Hava Durumu

#Bursa

Kırsal Haber - Bursa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da Kızıl Geyik Avı İhalesine Büyük Tepki Haber

Bursa’da Kızıl Geyik Avı İhalesine Büyük Tepki

Bursa’da meslek odaları, çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde bir araya gelerek kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecini protesto etti. "Sadece Kızıl Geyiği Değil, Bursa’nın Yaşam Hakkını Savunuyoruz" başlıklı açıklamada, doğanın bir meta olmadığına dikkat çekildi. ​Bursa Tabip Odası, Bursa Barosu, Doğader ve çok sayıda TMMOB birimine bağlı odanın katılımıyla düzenlenen ortak basın açıklamasında, av ihalelerinin sadece yaban hayatına değil, ekolojik dengeye de büyük zarar verdiği vurgulandı. Açıklamayı okuyan Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, yaşamın bütüncül olduğunu ve doğanın ekonomik bir kazanç kapısı olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. ​"Doğa, Alınıp Satılacak Bir Meta Değildir" ​Bursa'nın çevre sorunlarına dikkat çeken Baysal, "Bir canlının yaşamını ekonomik bir değere indirgemek, doğayı yalnızca gelir getiren bir kaynak olarak gören anlayışın sonucudur. Oysa doğa; alınıp satılacak, ihale edilecek bir meta değil, yaşamın ta kendisidir" ifadelerini kullandı. ​Açıklamada, Bursa'nın karşı karşıya kaldığı çevresel tahribatlar şu başlıklarla sıralandı: ​Tarım Alanlarının Kaybı: Sanayileşme ile verimli toprakların daralması. ​Su Kaynakları: Nilüfer Çayı’nın kirliliği ve İznik Gölü’ndeki su kaybı. ​İklim Krizi: Kuraklık ve ekosistem üzerindeki baskı. ​Müsilaj Sorunu: Marmara Denizi’ndeki ekolojik alarm. ​"Tek Sağlık Yaklaşımı Şart" ​Sağlıklı bir gelecek için "Tek Sağlık" (One Health) yaklaşımının önemine vurgu yapan kuruluşlar, insan sağlığının hayvan ve çevre sağlığından ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Kızıl geyiklerin, orman ekosisteminin yenilenmesinde kritik bir rol oynadığını ifade eden örgütler, yaban hayvanlarının yaşam hakkını savunmanın aslında geleceği savunmak olduğunu dile getirdi. ​Yaren Leylek Örneği ile Doğayla Uyum Çağrısı ​Açıklamada, doğaya karşı değil, doğayla uyum içinde yaşamanın mümkün olduğu Bursa'nın simgelerinden olan Yaren Leylek ve Adem Yılmaz dostluğu ile örneklendirildi. "Doğayla mücadele ederek değil, doğayla uyum içinde yaşayarak da üretebilir ve geleceğimizi güvence altına alabiliriz" denilen açıklamada, bilimi esas alan bir koruma anlayışı talep edildi. ​Basın açıklaması, "Bursa'nın geleceği, ancak doğası kadar güçlü olacaktır" mesajıyla ve tüm doğal varlıklara sahip çıkma kararlılığıyla sona erdi.

Bursa’nın Tescilli Lezzetinde Hasat Zamanı Haber

Bursa’nın Tescilli Lezzetinde Hasat Zamanı

Bursa Büyükşehir Belediyesi, şehrin gastronomi kültürünü ve tarımsal üretim değerlerini desteklemeye yönelik çalışmalarına devam ediyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı Turizm ve Tanıtma Şube Müdürlüğü ile Bursa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Coğrafi İşaret Tescilli Hasanağa Enginarı Hasat Programı’, Mustafakemalpaşa’nın Karaoğlan Mahallesi’nde gerçekleştirildi. Şehrin önemli tarımsal değerlerinden biri olan coğrafi işaret tescilli Hasanağa Enginarı'nın üretimine dikkat çekmek, yerel üreticiyi desteklemek ve Bursa’nın gastronomi vizyonuna katkı sağlamak amacıyla düzenlenen programa Büyükşehir yöneticileri, Bursa Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, AK Parti İlçe Başkanı Mutlu Turgut, Karaoğlan Mahallesi Muhtarı Ergün Kısa ve üreticiler katıldı. Programda konuşan İl Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, Hasanağa Enginarı’nın Bursa’nın marka ürünlerinden biri olduğunu söyledi. Hedeflerinin Bursa’nın İzmir’i geçerek enginar üretiminde ülkenin ilk sırasına yerleşmesi olduğunu belirten Ceylan, “Bursa’da 8 bin dekarlık alanda enginar üretiyoruz. Üretimi yapan cefakar ve fedakar çiftçilerimize teşekkür ediyorum. Birçok enginarlı yemeğimiz mutfağımıza lezzet katıyor. Ayrıca enginar sağlık demektir. Hasat etkinliğimizde bizleri buluşturan kurumlarımıza teşekkür ediyorum. Bereketli bir sezon olmasını temenni ediyorum” dedi. Karaoğlan Mahallesi Muhtarı Ergün Kısa da enginarın sofraların şifası olduğunun altını çizerek programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından katılımcılara enginarlı pilav, enginar dolması, enginar köftesi, kuzu etli enginar ve enginar tatlısı ikramında bulunuldu. Ardından Karaoğlan ve Doğancı mahallelerinde bulunan enginar tarlaları ziyaret edilerek hasat etkinliği gerçekleştirildi.

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: "Bursa'nın Geleceğini Hep Birlikte İnşa Edeceğiz" Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: "Bursa'nın Geleceğini Hep Birlikte İnşa Edeceğiz"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) 137. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın ekonomik gelişiminde BTSO’nun üstlendiği tarihi role dikkat çekerek, yeni dönemde daha katılımcı, daha şeffaf ve birlikteliğe dayalı bir yönetim anlayışını hâkim kılacaklarını ifade etti. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) 137. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, BTSO'nun 137 yıldır Bursa iş dünyasının en önemli çatı kuruluşlarından biri olduğunu söyledi. Matlı, "Bugün sahip olduğumuz güçlü sanayi altyapısında, üretim kültüründe ve girişimcilik ruhunda BTSO'nun çok önemli katkıları vardır. Bu köklü kurumun kuruluşunda emeği geçenlerden bugüne kadar görev alan tüm başkanlarımıza, meclis üyelerimize ve iş dünyası temsilcilerimize şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Bursa'nın Geleceği Kapsayıcı Bir Anlayışla Şekillenmeli" Bursa'nın son yıllarda önemli bir ekonomik gelişim gerçekleştirdiğini belirten Matlı, bundan sonraki dönemin yalnızca büyümeyi değil, geleceği planlama dönemi olması gerektiğini söyledi. Matlı, "Bursa sanayi odaklı büyümesini sürdürürken artık bugünü değil, önümüzdeki 20-30 yılı konuşmamız gerekiyor. Şehrimizin geleceği; üreten, ticaret yapan, hizmet sunan ve istihdam sağlayan tüm kesimlerin katkısıyla şekillenmelidir. BTSO da bu anlayışın en güçlü temsil merkezi olmalıdır." ifadelerini kullandı. BTSO'da Katılımcı Yaklaşım Vurgusu BTSO’nun 60 bin üyesiyle Bursa iş dünyasının en geniş temsil gücüne sahip kuruluş olduğunu belirten Matlı, üyelerin yaklaşık 45 bininin ticaret ve hizmet sektörlerinde, 15 bininin ise sanayi ve üretim alanlarında faaliyet gösterdiğine dikkat çekti. Matlı, "BTSO, ticaretten hizmete, üretimden sanayiye kadar Bursa ekonomisinin tüm dinamiklerini bünyesinde barındıran büyük bir yapıdır. Üyelerimizin yaklaşık dörtte üçünü oluşturan ticaret ve hizmet sektörleri, Bursa ekonomisinin canlılığını sağlayan en önemli güçlerden biridir. Yeni dönemde sanayicimizin yanında olmaya devam ederken, ticaret erbabımızın ve hizmet sektörlerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını da daha güçlü şekilde gündeme taşıyacağız. Biz BTSO'nun her üyeyi dinleyen, her fikre değer veren ve tüm sektörleri karar süreçlerine dahil eden bir yapıya kavuşması gerektiğine inanıyoruz. Şeffaflık, istişare ve kapsayıcılık kurum kültürünün vazgeçilmez unsurları haline gelmelidir." dedi. "Kimseyi Ötekileştirmeden, Kimseyi Küstürmeden" Bursa'nın birlik ve beraberlik ruhunun korunmasının önemine dikkat çeken Matlı, iş dünyasının kutuplaşmaya değil dayanışmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Matlı, "Bu şehirde üretime, istihdama ve ihracata katkı sağlayan herkes değerlidir. Bizim anlayışımızda ayrıştırmak değil, birleştirmek vardır. Kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi küstürmeden, tüm kesimleri aynı masa etrafında buluşturan bir yönetim anlayışını hâkim kılmak istiyoruz. Çünkü Bursa'nın gücü birlikten gelir." dedi. "Bursa Yeni Bir Lige Yükselmeli" Bursa'nın artık sadece bir sanayi kenti olarak anılmasının yeterli olmadığını ifade eden Matlı, şehrin ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir konuma taşınması gerektiğini belirtti. Matlı, "Geçmişte Bursa'nın en büyük gücü üretim kapasitesiydi. Bugün de öyle. Ancak artık yeni bir döneme giriyoruz. Bursa yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın konuştuğu şehirlerden biri olmak zorundadır. Ticaretiyle, sanayisiyle, hizmetleriyle, teknolojisiyle, tarımıyla, turizmiyle, kültürüyle ve girişimcilik ekosistemiyle yeni bir lige yükselmelidir. Biz Bursa'nın sadece Türkiye'deki gelişmeleri takip eden değil, Türkiye'ye yön veren; sadece ulusal ölçekte değil, uluslararası ölçekte de söz sahibi olan bir şehir haline gelmesi gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı. "Bursaspor Bursa'nın Ortak Değeridir" Bursa'nın ekonomik gelişiminin yanı sıra sosyal ve sportif değerlerinin de güçlenmesi gerektiğini belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursaspor'un şehrin en önemli ortak markalarından biri olduğunu vurguladı. Matlı, "Bursaspor sadece bir spor kulübü değil, Bursa'nın ortak değeridir. Sanayicisi, ticaret erbabı, esnafı ve gençleriyle tüm Bursa'yı aynı hedef etrafında buluşturan güçlü bir markadır. Bursa iş dünyası olarak geçmişte olduğu gibi yeni dönemde de Bursaspor'umuzun yanında olacağız. Güçlü bir Bursa ekonomisi ile güçlü bir Bursaspor'un birbirini tamamlayan iki önemli değer olduğuna inanıyoruz." dedi. Mesajının sonunda BTSO'nun 137. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Matlı, "Bu köklü kurumun geçmişinden aldığı güçle geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğine yürekten inanıyorum. Bursa iş dünyamızın tüm temsilcilerinin ve BTSO ailemizin 137. kuruluş yıl dönümünü kutluyorum." dedi.

Dünya’nın turşusu İzmir’de kuruldu Haber

Dünya’nın turşusu İzmir’de kuruldu

Türkiye’nin geleneksel lezzetleri arasında yer alan turşu ürünleri, 2025 yılında dünya pazarlarında liderliğini pekiştirdi. Türkiye 2025 yılında 458 milyon dolarlık turşu ihraç ederken, İzmir, 207 milyon dolarlık turşu ihracatıyla dünyanın turşusunu kurma başarısı gösterdi. Türkiye, 2025 yılında iklim krizinde hammadde sorunu yaşamasına rağmen turşu ihracatında yüzde 2,5’luk artışa imza atarak 447 milyon dolardan 458 milyon dolara ilerledi ve 500 milyon dolar hedefine ulaşmak için büyük bir adım attı. Türkiye’nin turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefine bir adım kaldı. Türkiye’nin yıllık 58-60 milyon ton meyve sebze ürettiği bilgisini veren Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, sezonunda tüketilemeyen meyve sebzelerin yıl boyunca tüketilmesi amacıyla kurulan turşuların, Türk sofraları yanında dünyanın dört bir tarafındaki sofralara lezzet ve şifa olduğunu vurguladı. Turşu ihracatında 2026 yılı hedefi 500 milyon doları geçmek Turşu ihracatının 2024 yılında 447 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle meyve sebze üretiminde düşüşler yaşandı. Bunun etkisiyle turşu ihracatımız miktar bazında 332,1 milyon kilogramdan 311 milyon kilograma geriledi. Miktardaki düşüşe rağmen ihracat gelirimiz yüzde 2,5’luk artışla 458 milyon dolara ulaştı. Bu tablo katma değerli ihracat ve birim fiyat performansındaki yükseliği ortaya koydu. 2026 yılında meyve sebze üretiminde daha verimli bir sezon geçiriyoruz. Turşu ürünlerinin sağlıklı beslenme trendinden dolayı dünya genelinde daha fazla talep görmesiyle birlikte ürün çeşitliliği, markalaşma ve katma değerli üretim yatırımlarıyla 2026 yılında turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefini aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. İzmir, Türkiye’nin turşu ihracatının yüzde 45’ini yaptı Türkiye’nin turşu ihracatında İzmir’in 207 milyon dolarlık tutarla açık ara birinci olduğunun altını çizen Başkan Uçak şöyle devam etti: “İzmir, turşu sektörünün lokomotifi olmayı sürdürüyor. İzmir, turşu ihracatından yüzde 45 pay alıyor. İzmir’i 65 milyon dolarla Bursa, 52 milyon dolarla Manisa takip etti. İstanbul, Aydın, Gaziantep ve Hatay da ihracata güçlü katkı veren iller arasında yer aldı. Türk turşusunu en çok Almanlar, Amerikalılar ve İngilizler sevdi Türkiye, 2025 yılında 128 ülkeye turşu ihraç ederken, Türk turşusunu en çok Almanlar sevdi. Almanya, 84,5 milyon dolarlık Türk turşusu talep ederken, ikinci sırada 42,3 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. İngiltere 32,5 milyon dolarlık turşu ithalatıyla zirvenin üçüncü basamağının sahibi olurken, Romanya’ya 19 milyon dolarlık, Hollanda’ya 16,5 milyon dolarlık turşu ihraç edildi.

Bursa'nın Asırlık Lezzetleri Aynı Sofrada Buluştu Haber

Bursa'nın Asırlık Lezzetleri Aynı Sofrada Buluştu

Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Aşçılar Derneği işbirliğiyle düzenlenen ‘Bir Sofrada Bursa Mutfağı’ etkinliği, kentin sahip olduğu zengin gastronomi kültürünü bir kez daha gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından projelendirilen ve 21-27 Mayıs tarihlerinde düzenlenen ‘Türk Mutfağı Haftası’, Bursa’da da önemli bir programla kutlandı. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki etkinliğe, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba‘ya vekaleten Osman Şahin, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Başkanı ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve gastronomi sektörünün temsilcileri katıldı. Program, moderatörlüğünü Öğretim Görevlisi Fatih Yıldırım’ın yaptığı ‘Osmanlı Saray Mutfak Kültürü’ söyleşisiyle başladı. Öğretim Görevlisi Erdoğan Bozan ‘Osmanlı mutfağının kültürü ve bölümleri’, Şef Alparslan Bayrak ‘Osmanlı yemeklerinin otel menülerinde kullanılması’, Şef Tarık Nimet Kahriman ‘Osmanlı dönemi yemek çeşitleri’ başlıklarında bilgi paylaşımında bulundu. Daha sonra Şef Dr. Aysel Gürel yönetiminde sahne alan ‘Gastromüzik Korosu’, seslendirdikleri eserlerle büyük beğeni topladı. Ödüllü Bursa lezzetleri bilgi yarışmasında ise katılımcılar keyifli bir vakit geçirdi. Şef Şükran Kaymak ve Şef Barış Uysal tarafından Bursa mutfağına özgü geleneksel tarifler ise uygulamalı olarak tanıtıldı. Program kapsamında Bursa’nın coğrafi işaretli ürünleri de katılımcılara ikram edildi. Etkinliğin açılış töreninde konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Türk mutfak kültürünün ana merkezlerinden birinin de Bursa olduğuna söyledi. Bursa’nın mutfak kültürünü yaşatan müstesna şehirlerin başında geldiğini belirten Vali Ayyıldız, “Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış Bursa’nın mutfağı, yalnızca damaklara hitap eden bir lezzet çeşitliliği değildir. Aynı zamanda köklü bir medeniyet anlayışının da sofradaki tezahürüdür. Geleneksel tariflerimizin kayıt altına alınması ve genç kuşakların bu mirasa sahip çıkması, kültürel devamlılık açısından son derece kıymetlidir” dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Osman Şahin ise, zengin bir medeniyet coğrafyasına sahip olan Bursa’nın muazzam bir mutfak kültürünü de barındırdığını ifade etti. Düzenlenen programla bu mirası korumayı ve dünyaya hakkıyla tanıtmayı amaçladıklarını dile getiren Şahin, lezzet ve kültür yolculuğunun Bursa’ya, turizme ve esnafa hayırlı olmasını diledi. Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Başkanı ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da Bursa’nın Türk mutfak kültürünü en iyi temsil eden şehirlerden birisi olduğunu söyledi. Bursa mutfağının Osmanlı saray kültürünün inceliğini, Anadolu’nun bereketini ve Balkan coğrafyasının zenginliğini aynı sofrada buluşturduğunu belirten Yılmaz, geçmişten geleceğe uzanan bir kültür hazinesine sahip olduklarının altını çizdi. Program, Vali Erol Ayyıldız ve protokol üyelerinin konuk şeflere hediye takdimiyle sona erdi

CHP'li Sarıbal: ''Başka Havzalardan Su Taşımak İflasın İlanıdır'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Başka Havzalardan Su Taşımak İflasın İlanıdır''

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İznik Gölü’nde yaşanan kuraklık ve su çekilmesine ilişkin DSİ Bursa Bölge Müdürlüğü tarafından açıklanan verileri değerlendirdi, “Doğanın yerine koyabildiğinin üç katından fazla su tüketiliyor. İznik Gölü her yıl biraz daha kuruyor, biraz daha yok oluyor. İznik Gölü ancak havza bazlı bilimsel su yönetimiyle korunabilir” dedi. DSİ Bursa Bölge Müdürlüğü verilerine göre, İznik Gölü’ne yıllık net doğal su katkısı yalnızca 23,28 milyon metreküp seviyesinde kalırken, gölden yapılan toplam yıllık su çekimi 79,51 milyon metreküpe ulaşıyor. Böylece gölde her yıl yaklaşık 56,23 milyon metreküplük su açığı oluşuyor. DSİ verilerine göre İznik Gölü Havzası’na yıllık toplam 363,9 milyon metreküp su girerken, bunun 340,6 milyon metreküpü buharlaşmayla kayboluyor. Milletvekili Sarıbal, iki ay önce Cargill CEO’sunun yaptığı “Gölden su çekmiyoruz, çekilmenin nedeni yanlış tarım sulaması” açıklamasını hatırlatarak, sempozyumda açıklanan resmi verilerin farklı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti. “Sorumluluğu yalnızca çiftçinin sırtına yıkmak büyük bir manipülasyon” diyen Sarıbal, İznik Gölü çevresindeki sanayi faaliyetlerine dikkati çekti. “YERALTI SUYU İLE GÖL BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİL” Sempozyumda açıklanan verilere göre Cargill’e ait 130 ila 200 metre derinlikte 6 kuyu bulunduğunu, şirkete yıllık 1 milyon 463 bin metreküp yeraltı suyu tahsis edildiğini belirten Sarıbal, hidrolojik kuraklığın havza bazlı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Yeraltı ve yerüstü su varlıkları birbirinden bağımsız düşünülemez. Akarsular, göller, yeraltı suyu rezervleri ve ekosistemler aynı hidrolojik döngünün parçalarıdır” ifadelerini kullanan Sarıbal, derin kuyulardan yapılan sürekli çekimin gölü besleyen akiferleri zayıflattığını ve uzun vadede göl seviyesini doğrudan etkilediğini kaydetti. GEMLİK GÜBRE’NİN ÇEKTİĞİ SU, DOĞAL DENGENİN YARISINA DENK GELİYOR Milletvekili Sarıbal, yalnızca Gemlik Gübre Sanayi A.Ş.’ye verilen yıllık 10 milyon metreküplük tahsisin bile gölün yıllık doğal su gelirinin yaklaşık yüzde 43’üne denk geldiğini vurguladı. “Doğa gölü yılda net 23 milyon metreküp besleyebiliyorken, tek bir sanayi tahsisi bunun neredeyse yarısını kullanıyor. Demek ki sorun yalnızca kuraklık değil; sorun su kaynaklarını sermayenin kullanımına açan anlayıştır” dedi. BAŞKA HAVZALARDAN SU TAŞIMAK İFLASIN İLANIDIR İznik Gölü’nü beslemek amacıyla Sakarya Havzası’ndan Boğazköy Barajı üzerinden su aktarımı planlandığını belirten Sarıbal, bunun mevcut su yönetimi anlayışının sürdürülemez hale geldiğini gösterdiğini söyledi.“İznik Gölü’nü koruyamayanlar, şimdi başka havzaların suyuyla gölü ayakta tutmaya çalışıyor. Taşıma suyla değirmen döner mi? Gölden yapılan kontrolsüz su çekimleri ve plansız kullanım, İznik Gölü’nün doğal dengesini her geçen yıl daha da bozuyor. Bu nedenle çözüm; suyu yalnızca tüketilecek bir kaynak olarak gören anlayıştan vazgeçmek, havzanın tamamını esas alan kamucu ve sürdürülebilir bir yönetim modelini hayata geçirmektir” diyen Sarıbal, İznik Gölü’nün rant politikalarına ve plansız su kullanımına teslim edilmesine izin vermeyeceklerini ifade etti.

Özer Matlı: ''Sürdürülebilir Kalkınmanın Anahtarı Gençler ve Kadınlar Olacak'' Haber

Özer Matlı: ''Sürdürülebilir Kalkınmanın Anahtarı Gençler ve Kadınlar Olacak''

Bursa Ticaret Borsası ile Gürsu Belediyesi arasında, genç kadınların girişimcilik ekosistemine entegrasyonunu sağlamak amacıyla hazırlanan “Genç Girişimciliğinin Artırılması İçin: Genç Kadınlar Teknoloji ve Liderlik Projesi” kamuoyuna tanıtıldı. Proje ile kadınların küresel girişimcilik ekosistemine dahil edilmesi ve dijitalleşen dünyada güçlü birer aktör olmaları hedefleniyor. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) ve Gürsu Belediyesi, genç girişimci kadınların teknoloji temelli iş fikirlerini uluslararası boyuta taşımak amacıyla örnek bir iş birliğine imza attı. Türkiye Ulusal Ajansı tarafından Avrupa Birliği Erasmus+ KA152-YOU programı kapsamında desteklenen ve 29 bin 359 Avro hibe almaya hak kazanan “Genç Girişimciliğinin Artırılması İçin: Genç Kadınlar Teknoloji ve Liderlik Projesi” lansman toplantısı, Bursa Ticaret Borsası Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programa; Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyeleri İlker Birgül ve Emrah Silmez, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Bursa Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen ve İcra Komitesi Üyeleri katıldı. Program kapsamında, Bursa Ticaret Borsası ve TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu’nun koordinasyonunda gerçekleştirilecek faaliyetlerin yol haritası paylaşıldı. “Genç kadınlarımızın yarınlarına dokunacağız” Toplantının açılışında konuşan TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen, projenin kadın girişimciliği için taşıdığı kritik öneme değindi. Şen, “Bugün burada genç kadınlarımızın geleceğine dokunacak, onları teknoloji, liderlik ve girişimcilik alanlarında daha güçlü hale getirecek çok kıymetli bir adım atıyoruz. Yerel yönetimler ile iş dünyasının ortak hareket etmesinin önemini bu iş birliği ile bir kez daha görüyoruz. Projeye olan inancı ve vizyonu dolayısıyla Bursa Ticaret Borsası Başkanı Sayın Özer Matlı’ya ve güçlü katkıları için Gürsu Belediye Başkanı Sayın Mustafa Işık’a teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Özer Matlı: “Sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı gençler ve kadınlar olacak” Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı projenin; gençlerin, kadınların ve girişimcilik ekosisteminin geleceğine yönelik atılan çok kıymetli bir adım olduğunu vurguladı. Dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde gençlerin üretime, inovasyona ve girişimciliğe yönlendirilmesinin son derece değerli olduğunu ifade eden Başkan Matlı, “Bursa Ticaret Borsası olarak bizler, kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer aldığı, gençlerin fikirlerini cesaretle hayata geçirebildiği bir geleceğin, sürdürülebilir kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğuna inanıyoruz” diye konuştu. Güçlü iş birlikleri Bursa’ya değer katıyor Yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum örgütleri arasında kurulacak güçlü iş birliklerinin, ulusal ve uluslararası projelerde şehrimize ve bölgemize önemli fırsatlar kazandıracağını kaydeden Özer Matlı, “Bu doğrultuda koordinatör kurum olarak yürüteceğimiz sürecin, TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu’muzun katkıları ve sahadaki güçlü çalışmalarıyla çok değerli çıktılar ortaya koyacağına inanıyorum. Projede emeği geçen başta Gürsu Belediye Başkanı Sayın Mustafa Işık olmak üzere katkı sunan herkese teşekkür ediyor; projemizin kurumlarımıza, şehrimize ve gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Işık: “Kadınları güçlendirmek, geleceği güçlendirmektir” Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık ise hedeflerinin gençlerin girişimcilik cesareti kazanarak geleceğe hazırlanması olduğunu vurguladı. Erasmus+ programı kapsamında Türkiye, Almanya ve Fransa’dan gençlerin katılımıyla Gürsu’da gerçekleştirilecek projenin; yapay zekadan e-ticarete, dijital pazarlamadan finansal okuryazarlığa kadar geniş bir eğitim yelpazesi sunduğunu belirten Başkan Işık, “Amacımız, gençlerimizin yalnızca bilgi edinmesini değil, aynı zamanda çözüm geliştiren bireyler olarak yetişmesini sağlamaktır. 1500’den fazla gence ulaşmayı hedeflediğimiz bu girişimle yeni fikirlerin ortaya çıkmasına ve uluslararası iş birliklerinin güçlenmesine katkı sunmayı hedefliyoruz. Unutulmamalıdır ki; kadınları güçlendirmek, geleceği güçlendirmektir” diye konuştu. Yerelden küresele kadın girişimciliği hamlesi Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen resmi lansman programı, Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ve Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık arasında imzalanan iyi niyet protokolü ile sona erdi. Bursa Ticaret Borsası’nın koordinatör kurum, Gürsu Belediyesi’nin yerel ortak olduğu projede; Türkiye’nin yanı sıra Almanya ve Fransa’dan genç kadın girişimciler yer alıyor. 12 ay sürecek olan proje kapsamında, Gürsu Ericek Adrenalin Parkı’nda geniş kapsamlı eğitim ve uygulama faaliyetleri yürütülecek. Proje süresince katılımcı genç kadınlara dijital pazarlama, yapay zeka, blockchain ve finansal yönetim gibi kritik alanlarda sertifikalı eğitimler verilecek.

Nilüfer’de 155 üreticiye Sorgum-Sudan Otu Tohumu Dağıtıldı Haber

Nilüfer’de 155 üreticiye Sorgum-Sudan Otu Tohumu Dağıtıldı

Nilüfer Belediyesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa İli Hayvancılığı Geliştirme Birliği (HAGEL) ve Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) iş birliğinde tarım ve hayvancılığı canlandırmak hedefiyle “Sorgum-Sudan Otu Tohumu Dağıtım Töreni” düzenlendi. Hasanağa Gıda Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; Nilüfer Belediye Başkan Vekili Ali Sezgin, HAGEL ve Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, CHP Bursa İl Başkan Vekili İlhan Çetin, NİLKOOP Başkanı Süleyman Ayyılmaz, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi ve HAGEL Encümen Üyesi Mustafa Aslan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ayhan Sarsıcı, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, mahalle muhtarları ve çok sayıda üretici katıldı. “Dünya Çiftçiler Günü” öncesinde gerçekleşen Sorgum-Sudan Otu Tohumları teslim töreni ile hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin en büyük gider kalemi olan yem maliyetinin hafifletilmesi, hem su kaynaklarının korunması hem de çiftçinin kalkındırılması planlanıyor. HEDEF KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEMEK Programda konuşan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Ali Sezgin, ilçedeki 13 bin büyükbaş ve 35 bin küçükbaş hayvanın yıllık 122 bin tondan fazla kaba yem ihtiyacı olduğunu belirtti. Sorgum-Sudan Otu’nun az su istemesi ve yüksek verimi sayesinde üreticinin cebini koruyacağını vurgulayan Sezgin, dağıtım kapsamında 155 üreticiye her biri 5 dönüm alana ekilmek üzere 25’er kilogram tohum verildiğini açıkladı. Buradaki tohum maliyetinin yüzde 70’ini kurumların karşıladığını aktaran Sezgin, “Çiftçiler sadece yüzde 30’unu üstleniyor. Hedefimiz net; yem maliyetlerini düşürmek, üretim alanını geliştirmek ve kırsal kalkınmayı desteklemek” dedi. HAGEL ve Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık da tarıma ve çiftçilere destek verdiklerini belirterek, “Bölgede tarımın yok olmaması için desteklememiz gerekiyor. Tohumları paylaşıyoruz. Burada dağıtımını yaptığımız tohumlar da bereketli olsun” diye konuştu. NİLKOOP Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Ayyılmaz ise Nilüfer topraklarının yüzde 60’ının tarım ve orman alanı olduğunu hatırlatarak, bu arazileri yapılaşmadan korumanın yolunun üreticiyi desteklemekten geçtiğini söyledi. Gıda ve iklim krizine de dikkat çeken Ayyılmaz, yerel ve genel yönetimlerin bu konuda hassas olması gerektiğini kaydetti. Nilüfer Belediye Meclis Üyesi ve HAGEL Encümen Üyesi Mustafa Aslan, “Ot yoksa et de yok” diyerek kaba yem üretiminin önemine işaret etti. Kalkınma ve refah için çalıştıklarını vurgulayan Aslan, tarımı bütün olarak değerlendirdiklerini kaydetti. CHP İl Başkan Vekili İlhan Çetin ise Nilüfer’in yaşam ve sanayi kenti yanında bir tarım kenti olduğunu belirterek, projeye katkı sağlayanlara teşekkür etti. Konuşmaların ardından üreticilere Sorgum-Sudan Otu Tohumları dağıtıldı.

İznik Gölü Alarm Veriyor! Haber

İznik Gölü Alarm Veriyor!

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İznik Gölü’ndeki kritik su kaybına dikkat çekti. 14-15 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek olan İznik Gölü Sempozyumu öncesinde konuşan Sarıbal, gölün sanayi ve rant politikalarına kurban edildiğini belirterek, "Gerçekleri açıklayın, yağmayı durdurun" çağrısında bulundu. ​İznik Gölü’nde 232 Milyon Metreküplük Dev Kayıp ​Milletvekili Orhan Sarıbal, İznik Gölü kıyısında yaptığı açıklamada gölün ekolojik bir yıkımla karşı karşıya olduğunu vurguladı. 2013 yılından bu yana su seviyesinin yaklaşık 3,55 metre düştüğünü ifade eden Sarıbal, bu kaybın toplamda 232 milyon metreküp hacme denk geldiğini hatırlattı. ​Sarıbal’ın dikkat çektiği çarpıcı veriler şu şekilde; "​Su Kaybı Oranları 2022'de %16, 2023'te %40 ve 2024'te %30 oranında kayıp yaşandı. Göl su seviyesi, 21 Nisan 2025 itibarıyla 82,74 m olan minimum işletme kotunun altına geriledi. Buharlaşma ve aşırı kullanım nedeniyle yıllık su açığı 65 milyon metreküpe ulaştı." ​"Faturayı Çiftçiye Kesip Sanayiyi Görmezden Gelemezsiniz" ​İktidarın su krizinin yükünü yalnızca çiftçinin ve iklim değişikliğinin sırtına yüklediğini savunan Orhan Sarıbal, sanayi tesislerinin kontrolsüz su kullanımını eleştirdi. Çiftçiye "tasarruf et" denilirken fabrikaların milyonlarca metreküp su çektiğini belirten Sarıbal, şu soruları yöneltti: ​İznik Gölü’nden tarım dışı amaçla su kullanma izni hangi firmalara verildi? ​Gemlik Gübre Fabrikası ve Cargill gibi tesislerin yıllık gerçek su kullanımı ne kadar? ​Yeraltı su kuyularının denetimi yapılıyor mu? ​Bilimsel Araştırma: Betonlaşma Su Rejimini Bozdu ​Haziran 2025’te yayımlanan güncel bir bilimsel çalışmaya atıfta bulunan Sarıbal, İznik Gölü Havzası’ndaki plansız yapılaşmanın altını çizdi. Araştırmaya göre 1990-2018 yılları arasında; ​Ticari ve sanayi alanları %461,5 arttı. ​Ulaşım ve madencilik alanları 730 hektara çıktı. ​Yağış miktarı sabit kalsa da betonlaşma nedeniyle yeraltı suyunu besleyen süzülme %7,5 azaldı. ​Şeffaf Havza Yönetimi ve Acil Eylem Çağrısı ​Orhan Sarıbal, İznik Gölü’nün kurtarılması için sempozyumların ötesinde somut adımlar atılması gerektiğini ifade ederek çözüm önerilerini sıraladı: ​Yıllık su dengesi ve sanayi kullanım miktarları kamuoyuna açıklanmalı. ​Üniversiteler ve meslek odalarının dahil olduğu bir Havza Yönetim Planı hazırlanmalı. ​Sanayi tesislerinin su çekimi ve atık su deşarjları sıkı takip edilmeli. ​Sarıbal, konunun araştırılması için TBMM’ye sunduğu önergenin takipçisi olacağını belirterek, "İznik Gölü bir yönetim krizinin kurbanı olmamalıdır" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.