Hava Durumu

#Bekir Başevirgen

Kırsal Haber - Bekir Başevirgen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bekir Başevirgen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi Haber

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi

YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Hem süt hem et fiyatlarından dert yanan besiciler, hayvancılığı bırakma noktasına geldi. Bir besici, “Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız” dedi. Bir diğer besici, “hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız” sözleriyle dert yandı. Bir başka besici ise, “Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” ifadelerini kullandı. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Besiciler, Başevirgen’e hem süt hem de et fiyatlarından yana dert yandı. “İŞİN SONUNDA YOK OLUP GİDECEĞİZ” Bir daha ki ziyarette işi bırakıp kahvehane de oturur hale geleceklerini söyleyen besici, “Süt konseyinin açıkladığı fiyat 24,30 lira. Mandıranın bizden aldığı fiyat ise 27,50 lira. Devlet 24,30’a fiyat açıklıyor, mandıra 27,50’ye süt alıyor. Fiyatın üzerine geçiyor. Çünkü mandıralarda anladı bizim yok olduğumuzu. En son bize ziyarete geldiğinizde 700-800 kilo süt vardı. Şimdi 300 kilo. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız. Yem fiyatları, süt fiyatlarıyla bire bir gidiyor. Yem fiyatlarıyla, üzüm fiyatları eşitlenmek üzere. 5 römork üzümüm var eğer üzümdeki bu fiyat rezilliği devam ederse, üzümleri ineklere yedireceğiz. Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Hiçbir iş yapmayalım traktörle yem dağıtalım 500 lira harcıyoruz. Eskiden her çiftlikte hayvanlara bakmak için bir aile çalışırdı. Şimdi işçi bile çalıştırmıyoruz, çünkü kendimize bakamıyoruz. Özbekistan’dan üzümü hayvan yemi adı altında getiriyorlar. Bizde zaten üzümü bundan sonra hayvan yemi olarak vermeye başlayacağız. 45 liraya geliyor, zaten bizim üzümü de 50 liraya alıyorlar” diye konuştu. “GİRDİ MALİYETLERİ HER SENE ÜSTÜMÜZE ÇIĞ GİBİ DÜŞERSE BU İŞİN İÇİNDEN HİÇ ÇIKAMAYIZ” Üreticinin yem maliyetinde, süt üretiminde paritenin 1,5 olması gerektiğini belirten bir diğer besici, “Bizim gittiğimiz parite şu an 1. Yani, 1 kilo yeme 1 kilo süt. Normalde 1 kilo süt sattığım zaman 1,5 kilo yem alabiliyor olmam gerek. 5 sene önce işi babamdan devraldım. Girdi maliyetleri çok yüksek. Kendimiz üretmeye çalışıyoruz ama bu sefer enflasyondan dolayı girdi maliyeti bizi işin içinden çıkartmıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı süt fiyatı 24,30 ama biz o fiyattan satamıyoruz. Aldığım fiyat 21 lira. Üreticilerin süt maliyeti aşağı yukarı 27 lira. Mecbur bakıyoruz, mal canın yongası. Bırakmak istemiyoruz çünkü biz bu işte çekirdekten geldik. Dedemde hayvancıydı, babamda hayvancıydı bende hayvancıyım. Köyde yaşamak, kendi standardını oluşturmak, kendi yaşamını idame ettirmek, hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız. Burada bu işi yapan 3 kişi kaldık. Seneye 2 olur sonraki sene baktınız bende giderim. Karkas ete 10 lira zam gelsin, 50 lira yeme zam geliyor. Bizi şu an kurtarabilecek olan belki hamile hayvanlarım, elimden çıkacak olan buzağılar başka türlü biz bu işin içinden çıkamayız. Geçen yıl 45 hayvanım vardı bu yıl 29-30 tane. 15 tanesini maliyetleri karşılayamadığım için satmak zorunda kaldım” ifadelerini kullandı. Kendi çocuklarını çiftlikten uzaklaştırdığını belirten besici, “Kazancımız olmadığı için benim oğlum gidip tanker şoförlüğü yapıyor, ağabeyimin oğlu başka bir fabrikada çalışıyor. Biz buradan randımanlı bir ekmek kazanmış olsak çocuklarımızın ne işi var başka işlerde. Bizden sonra bu işi yapacak kimse yok. En genç olarak bizler varız” dedi. “PARA KAZANAMADIĞIMIZ İÇİN HAYVANLARI SATIYORUZ, SENEYE BIRAKACAK GİBİYİZ” Devletten destek bulamadıklarından yana dert yanan bir başka besici ise, “Burada şu anda 120 hayvan var. Daha önceki yıllarda hayvan sayısı daha fazlaydı. Her sene aşağıya düşüyoruz. Et para etmediği için, süt para etmediği için, yem pahalı. Geçen sene şaptan dolayı 30-40 zayiat verdik. Buzağılar, inekler hep gitti. Devletten hiçbir destek almadık. Zaten hayvanlar şu an ithal geliyor. Bir danayı bize 110 bin liraya veriyorlar. 50-60 bin lira da yiyecek masrafı var. Biz bundan ne kazanacağız? Sadece bize gübresi kalıyor. Onu da tarlaya atıyoruz, bize darıda biraz destek oluyor başka da bir şey yok. Geçen yıl 215 tane hayvan vardı. Para kazanamadığımız için hayvanları satıyoruz. Seneye bırakacak gibiyiz” diye konuştu. “BÖYLE DEVAM EDERSE SATACAĞIZ, BIRAKACAĞIZ YAPACAK BİR ŞEY YOK” Hem et hem de süt fiyatlarından yana durumun çok berbat olduğuna dikkat çeken besici ise, “Her geçen yıl değil, her ay bir önceki ayı aratıyor. Bu şekilde devam ederse, bizim devam etme şansımız yok. Para kazanabilmemiz için süt fiyatının en az 30-35 lira olması lazım. Yem maliyetleri yüksek, mazot fiyatları yüksek. Aynı zamanda etten de para kazanamıyoruz. Gittikçe düşüyor. Bugün etin kilosunu 700-800 liradan kestirmem lazım, aradığım zaman 580 liralardan bahsediyorlar. Böyle devam ederse satacağız, bırakacağız yapacak bir şey yok” ifadelerini kullandı. “SEKTÖRDEN ÇEKİLECEĞİZ ARTIK, YETER DİYECEĞİZ” Şu an sütün litresinin piyasa ortalamasının 27,5-28 lira civarında olduğunu ve maliyet fiyatlarına süt sattıklarını ifade eden besici, “Para kazanabilmemiz için 35 liraların altında olmaması lazım. 18 bin 250 lira sadece bir aylık su faturası, darıları suladım. 60 dönüm arazinin. Ben 100 küsür dönüm yer dikiyorum bir tek tarlanın su parası. Yem fiyatları son 9 gün içinde 3 kere zam gördü. Ortalama bir yem fiyatı 800 ila 1100 lira arasında değişiyor. Ama sütün fiyatı artmıyor. Mazot giderlerimiz günlük değişiyor. Genel anlamda harcadığımız emek, hayvana yatırdığımız öz sermayeyle kazanılan para, ki kazanılmıyor karın tokluğu. Bu işi 12 yıldır yapıyorum. 12 yıl önce daha iyiydi. Git gide kötüye gidiyor. Yem, mazot, elektrik giderlerimiz bu kadar yüksek değildi. Sadece bu çiftliğin elektrik giderine geçen yıl 6- 6 bin 500 lira para veriyorduk. Bu sene 14-15 bin lira para ödüyoruz. Her şey yüzde 100 arttı. Ziraat Bankası’ndan çıkamıyoruz. Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” dedi. “PARAYI KAZANANLAR SON NOKTA SATICILAR” Üretici kazanamadığını, hakkını alamadığını belirten bir diğer besici ise şunları kaydetti: “Hem de bu işin sanayi kısmında peynir üreticileri, yoğurt, ayran, süt sektörü üreticileri de eskiye oranla çok düşük, minimal karlarla çalışıyorlar. Tereyağın maliyeti 400 lira ama markete gittiğimiz zaman tereyağ 700 lira 800 lira hatta geçen 980 liraya tereyağ gördüm. Parayı kazananlar son nokta satıcılar. Aynı ürün A markete gittiğimiz zaman başka, B markete gittiğimiz zaman başka fiyatlara satılıyor. Herkes kafasına göre fiyat yazabiliyor. Biz burada, üreticiler olarak her zaman mağdur olan tarafız. Son nokta satışta devletin daha hükmedici olması lazım. Hükümetin görevini yapması lazım. Ama çok zayıf kalıyoruz. Nedenini düşündüğüm zaman orada da devletin şöyle bir rantı oluyor; ne kadar fazla fiyattan satılırsa alınan vergi o kadar yükseliyor. O yüzden ses çıkarılmıyor. Böyle olduğu sürece bu ülkede tarım ve hayvancılığın kalkınma ihtimali çok zayıf.”

Manisa'da Üzüm Üreticilerinden İsyan! Haber

Manisa'da Üzüm Üreticilerinden İsyan!

YENİ Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Salihli başta olmak üzere Manisa genelinde TMO’nun üzüm alım noktalarında, üzüm üreticilerin sorunlarını dinledi. Genç bir üretici, “Bizim 300-400 liraya aldığımız ilaçlar bin 800 lira, 2 bin lira olmuş. 20 dönüm yerim var 320 bin lira ilaç parası vereceğim. Kaç ton üzüm satacağım da ilaç parasını ödeyeceğim. Mazotçuya ne vereceğim? İşçiye 200 bin lira vereceğim. Bizim gibi gençlere resmen ‘bu işi yapmayın’ diyorlar” sözleriyle isyan etti. Bir diğer üretici, “Amele parası cebimden çıkıyor, sigorta parası cebimden çıkıyor, bir daha bağ bakar mıyım? Tövbe yanından bile geçmem. Üzüm yemiyorum korkudan” dedi. Bir başka üretici, “Türkiye’de tarım bitiyor, bunu devlet gözetmiyor. 40 yıldan beri bu işin içindeyim. 20 yıl öncesinde ben bir yıllık ürünümle bir daire aldım, şimdi borçtan çıkamıyoruz” ifadelerini kullandı. Üzümünün geri dönmesi durumunda bir daha ki randevusunun Ekim’in 30’unda olduğunu belirten çiftçi, “Ben ameleye para vermedim, ilaççıya para vermedim, banka kredisi var. Yarın TARSİM’in ödeme günü. 90 bin lira para yatacak para yok. Bu sene ki kadar kötü bir dönem görmedim. Keşke ekmeseydim. Millet intihar etme derecesinde. Biz çiftçiyiz, kötülük yapmıyoruz” sözleriyle isyan etti. Girdi maliyetleri altında ezilen üzüm üreticisi, önce TARİŞ sonra TMO’nun açıkladığı üzüm fiyatlarıyla mağdur oldu. Üzüm üreticileri şimdi de maliyetinin altına bile olsa üzümlerini satabilmek için TMO’nun alım ofislerinin önünde traktörlerle saatler, hatta günler süren uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalıyor. Üstelik TMO, üzüm için türlü bahanelerle ciddi oranda üreticinin üzümünü almayarak ya geri çeviriyor ya da fire kesintisi yapıyor. Bu durum çiftçinin eline 75-80 lira kalmasına ve maliyeti 95 liralara varan üzümden zarar etmesine sebep oluyor. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Salihli başta olmak üzere Manisa genelinde TMO’nun üzüm alım noktalarında, üzümünü satabilmek için uzun kuyruklar oluşturan üreticilerin sorunlarını dinledi. “BİZİM GİBİ GENÇLERE RESMEN ‘BU İŞİ YAPMAYIN’ DİYORLAR” Başevirgen’e dert yanan genç bir üzüm üreticisi, “10 numara üzüm bile getirsen direk 9 numara yazıyorlar. 10 numara için depo bile açmamışlar. Bizim 300-400 liraya aldığımız ilaçlar bin 800 lira, 2 bin lira olmuş. 20 dönüm yerim var 320 bin lira ilaç parası vereceğim. Kaç ton üzüm satacağım da ilaç parasını ödeyeceğim. 4 ton üzüm sat öde. Mazotçuya ne vereceğim? İşçiye 200 bin lira vereceğim. Bizim gibi gençlere resmen ‘bu işi yapmayın’ diyorlar. Gidin asgari ücrete çalışın diyorlar. Baştaki paşalara çalışacağız mecbur. Üretmesek bir yerde çalışsak bu işten daha karlı. 85 lira hayal, öyle bir para elimize geçmiyor. 5 lira otomatikman kesiyorlar 80 lira, yüzde 3-5’te fire verdiler mi üzümün fiyatı 70-75 liraya geliyor. Zaten tüccar dışarıda 7 numara üzümü 60 liraya alıyor. TARİŞ’in bize hiçbir yararı yok. 3 sene önce ben bu üzümü 110 liraya satıyordum, 3 sene önce mazot kaç paraydı bir düşünsünler. Ben şimdi 1,5 ton üzüm satıyorum 1 ton mazot alıyorum. Ben yılda zaten 2 ton mazot yakıyorum. Özel tüketim vergisi bu motorlardan kaldırılmalı. Biz bunlarla üretim yapıyoruz. Şu anda 95 lira bu üzümün maliyeti var zaten. 120-130 lira olması lazım ki adam 40 lira dönümünden kazansın” sözleriyle isyan etti. “KORKUDAN ÜZÜM BİLE YEMİYORUM” Girdi maliyetleri altında ezilen bir diğer üretici ise artık üzümü yemek bile istemediğini söyledi. Üretici, “7 dönüm yer bakıyorum. Amele parası cebimden çıkıyor, sigorta parası cebimden çıkıyor, bir daha bağ bakar mıyım? Tövbe yanından bile geçmem. Üzüm yemiyorum korkudan. Bir senelik kendi emeğim, gelip gitmem, sinirim stresim onlar bedava. Bu emeği başkasının bağında versem para kazanırım. Bu dönemde satmak istesem satamam da bırakayım, kurtulayım deme şansım da yok” sözleriyle durumunu anlattı. “TÜRKİYE’DE TARIM BİTİYOR, BUNU DEVLET GÖZETMİYOR” Üzüm üreticisinin durumunun çok kötü olduğunu belirten bir diğer çiftçi, “Maliyetlerimiz çok yüksek. Fiyatlarımızda geçen senenin çok çok altında. Yani döndürme şansımız çok zor. Eğer sigorta da yapmış olsaydım cebimden en az 150-200 bin para ödeyecektim. 80-85 liralarla çiftçinin döndürme şansı yok, mümkün değil. Şu anda bir işçinin maliyeti 2 bin lira. Bugün 4-5 traktörü geri gönderdiler. Bu zamanla daha da artacak. Yani üzümü almamak için bahane üretiyorlar. Önümüzdeki yılların daha da zorlu geçeceğini düşünüyorum. Türkiye’de tarım bitiyor, bunu devlet gözetmiyor. 40 yıldan beri bu işin içindeyim. 20 yıl öncesinde ben bir yıllık ürünümle Salihli’de bir daire aldım, şimdi borçtan çıkamıyoruz” dedi. “BU SENE PARA KAZANMA ŞANSIMIZ YOK, BORCUMUZU BİLE ÖDEYEMEYİZ” Üzümden gelecek paranın borçlarını ödemeye bile yetmeyeceğini söyleyen üzüm üreticisi ise, “En maliyetlisi bağ ama şu anda karşılığını alamıyoruz. Bu sene borcumuz var onu seneye nasıl aktaracağız diye onu düşünüyoruz. Traktörü galericiden aldık 350 bin lira şimdi satmak istesek 200-250 bin liraya almazlar. Bağın dönümü 500’dü şimdi satayım de onu da yarı yarıya satamazsın. Almaz adam ne yapacak? Hayvanın varsa hayvanını satacaksın, borcunu elbette bir şekilde ödeyeceksin. Bu sene para kazanma şansımız yok, borcumuzu bile ödeyemeyiz” diye konuştu. “ÇİFTÇİNİN SONU GELİYOR” Bankalara çok borcunun olduğundan dert yanan başka bir üzüm üreticisi, “TMO’ya 80 liradan üzüm verdiğimizde borcumuzu kapatamayız. Önce bir Ziraat Bankası’ndaki opsiyonlu krediyi yatırıp, geri çekip öbür taraftaki borçları kapatabilir miyiz, üstüne bir daha kredi alabilir miyiz onu hesaplıyoruz. Çiftçinin herhalde sonu geliyor” dedi. Bir diğer çiftçi ise bağını sattığını ve üzüm üretimini bıraktığını söyledi. Üretici, “İşin içinden çıkamıyoruz” ifadelerini kullandı. Bu maliyetlerle çiftçinin girdiği kapıdan bile çıkamayacağını söyleyen bir diğer üretici “Bu rakamlarla çiftçi girdiği kapıdan bile çıkamaz. Ortakçı dönümünde 15 bin lira, mal sahibi kafa kafaya çıkar. Sigorta yaptıysa mal sahibi de zarar eder” dedi. “MİLLET İNTİHAR ETME DERECESİNDE, BİZ ÇİFTÇİYİZ, KÖTÜLÜK YAPMIYORUZ” Gece 12’den beri TMO üzüm alım noktasında beklediğini öğle vakti gelmesine rağmen hala içeri alınmadıklarını dile getiren bir başka üretici, “Arkadaşlarımın altın gibi üzümüne 7 numara yazmışlar. Yazık günah. 4-12 vardiyaya gittim, vardiyadan çıktım traktörü aldım buraya geldim. Öğlen oldu hala almadılar. Öğleden sonra birde fabrikaya işe gideceğim. Allah’tan fabrikaya işe gidiyoruz. TMO’nun üzümü alacağının da garantisi yok, elim yüreğimde bekliyorum, borçluyum. Millet intihar etme derecesinde. Biz çiftçiyiz, kötülük yapmıyoruz. Üzümün yüzde 99’unu 7 numaradan alıyorlar. Üzümüm geri dönerse bir daha ki randevum Ekim’in 30’unda. Ben ameleye para vermedim, ilaççıya para vermedim, banka kredisi var. Yarın TARSİM’in ödeme günü. 90 bin lira para yatacak para yok. TARSİM yaparken 130 liradan sigorta yaptılar. Üzümün düşüğünü 85 lira açıkladın. TARSİM’in bunu öngöremedik diyerek sigorta parasını 85 liraya çekmesi gerek. Veya ‘borcunuzu siliyoruz’ deyin. Üzümü verirsem hayır yapacağım. Veremezsem borçlarımı ödeyemeyeceğim. İlaççıda, amale de, gübreci de, mazotçu da ödenmeyecek. Altımda bir traktör var hacizli, diğer traktör emanet. Bu sene ki kadar kötü bir dönem görmedim. Keşke ekmeseydim” sözleriyle isyan etti. “ŞU ANDA TARSİM’İMİ, İLAÇÇIMI, MAZOTU, AMELESİNİ BENİM ÜZÜM ÇIKARTMIYOR” 20 ton üzümü olduğunu söyleyen üzüm üreticisi ise şu sözlerle sorunlarını dile getirdi: “Fiyatlara bakarsanız 78-80 lira civarlarında. Şu anda TARSİM’imi, ilaççımı, mazotu, amelesini benim üzüm çıkartmıyor. Bankada kredim var. O kredimi ne ile ödeyeceğim? Tarla mı satarız artık ne yapacağız bilmiyorum. TMO’ya üzüm veremediğin zamanda tüccar seni bekliyor. Daha önce 67 lira verdiği üzüme ‘gel senin üzümün 60 lira’ diyor. Benim beslenmeyen danalarım var. Daha 5-6 ay durması lazım ama üzüm kurtarmadığı için satacağım, belki borcumu onlarla öderim diye. Banka beklemiyor. Haciz koyacak, bir daha kredi çekmemiz lazım. TARSİM sigortası kilo başına 120 lira, bizden primini öyle tahsis ediyor. Ama üzümü 60-70 liradan vereceğim. Ne yapacağımızı bizde şaşırdık.”

Bekir Başevirgen:"TMO’nun Açıkladığı Üzüm Fiyatı Çiftçinin Maliyetini Karşılamıyor" Haber

Bekir Başevirgen:"TMO’nun Açıkladığı Üzüm Fiyatı Çiftçinin Maliyetini Karşılamıyor"

Yeni Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2026 yılı çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatlarını sert sözlerle eleştirdi. Geçen yıl 10 numara üzüm için 130 TL alım fiyatı açıklayan TMO’nun, bu yıl aynı kalite üzüm için 100 TL fiyat belirlediğine dikkat çeken Başevirgen, “Üreticinin en temel girdilerinde yüzde 50-60’ları bulan artışlar yaşanırken üzümün fiyatı yüzde 23 düştü. Çiftçinin 140-150 lira beklentisine karşılık açıklanan bu fiyatın tek bir anlamı var: TMO çiftçiye ‘üretme’ diyor. Bu rakam kabul edilemez. Ayrıca TMO geçen yıl 130 lira olarak açıkladığı 10 numara üzerinden, üzüm almadı. Geçen yıldan biliyoruz ki bu yılda 10 numaradan üzüm alınmayacak yine 9 numara üzerinden alım yapılacak ve TMO’nun çiftçiye verdiğini en iyi fiyat 90 lira olacak. TMO’nun açıkladığı bu fiyatlar çiftçinin maliyetini bile karşılamıyor. Üzüm üreticisi sadaka istemiyor; alın terinin, emeğinin ve yaptığı masrafın karşılığını istiyor. TMO’nun görevi üreticiyi tüccarın insafına terk etmek değil, üreticiyi korumaktır” dedi. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, TMO’nun 10 numara üzüm için açıkladığı 100 liralık fiyata tepki gösterdi. Bu rakamın çiftçinin beklentisinin altında kaldığını belirten Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “MAZOT YÜZDE 58, GÜBRE YÜZDE 61’E KADAR ARTTI” Üreticinin geçen sezondan bu yana artan maliyetler altında ezildiğini belirten Başevirgen, Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) verilerine dikkat çekerek, “Geçen yılın aynı dönemine göre mazotun fiyatı yaklaşık yüzde 58 arttı. Amonyum sülfat gübresi yüzde 55, amonyum nitrat gübresi yüzde 61’in üzerinde zamlandı. Tarım ilacında da yüzde 28’e yaklaşan artış var. Bağını sürmek, gübrelemek, ilaçlamak, ürününü yetiştirmek her geçen gün daha pahalı hale geliyor. Üreticinin bütün hesabı altüst olmuş durumda” ifadelerini kullandı. “ÜRÜNÜN MALİYETİ 100 LİRAYI GEÇİYOR” TMO alımlarındaki kalite değerlendirmelerine ilişkin üreticilerin yaşadığı sorunlara da değinen Başevirgen, “TMO geçen yıl 130 lira olarak açıkladığı 10 numara üzerinden üzüm almadı. Geçen yıldan biliyoruz ki bu yılda 10 numaradan üzüm alınmayacak yine 9 numara üzerinden alım yapılacak ve TMO’nun çiftçiye verdiğini en iyi fiyat 90 lira olacak. TMO’nun açıkladığı bu fiyatlar çiftçinin maliyetini bile karşılamıyor” diye konuştu. “BU FİYAT ÇİFTÇİYİ ÜRETİMDEN KOPARIR” Açıklanan fiyatların yalnızca bu yılın gelirini değil, gelecek yıllardaki üretimi de tehdit ettiğini belirten Başevirgen sözlerini şöyle tamamladı: “Bir tarafta mazotu, gübresi, ilacı, işçiliği sürekli zamlanan çiftçi; diğer tarafta geçen yıldan bile daha ucuza alınmak istenen üzüm var. Maliyetleri artırıp ürünün fiyatını düşürürseniz çiftçiye açıkça ‘üretme’ demiş olursunuz. Üretici zarar ederek kaç yıl daha bağında kalabilir? Bu politika devam ederse çiftçi bağını kökler, üretimden çekilir. Manisa’nın üzüm üreticisi sadaka istemiyor; alın terinin, emeğinin ve yaptığı masrafın karşılığını istiyor. TMO’nun görevi üreticiyi tüccarın insafına terk etmek değil, üreticiyi korumaktır. Açıklanan bu fiyat çiftçiyi korumuyor, çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor.”

Başevirgen: "TARİŞ'in Açıkladığı Üzüm Fiyatı İle Çiftçi 1 Litre Mazot Alamaz!" Haber

Başevirgen: "TARİŞ'in Açıkladığı Üzüm Fiyatı İle Çiftçi 1 Litre Mazot Alamaz!"

YENİ Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, TARİŞ Üzüm Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nin 2026 yılı çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatına sert tepki gösterdi. Başevirgen, “TARİŞ geçen yıl numarasına göre 100 ila 120 lira arasında aldığı üzümü bu yıl kalite gözetmeksizin 80 liradan alacağını açıkladı. Girdi maliyetleri geçen yıla oranla yüzde 50-60 oranında arttı. Bugün TARİŞ’in açıkladığı 80 lira üzüm fiyatı ile çiftçi litresi 82,50 lira olan mazottan 1 litre bile alamıyor. Geçen yılın aynı dönemlerinde ise 120 liralık fiyat ile çiftçi 2,5 litre mazot alabiliyordu. Daha önce de söyledik; kuru üzümde 150 liranın altındaki bir fiyat üreticinin yarasına merhem olmaz. Şimdi TMO’nun sorumluluk alma zamanıdır. TMO piyasayı tüccarın insafına terk etmemeli, derhal alım fiyatını açıklamalıdır. Kuru üzüm için açıklanacak fiyat en az 150 TL olmalıdır. Bunun altındaki rakam üreticiyi korumaz” dedi. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, TARİŞ’in 2026 yılı çekirdeksiz kuru üzüm alımlarına kalite ayrımı gözetmeksizin brüt 80 TL/kg avans fiyatı açıklamasına tepki gösterdi. TARİŞ’in açıkladığı fiyatın üzüm üreticisinde büyük bir hayal kırıklığı yarattığını belirten Başevirgen, üreticinin bir yıl boyunca artan maliyetlerle mücadele ettiğine dikkat çekti. TMO’ya da fiyat çağrısında bulunan Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “ÜRETİCİ SADAKA DEĞİL, ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR” Başevirgen, “Gübreden ilaca, mazottan elektriğe, sulamadan işçiliğe kadar üreticinin bütün girdileri katlanarak arttı. Çiftçi bir yıl boyunca bağına baktı, ürününü ayakta tutabilmek için borçlandı, bütün riski sırtlandı. Hasat zamanı geldiğinde ise karşısına 80 liralık fiyat çıkardılar. Bu fiyat üreticiye açıkça ‘zararına üret’ demektir. Böyle bir rakamı kabul etmemiz mümkün değil. Ayrıca kalite gözetmeksizin 80 liradan alınacağı ifade ediliyor. 10 numara üzümü olanda 7 numara üzümü olanda aynı parayı alacak. TARİŞ hem fiyatı düşük açıklıyor hem de adaletli alım yapmıyor” ifadelerini kullandı. Kuru üzüm üreticisinin yıllardır artan maliyetler karşısında gelir kaybına uğradığını vurgulayan Başevirgen, “Üretici sadaka istemiyor. Bağında döktüğü alın terinin karşılığını istiyor. Bir taraftan üretim maliyetleri yükselirken diğer taraftan çiftçinin ürününü yok pahasına elinden çıkarması bekleniyor. 80 TL’lik avans fiyatı üreticinin ne maliyetini karşılar ne de gelecek yıl yeniden üretim yapmasına imkân verir. Çiftçiyi borca, bankaya ve tüccara mahkûm eden bu anlayışın sonu üretimden kopuştur” diye konuştu. “TMO SEYİRCİ KALAMAZ, EN AZ 150 TL AÇIKLAMALI” Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasaya müdahale etmesi gerektiğini belirten Başevirgen, TMO’ya 150 TL/kg fiyat çağrısını yineledi. Başevirgen, “TARİŞ geçen yıl numarasına göre 100 ila 120 lira arasında aldığı üzümü bu yıl kalite gözetmeksizin 80 liradan alacağını açıkladı. Girdi maliyetleri geçen yıla oranla yüzde 50-60 oranında arttı. Bugün TARİŞ’in açıkladığı 80 lira üzüm fiyatı ile çiftçi litresi 82,50 lira olan mazottan 1 litre bile alamıyor. Geçen yılın aynı dönemlerinde ise 120 liralık fiyat ile çiftçi 2,5 litre mazot alabiliyordu. Daha önce de söyledik; kuru üzümde 150 liranın altındaki bir fiyat üreticinin yarasına merhem olmaz. Şimdi TMO’nun sorumluluk alma zamanıdır. TMO piyasayı tüccarın insafına terk etmemeli, derhal alım fiyatını açıklamalıdır. Kuru üzüm için açıklanacak fiyat en az 150 TL olmalıdır. Bunun altındaki rakam üreticiyi korumaz” dedi. “ÇİFTÇİ BORÇLA BAĞINI AYAKTA TUTMAYA ÇALIŞIYOR” Üreticinin zararına üretmeye devam edemeyeceği uyarısında bulunan Başevirgen, “Bugün çiftçinin ürününü para etmez hale getirirseniz yarın o çiftçiden üretmeye devam etmesini bekleyemezsiniz. Çiftçi borçla bağını ayakta tutmaya çalışıyor. Üretici kazanamadığı zaman üretimden vazgeçer ve sonunda bağını kökler. Manisa’nın en önemli geçim kaynaklarından biri olan kuru üzümde üreticinin emeğinin değersizleştirilmesine sessiz kalmayacağız. 80 TL’lik fiyatı kabul etmiyoruz. TMO’yu göreve çağırıyoruz. En az 150 TL/kg alım fiyatı açıklansın, üreticinin ürünü gerçek değerinden alınsın. Manisa’nın üzümünü de üzüm üreticisinin alın terini de kimseye ezdirmeyeceğiz” dedi.

Patates ve Soğan da Lüks Oldu: "Vatandaş Artık Açlığını Planlamak Zorunda Kalıyor" Haber

Patates ve Soğan da Lüks Oldu: "Vatandaş Artık Açlığını Planlamak Zorunda Kalıyor"

YENİ Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, son dönemde patates ve soğan fiyatlarında yaşanan fahiş artışlara tepki gösterdi. İktidarın yanlış tarım politikalarının mutfaktaki yangını büyüttüğünü belirten Başevirgen, "Bir zamanlar dar gelirlinin son sığınağı olan patates ve soğan bile artık vatandaşın sofrasından uzaklaşıyor. İktidar, 'Hiç olmazsa patates yeriz, soğan yer ayakta kalırız' diyen vatandaşın elinden onları da aldı" dedi. ​Bir Ayda %32,5 Artış: "Makas Açılıyor" ​Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) haziran ayı verilerine dikkat çeken Başevirgen, üretici ile market arasındaki fiyat makasının hızla açıldığına vurgu yaptı: ​Kuru Soğan: Marketteki fiyatı sadece bir ayda %32,5 oranında arttı. ​Patates: Patatesin fiyatı bir aylık süreçte %24,7 oranında yükseldi. ​Kırmızı et, tavuk ve balığı çoktan sofrasından çıkaran dar gelirlinin artık en temel gıda maddelerine bile erişemez duruma geldiğini ifade eden Başevirgen, "Bugün geldiğimiz noktada patates de soğan da dar gelirli için lüks haline getirildi" diye konuştu. ​"Çiftçi Üretmiyor, Vatandaş Açlığını Planlıyor" ​Yaşanan tablonun tesadüf olmadığını, yanlış tarım politikalarının doğrudan bir sonucu olduğunu savunan Başevirgen, mazot, gübre, ilaç ve elektrik maliyetlerinin üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini belirtti. ​İktidarın enflasyonla mücadele söylemlerinin mutfaktaki gerçeklikle uyuşmadığını vurgulayan Milletvekili Başevirgen, sözlerini şöyle tamamladı: ​"Saraydan bakınca enflasyon düşüyor olabilir ama pazara çıkan vatandaş için gerçek enflasyon etiketlerde yazıyor. İnsanlar artık çocuklarına et almayı hayal bile edemiyor. Şimdi patatesi, soğanı da hesaplayarak alıyor. Bir ülkeyi öyle bir hale getirdiler ki vatandaş açlığını bile planlamak zorunda kalıyor."

CHP'li Başevirgen: "Mazot On Kat Arttı, Destek Yerinde Saydı" Haber

CHP'li Başevirgen: "Mazot On Kat Arttı, Destek Yerinde Saydı"

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, artan mazot fiyatları karşısında çaresiz kalan çiftçilere dikkat çekti. Başevirgen, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında yaklaşık 6,5 lira olan motorinin litre fiyatı bugün 71 liraya dayandı. Sekiz yılda mazot 10 kattan fazla zamlandı. Mazot 10 kat arttı, destek yerinde saydı; çiftçi üretemez hale getirildi. Çiftçi artık traktörünü çalıştırmadan önce cebindeki parayı hesaplıyor” dedi. Mazottaki artışın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Başevirgen, “Gübre fiyatları 6 ila 10 kat arttı. Zirai ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak üreticinin ulaşamayacağı seviyelere çıktı. Tohum, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri de sürekli yükseldi. Üretimin her aşaması zamlandı ama çiftçinin kazancı aynı oranda artmadı. Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir. Üreticiyi üretimden vazgeçirirseniz, gıda enflasyonunu da önleyemezsiniz. Mazot desteği gerçek maliyetleri karşılamalı, gübre ve zirai ilaç destekleri artırılmalı, Tarım Kanunu eksiksiz uygulanmalıdır. Sarayın israfına kaynak bulanlar, bu ülkenin alın teriyle üreten çiftçisine kaynak bulmak zorundadır” dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılından bu yana tarımsal üretim maliyetlerinde yaşanan büyük artışın çiftçiyi üretimden kopma noktasına getirdiğini belirterek, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi. “ÇİFTÇİ ARTIK TRAKTÖRÜNÜ ÇALIŞTIRMADAN ÖNCE CEBİNDEKİ PARAYI HESAPLIYOR” Başevirgen, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında yaklaşık 6,5 lira olan motorinin litre fiyatı bugün 71 liraya dayandı. Sekiz yılda mazot yaklaşık 10 kattan fazla zamlandı. Mazot 10 kat arttı, destek yerinde saydı; çiftçi üretemez hale getirildi. Çiftçi artık traktörünü çalıştırmadan önce cebindeki parayı hesaplıyor” dedi. Mazottaki artışın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Başevirgen, “Gübre fiyatları 6 ila 10 kat arttı. Zirai ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak üreticinin ulaşamayacağı seviyelere çıktı. Tohum, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri de sürekli yükseldi. Üretimin her aşaması zamlandı ama çiftçinin kazancı aynı oranda artmadı” diye konuştu. “KANUNU BİLE UYGULAMIYORLAR” Tarım Kanunu’nun açık hükmüne rağmen çiftçiye verilmesi gereken desteğin yıllardır eksik ödendiğini vurgulayan Başevirgen, “Tarım Kanunu, çiftçiye verilecek desteğin milli gelirin en az yüzde 1’i olmasını emrediyor. Ancak iktidar yıllardır kendi çıkardığı kanuna dahi uymuyor. Çiftçiden desteği esirgeyenler, ithalata milyarlarca doları gözlerini kırpmadan harcıyor. Yerli üretici kaderine terk edilirken yabancı üretici destekleniyor” ifadelerini kullandı. Üreticinin artık borçla üretim yapmaya çalıştığını söyleyen Başevirgen, “Çiftçi bankalara, kooperatiflere ve tarım kredi kuruluşlarına borçlanarak ayakta durmaya çalışıyor. Hasat sonunda ise çoğu zaman borcunu bile kapatamıyor. Bu düzenin kazananı çiftçi değil; ithalat lobileri ve aracılar oluyor. Kaybeden ise hem üretici hem de pazarda yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalan milyonlarca vatandaşımızdır” dedi. “ÜRETİMİ BİTİREN HER KARAR, SOFRADAKİ EKMEĞİ KÜÇÜLTÜR” Başevirgen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir. Üreticiyi üretimden vazgeçirirseniz, gıda enflasyonunu da önleyemezsiniz. Mazot desteği gerçek maliyetleri karşılamalı, gübre ve zirai ilaç destekleri artırılmalı, Tarım Kanunu eksiksiz uygulanmalıdır. Üretimi bitiren her karar, sofradaki ekmeği küçültür. Sarayın israfına kaynak bulanlar, bu ülkenin alın teriyle üreten çiftçisine kaynak bulmak zorundadır. Çiftçi ayakta kalırsa Türkiye ayakta kalır; çiftçi çökerse kaybeden 86 milyon olur.”

CHP’li Başevirgen: ''Üretici Borç Batağında, Traktörü Hacizli, Tarlası İpotekli'' Haber

CHP’li Başevirgen: ''Üretici Borç Batağında, Traktörü Hacizli, Tarlası İpotekli''

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarımsal üretim ve gıda arzına yönelik iddialarını TÜİK’in resmi verileriyle eleştirdi. Başevirgen, "Enflasyon yıllık yüzde 32,37 seviyesindeyken, mutfaktaki yangının çok daha şiddetli yaşanıyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK yıllık tarımsal girdi maliyeti artışını yüzde 31,55 olarak açıklasa da sahadaki gerçek maliyet artışı yüzde 50-60 bandındadır. Çiftçi, mazotu ve gübreyi TÜİK'in hesapladığı fiyattan değil, bayinin etiketinden alıyor. Üretici borç batağında, traktörü hacizli, tarlası ipotekli. Saray’ın penceresinden bakınca sorun görünmüyor olabilir ama sokağın ve tarlanın gerçeği tam bir yangın yeri. Erdoğan’ın 'sorun yok' dediği tablo, çiftçinin iflas, halkın açlık tablosudur " dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, TÜİK’in Nisan 2026 enflasyon verilerini ve sahada bizzat gözlemlediği üretim krizini değerlendirdi. “RAFLAR DOLU OLABİLİR AMA O RAFLAR HALK İÇİN ARTIK SADECE BİRER VİTRİNDEN İBARET” TÜİK’in Nisan 2026 raporuna göre genel enflasyon yıllık yüzde 32,37 seviyesindeyken, mutfaktaki yangının çok daha şiddetli yaşandığını belirten Başevirgen, “Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK’in bu makyajlı verileri bile gıdadaki durdurulamaz artışı gizleyemiyor. Nisan ayında aylık bazda gıda fiyatları yüzde 3,70 artmış durumda. Bu, vatandaşın her ay tenceresinden bir kaşık daha eksilmesi demektir. Erdoğan 'arzda sorun yok' diyor; raflar dolu olabilir ama o raflar halk için artık sadece birer vitrinden ibaret” dedi. “ÇİFTÇİ, MAZOTU VE GÜBREYİ TÜİK'İN HESAPLADIĞI FİYATTAN DEĞİL, BAYİNİN ETİKETİNDEN ALIYOR” Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikede olduğunu ifade eden Başevirgen, Tarım-GFE (Girdi Fiyat Endeksi) verilerine de dikkat çekti. Başevirgen, “Mart ve Nisan verilerine göre girdi maliyetleri veterinerlik harcamalarında yüzde 41,37, yem fiyatlarında yüzde 37,70 ve gübre maliyetlerinde ise yüzde 36,89 oranında arttı” diye konuştu. Reel artışın daha da yüksek olduğunu sözlerine ekleyen Başevirgen, "TÜİK yıllık tarımsal girdi maliyeti artışını yüzde 31,55 olarak açıklasa da sahadaki gerçek maliyet artışı yüzde 50-60 bandındadır. Çiftçi, mazotu ve gübreyi TÜİK'in hesapladığı fiyattan değil, bayinin etiketinden alıyor. Üretici borç batağında, traktörü hacizli, tarlası ipotekli” açıklamasını yaptı. “GIDA GÜVENLİĞİ MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Bitkisel üretimdeki tehlikeli düşüş öngörülerine de vurgu yapan Başevirgen, tehlikenin kapıda olduğu uyarısında bulunarak, “Tahıl, sebze ve meyvede ciddi oranlarda daralma öngörülüyor. Kendi çiftçisini desteklemeyen iktidar, çözümü yabancı çiftçiyi zengin eden ithalatta arıyor. Saray’ın penceresinden bakınca sorun görünmüyor olabilir ama sokağın ve tarlanın gerçeği tam bir yangın yeri. Gıda güvenliği milli güvenlik meselesidir. Üretimden kopan her bir çiftçimiz, vatandaşın gelecekte daha pahalı ekmek, daha pahalı et yemesi demektir” dedi. “ÇÖZÜM İTHALATTA DEĞİL DESTEKLERİN TAM VERİLMESİNDE VE PLANLI ÜRETİMDEDİR” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını da eleştiren Başevirgen, son olarak şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘gıda arzında sorun yok’ açıklaması, sadece kendi konfor alanını yansıtmaktadır. Biz Manisa’nın üzüm bağlarında, Ege’nin tarlalarında, Gediz Ovası’nda çiftçinin, besicinin, üreticilerin, pazarda emeklinin, fabrikada işçinin, okulda öğrencinin sorunlarını bizzat görüyoruz. Gübre dökemediği için rekoltesi düşen çiftçinin, eti gramla alan emeklinin, çocuğunun beslenme çantasına meyve koyamayan annenin dünyasında çok büyük bir sorun var. Çözüm ithalatta değil; Tarım Kanunu’nun emrettiği desteklerin tam verilmesinde ve planlı üretimdedir. Pembe tablolar değil, gerçek icraat bekliyoruz. Siz yapmasanız ilk seçimlerde iktidar olarak biz tüm emekçilere hakkını vereceğiz, üretimde dışa bağımlılığı sonlandıracağız.”

Çiftçi Girdi Maliyetleri Altında Eziliyor, Gıda Güvenliği Tehlikede! Haber

Çiftçi Girdi Maliyetleri Altında Eziliyor, Gıda Güvenliği Tehlikede!

CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, TÜİK verilerine göre %32’ye ulaşan tarımsal girdi maliyetlerindeki artışın reel piyasada %60’ları bulduğunu belirterek; “İktidar çiftçiyi bu bataktan çıkarmak zorundadır; aksi takdirde gıda krizi kaçınılmazdır” uyarısında bulundu. ​TÜİK Verileri Gerçeğin Sadece Bir Kısmını Yansıtıyor ​TÜİK’in son yayınladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi raporunu değerlendiren Bekir Başevirgen, Şubat ayında yıllık artışın %31,55 olarak açıklandığını ancak bu rakamların sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini ifade etti. Başevirgen, “TÜİK’e göre yıllık %31,55 olan maliyet artışı, çiftçimizin tarlasında ve ahırında reelde en az %50-60 seviyesindedir. İktidar, bu devasa yük altında üretim yapmaya çalışan çiftçimizi görmezden gelmektedir,” dedi. ​Veterinerlik, Yem ve Gübrede Fahiş Artış ​Üreticinin en temel ihtiyaç kalemlerindeki artış oranlarını tek tek sıralayan Başevirgen, tarımın sürdürülebilirliğini tehdit eden tabloyu şu verilerle ortaya koydu: ​Veterinerlik Harcamaları: %41,37 artış ​Yem Fiyatları: %37,70 artış ​Gübre Maliyetleri: %36,89 artış ​Tohum Fiyatları: %34,58 artış ​Başevirgen, “Üreticimizin besicilik yapması ya da mahsul alması için kullanması gereken tüm kalemlerdeki bu artış, artık göz ardı edilemez bir boyuta ulaşmıştır,” ifadelerini kullandı. ​Mazot Fiyatlarındaki Savaş Etkisi Henüz İstatistiklere Yansımadı ​Jeopolitik gerilimlerin (ABD-İsrail-İran) enerji maliyetlerine olan etkisinin henüz TÜİK raporlarına dahil edilmediğini hatırlatan Başevirgen, “Mazottaki son fiyat artışlarının yansımasıyla birlikte çok daha korkunç bir tabloyla karşı karşıya kalacağız. Mazot artışı, iğneden ipliğe her girdiyi tetikleyecek,” dedi. ​“Çiftçinin Borç Yükü 1 Trilyon 400 Milyar Liraya Ulaştı” ​Çiftçinin bir borç sarmalına girdiğini ve hasat sonrası bile borçlarını kapatamadığını vurgulayan Başevirgen, tarımdan kopuşun nedenlerini şöyle açıkladı: ​“Çiftçilerimizin banka ve finans kuruluşlarına olan borcu 1 trilyon 400 milyar lirayı buldu. Girdi maliyetini karşılamak için kredi çeken üretici, ürünü satınca borcunu ödeyemiyor ve tekrar borçlanıyor. Bu kısır döngü gençleri tarımdan uzaklaştırıyor, kırsal boşalıyor.” ​Gıda Güvenliği Bir Milli Güvenlik Meselesidir ​Gıdanın tüm ülkeler için artık bir milli güvenlik meselesi olduğunu hatırlatan Bekir Başevirgen, iktidara şu sözlerle çağrıda bulundu: “Türkiye’de çiftçi üretiyor ama kazanamıyor. İktidar gıda güvenliğimizi sağlamak, çiftçiyi üretime teşvik etmek ve gerekli destekleri derhal sağlamak zorundadır. Aksi takdirde, bugün ete hasret kalan vatandaşımız, yarın taneyle aldığı sebze ve meyveye de ulaşamayacak.”

Başevirgen'den Korkutan Uyarı: "Mazot 100 Lira Oldu, Raflar Boşalacak!" Haber

Başevirgen'den Korkutan Uyarı: "Mazot 100 Lira Oldu, Raflar Boşalacak!"

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, akaryakıt fiyatlarındaki önlenemeyen artışa sert tepki gösterdi. İran-ABD-İsrail geriliminin petrol fiyatlarını tetiklediğini belirten Başevirgen, "Mazot 100 liraya dayandı; iktidar vergi yükünü azaltmazsa raflar boş kalacak" uyarısında bulundu. ​Akaryakıt Zamları Zincirleme Krize Yol Açtı ​CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Türkiye'de akaryakıt fiyatlarına gelen üst üste zamların ekonominin tüm çarklarını durma noktasına getirdiğini ifade etti. Küresel petrol piyasasındaki dalgalanmaların doğrudan vatandaşa yansıtılmasını eleştiren Başevirgen, özellikle çiftçi ve nakliyecilerin "kontak kapatma" aşamasına geldiğini vurguladı. ​"Savaşın Bedelini Vatandaş ve Üretici Ödüyor" ​İran-ABD-İsrail arasındaki gerilimin küresel piyasalarda petrolü yükselttiğini hatırlatan Başevirgen, Türkiye’deki tablonun vergi yükü nedeniyle daha ağır olduğunu söyledi. Başevirgen, "Mazot 100 liraya dayandı, iktidar üzerine düşeni yapmıyor. Çiftçi borçla üretiyor, nakliyeci zararına çalışıyor" dedi. ​Gıda Enflasyonu Kapıda: "Çiftçi Üretmekten Vazgeçiyor" ​Üretim maliyetlerindeki artışın doğrudan mutfaktaki yangını büyüteceğine dikkat çeken Başevirgen, tarım sektöründeki tehlikeyi şu sözlerle özetledi: ​Tarlalar Boş Kalabilir: Mazot, gübre ve tohum maliyetlerini karşılayamayan çiftçi tarlasını ekemiyor. ​Boş Raflar Riski: Üretici üretimden elini çekerse, piyasada ürün bulunamayacak ve gıda fiyatları kontrol edilemez hale gelecek. ​Lojistik Krizi: Akaryakıt zamları nedeniyle nakliyeciler maliyetin altında çalışıyor, bu da tedarik zincirini riske atıyor. ​"İktidar krizin faturasını her zaman olduğu gibi doğrudan vatandaşa kesiyor. Akaryakıt üzerindeki yüksek vergi yükünden vazgeçilmemesi enflasyonla mücadeleyi imkansız kılıyor." ​CHP’den Acil Çözüm Çağrısı: "KDV %1’e Düşürülmeli" ​Bekir Başevirgen, ekonomideki bu yıkımı durdurmak için iktidara somut çözüm önerileri sundu. Başevirgen’in acil koduyla paylaştığı talepler şunlar: ​Vergi İndirimi: Akaryakıttaki %20’lik KDV oranı %1’e düşürülmeli. ​Borç Yapılandırması: Çiftçilerin kredi borç faizleri tamamen silinmeli, anapara uzun vadeli yapılandırılmalı. ​Hacizler Durdurulmalı: Borcunu ödeyemeyen çiftçilere uygulanan haciz işlemleri derhal askıya alınmalı. ​Eşel Mobil Sistemi: Akaryakıtta fiyat artışlarını dizginleyen eşel mobil sistemi yeniden ve etkin şekilde uygulanmalı. ​"İktidar Ayrıcalıklı Kesimi Koruyor" ​Hükümetin vatandaş yerine belirli bir kesimi koruduğunu iddia eden Başevirgen, "Vergi indirimi gibi adımları gündeme dahi almayan iktidar; vatandaşı değil, vergilerini sildiği, ihaleler verdiği ayrıcalıklı çevreleri korumaya devam ediyor" ifadelerini kullanarak açıklamasını sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.