Hava Durumu

#Cemil Tugay

Kırsal Haber - Cemil Tugay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cemil Tugay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uluslararası Tire Gastronomi Festivali Düzenlendi Haber

Uluslararası Tire Gastronomi Festivali Düzenlendi

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Tire Belediyesi tarafından kente kazandırılan Uluslararası Tire Gastronomi Festivali’ne katıldı. Önlük giyerek mutfak atölyesine giren ve ot kavurması ile Tire köfte yapımına katılan Başkan Tugay, “Tire’nin kendine özgü pek çok doğal ve tarihi güzelliği var. Bunların arasında gastronomi de var. O nedenle bu festival Tire’ye çok yakıştı” dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Tire Belediyesi tarafından ilk kez düzenlenen Uluslararası Tire Gastronomi Festivali’ne katıldı. İlk olarak Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu tarafından makamında ağırlanan Başkan Dr. Cemil Tugay’a Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, Beydağ Belediye Başkanı Şakir Başaran, Büyükşehir Belediyesi’nin bürokratları, ilçe belediyesinin yöneticileri ve temsilcileri eşlik etti. Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşmesi planlanan fakat yağıştan dolayı Tarihi Bedesten’e alınan açılış programında meclis üyeleri, mahalle muhtarları, gastronomi uzmanları, akademisyenler ve çok sayıda vatandaş yer aldı. Kortej iptal olmasına rağmen tören alanına yürüyerek giden Başkan Tugay, esnaf, vatandaş ve üreticilerle sohbet etti. Stantları gezen Başkan Tugay’a yoğun ilgi gösteren Tireliler zaman zaman fotoğraf çektirmek istedi. Rengarenk festival Festival kapsamında şef Sahrap Soysal’ın sahne programına katılan Başkan Tugay, Tire mutfağı ve yerel gastronomi ürünlerinin tadına baktı. Önlük giyerek mutfak atölyesine geçen Başkan Tugay, Tire Belediye Başkanı Okuroğlu ile birlikte ot kavurması ve Tire köfte yemeğini hazırladı. Gastronomi eğitimi alan öğrencilerle bir araya gelen Başkan Tugay çocukları da yemek yapılan kısma çağırdı ve ikramlardan sunum yaptı. Yurt dışından ziyaretçilerin de yer aldığı festivalde renkli görüntüler yaşandı. Doğu Türkistan’dan gelen konuklarla sohbet eden, fotoğraf çektiren Başkan Tugay kalpak taktı, kımız içti ve haşlanma yöntemiyle yapılan mantının tadına baktı. Daha sonra hatıra için istenen önlüğü konuklara takdim etti. “Buraya gastronomi festivali yakışırdı” Açılış konuşmaları kapsamında söz alan ve önemli mesajlar veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Bugün hemşehrilerimiz İzmir’imizin dört bir yanından buraya geldi. Bu güzel organizasyon için teşekkür ediyorum. Her şeyden önce Hayati Başkan çok heyecanla hazırlandı bu festivale. Yağmurun azizliğine uğradık ama olsun. Tire benim de iki yıl doktorluk yaptığım, benim için çok özel bir yer. Tire’nin kendine özgü pek çok doğal ve tarihi güzelliği var. Bunların arasında gastronomi de var. Burada yediğiniz her şey mutlaka lezzetlidir. O nedenle buraya gastronomi festivali yakışırdı. Bence devam etmeliyiz. Sadece Tire’de değil, hepimizin evi olan güzel İzmir’imizin dört bir köşesinde de, şehir merkezinde de bu festivali yapmalıyız” dedi. “İzmir güzeldir Tire şahanedir” Birlik, beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan günlerden geçildiğini belirterek sözlerini sürdüren Başkan Tugay, yerel yöneticiler olarak çalışmaya devam ettiklerini aktardı ve “Hizmet için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Kimse endişeye kapılmasın. Yalan yanlış algı çalışmalarına inanmayın” diye konuştu. İzmir’in Türkiye’nin en yaşanılası şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, “Siz yeter ki çalışın, ülkenizi sevin, birlik beraberliğinizi koruyun. Her türlü şeyi başarırız. Türkiye büyüktür, İzmir güzeldir, Tire şahanedir” ifadelerini kullandı. “Lezzetli bir festival olacak” İlk kez yapılan festivale Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu desteklerden dolayı teşekkür ederek konuşmasına başlayan Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu ise, “Bugün bereketiyle gelen bir gün oldu. Lezzetli bir festival olacak. İnşallah daha güzel festivallerde yine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay ile birlikte buluşacağız” dedi. Şef Sahrap Soysal da organizasyondan duyduğu mutluluğu aktarırken Tire’nin yerel lezzetlerinden övgüyle bahsetti.

Başkan Tugay’dan İzmir Körfezi İçin Ortak Mücadele Çağrıs Haber

Başkan Tugay’dan İzmir Körfezi İçin Ortak Mücadele Çağrıs

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Körfezi’nin kirlilikten arındırılması için liman, tersane ve Gediz Nehri’nin olumsuz etkilerinin önlenmesi gerektiğini ve bu konularda merkezi idareyle iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nda konuşan Başkan Tugay “Bize dip temizliği için gerekli yetkiyi vermezseniz, kil uygulamasına engel olursanız, Gediz Nehri’nin kirliliğini durdurmazsanız, davet ettiğimiz toplantılara gelmezseniz, bu soruna nasıl katkı vermiş olacaksınız?” dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda “Körfez İçin Bir Adım Daha” başlığıyla düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın ikinci gün oturumlarının açılışına katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta konuşan Başkan Tugay, kamuoyunun İzmir Körfezi’nin yaşamış olduğu durum hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını söyledi. Merkezi hükümet de dahil olmak üzere farklı kesimlerden farklı şeyler söylendiğini vurgulayan Tugay, “İzmir’de bir sorun var ama bu sorunu kimse sahiplenmiyor ve çözüm için de yeterli çaba gösterilmiyor. Birbirilerinin üstüne sorumluluk atıyorlar gibi bir düşünce içindeler. Haklılar; maalesef bu bilgi kirliliği böyle bir algının ortaya çıkmasına neden oluyor” diye konuştu. “Yoğun nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir” İzmir Körfezi’nin yapısına değinen Başkan Tugay, “İzmir Körfezi, dünyada çok nadir olan körfezlerden birisi. Şehrin metropolü körfez çevresine yerleşmiş. Yoğun bir nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir. Benzer sorun çok yerde var ama insanların yerleşim yerlerinden uzak olduğu için bu şekilde gündeme gelmiyor. En uç kısmında bir liman olan bir körfez bu. Farklı havzalardan gelen tam 33 tane akarsu bu körfeze boşalıyor. Bunların içinde Gediz Nehri de var” dedi. “Gediz, körfezi kirletmiyor demek art niyetli” Gediz Nehri’nin körfezi kirletmediği iddialarının art niyetli olduğunu dile getiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Gediz’in kirli suyu kesinlikle körfeze giriyor. Gediz’in dışında da hepimizin bildiği birçok akarsu, pek çok yerden topladığı atıkları körfeze boşaltıyor. Bir kısmı kentsel ve sanayi atıkları, bir kısmı da doğal alüvyonlar. Dün hocamızın da söylediği gibi, körfez artık bir depolama alanı. En doğru ifadelerden birisi bu. Bu derelerden gelen atıklar körfezde dibe çöküyor ve birikiyor. Efes Antik Kenti’nin bir liman kentiyken bin yıllar içinde Küçük Menderes’in taşıdığı alüvyonlarla nasıl dolduğunu görüyorsunuz. Akarsu yataklarının yanında bu kaçınılmaz bir şey” şeklinde konuştu. “Koku ve balık ölümleri travmatize etti” İklim krizinin etkisiyle özellikle yaz aylarında sıkça görülen alg patlamasına bağlı koku ve balık ölümleri hakkında konuşan Başkan Tugay, konferansın temel amaçlarından birinin bu soruna biyolojik çözüm bulmak olduğunu belirtti. Başkan Tugay, “Çok rahatsız edici bir sorunla karşı karşıyayız. Körfezde ‘alg patlaması’ olarak adlandırılan biyolojik bir problem var. Yaz aylarında ortaya çıkan koku ve balık ölümleri, insanları adeta travmatize etti. İzmir Körfezi’nin kanalizasyon atıklarıyla kirletildiği ve bu durumun belediye hizmetlerinin yetersizliğinden kaynaklandığı yönünde suçlamalar yapılıyor. Ben 59 yaşındayım; kendimi bildim bileli İzmir Körfezi’nde koku ve kirlilik vardı ancak balık ölümleri yaşanmıyordu. Bu durumda şu soruyu sormalıyız: Sorun, son dönemde artan kentsel atık kirliliğinin bir sonucu mu, yoksa başka bir nedeni mi var? Cevap çok açık; bu durum farklı bir nedene dayanıyor. Alg patlaması yeni bir olgu. Üstelik yalnızca İzmir Körfezi’ne özgü değil, dünyanın birçok bölgesinde görülüyor. Avustralya’nın güney kıyılarında da bu durumun yaşandığını biliyoruz. İstanbul’a yaptığım yolculuk sırasında Karadeniz kıyılarında da alg oluşumlarını gözlemledim. Bu durum hem denizlerde hem de tatlı sularda ortaya çıkıyor. Bu, çağımızın yeni sorunlarından biri. Temel nedeni ise iklim krizi, artan hava sıcaklıkları ve deniz suyunun ısınması. İzmir Körfezi’nde de karasal alanlarda olduğu gibi sıcaklık rekorları kırılıyor. Yaz aylarında su sıcaklığı 30 dereceye kadar yükseldi. Bu aşırı sıcaklık, alglerin çok hızlı ve yoğun şekilde çoğalmasına neden oluyor” dedi. “Alg patlaması çözmemiz gereken ağır ve yoğun bir sorun” Sıcaklığın yanı sıra körfez dibinde biriken atıkların da alg patlamasını tetiklediğini belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “Bu toplantının düzenlenme amacı da, alg patlamasına biyolojik bir çözüm bulup bulamayacağımız sorusuna yanıt aramak. Çünkü biyolojik sorunlara kalıcı çözümler de yine biyolojik yöntemlerle geliştirilebilir. Ancak bugün itibarıyla alg patlamasıyla etkin şekilde mücadele edebilecek kesin bir yöntem bulunmuyor. Biz bu konuya dikkat çekmek ve İzmir’i bu alanda önemli bir bilimsel çalışma merkezi haline getirmek istiyoruz. Şehrimizdeki bilim insanlarının ve deniz biyologlarının bu meseleye daha fazla odaklanmasına ihtiyaç var. Vatandaşlarımız şunu bilsin ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuyu son derece ciddiye alıyor. Bu, bizim en öncelikli gündem maddelerimizden biri.” “Arıtma nedenli kirliliği durdurduk, 1 ton çamur çıkardık” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “sağlıklı körfez” hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmalara değinen Başkan Tugay, arıtma kaynaklı kirliliğin tamamen önlendiğini vurguladı. Körfezde kapsamlı temizlik çalışmalarının sürdüğünü belirten Tugay, “İzmir tarihinde yapılan en büyük dip temizliğini gerçekleştiriyoruz ve bu çalışmalara kararlılıkla devam edeceğiz. Şu ana kadar 1 milyon tondan fazla dip çamuru çıkarıldı. Bakanlıktan alınan 4 milyon tonluk izin kapsamında çalışmalarımız sürecek” ifadelerini kullandı. Körfezin yapısal özelliklerine de dikkat çeken Tugay, “Körfezin güney kesimi daha derinken, kuzey kesiminde ciddi bir sığlık söz konusu. Hatta körfezin orta kesimindeki derinlik yer yer 2 metreye kadar düşüyor. Bu durum, körfez suyunun açık denizle yeterince sirkülasyon yapmasını engelliyor. Su adeta bir göl gibi durağan, hareket çok sınırlı. Bu düşük sirkülasyon da alg patlamasını kolaylaştırıyor” diye konuştu. “Körfezin en sıkıntılı yerinde tersane ve yük limanı işletemezsiniz” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin körfez temizliği kapsamında müdahale edemediği alanlara dikkat çeken Başkan Tugay, yetki sınırlamalarına vurgu yaptı. Tugay, “Müdahale edemediğimiz en önemli noktalardan biri Gediz Nehri. Murat Dağı’ndan temiz çıkan su, Manisa ve İzmir’e ulaştığında kirlenmiş halde geliyor. Gediz Nehri, körfezin kirlenmesinde önemli bir etken” dedi. Körfezin yapısal özelliklerine uygun olmayan faaliyetlere de değinen Tugay, “Bu kadar sığ bir körfezin en uç ve en sığ noktasına tersane kurulamaz. Tersane kaynaklı kirlilik, ekiplerimiz tarafından defalarca ortaya kondu. Aynı şekilde, ağır yük gemilerinin atıklarını kontrolsüz şekilde bırakabildiği bir düzene de izin verilmemeli. Körfezin en hassas bölgesinde bu tür faaliyetlerin yürütülmesi doğru değil” ifadelerini kullandı. Bu konularda belediyenin yetkisinin bulunmadığını belirten Tugay, “Ne yazık ki bu alanlarda karar verme yetkisi bizde değil. Belediye olarak gemi atıklarını izleyebileceğimiz bir sistem kurma konusunda kararlıyız. Ancak bu sistemle yalnızca tespit yapabiliriz; yaptırım uygulama yetkimiz yok” diye konuştu. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin önemine de değinen Tugay, “Bazı çevreler konuyu çarpıtarak farklı yönlere çekmeye çalışıyor. Oysa biz kamuoyunun doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini çok önemsiyoruz” dedi. “Körfezin sürekli bir temizliğe ihtiyacı var” Başkan Tugay, konuşmasının devamında körfezde sürdürülebilir temizlik ihtiyacına dikkat çekerek şunları söyledi: “Körfezde sürekli ve sistemli bir temizliğe ihtiyacımız var. Bunun için özel donanımlı bir temizlik gemisi edinilmeli. Bu yatırımı ya biz yapmalıyız ya da bakanlık üstlenmeli. Bakanlığın İzmit Körfezi’nde yürüttüğü çalışmanın benzeri mutlaka İzmir Körfezi’nde de hayata geçirilmeli. Vakumlu sistemlerle dipte biriken çamuru çekmeli ve çevreye zarar vermeden bertaraf etmeliyiz. Bu konuyu bakanlıkla defalarca, hatta bakan düzeyinde görüştük. Ancak ne yazık ki beklediğimiz desteği alamıyoruz. Herhangi bir çözüm önerisi sunulmadığı gibi, sürekli suçlamalara maruz bırakılıyoruz. Gerekli yetkiler verilmezse, dip temizliği çalışmalarımız engellenirse, kil uygulamasına izin verilmezse, Gediz Nehri’ndeki kirlilik durdurulmazsa ve düzenlediğimiz toplantılara dahi katılım sağlanmazsa bu sorunu nasıl çözeceğiz? Biz inanıyoruz ki bu süreçte halkın doğru bilgilendirilmesi, bilinçlenmesi ve duyarlılığı büyük önem taşıyor. Bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili tüm kurumların çözüm sürecine aktif katkı sunması gerekiyor. Biz de belediye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha fazla ne yapabiliriz sorusuna yanıt aramaya, çalışmaya devam edeceğiz. Öte yandan İzmit Körfezi’nde uygulanan yöntemlerin İzmir’de de hayata geçirilmesi, sorunun çözümünü hızlandırabilir. Körfezde sürekli temizlik yapılmazsa zamanla dolma, karasallaşma ve doğal yapının kaybolması riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”

Gediz Nehri Mercek Altında Haber

Gediz Nehri Mercek Altında

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gediz Nehri’ndeki kirliliği bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Aylık analizlerle hazırlanan raporlar, sanayi ve tarım kaynaklı kirliliğin ciddi boyutlara ulaştığını gösterirken; bu durumun yalnızca körfezi değil, tarımı ve gıda güvenliğini de tehdit ettiği vurgulanıyor. İzmir ve Manisa’nın aylık raporlarının birleşmesiyle hazırlanacak yıllık analizler, körfez ve tarım için daha güçlü mücadeleye zemin hazırlayacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda Gediz Nehri’ni mercek altına aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yapılan deniz kirliliğine ilişkin ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine rağmen, gemi kaynaklı kirliliği dron taramalarıyla tespit eden Büyükşehir, İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin ana nedenlerinden biri olan Gediz Nehri’ndeki kirliliği ortaya koymak için de su analizlerini sürdürüyor. Aylık rapor hazırlanıyor Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu öncülüğünde, İZSU tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Gediz Nehri’nin İzmir’e giriş noktası Emiralem Boğazı’ndan başlayarak İzmir Körfezi’ne ulaştığı noktaya kadar belirlenen 7 farklı noktadan düzenli olarak numuneler alınıyor ve elde edilen veriler aylık raporlar halinde değerlendiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmaya, Gediz Nehri’nin büyük bölümüne ev sahipliği yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi de aylık raporlarıyla destek veriyor. İzmir ve Manisa’dan elde edilen veriler, yıllık bir raporda bir araya getirilerek Gediz’in kaynağından temiz çıkmasına rağmen kirlenmesine neden olan unsurlar, bir yıllık süreçte tespit edilecek. Böylece hem İzmir Körfezi’ni hem de bölge tarımını tehdit eden kirliliğe karşı daha güçlü ve etkili bir mücadele yürütülecek. Kirliliğin acısını en çok çeken il İzmir Gediz’in kirliliğinin sadece İzmir’in sorunu olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Havzanın sonunda yer alması nedeniyle İzmir, en çok etkilenen ilimiz. Nehir, geçmişte can verdiği tarım arazilerini artık tehdit etmekle kalmıyor, körfez gibi büyük bir canlı rezervuarı da olumsuz etkiliyor. Gediz’in yaklaşık 400 kilometrelik uzunluğu ve yan dereleriyle taşınan kirlilik, İzmir’de hem tarımı hem de körfezi ciddi şekilde etkiliyor. Bu nedenle iyileştirme çalışmalarında hızlı adımlar atılması gerekiyor” şeklinde konuştu. Kirlilik sadece körfezi değil tarımı da etkiliyor Araştırma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz Nehri’nin hem nehir hem de körfez ekosistemi için kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Körfezde yaşanan alg patlamaları, balık ölümleri ve koku sorunlarının temel nedeninin kirlilik olduğunu vurgulayan Kurucu, bu durumun tarımsal sulamayı da olumsuz etkilediğini ifade etti. Çalışmada, kirliliğin kaynağından ziyade nehrin mevcut durumuna odaklandıklarını belirten Kurucu, kirleticilerin türü, yoğunluğu ve dağılımını tespit etmeyi amaçladıklarını söyledi. Gediz’in yıllık kirlilik raporu hazırlanıyor Kurucu, Gediz Nehri’nin İzmir’e girdiği noktadan İzmir Körfezi’ne kadar belirlenen örnekleme noktalarında İZSU ile yürüttükleri çalışmalarda aylık kirlilik raporları hazırladıklarını söyledi. Kasım ayından itibaren yapılan ölçümlerle her ay rapor çıkarılacağını belirten Kurucu, yıllık rapor sayesinde mevsimsel değişimler ve kirliliğin yoğunlaştığı noktalar tespit edilerek karar vericilere yol gösterileceğini vurguladı. Gediz’in yanı sıra Ağıl Deresi de izleniyor Gediz’in eski yatağı olan ve iç körfeze ulaşan Ağıl Deresi’nde de izlemelere başlandığını aktaran Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Ağıl Deresi, Gediz Nehri’nden Süleymanlı Regülatörü’nde mansaplanarak sulama kanalı olarak devam ediyor. Sulamadan dönen sular, Menemen’deki arıtma tesislerinden geçtikten sonra İzmir Körfezi’ne ulaşıyor. Dereye Maltepe Deresi de katılıyor. İZSU, aylık izlemeleri 2 noktadan 10 noktaya çıkardı ve sonuçları bütünleşik olarak değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu. “Gediz Nehri her geçtiği ilde kirleniyor” Prof. Kurucu, Gediz Nehri’nin Kütahya Murat Dağı’ndan doğup Uşak ve Manisa’dan geçerek İzmir Körfezi’ne ulaştığında kirlenmiş olduğunu belirtti. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin de yürüttüğü çalışmayla, nehrin Manisa sınırları içindeki bölümünde yapılan ölçümler suyun girişten itibaren kirlendiğini gösterdi. Kurucu, “Gediz’in kaynağı temiz, ancak yol üzerindeki illeri geçtikçe kirlilik yükü artıyor. Bu proje, aylık izlemelerle nehrin durumunu bütüncül olarak ortaya koyacak. Bu çalışmalar bu güne kadar parça parça yapılmış. Kurumlar ya ayrı dönemlerde çalışma yapmış ya da bir kere örneklemişler. Biz bunu aylık olarak düzenli izleyeceğiz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, bu projeye çok önem veriyor. Su, tarımsal kullanım ve gıda güvenliği açısından çok önemli; bu nedenle İzmir ve Manisa genelinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi. Durum ciddi; üç aylık veriler uyarıyor Kasım ayından itibaren yapılan aylık analizlerin sonuçlarını açıklayan Prof. Kurucu, “Durum ciddi. Üç aylık veriler, özellikle aralık ve ocak aylarında tonlarca azot ve fosforun İzmir Körfezi’ne aktığını gösteriyor. Bu besin elementleri ötrofikasyona yol açıyor, alg patlamaları oluşuyor ve sucul yaşam tehlikeye giriyor; balık ölümleri yaşanıyor. Ayrıca alüminyum, brom, kadmiyum, demir, çinko gibi ağır metaller de sanayi kaynaklı olarak nehre karışıyor. Tarımsal gübreler ve hayvancılığın yan derelere veya doğrudan nehre bıraktığı sıvılar da kirliliğe katkı sağlıyor. Tüm bunlar hem nehir hem de körfez ekosistemi için ciddi bir yük oluşturuyor; herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor” dedi. Tarımı ve gıda güvenliğini de tehdit ediyor Prof. Kurucu, Gediz Nehri kirliliğinin sadece körfezi değil, tarımsal sulamayı ve gıda güvenliğini de tehdit ettiğini belirtti. Kurucu, “Durumu tespit ediyoruz: kirliliğin kaynağı sanayi ve tarım. Tarımı ve gübre yönetimini daha iyi yapmamız gerekiyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız bu konunun üzerine kararlılıkla gidiyor ve gıda güvenliğine de çok önem veriyor. Gediz’in suyu tarımsal üretimde kullanılıyor ve uzun vadede toprağın çoraklaşmasına yol açabilir. Bu nedenle önlem almak zorundayız” dedi.

İzmir Zeytin ve Zeytinyağında Markalaşma Yolunda Haber

İzmir Zeytin ve Zeytinyağında Markalaşma Yolunda

İzmir zeytininin hak ettiği yeri bulması için Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Zeytin Bilim Kurulu oluşturuldu. Kurul; zeytin ve zeytinyağının topraktan sofraya her sürecinin analiz edilerek, doğru üretim ve pazarlama stratejilerinin belirlenmesine katkı sağlayacak. Kurulun ilk toplantısında konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, İzmir’deki zeytin ve zeytinyağının kalitesini belgelemek ve kefil olmak istediklerini ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin binlerce yıllık mirası zeytinin ve zeytinyağının doğru yöntemlerle üretilmesi, kalitesinin artırılması ve doğru pazarlama stratejileriyle markalaşması için akademisyenlerden üreticilere, kamudan sivil topluma tüm paydaşların yer aldığı Zeytin Bilim Kurulu oluşturdu. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonundaki kurul ilk toplantısını “Zeytin Stratejileri” başlığıyla düzenleyerek yol haritasını oluşturdu. Çetin Emeç Toplantı Salonu’ndaki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Prof. Dr. Yusuf Kurucu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Nehir Yüksel, zeytincilik alanında çalışan akademisyenler, zeytin üreticileri, kooperatifler, ihracatçılar, zeytinyağı üreticileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Topraktan sofraya zeytin ve zeytinyağının geleceği konuşuldu Toplantıda Zeytin Bilim Kurulu üyeleri zeytin ve zeytinyağının geleceğine yön verecek bilgi alışverişinde bulundu. Zeytinciliğin ekonomik durumu, hasat, depolama sorunları, hastalık ve zararlılar ile mücadele, üreticinin girdi maliyetleri, üretimi ve kaliteyi etkileyen çevresel faktörler, uluslararası pazarlar, ihracat ve markalaşma gibi çok sayıda konu masaya yatırıldı. “Kontrolsüz ve başarısız bir üretim var” Cemil Tugay, İzmir’in tarih boyunca güçlü bir üretim kenti olduğunu vurgulayarak tarımın hem istihdam hem de gıda güvenliği açısından kritik bir rol taşıdığını belirtti. Dünyada giderek artan gıda krizi riskine dikkat çeken Tugay, İzmir’in bu sürece karşı dirençli bir kent olması gerektiğini ifade etti. Türkiye’de birçok tarımsal ürünün katma değeri yüksek ürünlere dönüşmeden değerlendirildiğini söyleyen Tugay, bunun önemli örneklerinden birinin zeytin olduğunu dile getirdi. İzmir’de zeytinin çoğunlukla geleneksel yöntemlerle üretildiğini, zeytinyağı üretiminde ve depolanmasında ise kontrolsüz ve verimsiz süreçlerin bulunduğunu belirten Tugay, ürünün değerini basit hatalar nedeniyle kaybettiğini söyledi. Kasalarla taşıma yöntemlerinden sıkım tekniklerine kadar birçok aşamada iyileştirme gerektiğini ifade eden Tugay, doğru ağaç ve fidan seçimi, hastalıklarla etkin mücadele ve toprağın güçlendirilmesi gibi alanlarda kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. “Zeytinciliğin en iyi nasıl yapılacağını anlatmamız lazım” Başkan Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Zeytin Eylem Planı hakkında da bilgi verdi. Tugay, zeytinin doğru şekilde kalite ölçümünün yapılması, markalaştırılması ve pazarlanması için ortak akılla oluşturulmuş bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirtti. İzmir zeytininin hak ettiği şekilde pazarlanmadığını ifade eden Tugay, zeytinyağı üretiminde hem Türkiye’nin hem de İzmir’in sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini söyledi. Yurt dışından bazı firmaların Türkiye’den zeytinyağı alarak kendi ülkelerinde ambalajlayıp paketledikten sonra farklı pazarlara sunduğunu dile getiren Tugay, bu nedenle üretimden pazarlamaya kadar bütüncül bir planlamaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Üreticilere zeytinciliğin en doğru yöntemlerle nasıl yapılacağını anlatmak gerektiğini ifade eden Tugay, zeytinin en kaliteli zeytinyağına dönüştürülmesi için bilimsel ve teknik bir planlama yapılması gerektiğini belirtti. Tugay ayrıca, ürünün değerini artırmak için pazarlama süreçlerinde de profesyonellerin yer aldığı güçlü bir strateji oluşturulmasının önemine dikkat çekti. “Büyükşehir olarak bu zeytinyağı kalitelidir diye kefil olmak istiyoruz” Başkan Tugay, İzmir Olive Export Hub’ı oluşturmak istediklerini belirterek “Kooperatifleri ortak bir marka altında ihracata hazırlayan, uluslararası pazarda rekabet gücünü artıran bir merkez oluşturacağız. İzmir’den zeytinyağı almak isteyenlerin sadece fuarlarda değil, her zaman yerinde bizzat kendilerinin göreceği bir hal yapalım istiyoruz. Bilgilerinize, yönlendirmelerinize ihtiyaç var. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi ailesi olarak zeytin konusunda çalışmayı çok istiyoruz. Arkadaşlarımız pek çok çalışma yapıyor. Öncelikli amacımız, gıdada kendi kendine yeten bir şehir olmak. Zeytin ve zeytinyağının kalitesini ortaya koyacak bir kalite belgesi geliştirmek istiyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu zeytinyağı kalitelidir, tağşiş yoktur diye biz kefil olmak istiyoruz. Farklı markalar olabilir ama kalitenin belli olması lazım.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Kurucu: İzmir zeytininin marka olmasını sağlayacağız Toplantıda Zeytin Bilim Kurulu’nun yol haritası hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Zeytin üretiminde, hasat öncesi bakım, hasat şekli, depolama uygulamaları ve sofraya gelene kadar yapılacak çok şey var. Biz öncelikli olarak parsel bazlı zeytin haritası oluşturalım istiyoruz. Bu çalışmalar kapsamında Küçük Menderes Havzası'nı tamamladık. Yakın sürede Gediz Havzası'nı da tamamlayacağız. Sonra da Bakırçay Havzası'na geçeceğiz. Bunu biraz daha bilimsel çalışalım diye yapıyoruz. İklim değişikliği, toprak yapısı, çeşit uyumu gibi pek çok konu var. Bir bölgede her çeşidin karışık bir şekilde dikilmesi bölgesel yağ özelliğinin oluşmasında sorun yaratıyor. Belediye bir bakanlık değil ama belediyenin yapabileceği çok şey var. Hastalıklarla mücadele, hasat, depolama ve sonuçta zeytinyağı kalitesinin artırılması gibi konularda sizlerin deneyimlerinizden yararlanmak istiyoruz. İzmir’in zeytininin marka olması için, insanların İzmir’in zeytinyağını yiyorum demeleri için çalışacağız” şeklinde konuştu.

Başkan Tugay: İzmir Gastronomiyle Dünyaya Açılacak Haber

Başkan Tugay: İzmir Gastronomiyle Dünyaya Açılacak

İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in tarım, turizm ve gastronomi alanındaki potansiyeline dikkat çekerek kentin gelişmesi için doğru yatırımların ve uluslararası tanıtımın önemini vurguladı. İzmir’in sorunlarının konuşulduğu, çözüm önerilerinin tartışıldığı, kentin gelecek vizyonuna ışık tutan İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) 144’üncü toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı. İEKKK Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer’in açılışını yaptığı toplantıda konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, ekonomik kalkınmanın gerekliliğine dikkat çekti. Zeytinyağı için özel çalışma İzmir’in dört önemli havzasıyla tarım ve hayvancılıkta güçlü bir şehir olduğunu belirten Başkan Tugay, İzmir’in zeytinin ve üzümün coğrafyası olduğunu, kentte üretilen zeytin ve zeytinyağını üst kaliteye taşımak için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. “Gastronomi kültürü tanıtılacak” İzmir’in tarım, sanayi, inovasyon, yazılım konularında başka şehirler ve ülkelerle rekabet edebilecek durumda olmasının gerekliliğine vurgu yapan Başkan Tugay, kentin zengin bir gastronomi kültürüne sahip olduğunu anımsattı. Tugay, “Gastronomi alanında gelecek var. Girişimciler bu konuda çalışıyor. Biz de bir süredir bunun üzerinde çalışıyoruz. Mayıs ayından itibaren Avrupa’nın ve dünyanın başkentlerinde İzmir’in gastronomi kültürü özel etkinliklerle tanıtılacak” dedi. “Bu şehrin zenginleşmesi, gelişmesi lazım” Bu çalışmalarla yurttaşların İzmir’e gelme nedenleri arasına gastronomi başlığının da ekleneceğini ifade eden Başkan Tugay, şunları söyledi: “Kadifekale’deki antik kenti, eski ve yeni Smyrna’yı görebildikleri için bu kente gelecekler. Otantik yerlerden yerel ürün alışverişi yapabildikleri için, muhteşem gastronomi rotalarını gezebildikleri ve muhteşem yemekler yedikleri için… Kuş Cenneti’nden Doğal Yaşam Parkı’na bir sürü alanda gezme alternatifine sahip oldukları için gelecekler. Burada onların dilinde konuşan rehberler eşlik edecek…” Yapılacak çalışmalara bütüncül açıdan bakıldığında sonuçların daha verimli olacağını belirten Başkan Tugay, “Bu şehrin zenginleşmesi, gelişmesi lazım. İzmir’in kendi insanlarının da doğru ve mantıklı yatırımlar yapması lazım. Dışardan da buraya doğru yatırımların gelmesi için herkesin çalışması gerek” diye konuştu.

Bokaşi Kompost Uygulamasına Talep Artıyor Haber

Bokaşi Kompost Uygulamasına Talep Artıyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın başlattığı ücretsiz kompost seti uygulamasına bir haftada 2 bin başvuru geldi. Mutfak atıkları çöpe değil toprağa gidiyor, hem doğa hem İzmir kazanıyor. Vatandaşlardan Tugay’a teşekkür yağdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organik mutfak atıklarının kaynağında ayrıştırılarak yeniden toprağa kazandırılmasını sağlayacak bokaşi (bokashi) kompost uygulamasına talep artıyor. Gönüllü hanelerin bokaşi kompost seti almak için HİM– Hemşehri İletişim Merkezi (ALO 153) üzerinden başvurduğu projeye bir haftada yaklaşık 2 bin talep geldi. Konak’ta Kültür ve Alsancak mahalleleri ile başlayan proje Karşıyaka ve Bornova ile devam etti. Karşıyaka’da Bostanlı ve Yalı mahalleleri, Bornova’da Ergene, Erzene, EVKA 3 ve Kazım Dirik mahalleleri sakinlerine verilen eğitimin ardından kompost setleri dağıtıldı. Projeyle, evsel organik atıklar özel kovalar kullanılarak az oksijenli ortamda yararlı mikroorganizmalarla fermente edilecek ve komposta dönüşmesi sağlanacak. Çalışmayla organik atıkların çöp sahalarına gitmesinin engellenmesi, sera gazı salımının azaltılması ve toprağın zenginleştirilmesi amaçlanıyor. “Vatandaşlarımızın olağanüstü bir ilgisi var” Çalışmalar hakkında bilgi veren Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kompost Üretimi ve Geri Kazanım Şube Müdürlüğü’nde görevli ziraat yüksek mühendisi Tahsin Alp Aras, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın talimatıyla müdürlüğün kurulduğunu belirterek “Ardından kompost setlerinin alımları yapıldı ve vatandaşlarımızdan talepler toplanmaya başlandı. Daha birinci haftada 2 bine yakın talep geldi. Vatandaşlarımızın olağanüstü bir ilgisi var” şeklinde konuştu. “Hemşehrilerimizle beraber ortak bir yola çıkıyoruz” Kompost Üretimi ve Geri Kazanım Şube Müdürlüğü’nde görevli ziraat yüksek mühendisi Ferdan Çiftçi ise “Bu çalışma, Cemil Başkanımızın üzerinde durduğu bir proje. Küresel iklim değişikliği ve su krizinin yaşandığı günümüzde toprak verimliliğinin artırılması ve su kapasitesinin yükseltilmesi için hemşehrilerimizle beraber ortak bir yola çıkıyoruz. Bu yolculukta beraber bu işi büyütecek ve hepimiz kazanacağız. Bu, dünya için yapacağımız çok büyük bir iyilik. İzmir kazanacak, dünya kazanacak. Şu an 10 bin kova ile yola çıkıyoruz. Proje büyüyerek devam edecek” diye konuştu. “Kimin emeği varsa çok takdir ettim” Ziraat mühendisleri tarafından verilen eğitimin ardından bokaşi kompost setini alan yurttaşlar uygulamadan memnun. Projenin paydaşı olmaktan duyduğu mutluluğu ifade eden Sibel Bengisu, “Müthiş bir şey; kimin emeği varsa çok takdir ettim. Bu uygulama ve bu yönetim devam ettikçe, toprağın ne kadar bereketli olduğu, ne kadar çabuk çoğaldığı çok daha çabuk kavranacak. Çok tebrik ediyorum. Gerçekten çok önemli bir adım. İnşallah devamı gelir ve sürdürülebilir, daha iyi çalışmalara vesile olur” ifadelerini kullandı. “Böyle bir duyarlılığımız varmış ama farkında değilmişiz” Erkin Özer, “Çok güzel, çok olumlu bir proje. Başkana çok teşekkür ederim. Böyle bir duyarlılığımız varmış ama farkında değilmişiz. Bu farkındalığı yarattığı için teşekkür ediyorum. Ayrıca katı atık toplama projesi vardı, onu da hassasiyetle takip ediyoruz. Sadece İzmir’in değil, dünyanın bu farkındalığa sahip olması lazım. İzmir’de başlamış olması bizi onurlandırıyor, gururlandırıyor. İzmir’den böyle bir proje çıkıyor diye hava atıyoruz” şeklinde konuştu. “Topraklarımız ve sağlıklı nesiller için böyle bir proje gerekli” Füsun Taşyılmaz ise, “Umarım toprağımıza, çevremize, doğamıza faydalı bir proje olur. Topraklarımızın beslenmesi için önemli olacağını düşünüyorum. Küresel iklim krizi var, su sıkıntımız var. Topraklarımız verimli değil. Topraklarımızın beslenmesi ve daha sağlıklı nesiller için böyle bir proje gerekli” diye konuştu. Kokusuz ve pratik Japonca'da “fermente organik madde” anlamına gelen bokaşi (bokashi) kompostu; mutfaklardan çıkan meyve ve sebze atıkları, yemek artıkları ile çay ve kahve posası gibi organik atıkların, koku, sinek ve haşere oluşturmadan kapalı kovalar içinde fermente edilmesini sağlayan çevreci bir yöntem olarak öne çıkıyor. Oksijenin sınırlı olduğu ortamda yararlı mikroorganizmalarla gerçekleşen fermantasyon süreci sayesinde organik atıklar çürümeye bırakılmadan değerlendiriliyor. Ev ortamında kolaylıkla uygulanabilen ve apartman yaşamına uygun olan sistem, günlük kullanımda pratiklik sağlıyor. Süreç sonunda elde edilen fermente ürün, toprağın yapısını iyileştiren ve besin değeri yüksek bir toprak düzenleyici olarak kullanılabiliyor. Ayrıca fermantasyon sırasında oluşan bokaşi sıvısı, seyreltilerek doğal sıvı gübre olarak değerlendirilebiliyor. Vatandaşların kompostları İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından toplanacak. Elde edilen ürünler, park, bahçe ve tarımsal alanlarda toprak iyileştirici olarak kullanılacak. İzmirliler isterlerse evde ürettikleri kompostu bahçelerine, büyük saksılara, apartman ya da site bahçelerine gömebilecek ya da yürüyüş sırasında park ve piknik alanlarında doğaya bırakabilecek.

21. Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı Açıldı Haber

21. Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı Açıldı

Türk tarım sektörünün dünyaya açılan penceresi olan 21. Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Fuar İzmir’de törenle açıldı. 7 Şubat’a kadar devam edecek “Hayat Veren Su” temalı fuarın açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, yön ve rotalarının net olduğunu vurgulayarak, üreticinin ve tüketicinin yanında olmaya devam edeceklerini söyledi. Tugay, Türkiye’nin ve İzmir’in tarımsal üretimde kendi kendine yeten bir şehir ve ülke olması için kararlılıkla çalıştıklarını ifade etti. Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise sayılı tarım fuarları arasında yer alan Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Orion Fuarcılık tarafından bu yıl “Hayat Veren Su” temasıyla 21’inci kez düzenlenen fuar, 7 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğindeki açılış törenine; Özbekistan Tarım Bakanı Yardımcısı Tulkin Sattarov, CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, İYİ Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu, Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Yeşim Kebapçıoğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, İzmir Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanı İbrahim Erdallı, Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tan, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu ile fuarda yer alan ülkelerin temsilcileri ve sektör profesyonelleri katıldı. Tugay: Dünya, zorunlu bir dönüşüm sürecinin içinde Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in tarım ve fuarcılık kenti olduğunu vurguladı. Fuarda, tarım sektörünü ileriye taşıyacak birçok yenilikçi çözümün yer aldığını belirten Tugay, yapay zekâ destekli tarım makineleri, akıllı sulama sistemleri, veri temelli üretim modelleri ile su verimliliğini artıran teknolojilerin önemine dikkat çekti. Bu çözümlere herkesin ihtiyaç duyduğunu ifade eden Tugay, dünyanın zorunlu bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Küresel ölçekte ciddi krizlerle karşı karşıya olunduğunu belirten Tugay, gıda krizi, iklim krizi, su krizi ve kuraklığın artık birbirinden ayrı başlıklar olmadığını vurguladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre 2024 itibarıyla dünyada 673 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini, yaklaşık 2 milyar 600 milyon kişinin ise sağlıklı beslenemediğini aktaran Tugay, bilim insanlarının gezegenin 1 derece ısınmasının temel tarım ürünlerinde yaklaşık yüzde 10 verim kaybına yol açacağını ortaya koyduğunu söyledi. “Önümüzde iki temel zorunluluk var” 2025 yılındaki kuraklığa dikkat çeken Başkan Tugay, su krizi ve kuraklığın artık en görünür tehditler arasında yer aldığını belirtti. Türkiye genelinde son 60 yılda 240 gölden 186’sının tamamen kuruduğunu hatırlatan Tugay, kalan göllerin de kuraklık ve aşırı kirlilik tehdidi altında olduğunu belirtti. Temiz su kaynaklarının hızla azaldığını vurgulayan Tugay, bu tablo karşısında iki temel zorunluluk bulunduğunu ifade etti. Tugay, birincisinin teknolojik dönüşüme uyum sağlamak, ikincisinin ise toplumun tüm kesimleriyle, kamu kurumları, üreticiler, yerel yönetimler ve tüketicilerin katılımıyla ortak ve doğru adımları atmak olduğunu dile getirdi. AGROEXPO’nun teknolojik açıdan yeni ufuklar açtığını belirten Tugay, iş birliği ve ortak akıl boyutuna da aynı ciddiyetle odaklanılması gerektiğini aktardı. Büyükşehir çalışıyor İzmir’in yüzde 30’unun işlenebilir tarım arazilerinden oluştuğunu belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kırsal alanlara yönelik çalışmaları güçlendirmek amacıyla Kırsal Planlama Dairesi Başkanlığı’nı kurduklarını söyledi. Tarım ve Gıda Komisyonu ile Kentsel Gıda Stratejisi ve Eylem Planı’nı hayata geçirdiklerini aktaran Tugay, İzmir ve Türkiye’nin kendi kendine yetebilecek üretim potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Çiftçi nüfusunun yaşlandığına ve gençlerin tarımdan uzaklaştığına dikkat çeken Tugay, bu durumun çözülmesi gereken önemli bir sorun olduğunu belirterek, gençlerin köyleri terk etmemesi için Kiraz’da pilot bir çalışma başlattıklarını ifade etti. “Desteği 1,5 milyar liraya çıkaracağız” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Milano Kentsel Gıda Politikaları Paktı’na üye olduklarını belirterek, “Son 21 ayda Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerimize 694 milyon liralık destek sağladık. 2026’da bu desteği 1 milyar liraya çıkaracağımızı söyledik ve bu sözümüzün arkasındayız. Önümüzdeki yıl desteği 1,5 milyar liraya çıkaracağız. Üreticilerimizin daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. Çiftçimizi ve üreticimizi asla yalnız bırakmayacağız” dedi. İZMAR sayısını 2026 yılı içinde 50’ye çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Tugay, “Yönümüz de rotamız da belli. Üreticinin de tüketicinin de yanında olmak. Kentimizin ve ülkemizin her alanda kendi kendine yeten bir yapıya kavuşması için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Solakoğlu: Çiftçinin köle değil patron olduğu bir Türkiye istiyoruz CHP Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Türkiye’de çiftçiliğin sürdürülemez bir noktaya geldiğini belirterek, gençlerin tarıma yönelmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini söyledi. Sürdürülebilir tarım için ihtisaslaşmanın şart olduğunu vurgulayan Solakoğlu, üreticinin ürününü değerinde satabildiği, markalaşabildiği ve kazanç sağlayabildiği bir düzeni hedeflediklerini ifade ederek, çiftçinin köle değil patron olduğu bir Türkiye için çalışacaklarını dile getirdi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, tarımın siyaset üstü olduğunu belirterek, Türkiye’de toprak, insan ve suyun iyi yönetilmediğini söyledi. Ulusoy, sağlıklı gıdaya ucuz erişimin öncelik olması gerektiğini vurguladı. “Türkiye'yi dünyaya anlatan çok önemli bir buluşma” İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Agroexpo’nun yalnızca bir fuar değil, kararlılıkla büyütülen ve sahip çıkılan güçlü bir marka olduğunu belirterek, “Fuarımız, Türkiye’nin üretim gücünü, bilgi birikimini ve gelecek hedeflerini dünyaya anlatan çok önemli bir buluşmadır” dedi. İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, su kaynaklarının azaldığını ve birçok bölgede toprak kalitesinin bozulduğunu belirterek, “Dünya tarımı, daha az kaynakla daha fazla ve daha kaliteli üretim yapma zorluğuyla karşı karşıya” diye konuştu. Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, günümüzde dijitalleşme ve yapay zekânın öneminin sıkça vurgulandığını belirterek, tarım ve hayvancılığın hâlâ en stratejik sektörlerin başında geldiğini söyledi. Tarımda su ve üretim vurgusu İzmir Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanı İbrahim Erdallı, 2025 yılında yaşanan kuraklık, yangınlar, doğal afetler ve iklim krizinin yarattığı tüm zorluklara rağmen çiftçilerin üretimi sürdürdüğünü belirtirken, Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tan ise suyun tarımın temel unsuru olduğunu vurgulayarak, doğru sulama ve sulama teknolojilerine odaklanılması gerektiğini, vahşi sulamanın artık tarihe gömülmesi gerektiğini söyledi. 60 ülkeden 500 firma AGROEXPO’da 60 ülkeden 500 firma ile yüz binlerce ziyaretçi bir araya gelecek. Fuarın, milyarlarca dolarlık iş hacmi oluşturması hedeflenirken; Tarım 5.0, yapay zekâ destekli tarım makineleri ve akıllı sulama sistemleri gibi yenilikçi teknolojiler de vitrine çıkacak. Panel ve seminerlerde iklim değişikliği ile su güvenliği gibi küresel sorunlar ele alınacak. Alım Heyeti Programları kapsamında Avrupa, Afrika, Balkanlar ve Türki Cumhuriyetlerden gelen iş insanları üreticilerle görüşmeler gerçekleştirecek. Bu iş birliklerinin Türkiye’nin ihracatına milyarlarca dolarlık katkı sağlaması amaçlanıyor. Fuar, 3–7 Şubat 2026 tarihleri arasında 10.00–18.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek.

İzmir Kendi Enerjisini Üreten Bir Kent Olmalı Haber

İzmir Kendi Enerjisini Üreten Bir Kent Olmalı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Yeşil Dönüşüm Komisyonu tarafından düzenlenen toplantıya katıldı. Kentin enerji politikasının oluşturulması gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, İzmir’in tükettiğinden fazlasını üreten “pozitif enerji bölgesi” hedefiyle ilerlemesi gerektiğini söyledi. Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) bünyesinde faaliyet gösteren Yeşil Dönüşüm Komisyonu, iş dünyası, yerel yönetimler ve kamu kurumları arasındaki iş birliğini güçlendirme hedefi doğrultusunda bir toplantı düzenledi. Toplantıda, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından hazırlanan “Enerji ve Malzeme Güvenliği Raporu” komisyon üyeleriyle paylaşıldı. Toplantıya katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kentin enerji politikasının oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, İzmir’in kendi enerjisini üreten bir pozitif enerji bölgesine dönüşmesi gerektiğini ifade etti. Başkan Tugay, yalnızca tüketimi karşılayan değil, tüketilenin üzerinde enerji üretebilen sistemlere sahip olunmasının hedeflenmesi gerektiğini vurguladı. “Yapay zekâ sistemleri, ciddi enerji istiyor” Enerji güvenliği konusunda değerlendirmelerde bulunan Başkan Tugay, 12 Şubat’ta Münih’te düzenlenecek önemli bir toplantıya davet edildiğini belirterek, dünyada enerji güvenliğinin artık ülkelerden çok şehirler ölçeğinde ele alındığını söyledi. Enerjinin güvence altına alınmasının yaşamsal bir konu hâline geldiğini vurgulayan Başkan Tugay, şehrin enerji sistemlerinde yaşanabilecek bir çöküşün günlük yaşamın sürdürülebilirliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Enerji kullanım alanlarının giderek çeşitlendiğini ifade eden Başkan Tugay, sürece yapay zekânın da dâhil olduğunu belirterek şunları söyledi: “Yapay zekâ sistemleri ciddi enerji istiyor. Bir veri merkezi, bir şehrin tükettiği kadar enerji harcayabiliyor. Zaman içinde yapay zekâ ekosistemi hayatın her alanına hâkim olacak ve buna bağlı olarak çok büyük bir enerji ihtiyacı ortaya çıkacak. Bu ihtiyacı nasıl karşılayacağımız kadar, bu süreçte yaşam alanlarımızdan nelerin eksileceğini, enerji kaynaklarının kimlerin kontrolüne geçeceğini de düşünmemiz gerekiyor.” “Kendi enerjimizi kendimiz üretmeliyiz” Dünyanın farklı kentlerinde enerji sistemlerinin aniden çökebildiğine dikkat çeken Başkan Tugay, Berlin’de bu yıl yaşanan geniş çaplı elektrik kesintisini hatırlattı. Daha önce İspanya’da ve Türkiye’de Isparta’da benzer örneklerin yaşandığını ifade eden Başkan Tugay, İzmir dâhil pek çok şehirde benzer bir riskin her zaman bulunduğunu söyledi. Olası bir enerji kesintisinin ardından “Biz nerede hata yaptık, bunu neden daha önce öngöremedik” sorularının sorulacağına işaret eden Başkan Tugay, raporda da yer verilen mikro şebeke sistemlerinin üniter ya da bölgesel ölçekte kurulmasının önemine vurgu yaptı. Başkan Tugay, şunları kaydetti: “Bu değerlendirmelerden çıkardığım en önemli sonuç şudur: Kendi enerjimizi kendimiz üretmeliyiz. Pozitif enerji bölgesine dönüşmeliyiz. Tükettiğimizi karşılayan, mümkünse tükettiğimizin üzerinde enerji üretebilen sistemlere sahip olmalıyız.” “Yeter ki bunu yapmaya niyetlenelim” Enerji güvenliğinin sağlanması için birbirini gerektiğinde yedekleyebilen sistemlerin kurulmasının önemine dikkat çeken Başkan Tugay, bu tür uygulamaların hayata geçirilmesinin zor olmadığını ifade etti. Kültürpark alanında bu nitelikte bir enerji sisteminin kurulabileceğini belirten Başkan Tugay, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde benzer sistemler için çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Belediyenin bir enerji dağıtım şirketine sahip olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, bu tür projeleri hayata geçirebilecek teknik ve yasal altyapının bulunduğunu vurguladı. Kentte benzer şekilde çalışabilecek başka şirketlerin de olabileceğini dile getiren Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeter ki bunu yapmaya niyetlenelim. Bunun ne anlama geldiğini gerçekten kavramamız gerekiyor. Hem günlük yaşamın kesintisiz sürmesi hem de kentte faaliyet gösteren işletmelerin çalışmalarına devam edebilmesi için bu sistemleri nasıl kurabileceğimizi düşünmek zorundayız.” “Şehrin enerji politikasını oluşturmalıyız” Enerji sistemleri konusunun son derece kritik olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, önümüzdeki dönemde bu alanın tüm paydaşların odağında olması gerektiğini vurguladı. Başkan Tugay, farklı zamanlarda ve platformlarda edinilen bilgi, deneyim ve birikimlerin bir araya getirilerek kentin enerji politikasının oluşturulması gerektiğini ifade etti. Dünyada sınırların giderek anlamını yitirdiği, ülkeler arası sınırların sanallaştığı bir sürece girildiğini belirten Başkan Tugay, yönetimlerin ise daha odaklı, yerel ve kendi kendine yetebilen yapılar hâline dönüştüğünü söyledi. Bu yeni düzende, kendi kaynaklarıyla ayakta durabilen yerleşim alanlarının kalkınacağını, dışa bağımlı yapıların ise zamanla yoksullaşacağını öngördüğünü dile getirdi. İzmir’in geleceğini bu bakış açısıyla değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, kentin suyu, enerjisi, gıdası ve refahı için gerçekleştireceği üretimle kendi yolunu çizmesi ve bu yeterlilikleri sağlaması gerektiğini belirterek, “Bu yalnızca belediyenin tek başına yapabileceği bir iş değil” dedi. “Elimden geleni yapacağım” Geleceğe yönelik ortak bir akıl oluşturulması gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, bugünün yöneticilerinin güçlerini birleştirerek değişimi doğru okumaları ve buna uygun önlemleri zaman kaybetmeden almaları gerektiğini ifade etti. Çocukların ve gençlerin bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Başkan Tugay, gelecek nesillerin karşı karşıya kalacağı sorumlulukların ancak bu şekilde yönetilebileceğini söyledi. 2035 yılında dünyanın bugünkünden çok daha farklı bir noktada olacağını dile getiren Başkan Tugay, bu dönüşümün boyutlarının şimdiden tam olarak öngörülemeyeceğine dikkat çekti. Değişimin son derece hızlı ilerlediğini vurgulayan Başkan Tugay, bu sürece yavaş adımlarla değil, kararlı ve planlı bir şekilde uyum sağlanması gerektiğini ifade etti. Kamusal dönüşümün zorunluluğuna işaret eden Başkan Tugay, özel sektör, sivil toplum ve akademinin birlikte çalıştığı bütüncül bir yapının oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, “Belediye başkanı olduğum sürece bunun hayata geçmesi için elimden geleni yapacağım” dedi. İzmir’in tarih boyunca öncü ve umut veren bir kent olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, kentin bu kimliğini doğru şekilde sahiplenmesi hâlinde önemli başarılara imza atılacağına olan inancını dile getirdi.

8. Karaburun Nergis Festivali Başladı Haber

8. Karaburun Nergis Festivali Başladı

Karaburun’la özdeşleşen ve eşsiz kokusuyla her yıl heyecanla beklenen nergis çiçeği, 8. Karaburun Nergis Festivali ile tezgâhlardaki yerini aldı. Festivalin açılışını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, bu yıl üreticiye sağlanan nergis soğanı desteğinin katlanacağını müjdeledi. Üreticinin emeğini korumaya devam edeceklerini vurgulayan Başkan Tugay, “Bizler üreticiye ve doğaya sahip çıkan bir anlayışla çalışıyoruz. Güler yüzünüze, manevi desteğinize ve yanımızda olduğunuzu hissetmeye ihtiyacımız var” dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Karaburun Belediyesi tarafından bu yıl 8’inci kez düzenlenen Karaburun Nergis Festivali’nin açılışını yaptı. Türkiye nergis üretiminde lider konumda bulunan İzmir’de, Karaburun’la özdeşleşen nergis çiçeği, bu yıl da eşsiz kokusuyla kenti buluşturdu. 18 Ocak’a kadar Karaburun ilçe merkezinde sürecek festivalin açılış törenine; Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra ev sahibi Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, CHP İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, KKTC İzmir Başkonsolosu Mustafa Davulcu, Karaburun Garnizon Komutanı Ali Eker, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Festival bando eşliğindeki kortejle başladı. Nergis üreticilerinin arasında yürüyen Başkan Tugay, üreticilerle sohbet etti. “Karaburun’un nergisi başka hiçbir yerde yok” Festivalin açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, serin havaya rağmen festivalin yoğun ilgi gördüğünü belirterek, “Nergis muhteşem bir çiçek. Böyle bir nergis Türkiye’de başka hiçbir yerde yok. Çünkü Karaburun’un nergisi, Karaburun’dan başka bir yerde olmuyor. Bu eşsiz kokunun kaynağı da bu topraklar” dedi. Festivale katkı sunan herkese teşekkür eden Başkan Tugay, bu tür etkinliklerin yerel değerleri koruma ve sahiplenme açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Yerel ürünlerle özdeşleşmiş bu organizasyonlar, hem kültürümüze hem de üreticimize sahip çıktığımızı gösteriyor” ifadelerini kullandı. “Bizler üreticiye, doğaya sahip çıkan başkanlarız” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, ilçe belediyeleriyle birlikte kentin doğasını ve toprağını korumak için ortak bir mücadele yürüttüklerini belirterek, üreticiye ve doğal mirasa sahip çıkmanın temel sorumlulukları olduğunu söyledi. Yaptıkları görevin, şehrin kendilerine emanet edilen değerlerini korumak olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, bu sorumluluğun merkezinde insan, toprak ve doğal zenginliklerin yer aldığını ifade etti. Yüzyıllar içinde oluşan kültürel mirasın; müzikten mutfağa, yaşam biçiminden geleneklere kadar büyük bir değer taşıdığını dile getiren Tugay, bu mirası gözleri gibi koruduklarını söyledi. Bu toprakların bir parçası gibi çalıştıklarını belirten Başkan Tugay, toprağın emeğini ve hafızasını taşıyan herkese selam gönderdi. “Nergis soğanı desteği bu yıl katlanacak” Karaburun’da nergis üretimine verilen desteğin bu yıl katlanarak artacağını açıklayan Başkan Tugay, üreticinin emeğini korumayı öncelikli görevleri arasında gördüklerini söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiye verilen desteğe özel bir önem verdiklerini belirten Başkan Tugay, mevcut koşullarda çiftçilerin yeterince desteklenmediğini, bu açığı kapatmak için Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı aracılığıyla İzmir’in tüm ilçelerinde çok yönlü destekler sağladıklarını ifade etti. Karaburun’da bugüne kadar pek çok tarımsal destek verdiklerini hatırlatan Tugay, bu sezon nergis soğanı konusunda çok daha aktif ve güçlü bir destek süreci yürütüleceğini aktardı. “Paradan çok yanımızda olmanıza ihtiyacımız var” Başkan Tugay, konuşmasının son bölümünde üreticilere kooperatifleşme çağrısı yaptı. Küçük üreticilerin tek başına haksız rekabet koşullarıyla mücadele etmekte zorlandığını belirten Tugay, çözümün birlik olmak ve kooperatifler çatısı altında güçlenmekten geçtiğini söyledi. Kooperatife üye olmayan üreticilere seslenen Başkan Tugay, kooperatifleşmenin emeğin daha hızlı ve etkin biçimde korunmasını sağladığını vurguladı. Büyükşehir Belediyesi olarak kooperatiflerle kurumsal iş birliklerini önemsediklerini ifade eden Tugay, bu kapsamda hayata geçirilen İZMAR marketlerinin hem tüketiciye uygun fiyatlı ürün sunmayı hem de üreticinin emeğinin karşılığını almasını hedeflediğini dile getirdi. İzmir’in tarımsal ve hayvansal üretimde Türkiye’nin önde gelen kentlerinden biri olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, bu güçlü yapının korunması gerektiğini belirterek, “İzmir'e hepimizin gözümüz gibi bakması gerekiyor. Hepimizin gecesine gündüzüne katarak çok çalışması gereken bir dönemdeyiz. Paradan daha çok sizlerin güler yüzüne, manevi desteğine, yanımızda olduğunuzu hissetmeye ihtiyacımız var” şeklinde konuştu. Başkan Erdoğan: Nergis umuttur, evin ocağıdır Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, festivalin açılışında yaptığı konuşmada İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne nergis üretimine sağlanan destekler için teşekkür etti. Nergisin Karaburun için yalnızca bir çiçek olmadığını vurgulayan Erdoğan, nergisin ilçenin kültürünü, toprağını ve yaşam biçimini yansıtan eşsiz bir simge olduğunu ifade etti Agro ve eko turizmi bölgede geliştirmeyi hedeflediklerini kaydeden Erdoğan, ekim alanları azalmış olsa da nergisin Karaburun için hâlâ en önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu vurguladı. “Nergis umuttur, evin ocağıdır” diyen Erdoğan, bölgeye özgü değerlerin ulusal ve uluslararası alanda tanıtılması, markalaşması ve farkındalık oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Festivalle üreticiye destek olmayı amaçladıklarını belirten Başkan Erdoğan, “Tarım sadece üreticinin değil hepimizin ortak sorumluluğudur. Devletimizin üreticiyi koruyan planlı ve sürdürülebilir tarım politikalarını üçlü güçlü güçlendirmesi hayati önem taşımaktadır. Desteklerin doğru ve zamanında ulaştığı, ürünün dalda kalmadığı alın terinin karşılığını bulduğu bir dünya hepimizin ortak dileğidir” şeklinde konuştu. Karaburun sokaklarında nergis coşkusu Açılış konuşmalarının ardından Karaburunlu çocuklar halk oyunları gösterisi sundu. Gösterilerin ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve protokol üyeleri, Karaburun sokaklarında stant açan üreticileri ziyaret ederek sohbet etti. Alanı dolduran binlerce yurttaşla hatıra fotoğrafı çektiren Başkan Tugay, vatandaşlara nergis dağıttı. Program kapsamında Başkan Tugay, Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ı da makamında ziyaret etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.