Hava Durumu

#Birleşmiş Milletler

Kırsal Haber - Birleşmiş Milletler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşmiş Milletler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TTDG’den Karadeniz’de Güvenli Tahıl Ticareti İçin 7 Maddelik Yol Haritası Haber

TTDG’den Karadeniz’de Güvenli Tahıl Ticareti İçin 7 Maddelik Yol Haritası

Türkiye’nin tarım ve gıda sektörlerinden farklı paydaşları aynı platformda buluşturan Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG), Karadeniz’de güvenli tahıl ticaretinin yeniden tesis edilmesi için Türkiye merkezli koordinasyon, doğrulanabilir “Gıda Gemisi” kaydı ve savaş riski garantisini içeren yedi maddelik bir mekanizma önerdi. Karadeniz ve Azak Denizi’nde ticari gemileri, limanları ve tahıl terminallerini hedef alan saldırıların giderek yoğunlaşması, küresel gıda ticaretine yönelik riskleri artırıyor. Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG), gıda ticaretini ve sivil deniz taşımacılığını savaşın dışında tutacak yeni bir uluslararası mekanizma kurulması çağrısında bulundu. Türk tarım ve gıda sektörlerinin dünyaya açılmasını, uluslararası temsilinin güçlendirilmesini ve küresel iş birliklerinin geliştirilmesini hedefleyen TTDG; akademisyenler, bürokratlar, iş insanları, ihracatçılar, üreticiler, medya mensupları ve sektörel kuruluş temsilcilerinden oluşan 80’i aşkın gönüllüyü bir araya getiriyor. TTDG, 31 Ağustos 2026 tarihli politika tavsiye bildirisinde, 2022 Karadeniz Tahıl Girişimi'nin tecrübesinden yararlanan ancak bugünkü güvenlik ve ticaret koşullarına göre yeniden tasarlanan bir “Karadeniz Gıda ve Tarımsal Ticaret Güvenliği Mekanizması” kurulmasını önerdi. Mekanizmanın Türkiye'nin kolaylaştırıcılığında; Birleşmiş Milletler, ilgili uluslararası kuruluşlar, Karadeniz ülkeleri, finans kuruluşları ile tahıl, denizcilik ve sigorta sektörlerinin katılımıyla geliştirilmesi istendi. KARADENİZ'DEKİ KESİNTİNİN ETKİSİ KÜRESEL Rusya ve Ukrayna, 2025/26 sezonunda birlikte küresel buğday ihracatının yaklaşık yüzde 27'sini gerçekleştirdi. İki ülke aynı zamanda mısır, arpa ve ayçiçek yağı başta olmak üzere temel tarımsal ürünlerin en önemli tedarikçileri arasında bulunuyor. Bu nedenle bölgedeki güvenlik sorunu yalnızca Karadeniz ülkelerini değil, özellikle ithalata bağımlı düşük ve orta gelirli ülkeleri doğrudan etkiliyor. Bu noktaya dikkat çekilen bildiride, “Gıda, tarımsal üretim, sivil ticari gemiler ve bunları dünya pazarlarına ulaştıran lojistik altyapı savaşın dışında tutulmalıdır. Gıda güvenliği ortak bir insanlık meselesidir; gıda savaşın aracı olmamalıdır.” denildi. Bildiride yer verilen verilere göre Ukrayna'nın 1-21 Ağustos dönemindeki tahıl ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 69 geriledi. Alternatif güzergâhlara yönelen yükler nedeniyle Tuna'daki Sulina Kanalı çevresinde yaklaşık 70 gemilik kuyruk oluştu. Novorossiysk'te toplam yıllık ihracat kapasitesi 14 milyon tonu aşan iki büyük tahıl terminali faaliyetlerini durdururken, Rusya'nın ağustos ayı buğday ihracatının geçen yılki 4,5 milyon tondan yaklaşık 2,2 milyon tona düşeceği öngörüldü. Gerilim fiyatlara da yansıdı. Chicago buğday vadeli işlemleri temmuz başından 20 Ağustos'a kadar yüzde 17'den fazla yükseldi. Artan savaş riski primleri, navlun maliyetleri ve gemi sahiplerinin bölgeye yönelik risk iştahındaki düşüş, tahılın nihai teslim maliyetini artırıyor. TTDG'DEN YEDİ MADDELİK GÜVENLİK MEKANİZMASI TTDG'nin önerdiği mekanizma şu başlıklardan oluşuyor: 1. Gıda altyapısına karşı saldırmazlık: Tahıl terminalleri, silolar, depolar ve yükleme tesisleri için sınırlı bir çatışmasızlık düzenlemesi oluşturulması. 2. Sivil gıda gemilerine güvenli seyrüsefer: Tahıl, yağlı tohum, bitkisel yağ, gübre ve diğer temel tarımsal ürünleri taşıyan gemiler için şeffaf bildirim ve koordinasyon sistemi kurulması. 3. Türkiye merkezli uluslararası koordinasyon: İstanbul'daki Müşterek Koordinasyon Merkezi tecrübesinden yararlanılarak Türkiye'nin kolaylaştırıcı rol üstlenmesi. 4. Doğrulanabilir “Gıda Gemisi” kaydı: Gemilerin sivil niteliğini, yükünü ve rotasını teyit edecek gönüllü bir şeffaflık sistemi oluşturulması. 5. Savaş riski sigorta ve garanti mekanizması: Türkiye, uluslararası finans kuruluşları ve özel sigorta/reasürans piyasalarının katılımıyla tarımsal yük taşıyan sivil gemiler için güvence geliştirilmesi. 6. Alternatif güzergâhların güçlendirilmesi: Tuna limanları, demiryolu ve karayolu hatları ile Romanya-Bulgaristan bağlantılarının kapasitesinin artırılması. 7. Erken uyarı ve erken eylem: FAO, WFP ve IGC verileriyle fiyat, navlun, ihracat ve stokların izlenmesi; kritik eşiklerde alternatif tedarik, finansman veya insani yardım araçlarının devreye alınması. 2022 TECRÜBESİ DİPLOMASİNİN MÜMKÜN OLDUĞUNU GÖSTERDİ TTDG, Türkiye ve Birleşmiş Milletler'in girişimleriyle kurulan 2022 Karadeniz Tahıl Girişimi'nin savaş sürerken dahi insani ve ekonomik bir alanın çatışmanın dışında tutulabileceğini gösterdiğini vurguladı. Grup, geçmiş modelin birebir tekrarı yerine, mevcut koşullara uygun daha kapsayıcı bir düzenleme geliştirilmesini istedi. Bildiride, Karadeniz'in derin deniz limanlarındaki kaybın Tuna, demiryolu ve karayolu güzergâhlarıyla tamamen telafi edilemeyeceğine dikkat çekildi. Bu nedenle güvenli seyrüseferin yeniden tesis edilmesinin yalnızca bir denizcilik konusu değil, küresel gıda arz güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtildi. ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI TTDG; Rusya Federasyonu ve Ukrayna'ya, Türkiye Cumhuriyeti'ne, Birleşmiş Milletler'e, FAO, WFP ve IMO başta olmak üzere uluslararası kuruluşlara, Karadeniz ülkelerine, finans kuruluşlarına ve sektör temsilcilerine yeni bir mutabakat için gecikmeden temas başlatma çağrısında bulundu. Bildiride, “Savaşın tamamen sona ermesini beklemeden de gıda güvenliği için ortak bir zemin oluşturabiliriz. Sivil gemileri, tarımsal altyapıyı ve temel tarımsal ürünlerin güvenli hareketini koruyabiliriz. Karadeniz'de tarımsal diplomasi için harekete geçmenin zamanı bugündür,” çağrısı yapıldı. TTDG Hakkında... Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG), 4. Tarım Orman Şûrası kapsamında faaliyet gösteren Tarımsal Diplomasi Çalışma Grubu’nun, Şûra’nın tamamlanmasının ardından yeniden yapılanarak çalışmalarına bağımsız ve gönüllü bir oluşum olarak devam etme kararı almasıyla Haziran 2025’te kuruldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Tarım Kurulu Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu’nun başkanlığını yürüttüğü Grup; akademisyenler, bürokratlar, iş insanları, ihracatçılar, üreticiler, medya mensupları ve sektörel kuruluş temsilcilerinden oluşan 87 üyeyi bir araya getirmektedir. TTDG; Türkiye’nin tarım ve gıda alanındaki potansiyelini dünyaya daha etkili biçimde anlatmayı, uluslararası kuruluşlarda Türk temsilini güçlendirmeyi ve tarım-gıda ihracatının gelişmesine katkı sağlayacak fikir, proje ve iş birlikleri üretmeyi hedeflemektedir. Türk mutfağının ve gastronomi değerlerinin küresel ölçekte tanıtılması, sektörel etkinliklerin düzenlenmesi ve Türkiye’nin tarımsal diplomasi kapasitesinin geliştirilmesi Grubun öncelikli çalışma alanları arasındadır.

Antalya Büyükşehir’in Isı Eylem Planı’na BM’den Yakın Takip Haber

Antalya Büyükşehir’in Isı Eylem Planı’na BM’den Yakın Takip

Birleşmiş Milletler Küresel Isıdan Sorumlu Üst Yöneticisi Dr. Eleni Myrivili, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret ederek Isı Eylem Planı çalışmalarını yerinde inceledi. Görüşmelerde, planın Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nde tanıtılmasına yönelik işbirliği öne çıktı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği destekli CLIMAAX-MUHIR Projesi kapsamında Birleşmiş Milletler Küresel Isıdan Sorumlu Üst Yöneticisi Dr. Eleni Myrivili'yi ağırladı. Ziyaret kapsamında Antalya Isı Eylem Planı'nın hazırlık süreci masaya yatırıldı. Çalışma kapsamında belediyenin kurakçıl peyzaj, pasif serinletme ve iklim değişikliğine uyum çalışmaları yerinde incelendi. SAHA UYGULAMALARI İNCELENDİ Antalya Isı Eylem Planı’nın uluslararası bilimsel altyapısını güçlendirmek amacıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin davetini kabul eden Dr. Myrivili, planın Gönüllü Danışmanı ve Eş Baş Editörü olarak görev yapıyor. Bu görevi, planın baş danışmanı ve baş editörü Prof. Dr. Murat Türkeş ile gönüllü bilim insanlarından oluşan Bilim ve Editörya Kurulu ile birlikte yürüten Myrivili, süreci yerinde değerlendirmek üzere geldiği Antalya’da kentin iklim projelerini ve saha uygulamalarını inceledi. TEKNİK GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNULDU Ziyaret programı kapsamında ayrıca Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Eğitim ve İnovasyon Merkezi'nde teknik bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, Avrupa Birliği destekli CLIMAAX-MUHIR Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar ile Antalya Isı Eylem Planı'nın hazırlık süreci ve temel bileşenleri detaylı şekilde ele alındı. Proje kapsamında hazırlanan aşırı sıcak risk haritaları katılımcılarla birlikte değerlendirilirken, Antalya'nın öncelikli risk alanları, kırılgan grupları ve plan kapsamında öngörülen strateji ve eylemler üzerine teknik görüş alışverişinde bulunuldu. ISI EYLEM PLANI ÖRNEK MODELE DÖNÜŞTÜRÜLECEK Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, Isı Eylem Planı’nın uluslararası standartlar doğrultusunda geliştirilmesi ve Akdeniz kentleri için örnek bir model hâline getirilmesi ele alındı. Hacıoğlu, “Antalya, COP31’e ev sahipliği yapacak bir kent olarak iklim değişikliğine uyumda somut ve bilime dayalı bir örnek ortaya koyuyor. Dr. Myrivili’nin eş baş editörlüğünde hazırladığımız Isı Eylem Planımızı Birleşmiş Milletler’in bilimsel desteğiyle uluslararası standartlara taşıyor; kurakçıl peyzajdan pasif serinletmeye kadar sahadaki uygulamalarımızı Akdeniz kentleri için aktarılabilir bir modele dönüştürmeyi hedefliyoruz” dedi.

Avustralya Küresel İklim Dezenformasyon Girişimi'ne Katıldı Haber

Avustralya Küresel İklim Dezenformasyon Girişimi'ne Katıldı

İklim değişikliği ile ilgili dezenformasyonla mücadelede bir dönüm noktası olan Küresel İklim Değişikliği Bilgi Bütünlüğü Girişimi’ne (GIIICC) Avustralya da katıldı. Avustralya ve Pasifik ülkeleri iklim bakanlarının Sidney'deki toplantısının ardından atılan bu imza ile girişimdeki ülke sayısı Avrupa Birliği dahil 27 ülkeye ulaştı. ​Karar, Ekim ayında Fiji’de yapılacak pre-COP ve Kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek COP31 öncesinde stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. ​GIIICC Nedir? Amacı Ne? ​UNESCO, Brezilya ve Birleşmiş Milletler tarafından kurulan GIIICC; iklim değişikliğiyle ilgili dezenformasyonun araştırılması, ortaya çıkarılması, ortadan kaldırılması ve sonuçların kamuoyuna duyurulmasını amaçlıyor. ​COP30 kapsamında Belem’de duyurulan bildirge; ​Doğru bilgiye duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor, ​İklim bilimini korumayı hedefliyor, ​"Big Tech" (büyük teknoloji şirketleri) ve reklam endüstrisi gibi özel sektör çıkarlarının sorumsuz içeriklerini engellemek için güçlü bir siyasi mesaj veriyor. ​Türkiye'den Uzman Görüşü: "Türkiye Bu İttifaka Katılmalı" ​İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, sürecin Türkiye açısından taşıdığı öneme dikkati çekti: ​"Avustralya COP başkanı olmamasına rağmen müzakereler başkanlığını güçlendirecek imzalar atıyor. Türkiye ise şu ana kadar sadece elektrifikasyon, iklim uygulama köprüsü ve sıfır atık gibi kendi öncülük ettiği girişimlerle sesini duyuruyor. Oysa Türkiye’nin de COP başkanı olarak uluslararası iklim politikalarının önünü açan girişimlerin parçası olması çok önemli. Bilgi Dürüstlüğü bunların en önemlilerinden biri ve geçen sene İklim Kanunu öncesindeki dezenformasyon kampanyaları vesilesiyle gördüğümüz gibi, Türkiye için de hassas ve hükümetin duruşunu ilan etmesi ve üzerinde ciddi çalışması gereken bir konu." ​Şahin, Türkiye'nin COP31 başkanı olarak bilimi savunması ve fosil yakıtlardan çıkış (TAFF) yol haritası, Küresel Metan İttifakı ile Kömürü Geride Bırakma İttifakı gibi kritik girişimlere de dâhil olması gerektiğini vurguladı. ​Uluslararası Değerlendirmeler ve Avustralya'nın Rolü ​Brezilya Cumhuriyet Başkanlığı Sosyal İletişim Sekreterliği Dijital Politikalar Sekreteri João Brant, Avustralya'nın katılımını büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, bu adımın COP30'dan COP31'e geçişte ivmeyi artırdığını ifade etti. ​Avustralya Senatosu’ndan Senatör Peter Whish-Wilson ise anlaşmanın toplum genelinde bilgi bütünlüğünü sağlamak ve büyük teknoloji şirketlerinin bilimi baltalamasını engellemek adına öncü bir adım olduğunu kaydetti. ​GIIICC Üyesi Ülkeler Hangileri? ​Avustralya'nın katılımıyla güncellenen üye listesi şu ülkelerden ve birlikten oluşuyor: ​Avrupa Birliği ​Almanya ​Avusturya ​Avustralya ​Belçika ​Brezilya ​Çekya ​Danimarka ​Ermenistan ​Estonya ​Fiji ​Finlandiya ​Fransa ​Hollanda ​İspanya ​İsveç ​İzlanda ​Kanada ​Lüksemburg ​Mauritius ​Norveç ​Peru ​Polonya ​Portekiz ​Seyşeller ​Slovenya ​Şili ​Uruguay Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

Başkan Er ''İpek Yolu Kervanı'' Üyeleriyle Bir Araya Geldi Haber

Başkan Er ''İpek Yolu Kervanı'' Üyeleriyle Bir Araya Geldi

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) kapsamında şehre gelen ‘İpek Yolu Kervanı’ heyetini ağırladı. Dünyaca ünlü aktivist Inna Modja’nın da yer aldığı heyete, deprem sonrası Malatya’nın çevre yatırımları ve tarımsal kalkınma süreci anlatıldı. Türkiye’den Moğolistan’a uzanan küresel bir farkındalık yolculuğu olan ‘İpek Yolu Kervanı’nın yeni durağı Malatya oldu. COP17 öncesi mera ve çayır ekosistemlerinin önemine dikkat çekmek için kente gelen Birleşmiş Milletler heyeti, Arslantepe Karşılama Merkezi’nde tarihi bir buluşmaya imza attı. Başkan Sami Er: "Malatya Küllerinden Yeniden Doğuyor" Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, etkinlikte yaptığı konuşmada 6 Şubat depreminin yaralarının hızla sarıldığını belirtti. Malatya’da 131 bin bağımsız bölümün hasar aldığını hatırlatan Başkan Er, konut inşaatlarının yanı sıra çevreci belediyecilik projelerinin de öncelikleri olduğunu vurguladı. Malatya’nın Geleceği İçin Dev Çevre Yatırımları Başkan Sami Er, şehrin sadece binalarıyla değil, doğasıyla da ayağa kalktığını ifade ederek şu önemli projeleri paylaştı: İleri Biyolojik Arıtma Tesisi: Bölgenin en büyük tesisi tamamlanmak üzere. Arıtılan su, tarımsal sulamada geri dönüştürülecek. 10 Milyon Euro’luk Atık Ayrıştırma Fonu: Fransa Kalkınma Ajansı’ndan sağlanan kaynakla deprem enkazları ayrıştırılacak. Yeşil Alan Dönüşümü: Enkaz depolama alanları bitkisel toprakla örtülerek 1 milyon metrekarelik dev bir yeşil alana dönüştürülecek. İklim Değişikliği ve Tarımın Başkenti Malatya Dünya kuru kayısı ihtiyacının %80’ini karşılayan Malatya’nın aynı zamanda bir tarım şehri olduğunu hatırlatan Başkan Er, 2025 yılındaki zirai don felaketine ve iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekti. Mera Kanunu ile korunan alanların hayvancılık için büyük fırsat sunduğunu belirtti. Inna Modja: "Malatya’nın Çalışmaları Takdire Şayan" UNCCD İyi Niyet Elçisi, dünyaca ünlü sanatçı ve çevre aktivisti Inna Modja, Malatya’da gördüklerinden çok etkilendiğini dile getirdi. Modja, "Doğal felaketlerden sonra ne kadar hızlı ayağa kalktığınız önemlidir. Özellikle atık yönetimi ve yeniden inşa sürecindeki hassasiyetiniz ilham verici" diyerek takdirlerini sundu. Modja, konuşmasının ardından katılımcılara kısa bir performans sergiledi. COP17 Yolunda Stratejik Durak: Malatya Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdür Yardımcısı Fatma Toru ve UNCCD temsilcisi Yazan Neme, projenin dünya gıda güvenliği ve mera alanları için taşıdığı kritik öneme değindi. Heyet, ağustos ayında Moğolistan’ın başkenti Ulanbator’da düzenlenecek olan COP17 (Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele 17. Taraflar Konferansı) öncesinde Malatya’daki dirençli tarım ve hayvancılık örneklerini belgeselleştiriyor. Arslantepe’de Gastronomi Müjdesi Başkan Sami Er, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Arslantepe Höyüğü’nde bulunan 3 bin yıllık fırının, yakında düzenlenecek olan Gastronomi Festivali’nde sembolik olarak kullanılacağını duyurarak Malatya’nın tarihi derinliğine vurgu yaptı.

Suyumuz Azalıyor, Tarım Tehdit Altında! Haber

Suyumuz Azalıyor, Tarım Tehdit Altında!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Dünya su günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Dünyada yaşanan su krizinin tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “1993 yılından bu yana her yıl 22 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü, tatlı suyun önemine dikkat çekmek ve 2 milyardan fazla insanın güvenli suya erişimi olmadığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen küresel bir etkinliktir. Birleşmiş Milletler tarafından her yıl farklı bir tema belirlenmekte olup, 2026 yılı teması ise ‘Su ve Cinsiyet’ olarak açıklandı. Su, yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin de yaşam güvencesidir. Bu nedenle suyun korunması, doğru yönetilmesi ve sürdürülebilir kullanımı tüm ülkeler için hayati bir sorumluluktur. Ancak ne yazık ki su kaynaklarının hızla azaldığı, iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha ağır hissedildiği bir dönemdeyiz.” “Küresel su krizi tarımı ve gıda güvenliğini tehdit ediyor” “Birleşmiş Milletler tarafından yapılan değerlendirmeler, dünyada giderek derinleşen su krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda küresel ekonomi, gıda güvenliği ve siyasi istikrar açısından ciddi riskler oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle tarım sektörü üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. Modern tarımda su ve bitki besin maddeleri birbirinden ayrı düşünülemez; yeterli su olmadan bitkiler besin maddelerini etkin şekilde kullanamaz, bu da verim kayıplarına ve gıda üretiminde istikrarsızlığa yol açar. Günümüzde dünya tarım arazilerinin ise yaklaşık yüzde 40’ı su kıtlığı tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Bir bölgede yaşanan su kıtlığı yalnızca yerel üretimi değil, uluslararası gıda fiyatlarını, ticaret dengelerini ve jeopolitik ilişkileri de etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor. Dünya genelinde tatlı su kullanımının yaklaşık yüzde 69’u tarım sektöründe gerçekleşiyor. Bu nedenle suyun verimli kullanılması tarımın sürdürülebilirliği açısından kritik bir önem taşıyor. Tarım ve gübre sektöründe geliştirilen hassas tarım teknolojileri, bitki besin maddelerinin su mevcudiyetine göre uygulanmasını sağlayarak hem kaynak israfını azaltmakta hem de su kullanım verimliliğini artırıyor. Bunun yanında bitkilerin besin alımını artırırken su ihtiyacını azaltan yüksek verimli gübrelerin geliştirilmesi, çiftçilere yönelik eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve toprak sağlığını güçlendiren uygulamaların desteklenmesi de önem kazanıyor. Gelecekte gıda sistemlerinin dayanıklılığı, su–besin–gıda ilişkisinin doğru yönetilmesine bağlıdır ve bu nedenle su kaynaklarının korunması ile sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması hayati bir gereklilik haline geldi.” “Suyumuz azalıyor, tarım tehlike altında” “Dünya nüfusunun hızla artması gıda talebini artırıyor, bu durum ise tarımsal üretimde su ihtiyacını daha da büyütüyor. Dünyada kullanılan suyun en büyük kısmı tarım sektöründe kullanılmasının yanı sıra evsel ve sanayi kullanımının artması da su kaynakları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Türkiye’de teknik ve ekonomik olarak sulanabilir arazi miktarı yaklaşık 8,5 milyon hektardır. Gelişen teknoloji ile bu alanın 10,5 milyon hektara çıkabileceği öngörülüyor. Ancak bugün itibarıyla brüt olarak 7,28 milyon hektar alan sulamaya açıldı. Geriye kalan 1,22 milyon hektarlık alanın sulamaya açılması için gerekli yatırımların hızlandırılması büyük önem taşıyor. Ülkemizin yıllık 112 milyar metreküp kullanılabilir su potansiyeli bulunuyor. Kullandığımız suyun yaklaşık yüzde 79’u tarımsal sulamada tüketiliyor. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1301 metreküp seviyesindedir. Bu rakam, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını açıkça gösteriyor. Diğer taraftan nüfus artışı ve iklim değişikliği dikkate alındığında su kaynaklarımız üzerindeki baskı her geçen yıl daha da artıyor. Bu tablo, suyun tarım için ne kadar hayati olduğunun yanı sıra tarımda doğru ve modern sulama sistemlerine daha çok önem vermemiz gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.” “İklim krizi en fazla çiftçiyi etkiliyor” “İklim değişikliği yağış rejimini değiştiriyor, kuraklığı artırıyor ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Bu durumdan en fazla etkilenen sektör ise şüphesiz tarım sektörü oluyor. Bunun bir örneğine geçtiğimiz haftalarda Aydın ili ziyaretimizde şahit olduk. Aydın'da şubat ayında etkili olan aşırı yağışlar ve Büyük Menderes Nehri'nin taşması sonucu, başta Söke Ovası olmak üzere binlerce dönüm tarım arazisi sular altında kalarak büyük çaplı maddi zarara yol açtı. İklim değişikliğiyle birlikte yağış rejiminin düzensizleşmesi, Aydın'da olduğu gibi ani ve şiddetli taşkınları kaçınılmaz kılıyor; bu nedenle modern taşkın kontrolünde artık sadece beton setler değil, doğa tabanlı çözümler ve erken uyarı sistemleri ön plana çıkıyor. Su akışını yavaşlatmak için üst havzalarda ağaçlandırma ve teraslama yapılırken, şehir ve tarım alanlarında suyun tahliyesini hızlandıracak akıllı drenaj kanalları ile nehir yataklarının ekosistemi bozmadan genişletilmesi hayati önem taşıyor. Bir diğer konu ise eski ve verimsiz sulama kanalları yenilenmeli, sulama altyapısı modernize edilmelidir. Böylece mevcut su kaynaklarından daha fazla verim alınması mümkün olacaktır.” “Sulu tarım giderek daha maliyetli hale geliyor, yüzde 50 oranında desteklenmelidir” “İklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar bitkilerin su ihtiyacını artırırken, sulama ücretlerinde yaşanan artışlar çiftçilerimizi zor durumda bırakıyor. Elektrik ve mazot fiyatlarındaki yükselişle birlikte sulu tarım giderek daha maliyetli hale geliyor. Bu nedenle 2023 yılında uygulandığı gibi tarımsal sulama amaçlı su kullanım hizmet bedelinin yüzde 50 oranında desteklenmesi gerekiyor. Çiftçilerimizin üretimde kalabilmesi için bu desteklerin sürdürülmesi artık bir zorunluluktur.” “Modern sulama sistemleri acilen yaygınlaştırılmalıdır” “Su ihtiyacı karşısında mevcut kaynakların daha verimli kullanılması gerekiyor. Bitkilerde verim kaybına ve toprakta tuzlanmaya yol açan vahşi sulama yöntemleri artık terk edilmelidir. Modern sulama sistemleri hem su tasarrufu sağlamakta hem de üretim verimliliğini artırıyor. Ancak yüksek maliyetler nedeniyle çiftçilerimizin bu sistemlere geçişi oldukça zorlaştı. Bu nedenle modern sulama sistemleri için verilen teşviklerin ve uygun kredi imkânlarının artırılması büyük önem taşıyor.” “Su geleceğimizdir” “Su yalnızca bir doğal kaynak değil, aynı zamanda gıda güvenliğinin ve tarımsal üretimin temelidir. Su yönetiminde yapılacak her hata, doğrudan tarımsal üretimi ve çiftçilerimizin geleceğini etkiliyor. Bu nedenle su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması ve çiftçilerimizin üretimde kalabilmesi için gerekli tüm politikaların vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerekiyor. Unutulmamalıdır ki suya sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır.”

Bodrum’da Kadın Girişimciler için E-Ticaret Semineri Haber

Bodrum’da Kadın Girişimciler için E-Ticaret Semineri

11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü kapsamında, Bodrum’da yaşayan girişimci ve üretici kadınlara yönelik ücretsiz “E-Ticarete Giriş (Online Ticaret) Semineri” düzenlendi. Bodrum Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından Ali Hakan Aykan Kültür ve Sanat Merkezi’nde (Trafo Bodrum) gerçekleştirilen seminere, Bodrum Belediyesi Meclis Üyesi ve Bodrum Belediye Meclisi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Üyesi Av. İdil Ekmekçi de katıldı. Bodrum’da faaliyet gösteren girişimci ve üretici kadınların dijital alanda güçlenmelerini amaçlayan seminerde, katılımcılara e-ticaret alanında temel bilgi ve beceriler kazandırılması hedeflendi. Program kapsamında kadınların ürettiği ürünleri yalnızca fiziki satış noktalarında değil, dijital platformlar üzerinden de pazarlayabilmelerine yönelik yol haritası paylaşıldı. Tekstil mühendisi ve marka kurucusu Aynur Namlı Ducray’ın sunumuyla gerçekleştirilen seminerde; online ticaretin tanımı, dijital satış süreçlerinin temel dinamikleri, müşteri güveni oluşturma yöntemleri ve dijital ortamda sürdürülebilir başarıya ulaşma stratejileri ele alındı. Ayrıca e-ticaretin uygulamaya dönük yönlerine ilişkin örnek çalışmalar katılımcılarla paylaşıldı. Program, Bodrum Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü Sosyoloğu Berrin Ak’ın açılış konuşmasıyla başladı. Ak, konuşmasında 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nün önemine vurgu yaptı. Bodrum Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Av. Gözde Çakıroğlu ise seminerin yalnızca tek günlük bir etkinlik olarak değil, uzun vadeli bir güçlenme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirildiğini ifade ettiği konuşmasında şunları söyledi: “11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü kapsamında, Bodrum Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü olarak bu e-ticaret seminerini hayata geçirdik. Hedefimiz; kadınların üretim gücünü dijital dünyayla buluşturarak yalnızca yerel pazarda değil, online satış platformlarında da güçlü ve sürdürülebilir biçimde var olmalarını sağlamaktır. Çünkü dijital dönüşüm artık bir tercih değil, çağımızın bir gerekliliği olmuştur. Bu çalışmayı tek seferlik bir etkinlik olarak değil, kadınların ekonomik ve dijital alanda güçlenmesini destekleyen uzun vadeli bir yolculuğun başlangıcı olarak görüyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği vizyonumuz doğrultusunda yürüttüğümüz projelerde önümüzü açan Bodrum Belediye Başkanımız Sayın Tamer Mandalinci’ye teşekkür ediyor; katılımınızla bu vizyonu büyüttüğünüz için de her birinize ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Ve elbette semineri hazırlayan ve değerli bilgi birikimini bizlerle paylaşmaya gönüllü olan Sayın Aynur Namlı Ducray’a da ayrıca teşekkür ediyorum.” 11 Şubat Hakkında; 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü, 22 Aralık 2015’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından; kadın ve kız çocuklarının fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında eğitim ve araştırmaya katılımını teşvik etmek amacıyla ilan edilmiştir. Dünya genelinde cinsiyet kalıp yargıları ve önyargılar, kız çocuklarını ve kadınları bilim alanlarından uzaklaştırmaktadır. Günümüzde araştırmacıların yüzde 30’undan azı kadındır. UNESCO verilerine göre kız öğrencilerin yalnızca yaklaşık yüzde 30’u yükseköğretimde STEM alanlarını tercih etmektedir. Özellikle bilgi ve iletişim teknolojileri, mühendislik ve temel bilimlerde kız öğrencilerin oranı oldukça düşüktür. Bu özel gün, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda, kadın ve kız çocuklarının bilime tam ve eşit katılımını sağlamak, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek ve kadınların güçlenmesini desteklemek amacı taşımaktadır.

Gaziantep’in Sıfır Atık Yol Haritası Belirlendi Haber

Gaziantep’in Sıfır Atık Yol Haritası Belirlendi

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde, Sıfır Atık Vakfı’nın organizasyonu ve Gaziantep Valiliği’nin himayesinde, 81 ilde “Yerelden Ulusala: İsraf ve Atık” temasıyla düzenlenen “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları”nın Gaziantep ayağı, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla gerçekleştirilen sonuç konferansıyla tamamlandı. Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan’ın vizyonu ve himayelerinde, israfla mücadelede yerel çözümlerin ulusal politikalara dönüştürülmesini amaçlayan çalıştayların Gaziantep bölümü, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen sonuç konferansıyla sona erdi. Programa Bakan Yumaklı’nın yanı sıra Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri ile il protokolü katıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gazi şehirde yürütülen yerel uygulamaların sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar ürettiğini ortaya koyduğunu belirterek, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin evsel atıklardan enerji üretimi projesi ile yürütülmesinde ortak olduğu “Geri Dönüşüm Evde Başlar” ve “Yeşil Antep” projelerini güçlü örnekler olarak nitelendirdi. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve gönüllüler; dört ana başlık altında oluşturulan 14 tematik masa aracılığıyla yürüttükleri çalışmalar sonucunda, Gaziantep’in Sıfır Atık Yol Haritası’nı şekillendirdi. Çalışmalarda; kent ölçeğinde somut politika önerileri, kısa, orta ve uzun vadeli uygulama ve izleme mekanizmaları ile ulusal hedeflerle uyumlu şehir ölçekli dönüşüm stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Konferansta çalıştay çıktıları ile “Şehir Sıfır Atık Hedef Belgesi”ne ilişkin sunum, İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür Vekili Harun Topçu tarafından gerçekleştirildi. GAZİANTEP, İSRAFLA MÜCADELEDE VE SIFIR ATIK HAREKETİNDE YALNIZCA BİR UYGULAMA ALANI DEĞİL, AYNI ZAMANDA GÜÇLÜ BİR KÜLTÜREL BEŞİKTİR Programda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sakarya ve Muğla’nın ardından Gaziantep’te düzenlenen toplantının, yerelde geliştirilen bilgi, deneyim ve çözüm önerilerinin ulusal politikalara entegre edilmesi açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. Konuşmasında Gaziantep’in coğrafi işaret başarısına da değinen Yumaklı şunları söyledi: “Bu toplantının Gaziantep’te gerçekleştirilmesi tesadüf değildir. Gaziantep, yalnızca sanayi üretimi ve ticaret kapasitesiyle değil, tarımsal üretim gücü ve köklü gıda kültürüyle de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Özellikle Antep fıstığı üretiminde, Türkiye dünyada üçüncü sırada bulunmakta, ülkemizde Antep fıstığının yaklaşık yarısı da Gaziantep’te yetiştirilmektedir. Şehrin bu üretim kapasitesi; yüksek katma değer, kırsal istihdam, gıda sanayisi ve ihracat açısından stratejik bir alan oluşturmaktadır. Gaziantep’te tarım; işleme, depolama, ticaret ve sofraya ulaşma aşamalarını kapsayan bütüncül bir gıda ekosistemi içinde ele alınmaktadır. Bu bütüncül yapının en güçlü tamamlayıcısı ise Gaziantep’in mutfak kültürüdür. Gaziantep, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dâhil edilen Türkiye’nin ilk şehridir. Bu unvan; Gaziantep mutfağının, yerel üretime dayanan, mevsimine göre ürün kullanan ve israfı en aza indirmeye öncelik veren bir gelenek olduğunu da tescillemektedir. Bu yönüyle Gaziantep, israfla mücadelede, sıfır atık hareketinde yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel beşiktir.” Bakan Yumaklı, konuşmasının devamında; dünyada yaşanan iklim değişikliği, artan kuraklık ve nüfus artışı nedeniyle su varlığı ve gıda güvenliği açısından kritik bir süreçten geçildiğine dikkat çekti. Türkiye’de gıda israfı, su verimliliği ve sıfır atık konularında yürütülen çalışmalar ile ev sahipliği yapılan uluslararası etkinliklere değindi. GAZİANTEP’TE YÜRÜTÜLEN YEREL UYGULAMALAR, SIFIR ATIK YAKLAŞIMININ YEREL ÖLÇEKTE SOMUT VE ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR ÜRETTİĞİNİ AÇIKÇA GÖSTERİYOR Konuşmasının son bölümünde Bakan Yumaklı, küresel platformlarda belirlenen hedeflerin gerçek karşılığının şehirlerde görüleceğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda yürütülen bu çalıştaylar, ortak bir metodolojiye dayanmaktadır. Tematik masa sistemi ve sorun–çözüm–hedef–izleme yaklaşımı sayesinde, bu toplantılar, yalnızca tespit yapmakla kalmamış; uygulanabilir ve izlenebilir politika girdileri üretmiştir. Bu kapsamda her il için hazırlanacak Yerel Sıfır Atık Hedef Belgeleri, yerel ihtiyaçların ulusal politika tasarımına veri sağlaması açısından son derece önemlidir. Gaziantep’te yürütülen yerel uygulamalar, sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar üretebildiğini açıkça göstermektedir. Yıllık yaklaşık 650 bin ton evsel atıktan elde edilen enerjiyle, yaklaşık 50 bin hanenin elektrik ihtiyacının karşılanması, atığın çevresel bir yük olmaktan çıkarılarak ekonomik bir değere dönüştürüldüğünün en somut örneklerinden biridir. “Geri Dönüşüm Evde Başlar” ve “Yeşil Antep” gibi projeler, yerelde sahiplenilen bu dönüşüm iradesinin güçlü örnekleridir. Bu çalıştaylar ve sonuç konferansları, COP31 süreci öncesinde Türkiye’nin sıfır atık yaklaşımını, yerel uygulamalar üzerinden, sahaya dayalı ve somut örneklerle anlatabilmesine imkân tanımaktadır. Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı’nın; elde edilen çıktıları daha da güçlendireceğine, ulusal ve yerel politika bağını pekiştireceğine ve Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yaptığı bu dönemde, yeşil dönüşüm hedeflerine önemli katkılar sunacağına inanıyorum.” ŞAHİN: GAZİANTEP SIFIR ATIĞIN ANA ŞEHRİ OLACAK Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise konuşmasında kurum olarak sıfır atık konusuna verdikleri önemi vurgulayarak şunları söyledi: “Bugün Birleşik Milletler Gaziantep'i yirmi şehir içerisinde bizi layık gördüyse bu bir takım işidir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın gelir gelmez Paris Antlaşması'ndan çıktığına şahit olduk. Ama Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın liderliğinde biz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın ismini değiştirdik. Şehir ve Şehircilik Bakanlığı'nın yanına İklim Değişikliği’ni koyduk ve vakfı kurduk, ajansı kurduk. Bu bir duruştur. Bugün Saygıdeğer Bakanım bizi uyardı. Su savaşları başlayacak. Biz OECD'nin şampiyon şehriyiz. Burada bir çalışma yaptı. Burada katılımcılık, kapsayıcılığı sağlandı. EBRD bütün Türkiye'yi inceledi. Şu anda Yeşil Şehir olan tek şehriyiz. Avrupa Konseyi bize on altı oyla Euro Prize onur ödülünü verdi. Akıllı Şehir, yeşil şehir sosyal dönüşüm. Bu şehir vazgeçmeyenlerin şehri. O yüzden kazananların şehri olacak. Gaziantep sıfır atığın ana şehri olacak. Sıfır atığın COP31'de ana temsilcisi olmaktan bu yirmi şehirden bir olmaktan çok mutluyuz. Sıfır atıkla değiştireceğiz. Birlikte değiştireceğiz. Sıfır atık, sıfır açlık demek. Bunu birlikte başaracağız.” VARANK: TÜRKİYE’DEKİ İYİ ÖRNEKLERİMİZİ DÜNYAYLA PAYLAŞACAĞIZ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, 2017 yılından bu yana geri dönüşüm alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirterek şöyle konuştu: “2017’den bugüne geldiğimiz süreçte çok uzun yollar kat ettik. İlk başladığımızda atıkların dönüşüm oranı Türkiye'de yüzde 13’ken bugün yüzde 36. Net sıfır emisyon hedefimiz 2053 tarihinde. Süreçte geldiğimiz gün itibariyle COP31'in Türkiye'ye gelme sürecinde aslında biz, yerel belediyelerimiz, milletvekillerimiz, tüm paydaşlarımız, kamu kurumlarımız, bakanlıklarımız hep birlikte mücadele ettik ve ev sahibi ve başkanlığı almayı başardık. Bu toplantıda çevreye dair, iklim değişikliğine dair ne varsa konuşacağız. İşte bütün dünyanın iklimle ilgili gibi görülen ama tüm konuların iklim başlığı altında konuşulduğu bu konferansta dünyanın diplomasisi on gün için İstanbul ve Ankara'da. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ortaya koyduğu bir vizyonu şimdiye kadar çok geniş kitlelere yaymayı başardık. Biz bu süreçte seksen bir ilde yapacağımız bu toplantıları tamamlayarak bunların bütün dünyayla paylaşıp ajandamızın artık uygulamaya geçme kısmının ilk adımlarını atmış olacağız. Türkiye'de bizim iyi örneklerimizi dünyayla paylaşacağız. Bunu çok önemli bir fırsat olarak görüyorum ve tüm gençlerin tüm halkımızın bu sürece katkı vermesini canı gönülden istiyorum.” ÇEBER: GAZİANTEP OLARAK SIFIR ATIK KONUSUNDA ÇALIŞMAYA GAYRET EDİYORUZ Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise sıfır atık konusunun artık akademik çevrelerin ötesine geçerek toplumun geneline yayıldığını belirtti ve şunları söyledi: “Bu tip toplantılar, bana dünya gezegeninin insanoğluna doğru yıllarca yıllardır yaptığı çığlığın duyulmaya başladığını ifade edilen ortamlar gibi geliyor. Evet dünya bize yıllardır bas bas bağırıyor. ‘İnsanoğlu sen beni çok hor kullanıyorsun. Bana çok kötü davranıyorsun. Doğamı, yani insanoğlunun ayak bastığı her yeri kirletiyorsun’ diye uzun süredir bağırıyor. İşte bu toplantılar ve benzerleri artık bu çığlığın duyulmaya başladığını sanki bana ifade ediyor. Ama bir taraftan da işte bu ortamlarla bazı kıvılcımları sanki görmeye başlıyoruz. İnsanoğlu dünyanın çığlığını sanıyorum duydu. Özellikle yeni nesil beni çok umutlandırıyor. Biz de Gaziantep olarak sıfır atık konusunda çalışmaya gayret ediyoruz. Birçok projeyi başlattık. Birçok projeyi uygulamaya koyduk.” COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı’nın çalışmalarına değinerek Gaziantep’in Birleşmiş Milletler tarafından seçilen 20 şehir arasında yer almasının önemli bir başarı olduğunu ifade etti. Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan, sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevresel bir politika değil; aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve kültürel bir dönüşümün temel yapı taşlarından biri olduğunu vurguladı. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Haluk Kalyoncu ise üniversitenin sıfır atık konusundaki çalışmalarının artarak süreceğini belirtti. Programın devamında plaket takdimi gerçekleştirildi. Konferans kapsamında ayrıca protokol üyeleri, Gaziantep’in öne çıkan “Sıfır Atık Uygulama Örnekleri”nin yer aldığı sergi alanını ve Gaziantep Sıfır Atık stantlarını ziyaret etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.