Hava Durumu

#Bakliyat Köyleri

Kırsal Haber - Bakliyat Köyleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bakliyat Köyleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Reis Gıda’dan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Mesajı Haber

Reis Gıda’dan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Mesajı

Türkiye’nin köklü markalarından Reis Gıda, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda; gıda güvenliği, tarımda dijitalleşme ve genç kuşakların üretime katılımının hayati önemine dikkat çekti. Şirket, "Bakliyat Köyleri" projesiyle yerli üretimi desteklemeye devam ediyor. ​Reis Gıda, gıda güvenliğinin temel taşı olan çiftçilerin emeğini görünür kılmak ve tarımın yarınlarını güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir değerlendirme paylaştı. Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin sadece bölgesel değil, küresel ölçekte bir güç olduğunu vurgulayan Reis Gıda, üretimin sürdürülebilirliği için "insan" odaklı bir yaklaşımın şart olduğunu belirtti. ​Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Stratejik Gücü ​Reis Gıda'dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Dünya Çiftçiler Günü, yalnızca toprağa emek veren insanları kutladığımız bir gün değil; gıda güvenliğini, kırsal kalkınmayı, gençlerin tarıma katılımını ve üretimin geleceğini yeniden düşünmemiz gereken güçlü bir çağrıdır. Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üretici sayısı artarken, tarım nüfusunun yaşlanması, su stresi, iklim baskısı ve gençlerin sektöre kazandırılması, geleceğin tarım gündemini belirleyen temel başlıklar arasında yer alıyor. Toprağın bereketi, insanlığın ortak geleceğini besleyen en kıymetli güçlerden biridir. Bu bereketin gerçek taşıyıcıları ise emeğiyle üretimi mümkün kılan, toprağı bilgiyle buluşturan ve her mevsim ülkesinin gıda güvencesine katkı sunan çiftçilerimizdir. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, bu büyük emeği görünür kılmak, üretimin merkezindeki insanı yeniden hatırlamak ve tarımın yarınlarını daha güçlü kurmak için çok anlamlı bir fırsattır. Türkiye, tarımsal üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve güçlü üretim kültürüyle çok önemli bir tarım ülkesidir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı başı verilerine göre Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısı yaklaşık 2,36 milyon civarındadır. (ÇKS) kayıtlı ekili alan yaklaşık 170 milyon dekar (17 milyon hektar) seviyesine ulaşmıştır. Son beş yılda kayıtlı çiftçi sayısında 190 bin artış yaşanmıştır. Aynı dönemde tarım sektörü 2024 yılında 2 trilyon 428 milyar liralık hasılaya ulaşarak GSYH’ye yüzde 5,6 katkı sundu. TÜİK’in 2025 işgücü istatistiklerine göre ise istihdamın yüzde 14,0’ı tarım sektöründe yer aldı. Bu tablo, tarımın Türkiye ekonomisi, istihdamı ve gıda arzı açısından taşıdığı stratejik önemi açık biçimde gösteriyor Türkiye sahip olduğu geniş tarım arazileri, iklim avantajları, yetişmiş insan kaynağı ve üretim kültürü sayesinde sadece bölgesel bir gıda tedarikçisi değil; aynı zamanda gıda güvenliğini aşan ölçekte ihracat ve yatırım odaklı bir tarım endüstrisinin taşıyıcısı olabilecek büyük bir potansiyele sahip. Bu nedenle tarıma artık sadece geleneksel bir üretim alanı olarak değil, sürdürülebilir büyümenin stratejik sahası olarak bakmak gerekiyor. Sayılar artarken asıl mesele üretimde kuşak devamlılığı Bugün tarımda en kritik başlıklardan biri, yalnızca kayıtlı üretici sayısı değil, üretimin kuşaklar boyunca sürdürülebilirliğidir. Resmî kayıtlarda ÇKS’ye dahil olan çiftçi sayısında artış görülüyor. Bununla birlikte yaş dağılımı, tarımın genç kuşaklar için daha güçlü bir gelecek alanına dönüştürülmesi gerektiğini ortaya koyuyor. TZOB verilerine göre Türkiye’de kayıtlı çiftçilerin yüzde 34’ü 65 yaş ve üzerindeyken, yüzde 34,6’sı 50-64 yaş grubunda bulunuyor; 18-24 yaş grubunun payı ise yüzde 1 seviyesinde. TZOB’un 2025 değerlendirmesinde kırsalda yaş ortalamasının 59’a ulaştığı da vurgulanıyor. Bu veriler, tarımda devamlılığın önümüzdeki dönemde gençleşme, eğitim, teknolojiye erişim ve gelir istikrarı başlıklarıyla birlikte ele alınmasını gerekli kılıyor. Gençlerin tarımı daha ölçülebilir, daha yönetilebilir, daha yenilikçi ve daha kazançlı bir alan olarak görmesi için teknoloji büyük bir dönüştürücü güç sunuyor. Dijitalleşme sayesinde tarım, sadece fiziksel emekle tanımlanan bir alan olmaktan çıkıp veri analizi, yazılım, sensör sistemleri, uzaktan izleme, robotik uygulamalar ve yeni nesil girişimcilikle gençler için yeniden cazip hale gelebilir. Gençler için tarımı geleceğin mesleğine dönüştürmek gerekiyor Dünya genelinde de asıl büyük meselelerden biri gençlerin tarımda nasıl daha güçlü yer alacağı. FAO’nun 2025 tarihli çalışmasına göre, çalışan gençlerin yüzde 44’ü tarım-gıda sistemlerinden geçimini sağlıyor. Ancak aynı rapor, gençlerin bu alandaki payının 2005’teki yüzde 54 seviyesinden 2021’de yüzde 44’e gerilediğini gösteriyor. Avrupa’da da benzer bir tablo var. Eurostat’a göre Avrupa Birliği’nde 2020 itibarıyla çiftlik yöneticilerinin yüzde 57,6’sı 55 yaş ve üzerindeyken, 40 yaş altı genç çiftçilerin oranı yüzde 11,9 düzeyinde kalıyor. Bu tablo bize çok açık bir şey söylüyor: Tarım, gençler için daha yüksek teknolojiyle, daha güçlü gelir modeliyle, daha itibarlı bir kariyer alanı olarak yeniden anlatılmalı. Gençlerin tarımı daha ölçülebilir, daha yönetilebilir, daha yenilikçi ve daha kazançlı bir alan olarak görmesi için teknoloji büyük bir dönüştürücü güç sunuyor. Dijitalleşme sayesinde tarım, sadece fiziksel emekle tanımlanan bir alan olmaktan çıkıp veri analizi, yazılım, sensör sistemleri, uzaktan izleme, robotik uygulamalar ve yeni nesil girişimcilikle gençler için yeniden cazip hale gelebilir. Kaynakları Koruyan, Verimliliği Artıran Yeni Tarım Anlayışı Bugün artık tarımda asıl ihtiyaç, sadece üretim miktarını artırmak değildir. Asıl ihtiyaç; suyu daha verimli kullanan, toprağı koruyan, girdi kullanımını optimize eden, verimliliği yükselten ve kaliteyi sürdürülebilir biçimde artıran daha akıllı bir üretim modelidir. Yeni yazıda da belirtildiği gibi, dünya daha fazla değil, mevcut kaynakla daha fazla değer yaratmayı konuşuyor. Türkiye’nin de bu yeni döneme çok güçlü biçimde uyum sağlaması gerekiyor. Verimlilik meselesi artık sadece ekonomik bir başlık değil; aynı zamanda gıda egemenliği, ihracat kapasitesi ve kırsal istikrar açısından stratejik bir konudur. Tarımsal verimlilikte yaşanacak her iyileşme, üreticinin gelirinden ülkenin rekabet gücüne kadar çok geniş bir alana katkı sunacaktır. Tarımın geleceği, kaynakları daha çok tüketen değil; mevcut kaynakları daha akıllıca yöneten sistemlerde şekillenecektir. İklim değişikliği çiftçinin omzundaki yükü büyütüyor Bugün çiftçiyi yalnızca maliyetlerle ya da pazara erişimle değerlendirmek yeterli olmuyor. İklim değişikliği, su stresi, ani hava olayları ve üretim planlaması artık tarımın ana belirleyicileri arasında yer alıyor. Yer altı su seviyelerinin bazı bölgelerde derinleşmesi, kuraklık riskinin artması, damlama sulama, anıza ekim ve iklim koşullarına dayanıklı yeni çeşit geliştirme çalışmalarını daha önemli hale getirmektedir. Bu tablo, verimliliğin artık yalnızca daha çok üretmek anlamına gelmediğini; aynı zamanda daha az suyla, daha doğru planlamayla ve daha güçlü bilgi altyapısıyla üretmek anlamına geldiğini gösteriyor. Kadın emeği, yerli tohum ve kırsal kalkınma birlikte güç kazanıyor Tarımın geleceği konuşulurken kadın üreticilerin katkısı ayrı bir başlık olarak ele alınmalı. FAO’ya göre kadınlar tarımsal iş gücünün neredeyse yarısını oluştururken, tarım arazilerinin yalnızca yüzde 15’ine sahip bulunuyor. Bu veri, kadın emeğinin üretimde ne kadar güçlü olduğunu; mülkiyet, fırsat ve görünürlük açısından ise daha çok alan açılması gerektiğini ortaya koyuyor. Biz de Reis Gıda olarak üretimin sürdürülebilirliğini, yerli tohumların korunmasını, kadın üreticilerin güçlenmesini ve kırsalda yaşamın devamlılığını birlikte ele alıyoruz. Bakliyat Köyleri yaklaşımımızın özünde de bu anlayış yer alıyor: Toprağı koruyan, yerel bilgiyi yaşatan, teknolojiyi üreticiyle buluşturan ve gelecek nesillere güçlü bir tarım mirası bırakan bir üretim kültürü. Tarımın güçlü kalması; çiftçinin üretimde kalmasıyla, gençlerin toprağa umutla bakmasıyla, kadın üreticilerin daha çok güçlenmesiyle, suyun verimli kullanılmasıyla ve teknolojinin sahada daha yaygın karşılık bulmasıyla mümkün olacaktır. Çiftçilerimiz, yalnızca tarlayı ekip biçen insanlar değildir; onlar ülkemizin gıda hafızasını, üretim kültürünü ve geleceğe uzanan bereket zincirini taşıyan en kıymetli emek sahipleridir. Bu nedenle 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde bir kez daha güçlü bir ifadeyle söylemek isterim: Toprağa değer, sofralara bereket ve geleceğe umut katan tüm çiftçilerimizin emeği çok kıymetlidir. Türkiye’nin tarımsal gücü, çiftçisinin bilgisiyle, sabrıyla, emeğiyle ve üretme kararlılığıyla büyümeye devam edecektir. Bizlere düşen görev ise bu emeği daha görünür, daha güçlü ve daha sürdürülebilir kılacak adımları hep birlikte çoğaltmaktır."

İTO ve Güvenilir Ürün Platformu’ndan Reis Gıda’ya Stratejik Ziyaret Haber

İTO ve Güvenilir Ürün Platformu’ndan Reis Gıda’ya Stratejik Ziyaret

İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve Güvenilir Ürün Platformu, "İsrafa Dur De" projesi kapsamında Reis Gıda’nın merkez fabrikasını ziyaret etti. Ziyarette, gıda israfını önleyen üretim stratejileri, sıfır atık uygulamaları ve sürdürülebilirlik projeleri yerinde incelendi. ​İTO Başkan Yardımcısı Ahmet Özer ve Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak, gıda sektörünün öncü markalarından Reis Gıda’nın üretim tesislerinde incelemelerde bulundu. Görüşmede, tarladan sofraya uzanan tedarik zincirinde kayıpların nasıl asgariye indirildiği ve yerli üretimin sürdürülebilirliğe katkısı masaya yatırıldı. ​Gıda İsrafı ile Mücadelede Bütüncül Üretim Disiplini ​Reis Gıda, gıda kaybını sadece tüketim aşamasında değil, hammaddenin fabrikaya girişinden sevkiyat aşamasına kadar her noktada kontrol altında tutuyor. Sıfır atık yaklaşımıyla hareket eden şirket; dökülme kaynaklı kayıpların önlenmesi, paketleme firelerinin azaltılması ve veri odaklı üretim planlaması ile verimliliği en üst seviyeye çıkarıyor. ​Reis Gıda için israf sadece ürün kaybı anlamına gelmiyor; aynı zamanda emek, zaman, enerji ve su gibi kıymetli kaynakların da korunması hedefleniyor. ​Türkiye’nin Gıda İsrafı Karnesi: Yılda 23 Milyon Ton Kayıp ​TİSVA’nın 2025 İsraf Raporu verilerine göre Türkiye, gıda israfında dünyada 15. sırada yer alıyor. Ülkemizde her yıl çöpe giden 23 milyon ton gıda, yaklaşık 900 bin ailenin yıllık geçimine eş değer bir ekonomik büyüklüğü temsil ediyor. Kişi başına yıllık gıda israfının 102 kg seviyesinde olduğu tahmin edilirken, israfta yapılacak %2’lik bir iyileşmenin bile ekonomiye 10 milyar TL tasarruf sağlayabileceği vurgulanıyor. ​Sürdürülebilirlik Vizyonu ve “Bakliyat Köyleri” Projesi ​Reis Gıda’nın toplumsal fayda odaklı çalışmaları arasında öne çıkan başlıklar şunlar: ​10x20x30 Girişimi: Dünya Kaynakları Enstitüsü liderliğindeki küresel projeye katılan Reis Gıda, 2030’a kadar gıda kaybını %50 azaltmayı taahhüt ediyor. ​Reis Bakliyat Köyleri: Türkiye’de bir ilk olan bu modelle; yerli üretim destekleniyor, planlı tarım yaygınlaştırılıyor ve tarladaki kayıplar önleniyor. ​Sosyal Market Desteği: Ambalajı deforme olmuş ancak tüketilebilir durumdaki ürünler, sosyal marketler aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılarak israfın önüne geçiliyor. ​Işılay Reis: "İsrafı Önlemek Geleceği Korumaktır" ​Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis, gıda güvenliğinin temelinde "koruma" kültürünün yattığını belirtti. Reis, "Gıda kaybı ve israfı çok yönlü bir sorumluluk alanıdır. Üretim süreçlerinde kaynakları verimli kullanarak sadece ekonomik kaybı değil; toprağı, suyu ve geleceğimizi koruyoruz," ifadelerini kullandı.

Kadınların Olduğu Yerde Gelecek Vardır! Haber

Kadınların Olduğu Yerde Gelecek Vardır!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis, kadınların ekonomik ve sosyal hayattaki varlığının güçlenmesinin sürdürülebilir kalkınmanın temel unsuru olduğunu vurguladı. Birleşmiş Milletler sistemi içinde 2026 yılı için belirlenen “Tüm kadınlar ve kız çocukları için: Haklar, Adalet, Eylem.” teması çerçevesinde konuşan Işılay Reis, eşitliğin; hakların güvence altına alındığı, adaletin güçlendiği ve somut adımların hayata geçirildiği bir yaklaşımla kalıcı hale geldiğini ifade etti. Reis; “Bu tema bize çok net bir şeyi hatırlatıyor: Kadınların haklarını güçlendiren her adım, toplumun tamamını ileri taşır. Eşitlik; stratejiyle, kararlılıkla ve uygulamayla büyür.” dedi. Kadın Temsiliyeti İçin Aktif Çalışmalar Reis açıklamasında; “Kadınların üretimde, yönetimde ve girişimcilikte daha güçlü yer alması için proje üretmek, uygulamak ve sonuç almak esastır. Kadın emeğinin görünür olduğu, kadın liderliğinin desteklendiği bir ekonomi; daha adil, daha yenilikçi ve daha dayanıklıdır.” dedi. Kadın girişimcilerle geliştirilen iş birlikleri, sektörel zirveler ve farkındalık programları aracılığıyla kadınların iş dünyasındaki varlığını güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Reis, sektörel platformlarda kadın temsiliyetinin artmasını stratejik bir öncelik olarak ele aldıklarını ifade etti. Uzun yıllardır iş dünyasında ve sivil toplum platformlarında kadınların güçlenmesine yönelik projelerde aktif rol alan Işılay Reis; kadın girişimciliğinin desteklenmesi, üretimde kadın emeğinin görünür kılınması ve karar alma mekanizmalarında kadın temsiliyetinin artırılması için sürdürülebilir çalışmalar yürütüyor. Işılay Reis, iş dünyasındaki rolünün yanı sıra TOBB Kadın Girişimciler Kurulu çatısı altında yürüttüğü çalışmalarla da kadınların ekonomik hayattaki varlığını güçlendirmek için aktif görev üstleniyor. Işılay Reis, Kadın girişimciliğinin yaygınlaştırılması, yerel üreticilerin desteklenmesi ve sektörlerde kadın temsilinin artırılması için sürdürülen çalışmaların yalnızca bireysel başarı hikayeleri üretmediğini, aynı zamanda ekonomik dönüşümü hızlandırdığını ifade etti. “Kadın girişimcinin güçlenmesi, yerel ekonominin güçlenmesidir. Kadın liderin çoğalması, sektörün vizyonunun genişlemesidir.” dedi. Bakliyat Köyleri: Kadın Üretici Modeli Reis Gıda’nın sahada hayata geçirdiği Bakliyat Köyleri Projesi ile kadın üreticilerin tarımsal üretimde aktif rol aldığını belirten Reis, kırsalda kadın emeğinin ekonomik değere dönüşmesini öncelik olarak gördüklerini söyledi.Bu kapsamda sertifikalı tohum üretimi ve sözleşmeli tarım modeli kapsamında kadın üreticilerin gelir elde etmesi, bilgiye erişmesi ve üretimde güçlenmesi sağlandığı ifade edildi. Reis; “Toprağın bereketi kadın emeğiyle büyür. Kadın üreticiyi desteklemek yalnızca kırsal kalkınma değil, gıda güvenliğinin teminatıdır.” dedi. Türkiye’de Katılım Artıyor, Hedef Daha Yüksek TÜİK’in yayımladığı “İstatistiklerle Kadın 2024” verilerine atıfta bulunan Reis, 2023 yılı itibarıyla kadınlarda işgücüne katılım oranının %35,8, erkeklerde ise %71,2 olduğunu hatırlatarak kadınların iş hayatındaki varlığının her geçen yıl güçlendiğini belirtti. Reis; “Kadınlar eğitimde, üretimde, girişimde ve yönetimde daha görünür oldukça ülkemizin rekabet gücü artıyor. Ölçülebilir hedefler ve güçlü iş birlikleriyle bu yükselişi daha da hızlandırabiliriz.” dedi. Sektörel Güçlenme ve Liderlik Kadınların yönetim kademelerinde ve stratejik karar alma pozisyonlarında daha fazla yer almasının önemine dikkat çeken Işılay Reis, şirket yönetimlerinde ve kurumsal yapılarda cinsiyet dengesinin performansı ve verimliliği artırdığını vurguladı. Reis; “Kadınların iş gücüne katılımı kadar; nitelikli, yüksek katma değerli ve liderlik pozisyonlarında temsil edilmesi de büyük önem taşıyor. Bu yaklaşım hem ekonomik büyümeyi hem de kurumsal sürdürülebilirliği destekliyor. Kadınlar eğitimde, üretimde, girişimde ve yönetimde daha görünür oldukça; ülkenin rekabet gücü artıyor. Ancak işgücüne katılım ve fırsat eşitliği gibi başlıklarda ölçülebilir hedefler koymadan gerçek bir dönüşüm sağlayamayız.” dedi. Reis Gıda’dan örnek duruş: Kadın temsiliyetini güçlendiren yaklaşım Işılay Reis, Reis Gıda’nın kurum kültüründe kadınların güçlenmesini yalnızca bir söylem değil, sürdürülebilir bir yönetim yaklaşımı olarak gördüğünü belirterek şunları ekledi: “Kadınların yetkinliklerinin görünür olduğu, gelişim alanlarının açıkça tanımlandığı ve adil fırsatların oluşturulduğu bir çalışma düzeni; kurumsal performansı da toplumsal güveni de büyütür. Biz, kadınların üretimde ve yönetimde daha güçlü yer almasını; daha nitelikli, daha kalıcı ve daha adil bir gelecek için stratejik bir öncelik olarak görüyoruz.” 8 Mart’ın güçlü bir farkındalık günü olduğunu vurgulayan Reis, kadın istihdamını artıran uygulamaların, iş-yaşam uyumunu destekleyen modellerin ve eşit fırsat anlayışının birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekti. Işılay Reis sözlerini şöyle tamamladı: “Kadınların haklarını güçlendiren ve adaleti büyüten her adım, toplumun tamamını ileri taşır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün; tüm kadınlara cesaret, kurumlara vizyon ve topluma daha kapsayıcı bir gelecek bilinci kazandırmasını diliyorum.”

Yarım Asırdan Geleceğe Bakliyata Değer Katan Reis Haber

Yarım Asırdan Geleceğe Bakliyata Değer Katan Reis

Türkiye’de bakliyat sektörünün standartlarını belirleyen ve markalaşma sürecine liderlik eden Reis Gıda, yarım asırlık başarı yolculuğunu 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü kapsamında Gastronometro’da düzenlenen özel bir buluşmayla paylaştı. Toplantıda, bakliyatın sadece bir gıda maddesi değil, sürdürülebilir bir gelecek için "stratejik bir değer" olduğu vurgulandı. ​Güven ve Bereketle Geçen 50 Yıl ​1975 yılında Mehmet Reis tarafından temelleri atılan marka, bugün "güven" ve "bereket" temalarıyla geleceği şekillendiriyor. Yerli üretimi destekleme ve sürdürülebilir tarım vizyonuyla hareket eden Reis Gıda, bakliyatı tarladan sofraya uzanan katma değerli bir zincire dönüştürdü. ​Toplantıda konuşan yetkililer, Reis’in kurumsal üretim geleneğinin arkasında yatan en büyük gücün, çiftçiyle kurulan omuz omuza bağ ve toprağa duyulan sadakat olduğunu belirttiler. ​Küresel Veriler Stratejik Önemi Kanıtlıyor ​Buluşmada paylaşılan OECD ve FAO verileri, bakliyatın önümüzdeki on yıla damga vuracağını gösteriyor: ​Üretim Artışı: Dünya genelinde bakliyat üretiminin 2034 yılına kadar %25 artışla 126 milyon tona ulaşması bekleniyor.​Tüketim Trendi: Kişi başı yıllık tüketimin 8,6 kg seviyesine çıkacağı öngörülüyor.​Pazar Büyüklüğü: Küresel bakliyat pazarının yaklaşık 82,4 milyar dolar hacme ulaştığı ifade ediliyor.​"Bakliyat Köyleri" 6 Yaşında: Yerli Üretime Tam Destek ​Reis Gıda’nın sürdürülebilir tarım vizyonunun en somut projesi olan Bakliyat Köyleri, bu yıl 6. yılını kutluyor. Sözleşmeli üretim modeliyle hem çiftçiyi koruyan hem de planlı tarımı yaygınlaştıran proje, Türkiye’nin bitkisel üretim potansiyelini maksimize etmeyi hedefliyor. ​Türkiye’nin 1990 yılındaki 2 milyon tonluk üretim rekorunu anımsatan Reis Gıda, planlı üretimle bu rakamın 2,5 milyon tonun üzerine çıkarılmasının bir hedef değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. ​İklim Krizi ve Güvenli Gıdanın Anahtarı ​Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 yılını “Güvenli Gıda için Yatırım Seferberliği Yılı” ilan etmesine dikkat çekilen toplantıda, bakliyatın çevresel avantajları sıralandı: ​Azot Bağlama: Toprak sağlığını doğal yollarla geri kazandırır.​Düşük Su Ayak İzi: İklim krizi ve kuraklıkla mücadelede kilit rol oynar.​Bitkisel Protein: Vegan ve sağlıklı beslenme trendlerinin temel taşıdır.​Türkiye İçin Büyük Fırsat ​Türkiye'nin bakliyatın gen merkezi ve ana vatanı olduğunu hatırlatan Reis Gıda yetkilileri, 2025 yılında hububat ve bakliyat ihracatının 12 milyar 367 milyon dolara ulaşmasının, ülkemizin küresel pazardaki gücünü pekiştirdiğini belirtti. ​Reis Gıda’nın Mesajı Net: ​"Bakliyat; güvenli gıdanın, sürdürülebilir tarımın ve geleceğin sofralarının temel yapı taşıdır. Toprağa, üreticiye ve sofralara değer katmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.