Hava Durumu

#Buğday Üretimi

Kırsal Haber - Buğday Üretimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Buğday Üretimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TUSAF Eylül 2026 Sektör Raporu Yayımlandı Haber

TUSAF Eylül 2026 Sektör Raporu Yayımlandı

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF), un sanayisine ilişkin güncel verileri, piyasa gelişmelerini ve sektörel değerlendirmeleri içeren Eylül 2026 Sektör Raporu’nu yayımladı. Raporda dünya ve Türkiye buğday piyasasından un ihracatına, hububat fiyatlarından üretici fiyat endekslerine kadar çok sayıda başlık ele alınıyor. Buğday ve hububat piyasasına ilişkin güncel veriler TUSAF Eylül 2026 Sektör Raporu’nda, küresel ve yurt içi hububat piyasalarının seyrine ilişkin güncel göstergeler bir araya getiriliyor. Raporda FAO Hububat ve Gıda Fiyat Endeksleri ile aylara göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksleri (Yİ-ÜFE) verilerine yer verilirken, Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) buğday fiyatları ve işlem hacmi de değerlendiriliyor. Kırmızı sert buğday piyasa fiyatları ile diğer buğday piyasa fiyatlarının yanı sıra, IGC buğday ihracat fiyatları ($/ton), Rusya ve Ukrayna buğday fiyatları ile Avrupa Birliği buğday fiyatları (€/ton) raporda yer alan başlıklar arasında bulunuyor. Dünya buğday piyasaları da raporda TUSAF raporunda uluslararası buğday piyasalarındaki gelişmeler de kapsamlı biçimde ele alınıyor. Şikago Borsası buğday vadeli işlem fiyatlarının yanı sıra dünya buğday üretimi ve ihracatına ilişkin USDA verileri raporda yer alıyor. IGC buğday piyasa görünümünün de değerlendirildiği rapor, küresel buğday piyasasındaki gelişmelerin takip edilmesine yönelik güncel veriler sunuyor. Türkiye'nin buğday ve un ticareti mercek altında Eylül 2026 Sektör Raporu’nda Türkiye’nin buğday ve un ticaretine ilişkin göstergeler de bulunuyor. Bu kapsamda buğday ekmeklik ithalatı ve Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında gerçekleştirilen ithalat verileri ele alınıyor. Yıllara göre buğday unu ihracatı ve güncel buğday unu ihracatı verilerinin yanı sıra dünya buğday unu ticaretine ilişkin TradeMap verileri de raporda yer alıyor. Raporda ayrıca buğday kepeği ithalatına ilişkin veriler de sektörün dış ticaret görünümü kapsamında değerlendiriliyor. Un sanayisinin güncel görünümüne ışık tutuyor TUSAF tarafından yayımlanan Eylül 2026 Sektör Raporu; buğday fiyatları, üretim ve ihracat göstergeleri, küresel piyasa gelişmeleri, yurt içi fiyat endeksleri ve un ticaretine ilişkin verileri bir arada sunuyor. Sektör paydaşları açısından güncel piyasa göstergelerinin takip edilmesine katkı sağlayan rapor, Türkiye ve dünya buğday piyasalarındaki gelişmelere ilişkin kapsamlı bir görünüm ortaya koyuyor. TUSAF Eylül 2026 Sektör Raporu’na federasyonun web sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

ZMO Eskişehir Şubesi 2026 Tarım Sezonunu Değerlendirdi Haber

ZMO Eskişehir Şubesi 2026 Tarım Sezonunu Değerlendirdi

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara ve Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder'in katılımıyla gerçekleştirilen ortak basın toplantısında, 2026 tarım sezonu bilimsel veriler ışığında masaya yatırıldı. Toplantıda yüksek rekolte beklentilerinin sevindirici olduğu ancak tarımın yalnızca tonaj artışından ibaret olmadığı vurgulandı. ​TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 2026 yılı tarım sezonuna dair stratejik değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Eskişehir Şube binasında düzenlenen basın toplantısında; iklim krizinden su yönetimine, bitki sağlığından girdi maliyetlerine kadar tarımsal üretimin geleceğini yakından ilgilendiren kritik başlıklar ele alındı. ​2026 Tarım Sezonunda Rekolte Beklentileri ve Gelir Dengesi ​Yılın ilk resmi bitkisel üretim tahminlerine göre, 2026 tarım sezonunda önemli üretim artışları öngörülüyor. Açıklanan öngörü rakamları şu şekildedir: ​Buğday üretimi: 22,8 milyon ton ​Arpa üretimi: 9 milyon ton ​Ayçiçeği üretimi: 2,3 milyon ton ​Şeker pancarı üretimi: Yaklaşık 22 milyon ton ​Mısır üretimi: 8 milyon tona gerileme ​Beklenen rekolte artışlarına dikkat çeken ZMO Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara, yüksek tonajların tek başına bir başarı ölçütü olamayacağını belirtti. Kara, üretimin artmasının tek başına yeterli olmadığını, üreticinin o ürünü hangi maliyetle ürettiğinin ve hasat sonunda ne kazandığının en az verim kadar önemli olduğunu ifade etti. ​Eskişehir Tarımında Kritik Eşik: Su ve Toprak Yönetimi ​Eskişehir özelinde tarımsal yapının detaylı bir analizi de paylaşıldı. Kentin yaklaşık 546.200 hektarlık toplam tarım arazisinin %61,7'sine (337.000 hektar) denk gelen beş ana ürün öne çıkıyor: ​Buğday: Yaklaşık %40 pay ​Mısır: Yaklaşık %10 pay ​Şeker Pancarı ve Yağlık Ayçiçeği: Yaklaşık %4-5'er pay ​Eskişehir'de artık "Hangi ürünü ne kadar ekelim?" sorusunun ötesine geçilmesi gerektiği belirtilerek, "Hangi ürünü nerede, ne kadar su kullanarak ve hangi ekonomik değerle üretmeliyiz?" sorusunun sorulmasının elzem olduğu ifade edildi. ​Bitki Sağlığında "4 D Anahtarı" ile Erken Mücadele ​Eskişehir tarımında ekim alanları ve verimin yanı sıra bitki sağlığının da yakından takip edilmesi gerektiği vurgulandı. Yapılan arazi kontrollerinde öne çıkan riskler ve hastalıklar şöyle sıralandı: ​Şeker pancarında: Cercospora yaprak leke hastalığı. ​Mısırda: Empoasca yaprak piresi, yaprak kurtları ve iki noktalı kırmızı örümcek. ​Buğdayda: Kök-kökboğazı ve sarıpas (Fusarium, Rhizoctonia ve Bipolaris etmenleri). ​Ayçiçeğinde: Mildiyö ve yeşil kurt zararlıları. ​Hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi aramak yerine düzenli sürvey, doğru teşhis, doğru zamanlama ve entegre mücadelenin şart olduğu belirtildi. Bitki korumadaki başarının **"4 D Anahtarı"**na bağlandığı ifade edilerek bu anahtarlar; Doğru İlaç, Doğru Teşhis, Doğru Zaman ve Doğru Uygulama olarak sıralandı. ​Tarımın Merkezinde Ziraat Mühendisi Yer Almalıdır ​Gelişen hassas tarım teknolojileri, uydu görüntüleri, drone uygulamaları ve yapay zekâ sistemlerine rağmen tarladaki gerçek durumu okuyacak uzmanlara olan ihtiyacın hiçbir zaman azalmayacağına dikkat çekildi. TMMOB ZMO Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, ziraat mühendislerinin sadece teknik birer kişi olmadığını; tarım ekonomisinden zootekniye kadar pek çok alt bilim dalıyla tarladaki toprağın zemininden başlayan süreci okuyan temel aktörler olduğunu vurguladı. ​Ayrıca kamuda, özel sektörde ve bayilerde görev yapan tüm ziraat mühendislerinin sosyal haklarının, itibarının ve istihdam olanaklarının üst seviyeye çıkarılması için mücadeleye devam edecekleri ifade edildi. ​Çözüm Ortak Akılda ​Toplantının sonunda, siyasi ayrım gözetmeksizin tüm paydaşların ortak bir zeminde buluşması gerektiği yinelendi. Ziraat Odaları, Tarım ve Orman Bakanlığı, üniversiteler, araştırma kuruluşları, özel sektör ve üreticilerin aynı hedef doğrultusunda birlikte çözüm üretmesinin şart olduğu belirtildi.

Tohum Eleme Tesisi Vezirköprü’de Hizmete Açıldı Haber

Tohum Eleme Tesisi Vezirköprü’de Hizmete Açıldı

Samsun Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen Tohum Eleme Tesisi kentin önemli buğday üretim merkezlerinden biri olan Vezirköprü’ de hizmete açıldı. Tarımsal kalkınmayı güçlendirecek yatırımlarına hız kesmeden devam eden Samsun Büyükşehir Belediyesi, üreticilere doğrudan katkı sağlayacak projelere katkı sunmaya devam ediyor. “Sağlıklı Yeşeren Tohumlar Projesi” kapsamındaki proje Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Doğu Karedeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) iş birliği ile hayata geçirildi. Programa; DOKAP Başkanı Hakan Gültekin, Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş ve protokol üyeleri katıldı. ÜRETİME KATKI SUNACAK Yıllık ortalama 150 bin dekar alanda buğday üretimi yapılan Vezirköprü’de hizmete açılan tesis; üretimin sürdürülebilirliğine, sertifikalı ve kaliteli tohum kullanımının yaygınlaştırılmasına, üreticilerin rekabet gücünün artırılmasına ve tarımsal üretimde katma değerin yükseltilmesine katkı sunacak. 5 TON KAPASİTE 5 ton kapasiteye sahip Tohum Eleme Tesisi Vezirköprü Ziraat Odası koordinesinde hizmet verecek. Tesiste; tohumların temizlenmesi, sınıflandırılması, ilaçlanması yapılarak ekime hazır hale getirilecek. Tohum hazırlama süreçlerinin modern ekipmanlarla gerçekleştirilmesi ile kaliteli tohumluk kullanımının yaygınlaşması, üretim maliyetlerinin azaltılması, bitkisel üretimde verim ile kalitenin artması ön görülüyor.

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı Haber

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde yürütülecek, Küresel Çevre Fonu (GEF) finansmanıyla desteklenen ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından uygulanacak "Doğa Temelli Çözümler Yoluyla Tarım-Gıda Sisteminin Sürdürülebilirliğinin ve Dayanıklılığının Artırılması Projesi"nin hazırlık çalışmaları tamamlandı. Türkiye, Küresel Programın Parçası Olacak Türkiye, Çin, Hindistan, Arjantin ve Kazakistan'ın da aralarında bulunduğu 32 ülkenin yer aldığı GEF Gıda Sistemleri Entegre Programı'nın önemli bir bileşeni olarak projede yer alacak. Proje, özellikle buğday üretimi ile hayvancılık ve mera sistemleri olmak üzere iki kritik üretim alanına odaklanacak. Proje 6 İlde Hayata Geçirilecek Proje; Tekirdağ, Niğde, Nevşehir, Bingöl, Kahramanmaraş ve Kars olmak üzere 6 ilde uygulanacak. Projenin temel amacı, doğa temelli çözümleri tarım sektörüne entegre ederek gıda sistemlerinden kaynaklanan çevresel baskıların azaltılmasına katkı sağlayacak. Bu kapsamda biyolojik çeşitlilik kaybı, toprak bozulumunun artması, tatlı su kaynakları üzerindeki baskı, tarımsal besin kirliliği ve sera gazı emisyonları gibi temel çevresel sorunların azaltılması hedefleniyor. Kurumsal İş Birliği ve Yeni Mekanizmalar Proje kapsamında kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirecek mekanizmalar ile özel sektör ve üretici temsilcilerini bir araya getiren iş birliği platformları oluşturulacak; doğa temelli çözümlerin ulusal politika ve stratejilere entegrasyonunu destekleyecek yol haritası, uygulama rehberleri ve kapasite geliştirme programları hazırlanacak. Sürdürülebilir Üretim ve Karbon Emisyonlarının Azaltılması Buğday ve hayvancılık değer zincirlerinde sürdürülebilir üretimi desteklemek amacıyla ürün takip ve izlenebilirlik sistemleri, sürdürülebilirlik standartları ve finansman mekanizmaları geliştirilecek; özel sektör yatırımları ile kamu-özel sektör iş birlikleri teşvik edilecek. Pilot illerde doğa temelli uygulamalar hayata geçirilerek 5 bin hektar bozulmuş alan restore edilecek, 800 bin hektar tarımsal alanda sürdürülebilir yönetim uygulamalarının yaygınlaştırılması desteklenecek ve yaklaşık 5,2 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonunun azaltılması veya tutulması sağlanacaktır. Eğitim ve Kapasite Geliştirme Faaliyetleri Ayrıca çiftçiler, teknik personel, kooperatifler ve özel sektör temsilcilerine yönelik eğitim, yayım ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülerek 5 bin 386 doğrudan yararlanıcıya ulaşılması hedefleniyor. Proje kapsamında geliştirilecek izleme, raporlama ve doğrulama sistemi ile bilgi yönetimi ve deneyim paylaşım mekanizmaları sayesinde uygulama sonuçları izlenecek, başarılı örneklerin ulusal ölçekte yaygınlaştırılması desteklenecek. 48 Ayda Sürdürülebilir Dönüşüme Katkı Sağlayacak 48 ay süreyle uygulanacak projenin, Türkiye'de tarım ve gıda sistemlerinin sürdürülebilir dönüşümüne, kırsal alanlarda iklim dayanıklılığının artırılmasına ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasına önemli katkılar sunması bekleniyor.

2026 Yılında 604 Milyar Liralık Destek Çiftçiden Esirgendi Haber

2026 Yılında 604 Milyar Liralık Destek Çiftçiden Esirgendi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe yaşanan sorunlara ve 2026 üretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, 2025 yılının çiftçiler açısından son derece zor geçtiğini, ancak 2026 yılına kar yağışıyla birlikte umutla girildiğini ifade etti. 2025 yılında kuraklığın etkisiyle ciddi verim ve rekolte kayıpları yaşandığını belirten Gürer, çiftçilerin bekledikleri ürünü alamadığını söyledi. 2026 yılına ise kar yağışıyla birlikte umutlu bir başlangıç yapıldığını vurgulayan Gürer, “Bu süreç doğru yönetilirse, bu yıl üretim ve rekolte daha yüksek olabilir” dedi. BUĞDAY ÜRETİMİ GERİLEDİ Buğday üretimindeki düşüşe dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2002 yılında Türkiye’de 19 milyon 600 bin ton buğday üretildiğini hatırlatarak, “2025 yılında ise kuraklığın etkisi ve yeterli desteğin verilmemesi nedeniyle buğday üretimi 17 milyon 900 bin tona kadar düştü” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİ KREDİYE ULAŞAMIYOR 2026 yılı için umutlu bir tablo oluşmasına rağmen çiftçilerin ciddi finansman sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu dile getiren Gürer, bankaların kredi konusunda engel çıkardığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiler bankaya gidip kredi almak istiyor. Bir kısmı ekimini yaptı, gübre alacak. Diğeri ekim için mazot, ilaç ve tohum alacak. Ancak banka ‘BAĞ-KUR primi borcunu yatırmadan kredi vermem’ diyor. Bu durumda çiftçiler krediye erişimde ciddi sorun yaşıyor” dedi. Çiftçiye yaklaşımın yanlış olduğunu vurgulayan Gürer, “Oysa çiftçiye ‘al krediyi, ek’ demek lazım. Çiftçiye desteği zamanında ve doğru şekilde vermek gerekiyor” diye konuştu. DESTEK YASAYA UYGUN VERİLMİYOR Tarım Kanunu’nun 21. maddesine de dikkat çeken Gürer, 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek miktarının açık olduğunu belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kanuna göre milli gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesi gerekiyor. Bu da 2026 yılı için 772 milyar lira demek. Ancak verilen destek sadece 168 milyar lira. İşin daha ilginci, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kendi bütçesi bile 542 milyar lira, Çiftçiden esirgenen 2026 yılında destek ise 604 milyar lira” ifadelerini kullandı. GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ TARLADAN KOPARIYOR Yeterli destek sağlanmadığı takdirde üretimde yeni kayıpların kaçınılmaz olacağını vurgulayan TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, gübre, mazot, ilaç ve tohum fiyatlarındaki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Gürer, “Yeterli destek verilmezse bu kez gübre, mazot, ilaç ve tohum maliyetleri nedeniyle çiftçi tarlasını ekmeyecek” dedi. Çiftçinin üzerindeki mali yükü sıralayan Ömer Fethi Gürer, “İlaç, tohum, gübre, mazot, tarla kirası, traktör gideri, su parası, elektrik parası derken çiftçi ciddi bir çıkmazda” ifadelerini kullandı. İTHALAT YERİNE KENDİ KENDİNE YETEN TÜRKİYE VURGUSU Çözümün üreticiyi desteklemekten geçtiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiye destek vererek onu tarlada üretime yönlendirmeliyiz. Aksi halde verim ve rekolte kaybı devam eder ve ithalata mahkûm oluruz. Oysa hedefimiz kendi ülkemizde, kendi kendine yeten bir tarım yapısına ulaşmak olmalıdır” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Ulusal Gıda Politikası Olmadan Kriz Yönetilemez! Haber

Ulusal Gıda Politikası Olmadan Kriz Yönetilemez!

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, küresel gıda sisteminin iklim krizi, savaşlar ve enerji maliyetlerinin etkisiyle yeniden şekillendiğini belirtti, buna karşılık Türkiye’de iktidarın tarımı plansız ve korumasız bıraktığını ifade etti. Sarıbal, “Gıda krizi kapıda değil, içeride. Türkiye’nin gıda krizini yönetebilmesi için ilk adım, gıdayı stratejik alan ilan etmektir. Bu çerçevede Gıda Bakanlığı’nın kurulması, gıda güvencesinin ulusal güvenlik başlığına alınması, ürün planlaması, desteklerin artırılması, kooperatiflerin güçlendirilmesi, stratejik ürünlerde taban fiyat ve üretim garantisinin sağlanması gerekiyor” dedi. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de yaptığı basın açıklamasında Türkiye’de derinleşen gıda krizine dikkati çekerek iktidarın tarım politikalarını eleştirdi. Sarıbal, küresel gıda sisteminin iklim krizi, savaşlar ve enerji maliyetlerinin etkisiyle hızla yeniden şekillendiğini, buna karşılık Türkiye’de iktidarın tarımı plansız ve korumasız bıraktığını söyledi. “Gıda krizi kapıda değil, içeride” diyen Sarıbal, bu eğilimin gıdayı ekonomik olmaktan çıkartıp jeopolitik ve güvenlik başlığı haline getirdiğini belirterek, “Türkiye’nin gıda krizini yönetebilmesi için ilk adım, gıdayı stratejik alan ilan etmektir. Bu çerçevede Gıda Bakanlığı’nın kurulması, gıda güvencesinin ulusal güvenlik başlığına alınması, ürün planlaması, desteklerin artırılması, kooperatiflerin güçlendirilmesi, stratejik ürünlerde taban fiyat ve üretim garantisinin sağlanması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın 2026 Küresel Görünüm Raporu’na göre gelecek yıl 318 milyon kişinin kriz seviyesinde veya daha kötü açlıkla karşı karşıya kalacağına dikkati çeken Sarıbal, bu rakamın 2019’a göre iki kat arttığını belirtti. BM ve FAO değerlendirmelerinde ise tarım ve gıda sistemlerindeki hatalı uygulamaların çevresel, sosyal ve sağlık maliyetlerinin yıllık 12,7 trilyon dolara ulaştığına işaret edildiğini hatırlattı. DÜNYA GIDA STOKLUYOR, TÜRKİYE SEYREDİYOR Milletvekili Sarıbal, İsveç, Norveç, Hindistan ve Endonezya’nın pirinçten buğdaya kadar stratejik ürün stokladığını aktardı. İsveç hükümetinin Soğuk Savaş’tan bu yana ilk kez tarım ve gıdada stratejik bütçe ayırdığını hatırlatan Sarıbal, 2026 bütçesinden 57 milyon doların tahıl depolarına ayrıldığını söyledi. 2025 yılında Türkiye’nin fiziksel üretim kaybıyla karşı karşıya kaldığını belirten Sarıbal, bitkisel üretimde 16 milyon tonluk düşüş yaşandığını dile getirdi. 2026’da kişi başı tüketimin yaklaşık 100 kilogram azalması beklendiğini kaydeden Sarıbal, bunun daha düşük beslenme, daha yüksek sağlık maliyetleri ve toplumsal riskler yaratacağını vurguladı. “BUĞDAY ÜRETİMİ KİŞİ BAŞI 295 KİLODAN 208 KİLOYA DÜŞTÜ” Türkiye’de buğday üretimindeki dramatik gerilemeye dikkati çeken Sarıbal, “2002 yılında AKP iktidara geldiğinde kişi başı buğday üretimi kriz yılı olmasına rağmen 295 kilogramdı. Aradan geçen 23 yılda bu miktar 87 kg azalarak 208 kilograma düştü. Halkımızın neden ekmeği pahalıya yediği bu gerçeğin altında yatıyor. Yoksa Rusya ve Ukrayna’dan buğday ithal edip un ihracatında zirvedeyiz diye övünmek marifet değil” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE GIDA ENFLASYONUNDA ZİRVEDE! OECD verilerini paylaşan Sarıbal, Türkiye’nin gıda enflasyonunda: 1. sırada, dünya genelinde 5. Sırada yer aldığını belirterek, “Saray rejimi ülkemizi dünyada gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkelerden biri haline getirmiştir. Dünyada gıda fiyatları 2025 Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 oranında gerilerken, Türkiye’de yüzde 28,3 oranında artmıştır. Son bir yılda fiyat artışları ekmekte yüzde 43,1, dana etinde yüzde 48,1, taze balıkta yüzde 50,9, meyvelerde yüzde 42,7, margarinde yüzde 41,9, şebeke suyunda yüzde 58,9’a ulaşmıştır. 2003 yılından bu yana ortalama fiyatlar 35,1 kat, gıda fiyatları ise 49,3 kat artmıştır. Bu tablo; ücret artışlarının kağıt üzerinde büyütülüp, alım gücünün ise raflarda törpülendiği bir yoksullaştırma politikasıdır” dedi. GİRDİ MALİYETLERİ PATLADI Tarımın uzun süredir plansız, korumasız ve yönsüz bırakıldığını söyleyen Sarıbal, maliyetlerin dövize endeksli olduğunu hatırlatırken, “Mazot, gübre, yem dövize bağlı, destekler geç ve yetersiz, ithalat yerli üreticiyi tasfiye ediyor, hayvancılıkta ithalat kalıcı hale geldi. 2025 yılında üretici fiyatlarındaki artışlar yüzde 36,01, bazı kalemlerde artış yüzde 100’ün üzerine çıktı. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerdeki fiyat artışı ile birlikte maliyet baskısı da devam ediyor. Son dönemde hızla yükselen girdi maliyetleri, çiftçilerin ekonomik yükünü ciddi biçimde artırdı. ÜRE gübresi önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 51 oranında zamlanırken, 20.20.0 kompoze gübresindeki artış yüzde 46’yı aştı. DAP gübresinde yüzde 41’lik bir yükseliş görülürken, amonyum nitrat ve amonyum sülfat gübrelerinin fiyatları da yüzde 33 oranında arttı. Benzer şekilde yem fiyatları da yükseldi. Son bir yıl içinde süt ve besi yemi fiyatları yüzde 30 civarında artış gösterdi” diye konuştu. “DÜNYAYI DOYURACAĞIZ” YALANIYLA ENDÜSTRİYEL TARIM DAYATILDI İktidarı “her şey yolunda masalı” anlatmakla eleştiren Sarıbal, halkın çareyi tarihi geçmiş ürünlerin satıldığı marketlerde kuyruklarda aradığını söyledi. Yerel tohumların tasfiye edildiğini, hibrit ve GDO’lu tohumlara bağımlılık yaratıldığını, monokültür üretimin teşvik edildiğini söyleyen Sarıbal, Büyükşehir Yasası’nın en ağır darbelerden biri olduğunu vurguladı. Köylerin mahalleye dönüştürülmesiyle meraların yok edildiğini, gençlerin göç ettiğini ve köy tüzel kişiliğinin ortadan kaldırıldığını belirtti. Bu manzaranın neoliberal tarım politikalarının sonucu olduğunu belirten Sarıbal; “Devlet tarımdan çekildi, tarım şirketlere bırakıldı, küçük üretici tasfiye edildi. İthalat çözüm diye dayatıldı, çiftçi borç batağına sürüklendi, pazara ulaşımın önüne engeller konuldu. Sonra da soğan, patates stoklayan tüccar masalları anlatıldı. Bu masalları bin yıl da anlatsanız sorunu asla çözemezsiniz. Gıda fiyatlarındaki fahiş artışların önüne geçmenin yolu şirketleri değil, küçük aile tarımını desteklemektir. Yerel tohumlarını özgür bırakın. Girdi maliyetlerini düşürün. Köyleri ve köylü haklarını iade edin. Üretici ile tüketici arasındaki zinciri kısaltın. Küçük üreticilerin örgütlenmesini engellemeyin. Meraları amaç dışı kullanıma, ranta açmayın. İthalatı değil üretimi teşvik edin. Yani ranttan değil emekten, üretmekten yana politikalar uygulayın” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.