Hava Durumu

#Chp

Kırsal Haber - Chp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Limonda Gümrük Vergisinin Düşürülmesine Tepki Haber

Limonda Gümrük Vergisinin Düşürülmesine Tepki

Cumhurbaşkanı kararıyla limonda gümrük vergisinin yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürülmesine muhalefetten sert tepki geldi. İYİ Parti ve CHP temsilcileri, iktidarın yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalatı seçmesini "öngörüsüzlük" ve "çiftçiye darbe" olarak nitelendirdi. ​Resmi Gazete’de yayımlanan kararla limon ithalatında gümrük vergisinin önemli ölçüde düşürülmesi, tarım siyasetinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ve CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, yaptıkları açıklamalarla hükümeti sert sözlerle eleştirdi. ​Turhan Çömez: "Plansızlık Üreticiye Ağaç Söktürdü" ​İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, 3 yıl önce tarlada 1 TL olan limonun bugünkü durumunu "plansızlık ve beceriksizlik" olarak tanımladı. Çömez, maliyetlerini karşılayamayan üreticilerin ağaçlarını sökmek zorunda kaldığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: ​"İktidar artan limon fiyatlarına önlem olarak yine o dâhiyane çözümü devreye soktu: İthalat! Cumhurbaşkanı kararı ile gümrük vergisi yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldü. Hayırlı ithalatlar…" ​Ayhan Barut: "Bu Yangını Seyretmekten Vazgeçin" ​TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut ise kararı "üretime ve üreticiye vurulan bir darbe" olarak nitelendirdi. Doğu Akdeniz’deki narenciye üreticilerinin yıllardır feryat ettiğini belirten Barut, yanlış politikaların milli servete zarar verdiğini vurguladı. ​Barut, yaptığı basın açıklamasında şunları kaydetti: ​Üretici Desteklenmiyor: "Çiftçiyi desteklemek, ihracatı büyütmek gibi bir dertleri yok. İthalat sevdasıyla bir gece vakti karar alıyorlar." ​Milli Servet Yok Ediliyor: "Ürün para etmediği için dalında çürüdü, işçilik maliyetini bile karşılamadı. Çiftçimiz ağaçlarını kesmek zorunda kaldı." ​Çözüm İthalat Değil Üretim: "Gümrük vergisini düşürerek ithalatın önünü açacağınıza yerli üreticiyi destekleyin. Yanlıştan dönülmeli, bu karar derhal iptal edilmelidir." ​"İhracat Yasaklandı, Sorun Büyüdü" ​Muhalefet temsilcileri, iktidarın daha önce limon ihracatını yasaklayarak piyasayı kilitlediğini, şimdi ise yüksek fiyatların faturasını ithalat yoluyla yine üreticiye kestiğini savunuyor. Özellikle girdi maliyetleri, aşırı yağış ve zirai don gibi felaketlerle boğuşan çiftçinin, düşük gümrük vergili ithal ürün karşısında tamamen savunmasız bırakıldığı ifade ediliyor.

Mazotta Vergiyi Kaldırın, Gübrede Hibe Desteği Verin! Haber

Mazotta Vergiyi Kaldırın, Gübrede Hibe Desteği Verin!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından gübre ve mazotta tarımsal üretim ve çiftçiyi de zora sokan vahim bir durum yaşandığını söyledi. Savaş nedeniyle fahiş zamların ve arz sıkıntısının üretim ve çiftçiyi vurduğunu aktaran Barut, mazotta vergilerin kaldırılmasını, gübrede de çiftçiye hibe desteği verilmesini isteyerek iktidarı adım atmaya çağırdı. DIŞA BAĞIMLILIK VURGUSU TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Ayhan Barut, "ABD ve İsrail'in İran'a yönelik vahşi saldırılarının etkilerini maalesef ülkemizde de hissediyoruz. Çiftçimizin en temel girdilerinden birisi olan mazot ve gübrede fahiş zam ve acı tablo ortada. Mazot ve gübrede maalesef dışa bağımlıyız. Ukrayna'da yaşanan savaş, daha öncesinde salgın döneminde yaşadıklarımız, maalesef iktidarın aklını başına getirmedi" dedi. MAZOT VE GÜBREDE FAHİŞ ZAMLARA DİKKAT ÇEKTİ Tarımsal üretim ve çiftçinin savaş nedeniyle yine zorda olduğunu bildiren Barut, "Savaş nedeniyle şimdi yine acı reçeteyle karşı karşıyayız. Mazot fiyatları uçtu gitti. Bahar vakti gübrede fiyat artışları son 10 günde yüzde 20'yi geçti. Ürenin tonu 30 bin, DAP'ın tonu 35 bin lirayı aştı. Çiftçinin perişan halini görün. Yerli üretimi ve üreticiyi gözetin. Mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırın. Gübre ve tohumda çiftçimize hibe destekleri verin. Bu yangını derhal söndürün" diye konuştu.

İthal Yem ve Gübrede Savaşla Birlikte Fiyatlar Artıyor Haber

İthal Yem ve Gübrede Savaşla Birlikte Fiyatlar Artıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılık sektöründe artan ithalat ve yem maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, hayvancılıkta dışa bağımlılığın giderek arttığını belirterek, özellikle yem hammaddelerinde yaşanan ithalatın hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor durumda bıraktığını söyledi. Hayvancılıkta sorunların her geçen gün büyüdüğünü vurgulayan Gürer, “Bölgemizde yaşanan savaş gübre ve yem fiyatlarını etkileyecektir. Bakanlık hayvan varlığımız arttı derken daha ilk ayda ithalata sarıldı. Savaşla birlikte gübre, yem ve hayvan varlığında yeterliliğin önemi bir kez daha görüldü. Bu süreç doğru yönetilmezse et ve süt ürünlerinde fiyatlar katlanacağı gibi, tüm gıda ürünlerinin maliyeti de artacağı için raf fiyatları da artacaktır.” dedi. Ömer Fethi Gürer, özelleştirmelerle kamunun yem ve gübre fabrikalarının satıldığını, bunun da ithalata kapı açtığını belirtti. İran’dan önemli miktarda gübre ithalatı yapıldığını ifade eden Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yem hammaddesi tedariki için ihaleye çıkmasının da ithalatın devam edeceğinin göstergesi olduğunu söyledi. 739 BİN SIĞIR İTHAL ETTİK AKP iktidarlarının yanlış hayvancılık politikalarının ithalata dayalı olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllardaki ithalat rakamlarına dikkat çekti. Gürer, “Hayvancılıkta sorunlar bitmiyor. 2025 yılında 739 bin 652 adet sığır ithal ettik. Bunun için de 1 milyar 19 milyon doları yurt dışına ödedik. 2026 yılının sadece ilk ayında ise 85 bin 160 adet sığır için 131 milyon doları yurt dışına gönderdik. Bu yıl 500 bin baş ithal hayvan hedefinin de ilk ay ithalatına bakıldığında aşılacağı görülüyor.” dedi. İthalatın sektörde kalıcı çözüm üretmediğini belirten Gürer, besicinin desteklenmesi yerine dış alımın tercih edilmesinin sorunu büyüttüğünü dile getirdi. YEM İTHALATI 5,7 MİLYAR DOLARI AŞTI Hayvancılıkta en önemli maliyet kalemlerinden biri olan yem konusunda da Türkiye’nin büyük ölçüde dışa bağımlı hale geldiğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılıkta yem ithalatı da önemli rakamlara ulaştı. Yemi dışarıdan aldığımız sürece fiyat artışları da devam edecek. 2025 yılında 5 milyar 712 milyon dolarlık yem ithal ettik. En çok dövizi ise soya fasulyesi, dane mısır ve kepeğe harcadık.” diye konuştu. SOYADA YÜZDE 95 DIŞA BAĞIMLIYIZ Yem hammaddelerinde dışa bağımlılığın çok yüksek seviyelere ulaştığını belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “2025 yılında en çok ithal edilen yemlerden biri soya fasulyesi oldu. 4 milyon 71 bin ton soya fasulyesi için 1 milyar 773 milyon dolar ödedik. Soyada yüzde 95 oranında yurt dışına bağımlıyız. Dane mısırda ise 4 milyon 730 bin ton karşılığında 1 milyar 139 milyon dolar ödedik. Kepekte ise 1 milyon 997 bin ton karşılığında 416 milyon dolar ödeme yapıldı.” diye konuştu. 2026’NIN İLK AYINDA 475 MİLYON DOLARLIK YEM İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılının sadece ilk ayında yem ithalatına 475 milyon dolar gitti. İlk üç sırada yine dane mısır, soya fasulyesi ve soya küspesi yer alıyor.” ifadelerini kullandı. ARPA ÜRETİMİ DÜŞTÜ, AÇIK BÜYÜDÜ Yem üretiminde yerli üretimin yeterince değerlendirilmediğini belirten Ömer Fethi Gürer, üretimdeki düşüşe de dikkat çekerek, “Tüketimde üst sıralarda yer alan bu ürünlerden arpa üretimi 2024 yılında 8 milyon 200 bin ton iken 2025 yılında 6 milyon tona düştü ve böylece açık daha da arttı.” dedi. 800 BİN TONA YAKIN YEM HAMMADDESİ İTHALATI PLANLANIYOR Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açtığı ihalelerin de yem ithalatının boyutunu ortaya koyduğunu belirten TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Toprak Mahsulleri Ofisi toplam 455 bin ton yem hammaddesi tedariki için mart ayında ihale açıyor. 28 Şubat’ta ise 350 bin ton yemlik mısır ithalatı için ihale açılmıştı. Bu son ihalelerle birlikte kısa süre içinde planlanan toplam yem hammaddesi ithalatı 800 bin tonu aşıyor.” dedi. KABA YEMİN SADECE YÜZDE 31’İ ÜRETİLEBİLİYOR Gürer, Türkiye’de hayvansal üretim için gerekli kaba yem üretiminin de yetersiz olduğunu belirterek, “Ülkemizde hayvansal üretim için gerekli olan minimum kaba yem miktarının yalnızca yüzde 31’i üretilebiliyor. Bu da yaklaşık yüzde 70 oranında bir açığa işaret ediyor.” dedi. MERA ISLAHI VE YEM BİTKİSİ ÜRETİMİ ARTIRILMALI Hayvancılığın sürdürülebilirliği için üretim odaklı politikalara ihtiyaç olduğunu belirten Gürer, “Yem bitkileri talebinin karşılanması açısından mera ıslah çalışmaları büyük önem taşıyor. Meraların kalitesinin artırılması ve verimliliğin sağlanması, yem ihtiyacı olan ürünlerde üretimin artırılması gerekiyor.” diye konuştu. YEM FİYATLARI ET VE SÜT FİYATLARINI DA ARTIRIYOR Gürer, yem maliyetlerindeki artışın doğrudan gıda fiyatlarına yansıdığını belirterek, “Eğer yemdeki bu süreç devam ederse özellikle ithal yemlerdeki fiyat artışı et ve süt ürünlerinin yanında beyaz ette de fiyatların artmasına yol açacak. Çünkü gerek kırmızı et gerekse beyaz et üretiminde kullanılan yemlerin önemli bölümü yurt dışından ithal ediliyor. İthal yem oranının yüzde 70’e ulaşması nedeniyle ülkemizde yem fiyatları sürekli dövize bağlı olarak artıyor ve her artış hayvancılıkta yeni maliyetler oluşturuyor.” şeklinde konuştu. SÜT YEMİ 900 LİRAYA ÇIKTI Yem fiyatlarındaki artışın üreticiye doğrudan yansıdığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde süt yemi de 50 kiloluk torbalarda 900 liraya kadar çıktı. Süt yeminin de önemli bir bölümü ithal girdilere dayanıyor. Ayrıca yonca, saman ve küspe fiyatları da sürekli artıyor. Bu artışlar hayvancılıktaki maliyetleri katlayarak üretimi daha da zorlaştırıyor.” dedi. YEMDE DIŞA BAĞIMLILIK AZALTILMALI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu koşullar altında hayvancılığın sürdürülebilirliği ciddi risk altında. Özellikle hayvancılık yapan üretici aynı zamanda tarım yapmıyorsa bu faaliyetin sürdürülebilirliği giderek daha da zor hale geliyor. İthal yemlerdeki fiyat artışı hayvancılığın sürdürülebilirliğinin önünde önemli bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle yem üretimini artırıcı politikalar geliştirilmelidir. Yemde dışa bağımlılığın en aza indirilmesinin yolları aranmalı, meralar ıslah edilmeli ve hayvanların tükettiği yemlerde yüzde 50 sübvansiyon sağlanarak hayvancılık yapan üreticilere destek verilmelidir.” dedi. GÜBREDE DE FİYAT ARTIŞI SÜRÜYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübrede de savaşın olumsuz etkisi olduğunu söyledi. Gürer, çiftçilerin en çok kullandığı gübre türlerindeki artışa dikkat çekerek şunları kaydetti: “Üre gübresinin tonu yılbaşında 26.000 TL idi, bugün bayi fiyatı 30.500 TL’yi geçti. DAP gübresinin tonu yılbaşında 32.000 TL iken savaş başladığında 35.000 TL’ye çıktı, bugün ise bayi fiyatı 37.500 TL’yi aştı. %21 Amonyum Sülfat gübresi mart ayına 14.500 TL/ton fiyatıyla başladı, 16.500 TL’ye çıktı. %26 CAN gübresi ise ay başında 15.600 TL/ton iken 10 gün içinde tonu 16.500 TL oldu. Savaş sürerse fiyat artışlarının devam etmesi bekleniyor. Çiftçi bu koşullarda nasıl üretim yapacak? Bu fiyatlar raflara yansıyacak, vatandaş gıda ürünlerini nasıl alacak? Emekli ve asgari ücretli, geçen yıla göre daha düşük alım gücüyle nasıl yaşamını sürdürecek? Kendi kendine yeterli olmanın önemi bir kez daha görülmüştür.” dedi.

CHP'li Kış: "Gıda Fiyatları Kontrolden Çıktı!" Haber

CHP'li Kış: "Gıda Fiyatları Kontrolden Çıktı!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, son açıklanan enflasyon verilerini ve küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkisini değerlendirerek, enflasyonun yeniden yükseliş eğilimine girdiğini ve önümüzdeki aylarda bu artışın daha da hızlanabileceğini söyledi. Kış, özellikle gıda fiyatlarındaki sert artışın vatandaşın mutfağını doğrudan vurduğunu belirtti. Şubat ayı verilerine göre enflasyonun farklı kurumların hesaplamalarında da yükseldiğine dikkat çeken Kış, TÜİK’e göre yüzde 2,96, İstanbul Ticaret Odası’na göre yüzde 3,85 ve ENAG’a göre yüzde 4,01 olarak gerçekleştiğini hatırlattı. Yılın ilk iki ayında enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 7,95, İTO’ya göre yüzde 8,59 ve ENAG’a göre yüzde 10,58 seviyesine çıktığını belirten Kış, yıllık enflasyonun da bütün endekslerde yükseldiğini söyledi. Şubat sonu itibarıyla yıllık enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 31,53, İTO’ya göre yüzde 37,88 ve ENAG’a göre yüzde 54,14seviyesine ulaştığını belirten Kış, “Hangi veriye bakarsanız bakın tablo aynı: Enflasyon yeniden yükseliyor” dedi. “Daha yılın başında hedefin yarısına gelindi” İktidarın ve Merkez Bankası’nın 2026 yılı için yüzde 16 enflasyon hedefi koyduğunu hatırlatan Kış, ilk iki ayda yaşanan yüzde 7,95’lik artışın hedefin neredeyse yarısına ulaştığını söyledi. “Bu hedefin gerçekleşebilmesi için yılın geri kalan 10 ayında aylık enflasyonun ortalama yüzde 0,8’in altında kalması gerekiyor. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarında bunun gerçekleşmesi neredeyse imkânsızdır” diyen Kış, enflasyonla mücadelede gerçekçi bir program olmadığını savundu. “Savaşın etkisi marttan itibaren hissedilecek” Ocak ve şubat aylarındaki enflasyonun büyük ölçüde Türkiye’nin iç ekonomik dinamiklerinden kaynaklandığını belirten Kış, mart ayından itibaren küresel gelişmelerin de fiyatları yukarı çekeceğini söyledi. Ham petrol fiyatlarının kısa sürede 60 dolardan 103 dolara çıkarak yüzde 70’ten fazla arttığını, doğalgaz fiyatlarında ise yüzde 80’e yakın artış yaşandığını belirten Kış, savaşın uzun sürmesi halinde petrol fiyatlarının 200 dolara kadar çıkabileceğiyönünde tahminler yapıldığını söyledi. Kış, iktidarın akaryakıt zamlarını ÖTV indirimleriyle sınırlamaya çalıştığını ancak bu politikanın sürdürülebilir olmadığını belirterek, “ÖTV indirilecek alan kalmadığında zamlar kaçınılmaz hale gelecek. Bu da tarımdan sanayiye kadar bütün sektörlerde maliyet patlaması anlamına geliyor” dedi. “Emeklinin ve çalışanın maaşı iki ayda eridi” Yüksek enflasyonun sabit gelirli kesimleri hızla yoksullaştırdığını belirten Kış, yıl başında yapılan maaş artışlarının daha ilk iki ayda büyük ölçüde eridiğini söyledi. 2026 yılı başında işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19 zam yapıldığını hatırlatan Kış, “Ocak ve şubat aylarında gerçekleşen yüzde 7,95’lik enflasyon, bu zammın yüzde 61’ini daha şimdiden eritti” dedi. En düşük 20 bin liralık emekli maaşının yaklaşık 1.595 lirasının iki ay içinde eridiğini belirten Kış, memurlar için de benzer bir tablo olduğunu ifade etti. “En düşük 61 bin 890 liralık memur maaşının 4 bin 920 lirası sadece iki ayda eridi. 28 bin 75 liralık asgari ücretin ise 2 bin 232 lirası enflasyon karşısında yok oldu” diyen Kış, maaşların enflasyona yetişemediğini söyledi. “Gıda fiyatları kontrolden çıktı” Kış, en çarpıcı artışın gıda fiyatlarında yaşandığını belirterek TÜİK verilerine göre ocak ayında gıda fiyatlarının yüzde 6,59, şubat ayında ise yüzde 6,89 arttığını söyledi. “Sadece iki ayda gıda fiyatları yüzde 13,93 arttı. Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 36,44 seviyesine çıktı” diyen Kış, Türkiye’nin bu oranla dünyada İran’dan sonra ikinci sırada yer aldığını ifade etti. Şubat ayında özellikle temel gıda ürünlerinde yaşanan artışların dikkat çekici olduğunu belirten Kış, şu örnekleri verdi: • Domates, biber ve salatalık gibi sebzelerin fiyatı aylık yüzde 33, yıllık yüzde 88arttı. • Taze baklagillerin fiyatı aylık yüzde 21,6, yıllık yüzde 155 arttı. • Tereyağı fiyatı aylık yüzde 16,4, yıllık yüzde 38,2 arttı. • Süt fiyatları aylık yüzde 15,4, yıllık yüzde 34 arttı. • Yoğurt fiyatları aylık yüzde 14,9, yıllık yüzde 30 arttı. • Portakal ve mandalina fiyatları aylık yüzde 12,8, yıllık yüzde 57 arttı. • Peynir fiyatı aylık yüzde 10,4, yıllık yüzde 27 arttı. “Dünyada gıda ucuzluyor, Türkiye’de pahalanıyor” CHP’li Kış, FAO verilerine göre dünyada gıda fiyatlarının son bir yılda yüzde 1 azaldığını, Türkiye’de ise aynı dönemde hızla arttığını vurguladı. “Dünya gıda fiyatları düşerken Türkiye’de artıyorsa bunun nedeni küresel kriz değil, yanlış ekonomi politikalarıdır” diyen Kış, vatandaşın mutfağındaki krizin giderek derinleştiğini söyledi. Kış açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Enflasyon artık sadece bir ekonomik veri değil, vatandaşın günlük hayatının en ağır gerçeği haline geldi. Mutfakta yangın var. İktidar ise hâlâ bu yangını görmezden geliyor.”

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez Haber

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nı (MTSO) ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Meclis Başkanı Hamit İzol, oda yönetimi ve iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Ziyarette Mersin’in ekonomik potansiyeli, lojistik altyapısı, tarım, sanayi ve ihracat kapasitesi ile kentin geleceğine ilişkin stratejik başlıklar ele alındı. MTSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleriyle yapılan toplantıda konuşan CHP’li Gülcan Kış, Mersin’in yalnızca bugünün gündemiyle değil uzun vadeli kalkınma perspektifiyle planlanması gereken bir şehir olduğunu söyledi. Kış, Mersin’in tarım, sanayi, lojistik ve turizm alanlarında Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlayan stratejik bir merkez olduğuna dikkat çekerek, kentin potansiyelinin doğru planlama ve güçlü altyapı yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. “Mersin artık kendi haline bırakılacak bir şehir değil” diyen Kış, küresel ticarette yaşanan dönüşümün Mersin için önemli fırsatlar barındırdığını ifade etti. Jeopolitik gerilimler ve ticaret hatlarındaki değişimin Doğu Akdeniz’de yeni lojistik merkezleri ön plana çıkardığını belirten Kış, Mersin’in bu süreçte güvenli bir ticaret koridoru ve liman kenti olarak öne çıkabileceğini söyledi. “Potansiyel tek başına yetmez” Mersin’in sahip olduğu potansiyelin doğru yatırımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Kış, özellikle lojistik altyapı, sanayi bölgeleri ve ticaret bağlantılarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Kış, “Liman yapmak tek başına yeterli değildir. O limana dünya ticaretinin rotasını getirecek planlamayı da yapmak gerekir. Mersin’in rekabet gücünü artıracak yatırımların gecikmesi yalnızca kente değil Türkiye ekonomisine de zarar verir” dedi.  “Mersin’in sorunlarını Meclis’te gündeme taşımaya devam edeceğiz” Ziyarette Mersin’de devam eden ve uzun süredir gündemde olan altyapı projeleri de ele alındı. CHP’li Kış, kentin ulaşım ve altyapı sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sürekli gündeme getirdiklerini belirterek, özellikle D-400 Karayolu’ndaki yoğunluk ve güvenlik sorunlarını defalarca dile getirdiklerini ifade etti. Kış, Çeşmeli-Taşucu otoyolu ve Akdeniz Sahil Yolu gibi projelerin yalnızca ulaşım yatırımı değil, aynı zamanda turizm ve ticaret açısından da stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Tarım açısından büyük önem taşıyan Pamukluk Barajı ve su yönetimi konularının da yakından takip edildiğini belirten Kış, Mersin’in üretim gücünün sürdürülebilir olması için tarımsal altyapı yatırımlarının tamamlanması gerektiğini dile getirdi. “Mersin için ortak akıl şart” Toplantıda MTSO’nun Mersin’in uzun vadeli ekonomik vizyonuna yönelik yürüttüğü çalışmalar da değerlendirildi. MTSO’nun 2050 ve 2075 perspektifiyle yürüttüğü planlama çalışmalarının önemli olduğunu belirten Kış, iş dünyası ile kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin kentin geleceği açısından kritik olduğunu söyledi. Kış, “Bir şehrin gelişmesi yalnızca iş dünyasının çabasıyla değil, aynı zamanda o şehrin sorunlarının Ankara’da güçlü bir şekilde dile getirilmesiyle mümkündür. Biz Mersin’in meselelerini Meclis’te takip etmeye devam edeceğiz” dedi. Ziyaretin sonunda Mersin iş dünyasının beklentileri ve kentin ekonomik gelişimine yönelik öneriler karşılıklı olarak değerlendirildi.

Savaş Ortamı ve Büyüyen Kriz Gıda Egemenliğini Tehdit Ediyor Haber

Savaş Ortamı ve Büyüyen Kriz Gıda Egemenliğini Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, savaş ortamı ve kriz döneminde üretim ve üretici odaklı ulusal tarım politikalarının daha güçlü, planlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi. İran'a yönelik saldırıların ardından Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla mazot fiyatlarındaki fahiş artış ve gübrede yaşanan krize dikkat çeken Barut, "Tarımsal üretimin en büyük girdilerinden mazot ve gübrede Türkiye'nin çok büyük ölçüde dışa bağımlı olması riski büyütüyor. İthalat odaklı politikalar yerine yerli üretimin desteklenmesi, üretimi ve üreticiyi gözeten bir modelle tarım ve ekonomi politikalarının düzenlenmesi şarttır. Aksi takdirde ulusal gıda egemenliğimiz de büyük riske girecektir" dedi. "KRİZ BÜYÜYOR" ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından bölge ülkelerine de yayılan savaş ortamının etkilerine değinen Ayhan Barut, "Savaş ortamı ve her gün daha da artan jeopolitik gerilimler, enerji arzındaki belirsizlikler, uluslararası ticaret hatlarında yaşanan riskler, gıda güvenliği ve tarımsal üretim konusunu dünya gündemini sarsıyor. Enerji ve petrol taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarında yaşanan kriz, tarımsal üretim açısından da mazot ve gübre maliyetlerini doğrudan etkileyerek küresel krizi büyütüyor. Türkiye'de zaten çok uzun süredir tarımsal üretim ve çiftçilerimiz büyük sorunlarla boğuşuyor. Sürekli artan girdi maliyetleri, yüksek enflasyon, borçlar ve ürün fiyatlarındaki düşüşler gibi yakıcı sorunlarla uğraşıyor. İşte bu nedenle özellikle mazot ve gübrede büyük ölçüde dışa bağımlılık savaş ve küresel krizlerin etkisini daha da büyütüyor" diye konuştu. "HIZLI ADIMLAR ATILMALI" Sürdürülebilir tarımsal üretim için iktidarı adım atmaya çağıran Barut, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması ve çiftçilerin üretimde kalabilmesi için finansman ve piyasa düzenleyici mekanizmaların önemi büyük. Ancak üreticiye destek için kurulmuş bankalar ve kooperatifler maalesef işlevini tam olarak yerine getirmiyor. Mevcut desteklerin de artan maliyetler karşısında gerilemesi ve yetersizliği de ayrı bir sorun olarak duruyor. Şimdi savöaş var ve kriz büyüyor. Bu durumda tarımda beklenen yapısal reformların derhal yapılması şart. Üretimi ve üreticiyi merkeze koyan tarım politikalarına ağırlık verilmeli. Mazottan gübreye temel girdilerde yerli üretimin artırılması veya bunun alternatif yollarının planlanması şart. Çiftçi borç faizlerinin silinmesinden yeni yapılandırmaya dek bir dizi adım atılması gerek. Tarımsal üretimin stratejik olarak ele alınması ve gıda egemenliği ekseninde değerlendirilmesi şart. Küresel kriz ve savaş ortamında Türkiye’nin tarım politikalarını daha güçlü, planlı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmesi zorunluluktur. İktidarı bu gerçekleri görmeye, tarımsal üretimi ve çiftçiyi gözeterek, ülkemizin gıda egemenliğini düşünerek hızlı adımlar atmaya çağırıyoruz."

Savaş Gıda Egemenliğimizi Tehdit Ediyor Haber

Savaş Gıda Egemenliğimizi Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Türkiye'nin gıda egemenliği için savaş, fahiş zam ve yüksek enflasyon ortamında üretimi ve üreticiyi merkeze alan sürdürülebilir tarım politikaları için iktidarı göreve çağırdı. Bölgede büyüyen savaş ortamının gübreden mazota tarımsal üretim maliyetlerine doğrudan olumsuzluk yarattığını bildiren Barut, "Sadece mazota yapılan 7 liraya yakın zammın yıllık çiftçiye maliyeti 21 lirayı aşıyor. Bu bile tarımsal üretim ve çiftçilerimiz açısından felakettir. Ülkemizin gıda egemenliği risk altındadır. Çiftçi üretemezse halkımız neyi tüketecek? İktidarı mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırmaya, tarım ve gıdada acil eylem planı hazırlamaya çağırıyoruz" dedi. "BİLİNÇLİ KÖTÜLÜK" Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 büyürken, tarım sektörünün yüzde 8,8 oranında daraldığını dile getiren Ayhan Barut, "İktidar ise suçu zirai dona, doğal afetlere ve kuraklığa atıyor. Görevlerini yapmıyorlar, tarıma ve üreticiye destek vermiyorlar. AKP iktidarı, tarımdaki daralmayı zirai don, doğal afetler ve kuraklıkla açıklamaya çalışıyor. Elbette bunun etkisi var ama asıl sorun, üreticiyi korumayan ve maliyetleri kontrol altına alamayıp destek vermeyen tarım politikalarıdır. Bunun sonucunda tarımsal üretim maliyeti mazottan gübreye katlanarak artıyor, çiftçinin ürünü ise para etmiyor. Halkın da ucuza tüketemediği bir düzen var şimdi. Bunu iktidar yarattı ve tarımda yanlış üstüne yanlış yapmaya devam ediyor. Ortaya çıkan bu tablo, stratejik önemdeki tarımın ve çiftçinin bilinçli tercihler ve yanlış politikalar sonucunda yok sayıldığını gösteriyor. Bunun adı tarıma ve çiftçiye, dolayısıyla ülkemize yönelik bilinçli kötülüktür" diye konuştu. "SAVAŞ SORUNU BİR DAHA GÖSTERDİ" Bölgede yaşanan savaş ortamının ilk olarak mazota 7 liraya yakın zam olarak yansıdığını, gübrede de benzer durumun ortaya çıktığını anlatan Ayhan Barut, şunları kaydetti: "Çiftçimiz yılda 3 milyar litrenin üstünde mazot kullanıyor. Mazottan gübreye tarımsal üretim girdilerinde dışa bağımlıyız maalesef. Mazottaki sadece 7 liralık artışın çiftçimize yıllık maliyeti 21 milyar liradır. Gübresinden suyuna, işçiliğinden zirai ilacına hiçbir maliyet hesaplanmasa bile bu mazottaki zam artışı üretimi ve üreticiyi perişan etmektedir. Bu kabul edilemez. Savaş ortamı acı gerçeği bir kez daha göstermiştir. Maliyetler katlanarak artıyor, üretim yapılamıyor, çiftçi borç batağında. Halkımız tüketemiyor. Ülkemizin gıda egemenliği risk altında, büyük bir krizle karşı karşıyayız. Bölgemizde artan jeopolitik gerilimler, savaş ortamı ve İran’a yönelik saldırıların enerji fiyatlarını yukarı çekmesi muhtemel. Mazot ve gübre başta olmak üzere tüm tarımsal girdileri zamlanacak. Dışa bağımlılık gözetilince, belki gübre ve mazot temini bile imkansız hale gelecek. Savaş sorunu bir daha gösterdi. Enerjiye bağımlı bir üretim modeliyle çiftçiyi korumak mümkün değildir. Çiftçi üretemezse halkımız neyi bulup tüketecek? İktidarı mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırmaya, tarım ve gıdada acil eylem planı hazırlamaya çağırıyoruz."

Akaryakıt ve Gübre Zamları Üretimi Tehdit Ediyor Haber

Akaryakıt ve Gübre Zamları Üretimi Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada artan akaryakıt ve gübre fiyatlarının çiftçiyi üretimden koparma noktasına getirdiğini belirterek iktidara eleştiriler yöneltti. Gürer, konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçiş sürecini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: “2018 yılında Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildiğinde mazotun litre fiyatı 5 lira 25 kuruştu. İktidar eliyle yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10 zam yapıldı ve mazotun litre fiyatı 61 liraya kadar çıktı, savaş bahanesiyle yeni zamlar da yolda. Petrol bulup, doğal gaz bulup sürekli zam yapan dünyada öncü bir ülke durumuna Türkiye getirildi.” Artan mazot fiyatlarının doğrudan üretim maliyetlerine yansıdığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi traktörünün deposuna akaryakıt doldurduğunda geçen yıla göre daha çok gider olacak, nasıl üretim yapacak?” diye sordu. Girdi maliyetlerindeki artışın yalnızca akaryakıtla sınırlı olmadığını belirten Gürer, gübre fiyatlarındaki yükselişe de dikkat çekti. Tarım Bakanlığının “sıkıntı yok” açıklamalarını eleştiren Gürer, “Gübre fiyatları da fırladı. Bakan ‘Sıkıntı yok.’ diyor da gübrede DAP gübrenin tonu 37.500 liraya, amonyum sülfat 15.750 liraya, 20-20 gübre 24.500 liraya, 15-15 gübre 24.500 liraya, üre gübre 28.000 liraya fırladı. Gübreyi bulmak da almak da zorlaştı,” diye konuştu. “ÇİFTÇİ ÜRETİM YAPAMAZ HÂLE GELİYOR” Konuşmasında artan maliyetlerin üretim planlamasını imkânsız hâle getirdiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübre fiyatlarındaki artışın doğrudan gıda enflasyonuna yansıyacağını ifade etti. Çiftçinin hem finansman hem de girdi temininde ciddi sorunlar yaşadığını belirten Gürer, mevcut politikaların gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

2018’de Bir Koyun Alan İkramiye, Bugün Harçlık Bile Değil! Haber

2018’de Bir Koyun Alan İkramiye, Bugün Harçlık Bile Değil!

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verileri üzerinden iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Gürer, açıklanan büyüme rakamları ile vatandaşın yaşadığı gerçekler arasında derin bir çelişki bulunduğunu ifade ederek, özellikle emeklilerin ve dar gelirli kesimlerin ağırlaşan geçim sıkıntısına ve emekliye reva görülen ikramiye tutarına dikkat çekti. “BÜYÜME VAR DENİYOR, TARIMDA YÜZDE 8,8 DÜŞME VAR” Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılına ilişkin verilerine göre Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 3,6 büyürken, 2025’in son çeyreğinde de yüzde 3,4’lük büyüme kaydedildiğini belirten Gürer, bu tabloya karşın tarım sektöründe yüzde 8,8’lik bir gerileme yaşandığını vurguladı. Tarımda yaşanan düşmenin , uzun süredir dile getirdikleri sorunların rakamlara yansımış hali olduğunu belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarımda her şeyin iyi olduğu yönündeki açıklamalar, resmi verilerle çökmüştür” dedi. İthalata dayalı tarım anlayışının sürdürülebilir olmadığını ifade eden Gürer, gıda fiyatlarındaki artışın en çok emeklileri ve asgari ücretlileri vurduğunu söyledi. “KİŞİ BAŞI GELİR 18.440 DOLAR DENİYOR AMA EMEKLİYE ARTIŞ YOK” Hazine ve Maliye Bakanı’nın kişi başına gelirin 18.440 dolara yükseldiği ve Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler grubuna dahil olduğu yönündeki açıklamalarına da değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, büyüme söylemi ile emeklinin yaşadığı hayat arasındaki çelişkiye işaret etti. “Büyüyen bir ülkede emekli maaşına cüzi miktarda dahi artış yapılamıyorsa burada ciddi bir tutarsızlık vardır” diyen Gürer, 17 milyon emekliyi ilgilendiren bayram ikramiyesi konusunda yapılan açıklamaların hayal kırıklığı yarattığını ifade etti. BAYRAM İKRAMİYESİ TARTIŞMASI: “2018’DE BİR KOYUN ALINABİLİYORDU” Bayram ikramiyesinin 2018 yılında başlatıldığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, o dönem verilen 1.000 liralık ikramiye ile bir koyun alınabildiğini, bugün ise 4.000 liralık ikramiyenin alım gücünün o günün çok gerisinde kaldığını söyledi. İktidar cephesinden bayram ikramiyesinde artış olmayacağı yönünde yapılan açıklamaların emekliler için yeni bir hüsran yarattığını belirten Gürer, “Bayram ikramiyesi en azından asgari ücret düzeyine çıkarılmalıydı. Asgari ücret talebinden vazgeçtik; mevcut 4.000 lira üzerine dahi artış yapılmayacağı açıklanmıştır. Bu büyük bir haksızlıktır” dedi. “BÜTÇE DİSİPLİNİ SÖZ KONUSU OLUNCA HEP EMEKLİ HATIRLANIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ne zaman emekliye ya da asgari ücretliye artış gündeme gelse bütçe disiplini hatırlanıyor. Ancak yandaşa ya da rant odaklarına yönelik harcamalarda aynı hassasiyet gösterilmiyor” ifadelerini kullandı. Açıklanan enflasyon rakamları nedeniyle yılbaşında yapılan maaş artışlarının kısa sürede eridiğini belirten Ömer Fethi Gürer, yılbaşından bu yana bir emekli maaşında yaklaşık 2.500 liralık alım gücü kaybı oluştuğunu söyledi. 20 bin liraya çıkan emekli maaşının reel olarak geçen yılın başındaki seviyenin altına gerilediğini ifade etti. “EMEKLİ AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA” CHP’li Ömer Fethi Gürer, kira, ulaşım, sağlık, eğitim ve özellikle gıda giderlerindeki artışın emeklileri ağır biçimde etkilediğini belirtti. Mevcut maaşların açlık ve yoksulluk sınırının altında kaldığını vurgulayan Gürer, emekli maaşlarının asgari ücretin altına düşmemesi gerektiğini söyledi. 2008 yılında çıkarılan düzenleme ile aylık bağlama oranının yüzde 70’ten yüzde 30’lara kadar düşürülmesinin emekli maaşlarında ciddi kayba yol açtığını ifade eden Gürer, şu talepleri sıraladı: Tüm emekli maaşları asgari ücret düzeyine çıkarılmalı. Ayrımsız tüm emeklilere seyyanen zam yapılmalı. Enflasyona karşı koruyucu düzenleme getirilmeli. Farklı dönemlerde emekli olanlar için intibak düzenlemesi yapılmalı. Aynı prim ve gün sayısıyla emekli olanlar arasındaki maaş farkı giderilmeli. Hizmete dayalı intibak sistemi uygulanmalı. İlaç katkı payı kaldırılmalı. Emeklilerin sendikalaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı.” Dedi. “ET VE SÜT KUYRUĞU EMEKLİNİN GERÇEĞİ OLDU” Emeklilerin artık çarşı pazarda zorunlu ihtiyaçlarının dışına çıkamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, et ve süt ürünlerine erişimin dahi kamu kurumlarının uygun fiyatlı satış noktalarında kuyruğa girerek sağlanabildiğini söyledi. Protein ürünlerinde tüketiminde ciddi düşüş yaşandığını vurguladı. Pazarlarda dahi uygun fiyatlı ürün bulunamadığını ifade eden Gürer, tarımdaki gerilemenin gıda enflasyonunu artırdığını ve bunun da doğrudan dar gelirliyi etkilediğini belirtti. “50 MİLYONA YAKIN KİŞİ YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA” Bölgede devam eden savaşların Türkiye ekonomisine olası etkilerine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, önümüzdeki dönemin daha zorlu geçeceğini söyledi. Yaklaşık 50 milyona yakın kişinin yoksulluk sınırının altında gelire sahip olduğunu ifade eden Gürer, sosyal devlet anlayışının gereği olarak bu kesimlerin korunması gerektiğini vurguladı. Bu grubun 17 milyonunu emeklilerin oluşturduğunu belirten Gürer, “Açlık sınırının altında yaşıyor” dedi. “KARAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayram ikramiyesi kararının mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşamlarını sürdürebilecek düzeyde bir gelire kavuşturulmasının zorunlu olduğunu ifade eden Gürer, seyyanen zam ve ikramiye artışının artık bir ihtiyaç değil, zorunluluk haline geldiğini dile getirdi. “Gıdasız yaşam olmaz” diyen Ömer Fethi Gürer, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine yansımadığı sürece anlamlı olmayacağını belirterek, emekli ve dar gelirli yurttaşların alım gücünü artıracak adımların ivedilikle atılması çağrısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.