Hava Durumu

#Çin

Kırsal Haber - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kanatlı Eti Sektöründe İhracat Krizi: "Stoklar Şişiyor, Pazarlar Kaybediliyor" Haber

Kanatlı Eti Sektöründe İhracat Krizi: "Stoklar Şişiyor, Pazarlar Kaybediliyor"

Türkiye’nin kanatlı eti üretiminde rekor artış yaşanırken, ihracat kısıtlamaları sektörde alarm zillerinin çalmasına neden oldu. ASHİB Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz, ihracat kapılarının kapalı kalmasının 30 yıllık dış pazarların kaybına ve üretimde zorunlu daralmaya yol açabileceği uyarısında bulundu. ​Türkiye İhracatçılar Meclisi Sektörler Konseyi ve ASHİB Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz, kanatlı eti sektöründeki güncel durumu değerlendirdi. Üretimin rekor seviyelere ulaştığı 2026 yılında, ihracat kanallarının kapalı olması nedeniyle depolarda yüz binlerce ton ürünün biriktiğini vurguladı. ​Üretimde Rekor Artış, İhracatta Büyük Düşüş ​Türkiye’nin kanatlı eti üretim kapasitesi her geçen yıl büyürken, nisan ayı ihracat verileri kısıtlamaların negatif etkisini gözler önüne serdi. Yamanyılmaz’ın paylaştığı verilere göre: 2025 yılında kanatlı eti üretimi %11’in üzerinde artarak 2 milyon 848 bin tona ulaştı. 2026’nın ilk iki ayında ise üretim %3,6 artışla 475 bin tonu geçti. Nisan ayında ihracat, miktar bazında %23,9, değer bazında ise %47,8 oranında geriledi. İç tüketimin yaklaşık 2 milyon ton olduğu sektörde, şu an depolarda 250-300 bin ton civarında ürün birikmiş durumda. ​"30 Yıllık Pazarlar Çin’e Kaptırılıyor" ​Özellikle Orta Doğu ve Afrika pazarlarında Türkiye’nin çok güçlü bir ağa sahip olduğunu belirten Yamanyılmaz, sürdürülebilir tedarik sağlanamadığı için alıcıların alternatif ülkelere yöneldiğini söyledi: ​"Irak gibi en yakın pazarlarımıza artık Çin’den ürün girmeye başladı. Biz bu pazarlar için yıllarca emek verdik. İhracatın durmasıyla müşteriler başka tedarikçilere gidiyor; kaybedilen bir pazarı yeniden kazanmak çok zordur." ​Maliyet Baskısı ve Üretici Yatırımları Tehlikede ​Enerji, işçilik ve yem maliyetlerindeki yükselişe rağmen kanatlı etinin en düşük fiyat artışı yaşanan ürünlerden biri olduğunu ifade eden Yamanyılmaz, ihracat yasağının fiyatları düşürmediğini, aksine üreticinin kazancını eriterek yatırımları durma noktasına getirdiğini savundu. ​Çözüm Önerisi: Kotalı İhracat Modeli ​Sektörün nefes alabilmesi için devletten acil adım beklediklerini ifade eden Ali Can Yamanyılmaz, çözüm önerisini şu sözlerle dile getirdi: "En azından ilk etapta kotalı da olsa ihracat açılmalı. Bu sayede hem stoklar eritilir hem de dış pazardaki varlığımız korunur. İhracat açılmazsa üretimde zorunlu kısıtlama gelecek. Bu da uzun vadede arzın azalmasına ve tüketicinin daha pahalı ürün almasına neden olacak."

Egeli İhracatçılar Zorlukları Aştı: İhracatın Yarısı Avrupa Birliği’ne! Haber

Egeli İhracatçılar Zorlukları Aştı: İhracatın Yarısı Avrupa Birliği’ne!

Son üç yıldır enflasyon ve döviz kuru arasındaki dengesizlik nedeniyle rekabet gücü baskılanan Egeli ihracatçılar, 2026 yılına hızlı bir giriş yaptı. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), 2026’nın Ocak-Nisan döneminde ihracatını yüzde 4 artırarak 6 milyar 155 milyon dolar seviyesine taşıdı. ​Avrupa Birliği Pazarı Ege İçin Vazgeçilmez Oldu ​EİB’nin 2026 yılı ilk dört aylık verilerine göre, geleneksel pazar olan Avrupa Birliği (AB), Egeli ihracatçıların kalesi olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde 2 milyar 689 milyon dolar olan AB ihracatı, yüzde 13,4’lük bir yükselişle 3 milyar 50 milyon dolara ulaştı. ​Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, her 100 dolarlık ihracatın 50 dolarının AB ülkelerine yapıldığını belirterek, AB’nin toplam ihracattaki payının yüzde 45’ten yüzde 50’ye çıktığını vurguladı. Ege, bu performansıyla Türkiye genelindeki yüzde 46’lık AB payı ortalamasının da üzerine çıkmış oldu. ​Zirvenin Sahibi Almanya, Yıldızı İtalya Oldu ​Ülke bazlı sonuçlarda Almanya, 605 milyon dolarlık ihracat rakamı ile liderliğini sürdürdü. Almanya’yı 507 milyon dolar ile Amerika Birleşik Devletleri takip ederken, dönemin en dikkat çeken çıkışı İtalya’dan geldi. İtalya’ya yapılan ihracat yüzde 26 artarak 459 milyon dolara ulaştı. ​Pazardaki diğer önemli gelişmeler ise şu şekilde gerçekleşti: ​İspanya: Yüzde 19’luk artışla 336 milyon dolar ihracat yapılarak İngiltere geride bırakıldı. ​Uzak Pazarlar: Çin’e yapılan ihracat yüzde 24 artışla 209 milyon dolara yükseldi. ​Alternatif Pazarlar: Yemen’e yapılan ihracatta yüzde 136, Suriye’de ise yüzde 94’lük rekor artışlar kaydedildi. ​Dünya Ticareti Daralırken Ege Büyüyor ​Küresel ekonomik daralma sinyallerine dikkat çeken Başkan Muhammet Öztürk, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü’nün 2026 yılı için büyüme tahminlerini düşürdüğünü hatırlattı. Dünya ticaretinin 2025’e oranla daha zorlu geçeceği öngörülürken, EİB üyelerinin 204 farklı gümrüklü bölgeye ulaşarak ihracatlarını geliştirmesinin büyük bir başarı olduğunu ifade etti. ​İlk 10 Ülkenin Payı Artıyor ​Ege’nin en çok ihracat yaptığı ilk 10 ülke (Almanya, ABD, İtalya, İspanya, İngiltere, Hollanda, Fransa, Çin, Yunanistan ve Rusya), toplam ihracattan aldığı payı yüzde 53’e çıkardı. Bu ülkeler yapılan toplam ihracat, geçen yıla oranla yüzde 9,4 artarak 3 milyar 286 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

KUTSO Heyeti Dünya Ticaretinin Kalbi Kanton Fuarı’nda Haber

KUTSO Heyeti Dünya Ticaretinin Kalbi Kanton Fuarı’nda

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO), Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat liderliğinde Çin’in Guangzhou şehrinde düzenlenen 139. Kanton Fuarı’na çıkarma yaptı. Uluslararası ticaret ağlarını genişletmeyi hedefleyen heyet, Çin pazarındaki fırsatları yerinde inceledi. KUTSO’dan Küresel Ticaret Atağı Kütahya iş dünyasının temsilcileri, 13–20 Nisan tarihleri arasında dünyanın en prestijli ticaret organizasyonlarından biri olan 139. Kanton Fuarı kapsamında yoğun bir iş ziyareti programı gerçekleştirdi. KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat başkanlığındaki heyet; yönetim kurulu üyeleri ve oda üyesi firma temsilcileriyle birlikte küresel ticaret dinamiklerini gözlemleme ve yeni iş birliği kapılarını aralama fırsatı buldu. Fuar süresince farklı sektörlerden uluslararası temsilcilerle bir araya gelen KUTSO heyeti, özellikle ihracat odaklı stratejik ortaklıklar üzerine ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Guangzhou Başkonsolosluğu ve Ticaret Ataşeliği’ne Ziyaret Programın en kritik duraklarından biri de resmi temaslar oldu. Esin Güral Argat ve beraberindeki heyet, Türkiye Cumhuriyeti Guangzhou Başkonsolosu Adnan Hayal ile Ticaret Ataşesi Şerife Yıldırım Demirel’i makamlarında ziyaret etti. Görüşmede şu başlıklar ön plana çıktı: Çin Pazarına Giriş: Şehir ve bölge bazlı ticaret planlamasının önemi. Güvenilir Ticaret: Doğru iş ortağı seçimi ve dijital iletişim kanallarındaki riskler. Resmi Sözleşmeler: Ticari ilişkilerde gayriresmî süreçlerden kaçınılması ve güçlü hukuki dayanakların oluşturulması. "İhracatta Kalıcılık ve Stratejik Planlama Şart" Toplantıda, Kütahya’nın ihracat potansiyeli ve firmaların küresel rekabet gücü detaylıca ele alındı. Ticaret Ataşeliği yetkilileri, fuar katılımlarının sadece bir ziyaret olarak kalmaması gerektiğini, hedef odaklı iş görüşmelerinin fuar sonrası takibinin hayati önem taşıdığını vurguladı. KUTSO heyeti, Kütahya özelinde ihracat yapan firma sayısını artırmak ve mevcut ihracatın sürdürülebilirliğini sağlamak adına firmaların kurumsal yapılarını güçlendirmesi gerektiği konusunda fikir birliğine vardı. Kültürel Etkileşim ve Guangzhou’nun Tarihi Dokusu İş görüşmelerinin tamamlanmasının ardından KUTSO heyeti, Guangzhou’nun tarihi ve kültürel değerlerini inceleme imkânı buldu. Şehrin modern yapısı ile köklü geçmişini birleştiren kültürel program, iki ülke arasındaki etkileşimi güçlendiren bir kapanışla sona erdi.

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği! Haber

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği!

Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir dönem başlıyor. Çin’in teknoloji ve sanayi merkezi Nanjing ile Ege’nin incisi İzmir, karşılıklı ticareti ve yatırımları artırmak amacıyla üçüncü kez bir araya geldi. 2025 yılında 830 milyon dolarlık dış ticaret hacmine ulaşan iki şehir, imzalanacak "Kardeş Şehir Protokolü" ile bağlarını güçlendiriyor. Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çinli Yatırımcılara Çağrı Nanjing heyetini ağırlayan Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, İzmir’in lojistik ve stratejik önemine dikkat çekti. İzmir’in Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya açılan bir "ticaret hub’ı" olduğunu vurgulayan Eskinazi, Çinli firmaları İzmir’e yatırım yapmaya davet etti. İzmir’in Yatırım Avantajları: Lojistik Güç: 16 liman ve 36 ülkeye doğrudan uçuş imkanı. Yenilenebilir Enerji: Rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal enerjinin merkezi. İnovasyon: 5 Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve güçlü Ar-Ge altyapısı. İhracat Başarısı: 2025 yılında Ege Bölgesi’nden yapılan 43,6 milyar dolarlık ihracat. "Türkiye, Çin için sadece bir pazar değil; üç kıtaya erişim sağlayan stratejik bir lojistik merkezidir." – Jak Eskinazi Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huiping: "Türk Markalarını Bekliyoruz" Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huo Huiping, 36 milyonluk nüfusu ve 272 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğü ile Nanjing’in Türk ihracatçılar için dev bir fırsat olduğunu belirtti. Huiping, özellikle gıda ve tarım ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini ifade etti. Öne Çıkan Ürünler: Kaliteli un ve makarna, Zeytinyağı ve kuru meyveler, Kuruyemiş ve atıştırmalıklar Huiping ayrıca, sadece ticaretle sınırlı kalmayıp maden, tekstil ve yeni nesil malzemeler alanında tedarik zinciri entegrasyonunu hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Tarım ve Gıda Sektöründe Çin Pazarı Fırsatı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Çinli tüketicilerin güvenilir gıdaya olan talebinin Türk ürünleri için büyük bir kapı açtığını söyledi. Öztürk, Çinli iş insanlarını 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Foodist İstanbul Fuarı 2026’ya davet etti. Su Ürünleri ve Kanatlı Sektöründe Beklenti: Tavuk Ayağı İhracatı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nden Bedri Girit ise sektörün gücüne vurgu yaptı. Türkiye’nin dünyanın ilk 10 üreticisi arasında olduğunu belirten Girit, Türk somonu ve özellikle tavuk ayağı ihracatının tekrar açılmasını sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi.

GTB Başkanı Akıncı'dan Stratejik Bulgur Açıklaması Haber

GTB Başkanı Akıncı'dan Stratejik Bulgur Açıklaması

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, bulgurun gıda arz güvenliğindeki stratejik rolüne dikkat çekerek, ürünün küresel trendlere göre yeniden konumlandırılması gerektiğini vurguladı. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla Konya Ticaret Borsası ev sahipliğinde düzenlenen UHK 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi, sektörün devlerini bir araya getirdi. Kongre kapsamında gerçekleştirilen “Hububata Dayalı Sektörler” oturumunda konuşan GTB Başkanı Mehmet Akıncı, bulgur sektörünün mevcut durumunu ve gelecek projeksiyonlarını paylaştı. ​Gaziantep Bulgur Üretiminin Merkezi Konumunda ​Bulgurun tarihsel ve kültürel derinliğine vurgu yapan Akıncı, Türkiye’nin bu alandaki üretim altyapısının dünya ölçeğinde bir rekabet avantajı sağladığını belirtti. Özellikle Gaziantep’in üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle sektörün lokomotifi olduğunu ifade eden Akıncı, 2025 yılı verilerini paylaştı: ​Türkiye Geneli Bulgur İhracatı: 240 bin ton ​Güneydoğu Anadolu Bölgesi: 84 bin ton ​Gaziantep: 49 bin ton ​Akıncı, bu rakamların güçlü bir üretim altyapısına işaret ettiğini ancak sürdürülebilir büyüme için katma değerli üretimin şart olduğunu dile getirdi. ​"Yeni Tüketim Alışkanlıklarına Uyum Bir Tercih Değil, Zorunluluktur" ​Kişi başı bulgur tüketiminde beklenen artışın yakalanamadığına dikkat çeken Mehmet Akıncı, sektörün strateji değişikliğine gitmesi gerektiğini belirtti. Akıncı, özellikle genç nesillere ulaşmak için şu önerilerde bulundu: ​"Değişen tüketim eğilimlerine uyum sağlamak artık bir tercih değil, gerekliliktir. Sağlıklı beslenme trendleri doğrultusunda bulgurun yüksek lifli ve besleyici yapısını daha güçlü anlatmalıyız. Pratik tüketim ürünleri ve yenilikçi çözümlerle pazar çeşitliliğimizi artırmalıyız." ​Stratejik Hedef: Çin ve Azerbaycan Pazarları ​İhracatta pazar çeşitliliğinin önemine değinen Akıncı, özellikle Çin ve Azerbaycan gibi pazarlarda elde edilen kazanımların artırılması gerektiğini söyledi. Coğrafi işaret, kalite standardizasyonu ve markalaşma süreçlerinin güçlendirilmesinin küresel rekabette anahtar rol oynayacağını ifade etti. ​Gıda Arz Güvenliği ve İklim Değişikliği ​Küresel krizler ve iklim değişikliği etkilerinin arttığı bir dönemde bulgurun "stratejik ürün" vasfının altını çizen Akıncı, uzun raf ömrü ve dayanıklı yapısıyla bulgurun gıda arz güvenliği açısından kritik bir role sahip olduğunu belirtti. Akıncı, doğru stratejilerle bulgurun küresel gıda trendlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelebileceğini sözlerine ekledi.

İzmir Ticaret Odası’ndan Çin Açılımı Haber

İzmir Ticaret Odası’ndan Çin Açılımı

İzmir’in küresel ticaret hacmini artırmayı hedefleyen İzmir Ticaret Odası (İZTO), Çin’in lojistik ve sanayi devi Qingdao heyetini ağırladı. İki liman kenti arasındaki ekonomik bağları kopmaz bir noktaya taşıyacak organizasyon kapsamında, İzmir Ticaret Odası ile Qingdao Ticaret Bürosu arasında kritik bir iş birliği anlaşması imzalandı. ​Liman Kentlerinin Güç Birliği: İzmir ve Qingdao ​İzmir Ticaret Odası ve Çin Halk Cumhuriyeti Qingdao Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen tanıtım toplantısı, üst düzey diplomatik ve ticari temsilcilerin katılımıyla gerçekleşti. T.C. Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapçıoğlu, iki şehrin benzer liman özelliklerine dikkat çekerek geniş bir iş birliği potansiyelinin altını çizdi. ​Kızılgüneşler: "Çin ile Ticarette %14,9’luk Pay" ​İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Kızılgüneşler, 2026 yılı Ocak ayı verilerine göre Türkiye'nin toplam ithalatının %14,9’unun Çin’den yapıldığını vurguladı. İlişkilerin sadece ticaretle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Kızılgüneşler, şu ifadeleri kullandı: ​"Ekonomik ilişkilerimizin yatırımlar, teknoloji transferi, ortak projeler ve lojistik çerçevesinde stratejik bir derinlik kazanması gerekiyor. İmzalanan bu anlaşma, dengeli ve sürdürülebilir bir yapı için güçlü bir zemindir." ​Qingdao: Asya ve Avrupa Arasında Lojistik Köprü ​Qingdao Belediye Başkan Yardımcısı Gao Jian, şehrin "Kuşak ve Yol Girişimi" içerisindeki kritik konumuna değindi. Qingdao’nun güçlü sanayi altyapısını İzmirli iş insanlarına tanıtan Jian; modern tarım teknolojileri, e-ticaret ve endüstriyel ekipman üretimi alanlarında Türkiye ile büyük fırsatlar olduğunu belirtti. ​20 Çinli Dev Firma İzmirli İş İnsanlarıyla Buluştu ​İş birliği protokolünün imza töreninin ardından, iki ülke firmaları arasında ikili iş görüşmeleri (B2B) gerçekleştirildi. Toplantıya katılan 20 büyük Çinli firma; ​Enerji ve elektrik ekipmanları, ​Lastik ve otomotiv yan sanayi, ​Tarım makineleri ve gıda üretimi, ​Sınır ötesi e-ticaret ve lojistik, ​Su ve çevre teknolojileri gibi stratejik sektörlerde İzmirli firmalarla yeni ortaklıkların kapısını araladı. ​Çin’den İzmirli Yatırımcılara Davet ​Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Elçi Müsteşarı Li Bin, geçen yıl Çin’in Türkiye’ye yaptığı 3,3 milyon dolarlık yatırıma dikkat çekerek, ticaret hacminin her geçen gün arttığını ifade etti. Bin, konuşmasını İzmirli iş insanlarını yatırım fırsatlarını yerinde görmeleri için Qingdao’ya davet ederek noktaladı.

Tarımda Maliyet Krizi Kapıda! Haber

Tarımda Maliyet Krizi Kapıda!

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, küresel jeopolitik gerilimlerin tarımsal girdiler üzerindeki etkisini Meclis gündemine taşıdı. Ün, mazot ve gübre fiyatlarındaki fahiş artışların gıda enflasyonunu tetikleyeceği konusunda uyardı. ​Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunulan soru önergesinde, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizin enerji ve petrokimya piyasalarını sarsmasıyla birlikte çiftçinin belinin büküldüğü vurgulandı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istenen önergede, tarımsal üretim zincirinin kopma noktasına geldiğine dikkat çekildi. ​Hürmüz Boğazı Krizi Türk Çiftçisini Vurdu ​Küresel ölçekte yaşanan İsrail-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar, Türkiye’de tarımsal üretimin en temel kalemleri olan mazot, gübre ve tarımsal plastik fiyatlarını doğrudan etkiledi. Ediz Ün’ün paylaştığı verilere göre: ​Mazot fiyatları yüzde 58 oranında arttı. ​Gübre fiyatlarında yüzde 48 ile 62 arasında bir yükseliş yaşandı. ​Tarımsal plastik ürünleri ise yaklaşık yüzde 50 oranında zamlandı. ​Türkiye Gıda Enflasyonunda OECD Lideri ​Türkiye’nin Avrupa ve OECD ülkeleri arasında gıda enflasyonunda ilk sırada yer aldığını hatırlatan Ün, artan girdi maliyetlerinin üretimden kaçışa neden olabileceğini belirtti. Soru önergesinde, destekleme politikalarının reel olarak gerileyip gerilemediği ve 2026 yılı için ek bütçe planlaması yapılıp yapılmadığı sorgulandı. ​Bakanlığa Yöneltilen Kritik Sorular: ​Acil Durum Eylem Planı Var mı? Hürmüz Boğazı gibi kriz bölgelerindeki dalgalanmalara karşı tarımsal üretimde bir B planı bulunuyor mu? ​Gübre İthalatı Ne Durumda? 2025 yılı itibarıyla en çok hangi ülkelerden gübre ithal edildi ve yerli üretim kapasitesinin ne kadarı kullanılıyor? ​Destekler Yeterli mi? Artan maliyetler karşısında mazot ve gübre desteği miktarında bir güncelleme yapılacak mı? ​Uluslararası Örnekler: Çin, ABD ve Almanya gibi ülkeler çiftçisini küresel krizlerden korumak için hangi sübvansiyonları uyguluyor? ​Gübre Tedarikinde "Razi Petrokimya" Detayı ​Önergede ayrıca, Türkiye’nin gübre hammadde bağımlılığını azaltma stratejileri ve Gübretaş’ın ortağı olduğu Razi Petrokimya üzerinden sağlanan tedarikin detayları da mercek altına alındı. Ediz Ün, stratejik stok politikalarının ve çiftçinin üretimde kalmasını sağlayacak doğrudan gelir desteklerinin şeffaf bir şekilde açıklanmasını talep etti.

Pirinçte İthalat Patlaması! Haber

Pirinçte İthalat Patlaması!

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye’nin pirinç ithalatındaki korkutucu artışı rakamlarla gözler önüne serdi. Geçen yılın aynı dönemine göre ithalatın yaklaşık 5 kat arttığını belirten Ün, Türkiye'nin bir "ithalat cennetine" dönüştürüldüğünü savundu. ​Pirinç İthalatı Yüzde 376 Arttı! ​TÜİK’in dış ticaret verilerini analiz eden Ediz Ün, 2026 yılının ilk iki ayına ait verilerin tarımdaki çöküşü kanıtladığını söyledi. Ün'ün paylaştığı rakamlara göre:​İhracat düştü, geçen yıl 10 bin ton olan pirinç ihracatı, bu yıl %30 azalarak 7 bin tona geriledi. ​İthalat patladı, geçen yıl 11 bin ton olan ithalat, %376 artışla 52 bin tona yükseldi. ​Ün, bu durumu "Neredeyse 5 katlık bir artış söz konusu. Kendi kendine yeten Türkiye, pirinçte dışa bağımlı hale getirildi" sözleriyle eleştirdi. ​Dünyanın Pirincini Türkiye Alıyor: İşte Tedarikçi Ülkeler ​Türkiye’nin sofrasındaki pirincin büyük bir kısmının artık ithal olduğunu vurgulayan Ün, 52 bin tonluk ithalatın yapıldığı ülkeleri şöyle sıraladı: Hindistan: %23, Arjantin: %17, Çin: %13, Uruguay: %12, Yunanistan: %11 ​"Çeltik Başkenti Edirne’de Üretim Kan Kaybediyor" ​Türkiye’deki çeltik üretiminin merkezi olan Trakya ve özellikle Edirne’deki düşüşe dikkat çeken Ziraat Mühendisi Ediz Ün, üretimin 2019'dan bu yana yerinde saydığını ifade etti: ​"Türkiye üretiminin %38’ini tek başına karşılayan Edirne’de, 2019 yılında 432 bin ton olan üretim, 2024’te 391 bin tona geriledi. AKP iktidarı üretimi planlamak yerine ithalatı tercih ederek çiftçiyi cezalandırıyor." ​"Faize Kaynak Var, Çiftçiye Yok!" ​Gıda güvenliğinin bir milli güvenlik sorunu olduğunu hatırlatan Ün, hükümetin bütçe tercihlerini de eleştirdi. Savaş ve kriz dönemlerinde diğer ülkelerin çiftçisini koruduğunu belirten Edirne Milletvekili, "Faiz ödemelerine kaynak bulan iktidar, üretim maliyetleri altında ezilen çiftçiye yeterli desteği vermiyor" dedi. ​Çözüm Önerileri: ​Alım Fiyatları: Çiftçiye kazanç sağlayacak taban fiyatlar belirlenmeli. ​Maliyet Desteği: Gübre, mazot ve ilaç gibi üretim maliyetleri düşürülmeli. ​Üretim Planlaması: İthalat odaklı değil, üretim odaklı politikalara dönülmeli. ​Ediz Ün, açıklamasını "Cumhuriyet nasıl tarımla ayağa kalktıysa, ülkemiz de yeniden üretimle güçlenecektir" diyerek noktaladı.

Sağlık Sorunu Yarattığı İddiasıyla Tartışılan Çin Tuzu Neden İthal Ediliyor? Haber

Sağlık Sorunu Yarattığı İddiasıyla Tartışılan Çin Tuzu Neden İthal Ediliyor?

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, gıda ürünlerinde yaygın olarak kullanılan monosodyum glutamat (MSG) katkı maddesi dünyada tartışılırken ülkemizde ithalatının neden devam ettiğini sordu. Gürer, özellikle hazır gıdalarda kullanılan ve “Çin tuzu” olarak da bilinen MSG’nin ithalat verilerine dikkat çekti. İnsan sağlığı açısından dünyada süren tartışmaların görmezden gelindiğini ifade etti. “Bazı ülkeler yasaklamış, bazı ülkeler kısıtlamış, bazı ülkelerde ise tartışmalar sürüyor; buna rağmen ülkemize ithalatı devam ediyor.” dedi. Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de E621 koduyla kullanılan MSG’nin özellikle paketli ve işlenmiş gıdalarda bulunduğunu, ancak tüketicilerin bu konuda yeterince bilgilendirilmediğini belirtti. “GIDALARDA BEŞİNCİ TAT: UMAMİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın teknik olarak glutamik asidin sodyum tuzu olduğunu ve gıdalarda tat artırıcı olarak kullanıldığını söyledi. MSG’nin yiyeceklere “umami” olarak adlandırılan beşinci temel tadı verdiğini ifade eden Gürer, bu tadın etsi, yoğun ve doyurucu bir lezzet hissi oluşturduğunu söyledi. Gürer, bilimsel araştırmalarda gıda sanayisinin ürünü daha cazip hale getirmesi için kullanılan bir araç hâline geldiğinin belirtildiğini ifade etti. Gürer, “Lezzet artırıcı adı altında kullanılan bu katkı maddesi, özellikle bazı hazır ve işlenmiş gıdalarda yer alıyor. İştah açması yanında bağımlılıkta yaptığı ifade edilen ürünü tüketicinin çoğu zaman neyi tükettiğinin farkında bile olmuyor.” dedi. HAZIR GIDALARDA KULLANIM CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın çok farklı gıda ürünlerinde yer aldığını, tüketicinin özellikle paketli gıda ve hazır gıdalarda içeriğini irdelemesinin sağlığı için önemli olduğunun farkına varmalıdır” dedi. “DÜNYADA TARTIŞMALI BİR KATKI MADDESİ” Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın dünyada uzun süredir tartışılan bir katkı maddesi olduğunu belirterek bazı ülkelerde farklı uygulamaların bulunduğunu ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Türkiye dahil 50’den fazla ülkede bebek mamalarında MSG kullanımı yasak. Tayland ve Vietnam gibi ülkelerde kullanım yaygın olsa da hükümetler aşırı tüketim konusunda kamuoyu uyarıları yapıyor. Bazı ülkelerde okul kantinleri gibi alanlarda yerel kısıtlamalar uygulanıyor. Pakistan’ın 2018 yılında MSG’yi tamamen yasakladı. Bir ülke bu maddenin sağlık riskleri nedeniyle satışını, ithalatını ve ihracatını yasaklarken, tonlarca ithalat yapıyoruz” diye konuştu. BİLİMSEL TARTIŞMALAR Dünya genelinde bazı sağlık kurumları makul miktarlarda tüketildiğinde MSG’nin ciddi bir tehdit oluşturmadığı yönünde değerlendirmesine karşın bazı bilim insanlarının katkı ürünün olumsuz etkilerini tartıştığını belirten Ömer Fethi Gürer, bazı araştırmalarda yüksek doz tüketimin çeşitli sağlık sorunlarına neden olduğu ifade ediliyor.MSG Semptom Kompleksi Bazı bireylerde MSG tüketiminin ardından baş ağrısı, çarpıntı, terleme, halsizlik ve mide bulantısı gibi belirtiler görülebiliyor. Bu durum halk arasında “Çin restoranı sendromu” olarak biliniyor.” Dedi. TÜRKİYE’DE MSG İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer “2026 yılı itibarıyla monosodyum glutamat ithalatı üç ülkeden gerçekleştirildi. Brezilya’dan 100 ton ithalat karşılığında 112 bin 73 dolar, Endonezya’dan 21 ton karşılığında 35 bin 490 dolar, Çin’den 664 ton karşılığında 572 bin 863 dolar, toplamda 785 ton MSG ithalatı için 720 bin 426 dolar ödeme yapıldı. 2025 yılı boyunca Türkiye’nin MSG ithalatının yaklaşık 6 bin 866 ton olduğunu ve bunun için 7 milyon 280 bin 281 dolar ödendi” dedi. “GIDA GÜVENLİĞİ POLİTİKALARI TARTIŞILMALI” Gürer, “Bir yandan halk sağlığı konuşuluyor, diğer yandan tartışmalı katkı maddeleri tonlarca ithal edilip gıda zincirine giriyor.” diyen Gürer, MSG’nin kullanımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. MSG İTHALATININ YASAKLANMASI İÇİN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu tartışmaların ardından monosodyum glutamatın Türkiye’ye ithalatının yasaklanmasına yönelik bir kanun teklifi hazırlayarak TBMM Başkanlığı’na sunduğunu da açıkladı. Gürer, “Gıda güvenliği yalnızca üretim miktarıyla değil, tüketilen ürünlerin sağlıklı olmasıyla da ilgilidir. Halkın sağlığını önceleyen bir gıda politikası önemlidir” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.