Hava Durumu

#Çin

Kırsal Haber - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hububat ve Bakliyat İhracatı 1 Milyar Dolara Yaklaştı Haber

Hububat ve Bakliyat İhracatı 1 Milyar Dolara Yaklaştı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yayımlanan Ekim 2026 Ekonomi ve Dış Ticaret Bülteni, Türkiye’nin ihracat performansına ilişkin güncel verileri ortaya koydu. Bültene göre Hububat, Bakliyat sektörü, eylül ayında gerçekleştirdiği 991 milyon dolarlık ihracatla 1 milyar dolar sınırına yaklaştı. Türkiye’nin Eylül Ayı İhracatı 25,98 Milyar Dolara Ulaştı TİM’in Ticaret Bakanlığı ile birlikte açıkladığı verilere göre, 2026 yılı eylül ayında Türkiye’nin toplam ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,38 artarak 25,98 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde ithalat yüzde 5,90 artışla 31,21 milyar dolar olurken, dış ticaret açığı yüzde 24,80 azalarak 5,23 milyar dolara geriledi. Türkiye’nin dış ticaretindeki bu görünüm, tarım ve gıda tedarik zincirinin önemli sektörlerinden Hububat, Bakliyat sektörünün ihracat performansını da öne çıkardı. Hububat ve Bakliyat İhracatı 991 Milyon Dolar Bülten verilerine göre Hububat, Bakliyat sektörü eylül ayında 991 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yılın eylül ayı ile benzer seviyelerde seyreden bu ihracat hacmi, sektörün küresel dalgalanmalara rağmen istikrarlı görünümünü koruduğunu ortaya koydu. 991 milyon dolarlık ihracat, Hububat, Bakliyat sektörünün dış pazarlardaki konumunun yanı sıra tarım ve gıda tedarik zincirindeki önemini de ortaya koyuyor. Küresel Ticarette Haziran Ayının İhracat Görünümü Bültende yer alan verilere göre haziran ayında en fazla ihracat gerçekleştiren ülkeler arasında Çin’in ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27,0, ABD’nin ihracatı yüzde 15,3, Almanya’nın ihracatı ise yüzde 13,8 arttı. Aynı dönemde Kosta Rika’nın ihracatı yüzde 5,5, Uruguay’ın ihracatı ise yüzde 3,1 düştü. Türkiye’nin ihracatı da haziran ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 artarak 24,92 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Yİ-ÜFE Eylülde Yüzde 27,38 Arttı TİM Ekim 2026 Ekonomi ve Dış Ticaret Bülteni’nde yer alan makroekonomik göstergeler de üretim maliyetleri açısından dikkat çekti. TÜİK verilerine göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), eylül ayında yıllık bazda yüzde 27,38 arttı. Üretici fiyatlarındaki bu seyir, tarımsal girdilerde maliyet planlaması açısından önem taşırken, üreticiler ve ihracatçıların ekonomik göstergeleri yakından takip etmesini gerektiriyor. Politika Faizi Yüzde 37 Seviyesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. İç talepteki dengeli görünümle birlikte değerlendirilen bu gelişmeler, genel piyasa istikrarı açısından önem taşımaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde kırsal üreticilerin ve ihracatçıların hem iç pazarda arz güvenliğini sağlamada hem de dış pazarlardaki paylarını artırmada üretim maliyetleri, ihracat verileri ve makroekonomik göstergeleri yakından takip etmesi bekleniyor.

Bakan Kurum: "Gıda Arz Güvenliği İçin Tarım Diplomasisi Şart" Haber

Bakan Kurum: "Gıda Arz Güvenliği İçin Tarım Diplomasisi Şart"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, gıda arz güvenliğinin ülkeler için milli güvenlik meselesi haline geldiğini belirterek, bu nedenle tarım diplomasisinin klasik diplomasi anlayışının ötesine geçtiğini söyledi. Bakan Yumaklı, Rusya'da gerçekleştirdiği resmi temasların ardından değerlendirmelerde bulundu. Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu'daki çatışmaların gıda ve tarım güvenliğine etkileri hakkında soruları yanıtlayan Yumaklı, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu tarımsal girdilerin tedariki için farklı ülkelerle görüştüğünü, gıda ihtiyacı bulunan ülkelere sağlayabileceği ürünler konusunda da temas yürüttüğünü anlattı. Bakan Yumaklı, "Tarım diplomasisi artık bildiğimiz, herkesin kafasında oluşmuş imajıyla klasik bir diplomasi olmaktan çıktı. Ülkelerin gıda arz güvenliği, milli güvenlik meselesi olarak artık gündeminde. Dolayısıyla bizim bunu yapmamız gerekiyor." dedi. Geçen yıl Çin'e, bugün de Rusya'ya birer günlük ziyaret gerçekleştirdiklerini hatırlatan Yumaklı, "Önemli olan burada zaman değil. Önemli olan bunun doğru planlamasını yapıp muhataplarınızla mutabakata varabilmeniz." diye konuştu. Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uluslararası diplomasideki ağırlığının bu temaslarda kolaylaştırıcı bir etken olduğunun altını çizdi. RUSYA SINIRINDA BEKLEYEN DOMATESLERİN RUSYA'YA GİRİŞİ BAŞLADI Moskova'da düzenlenen 2. Uluslararası Veteriner Güvenliği Forumu'na katıldıktan sonra Rusya Tarım Bakanı Oksana Lut ve beraberindeki heyetle görüştüklerini bildiren Yumaklı, iki ülke arasındaki tarım ve gıda ticaretinde yaşanan sorunları ele aldıklarını söyledi. Görüşülen konuların büyük bölümünde mutabakat sağlandığını belirten Yumaklı, "Şu an sınırda bekleyen domatesler konusu vardı. Bunun çözülmesiyle ilgili mutabakat sağlandı ve girişler başladı." dedi. Bitki sağlığı ve karantina işlemleriyle ilgili sorunlarda da iki ülkenin ekiplerinin iletişim içinde hareket etmesi konusunda anlaştıklarına dikkati çeken Bakan Yumaklı, bunun, karşılıklı ithalat ve ihracatta ortaya çıkan sorunların ticareti durdurmadan çözülmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. Görüşmelerin, Türkiye ile Rusya'nın ilişkilerini daha ileri taşıma iradesini teyit ettiğini dile getiren Yumaklı, mevcut sorunların kısa sürede çözülmesi bakımından temasların olumlu sonuçlar doğurduğunu anlattı. GÜBRE İÇİN TÜRKİYE'DE GÖRÜŞME PLANLANIYOR Rusya ile gübre tedarikini de ele aldıklarını belirten Yumaklı, Türkiye'ye yönelik gübre sevkiyatında bu yıl herhangi bir sınırlama olmayacağını daha önce açıkladıklarını anımsattı. Bakan Yumaklı, iki ülkenin ilgili kurum ve şirketlerinin gübre konusunu görüşmek üzere 25 Ekim'de Türkiye'de bir araya gelmesinin planlandığını bildirdi. "Bütün amacımız dünyadaki konjonktürün Türkiye'deki bitkisel üretimi herhangi bir şekilde olumsuz etkilememesi." diyen Yumaklı, gübrenin üretim açısından önemine işaret etti. Yumaklı, "Bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da üreticilerimizin gübre başta olmak üzere tarımsal girdilerde herhangi bir problem yaşamaması için gayret içerisindeyiz. Ülkelerle çok sıkı diyaloğumuz var." ifadelerini kullandı. ⁠"12 GÜN SAVAŞI BİZE İLK SİNYALİ VERMİŞTİ" Geçen yıl yaşanan "12 Gün Savaşı"nın tedarik riskleri konusunda ilk sinyali verdiğini söyleyen Yumaklı, körfez bölgesindeki gelişmelerin başta enerji olmak üzere tarımsal girdileri etkilediğini anlattı. Yumaklı, gübre konusunda ilk adımlarının ihracata ilişkin dış ticaret tedbirleri almak olduğunu belirtti. Yumaklı, daha sonra antrepolardaki ürünlerin Türkiye'deki üreticilerin kullanımına sunulması için Ticaret Bakanlığı ile birlikte tedbirler aldıklarını dile getirdi. Bölgedeki sorunların uzamasının ülkeler arasındaki ticareti ve stratejik ürünlerle girdilerin dolaşımını zorlaştırdığına işaret eden Yumaklı, taşıma maliyetlerinin de ciddi biçimde arttığına dikkati çekti. Bakan Yumaklı, bölgenin petrol ve doğal gaz üretimi ile tedarikindeki ağırlığının bu etkileri artırdığını kaydetti. Türkiye'nin hangi alanlarda darboğazla karşılaşabileceğini sürekli gözden geçirdiklerini anlatan Yumaklı, "Böyle bir şeyin olmaması için bütün tedbirlerimizi aylar öncesinden alıyoruz. Farklı ülkelerle tedarik konusunda görüşmeler yapıyor, anlaşmalar ve mutabakatlar sağlıyoruz. Buna devam edeceğiz." dedi. Yumaklı, bu tedbirleri alma imkânı bulunmayan, özellikle temel gıda ürünlerine ihtiyaç duyan ülkelerin daha zor durumda kalabileceğine dikkati çekerek, Türkiye'nin tedarik edebileceği ürünler konusunda ihtiyaç sahibi ülkelerle görüşmeyi sürdüreceğini belirtti. "HAYVAN HASTALIKLARI SINIR TANIMIYOR" Veteriner Güvenliği Forumu'nu da değerlendiren Yumaklı, geçen yılki foruma davet edildiğini ancak katılma imkânı bulamadığını, bu yıl ise Türkiye'nin hayvan hastalıklarıyla mücadeledeki deneyimlerini diğer ülkelerle paylaşabildiklerini anlattı. Hayvan hastalıklarından kaynaklanan ekonomik kayıpların ülkeler için büyük sorun haline geldiğini belirten Yumaklı, özellikle büyükbaş ve kanatlı hayvan hastalıklarının ciddi zararlara yol açtığını, hastalıkların ülkeler arasında hızla yayılabildiğini söyledi. Türkiye'de geçen yıl SAT-1 serotipindeki şap hastalığının yaklaşık 60 yıl sonra yeniden görülmesini örnek gösteren Bakan Yumaklı, "Bu konularda çok ciddi bir tedbir düzeyi oluşturmak gerekiyor. Bu da sadece ulusal tedbirlerle olabilecek bir şey değil. Uluslararası tedbirlerin ülkelerin dayanışmasıyla birlikte alınması gerekir." ifadelerini kullandı. Forumun ülkeler arasında bilgi ve deneyim paylaşımı açısından önemli olduğunun altını çizen Yumaklı, diğer katılımcıların da hayvan hastalıklarına karşı yapılması gerekenleri kendi deneyimleri doğrultusunda anlattığını kaydetti.

Aydın İnciri Çin'de Tanıtıldı Haber

Aydın İnciri Çin'de Tanıtıldı

Aydın İnciri, Çin’in Hangzhou kentinde düzenlenen uluslararası seminerde farklı ülkelerden bilim insanları ve ülke temsilcileriyle buluştu. İncir cipsi ve incir lokumu başta olmak üzere incirden geliştirilen katma değerli ürünler de uluslararası katılımcıların beğenisine sunuldu. Türk İnciri ve İnovatif Ürünler Çin’de Tanıtıldı Çin’in Hangzhou kentinde, 14 farklı ülkeden bilim insanları ve ülke temsilcilerinin katılımıyla uluslararası bir seminer gerçekleştirildi. Seminer kapsamında Çin’e davet edilen İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü araştırmacıları, Türkiye’nin dünyaca tanınan tarımsal ürünlerinden Aydın İnciri ile incirden geliştirilen inovatif ürünleri tanıttı. Tanıtım programında incir cipsi ve incir lokumu başta olmak üzere incirden elde edilen katma değerli ürünler uluslararası katılımcıların beğenisine sunuldu. Türkiye’ye özgü farklı tarımsal ürünler ve geleneksel lezzetler de etkinlik kapsamında tanıtıldı. İncir Cipsi ve İncir Lokumu İlgi Gördü İncirden geliştirilen katma değerli ürünler arasında yer alan incir cipsi ve incir lokumu, seminer katılımcılarından yoğun ilgi gördü. Farklı ülkelerden bilim insanları ve ülke temsilcilerinin bir araya geldiği uluslararası platformda, Türk incirinin yanı sıra incir sektöründe yürütülen Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları hakkında da tanıtım yapıldı. Aydın İncirinin Uluslararası Tanıtımına Katkı İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, incirin üretiminden işlenmesine ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesine kadar farklı alanlarda çalışmalarını sürdürüyor. Enstitünün Hangzhou’daki uluslararası seminerde gerçekleştirdiği tanıtımla, Aydın İnciri ve Türkiye’nin zengin tarımsal ürün çeşitliliğinin farklı ülkelerden bilim insanları ve temsilcilere ulaştırılmasına katkı sağlandı.

Defne Yaprağının Çin’e İhracatının Yolu Açıldı Haber

Defne Yaprağının Çin’e İhracatının Yolu Açıldı

Türkiye’nin ihracatta dünya lideri olduğu ürünler arasında yer alan defne yaprağında Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye arasında imzalanan protokolle Çin’e defne yaprağı ihracatının önü açıldı. Defne yaprağı ihracatında Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki anlaşma defne ihracatçılarınca coşkuyla karşılandı. Türkiye’den Çin’e defne yaprağı ihracatının 2022 yılında 15 milyon dolarla zirve yaptığını ve Çin’in defne yaprağı ihracatında açık ara birinci ülke olduğunu belirten Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, 2025 yılında Çin’e defne yaprağı ihracatının durduğunu dile getirdi. Defne ihracatından 2024 yılında 61 milyon dolar, 2025 yılında 51 milyon dolar döviz getirisi elde edildiği bilgisini veren Gürle, “Defne yaprağı ihracatı katma değerli bir ihracat. Çin’e ihracatın tekrar başlamasıyla 2024 yılındaki 61 milyon dolar seviyesine geri döneceğimizi hatta orta vadede 75 milyon dolara ulaşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. Ege Bölgesi’nin Türkiye’nin defne yaprağı ihracatının yüzde 64’ünü tek başına gerçekleştirdiğine işaret eden EMKOÜİB Başkanı Ali Fuat Gürle, Türkiye’den Çin’e defne yaprağı ihracatının tekrar başlamasına olanak sağlayacak anlaşmanın hayata geçmesindeki çabalarından dolayı Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya sektör adına teşekkürlerini iletti. Türkiye, 2026 yılının ocak – ağustos döneminde 78 ülkeye 35,5 milyon dolarlık defne yaprağı ihraç ederken en çok ihracat yapılan ülkeler sıralamasında 6,8 milyon dolarla Tayvan yer aldı. Amerika Birleşik Devletleri 3,4 milyon dolarlık defne yaprağı talep ederken, üçüncü sıraya 3,2 milyon dolarla Polonya adını yazdırdı.

Kuru İncirin İhracat Yolculuğu 28 Eylül’de Başlıyor Haber

Kuru İncirin İhracat Yolculuğu 28 Eylül’de Başlıyor

Cennet meyvesi kuru incirin 2026 ürünü yeni mahsul ihracat yolculuğu için ilk yükleme/ihraç tarihi 28 Eylül 2026 Pazartesi olarak belirlendi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, yeni sezon öncesinde kuru incirde kalite ve gıda güvenliği arttırmak amacıyla yoğun bir mesai verdiklerini dile getirdi. Üreticilere örnek olması ve sergi yerlerinden aflatoksinli kuru incirlerin seçilerek ayıklanabilmesi amaçlı üretim bölgelerindeki muhtarlar aracılığıyla taşınabilir UV el lambaları Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda dağıttıklarını aktaran Gabay, “Sağlıklı hasat ve kurutma sağlanabilmesi için yine Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonun kurutma kerevetleri ve üretici bilgilendirme broşürleri dağıttık. Türkiye’nin en prestijli ürünlerinden kuru incirde güzel bir sezon geçirmek adına yoğun mesai veriyoruz” dedi. Türkiye’nin 2025/26 sezonununda 15 Ekim 2025-08 Eylül 2026 tarihleri arasında 2025 ürünü 55 bin ton kuru incir ihraç ederek 343 milyon dolar döviz geliri elde ettiği bilgisini veren Gabay şöyle devam etti; “Sezon sonunda 350 milyon doları aşacağımıza inanıyoruz. 2026-27 sezonunda kuru incir ihracatında 60 bin tonun üzerine çıkmayı hedefliyoruz.” Uzakdoğu’nun payı yüzde 16’ya yükseldi Türkiye’nin kuru incir ihraç ettiği pazarlarla ilgili bilgi veren Başkan Gabay, Avrupa Birliği’nin 17 bin 775 ton kuru incir talebiyle yüzde 32 pay aldığını ve liderliğini sürdürdüğüne işaret etti. Gabay; “Amerika kıtasına yaklaşık 16 bin ton kuru incir ihraç ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımız yüzde 29’luk artışla 7 bin tondan 8 bin 795 tona yükseldi. Uzakdoğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 13’ten yüzde 16’ya çıktı. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaptığımız tanıtım çalışmalarının meyvelerini aldığımızı görüyoruz. Uzakdoğu pazarında hedefimiz ihracatımızın yüzde 25’ini bu ülkelere yapabilir konuma gelmek” ifadelerini kullandı. Kuru incir ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 58 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, ikinci sırada 44,5 milyon dolarla Almanya ve üçüncü sırada 44 milyon dolarla Fransa yer aldı. Türkiye’den kuru incir talebini yüzde 249’luk artışla 5 milyon dolardan 17,7 milyon dolara çıkaran Çin, Türkiye’nin en çok kuru incir ihraç ettiği ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya tırmandı. Kanada 13,5 milyon dolarlık kuru incir ihracatıyla beşinci oldu.

Türkiye, Küresel Sera Gazı Emisyonlarında 13. Sıraya Yükseldi Haber

Türkiye, Küresel Sera Gazı Emisyonlarında 13. Sıraya Yükseldi

Avrupa Komisyonu’nun Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ile birlikte derlediği ve Küresel Atmosferik Araştırmalar için Emisyon Veritabanı (EDGAR) değerlerine dayanan Joint Research Centre’ın (JRC) “Tüm Dünya Ülkelerinin Seragazı Emisyonları 2026” başlıklı yeni raporu yayımlandı. Rapora göre, COVID-19 sonrası emisyonlardaki yükseliş eğilimi, önceki yıla kıyasla daha düşük bir hızda da olsa devam etti. İki istisnai dönem olan 2009 finansal krizi ve COVID-19 pandemisi haricinde küresel emisyonlar 21. yüzyıl boyunca artış eğilimini sürdürürken, 2025 yılında küresel sera gazı emisyonları 2024'e kıyasla %0,7 artarak rekor bir seviye olan 54 gigaton (Gt) karbondioksit eşdeğerine (CO₂e) ulaştı. ​Yayımlanan raporda en büyük altı kirletici olarak öne çıkan Çin, ABD, Hindistan, AB, Rusya ve Endonezya, 2025’te küresel emisyonların %62’sinden sorumlu olurken; ABD emisyonlarını 2024’e kıyasla %2,2 artırarak dünya çapında en büyük mutlak artışı kaydetti. Buna karşın Çin ve Hindistan emisyon seviyelerini ilk kez sabit tuttu veya azalttı (sırasıyla +%0,1 ve -%0,2). En büyük 16 kirleticiden altısı olan Hindistan, AB, Rusya, Brezilya, Japonya ve Avustralya 2025’te emisyonlarını azaltma başarısı gösterirken; Avrupa Birliği (AB) de LULUCF (Arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık) hariç sera gazı emisyonlarını 2024 yılına kıyasla %0,2 düşürdü. Bu miktar, AB'nin 1990 seviyelerine kıyasla %35,6’lık bir düşüş elde ettiğini ortaya koydu. ​Ancak raporda Türkiye ile ilgili paylaşılan veriler dikkat çekici ve endişe verici bir tabloyu gözler önüne serdi. COP31 Başkanı Türkiye, en fazla emisyona neden olan ülkeler arasında 13. sıraya yükselirken, COP31 Müzakereler Başkanı Avustralya Türkiye’nin hemen ardından 14. sırada yer aldı. Türkiye ayrıca, en büyük 16 emisyon kaynağı arasında, emisyonlarını en hızlı artıran (% +4,2) ülke olarak kayıtlara geçti. Büyük kirleticiler arasında Türkiye'nin yanı sıra İran (% +1,7) ve Suudi Arabistan’ın da (% +1,3) emisyonları kayda değer oranda arttı. ​Avrupa Komisyonu verilerinin ardından Türkiye’de faaliyet gösteren uzman sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesiyle kurulan İklim Ağı, konuya ilişkin sert ve uyarıcı bir değerlendirme paylaştı. İklim Ağı açıklamasında, "Avrupa Komisyonu’nun verileri, Türkiye’nin sera gazı emisyonlarını hızla artırdığını ortaya koyuyor. İklim Ağı olarak daha önce de vurguladığımız gibi, emisyonların bugün hâlâ artıyor olması, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu, gerçek bir emisyon azaltım politikasına acilen ihtiyaç duyduğunu gösteriyor" ifadelerine yer verildi. ​Türkiye’nin COP31 Başkanlığı döneminde iklim liderliği iddiasının hakkını vermesinin yolunun fosil yakıtlara dayalı yatırımları sonlandırmaktan ve emisyonları bugünden itibaren azaltmaktan geçtiğini belirten uzmanlar; kömürden çıkışın planlanması, fosil yakıt teşviklerinin kaldırılması, yenilenebilir enerjinin doğayı ve yöre sakinlerini koruyacak şekilde yaygınlaştırılması ve adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi. İklim Ağı, "Türkiye, emisyonlarını artıran politikalarla iklim krizine dirençli bir toplum yaratamaz" diyerek acil eylem çağrısında bulundu. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: https://edgar.jrc.ec.europa.eu/report_2026

Çin İle Defne Yaprağı İhracatı İçin Protokol İmzalandı Haber

Çin İle Defne Yaprağı İhracatı İçin Protokol İmzalandı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye ile Çin arasında defne yaprağının ihracatına ilişkin protokol imza törenine katıldı. İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Yumaklı, son zamanlarda tarım diplomasisi konusunda çok önemli temasların sağlandığını, bugün de Çin heyetini ağırladıklarını söyledi. Yumaklı, geçen yıl ekimde Çin'e gerçekleştirdikleri ziyarette başta badem olmak üzere farklı ürünler için protokoller imzaladıklarını belirterek, "Şimdi bugün Çin heyetiyle ülkemizin üretiminde öncü ürünlerden, katma değerli ürünlerden biri olan defne yaprağı ile ilgili protokoller imzalanmış oldu. Yıllık yaklaşık 60 milyon dolarlık bir ihracatımız söz konusu." dedi. Söz konusu protokollerin Türkiye'de üretilen diğer ürünlerin de farklı pazarlara ulaşması için son derece önemli olduğuna işaret eden Yumaklı, özellikle Çin pazarının ülkede üretilen tarım ürünleri açısından önemli bir payının olacağını ifade etti. "KANATLI ETİNDE YAKIN ZAMANDA İYİ HABERLERİ VERMİŞ OLACAĞIZ" Bakan Yumaklı, gelecek dönemde bu tür anlaşmalar yapmayı sürdüreceklerini vurgulayarak, "Özellikle kanatlı eti konusunda çalışmalarımız ve görüşmelerimiz devam ediyor. Burada da yakın zamanda iyi haberleri vermiş olacağız." diye konuştu. Su ürünleri başta olmak üzere diğer ürünlerin ihracatı için Çin'le ilişkilerin gıda ve tarım alanında devam ettirileceğinin altını çizen Yumaklı, özellikle teknoloji, bilgi ve deneyim aktarının sürdürüleceğini dile getirdi. “GÜBRE TEDARİKİ İLE İLGİLİ ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR" Yumaklı, dün Bakanlıktan bir heyetin Rusya'da bulunduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti: "Özellikle tarımsal üretimin yeniden başlayacağı ekim ayından itibaren, tarımsal girdiler arasında çok önemli yeri olan gübreyle ilgili hazırlıklarımıza çok öncesinde başlamıştık. Bu konuda önemli bir tedarikçi olan Rusya'yla ilgili de arkadaşlarımız görüşmelerini tamamladılar. Orada da gerekli imzalar atıldı. Sadece Rusya değil, gübreyle alakalı tedarik konusunda önemli ülkelerle çalışmalarımız devam ediyor. Amacımız ekim dönemi geldiğinde ülkemizde herhangi bir problemin olmamasını sağlamak." Bu ziyaretler ve anlaşmaların ülkedeki üretim ve ihracat için önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, ilerleyen haftalarda Alman mevkidaşının da Türkiye'ye geleceğini söyledi. "GİRDİLERDE BİR SIKINTI YAŞANMAMASINI SAĞLAMAYA GAYRET EDİYORUZ" Yumaklı, tarım diplomasisi konusunda hem üretim hem de üreticilerin katma değerli ürün ihraç edebilmeleri için bütün çalışmaları gerçekleştirmeye devam ettiklerini belirterek, Rusya ile gübre konusundaki anlaşmaya ilişkin şunları kaydetti: "Hasadın sonlarına geldiğimiz bu dönemde yeni dönemin planlamasını yapmak, girdilerde herhangi bir şekilde sorun olmamasını sağlamak ve ürettiğimiz ürünlerin katma değerli bir şekilde ihracatını sağlamak için de çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ülkeler arasındaki anlaşmalar, içeride ihtiyaç duyduğumuz ve üretmediğimiz, üretemediğimiz gübrelerin teminiyle alakalı ülke garantilerini içeriyor. Bu konuda ülkemizde de zaman zaman girdilerle alakalı ya da farklı hususlarda ihracatla ilgili birtakım kotalar ve yasaklar koyabiliyoruz. Aynı şekilde Rusya da bunu yapıyor. Yaptığımız anlaşma ülkemizin ihtiyacı olan gübre ham maddelerini ve gübrenin ithalatıyla ilgili Rusya'nın herhangi bir şekilde kota veya sınırlama uygulamayacağı yönünde. Herhangi bir şekilde girdilerde bir sıkıntı yaşanmamasını sağlamaya gayret ediyoruz."

Kur İle Maliyet Arasındaki Makas Kapanmalı! Haber

Kur İle Maliyet Arasındaki Makas Kapanmalı!

İzmir Oda ve Borsaları, seçimlerden önceki son ortak yönetim kurulu toplantısını gerçekleştirdi. Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Aliağa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ertürk, Menemen Ticaret Odası Başkanı İzzet Süsoy, Ödemiş Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı A. Latif Aka ve Tire Ticaret Odası Başkanı Mehmet Nadir Delikanlı yeni dönemde aday olmayacağını açıkladığı toplantıda, “demokratik seçim” vurgusu yapıldı. YÖNETİM KURULLARINDAN YOĞUN KATILIM İzmir Odalar ve Borsalar Yönetim Kurulları Ortak Toplantısı, Ege Bölgesi Sanayi Odası ev sahipliğinde, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar ile İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Işınsu Kestelli başkanlığında, İzmir Oda ve Borsalarının yönetim kurullarının katılımıyla gerçekleşti. YORGANCILAR: SEÇİMLERİ KİM KAZANIRSA KAZANSIN ÜYELERE HİZMET ETMEK İÇİN ÇALIŞMALIDIR Ekonomiye ilişkin gelişmelerin istişare edildiği toplantının açılış konuşmasını İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası adına Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar yaptı. Yorgancılar, 2026 yılında gerçekleştirilecek Oda ve Borsa seçimlerinin eşit ve demokratik koşullarda yapılmasının önemine dikkat çekti. Seçimlerin bir yarış olduğunu ancak asıl kazananın sanayici ve Odalar olması gerektiğini belirten Yorgancılar, siyasetin seçim sürecinin dışında kalması gerektiğini söyledi. “Kim kazanırsa kazansın, seçimden sonra dört yıl boyunca üyelerine hizmet etmek için çalışmalıdır” diyen Yorgancılar, görev yapan ve yapacak tüm başkanlara başarı diledi. ENFLASYONLA MÜCADELEDEN VAZGEÇEMEYİZ Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yorgancılar, Türkiye’nin en önemli gündeminin enflasyonla mücadele olduğunu söyledi. Yüksek enflasyonun sanayicinin maliyetlerini artırarak rekabet gücünü zayıflattığını belirten Yorgancılar, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Finansmana erişimin sanayicinin önündeki en önemli sorunlardan biri olduğunu vurgulayan Yorgancılar, faizlerdeki düşüşün kredi maliyetlerine henüz yeterince yansımadığını belirterek, “Sanayicinin yatırım yapabilmesi ve üretimini sürdürebilmesi için uygun maliyetli finansmana ihtiyacı var” dedi. KUR İLE MALİYET ARASINDAKİ MAKAS KAPANMALI İhracatçının kur artışı ile maliyet artışı arasında sıkıştığını dile getiren Yorgancılar, mevcut tablonun ihracatçıların rekabet gücünü zayıflattığını söyledi. “Birçok ihracatçı, pazarını kaybetmemek için zararına satış yapmak zorunda kalıyor” diyen Yorgancılar, kurun istikrarlı ancak enflasyonla daha uyumlu bir seyir izlemesi gerektiğini kaydetti. Çin ile Türkiye arasındaki dış ticaret açığının sürdürülemez boyutlara ulaştığını belirten Yorgancılar, Çin’den yapılan ithalatın yıl sonunda 50-55 milyar dolar seviyesine çıkabileceği uyarısında bulundu. Çin’in üretim fazlasını ihraç edecek pazar aradığını belirten Yorgancılar, Türk sanayisinin korunması ve rekabet gücünün sürdürülebilmesi için gerekli gümrük ve koruyucu tedbirlerin zamanında alınması gerektiğini söyledi. SANAYİSİZLEŞME RİSKİNE KARŞI HAREKETE GEÇİLMELİ Türkiye’de sanayisizleşme riskinin giderek arttığını belirten Yorgancılar, üretim ve sanayinin daha güçlü politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Yüksek teknolojili üretime geçiş için nitelikli insan kaynağının önemine dikkat çeken Yorgancılar, “Eğitim 4.0 sürecini Türkiye’de acilen başlatmalıyız” mesajını verdi. İZMİR’İN REKABET GÜCÜ ARTIRILMALI İzmir’in ekonomik potansiyelinin daha güçlü değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yorgancılar; finansmana erişim, yatırım ortamı, teşvikler, ulaşım ve trafik gibi sorunların kentin rekabet gücünü doğrudan etkilediğini söyledi. Deprem ve afet riskine de dikkat çeken Yorgancılar, Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin acilen bir Afet Bakanlığı’na ihtiyacı var” dedi. ÖZGENER’DEN ORTAK AKIL VURGUSU İzmir Ticaret Odası Başkanı olarak görev yaptığı 8 yıl boyunca, kentte tüm oda ve borsaların katkılarıyla “ortak akıl” kültürünün oluşmasından memnuniyet duyduğunu ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Başta Ender Başkanımız ve Işınsu Başkanımız olmak üzere, ortak projelerle kentimize katkı sağlayan ve ülkemize örnek olan bir anlayışla çalışmalarını sürdüren tüm oda-borsa başkanlarımıza ve yönetim kurullarına teşekkür ediyor, seçim sürecinin hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Bu birliktelikten alınan güçle yeni dönemde de çalışmalara devam edeceklerini ifade eden Özgener sözlerine şöyle devam etti: “İzmir’in sahip olduğu potansiyeli daha ileriye taşımak, kentimizin ve üyelerimizin ihtiyaçlarına ortak çözümler üretmek için oda ve borsalarımızla iş birliği içinde çalışmayı sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki İzmir için atılacak en güçlü adımlar, ortak akıl ve dayanışmayla atılan adımlardır.” KESTELLİ’DEN VEDA İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ise konuşmasında, Ender Yorgancılar ve Mahmut Özgener’in İzmir’in ekonomik ve sosyal gelişimine sundukları katkılara ve oda-borsalar arasındaki iş birliğine verdikleri öneme teşekkür ederek, “Ender Başkanımız ve Mahmut Başkanımızla birlikte, İzmir için ortak akıl ve iş birliği anlayışıyla çalışmak büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı oldu. Bu anlayışın güçlü bir şekilde yaşatılmasına katkı sunan ilçe oda ve borsalarımızın değerli başkanlarına, meclis üyelerine ve çalışma arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum” dedi. İzmir’deki oda ve borsaların birlikte ortaya koyduğu çalışmaların kente kalıcı değerler kazandırdığını belirten Kestelli, “Farklı koltuklarda otursak da tek bir amaç için, güzel İzmir için çalıştık. İZQ İnovasyon Merkezi’nden ikinci mamografi TIR’ına, deprem konutlarından Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgelerine ve İzmir Tarım Teknoloji Merkezi’ne kadar pek çok önemli projenin temelinde bu ortak akıl ve dayanışma var” ifadelerini kullandı. 17 yıllık başkanlık döneminin ardından oda ve borsa camiasına teşekkür eden Kestelli, “17 yıldır sizlerle birlikte çalışmaktan, üretmekten ve projeler geliştirmekten bir an olsun yorulmadım. Gururluyum; çünkü el birliğiyle çok değerli eserleri hayata geçirdik. Mutluyum; çünkü çok özel ve kıymetli dostlarla birlikte çalışma ayrıcalığını yaşadım” dedi. Kestelli, konuşmasını “Geriye dönüp baktığımda sadece tek bir cümle dökülüyor ağzımdan: İyi ki yapmışız. Teşekkürler İzmir; teşekkürler kıymetli başkanlar ve sevgili dostlar” sözleriyle tamamladı.

Fındık İhracatında Yüzde 36’lık Keskin Düşüş! Haber

Fındık İhracatında Yüzde 36’lık Keskin Düşüş!

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB), 1 Eylül 2025’te başlayıp 31 Ağustos 2026’da sona eren 2025/26 fındık ihracat sezonu verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan rakamlar, küresel pazardaki miktar bazlı gerilemeye rağmen fındık fiyatlarındaki değer artışının toplam geliri büyük oranda koruduğunu gösterdi. İhracat Miktarında Yüzde 36’lık Keskin Düşüş Tamamlanan 2025/26 sezonunda Türkiye, toplam 197 bin 85 ton iç fındık ihracatı gerçekleştirerek 2 milyar 509 milyon 526 bin dolar gelir elde etti. Bir önceki sezon olan 2024/25 döneminde ise 309 bin 64 ton ihracat karşılığında 2 milyar 558 milyon 540 bin dolar döviz girdisi sağlanmıştı. Bu verilere göre, ihraç edilen fındık miktarı bir önceki sezona kıyasla yüzde 36,23 oranında (111 bin 979 ton) gerilerken, birim fındık fiyatlarının yükselmesi sayesinde toplam gelirdeki kayıp yalnızca yüzde 2 (49 milyon dolar) seviyesinde kaldı. Ağustos 2026 dönemi özelinde bakıldığında da benzer bir tablo göze çarpıyor. 2024 yılının Ağustos ayında 19 bin 301 ton, 2025 yılının Ağustos ayında 14 bin 18 ton olan ihracat; 2026 yılının aynı ayında 11 bin 132 tona geriledi. Ağustos ayı ihracat geliri ise 114,1 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Lider Pazar Yine Almanya: İtalya’da Büyük Gerileme Ülke bazlı ihracat verilerinde en dikkat çekici değişim İtalya pazarında yaşandı. En büyük alıcı konumundaki Almanya, miktar bazında yüzde 29,34’lük bir düşüşle 56 bin 335 tona gerilese de ödediği tutar artarak 730,9 milyon dolara ulaştı. İtalya’ya yapılan ihracat ise miktar bazında yüzde 54,01 oranında azalarak 67 bin 840 tondan 31 bin 201 tona düştü. Fransa, Hollanda, İspanya ve Çin gibi ana pazarlarda da miktar bazlı düşüşler gözlemlenirken; ortalama ihraç fiyatlarının artması ülkelerden elde edilen parasal değerin yüksek kalmasını sağladı. Ülke grupları açısından Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, toplam fındık ihracatındaki yüzde 75,97’lik payı ve 1,87 milyar dolarlık hacmiyle Türkiye'nin en stratejik pazarı olma konumunu sürdürdü. Denizaşırı ülkelere yapılan satışlar yüzde 41,56 oranında azalarak 18 bin ton seviyesinde kaldı. İşlenmiş Fındık Gelirleri İhracatı Sırtladı Ürün grupları incelendiğinde, işlenmiş fındık ürünlerinin stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktı. Hammadde niteliğindeki natürel fındık ihracatı miktar bazında yüzde 51,73 düşerek 80 bin 494 tona geriledi. Buna karşın, katma değeri yüksek olan ileri derecede işlenmiş fındık ihracatı yalnızca yüzde 6,62’lik bir miktar kaybı yaşadı ve 76 bin 870 ton olarak gerçekleşti. Üstelik bu ürün grubundan elde edilen toplam gelir, bir önceki sezondaki 596,5 milyon dolar seviyesinden 754,1 milyon dolara yükselerek rekor bir artış kaydetti. Birlik yetkilileri, yeni ihracat sezonunun tüm üreticiler, ihracatçılar ve sektör paydaşları için bereketli geçmesi temennisinde bulunarak verileri kamuoyunun bilgisine sundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.