Hava Durumu

#Çevresel Sürdürülebilirlik

Kırsal Haber - Çevresel Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevresel Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kayseri'de Kapalı Sulama Sistemi İle Tarımsal Üretime Can Suyu Haber

Kayseri'de Kapalı Sulama Sistemi İle Tarımsal Üretime Can Suyu

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın tarım üretime destek vizyonu doğrultusunda Özvatan ilçesi Taşlık Mahallesi, Pınarbaşı ilçesi Yukarıbeyçayır Mahallesi ve Kocasinan ilçesi Yuvalı Mahallesi’nde kapalı sistem sulama tesisi projelerini tamamlayarak hizmete aldı. Özvatan Taşlık’ta 3 milyon lirayı aşkın, Pınarbaşı Yukarıbeyçayır’da yaklaşık 3 milyon TL ve Kocasinan Yuvalı’da 2,5 milyon TL olmak üzere toplam yatırım maliyeti yaklaşık 9 milyon TL olan 3 sulama sistemi şehrin tarımsal üretimine güç katacak. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılık alanında üreticilere yönelik desteklerini, günün koşullarına uygun şekilde modern sistemlerle hayata geçirmeye devam ediyor. Bu doğrultuda, Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nca Özvatan ilçesi Taşlık Mahallesi, Pınarbaşı ilçesi Yukarıbeyçayır Mahallesi ve Kocasinan ilçesi Yuvalı Mahallesi’nde kapalı sistem sulama tesisi projelerini tamamlayarak üreticinin hizmetine sunuldu. Bir Damla Suya İki Kat Bereket: Taşlık Mahallesi'ne Modern Sulama Hamlesi Büyükşehir, Özvatan ilçesi Taşlık Mahallesi'nde geçirilen rehabilitasyon projesi kapsamında, sözleşme bedeli 3 milyon 345 bin TL olan sulama tesisi yapım işi başarıyla tamamladı. Proje kapsamında 80 litre/saniye debiye sahip su kaynağı değerlendirilerek, 1.100 dekar tarım arazisi, geleneksel vahşi salma sulama yönteminden kurtarılarak modern kapalı basınçlı sulama sistemine kavuşturuldu. Yatırım kapsamında 6.265 metre uzunluğunda çeşitli çaplarda HDPE boru iletim hattı inşa edilirken, çiftçilerin suya kontrollü ve kolay erişimini sağlamak amacıyla hat üzerine 60 adet su alım hidrantı yerleştirildi. Ayrıca 3 adet çiftçi yapımı sulama havuzunun bakım-onarımı ile havuzların daha verimli ve uzun ömürlü çalışması sağlandı. Pınarbaşı Yukarıbeyçayır Kapalı Sistem Sulama Tesisi Hizmete Alındı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç'ın öncülüğünde, Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen "Kayseri-Pınarbaşı-Yukarıbeyçayır Mahallesi YÜS Kapalı Sistem Sulama Tesisi Projesi" tamamlandı. Yaklaşık 3 Milyon TL’lik Yatırımla, Aynı Su ile 2 Katı Arazi Sulanıyor 35 litre/saniye debiye sahip su kaynağından, cazibeli sistem ve kot farkından yararlanılarak enerji maliyeti oluşturmadan sulama yapılabilmeye imkân tanıyan proje kapsamında toplam 3.024 metre boru hattı ile 20 adet hidrant inşa edildi. Yapım işi, 2 milyon 996 bin 610 TL sözleşme bedeli ile tamamlandı. Yaklaşık 40 hanenin faydalandığı mahallede, daha önce açık kanal sistemiyle sulanan alanlar modernize edilerek aynı su debisiyle sulama kapasitesi önemli ölçüde artırıldı. Mevcut sulama sahası yaklaşık iki kat büyütülerek 600 dekar tarım arazisinin modern yöntemlerle sulanması mümkün hale getirildi. Büyükşehir ile Su Verimliliği Dönemi Başladı: Yuvalı Mahallesi’nde Kapalı Sistem Sulama Devrede Büyükşehir Belediyesi yaklaşık 2,5 milyon TL’lik Kocasinan Yuvalı Mahallesi Kapalı Sistem Sulama Projesi’ni tamamlayarak hizmete aldı. Proje ile birlikte bölgedeki mevcut 300 dekar olan sulama sahası 730 dekara çıkarılırken böylece tarımsal üretim kapasitesinde yaklaşık 2,5 katlık bir artış sağlandı. Açık Kanal Sisteminden Modern Kapalı Sisteme Geçiş Yapılan çalışmalarda, ekonomik ömrünü tamamlamış ve yüksek su kayıplarına neden olan açık beton kanal sulama altyapısı tamamen rehabilite edilerek kapalı borulu sisteme dönüştürüldü. Bu dönüşümle birlikte; su iletim kayıpları minimize edildi, sulama randımanı önemli ölçüde artırıldı, enerji ve su kullanımında verimlilik sağlandı ve öte yandan iklim değişikliğine uyumlu modern tarımsal altyapı kurulmuş oldu. Toplamda 3.500 metre boru hattı döşenen projede 24 adet hidrant noktası ile çiftçilerin tarlalarına kontrollü ve eşit su dağıtımı sağlandı. Su kaynağının 42 lt/sn debi kapasitesi ile modern damla ve yağmurlama sulama sistemlerine uygun hale getirilmesi, bölge tarımında verimlilik odaklı yeni bir dönemi başlattı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin 3 ilçe kırsalında uyguladığı 3 projenin toplam yatırım maliyeti 8 milyon 841 bin 610 TL oldu. Daha Yüksek Tasarruf ile Daha Verimli Üretim Modern kapalı sulama sistemi sayesinde su kayıpları önemli ölçüde azaltılarak böylece su kaynaklarının daha etkin kullanılması sağlanırken, kuraklıkla mücadeleye ve sürdürülebilir su yönetimine de önemli katkı sunuldu. Kapalı sistem sulama sistemleri ile yalnızca hububat üretiminin değil; meyvecilik, yem bitkileri, sebzecilik ve sanayi bitkileri gibi yüksek katma değerli ürünlerin üretiminin de artması bekleniyor. Ürün deseninin çeşitlenmesiyle birlikte tarımsal verimliliğin yükselmesi, üreticilerin gelir düzeyinin artarak kırsal kalkınmanın güçlenmesi hedefleniyor. İklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha fazla hissedildiği son yıllarda, modern basınçlı sulama sistemleri suyun her damlasının verimli kullanılmasını sağlayarak doğal kaynakların korunmasına katkı sunuyor. Proje; su tasarrufu, enerji verimliliği, çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğine uyum açısından örnek bir yatırım niteliği taşıması yönü ile öne çıkıyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelerde tarımsal altyapıyı güçlendiren yatırımlarıyla üreticilerin yanında olmaya, su kaynaklarını koruyan çevreci projeleri hayata geçirmeye ve sürdürülebilir tarımı desteklemeye kararlılıkla devam ediyor.

Kıyı Kentlerinin Geleceği Mersin’de Tartışıldı Haber

Kıyı Kentlerinin Geleceği Mersin’de Tartışıldı

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen “Kıyı Kentleri Çalıştayı” Mersin’de gerçekleştirildi. Çalıştayda; kıyı kentlerinde planlama, çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum, kıyı ekosistemlerinin korunması, kamusal alan kullanımı, yetki ve yönetim süreçleri ile mavi ekonomi başlıkları ele alındı. TBB ve Mersin Büyükşehir Belediyesi, kıyı kentlerinin sorunlarının tespiti ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını amaçlayan “Kıyı Kentleri Çalıştayı” düzenledi. Mersin Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştay, belediye başkanlarını, akademisyenleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Kıyı kentlerinin turizm, ulaşım ve ekonomik faaliyetler açısından yoğun kullanımına dikkat çekilen çalıştayda, bu alanların aynı zamanda hassas ve kırılgan ekosistemler olduğuna vurgu yapıldı. Artan nüfus, turizm hareketliliği, konut ve sanayi yatırımları ile altyapı ihtiyaçlarının kıyı alanları üzerindeki etkilerinin ele alındığı programda, ortak sorunlara yönelik çözüm yolları ele alındı. Çalıştayın açılış konuşmalarını TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız yaptı. Seçer: “196 belediye kıyılarda yer alıyor” Seçer konuşmasında Türkiye’nin yaklaşık 8 bin 333 kilometrelik kıyı uzunluğuna sahip olduğunu ve 196 belediyenin kıyı alanlarında yer aldığını ifade etti. Bu belediyelerin sınırları içerisinde yaklaşık 22 milyon kişinin yaşadığını vurgulayan Seçer, “Veriler bize çok açık bir gerçeği göstermektedir; kıyı kentlerinin geleceği, aslında Türkiye’nin geleceğinin önemli bir parçasıdır.” dedi. Kıyıların; limanlar, tersaneler, enerji tesisleri, lojistik merkezler ve balıkçılık faaliyetleri gibi birçok kullanım alanını barındırdığını dile getiren Seçer, bu durumun zaman zaman mekansal kullanım çatışmalarına, çevresel sorunlara ve planlama güçlüklerine yol açabildiğini söyledi. Seçer: “Kıyı yönetimi stratejik bir alan” İklim değişikliğinin kıyı kentleri üzerindeki etkilerine de değinen Seçer, deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı erozyonu, aşırı hava olayları ve sel felaketinin bu riskler arasında yer aldığını belirtti. Seçer, kıyı yönetiminin çevre politikaları, şehir planlaması, ekonomik kalkınma, afet yönetimi ve sosyal adaletin kesişiminde yer alan stratejik bir alan olduğunu ifade etti. Seçer: “TBB’de Kıyı Kentleri Komisyonu kurduk” TBB olarak kıyı yönetimini yerel yönetimlerin geleceğini ilgilendiren bir yönetişim alanı olarak ele aldıklarını belirten Seçer, bu kapsamda Birlik bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu’nun kurulduğunun altını çizdi. Komisyon çalışmaları ile sahadan beslenen ve yerel deneyimleri merkeze alan bir çalışma modeli hedeflediklerini dile getiren Seçer, Mersin’de gerçekleştirilen toplantının bölgesel toplantıların ilk adımı olduğunu dile getirdi. Sürecin devamında Ege ve Marmara bölgelerinde düzenlenecek toplantı ve çalıştaylarla “Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesi”nin hazırlanmasının planlandığını aktaran Seçer, “Bu belge ile kıyı alanlarının planlanması, çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum, kamusal erişim hakkı ve mavi ekonomi başlıklarında yerel yönetim perspektifini ortaya koyan bir yol haritası oluşturmayı hedefliyoruz.” dedi. Seçer: “Kıyıların korunması tüm kamu kurumlarının ve toplumun ortak sorumluluğu” Seçer ayrıca kıyı alanların korunmasının tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu dile getirerek sözlerini şu şekilde devam etti: “Kıyı yönetimi konusunda yerel yönetimlerin bilgi birikimi ve deneyimi son derece değerlidir. Kıyı alanlarının planlanması ve yönetilmesi süreçlerinde yerel yönetimlerin daha güçlü biçimde sürece dahil edilmesi, hem uygulama etkinliğini artıracak hem de daha sürdürülebilir sonuçlar doğuracaktır." Mersin Büyükşehir Belediyesinin yaptığı çalışmaları anlatan Seçer, Türkiye Belediyeler Birliği olarak belediyelerin deneyimlerini görünür kılmayı, iyi uygulamaları yaygınlaştırmayı ve merkezi idare ile yerel yönetimler arasında güçlü bir diyalog zemini oluşturmayı önemli bir görev olarak gördüklerini de sözlerine ekledi. Yıldız: “Kıyı kentlerimiz ülkemizin önemli zenginlikleri arasında yer alıyor” TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız da konuşmasında, Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz’e uzanan sınırlarıyla son derece önemli bir potansiyele sahip kıyı kentlerinin doğal, ekonomik ve kültürel açıdan Türkiye’nin önemli zenginlikleri arasında olduğunu belirtti. Bu zenginliğin kıyıların kent kimliğinin oluşumunda ve kamusal yaşamın şekillenmesinde belirleyici rol oynadığını ifade eden Yıldız, “Kıyı kentleri, gelecek nesillere bırakacağımız ortak mirasımızdır. Bu nedenle kıyı alanlarının doğru planlanması ve yeni nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması büyük önem taşıyor.” dedi. Yıldız: “Kıyı alanlarının yönetimi ve korunması yerel yönetimler açısından önemli bir sorumluluk alanı” Kıyı alanlarının yönetimi, korunması ve sürdürülebilir kullanımının yerel yönetimler açısından önemli bir sorumluluk alanı olduğuna dikkati çeken Yıldız, atık su yönetimi ve kıyı temizliği gibi konuların belediyelerin öncelikli gündemleri arasında yer aldığını kaydetti. Bu kapsamda TBB bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu’nun kurulduğunu belirten Yıldız, komisyon aracılığıyla kıyı belediyelerinin sorunlarının ele alınmasını, iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını ve yerel yönetim perspektifini merkeze alan bir politika çerçevesi oluşturulmasını amaçladıklarını ifade etti. Kıyı Alanları, Planlama ve Mavi Ekonomi Ele Alındı TBB Genel Sekreter Yardımcıları Dr. Şengül Altan Arslan ve Feridun Ulutaş ile uzmanlardan oluşan geniş bir TBB ekibinin görev aldığı çalıştayda, TBB Kıyı Kentleri Komisyonu Üyesi ve İzmir Deniz İşletmeciliği Nakliye ve Turizm Tic. A.Ş. (İZDENİZ) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler genel değerlendirmelerde bulundu. Çalıştayda; İskenderun Körfezi Kıyı Alanları Planları, belediyelerin kıyı alanlarına yönelik yetki ve sorumlulukları ile yasal kurumsal yapı başlıklarında sunumlar yapılırken Mersin Büyükşehir Belediyesinin yerel uygulamalarına ilişkin de katılımcılara bilgi verildi. Çalıştay kapsamında “Kıyının Kamu Yararına Kullanımı (Engeller, Sorunlar ve Potansiyeller)”, “Kıyı ve Deniz Ekosisteminin Korunması, Çevresel Sürdürülebilirlik ve Dayanıklılık”, “Planlama Süreçleri, Yönetim, Yetki ve Kurumsal Yapı” ve “Mavi Ekonomi, Kıyıdaki Ekonomik Sektörler” başlıklı dört ayrı atölye çalışması düzenlendi. Atölyelerde; kıyıya erişim, kamusal alan, kıyı–kent ilişkisi ve toplumsal eşitlik; kıyı ekosistemlerinin korunması, çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği; planlama süreçleri, yerel ve merkezi yönetimlerin yetki ve sorumlulukları ile mevzuat; ayrıca mavi ekonomi kapsamında kıyıdaki ekonomik faaliyetler ve sektörlere ilişkin konular ele alındı.

Türkiye'nin NTE Sınavı Haber

Türkiye'nin NTE Sınavı

Türkiye’nin Eskişehir Beylikova’da keşfettiği Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervi, sadece ekonomik bir müjde değil, aynı zamanda ülkenin önündeki en büyük teknolojik ve ekolojik sınavlardan biri. Prof. Dr. Etem Karakaya tarafından yapılan kapsamlı analiz, Türkiye’nin bu "stratejik vitaminleri" katma değere dönüştürmek için madenciliğin ötesine geçmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ​Kritik Madenler: Yeni Dünyanın Jeostratejik Aracı ​Yeşil enerji dönüşümü, yüksek teknoloji ve ulusal güvenlik için hayati öneme sahip olan NTE’ler, tedarik zinciri kesintisi riski en yüksek malzemeler arasında yer alıyor. Türkiye’nin 694 milyon tonluk (toplam cevher) rezerv duyurusu büyük heyecan yaratsa da, Prof. Dr. Karakaya asıl değerin madencilikte değil, rafinasyon ve nihai ürün aşamasında oluştuğunu vurguluyor. ​Değer Zincirindeki Uçurum: Saflaştırma 15 Kat Daha Değerli ​Analiz, NTE ekonomisindeki çarpıcı farkı şu rakamlarla özetliyor: ​Madencilik: 2025 itibarıyla küresel ham konsantre pazar değeri 600-800 milyon dolar bandında.​ Rafinasyon: Aynı hacim yüksek saflıkta oksit ve metal formuna dönüştüğünde pazar değeri 5,7 - 7,6 milyar dolara çıkıyor. Yani saflaştırma süreci, madencilikten 10-15 kat fazla katma değer yaratıyor.​ Nihai Ürün: Saflaştırılmış NTE’lerin kullanıldığı kalıcı mıknatıs pazarı ise 35 milyar doları aşmış durumda. Bu, bir ton ham cevherdeki birkaç kilogram NTE’nin, doğru işlendiğinde 100-150 bin dolarlık bir ekonomik katkı sağlaması anlamına geliyor.​Çin’in "Monopol" Gücü ve Türkiye’nin Pozisyonu ​Dünyanın en büyük rezerv sahiplerinden biri olan ABD bile, işlenmiş NTE ve kalıcı mıknatıslar için %90 oranında Çin’e bağımlı durumda. Çin, bu hakimiyeti 2000 yılından bu yana yaptığı 57 milyar dolarlık devasa yatırımla sağladı. ​Türkiye’nin Beylikova’daki rezervinin niteliği ise henüz netleşmiş değil. Uluslararası JORC Kodu kapsamında sertifikasyon süreci devam ederken, akademik çalışmalar Türkiye’deki yatakların %0,2 ila %2’sinin NTE oksidi olduğunu (yaklaşık 1.4 - 14 milyon ton NTE) gösteriyor. Ancak uzmanlar, bu rezervin daha çok "Hafif NTE" ağırlıklı olabileceği, bunun da ekonomik getiriyi sınırlayabileceği konusunda uyarıyor. ​"Yeşil Enerji Karadeliği": Ekolojik Bedel ve Toryum Riski ​NTE üretimi muazzam miktarda toprağın kazılmasını ve ciddi oranda toksik atık oluşumunu gerektiriyor. Bir ton NTE başına ortalama iki bin ton toksik atık üretilebiliyor. ​Toryum Faktörü: Eskişehir’deki cevherlerin önemli miktarda radyoaktif bir element olan Toryum içermesi, süreci daha da hassas kılıyor. Bu durum, sadece maden atıklarının değil, rafinasyon yan ürünlerinin de özel lisanslı ve uzun vadeli radyoaktif atık yönetimi gerektireceği anlamına geliyor. ​Karakaya, Çin’in çevresel düzenlemeleri hiçe sayarak elde ettiği düşük maliyet avantajını takip etmenin Türkiye için hem etik hem de jeopolitik bir felaket olacağını belirterek; "Asıl sınav, yüksek katma değerli üretimi çevresel sürdürülebilirlik ile tasarlayabilmektir" diyor. ​Uluslararası İşbirliği Bir Seçenek Değil, Zorunluluk ​Türkiye’nin tek başına teknoloji transferi, devasa finansman ve pazar erişimi gibi engelleri aşması zor görünüyor. Ekim 2024’te Çin ile imzalanan mutabakat zaptının ardından müzakerelerin çıkmaza girmesi, Ankara’nın rotasını Batılı partnerlere çevirmesine neden oldu. ​Çin’in Şartları: Kritik teknolojiyi transfer etmeyi reddeden ve ham maddenin Çin’de işlenmesini isteyen Pekin’in şartları Türkiye’nin hedefleriyle uyuşmadı.​ Batı ile Yeni Fırsatlar: AB’nin "Kritik Hammaddeler Yasası" (CRMA) çerçevesinde 2030’a kadar tüketimin %40’ını birlik içinde işleme hedefi, Türkiye için büyük bir ortaklık kapısı aralıyor. ABD, Kanada ve İsviçre ile görüşmelerin sürmesi bu stratejik yönelimin bir parçası.​Sonuç: Ne Yapılmalı? ​Analize göre Türkiye’nin etkin bir aktör olması için şu adımlar şart: ​Devlet Desteği: Kamu-özel sektör ortaklığıyla madencilik ve işleme altyapısına güçlü finansal destek.​ Sürdürülebilir Etiket: Üretimin ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) standartlarına uygun yapılarak Türk NTE ürünlerine "sürdürülebilir kaynaklı" etiketi kazandırılması.​ Kritik Mineraller Stratejisi: Ham maddeden nihai teknolojik ürüne kadar tüm aşamaları kapsayan, nitelikli insan kaynağı ve AR-GE odaklı ulusal bir planın devreye alınması. ​Türkiye’nin NTE sınavı, sadece toprağın altındakini çıkarmak değil, o topraktan geleceğin teknolojisini ve temiz bir dünyayı inşa edebilme kabiliyetidir.

Erkunt Traktör, 23 Yıldır Çiftçilerin Yol Arkadaşı Haber

Erkunt Traktör, 23 Yıldır Çiftçilerin Yol Arkadaşı

Tarım sektörünün tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de stratejik bir konuma yükseldiğini belirten Erkunt Traktör CEO’su Tolga Saylan, 2025 yılında yaşanan kuraklıklarla birlikte finansmana erişimde yaşanan sorunların ön planda olduğunu söyledi. Ekonominin temelinde üretim ve üretici olduğuna dikkat çeken Saylan, Erkunt Traktör olarak yalnızca traktör üreten bir marka değil; yıllardır çiftçinin emeğini ve geleceğini gözeten bir yol arkadaşı olduklarını vurguladı. 2025 yılının tarım sektörü ve makine yatırımları açısından dalgalı ve zorlayıcı bir yıl olduğunu kaydeden Tolga Saylan, “İklim kaynaklı kuraklık, yağış azlığı ve bazı bölgelerde yaşanan don olayları, rekolteyi ve çiftçimizin gelir beklentisini doğrudan etkiledi. Bunun üzerine finansmana erişimdeki sıkılaşma ve kredi kanallarındaki daralma, sektördeki yatırım iştahını belirgin şekilde baskıladı. Erkunt olarak bu dönemi ‘bekle-gör’ yaklaşımıyla değil; sahayı daha yakından dinleyerek ve süreçlerimizi daha verimli kurgulayarak yönettik. Zorlu koşullarda bile çiftçimizin işini kolaylaştıracak ürün, hizmet ve erişilebilirlik başlıklarına odaklanmayı sürdürdük. 2025’i, dayanıklılığımızı ve planlama disiplinimizi test ettiğimiz; aynı zamanda yeni nesil dönüşümleri sahaya indirdiğimiz bir yıl olarak görüyoruz” diye konuştu. ÜRÜN PORTFÖYÜNÜ ZENGİNLEŞTİRDİK 2025 yılında çiftçilerin farklı ihtiyaçlarına yanıt veren model çeşitliliğine ağırlık verdiklerini kaydeden Saylan, şunları söyledi: “2025’te pazar genelindeki daralmaya rağmen stratejik önceliğimiz; ürün portföyümüzü pazar beklentileriyle uyumlu şekilde güncellemek ve müşteri deneyimini güçlendirmek oldu. Bu kapsamda Faz 5 emisyon seviyesine geçişi planladığımız takvim doğrultusunda tamamlayarak üretim süreçlerimizi ve model gamımızı yeniledik. 26 HP’den 125 HP’ye uzanan geniş ürün yelpazemizle farklı ihtiyaçlara hitap etmeyi sürdürdük. Ayrıca motor garanti süresini 5 yıla çıkararak, kendi motorumuz olan e Capra Motor’a duyduğumuz güveni ortaya koyduk. Bu geçişle birlikte çiftçimizin yıllık bakım maliyetlerinde yüzde 45’e varan ciddi bir iyileştirme sağladık. Pazarın yaklaşık yüzde 40 daraldığı bir yılda, yeni ürünlerimiz ve yaygın hizmet altyapımız sayesinde pazar payımızı koruduk. Müşteri memnuniyeti tarafında ise sahadan aldığımız geri bildirimleri düzenli olarak analiz ederek hem ürün iyileştirmelerinde hem de satış sonrası süreçlerde hızlı aksiyonlar aldık.” 2026’DA PAZAR PAYIMIZI YÜKSELTMEK İSTİYORUZ 2026 yılında pazar payını artırmayı hedeflediklerini dile getiren Tolga Saylan, sözlerini şöyle sürdürdü: “2026’da talep eğiliminin, 2025’e benzer şekilde temkinli seyretmesini bekliyoruz. Bununla birlikte emisyon normlarına uyumun sektör genelinde daha dengeli bir rekabet ortamı yaratacağına inanıyoruz. Erkunt Traktör olarak 2026 yılında; sahada güçlü hizmet ağımız, güncellenmiş ürün portföyümüz ve toplam sahip olma maliyetini optimize eden yaklaşımımızla pazar payımızı orta vadede yüzde 10’un üzerine taşımayı hedefliyoruz. Ürün geliştirme tarafında verimlilik, dayanıklılık ve kullanıcı konforu odağında ilerliyoruz. Motor teknolojileri, yakıt verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik, Ar Ge gündemimizin omurgasını oluşturuyor. e Capra motorunu geliştirirken yaklaşımımız; yalnızca emisyon normlarına uyum sağlamak değil, aynı zamanda çiftçimizin yakıt maliyetlerini düşüren ve sahada uzun ömürlü performans sunan bir çözüm üretmekti. Bugün Faz 5 uyumlu motorlarımızla bu hedefi sahada destekleyen bir noktadayız. Çiftçimizin değişen koşullarda daha az maliyetle daha yüksek verim almasını sağlayacak teknik geliştirmeler ve uygulamalar, gündemimizin merkezinde olmaya devam edecek.” İHRACATTA KONTROLLÜ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME İhracat faaliyetlerini, Erkunt Traktör’ün ihracat markası olan ArmaTrac üzerinden yürüttüklerini hatırlatan Saylan, “Özellikle Avrupa pazarı; mühendislik seviyesi, emisyon normları ve güvenilirlik açısından önemli bir referans. ArmaTrac çatısı altında, Avrupa standartlarına uyumlu ürünlerimizle sürdürülebilir bir varlık hedefliyoruz. Bölgesel pazarlarda ise hızlı büyümeden ziyade, doğru ürün–doğru pazar dengesiyle ilerlemeyi önemsiyoruz. Her ülkenin tarımsal yapısı ve kullanım alışkanlıkları farklı. Bu nedenle yerel ihtiyaçlara uygun çözümlerle, marka değerimizi koruyan kontrollü bir büyüme yaklaşımını benimsiyoruz” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.