Hava Durumu

#Belediyeler

Kırsal Haber - Belediyeler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Belediyeler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akdeniz İklim Zirvesi Muğla’da Başladı Haber

Akdeniz İklim Zirvesi Muğla’da Başladı

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Europe iş birliğiyle düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi dünyanın üç kıtasından gelen katılımcılarla başladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Ağı ICLEI Europe, iklim değişikliğinin etkilerinin en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olan Akdeniz’in geleceğini Muğla’da masaya yatırdı. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen Akdeniz İklim Zirvesi’ne Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ev sahipliğinde Muğla Vali vekili İsmail Soykan, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş, Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, çok sayıda yerli ve yabancı misafir katıldı. Gonca Köksal Aras: “Aynı denizin kıyısından aynı geleceğe bakıyoruz” Akdeniz İklim Zirvesi’nin açılışında konuşan Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras; “İklim Krizi artık geleceği ilişkin bir öngörü olmaktan çıktı, hepimizin derinden hissettiği kentlerimizin, gündelik yaşamına, ülkelerin kentlerinin ekonomisine, tarım alanlarımıza, su kaynaklarımıza, ormanlarımıza, kıyılarımıza, denizlerimize doğrudan dokunan bir gerçekliğe dönüştü. Bizler yerel yönetimler olarak, deneyim ve imkânlarımızı ortak çözüm haline getirmek zorundayız. Geleceğimizi nasıl inşa edeceğiz bunu konuşmalıyız. Aynı denizin kıyısından aynı geleceğe bakıyoruz. Bu bakış açısıyla zirvemizin yeni fikirlerin yeni ortak iradeye katkı sunacağına inanıyorum.” dedi. Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş; “Akdeniz’e kıyısı bulunan Muğla, iklim krizinin etkilerini en erken ve yoğun hisseden bölgelerimizden biri” Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş yaptığı konuşmada şu sözlere yer verdi. ”Burada Akdeniz’in ortak geleceğini tartışmak ve bu geleceğe ilişkin birlikte neler yapabileceğimizi konuşmak üzere bir aradayız. Akdeniz’e kıyısı bulunan Muğla, iklim krizinin etkilerini en erken ve yoğun hisseden bölgelerimizden biri. Kuraklık, su kıtlığı, aşırı sıcaklıklar, orman yangınları, seller ve biyolojik çeşitlilik kaybı artık gelecekte karşılaşacağımız ihtimaller değil, bugünün sorunlarıdır.Bugün ise bu salondan Akdeniz havzasının geleceğine ilişkin çıkacak sonuçların yalnızca burada kalmamasını; dünya gündemine ve COP31’e taşınmasını son derece önemsiyoruz. COP31’i aynı zamanda Türkiye’nin iklim alanında yürüttüğü çalışmaları dünyaya anlatmak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bütün tarafları dahil eden kapsayıcı bir süreç yürütmeyi önemsiyoruz.” dedi. Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi; “Akdeniz İklim Zirvesi de finansmana erişim, kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımı açısından önemli bir platform sunuyor” Zirvenin önemli isimlerinden biri olan Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi; Akdeniz İklim Zirvesi’nin projelerin finansmanlar ile buluşturulması için bir adım olacağına dikkat çekti. Ahonsi; “Öncelikle böylesine acil ve önemli bir konuda bu kadar farklı paydaşı bir araya getiren tüm ortakları tebrik etmek istiyorum. Bugün önümüzdeki temel soru şu; Ortaya koyduğumuz planları nasıl anlamlı ve somut eylemlere dönüştürebiliriz Akdeniz daha sık ve şiddetli sıcak hava dalgaları, su kıtlığı ve sellerle karşı karşıya. Bu etkiler yalnızca doğal çevreyi değil; ekonomiyi, altyapıyı ve insanların refahını da doğrudan etkiliyor. Akdeniz İklim Zirvesi de finansmana erişim, kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımı açısından önemli bir platform sunuyor. Finansman burada kritik bir başlık. Fakat geniş ölçekli uygulamaların hayata geçirilebilmesi için finansmanın tek başına var olması yeterli değil. Yerel yönetimler, özel sektör ve finans kuruluşları arasında daha güçlü bir bağ kurmamız ve yerel kapasiteyi artırmamız gerekiyor. Bugün şehirlerin ve belediyelerin projeleri var. Dünyada bu projeleri destekleyebilecek finansman kaynakları da var. Ancak çoğu zaman ikisi arasında bir boşluk bulunuyor. Asıl mesele bu boşluğu kapatabilmek. Planlardan projelere, projelerden uygulamaya geçmeliyiz. Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani; “İklim krizini Akdeniz’in hiçbir kenti, hiçbir bölgesi ve hiçbir ülkesi tek başına çözemez” Zirvenin bir diğer önemli ismi Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani konuşmasında Muğla ile Fas’ın Akdeniz’in iki farklı kıyısında olmasına rağmen aslında aynı gerçekliklerle karşı karşıya olduğunu belirtti.Mohamed Sefiani; “Belediye başkanlarının, kentlerin ve bölgelerin ortak sesi küresel iklim yönetiminin her aşamasında duyulmalıdır. Küresel hedefler ile yereldeki uygulamalar arasında güçlü bir bağ kurulmalıdır. Çünkü iklim politikalarının gerçek karşılığını gördüğümüz yer kentlerimiz ve bölgelerimizdir.COP31 bu açıdan önemli fırsatlar sunacaktır. Ortak kırılganlıklarımızı ortaya koyarken, ortak çözüm imkânlarımızı da görünür hale getirecektir. Ortak yolculuğumuza birlikte devam edelim. Bugün burada konuştuklarımızı iş birliğine, iş birliğimizi somut projelere dönüştürelim ve birlikte güçlendirelim. Çünkü iklim krizini Akdeniz’in hiçbir kenti, hiçbir bölgesi ve hiçbir ülkesi tek başına çözemez. Bu sorumluluğu paylaşmak zorundayız. Muğla’yı bu anlamda güçlü bir Akdeniz ittifakının başlangıç noktalarından biri haline getirelim.” dedi. Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş; “İklim Değişikliğinin Etkileri Yerelde Ortaya Çıkıyor Ve Çözümün Önemli Bir Bölümü Yerelde Üretiliyor” Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş Akdeniz İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Akdeniz kentlerinin ortak sorunlarını ve önceliklerini ele almak, kent deneyimlerimizi paylaşmak, birlikte geliştirebileceğimiz çözümleri değerlendirmek üzere bir aradayız. Akdeniz iklimi, suyu, doğası, kültür ve ekonomisi ile bizleri birbirine bağlayan ortak bir yaşam alanı ancak bu coğrafya iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha ağır bir biçimde hissetmektedir. Akdeniz Bölgesi küresel ortalamalardan yaklaşık yüzde 20 daha hızlı ısınıyor. Aşırı sıcaklıklar, kuraklık ve seller artık geleceğe ilişkin riskler olmaktan çıkmış belediyelerimizin bugün yönetmek zorunda olduğu gerçeklere dönüşmüştür. İklim değişikliğinin etkileri artık belediyelerimizin yalnızca çevre politikalarını değil günlük hizmetlerinden uzun vadeli planlama ve süreçlerine kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle kentlerin yalnızca iklim politikalardan uygulayıcısı olarak görünmemesi gerektiğine inanıyoruz. Kentler aynı zamanda iklim politikalarının geliştirilmesinde, uygulanmasında ve sonuçlarının değerlendirilmesinde etkin aktörler olmalıdır çünkü iklim değişikliğinin etkileri yerelde ortaya çıkıyor ve çözümün önemli bir bölümü yerelde üretiliyor.” dedi. Başkan Aras; “Akdeniz İklim Zirvesi İle Üç Kıtayı Muğla’da Buluşturduk” Akdeniz İklim Zirvesi’nin ev sahipliğini yapan Kıyı Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın iklim krizi geçekliğinin farkında olduğunu, somut adımlarla hareket ettiğini belirtti ve Akdeniz İklim Zirvesi’nde üç kıtadan katılımcıları buluşturduğunu söyledi. Başkan Aras; ”Bugün COP31’e olan yolculuğumuzda Akdeniz kentlerinin sorunlarını, çözüm süreçlerini konuşmak için bir araya geldik. Muğla’mız coğrafi konumu sebebiyle küresel iklim krizin en çok hisseden illerden biri. Bu nedenle Muğla olarak Sıfır Atık projesi olsun, güneş panelleri sistemleri olsun, deniz kıyı temizliği olsun, Fethiye Körfezi’nin dip çamuru temizliği konusu olsun zaten bir farkındalıkla harekete geçerek bu hususlarda önemli adımlar attık. Kıyı temizliği için 14 teknemiz ile kıyılarımızı temizliyoruz. Gökova ve Bodrum’da Posidonia çayırlarının dip haritasını çıkarttık ve nasıl korunacağı hakkında çalışmalar yapıyoruz. Gerçekleştirmeyi planladığımız bir diğer proje ise Akyaka Azmak Nehrindeki teknelerin motorlarının elektrikli motorlara dönüştürülmesi. Kirliliği azaltmak ve sürdürülebilir enerji açısından önemli bulduğumuz noktalardan birisi. Yerel yönetimler bu iklim krizi çözüm çalışmalarında baş aktörlerdir. Destekleri bu nedenle çok önemlidir. Bizler Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak bölgede yapılan ve yapılacak olan tüm çalışmalara katılıp destek olmaya hazırız. “ dedi. Vali Vekili İsmail Soykan; “Sıfır atık kültürünü eğitim kurumlarımızda en temelden inşa ediyoruz” Akdeniz İklim Zirvesi’nde konuşan Muğla Vali vekili İsmail Soykan Akdeniz Havzası’nın tarih boyunca önemli medeniyetlerin buluştuğu bir coğrafya olduğunu belirtti. Soykan; “Şehrimizin geleceğini korumak; doğasını, denizini, kıyısını, ormanını, suyunu korumakla eş değerdir. Bu nedenle bu önemli işi eğitimden ele alarak başladık. Okullarda çocuklarımıza çevre bilinci ve sıfır atık kültürünü eğitim kurumlarımızda en temelden inşa ediyoruz.” dedi. Akdeniz İklim Zirvesi’nin ilk günü açılış konuşmaları ardından Dirençli Bir Akdeniz Yerel Liderlik ve Bölgesel işbirliğini Güçlendirilmesi, Ortak Zorluklardan Bölgesel Eyleme oturumları ile devam etti. Akdeniz İklim Zirvesi’nin ikinci günü olan 29 Eylül Salı günü COP31’e Doğru; Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu, Değişen İklim Koşullarında Dirençli Kentler, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde düzenlenecek.

Arıtılmış Atıksuyun Yeniden Kullanımı İçin Ulusal Master Plan Hazırlanıyor Haber

Arıtılmış Atıksuyun Yeniden Kullanımı İçin Ulusal Master Plan Hazırlanıyor

Türkiye’de su kaynakları üzerindeki baskının artmasıyla birlikte arıtılmış kentsel atıksuyun yeniden kullanımı için önemli bir çalışma yürütülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer alan bilgilere göre, arıtılmış atıksuyun güvenli ve sürdürülebilir şekilde yeniden kullanımını destekleyecek ulusal master plana temel oluşturacak teknik çalışmalar devam ediyor. İklim değişikliği, nüfus artışı ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırması, alternatif su kaynaklarının değerlendirilmesini daha önemli hale getiriyor. Bu kapsamda hayata geçirilen “Arıtılmış Kentsel Atık Suların Farklı Alternatifler İçin Yeniden Kullanımı” Projesi ile Türkiye’de arıtılmış kentsel atıksuyun farklı alanlarda yeniden kullanımına yönelik kapsamlı bir çerçeve oluşturulması hedefleniyor. Dünyadaki uygulamalar Türkiye mevzuatıyla karşılaştırılıyor Proje kapsamında öncelikle Avrupa Birliği ve farklı ülkelerde arıtılmış atıksuyun yeniden kullanımına ilişkin mevzuat, politika belgeleri ve yeni düzenleme önerileri inceleniyor. Farklı ülkelerdeki iyi uygulamalar Türkiye’deki mevcut mevzuatla karşılaştırılarak geliştirilmesi gereken alanlar belirleniyor. Böylece Türkiye’nin ihtiyaçlarına yönelik bir mevzuat boşluk analizi gerçekleştiriliyor. Atıksuyun farklı alanlarda kullanımı değerlendiriliyor Çalışmalar kapsamında arıtılmış kentsel atıksuyun hangi alanlarda güvenli şekilde yeniden kullanılabileceğine yönelik standartlar da ele alınıyor. Bu kapsamda tarımsal sulama, peyzaj sulama, endüstriyel kullanım, çevresel kullanım, dolaylı içme suyu kullanımı ve yeraltı suyu besleme gibi farklı kullanım alternatifleri değerlendiriliyor. Belediyeler ve paydaşların görüşleri alınacak Hazırlanması planlanan mevzuatın sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerinin de ortaya konulması amaçlanıyor. Bu doğrultuda ilgili kamu kurumları, belediyeler, kuruluşlar ve diğer paydaşların görüş ve önerileri istişare çalışmaları ve çalıştaylar aracılığıyla alınacak. Elde edilen değerlendirmelerin mevzuat taslağının geliştirilmesine ve nihai hale getirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Amaç su kaynaklarını daha verimli kullanmak Proje kapsamında yürütülen çalışmalarla arıtılmış kentsel atıksuyun güvenli ve sürdürülebilir biçimde yeniden kullanımının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Aynı zamanda farklı kullanım alanlarını kapsayan, uygulanabilir ve Avrupa Birliği politikalarıyla uyumlu bir mevzuat çerçevesinin oluşturulması amaçlanıyor. Çalışmaların, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve sürdürülebilir su yönetiminin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Yağışlı Kış Yanıltmasın: 2026 Yazında Büyük Yangın Riski Kapıda! Haber

Yağışlı Kış Yanıltmasın: 2026 Yazında Büyük Yangın Riski Kapıda!

Kamuoyunda oluşan "kış yağışlı geçti, yangın olmaz" algısı büyük bir hataya dönüşebilir. Uzmanlar uyarıyor: Yağışlar orman altı örtüsünü ve otları coşturdu; Temmuz ayında beklenen %82'lik El Niño dalgası bu bitkileri canlı birer bombaya dönüştürebilir. Türkiye genelinde bol yağışlı geçen kış ve ilkbahar ayları, kamuoyunda yanıltıcı bir rahatlama hissi yarattı. Ancak Doç. Dr. Okan Ürker’in analizlerine göre, orman yangını riski sadece düşen yağış miktarıyla değil, peyzajda biriken "yakıt yükü" ve yazın yaşanacak kuruma hızıyla belirleniyor. 2026 yazına girerken hidrolojik göstergeler olumlu görünse de, kapıdaki El Niño tehlikesi Akdeniz Havzası için tam bir risk çarpanı haline gelmiş durumda. Yangın Üçgeni ve "Yakıt Yükü" Yönetimi Nedir? Orman yangınlarının arkasındaki bilimsel gerçeği anlamak için yangın üçgenine bakmak gerekiyor. Bir yangının başlaması ve büyümesi için üç unsur şart: Isi, oksijen ve yanıcı madde (yakıt). Havada bulunan oksijeni kontrol etmek imkansızdır. Isı kaynağını (insan hatası, yıldırım vb.) eğitimlerle azaltsak bile sıfıra indirmek mümkün değildir. Bu durumda geriye müdahale edebileceğimiz tek bir değişken kalıyor: Yanıcı maddeleri yönetmek. Yakıt Yükü Nedir? Orman yangınları literatüründe "yakıt"; benzin veya kömür değil; kuruyan otlar, çalılar, maki örtüsü, devrik ağaçlar, kozalaklar ve yerleşim yerlerinin etrafındaki her türlü yanıcı bitki atığıdır. Yağışlı kış sonrası hızla büyüyen bu otsu bitkiler, ani sıcaklık yükselişi ve kuru rüzgarlarla birleştiğinde en kolay tutuşan "ince yakıtlara" dönüşür. Temmuz 2026 İçin Korkutan Tahmin: %82 El Niño Olasılığı ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin (NOAA) Mayıs 2026 değerlendirme raporu, yangın riskinin boyutunu gözler önüne seriyor. Rapora göre, Temmuz ayına kadar küresel olarak El Niño koşullarının gelişme ihtimali %82. Türkiye, El Niño’dan doğrudan etkilenmese de bu küresel doğa olayı Akdeniz Havzası'ndaki sıcak hava dalgalarını tetikliyor, yaz kuraklığını uzatıyor ve bağıl nemi kritik seviyelere düşürüyor. Kışın coşan otsu örtünün, El Niño kaynaklı aşırı sıcaklar ve insan ihmaliyle birleşmesi durumunda, özellikle Ege ve Akdeniz kuşağında yangınların hızla afete dönüşebileceği belirtiliyor. Yangınlar Artık Sadece "Orman İçi" Bir Mesele Değil Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi (EFFIS) verilerine göre, 2025 yılında Avrupa Birliği genelinde yanan alan miktarı tarihi rekor kırdı. Türkiye'de de benzer bir tablo hakim. Geçtiğimiz yıl çıkan yangınların çok büyük bir kısmı ormanlık alanların dışında başlayıp rüzgarla ormana sıçradı. Bugün gelinen noktada yangın riski orman sınırlarını aşarak şu alanları tehdit ediyor: Tarım arazileri, anız bölgeleri ve boş parseller Yol kenarları ve enerji nakil hatlarının çevresi Yazlık siteler, kırsal mahalleler ve kır-kent arayüzleri Yangın Sezonu Öncesi Kim, Ne Yapmalı? Yangınla mücadelede başarı, sadece uçak ve helikopter sayısıyla ölçülemez. Asıl başarı, yangın hiç çıkmadan önce yapılan risk azaltımı ve temizlik çalışmalarıdır. Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları geldiğinde önlem almak için artık çok geç kalınmış olacak. İşte kurumlar, yerel yönetimler ve vatandaşlar düzeyinde acilen tamamlanması gereken hazırlıklar: 1. Kurumlar (OGM ve Bakanlıklar) Sadece müdahale değil, önleyici yakıt yönetimi planlanmalı. Riskli alanlarda mekanik seyreltme, budama, enerji hatları çevresinde şerit temizliği yapılmalı ve bilimsel kontrollü yakma uygulamaları devreye alınmalı. 2. Belediyeler ve Yerel Yönetimler İtfaiye hazırlığının ötesine geçilmeli. Mahalle ve yazlık site çevrelerindeki boş parsellerde kuru ot temizliği zorunlu tutulmalı. Kaçış/tahliye yolları açık tutulmalı, su ikmal noktaları netleştirilmeli. 3. Vatandaşlar ve Çiftçiler Ev ve bahçe çevrelerinde "savunulabilir alanlar" yaratılmalı. Çatılarda ve oluklarda biriken kuru yapraklar temizlenmeli; tüp, odun, plastik gibi yanıcı maddeler ev duvarlarına bitişik istiflenmemeli. Kaynak, spiral, ot biçme ve biçerdöver gibi kıvılcım çıkaran işlemler günün en sıcak ve rüzgarlı saatlerinde kesinlikle yapılmamalı. Orman yangınları artık sadece ormancıların değil; turizmciden çiftçiye, belediyeden her bir vatandaşa kadar hepimizin ortak sorumluluğudur. Yangına dirençli peyzajlar oluşturmak, afeti kapımızdan uzak tutmanın tek yoludur.

TBB ve İBB’den Batı Karadeniz’e Dev Hizmet Çıkartması! Haber

TBB ve İBB’den Batı Karadeniz’e Dev Hizmet Çıkartması!

TBB ve İBB, belediyeler arasındaki imkan farklılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla “Ortak Hizmet Modeli”ni hayata geçirdi. Pilot bölge seçilen Batı Karadeniz’de 22 belediyeye teknik ekipman ve personel desteği sağlanıyor. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), yerel yönetimlerde dayanışma odaklı yeni bir dönemi başlattı. “Türkiye’nin Belediyeleri Millete Hizmet Götürüyor” mottosuyla başlatılan “Ortak Hizmet Modeli”, ilk olarak Batı Karadeniz Bölgesi’nde uygulanmaya başlandı. Pilot Bölge Batı Karadeniz: 22 Belediye Destek Alıyor TBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından geliştirilen model kapsamında, güçlü teknik kapasiteye sahip kurumlar ile hizmet ihtiyacı olan belediyeler bir araya getiriliyor. Pilot bölge olarak seçilen Batı Karadeniz’de; Bolu, Düzce, Sinop, Kastamonu, Bartın, Zonguldak ve Karabük illerindeki 22 belediye bu destekten yararlanmaya hak kazandı. Güç Birliği: Araçlar TBB’den, Teknik Destek İBB’den TBB ve İBB arasında imzalanan protokol uyarınca görev paylaşımı şu şekilde yapıldı: TBB: Kepçe, greyder, ekskavatör, damperli kamyon, vidanjör ve yol süpürme araçları gibi kapsamlı iş makinesi parkını bölgeye sevk etti. İBB: Bu araçların kullanımı için gerekli olan kalifiye insan kaynağını, teknik desteği, bakım ve işletme süreçlerini üstlendi. İlk Saha Çalışması Safranbolu’da Başladı Modelin ilk somut adımı Safranbolu’da atıldı. TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız ve Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse tarafından 18 Şubat 2026’da imzalanan protokolün ardından, 11 Mart itibarıyla ekipler sahaya indi. Safranbolu’da yeni imara açılan Barış Mahallesi’nin ana yola bağlanması için altyapı ve yol açma çalışmaları hızla devam ediyor. Vahap Seçer (TBB Başkanvekili): "Bu modelle belediyeler arasındaki kapasite farklarını kapatıyoruz. Amacımız dayanışma kültürünü deprem bölgesi dahil tüm Türkiye’ye yaymak." Nuri Aslan (İBB Başkan Vekili): "Mevcut kaynakları en verimli şekilde kullanarak vatandaşa en hızlı hizmeti ulaştırmayı hedefliyoruz. Dayanışmayı büyüterek hizmeti büyüteceğiz." Model Tüm Türkiye’ye Yayılacak Yapılan değerlendirmeler sonucunda 45 başvuru arasından seçilen 22 belediyede; yol genişletme, kanalizasyon, altyapı temizliği ve tarımsal alan iyileştirme gibi hayati projeler yürütülecek. TBB, bu başarılı pilot uygulamanın ardından modeli Türkiye genelindeki diğer bölgelere de taşımayı planlıyor.

16 Belediye Avrupa Konseyi ELoGE Markasını Almaya Hak Kazandı Haber

16 Belediye Avrupa Konseyi ELoGE Markasını Almaya Hak Kazandı

Avrupa Konseyinin iyi yönetişim ilkelerini benimseyen yerel yönetimlere verdiği Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) 2025 yılı sonuçları açıklandı. Bu yıl 6 büyükşehir ve 10 ilçe belediyesi olmak üzere toplam 16 belediye, iyi yönetişim alanındaki kararlılıkları ve sürekli iyileştirme çabaları doğrultusunda Marka kullanım hakkını almaya hak kazandı. 2026 yılı sonuna kadar Marka kullanım hakkı elde eden belediyeler, Avrupa Konseyi tarafından yetkilendirilen Argüden Yönetişim Akademisi’nin koordinatörlüğünde; Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ev sahipliğinde, Avrupa Yerel Demokrasi Derneği (ALDA) ve Özyeğin Üniversitesi’nin katılımıyla oluşan Ulusal Platform’un belirlediği bağımsız jüri tarafından değerlendirildi. Avrupa Konseyi tarafından, iyi yönetişim kültürünü benimseyen ve geliştirmeyi taahhüt eden yerel yönetimlere verilen ELoGE, Avrupa Konseyi tarafından yetkilendirilen Argüden Yönetişim Akademisi koordinatörlüğünde ve TBB ev sahipliğinde gerçekleşen törenle sahiplerini buldu. Türkiye’den toplam 16 belediye, yönetişim kapasitelerini sistematik şekilde iyileştirme kararlılıklarıyla Marka kullanım hakkını almaya hak kazandı. Geçen yıl 13 belediye, yerel yönetimlerde iyi yönetişim kültürünün sembolü olarak kabul edilen Marka’yı kullanma hakkı kazanmıştı. Bu yıl ise gerçekleştirilen çalışmalar ve verilen taahhütler doğrultusunda Marka kullanım hakkı, 6 büyükşehir ve 10 ilçe belediyesi olmak üzere toplam 16 belediyeye verildi. 2026 yılı için Marka’yı kullanma hakkını; Adana, Ankara, Eskişehir, Gaziantep, Manisa ve Balıkesir Büyükşehir Belediyeleri ile Bağcılar, Bakırköy, Bornova, Etimesgut, Fatih, Odunpazarı, Sultanbeyli, Tepebaşı ve Kadıköy Belediyeleri elde etti. ELoGE başvuru süreci, Avrupa Konseyinin yetkilendirdiği Argüden Yönetişim Akademisinin koordinatörlüğünde; TBB ev sahipliğinde, ALDA ve Özyeğin Üniversitesinin katılımıyla oluşan Ulusal Platform tarafından yürütüldü. Başvurular, Avrupa Konseyinin belirlediği kriterler çerçevesinde, deneyimli bürokratlar, akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bağımsız bir jüri tarafından değerlendirildi. Törende açılış konuşmalarını; Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Başkan Yardımcısı ve ELoGE Akreditasyon Platformu Başkanı Cecilia Dalman Eek, TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız ve Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden gerçekleştirdi. Eek : “İyi yönetişim, demokratik toplumların sürdürülebilirliğinin temelidir” Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Başkan Yardımcısı ve ELoGE Akreditasyon Platformu Başkanı Cecilia Dalman Eek, iyi yönetişimin, demokratik toplumların sürdürülebilirliğinin temeli olduğuna dikkati çekerek, “ELoGE, yerel yönetimlere şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik ve etik ilkelerini kurumsallaştırma yolculuklarında güçlü bir referans noktası sunuyor.” dedi. Türkiye’de kısa sürede katılımın arttığını belirten Eek, “bu artış yerel yönetimlerin demokratik yönetişim konusundaki kararlılığını ve iyi yönetişim kültürünün toplumsal düzeyde giderek daha fazla benimsendiğini gösteriyor. Türkiye’deki ilerlemeyi memnuniyetle takip ediyor ve bu kararlılığın toplumun genel refahına uzun vadeli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.” dedi. Yıldız: “İyi yönetişim bir sonuç değil, mükemmele uzanan bitmeyen bir yolculuktur” TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız konuşmasında, organizasyona ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Yıldız, ELoGE’nin yerel yönetimlerde iyi yönetişim farkındalığını artırmayı ve bu alandaki standartları yaygınlaştırmayı amaçladığını vurguladı. ELoGE’nin temelinde yer alan hukukun üstünlüğü, şeffaflık, hesap verebilirlik, kamu etiği ve demokratik katılım gibi 12 ilkenin, belediyeler için ortak bir yönetişim çerçevesi sunduğunu belirten Yıldız, bu yaklaşımın ulusal mevzuatla büyük ölçüde örtüştüğüne dikkati çekti. Kriz dönemlerinde sosyal hizmetlerden afet yönetimine kadar pek çok alanda yerel yönetimlerin rolünün daha da belirgin hale geldiğini ifade eden Yıldız, “Bu nedenle iyi yönetişim anlayışının öncelikle yerel düzeyde benimsenmesi büyük önem taşıyor.” dedi. ELoGE’nin belediyelere, karar alma süreçleri, vatandaş katılımı ve hesap verebilirlik gibi temel alanlarda kendilerini sorgulama imkanı sunduğunu aktardı. Yıldız, konuşmasının sonunda ELoGE sürecine başvurarak öz değerlendirme iradesi ortaya koyan tüm belediyelerin takdiri hak ettiğini belirtti. “Markayı alıp almadığına bakılmaksızın kendi yönetişim uygulamalarını sorgulama ve geliştirme kararlılığını gösteren tüm belediyelerimiz; bu sürecin asıl kazanımının farkında olduklarını ortaya koymuşlardır. Bu yolculuğa çıkan tüm belediyelerimizi kararlılıkları ve şeffaflıkları için tebrik ediyorum.” diyen Yıldız, sürece katkı sunan tüm paydaşlara ve Avrupa Konseyine teşekkür etti. Argüden: “ELoGE, ülkemizde güven kültürünün yerleşmesi açısından büyük önem taşıyor” Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, “ELoGE, yerel yönetimlere iyi yönetişim yolculuklarında çok boyutlu bir yol haritası sunuyor. Marka sürecine katılan yeni belediyelerimizin yanı sıra, dört yıldır süreci sahiplenerek sürekli gelişim gösteren belediyelerin ortaya koyduğu ilerleme, ülkemizde güven kültürünün yerleşmesi açısından büyük önem taşıyor.” dedi. Argüden Yönetişim Akademisi olarak Avrupa Konseyi tarafından ELoGE’nin Türkiye uygulamasını yürütmekle yetkilendirilmiş olmaktan onur duyduklarını kaydeden Argüden, “bu ortak çabaya katkı sunan tüm paydaşlarımıza ve belediyelerimize teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Konuşmaların devamında Avrupa Konseyi İyi Yönetişim Uzmanlık Merkezi Başkan Yardımcısı Niall Sheerin ve ELoGE Türkiye Koordinatörü Dr. İnan İzci Marka’nın kapsamı ve Türkiye uygulama sürecine ilişkin genel bilgilendirme sunumu yaptı. Belediyelere ELoGE Markası’nın takdim edilmesi ile devam eden program, TBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan’ın kapanış konuşmasıyla tamamlandı. Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) nedir? Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE-European Label of Governance Excellence), iyi yönetişim ilkelerine uygun hareket eden ve bu anlayışı sürekli olarak geliştirmeyi taahhüt eden belediyelere verilen bir markadır. Avrupa Konseyi tarafından geliştirilen Marka, 12 iyi yönetişim ilkesine dayanarak, kamu kurumlarında iyi yönetişim kültürünü yaygınlaştırmayı, kalite standartları oluşturmayı ve yenilikçi uygulamaları teşvik ederek güçlendirmeyi amaçlar. 2024 yılında yenilenen ELoGE çerçevesi; 12 ilke, 36 hedef ve 72 gösterge ile farklı ülkelerde uygulanabilecek bir esneklik sunar. Bu göstergeler aracılığıyla her yıl iyi yönetişim ölçülmekte ve sürekli gelişim sağlanmaktadır. Kurumları iyi yönetişimde mükemmelliğe davet eden Marka, iç işleyişi sürekli iyileştirmenin önünü açıyor ve yerel yönetimlerde iyi yönetişim ilkelerinin hayata geçirilmesine katkı sağlıyor. Argüden Yönetişim Akademisi Argüden Yönetişim Akademisi kamu, sivil toplum, özel sektör ve uluslararası kurumlarda yönetişim kalitesini artırmaya adanmış bir vakıftır. Akademi, yaşam kalitesini geliştirmek ve sürdürülebilir bir gelecek oluşturma amacıyla çıktığı yolculukta yönetişim kalitesini geliştirerek kurumlara duyulan güveni artırmayı görev ediniyor. İyi yönetişim kültürünün gelişimi ve yayılımında “mükemmeliyet ve ilk başvuru” adresi olmak ülküsüyle; 7’den 77’ye her yaş grubuyla, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve uluslararası organizasyonların liderleriyle bir araya geliyor. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), 1945 yılında belediyecilik alanında faaliyet göstermek üzere kamu yararına bir dernek olarak kurulmuş ve belediyelerin hak ve menfaatlerini dernek çatısı altında korumaya yönelik olarak belediyecilikle ilgili faaliyetlerini 57 yıl dernek statüsünde sürdürmüştür. Türkiye’deki bütün belediyeleri tek çatı altında toplamak amacıyla Bakanlar Kurulunun 21 Ağustos 2002 tarih ve 2002/4559 sayılı kararıyla mahalli idare birliği statüsüne kavuşmuştur. 28.09.2005 tarihinde TBB Tüzüğü’nün İçişleri Bakanlığınca onaylanmasıyla TBB, ulusal ve uluslararası düzeyde belediyeleri temsil etme yetkisine sahip ve bütün belediyelerin doğal üyesi olduğu tek mahalli idare birliği özelliğine kavuşmuştur. Avrupa Yerel Demokrasi Derneği (ALDA) Avrupa Yerel Demokrasi Derneği, 1999 yılında Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nin girişimiyle kurulan üyelik tabanlı bir kuruluştur. ALDA, yerel düzeyde iyi yönetişimin ve vatandaş katılımının teşviki üzerinde çalışmakta olup, Avrupa Birliği ve Çevresinde yerel yönetimler ile sivil toplum arasındaki iş birliğini kolaylaştıran faaliyetlere odaklanmaktadır. Özyeğin Üniversitesi 2007 yılında Hüsnü M. Özyeğin Vakfı tarafından kurulan Özyeğin Üniversitesi, global etki, öğrenci gelişimi ve akademik mükemmeliyet odaklı girişimci bir araştırma üniversitesidir. Üniversite 7 fakülte ve 3 enstitüde 23 lisans, 36 yüksek lisans ve 10 doktora programı sunmaktadır. Özyeğin Üniversitesi, iddialı lisansüstü programları ve yenilikçi, disiplinler arası iş birliklerini teşvik eden dinamik akademik topluluğunun etkisiyle hızla büyüyen araştırma çıktılarıyla araştırma yetkinliklerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Uluslararası alanda tanınan Özyeğin Üniversitesi, “THE Genç Üniversiteler Sıralaması”nda son 20 yıl içinde kurulmuş vakıf ve özel üniversiteler arasında ikinci sırada yer almaktadır. Özyeğin Üniversitesi “THE Etki Sıralamaları”nda Türkiye’nin vakıf üniversiteleri arasında 6 yıl 1. sırada yer almıştır; 2025 sıralamasında ise ilk 3'tedir.

YÖREX Kapılarını Nisan Ayında Açıyor Haber

YÖREX Kapılarını Nisan Ayında Açıyor

Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, 22-26 Nisan 2026 tarihlerinde ANFAŞ Fuar Merkezi’nde yapılacak. “Sizin Oraların Nesi Meşhur” sloganıyla düzenlenecek YÖREX, Anadolu’nun coğrafi işaretli ve yöresel ürünlerini Antalya’da bir araya getirecek. COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLER ANTALYA’DA BULUŞACAK Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TOBB’un desteğiyle yerel ve yöresel ürünlere sahip çıkmak, kaybolmaya yüz tutmuş ürünleri gün yüzüne çıkarıp ekonomiye kazandırmak için 17 yıl önce Yöresel Ürünler Projesi’ni hayata geçirdiklerini anımsatırken, proje kapsamında Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’i düzenlediklerini kaydetti. Çandır, YÖREX’i bu yıl 22-26 Nisan tarihlerinde ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenleyeceklerini belirtti. Yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılmasının önemli olduğunu, kırdan kente göçü engellemenin yolunun yöresel ürünlere sahip çıkmaktan geçtiğini vurgulayan Çandır, “Yöresel ürünler, yerinde istihdam sağlayan geleneksel üretim biçimleriyle hem yerel ekonomiyi ayakta tutan, hem de kültürel zenginliğimizi gelecek kuşaklara aktaran mirasımızdır. Yöresel Ürünler Projemiz ve YÖREX’in ana hedefi bu mirasa sahip çıkmaktır” diye konuştu. YÖREX, YEREL ÜRETİCİ İLE KÜRESEL ALICIYI BULUŞTURUYOR Milli ekonomi, yerel üretimin ön plana çıktığı bir dönemde YÖREX’in daha da önem kazandığını kaydeden Ali Çandır, “Anadolu’nun tüketim alışkanlıklarını yerli üretimle buluşturduğumuzda kendi değerlerimizi tüketir, istihdamı büyütür, ekonomiyi canlandırırız” dedi. Başkan Ali Çandır, YÖREX’te TOBB organizasyonuyla yapılan ikili görüşmelerde büyük market zincirleri ve -e ticaret siteleriyle yerel üreticilerin bir araya geldiğini ve iş bağlantıları sağladığını anımsatırken, bu yıl da küresel ölçekteki büyük alıcılarla yerel üreticinin B2B görüşmeleriyle yan yana geleceğini kaydetti. Çandır, “Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da YÖREX’te çok sayıda iş bağlantısı sağlanmasını bekliyoruz” dedi. 10 BİN METREKAREDE BİNLERCE ÜRÜN YÖREX’in 10 bin metrekarelik alanda, 5 gün boyunca binlerce ürünü ziyaretçilerle buluşturacağını belirten Ali Çandır, fuara oda ve borsalar, kalkınma ajansları, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve firmalardan yoğun katılım olacağını söyledi. Çandır, coğrafi işaretli ürünlerin büyük çoğunluğunun tarım ve gıda ürünleri olduğuna dikkat çekerken, Tarım ve Orman Bakanlığı ve teşkilatının da YÖREX’e katılımını beklediklerini söyledi. Çandır, “YÖREX, bu yıl da Anadolu’nun dört bir yanından gelen değerlerin ve yöresel ürünlerin buluşma noktası olacak” dedi. Çandır, YÖREX’e girişin ücretsiz olacağını belirtti. YÖREX’TEN SONRA Cİ’Lİ ÜRÜN SAYISI 1810 OLDU Coğrafi işaretli ürünlerin önemine de değinen Çandır, YÖREX’in başladığı dönemde 109 olan coğrafi işaretli ürün sayısının bugün 1810’a ulaştığını, 873 yöresel ürünün ise tescil beklediğini kaydetti. YÖREX sayesinde coğrafi işaret farkındalığının arttığını belirten Çandır, Türkiye’nin 44 yöresel ürününün Avrupa Birliği’nde tescil edildiğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.