Hava Durumu

#Bursa Milletvekili

Kırsal Haber - Bursa Milletvekili haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Milletvekili haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Depolarda Bekleyen Tütün Çiftçinin Sırtında Borç Yüküne Dönüştü Haber

Depolarda Bekleyen Tütün Çiftçinin Sırtında Borç Yüküne Dönüştü

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında tütünde alımların geciktirilmesi, sözleşme fiyatlarının tek taraflı olarak düşürülmesi ve şirketlerin belirsiz alım politikalarının üreticiyi ciddi bir mağduriyetle karşı karşıya bıraktığını söyledi. Ürünlerin hala depolarda beklediğini belirten Sarıbal, “Mart ayı geldi ama ortada ne net bir alım takvimi var ne de üreticiyi rahatlatacak bir açıklama. Sözleşmeler çiftçinin aleyhine düzenleniyor. Alım takvimi belirsiz, fiyat tek taraflı aşağı çekiliyor. Bu, üreticiyi çaresiz bırakma düzenidir” dedi. Tütün üreticisinin maliyet baskısı altında olduğunu belirten Sarıbal, üretim maliyetinin kilogram başına ortalama 260 TL olduğunu hatırlatarak, “Sözleşme fiyatı 300 liraydı. Şimdi şirketlerin 220–250 lira bandında alım planladığı konuşuluyor. Bu, çiftçinin emeğinin ve alın terinin yok sayılması demektir” ifadelerini kullandı. Üreticinin yeni sezon için tarlaya hazırlanması gerekirken geçen yılın ürününü bile teslim edemediğini söyleyen Sarıbal, depolarda bekleyen tütünün çiftçinin sırtında borç yüküne dönüştüğünü ifade etti. TEKEL ÖZELLEŞTİRİLDİ, TÜRKİYE İTHALATA TESLİM EDİLDİ Türkiye’nin 2025 yılında işlenmemiş yaprak tütün ile sigara üretimine hazır hale getirilmiş ayıklanmış tütün ve tütün döküntüleri dış ticaret verilerine göre; 43 bin ton tütün ihraç ettiğini ve bunun karşılığında 346,5 milyon dolar gelir elde edildiğini belirten Sarıbal, “Aynı dönemde, 79,8 bin ton tütün ithal edildi ve bunun için 553,9 milyon dolar ödeme yapıldı. 1980 sonrası dönemde uygulanan neoliberal politikalar kapsamında, tütün ve tütün mamullerinin üretimi ile ticareti şirketlere bırakıldı. 1925 yılında Reji İdaresi yabancılardan satın alınarak kurulan TEKEL, özelleştirme adı altında yabancı sermayeye teslim edildi. Destekleme alımlarının kaldırılması, yerine sözleşmeli üretim sisteminin getirilmesi, TEKEL’in özelleştirilmesi, üretim maliyetlerindeki artış ve ithal tütün kullanımının yaygınlaşması; tütün üreticisinin gelirlerini ciddi şekilde azalttı. 2009 yılında 182 bin üreticiden tütün alımı yapılmışken, 2024 yılında 43 bin üreticiden tütün alımı yapıldı. Sözleşmeli üretimde devletin bir garantör olarak devreye girmesi gerekmektedir. TEKEL benzeri bir örgüt yeniden hayata geçirilmelidir” ifadelerini kullandı. TARIM DESTEKLENMEZSE HER ULUSLARARASI KRİZ TÜRKİYE’DE GIDA KRİZİNE DÖNÜŞÜR 2025 yılında çiftçilerin bir yandan zirai don, kuraklık ve sel felaketleriyle mücadele ederken, diğer yandan ürününü maliyetinin altında satmak zorunda bırakıldığını belirten Sarıbal, “Uygulanan politikalar üretimi caydırdı, çiftçiyi borçlandırdı ve üretimden kopuşu hızlandırdı. Çiftçiyi zarar ettirip toprağından koparan, mülksüzleştiren; verimli tarım arazilerini ve meraları imara açan iktidarın politikası sonucunda tüketici pahalı gıdaya mahkum edildi. Üreten kazanamadı, tüketen ucuz gıdaya erişemedi. Üretici ile market arasındaki fiyat farkı yüzde 229’a ulaştı. Uluslararası piyasalarda 27 Şubat’ta ton başına 490 dolar/ton seviyesinde bulunan üre gübresi fiyatı bir hafta içinde 595 dolara yükseldi. Mısır’da mart ve nisan sevkiyatları için fiyatların 625 dolar/ton seviyesine çıktığı belirtilirken yurt içi piyasada da yeni fiyat listeleri açıklanmaya başladı. Bayilere gönderilen son listelerde DAP gübresinin ton fiyatı 34 bin liradan 37 bin liraya, üre gübresinin ton fiyatı ise 26 bin liradan 28 bin liraya yükseldi. Şimdiden ham petrol fiyatları yüzde 70’den fazla artarak 9 Mart itibariyle artarak 60 dolardan 103 dolara kadar çıktı. Doğalgaz fiyatları yüzde 80’e yakın arttı. Savaşın uzun sürmesi halinde ham petrol fiyatlarının 200 dolarlara varabileceği tahminleri yapılıyor. Önümüzdeki dönem, enflasyonun yükseldiği, bütçe açıklarının arttığı dönem olacak. Tarımda planlı üretim, kamusal destek mekanizması kurulmazsa; her uluslararası kriz Türkiye’de gıda krizine dönüşür” diye konuştu.

Tavuk Eti İhracat Yasağı Sektörü Krize Sürüklüyor Haber

Tavuk Eti İhracat Yasağı Sektörü Krize Sürüklüyor

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında tavuk eti ihracatına getirilen yasakların sektörü krize sürüklediğini belirterek, alınan kararın yıllar içinde elde edilen kazanımları ciddi biçimde riske attığını söyledi. Türkiye’nin tavuk eti üretiminde dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer aldığını hatırlatan Sarıbal, beyaz etin ekonomik fiyatı, erişilebilirliği ve sağlıklı bir protein kaynağı olması nedeniyle halkın sofrasında kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yıllık üretimin yaklaşık 2,8 milyon ton düzeyinde olduğunu ifade eden Sarıbal, Türkiye’nin başta Arap ülkeleri ve Dubai olmak üzere yaklaşık 50 ülkeye ihracat yapan güçlü bir tedarikçi konumunda bulunduğunu kaydetti. Son bir yılda yem, enerji ve diğer girdi maliyetlerinde yaşanan hızlı artışa dikkati çeken Sarıbal, üreticilerin 1 Ocak 2025 ve 1 Ocak 2026 süreçlerinde yüzde 15’lik fiyat güncellemesi talep ettiğini, Ticaret Bakanlığı’nın ise bu talebe ihracat yasağıyla karşılık verdiğini söyledi. Fahiş fiyatları önleme gerekçesiyle alınan kararın sorunu çözmek bir yana, krizi daha da derinleştirdiğini ifade etti. BİR GECEDE PAZAR KAYBI İhracat yasağıyla birlikte küresel pazarlarda kazanılan payın rakip ülkelere teslim edildiğini belirten Sarıbal, imzalanmış sözleşmelerin ve teslim taahhütlerinin yok sayıldığını, ani yasak kararının firmaları ciddi tazminat yükümlülükleriyle karşı karşıya bıraktığını söyledi. TÜİK’in 2025 yılına ilişkin 11 aylık verilerini paylaşan Sarıbal, yasaklar yerine planlı üretim ve ihracat politikasının gerekliliğine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu: “Tavuk eti üretimi 2024 yılında 2 milyon 512 bin tondu. 2025’te ise yüzde 11,6 artışla yaklaşık 2 milyon 800 bin tona yükseldi. Aynı dönemde ihracat miktarı yüzde 21,2 artarak 452 bin tondan 548 bin tona çıktı. İhracat geliri 739 milyon dolardan 763 milyon dolara ulaştı. Tarım politikası; üreticiyi, ihracatçıyı ve halkın sofrasını birlikte koruma meselesidir. Yasaklarla değil, kamucu akılla yönetilen bir tarım politikası hem mümkündür hem de zorunludur.”

CHP'li Sarıbal’dan Köyümü Geri Ver Teklifi Haber

CHP'li Sarıbal’dan Köyümü Geri Ver Teklifi

​CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 2012 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile mahalle statüsüne alınan ve ortak malları belediyelere devredilen köyler için tarihi bir adım attı. TBMM’ye sunulan kanun teklifiyle, kırsal niteliğini koruyan yerleşimlerin yeniden "Köy" statüsüne kavuşması ve gasp edilen taşınmazlarının iade edilmesi hedefleniyor. ​CHP Bursa Milletvekili ve Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Orhan Sarıbal, kırsal yaşamın tasfiyesine yol açan 6360 Sayılı Kanun’un yarattığı mağduriyetleri gidermek amacıyla hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sundu. Teklif yasalaşırsa, "kırsal mahalle" kriterlerini taşıyan yerleşim yerleri, başka bir işleme gerek kalmaksızın yeniden köy tüzel kişiliği kazanacak; meralarından ekipmanlarına kadar tüm varlıkları köylüye geri verilecek. ​“İDARİ SADELEŞME DEĞİL, KIRSAL TASFİYE” ​Sarıbal, yaptığı açıklamada 2014 yılında uygulamaya giren düzenlemenin köyleri "mülksüzleştirdiğini" vurguladı. Köylerin mülkiyetindeki mera, yaylak, su kaynakları ve taşınmazların belediyelere devredilmesinin tarımsal üretimi baltaladığını belirten Sarıbal, şunları söyledi: ​"Köylerin bütçeleri ve karar alma mekanizmaları yok edildi. 2020’de getirilen ‘kırsal mahalle’ kavramı ise pansuman bir tedbir olmaktan öteye gidemedi; mülkiyet sorunlarını çözmedi. Biz, köylünün ortak mal rejimini yeniden tesis etmek istiyoruz." ​HÜRRİYET KÖYÜ ÖRNEĞİ: "BİR GECEDE MÜLKSÜZ KALDILAR" ​Teklifin gerekçesinde Bursa Karacabey’deki Hürriyet Köyü örneğine dikkat çeken Sarıbal, köylülerin kendi paralarıyla satın aldıkları 652 dönümlük arazinin belediyeye geçmesini "somut bir mağduriyet fotoğrafı" olarak niteledi. 1951 yılında Bulgaristan’dan göç edenlerin emeğiyle kurulan köyün meralarının bugün sanayi bölgelerine ve uydukent projelerine tahsis edildiğini hatırlatan Sarıbal, "Bu örnek, Türkiye’nin dört bir yanındaki yüzlerce köyün ortak dramıdır. Köylünün toprağına ve ortak yaşamına yasal güvence şarttır" dedi. ​TEKLİF NELERİ ÖNGÖRÜYOR? ​Meclis’e sunulan teklif kabul edildiği takdirde: ​Otomatik Statü Değişikliği: 5216 sayılı Kanun kapsamında "kırsal mahalle" niteliği taşıyan yerleşimler, hiçbir idari işleme gerek kalmaksızın yeniden Köy statüsü kazanacak.​Malların İadesi: Köy tüzel kişiliğinin kaldırılmasıyla belediyelere veya kamu kurumlarına devredilen her türlü taşınır/taşınmaz mal, hak ve alacak, yeni kurulan köy tüzel kişiliğine geri dönecek ve köy adına tescil edilecek.​Uygulama Birliği: Sürece ilişkin usul ve esaslar, Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle netleştirilerek ülke genelinde eşgüdüm sağlanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.