Hava Durumu

#Çiftçilik

Kırsal Haber - Çiftçilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Köyler Değişiyor, Hayvancılıkta Dertler Aynı" Haber

Gürer: "Köyler Değişiyor, Hayvancılıkta Dertler Aynı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in saha ziyaretlerinde besicinin de süt inekçiliği yapan üreticinin de ortak sorununun artan ahır giderleri ve önlenemeyen yem fiyatı artışları olduğu belirtildi. Hayvancılık yapan üreticiler, “Biz yüksek kazanç peşinde değiliz, maliyetimizi düşürecek önlemler alınsın. Fiyatlar artmasın.” dediler. “YİRMİ DÖRT SAAT EMEK İSTİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın emek yoğun yapısına dikkat çekerek, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Bakımından doğumuna kadar sürekli ilgi ve takip gerekir. On iki ay kapalı kalan hayvanda refahı ne kadar sağlarsanız o kadar fayda elde edilir. Süt yemi vermeden süt verimini artıramazsınız. Ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı da bitmek üzere. Yem fiyatları düzenli artıyor. Süt inekçiliği yapanların en büyük derdi, yem fiyatındaki artışa gelirlerinin yetişmemesidir. İthal yem fiyatlarındaki artış, doğrudan hayvancılık yapanın canını yakarken süt inekçiliği yapanların mağduriyetini de derinleştiriyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 900 lirayı bulmuş durumda. Yoncası, samanı, silajı arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak o maliyete göre satış yapamayınca zarar, hayvancılığı geriletiyor.” dedi. Hayvancılığın çiftçilik ile birlikte yürütülmezse sürdürülebilirliğinin riske girdiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bu işi yapan çiftçilik yapmıyorsa yem giderlerini karşılaması zorlaşmaktadır. Buğdayı, arpası, mısırı, yoncası, küspesi, samanı yanında özel besi yemindeki artış, hayvancılık yapanın içinde bulunduğu olumsuzlukla maliyet fiyatını katlıyor. Kesimhaneden 600 liradan çıkan et, rafta 1000 TL’yi aşıyor. Besleyen, kesen, satan ve markette rafta satışa sunanların fiyat üzerine eklemeleriyle dar gelirli ete erişemiyor. Hem çiftçilik yapacaksın hem hayvancılık yapacaksın, hem de kazanmadan bu işi sürdüreceksin. Çok kolay bir durum değil.” dedi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Süt ineklerimizin verimliliği üreticiyi de doğrudan etkiliyor. Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var. Türkiye’de ise 6,5 milyondan fazla süt ineği bulunmasına rağmen Fransa’nın bizden daha fazla süt üretmesi, dikkate değer bir ayrıntıya işaret ediyor. Fransa’nın hayvanından sağladığı fayda ile bizden çok süt üretmesi, hayvan refahı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahı, hayvanın gerekli bakımı ile sağlanabilir.” şeklinde konuştu. YEM-SÜT DENGESİ KAÇTI Besici Zülfü Ünal ise, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Yani çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Şimdi ben et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıp, yemi de pahalıya alıp hayvanımı kestirdiğimde yerine yenisini koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum.” dedi. Ünal, “Süt fiyatlarına geldiğimizde yılbaşından sonra, ocak ayının 20’sinden itibaren süt fiyatı 22 lira oldu. Bu rakam bizi kurtarmıyor. Biz en kötü ihtimalle fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre süte iki kilo yem alamıyoruz. Yarın bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de alamayacağız. Elektriğimi, faturalarımı, giderlerimi, hayvanlarımın ilaç masrafını, veteriner ücretini ödemekte zorlanıyorum. Köyde hayvan kalmadı. Azalmayı bırakın, şu an çoğu ahır boş. Üretim yok köyümüzde. Bizim Cullaz Köyü, Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz.” dedi. Küçükbaş hayvan üreticisi Zafer Özyiğit ise, “Daha önce 400 davar vardı, şimdi 50–60 davara düştü. Bakım yok, destek yok. Devlet bize destek çıkmıyor. Yem alamıyoruz, gücümüz yetmiyor. Köyde 20 kişi hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6 kişiye düştü. Köyde göç var, kimse kalmadı.” şeklinde konuştu. “YEM MALİYETİ ARTTIKÇA HAYVANCILIK DAHA DA ZORLAŞIYOR” Niğde ili Yeşilgölcük Kasabası’nda da hayvan sahipleri ile görüşen Ömer Fethi Gürer, “Yalnızca 2025 yılında 739 bin baş hayvan için yurt dışına 1 milyar 191 milyon dolar döviz ödendi. Bu tutar yerli besiciye destek olarak verilse daha doğru bir iş yapılmış olurdu. İthal hayvanda ağırlık kesimlik büyükbaşta oluyor. Süt inekçiliğinin daha çok teşvik edilmesi gerekir. Süt inekçiliği, süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılar. Hayvan refahı sağlanmadan yeterli süt verimi elde edilemez. Bu bağlamda destek ve önlemler sağlanmalıdır. Sütte verim, süt yemi ile sağlandığına göre çözümü de öncelikle bu noktada aramak gerekir. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor.” dedi. Süt inekçiliği yapan Bülent Özden ise, “Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek, veteriner giderleri yüksek. Yetişemiyoruz. Hem tarım hem hayvancılık yaptığımız için iki yıldır çiftçi perişan. Yüz hayvanım varsa yetmişe düşürdüm. Yemi versek bu sefer yemciye çalışıyoruz. Samancıya, yoncacıya çalışıyoruz. Bunları kendimiz ürettiğimiz hâlde maliyetler yüksek. Ekmeği zor kazanıyoruz. Çoluk çocuk çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. On iki ay kapalı, meraya da çıkmıyor hayvanlar. Maliyetler çok yüksek. Çoluk çocuk bakmazsa bu işten ekmek çıkmaz. Şu anda çiftçi zorda, hayvancılık zorda.” dedi. “ÜRETİCİNİN ELİNE 20 LİRA GEÇMİYOR” Niğde Kızılca Köyü’nde de tablonun farklı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Elli kiloluk süt yemi 900 lira civarında. USK çiğ süt tavsiye fiyatı 22 lira 22 kuruş. Ancak aracılar sütü topladığı için üreticinin eline geçen fiyat 20 liranın üzerine çıkmıyor. Raftaki ürünün fiyatı artıyor ama bu işi yirmi dört saat emek vererek yapanlar para kazanamıyor. Et ve süt ile et ve süt mamullerini dar gelirli sınırlı miktarda alabilirken, besicilik yapan da bu işi yapmak istemez duruma gelmiş.” dedi. Gürer, “Türkiye’de şu anda hayvan yemini satan aynı zamanda sütü de alıyor. ‘Sütü ucuza alayım, yemi pahalı satayım’ diyor. Ne zaman Ulusal Süt Konseyi bir alım fiyatı açıklasa ertesi gün yeme zam geliyor. Bir litre süt bir buçuk kilo yem alamazsa gelir-gider dengesi bozulur.” diye konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini ise net şekilde sıralayarak, “Bir, yem sübvanse edilecek. İki, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri önlenecek. Veteriner hizmetleri düzenli ve yeterli sağlanacak. Ahır giderlerini düşürecek politikalar oluşturulacak. Aşılar zamanında ve düzenli biçimde yapılacak. Hayvancılıkta bir litre süt satan üretici en az bir buçuk kilo yem alabilecek düzeye getirilecek. Eğer bu oran sağlanamazsa önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar daha da derinleşecek.” dedi. Kızılca Köyü’nde besiciler de, “Çiftçilik yapmazsak bunları besleme şansımız yok. Kaba yemini kendin üretmek zorundasın. Şu an yemin yüzde 70’ini kendimiz ürettiğimiz hâlde zor ayakta duruyoruz. Yemi sürekli hazır almamız durumunda bu işin sürdürülebilirliği yok.” ifadelerini kullandı. SEYRETMEYİN, DÜZENLEME YAPIN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ankara’dan Niğde’ye kadar üreticinin talebi ortak: Destekler artırılsın, ithal değil yerli üretici ile çözüm aransın. Köyler değişiyor, dertler değişmiyor. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları ve yükselen üretim giderleri karşısında üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Hayvancılıkta sorunlar seyrederek çözülmez. Üretici açık konuşuyor, çözüm bekliyor. Aksi hâlde boşalan ahırlar ve küçülen sürüler, kırsalda üretimin daha da gerileyeceğinin habercisi olmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

Gürer: "Şap Hastalığı Hayvancılığı Vuruyor!" Haber

Gürer: "Şap Hastalığı Hayvancılığı Vuruyor!"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında hayvan hastalıklarının hayvancılık sektöründe kayıplara yol açtığını belirterek, şap hastalığının olumsuz etkilerine dikkat çekti. Gürer, hastalık nedeniyle 81 ilde hayvan pazarlarının kapandığını, et ve süt üretiminde kayıplar yaşandığını ifade etti. Gürer, şap hastalığı nedeniyle buzağısını atan ancak yoğun çabayla hayatta tutulan bir hayvan üzerinden yaşanan süreci yerinde besiciden dinledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemiz 2025 yılında hayvan hastalıkları nedeniyle önemli sıkıntılar yaşadı. Bu hastalıklar hayvan pazarlarının kapanmasına yol açtı; et ve süt kayıpları oluştu, hayvan kayıpları da bununla birlikte arttı. Şap hastalığının etkisiyle buzağısını atan ancak sonrasında kurtarılan bir hayvan olsa da bazı hayvanlar yavru attı ya da telef oldu” dedi. “HAYVANI ELLERİMİZLE BESLEYEREK HAYATTA TUTTUK” Süt İnekçiliği yapan Zülfü Ünal Şap hastalığına yakalanan hayvanın simental cinsi olduğunu belirterek, “Bu hayvan normalde minimum 650–700 kilo canlı ağırlığa ulaşmıştı. Şapa yakalandıktan sonra ölmek üzereydi. Ağzı ve dili yara olduğu için yem yiyemiyordu; biz de zorla, ellerimizle besleyerek kurtarmaya çalıştık. Yoğun bir mücadelenin ardından 15 günün sonunda hayvanı hayata döndürdük” diye konuştu. Ancak hastalığın etkilerinin bununla sınırlı kalmadığını vurgulayan Ünal, hayvanın dört aylık gebe olmasına rağmen buzağısını attığını belirterek, “Şap hastalığının etkisiyle buzağı kaybı yaşadık” dedi. ŞAP SONRASI KISIRLIK RİSKİ VE VERİM KAYBI Ünal, hastalıktan altı ay sonra aşılama yaptırmalarına rağmen hayvanın boğaya gelmediğini belirterek, “Şap hastalığının en büyük etkilerinden biri dişi hayvanları kısır bir döngüye sokmasıdır. Tohumlama zamanı gelmiyor, tohumlama yapamayınca üretim de yapılamıyor, buzağı alınamıyor” ifadelerini kullandı. Yaklaşık 1,5 ay önce yeniden aşılama yaptıklarını aktaran Ünal, “Şu anda durumu net değil. 15–20 gün sonra yeniden kontrollerini yapacağız. Gebe değilse hayvanı kesime göndermek zorunda kalacağız” dedi. Süt verimindeki düşüşe de dikkat çeken Ünal, “Hayvanımız günlük minimum 25–30 litre süt veriyor. Oysa hastalıktan önce 40 litreye ulaşmıştık. Bu simental bir hayvan. Daha önce 40 litreye yakın süt alıyorduk” diye konuştu. İşletmedeki 20 hayvanın tamamının gebe olduğunu belirten Ünal, üretimi sürdürmek için büyük çaba gösterdiklerini ve destek beklediklerini söyledi. “HASTALIK ÖNLENEMEZSE İTHALAT KAÇINILMAZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, simental ırkı bir hayvanda süt veriminin 40 litreden 25 litreye düşmesinin hayvancılıktaki yapısal sorunları gözler önüne serdiğini belirtti. Gürer, “Büyük bir mücadeleyle hayvan kurtarılmış; ancak Türkiye hayvan hastalıklarını önleyemez, buzağı ölümlerinin önüne geçemezse hayvancılıkta ithalata bağımlılık devam edecektir. Şap hastalığı ile et, süt, buzağı ve hayvan kayıpları yaşanması hayvancılıkta sorunları katladı. Şap kolay yayılan bir hastalık. Doğru ve zamanında aşılama ve gerekli önlemlerle sorun aşılabilir ” dedi. TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın sürdürülebilirliği için kırsalda kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Hayvancılığın olduğu her köyde mutlaka veteriner, tarımın olduğu her yerde de ziraat mühendisi bulunmalıdır. Ayrıca hayvancılığı yapan kişi çiftçilik de yapmıyorsa bu işin sürdürülebilirliği risk altındadır” ifadelerini kullandı. Yem fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, yem maliyetlerinin üreticinin belini büktüğünü belirterek, “Yem almak zorunda kalan üreticinin gideri daha da artıyor. Bu nedenle hem çiftçilik hem hayvancılık birlikte yapılmak zorunda” dedi. “İNEK SAYISI ÇOK, SÜT AZ” Süt verimliliğinin ülkenin milli gelirine doğrudan etki ettiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, Türkiye ile Fransa’yı karşılaştırarak, “Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var, Türkiye’de ise 6,5 milyon. Ancak Fransa bizden daha fazla süt üretiyor. Bunun nedeni hayvan refahının ve hayvan beslenmesine yönelik gerekli desteğin sağlanmaması. Türkiye, Fransa’dan fazla ineğe sahip olup Fransa’dan fazla süt ürettiği gün bu sorunlarını aşacaktır” değerlendirmesinde bulundu. “DİNLEYEN VAR, İCRAAT YOK” Üretici Zülfü Ünal ise çiftçilik ve hayvancılığın birlikte yapılmasının zorunluluk olduğunu belirterek, “Benim 350–400 dönüm arazim var. Hayvanlarım için arpa, fiğ, yonca ekiyorum. Bunun yanında buğday üretip una destek olmak, ekmek fabrikalarına göndermek istiyoruz” dedi. Kuraklık ve kıtlık dönemlerinde çiftçilerin borç batağına sürüklendiğini ifade eden Ünal, “Çiftçi tarım kredi ve bankalarla çalışmak zorunda kalıyor; herkes borçlu. Mahsul alamadığında mecburen tarlasını, hayvanını, arabasını satmaya çalışıyor. Borç ertelemesi yok, herhangi bir destek yok” diye konuştu. 2024 yılında ÇKS kaydı yaptırmalarına rağmen bazı destekleri hâlâ alamadıklarını belirten Ünal, şap hastalığından kaynaklanan süt kaybı için de herhangi bir destek verilmediğini söyledi. Ünal, “tarım müdürlüklerine gidiyoruz, derdimizi anlatıyoruz. Herkes ‘tamam’ diyor ama kimse dönüp bakmıyor. Dinliyorlar ama icraata gelince ortada kimse yok. Biz icraat bekliyoruz, yardım bekliyoruz, destek bekliyoruz” diyerek çağrıda bulundu.

''Toprağın Genç Aklı'' Projesi Kiraz’dan Başladı  Haber

''Toprağın Genç Aklı'' Projesi Kiraz’dan Başladı 

İzmir Büyükşehir Belediyesi, doğayla uyumlu sürdürülebilir yaşamın teminatı kırsalın tüm zorluklara karşı güçlenmesi için “Toprağın Genç Aklı” projesini başlattı. “Kırsalda Yaşayan Genç Nüfusun Yerinde İstihdamı” temel hedefi kapsamında başlatılan projeyle, sahada anketler yapılarak “Gençlerimizi kırsalda nasıl tutabiliriz” sorusuna yerelden yanıt arandı. Kiraz’dan başlayan çalışmalar ilk etapta 30 pilot mahallede devam edecek. Veriler ışığında uygulanabilir politika paketleri ve müdahale araçları hayata geçirilecek. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay tarafından kırsalın sosyal, kültürel, ekonomik, çevresel ve doğal dinamikleriyle kalkınması için kurulan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Çalışma Grubu, “Toprağın Genç Aklı” projesini Kiraz’dan başlattı. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı öncülüğünde yürütülen proje kapsamında, kırsalın her geçen gün ağırlaşan yaşam koşullarına karşı güçlü olması, tarımsal üretim ve genç nüfusun yerleşik hale getirilmesi hedefiyle saha çalışması gerçekleştirildi. Kiraz’ın İğdeli ve Karaburç mahallelerinde başlayan saha çalışmalarında ekipler, işletmelerden evlere, köy kahvehanelerinden üretim alanlarına gençlerin kapısını çaldı. Kırsalda üretken nüfus olarak değerlendirilen 18 – 40 yaş arası genç nüfusun yaşam koşulları, sosyal ve ekonomik imkânları gibi verileri toplayan ekipler, gençlerin kırsalda yaşamlarını devam ettirebilmeleri için ihtiyaç duydukları talepler, imkânları sordu. Kiraz’ın ardından İzmir’in tüm kırsalına yayılacak proje sayesinde yerinde, doğru kaynaktan, doğru veri elde edilmiş olacak. İzmir kırsalının geleceğini inşa edecek veriler ışığında doğru projeler, doğru alanlarda hayata geçirilecek. “Gençlerimizi kırsalda nasıl tutabiliriz sorusuna yanıt arıyoruz” Proje hakkında bilgi veren Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Alan Strateji Şube Müdürü Yeşim Karabörklü, “İlk olarak nüfus, doğal varlıklar, mevcut sosyal yapı ve benzeri veri envanter çalışmasını tamamladık. Bugün de ilk saha deneyimimizi yaşadık. Mahallelerdeki gençler ile görüşmeleri yapacak belediyenin uzman ekibi de özellikle gençlerden oluşturuldu. Tarım alanları miktarı, kooperatifçilik, örgütlenme düzeyi gibi bilgileri yerinden topladık; demografik yapıyı inceledik” dedi. Kırsaldan genç nüfusun göçüne dikkat çeken Yeşim Karabörklü, gençlerin kırsalda kalmak istemediğini vurguladı. Karabörklü, “Buradaki temel amacımız, özellikle gençlerin göç etme nedenlerini doğru şekilde anlamak. Hangi koşulları iyileştirirsek gençlerimizi kırsalda tutabiliriz sorusuna yanıt arıyoruz. Su krizinin derinleştiği, gıdaya erişimin her geçen gün zorlaştığı bu dönemde, gençlerin toprağına ve yaşadığı yere sahip çıkmasını, üretimi devralarak teknolojiyi de işin içine katarak sürdürmesini istiyoruz” dedi. “Gençlerin üretime katılma hedeflerinin olduğunu tespit ettik” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yetki alanındaki 951 kırsal mahallede yürütülen envanter çalışmasıyla kapsamlı veriler elde edildiğini belirten Yeşim Karabörklü, çalışmanın ilk durağı olan Kiraz’ın İğdeli Mahallesi’nde hem nüfus yoğunluğu hem de gençlerin yerinde kalma potansiyelinin tespit edildiğini söyledi. Karabörklü, “Üstenci bir yaklaşımla ya da masa başında hazırlanan projeler yerine; burada yaşayan, üreten ve geçimini sağlayan yurttaşların düşüncelerini, beklentilerini ve hangi imkânlar sağlanırsa daha verimli olabileceklerini anlamayı hedefliyoruz. Gençlerle birebir görüşerek, kendi ürettiğimiz verilerin doğrulamasını yapıyoruz. Yaşam koşulları, çalışma alanları, geçim kaynakları, aileleriyle yaşayıp yaşamadıkları ve kırsalda kalma isteklerini sorguluyoruz. Gerekli imkânlar sunulduğunda, farklı alanlara yönelebilecek önemli bir genç nüfus bulunduğunu gördük. Gençlerin üretime katılma, kendilerini geliştirme ve geleceğe dair hedeflerinin olduğunu tespit ettik” dedi. 18–40 yaş aralığındaki gençlerle yürütülen çalışmalarda, yalnızca bu grubun değil; kardeşleri, çocukları ve çevrelerindeki lise çağındaki gençlerin taleplerine kadar kapsamlı veriler toplandığını belirten Yeşim Karabörklü, “Amacımız İzmir’in geleceğini değiştirmek. Bu hedef doğrultusunda, kentin önümüzdeki 10 yılını şekillendirecek bir proje ortaya koymaya çalışıyoruz” dedi. Karabörklü, gençlerin sosyal medyayı, interneti ve teknolojiyi etkin biçimde kullanabilmesini, ulaşım olanaklarının iyileştirilmesiyle kır–kent sürdürülebilirliğinin doğru şekilde yönlendirilmesini, iklim ve su krizine dayanıklı çözümlerle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanmasını amaçladıklarını belirterek “Tarımsal üretim ve genç nüfusun yerinde kalmasını merkeze alan projemiz, ‘Toprağın Genç Aklı’ sloganıyla ilerliyor. İzmir kırsalının hak ettiği değeri bulması için titizlikle çalışmayı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. “Buraya gelmeniz çok önemli” İğdeli Mahallesi’nde saha ekiplerinin gerçekleştirdiği anketlere katılan 18 yaşındaki Selin Usta, gençlerin kırsaldaki yaşama dair düşüncelerini dile getirdi. Kırsalda yaşamanın kendi tercihi olmadığını ifade eden Usta, “Ailem burada yaşıyor, hayvanlarımız burada olduğu için ben de buradayım. Kendi elimde olsa, sosyal güvencemin bulunduğu ve sosyal olanakların daha gelişmiş olduğu bir yerde yaşamak isterim. Köyde sosyal alanların ve çalışabileceğimiz iş imkânlarının olmaması en büyük eksikler. Köyümde kalmak isterim ancak çalışabileceğim bir yer ve sigortam yok. Çalışabileceğimiz kooperatifimiz olsa, iş imkanımız olsa, kendi paramızı kazanabileceğimiz bir durumumuz olsa burada dururuz” diye konuştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmasını olumlu bulduğunu belirten Usta, “Bu çalışma bizim için çok değerli. Çünkü eksiklerimiz fazla ve sesimizi duyurmakta zorlanıyoruz. Buraya gelmeniz çok önemli. Yetkililerin taleplerimizi duyması gerekiyor ki çözümler üretilebilsin” ifadelerini kullandı. “Destek olursa gençler burada kendi işinin patronu olurlar” İğdeli Mahallesi’nde çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan 40 yaşındaki üretici Mesut Dalkıran, kırsalda yaşamın hem zorlukları hem de güzel yanları olduğunu söyledi. Üretimin karşılığını aldıklarında memnun olduklarını, ancak emeğin karşılığı alınamadığında motivasyonun düştüğünü dile getiren Dalkıran, “Köyümüzde ağırlıklı olarak hayvancılık yapıldığı için yoğun bir göç yaşanmıyor. Gidenler ise genellikle mecburiyetten, kendi işini kuramadığı için gidiyor” dedi. Gençlerin kırsalda kalabilmesi için üretime destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Dalkıran, “Çiftçinin ürettiği para ederse gençler köyde kalır. Bu bölgede her şey yetişiyor, çok güzel bir coğrafyadayız. Yapılan anket çalışmasını da olumlu buluyorum. Gençlerin memnuniyetinin ve taleplerinin dinlenmesi çok önemli. Hayvancılığa ve üretime daha fazla destek sağlanırsa gençler burada kalmakta ısrarcı olur, kendi işinin patronu olurlar. Ürettiğini değerinde satamayan ise bu işi bırakmak zorunda kalır” ifadelerini kullandı. 30 pilot mahallede çalışmalar devam edecek Proje kapsamında pilot 30 mahallede gençler ve diğer odak gruplarla bilgi değerlendirme toplantıları, anketler ve odak grup çalışmaları yapılacak. Sahadan toplanan veriler analiz edilerek her mahalle kümesinin özgün yapısına uygun uygulanabilir politika paketleri ve müdahale araçları tasarlanacak. Böylelikle tarımla geçimini sürdüren ve kırsalda kalma potansiyeli olan genç nüfusun tespiti, mahalle ölçeğinde uygulanabilir ve veriye dayalı bir müdahale modelinin oluşturulması, kırsaldaki yenilikçi kapasite ile tarımsal girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve sahadan elde edilecek bulgularla politika önerilerinin geliştirilmesi sağlanacak. Bir iş birliği modeli Başkan Tugay’ın vizyonu doğrultusunda oluşturulan ve danışmanlığını Prof. Dr. Yusuf Kurucu’nun yaptığı Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu çatısı altında çok disiplinli olarak yürütülen proje, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın öncülüğü ve koordinasyonuyla Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) iş birliğiyle yürütülüyor.

Gürer: ''Meralarda Hayvan Sürülerinin Yerini Sessizlik Alıyor'' Haber

Gürer: ''Meralarda Hayvan Sürülerinin Yerini Sessizlik Alıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Culuk Mahallesinde (Köyü) ahır ve ağılları gezdi. Gürer’in ziyareti sırasında köyde hem ilk kuzu doğumuna tanıklık edildi hem de hayvancılığın içinde bulunduğu derin kriz bir kez daha gözler önüne serildi. Gürer, mevsimin dönmesiyle birlikte hayvanların yavrulamaya başladığını ancak buna rağmen hayvancılıkla uğraşanların büyük ölçüde sorunlarına çözüm beklediğini vurguladı. Ömer Fethi Gürer, “Dünde hayvancılık yapanlar bugün kazanamıyoruz diyor ve hayvancılığı bırakıyor. Şu anda ciddi sorunlar yaşıyorlar” ifadelerini kullandı. 400 DAVARDAN 50’YE DÜŞEN SÜRÜLER Köyde besicilik yapan Zafer Özyiğit, yaşanan süreci anlattı. Özyiğit, “Önceden 400 davar vardı, 400 davardan 50–60 davara düştü. Yayamıyor, bakamıyorum. bize kimse destek çıkmıyor. Yem alamıyorum. Yem fiyatları pahalı. Gücümüz yetmiyor” dedi. Meraların daraldı” dedi . meraya çıkamadıklarını belirten Özyiğit, sorunun yalnızca kendi ailesine ait olmadığını vurgulayarak, “Bu sadece bir kişi değil, köyün tamamı böyle. Köyde 20 aile hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6’ya düştü. Göç de var. Köyde kimse kalmadı. Bizim gibi 60 kişi kaldı, başka da kimse yok. Bir Allah’ın kulu Tarım Bakanlığından gelip de ‘derdiniz nedir’ demiyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi. 50 BİN BAŞ HAYVANDAN 2.500’E GERİLEYEN KÖY Culuk Köyü Muhtarı İsmet Gökdemir de köyün geçmişi ile bugünü arasındaki farkı rakamlarla ortaya koydu. “Durum çok kötü sayın vekilim” diyen Gökdemir, geçmişte köyde 50 bin baş hayvan ve 2 bin büyükbaş bulunduğunu, bugün ise toplam hayvan sayısının 2.500’ü ancak bulduğunu ifade etti. Gençlerin köyde kalmadığını, girdi maliyetlerinin her geçen gün arttığını belirten Gökdemir, “Yem desen öyle, çoban bulunmuyor. Hayvancılık sürdürülebilir olmaktan çıktı. Sürekli göç veriyoruz” dedi. Köyün tarım potansiyeline rağmen üretimin sürdürülemediğine dikkat çeken Gökdemir, yaş ortalamasının 65’in üzerine çıktığını, bu yaşla çiftçilik yapılmaya çalışıldığını söyledi. “Yaklaşık 100–120 bin dönüm arazimiz var. İç Anadolu’nun en geniş topraklarına sahibiz ama hayvan varlığı en fazla azalan yerlerden biri haline geldik” sözleriyle tabloyu özetledi. “ÜRETİM YOK, TÜKETİM ARTIYOR” CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da köylerin hızla boşaldığını vurguladı. Koç, “Köyler boşaldı. Hayvancılık bitiyor. Vatandaş 400 hayvandan 60 hayvana düşmüş. Bunun gibi çok örnek var” dedi. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta ciddi bir gerileme yaşandığını belirten Koç, “Üretim yok ama tüketim hızla artıyor. Köylere hızlı bir dönüş sağlanması gerekiyor. Bunun için Tarım Bakanlığının el atması lazım. Hem tarıma hem hayvancılığa özel destek gerekiyor” çağrısında bulundu. Koç, Tarım Bakanı’na seslenerek, “Çiftçinin, besicinin sesini duysunlar. Köyleri bir gezsinler” dedi. “HAYVANCILIK GERİLERSE FİYATLAR DAHA DA ARTAR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Culuk Köyü’nde gördüklerinin Türkiye genelinde yaşanan sorunun bir özeti olduğunu ifade etti. “Burası Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü. Kent çevresinde tarım arazileri daraldıkça, hayvancılık geriledikçe hayvan dışarıdan gelecek. Bu da nakliye demek, fiyatların daha da artması demek” diyen Gürer, ithal hayvana yönelmenin kalite ve lezzet kaybına da yol açtığını söyledi. Büyük kent çevrelerinde tarım arazilerinin korunması ve hayvancılığın sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ağılın mevcut durumuna dikkat çekti. “Bu ağıl, tüm olumsuz koşullara rağmen üretimin, besiciliğin sürdürüldüğü bir yer. Burada hayvancılık yapanlar çok zor şartlarda çalışıyor. Modern ahırlar yok. Veterineri, aşısı, bakımı, işçiliği yetersiz. Eldeki imkânlarla üretim sürdürülmeye çalışılıyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın ayakta kalabilmesi için yeterli destek sağlanması ve sorunlara duyarlı bir yaklaşım gösterilmesi çağrısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.