Hava Durumu

#Bekir Başevirgen

Kırsal Haber - Bekir Başevirgen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bekir Başevirgen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Patates ve Soğan da Lüks Oldu: "Vatandaş Artık Açlığını Planlamak Zorunda Kalıyor" Haber

Patates ve Soğan da Lüks Oldu: "Vatandaş Artık Açlığını Planlamak Zorunda Kalıyor"

YENİ Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, son dönemde patates ve soğan fiyatlarında yaşanan fahiş artışlara tepki gösterdi. İktidarın yanlış tarım politikalarının mutfaktaki yangını büyüttüğünü belirten Başevirgen, "Bir zamanlar dar gelirlinin son sığınağı olan patates ve soğan bile artık vatandaşın sofrasından uzaklaşıyor. İktidar, 'Hiç olmazsa patates yeriz, soğan yer ayakta kalırız' diyen vatandaşın elinden onları da aldı" dedi. ​Bir Ayda %32,5 Artış: "Makas Açılıyor" ​Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) haziran ayı verilerine dikkat çeken Başevirgen, üretici ile market arasındaki fiyat makasının hızla açıldığına vurgu yaptı: ​Kuru Soğan: Marketteki fiyatı sadece bir ayda %32,5 oranında arttı. ​Patates: Patatesin fiyatı bir aylık süreçte %24,7 oranında yükseldi. ​Kırmızı et, tavuk ve balığı çoktan sofrasından çıkaran dar gelirlinin artık en temel gıda maddelerine bile erişemez duruma geldiğini ifade eden Başevirgen, "Bugün geldiğimiz noktada patates de soğan da dar gelirli için lüks haline getirildi" diye konuştu. ​"Çiftçi Üretmiyor, Vatandaş Açlığını Planlıyor" ​Yaşanan tablonun tesadüf olmadığını, yanlış tarım politikalarının doğrudan bir sonucu olduğunu savunan Başevirgen, mazot, gübre, ilaç ve elektrik maliyetlerinin üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini belirtti. ​İktidarın enflasyonla mücadele söylemlerinin mutfaktaki gerçeklikle uyuşmadığını vurgulayan Milletvekili Başevirgen, sözlerini şöyle tamamladı: ​"Saraydan bakınca enflasyon düşüyor olabilir ama pazara çıkan vatandaş için gerçek enflasyon etiketlerde yazıyor. İnsanlar artık çocuklarına et almayı hayal bile edemiyor. Şimdi patatesi, soğanı da hesaplayarak alıyor. Bir ülkeyi öyle bir hale getirdiler ki vatandaş açlığını bile planlamak zorunda kalıyor."

CHP'li Başevirgen: "Mazot On Kat Arttı, Destek Yerinde Saydı" Haber

CHP'li Başevirgen: "Mazot On Kat Arttı, Destek Yerinde Saydı"

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, artan mazot fiyatları karşısında çaresiz kalan çiftçilere dikkat çekti. Başevirgen, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında yaklaşık 6,5 lira olan motorinin litre fiyatı bugün 71 liraya dayandı. Sekiz yılda mazot 10 kattan fazla zamlandı. Mazot 10 kat arttı, destek yerinde saydı; çiftçi üretemez hale getirildi. Çiftçi artık traktörünü çalıştırmadan önce cebindeki parayı hesaplıyor” dedi. Mazottaki artışın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Başevirgen, “Gübre fiyatları 6 ila 10 kat arttı. Zirai ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak üreticinin ulaşamayacağı seviyelere çıktı. Tohum, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri de sürekli yükseldi. Üretimin her aşaması zamlandı ama çiftçinin kazancı aynı oranda artmadı. Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir. Üreticiyi üretimden vazgeçirirseniz, gıda enflasyonunu da önleyemezsiniz. Mazot desteği gerçek maliyetleri karşılamalı, gübre ve zirai ilaç destekleri artırılmalı, Tarım Kanunu eksiksiz uygulanmalıdır. Sarayın israfına kaynak bulanlar, bu ülkenin alın teriyle üreten çiftçisine kaynak bulmak zorundadır” dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılından bu yana tarımsal üretim maliyetlerinde yaşanan büyük artışın çiftçiyi üretimden kopma noktasına getirdiğini belirterek, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi. “ÇİFTÇİ ARTIK TRAKTÖRÜNÜ ÇALIŞTIRMADAN ÖNCE CEBİNDEKİ PARAYI HESAPLIYOR” Başevirgen, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında yaklaşık 6,5 lira olan motorinin litre fiyatı bugün 71 liraya dayandı. Sekiz yılda mazot yaklaşık 10 kattan fazla zamlandı. Mazot 10 kat arttı, destek yerinde saydı; çiftçi üretemez hale getirildi. Çiftçi artık traktörünü çalıştırmadan önce cebindeki parayı hesaplıyor” dedi. Mazottaki artışın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Başevirgen, “Gübre fiyatları 6 ila 10 kat arttı. Zirai ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak üreticinin ulaşamayacağı seviyelere çıktı. Tohum, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri de sürekli yükseldi. Üretimin her aşaması zamlandı ama çiftçinin kazancı aynı oranda artmadı” diye konuştu. “KANUNU BİLE UYGULAMIYORLAR” Tarım Kanunu’nun açık hükmüne rağmen çiftçiye verilmesi gereken desteğin yıllardır eksik ödendiğini vurgulayan Başevirgen, “Tarım Kanunu, çiftçiye verilecek desteğin milli gelirin en az yüzde 1’i olmasını emrediyor. Ancak iktidar yıllardır kendi çıkardığı kanuna dahi uymuyor. Çiftçiden desteği esirgeyenler, ithalata milyarlarca doları gözlerini kırpmadan harcıyor. Yerli üretici kaderine terk edilirken yabancı üretici destekleniyor” ifadelerini kullandı. Üreticinin artık borçla üretim yapmaya çalıştığını söyleyen Başevirgen, “Çiftçi bankalara, kooperatiflere ve tarım kredi kuruluşlarına borçlanarak ayakta durmaya çalışıyor. Hasat sonunda ise çoğu zaman borcunu bile kapatamıyor. Bu düzenin kazananı çiftçi değil; ithalat lobileri ve aracılar oluyor. Kaybeden ise hem üretici hem de pazarda yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalan milyonlarca vatandaşımızdır” dedi. “ÜRETİMİ BİTİREN HER KARAR, SOFRADAKİ EKMEĞİ KÜÇÜLTÜR” Başevirgen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir. Üreticiyi üretimden vazgeçirirseniz, gıda enflasyonunu da önleyemezsiniz. Mazot desteği gerçek maliyetleri karşılamalı, gübre ve zirai ilaç destekleri artırılmalı, Tarım Kanunu eksiksiz uygulanmalıdır. Üretimi bitiren her karar, sofradaki ekmeği küçültür. Sarayın israfına kaynak bulanlar, bu ülkenin alın teriyle üreten çiftçisine kaynak bulmak zorundadır. Çiftçi ayakta kalırsa Türkiye ayakta kalır; çiftçi çökerse kaybeden 86 milyon olur.”

CHP’li Başevirgen: ''Üretici Borç Batağında, Traktörü Hacizli, Tarlası İpotekli'' Haber

CHP’li Başevirgen: ''Üretici Borç Batağında, Traktörü Hacizli, Tarlası İpotekli''

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarımsal üretim ve gıda arzına yönelik iddialarını TÜİK’in resmi verileriyle eleştirdi. Başevirgen, "Enflasyon yıllık yüzde 32,37 seviyesindeyken, mutfaktaki yangının çok daha şiddetli yaşanıyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK yıllık tarımsal girdi maliyeti artışını yüzde 31,55 olarak açıklasa da sahadaki gerçek maliyet artışı yüzde 50-60 bandındadır. Çiftçi, mazotu ve gübreyi TÜİK'in hesapladığı fiyattan değil, bayinin etiketinden alıyor. Üretici borç batağında, traktörü hacizli, tarlası ipotekli. Saray’ın penceresinden bakınca sorun görünmüyor olabilir ama sokağın ve tarlanın gerçeği tam bir yangın yeri. Erdoğan’ın 'sorun yok' dediği tablo, çiftçinin iflas, halkın açlık tablosudur " dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, TÜİK’in Nisan 2026 enflasyon verilerini ve sahada bizzat gözlemlediği üretim krizini değerlendirdi. “RAFLAR DOLU OLABİLİR AMA O RAFLAR HALK İÇİN ARTIK SADECE BİRER VİTRİNDEN İBARET” TÜİK’in Nisan 2026 raporuna göre genel enflasyon yıllık yüzde 32,37 seviyesindeyken, mutfaktaki yangının çok daha şiddetli yaşandığını belirten Başevirgen, “Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK’in bu makyajlı verileri bile gıdadaki durdurulamaz artışı gizleyemiyor. Nisan ayında aylık bazda gıda fiyatları yüzde 3,70 artmış durumda. Bu, vatandaşın her ay tenceresinden bir kaşık daha eksilmesi demektir. Erdoğan 'arzda sorun yok' diyor; raflar dolu olabilir ama o raflar halk için artık sadece birer vitrinden ibaret” dedi. “ÇİFTÇİ, MAZOTU VE GÜBREYİ TÜİK'İN HESAPLADIĞI FİYATTAN DEĞİL, BAYİNİN ETİKETİNDEN ALIYOR” Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikede olduğunu ifade eden Başevirgen, Tarım-GFE (Girdi Fiyat Endeksi) verilerine de dikkat çekti. Başevirgen, “Mart ve Nisan verilerine göre girdi maliyetleri veterinerlik harcamalarında yüzde 41,37, yem fiyatlarında yüzde 37,70 ve gübre maliyetlerinde ise yüzde 36,89 oranında arttı” diye konuştu. Reel artışın daha da yüksek olduğunu sözlerine ekleyen Başevirgen, "TÜİK yıllık tarımsal girdi maliyeti artışını yüzde 31,55 olarak açıklasa da sahadaki gerçek maliyet artışı yüzde 50-60 bandındadır. Çiftçi, mazotu ve gübreyi TÜİK'in hesapladığı fiyattan değil, bayinin etiketinden alıyor. Üretici borç batağında, traktörü hacizli, tarlası ipotekli” açıklamasını yaptı. “GIDA GÜVENLİĞİ MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Bitkisel üretimdeki tehlikeli düşüş öngörülerine de vurgu yapan Başevirgen, tehlikenin kapıda olduğu uyarısında bulunarak, “Tahıl, sebze ve meyvede ciddi oranlarda daralma öngörülüyor. Kendi çiftçisini desteklemeyen iktidar, çözümü yabancı çiftçiyi zengin eden ithalatta arıyor. Saray’ın penceresinden bakınca sorun görünmüyor olabilir ama sokağın ve tarlanın gerçeği tam bir yangın yeri. Gıda güvenliği milli güvenlik meselesidir. Üretimden kopan her bir çiftçimiz, vatandaşın gelecekte daha pahalı ekmek, daha pahalı et yemesi demektir” dedi. “ÇÖZÜM İTHALATTA DEĞİL DESTEKLERİN TAM VERİLMESİNDE VE PLANLI ÜRETİMDEDİR” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını da eleştiren Başevirgen, son olarak şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘gıda arzında sorun yok’ açıklaması, sadece kendi konfor alanını yansıtmaktadır. Biz Manisa’nın üzüm bağlarında, Ege’nin tarlalarında, Gediz Ovası’nda çiftçinin, besicinin, üreticilerin, pazarda emeklinin, fabrikada işçinin, okulda öğrencinin sorunlarını bizzat görüyoruz. Gübre dökemediği için rekoltesi düşen çiftçinin, eti gramla alan emeklinin, çocuğunun beslenme çantasına meyve koyamayan annenin dünyasında çok büyük bir sorun var. Çözüm ithalatta değil; Tarım Kanunu’nun emrettiği desteklerin tam verilmesinde ve planlı üretimdedir. Pembe tablolar değil, gerçek icraat bekliyoruz. Siz yapmasanız ilk seçimlerde iktidar olarak biz tüm emekçilere hakkını vereceğiz, üretimde dışa bağımlılığı sonlandıracağız.”

Çiftçi Girdi Maliyetleri Altında Eziliyor, Gıda Güvenliği Tehlikede! Haber

Çiftçi Girdi Maliyetleri Altında Eziliyor, Gıda Güvenliği Tehlikede!

CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, TÜİK verilerine göre %32’ye ulaşan tarımsal girdi maliyetlerindeki artışın reel piyasada %60’ları bulduğunu belirterek; “İktidar çiftçiyi bu bataktan çıkarmak zorundadır; aksi takdirde gıda krizi kaçınılmazdır” uyarısında bulundu. ​TÜİK Verileri Gerçeğin Sadece Bir Kısmını Yansıtıyor ​TÜİK’in son yayınladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi raporunu değerlendiren Bekir Başevirgen, Şubat ayında yıllık artışın %31,55 olarak açıklandığını ancak bu rakamların sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini ifade etti. Başevirgen, “TÜİK’e göre yıllık %31,55 olan maliyet artışı, çiftçimizin tarlasında ve ahırında reelde en az %50-60 seviyesindedir. İktidar, bu devasa yük altında üretim yapmaya çalışan çiftçimizi görmezden gelmektedir,” dedi. ​Veterinerlik, Yem ve Gübrede Fahiş Artış ​Üreticinin en temel ihtiyaç kalemlerindeki artış oranlarını tek tek sıralayan Başevirgen, tarımın sürdürülebilirliğini tehdit eden tabloyu şu verilerle ortaya koydu: ​Veterinerlik Harcamaları: %41,37 artış ​Yem Fiyatları: %37,70 artış ​Gübre Maliyetleri: %36,89 artış ​Tohum Fiyatları: %34,58 artış ​Başevirgen, “Üreticimizin besicilik yapması ya da mahsul alması için kullanması gereken tüm kalemlerdeki bu artış, artık göz ardı edilemez bir boyuta ulaşmıştır,” ifadelerini kullandı. ​Mazot Fiyatlarındaki Savaş Etkisi Henüz İstatistiklere Yansımadı ​Jeopolitik gerilimlerin (ABD-İsrail-İran) enerji maliyetlerine olan etkisinin henüz TÜİK raporlarına dahil edilmediğini hatırlatan Başevirgen, “Mazottaki son fiyat artışlarının yansımasıyla birlikte çok daha korkunç bir tabloyla karşı karşıya kalacağız. Mazot artışı, iğneden ipliğe her girdiyi tetikleyecek,” dedi. ​“Çiftçinin Borç Yükü 1 Trilyon 400 Milyar Liraya Ulaştı” ​Çiftçinin bir borç sarmalına girdiğini ve hasat sonrası bile borçlarını kapatamadığını vurgulayan Başevirgen, tarımdan kopuşun nedenlerini şöyle açıkladı: ​“Çiftçilerimizin banka ve finans kuruluşlarına olan borcu 1 trilyon 400 milyar lirayı buldu. Girdi maliyetini karşılamak için kredi çeken üretici, ürünü satınca borcunu ödeyemiyor ve tekrar borçlanıyor. Bu kısır döngü gençleri tarımdan uzaklaştırıyor, kırsal boşalıyor.” ​Gıda Güvenliği Bir Milli Güvenlik Meselesidir ​Gıdanın tüm ülkeler için artık bir milli güvenlik meselesi olduğunu hatırlatan Bekir Başevirgen, iktidara şu sözlerle çağrıda bulundu: “Türkiye’de çiftçi üretiyor ama kazanamıyor. İktidar gıda güvenliğimizi sağlamak, çiftçiyi üretime teşvik etmek ve gerekli destekleri derhal sağlamak zorundadır. Aksi takdirde, bugün ete hasret kalan vatandaşımız, yarın taneyle aldığı sebze ve meyveye de ulaşamayacak.”

Başevirgen'den Korkutan Uyarı: "Mazot 100 Lira Oldu, Raflar Boşalacak!" Haber

Başevirgen'den Korkutan Uyarı: "Mazot 100 Lira Oldu, Raflar Boşalacak!"

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, akaryakıt fiyatlarındaki önlenemeyen artışa sert tepki gösterdi. İran-ABD-İsrail geriliminin petrol fiyatlarını tetiklediğini belirten Başevirgen, "Mazot 100 liraya dayandı; iktidar vergi yükünü azaltmazsa raflar boş kalacak" uyarısında bulundu. ​Akaryakıt Zamları Zincirleme Krize Yol Açtı ​CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Türkiye'de akaryakıt fiyatlarına gelen üst üste zamların ekonominin tüm çarklarını durma noktasına getirdiğini ifade etti. Küresel petrol piyasasındaki dalgalanmaların doğrudan vatandaşa yansıtılmasını eleştiren Başevirgen, özellikle çiftçi ve nakliyecilerin "kontak kapatma" aşamasına geldiğini vurguladı. ​"Savaşın Bedelini Vatandaş ve Üretici Ödüyor" ​İran-ABD-İsrail arasındaki gerilimin küresel piyasalarda petrolü yükselttiğini hatırlatan Başevirgen, Türkiye’deki tablonun vergi yükü nedeniyle daha ağır olduğunu söyledi. Başevirgen, "Mazot 100 liraya dayandı, iktidar üzerine düşeni yapmıyor. Çiftçi borçla üretiyor, nakliyeci zararına çalışıyor" dedi. ​Gıda Enflasyonu Kapıda: "Çiftçi Üretmekten Vazgeçiyor" ​Üretim maliyetlerindeki artışın doğrudan mutfaktaki yangını büyüteceğine dikkat çeken Başevirgen, tarım sektöründeki tehlikeyi şu sözlerle özetledi: ​Tarlalar Boş Kalabilir: Mazot, gübre ve tohum maliyetlerini karşılayamayan çiftçi tarlasını ekemiyor. ​Boş Raflar Riski: Üretici üretimden elini çekerse, piyasada ürün bulunamayacak ve gıda fiyatları kontrol edilemez hale gelecek. ​Lojistik Krizi: Akaryakıt zamları nedeniyle nakliyeciler maliyetin altında çalışıyor, bu da tedarik zincirini riske atıyor. ​"İktidar krizin faturasını her zaman olduğu gibi doğrudan vatandaşa kesiyor. Akaryakıt üzerindeki yüksek vergi yükünden vazgeçilmemesi enflasyonla mücadeleyi imkansız kılıyor." ​CHP’den Acil Çözüm Çağrısı: "KDV %1’e Düşürülmeli" ​Bekir Başevirgen, ekonomideki bu yıkımı durdurmak için iktidara somut çözüm önerileri sundu. Başevirgen’in acil koduyla paylaştığı talepler şunlar: ​Vergi İndirimi: Akaryakıttaki %20’lik KDV oranı %1’e düşürülmeli. ​Borç Yapılandırması: Çiftçilerin kredi borç faizleri tamamen silinmeli, anapara uzun vadeli yapılandırılmalı. ​Hacizler Durdurulmalı: Borcunu ödeyemeyen çiftçilere uygulanan haciz işlemleri derhal askıya alınmalı. ​Eşel Mobil Sistemi: Akaryakıtta fiyat artışlarını dizginleyen eşel mobil sistemi yeniden ve etkin şekilde uygulanmalı. ​"İktidar Ayrıcalıklı Kesimi Koruyor" ​Hükümetin vatandaş yerine belirli bir kesimi koruduğunu iddia eden Başevirgen, "Vergi indirimi gibi adımları gündeme dahi almayan iktidar; vatandaşı değil, vergilerini sildiği, ihaleler verdiği ayrıcalıklı çevreleri korumaya devam ediyor" ifadelerini kullanarak açıklamasını sonlandırdı.

Marmara Gölü’nde 6 Yıl Sonra Sular Yeniden Yükseliyor Haber

Marmara Gölü’nde 6 Yıl Sonra Sular Yeniden Yükseliyor

Manisa’da yaklaşık 6 yıldır tamamen kuruyan ve ekosistemi çöken Marmara Gölü, son yağışlarla birlikte yeniden su tutmaya başladı. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen ve yerel temsilciler bölgede incelemelerde bulunarak, "Göl yaşasın, başka derdimiz yok" çağrısı yaptı. ​Manisa’nın Salihli, Saruhanlı ve Gölmarmara ilçeleri sınırlarında yer alan, "Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan" tescilli Marmara Gölü’nde yıllar süren sessizlik yerini umuda bıraktı. Kuş cenneti olarak bilinen ancak kuraklık nedeniyle 400’e yakın kuş türünün terk ettiği, balıkçılığın bittiği gölde su seviyesinin yükselmeye başlaması bölge halkını heyecanlandırdı. ​"Marmara Gölü Siyaset Üstü Bir Konudur" ​Göl çevresinde incelemelerde bulunan CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, gölün kurtarılmasının hayati bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Başevirgen, "Bu göl tekrar yaşasın başka bir derdimiz yok. İktidar ya da muhalefet fark etmez, esas mesele bu ekosistemi geri kazanmaktır" diyerek yetkililere seslendi. ​Tarım Arazileri ve Menemen Ovası İçin Kritik Önem ​Gölmarmara Ziraat Odası Başkanı Erdal Ziyan, gölün su tutmasının sadece bir doğa olayı değil, bölgesel bir ekonomi meselesi olduğunu belirtti. Ziyan, şu noktalara dikkat çekti: ​Tarımsal Değer: Göl ne kadar su tutarsa, çevresindeki araziler o kadar değer kazanıyor. Kuruyan göl çevresinde toprak çoraklaşıyor. ​Geniş Sulama Ağı: Marmara Gölü, sulama kanallarıyla İzmir Menemen Ovası’na kadar su temini sağlıyor. ​Proje Beklentisi: Bozdoğan kar suyunun göle aktarılması için hazırlanan ve yıllık 25 milyon metreküp su sağlayacak projenin bütçe beklediğini ifade etti. ​"Burası Cennet Gibiydi, Şimdi Kuruduk" ​Gölün kurumasıyla birlikte geçim kaynaklarını kaybeden bölge kadınları, yaşanan dramı çarpıcı sözlerle özetledi. 25 yıl boyunca gölde balıkçılık yapan emekçiler, göl kuruduktan sonra yevmiyeli işlere gitmek zorunda kaldıklarını belirterek şunları söyledi: ​"Göl kurumadan önce hem suyumuz hem balığımız hem de mahsulümüz vardı. Göl kuruduğundan beri kapımın önündeki limon ağacından bile verim alamıyorum. Bağlarımızı don vuruyor; çünkü göl varken bölgeyi koruyordu. Burası eskiden cennet gibiydi." ​Ekosistem ve İklim Değişikliği ​Marmara Gölü'nün kuruması sadece balıkçılığı bitirmekle kalmadı, bölgedeki mikroklimal dengeyi de bozdu. Gölün yokluğuyla birlikte bölgede don olaylarının ve şiddetli kuraklığın arttığı gözlemlendi. Uzmanlar, Demirköprü ve Gördes Barajlarından yapılacak kontrollü su takviyeleriyle gölün eski canlılığına kavuşabileceğini belirtiyor.

Artık Su Bile Ucuz Değil! Haber

Artık Su Bile Ucuz Değil!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafını hesapladı. Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” dedi. Musluk suyuna güven sorunu yaşayan geniş kesimler için damacana su bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Her kalemde olduğu gibi enflasyon damacana suları da vurdu. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, 4 kişilik bir ailenin su giderinin maliyetini hesapladı. “DÖRT KİŞİLİK BİR AİLENİN AYLIK İÇME SUYU MASRAFI 3 BİN LİRAYI BULUYOR” Türkiye’de ortalama damacana su fiyatının 180 lirayı bulduğuna dikkat çeken Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor” dedi. “İÇME SUYU KRİZ HALİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA” Aylık su giderinin 3 bin lirayı bulmasının bir kriz başlığı haline geldiğini vurgulayan Başevirgen, “Gıda enflasyonu, kira artışları ve enerji faturaları zaten dar gelirlinin belini bükmüşken, asgari ücretle geçinen bir aile için yalnızca içme suyuna ayrılan 3 bin lira ayrı bir kriz başlığı haline gelmiş durumda. Temiz içme suyuna erişim, temel bir insan hakkıdır. Ancak bugün gelinen noktada su, fiilen yüksek maliyetli bir tüketim ürünü haline dönüştü. Türkiye’de ekonomik kriz artık saklanamaz noktada. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” diye konuştu. “BU TABLO, İKTİDARIN YILLARDIR ANLATTIĞI ‘GÜÇLÜ EKONOMİ’ MASALININ EN SOMUT ÇÖKÜŞÜDÜR” İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Başevirgen, “İktidar yıllardır ‘büyüme’ ve ‘istikrar’ söylemini tekrarlıyor. Fakat vatandaş için büyüyen tek şey faturalar. İstikrar kazanan ise zamların sürekliliği. Bir ülkede insanlar içtikleri suyu hesaplamak zorunda kalıyorsa, mesele yalnızca ekonomi değil; sosyal adalet sorunudur. Ve görünen o ki, bugün en temel ihtiyaç bile AKP’nin siyasi tercihlerden bağımsız değil. Su hayattır denir. Ama artık hayatın kendisi bu kadar pahalıyken, su da lüks haline gelmiş durumda. Bugün Türkiye’de insanlar tasarrufu tatilden, eğlenceden değil; sudan yapmayı düşünüyor. Ve bu tablo, iktidarın yıllardır anlattığı ‘güçlü ekonomi’ masalının en somut çöküşüdür” ifadelerini kullandı.

Kilo İle Peynir Dönemi Bitti! Haber

Kilo İle Peynir Dönemi Bitti!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, peynir üreticilerini ziyaret etti. Başevirgen’e dert yanan bir esnaf eskiden kiloyla sattıkları peynirleri artık 80 gramlık, 100 gramlık paketlere koyduklarını, vatandaşların gramla satılan peyniri bile almakta zorlandığını söyledi. Bir diğer esnaf ise, “Emekli zaten peynir alamıyor. Alabildikleri lor ve çökelek. Ben burada çalışıyorum ben bile alamıyorum” dedi. Kendi üretim yaptığı için ayakta kalabildiğini söyleyen bir başka esnafta kiloluk peynir paketlerinin gramlara düştüğünü ifade etti. Esnaf, “Peynirler eskiden büyük paketlerdeydi. Artık küçüle küçüle 360 grama kadar düştü. Böyle sıkıntılı bir dönem görmedik. Genelde ucuz olduğu için lor grubu satılıyor” diye konuştu. Başevirgen ise, “Kilo kilo alınan peynirden en son gelinen nokta 80 gram peynir. Ülkenin geldiği durum bu. İşçi, emekçi emekli bu durumda” sözleriyle durumu özetledi. CHP Manisa Milletvekili, TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da peynir üreticilerini ziyaret etti. Sofraların değişmez gıdalarından biri olan peynir artık lüks hale geldi. Artan maliyetlerle birlikte fiyatları ulaşılamaz noktaya gelen peyniri vatandaş alamamaktan, üretici de satamamaktan şikayetçi. “ŞU ANDA 300 GRAMLIK PEYNİR PAKETLERİNİN DAHA KÜÇÜĞÜ VAR MI DİYE SORUYORLAR” Şarküteri işleten bir esnaf eskiden kiloyla sattıkları peynirleri artık 80 gramlık, 100 gramlık paketlere koyduklarını, vatandaşların gramla satılan peyniri bile almakta zorlandığını söyledi. Bu yıl kadar kötü bir yıl görmediğini belirten esnaf, “Bu yıl berbat bir durumdayız. Evimiz kira, dükkan kira, iki tane evladım var. Geçim sıkıntısı gerçekten de çok zor. Önce gelip peyniri kilo kilo alıyorlardı. Şu anda 300 gramlık peynir paketlerinin daha küçüğü var mı diye soruyorlar. Vatandaşlar gelip peynirlerin fiyatına bakıyor kilosu 80 lira olan çökelek ve lor alıyor, peyniri alacak bütçesi yok. Masraflarımızı çıkaramıyoruz. Ailemizden destek alıyoruz. Desteksiz olmuyor. Borçlanıyoruz, kartlara yöneliyoruz. 2-3 tane kartım kapalı halde. Nereye kadar ailelerden destek isteyeceksin? Bu şartlarda esnafın ayakta durma şansı yok. Ramazan ayında indirime gidelim dedik olmazsa kepenk kapatacağız” dedi. Başevirgen ise, “Kilo kilo alınan peynirden en son gelinen nokta 80 gram peynir. Ülkenin geldiği durum bu. İşçi, emekçi emekli bu durumda” sözleriyle durumu özetledi. “EMEKLİ ZATEN PEYNİR ALAMIYOR ALABİLDİKLERİ LOR VE ÇÖKELEK” Bir diğer esnaf ise Başevirgen’e şu sözlerle dert yandı: “Emekli zaten peynir alamıyor. Alabildikleri lor ve çökelek. Ben burada çalışıyorum ben alamıyorum. Vatandaş içinde yağı olmayan, yağı alınmış kilosu 195 lira olan peyniri alabiliyor. Kilosu 400-500 lira olan peynire vatandaş yaklaşamıyor.” Kendi besi çiftliği olduğu için maliyetinin az olduğunu ve bir şekilde çarkı döndürebildiğini söyleyen bir diğer esnaf ise, “Eğer dışarıdan alırsan bu işin içinden çıkamazsın. Peynirler eskiden büyük paketlerdeydi. Artık küçüle küçüle 360 grama kadar düştü. Böyle sıkıntılı bir dönem görmedik. Genelde ucuz olduğu için lor grubu satılıyor” diye konuştu.

CHP'li Başevirgen'den Milli Parklar Kanunu Teklifine Sert Eleştiri Haber

CHP'li Başevirgen'den Milli Parklar Kanunu Teklifine Sert Eleştiri

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan Milli Parklar Kanun Teklifini eleştirdi. Doğa talanına ve ranta hizmet edecek bir teklifle karşı karşıya olunduğuna dikkat çeken Başevirgen, “Bu yıl tarım sektörü yüzde 13 ile en sert daralmasını yaşadı. Ülkede üretici kalmadı. Tarımda çalışan sayısı 7,5 milyondu, 4,5 milyona düştü. Genç çiftçi sayımız yüzde 15’e düştü, ortalama çiftçi yaşı ise 58’e yükseldi. 23 yılda yaklaşık 2,5 Kıbrıs Adası büyüklüğündeki tarım alanımız yok oldu. 2002 yılında mazot 1,62 liraydı bugün 60 liraya dayandı. Bunları konuşmalı, bunlara çözüm yolu aramalıydık. Ancak tüm bu sorunlar ortada dururken önümüze bir teklif getiriliyor ve iktidar yine birilerine rant kapılarını açıyor, sermayeyi koruyor ve doğa talanına izin veriyor” dedi. CHP Manisa Milletvekili, Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada görüşülmekte olan Milli Parklar Kanun Teklifini eleştirdi. “DOĞA TALANINA VE RANTA HİZMET EDECEK BİR TEKLİFLE KARŞI KARŞIYAYIZ” Doğa talanına ve ranta hizmet edecek bir teklifle karşı karşıya olunduğuna dikkat çeken Başevirgen, “Tarımın, çiftçinin, üreticilerin çözülmesi gereken çok daha acil can alıcı sorunları varken, böyle bir teklifin meclis gündemine getirilmesi hazindir. Çiftçilerin, üreticilerin, besicilerin sorunlarını konuşmalıydık. Ekilen ürünlerin tarlada kalmasını, tarlada ucuz, tezgahlardaki yüksek fiyat farklarını konuşmalıydık. Ama AKP’nin Milli Parkları talana açan teklifini konuşuyoruz. 1 trilyon lirayı aşan ve ödenemeyen çiftçi borçlarını, banka kredilerini konuşmalıydık ama doğal mirasımızı korumaktan ziyade, onu yönetilebilir bir ‘kaynak’ haline getirmeyi hedefleyen kanun teklifini görüşüyoruz” dedi. “ÇARŞI, PAZAR AKP SAYESİNDE YANGIN YERİ” İktidarın çiftçiye yeterli destek vermediğinin altını çizen Başevirgen, “İktidarın, Tarım Kanununa uymayarak çiftçimize vermesi gereken 770 milyar lira destek yerine, verdiği 168 milyar lirayı konuşmalıydık. Ama iktidar ne yaptı, her zaman olduğu gibi üretimin ve üreticinin yanında olmak yerine, yandaş sermayenin, talanın, yağmacıların yanında olmayı seçti. Anadolu’nun dört bir yanındaki üretici bitme noktasına geldi ve son çare olarak, ekipmanını, traktörünü, tarlasını satıyor. İktidar ise milli parklarımızı, önemli su kaynaklarımızı, hayvanların göç yollarını bir avuç imtiyaz sahibine peşkeş çekiyor. İktidarın ithalatçı, tarımı bitiren politikaları yüzünden emekli, asgari ücretli, dar gelirli vatandaşlarımız temel gıda ürünlerine bile ulaşamaz hale geldi. Mutfak boş, kiler boş, gıdaya ulaşmak mucize. Çarşı, pazar AKP sayesinde yangın yeri” diye konuştu. “İKTİDAR YİNE BİRİLERİNE RANT KAPILARINI AÇIYOR VE DOĞA TALANINA İZİN VERİYOR” AKP’nin 23 yıllık iktidarının sonunda, toplumun her kesiminden yükselen çığlığı duymadığını da belirten Başevirgen, “İktidarları artık hiçbir sorunu çözemez hale gelmişken, getirdikleri bu teklifle halkımızın çözüm bekleyen hangi sorunu çözülecek? İktidar, kimlere söz veriyor kimlere göz kırpıyor? Bu yıl tarım sektörü yüzde 13 ile en sert daralmasını yaşadı. Ülkede üretici kalmadı. Tarımda çalışan sayısı 7,5 milyondu, 4,5 milyona düştü. Genç çiftçi sayımız yüzde 15’e düştü, ortalama çiftçi yaşı ise 58’e yükseldi. 23 yılda yaklaşık 2,5 Kıbrıs Adası büyüklüğündeki tarım alanımız yok oldu. 2002 yılında mazot 1,62 liraydı bugün 60 liraya dayandı. Bunları konuşmalı, bunlara çözüm yolu aramalıydık. Ancak tüm bu sorunlar ortada dururken önümüze bir teklif getiriliyor ve iktidar yine birilerine rant kapılarını açıyor, sermayeyi koruyor ve doğa talanına izin veriyor” ifadelerini kullandı. “HİÇBİR STK’DAN, MESLEK ODASINDAN VEYA KONU PAYDAŞINDAN GÖRÜŞ ALINMADI” Görüşülmekte olan teklifin hazırlanırken hiçbir STK’dan, meslek odasından veya konu paydaşından görüş alınmadığına da vurgu yapan Başevirgen, “Bu teklifle, millî parklarda turistik amaçlı bina ve tesis kurulmasına Bakanlık görüşüyle izin verilmesi hedefleniyor ve 49 yıllığına tahsis sağlanıyor. Bu teklifle, korunan alanların yönetimi yerel yönetimlerden ve bağımsız kurumlardan alınarak merkezi idareye devrediliyor. Bu teklif doğal yaşamı ve koruma alanlarını yok etmeyi amaçlıyor. Yandaş sermayenin doğayı talan etmesinin önünü açıyor. Bu teklif, imtiyazlarla denetim ve gözetimle ilgili yetkiyi sadece iktidara bırakıyor ve maalesef keyfiyet meşrulaştırılıyor” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.