Hava Durumu

#Besiciler

Kırsal Haber - Besiciler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Besiciler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi Haber

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi

YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Hem süt hem et fiyatlarından dert yanan besiciler, hayvancılığı bırakma noktasına geldi. Bir besici, “Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız” dedi. Bir diğer besici, “hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız” sözleriyle dert yandı. Bir başka besici ise, “Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” ifadelerini kullandı. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Besiciler, Başevirgen’e hem süt hem de et fiyatlarından yana dert yandı. “İŞİN SONUNDA YOK OLUP GİDECEĞİZ” Bir daha ki ziyarette işi bırakıp kahvehane de oturur hale geleceklerini söyleyen besici, “Süt konseyinin açıkladığı fiyat 24,30 lira. Mandıranın bizden aldığı fiyat ise 27,50 lira. Devlet 24,30’a fiyat açıklıyor, mandıra 27,50’ye süt alıyor. Fiyatın üzerine geçiyor. Çünkü mandıralarda anladı bizim yok olduğumuzu. En son bize ziyarete geldiğinizde 700-800 kilo süt vardı. Şimdi 300 kilo. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız. Yem fiyatları, süt fiyatlarıyla bire bir gidiyor. Yem fiyatlarıyla, üzüm fiyatları eşitlenmek üzere. 5 römork üzümüm var eğer üzümdeki bu fiyat rezilliği devam ederse, üzümleri ineklere yedireceğiz. Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Hiçbir iş yapmayalım traktörle yem dağıtalım 500 lira harcıyoruz. Eskiden her çiftlikte hayvanlara bakmak için bir aile çalışırdı. Şimdi işçi bile çalıştırmıyoruz, çünkü kendimize bakamıyoruz. Özbekistan’dan üzümü hayvan yemi adı altında getiriyorlar. Bizde zaten üzümü bundan sonra hayvan yemi olarak vermeye başlayacağız. 45 liraya geliyor, zaten bizim üzümü de 50 liraya alıyorlar” diye konuştu. “GİRDİ MALİYETLERİ HER SENE ÜSTÜMÜZE ÇIĞ GİBİ DÜŞERSE BU İŞİN İÇİNDEN HİÇ ÇIKAMAYIZ” Üreticinin yem maliyetinde, süt üretiminde paritenin 1,5 olması gerektiğini belirten bir diğer besici, “Bizim gittiğimiz parite şu an 1. Yani, 1 kilo yeme 1 kilo süt. Normalde 1 kilo süt sattığım zaman 1,5 kilo yem alabiliyor olmam gerek. 5 sene önce işi babamdan devraldım. Girdi maliyetleri çok yüksek. Kendimiz üretmeye çalışıyoruz ama bu sefer enflasyondan dolayı girdi maliyeti bizi işin içinden çıkartmıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı süt fiyatı 24,30 ama biz o fiyattan satamıyoruz. Aldığım fiyat 21 lira. Üreticilerin süt maliyeti aşağı yukarı 27 lira. Mecbur bakıyoruz, mal canın yongası. Bırakmak istemiyoruz çünkü biz bu işte çekirdekten geldik. Dedemde hayvancıydı, babamda hayvancıydı bende hayvancıyım. Köyde yaşamak, kendi standardını oluşturmak, kendi yaşamını idame ettirmek, hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız. Burada bu işi yapan 3 kişi kaldık. Seneye 2 olur sonraki sene baktınız bende giderim. Karkas ete 10 lira zam gelsin, 50 lira yeme zam geliyor. Bizi şu an kurtarabilecek olan belki hamile hayvanlarım, elimden çıkacak olan buzağılar başka türlü biz bu işin içinden çıkamayız. Geçen yıl 45 hayvanım vardı bu yıl 29-30 tane. 15 tanesini maliyetleri karşılayamadığım için satmak zorunda kaldım” ifadelerini kullandı. Kendi çocuklarını çiftlikten uzaklaştırdığını belirten besici, “Kazancımız olmadığı için benim oğlum gidip tanker şoförlüğü yapıyor, ağabeyimin oğlu başka bir fabrikada çalışıyor. Biz buradan randımanlı bir ekmek kazanmış olsak çocuklarımızın ne işi var başka işlerde. Bizden sonra bu işi yapacak kimse yok. En genç olarak bizler varız” dedi. “PARA KAZANAMADIĞIMIZ İÇİN HAYVANLARI SATIYORUZ, SENEYE BIRAKACAK GİBİYİZ” Devletten destek bulamadıklarından yana dert yanan bir başka besici ise, “Burada şu anda 120 hayvan var. Daha önceki yıllarda hayvan sayısı daha fazlaydı. Her sene aşağıya düşüyoruz. Et para etmediği için, süt para etmediği için, yem pahalı. Geçen sene şaptan dolayı 30-40 zayiat verdik. Buzağılar, inekler hep gitti. Devletten hiçbir destek almadık. Zaten hayvanlar şu an ithal geliyor. Bir danayı bize 110 bin liraya veriyorlar. 50-60 bin lira da yiyecek masrafı var. Biz bundan ne kazanacağız? Sadece bize gübresi kalıyor. Onu da tarlaya atıyoruz, bize darıda biraz destek oluyor başka da bir şey yok. Geçen yıl 215 tane hayvan vardı. Para kazanamadığımız için hayvanları satıyoruz. Seneye bırakacak gibiyiz” diye konuştu. “BÖYLE DEVAM EDERSE SATACAĞIZ, BIRAKACAĞIZ YAPACAK BİR ŞEY YOK” Hem et hem de süt fiyatlarından yana durumun çok berbat olduğuna dikkat çeken besici ise, “Her geçen yıl değil, her ay bir önceki ayı aratıyor. Bu şekilde devam ederse, bizim devam etme şansımız yok. Para kazanabilmemiz için süt fiyatının en az 30-35 lira olması lazım. Yem maliyetleri yüksek, mazot fiyatları yüksek. Aynı zamanda etten de para kazanamıyoruz. Gittikçe düşüyor. Bugün etin kilosunu 700-800 liradan kestirmem lazım, aradığım zaman 580 liralardan bahsediyorlar. Böyle devam ederse satacağız, bırakacağız yapacak bir şey yok” ifadelerini kullandı. “SEKTÖRDEN ÇEKİLECEĞİZ ARTIK, YETER DİYECEĞİZ” Şu an sütün litresinin piyasa ortalamasının 27,5-28 lira civarında olduğunu ve maliyet fiyatlarına süt sattıklarını ifade eden besici, “Para kazanabilmemiz için 35 liraların altında olmaması lazım. 18 bin 250 lira sadece bir aylık su faturası, darıları suladım. 60 dönüm arazinin. Ben 100 küsür dönüm yer dikiyorum bir tek tarlanın su parası. Yem fiyatları son 9 gün içinde 3 kere zam gördü. Ortalama bir yem fiyatı 800 ila 1100 lira arasında değişiyor. Ama sütün fiyatı artmıyor. Mazot giderlerimiz günlük değişiyor. Genel anlamda harcadığımız emek, hayvana yatırdığımız öz sermayeyle kazanılan para, ki kazanılmıyor karın tokluğu. Bu işi 12 yıldır yapıyorum. 12 yıl önce daha iyiydi. Git gide kötüye gidiyor. Yem, mazot, elektrik giderlerimiz bu kadar yüksek değildi. Sadece bu çiftliğin elektrik giderine geçen yıl 6- 6 bin 500 lira para veriyorduk. Bu sene 14-15 bin lira para ödüyoruz. Her şey yüzde 100 arttı. Ziraat Bankası’ndan çıkamıyoruz. Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” dedi. “PARAYI KAZANANLAR SON NOKTA SATICILAR” Üretici kazanamadığını, hakkını alamadığını belirten bir diğer besici ise şunları kaydetti: “Hem de bu işin sanayi kısmında peynir üreticileri, yoğurt, ayran, süt sektörü üreticileri de eskiye oranla çok düşük, minimal karlarla çalışıyorlar. Tereyağın maliyeti 400 lira ama markete gittiğimiz zaman tereyağ 700 lira 800 lira hatta geçen 980 liraya tereyağ gördüm. Parayı kazananlar son nokta satıcılar. Aynı ürün A markete gittiğimiz zaman başka, B markete gittiğimiz zaman başka fiyatlara satılıyor. Herkes kafasına göre fiyat yazabiliyor. Biz burada, üreticiler olarak her zaman mağdur olan tarafız. Son nokta satışta devletin daha hükmedici olması lazım. Hükümetin görevini yapması lazım. Ama çok zayıf kalıyoruz. Nedenini düşündüğüm zaman orada da devletin şöyle bir rantı oluyor; ne kadar fazla fiyattan satılırsa alınan vergi o kadar yükseliyor. O yüzden ses çıkarılmıyor. Böyle olduğu sürece bu ülkede tarım ve hayvancılığın kalkınma ihtimali çok zayıf.”

2025 Yılında 739 Bin Baş Hayvan İthal Edildi Haber

2025 Yılında 739 Bin Baş Hayvan İthal Edildi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin son 10 yıllık canlı sığır ithalat verilerini değerlendirdi. 2025 yılının ithalat faturasına dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısı azalırken döviz faturası katlandı. İthalat artık bir çözüm değil, ekonominin sırtında ağır bir yük haline geldi” dedi. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin hayvancılık politikalarında yaşanan çıkmazı verilerle ortaya koydu. 2025 yılında gerçekleştirilen canlı hayvan ithalatının maliyet bazında en yüksek seviyelerine ulaştığını vurgulayan Gürer, buna rağmen et fiyatlarında düşüşün sağlanamadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ithalatın ülkemizi daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğini belirterek, “İthalat et fiyatlarını düşürmedi, döviz kaybını büyüttü .2010 yılında 11 Milyon 500 bin Büyükbaş varlığımız artan nüfus dikkate alındığında 10 yılda yapılan 10 milyon baş aşan hayvan ithalatına rağmen çözümcü bir sonuca eremedi” dedi. 2025: 2018’DEN SONRA EN YÜKSEK İTHALAT FATURASININ KESİLDİĞİ YIL Türkiye’nin 2016–2025 dönemindeki canlı sığır ithalat verilerini değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının 1 milyar 191 milyon dolarlık fatura ile Türkiye tarihinin tutar bazında en büyük ikinci ithalat yılı olduğunu söyledi. TBMM Tarım Orman ve Köyişleri komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “2018 yılındaki 1 milyar 692 milyon dolarlık rekorun ardından, en yüksek döviz çıkışını 1 milyar 191 milyon dolar ile 2025 yılında yaşandı. 2023’teki 1 milyar 163 milyon dolarlık ve 2017’deki 1 milyar 159 milyon dolarlık rakamları geride bırakıldı. Bu tablo, ithalatın geçici bir pansuman değil, ne yazık ki kalıcı ve maliyetli bir bağımlılık haline geldiğini gösteriyor ,” diye konuştu. HAYVAN SAYISI AZALDI, ÖDENEN PARA ARTTI İthal edilen hayvan sayıları ile ödenen bedeller arasındaki farka dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Daha az hayvan almamıza rağmen çok daha fazla döviz ödedik” diyerek birim maliyetlerdeki artışa işaret etti. Gürer, “2018 yılında 1 milyon 460 bin baş hayvan ithal edilirken, 2025 yılında bu sayı 739 bin 706 baş olarak gerçekleşti. 2025’te ithal edilen hayvan sayısı 2018 yılının altında kalmasına rağmen, fatura arttı. Bu durum, hayvan başına maliyetin arttığını gösteriyor” dedi. HAYVAN BAŞINA İTHALAT MALİYETİ YÜZDE 65’TEN FAZLA ARTTI Birim maliyet artışının rakamlarla anlatan Ömer Fethi Gürer, “2019 yılında bir hayvanın ithalat maliyeti yaklaşık 976 dolar iken, bu rakam 2024’te 1.888 dolara kadar çıktı, 2025’te ise 1.610 dolar seviyelerinde gerçekleşti. Sadece altı yıl içinde hayvan başına maliyet yüzde 65’in üzerinde arttı. İthalat, iddia edildiği gibi et fiyatlarını düşürmedi; aksine ülkeyi daha pahalı bir hayvancılık modeline mahkûm etti,” dedi. İTHALAT DAMIZLIK DEĞİL, KESİMLİK AĞIRLIKLI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı verilerinin ithalatın niteliğindeki sorunu da belirtti. Toplam ithalatın yaklaşık yüzde 88’inin damızlık dışı (besilik ve kesimlik) hayvanlardan oluştuğunu kaydeden Ömer Fethi Gürer, “2025’te ithal edilen 739 bin hayvanın sadece 68 bin 707’si damızlık. Geriye kalan 670 bin 999 baş hayvan doğrudan kesime ya da besiye giden hayvanlar. Bu tablo, sürüyü büyütmeye değil günü kurtarmaya yönelik bir anlayışın sonucudur. Üretimi artırmayan, sadece tüketimi ithalatla ikame etmeye çalışan bu zihniyet sorunu derinleştiriyor.” Dedi. DAHA AZ ET, DAHA FAZLA DÖVİZ Kilo bazlı verilerin pazarlık gücünün zayıfladığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2018 yılında 440 bin ton canlı hayvan ithal edilirken, 2025 yılında bu miktar 239 bin tona geriledi. Canlı ağırlık bazında yaklaşık yüzde 45’lik bir düşüş söz konusu. Ancak ödenen döviz neredeyse aynı seviyede kaldı. Yani Türkiye daha az et alıyor ama neredeyse aynı dövizi ödüyor. Bu tablo, hayvancılıkta dışa bağımlılığın arttığını ve ülkenin pazarlık gücünün ciddi biçimde eridiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. “İTHALAT HAYVANCILIĞI KURTARMADI, ÇÖKERTTİ” Gelinen noktada ithalat merkezli politikaların değişmesi gerektiğini belirten Ömer Fethi Gürer, çözümün yerli üretimde olduğunu söyledi. “Hayvan ithalatı arttıkça et ucuzlamadı. Üretici maliyetler altında ezilip üretimden çekilirken, tüketici pahalı et yemeye devam etti. Çözüm bellidir: Yerli üreticiyi desteklemek, yem maliyetlerini, buzağı ölümleri ve hayvan hastalıkları önlemek kesimlik kadar besilik hayvancılığı desteklemektir. Bu tablo değişmezse hem üretici hem tüketici sorun yaşamaya devam eder. Et ve Süt Kurumu ithalatçı bir anlayışla bu süreçte olması yerine yerli hayvancılığı destekler uygulamalara yöneltilmelidir.2026 yılı için 500 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı öngörülmektedir. Ayrıca 200 baş hayvan üzeri işletmeciler istediği yerde kesim yapabilecekken 200 den az hayvan olan Et ve Süt Kurumu üzerinden kesime zorlanması da besiciler tepki göstermektedir” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.