticaret hatlarında yaşanan riskler, gıda güvenliği ve tarımsal üretim konusunu dünya gündemini sarsıyor. Enerji ve petrol taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarında yaşanan kriz, tarımsal üretim açısından da mazot ve gübre maliyetlerini doğrudan etkileyerek küresel krizi büyütüyor. Türkiye'de zaten çok uzun süredir tarımsal üretim ve çiftçilerimiz büyük sorunlarla boğuşuyor. Sürekli artan girdi maliyetleri, yüksek enflasyon, borçlar ve ürün fiyatlarındaki düşüşler gibi yakıcı sorunlarla uğraşıyor. İşte bu nedenle özellikle mazot ve gübrede büyük ölçüde dışa bağımlılık savaş ve küresel krizlerin etkisini daha da büyütüyor" diye konuştu. "HIZLI ADIMLAR ATILMALI" Sürdürülebilir tarımsal üretim için iktidarı adım atmaya çağıran Barut, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması ve çiftçilerin üretimde kalabilmesi için finansman ve piyasa düzenleyici mekanizmaların önemi büyük. Ancak üreticiye destek için kurulmuş bankalar ve kooperatifler maalesef işlevini tam olarak yerine getirmiyor. Mevcut desteklerin de artan maliyetler karşısında gerilemesi ve yetersizliği de ayrı bir sorun olarak duruyor. Şimdi savöaş var ve kriz büyüyor. Bu durumda tarımda beklenen yapısal reformların derhal yapılması şart. Üretimi ve üreticiyi merkeze koyan tarım politikalarına ağırlık verilmeli. Mazottan gübreye temel girdilerde yerli üretimin artırılması veya bunun alternatif yollarının planlanması şart. Çiftçi borç faizlerinin silinmesinden yeni yapılandırmaya dek bir dizi adım atılması gerek. Tarımsal üretimin stratejik olarak ele alınması ve gıda egemenliği ekseninde değerlendirilmesi şart. Küresel kriz ve savaş ortamında Türkiye’nin tarım politikalarını daha güçlü, planlı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmesi zorunluluktur. İktidarı bu gerçekleri görmeye, tarımsal üretimi ve çiftçiyi gözeterek, ülkemizin gıda egemenliğini düşünerek hızlı adımlar atmaya çağırıyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.