Hava Durumu

#Büyüme

Kırsal Haber - Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2018’de Bir Koyun Alan İkramiye, Bugün Harçlık Bile Değil! Haber

2018’de Bir Koyun Alan İkramiye, Bugün Harçlık Bile Değil!

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verileri üzerinden iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Gürer, açıklanan büyüme rakamları ile vatandaşın yaşadığı gerçekler arasında derin bir çelişki bulunduğunu ifade ederek, özellikle emeklilerin ve dar gelirli kesimlerin ağırlaşan geçim sıkıntısına ve emekliye reva görülen ikramiye tutarına dikkat çekti. “BÜYÜME VAR DENİYOR, TARIMDA YÜZDE 8,8 DÜŞME VAR” Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılına ilişkin verilerine göre Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 3,6 büyürken, 2025’in son çeyreğinde de yüzde 3,4’lük büyüme kaydedildiğini belirten Gürer, bu tabloya karşın tarım sektöründe yüzde 8,8’lik bir gerileme yaşandığını vurguladı. Tarımda yaşanan düşmenin , uzun süredir dile getirdikleri sorunların rakamlara yansımış hali olduğunu belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarımda her şeyin iyi olduğu yönündeki açıklamalar, resmi verilerle çökmüştür” dedi. İthalata dayalı tarım anlayışının sürdürülebilir olmadığını ifade eden Gürer, gıda fiyatlarındaki artışın en çok emeklileri ve asgari ücretlileri vurduğunu söyledi. “KİŞİ BAŞI GELİR 18.440 DOLAR DENİYOR AMA EMEKLİYE ARTIŞ YOK” Hazine ve Maliye Bakanı’nın kişi başına gelirin 18.440 dolara yükseldiği ve Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler grubuna dahil olduğu yönündeki açıklamalarına da değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, büyüme söylemi ile emeklinin yaşadığı hayat arasındaki çelişkiye işaret etti. “Büyüyen bir ülkede emekli maaşına cüzi miktarda dahi artış yapılamıyorsa burada ciddi bir tutarsızlık vardır” diyen Gürer, 17 milyon emekliyi ilgilendiren bayram ikramiyesi konusunda yapılan açıklamaların hayal kırıklığı yarattığını ifade etti. BAYRAM İKRAMİYESİ TARTIŞMASI: “2018’DE BİR KOYUN ALINABİLİYORDU” Bayram ikramiyesinin 2018 yılında başlatıldığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, o dönem verilen 1.000 liralık ikramiye ile bir koyun alınabildiğini, bugün ise 4.000 liralık ikramiyenin alım gücünün o günün çok gerisinde kaldığını söyledi. İktidar cephesinden bayram ikramiyesinde artış olmayacağı yönünde yapılan açıklamaların emekliler için yeni bir hüsran yarattığını belirten Gürer, “Bayram ikramiyesi en azından asgari ücret düzeyine çıkarılmalıydı. Asgari ücret talebinden vazgeçtik; mevcut 4.000 lira üzerine dahi artış yapılmayacağı açıklanmıştır. Bu büyük bir haksızlıktır” dedi. “BÜTÇE DİSİPLİNİ SÖZ KONUSU OLUNCA HEP EMEKLİ HATIRLANIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ne zaman emekliye ya da asgari ücretliye artış gündeme gelse bütçe disiplini hatırlanıyor. Ancak yandaşa ya da rant odaklarına yönelik harcamalarda aynı hassasiyet gösterilmiyor” ifadelerini kullandı. Açıklanan enflasyon rakamları nedeniyle yılbaşında yapılan maaş artışlarının kısa sürede eridiğini belirten Ömer Fethi Gürer, yılbaşından bu yana bir emekli maaşında yaklaşık 2.500 liralık alım gücü kaybı oluştuğunu söyledi. 20 bin liraya çıkan emekli maaşının reel olarak geçen yılın başındaki seviyenin altına gerilediğini ifade etti. “EMEKLİ AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA” CHP’li Ömer Fethi Gürer, kira, ulaşım, sağlık, eğitim ve özellikle gıda giderlerindeki artışın emeklileri ağır biçimde etkilediğini belirtti. Mevcut maaşların açlık ve yoksulluk sınırının altında kaldığını vurgulayan Gürer, emekli maaşlarının asgari ücretin altına düşmemesi gerektiğini söyledi. 2008 yılında çıkarılan düzenleme ile aylık bağlama oranının yüzde 70’ten yüzde 30’lara kadar düşürülmesinin emekli maaşlarında ciddi kayba yol açtığını ifade eden Gürer, şu talepleri sıraladı: Tüm emekli maaşları asgari ücret düzeyine çıkarılmalı. Ayrımsız tüm emeklilere seyyanen zam yapılmalı. Enflasyona karşı koruyucu düzenleme getirilmeli. Farklı dönemlerde emekli olanlar için intibak düzenlemesi yapılmalı. Aynı prim ve gün sayısıyla emekli olanlar arasındaki maaş farkı giderilmeli. Hizmete dayalı intibak sistemi uygulanmalı. İlaç katkı payı kaldırılmalı. Emeklilerin sendikalaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı.” Dedi. “ET VE SÜT KUYRUĞU EMEKLİNİN GERÇEĞİ OLDU” Emeklilerin artık çarşı pazarda zorunlu ihtiyaçlarının dışına çıkamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, et ve süt ürünlerine erişimin dahi kamu kurumlarının uygun fiyatlı satış noktalarında kuyruğa girerek sağlanabildiğini söyledi. Protein ürünlerinde tüketiminde ciddi düşüş yaşandığını vurguladı. Pazarlarda dahi uygun fiyatlı ürün bulunamadığını ifade eden Gürer, tarımdaki gerilemenin gıda enflasyonunu artırdığını ve bunun da doğrudan dar gelirliyi etkilediğini belirtti. “50 MİLYONA YAKIN KİŞİ YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA” Bölgede devam eden savaşların Türkiye ekonomisine olası etkilerine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, önümüzdeki dönemin daha zorlu geçeceğini söyledi. Yaklaşık 50 milyona yakın kişinin yoksulluk sınırının altında gelire sahip olduğunu ifade eden Gürer, sosyal devlet anlayışının gereği olarak bu kesimlerin korunması gerektiğini vurguladı. Bu grubun 17 milyonunu emeklilerin oluşturduğunu belirten Gürer, “Açlık sınırının altında yaşıyor” dedi. “KARAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayram ikramiyesi kararının mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşamlarını sürdürebilecek düzeyde bir gelire kavuşturulmasının zorunlu olduğunu ifade eden Gürer, seyyanen zam ve ikramiye artışının artık bir ihtiyaç değil, zorunluluk haline geldiğini dile getirdi. “Gıdasız yaşam olmaz” diyen Ömer Fethi Gürer, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine yansımadığı sürece anlamlı olmayacağını belirterek, emekli ve dar gelirli yurttaşların alım gücünü artıracak adımların ivedilikle atılması çağrısında bulundu.

Artık Su Bile Ucuz Değil! Haber

Artık Su Bile Ucuz Değil!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafını hesapladı. Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” dedi. Musluk suyuna güven sorunu yaşayan geniş kesimler için damacana su bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Her kalemde olduğu gibi enflasyon damacana suları da vurdu. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, 4 kişilik bir ailenin su giderinin maliyetini hesapladı. “DÖRT KİŞİLİK BİR AİLENİN AYLIK İÇME SUYU MASRAFI 3 BİN LİRAYI BULUYOR” Türkiye’de ortalama damacana su fiyatının 180 lirayı bulduğuna dikkat çeken Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor” dedi. “İÇME SUYU KRİZ HALİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA” Aylık su giderinin 3 bin lirayı bulmasının bir kriz başlığı haline geldiğini vurgulayan Başevirgen, “Gıda enflasyonu, kira artışları ve enerji faturaları zaten dar gelirlinin belini bükmüşken, asgari ücretle geçinen bir aile için yalnızca içme suyuna ayrılan 3 bin lira ayrı bir kriz başlığı haline gelmiş durumda. Temiz içme suyuna erişim, temel bir insan hakkıdır. Ancak bugün gelinen noktada su, fiilen yüksek maliyetli bir tüketim ürünü haline dönüştü. Türkiye’de ekonomik kriz artık saklanamaz noktada. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” diye konuştu. “BU TABLO, İKTİDARIN YILLARDIR ANLATTIĞI ‘GÜÇLÜ EKONOMİ’ MASALININ EN SOMUT ÇÖKÜŞÜDÜR” İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Başevirgen, “İktidar yıllardır ‘büyüme’ ve ‘istikrar’ söylemini tekrarlıyor. Fakat vatandaş için büyüyen tek şey faturalar. İstikrar kazanan ise zamların sürekliliği. Bir ülkede insanlar içtikleri suyu hesaplamak zorunda kalıyorsa, mesele yalnızca ekonomi değil; sosyal adalet sorunudur. Ve görünen o ki, bugün en temel ihtiyaç bile AKP’nin siyasi tercihlerden bağımsız değil. Su hayattır denir. Ama artık hayatın kendisi bu kadar pahalıyken, su da lüks haline gelmiş durumda. Bugün Türkiye’de insanlar tasarrufu tatilden, eğlenceden değil; sudan yapmayı düşünüyor. Ve bu tablo, iktidarın yıllardır anlattığı ‘güçlü ekonomi’ masalının en somut çöküşüdür” ifadelerini kullandı.

TAT Gıda Karlılıkta Vites Yükseltti Haber

TAT Gıda Karlılıkta Vites Yükseltti

Türk gıda endüstrisinde salça, domates ürünleri, sos, hazır yemek ve turşu üretiminde lider üretici Tat Gıda, 2025 yılında 8,2 milyar TL net satış hasılatı elde etti ve etkin maliyet yönetimi sayesinde brüt kârını yüzde 51 artırdı. Öte yandan, Tat Gıda faaliyet giderlerini yüzde 32 azaltması sonucunda, 2025 yılını, 647 milyon TL esas faaliyet karı, 952 milyon TL FAVÖK ve 132 milyon TL net kârla tamamladı. Tat Gıda Genel Müdürü Veysel Memiş, Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketleri ve yatırım şirketlerinden 34 sektör profesyonelinin katıldığı toplantıda, şirketin 2025 yılı dördüncü çeyrek finansal sonuçlarını paylaştı. Veysel Memiş, Tat Gıda’nın finansal performansının yanı sıra gelecek dönem hedeflerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. “İki yılda 17 milyon avroluk yatırım gerçekleştirdik” 2025 yılında etkin maliyet yönetimi ve operasyonel disiplinin ön plana çıktığını vurgulayan Veysel Memiş, faaliyet giderlerinde sağlanan belirgin gerilemenin kârlılığı desteklediğini ifade etti. Tat Gıda’nın Koç Holding’ten devralınmasının üzerinden iki yıl geçtiğini hatırlatan Veysel Memiş, bu sürede toplam 17 milyon avroluk yatırım gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bu yatırımların temel amacı Tat Gıda’yı güçlü bir küresel marka haline getirmek.” dedi. “Cironun yüzde 74’ü yurt içi, yüzde 26’sı ihracattan geldi” Tat Gıda’nın 2025 yılına ilişkin finansal performansına dair verileri açıklayan Veysel Memiş, şirketin 8,2 milyar TL net satış hasılatı elde ettiğini, cironun yüzde 74’ünün yurt içi, yüzde 26’sının ihracat kaynaklı olduğunu aktardı. Etkin maliyet yönetimi ve operasyonel disiplin sayesinde brüt kârın yüzde 51 artarak 1,3 milyar TL’ye yükseldiğini belirten Veysel Memiş, faaliyet giderlerinde sağlanan yüzde 32’lik düşüşün esas faaliyet kârını 647 milyon TL’ye, FAVÖK’ü ise 952 milyon TL’ye taşıdığını ifade etti. Veysel Memiş, “Faaliyet giderlerinin net satışlara oranı bir önceki yıla göre 5 puan gerilerken, Tat Gıda 2025 yılını 132 milyon TL net kâr ile tamamladı.” diye konuştu. Şirketin iş modelindeki dönüşüme de değinen Veysel Memiş, sözleşmeli çiftçi modelinin Tat Gıda için stratejik bir avantaj sağladığını belirterek, 500 çiftçiyle çalışıldığını ve hammadde girdilerinin yüzde 50’sinin bu modelle tedarik edildiğini söyledi. Dijital tarım uygulamalarıyla verimliliğin hektar başına 100-110 ton seviyelerine çıkarıldığını vurgulayan Veysel Memiş, üretimin Bursa ve İzmir’deki üç fabrikada gerçekleştirildiğini kaydetti. “Yurt dışı müşteri portföyü yüzde 39 büyüdü” Dağıtım tarafında doğrudan satış modeline geçişin önemli bir kırılma noktası olduğunu ifade eden Veysel Memiş, Tat Gıda’nın bugün 5 kıtada 50’den fazla ülkeye doğrudan satış yaptığını, yurt dışı müşteri portföyünün yüzde 39 büyüdüğünü açıkladı. Veysel Memiş, yurt içinde ise 58 bayi ve 2 distribütör ile faaliyet gösterildiğini, 2026 sonunda Türkiye genelinde çok daha yaygın bir doğrudan satış ağına ulaşılmasının hedeflendiğini belirtti. “Ketçap ve mayonez kategorilerinde tonaj bazında Türkiye lideriyiz” Üretim yatırımlarına da değinen Veysel Memiş, sos ve hazır yemek yatırımları sonucunda 2025’in son çeyreğinde soslarda yüzde 23, hazır yemeklerde ise yüzde 33 oranında üretim artışı sağlandığını söyledi. Ürün portföyünün yenilendiğini belirten Veysel Memiş, Nielsen verilerine göre Tat Gıda’nın 2025 sonunda ketçap ve mayonez kategorilerinde tonaj bazında Türkiye lideri olduğunu hatırlattı. Ürün portföyünü yenileyerek odaklandıkları stratejik dönüşümün sonuçlarını 2025 yılında net biçimde gördüklerini kaydeden Veysel Memiş, geçen yıl ketçap ve mayonez kategorilerinde tonaj bazında Türkiye lideri olduklarını bildirdi. Dünya genelinde 100’den fazla ülkede tüketicilerin izleme ve satın alma davranışlarını perakende verileriyle analiz eden Nielsen raporlarına göre şirketin, söz konusu kategorilerde Türkiye pazarında güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığını vurgulayan Veysel Memiş şunları söyledi: “Dünya genelinde 100’den fazla ülkede tüketicilerin izleme ve satın alma davranışlarını perakende verileriyle analiz eden Nielsen raporları, Tat Gıda’nın ketçap, mayonez ve domates salçası kategorilerinde pazarın üzerinde bir performans sergileyerek liderliğini güçlendirdiğini ortaya koydu. Toplam Türkiye ketçap pazarında tonaj pazar payı geçen yıla paralel seyrederken, Tat Gıda olarak tonajda yüzde 5 büyüme kaydettik. Ciro tarafında ise ulusal pazar yüzde 33,1 büyürken, bizim büyümemiz yüzde 41,4 seviyesinde gerçekleşti. Bu performansın ana sürükleyicisi, tonajda yüzde 11,1 ve ciroda yüzde 46 artış yakaladığımız indirimli marketler hariç kanal oldu. Elde ettiğimiz bu sonuçlarla Tat Ketçap, süpermarket kanalında 2024 yılında ikinci sırada yer aldığı tonaj pazar payında, 2025 itibarıyla lider marka konumuna yükseldi. Mayonez kategorisinde de güçlü bir ivme yakaladık. Toplam Türkiye pazarında tonaj pazar payının geçen yıla göre 5 puan arttığı bir dönemde, Tat Gıda olarak pazarın üzerinde yüzde 18,2 puanlık bir büyüme sağladık. Tat Mayonez, 2025 yılında da tonaj bazında Türkiye pazar liderliğini korudu. Domates salçasında ise toplam pazar tonajda yüzde 2,4 daralmasına rağmen ciroda yüzde 18,5 büyürken, Tat Gıda olarak hem tonaj hem de ciroda Türkiye liderliğimizi sürdürdük. Bu kategorideki büyümemiz ağırlıklı olarak indirimli marketler hariç Türkiye kanalından geldi. “Bu yıl ilk entegre faaliyet raporunu yayımlayacağız” Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine aldıklarını vurgulayan Veysel Memiş, Manisa Akçaköy’de devreye alınan GES yatırımıyla enerji tüketiminin yüzde 19,5’inin yenilenebilir kaynaklardan karşılandığını, Afyonkarahisar’da kurulacak ikinci santralin ardından bu oranın yüzde 97’ye ulaşacağını açıkladı. Veysel Memiş, şirketin 2030’da karbon emisyonlarını yüzde 55 azaltma, 2050’de net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ilerlediğini belirtti. Toplantının sonunda Memiş, Tat Gıda’nın bu yıl ilk entegre faaliyet raporunu yayımlayacağını ve Bursa Karacabey’de şirketin ilk hatıra ormanının kurulacağını duyurarak, yatırımcılarla şeffaf ve öngörülebilir iletişimi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. Veysel Memiş’in konuşmasının ardından Yatırımcı İlişkileri Direktörü Deniz Uysal, Tat Gıda’nın 2025 yılı dördüncü çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin kapsamlı bir sunum yaptı. Net satış hasılatının 10,1 milyar TL’ye ulaşması hedefleniyor Toplantıda geleceğe yönelik beklentilere ilişkin gerçekleşmelere de yer verildi. Öte yandan, 2026 yılı için daha önce açıklanan geleceğe yönelik beklentilerin korunduğu vurgulandı. Tat Gıda, 2026 yılı için satış hacmini 2025 yılı gerçekleşmelerine göre yüzde 15 artırarak yaklaşık 151 bin tona çıkarmayı hedeflerken, net satış hasılatının 10,1 milyar TL seviyesine ulaşmasını ve FAVÖK marjının yüzde 11–14 bandında gerçekleşmesini öngörüyor. Doğrudan satış modelinin yaygınlaştırılması, ürün portföyündeki katma değerli ürünlerin payının artırılması ve maliyet enflasyonunun etkin yönetimi, bu hedefleri destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.

İzmir - Bremen Hattında Yoğun İş Trafiği Haber

İzmir - Bremen Hattında Yoğun İş Trafiği

İzmirli firmalar, Almanya’nın Bremen eyaletiyle geliştirilebilecek iş fırsatlarını Bremeninvest Türkiye Yatırım Ajansı’ndan öğrendi. Teknolojiden su ürünlerine, mobilyadan gümüş takı tasarımına kadar pek çok alanda faaliyet gösteren firmalar, Bremen’deki iş olanaklarını değerlendirerek yol haritası çizdi. İZMİR TİCARET ODASI EV SAHİPLİĞİ YAPTI İzmir Ticaret Odası, Bremeninvest Türkiye Yatırım Ajansı ile iş birliği yaparak, “Almanya’da yatırım imkanlarına yönelik birebir danışmanlık görüşmeleri” organizasyonu düzenledi. İzmir Ticaret Odası’na üye 16 firma temsilcisinin katıldığı görüşmelerde, Bremeninvest Türkiye Koordinatörü Kolja Umland ve Türkiye Direktörü Erol Tüfekçi tarafından Almanya’da firma kurulum süreçleri, yurt dışına açılmanın getirdiği avantajlar ve teşviklerinden yararlanma yöntemleri hakkında bilgilendirme yapıldı. ÖZGENER: GÖRÜŞMELERİN SOMUT ADIMLARA DÖNÜŞECEĞİNE İNANIYORUM Almanya’nın, güçlü ekonomisi ve stratejik konumuyla yatırımcılar için çok yönlü ve güvenli fırsatlar sunan önemli bir merkez olduğunu belirten İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Almanya, en büyük ticaret ortağımız olmasının yanı sıra, güçlü ekonomisi ve küresel pazarlara açılan stratejik konumuyla yatırım açısından çok yönlü fırsatlar sunan bir ülke olarak öne çıkıyor. Gelişmiş sanayi ekosistemi ve nitelikli iş gücü sayesinde yatırımcılar için güvenli ve sürdürülebilir bir büyüme zemini sağlayan ülke, yeni yatırım alanları keşfetmek isteyen kişiler için de güçlü bir potansiyel barındırıyor. Bu anlamda üyelerimizi birebir işin mutfağını bilen yetkililerle görüştürmeyi çok önemsiyoruz. 2 gün gün gibi kısa bir sürede önemli temaslarda bulunuldu. Bu görüşmelerin somut adımlara dönüşerek üyelerimize yeni iş imkanları yaratacağına inanıyorum” dedi. KARDEŞLİKTEN DOĞAN TİCARET Bremen ile İzmir’in kardeş şehir, İzmir Ticaret Odası ile Bremen Ticaret Odası’nın kardeş oda olduğuna dikkat çeken Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılan bu anlaşmalar, kurulan sıcak ilişkiler kentler arasındaki ticareti doğrudan etkiliyor. İzmir Ticaret Odası olarak bu işbirliklerini çok önemsiyoruz. Üyelerimizin yeni pazarlara açılması hedefiyle, farklı kentlerle de iş birlikleri geliştirmek için çalışmalarımızı sürdürdüğümüzü belirtmek istiyorum.”

Türkiye’nin Tarım Vizyonuna Değer Katan Bir Güç Haline Geldik Haber

Türkiye’nin Tarım Vizyonuna Değer Katan Bir Güç Haline Geldik

Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, 2013 yılından bu yana geçen 13 yıllık görev süresini değerlendirdi. Borsa’nın üye sayısından işlem hacmine kadar her alanda devasa bir büyüme kaydettiğini belirten Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın artık sadece bir tescil kurumu değil; kentin ekonomisine yön veren, sosyal hayatına dokunan ve Türkiye’nin tarım vizyonuna değer katan bir güç haline geldiğini ifade etti. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, göreve geldiği 2013 yılından günümüze uzanan Borsa’nın değişim ve gelişim yolculuğunu düzenlediği basın toplantısında rakamlar ve projelerle anlattı. Bursa TB Konferans Salonu’nda Meclis Başkanı Mustafa Aksu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada Borsa’yı bölgesel bir güç haline getirdiklerini ifade eden Matlı, önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek ustalık dönemi projelerini de kamuoyuyla paylaştı. Çok Boyutlu Büyüme Hamlesi Toplantının açılışında Bursa TB’nin büyüme rakamlarını paylaşan Başkan Özer Matlı, 2013 yılında devraldıkları bayrağı bugün gurur verici bir noktaya taşıdıklarını ifade etti. 425 olan aktif üye sayısını yüzde 118 oranında artırarak 925’e çıkardıklarını belirten Matlı, “Asıl büyük sıçramayı tescil işlem hacminde yaşadık. 2013 yılında 980 milyon TL seviyelerinde olan tescil işlem hacmi, 2025 yılı itibarıyla yüzde 7.141 gibi rekor bir artışla 70 milyar 970 milyon TL’yi aşarak çok boyutlu bir ölçek büyümesine imza atmıştır. Bu performans Türkiye genelindeki 115 ticaret borsası arasında 36. sırada devraldığımız Bursa Ticaret Borsası’nı 15. sıraya, Marmara Bölgesi’nde ise en büyük 4. ticaret borsası konumuna taşımıştır. Tescil işlem hacmindeki sıçrama; aynı zamanda şeffaf işlem altyapımızın, sunduğumuz güvenilir hizmet anlayışının ve üyelerimizin kurumsal yapımıza duyduğu güvenin doğrudan yansımasıdır” dedi. Avrupa’nın İlk ve Tek Türk Ticaret Borsası Bursa Ticaret Borsası’nın kurumsal hizmet kalitesini uluslararası standartlarla tescillediklerini belirten Başkan Matlı, “Borsamız TOBB tarafından verilen ve Avrupa standartlarında hizmet sunan ‘5 Yıldızlı Akredite Borsa’ statüsüyle hizmet kalitesini en üst seviyeye taşımıştır. Bu dönemde elde ettiğimiz en stratejik başarılardan biri de Avrupa Ticaret Borsaları Ağı’na kabul edilen ilk ve tek Türk Ticaret Borsası unvanını kazanmamızdır. Bu üyelik sayesinde Bursa’yı küresel dünyaya bağlayan stratejik bir kapı haline geldik. Ülkemizi bu prestijli ağda gururla temsil ederken, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası üyeliğimizle de üyelerimizin Almanya başta olmak üzere Avrupa pazarlarıyla daha güçlü bağlar kurmasına katkı sağladık” diye konuştu. TÜRİB ve Marmara ÜPAK’ta Öncü Rol Göreve geldikleri ilk günden itibaren geleneksel borsa anlayışını teknolojiyle birleştirdiklerini kaydeden Başkan Matlı, Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) ve Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nun (Marmara ÜPAK) kurulmasındaki stratejik rollerine dikkat çekti. Tarımsal ticarette dijital dönüşümün aktif bir parçası olduklarını ifade eden Matlı, “TÜRİB’in A grubu büyük hissedarlarından biri ve yetkili acente olarak üyelerimize güvenli ve şeffaf işlem altyapısı sunuyoruz. Ayrıca TÜRİB’te Yönetim Kurulu Üyesi olarak ulusal tarım vizyonunun mutfağında yer alıyoruz. Bu vizyonu yine kurucu ortağı olduğumuz Marmara ÜPAK ile de bölgesel bir güç birliğine dönüştürerek, tarım piyasasında güveni ve finansal erişimi güçlendirdik” ifadelerini kullandı. “Tarımsal Ticaretin Standartlarını Yükselttik” Dijitalleşme hamlesini fiziksel altyapıyla desteklediklerini de belirten Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası Laboratuvar ve Depoculuk A.Ş. aracılığıyla Gaziantep’ten Edirne’ye, Konya’dan Tekirdağ’a kadar 9 farklı noktada hizmet verdiklerini hatırlattı. Bu yaygın hizmet ağı ile ürün analiz, kalite kontrol ve depolama süreçlerinde tarımsal ticaretin standartlarını yükselttiklerini ifade eden Özer Matlı, böylece Borsa’nın hizmet ağını Bursa’nın sınırlarının çok ötesine, ulusal bir ölçeğe taşıdıklarını vurguladı. Gıda Sektöründe İhracat Odaklı Dönüşüm Borsa üyelerinin rekabet gücünü artırmak için hayata geçirdikleri Gıda UR-GE projesine değinen Özer Matlı, üyelerini Dubai’den Bükreş’e kadar Avrupa ve Orta Doğu’daki küresel pazarlarla buluşturduklarını söyledi. Önümüzdeki dönemde ihracat rotasını Japonya ile Asya pazarına çevireceklerini ifade eden Başkan Matlı, “Bu süreç; ihracat odaklı, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen stratejik bir dönüşümdür” dedi. Ticari hayatın huzuru için de adımlar attıklarını belirten Matlı, “Üyelerimizin ticari uyuşmazlıklarını mahkeme sürecine taşınmadan, zaman ve maliyet kaybı yaşamadan sonuçlandırması amacıyla TOBB Uyum Arabuluculuk ve Uyuşmazlık Çözü Merkezi’ni hayata geçirdik. Bu merkez ile iş insanlarımızın ticari faaliyetlerinde sürekliliği koruyor, güvenli bir iş ortamına katkı sunuyoruz” diye konuştu. Eğitime ve İnsan Kaynağına Stratejik Yatırım Konuşmasında eğitime ve nitelikli iş gücüne verdikleri önemi ‘en önemli başlık’ olarak tanımlayan Başkan Özer Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın kentin eğitim hayatına dokunan çok yönlü bir değer merkezi haline geldiğini dile getirdi. Türkiye’nin ilk tarım lisesi olan Hamidiye Tarım ve Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nin hamiliğini üstlendiklerini hatırlatan Başkan Matlı, “Hamidiye Ziraat Mektebi’nde yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde okulumuz bugün Türkiye’deki tüm tarım liselerine örnek olarak gösterilen bir referans noktası haline geldi” dedi. Yalnızca bir eğitim platformu olarak değil, iş dünyasının dönüşüm merkezi olarak konumlandırılan Bursa TB Akademi’de 4 yılı aşkın sürede 100’ün üzerinde eğitim programı gerçekleştirdiklerini söyleyen Özer Matlı, “Bugüne kadar Türkiye’den ve yurt dışından 50.000’in üzerinde katılımcı çevrim içi eğitim programlarımıza dahil oldu. Bununla birlikte akademi kapsamında ortaya koyduğumuz ‘Off The Record’ projesiyle de kentimizin yöresel lezzetlerini dijital dünyaya taşıyarak, yerel markalarımıza sahip çıktık” ifadelerini kullandı. Bursa’nın Marka Değerine ve Sosyal Dokusuna Güçlü İmza Başarılarının temelinde ortak iradenin, kurumsal dayanışmanın ve güçlü ekip çalışması kültürünün yattığını vurgulayan Başkan Özer Matlı, Borsa’nın kentin sosyo-kültürel hayatındaki rolünü şu sözlerle özetledi: “Görev süremiz boyunca Valiliğimizden belediyelere, milletvekillerimizden SİAD ve STK’lara kadar tüm paydaşlarımızla güçlü bir iş birliği zemini oluşturduk. Protokoller ve ortak projelerle Bursa’nın ekonomik ve sosyal kalkınmasına yön veren aktif bir kurum haline geldik. Sadece ekonomiye değil, eğitimden güvenliğe, sağlıktan kültürel yatırımlara kadar birçok alanda şehrimizin yanında yer aldık. Ayrıca, Bursa Pideli Köftesi ve Bursa Havlusu gibi değerlerimize aldığımız coğrafi işaret tescilleriyle de kentimizin marka kimliğini küresel ölçekte koruma altına aldık.” Ustalık Döneminin İki Büyük Projesi: Gıda İhtisas OSB ve ET-BA Bursa Ticaret Borsası’nın 13 yılda kurumsal dönüşümünü tamamlayarak Türkiye’nin en güçlü borsalarından biri haline geldiğini vurgulayan Başkan Matlı, Borsa’nın gelecek vizyonunu simgeleyen iki dev yatırımı ‘ustalık dönemi’ eseri olarak nitelendirdi. Bursa ve bölgesine değer katacak Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi projesinin Yenişehir’de hayata geçirileceğini kaydeden Matlı, “Borsa’mızın ustalık dönemi yatırımı olarak konumlanan proje; 4.200 dönümlük bir alanda, lojistikle entegre, planlı ve bütüncül bir ekosistem sunarak Türkiye’nin ilk borsa iştirakli Gıda İhtisas OSB modelini temsil etmektedir. Öte yandan, mülkiyeti Borsamıza ait olan ET-BA arazisini de 100 bin metrekarenin üzerindeki modern bir dönüşüm projesiyle Bursa’nın sosyal yaşamına kazandırıyoruz. Bursa Ticaret Borsası’nın kurumsal vizyonuyla şekillenen bu yatırımlar; Bursa Ticaret Borsası’nın sadece ticarete değil, şehrin yaşam kalitesine de yön verdiğinin göstergesidir” ifadelerini kullandı. Bursa Ticaret Borsası’nın 102 yıllık köklü geçmişiyle, artık sadece bir tescil kurumu değil, strateji üreten, yatırım yapan ve şehre yön veren güçlü bir yapı olduğunu vurgulayan Başkan Özer Matlı, “Tüm bu çalışmaları, projeleri ve yatırımları Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Meclis Üyelerimiz ve Genel Sekreterliğimizin özverili katkılarıyla hayata geçirdik. Bu başarı; ortak iradenin, kurumsal dayanışmanın ve güçlü ekip çalışmasının ürünüdür. Birlikte büyüdük, birlikte dönüştük ve Bursa için birlikte üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Türk Somonu İhracatın Yeni Devine Dönüştü Haber

Türk Somonu İhracatın Yeni Devine Dönüştü

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleme modelleriyle atağa kalkan Türk Somonu, son 8 yılda üretim ve ihracatta rekor üstüne rekor kırdı. 2017 yılında 57 milyon dolar olan ihracat geliri, 2025 yılı itibarıyla 500 milyon dolara ulaşarak dev bir başarı hikayesine dönüştü. ​Türkiye’nin su ürünleri sektöründe gerçekleştirdiği stratejik hamleler meyvelerini veriyor. "Karadeniz’in Gururu" olarak adlandırılan Türk Somonu, hem üretim hacmi hem de küresel pazardaki payı ile Türkiye ekonomisinin yeni lokomotiflerinden biri haline geldi. ​Üretimde 15 Katlık Dev Sıçrama ​2017 yılında başlayan serüven, aradan geçen kısa sürede inanılmaz bir büyüme katetti. Bakanlık verilerine göre; • ​2017 yılında 5 bin ton olan üretim kapasitesi, • ​2025 yılı itibarıyla 75 bin tona yükselerek tam 15 kat artış gösterdi. ​Karadeniz’deki tesis sayısı 100’e ulaşırken, sektörün toplam yıllık üretim kapasitesi ise 150 bin ton bandına dayandı. ​32 Ülkeye Türk İmzası ​Türk Somonu sadece miktar olarak değil, kalite olarak da dünya standartlarını belirlemeye başladı. Bugün itibarıyla 32 ülkeye ihraç edilen ürün, özellikle dünyanın en seçici pazarlarında büyük talep görüyor. En çok talep eden ülkeler listesinin başında ise şunlar yer alıyor: Rusya Federasyonu, Japonya, Vietnam, Belarus, ​Polonya ​Ekonomiye Yarım Milyar Dolarlık Katkı ​İhracat gelirlerinde yaşanan artış, sektörün katma değerli üretim gücünü gözler önüne serdi. 2017 yılında 57 milyon dolar seviyesinde olan ihracat rakamı, 2025 yılı projeksiyonları ve gerçekleşen verilerle 500 milyon dolar sınırına ulaştı. Su ürünleri sektöründe "taşıyıcı güç" haline gelen Türk Somonu, Türkiye’nin gıda ihracatındaki marka değerini güçlendirmeye devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.