Hava Durumu

#Chp

Kırsal Haber - Chp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Çiftçinin Girdi Maliyeti Yüzde 54 Artarken Ürün Fiyatı Yerinde Sayıyor" Haber

Gürer: "Çiftçinin Girdi Maliyeti Yüzde 54 Artarken Ürün Fiyatı Yerinde Sayıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarındaki tarımsal ürün alım fiyatlarını motorin ve tarımsal girdi artışlarıyla karşılaştırdı. Gürer, “Çiftçiye maliyet artışı kadar fiyat verilmezse üretici üretimden kopar” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarında açıklanan yaş çay, fındık, buğday, arpa , tarımsal girdi maliyetleri ve motorin fiyatlarındaki artışla karşılaştırdı. Gürer, ortaya çıkan tablonun üretici açısından ciddi bir gelir kaybına işaret ettiğini belirterek, “Çiftçinin maliyeti ile ürününe verilen fiyat arasındaki makas giderek açılıyor. Üretici daha pahalıya üretiyor ancak ürününü maliyet artışının gerisinde kalan fiyatlarla satmak zorunda kalıyor” dedi. 2025 yılının 1 Eylül tarihinde 54 lira olan motorinin 1 Eylül 2026 tarihinde 83 liraya yükseldiğine dikkat çeken Gürer, motorindeki bir yıllık artışın yüzde 53,7 olduğunu belirtti. Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin de on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, açıklanan ürün fiyatlarının birçok üründe bu artışların gerisinde kaldığını söyledi. Gürer, “Tarımda yalnızca ürünün fiyatına bakarak değerlendirme yapılamaz. Çiftçi o ürünü hangi maliyetle üretiyor, mazota ne kadar ödüyor, gübreye ne kadar ödüyor, ilaca, yeme, elektriğe ve sulamaya ne kadar para harcıyor? Bunlara bakmak gerekiyor. Açıklanan fiyatlar maliyetler dikkate alınarak değerlendirildiğinde üreticiyi memnun edecek ve üretimde tutacak bir seviyede değildir.Bölgeye göre değişen verimde gelir durumunu etkiliyor” diye konuştu. MOTORİN BİR YILDA 29 LİRA ARTTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde motorinin temel maliyet kalemlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, “1 Eylül 2025 tarihinde motorinin litre fiyatı 54 liraydı. Bir yıl sonra, 1 Eylül 2026 tarihinde motorin 83 liraya çıktı. Motorinin litresinde bir yılda 29 liralık artış yaşandı. Bu, yüzde 53,7 oranında bir artış demektir” diye konuştu. Motorin fiyatlarındaki artışın tarımın her alanına yansıdığını belirten Gürer, “Çiftçi traktörünü motorinle çalıştırıyor. Tarlasını motorinle sürüyor. Hasadını biçerdöver yada toplama makinası ile motorinle yapıyor. Ürününü motorinle taşıyor. Sulama sistemlerinde enerji ve yakıt maliyetleri var. Ürünün tarladan pazara ulaşmasına kadar geçen sürecin her aşamasında motorin ve enerji maliyetleri bulunuyor. Motorine yüzde 53,7 zam gelirken çiftçinin ürününe bunun çok altında fiyat artışı verilirse üreticinin gelir kaybı kaçınılmaz olur.Ek birde nakliye gideri ile ürün fiyatı da katlıyor” dedi. TARIMSAL GİRDİLER TÜİKE GöRE YÜZDE 34,02 ARTARKEN ÇİFTÇİYE NE KADAR FİYAT VERİLDİ? CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'ndeki artışa da dikkat çekerek, “Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttı. Bu, ortalama bir artış. Çiftçinin kullandığı her girdide aynı oranda artış yaşanmıyor. Bazı girdilerde çok daha yüksek artışlar söz konusu. Motorindeki yüzde 53,7'lik artış bunun en açık örneğidir.” Üretim maliyetlerinin her geçen gün ağırlaştığını ifade eden Gürer, “Çiftçi bugün tohumunu, gübresini, ilacını, mazotunu, yemini, suyunu, elektriğini daha pahalı alıyor. Sulama maliyeti artıyor, işçilik maliyeti artıyor, nakliye maliyeti artıyor. Ancak ürününü sattığında aldığı fiyat aynı hızla artmıyor. Sorunun özü burada. Çiftçinin gideri hızla yükselirken geliri aynı oranda yükselmiyor” dedi. Gürer, “Çiftçi üretim yaparken zarar ederse, o çiftçi bir süre sonra üretimden çekilir. Üreticiyi üretimde tutmanın yolu, maliyetini karşılayan ve emeğinin karşılığını veren bir fiyat politikası uygulamaktır” dedi. ARPADA ARTIŞ SADECE YÜZDE 15,9 Gürer, 2025 ve 2026 yılı arpa alım fiyatlarını karşılaştırarak, en dikkat çekici tablonun arpa üreticisinde ortaya çıktığını söyledi. 2025 yılında ton başına 11 bin lira olan arpa fiyatının 2026 yılında 12 bin 750 liraya olduğunu belirten Gürer, artışın 1.750 lira olduğunu ve artış oranının yalnızca yüzde 15,9'da kaldığını ifade etti. Gürer, “Arpada bir yılda fiyat artışı yüzde 15,9. Aynı dönemde Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yüzde 34,02 artıyor. Motorin yüzde 53,7 artıyor. Arpa üreticisine verilen fiyat artışı ise yüzde 15,9'da kalıyor. Bu tablo çiftçi ne yapsın” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, arpa fiyatının motorindeki artış oranında artırılması halinde ortaya çıkacak rakama da dikkat çekerek, “2025 yılında 11 bin lira olan arpa fiyatı, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artsaydı bugün yaklaşık 16 bin 900 lira olması gerekirdi. Ancak açıklanan fiyat 12 bin 750 lira. Arada ton başına yaklaşık 4 bin 150 liralık fark var.” BUĞDAYDA FİYAT ARTIŞI YÜZDE 22,2'DE KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buğday fiyatlarındaki artışın da maliyetlerin gerisinde kaldığını söyledi. 2025 yılında makarnalık ve ekmeklik buğdayın ton fiyatının 13 bin 500 lira olduğunu belirten Gürer, 2026 yılında her iki buğday türü için fiyatın 16 bin 500 liraya olduğunu ifade etti. Gürer, “Çiftçi buğdayı üretirken 2025 yılının mazotunu kullanmıyor. 2026 yılının 83 liralık motorinini kullanıyor. 2025 yılının gübresini, ilacını ve diğer girdilerini kullanmıyor. Güncel fiyatlarla üretim yapıyor. O halde çiftçinin ürününe verilecek fiyatın da güncel maliyetleri karşılaması gerekiyor..Çünkü Yeni Ekim süreci gideri de güncel fiyatlar ile oluşacak “ dedi. Gürer, “13 bin 500 liralık buğday fiyatı motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar yükselmiş olsaydı, ton fiyatının yaklaşık 20 bin 750 liraya ulaşması gerekirdi. Açıklanan fiyat 16 bin 500 lira. Arada yaklaşık 4 bin 250 liralık bir fark var.Niğde kıraç alanda maliyet 20 lira kilo fiyatı geçiyor “ diye konuştu. FINDIKTA YÜZDE 27-28 ARTIŞ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fındık fiyatlarında da maliyet artışlarının altında bir artış gerçekleştiğini belirtti. 2025 yılında Giresun kalite fındığın kilogram fiyatının 200 lira olduğunu, 2026 yılında ise 255 liraya çıkarıldığını ifade eden Gürer, artışın 55 lira ve oranının yüzde 27,5 olduğunu söyledi. Levant kalite fındığın ise 2025 yılında 195 liradan 2026 yılında 250 liraya çıkarıldığını belirten Gürer, burada da 55 liralık artış yapıldığını ve artış oranının yüzde 28,2 olduğunu ifade etti. Gürer, “Giresun kalite fındıkta artış yüzde 27,5, Levant kalite fındıkta yüzde 28,2. Bu artışlar ilk bakışta yüksek görünebilir. Ancak maliyetlerle karşılaştırıldığında tablo değişiyor. Tarımsal girdiler yüzde 34,02, motorin yüzde 53,7 artmış durumda.” “Fındık üreticisi de bahçesine masrafsız girmiyor. Gübre kullanıyor, ilaç kullanıyor, işçi çalıştırıyor. Tarımsal üretimin bütün maliyetlerinden fındık üreticisi de etkileniyor.” Gürer, “2025 yılında 200 lira olan Giresun kalite fındık, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artırılmış olsaydı bugün yaklaşık 307 lira olması gerekirdi. Açıklanan fiyat 255 lira. Kilogram başına yaklaşık 52 liralık bir fark ortaya çıkıyor fındık üretici en az 370 Tl fiyat bekliyordu” dedi. “FİYAT ARTIŞI VAR AMA ÇİFTÇİNİN ALIM GÜCÜ YOK” Gürer, tarımda yalnızca fiyat artış oranlarına bakmanın yanıltıcı olacağını belirterek, çiftçinin satın alma gücünün dikkate alınması gerektiğini belirterek, “İktidar, ‘ürün fiyatını artırdık’ diyebilir. Ancak çiftçi açısından önemli olan fiyatın kaç lira arttığı değil, o fiyatla hangi girdiyi ne kadar alabildiğidir. Ürün fiyatı yüzde 20 artarken motorin yüzde 54 artıyorsa çiftçinin satın alma gücü düşüyor demektir. Bu nedenle tarımsal ürün fiyatlarını değerlendirirken nominal artışa değil, gerçek artışa bakmak gerekir. Çiftçinin cebine daha fazla para girmiş gibi görünebilir ancak o parayla daha az motorin, daha az gübre, daha az ilaç ve daha az üretim girdisi alabiliyorsa çiftçi gerçekte fakirleşiyor demektir” dedi. “ALIM FİYATI BELİRLENİRKEN MASA BAŞINDA DEĞİL, TARLADA HESAP YAPILMALI” Ömer Fethi Gürer, tarımsal ürün fiyatlarının belirlenme yönteminin değiştirilmesi gerektiğini belirtti. “Alım fiyatları masa başında belirlenmemelidir. Fiyat belirlenirken çiftçinin gerçek maliyeti dikkate alınmalıdır. Bir çiftçinin tarlasına gidip bir dekarda ne kadar mazot kullandığına, ne kadar gübre attığına, ne kadar tohum kullandığına, sulama için ne kadar ödeme yaptığına bakılmalıdır. Çiftçinin emeği de hesaplanmalıdır. Çiftçi ailesinin emeği de üretimin içindedir. Çiftçi yıl boyunca çalışıyor. Kuraklıkla mücadele ediyor, donla mücadele ediyor, hastalıkla mücadele ediyor. Sonra ürününü sattığında maliyetini dahi karşılayacak bir fiyat bulamıyorsa ortada bir tarım politikası öngörü ve planlama sorunu var” dedi.

Çiftçiler Dert Yandı: "12 Bin Liraya Dolan Depo, Şimdi 20 Bin Liraya Dolmuyor!" Haber

Çiftçiler Dert Yandı: "12 Bin Liraya Dolan Depo, Şimdi 20 Bin Liraya Dolmuyor!"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde çiftçilerle bir araya gelerek tarım sektöründe yaşanan sorunları dinledi. Bu yıl farklı ürünlerde rekoltenin yüksek olmasının beklendiğini belirten Gürer, yüksek rekoltenin çiftçinin gelirinin de yüksek olacağı anlamına gelmediğine dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, artan girdi maliyetleri ile ürünlerin düşük alım fiyatları arasında sıkışan üreticinin yaşadığı sorunların giderek büyüdüğünü söyledi. Gürer, “Bu yıl rekoltenin farklı ürünlerde bol olması bekleniyor. Ancak bunun bol olması üreticinin, çiftçinin gelirinin de yüksek olması anlamına gelmiyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Düşük alım fiyatlarından dolayı çok yerde ürün beklenen faydayı çiftçiye sağlayamadı. Niğde’nin Bor ilçesindeyiz. Burada arpa eken, buğday eken, mısır eken ve pancar eken üretici, doğal olarak girdi maliyetleri arttığı için ‘Kazancımız girdi maliyetine göre düşük kalıyor’ diyor.” diye konuştu. ÇİFTÇİ: “DURUM KÖTÜ, ÜRÜNÜMÜZ PARA ETMİYOR” Bor ilçesinde üretim yapan çiftçiler ise buğday ve mısır ektiğini belirterek yüksek maliyetlerden ve ürünlerin para etmemesinden yakındılar. Çiftçiler, “Bu sene buğday, mısır ektik. Durum kötü. Para etmiyor” dedi. Gübre ve mazot fiyatlarının üreticiyi zorladığını belirteler Çiftçiler , “Gübreyi en son 39 liradan kilosunu almıştım. Gübre, mazot 80 lira. Mazot aldı başını gidiyor. Elektrik de aynı şekilde. Şu anda çiftçinin durumu yatsın kalksın ağlasın” ifadelerini kullandı. Çiftçi olarak destek istemediklerini söyleyen çiftçiler , asıl beklentilerinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi olduğunu belirterek, “Bize destek vermesinler. Destek istemiyoruz biz. Desteği de büyükler alıyor. Bizim elektriğimizi, gübremizi, ilacımızın fiyatını düşürsünler. Destek onların olsun. 1 lira destek veriyorsa bizden 100 lira gidiyor. Nasıl çıkacağız bunun içinden?” diye konuştu. GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ Çiftçinin taleplerinin destekten ziyade üretim maliyetlerinin düşürülmesi noktasında yoğunlaştığını belirten Gürer, çiftçilere , “Siz diyorsunuz ki girdi maliyetleri düşürse, maliyetimiz uygun bir yere gelirse, çiftçi refahı içinde girdi maliyetine artı bir makul kâr bize yeter diyorsunuz. Bir şey istemiyorsunuz değil mi?” diye sordu. Ömer Fethi Gürer, üreticinin bir yıl boyunca emek vererek yetiştirdiği ürünün tarladan çıktıktan sonra çok daha yüksek fiyatlarla tüketiciye ulaştığını belirterek, “Şimdi biz çiftçilerimize konuşurken diyorlar ki biz aynı zamanda ürettiğimizin dışında satın alanız. Eğer bizim girdi maliyetlerimiz düşük olursa, ürün uygun fiyatta da üretildiği zaman piyasada uygun oluşur. Ama bizden ürün çıktı mı 4-5 kat fiyatta başkaları bu işten para kazanıyor. Biz bir yıl emek veriyoruz. Bir yıl emek veren para kazanamıyor ama bunu alıp götürüp satan para kazanıyor.” dedi. ENFLASYONU ÇİFTÇİNİN SIRTINDAN DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR Çiftçiler ise ürünün tüketiciye ulaşmasındaki maliyetlerin de yüksek olduğunu belirterek, aracı ve nakliye maliyetlerine dikkat çekti. Bir çiftçi, “Şimdi satana da bir şey demiyoruz. Mazot pahalı, yol pahalı, nakliye pahalı. O adam da üstüne koyacak. Her şey girdi maliyetlerinden geliyor yani sonuçta. Mazot, nakliye. Adam otobana çıktı mı dünyanın yol parasını veriyor” dedi. Yaşanan tablonun enflasyonla da doğrudan bağlantılı olduğunu savunan çiftçi, “Enflasyonu çiftçinin sırtından düşürmeye çalışıyorlar. Başka bir şey değil. Ürün para etmesin, enflasyonumuz düşük görünsün. Başka bir şey değil” ifadelerini kullandı. “SİLAJLIK MISIRDA ALAN YOK, TALEP YOK” Çiftçiler, silajlık mısır üretiminde de geçen yıla göre fiyatların düştüğünü ve ürünlerini satmakta zorlandıklarını anlattı. Bir üretici, “Bu sene silajlık mısır diktik. Silajlıkta fiyatlar geçen yıla göre düşük. Alan yok şu anda. Talep yok” dedi. Mısır üreticisi Necip Gök de geçen yıl ile bu yıl arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek, “Geçen sene 2 buçuğa verdiğimiz mısırı şu anda bin 800 liraya veriyoruz. Geçen yılın altında fiyatta satamıyoruz.” diye konuştu. EMEKLİ ÇİFTÇİ: “SALÇAYLA SOĞAN YİYORUM” Çiftçi Ahmet Eren ise hem emekli maaşı hem de tarımsal üretim maliyetleri nedeniyle geçinemediğini söyledi. “Emekliyim. Aldığım emekli parasını, su parasına yetiştiremiyorum. 25 lira, 23 lira maaş alıyorum. Yemiyorum, içmiyorum. Salçayla soğan yiyorum. Su parasını anca karşılıyor” diyen Eren , sulama maliyetlerinin de üreticinin yükünü artırdığını ifade etti. Eren , “Sulama parası da yüksek. Saati 500 lira” dedi. Mazot fiyatlarındaki artışın traktör kullanım maliyetlerini de katladığını belirten Eren , “Geçen yıl mazotun litresi 44 liraydı. Bu sene 80 liraya çıktı. Şu an daha da artıyor. Geçen sene benim traktörümün deposu 12 bin lira doluyordu. Şimdi 20 bin lira dolmuyor.” Girdi maliyetlerinin neredeyse tamamında büyük artış yaşandığını belirten çiftçi , “Tabii traktörün kontağını çevirdiğinizde geçen yıla göre katlamış oldu. Gübre katladı. Ama mahsulün fiyatı bir türlü katlamıyor” diye konuştu. “TARIM, MİLLİ GÜVENLİK KADAR ÖNEMLİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise farklı bölgelerde çiftçilerle yaptığı görüşmelerde benzer sorunlarla karşılaştığını belirterek, üreticilerin tarımı bırakmak istemese de başka seçeneklerinin olmadığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Genelde nereye gitsek çiftçi arkadaşların söylediği şu: ‘Yapacak başka işimiz yok. Traktör var, arazi var. Gidip de bir sanayi kuruluşunda çalışma şansımız da yok. Eve ekmek anca buradan geliyor. Onun için de bunu sürdürüyoruz diyorlar.” şeklinde konuştu. Tarımın stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Gürer, üreticinin üretimden kopmasının ülke açısından ciddi sonuçlar doğuracağını ifade ederek, “Tarım, milli güvenlik kadar önemli. Stratejik bir alan. Birden çok ürünümüz tarlada çiftçimiz ürettiği halde değer bulmayınca doğal olarak onların üretimden uzaklaşması, çocuklarının tarımdan kopması ülke geleceği açısından da sorun” dedi. Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yeten bir ülke olduğunu ancak bugün birçok üründe dışa bağımlı hale geldiğini savunan Ömer Fethi Gürer, “Yani biz kendi kendine yeten bir ülkeyken bugün için farklı ürünlerde artık dışa bağımlıyız. 21 üründe arz açığımız var” ifadelerini kullandı. “BUĞDAYI, ARPADA, FASULYEDE, NOHUTTA, MERCİMEKTE DIŞARIDAN ÜRÜN GETİRİYORUZ” Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarımsal üretimde sahip olduğu potansiyele rağmen bazı temel ürünlerde ithalata yönelmesini eleştirerek, “Buğdayda, arpada, fasulyede, nohutta, mercimekte yurt dışından ürün getiriyoruz. Oysa bizim çiftçimiz bunları yetiştirebilir. Niğde patatesle ünlü ama eskiden Niğde soğanla da ünlüydü. Şimdi Niğde’de soğan dikimi kalmadı” dedi. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üretim deseninin de değiştiğini belirten Gürer, “Adana’da dünyanın en güzel pamuğu yetişiyordu. Şimdi pamuk yetişen yerde tarlada havuçtu, soğandı, patates yetişiyor” diye konuştu. Gürer, çözümün doğru bir üretim planlamasından geçtiğini belirterek, “Üretim planlaması sağlanmalı. Ürün deseni doğru oluşturulmalı. Üretenler ürettiğinden para kazanıp bu işi severek yapmalı” ifadelerini kullandı. “GELECEK DÖNEMLERDE ÇİFTÇİ DE BULAMAYACAĞIZ” Çiftçinin üretimden kopmasının yalnızca bugünün değil, geleceğin de sorunu olduğunu vurgulayan TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi ,CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eğer bu işi severek yapmazlarsa gelecek dönemlerde çiftçi de bulamayacağız, ekilecek arazi de bulamayacağız” dedi. Tarım arazilerinin imara açılması konusunda da uyarıda bulunan Gürer, “Çünkü zaten imara giren bölgede tarlasını nasıl bir müteahhide veririm diye millet uğraşıyor. Onun için üreticimizin sorunları görülmeli” diye konuştu. “ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1 TRİLYON 459 MİLYAR LİRAYI BULMUŞ DURUMDA” Çiftçinin borç yüküne de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun 21. maddesi kapsamında verilmesi gereken destek ile fiilen verilen destek arasında büyük fark olduğunu belirterek, “Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre 722 milyar lira 2026 yılında destek verilmesi gerekirken 168 milyar lira verildi. Çiftçinin borç yükü ise giderek büyüdüğü. Şu an çiftçilerin bankalara borcu 1 trilyon 459 milyar lirayı bulmuş durumda. Çiftçi geliri giderini karşılamayınca haciz geliyor. Bu arada bölgede haciz gelenler de var” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİ: “TÜM HER ŞEYİMİZ İCRALIK” Gürer’in sözleri üzerine bir çiftçi de kendisinin doğrudan icra sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Çiftçi, “Bizzat kendimde var. Şu anda banka kredimizi ödeyemedik. Tüm her şeyimiz icralık” dedi. Çiftçinin borç ve icra sorununa ilişkin değerlendirmede bulunan Ömer Fethi Gürer, “Bir an önce bu icralar da durdurulmalı, çiftçiye ek destek sağlanmalı ve çiftçinin üretimin içinde durması sağlanmalıdır” dedi.

Gürer: "1,09 Milyar TL Zarar, 30 Şube Kapandı, 1808 İşçi İşsiz Kaldı" Haber

Gürer: "1,09 Milyar TL Zarar, 30 Şube Kapandı, 1808 İşçi İşsiz Kaldı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi KOOP Market’in 2026 yılının ilk yarısında 1 milyar 91 milyon liranın üzerinde zarar açıklamasını, 30 şubenin kapatılmasını ve son bir yılda 1808 çalışanın işten çıkarılmasının dikkat çekici olduğu söyledi. Gürer, kamuoyunun yanıt beklediği soruların başında marketlerin neden zarar ettiği, yapılan harcamaların niteliği ve bu zararın nasıl karşılandığının geldiğini belirterek, bu konularda verdiği soru önergelerinin de yanıtlanmadığını söyledi. Tarım Kredi KOOP Market’in 2026 yılının ilk altı ayında 1 milyar 91 milyon 551 bin lira net dönem zararı açıkladığı bildirildi. Aynı dönemde şirketin 43,5 milyar liralık hasılat elde etmesine karşın zarar etmesi dikkat çekti. Şirketin küçülme kapsamında 30 şubeyi kapattığı, son bir yılda ise 1808 çalışanın işinden edildiği yönündeki veriler raporlara ve kamuoyuna yansıdı. Ömer Fethi Gürer, kooperatifler önemli kuruluşlardır. Ülkemizde kooperatiflerin özellikle tarımda geliştirilmesi gerekir. Bunun içinde yeni bir kooperatif kanununa ihtiyaç var.Şeffaf ,denetimi düzenli,Siyasi iktidardan talimat alan değil üye ortaklarının söz sahibi olacağı,zarara neden olacak şartlardan arınmış,siyaset gölgesi düşen değil üretici,çiftçi,besici ve de tüketici haklarını koruyan yeni bir yapılanmaya gerek var. Tarım Kredi Marketleri bu bağlamda irdelenmesi gereken bir durum.kuruluş amacının yalnızca ticari faaliyet yürütmek değil, ortaya çıkan tablonun mutlaka açıklanması gerekir, Tarım Kredi Marketler, kamuoyuna üretici ile tüketici arasında köprü olacak, uygun fiyatlı ürün sunacak bir model olarak iktidar anlatıldı ve bu marketler uygun fiyatlı olarak anlatıldı. Marketlere önce yapısal değişime gidildi. İşlevinde tabelasına ne gerek varsa milyonlar harcandı ve tabela için dahi önemli sarf yaratıldı.Neden ve niçin bu aşırı masraflara kapı açıldı.Bu kararları kimler verdi.?bugün geldiğimiz noktada milyarlarca liralık zarar, kapanan şubeler ve işini kaybeden binlerce çalışan var. Bu tablonun hesabı sorulmalıdır .” dedi. MİLYARLARCA LİRALIK CİRO VAR AMA ZARAR VAR Tarım Kredi KOOP Market’in yüksek miktarda satış yapmasına rağmen zarar etmesinin nedenlerinin ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerektiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yönetim ve işletme politikalarının sorgulanmasını istedi. Gürer, “Milyarlarca liralık ciro elde ediliyor ama şirket zarar açıklıyor. O zaman vatandaşın, çiftçinin ve kamuoyunun şu soruyu sorması gerekir: Bu zarar neden oluşuyor? Ürünlerin alış maliyetleri nedir, satışta uygulanan kâr marjları nedir, işletme giderleri ne kadardır? Marketlerin tabela, mağaza düzenlemesi, reklam, lojistik ve diğer giderleri ne kadar tutmaktadır? Şatafata ne kadar kaynak aktarıldı? Zarar eden kurum üst düzey yöneticileri ne kadar ücret artışı sağlandı .Bunların tamamı şeffaf biçimde açıklanmalıdır” dedi. Gürer, 29 Nisan 2026 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği soru önergesinde de Tarım Kredi marketlerinin sayısını, ürünlerde uygulanan kâr marjlarını, raf ömrü biten ve satıştan çekilen ürünlerin toplam tutarını ve bu ürünlerden kaynaklanan zararın nasıl telafi edildiğini sorduğunu belirtti. Ömer Fethi Gürer, “Meclis’te yazılı soruları boşuna sormuyorum. Çünkü ortada kamuoyunun bilmesi gereken bir tablo var. Market sayısı kaçtır? Ürünler hangi bedelle alınıyor, hangi bedelle satılıyor? Uygulanan kâr marjı nedir? Raf ömrü biten ürünlerin maliyeti ne kadardır? Bunların zararı kim tarafından karşılanıyor? Bunların hepsinin yanıtını istedim. Ancak sorularımıza yanıt verilmesini bekliyoruz.” “ŞUBE AÇIN DENİLEN MARKETLER ŞİMDİ ŞUBE KAPATIYOR” Ömer Fethi Gürer, daha önce Tarım Kredi Marketlerin yaygınlaştırılması yönünde siyasi iktidar tarafından yapılan çağrıları da hatırlatarak, bugün gelinen noktada şube kapatılmasının önemli bir çelişki olduğunu ifade etti. Gürer, “Bir dönem Tarım Kredi Marketler için ‘şube sayısını artırın’ denildi. Şimdi ise şubeler kapatılıyor. Bunun gerekçesi nedir? Hızlı büyüme yanlış mı planlandı? Açılan marketlerin fizibilitesi yapılmadı mı? Kamu kaynaklarının ve çiftçinin ortak olduğu bir yapının kaynakları hangi anlayışla kullanıldı? Bu soruların yanıtı verilmelidir.” dedi. Tarım Kredi yönetimi, 2025 yılında oluşan 4,7 milyar liralık net zararı hızlı büyüme ve yüksek yatırım döneminin doğal sonucu olarak açıklamıştı. CHP Nğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer büyüme stratejisinin tek başına zarar için gerekçe olamayacağını belirterek, “Eğer hızlı büyüme nedeniyle zarar oluşuyorsa, bu büyüme kararlarını kim aldı, hangi hesaplamalarla aldı, sonuçları neden denetlenmedi? Kamuoyuna bunun hesabı verilmelidir” diye konuştu. “1808 KİŞİ İŞİNİ KAYBETTİ, SORUMLUSU KİM?” Tarım Kredi Marketlerde son bir yılda 1808 çalışanın işten çıkarıldığı yönündeki verilere dikkat çekerek, “Bir tarafta milyarlarca liralık zarar açıklanıyor, diğer tarafta çalışanlar işini kaybediyor. 1808 emekçinin işinden edilmesi sıradan bir işletme kararı olarak görülemez. Bu insanların aileleri var, geçimleri var. Şirketin yönetimindeki yanlışların bedelini neden çalışanlar ödüyor?” Şube kapatmak kolay, işçiyi işten çıkarmak kolay. Asıl sorulması gereken, bu noktaya nasıl gelindiğidir. Zararın gerçek nedenleri ortaya çıkarılmadan yalnızca şube kapatmak ve istihdamı azaltmak çözüm değildir” ifadelerini kullandı. “BAKANLIĞA SORDUĞUM SORULAR HÂLÂ YANIT BEKLİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatifleri ve marketlerin faaliyetlerine ilişkin soru önergeleriyle uzun süredir kamuoyunun bilgilendirilmesini istediğini belirterek, Bakanlığın sorulara yanıt vermemesini de eleştirdi. 29 Nisan 2026 tarihli önergesinde Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatiflerinin marketlerin mevcut sayısını, marketlerde uygulanan kâr marjlarını, raf ömrü biten ürünlerin toplam tutarını ve oluşan zararın nasıl telafi edildiğini sordu. Gürer ayrıca 11 Mart 2026 tarihli başka bir soru önergesinde Tarım Kredi Kooperatiflerinin gübre, yem, tohum, zirai ilaç ve diğer tarımsal girdilere 2025 ve 2026 yıllarında kaç kez zam yaptığını, zam tarihlerini ve oranlarını da Bakan Yumaklı'ya yöneltti. TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Meclis’te yazılı soru önergesi veriyoruz, Bakanlıktan bilgi istiyoruz. Çünkü bu kurumlar kamuoyunun ve çiftçinin ortak değerleridir. Ancak sorularımız yanıtsız kalıyor. Oysa vatandaşın bilmeye hakkı var. Tarım Kredi neden zarar ediyor? Marketlerin giderleri ne kadar? Hangi ürünlerden ne kadar kâr veya zarar ediliyor? Kapanan şubeler hangileri? Kaç kişi işten çıkarıldı? Bütün bunların açık ve net şekilde ortaya konulması gerekir.Tarım ve Orman Bakanlığı yanında Ticaret Bakanlığı da bu süreci irdeleyip incelemek durumundadır .” dedi.

CHP'li Gürer: "Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor, Beklenti Dört Bin Lira" Haber

CHP'li Gürer: "Pancar Üreticisi Fiyat Bekliyor, Beklenti Dört Bin Lira"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticileriyle bir araya gelerek pancar alım kampanya öncesinde çiftçinin beklentilerini dinledi. Üreticiler, artan gübre, tohum, ilaç, sulama suyu, kira, mazot ve elektrik maliyetlerine dikkat çekerek pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istedi. Bazı üreticiler ise çiftçi refahı düşünülüyorsa 4 bin 500 lira olmalı” dedi. Üreticiler gelecek yıl pancar ekimini artıracak seviyede fiyat beklentisi içinde olduklarını ifade ettiler. Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatif Başkanı ve Bor Ziraat Oda Başkanlarını da ziyaret etti. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi ve CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada üreticilerle buluştu. Gürer “şeker pancarının yalnızca üreticiyi değil, üretimden işleme ve pazarlamaya kadar geniş bir kesimi ilgilendiren stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, “Pancar stratejik bir ürün. Tohumunu, gübresini, ilacını satan, tarlada çapalayan, bakımını yapan, nakliyesini gerçekleştiren, fabrikada işleyen ve işlendikten sonra satışını yapan geniş bir kesimi ilgilendiriyor” dedi. Eylül ayında pancar kampanyasının başlayacağını belirten Gürer, pancar üreticisinin şu anda açıklanacak fiyatı beklediğini söyledi. Türkiye’de bu yıl yaklaşık 22 milyon ton pancar yetişmesinin beklendiğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yıllık şeker üretiminin de 2,8-3 milyon ton aralığında olduğunu belirtti. Gürer, Türkiye’nin şeker pancarında kendi kendine yeterli olabilecek ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Türkiye bu bağlamda kendi kendine yetebilecek noktada olduğu ürünlerden biri pancar. Ancak son yıllarda pancar ekimlerinde alanın, üretimin ve rekoltenin varlığına rağmen çiftçi bu işten de çok mutlu değil. Çünkü girdi maliyetleri artıyor, aynı oranda gelir sağlayamıyor” diye konuştu. “GİRDİLER YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisi Kemal Çörekçi ise artan maliyetler nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu belirterek pancar için beklentisinin ton fiyatının 4 bin lira ile 4 bin 500 lira arasında olduğunu söyledi. Çörekçi, “Ben pancar alım fiyatının 4,5 lira olsun isterim. Çünkü girdiler çok pahalı” dedi. Geçen yıl desteklerle birlikte yaklaşık 3 bin 200 liralık fiyat açıklandığını hatırlatan Çörekçi, “Bu sene de 4 lira olmasını temenni ederiz çünkü girdilerimiz yüksek. Yani en az 4 bin olsun. 4 bin olsun ki çiftçiyi mutlu edecek rakam olsun, yüzü gülecek ki biz de seneye bir daha bu işi yapacağız” ifadelerini kullandı. Üretici, özellikle tohum fiyatındaki artışa dikkat çekerek, “Şimdi girdi maliyetleri önemli ölçüde arttı. Yüzde 100 arttı. 22 liraya aldığımız tohumu 38 liraya aldık. Akıllı tohum dediklerini, yani yüzde 100 zam geldi ona” diye konuştu. Çörekçi, “dekar maliyetimiz 25-27 bin lira. Dekarda verim 6'dan başlar, 8-9'a kadar çıkar. Yani bakımına göre, gübresine göre, sulamasına göre, şartlarına göre değişiyor” dedi. “SULAMA SUYU YÜZDE 100 ARTTI” Pancar üreticisinin maliyetlerinin yalnızca gübre ve tohumla sınırlı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, sulama fiyatlarında da artış olup olmadığını sordu. Çörekçi, “Yüzde 100 artış var. 450 lira saat şu anda bizim burada suyun kooperatif...” diyerek sulama maliyetlerindeki artışı dile getirdi. Gürer ise üreticinin yaşadığı maliyet baskısını belirterek, “Yani sulama suyunuz arttı, gübre arttı, mazot arttı, elektrik gideri arttı.” dedi. Üretici de “Yüzde 100 arttı girdiler. Çok pahalı şu anda” diyerek artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Çörekçi, pancarın en az 4 bin liralık alım fiyatına ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, 4 bin 500 liranın ise gelecek yıl üretici sayısını artırabileceğini ifade ederek, “Yani en düşük 4.000 liralık fiyat ama diyor ki 4.500 lira olursa gelecek yıl ekim yapanın sayısında artış olur. Yani böyle fiyat vermedikçe millet pancardan dikmekten vazgeçmeye başladı. Çünkü adam masraf ediyor, ediyor, ediyor. 6-7 aldığımız zaman zarar ediyor. Yani 6-7 aldık mı zarar şu anda” diyen üretici, mevcut maliyetlerle üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “ÖZELLEŞTİRME PANCARIN PAZARINDA DA SORUN YARATTI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin pancar üreticisi açısından ortaya çıkardığı sorunlara da dikkat çekerek, “Şimdi özelleştirme yapılması da şeker pancarının pazarında sorun yarattı. Niye? Özel sektör kâr etmeden bir işi yapmıyor” diyen Gürer, özellikle pancarın yan ürünü olan küspe konusunda yaşanan değişime dikkat çekti. Gürer, “Küspeyi daha önce fabrikaya pancarı veren çiftçiye ücretsiz verilirdi. Şimdi küspeyi fabrika parayla satıyor” dedi. Küspe fiyatının da 2,5 lirayı bulduğu söyleniyor şu anda paketi” ifadesini kullandı. Üretici de, “Pancar alım fiyatı ile nerede ise hemen hemen aynı yani. Bunun melası var, şekeri var. Bunları geç artık. Posasını yani o şekilde satıyorlar ama bize geldi mi fiyat niye korkuyorlar?” diye konuştu. GÜRER: “ŞEKER PANCARI MUTLAKA KORUNMALI” Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca pancarın tarladaki maliyetiyle sınırlı olmadığını, pancarın hayvancılık açısından da önemli bir ürün olduğunu belirtti. Gürer, “ Çiftçi diyor ki ben bir yıl emekle bunu üretiyorum, çabalıyorum. Ondan sonra götürüp teslim ediyorum fabrikaya. Küspeden alırken neredeyse pancarı sattığım fiyatla küspeyi alıyorum. Hayvancılarımız alıyor yani” sözleriyle küspe maliyetinin hayvancılık yapan üreticiler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik niteliği nedeniyle üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Bu anlamda şeker pancarı üreticisinin desteklenmesi de gerekiyor. Çünkü şeker pancarı stratejik bir ürün olduğu için mutlak surette korunması gereken bir alan” dedi. Gürer ayrıca pancar şekerinin, nişasta bazlı şuruba karşı doğal ve önemli bir alternatif olduğunu belirterek, üretim maliyetlerindeki artışın pancarın pazardaki konumunu da etkilediğini belirterek, “Nişasta bazlı şurubun karşısında da doğal olarak şeker pancarının giderlerinin artması ona pazar yaratıyor. Bunun da önüne geçmek çiftçiye verilecek destekle ilgili.üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için desteklerin artırılması gerekir” dedi. “ÇİFTÇİNİN TALEBİ NET: EN AZ 4 BİN LİRA” Pancar üreticisinin beklentisinin açık olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin mevcut maliyetler karşısında pancar alım fiyatının en az 4 bin lira olmasını istediğini söyledi. Gürer, “Çiftçi alım fiyatı olarak en düşük 4.000 lira olsun istiyor” diyerek pancar üreticisinin beklentisini kamuoyuna taşıdı. Üreticiler ise yalnızca bu yılın fiyatının değil, gelecek yıl pancar ekiminin devam edip etmeyeceğinin de açıklanacak alım fiyatına bağlı olduğunu belirterek, maliyetleri karşılayacak ve üreticiyi yeniden tarlaya teşvik edecek bir fiyat açıklanması çağrısında bulundu. EYLÜL AYINDA SÖKÜM BAŞLIYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer 20 Eylül’de genelde pancar alım kampanyası başlar. Çiftçi, üretici bu süreçte alım fiyatı açıklanmasını bekler. 6 dekara 40 bin TL ilaçlı tohum ekiliyor. 1 dekara en az 13 kez su veriliyor. Dekar su gideri de 25 bin lirayı buluyor. Geçen yıl destekle tonu 3100 TL’ dan çiftçi pancarın 16 polarını fabrikaya verdi. Bu yıl sulama suyu için elektrik, tarla kira gideri, gübre, mazot, tohum geçen yıla göre enflasyon üzerinde artış gösterdi. Girdilerde artışa müdahale etmeyen iktidar alım fiyatında çiftçiyi başabaş noktasında bırakıyor ve çiftçi refahını sağlayacak bir gelir olmayınca çiftçi borcunu ödemekte zorlanıyor. Çok çiftçi bankalarda borç ödemekte zorlanıyor. İcralık çiftçi sayısı artıyor” dedi. GÜRER, SORUNLARI DİNLEDİ CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç ve yönetim kurulu üyeleri ile Bor Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı ve Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç ile bir araya gelerek bölgedeki çiftçi ve üreticilerin sorunlarını görüştü. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin bölge çiftçisi açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Gürer, üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinlemenin önemine dikkat çekti. Bor Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Fatih Eriç, Niğde, Nevşehir, Aksaray ve Ereğli bölgelerini kapsayan 27 bin ortaklı kooperatif olarak üreticilerin tohumdan gübreye, ilaçtan makine ve ekipmana kadar birçok ihtiyacını karşılamaya çalıştıklarını belirterek Gürer’e ziyareti için teşekkür etti. Bor Ziraat Odası Başkanı Nurettin Eriç de tarım sektörünün mevcut durumunun sahada ve üreticiyle doğrudan görüşülerek değerlendirilmesinin önemine vurgu yaparak, çiftçi ve üreticilerin sorunlarına gösterdiği duyarlılık nedeniyle Gürer’e teşekkürlerini iletti.

CHP’li Şevkin’den Tarım Bakanına 41 Soruluk Önerge Haber

CHP’li Şevkin’den Tarım Bakanına 41 Soruluk Önerge

CHP Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye’de çiftçinin artan maliyetler, düşük alım fiyatları, ithalat politikaları ve plansızlık nedeniyle üretimden uzaklaştığını belirterek Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle 5 ayrı soru önergesi sundu. Toplam 41 sorunun yer aldığı önergelerde üzüm üreticileri, Çukurova çiftçisinin sorunları, tarım ithalatı, tarımsal destekler ve üretimde yaşanan sorunlar ele alındı. “ÜRETİCİ TOPRAĞINI SATIYOR” Çiftçinin yüksek girdi maliyetleri karşısında emeğinin karşılığını alamadığını ve bazı üreticilerin borçlarını kapatabilmek için tarlasını ve bahçesini satmak zorunda kaldığını ifade eden Şevkin, üreticiyi toprakta tutacak politikalar oluşturulması gerektiğini vurguladı. Üzüm üreticisinin yaşadığı fiyat sorununa da dikkat çeken Şevkin, geçen yıl 16-17 lira seviyelerinde konuşulan yaş üzüm fiyatının bu yıl 11 liraya teklif edildiğini, mazot fiyatının ise yaklaşık 40 liradan 80 liraya yükseldiğini belirterek, “Maliyetler katlanırken üreticinin eline geçen para nasıl oluyor da geçen yılın altında kalıyor?” diye sordu. ÇUKUROVA’DA ÜRETİCİ ZORLANIYOR Çukurova’da karpuz üreticisinin ürününü maliyetinin altında dahi satamadığını belirten Şevkin, narenciye üreticisinin ise sorunlar nedeniyle bahçesindeki ağaçları kesmeye başladığını söyledi. Mısır üreticisinin de alım fiyatı açıklanmadan ürününü düşük fiyatla satmak zorunda kaldığını ifade etti. Tarımda ithalat politikalarının yerli üreticinin umudunu kırdığını savunan Şevkin, hasat dönemlerinde ithal ürünlerle karşı karşıya kalan çiftçinin mağdur olduğunu belirterek üretim ve pazarlama zincirindeki sorunların çözülmesini istedi. “ÇİFTÇİYİ TOPRAKTA TUTMAK ZORUNDAYIZ” Tarımsal desteklerin yeterli seviyeye çıkarılması gerektiğini vurgulayan Şevkin, çiftçiye üretimin başında yeterli destek, hasat sonunda ise emeğinin karşılığının verilmesi gerektiğini söyledi. Şevkin, “Çiftçi yoksa üretim yok, üretim yoksa gıda güvenliği yoktur. Türkiye’nin geleceği için çiftçiyi yaşatmak zorundayız” ifadelerini kullandı. CHP’li Şevkin’in Bakan Yumaklı’ya sunduğu 5 ayrı soru önergesinde toplam 41 soru cevaplanmayı bekliyor.

Gürer: "Tarımda Dış Ticaret Dengesi Değişti" Haber

Gürer: "Tarımda Dış Ticaret Dengesi Değişti"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım, gıda ve içecek sektörünün dış ticaret verilerini değerlendirerek, 2026 yılında sektörün dış ticaret dengesinin olumsuz biçimde bozulduğu görülüyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörünün 2024, 2025 ve 2026 yıllarının ilk 6 ayına ilişkin dış ticaret verilerini değerlendirdi.2024’te ilk 6 ayda dış ticaret fazlası verildi, 2025’in ilk 6 ayında da ihracatı ithalatını aşan tarım ve gıda sektörü, 2026’da ithalat öne çıkması dikkat çekici” dedi. Gürer, “2024’te ilk 6 ayda 3,2 milyar dolar dış ticaret fazlası veren sektör, 2025’te de ihracatını ithalatının üzerinde gerçekleştirdi. Ancak 2026’nın ilk 6 ayında tablo tersine döndü” dedi. DENGELER DEĞİŞTİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024 yılının Ocak-Haziran döneminde Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektöründe 12,9 milyar dolar ihracat, 9,7 milyar dolar ithalat gerçekleşti. Sektörün 3,2 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi.2025 yılının ilk 6 ayında ise tarım, gıda ve içecek sektörünün 13,42 milyar dolar ihracat, 12 milyar dolar ithalat yapıldı. Yaklaşık 1,42 milyar dolarlık dış ticaret fazlası oluştu.2025’in ilk 6 ayında da sektör dış ticaret fazlası vardı. Ancak 2026’ya geldiğimizde işler tersine döndü” ifadelerini kullandı. 2026’DA İTHALAT İHRACATI GEÇTİ 2026 yılının ilk 6 ayına ilişkin verilerin ise dikkat çekici olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, sektörün aylar itibarıyla ihracat ve ithalat rakamlarını şöyle sıraladı: Ocak: 2,40 milyar dolar ihracat – 2,18 milyar dolar ithalat Ocak-Şubat: 4,68 milyar dolar ihracat – 4,10 milyar dolar ithalat Ocak-Mart: 6,98 milyar dolar ihracat – 6,43 milyar dolar ithalat Ocak-Nisan: 9,52 milyar dolar ihracat – 9,25 milyar dolar ithalat Ocak-Mayıs: 11,64 milyar dolar ihracat – 11,34 milyar dolar ithalat Ocak-Haziran: 14,00 milyar dolar ihracat – 14,19 milyar dolar ithalat Buna göre 2026’nın ilk 6 ayında sektörün dış ticaretinde yaklaşık 190 milyon dolarlık açık oluştu.” Dedi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024’ün ilk 6 ayında 3,2 milyar dolar fazla veren sektörün, 2025’in ilk 6 ayında yaklaşık 1,42 milyar dolar fazla vermesinin ardından 2026’nın ilk 6 ayında 190 milyon dolar açık vermesi, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir durumdur” dedi. TARIMDA İBRE DAHA FAZLA İTHALATA DÖNÜYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım ve gıda ürünlerinde ithalatın artmasının yalnızca dış ticaret rakamlarından ibaret olmadığını belirterek, bunun doğrudan çiftçiyi ve tüketiciyi etkilediğini söyledi. Gürer, “Bakan, tarımda rekorlardan söz ediyor. Rekorlara rağmen ithalat neden artıyor? Çiftçimizin ürettiği ürün tarlada para etmiyor, girdi maliyetleri sürekli yükseliyor, buna karşılık ithalat kapısı giderek daha çok açılıyor.” dedi. ÜRETİCİYİ KORUMAZSANIZ İTHALATÇI OLURSUNUZ Tarımda üretim maliyetlerinin düşürülmesi, çiftçinin yeterli desteklenmesi ve ürün bazında planlı üretime geçilmesi gerektiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiye gübre pahalı, mazot pahalı, ilaç pahalı, yem pahalı, elektrik pahalı. Sulama suyu pahalı Üretici yüksek maliyetle üretmeye çalışırken ithalatla fiyat baskılanmaya çalışılıyor. Ancak rafa fiyatlar ithalatla da düşmüyor.” diye konuştu.

Gürer: "İki Mercimek Çorbasından Biri İthal Üründen" Haber

Gürer: "İki Mercimek Çorbasından Biri İthal Üründen"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, anavatanı Anadolu olan kırmızı ve yeşil mercimekte Türkiye’nin ithalata bağımlı hale gelmesini tarım politikalarındaki sorunların somut göstergesi olarak değerlendirdi. ​Bu yıl kırmızı mercimekte bir önceki yıla göre üretim artışı beklense de ithalatın yerli üretimden daha yüksek olduğuna dikkat çeken Gürer, Kanada, Kazakistan ve Rusya’dan kırmızı mercimek ithal edildiğini belirtti. ​Gürer, “Mercimek çorbası ithal ürün ile sofraya gelmektedir. Masada iki mercimek çorbasından biri ithal mercimekle yapılıyor. Markette menşeine bakılınca yerli ürün ara ki bulasın. Yeşil mercimek İç Anadolu, kırmızı mercimek Güneydoğu Anadolu’da üreticimiz için önemli üretim ve gelir kapısı idi. İthal, yerli üretimi geçti. Böyle giderse yerli üretim ithale teslim olacak. Bazı yıllar üretimde kuraklığın etkisi ile üretim önemli ölçüde düşmesinin etkisi olsa da üretici, girdi maliyeti ile mercimekten yeterli gelire erişemedikleri için üretimden uzaklaştıklarını ifade ediyorlar. Üreticiden ürün girdi maliyetime yakın bir fiyatla çıkmasına rağmen rafta fiyatı katlıyor. İthal ürün de yerli ürün fiyatına rafa giriyor. Aracılar kazanıyor, market kazanıyor. Yerli üretici, artan girdi maliyeti ile kazanamayınca her yıl farklı ürüne yönelerek üretim desenini değiştirerek ayakta kalmaya çalışıyor.” diye konuştu. ​CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde 2 milyon 400 bin dekarda kırmızı mercimek üretimi sağlanırken, yeşil mercimek girdi maliyetleri üretiminde de soruna neden oluyor. 2026 yılı üretiminin bir önceki yıla göre daha iyi olması beklense de ithalatın bağımlılığı devam ediyor. 2020–2026 döneminde 4.463.769,600 ton mercimek ithal etmiş, ithalat karşılığında toplam 2 milyar 897 milyon 698 bin 686 ABD doları ödeme yapmıştır. Bu ithalatın 3.922.706 tonu kırmızı mercimek, 541.063 tonu yeşil mercimektir. Toplamda mercimek ithalatının yaklaşık %87,9’u kırmızı mercimek, %12,1’i ise yeşil mercimektir. Yerli üretimde yıllara göre değişkenlik göstermektedir. Açık ise farklı yıllarda yerli üretimi üzerinde gerçekleşiyor. Yerli üründe ihracatta olsa kaliteli ürün yurt dışına giderken ithal ürünle çorba yapılıyor.” dedi. ​MERCİMEK ÜRETİMİNDE YILLARA GÖRE DEĞİŞİM ​CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2020 ile 2026 yılları üretim rakamlarını paylaştı. Geçen yıl kuraklıkla dip yapan üründe bu yıl üretim artışı olsa da ithalatın da üretim kadar olması nedeniyle arz açığının devam ettiğini belirtti. ​Yıllara göre üretim verileri şu şekildedir: ​2020 yılında 328.418 ton kırmızı mercimek, 42.397 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 370.815 ton üretim gerçekleşti. ​2021 yılında 228.000 ton kırmızı mercimek, 35.000 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 263.000 ton üretim gerçekleşti. ​2022 yılında 400.000 ton kırmızı mercimek, 45.000 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 445.000 ton üretim gerçekleşti. ​2023 yılında 424.000 ton kırmızı mercimek, 50.000 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 474.000 ton üretim gerçekleşti. ​2024 yılında 405.000 ton kırmızı mercimek, 71.000 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 476.000 ton üretim gerçekleşti. ​2025 yılında 249.905 ton kırmızı mercimek, 29.715 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 279.620 ton üretim gerçekleşti. ​2026 tahmini olarak 385.000 ton kırmızı mercimek, 48.320 ton yeşil mercimek olmak üzere toplam 433.320 ton üretim beklenmektedir. ​Gürer, “2026 tahmini ise toplam üretimin 433.320 tona yükselmesi yönündedir. Ancak 2026 üretimi, 2023 yılındaki 424 bin tonluk seviyenin yaklaşık 39 bin ton altındadır. 2002 yılında 500 bin ton kırmızı mercimek ülkemizde üretiliyordu. Nüfus üzerinden bakınca mercimekte ciddi bir gerileme görülüyor. Yeşil mercimekte 2024 yılında yeşil mercimek üretimi 71 bin ton iken, 2026 tahmini 48.320 tondur.” dedi. ​KIRMIZI MERCİMEK İTHALATI ÜRETİMDEN ÇOK ​CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, soframıza gelen iki tas çorbanın birinin ithal ürün olduğunu belirterek, “Mercimekte planlı bir üretim ile dışa bağımlılığımızı bitirebiliriz. Yeterli destek ve girdi maliyeti dikkate alınan bir alım fiyatı ile ithalata değil, ihracata öne çıkabiliriz. Ülkemizde yetişen mercimek, ithale göre çok daha kaliteli ve yerli ürün ile yapılan çorbanın tadı daha güzel. İhraç edilen yerli ürün tadı ile beğeniliyor. Yerli ürünün bir bölümü ihraç edilip açık, ithalle gideriliyor. Hem üretimde sorun var hem ithalatta. Milyarlarca lira döviz yurt dışına gidiyor. O döviz yurt içi çiftçimize gitmeli.” dedi. ​Kırmızı mercimek ithalatı ve ödeme tutarları yılları itibarıyla şöyledir: ​2020: 574.738 ton - 283.180.467 ABD doları ​2021: 478.461 ton - 331.788.307 ABD doları ​2022: 468.484 ton - 372.111.399 ABD doları ​2023: 744.725 ton - 501.723.776 ABD doları ​2024: 545.780 ton - 349.790.409 ABD doları ​2025: 674.752 ton - 367.534.691 ABD doları ​2026: 435.766 ton - 221.022.480 ABD doları ​Toplam: 3.922.706 ton - 2.427.151.529 ABD doları ​Gürer, “Kırmızı mercimekte 2020–2026 döneminde 3,92 milyon tonun üzerinde ithalat yapılmıştır. Bunun karşılığında yaklaşık 2,43 milyar dolar ödeme gerçekleştirilmiştir. 2023 yılı kırmızı mercimek ithalatı 744.725 tonla, dönem içerisindeki en yüksek seviyeye ulaşmıştır.” dedi. ​YEŞİL MERCİMEK İTHALATI ​CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Yeşil mercimekte 2020–2026 döneminde 541.063 ton ithalat yapılmış ve yaklaşık 470,5 milyon dolar ödeme gerçekleştirilmiştir. Yeşil mercimek ithalatı 2020’den 2025’e kadar önemli ölçüde artmıştır. 2020’de 52.387 ton olan ithalat, 2025’te 118.999 tondur. Bu artış yaklaşık %127 düzeyindedir” diye konuştu. ​Yeşil mercimek ithalatı ve ödeme tutarları yılları itibarıyla şöyledir: ​2020: 52.387 ton - 27.312.488 ABD doları ​2021: 56.114 ton - 46.590.084 ABD doları ​2022: 39.900 ton - 42.267.627 ABD doları ​2023: 115.097 ton - 111.141.262 ABD doları ​2024: 98.760 ton - 108.250.877 ABD doları ​2025: 118.999 ton - 99.235.160 ABD doları ​2026: 59.806 ton - 35.749.659 ABD doları ​Toplam: 541.063 ton - 470.547.157 ABD doları ​ÜRETİM VE İTHALAT ARASINDAKİ FARK ​Gürer, Türkiye’nin mercimekte bazı yıllarda üretiminden daha yüksek miktarlarda ithalat yaptığını belirtti. Yıllara göre üretim, ithalat ve ithalatın üretime oranı şu şekildedir: ​2020: Toplam Üretim 370.815 ton, Toplam İthalat 627.126 ton (İthalatın Üretime Oranı: %169) ​2021: Toplam Üretim 263.000 ton, Toplam İthalat 534.575 ton (İthalatın Üretime Oranı: %203) ​2022: Toplam Üretim 445.000 ton, Toplam İthalat 508.384 ton (İthalatın Üretime Oranı: %114) ​2023: Toplam Üretim 474.000 ton, Toplam İthalat 859.822 ton (İthalatın Üretime Oranı: %181) ​2024: Toplam Üretim 476.000 ton, Toplam İthalat 644.540 ton (İthalatın Üretime Oranı: %135) ​2025: Toplam Üretim 279.620 ton, Toplam İthalat 793.752 ton (İthalatın Üretime Oranı: %284) ​2026: Toplam Üretim 433.320 ton, Toplam İthalat 495.572 ton (İthalatın Üretime Oranı: %114) ​Yedi yıllık dönemde kırmızı ve yeşil mercimek için toplam 4.463.769 ton ithalat gerçekleştirilmiş ve bunun karşılığında 2.897.698.686 ABD doları ödenmiştir. Bu tutarın 2.427.151.529 doları kırmızı mercimeğe, 470.547.157 doları yeşil mercimeğe gitmiştir. ​Ömer Fethi Gürer, “Özellikle dar gelirliler için mercimek çorbası erişilebilen ve sık tüketilen en uygun yemektir. Anadolu’nun anavatanı olan mercimekte dahi dışa bağımlılığımızın varlığı, tarım politikasının gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Her üründe kendi kendine yeten bir ülke olmamız, iktidarın tarım üretim politikaları ile doğrudan ilgilidir. Sürekli tükettiğimiz mercimekte yerli üretim için yapılması gerekenler vakit kaybetmeden sağlanmalıdır.” dedi. ​Genel toplamda; kırmızı mercimek 3.922.706 ton ithalat ve 2.427.151.529 ABD doları ödeme ile toplam içindeki %87,9'luk paya sahipken, yeşil mercimek 541.063 ton ithalat ve 470.547.157 ABD doları ödeme ile %12,1'lik paya sahiptir. Genel toplamda ise 4.463.769 ton ithalat karşılığında 2.897.698.686 ABD doları ödenmiştir.

CHP’li Orhan Sarıbal: "Çiftçinin Banka Borcu 275 Kat Arttı!" Haber

CHP’li Orhan Sarıbal: "Çiftçinin Banka Borcu 275 Kat Arttı!"

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, çiftçinin bankalara olan tarımsal kredi borcunun 2004’te 5,3 milyar TL’den Haziran 2026’da 1 trilyon 459 milyar TL’ye çıktığını açıkladı. Tarımsal destekler aynı dönemde 54 kat artarken borcun 275 kat büyüdüğünü belirten Sarıbal, “Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında çiftçinin borçluluğunu, üretim maliyetlerinin altında kalan ürün fiyatlarını, Malatya’da selden zarar gören kayısı üreticilerini, kuru üzümde açıklanmayan alım fiyatını ve ABD’nin Türk zeytinyağına getirdiği ek gümrük vergisini değerlendirdi. Gıdaya erişimin temel bir hak olduğunu vurgulayan Sarıbal, tarımsal üretimin yalnızca çiftçinin değil, bütün toplumun geleceğini ilgilendirdiğini söyledi. Tarım toprakları kadar o topraklarda üretimi sürdüren çiftçilerin de korunması gerektiğini belirten Sarıbal, iktidarın üretim yerine ithalatı merkeze alan politikalarının hem çiftçiyi hem tüketiciyi yoksullaştırdığını ifade etti. Çiftçinin borcu desteğin 8,7 katına çıktı Çiftçinin bankalara olan tarımsal kredi borcunun Haziran 2026 itibarıyla 1 trilyon 459 milyar TL’ye ulaştığını açıklayan Sarıbal, 2004 yılında bu borcun 5,3 milyar TL düzeyinde olduğunu hatırlattı. Aynı dönemde tarımsal desteklerin 3,1 milyar TL’den 167,6 milyar TL’ye çıktığını belirten Sarıbal, çiftçinin borcu 275 kat artarken desteklerdeki artışın 54 katta kaldığını söyledi. 2004 yılında çiftçinin banka borcunun tarımsal desteklerin 1,7 katı olduğunu, bugün ise bu oranın 8,7 kata çıktığını kaydeden Sarıbal, takipteki tarım kredilerinin de bir yılda 7,7 milyar TL’den 25,5 milyar TL’ye yükseldiğine dikkat çekti. Sarıbal şöyle konuştu: “Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan. Bankalar çiftçinin traktörüne, tarlasına, malına mülküne el koyabiliyor. O yürekli, onurlu üretici bankanın, kamunun önünde boynu bükük yaşamak zorunda bırakılıyor. Krediler tarımsal finansmanın merkezi olmamalı. Çiftçi faizlerle sömürülmemeli; onurluca üretimini sürdürebilmeli.” Çiftçinin üretim girdilerinin hiçbirinde söz sahibi olmadığını ifade eden Sarıbal; mazotun, gübrenin, tohumun, fidenin, elektriğin, sulamanın ve kredi faizlerinin fiyatını çiftçinin belirlemediğini söyledi. Çiftçinin ürettiği ürünün fiyatında da söz sahibi olamadığını vurgulayan Sarıbal, sözleşmeli tarım uygulamalarının mevcut haliyle çiftçiyi değil şirketleri ve tüccarları koruduğunu belirtti. “Çiftçinin örgütü, hukukçusu ve kamusal güvencesi masada yok. Tüccarın ve sanayicinin ise hukukçusu da mühendisi de finansman gücü de var” diyen Sarıbal, üretim planlamasının çiftçi örgütleriyle birlikte yapılmasını, stratejik ürünlere taban fiyat ve alım güvencesi verilmesini istedi. Şeftali üreticisi maliyetin altında satışa zorlanıyor Şeftali üreticisinin Bursa, Mersin ve Denizli’de maliyetin altında kalan fiyatlarla karşı karşıya olduğunu belirten Sarıbal, Bursa’da kilogram maliyeti 20–25 TL’ye ulaşan sanayilik şeftaliye 5 TL’ye kadar fiyat verildiğini söyledi. Mersin’de yaklaşık 15 TL’ye mal edilen sanayilik şeftalinin yine 5 TL’ye alınmak istendiğini aktardı. Denizli’nin Çivril ilçesinde ise kilogram maliyeti yaklaşık 22 TL olan sofralık şeftalinin fiyatının 15 TL’ye kadar düştüğünü belirten Sarıbal, üreticinin ürünü sattığında da dalında bıraktığında da zarar ettiğini söyledi. Şeftalinin uzun süre depolanamayan ve yıllarca emek verilerek yetiştirilen bir ürün olduğuna dikkat çeken Sarıbal, şöyle devam etti: “Çiftçi bu bahçeyi bir yılda kurmadı. Fidanı dikti, dört beş yıl ürün bekledi. On, on beş, yirmi yıllık ağaçlarını bugün nasıl yok edecek? Ürün dalında toplanmıyor, çürüyor. Üretim yapan çiftçi adeta cezalandırılıyor.” Malatya’da 168 çiftçi selden etkilendi Malatya’da etkili olan sağanak ve selin kayısı üreticisine ağır zarar verdiğini belirten Sarıbal, CHP Malatya İl Başkanlığının sahadan aktardığı son bilgileri paylaştı. Bu bilgilere göre 168 çiftçinin selden etkilendiğini, 3 ev, 2 ahır ve 2 deponun hasar gördüğünü açıklayan Sarıbal, kurutulmak üzere serilen 400 tondan fazla kayısının telef olduğunu söyledi. Kayısı üreticisinin ürünü kurutarak kilogramını yaklaşık 500 TL’den satmayı beklediğini, selden etkilenen ürünlerin ise büyük ölçüde ekonomik değerini kaybettiğini belirten Sarıbal, zarar tespitinin gecikmeden tamamlanmasını istedi: “El uzatın çiftçiye. Derhal zarar tespiti yapın. Selin alıp götürdüğü ürünü yerinde bulamayabilirsiniz. Dalda kayısının toplandığı ağaçları, bu ağaçların verimini ve üretim alanını inceleyerek gerçek zararı belirleyin.” Yalnızca faizli borç ertelemesinin üreticinin sorununu çözmeyeceğini vurgulayan Sarıbal; kaybın doğrudan karşılanmasını, üreticilere karşılıksız destek sağlanmasını ve borçların faizsiz biçimde yeniden düzenlenmesini istedi. Benzer kayıpların yeniden yaşanmaması için yüksek ve gerektiğinde üzeri kapatılabilen kurutma alanları yapılması gerektiğini belirten Sarıbal, teknolojik kurutma tesisleri ve depolama altyapısının da kamu kaynaklarıyla desteklenmesini talep etti. Kuru üzümde fiyat geciktirilmemeli Çekirdeksiz kuru üzümün Türkiye’nin en önemli üretim ve ihracat kalemlerinden biri olduğunu belirten Sarıbal, ülkede yılda yaklaşık 250–300 bin ton kuru üzüm üretildiğini, bunun yaklaşık 150 bin tonunun ihraç edildiğini söyledi. Çiftçiler Sendikasının 2026 yılı için bir kilogram kuru üzümün çıplak maliyetini 93 TL olarak hesapladığını aktaran Sarıbal, çiftçinin emeği ve insanca yaşam payı eklendiğinde referans fiyatın 151,50 TL’ye ulaştığını belirtti. TMO’nun 2025 yılında 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için kilogram başına 120 TL fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, yeni sezon fiyatının hâlâ açıklanmamasının üreticiyi tüccarın insafına bıraktığını söyledi. Geçen yıl 16–18 TL arasında satılan şıralık ve şaraplık yaş üzümün bu yıl 11–12 TL’ye kadar düştüğünü kaydeden Sarıbal, “TMO bir an önce fiyat açıklamalı ve fiyat 150 liranın altında olmamalıdır. TARİŞ gibi üretici kuruluşları yeniden güçlendirilmeli, üretici piyasanın insafına terk edilmemelidir” dedi. Zeytinyağı üreticisi ek vergi baskısıyla karşı karşıya ABD’nin Türkiye’den ithal edilen zeytin ve zeytinyağına yüzde 12,5 oranında ek gümrük vergisi getirmesinin üretici ve ihracatçı açısından yeni bir baskı oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, ABD’nin Türkiye zeytinyağı ihracatındaki önemine dikkat çekti. 2024–2025 sezonunun ilk dokuz ayında yaklaşık 480 milyon dolarlık zeytinyağı ihraç edildiğini, bunun 118 milyon dolarlık bölümünün ABD’ye yapıldığını belirten Sarıbal, miktar bakımından ihraç edilen her 100 ton zeytinyağının yaklaşık 43 tonunun ABD pazarına gönderildiğini kaydetti. Türkiye’ye ek tarife uygulanırken önemli bir zeytinyağı üreticisi olan Tunus’un aynı ek verginin dışında tutulduğunu ifade eden Sarıbal, şunları söyledi: “Dünyanın büyük ülkeleri kendi üreticisini korumak için gümrük vergisi koyuyor. Biz ise sıkıştığımız anda vergileri sıfırlayıp başka ülkelerin ürünlerini Türkiye’de satmayı tercih ediyoruz. Kendi üreticimizi koruyacak bir dış ticaret politikası oluşturmak zorundayız.” Türkiye’nin zeytinyağını dökme olarak düşük fiyatla ihraç etmesinin katma değerin başka ülkelerde kalmasına neden olduğunu belirten Sarıbal, markalaşmayı ve üreticinin ihracat gelirinden daha fazla pay almasını sağlayacak kamusal bir politika istedi. Turşuluk biber üreticisi birkaç alıcıya mahkûm edildi Balıkesir’in Deliklitaş ve Yaylacık mahallelerinde üretilen turşuluk biberin kilogramının 35–40 TL’ye zor alıcı bulduğunu belirten Sarıbal, üreticilerin maliyetlerini karşılayabilmek için en az 70 TL fiyat beklediğini söyledi. Mazot ve gübre fiyatlarının yüzde 50–60; işçilik, bakım, lastik ve tamir giderlerinin ise yüzde 40–50 arttığını aktaran Sarıbal, buna karşılık üreticinin ürününü geçen yılın fiyatının yaklaşık yarısına satmak zorunda kaldığını ifade etti. Üreticinin az sayıdaki sanayicinin belirlediği alım koşullarına mahkûm edildiğini söyleyen Sarıbal, piyasanın kamu tarafından düzenlenmesini, üretim maliyetinin altında alım yapılmasının önlenmesini ve üretici örgütlerinin fiyat belirleme sürecine katılmasını istedi. “Bu düzen böyle gitmez” Tarımın banka kredileriyle ve ithalatla değil; üretim planlaması, yeterli destek, taban fiyat, alım güvencesi ve güçlü üretici örgütleriyle ayakta tutulabileceğini vurgulayan Sarıbal, açıklamasını şöyle tamamladı: “Bu ülkenin çiftçisi onurludur. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda üretmektedir ama sahipsiz bırakılmıştır. Bu düzen böyle gitmez ve gitmeyecek. Bu ülkenin toprağından, suyundan, çiftçisinden, insanından ve doğasından yana yeni bir düzeni hep beraber kuracağız.”

Anamur Muz Üreticisi İsyanda: "Maliyet 42 TL, Satış 8 TL!" Haber

Anamur Muz Üreticisi İsyanda: "Maliyet 42 TL, Satış 8 TL!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin ve Anamur’daki muz üreticilerinin artan girdi maliyetleri ve ithalat baskısı sebebiyle büyük bir ekonomik krize sürüklendiğini belirtti. Küresel ölçekteki üretici ülke örneklerine dikkat çeken Kış, Türkiye'deki üreticilerin kaderine terk edildiğini vurgulayarak ithalat politikalarının acilen gözden geçirilmesini talep etti. ​Anamur'da Üretici Çıkmazda: "Seramı Sökerim" İsyanı ​Türkiye’nin en önemli muz üretim merkezlerinden olan Mersin’de çiftçiler ciddi bir borç sarmalı ve darboğazla karşı karşıya. Üretici verilerine göre tablo şu şekilde: ​1 Kilogram Muzun Maliyeti: 42 Türk Lirası ​Satış Fiyatı: Kalitesine göre 8 TL ile 25 TL arasında değişiyor. ​Sonuç: Üretici, en iyi ihtimalle dahi ürününü maliyetinin çok altında satmak zorunda bırakılıyor. ​Milletvekili Kış, yıllarca sera yatırımları yapılarak büyütülen Türkiye muz üretim kapasitesinin bugün ithalat karşısında savunmasız bırakıldığını belirterek, "Bir ülkenin tarım politikası, üreticisine yatırım yaptırıp yıllar sonra onu ithal ürün karşısında savunmasız bırakmak olamaz" dedi. ​Dünya Üreticilerini Nasıl Destekliyor? Gülcan Kış’tan Küresel Örnekler ​Dünyanın önde gelen muz üreticisi ve ihracatçısı ülkelerinin piyasayı üretici aleyhine asla yalnız bırakmadığına dikkat çeken Kış, şu örnekleri paylaştı: ​Ekvador (Dünya Lideri): Üreticinin alacağı asgari fiyat kamu otoritesi tarafından güvence altına alınıyor. Üretici piyasanın insafına bırakılmıyor. ​Filipinler (Yeniden 2. Büyük İhracatçı): Tarım Bakanlığı eliyle çiftçiye fidan, organik gübre ve biyolojik mücadele girdileri sağlanıyor. 2025 yılında ihracatını yüzde 25,6 artırarak 2,93 milyon tona çıkardı. ​Avrupa Birliği (POSEI Programı): Fransa, İspanya ve Portekiz muz sektörüne yıllık toplam 278,9 milyon avro kaynak aktarıyor. Yalnızca Kanarya Adaları için 2025 kampanyasında 141,1 milyon avro ayrıldı. ​"İthalat Çiftçiyi Terbiye Etme Aracı Olamaz" ​Geçmişte uygulanan yüzde 145,8'lik gümrük vergisi oranının üreticilerin temel talebi olduğunu hatırlatan Kış, Ticaret Bakanlığına çağrıda bulundu: ​"İthalat, çiftçiyi fiyatla terbiye etmek için kullanılabilecek bir araç değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de daha önce gündeme getirildiği üzere geçmişte yüzde 145,8 olan gümrük vergisinin değiştirilmesi üreticiler açısından ciddi bir tartışma yaratmıştır. Ticaret Bakanlığı bu politikayı yeniden değerlendirmelidir." ​Mersin ve Türkiye İçin Uzun Vadeli Muz Politikası Önerileri ​Mersin'in muzda yalnızca üreten değil, dünyayla rekabet eden bir merkez haline gelmesi gerektiğini belirten Gülcan Kış, acil çözüm önerilerini sıraladı: Yerli üreticiyi ithalat baskısına karşı koruyacak önlemler alınmalı. Üretim maliyetini baz alan sürdürülebilir bir fiyat mekanizması kurulmalı. Sera yatırımları ve yüksek enerji maliyetleri sübvanse edilmeli. Hastalıklarla mücadele ve verimlilik artışı için bilimsel destekler artırılmalı. Mersin Limanı'ndaki ithal ürün denetimleri sıkılaştırılmalı; yerli muzun zincir marketlerdeki payı güçlendirilmeli. ​Kış, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: ​"Anamur'un üreticisi sadaka istemiyor. Üretmek, emeğinin karşılığını almak ve dünyayla rekabet etmek istiyor. Anamur'un seralarını söktürmeyin; Anamur'un muzunu dünyaya sattırın."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.