Hava Durumu

#Buğday

Kırsal Haber - Buğday haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Buğday haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRİB Genel Müdürü Kırali Müjdeyi Verdi: Tarım Ticaretinde Vadeli İşlem Dönemi Başlıyor! Haber

TÜRİB Genel Müdürü Kırali Müjdeyi Verdi: Tarım Ticaretinde Vadeli İşlem Dönemi Başlıyor!

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) Genel Müdürü Ali Kırali, Ankara’da düzenlenen tahıl konferansında lisanslı depoculuk, ELÜS piyasasının gelişimi ve tarım sektörüne çağ atlatacak yeni borsa projeleri hakkında çok önemli açıklamalarda bulundu. Kırali, tarım ticaretini daha şeffaf ve güvenli bir yapıya kavuşturacak olan TÜRİB Vadeli İşlem Piyasası ve Uluslararası Ürün Piyasası’nın 2026 yılında devreye alınacağını müjdeledi. Peki, TÜRİB vadeli işlem sözleşmeleri neleri kapsayacak? Lisanslı depo kapasitesinde son durum ne? İşte tarım piyasalarına yön verecek dev hamlenin tüm detayları... TÜRİB İşlem Hacmi 423 Milyar TL’ye Ulaştı TÜRİB ELÜS (Elektronik Ürün Senedi) Piyasası’nın faaliyete geçtiği 26 Temmuz 2019 tarihinden bu yana tarım ticaretinin kalbi konumunda olduğunu belirten Ali Kırali, borsanın güncel verilerini paylaştı. Borsada bugüne kadar yaklaşık 423 milyar TL işlem hacmine ulaşıldığını ifade eden Kırali, bu süreçte tam 61 milyon ton ürünün el değiştirdiğini açıkladı. Lisanslı Depo Kapasitesi 14,3 Milyon Tonu Aşarak Rekor Kırdı Piyasa derinliğinin en büyük göstergesi olan lisanslı depoculuk tarafında da dev bir büyüme kaydedildi. TÜRİB’in kurulduğu 2019 yılında 4 milyon ton olan saklama kapasitesi, bugün itibarıyla 264 lisanslı depo işletmesi ve 359 lokasyonda 14,3 milyon ton faal kapasiteye ulaştı. Kapasitenin yıl sonuna kadar 15 milyon tonu aşmasını beklediklerini söyleyen Kırali, Türkiye'nin son 5 yıllık hububat rekoltesinin yaklaşık yüzde 40'ının lisanslı depolarda saklanabilir hale gelmesinin ELÜS piyasası için çok güçlü bir altyapı oluşturduğunu vurguladı. 2026’nın İkinci Yarısında Büyük Eşik: Vadeli İşlem Piyasası Geliyor Tarım sektöründe fiyat riskini yönetmek ve ileri tarihli fiyat oluşumunu desteklemek amacıyla tasarlanan TÜRİB Vadeli İşlem Piyasası için geri sayım başladı. Projenin 2026 yılının ikinci yarısında devreye alınması hedefleniyor. Bu yeni katman sayesinde üretici, tüccar, sanayici ve yatırımcı gelecekteki fiyat risklerini önceden görebilecek ve yönetebilecek. Vadeli İşlem Piyasası'nın Öne Çıkan Özellikleri: İlk Aşamadaki Ürünler: İlk etapta dayanak varlık olarak ekmeklik buğday ve mısır ELÜS’leri ile bu ürünlere ilişkin TÜRİB fiyat endeksleri işleme açılacak. İki Farklı Uzlaşma Modeli: ELÜS dayanaklı sözleşmelerde fiziki teslimat gerçekleştirilecek; TÜRİB endekslerine dayalı sözleşmelerde ise nakdi uzlaşma sistemi uygulanacak. Güvenli Altyapı: Vadeli işlem sözleşmeleri; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ürünü alma veya satma yükümlülüğü getirecek. Yükümlülüklerin yerine getirilmesi ise vade sonunda gerçekleşecek. Küresel Ticaret İçin Tarihi Adım: Uluslararası Ürün Piyasası TÜRİB'in önümüzdeki dönemde hayata geçireceği bir diğer vizyon proje ise Uluslararası Ürün Piyasası olacak. Bu proje ile gümrüklü antrepolarda bulunan, depolanmaya uygun ve standardize edilebilir tarım ürünlerinin TÜRİB işlem sistemi üzerinden doğrudan alınıp satılması sağlanacak. Piyasada işlem görecek tüm ürünler; menşei, antrepo bilgisi, kalite özellikleri ve analiz belgeleriyle birlikte şeffaf bir şekilde tanımlanacak. Alım-satım işlemleri, belirli teslim süreleri ve güvenli ödeme-takas mekanizmalarıyla yürütülecek. Bu hamle, Türkiye’nin tarım ürünleri ticaretindeki uluslararası erişim gücünü zirveye taşıyacak. Dijital Dönüşüm ve LİDBİS ile Tam Güvenlik TÜRİB’in gelişim stratejisinin teknolojik dönüşüm ve güven üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Genel Müdür Ali Kırali, 13 Ocak 2025'te TÜRİS işlem platformuyla geçilen aracılı yapının (ÜPAK entegrasyonu) piyasanın sahadaki erişim kapasitesini artırdığını belirtti. Güven altyapısını pekiştirmek amacıyla Lisanslı Depoculuk Denetim A.Ş.'nin kurulduğunu ifade eden Kırali, TÜRİB Ar-Ge Merkezi tarafından geliştirilen LİDBİS (Lisanslı Depoculuk Bilgi Sistemi) projesi sayesinde depolardaki fiziksel ürünler ile elektronik kayıtların ve analiz süreçlerinin çok daha güçlü bir şekilde anlık olarak izleneceğini müjdeledi.

Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Haber

Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yerli tohumda 17 türde 39 yeni çeşidin daha tescil aldığını belirterek, "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz." ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, bu yılki tohum tescillerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaptığı açıklmada yerli tohum çeşitleriyle tarımsal üretime güç kattıklarını vurgulayan Yumaklı, "Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü çalışmalarıyla araştırma enstitülerimizde geliştirilen 39 yeni çeşit daha tescil edildi. Geliştirdiğimiz bu çeşitler, toprağımızın bereketi ve çiftçimizin emeğiyle buluşarak milli ekonomimize büyük bir değer katacak. Ülkemize ve üreticilerimize hayırlı olsun." değerlendirmesinde bulundu. Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Yumaklı, tarla bitkilerinde 17 türdeki yeni tescillerle birlikte "Milli Çeşit Listesi"ndeki yerli tohum sayısının 1087'ye ulaştığını bildirdi. Yeni tescillerin "tahıl", "endüstri bitkileri", "tıbbi ve aromatik bitkiler" ile "yemeklik tane baklagiller ve yem bitkileri" kategorilerinde olduğunu aktaran Yumaklı, şunları kaydetti: "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz. Uluslararası rekabet gücüne sahip, milli tohum tedarik sistemini güçlendiriyoruz." Tescillerin Yarısı Ayçiçeği ve Buğday Tohumu Çeşitleri Tescillenen yerli tohumlar arasında ayçiçeği hattı 15 çeşitle ilk sırada bulunurken, ekmeklik buğday 5, pamuk, yer fıstığı, haşhaş, nohut 2'şer, makarnalık buğday, arpa, çeltik, soya, aspir, patates, tütün, Aydın salebi, Muğla salebi, anason ve korunga 1'er çeşitle listede yer aldı.

Denizli’de TMO 10 Merkezde Alım Yapacak Haber

Denizli’de TMO 10 Merkezde Alım Yapacak

Denizli Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tefenlili, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü’nün 2026 yılı hububat alım fiyatlarını açıkladığını belirterek, TMO tarafından ton başına makarnalık ve ekmeklik buğday alım fiyatı 16 bin 500 lira, arpa alım fiyatı ise 12 bin 750 lira olarak belirlendiğini duyurdu. Denizli’de 6 lisanslı depo 4 sabit noktada toplam 10 merkezde olmak üzere TMO’nun alım yapacağını belirten Başkan Tefenlili, üreticilerin TMO tarafından sunulan imkanlardan en verimli şekilde yararlanmalarını tavsiye etti. TMO, 2026 yılı hububat alım ve satış fiyatlarını kamuoyuna duyurdu. Yapılan açıklamada, Türkiye genelinde hububat hasadının yağışlar nedeniyle geçen yıla kıyasla geciktiği ancak belirli bölgelerde halihazırda başladığı ifade edildi. Hasadını gerçekleştiren üreticilere depolama imkânı sağlamak amacıyla adımlar atıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: ''TMO tarafından 21 Mayıs'tan itibaren üreticilerimizin Çiftçi Kayıt Sistemi'nde kayıtlı buğday ve arpa ürünleri taahhütname karşılığı teslim alınmaya başlanmıştır. 2026 yılı TMO hububat alım fiyatları (2. grup ürünler için) ton başına makarnalık buğdayda 16 bin 500 lira, ekmeklik buğdayda 16 bin 500 lira, arpada ise 12 bin 750 lira olarak belirlenmiştir.'' TMO HUBUBAT ALIM FİYATLARI- (2. Gruplar için ton başına) HUBUBAT 2025 2026 Makarnalık Buğday 13.500 TL 16.500 TL Ekmeklik Buğday 13.500 TL 16.500 TL Arpa 11.000 TL 12.750 TL Üreticilere Ton Başına 3 Bin 14 Lira Destek Sağlanacak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından üreticilere verilecek desteklemelere ilişkin detayların da yer aldığı açıklamada; temel, planlı üretim ve sertifikalı tohum kullanım destekleri olarak dekara toplam 980 lira ödeme yapılacağı bildirildi. Bu tutarın, ülke ortalama verimi dikkate alındığında ton başına toplam 3 bin 14 lira destek ödemesine tekabül edeceği kaydedildi. Üreticinin Eline Geçecek Tutar Belli Oldu Desteklerle birlikte üreticilerin eline geçecek net rakamlara ilişkin açıklamada şu bilgiler paylaşıldı: ''Böylece desteklerle birlikte üreticilerin eline ton başına ekmeklik ve makarnalık buğday için 19 bin 514 lira, arpa için ise 15 bin 764 lira geçecektir. Ödemeler ürün teslimatına müteakip 45 gün içinde üreticilerin banka hesaplarına yapılacaktır.'' Hububat Satışları 1 Ekim'de Başlıyor TMO’nun hububat alımlarının yanı sıra iç piyasa satış takvimine ve fiyat politikasına da açıklık getirildi. Kurumun hububat satışlarına 1 Ekim itibarıyla başlayacağının altı çizilerek, satış fiyatları şu şekilde ilan edildi:" Ton başına 2. grup makarnalık buğday için 18 bin 500 lira, 2. grup ekmeklik buğday için 18 bin 500 lira, 2. grup arpa için 14 bin lira olarak belirlenmiştir. Tüm üreticilerimize hayırlı ve bereketli bir hasat sezonu diliyoruz." ifadeleri kullanıldı. “Yeni Sezonun Tüm Üreticilerimize Bereketli Olmasını Diliyorum” Denizli Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tefenlili, yeni hasat döneminin şehrimiz ve ülkemiz için hayırlı ve bereketli olmasını temenni ederek, üreticilerin TMO tarafından sunulan imkanlardan en verimli şekilde yararlanmalarını tavsiye etti. Yeni hasat döneminin başlamasıyla birlikte tarlalarda yeniden emek ve umudun filizlenmeye başladığını ifade eden Başkan Tefenlili, “Toprağa emek veren, alın teriyle üreten tüm çiftçilerimize bol ve bereketli bir sezon diliyorum. Umuyorum ki bu sezon hem verimlilik hem de kazanç açısından üreticimizin yüzünü güldüren bir yıl olur. Hasat dönemi boyunca tüm çiftçilerimize kolaylıklar ve hayırlı işler temenni ediyorum. Denizli’de 6 lisanslı depo 4 sabit noktada toplam 10 merkezde olmak üzere TMO alım yapacak olup üreticilerimiz için TMO randevularının açıldığı bilgisi edinilmiştir” dedi.

Bayraktar: ''Hububat Alım Fiyatları Üreticilerimizin Beklentilerini Karşılamadı'' Haber

Bayraktar: ''Hububat Alım Fiyatları Üreticilerimizin Beklentilerini Karşılamadı''

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. TZOB Başkanı Bayraktar’ın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi. Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı. Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor. Ayrıca Birliğimize ve Ziraat Odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında üreticilere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağı belirtildi. Ortalama verim dikkate alındığında bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığı görülüyor. 2026 yılında destek kalemleri şu şekilde belirlendi: • Temel destek dekar başına 403 lira • Planlı üretim desteği dekar başına 403 lira • Sertifikalı tohum kullanım desteği dekar başına 173 lira 60 kuruş Bununla birlikte, tarla bitkilerinde verim kaybını önlemek amacıyla sertifikalı tohumun en az üç yılda bir yenilenmesi tavsiye ediliyor. Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçilerimizinn gelir güvencesinin sağlanması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerimizin makul gelir beklentileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, kilogram başına 3 lira prim desteğinin verilmesi büyük önem taşıyor. Bu talebimizi de Tarım ve Orman Bakanlığına ilettik. Ayrıca, ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor. Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu ağır tabloyu değerlendirdi. Gürer, çiftçinin üretimden kopma noktasına geldiğini belirterek, “Çiftçi mutlu değil. Ürettiği üründen para kazanamıyor, borcunu çevirmeye çalışıyor” dedi. Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi gerçek üreticisi olan köylüdür” sözleriyle başlayan Gürer, Cumhuriyetin ilk yıllarında üreticiye verilen desteğin bugün sürdürülmediğini söyledi. “Cumhuriyetin ilk yıllarında çiftçiye, köylüye, üretene verilen desteklerle Türkiye yürüyebilseydi bugün 21 üründe arz açığı olan, ithalata mecbur bırakılan bir ülke olmayacaktık” diyen Gürer, özellikle hububat ve bakliyatta dışa bağımlılığın giderek arttığını vurguladı. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR, KIRSAL YAŞLANIYOR” Türkiye’de çiftçi sayısının her geçen yıl düştüğünü ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi Kayıt Sistemi’ne göre yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçi bulunuyor. Ancak nüfusa oranladığımızda ciddi bir azalma var. Kırsalda yaş ortalaması 58’e yükseldi” dedi. Kırsal yaşamın cazibesini kaybettiğini belirten Gürer, “Buralarda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnsanlar yalnızca üretim için yaşıyor. Destek verilmediği için kırsal göç devam ediyor,” şeklinde konuştu. “22 YILDA ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ KAYBEDİLDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım arazisinin kaybedildiğini belirterek, “Ankara büyüklüğünde tarım arazisi artık yok. Bu alanlar kaybedilmeseydi bugün yaklaşık 8 milyon ton daha fazla buğday üretirdik. Türkiye ithalata ihtiyaç duymazdı” ifadelerini kullanan Gürer, “Her saatte 18 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisi kaybediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ KAZANMIYOR, ARACILAR KAZANIYOR” Üretim maliyetlerindeki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, ilaç, elektrik ve sulama giderlerinin üreticiyi ezdiğini ifade etti. , “Çiftçi bu maliyet artışları kadar kazanmıyor. Aracılar, tüccarlar, ithalatçılar kazanıyor. Esas üreten ise desteklenmiyor” diyen TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, taban fiyat uygulamasının kaldırılmasıyla üreticinin tüccarın insafına bırakıldığını ifade etti. Alım fiyatı açıklanıyor ama tüccar bunun altında fiyat veriyor. Ürün tarlada değer bulmuyor” dedi. “TÜRKİYE 21 ÜRÜNDE ARZ AÇIĞI VERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “Buğdayda, arpada, pamukta, bitkisel ham yağda, soyada, ayçiçeğinde, cevizde, bademde, çayda ithalata muhtaç durumdayız,” dedi. Mercimek üretimindeki düşüşe de dikkat çeken Gürer, “2025 yılında mercimek üretimi 2002’nin yarısı kadar gerçekleşti. Nohut ve fasulyede dahi arz açığı oluştu” diye konuştu. “TARIM KANUNU UYGULANMIYOR” Cumhurbaşkanı’nın Dünya Çiftçiler Günü’nde yaptığı açıklamalara değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ifade ederek, “Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar lira. Verilen destek ise yalnızca 168 milyar lira. Çiftçiye kanunla verilmesi gereken destek dahi verilmiyor. Tarım Bakanlığı’nın bütçesi bile çiftçiye verilmesi gereken desteğin altında tutuluyor,” ifadelerini kullandı. “GES YAPILSIN AMA VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNE DEĞİL” Son dönemde verimli tarım arazilerine kurulan güneş enerji santrallerini de eleştiren CHP’li Ömer Fethi Gürer, “GES’e karşı değiliz ama verimli tarım arazileri üzerine GES yapılmasının mantığı yok. Yol kenarında ürün yetişebilecek en verimli alanlar enerji yatırımı için kullanılıyor. Bu da tarım alanlarının daha da daralmasına neden oluyor” dedi. “GEÇEN YIL KURAKLIK ÜRETİMİ VURDU” Su yönetimi ve kuraklık konusuna da değinen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye geçtiğimiz dönemde yaşadığı kuraklık nedeniyle ciddi ürün kayıpları yaşadı. Geçen yıl yalnızca hububat ve bahçe bitkilerinde yaklaşık 20 milyon ton kayıp oluştu” dedi. “MAZOTTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini belirterek, çiftçinin ayakta kalabilmesi için acil düzenlemeler gerektiğini söyledi. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Elektrik borçları yapılandırılmalı. Çiftçi borçları ötelenmeli, icralar durdurulmalı. Ziraat Bankası’nın yeniden çiftçi kuruluşuna dönüştürülmeli. Kooperatifçilik de güçlendirilmeli” dedi. “GIDA YOKSA YAŞAM YOK” Konuşmasının sonunda tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çok güzel villalarınız olabilir, çok güzel apartmanlarınız olabilir ama gıdanız yoksa yaşamı sürdüremezsiniz. Duvarı kemirerek yaşam devam etmiyor.” Sümerlerden kalan bir sözü hatırlatan Gürer, “Koyunu ve buğdayı olanın kapısını altını olan bekler” diyerek gıdanın ve üretimin önemine vurgu yaptı. Gürer, “Çiftçiyi, üreticiyi sahiplenmek zorundayız. Çünkü bu sektör milli güvenlik kadar önemlidir” dedi.

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu'' Haber

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu eleştirdi. Gürer, çiftçinin üretmek istediğini ancak artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve borç yükü altında ezildiğini belirterek, “Çiftçimiz mutsuz, çiftçimiz borçlu, çiftçimizin kapısında icra var” dedi. Konuşmasına tarım sektöründeki sosyal ve ekonomik çöküşe dikkat çekerek başlayan Gürer, çiftçinin artık üretimden kopma noktasına geldiğini söyledi. Gürer, “Çiftçimiz üretmek istiyor ama ürettiği ürünü satmada sıkıntılar yaşıyor” ifadelerini kullandı. Çiftçi sayısındaki gerilemeye ve sosyal güvenlik sistemine prim ödeyebilen üretici sayısındaki düşüşe dikkat çeken Gürer, şunları söyledi: “Bakanlığın verilerine göre 2 milyon 300 bin ÇKS’li çiftçimiz var. Ziraat Odalarında kayıtlı yaklaşık 5 milyon çiftçi bulunuyor. Ama sosyal güvenlik sistemine gidip prim ödeyebilen çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyondu, bugün 616 bine düştü. Çiftçimiz gerçek anlamda içine düşürüldüğü durum nedeniyle sorunlu ve sıkıntılı bir süreç yaşıyor.” “ÇİFTÇİNİN BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYA DAYANDI” Tarım sektöründeki borç yükünün ağırlaştığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin bankalara ve piyasaya olan toplam borcunun 1,5 trilyon liraya ulaştığını belirtti. Gürer, “Çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına borcu 1 trilyon 337 milyar lira. Piyasaya olan borçlarla birlikte çiftçimiz yaklaşık 1,5 trilyon lira borçlu durumda” diye konuştu. 2021 yılında çiftçinin toplam borcunun 135 milyar lira olduğunu anımsatan Ömer Fethi Gürer, desteklerin yetersizliği nedeniyle borçlanmanın katlanarak arttığını söyledi. Tarım Kanunu’nun desteklerle ilgi madde uygulanmadığını belirterek, “Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar liraydı. Verdiğiniz destek ise sadece 168 milyar lira. Daha acısı, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi 542 milyar lira. Son üç yılda çiftçiden esirgediğiniz destek toplamı 1 trilyon 354 milyar lira. Eğer bu destekler verilmiş olsaydı bugün çiftçi bu kadar borçlu olmayacaktı,” dedi. “ÇAY ÜRETİCİSİ MUTLU DEĞİL” Yaş çay alım fiyatı üzerinden üreticinin yaşadığı gelir kaybını örnek gösteren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “35 liralık çay fiyatı çiftçiyi mutlu etmedi. Geçen yıl üretici 6 kilogram yaş çay sattığında 1 kilogram kuru çay alabiliyordu. Bu yıl 8,5 kilo yaş çay satarsa ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Geçen yıla göre değerlendirdiğimizde üreticinin ürününe en az 15 lira daha düşük fiyat verilmiş durumda,” diye konuştu. Buğday fiyatlarına ilişkin de uyarıda bulunan Gürer, hasat döneminin başladığını hatırlatarak, “Çukurova’da hasat başladı. Eğer buğdaya 24-25 liranın altında buğday alım fiyat verirseniz çiftçi yine mutlu olmayacak” dedi. “ÇİFTÇİ MANİFATURACIYA DEĞİL BANKAYA KOŞUYOR” Geçmişte çiftçinin ürününü sattığında ailesine ihtiyaç alabildiğini, bugün ise doğrudan bankaya borç ödemeye gittiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eskiden çiftçi ürününü satar, manifaturacıya gider, eşine çocuğuna bir şey alırdı. Şimdi ürününü satarsa ‘Hemen borcumu yatırayım, yoksa icra geliyor diye bankanın kapısına koşuyor” ifadelerini kullandı. Gürer, Anadolu’nun birçok kentinde traktörlere, hayvanlara ve tarım arazilerine haciz geldiğini söyledi. CHP Milletvekili Ö Fethi Gürer, “Yetmedi, çiftçinin evini elinden aldınız. Çiftçi ‘Oturacak evimi bile bırakmadılar’ diyor” sözleriyle yaşanan tabloyu anlattı. Mustafa Kemal Atatürk döneminde çıkarılan düzenlemeyi hatırlatan Gürer, “1936 yılında Atatürk, ‘Çiftçinin hayvanı, ekipmanı, tarlası haczedilemez’ diye kanun çıkarmıştı. Şimdi o düzenlemenin arkasından dolaşılıyor, çiftçi hacizlik hale getiriliyor” dedi. “KIRSAL BOŞALIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kırsalda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnternet çekmiyor, telefon çekmiyor ama o insan yine de üretmek istiyor. Çiftçinin yaş ortalaması 58’e çıktı. Bu insanlara sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu. Tarımda çözüm önerilerini de sıralayan Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübrede sübvansiyon çağrısı yaptı. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılsın. Gübre ve yem yüzde 50 sübvanse edilsin. Taban fiyat uygulamasına geri dönülsün. Piyasa tüccarın insafına bırakılmasın. Kooperatifçilik geliştirilsin” dedi. “İTHALATLA SORUN ÇÖZÜLMEDİ” Konuşmasının son bölümünde hayvan ithalatını eleştiren TBMM Tarım, Orman ,Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yıllardır sürdürülen ithalat politikalarının çözüm üretmediğini belirterek, “2010 yılından beri hayvan ithal ediyorsunuz ama sorun çözülmedi, büyüdü. Geçen yıl 739 bin büyükbaş hayvan ithal edildiğini, bu yıl ise 500 bin hayvan daha ithal edilecek” dedi. Besicilerin hâlâ hayvan bulamadığını ifade eden Gürer, Et ve Süt Kurumunun kâr açıklamasını da eleştirerek “Et ve Süt Kurumu önceki yıl 11 milyar lira, 2025 yılında 14 milyar lira kâr etmiş. Bu kurumlar kâr etmek için değil, hem üreticiyi hem tüketiciyi korumak için vardırZarar etme başa başı yakala piyasayı dengele ,” diye konuştu. Özelleştirmelerle gübre ve yem fabrikalarının kapatıldığını belirten Gürer, “Ülkenin geleceğini yok etmeyin. Gelin, çiftçi durumunu, tarımı birlikte araştıralım. Siz de alanda, yerinde görün” çağrısında bulundu.

Gürer: ''Buğdayın Alım Fiyatı Acilen Açıklanmalı'' Haber

Gürer: ''Buğdayın Alım Fiyatı Acilen Açıklanmalı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, buğday ve arpa üretimiyle ilgili değerlendirmelerde bulunarak Toprak Mahsulleri Ofisi’ne çağrı yaptı. Gürer, artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin korunması gerektiğini belirterek, bu yıl açıklanacak alım fiyatının çiftçiyi yeniden üretime yönlendirecek seviyede olması gerektiğini söyledi. Türkiye’de 2026 yılında yağışların yeterli seviyede gerçekleşmesi nedeniyle buğday ve arpada verim artış öngörüldüğünü ifade eden Ömer Fethi Gürer, bazı bölgelerde hasat dönemine girildiğini belirtti. Çukurova’da kısa süre içinde hasadın yaygınlaşacağını anımsatan Gürer, buna rağmen halen alım fiyatının açıklanmamış olmasını eleştirdi. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Bu yıl yağışların olumlu seyretmesiyle buğday ve arpada rekolte artışı bekleniyor. Ancak üreticinin gözü açıklanacak alım fiyatında. Çiftçi ekim yaparken yüksek maliyetlerle mücadele etti. Şimdi ürününü zarar etmeden satabilmek istiyor” dedi. “2002’DE 19,5 MİLYON TONDU, 2025’TE 17,9 MİLYON TONA GERİLEDİ” Türkiye’nin buğday üretiminde yıllar içinde gerileme yaşadığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “2002 yılında ülkemizde 19 milyon 500 bin ton buğday yetişmişti. 2025 yılında ise bu rakam 17 milyon 900 bin tona kadar geriledi. Geçtiğimiz yıl ani hava değişimleri nedeniyle ciddi rekolte kaybı yaşandı. Bu yıl ise verim beklentisi daha yüksek görünüyor,” dedi. Gürer, Türkiye’nin yıllık yaklaşık 22 milyon ton buğday ihtiyacı bulunduğunu belirterek, üretimde yaşanan düşüşün ithalat baskısını artırdığına dikkat çekti. “PİYASA TÜCCARA BIRAKILIRSA ÇİFTÇİ KAYBEDİYOR” Toprak Mahsulleri Ofisi’nin üreticiyi koruyacak bir fiyat politikası uygulaması gerektiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, piyasada oluşacak düşük fiyatların çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirterek, “Toprak Mahsulleri Ofisi bu yıl alım fiyatını girdi maliyetleri artı makul bir kârla bir an önce açıklamalı ve çiftçinin arpası, buğdayı mutlaka teminatıyla alınmalı. Piyasa tüccara bırakılmamalı. Çünkü piyasa tüccara bırakıldığında düşük alım fiyatı oluşuyor. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çiftçi zarar ediyor ve bir sonraki yıl buğdaydan, arpadan uzaklaşıyor,” şeklinde konuştu. “YURT DIŞINDAN 6 İLE 10 MİLYON TON BUĞDAY ALINIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin dâhilînde işleme rejimi kapsamında her yıl milyonlarca ton buğday ithal ettiğini ifade ederek, “Ülkemiz yıllık yaklaşık 22 milyon ton buğday tüketiyor. Ancak dahilinde işleme rejimi kapsamında yurt dışından her yıl 6 ila 10 milyon ton arasında buğday alınıyor. Bu buğday un ve makarna yapılarak yeniden ihraç ediliyor. Oysa o buğdayı da bizim çiftçimiz üretebilir,” dedi Tarım arazilerindeki kayba da dikkat çeken Gürer, “2002 ile 2024 yılları arasında yaklaşık 2 milyon 800 bin hektar tarım arazisi devre dışı kaldı. Eğer bu alanlarda üretim devam etseydi bugün ithalata ihtiyaç duymadan kendi buğdayımızı üretip ihraç edebilirdik,” diye konuştu. “SULU TARIMDA MALİYET 20 LİRA, KURU TARIMDA 21 LİRAYI AŞIYOR” Üretim maliyetlerinin çiftçiyi zorladığını vurgulayan Gürer, “Sulu tarımda buğdayın kilogram maliyeti yaklaşık 20 lira seviyesinde oluşuyor. Kuru tarımda ise bu rakam 21 liranın üzerine çıkıyor. Bu nedenle en az 24 liranın üzerinde bir alım fiyatı açıklanmalı ki çiftçi emeğinin karşılığını alabilsin,” dedi. Gürer, üreticinin kazanmasının yalnızca çiftçi açısından değil, ülkenin gıda güvenliği açısından da zorunlu olduğunu belirterek, “Çiftçi para kazanırsa yeniden buğday ve arpa üretimine yönelir. Ürün deseni korunur. İthalatçı politikalar yerine kendi çiftçimizi, kendi üreticimizi desteklemeliyiz. Bunun yolu da üretilen ürünün değerinde alınmasından geçiyor,” diye konuştu. “1 KİLO BUĞDAYDAN 8 SİMİT ÇIKIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin emeğinin yeterince karşılık bulmadığını ifade ederek, “Bugün 1 kilo buğdaydan yaklaşık 800 gram un elde ediliyor. O undan da 8 simit çıkıyor. Simidin içinde un var, tuz var, kira var, işçilik var. Ama buğday bir yıllık emeğin sonucu üretiliyor. Çiftçinin emeği korunmadan üretimde sürdürülebilirlik sağlanamaz,” dedi. “RUSYA’NIN, UKRAYNA’NIN BUĞDAYINA MUHTAÇ OLMAYALIM” Türkiye’nin buğdayda tam anlamıyla kendine yeter hale gelmesi gerektiğini belirten Gürer, yerli üretimin stratejik önemine dikkat çekerek, “Çiftçi refahı sağlanırsa ülkemiz buğdayda kendi kendine yeter noktaya gelir. Bugün yaklaşık yüzde 97 seviyesinde bir yeterlilikten söz ediliyor ama üretim desteklenirse tamamen kendi kendimize yetebiliriz. Rusya’nın, Ukrayna’nın buğdayına muhtaç olmayız,” şeklinde konuştu.

Buğdayda Yağmur Bereketi Haber

Buğdayda Yağmur Bereketi

Antalya Ticaret Borsası (ATB), buğday hasadı öncesinde “Hububat Hasadı Öncesi Sektörel Analiz Toplantısı” düzenledi. ATB Toplantı Salonu’nda, ATB Başkan Vekili Halil Bülbül’ün başkanlığında gerçekleşen toplantıya, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, ATB Hububat Meslek Komitesi Üyeleri, Tarım ve Orman Müdürlüğü, BATEM ve ZMO temsilcileri, ilçe ziraat odası başkanları, biçerdöverciler, üretici ve fabrika sahipleri katıldı. Toplantıda, 2026 üretim sezonunda hububatta rekolte ve kalite beklentileri, girdi maliyetleri, devlet destekleri, erken hasadın kaliteye etkisi, pas hastalığı gibi çok sayıda konu gündeme geldi. BUĞDAY BÖLGE TARIMI İÇİN ÖNEMLİ ATB Başkan Vekili Halil Bülbül, buğday hasadının bereketli olmasını dilerken, hasat öncesinde sektör paydaşlarını bir araya getirerek, hasat beklentileri, hububatta yaşanan sorun, çözüm önerileri ve beklentilerini gündeme getirmek istediklerini söyledi. Antalya’da 250 bin ton civarında buğday üretimi yapıldığını belirten Bülbül, Serik, Aksu, Korkuteli ve Elmalı ilçeleri için ciddi bir ekonomik gelir kaynağı olan buğdayın bölge tarımı için önemini vurguladı. ÇİFTÇİSİZ HİÇ OLMAZ Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, artan maliyetlere dikkat çekerek mevcut desteklerin yetersiz olduğunu söyledi. Gübre fiyatlarının çok yükseldiğini belirten Alp, desteklerin ürün ve fatura bazlı verilmesi gerektiğini kaydetti. Çiftçinin üretimde kalabilmesi için etkin destek politikalarının şart olduğunu vurgulayan Alp, “Devletsiz olmaz ama çiftçisiz hiç olmaz” dedi. REKOLTEDE YÜZDE 25 ARTIŞ BEKLENTİSİ ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Yusuf Sarıcalar, bölgenin yağışlar nedeniyle iyi bir hububat sezonu geçireceğini söylerken, buğdayda yüzde 25 rekolte artışı beklendiğini kaydetti. Yüksek rekoltenin fiyat baskısı oluşturabileceği uyarısında bulunan Sarıcalar, üreticinin mağdur olmaması için doğru planlama yapılması gerektiğini söyledi. DOĞRU YÖNTEMLERLE VERİM YÜZDE 20 ARTAR ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Nuri Büyükselçuk, sertifikalı tohum, doğru gübreleme ve zamanında ilaçlamayla verimin yüzde 20’ye kadar artırılabileceğini belirtti. Türkiye’nin buğday üretiminde ciddi artış potansiyeli bulunduğunu ifade eden Büyükselçuk, iklim koşullarının olumlu seyretmesi halinde bu yıl rekor seviyede üretim beklendiğini söyledi. ANIZ YAKIMI AZALDI ATB 2. Meslek Komitesi Üyesi Kadir Sarıcalar, bu yıl verimli bir hasat dönemi beklendiğini belirtirken, önceki yıllarda yüksek nem nedeniyle yaşanan biçim sorunlarının tekrar etmemesi gerektiğini söyledi. Hasadın zamanında yapılmasının kalite açısından önemine dikkat çeken Sarıcalar, Korkuteli bölgesinde Toprak Mahsulleri Ofisi alım ofisi açılması gerektiğini ifade etti. Anız yakmanın büyük ölçüde sona erdiğini belirten Sarıcalar, bu konuda farkındalığın arttığını söyledi. ÜRETİCİYE DOĞRU TOHUM ÇEŞİDİ VERİLMELİ ATB Üyesi Mehmet Tiryaki, devlet destekli dağıtılan bazı tohum çeşitlerinin kalite ve verim açısından yetersiz kaldığını belirterek, bölgeye uygun kaliteli çeşitlerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tiryaki, desteklerin ürün bazlı verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kaliteyi artırmak için uğraşan üretici desteklenmeli. Destekleme sistemi yeniden gözden geçirilmeli” dedi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Tekin, Antalya’ya özgü buğday çeşitlerinin yeniden geliştirilmesi için çalışma yapılabileceğini belirtirken, “Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde yürütülen ‘Antalya Buğdayını Arıyor” projesi tekrarlanmalı” dedi. BATEM Uzmanı Ali Koç, son yılların en yüksek yağışının alındığını belirterek, yağışların verime olumlu yansıdığını söyledi. Koç, tarımda drone ile ilaçlama ve gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti. Toplantıya katılanlar, Antalya’da bu yıl buğdayda verim artışı yaşanacağını vurgularken, kalite, standardizasyon, hastalık yönetimi, pazarlama altyapısı ve destekleme politikalarına ilişkin bazı yapısal sorunlar olduğuna dikkat çekti. Toplantıda, sertifikalı ve bölgeye uygun tohum kullanımının artırılması, hastalıklarla mücadelede teknik kapasitenin güçlendirilmesi, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin erken fiyat ve alım politikası açıklaması, bölgesel alım noktalarının yaygınlaştırılması, drone ve hassas tarım uygulamalarının desteklenmesi, kalite sınıflandırma altyapısının geliştirilmesi ve destekleme mekanizmalarının öngörülebilir hale getirilmesi yönünde görüş birliğine varıldı.

Hububat ve Bakliyat İhracatında 3,9 Milyar Dolarlık İvme: Ayçiçek Yağı Zirvede! Haber

Hububat ve Bakliyat İhracatında 3,9 Milyar Dolarlık İvme: Ayçiçek Yağı Zirvede!

Türkiye’nin hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörü, 2026 yılının ilk dört ayını 3,9 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Miktar bazında düşüş yaşansa da birim fiyatlardaki artış geliri dengeledi. Sektör Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, "Yerli üretim kalemizle küresel darboğazı aşacağız" mesajı verdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre; ayçiçek yağından makarnaya, bisküviden buğday ununa kadar geniş bir ürün yelpazesini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen ihracatta güçlü duruşunu sürdürüyor. İhracatın Yıldızı Ayçiçek Yağı Oldu Yılın ilk dört ayında sektörün en çok ihraç edilen ürün grupları ve performans verileri şu şekilde gerçekleşti: Toplam İhracat: 3,9 Milyar Dolar oldu. Ayçiçek Yağı: %24 artışla 452,2 milyon dolarla sektör lideri olurken, Çikolata ve Kakaolu Ürünler: 343,2 milyon dolar, Makarna, tatlı bisküvi ve gofretler 300 milyon dolar barajını aştı. İhracat miktarı geçen yıla oranla %16,7 gerilemiş olsa da, dolar bazındaki birim fiyatların %13,9 oranında yükselmesi, toplam değer kaybının %5,2'de sınırlı kalmasını sağladı. Pazar Çeşitliliği: İran’da Büyük Yükseliş Orta Doğu pazarında, özellikle Irak’taki %28,2’lik düşüşün etkisiyle toplamda %15,7’lik bir azalma kaydedildi. Ancak İran pazarı, %37,6’lık rekor artış ve 103,6 milyon dolarlık hacmiyle Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ilk 7 ülke arasına girmeyi başardı. Ahmet Tiryakioğlu: "Küresel Gıda Arzının Stratejik Kalesiyiz" TİM Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, küresel ölçekte artan buğday fiyatları ve kuraklık endişelerine dikkat çekerek yerli üretimin önemini vurguladı: "Dünya genelinde gübre tedariki ve kuraklık nedeniyle gıda arzı üzerinde bir belirsizlik hakim. Ancak Türkiye, bu olumsuz tabloyu yerli üretimin bereketiyle lehine çeviriyor. Yağışların mevsim normallerinin üzerinde olması buğday rekoltesi beklentimizi yükseltti. Sanayi altyapımızla birleşen bu verimlilik, ülkemizi küresel gıda arz güvenliğinin stratejik bir kalesi haline getiriyor." Kamu-Özel Sektör İş Birliği Güven Veriyor Finansman maliyetleri ve lojistik zorluklara rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) dengeleyici rolünün kritik olduğunu belirten Tiryakioğlu, "Kamunun stok yönetimi ve çiftçimizi koruyan duyarlılığı, ihracat pazarlarındaki rekabetçiliğimizin teminatıdır" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.