Hava Durumu

#Ayhan Barut

Kırsal Haber - Ayhan Barut haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ayhan Barut haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Her Kriz Ülkemizi ve Çiftçimizi Vuruyor! Haber

Her Kriz Ülkemizi ve Çiftçimizi Vuruyor!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, İran'a yönelik saldırıların ardından gübre, petrol ve doğalgazda dışa bağımlı olan Türkiye'de tarım ve çiftçinin büyük krizle karşı karşıya kaldığını söyledi. İktidarı Meclis'te göreve çağıran Barut, "Üretimi önceleyen, çiftçiyi koruyan, gübreden mazota her alanda dışa bağımlılığı azaltan, yerli üretime dönük politikalara yönelin" dedi. "AĞIR FATURAYI ÖDÜYORUZ" Meclis Genel Kurulu'nda Yeni Yol Grubu'nun sunduğu Hürmüz Boğazı ekseninde yaşanan krize yönelik önerge üzerine CHP Grubu adına kürsüye çıkan Ayhan Barut, "Ortada AKP eliyle ne Türk çiftçisi kalmış ne de üretim. Geçen yıl Türk çiftçisi bir taraftan doğal felaketlerle uğraştı, başına gelmeyen kalmadı, bir taraftan da ekonomik krizlerle uğraştı ve şu anda da ülke çiftçisi maalesef çok zor günler geçiriyor. Buradan 'Türk çiftçisinin durumu iyi' diyenlere şunu söylemek istiyorum: 2025 yılı Türkiye ekonomisi yüzde 3,6 büyürken tek küçülen sektör tarım sektörüdür; yüzde 8,8 küçülmüştür. Geçen yıl doğal felaketlerle uğraşırken bu yıl da ülkemiz çiftçisi savaşın ağır faturasını ödüyor" diye konuştu. "SADECE ASKERİ BİR KRİZ DEĞİL" Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan bir krizin mutlaka ülke ekonomisi, tarımı ve çiftçisini olumsuz etkilediğini belirten Barut, sözlerine şöyle devam etti: "Dünyanın neresinde olursa olsun, özellikle de bölgemizde bir gerilim olsa, atılan her bir füze, yapılan her bir askerî harekât başta Türkiye ekonomisini ve bizim ülkemizin çiftçisini, tarımsal üretiminin maliyetini olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda da yurttaşımızın mutfağı olumsuz etkileniyor ve pahalıya tüketmek durumunda kalıyor. Aslında tüm dünyayı sarsan pandemide görüldü, aynı zamanda Gazze'ye yönelik vahşi saldırılarda da görüldü, Ukrayna savaşında da gördük ve defalarca da tecrübe edildi ancak ders çıkaran bir iktidar maalesef yok. Şu anda da Amerika ve İsrail ile birlikte İran'a yönelik saldırılar da bu acı tabloyu ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan bu kriz sadece askeri bir kriz değildir. Dünya petrolü, enerjisi, gübresi ve bu hammaddelerin büyük bir bölümü bu dar geçitten taşınmaktadır. Bu hatta yaşanan bir kriz enerji fiyatlarını, gübre ve petrol fiyatlarını fırlatmaktadır." "ÖNLEM ALINMAZSA KAYIPLAR ARTACAK" Türkiye'nin petrolde, doğalgazda ve gübrede dışa bağımlı bir ülke olduğunu anımsatan Barut, şunları kaydetti: "Bu dışa bağımlılıktan dolayı da artan gübre ve mazot fiyatları çiftçimizi çok zor durumda bırakmıştır ve işin içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştur. Çok değil, daha beş yıl önce gübre fiyatları, özellikle üre gübresinin tonu 3 bin lirayken, şu anda tonu 30 bin liraya gelmiştir.Şu on günlük savaş anında dahi yüzde 20 civarında gübrede fiyatlar artmıştır. Şu anda çiftçi bu fiyatlara rağmen gübreyi arasa da bulamıyor, eline de geçiremiyor. Tam da ekim dönemi. Beş yıl önce 6,5 lirayken bugün 65 liranın üzerine 1 litre mazotun fiyatı çıkmıştır. Soruyorum size, 'Bu şartlarda çiftçi nasıl üretsin?' Üretse bile bu fiyatlara gübreyi nasıl alsın, nasıl eksin? Gübre kullanamayacağı için, en önemli girdi, verimi doğrudan etkileyen gübre eğer olmazsa hem ürün kalitesinde hem de rekoltede büyük kayıplar olacak. Çiftçimizi sahipsiz sanmayın.Çiftçinin kullandığı mazottan tüm vergi yüklerini kaldırın, gübrede dışa bağımlılığı azaltın. Üretimi önceleyen, çiftçiyi koruyan, gübreden mazota her alanda bağımlılığı azaltan, yerli üretime dönük politikalara yönelin."

Limonda Gümrük Vergisinin Düşürülmesine Tepki Haber

Limonda Gümrük Vergisinin Düşürülmesine Tepki

Cumhurbaşkanı kararıyla limonda gümrük vergisinin yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürülmesine muhalefetten sert tepki geldi. İYİ Parti ve CHP temsilcileri, iktidarın yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalatı seçmesini "öngörüsüzlük" ve "çiftçiye darbe" olarak nitelendirdi. ​Resmi Gazete’de yayımlanan kararla limon ithalatında gümrük vergisinin önemli ölçüde düşürülmesi, tarım siyasetinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ve CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, yaptıkları açıklamalarla hükümeti sert sözlerle eleştirdi. ​Turhan Çömez: "Plansızlık Üreticiye Ağaç Söktürdü" ​İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, 3 yıl önce tarlada 1 TL olan limonun bugünkü durumunu "plansızlık ve beceriksizlik" olarak tanımladı. Çömez, maliyetlerini karşılayamayan üreticilerin ağaçlarını sökmek zorunda kaldığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: ​"İktidar artan limon fiyatlarına önlem olarak yine o dâhiyane çözümü devreye soktu: İthalat! Cumhurbaşkanı kararı ile gümrük vergisi yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldü. Hayırlı ithalatlar…" ​Ayhan Barut: "Bu Yangını Seyretmekten Vazgeçin" ​TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut ise kararı "üretime ve üreticiye vurulan bir darbe" olarak nitelendirdi. Doğu Akdeniz’deki narenciye üreticilerinin yıllardır feryat ettiğini belirten Barut, yanlış politikaların milli servete zarar verdiğini vurguladı. ​Barut, yaptığı basın açıklamasında şunları kaydetti: ​Üretici Desteklenmiyor: "Çiftçiyi desteklemek, ihracatı büyütmek gibi bir dertleri yok. İthalat sevdasıyla bir gece vakti karar alıyorlar." ​Milli Servet Yok Ediliyor: "Ürün para etmediği için dalında çürüdü, işçilik maliyetini bile karşılamadı. Çiftçimiz ağaçlarını kesmek zorunda kaldı." ​Çözüm İthalat Değil Üretim: "Gümrük vergisini düşürerek ithalatın önünü açacağınıza yerli üreticiyi destekleyin. Yanlıştan dönülmeli, bu karar derhal iptal edilmelidir." ​"İhracat Yasaklandı, Sorun Büyüdü" ​Muhalefet temsilcileri, iktidarın daha önce limon ihracatını yasaklayarak piyasayı kilitlediğini, şimdi ise yüksek fiyatların faturasını ithalat yoluyla yine üreticiye kestiğini savunuyor. Özellikle girdi maliyetleri, aşırı yağış ve zirai don gibi felaketlerle boğuşan çiftçinin, düşük gümrük vergili ithal ürün karşısında tamamen savunmasız bırakıldığı ifade ediliyor.

Mazotta Vergiyi Kaldırın, Gübrede Hibe Desteği Verin! Haber

Mazotta Vergiyi Kaldırın, Gübrede Hibe Desteği Verin!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından gübre ve mazotta tarımsal üretim ve çiftçiyi de zora sokan vahim bir durum yaşandığını söyledi. Savaş nedeniyle fahiş zamların ve arz sıkıntısının üretim ve çiftçiyi vurduğunu aktaran Barut, mazotta vergilerin kaldırılmasını, gübrede de çiftçiye hibe desteği verilmesini isteyerek iktidarı adım atmaya çağırdı. DIŞA BAĞIMLILIK VURGUSU TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Ayhan Barut, "ABD ve İsrail'in İran'a yönelik vahşi saldırılarının etkilerini maalesef ülkemizde de hissediyoruz. Çiftçimizin en temel girdilerinden birisi olan mazot ve gübrede fahiş zam ve acı tablo ortada. Mazot ve gübrede maalesef dışa bağımlıyız. Ukrayna'da yaşanan savaş, daha öncesinde salgın döneminde yaşadıklarımız, maalesef iktidarın aklını başına getirmedi" dedi. MAZOT VE GÜBREDE FAHİŞ ZAMLARA DİKKAT ÇEKTİ Tarımsal üretim ve çiftçinin savaş nedeniyle yine zorda olduğunu bildiren Barut, "Savaş nedeniyle şimdi yine acı reçeteyle karşı karşıyayız. Mazot fiyatları uçtu gitti. Bahar vakti gübrede fiyat artışları son 10 günde yüzde 20'yi geçti. Ürenin tonu 30 bin, DAP'ın tonu 35 bin lirayı aştı. Çiftçinin perişan halini görün. Yerli üretimi ve üreticiyi gözetin. Mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırın. Gübre ve tohumda çiftçimize hibe destekleri verin. Bu yangını derhal söndürün" diye konuştu.

Savaş Ortamı ve Büyüyen Kriz Gıda Egemenliğini Tehdit Ediyor Haber

Savaş Ortamı ve Büyüyen Kriz Gıda Egemenliğini Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, savaş ortamı ve kriz döneminde üretim ve üretici odaklı ulusal tarım politikalarının daha güçlü, planlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi. İran'a yönelik saldırıların ardından Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla mazot fiyatlarındaki fahiş artış ve gübrede yaşanan krize dikkat çeken Barut, "Tarımsal üretimin en büyük girdilerinden mazot ve gübrede Türkiye'nin çok büyük ölçüde dışa bağımlı olması riski büyütüyor. İthalat odaklı politikalar yerine yerli üretimin desteklenmesi, üretimi ve üreticiyi gözeten bir modelle tarım ve ekonomi politikalarının düzenlenmesi şarttır. Aksi takdirde ulusal gıda egemenliğimiz de büyük riske girecektir" dedi. "KRİZ BÜYÜYOR" ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından bölge ülkelerine de yayılan savaş ortamının etkilerine değinen Ayhan Barut, "Savaş ortamı ve her gün daha da artan jeopolitik gerilimler, enerji arzındaki belirsizlikler, uluslararası ticaret hatlarında yaşanan riskler, gıda güvenliği ve tarımsal üretim konusunu dünya gündemini sarsıyor. Enerji ve petrol taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarında yaşanan kriz, tarımsal üretim açısından da mazot ve gübre maliyetlerini doğrudan etkileyerek küresel krizi büyütüyor. Türkiye'de zaten çok uzun süredir tarımsal üretim ve çiftçilerimiz büyük sorunlarla boğuşuyor. Sürekli artan girdi maliyetleri, yüksek enflasyon, borçlar ve ürün fiyatlarındaki düşüşler gibi yakıcı sorunlarla uğraşıyor. İşte bu nedenle özellikle mazot ve gübrede büyük ölçüde dışa bağımlılık savaş ve küresel krizlerin etkisini daha da büyütüyor" diye konuştu. "HIZLI ADIMLAR ATILMALI" Sürdürülebilir tarımsal üretim için iktidarı adım atmaya çağıran Barut, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması ve çiftçilerin üretimde kalabilmesi için finansman ve piyasa düzenleyici mekanizmaların önemi büyük. Ancak üreticiye destek için kurulmuş bankalar ve kooperatifler maalesef işlevini tam olarak yerine getirmiyor. Mevcut desteklerin de artan maliyetler karşısında gerilemesi ve yetersizliği de ayrı bir sorun olarak duruyor. Şimdi savöaş var ve kriz büyüyor. Bu durumda tarımda beklenen yapısal reformların derhal yapılması şart. Üretimi ve üreticiyi merkeze koyan tarım politikalarına ağırlık verilmeli. Mazottan gübreye temel girdilerde yerli üretimin artırılması veya bunun alternatif yollarının planlanması şart. Çiftçi borç faizlerinin silinmesinden yeni yapılandırmaya dek bir dizi adım atılması gerek. Tarımsal üretimin stratejik olarak ele alınması ve gıda egemenliği ekseninde değerlendirilmesi şart. Küresel kriz ve savaş ortamında Türkiye’nin tarım politikalarını daha güçlü, planlı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmesi zorunluluktur. İktidarı bu gerçekleri görmeye, tarımsal üretimi ve çiftçiyi gözeterek, ülkemizin gıda egemenliğini düşünerek hızlı adımlar atmaya çağırıyoruz."

Savaş Gıda Egemenliğimizi Tehdit Ediyor Haber

Savaş Gıda Egemenliğimizi Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Türkiye'nin gıda egemenliği için savaş, fahiş zam ve yüksek enflasyon ortamında üretimi ve üreticiyi merkeze alan sürdürülebilir tarım politikaları için iktidarı göreve çağırdı. Bölgede büyüyen savaş ortamının gübreden mazota tarımsal üretim maliyetlerine doğrudan olumsuzluk yarattığını bildiren Barut, "Sadece mazota yapılan 7 liraya yakın zammın yıllık çiftçiye maliyeti 21 lirayı aşıyor. Bu bile tarımsal üretim ve çiftçilerimiz açısından felakettir. Ülkemizin gıda egemenliği risk altındadır. Çiftçi üretemezse halkımız neyi tüketecek? İktidarı mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırmaya, tarım ve gıdada acil eylem planı hazırlamaya çağırıyoruz" dedi. "BİLİNÇLİ KÖTÜLÜK" Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 büyürken, tarım sektörünün yüzde 8,8 oranında daraldığını dile getiren Ayhan Barut, "İktidar ise suçu zirai dona, doğal afetlere ve kuraklığa atıyor. Görevlerini yapmıyorlar, tarıma ve üreticiye destek vermiyorlar. AKP iktidarı, tarımdaki daralmayı zirai don, doğal afetler ve kuraklıkla açıklamaya çalışıyor. Elbette bunun etkisi var ama asıl sorun, üreticiyi korumayan ve maliyetleri kontrol altına alamayıp destek vermeyen tarım politikalarıdır. Bunun sonucunda tarımsal üretim maliyeti mazottan gübreye katlanarak artıyor, çiftçinin ürünü ise para etmiyor. Halkın da ucuza tüketemediği bir düzen var şimdi. Bunu iktidar yarattı ve tarımda yanlış üstüne yanlış yapmaya devam ediyor. Ortaya çıkan bu tablo, stratejik önemdeki tarımın ve çiftçinin bilinçli tercihler ve yanlış politikalar sonucunda yok sayıldığını gösteriyor. Bunun adı tarıma ve çiftçiye, dolayısıyla ülkemize yönelik bilinçli kötülüktür" diye konuştu. "SAVAŞ SORUNU BİR DAHA GÖSTERDİ" Bölgede yaşanan savaş ortamının ilk olarak mazota 7 liraya yakın zam olarak yansıdığını, gübrede de benzer durumun ortaya çıktığını anlatan Ayhan Barut, şunları kaydetti: "Çiftçimiz yılda 3 milyar litrenin üstünde mazot kullanıyor. Mazottan gübreye tarımsal üretim girdilerinde dışa bağımlıyız maalesef. Mazottaki sadece 7 liralık artışın çiftçimize yıllık maliyeti 21 milyar liradır. Gübresinden suyuna, işçiliğinden zirai ilacına hiçbir maliyet hesaplanmasa bile bu mazottaki zam artışı üretimi ve üreticiyi perişan etmektedir. Bu kabul edilemez. Savaş ortamı acı gerçeği bir kez daha göstermiştir. Maliyetler katlanarak artıyor, üretim yapılamıyor, çiftçi borç batağında. Halkımız tüketemiyor. Ülkemizin gıda egemenliği risk altında, büyük bir krizle karşı karşıyayız. Bölgemizde artan jeopolitik gerilimler, savaş ortamı ve İran’a yönelik saldırıların enerji fiyatlarını yukarı çekmesi muhtemel. Mazot ve gübre başta olmak üzere tüm tarımsal girdileri zamlanacak. Dışa bağımlılık gözetilince, belki gübre ve mazot temini bile imkansız hale gelecek. Savaş sorunu bir daha gösterdi. Enerjiye bağımlı bir üretim modeliyle çiftçiyi korumak mümkün değildir. Çiftçi üretemezse halkımız neyi bulup tüketecek? İktidarı mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırmaya, tarım ve gıdada acil eylem planı hazırlamaya çağırıyoruz."

Ekili ve Dikili Tarım Alanları İhmal Altında! Haber

Ekili ve Dikili Tarım Alanları İhmal Altında!

Adana'da son dönemde etkili olan aşırı yağışların ardından barajdan Seyhan Nehri'ne kontrollü bırakılan su, ekili ve dikili tarım arazilerini, köy evleri ve ahırlarını sular altında bıraktı. Mağdur köylüler ve üreticilerle buluşan CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Ayhan Barut, yaşananların tümüyle ihmal, plansızlık, işbilmezlik ve öngörüsüzlükle ilgili olduğunu belirterek iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Zararın hızla tespit edilerek mağduriyetin giderilmesini isteyen Barut, "İktidarın işbilmezliğinin, plansızlığının, öngörüsüzlüğünün faturasını yine vatandaşlar, özellikle çiftçilerimiz çekiyor" dedi. Mağdurlar da zararların karşılanmasını isterken, sorumluların da görevden alınıp hesap vermesini talep etti. "OLAN HEP ÇİFTÇİYE OLUYOR" Taşkın sonucu Seyhan Nehri'nin sular altında kalan her iki yakasında da üreticiler ve köylülerle bir araya gelip incelemelerde bulunan Ayhan Barut, sorunları ve talepleri dinledi. Yaşanan mağduriyete tanıklık eden Barut, "Olan hep çiftçiye oluyor. Dolu oldu, çiftçiyi vurdu, zirai don oldu, yine olan çiftçiye oldu. Şimdi de bölgemizde aşırı yağışların ardından barajlardan bırakılan su ekili ve dikili alanlara doldu. Şu anda Adana'da Seyhan Nehri'nin her iki yakasında da ekili ve dikili tarım alanları su altında kaldı. Narenciye bahçeleri de, buğday tarlaları da, evler de su altında kaldı. Bu iktidarın işbilmezliğinin, plansızlığının, öngörüsüzlüğünün faturasını yine vatandaşlar, özellikle çiftçilerimiz çekiyor" diye konuştu. "AFET BÖLGESİ İLAN EDİLSİN" Kuraklık, zirai don, dolu yağışı ve aşırı sıcak afetlerini anımsatan Ayhan Barut, zarar tespiti ve destek çağrıları yaparken şunları kaydetti "Çiftçinin 2025 yılından bu yana süre gelen talihsizliği devam ediyor. Tarla ve bahçeleri basan, şimdi boşa akan bu suyun her damlası çok önemli. Öngörü olsa, kuraklık zamanlarında değerlendirmek lazımdı bu suyu. Ama maalesef planlayamadıkları için suyu salıp denizlere akıtıyorlar. Denize akarken de etrafındaki her şeyi ve yeri tahrip ederek akıyor. İktidar bir an önce buradaki çiftçilerin ve vatandaşların zararlarını karşılamalıdır. Bu kadar plansızlık, öngörüsüzlük olmaz. Çiftçinin hem yaşam alanları, hem de ekili-dikili alanları tamamen su altında kaldı. Bu bölgenin derhal afet bölgesi ilan edilmeli. Hızlı bir şekilde evi, ekili-dikili alanları, ahırları, tarımsal ekipmanları zarar gören üreticilerin ve vatandaşların zararları tespit edilmeli ve hızla zararları karşılanmalıdır. Üreticilerimizin ve vatandaşlarımızın sesini duyun." Yaşanan vahim durumla ilgili mağduriyetlerini ve çözüm taleplerini anlatan üretici köylüler ise soruna neden olan sorumluların da görevden alınmasını istedi.

CHP'li Ayhan Barut: "Veriler Hayali, Gerçekler Başka" Haber

CHP'li Ayhan Barut: "Veriler Hayali, Gerçekler Başka"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı hayvan varlığı verilerinin, saha gerçekleri ve bilimsel analizlere göre büyük çelişkiler içerdiğini söyledi. Geçen yıla oranla kıyaslandığında açıklanan verilere göre hayvan varlığındaki büyük artışın dayanaksız olduğunu aktaran Barut, “Ya kayıt dışı giriş yapılarak, 2024 yılında var olan ancak sisteme kayıtlı olmayan yaklaşık 1 milyon hayvan, 2025 sayımında aniden sisteme dahil edilmiştir. Ya da 2024 yılı verileri olduğundan çok daha düşük gösterilmiş veya bu yılın verileri mükerrer sayımlarla şişirilmiştir” dedi. “CİDDİ TUTARSIZLIKLAR VAR” TÜİK’in geçen yıl yapılan tarım sayımı sonucu açıkladığı verileri paylaşan Barut, “Türkiye’de Büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre %4,3 artarak 17 milyon 709 bin baş oldu. Küçükbaş hayvan sayısı da bir önceki yıla göre %5,4 artarak 57 milyon 874 bin olarak açıklandı. Ancak TÜİK verileri zooteknik projeksiyon mantığıyla incelendiğinde, yaş grupları arasındaki geçişlerde kritik tutarsızlıklar tespit edilmiştir. Rakamlar arasında biyolojik akışa ve sürü demografisine ters düşen ciddi tutarsızlıklar bulunmaktadır” diye konuştu. “HAYALET ARTIŞLAR” TÜİK tarafından açıklanan bu verilerin gerçekliğini sorgulayan Barut, şunlara dikkat çekti: “Bir önceki yılın genç hayvanları, bir sonraki yıl yaşlandıklarında sayıları azalmak yerine artıyor görünüyor. Sanki yoktan var olmuş gibi; Ölüm ve kesim oranlarına rağmen, hayvan sayısında biyolojik olarak imkansız ‘hayalet’ artışlar görülmektedir. Bu sonuçlar bilimsel, nesnel ve sahadaki gerçeklik açısından asla normal değildir. Biyolojik gerçekler ışığında ortaya konan zooteknik kural açısından, bir önceki yılın 0-1 yaş grubu, bir sonraki yılın 1-2 yaş grubunu oluşturur. Bu süreçte sayı doğal olarak azalmalıdır. Sayı ancak çok yüksek miktarda ithalat yapılırsa artabilir. Açıklanan resmi verilerde ise büyük bir çelişki görülüyor. Bir yıl önce doğan hayvanlar büyüdüğünde sayıları azalması gerekirken 227 bin baş artmış görünüyor. Doğal seyrinde bu hayvanların ölenleri, kesilenleri olması gerekirken aksine üzerine bu kadar artış normal değil. 2024'teki dişi buzağılar 2025'te düve olduğunda sayıları 401 bin artmıştır. Bu durum erkek sığırlardaki çelişkiden daha vahimdir. Türkiye 2024-2025 döneminde 1 yaş civarında 630 bin adet canlı hayvan ithal etti mi? Eğer bu devasa ithalat yapılmadıysa, bu hayvanlar 'yoktan var olmuş' görünmektedir. Aynı vahim çelişkiler küçükbaş grubu için de geçerli. Toklu ve şişek grubunda yaklaşık 410 bin hayvan artışı eşyanın tabiatına aykırıdır. Yaş aralığı gözetildiğinde, küçükbaş sürüsünde hastalık ve kesim nedeniyle normalde yüzde 10-20 oranlarında azalma olması gerekirken, sürü yaşlandıkça sayı artıyor. Bunu akıl almıyor.” AÇIK ÇELİŞKİLERİ ANLATTI Yaşanan çelişkilerin izah edilmesini isteyerek iktidarı eleştiren Barut, şöyle konuştu: “Peki bunlar nasıl oluyor? Ya kayıt dışı giriş yapılarak, 2024 yılında var olan ancak sisteme kayıtlı olmayan yaklaşık 1 milyon hayvan, 2025 sayımında aniden sisteme dahil edilmiştir. Ya da 2024 yılı verileri olduğundan çok daha düşük gösterilmiş veya bu yılın verileri mükerrer sayımlarla şişirilmiştir. Gerçekçi ve tutarlı, bilimsel yöntemlerle doğrulanmış veriler olmadan sürdürülebilir bir tarımsal üretim olmaz. Tarım politikaları, sadece veri tabanı girişlerine değil, doğrulanmış ve biyolojik olarak tutarlı saha verilerine dayanmalıdır. Algı oyunlarını bırakın, bitkisel ve tarımsal üretimde kanayan yaraları sarın, besici ve üreticinin derdine derman olun!”

CHP'li Barut: "Halkımız Ete Hasret!" Haber

CHP'li Barut: "Halkımız Ete Hasret!"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Ramazan ayı gelirken Meclis'te iktidara sert sözlerle yüklendi. Tavuk eti ihracatında yasaklamaya tepki gösterip halkın ucuza et tüketemediğini, üreticilerin de büyük zarar ettiğini anlatan Barut, "İktidar kurnazlığı ve algı operasyonlarını bırakmalı, halkın içine düşürüldüğü bu kara düzene neden olan yanlışlardan derhal vazgeçmelidir. Bu yapılırsa üretim artar, üretici rahatlar, halkımız da uyguna tüketir" dedi. "HALKIMIZ ETE HASRET" TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Ayhan Barut, "Uluslararası raporlara göre kırmızı et tüketimi Avrupa'da 34, dünya genelinde 18, Türkiye'de ise sadece 16 kilo civarında. Halkımız ete hasret kalırken, üretici ineğini kesime gönderirken, AKP iktidarı ise bugüne dek 13 milyar dolarlık hayvan ithalatıyla sorunu çözmediği gibi daha da derinleştiriyor. Ne et fiyatları ucuzluyor, ne üretici para kazanıyor, ne de halkımız ucuza tüketebiliyor" diye konuştu. "TOPU TACA ATIYORLAR" İktidarın sorunları çözmek yerine büyüttüğünü ifade eden Barut, şunları kaydetti: "Tavuk etine yapılan yüzde 15'lik zam nedeniyle Ticaret Bakanlığı ihracatı durdurdu. Amaçları Ramazan ayında tavuk etinin ucuzlatılmasıymış. İğneden ipliğe her şeye fahiş zam yaparak, vergileri arttırırak, yüksek enflasyon ve zam ortamını yaratanlar, çözüm yerine topu taca atıyorlar. Yalnızca Ramazan ayında değil her vakit halkın ucuza et tüketmesi esastır. Elleri nasırlı üreticinin kazanması, halkın da uyguna tüketmesi için yapılması gereken tek şey, üretimin ve üreticinin desteklenmesidir. İktidar kurnazlığı ve algı operasyonlarını bırakmalı, halkın içine düşürüldüğü bu kara düzene neden olan yanlışlardan derhal vazgeçmelidir. Bu yapılırsa üretim artar, üretici rahatlar, halkımız da uyguna tüketir."

Üretici Batıyor, Tüketici Et Alamıyor! Haber

Üretici Batıyor, Tüketici Et Alamıyor!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, hayvancılık ve kırmızı et konusunda krizin büyüdüğünü, üreticiler derinleşen sorunlarla boğuşurken halkın da et tüketemez hale getirildiğini vurguladı. AKP iktidarının yüz binlerce hayvan ve tonlarca kırmızı et ithal ederek dışarıya 13 milyar dolar ödediğini anımsatan Barut, "Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne ülkenin hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır" dedi. "DİŞİ HAYVANLAR BİLE KESİME GİDİYOR" Türkiye’de kırmızı et tüketiminin, artan fiyatlar ve derinleşen üretim sorunları nedeniyle sürekli gerilediğini aktaran Barut, "Kırmızı et tüketiminde yaşanan bu kara tablo, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda çok ciddi bir halk sağlığı sorunudur" diye konuştu. Kırmızı et fiyatlarındaki artışın temel nedenlerine işaret eden Barut, "Hızla artan üretim maliyetleri, yetersiz tarımsal destekler, ithalata dayalı hayvancılık politikaları ve üreticiyi korumayan piyasa düzenlemeleri sorunu büyütüyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli hayvan yetiştiricileri, artan maliyetlere rağmen emeğinin karşılığını alamıyor, eti ve sütü para etmezken dişi hayvanlar dahi kesime gidiyor, çiftçimiz de üretimden çekiliyor" şeklinde konuştu "ESK YETERSİZ, İTHALAT GEREKSİZ" Kamusal açıdan düzenleyici kurum olarak görev yapması gereken Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) mağduriyet yarattığını bildiren Barut, şöyle devam etti. "ESK'nin uyguladığı kesim ve alım fiyatları, küçük üreticiler açısından ciddi bir mağduriyet yaratıyor. ESK tarafından açıklanan kesim fiyatları, birçok bölgede üretim maliyetlerinin altında kalmakta, küçük üreticileri zarara zorlayarak ve üretim dışına iterken özellikle büyük işletmeler lehine bir piyasa yapısı oluşmasına neden oluyor. Küçük üretici, hayvanını zararına kestirmek zorunda bırakılıp mağdur olurken hayvancılığı bırakıyor. Yıllardır sürdürülen canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı politikaları da, yerli üretimi baskılıyor. 2010 yılından bu yana Türkiye yaklaşık 11 milyon baş canlı hayvan ve 500 bin tonu aşacak şekilde kırmızı et ithal etmiş, 13 milyar dolar ödenmiştir. Son yıllarda ithalat artmış, 2025 yılı içerisinde 505 bin büyükbaş, 19 bin küçükbaş ithalatı yapılmış, 50 bin tonu aşkın kırmızı et ithalatı yapılmıştır. 2025 yılı için 1.2 milyar dolara yakın paramız dışarıya gitmiştir. Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır. İthalat adımları üretimi, üreticiyi, tüketiciyi ve ülke ekonomisini zarar sokmuştur." ÇÖZÜM İÇİN ÖNERİLERİNİ SIRALADI Et ve Süt Kurumu'nun uygulamalarına, iktidarın tarım ve hayvancılık politikaları ile ithalat dayatmasına tepki gösteren Barut, şunları kaydetti: "İktidarın bu sene içinde şimdilik 450 bin büyükbaş ve 70 bin ton kırmızı et ithalatı yapacağı öngörülüyor. Tarımı ve hayvancılığı bitirmeye yeminliler gibi destek vermeyerek, üstüne ithalat politikalarıyla birlikte ESK’nin düşük alım fiyatları ve yetersiz müdahalesi gözetildiğinde tablo daha da kötüleşiyor. Küçük üretici üretimden kopuyor, hayvan varlığı azalıyor, halkımız ise yüksek fiyatla karşı karşıya kalıyor. Yemden samana tüm maliyetler katlanırken, üreticinin eti ve sütü para etmiyor ama borcu sürekli katlanarak artıyor. Bu yaşananlar ve dayatılanlar hayvancılığı sürdürülemez hale getiriyor, ülke hayvancılığı tümüyle dışa bağımlı hale getiriliyor. Şap salgınında yaşandığı gibi bu iktidar çözüm üretmiyor, aksine büyütüyor. Çözüm için ise derhal ithalata dayalı hayvancılık politikaları son bulmalıdır. ESK’nin kesim ve alım fiyatları, üretim maliyetlerini esas alıp üretici lehine revize edilmeli, küçük ve orta ölçekli üretici korunmalı, yemden veterinerlik hizmetlerine dek diğer tüm girdilerde maliyet düşürücü yapısal önlemler alınmalıdır. Sorunlara çare olmayıp aksine büyüten destekleme politikaları da işlevsel, gerçekçi ve sürdürülebilir hale getirilmelidir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.