Hava Durumu

#Canlı Hayvan

Kırsal Haber - Canlı Hayvan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Canlı Hayvan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?" Haber

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Hayvansal Üretim İstatistikleri ile mayıs ayında yayımlanan et ve süt üretim verileri arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, “Ortada ciddi bir veri tutarsızlığı ve yönetilemeyen bir hayvancılık politikası var. Bir yandan hayvan varlığının arttığı söyleniyor, öte yandan et ve süt üretimi geriliyor. Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor?” dedi. Sarıbal’ın değerlendirmesine göre, Türkiye İstatistik Kurumu 10 Şubat 2026’da yayımladığı Hayvansal Üretim İstatistikleri’nde, şap salgınına rağmen büyükbaş hayvan varlığının yüzde 4,3, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 5,4 arttığını açıkladı. Ancak 5 Mayıs’ta açıklanan kırmızı et ve süt üretim verileri, bu artış iddiasıyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu. Kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 tondu, 2025 yılında 1 milyon 885 bin 130 tona gerileyerek yüzde 10,5 düştü. Sığır etinde yüzde 11,5, koyun etinde yüzde 8,1, keçi etinde yüzde 8,8 ve manda etinde yüzde 6,3 azalma yaşandı. Süt üretiminde de benzer bir gerileme yaşandığını belirten Sarıbal, çiğ süt üretiminin 22 milyon 487 bin tondan 21 milyon 379 bin tona düştüğünü, toplam kaybın yüzde 4,9 olduğunu söyledi. İnek sütünde yüzde 4, koyun sütünde yüzde 11,9, keçi sütünde yüzde 29,8 ve manda sütünde yüzde 33 oranında düşüş yaşandığını aktardı. Milletvekili Sarıbal, “Eğer hayvan varlığında gerçekten artış varsa üretim neden düşüyor? Eğer üretim düşüyorsa bu artışın karşılığı nerede?” dedi. HAYVAN VARLIĞI ARTIYORSA NEDEN İTHALATA İHTİYAÇ DUYULUYOR? Şap salgını nedeniyle ülkede 158 hayvan pazarının kapatıldığını ve salgının ekonomiye 160 milyar lirayı aşan zarar verdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Sarıbal, üretimdeki düşüşün sahadaki gerçek tabloyu daha açık biçimde gösterdiğini söyledi. 2025 yılı içinde yaklaşık 760 bin baş canlı hayvan ile 63 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldığına dikkati çeken Sarıbal, “Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor? Üretim düşerken ithalatın büyümesi, hayvancılıkta yanlış politikaların ve dışa bağımlılığın derinleştiğinin göstergesidir” dedi. Sarıbal, et ve süt üretimindeki eş zamanlı düşüşlerin, hayvan varlığına ilişkin açıklanan artış verilerinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini belirterek, “Resmi istatistiklerle piyasanın gerçeği arasındaki fark büyüyor. Bu çelişki, üreticinin, tüketicinin ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur” ifadelerini kullandı. 1980’li yıllardan bu yana nüfus yaklaşık yüzde 90 artarak 45 milyondan 86 milyona yükselirken, aynı dönemde toplam hayvan varlığının 85 milyon baş seviyesinden 76 milyon başa gerilediğini belirten Sarıbal, “Bu tablo, hayvansal üretimin nüfus artışıyla paralel büyümediğini ve kişi başına düşen hayvan varlığının ciddi biçimde azaldığını gösteriyor. Bu ters yönlü gelişim, yalnızca üretim açığı değil; aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliği açısından da alarm veriyor. Çünkü artan nüfusla birlikte et, süt ve diğer hayvansal ürünlere yönelik talep yükselirken, üretim kapasitesi aynı hızda büyümediği için arz açığı oluşuyor. Bu açık ise ithalatla kapatılmaya çalışılıyor. Sektördeki kırılmanın temelinde ise 1980 sonrası uygulanan neoliberal dönüşüm politikaları var. Hayvancılığı destekleyen kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesiyle birlikte kamunun sektördeki düzenleyici rolü büyük ölçüde tasfiye edildi. Özellikle karma yem sanayinin özelleştirilmesi, üreticinin en temel girdisi olan yemde fiyat denetimini ortadan kaldırdı. Böylece yem piyasası ithal hammaddeye ve özel sektörün belirleyiciliğine teslim edildi” dedi. HAYVANCILIKTA İTHALAT KRİZİN KENDİSİ OLDU Hayvansal üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini yem giderlerinin oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, “2007–2008 yıllarında yaşanan kuraklık bu kırılgan yapıyı daha da derinleştirdi. Yem fiyatları neredeyse iki katına çıkarken, aynı dönemde alınan süt tozu ithalatı kararı nedeniyle çiğ süt fiyatları yarı yarıya düştü. Sonuçta süt üreticisi sattığı sütle yem alamaz hale geldi. Üretici zarar ettikçe çözümü damızlık hayvanını kesime göndermekte buldu. Kısa sürede 1 milyondan fazla damızlık hayvan kesildi. Bu kayıp, yalnızca süt üretimini değil kırmızı et üretimini de vurdu. İç piyasa talebi karşılayamaz hale gelince AKP iktidarı 2010 yılında kırmızı et ithalatının önünü açtı. Ancak ithalat, krizi çözmek yerine kalıcı hale getirdi. Yerli üretici rekabet edemez hale gelirken, üretimden çekilmeler hızlandı. Tüketici açısından ise fiyatlar düşmedi; tam tersine katlandı. 2010’dan bu yana hayvansal ürün fiyatlarında ortalama 18 kat artış yaşandı. Tavuk eti 19 kat, kuzu eti 26 kat, dana eti ise 30 kat zamlandı” ifadelerini kullandı. 13,7 MİLYAR DOLAR YURTDIŞINA AKTI Hayvancılık desteklerinin tarımsal destek bütçesi içindeki payının hızla gerilediğine dikkat çeken Sarıbal, bu tercihin üreticiyi yalnız bıraktığını, ithalatı ise kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Milletvekili Sarıbal, 2020 yılında tarımsal destek bütçesinin yaklaşık yüzde 36’sının hayvancılığa ayrıldığını, bu oranın 2025 itibarıyla yüzde 17,7’ye kadar düştüğünü belirterek, “Hayvancılıkta ithalat bağımlılığı iki temel nedene dayanıyor. Yüksek üretim maliyetleri ve üreticinin gelir elde edememesi. Bu iki etken, yetiştiriciyi sistem dışına iterken, üretim artış hızını da nüfus artışının gerisine düşürüyor. Türkiye’de hayvancılık, plansızlık, özelleştirme ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yapısal bir krizin içinde” dedi. Kırmızı et krizinin çözümü adı altında sürdürülen ithalat politikalarının ülkeye ağır bir maliyet yüklediğini kaydeden Sarıbal, bugüne kadar canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 13,7 milyar dolar harcandığını belirtti, “7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan için 395 milyon dolar, 482 bin ton kırmızı et ithalatı için ise 2,7 milyar dolar ödendi. Bu kaynak halkın cebinden çıktı ama halkın sofrasına ucuz et olarak dönmedi. Kazanan Brezilya, Uruguay ve Avrupa’daki et şirketleri oldu” dedi. 2025 yılında ithalatın daha da arttığını ifade eden Sarıbal, yalnızca geçen yıl 760 bin baş canlı hayvan ve 63 bin ton kırmızı et için toplam 1,7 milyar dolar ödendiğini söyledi. 2026’nın ilk üç ayında ise ithalat için 522 milyon dolar harcandığını belirten Sarıbal, hayvancılıkta dışa bağımlılığın artık geçici değil, yapısal bir hale geldiğini kaydetti. MERA POLİTİKALARI ÇÖKTÜ Hayvancılığın temel dayanaklarından biri olan mera alanlarının da sistemli biçimde yok edildiğini söyleyen Sarıbal, 1940’larda 44 milyon hektar olan mera varlığının bugün 14–15 milyon hektara kadar düştüğünü belirtti. 4342 sayılı Mera Kanunu’na rağmen 27 yıldır tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının tamamlanamadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ihmal değil, bilinçli bir terk ediştir. Mera alanları korunmadı; işgal edildi, rant politikalarına kurban edildi” diye konuştu. YERLİ IRKLAR YOK OLMA NOKTASINDA İthalata dayalı hayvancılık modelinin yerli hayvan varlığını da tasfiye ettiğini belirten Sarıbal, özellikle son 15 yılda yoğun canlı hayvan ithalatı ve kültür ırkı boğa sperması kullanımının yerli ırkları sistem dışına ittiğini söyledi. 1991 yılında 6 milyon 686 bin baş olan yerli ırk sığır sayısının 2025 itibarıyla 884 bin başa kadar gerilediğini açıklayan Sarıbal, “Toplam sığır varlığı içindeki payı yüzde 55,8’den yüzde 5’e düştü. Bu aynı zamanda genetik varlığımızın, biyolojik zenginliğimizin kaybıdır” dedi.

Özer Matlı: "Bursayı Gıda Sektöründe Bölgesel Güç Yapacağız" Haber

Özer Matlı: "Bursayı Gıda Sektöründe Bölgesel Güç Yapacağız"

Tarım sektöründe güvenli ticaretin adresi olan Bursa Ticaret Borsası, 2026 yılının ilk çeyreğinde tescil işlem hacmini bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artırarak 19,3 milyar seviyesine çıkardı. Marmara ÜPAK bünyesindeki 23 borsa arasında işlem hacmiyle zirveye yerleşen Bursa TB, dijital tarım piyasalarındaki öncü rolünü pekiştirdi. Bursa tarım ticareti ve ekonomisinin temel yapı taşlarından biri olan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), 2026 yılına hızlı bir başlangıç yaptı. İlk çeyrek tescil işlem hacmi rakamlarını paylaşan Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Ocak-Mart aylarını kapsayan dönemde tescil işlem hacminin bir önceki yıla göre yüzde 19 artışla 19 milyar 355 milyon TL olarak gerçekleştiğini söyledi. ABD-İsrail-İran savaşıyla küresel ekonomide artan belirsizliklere ve finansal sıkıntılara rağmen Bursa iş dünyasının üretim azminden vazgeçmediğini belirten Başkan Özer Matlı, yakalanan ivmenin sevindirici olduğunu ifade etti. Zeytin liderliğini koruyor Yılın ilk çeyreğinde en çok işlem gören ürünleri de açıklayan Başkan Özer Matlı, Bursa’nın simge ürünlerinden zeytinin tescil işlem hacminde zirvedeki yerini koruduğunu belirtti. Başkan Matlı, “Zeytin, 5 milyar 68 milyon TL’lik işlem hacmiyle listenin ilk sırasında bulunurken, onu sırasıyla; 2 milyar 694 milyon lira ile canlı hayvan, 2 milyar 548 milyon lira ile et ve 2 milyar 370 milyon lira ile yaş sebze-meyve grupları izledi. Ayrıca mısır grubunda gerçekleşen 1 milyar 92 milyon liralık işlem hacmi de Bursa’nın hem hayvansal üretimde hem de bitkisel üretimde bölgedeki stratejik ağırlığının önemli bir göstergesidir” dedi. Marmara’nın en güçlü aktörü Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, kurucu ortağı oldukları Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu (ÜPAK) bünyesinde de yılın ilk çeyreğinde büyük bir başarıya imza attıklarını söyledi. Üye odaklı hizmet anlayışının bir sonucu olarak Marmara ÜPAK’ta Bursa TB acentesi üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 81 gibi rekor bir artışla 876 milyon liraya ulaştığını kaydeden Başkan Matlı, bu süreçte yatırımcı ilgisinin de katlanarak arttığını vurguladı. Bursa TB acente kaydındaki müşteri sayısını geçen yıla göre 5 kat arttırdıklarını kaydeden Matlı, “Bu performansla, Marmara ÜPAK bünyesindeki 23 borsa arasında işlem hacmi bazında ilk sıraya yükselmenin mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Bu başarı, üyelerimizin dijital ticaret sistemlerine olan güveninin ve Borsamızın kurumsal vizyonunun bir neticesidir” diye konuştu. Matlı: “Bursa tarım ticaretinde bölgesel merkez olma yolunda” Bursa Ticaret Borsası’nın sadece yerel değil, bölgesel bir aktör olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini vurgulayan Başkan Özer Matlı, Bursa’yı tarım ticaretinin merkezi yapma konusunda kararlı olduklarını ifade etti. Matlı, “Elde ettiğimiz veriler, Bursa’yı gıda sektöründe bölgesel bir güç yapma hedefimizde doğru bir rotada olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor. Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Gıda UR-GE projemiz ve dijitalleşme odaklı yatırımlarımızla kentimizin tarımsal değerlerini küresel standartlara taşımaya odaklanmış durumdayız. Teknolojiyle entegre, şeffaf ve yüksek işlem hacmine sahip bir borsa yapısıyla üreticimizin emeğini korurken, üyelerimize güvenli bir ticaret ortamı sunmayı sürdürüyoruz. Bu başarıda emeği olan tüm üyelerimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Üretici Batıyor, Tüketici Et Alamıyor! Haber

Üretici Batıyor, Tüketici Et Alamıyor!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, hayvancılık ve kırmızı et konusunda krizin büyüdüğünü, üreticiler derinleşen sorunlarla boğuşurken halkın da et tüketemez hale getirildiğini vurguladı. AKP iktidarının yüz binlerce hayvan ve tonlarca kırmızı et ithal ederek dışarıya 13 milyar dolar ödediğini anımsatan Barut, "Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne ülkenin hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır" dedi. "DİŞİ HAYVANLAR BİLE KESİME GİDİYOR" Türkiye’de kırmızı et tüketiminin, artan fiyatlar ve derinleşen üretim sorunları nedeniyle sürekli gerilediğini aktaran Barut, "Kırmızı et tüketiminde yaşanan bu kara tablo, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda çok ciddi bir halk sağlığı sorunudur" diye konuştu. Kırmızı et fiyatlarındaki artışın temel nedenlerine işaret eden Barut, "Hızla artan üretim maliyetleri, yetersiz tarımsal destekler, ithalata dayalı hayvancılık politikaları ve üreticiyi korumayan piyasa düzenlemeleri sorunu büyütüyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli hayvan yetiştiricileri, artan maliyetlere rağmen emeğinin karşılığını alamıyor, eti ve sütü para etmezken dişi hayvanlar dahi kesime gidiyor, çiftçimiz de üretimden çekiliyor" şeklinde konuştu "ESK YETERSİZ, İTHALAT GEREKSİZ" Kamusal açıdan düzenleyici kurum olarak görev yapması gereken Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) mağduriyet yarattığını bildiren Barut, şöyle devam etti. "ESK'nin uyguladığı kesim ve alım fiyatları, küçük üreticiler açısından ciddi bir mağduriyet yaratıyor. ESK tarafından açıklanan kesim fiyatları, birçok bölgede üretim maliyetlerinin altında kalmakta, küçük üreticileri zarara zorlayarak ve üretim dışına iterken özellikle büyük işletmeler lehine bir piyasa yapısı oluşmasına neden oluyor. Küçük üretici, hayvanını zararına kestirmek zorunda bırakılıp mağdur olurken hayvancılığı bırakıyor. Yıllardır sürdürülen canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı politikaları da, yerli üretimi baskılıyor. 2010 yılından bu yana Türkiye yaklaşık 11 milyon baş canlı hayvan ve 500 bin tonu aşacak şekilde kırmızı et ithal etmiş, 13 milyar dolar ödenmiştir. Son yıllarda ithalat artmış, 2025 yılı içerisinde 505 bin büyükbaş, 19 bin küçükbaş ithalatı yapılmış, 50 bin tonu aşkın kırmızı et ithalatı yapılmıştır. 2025 yılı için 1.2 milyar dolara yakın paramız dışarıya gitmiştir. Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır. İthalat adımları üretimi, üreticiyi, tüketiciyi ve ülke ekonomisini zarar sokmuştur." ÇÖZÜM İÇİN ÖNERİLERİNİ SIRALADI Et ve Süt Kurumu'nun uygulamalarına, iktidarın tarım ve hayvancılık politikaları ile ithalat dayatmasına tepki gösteren Barut, şunları kaydetti: "İktidarın bu sene içinde şimdilik 450 bin büyükbaş ve 70 bin ton kırmızı et ithalatı yapacağı öngörülüyor. Tarımı ve hayvancılığı bitirmeye yeminliler gibi destek vermeyerek, üstüne ithalat politikalarıyla birlikte ESK’nin düşük alım fiyatları ve yetersiz müdahalesi gözetildiğinde tablo daha da kötüleşiyor. Küçük üretici üretimden kopuyor, hayvan varlığı azalıyor, halkımız ise yüksek fiyatla karşı karşıya kalıyor. Yemden samana tüm maliyetler katlanırken, üreticinin eti ve sütü para etmiyor ama borcu sürekli katlanarak artıyor. Bu yaşananlar ve dayatılanlar hayvancılığı sürdürülemez hale getiriyor, ülke hayvancılığı tümüyle dışa bağımlı hale getiriliyor. Şap salgınında yaşandığı gibi bu iktidar çözüm üretmiyor, aksine büyütüyor. Çözüm için ise derhal ithalata dayalı hayvancılık politikaları son bulmalıdır. ESK’nin kesim ve alım fiyatları, üretim maliyetlerini esas alıp üretici lehine revize edilmeli, küçük ve orta ölçekli üretici korunmalı, yemden veterinerlik hizmetlerine dek diğer tüm girdilerde maliyet düşürücü yapısal önlemler alınmalıdır. Sorunlara çare olmayıp aksine büyüten destekleme politikaları da işlevsel, gerçekçi ve sürdürülebilir hale getirilmelidir."

Bursa Ticaret Borsası'ndan 2025 Yılında Tarihi Rekor Haber

Bursa Ticaret Borsası'ndan 2025 Yılında Tarihi Rekor

Bursa ekonomisinin lokomotif kurumlarından Bursa Ticaret Borsası, modern borsacılık vizyonuyla 2025 yılını rekor bir büyüme ile kapattı. Tescil işlem hacmini yüzde 53 artışla 71 milyar TL seviyesine taşıdıklarını belirten Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, “Bugüne kadar attığımız bütüncül adımlarla 2026 yılını projelerimizin sahada karşılık bulduğu gerçek anlamda bir ustalık dönemi olarak görüyoruz” dedi. Bursa’nın tarımsal ticaretine yön veren Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), yenilikçi ticaret anlayışı ve dijital dönüşüm eksenli çalışmalarıyla 2025 yılını rekorla kapattı. Tescil işlem hacmine ilişkin verileri açıklayan Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, 2024 yılında 46 milyar 531 milyon TL olan tescil işlem hacminin, 2025 sonu itibarıyla yüzde 53 artışla 70 milyar 970 milyon TL seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Ortaya konan bu rekor büyümenin uzun vadeli, planlı ve bütüncül çalışmaların bir sonucu olduğunu vurgulayan Başkan Özer Matlı, “Bu başarı, üyelerimizin üretim azmi ile Borsamızın teknolojik dönüşüm ve dijitalleşme odaklı projelerinin sahada yarattığı güçlü sinerjiyi ortaya koymaktadır” dedi. Zeytin 22,5 Milyar TL ile Zirvedeki Yerini Korudu Bursa’nın sahip olduğu güçlü tarım potansiyelin ekonomik değere dönüşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Özer Matlı, ürün bazlı tescil rakamlarının kentin üretim kabiliyetini net biçimde ortaya koyduğunu ifade etti. 2025 yılında borsa kotasyonuna sahip ürünler arasında ilk sırayı Bursa’nın en önemli tarımsal değeri olan zeytinin aldığını kaydeden Başkan Matlı, “22 milyar 592 milyon TL’lik işlem hacmiyle zeytin, tescil kalemlerimizde lokomotif rolünü sürdürdü. Onu 11 milyar 70 milyon lira ile yaş sebze-meyve, 7 milyar 873 milyon lira ile canlı hayvan grubu takip izledi. Elde edilen tescil rakamları, Bursa’nın üretim potansiyelinin Borsamızda katma değere dönüştüğünün en açık göstergesidir” diye konuştu. Marmara ÜPAK’ta 637 Milyon TL’yi Aşan Performans Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, tarım ticaretinin dijitalleşmesinde önemli bir yol üstlenen Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nda (Marmara ÜPAK) da Bursa TB üyelerinin yıl boyunca etkin bir performans sergilediğini belirtti. Marmara ÜPAK genelinde 2025 yılı boyunca 32 binin üzerinde işlem gerçekleştiğini ve yaklaşık 973 bin ton ürünün piyasada işlem gördüğünü kaydeden Başkan Matlı, “Kurucu ortağı olduğumuz Marmara ÜPAK’ta, Bursa TB acente kaydındaki üyelerimiz tarafından 637 milyon 705 bin TL tutarında işlem hacmi gerçekleştirildi. Bu performansla, platforma üye borsalar arasında 8. sırada yer alarak dijital tarım ticaretindeki gücümüzü bir kez daha ortaya koyduk. Özellikle mısır, arpa ve buğday gibi stratejik ürünlerdeki işlem yoğunluğu, bu başarının temelini oluşturdu” dedi. “Finansal İstikrar ile Büyüme İvmemiz Artacak” 2025 yılı tescil işlem hacmi rakamlarının, Borsa’nın uzun vadeli vizyonunun ve stratejik yaklaşımının bir yansıması olduğunu belirten Başkan Özer Matlı, şunları kaydetti: “Bugün attığımız her adımı; üretim, ticaret, mekân ve insan başlıklarını birbirinden ayırmadan, bütüncül bir anlayışla ele alıyoruz. Bursa Ticaret Borsası olarak 2026 yılını, bugüne kadar hayata geçirdiğimiz projelerin sahada karşılık bulduğu, gerçek manada bir ustalık dönemi olarak görüyoruz. Ekonomi yönetimimizin kararlı adımlarıyla enflasyonun yüzde 20-22 bandına gerilemesi halinde, işlem hacmimizde yüzde 35-40 oranında yeni bir artış yakalayacağımızı tahmin ediyoruz.” Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın önümüzdeki dönemde de üreticinin emeğini koruyan, üyelerin ticari faaliyetlerini kolaylaştıran ve Bursa’yı dünya tarım ticaretinin önemli merkezlerinden biri haline getirme hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini vurgulayarak, “Bu tarihi başarıda emeği geçen, tüm üyelerimize ve paydaşlarımızı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Bursa TB’de En Çok İşlem Gören 5 Ürün Zeytin: 22.592.058.602 TL Yaş Sebze-Meyve: 11.070.268.114 TL Canlı Hayvan (Büyükbaş-Küçükbaş): 7.873.997.096 TL Et (Büyükbaş-Küçükbaş-Piliç): 6.073.453.718 TL Mısır: 4.372.710.733 TL

Canlı Hayvan, Et ve Süt Sektörü Aynı Masada Buluştu Haber

Canlı Hayvan, Et ve Süt Sektörü Aynı Masada Buluştu

Kütahya Ticaret Borsası (KÜTBO), sektörlerin nabzını tutan istişare toplantılarına Canlı Hayvan, Et ve Süt sektörüyle devam etti. KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin ve Meclis Başkanı Halit Topbaş’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya; TKDK İl Koordinatörü Birsen Karaaslan, Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Yasin Özçam, KÜTBO Et ve Et Ürünleri Mesleki İhtisas Komisyonu Başkanı İsmail Akıncı, Süt ve Süt Ürünleri Mesleki İhtisas Komisyonu Başkanı Veli Sarı, Meclis ve Yönetim Kurulu üyeleri ile sektör temsilcisi Borsa Üyeleri katılım sağladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, Kütahya Ticaret Borsası’nın son dönemde yürüttüğü çalışmalar, sahada devam eden faaliyetler ve sektörlere yönelik gerçekleştirilen temaslar hakkında katılımcılara bilgi aktardı. Başkan Gültekin, konuşmasında Kütahya Canlı Hayvan Pazarı ile Aslanapa Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi projelerine ayrı bir parantez açarak, bu yatırımların ilimiz hayvancılığının kurumsal bir yapıya kavuşmasında, canlı hayvan ticaretinin güçlenmesinde ve et ile süt sektörlerinde sürdürülebilir üretimin desteklenmesinde önemli rol üstleneceğini belirtti. Gültekin ayrıca, sektörlerin sağlıklı gelişimi için kamu kurumlarıyla üretici ve sektör temsilcilerinin işbirliği içinde hareket etmesinin büyük önem taşıdığını dile getirdi. Canlı Hayvan ve Et Sektöründe Karşılıklı İstişare Toplantıda; sektöre ilişkin üretim maliyetleri, arz-talep dengesi ve piyasa işleyişi başta olmak üzere sahada karşılaşılan güncel sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı. Sektör temsilcileri, üretim ve pazarlama süreçlerinde yaşanan hususlara ilişkin beklenti ve taleplerini doğrudan ifade ederken, toplantıya katılan ilgili kurum yetkilileri mevcut uygulamalar ve yürürlükteki düzenlemeler hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Süt Sektöründe İstişare ve Bilgilendirme Süt sektöründe yaşanan gelişmelerin ele alındığı toplantıda; çiğ süt üretimi, kalite ve pazarlama süreçlerine ilişkin başlıklar değerlendirildi. Sektör temsilcilerinin ilettiği sorular çerçevesinde ilgili konularda bilgilendirmelerde bulunulurken, üretim süreçleri ve mevcut uygulamalara ilişkin görüşler paylaşıldı. Programda, üretimin sürekliliği ve etkinliğinin artırılmasına yönelik başlıklar ele alınarak sektörler ile alakalı yürürlükte bulunan destek unsurları, finansman olanakları ile hibe ve teşvik uygulamalarına dair bilgilere yer verildi. Toplantının genel değerlendirmesinde Başkan Gültekin, KÜTBO’nun sektörlerin sorunlarını dinleyen, istişareye dayalı bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Program, Canlı Hayvan, Et ve Süt sektörlerinde yeni üye olan Borsa üyelerine üyelik belgesi takdim edilmesinin ardından, iyi dilek ve temennilerle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.