Hava Durumu

#Buzağı Ölümleri

Kırsal Haber - Buzağı Ölümleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Buzağı Ölümleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer’den TİGEM’e Sudan ve Nijer Sorusu: “Tarım Yapmaktan Vaz mı Geçildi?” Haber

Gürer’den TİGEM’e Sudan ve Nijer Sorusu: “Tarım Yapmaktan Vaz mı Geçildi?”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TİGEM’in KİT Komisyonu toplantısında Sudan ve Nijer’deki tarım projelerinin son durumunu, tohum fiyatlarındaki artışı, hayvan ölümlerini ve kiraya verilen çiftlikleri gündeme getirdi. Gürer, Türkiye’de yerli üretimin, yerli tohumun ve yerli hayvan ırklarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) KİT Komisyonu toplantısında tarım politikalarına ilişkin önemli sorular yöneltti. Sudan’da başlatılan tarım projesinin sona ermesini ve Nijer’de planlanan yatırımın hangi aşamada olduğunu gündeme getiren Gürer, Türkiye’nin tarımsal üretim potansiyelinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, Venezuela’da buğday üretiminin geliştirilmesi için yürütüldüğü açıklanan çalışmaların da akıbetini sorarak, yurt dışındaki projeler kadar Türkiye’deki tarım işletmelerinin, yerli tohumun ve hayvancılığın geliştirilmesine önem verilmesi gerektiğini ifade etti. Gürer’den Sudan ve Nijer’deki Tarım Projeleri İçin Açıklama Talebi TİGEM’in tarım projelerindeki rolünü sorgulayan Ömer Fethi Gürer, projelerin kurumun kendi girişimiyle mi başlatıldığını yoksa başka kurumlar tarafından mı yönlendirildiğini sordu. Sudan’da 2014 yılında başlatılan tarım girişimini hatırlatan Gürer, TİGEM’in yüzde 80 hisseyle ortak olduğu şirketin faaliyetlerinin daha sonra sona erdiğini belirterek, bu sürecin nedenlerini öğrenmek istedi. Nijer’deki tarım iş birliği projesine de değinen Gürer, önceki dönem Dışişleri Bakanı tarafından kendisine verilen yazılı yanıtta, Nijer’in Irhazer bölgesinde pilot proje kapsamında tahsis edilen 2 bin 500 hektarlık arazinin 1.000 hektarı için TİGEM tarafından yatırım projesi hazırlandığının bildirildiğini aktardı. Gürer, söz konusu projenin güncel durumunun açıklanmasını istedi. Projenin hedefleri arasında Türkiye’ye makul fiyatlarla tarım ürünü ithal edilmesi, Batı Afrika’da Türkiye’nin görünürlüğünün artırılması ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi bulunduğunu hatırlattı. Venezuela’da buğday üretiminin geliştirilmesi için başlatıldığı açıklanan çalışmaları da gündeme getiren Gürer, yurt dışında yürütülen projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti. Gürer, Türkiye’nin kendi tarımsal üretimini geliştirme imkânına sahip olduğunu vurgulayarak, TİGEM’in kaynaklarının ve uzmanlığının ülke içindeki üretimin artırılması için daha etkin kullanılmasını istedi. Tohum Fiyatları Artıyor, Üretici Fiyatları Tartışılıyor Ömer Fethi Gürer, TİGEM’in tohum fiyatları ile Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alım fiyatları arasındaki ilişkiye de dikkat çekti. TİGEM işletmelerinde geçen yıl makarnalık buğday tohumunun 19,50 lira, ekmeklik buğday tohumunun ise 18,50 liradan verildiğini belirten Gürer, bu yıl fiyatların makarnalık tohumda 22 liraya, ekmeklik tohumda 21,25 liraya yükseldiğini ifade etti. TMO’nun ekmeklik ve makarnalık buğday için açıkladığı alım fiyatlarında aynı fiyatın uygulanmasına dikkat çeken Gürer, tohum fiyatlarındaki artışın hangi kriterlere göre belirlendiğinin açıklanmasını istedi. Hayvancılık alanındaki fiyat artışlarını da gündeme getiren Gürer, yedi günlük esmer ırk hayvan fiyatının 2025 yılında 33 bin lira, 2026 yılında ise 58 bin lira olarak belirtildiğini aktardı. Gürer, TİGEM’in fiyat belirlerken hangi ekonomik göstergeleri ve enflasyon verilerini esas aldığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Buzağı Ölümleri ve Hayvan Hastalıkları Gündemde TİGEM işletmelerindeki hayvan sağlığı sorunlarına da değinen Gürer, Sayıştay raporlarında bazı işletmelerdeki buzağı ölümlerinin dünya ortalamalarının üzerinde olduğuna ilişkin tespitlere dikkat çekti. TİGEM’in örnek bir kamu kuruluşu olması gerektiğini belirten Gürer, hayvan ölümleri ve işletmelerde görülen hastalıkların nedenlerinin araştırılmasını istedi. Gürer, hayvancılıkta verimliliğin artırılması için hayvan sağlığının korunmasının, işletmelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesinin ve gerekli önlemlerin alınmasının önemini vurguladı. Genç Çiftçi ve Küçükbaş Hayvancılık Projeleri Neden Yaygınlaşmıyor? Kamuoyuna duyurulan tarımsal destek ve hayvancılık projelerinin sonuçlarını da sorgulayan Gürer, Genç Çiftçi Projesi ve Köye Koyun Projesi gibi uygulamaların hedeflenen yaygınlığa ulaşıp ulaşmadığının açıklanmasını istedi. Gürer, bazı projelerde uygulama sayılarının 48-50 bin seviyesini aşmadığını belirterek, desteklerin neden daha geniş kesimlere ulaşamadığının ve sahada neden beklenen sonuçları vermediğinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kiraya Verilen TİGEM Çiftlikleri Tartışması TİGEM’e bağlı çiftliklerin durumunu da gündeme getiren Ömer Fethi Gürer, farklı bölgelerdeki işletmeleri ziyaret ettiğini ve bazı alanlarda geçmişe kıyasla hizmet ve üretim sorunları gözlemlediğini söyledi. Yaklaşık 18 çiftliğin kiraya verildiğini belirten Gürer, bu işletmelerde neden yeterli üretim sağlanamadığını sordu. Kiralama uygulamasının gerekçelerinin açıklanmasını isteyen Gürer, sözleşme süreleri sona erdiğinde aynı işletmecilerle devam edilip edilmediği ve kira artışlarının hangi ölçütlere göre belirlendiği konularında da bilgi talep etti. TİGEM, TMO ve Et ve Süt Kurumunun tarım ve hayvancılıkta önemli kamu kuruluşları olduğunu vurgulayan Gürer, kamucu bir üretim anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Geçmişte faaliyet gösteren Toprak-Su, Köy Hizmetleri, yem fabrikaları ve gübre fabrikalarının önemini hatırlatan Gürer, tarımın stratejik bir sektör olduğunu belirterek, kamu üretim kapasitesinin korunması gerektiğini ifade etti. “Yerli Üretim, Yerli Irk ve Yerli Tohum Güçlendirilmeli” Türkiye’nin tarımsal üretimde kendi kaynaklarına daha fazla yönelmesi gerektiğini belirten Gürer, yerli tohumların, yerli hayvan ırklarının ve tarımsal araştırmaların desteklenmesini istedi. Türkiye’de yetiştirilen buğdayların yurt dışında geliştirilerek yeniden Türkiye’ye satılmasını eleştiren Gürer, yerli genetik kaynakların korunması ve geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Jersey ırkı hayvanlar ve bu hayvanlardan elde edilen sütlerin piyasadaki konumuna da değinen Gürer, hayvancılık politikalarında yerli ırkların geliştirilmesinin ve üreticinin desteklenmesinin önemini vurguladı. Gürer, TİGEM’in yalnızca tarla bitkileri ve hayvancılıkta değil, at ve köpek ırklarının korunması gibi alanlarda da önemli görevler üstlendiğini belirtti. TİGEM’de AR-GE ve Üniversite İş Birliği Çağrısı TİGEM’in araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Gürer, Niğde’de bulunan Patates Araştırma Enstitüsünü örnek gösterdi. Enstitülerin ve üniversitelerin bilgi birikiminden daha fazla yararlanılması gerektiğini belirten Gürer, TİGEM’in tarla bitkilerinin geliştirilmesi, tohum üretimi ve hayvancılık alanlarında ortak araştırma projeleri yürütmesinin önemine dikkat çekti. Gürer, TİGEM’in AR-GE bütçesinin yeterli olup olmadığının açıklanmasını ve kurumun gelişimini sağlayacak yatırımlara öncelik verilmesini istedi. Ceylanpınar Tarım İşletmesiyle ilgili sorunların da uzun süredir gündeme geldiğini hatırlatan Gürer, sulama başta olmak üzere üretimi etkileyen sorunların çözülmesi ve yıllardır tartışılan konuların sonuçlandırılması gerektiğini belirtti. “TİGEM Çalışanları Kadrolu Olmalı” TİGEM’de çalışan taşeron işçilerin durumunu da gündeme getiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kurumda kaç taşeron işçi çalıştırıldığının açıklanmasını istedi. TİGEM Genel Müdürünün tarımda çalışma sürelerinin uzatılmasına yönelik yeni bir iş kanunu çıkarılması konusundaki değerlendirmelerine tepki gösteren Gürer, mevcut iş mevzuatının uygulanması gerektiğini savundu. Tarım işletmelerinde ihtiyaç duyulan çalışmaların vardiyalı sistemle yürütülebileceğini belirten Gürer, çalışanların haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Gürer, “Bir insanın 24 saat çalışması değil, vardiyalı çalışma diye bir kavram var” diyerek, gerekli durumlarda üç vardiya sistemiyle çalışma yapılabileceğini ifade etti. Çalışma sürelerine uygun hareket edilmesi, işçilerin hak edişlerinin verilmesi ve emek sömürüsüne yol açılmaması gerektiğini belirten Gürer, yeni bir yasa çıkarılmasından önce mevcut mevzuatın doğru uygulanmasının önemine dikkat çekti. Gürer: “Tarım Türkiye İçin Stratejik Bir Alan” TİGEM’in Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesini artırabilecek önemli bir kamu kuruluşu olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, kurumun faaliyetlerinde şeffaflığın artırılmasını ve projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Gürer, yerli tohumun, yerli hayvan ırklarının, kamu çiftliklerinin ve tarımsal araştırmaların desteklenmesinin Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğunu belirterek, tarım politikalarının üretimi güçlendirecek şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta İthalatla Çözüm Olmadığı Görülmeli" Haber

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta İthalatla Çözüm Olmadığı Görülmeli"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çekerek, hayvan varlığındaki azalışın et ve canlı hayvan ithalatını artırdığını söyledi. Gürer, üreticinin artan maliyetler nedeniyle hayvancılığı sürdürmekte zorlandığını, yurttaşların ise yüksek fiyatlar nedeniyle ete erişemediğini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe sorunların giderek büyüdüğünü belirterek, hayvan varlığındaki gelişmelerin, üretim maliyetlerinin ve ithalat rakamlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin hayvancılıkta kendi kendine yeterli bir yapıya kavuşması gerektiğini ifade eden Gürer, mevcut uygulamaların ise ithalata bağımlılığı ortadan kaldırmadığını belirtti. Gürer, “Türkiye’de hayvancılıkta sorunlar artıyor. Hayvan varlığının azalması, et ve canlı hayvan ithalatının sürmesine neden oluyor. Resmi verilere göre büyükbaş hayvan varlığımız 16 milyon 800 bin civarında, koyun ve keçi varlığımız ise 54 milyon baş civarında görülüyor. Ancak sektör temsilcileri, gerçek hayvan varlığının açıklanan rakamların yaklaşık 2 milyon altında olduğunu ifade ediyor” dedi. ÜRETİCİNİN GELİRİ DÜŞÜYOR, GİDERİ ARTIYOR Hayvancılık yapan üreticilerin her geçen gün daha ağır maliyetlerle karşı karşıya kaldığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, ahır giderlerinden veteriner hizmetlerine, yemden elektriğe kadar birçok kalemde ciddi artışlar yaşandığını belirtti. Gürer, “Üreticinin ahır giderleri artıyor, bakım giderleri artıyor, buzağı ölümleri artıyor, hastalıklar artıyor. Buna karşılık üreticinin geliri düşüyor. Gideri artan, geliri azalan üretici hayvancılığı sürdürmekte zorlanıyor. Bu nedenle hayvancılık yapanların sayısı da her geçen yıl azalıyor” diye konuştu. Türkiye’nin et ve hayvan açığının devam ettiğine dikkat çeken Gürer, sorunun çözümünün üretimi artırmak yerine ithalat yoluyla sağlanmaya çalışıldığını ifade etti. Gürer, “Ülkemizin et ve hayvan açığı devam ediyor. Bu açığa çözüm ise ithalatla bulunmaya çalışılıyor. Binlerce ton et ve yüz binlerce hayvan ithal ediliyor. Oysa yapılması gereken, ithalatla günü kurtarmak değil, yerli üreticinin üretimini sürdürebileceği koşulları oluşturmaktır” dedi. 7 AYDA YAKLAŞIK YARIM MİLYON HAYVAN İTHAL EDİLDİ Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 yılı için 500 bin baş hayvan ithalatı planladığını hatırlatan Gürer, yılın ilk 7 ayında bu sayıya neredeyse ulaşıldığını söyledi. Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026 yılı için 500 bin hayvan ithal edileceğini açıklamıştı. Ancak daha yıl tamamlanmadan, ilk 7 ayda 495 bin 527 baş hayvan ithal edildi. Yani Bakanlığın bir yıl için planladığı ithalat miktarına daha ilk 7 ayda ulaşıldı” ifadelerini kullandı. İthal edilen hayvanların türlerine ilişkin de bilgi veren Gürer, şunları söyledi: “İlk 7 ayda ithal edilen 495 bin 527 baş hayvanın 82 bin 454 başı damızlık sığır, 413 bin 73 başı ise damızlık dişi sığır olarak gerçekleşti. Yaklaşık yarım milyon hayvan ithal edildi. Bakanlığın kendi planladığı ithalat miktarına yıl tamamlanmadan ulaşılmış durumda.” Bu ithalatın Türkiye ekonomisine önemli bir döviz yükü getirdiğini ifade eden Gürer, “İlk 7 ayda yaklaşık 495 bin 527 baş sığırın ithal edilmesi karşılığında 177 milyon 265 bin dolar yurt dışına ödendi. Yerli üretimi güçlendirmek yerine dövizimizi yurt dışına gönderiyoruz” dedi. ET VE SÜT KURUMU KÂR EDERKEN VATANDAŞ ETE ULAŞAMIYOR Son yıllarda piyasanın dengelenmesi amacıyla Et ve Süt Kurumu aracılığıyla ithalat yapıldığını belirten Gürer, buna karşın yurttaşların ete erişim sorununun devam ettiğini söyledi. Gürer, “Et ve Süt Kurumu son yıllarda piyasanın dengelenmesi için ithalat gerçekleştiriyor. Ancak Et ve Süt Kurumunun verilerine baktığımızda kurumun kâr ettiğini görüyoruz. Oysa emekliler ve asgari ücretliler ete erişmekte sorun yaşıyor” dedi. Et ve Süt Kurumunun önceliğinin kâr etmek değil, yurttaşların uygun fiyatlarla ete erişimini sağlamak olması gerektiğini ifade eden Gürer, “Et ve Süt Kurumu ithal ettiği hayvandan ve etten kâr etme yerine başa baş noktasında kalmalı, piyasayı dengelemeli ve ete erişemeyen yurttaşların ete ulaşmasına olanak yaratmalıdır. Bugün emekli de asgari ücretli de kasaba gittiğinde et almakta zorlanıyor” diye konuştu. YERLİ ÜRETİCİ HAYVANINI KESİME GÖNDERMEK ZORUNDA KALIYOR Artan girdi maliyetlerinin hayvancılığı sürdürülemez hale getirdiğini belirten Gürer, üreticinin elindeki hayvanları kesime göndermek zorunda kaldığını söyledi. Gürer, “Yerli üretici, artan girdi maliyetleri karşısında hayvanını kesime göndermek durumunda kalıyor. Yem pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı, veterinerlik hizmetleri pahalı. Ahır giderleri sürekli artıyor. Ancak üreticinin gelirinde aynı oranda bir artış yaşanmıyor” dedi. Türkiye’de canlı hayvan ve et ithalatının 2010 yılından bu yana sürdüğüne dikkat çeken Gürer, yıllardır yapılan açıklamalara rağmen ithalatın sona ermediğini ifade etti. Gürer, “2010 yılında başlayan hayvan ve et ithalatı için her gelen Bakan, üç yıl içerisinde ithalatı sona erdireceğini açıkladı. Ancak aradan yıllar geçti ve ithalat hâlâ devam ediyor. Demek ki uygulanan politikalar, Türkiye’yi hayvancılıkta kendi kendine yeterli hale getiremedi” diye konuştu. BÜYÜKBAŞ ET İTHALATINDA MİLYONLARCA DOLAR YURT DIŞINA GİTTİ Ömer Fethi Gürer, büyükbaş et ithalatındaki yıllar içindeki artışa da dikkat çekerek, “2022 yılında yaklaşık 2 bin 169 ton büyükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için 21 milyon 574 bin dolar yurt dışına ödendi. 2023 yılında büyükbaş et ithalatı 36 bin 538 tona yükseldi. İthalat tutarı ise 235 milyon 999 bin dolar oldu” dedi. 2024 yılında ithalatın daha da arttığını belirten Gürer, “2024 yılında Türkiye yaklaşık 81 bin 164 ton büyükbaş eti ithal etti. Bunun karşılığında 524 milyon 28 milyon dolar yurt dışına ödendi. 2025 yılında ise yaklaşık 65 bin 708 ton büyükbaş eti ithal edildi ve bunun karşılığında 537 milyon 36 bin dolar döviz yurt dışına aktarıldı.” 2026 yılında da ithalatın yüksek seviyelerde devam ettiğini belirten Gürer, “2026 yılının daha ilk 7 ayında 54 bin 218 ton büyükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için 535 milyon 398 bin dolar yurt dışına ödendi. Yılın tamamlanmasına daha aylar varken, yalnızca 7 ayda ödenen döviz miktarı 535 milyon doları aştı” ifadelerini kullandı. KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIKTA DA İTHALAT DEVAM EDİYOR Türkiye’de et açığının kapatılması için özellikle koyun ve keçi yetiştiriciliğinin geliştirilmesi gerektiğinin yıllardır ifade edildiğini belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Küçükbaş hayvan varlığımızın artırılması gerektiği söyleniyor. Özellikle koyun ve keçi yetiştiriciliğiyle et açığının giderilebileceği ifade ediliyor. Ancak rakamlara baktığımızda küçükbaş hayvan etinde de ithalatın devam ettiğini görüyoruz” dedi. Küçükbaş et ithalatına ilişkin verileri paylaşan Gürer, “2022 yılında Türkiye yaklaşık 523 ton küçükbaş eti ithal etti ve bunun için 9 milyon 578 bin dolar ödendi. 2023 yılında 516 ton küçükbaş eti ithal edildi, ithalat tutarı 7 milyon 167 bin dolar oldu” diye konuştu. 2024 ve 2025 yıllarında da ithalatın sürdüğünü belirten Gürer, “2024 yılında yaklaşık 491 ton küçükbaş eti ithal edildi ve bunun karşılığında 5 milyon 420 bin dolar yurt dışına ödendi. 2025 yılında ise ithalat yeniden arttı ve 692 tona çıktı. Bunun karşılığında 9 milyon 364 bin dolar döviz yurt dışına gitti” dedi. 2026 yılında da ithalatın devam ettiğini ifade eden Gürer, “2026 yılının tamamlanmasına daha aylar varken 255 ton küçükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için de 3 milyon 849 bin dolar yurt dışına ödendi” şeklinde konuştu. GÜNEYDOĞU, DOĞU ANADOLU VE TRAKYA’DA HAYVANCILIK GELİŞTİRİLMELİ Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelin doğru politikalarla hayvancılıkta dışa bağımlılığı ortadan kaldırabilecek düzeyde olduğunu söyleyen Gürer, bölgesel hayvancılık politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Gürer, “Türkiye’nin özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde mera hayvancılığı geliştirilmelidir. Trakya’da özellikle küçükbaş hayvancılık desteklenmelidir. Türkiye genelinde hayvancılığa yeterli ve sürdürülebilir destek verilmelidir” dedi. Buzağı ölümlerinin önlenmesi ve hayvan hastalıklarıyla daha etkin mücadele edilmesi gerektiğini de ifade eden Gürer, “Buzağı ölümlerinin önlenmesi gerekiyor. Hayvan hastalıklarıyla etkin ve sürekli mücadele edilmesi gerekiyor. Bunlar sağlanmadan hayvan varlığını artırmak mümkün değildir” diye konuştu. GİDERLER KATLANIYOR, GELİR AYNI ORANDA ARTMIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin ahır giderleri artıyor. Veteriner bakım giderleri artıyor. Yem, mazot, elektrik ve diğer masraflarda katlanarak artış yaşanıyor. Ancak üreticinin gelirinde aynı oranda bir artış olmuyor. Böyle bir ortamda üreticinin hayvancılığı sürdürmesi her geçen gün daha da zorlaşıyor” dedi. Yerli üreticinin desteklenmemesi halinde ithalatın devam edeceğini belirten Gürer, “Bir taraftan üretici maliyetler nedeniyle üretimden uzaklaşıyor, diğer taraftan yurt dışından et ve hayvan ithal ediliyor. Sonuçta hem kendi üreticimizi kaybediyoruz hem de dövizimizi yurt dışına gönderiyoruz” ifadelerini kullandı. HAYVANCILIK YAPANLAR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SORUNU YAŞIYOR Son dönemde hayvancılık yapan üreticilerin en önemli sorununun üretimin sürdürülebilirliği olduğunu ifade ettiğini belirten Gürer, artan ahır giderlerinin üreticiyi zorladığını söyledi. Gürer, “Son dönemlerde özellikle hayvancılık yapanlar, ahır giderlerindeki artış nedeniyle hayvancılığı sürdürebilmenin sorun haline geldiğini söylüyor. Üretici için artık en temel sorunlardan biri, bu işi devam ettirip ettiremeyeceğidir” dedi. Sorunun yalnızca üreticiyle sınırlı olmadığını belirten Gürer, hayvan kesildikten sonra başlayan sürecin de maliyetleri artırdığını ifade etti. Gürer, “Hayvan kesildikten sonra kasaba gidiyor. Kasabın da kirası var, elektriği var, nakliye giderleri var, farklı işletme masrafları var. Yani maliyet zincirin her aşamasında artıyor. Bu nedenle sorun sadece üreticinin sorunu değil” diye konuştu. HEM ÜRETEN, HEM SATAN, HEM ALAN DERTLİ Türkiye’de hayvancılık ve et sektöründe üreticiden kasaba, tüketiciden işletmeciye kadar herkesin sorun yaşadığına dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın kalıcı çözümler üretmesi gerektiğini belirterek, “Bugün ette ve hayvancılıkta hem üretenin hem satanın hem de alanın aynı anda dert yandığı bir süreçteyiz. Üretici maliyetlerden şikâyetçi, kasap artan işletme giderlerinden şikâyetçi, yurttaş ise yüksek fiyatlar nedeniyle ete erişememekten şikâyetçi. Buna rağmen çözüm olarak ithalata yönelmek kalıcı bir politika değildir. Türkiye’nin hayvancılık potansiyeli vardır. Mera hayvancılığı geliştirilirse, küçükbaş hayvancılık desteklenirse, üreticiye yeterli destek sağlanırsa, buzağı ölümleri azaltılırsa ve hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele edilirse Türkiye kendi kendine yeterli hale gelebilir. Ancak bunlar yapılmadığı sürece hayvan varlığındaki sorunlar, et açığı ve ithalat devam edecektir. İktidarın artık hayvancılıkta kalıcı ve üreticiyi önceleyen çözümler üretmesi gerekiyor” dedi.

Gürer: "Üretici Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor" Haber

Gürer: "Üretici Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Yeşilgölcük kasabasında süt inekçiliği yapan üretici Bülent Özden’i ziyaret ederek hayvancılığın geldiği noktayı yerinde inceledi. Artan yem fiyatları, şap salgını nedeniyle yaşanan hayvan kayıpları ve süt fiyatlarının maliyetleri karşılamaması üreticiyi çıkmaza sürüklerken, sahada dile getirilen tablo hayvancılığın geleceğine dair kaygıları büyüttü. “50 KİLOLUK SÜT YEMİ 900 LİRAYA DAYANDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt inekçiliğinin artan girdi maliyetleri altında ezildiğini belirterek, “Süt inekçiliği süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılıyor. Bugün süt yeminin 50 kiloluk torbası 900 liraya dayanmış durumda. 12 ay kapalı alanda sürekli besleme gerekiyor. Hayvan refahı sağlanmadan hayvan yeterli süt de vermiyor. Bu sütü alabilmek için yem almak gerekiyor. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor,” dedi. Ömer Fethi Gürer, çok sayıda üreticinin hayvan satmak zorunda kaldığını vurgulayarak, şap hastalığı döneminde yaşanan kayıpların sektörü daha da zayıflattığını ifade etti, Gürer “ Süt inekleri aynı zamanda yavrulama yapıyor ama buzağılar doğduktan sonra özellikle şap döneminde çok sayıda hayvan telef oldu. Ülkemiz hayvancılığı ciddi biçimde sorunlu ve risk altında. Bunun önüne geçmek için hayvancılık yapanlarla ilgili gerçekçi projeler geliştirilmeli. Destekler verilmeli. İthalat değil, yerli hayvancılığın gelişimine yönelik çalışmalar yapılmalı,” şeklinde konuştu. Gürer, mevcut politikaların günü kurtarmaya yönelik olduğunu belirterek uyardı: “Ne et ucuzluyor, ne süt ucuzluyor, ne hayvan sayısı artıyor. Süreç doğru yönetilmezse ülkenin hayvancılığı ciddi bir çıkmaza doğru yol alıyor.” “100 HAYVANIM VARDI, 70’E DÜŞTÜM” 20 yıldır hayvancılık yaptığını belirten üretici Bülent Özden, “20 yıldır hayvancılık yapıyorum. Durumlar iç açıcı değil. Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek. Veteriner, girdiler hepsi yüksek. Yetişemiyoruz,” diye konuştu. Hem tarım hem hayvancılık yaptıklarını ifade eden Özden, son iki yılda ciddi küçülmeye gittiklerini belirterek, “100 tane hayvanım varsa ben 70’e falan düşürdüm. Şaptan dolayı, hastalıktan dolayı telef olan hayvanlarımız da var. İlaç tedavisini bayağı yaptık ama yine de yüzde 20 zayiat verdik. Sütü azaldı. Hayvanlarda bayağı bir sıkıntı yaşadık,” dedi. Artan yem ve enerji maliyetlerinin üreticiyi borç sarmalına ittiğini dile getiren Bülent Özden, şöyle konuştu: “50 kilo yem 900 liraya yakın. Yonca, silaj… Verirsen süt alıyorsun ama bu sefer de yemciye çalışıyorsun, samancıya çalışıyorsun, yoncacıya çalışıyorsun. Elektrik şu anda 2 lira 22 kuruş oldu. Sütün litre fiyatı bize 20,5 lira olarak yansıyor.” ULUSAL SÜT KONSEYİNİN FİYATI UYGULANMIYOR Ulusal Süt Konseyinin açıkladığı 22 lira 22 kuruş olan süt fiyatının bölgede 20,5 lira olarak uygulandığını belirten Üretici Bülent Özden, “Biz direkt aracıya veriyoruz. Fabrikalara satamıyoruz. Burada sütçüler var, onlara veriyoruz. Soğutma tankından gelip alıyorlar. Günde iki sefer sabah akşam.” Hayvan kesime verdiklerini de belirten Özden, durumun sürdürülebilir olmadığını söyledi: “Kesime de hayvan veriyoruz, besi de yapıyoruz ama al birini vur ötekine. Maliyetler yüksek. Ekmeği zordan yiyoruz. Kendimiz çoluk çocuğumuz çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız.” “12 AY KAPALI SİSTEM, MALİYET ÇOK YÜKSEK” Bölgedeki hayvanların meraya çıkmadığını ve yıl boyunca kapalı sistemde bakıldığını belirten Özden, sözlerini şöyle tamamladı: “12 ay kapalı. Devamlı hazır yem yiyor. Maliyetler yüksek. Çoluk çocuk kendimiz bakmayalım ekmek kalmaz. Şu anda çiftçi çok zorda. Hayvancılık zorda. Bu işin sürdürülebilirliği kalmadı.” HAYVANCILIK SORUNLARI ALARM VERİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yem maliyetleri ile süt fiyatı arasındaki dengesizliğin giderilmemesi halinde üreticinin sektörden çekilmeye devam edeceğini vurguladı. Artan girdi maliyetleri, hastalık kaynaklı kayıplar ve aracı sistemi nedeniyle düşük gelirle karşı karşıya kalan üreticiler, yerli hayvancılığın desteklenmesini ve kalıcı çözümler üretilmesini talep ediyor. Hayvan hastalıkları önlenip buzağı ölümleri azaltılması yanında yemin sübvanse edilmesi ahır giderleri azaltılması gerekiyor,” dedi.

Hayvan Varlığı Eriyor, İthalata Kapı Açılıyor! Haber

Hayvan Varlığı Eriyor, İthalata Kapı Açılıyor!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesinde Culuk Köyünde hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya geldi. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları, boşalan ahırlar ve ithalata dayalı politikalar sahada açıkça ortaya konulurken, üreticiler mevcut koşullarda hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini dile getirdi. “HAYVANCILIK 24 SAAT EMEK İSTİYOR AMA KARŞILIĞI YOK” CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç ile Haymana’da hayvancılığın geldiği noktayı yerinde inceledi. Hayvancılığın büyük fedakârlık gerektirdiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, üreticilerin tatilsiz, aralıksız bir emek verdiğini ancak bunun karşılığını alamadığını ifade etti. Gürer, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Cumartesi yok, pazar yok, tatil yok. Eğer hayvana yem verirseniz o hayvan da size et verir, süt verir. Ülkemizde mera hayvancılığı da bitmek üzere. On iki ay boyunca bu hayvanlar ahırda yemle besleniyor. Ama yem fiyatları düzenli olarak artıyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 9 lirayı bulmuş durumda. Yonca, saman, küspe arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak bu maliyete göre satış yapılamayınca çoğu ahır boşalmış durumda,” dedi. “ÇÖZÜM İTHALATTA ARANIYOR, YERLİ BESİCİ DESTEKLENMİYOR” Türkiye’de hayvancılıkta yaşanan sorunların çözümünün ithalatla aranmasını eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında 654 bin baş hayvan ithal edildiğini hatırlattı. buzağı ölümleri ve hayvan hastalıklarının önüne geçilemediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, asıl sorunun yerinde çözülmediğine belirterek, “2025 yılında ülkemiz 654 bin baş hayvan ithal etti. Çözüm ithalatta aranıyor. Oysa 400-500 bin aralığında buzağı ölüyor, hayvan hastalıklarının önüne geçilemiyor. Sorunlar yerinde çözülmüyor, kendi besicimiz desteklenmiyor,” diye konuştu. ÜRETİCİ ZÜLFÜ ÜNAL: “HAYVANI KESTİĞİMDE YERİNE KOYAMIYORUM” Hayvancılık yapan üretici Zülfü Ünal, üretimin neden sürdürülemediğini yaşadığı deneyimlerle anlattı. Ünal, hem et hem süt üretiminde maliyetlerin kontrol edilemez hale geldiğini belirterek, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıyorum, yemi pahalıya alıyorum, hayvanımı kestirdiğim zaman tekrar yerine koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum,” dedi. “BİR LİTRE SÜTLE İKİ KİLO YEM ALAMIYORUZ” Süt fiyatlarının üreticiyi kurtarmadığını vurgulayan Ünal, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan fiyatların sahada karşılık bulmadığını dile getirdi. Ünal, süt-yem paritesinin hızla bozulduğunu şu sözlerle anlattı: “Süt fiyatlarına baktığımızda, yılbaşından sonra geçerli olan fiyat 22 lira. Bu fiyat bizi kurtarmıyor. Minimum, en kötü fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre sütle iki kilo yem alamıyoruz. Yakında bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de üretemeyeceğiz. Elektriği, faturaları, giderleri, hayvanların ilaç masraflarını, veteriner ücretlerini ödemekte zorlanıyorum.” “AHIRLAR BOŞ, KÖYDE ÜRETİM KALMADI” Haymana’daki köylerde hayvan sayısının hızla azaldığını belirten Ünal, üretimin neredeyse durma noktasına geldiğini söyledi. Bölgenin verimli olmasına rağmen hayvancılığın sürdürülemediğini belirterek, “Köyde hayvan kalmadı, azalmayı da geçti. Şu an hayvan sayısına baksanız çoğu ahır boş. Köyümüzde üretim yok. Biz Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz. Arazi olarak da son derece verimli bir bölgeyiz. Ancak bu şartlar altında hayvancılığı sürdüremeyiz. Önceki yıllara göre daha da daraldık. Enflasyonla birlikte paramız iyice eridi, pul oldu,” şeklinde konuştu. KOÇ: “AÇIKLANAN FİYAT SAHADA UYGULANMIYOR” CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da üreticilerin yaşadığı fiyat sorununa dikkat çekti. Açıklanan süt fiyatı ile fiili satış fiyatı arasındaki farkın üreticiyi daha da mağdur ettiğini belirten Koç, “Köyde açıklanan fiyat 22 lira ama üretici fiilen 19 liraya satıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı 22 liralık fiyat üreticiyi kurtarmıyor. Vatandaşların hepsi sıkıntıda. Tarımın ve hayvancılığın tamamen bittiği bir noktadayız,” dedi. “HAYVANCILIKTAKİ GERİLEME DAHA FAZLA İTHALAT DEMEKTİR” Hayvancılığın gerilemesinin ithalat bağımlılığını artıracağını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidara açık çağrıda bulundu. Köyde üretimin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğini belirten Gürer, şu ifadeleri kullandı: “Hayvancılıkta ülkenin geriye düşmesi daha fazla ithalat demektir, yabancı besiciye destek demektir. Oysa kendi besicimizi desteklemek gerekiyor. Köyde tarımın sürdürülebilirliği ve çiftçinin, besicinin, üreticinin geleceğini planlayabilmesi için mutlaka yapılması gerekenler var. Bu konuda iktidara çağrıda bulunuyoruz. Gerekli adımlar bir an önce atılmazsa sorunlar giderek büyüyecek. Hayvancılık yapan herkes bu şartlarda bu işin sürdürülemeyeceğini söylüyor.” “İTHALATA VERİLEN PARA ÇİFTÇİYE DESTEK OLSA BU NOKTAYA GELMEZDİK” Üretici Zülfü Ünal ise ithalat politikalarına tepki göstererek, “Ben üretim yapmaya çalışıyorum, memleketim için katkı sağlamaya çalışıyorum. Biz vatansever insanlarız. Bir tane hayvan üretelim, insanlara ulaştıralım diye uğraşıyoruz. Ama ne yazık ki şartlar buna el vermiyor. Yarın bir gün bunu bırakmak zorunda kalacağız. Ben yapmayacağım, o yapmayacak; sürekli ithalat, ithalat, ithalat. İthalata vereceğiniz parayı bizim çiftçimize, besicimize destek olarak verseniz çok daha iyi noktada oluruz. Hiçbir destek almıyorum. Desteksiz yapmaya çalışıyorum. Parasız, pulsuz geziyoruz ama yine de gidip bir çuval yem alıp hayvanın önüne döküyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz, bize de destek yapılmasını talep ediyoruz,” diye konuştu. HAYVAN VARLIĞINDA BÜYÜK KAYIP: MİLYONLARCA BAŞ HAYVAN YOK OLDU Türkiye genelindeki hayvan varlığındaki düşüşe de dikkat çeken CHP’li Gürer, geçmişten bugüne yaşanan kaybı rakamlarla ortaya koydu. Gürer, “1980 yılında ülkemizde büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün bu sayı 71 milyona geriledi. Daha vahimi, 2025 yılında şap hastalığının 81 ilde hayvan pazarlarını kapattıracak boyuta ulaşmasından sonra ne kadar hayvan kaybettiğimiz bilinmiyor,” dedi. Uluslararası raporlara da değinen Gürer, büyükbaş hayvan sayısındaki gerilemeyi şöyle aktardı: “2026 yılı raporunda Amerika Tarım Bakanlığı, Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 14 milyon 100 bine düşeceğini açıkladı. Oysa ülkemizin resmi verilerine göre 2025 yılında 16 milyon 900 bin büyükbaş hayvan vardı. Birlik verilerine göre ise bu sayı 13 milyon 685 bine düştü. Yani 4 milyon 279 bin baş hayvanı kaybetmiş durumdayız,” dedi. “GENÇ ÜRETİCİ YOK, GELECEK BELİRSİZ” Üretici Zülfü Ünal, hayvancılığın geleceğine ilişkin en büyük endişeyi dile getirdi. Gençlerin üretimden tamamen koptuğunu söyleyen Ünal, “Genç üretici kalmadı, hepsi 60 yaşın üzerinde. On yıl sonra sütü, eti, peyniri kim üretecek? Hepsini ithal mi edeceğiz? Balkanlardan mı getireceğiz, Çin’den mi, Ukrayna’dan mı? Benim sütümü, peynirimi kim üretecek?” diye sordu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.