Hava Durumu

#Canlı Hayvan

Kırsal Haber - Canlı Hayvan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Canlı Hayvan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kapıkule Gümrük Kapısı’nda 67 Canlı Piton Ele Geçirildi Haber

Kapıkule Gümrük Kapısı’nda 67 Canlı Piton Ele Geçirildi

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekipleri, Edirne Kapıkule Gümrük Kapısı’nda dikkat çeken bir kaçakçılık operasyonuna imza attı. X-ray kontrolü öncesinde çöp konteynerine atılan poşetlerin içerisinden 67 adet canlı piton cinsi yılan çıktı. Kapıkule’de Şüphe Uyandıran Hareketlilik Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, kaçakçılıkla mücadele çalışmaları kapsamında gümrük sahasında yürüttükleri rutin kontroller sırasında sıra dışı bir durumla karşılaştı. Saha içerisindeki bir çöp konteynerini inceleyen ekipler, poşetlerin içerisinde hareketlilik fark etti. Yapılan detaylı incelemede, poşetlerin içerisine gizlenmiş 67 adet canlı piton cinsi yılan ele geçirildi. Kamera Kayıtları Gerçeği Ortaya Çıkardı: X-Ray Öncesi Çöpe Atmışlar Olayın ardından vakit kaybetmeksizin geriye dönük güvenlik kamerası (Kamera/KGT) kayıtlarını inceleyen Gümrük Muhafaza ekipleri, yılanların çöp konteynerine nasıl atıldığını tespit etti. Yapılan incelemelerde; Türkiye’ye giriş yapmak üzere Kapıkule Gümrük Kapısı’na gelen bir aracın, X-ray tarama kontrolüne girmeden hemen önce söz konusu poşetleri araçtan çıkararak çöp konteynerine bıraktığı belirlendi. Soruşturma Başlatıldı Ele geçirilen 67 canlı piton koruma altına alınırken, olayla ilgili olarak Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde geniş çaplı adli soruşturma başlatıldı. Ekipler, yılanları çöpe bırakıp kaçmaya çalışan araç ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Ticaret Bakanlığından Kararlılık Mesajı Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, canlı hayvan kaçakçılığı dâhil her türlü yasa dışı faaliyetle mücadelenin kararlılıkla devam edeceği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekipleri, ülkemizin ekonomik güvenliğini korumak ve kaçakçılıkla mücadele etmek amacıyla yürüttüğü çalışmaların yanı sıra, canlı hayvan kaçakçılığının önlenmesine yönelik faaliyetlerini de kararlılıkla sürdürmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Tarım Ve Gıdada İthalat İhracatı Solladı Haber

Tarım Ve Gıdada İthalat İhracatı Solladı

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım, gıda ve içecek sektörünün 2026 yılının ilk 8 aylık dış ticaret verilerini değerlendirdi. Gürer, ihracatın yüzde 5,09 artmasına karşılık ithalatın yüzde 17,72 yükseldiğine dikkat çekerek, “Tarım ve gıda sektöründe ithalata dayalı yapı daha da belirgin hale geliyor. İhracat sınırlı artarken ithalat çok daha hızlı büyüyor” dedi. Gürer, 2026 yılının ilk 8 ayında tarım, gıda ve içecek sektöründe ihracatın 21 milyar 190 milyon dolara, ithalatın ise 20 milyar 430 milyon dolara ulaştığını belirtti. Geçen yıl aynı dönemde 20 milyar 160 milyon dolar olan ihracatın yalnızca yüzde 5,09 arttığını ifade eden Gürer, 17 milyar 360 milyon dolar seviyesindeki ithalatın ise yüzde 17,72 yükseldiğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, “İhracat ile ithalat arasındaki artış hızına baktığımızda ortaya dikkat çekici bir tablo çıkıyor. İhracat yüzde 5,09 artarken ithalat yüzde 17,72 artıyor. Yani ithalatın büyüme hızı ihracatın büyüme hızının üç katından fazla. Bu tablo, tarım ve gıda sektöründe dışa bağımlılığın sürdüğünü gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. AĞUSTOS AYINDA İTHALATTA YÜZDE 34,38 ARTIŞ TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ağustos 2026'da sektörün 2 milyar 530 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, geçen yılın aynı ayında ihracatın 2 milyar 300 milyon dolar olduğunu aktardı. Aynı dönemde ithalatın ise 1 milyar 490 milyon dolardan 2 milyar 10 milyon dolara yükseldiğini belirten Gürer, “Ağustos ayında ihracat yüzde 9,61 artarken ithalat yüzde 34,38 arttı. Bir tarafta ihracat artıyor ama diğer tarafta ithalat çok daha hızlı yükseliyor. Tarım ve gıda sektöründe üretim gücümüzü artırmak yerine dışarıdan daha fazla ürün ve girdi almaya devam ediyoruz” dedi. HAYVAN YEMİ İTHALATI 1 MİLYAR 225 MİLYON DOLAR ARTTI İthalat kalemleri içerisinde hayvan yeminin dikkat çekici bir noktaya geldiğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ilk 8 ayda hayvan yemi ithalatındaki artışın 1 milyar 225 milyon dolar olduğunu belirterek, “Bunun yanı sıra bitkisel yağ ithalatı 389 milyon dolar, un ithalatı 356 milyon dolar ve canlı hayvan ithalatı 238 milyon dolar arttı. Hayvancılıkta yem sorununu çözemediğimiz gibi yem ithalatını da artırıyoruz. İlk 8 ayda hayvan yemi ithalatındaki artış 1 milyar 225 milyon dolar. Canlı hayvan ithalatı da 238 milyon dolar artmış durumda. Hem hayvanı hem de hayvanın temel girdisini dışarıdan alıyoruz” dedi. SOYA VE MISIR İÇİN MİLYARLARCA DOLAR ÖDENİYOR Tarım ve hayvancılığın temel girdilerinde ithalatın boyutuna dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ilk 8 ayda 1,6 milyar dolarlık soya fasulyesi, 1,3 milyar dolarlık dane mısır ve 1,1 milyar dolarlık ham ayçiçeği yağı ithal edildi. Bu üç ürün grubunun toplam ithalat değerinin yaklaşık 4 milyar dolara ulaştı” diye konuştu. CANLI HAYVAN İTHALATI DA ARTIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, canlı hayvan ithalatındaki artışın da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “İlk 8 ayda canlı hayvan ithalatındaki artış 238 milyon dolar, yalnızca Ağustos ayında 125,1 milyon dolarlık sığır ithalatı gerçekleştirildi” dedi. AĞUSTOSTA 377,8 MİLYON DOLARLIK ÜÇ KALEM Ağustos ayındaki ithalat kalemlerine de değinen Gürer, yalnızca soya küspesi, sığır ve rafine palm yağı ithalatının toplamının 377,8 milyon dolara ulaştığını belirtti. Gürer, Ağustos ayında; 137,9 milyon dolar soya küspesi, 125,1 milyon dolar sığır, 114,8 milyon dolar rafine palm yağı ithal edildiğini aktardı. İHRACATTA ŞEKERLİ MAMULLER, UN, BEYAZ ET VE BAKLİYAT GERİLEDİ Ömer Fethi Gürer, toplam ihracat rakamındaki artışın sektörün bütün ürün gruplarında aynı şekilde gerçekleşmediğini de dikkat çekerek, “İlk 8 ayda; Şekerli mamuller ihracatı 227 milyon dolar, un ihracatı 189 milyon dolar, beyaz et ihracatı 150 milyon dolar ve bakliyat ihracatı 114 milyon dolar geriledi” şeklinde konuştu. Gürer, “Toplam ihracat rakamındaki yüzde 5,09'luk artış, bütün sektörlerde olumlu bir tablo olduğu anlamına gelmiyor. Önemli tarım ve gıda ürünlerinde ihracat kayıpları yaşanıyor. Şekerli mamullerden una, beyaz etten bakliyata kadar birçok üründe gerileme söz konusu” dedi. TÜRKİYE TARIMSAL GİRDİDE DIŞ PAZARLARA BAĞIMLI Türkiye'nin tarım, gıda ve içecek sektöründeki ithalat kaynaklarına da dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, ilk 8 ayda Brezilya'nın 2 milyar 590 milyon dolarla ilk sırada bulunduğunu belirtti. Brezilya'yı 2 milyar 553 milyon dolarla Rusya Federasyonu, 1 milyar 656 milyon dolarla Ukrayna ve 1 milyar 596 milyon dolarla ABD izledi. İTHALATA ÖDENEN KAYNAK YERLİ ÜRETİME AKTARILMALI Tarım, gıda ve içecek sektörünün 2026 yılının ilk 8 aylık verilerinin, ithalatın ihracattan çok daha hızlı büyüdüğünü ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İlk 8 ayda 20 milyar 430 milyon dolarlık ithalat gerçekleşmiş. Bunun içinde yalnızca soya fasulyesi 1,6 milyar dolar, dane mısır 1,3 milyar dolar, ham ayçiçeği yağı 1,1 milyar dolar. Hayvan yemi ithalatındaki artış 1 milyar 225 milyon dolar. Canlı hayvan ithalatındaki artış 238 milyon dolar. Bu kaynakların daha büyük bölümünü kendi çiftçimize, kendi üreticimize aktarmamız gerekiyor” diye konuştu. Öne çıkan rakamlar İhracat: 21,19 milyar dolar İthalat: 20,43 milyar dolar İhracat artışı: %5,09 İthalat artışı: %17,72 Ağustos ihracatı: 2,53 milyar dolar Ağustos ithalatı: 2,01 milyar dolar Ağustos ithalat artışı: %34,38 Hayvan yemi ithalatındaki artış: 1,225 milyar dolar Bitkisel yağ ithalatındaki artış: 389 milyon dolar Un ithalatındaki artış: 356 milyon dolar Canlı hayvan ithalatındaki artış: 238 milyon dolar Soya fasulyesi ithalatı: 1,6 milyar dolar Dane mısır ithalatı: 1,3 milyar dolar Ham ayçiçeği yağı ithalatı: 1,1 milyar dolar Şekerli mamuller ihracatındaki düşüş: 227 milyon dolar Un ihracatındaki düşüş: 189 milyon dolar Beyaz et ihracatındaki düşüş: 150 milyon dolar Bakliyat ihracatındaki düşüş: 114 milyon dolar.

CHP'li Sarıbal: ''Balık Var Ama Balıkçı Denize Çıkamıyor'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Balık Var Ama Balıkçı Denize Çıkamıyor''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarım ve gıda gündemini değerlendirdiği basın toplantısında balıkçıların artan maliyetlerini, çiğ süt fiyatını ve 2027 yılı besilik sığır ithalatı planını ele aldı. Sarıbal, “Üreticiyi yaşatmadan süt sorununu çözemezsiniz. Merayı ıslah etmeden sürdürülebilir bir hayvancılık sağlayamazsınız” dedi. Beslenmenin temel bir hak olduğunu vurgulayan Sarıbal, balıkçılık ile süt ve et üretiminin birbirinden ayrı sorunlar gibi görülemeyeceğini söyledi. Üreticinin artan giderler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını, yurttaşın ise nitelikli gıdaya erişimde güçlük çektiğini belirtti. “Balık var ama balıkçı denize çıkamıyor” Yeni av sezonunun ilk haftasında İstanbul Gürpınar Su Ürünleri Hali’nde işlem gören miktar, geçen yılın aynı dönemindeki yaklaşık 920 tondan 1.884 tona yükseldi. Bunun yaklaşık 904 tonunu palamut, 552 tonunu hamsioluştururken istavrit miktarı 226 tondan 76 tona geriledi. Sarıbal, bu verilerin türler arasında farklı bir tabloya işaret ettiğini, av miktarındaki artışın balıkçının geçim sorununu ortadan kaldırmadığını söyledi. Hatay’da yaklaşık 60 balıkçının maliyetlerini karşılayamadığı için seferlerini durdurduğunu aktaran Sarıbal, mazotun yanı sıra işçilik, kumanya, ekipman ve bakım giderlerinin de yükseldiğini belirtti. Mazot fiyatının bir yılda yaklaşık yüzde 73 arttığını söyleyen Sarıbal, “Memleketin birçok bölgesinde balıkçılar ava çıkmıyor. Bugün yaşadığımız sorunun özü, girdilerin aşırı yüksek olması” dedi. Sarıbal, küçük ölçekli balıkçılara ayrılan yaklaşık 145 milyon liralık desteğin tekne boyuna ve bölgeye göre dağılımının açıklanmasını istedi. Aktardığı 2023 verilerine göre 12 metrenin altındaki teknelerin balıkçı gemileri içindeki payı yüzde 51 iken tahsil edilmeyen ÖTV tutarından aldıkları payın yüzde 6,8 olduğunu belirterek, “ÖTV desteğinden kim, ne kadar yararlanıyor? Küçük avcılık yapan teknelerin payını açıkça görmeliyiz” diye konuştu. Sarıbal, 2026 av sezonunda ruhsatlı gemi sayısının, fiilen ava çıkan ve çıkmayan teknelerin, sefer ve av miktarlarının 2025’in aynı dönemiyle karşılaştırılarak yayımlanmasını da talep etti. Yakıt alım defteri bulunan gemiler ile fiilen avlanan gemilerin ayrı gösterilmesi gerektiğini söyledi. Balıkçının geçimini korurken denizlerin de korunması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, “Deniz yoksa balıkçılık da yok” dedi. “Çiğ süt fiyatı 1 Ekim’de güncellensin” Hayvancılıkta süt üreticisinin gelir kaybının gelecekteki et üretimini de etkilediğini belirten Sarıbal, Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ inek sütü tavsiye fiyatının 1 Mayıs’tan bu yana 24,30 TL/litre olduğunu hatırlattı. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği’nin (TÜSEDAD) 100 baş sağmal ve günlük ortalama 30 litre verim esas alan işletme modelinde ağustos ayı sıcak çiğ süt üretim maliyeti ise 28,50 TL/litre olarak hesaplandı. Üreticilerin farklı fiyatlardan süt sattığına dikkat çeken Sarıbal, “Çiğ süt tavsiye fiyatı 1 Ekim’de üreticinin gerçek maliyeti ve önümüzdeki üç ayın riskleri dikkate alınarak güncellensin. Süt üreticisinin geliri güvence altına alınsın; üretici maliyetinin altında üretime zorlanmasın” çağrısında bulundu. Sarıbal, süt ve etin üreticiden rafa ulaşıncaya kadar fiyatlarının nasıl oluştuğunun açıklanmasını istedi. Yem bitkisi üretimine ve mera ıslahına kaynak ayrılması, yerli damızlıkların korunması, buzağı kayıplarının azaltılması ve şap başta olmak üzere hayvan hastalıklarıyla mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çocukların süte, halkın yeterli ve dengeli gıdaya erişimini de bir kamu sorumluluğu olarak değerlendirdi. 2027 ithalat planında 380 bin baş büyük işletmelere ayrıldı Sarıbal, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2027 için 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatı planladığını hatırlatarak bunun 380 bin başının 200 baş ve üzeri kapasiteli işletmelere, 100 bin başının ise daha küçük işletmelere ayrıldığını belirtti. Böylece planlanan kontenjanın yaklaşık yüzde 79’u büyük kapasiteli işletmelere yöneliyor. “İthalat iktidarın temel tarım politikasına dönüştü” diyen Sarıbal, 2010’dan bu yana büyükbaş ve küçükbaş canlı hayvan ile kırmızı et ithalatına 15 milyar doları aşan kaynak harcandığına ilişkin dış ticaret derlemesini hatırlattı. Sarıbal, ithalatın sürmesine karşın üreticinin yem, mera ve damızlık sorunlarının çözülmediğini, düşük gelirli yurttaşların da uygun fiyatlı ete erişemediğini söyledi. Hayvancılık desteklerinin toplam tarımsal destekler içindeki payının 2020’de yaklaşık yüzde 35–36 düzeyindeyken yüzde 17’lere gerilediğini belirten Sarıbal, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerine öngörülebilir destek ve erişilebilir kaynak sağlanmasını istedi. Yerli ırkların korunması ve meraların ıslahı üzerinde durarak, ithal besilik hayvanla yürüyen bir düzenin yerli damızlık ve yem üretiminin yerini tutamayacağını ifade etti. Et ve Süt Kurumu’nun canlı hayvan ve et ithalatından bir yılda ne kadar gelir elde ettiğini ve bu kaynağı nerede kullandığını açıklaması çağrısında bulunan Sarıbal, “Başarıyı ithalat kotasındaki sınırlı düşüşle değil; üreticinin üretimde kalması, hayvan başına verimin artması ve halkın yeterli, nitelikli et ve süt ürününe erişmesiyle ölçmek gerekir” dedi. Sarıbal, sözleşmeli tarımda da üreticinin örgütlü ve güçlü bir taraf haline gelmesi gerektiğini belirterek alım fiyatlarının gerçek maliyeti ve üreticinin yaşam payını karşılamasını istedi. Basın toplantısını şu sözlerle tamamladı: “Üreticiyi yaşatmadan süt sorununu çözemezsiniz. Süt sürüsünü korumadan hayvancılığı geliştiremezsiniz. Küçük üreticiyi desteklemeden sürdürülebilir süt ve et üretimi sağlayamazsınız.”

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta İthalatla Çözüm Olmadığı Görülmeli" Haber

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta İthalatla Çözüm Olmadığı Görülmeli"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çekerek, hayvan varlığındaki azalışın et ve canlı hayvan ithalatını artırdığını söyledi. Gürer, üreticinin artan maliyetler nedeniyle hayvancılığı sürdürmekte zorlandığını, yurttaşların ise yüksek fiyatlar nedeniyle ete erişemediğini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe sorunların giderek büyüdüğünü belirterek, hayvan varlığındaki gelişmelerin, üretim maliyetlerinin ve ithalat rakamlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin hayvancılıkta kendi kendine yeterli bir yapıya kavuşması gerektiğini ifade eden Gürer, mevcut uygulamaların ise ithalata bağımlılığı ortadan kaldırmadığını belirtti. Gürer, “Türkiye’de hayvancılıkta sorunlar artıyor. Hayvan varlığının azalması, et ve canlı hayvan ithalatının sürmesine neden oluyor. Resmi verilere göre büyükbaş hayvan varlığımız 16 milyon 800 bin civarında, koyun ve keçi varlığımız ise 54 milyon baş civarında görülüyor. Ancak sektör temsilcileri, gerçek hayvan varlığının açıklanan rakamların yaklaşık 2 milyon altında olduğunu ifade ediyor” dedi. ÜRETİCİNİN GELİRİ DÜŞÜYOR, GİDERİ ARTIYOR Hayvancılık yapan üreticilerin her geçen gün daha ağır maliyetlerle karşı karşıya kaldığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, ahır giderlerinden veteriner hizmetlerine, yemden elektriğe kadar birçok kalemde ciddi artışlar yaşandığını belirtti. Gürer, “Üreticinin ahır giderleri artıyor, bakım giderleri artıyor, buzağı ölümleri artıyor, hastalıklar artıyor. Buna karşılık üreticinin geliri düşüyor. Gideri artan, geliri azalan üretici hayvancılığı sürdürmekte zorlanıyor. Bu nedenle hayvancılık yapanların sayısı da her geçen yıl azalıyor” diye konuştu. Türkiye’nin et ve hayvan açığının devam ettiğine dikkat çeken Gürer, sorunun çözümünün üretimi artırmak yerine ithalat yoluyla sağlanmaya çalışıldığını ifade etti. Gürer, “Ülkemizin et ve hayvan açığı devam ediyor. Bu açığa çözüm ise ithalatla bulunmaya çalışılıyor. Binlerce ton et ve yüz binlerce hayvan ithal ediliyor. Oysa yapılması gereken, ithalatla günü kurtarmak değil, yerli üreticinin üretimini sürdürebileceği koşulları oluşturmaktır” dedi. 7 AYDA YAKLAŞIK YARIM MİLYON HAYVAN İTHAL EDİLDİ Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 yılı için 500 bin baş hayvan ithalatı planladığını hatırlatan Gürer, yılın ilk 7 ayında bu sayıya neredeyse ulaşıldığını söyledi. Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026 yılı için 500 bin hayvan ithal edileceğini açıklamıştı. Ancak daha yıl tamamlanmadan, ilk 7 ayda 495 bin 527 baş hayvan ithal edildi. Yani Bakanlığın bir yıl için planladığı ithalat miktarına daha ilk 7 ayda ulaşıldı” ifadelerini kullandı. İthal edilen hayvanların türlerine ilişkin de bilgi veren Gürer, şunları söyledi: “İlk 7 ayda ithal edilen 495 bin 527 baş hayvanın 82 bin 454 başı damızlık sığır, 413 bin 73 başı ise damızlık dişi sığır olarak gerçekleşti. Yaklaşık yarım milyon hayvan ithal edildi. Bakanlığın kendi planladığı ithalat miktarına yıl tamamlanmadan ulaşılmış durumda.” Bu ithalatın Türkiye ekonomisine önemli bir döviz yükü getirdiğini ifade eden Gürer, “İlk 7 ayda yaklaşık 495 bin 527 baş sığırın ithal edilmesi karşılığında 177 milyon 265 bin dolar yurt dışına ödendi. Yerli üretimi güçlendirmek yerine dövizimizi yurt dışına gönderiyoruz” dedi. ET VE SÜT KURUMU KÂR EDERKEN VATANDAŞ ETE ULAŞAMIYOR Son yıllarda piyasanın dengelenmesi amacıyla Et ve Süt Kurumu aracılığıyla ithalat yapıldığını belirten Gürer, buna karşın yurttaşların ete erişim sorununun devam ettiğini söyledi. Gürer, “Et ve Süt Kurumu son yıllarda piyasanın dengelenmesi için ithalat gerçekleştiriyor. Ancak Et ve Süt Kurumunun verilerine baktığımızda kurumun kâr ettiğini görüyoruz. Oysa emekliler ve asgari ücretliler ete erişmekte sorun yaşıyor” dedi. Et ve Süt Kurumunun önceliğinin kâr etmek değil, yurttaşların uygun fiyatlarla ete erişimini sağlamak olması gerektiğini ifade eden Gürer, “Et ve Süt Kurumu ithal ettiği hayvandan ve etten kâr etme yerine başa baş noktasında kalmalı, piyasayı dengelemeli ve ete erişemeyen yurttaşların ete ulaşmasına olanak yaratmalıdır. Bugün emekli de asgari ücretli de kasaba gittiğinde et almakta zorlanıyor” diye konuştu. YERLİ ÜRETİCİ HAYVANINI KESİME GÖNDERMEK ZORUNDA KALIYOR Artan girdi maliyetlerinin hayvancılığı sürdürülemez hale getirdiğini belirten Gürer, üreticinin elindeki hayvanları kesime göndermek zorunda kaldığını söyledi. Gürer, “Yerli üretici, artan girdi maliyetleri karşısında hayvanını kesime göndermek durumunda kalıyor. Yem pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı, veterinerlik hizmetleri pahalı. Ahır giderleri sürekli artıyor. Ancak üreticinin gelirinde aynı oranda bir artış yaşanmıyor” dedi. Türkiye’de canlı hayvan ve et ithalatının 2010 yılından bu yana sürdüğüne dikkat çeken Gürer, yıllardır yapılan açıklamalara rağmen ithalatın sona ermediğini ifade etti. Gürer, “2010 yılında başlayan hayvan ve et ithalatı için her gelen Bakan, üç yıl içerisinde ithalatı sona erdireceğini açıkladı. Ancak aradan yıllar geçti ve ithalat hâlâ devam ediyor. Demek ki uygulanan politikalar, Türkiye’yi hayvancılıkta kendi kendine yeterli hale getiremedi” diye konuştu. BÜYÜKBAŞ ET İTHALATINDA MİLYONLARCA DOLAR YURT DIŞINA GİTTİ Ömer Fethi Gürer, büyükbaş et ithalatındaki yıllar içindeki artışa da dikkat çekerek, “2022 yılında yaklaşık 2 bin 169 ton büyükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için 21 milyon 574 bin dolar yurt dışına ödendi. 2023 yılında büyükbaş et ithalatı 36 bin 538 tona yükseldi. İthalat tutarı ise 235 milyon 999 bin dolar oldu” dedi. 2024 yılında ithalatın daha da arttığını belirten Gürer, “2024 yılında Türkiye yaklaşık 81 bin 164 ton büyükbaş eti ithal etti. Bunun karşılığında 524 milyon 28 milyon dolar yurt dışına ödendi. 2025 yılında ise yaklaşık 65 bin 708 ton büyükbaş eti ithal edildi ve bunun karşılığında 537 milyon 36 bin dolar döviz yurt dışına aktarıldı.” 2026 yılında da ithalatın yüksek seviyelerde devam ettiğini belirten Gürer, “2026 yılının daha ilk 7 ayında 54 bin 218 ton büyükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için 535 milyon 398 bin dolar yurt dışına ödendi. Yılın tamamlanmasına daha aylar varken, yalnızca 7 ayda ödenen döviz miktarı 535 milyon doları aştı” ifadelerini kullandı. KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIKTA DA İTHALAT DEVAM EDİYOR Türkiye’de et açığının kapatılması için özellikle koyun ve keçi yetiştiriciliğinin geliştirilmesi gerektiğinin yıllardır ifade edildiğini belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Küçükbaş hayvan varlığımızın artırılması gerektiği söyleniyor. Özellikle koyun ve keçi yetiştiriciliğiyle et açığının giderilebileceği ifade ediliyor. Ancak rakamlara baktığımızda küçükbaş hayvan etinde de ithalatın devam ettiğini görüyoruz” dedi. Küçükbaş et ithalatına ilişkin verileri paylaşan Gürer, “2022 yılında Türkiye yaklaşık 523 ton küçükbaş eti ithal etti ve bunun için 9 milyon 578 bin dolar ödendi. 2023 yılında 516 ton küçükbaş eti ithal edildi, ithalat tutarı 7 milyon 167 bin dolar oldu” diye konuştu. 2024 ve 2025 yıllarında da ithalatın sürdüğünü belirten Gürer, “2024 yılında yaklaşık 491 ton küçükbaş eti ithal edildi ve bunun karşılığında 5 milyon 420 bin dolar yurt dışına ödendi. 2025 yılında ise ithalat yeniden arttı ve 692 tona çıktı. Bunun karşılığında 9 milyon 364 bin dolar döviz yurt dışına gitti” dedi. 2026 yılında da ithalatın devam ettiğini ifade eden Gürer, “2026 yılının tamamlanmasına daha aylar varken 255 ton küçükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için de 3 milyon 849 bin dolar yurt dışına ödendi” şeklinde konuştu. GÜNEYDOĞU, DOĞU ANADOLU VE TRAKYA’DA HAYVANCILIK GELİŞTİRİLMELİ Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelin doğru politikalarla hayvancılıkta dışa bağımlılığı ortadan kaldırabilecek düzeyde olduğunu söyleyen Gürer, bölgesel hayvancılık politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Gürer, “Türkiye’nin özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde mera hayvancılığı geliştirilmelidir. Trakya’da özellikle küçükbaş hayvancılık desteklenmelidir. Türkiye genelinde hayvancılığa yeterli ve sürdürülebilir destek verilmelidir” dedi. Buzağı ölümlerinin önlenmesi ve hayvan hastalıklarıyla daha etkin mücadele edilmesi gerektiğini de ifade eden Gürer, “Buzağı ölümlerinin önlenmesi gerekiyor. Hayvan hastalıklarıyla etkin ve sürekli mücadele edilmesi gerekiyor. Bunlar sağlanmadan hayvan varlığını artırmak mümkün değildir” diye konuştu. GİDERLER KATLANIYOR, GELİR AYNI ORANDA ARTMIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin ahır giderleri artıyor. Veteriner bakım giderleri artıyor. Yem, mazot, elektrik ve diğer masraflarda katlanarak artış yaşanıyor. Ancak üreticinin gelirinde aynı oranda bir artış olmuyor. Böyle bir ortamda üreticinin hayvancılığı sürdürmesi her geçen gün daha da zorlaşıyor” dedi. Yerli üreticinin desteklenmemesi halinde ithalatın devam edeceğini belirten Gürer, “Bir taraftan üretici maliyetler nedeniyle üretimden uzaklaşıyor, diğer taraftan yurt dışından et ve hayvan ithal ediliyor. Sonuçta hem kendi üreticimizi kaybediyoruz hem de dövizimizi yurt dışına gönderiyoruz” ifadelerini kullandı. HAYVANCILIK YAPANLAR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SORUNU YAŞIYOR Son dönemde hayvancılık yapan üreticilerin en önemli sorununun üretimin sürdürülebilirliği olduğunu ifade ettiğini belirten Gürer, artan ahır giderlerinin üreticiyi zorladığını söyledi. Gürer, “Son dönemlerde özellikle hayvancılık yapanlar, ahır giderlerindeki artış nedeniyle hayvancılığı sürdürebilmenin sorun haline geldiğini söylüyor. Üretici için artık en temel sorunlardan biri, bu işi devam ettirip ettiremeyeceğidir” dedi. Sorunun yalnızca üreticiyle sınırlı olmadığını belirten Gürer, hayvan kesildikten sonra başlayan sürecin de maliyetleri artırdığını ifade etti. Gürer, “Hayvan kesildikten sonra kasaba gidiyor. Kasabın da kirası var, elektriği var, nakliye giderleri var, farklı işletme masrafları var. Yani maliyet zincirin her aşamasında artıyor. Bu nedenle sorun sadece üreticinin sorunu değil” diye konuştu. HEM ÜRETEN, HEM SATAN, HEM ALAN DERTLİ Türkiye’de hayvancılık ve et sektöründe üreticiden kasaba, tüketiciden işletmeciye kadar herkesin sorun yaşadığına dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın kalıcı çözümler üretmesi gerektiğini belirterek, “Bugün ette ve hayvancılıkta hem üretenin hem satanın hem de alanın aynı anda dert yandığı bir süreçteyiz. Üretici maliyetlerden şikâyetçi, kasap artan işletme giderlerinden şikâyetçi, yurttaş ise yüksek fiyatlar nedeniyle ete erişememekten şikâyetçi. Buna rağmen çözüm olarak ithalata yönelmek kalıcı bir politika değildir. Türkiye’nin hayvancılık potansiyeli vardır. Mera hayvancılığı geliştirilirse, küçükbaş hayvancılık desteklenirse, üreticiye yeterli destek sağlanırsa, buzağı ölümleri azaltılırsa ve hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele edilirse Türkiye kendi kendine yeterli hale gelebilir. Ancak bunlar yapılmadığı sürece hayvan varlığındaki sorunlar, et açığı ve ithalat devam edecektir. İktidarın artık hayvancılıkta kalıcı ve üreticiyi önceleyen çözümler üretmesi gerekiyor” dedi.

Ömer Zeydan Eskişehir Ticaret Borsası Başkanlığına Yeniden Aday! Haber

Ömer Zeydan Eskişehir Ticaret Borsası Başkanlığına Yeniden Aday!

Eskişehir Ticaret Borsası (ETB) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Zeydan, düzenlediği basın toplantısıyla yeni dönem borsa vizyonunu ve başkan adaylığını açıkladı. "Birlikte Güçlü Bir Borsa İnşa Ettik. Şimdi Bu Gücü Üreticilerimizin ve Tüccarlarımızın Kazancına Dönüştürme Zamanı" mesajı veren Zeydan, yeni dönemin en büyük projesi olan "Eskişehir Tarım ve Ticaret Kampüsü" müjdesini paylaştı. ETB Meclis ve Yönetim Kurulu üyeleri, üreticiler, tüccarlar, sanayiciler ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleşen toplantıda Ömer Zeydan; geçmiş dönemde tamamlanan dev yatırımları, borsanın finansal büyümesini, bölgesel hizmet ağını ve geleceğe yön verecek stratejik hedeflerini kamuoyuna duyurdu. Konuşmasına geçtiğimiz aylarda yaşadığı zorlu sağlık/hayat sürecine ve bu süreçte kendisine destek veren hemşehrilerine teşekkür ederek başlayan Ömer Zeydan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Bugün sizlerle yalnızca bir adaylık kararını paylaşmak için değil; Eskişehir tarımının ve ticaretinin geleceğine dair inandığımız yeni vizyonu paylaşmak için bir aradayız. Hayatım boyunca üretimin, emeğin ve alın terinin yanında olmaya gayret ettim. Eskişehir Ticaret Borsası çatısı altında görev yaptığım her günü, bu şehre ve üyelerimize hizmet etmenin büyük bir sorumluluğu ve onuru olarak gördüm. Bu süreçte yalnızca Eskişehir Ticaret Borsasında değil; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyeliği, TOBB Borsalar Konseyi Üyeliği, Ulusal Hububat Konseyi Meclis Üyeliği, BEBKA Kalkınma Kurulu Başkanlığı ve Anadolu ÜPAK Yönetim Kurulu Üyeliği gibi önemli görevlerde de Eskişehir’imizi temsil etme sorumluluğunu üstlendim. Ancak benim için en büyük unvan; üyelerimizin, üreticilerimizin, tüccarlarımızın ve sanayicilerimizin güvenini kazanmış olmaktır. En Büyük Gücümüz Birlik ve Güven Oldu Geçtiğimiz aylarda hayatımın en zorlu dönemlerinden birini yaşadım. Bu süreçte gösterdiğiniz ilgi, dualarınız, geçmiş olsun dilekleriniz ve samimi desteğiniz bana yalnız olmadığımı bir kez daha hissettirdi. Her telefon, her mesaj ve her ziyaret bana sadece moral vermedi; aynı zamanda Eskişehir’e hizmet etme sorumluluğumu daha da güçlendirdi. Bu vesileyle şahsıma ve aileme gösterdiğiniz tüm destek için gönülden teşekkür ediyorum. Bugün sizlerin karşısına yalnızca yeniden aday olmak için değil; bana duyduğunuz güvene layık olmak ve bu şehre olan hizmet yolculuğumu aynı heyecan ve kararlılıkla sürdürmek için yeniden huzurlarınızdayım. Güçlü Bir Borsa İnşa Ettik Göreve ilk geldiğimizde hedefimiz; güçlü, güvenilir, kurumsal ve geleceğe hazırlanan bir Ticaret Borsası oluşturmaktı. Yönetim Kurulumuz, Meclisimiz, çalışma arkadaşlarımız ve üyelerimizle birlikte bu hedef doğrultusunda önemli yatırımları hayata geçirdik: Organize Sanayi Bölgesinde modern depolama yatırımlarını gerçekleştirdik. Elektronik satış sistemlerini hayata geçirerek tarımsal ticarette dijitalleşmenin, şeffaflığın ve hızlı ticaretin önünü açtık. “ETB Mobil Borsam” uygulamasını hayata geçirerek üyelerimizin piyasa fiyatlarına ve Borsa hizmetlerine dijital ortamdan daha hızlı ulaşmasını sağladık. Laboratuvar altyapımızı yeni teknolojiler ve uzman kadrolarla güçlendirdik; Özel İstek Laboratuvarımızı hizmete açtık ve Yetkili Sınıflandırıcı Laboratuvar statüsüne ulaşarak ürünlerimizin analiz, kalite ve sınıflandırma kapasitesini geliştirdik. Seyitgazi ve Alpu’da irtibat bürolarımızı kurduk; Beylikova’da Borsamıza kalıcı bir yerleşke kazandırdık. Çifteler ve Sivrihisar’daki altyapımızı güçlendirerek hizmet ağımızı ilçelerimize yaydık. Yeni tesisler ve teknik altyapılar kazandırdık. Borsamızın mali yapısını ve öz kaynaklarını önemli ölçüde güçlendirdik. Eskişehir’in uzun yıllardır ihtiyaç duyduğu modern mezbaha yatırımının hayata geçirilmesi sürecinde Eskişehir Büyükşehir Belediyesiyle yakın istişare içerisinde çalışarak projenin şehrimize kazandırılması için önemli katkılar sunduk. TOBB başta olmak üzere ulusal kurum ve kuruluşlardaki görev ve çalışmalarımızla Eskişehirli üreticimizin, tüccarımızın ve sanayicimizin sesini Türkiye’nin karar mekanizmalarında daha güçlü şekilde temsil ettik. Uluslararası temas ve iş birlikleriyle dünyadaki gelişmeleri ve iyi uygulamaları yakından takip ederek Borsamızın temsil gücünü artırdık. Elbette bu hizmet yolculuğu bizimle başlamadı. Görevi devraldığımız kıymetli başkanlarımızın ve yönetimlerimizin bizlere teslim ettiği hizmet bayrağını, onların emeklerine ve Borsamızın kurumsal birikimine sahip çıkarak daha ileriye taşıdık. Eskişehir Ticaret Borsasının bugün ulaştığı güçlü yapı, geçmişten bugüne bu kuruma emek veren herkesin ortak eseridir. Bugün Eskişehir Ticaret Borsası; güçlü mali yapısı, teknolojik ve kurumsal altyapısı, ilçelerimize ulaşan hizmet ağı ve ulusal düzeydeki temsil gücüyle Türkiye’nin örnek Ticaret Borsalarından biri olma yolunda önemli bir mesafe katetmiştir. Bu başarı hiçbir zaman tek bir kişiye ait olmadı. Yönetim Kurulumuzun, Meclisimizin, çalışma arkadaşlarımızın, üyelerimizin ve tüm paydaşlarımızın ortak emeğinin eseridir. Her zaman söylediğim gibi: “Ben yaptım” değil, “Biz başardık.” Şimdi Yeni Bir Dönem Başlıyor İlk günden itibaren kurumumuzu güçlendirdik. Yeni dönem, geçmişi tekrar eden değil; ilk günden itibaren birlikte oluşturduğumuz güçlü kurumsal yapıyı üyelerimize daha fazla değer üreten kalıcı bir mirasa dönüştürme dönemi olacaktır. Artık yeni hedefimiz, bu güçlü kurumsal yapıyı üyelerimiz için daha fazla katma değer üreten bir yapıya dönüştürmektir. Çünkü güçlü bir Borsa tek başına yeterli değildir. Üreticilerimizin daha fazla kazanması gerekir. Tüccarlarımızın ticaretini daha hızlı, daha güvenli ve daha verimli yapabilmesi gerekir. Sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu kaliteli ve sürdürülebilir ürün tedarik altyapısını daha da güçlendirmemiz gerekir. Eskişehir tarımının teknolojiyle, bilgiyle ve katma değerle büyümesi gerekir. İşte yeni dönemde bütün enerjimizi bu hedefe yönlendireceğiz. Eskişehir Tarım ve Ticaret Kampüsü Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana mali disiplini esas alan yönetim anlayışımız sayesinde Borsamızın öz kaynaklarını yaklaşık 40 kat artırmayı başardık. Bu güçlü mali yapı, bugün bizlere Eskişehir’in geleceğine yatırım yapabilecek imkânı sunmaktadır. Artık hedefimiz; yıllar içinde oluşturduğumuz bu kurumsal gücü ve mali birikimi, Eskişehir’e uzun yıllar hizmet edecek Eskişehir Tarım ve Ticaret Kampüsü'ne dönüştürmektir. Yeni dönemin en önemli projesi, Eskişehir’e kazandırmayı hedeflediğimiz bu kampüs olacaktır. Bu proje yalnızca yeni bir hizmet binası değil; üretimin, ticaretin, bilginin ve bereketin buluştuğu yaşayan bir merkez olacaktır. Bu kampüs: Lisanslı depoculuk sistemini, Elektronik satış altyapısını, Uluslararası standartlarda akredite ürün analiz laboratuvarlarını, Mevcut meslek gruplarımızın ihtiyaçlarına yönelik endüstriyel binalar ve işleme alanlarını, Modern Canlı Hayvan Borsası hizmetlerini, Ata Tohumu Koruma ve Geliştirme Merkezini, Tarımsal Ar-Ge ve verimlilik çalışmalarını, Üniversite ve kamu iş birliklerini, Devlet destekleri ve proje danışmanlığını, Eğitim ve dijital dönüşüm programlarını aynı çatı altında buluşturan yaşayan bir üretim ve ticaret merkezi olacaktır. Bu hedef doğrultusunda yeni yerleşke için uygun alanların belirlenmesine yönelik çalışmalar 2025 yılından itibaren başlatılmış; ilgili kurumlarla yatırım planlamaları ve yer tahsisi konusunda görüşmelerimiz yapıcı bir anlayışla sürdürülmektedir. Hedefimiz yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek değil; Eskişehir tarımını geleceğin koşullarına hazırlayan, değişime uyum sağlayan ve Türkiye’ye örnek olacak bir merkez oluşturmaktır. Hedefimiz Daha Üretken Bir Eskişehir İstiyoruz ki; Eskişehirli üretici daha çok kazansın. Eskişehirli tüccar daha güçlü rekabet edebilsin. Sanayicimiz ihtiyaç duyduğu kaliteli ürüne daha kolay ulaşabilsin. Gençler tarımı geleceğin mesleği olarak görsün ve tarımsal girişimcilik teşviklerle desteklensin. Kadın üreticilerimiz daha fazla desteklensin. Üniversitelerimizle bilgi üreten, sanayimizle katma değer oluşturan güçlü iş birlikleri kurulsun. Eskişehir yalnızca üretim yapan değil, tarım ticaretine yön veren şehirlerden biri olsun. Birlikte Geleceğe Eskişehir Ticaret Borsası büyük bir ailedir. Farklı düşüncelerimiz, farklı meslek gruplarımız ve farklı beklentilerimiz olabilir; ancak hepimizin ortak paydası Borsamızın ve Eskişehir’in geleceğidir. Bizim anlayışımızda ayrıştırmak değil birleştirmek; yalnızca bize destek verenlerin değil, bütün üyelerimizin sesi olmak esastır. Seçimler gelip geçer; kurumlar, dostluklar ve birlikte çalışma kültürü kalır. Yeni dönemde de kapımız, fikri ve tercihi ne olursa olsun bütün üyelerimize açık olacaktır. Bugüne kadar ortak akla inandık. İstişare kültüründen hiç vazgeçmedik. Şeffaflığı, katılımcılığı ve hesap verebilirliği yönetim anlayışımızın temel ilkeleri olarak benimsedik. Bundan sonra da aynı anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyorum ki ilk günden itibaren Eskişehir Ticaret Borsasını birlikte güçlendirdik. Bu yeni dönemde ise hedefimiz, bu gücü Eskişehirli üreticilerimizin, tüccarlarımızın ve sanayicilerimizin daha fazla kazanacağı; Eskişehir tarımının daha köklü yarınlara taşınacağı kalıcı projelere dönüştürmektir. Çünkü; Güçlü Borsa, Güçlü Üretici... Güçlü Üretici, Güçlü Eskişehir demektir. Bugün sizlerden yalnızca destek istemiyorum. Sizleri, Eskişehir tarımının ve ticaretinin yeni dönemini birlikte inşa etmeye davet ediyorum.''

CHP'li Sarıbal: "Mehmet Şimşek Enflasyonun Değil, Çiftçinin Belini Kırdı" Haber

CHP'li Sarıbal: "Mehmet Şimşek Enflasyonun Değil, Çiftçinin Belini Kırdı"

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman yangınlarını önleme sorumluluğunun yurttaşların duyarlılığına bırakılamayacağını söyledi. Tarımsal ithalat verilerini de değerlendiren Sarıbal, yılın ilk altı ayında seçilmiş bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı için yaklaşık 410 milyar lira ödendiğini, çiftçiye ayrılan desteğin ise 168 milyar lirada kaldığını belirtti. Sarıbal, “Mehmet Şimşek enflasyonun belini kıramadı; kırsaydı faizler düşerdi. Mehmet Şimşek yoksulun, fakirin, emeklinin, emekçinin, köylünün ve çiftçinin belini kırdı” dedi. Ormanları koruma sorumluluğu yurttaşa bırakılamaz Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın Çanakkale, Balıkesir, Bursa, İzmir ve Manisa başta olmak üzere birçok ilde artan yangın riskine ilişkin, “En büyük gücümüz vatandaşlarımızın duyarlılığı ile yangın çıkmasını önlemektir” açıklamasını değerlendiren Sarıbal, yurttaşların sorumlulukla hareket etmesinin önemli olduğunu ancak kamusal hazırlığın yerine geçirilemeyeceğini söyledi. Sarıbal, “Vatandaşlarımız elbette duyarlı olacak, kendi sorumluluklarını yerine getirecek. Ama bu şu demek değildir: Vatandaşlarımız dikkat ederlerse orman yangınları çıkmaz. Asla böyle bir şey yok” diye konuştu. İklim değişikliği, artan sıcaklıklar, kuraklık, düşük nem ve rüzgârın yangın riskini artırdığını belirten Sarıbal; enerji nakil hatları, yol kenarlarındaki yanıcı maddeler, orman alanlarındaki ticari faaliyetler ve önleyici ormancılık çalışmalarındaki eksikliklerin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 2025'te 81 bin 473 hektar orman alanı yandı Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 3 bin 224 orman yangını çıktı ve 81 bin 473 hektar orman alanı zarar gördü. Yangınlardan 1.012'sinin çıkış nedeni belirlenemedi; nedeni belirlenemeyen yangınlarda yanan alanın büyüklüğü 37 bin 626 hektara ulaştı. Sarıbal, “Bir tane değil, iki tane değil, üç tane değil; 3 bin 224 orman yangınının 1.012'sinin sebebi belli değil. Açıkça itiraf ediliyor ki orman yangınlarının neden çıktığını bile tespit edemiyoruz” dedi. Ormancılık Politikası Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış'ın hesaplamasına göre 2010-2019 döneminde yılda ortalama 7 bin hektar orman alanı yanarken, 2020-2025 döneminde yıllık ortalama kayıp 49 bin hektara çıktı. Böylece yıllık ortalama yanan alan yaklaşık yedi katına yükseldi. 12,5 milyon hektarlık alan yüksek yangın riski altında Türkiye Ormancılar Derneğinin değerlendirmesine göre yaklaşık 12,5 milyon hektarlık alan yangına hassas bölgelerde bulunuyor. Akdeniz, Ege ve Marmara'daki riskli alanların uzun süredir bilindiğini belirten Sarıbal, yangın çıkmadan önce yol kenarlarının, enerji nakil hatlarının, yangın emniyet şeritlerinin ve müdahale altyapısının hazır hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Sarıbal, yangınların yalnız çıktıktan sonra söndürülmeye çalışılmasının yeterli olmadığını belirterek, “Yangınlar bir sonuçtur. Önemli olan, yangınlar çıkmadan önce gerekli çaba ve çalışmaları yapabilmektir” dedi. Enerji hatlarından çıkan yangınlar yanan alanın dörtte birini oluşturuyor Hazırlık notlarında aktarılan verilere göre enerji nakil hatlarından kaynaklanan yangınların toplam yangın sayısı içindeki payı yaklaşık yüzde 7 iken, bu yangınlarda zarar gören alanın toplam yanan alan içindeki payı yaklaşık yüzde 25'e ulaşıyor. Sarıbal, enerji hatlarından çıkan yangınların sayıca sınırlı görünmesine rağmen geniş alanlara yayıldığını belirterek, kritik hatların bakımının enerji şirketlerinin tercihine bırakılamayacağını ifade etti. “Kentin merkezinde, rantın yüksek olduğu yerde enerji hatlarını yer altına alıyorlar. Mesele orman olunca enerji şirketleri ve Bakanlık bu işin üzerine yeterince gitmiyor” diyen Sarıbal, ormanlık alanlardan geçen kritik hatların yer altına alınmasını istedi. 900 bin hektar orman alanı ticari faaliyetlere açıldı Yaklaşık 900 bin hektar, başka bir ifadeyle 9 milyon dekar orman alanı madencilik, enerji, turizm, taş ocağı, ulaşım ve atık tesisleri gibi faaliyetlere ilişkin izinlere konu edildi. Sarıbal, ormanlara yurttaşların girişinin sınırlandırıldığı dönemlerde aynı alanlarda madencilik, enerji ve turizm faaliyetlerinin devam etmesine tepki gösterdi: “Madenciler orada, enerji şirketleri orada, turizmciler orada ama halka yasak. Niye? Halk suçlu. Ormanların yangın sebebi halk olacak; böyle bir şey olamaz.” Orman köylüsünün, küçükbaş hayvancılığın ve geleneksel ormancılık faaliyetlerinin dışlanırken ticari faaliyetlerin genişlemesinin yangın riskini azaltmadığını belirten Sarıbal, verilen izin ve tahsislerin gözden geçirilmesini istedi. Orman işçileri geçici istihdamla çalıştırılamaz Yangınlara karşı sahada mücadele eden orman işçilerini ve kamu emekçilerini selamlayan Sarıbal, havadan müdahalenin tek başına yeterli olmadığını, yangının zeminde yer ekipleri tarafından söndürülmesi gerektiğini söyledi. Orman işçilerinin kadrolu, eğitimli ve sahayı tanıyan personelden oluşması gerektiğini belirten Sarıbal, çalışma sürelerinin, ücretlerinin, özlük haklarının ve kişisel koruyucu donanımlarının yaptıkları işin tehlikesine göre düzenlenmesini istedi. Sarıbal, “Bakanlığın bu işi geçici istihdamla değil, sahici bir kadrolaşmayla; uzman, eğitimli ve tecrübeli insanlarla yapması gerekir” dedi. Bakanlığa personel, hava aracı ve hazırlık soruları Sarıbal, yüksek yangın riski açıklanan Çanakkale, Balıkesir, Bursa, İzmir ve Manisa için Tarım ve Orman Bakanlığına şu soruları yöneltti: Riskli bölgelerde kaç kadrolu orman işçisi ve teknik personel hazır bekletilmektedir? Personelin yeterli eğitimi, tecrübesi, iş güvenliği malzemesi, aracı ve gereci var mıdır? Riskli bölgelerde müdahaleye hazır kaç uçak ve helikopter bulunmaktadır? Enerji nakil hatlarının ve yol kenarlarının son bakımları yapılmış mıdır? Yangın emniyet yollarındaki yanıcı madde yükü azaltılmış mıdır? Orman köyleri ve yerel yönetimlerle tahliye ve ilk müdahale planları hazırlanmış mıdır? Sarıbal, 1.012 yangının çıkış nedeninin belirlenememiş olmasının Bakanlığın inceleme, denetim ve uzman kadro kapasitesine ilişkin ciddi bir sorun ortaya koyduğunu söyledi. Yangın bütçesi Mehmet Şimşek'in oluruna bırakılamaz Orman Genel Müdürlüğünün yangın önleme ve mücadele bütçesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Sarıbal, ormanların korunmasının yalnızca mali disiplin yaklaşımıyla ele alınamayacağını söyledi. Sarıbal, “Orman Genel Müdürlüğünün yangın önleme ve mücadele bütçesi güçlendirilmelidir. Daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Bütün bunlar Mehmet Şimşek'in oluruna bırakılmamalıdır” dedi. Yüksek riskli bölgelerde yeterli sayıda kadrolu personel istihdamı, kapatılan veya işlevsizleştirilen eğitim merkezlerinin yeniden açılması, enerji hatlarının denetlenmesi, tahliye planlarının hazırlanması ve yangınların çıkış nedenleri için bağımsız ve bilimsel bir inceleme sistemi kurulması gerektiğini vurguladı. Üretimde rekor deniliyor, ithalat büyüyor Açıklamasının tarım bölümünde iktidarın “üretimde rekor” söylemi ile dış ticaret verileri arasındaki çelişkiye dikkat çeken Sarıbal, artan mazot, gübre, enerji, sulama ve finansman maliyetlerinin yerli üreticiyi zayıflattığını söyledi. Hazırlık notlarına göre son bir yılda amonyum nitrat gübresinin fiyatı yüzde 71, amonyum sülfat gübresinin fiyatı yüzde 59,4, 20.20.0 kompoze gübrenin fiyatı yüzde 35,4, mazot fiyatı ise yüzde 43,6 arttı. Sarıbal, “Dışarıdan ithalat, içerideki üretimden daha ucuz hale getirildi. Bunun sorumlusu bizzat iktidar ve yakın dönemde Mehmet Şimşek'in ekonomi politikalarıdır” dedi. Buğday ithalatı yüzde 150 arttı 2026 yılının ilk altı ayında buğday ithalatı, geçen yılın aynı dönemindeki 1 milyon 329 bin 3 tondan 3 milyon 331 bin 700 tona yükseldi. Buğday ithalatına ödenen tutar 343 milyon 86 bin dolardan 856 milyon 796 bin dolara çıktı. Miktar ve değer artışı yaklaşık yüzde 150 oldu. Mısır ithalatı 3 milyon 458 bin 391 tondan 4 milyon 374 bin 514 tona, ödenen tutar ise 881 milyon 461 bin dolardan 1 milyar 106 milyon 293 bin dolara yükseldi. Toplam hububat ithalatı miktar olarak yaklaşık yüzde 59 artarak 7 milyon 908 bin 504 tona ulaştı. Hububat ithalatına ödenen tutar ise yüzde 54 artışla 2 milyar 82 milyon 53 bin dolara çıktı. Yağlı tohum ve küspe ithalatı büyüdü Yağlı tohum ithalatına ödenen tutar 2025'in ilk yarısındaki 1 milyar 543 milyon 185 bin dolardan, 2026'nın aynı döneminde 1 milyar 998 milyon 325 bin dolara yükseldi. Artış yüzde 29 oldu. Ayçiçeği tohumu ithalatı 730 bin 137 tondan 977 bin 433 tona, ithalata ödenen tutar ise 493 milyon 691 bin dolardan 748 milyon 344 bin dolara çıktı. Küspe ithalatı 1 milyon 138 bin 887 tondan 1 milyon 602 bin 884 tona yükseldi. Küspeler için ödenen tutar 360 milyon 847 bin dolardan 558 milyon 97 bin dolara çıkarak yüzde 55 arttı. Soya küspesi ithalatı tek başına 602 bin 390 tondan 1 milyon 84 bin 878 tona yükseldi. Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına 1,17 milyar dolar Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ödenen toplam tutar, 2025'in ilk yarısındaki 977 milyon 631 bin dolardan, 2026'nın aynı döneminde 1 milyar 173 milyon 867 bin dolara çıktı. Kırmızı et ithalatı 34 bin 951 tondan 43 bin 995 tona yükseldi. İthalata ödenen tutar ise 248 milyon 19 bin dolardan 436 milyon 868 bin dolara çıkarak yaklaşık yüzde 76 arttı. İthalata 410 milyar, çiftçiye 168 milyar lira Tabloda yer alan seçilmiş bitkisel ürünlerin ithalatına 2026 yılının ilk altı ayında 8 milyar 105 milyon 982 bin dolar, canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ise 1 milyar 173 milyon 867 bin dolar ödendi. Toplam tutar 9 milyar 279 milyon 849 bin dolar oldu. Dolar kuru 44 lira üzerinden hesaplandığında karşılığı yaklaşık 408,3 milyar liraya ulaşıyor. Sarıbal, bu tutarı konuşmasında yuvarlayarak 410 milyar lira olarak ifade etti. Sarıbal, “İthalata yaklaşık 410 milyar lira veriyoruz. Peki bu iktidarın çiftçiye ayırdığı para ne kadar? 168 milyar lira” dedi. Mehmet Şimşek enflasyonun değil, çiftçinin belini kırdı Meyve ve sebze fiyatlarındaki üretici kaynaklı düşüşlerin enflasyonla mücadele başarısı olarak gösterilemeyeceğini belirten Sarıbal, ithalat ve düşük fiyat politikalarının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal şöyle konuştu: “Mehmet Şimşek enflasyonun belini kıramadı; kırsaydı faizler düşerdi. Ama bildiğim bir şey var: Mehmet Şimşek yoksulun, fakirin, emeklinin, emekçinin, köylünün ve çiftçinin belini kırdı. Vahşi liberal politikalara bu halkı, bu ülkeyi teslim etti.” Sarıbal, açıklamasını, “Bu düzen değişecek; hakkaniyetli, adil, halktan, ülkeden, emekçiden, çiftçiden ve topraktan yana yeni bir düzen elbet kurulacak” sözleriyle tamamladı.

CHP'li Gürer: "Milyonlar Harcanıyor, Vatandaşın Sofrasında Et Yine Lüks" Haber

CHP'li Gürer: "Milyonlar Harcanıyor, Vatandaşın Sofrasında Et Yine Lüks"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin kırmızı et politikası ile canlı hayvan ithalatı rakamlarına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. İktidarın ithalatla fiyatları düşürme politikasının başarısız olduğunu belirten Gürer, yıllık ithalat kotalarının daha ilk altı ayda dolduğuna dikkat çekti. ​Yıllık İthalat Kotası İlk Altı Ayda Tükendi ​Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı boyunca toplam 500 bin baş besilik sığır ithal edileceğini açıkladığını hatırlatan Gürer, yılın ilk 6 ayında bu rakamın %80'inden fazlasına ulaşıldığını belirtti. Yılın ilk yarısında toplam 412 bin 343 baş sığır ithal edildiğini vurgulayan Gürer, son 1,5 yıldaki toplam ithalatın ise 1 milyon 151 bin başı bulduğunu ifade etti. ​Yabancı besicilere sadece 6 ayda 736 milyon 951 bin dolar ödendiğini belirten Gürer, "Gemiler dolusu hayvan getiriyoruz, servet harcıyoruz ama vatandaşın et yemeği için tabağı yine boş" dedi. ​Okyanus Ötesinden İthalat: İlk 6 Ayda Hangi Ülkeden Kaç Sığır Geldi? ​Gürer'in paylaştığı verilere göre, 2026 yılının ilk yarısında en çok canlı hayvan ithal edilen ülkeler ve adetleri şu şekilde sıralandı: ​Brezilya: 250.983 baş ​Uruguay: 147.866 baş ​Avustralya: 8.572 baş ​Azerbaycan: 2.633 baş ​Estonya: 1.280 baş ​Letonya: 609 baş ​Polonya: 400 baş ​"Yeni Nesiller Antrikotun Tadını Bilmeden Büyüyecek" ​Brezilya ve Uruguay gibi ülkelerden okyanuslar aşılarak binlerce hayvan getirilmesine rağmen sektör sorunlarının çözülemediğini vurgulayan Gürer, dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin et almakta zorlandığını söyledi. Yerli besicinin artan yem ve ahır giderleri altında ezildiğini belirten Gürer, "Bu gidişle yeni nesiller antrikotun, bonfilenin ve pirzolanın tadına bakamadan büyüyecek. Kendi besicisini desteklemeyenler, başka ülkelerdeki besicileri zengin ediyor" diye konuştu. ​Yılbaşından Günümüze Et Fiyatlarındaki Artış Dikkat Çekti ​Kırmızı et fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken CHP'li Gürer, yılbaşından bu yana yaşanan değişimleri şu rakamlarla özetledi: ​Dana Kıyma: Yılbaşında 690 TL iken bugün 850 TL ​Dana Kuşbaşı: Yılbaşında 740 TL iken bugün 920 TL ​Dana Antrikot: Yılbaşında 950 TL iken bugün 1.495 TL ​Dana Bonfile: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL ​Kuzu Pirzola: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL ​Kuzu Kuşbaşı: Yılbaşında 930 TL iken bugün 1.320 TL ​"Çözüm İthalat Değil, Yerli Üretim" ​Artan maliyetlerin besiciyi, kira, işçilik, elektrik, mazot ve nakliye zamlarının ise kasapları zor durumda bıraktığını belirten Gürer, krizden yine ithalatçıların ve aracıların karlı çıktığını ifade etti. İthalatın kalıcı bir çözüm olmadığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, ülke hayvancılığının geliştirilerek yerli üretimin desteklenmesi ve mera hayvancılığının yaygınlaştırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Özer Matlı: "Tarımın Geleceğine Yatırım Yapmaya Devam Edeceğiz" Haber

Özer Matlı: "Tarımın Geleceğine Yatırım Yapmaya Devam Edeceğiz"

Tarım ve gıda sektörüne yönelik hayata geçirdiği projelerle üretimden ticarete uzanan değer zincirini güçlendiren Bursa Ticaret Borsası, 2026 yılının ilk yarısında tescil işlem hacmini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artırarak 41 milyar 668 milyon TL’ye yükseltti. Bursa TB, kurucu ortakları arasında yer aldığı Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’ndaki işlem hacmini de yüzde 316 artırarak, borsalar arasında ilk sıradaki yerini korudu. Tarımsal ticaretin güvenli, şeffaf ve kayıtlı bir yapıda gelişmesine katkı sağlayan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), 2026 yılının ilk 6 ayına ilişkin tescil işlem hacmi verilerini açıkladı. Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, yılın ilk yarısında elde edilen verilerin, Bursa’nın tarım ve gıda sektöründeki güçlü üretim altyapısını ve kayıtlı ticaret kültürünü bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Ocak-Haziran 2026 döneminde tescil işlem hacminin 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 35 artış göstererek 41 milyar 668 milyon 448 bin TL’ye ulaştığını açıklayan Başkan Özer Matlı, “Bu tablo, küresel piyasalardaki tüm belirsizliklere ve firmalarımızın yaşadığı finansman sorunlarına rağmen kentimizin tarım ve gıda sektöründeki dinamizmini, üyelerimizin Borsamıza duyduğu güveni açıkça ortaya koymaktadır. Elde edilen bu sonuçta emeği bulunan tüm üyelerimize, üreticilerimize ve sanayicilerimize teşekkür ediyorum” dedi. Tarımın geleceğini bugünden inşa ediyoruz Tarım ve gıda sektörünün yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, gıda arz güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma açısından da stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Başkan Matlı, “Tarımın geleceği, bugünden atılan doğru adımlar ve hayata geçirilen güçlü projelerle şekillenir. Üreticimizin rekabet gücünü artıran, ticareti kolaylaştıran ve piyasalarda güven ortamını güçlendiren her çalışma, ülkemizin tarımsal geleceğine yapılmış önemli bir yatırımdır. Bursa Ticaret Borsası olarak Gıda İhtisas OSB gibi üyelerimize değer katacak projeleri hayata geçirmeyi ve sektörümüzün gelişimine katkı sunmayı sürdüreceğiz” diye konuştu. Zirvenin sahibi yine zeytin oldu Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, 2026 yılının ilk yarısında en fazla işlem gören ürünleri de açıkladı. Buna göre 9 milyar 217 milyon 851 bin TL ile zeytin ilk sırada yer aldı. Zeytini sırasıyla 6 milyar 107 milyon 269 bin TL ile canlı hayvan, 5 milyar 518 milyon 047 bin TL ile et, 4 milyar 762 milyon 485 bin TL ile yaş sebze-meyve ve 2 milyar 572 milyon 244 bin TL ile soya fasulyesi takip etti. İşlem hacminde öne çıkan ürünlerin Bursa’nın tarımsal üretimdeki zenginliğini ve ticaretteki çeşitliliğini ortaya koyduğunu belirten Başkan Matlı, “Zeytinden canlı hayvana, etten yaş sebze ve meyveye kadar uzanan geniş ürün yelpazesi, kentimizin tarım ekonomisindeki çok yönlü yapısını yansıtıyor. Ürün çeşitliliğimiz ve her geçen gün derinleşen piyasa yapımız, Borsamızın işlem hacmindeki istikrarlı büyümenin en önemli dinamikleri arasında yer alıyor” dedi. Marmara ÜPAK’ta Bursa TB Damgası Başkan Özer Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın kurucu ortakları arasında yer aldığı Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nun (Marmara ÜPAK) 2026 yılının ilk yarısındaki performansını da değerlendirdi. Bursa Ticaret Borsası’nın Marmara ÜPAK’taki işlem hacminin, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 316 artış göstererek 2 milyar 45 milyon 288 bin TL’ye ulaştığını açıklayan Özer Matlı, “Lisanslı depoculuk sistemi ile Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) piyasasına olan ilginin her geçen gün artması, doğru yönde ilerlediğimizi gösteriyor. Marmara ÜPAK bünyesinde yer alan borsalar arasında işlem hacmi bakımından ilk sırada yer alırken, acente kaydındaki müşteri sayımızı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 191 artırdık. Elde ettiğimiz bu sonuçlar, üreticilerimizin, tüccarlarımızın ve yatırımcılarımızın sisteme duyduğu güveni açıkça ortaya koyuyor” diye konuştu. Marmara ÜPAK’ta Bursa Ticaret Borsası acentesi üzerinden en fazla işlemin sırasıyla mısır, buğday ve arpada gerçekleştiğini belirten Başkan Özer Matlı, lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşması ve ürün piyasalarının daha da derinleşmesi için çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. Bursa TB’de En Çok İşlem Gören 5 Ürün Zeytin 9.217.851.118 TL Canlı Hayvan 6.107.269.312 TL Et 5.518.047.575 TL Yaş Sebze Meyve 4.762.485.278 TL Soya Fasulyesi 2.572.244.482 TL

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.