Hava Durumu

#Çks

Kırsal Haber - Çks haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çks haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu'' Haber

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu eleştirdi. Gürer, çiftçinin üretmek istediğini ancak artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve borç yükü altında ezildiğini belirterek, “Çiftçimiz mutsuz, çiftçimiz borçlu, çiftçimizin kapısında icra var” dedi. Konuşmasına tarım sektöründeki sosyal ve ekonomik çöküşe dikkat çekerek başlayan Gürer, çiftçinin artık üretimden kopma noktasına geldiğini söyledi. Gürer, “Çiftçimiz üretmek istiyor ama ürettiği ürünü satmada sıkıntılar yaşıyor” ifadelerini kullandı. Çiftçi sayısındaki gerilemeye ve sosyal güvenlik sistemine prim ödeyebilen üretici sayısındaki düşüşe dikkat çeken Gürer, şunları söyledi: “Bakanlığın verilerine göre 2 milyon 300 bin ÇKS’li çiftçimiz var. Ziraat Odalarında kayıtlı yaklaşık 5 milyon çiftçi bulunuyor. Ama sosyal güvenlik sistemine gidip prim ödeyebilen çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyondu, bugün 616 bine düştü. Çiftçimiz gerçek anlamda içine düşürüldüğü durum nedeniyle sorunlu ve sıkıntılı bir süreç yaşıyor.” “ÇİFTÇİNİN BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYA DAYANDI” Tarım sektöründeki borç yükünün ağırlaştığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin bankalara ve piyasaya olan toplam borcunun 1,5 trilyon liraya ulaştığını belirtti. Gürer, “Çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına borcu 1 trilyon 337 milyar lira. Piyasaya olan borçlarla birlikte çiftçimiz yaklaşık 1,5 trilyon lira borçlu durumda” diye konuştu. 2021 yılında çiftçinin toplam borcunun 135 milyar lira olduğunu anımsatan Ömer Fethi Gürer, desteklerin yetersizliği nedeniyle borçlanmanın katlanarak arttığını söyledi. Tarım Kanunu’nun desteklerle ilgi madde uygulanmadığını belirterek, “Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar liraydı. Verdiğiniz destek ise sadece 168 milyar lira. Daha acısı, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi 542 milyar lira. Son üç yılda çiftçiden esirgediğiniz destek toplamı 1 trilyon 354 milyar lira. Eğer bu destekler verilmiş olsaydı bugün çiftçi bu kadar borçlu olmayacaktı,” dedi. “ÇAY ÜRETİCİSİ MUTLU DEĞİL” Yaş çay alım fiyatı üzerinden üreticinin yaşadığı gelir kaybını örnek gösteren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “35 liralık çay fiyatı çiftçiyi mutlu etmedi. Geçen yıl üretici 6 kilogram yaş çay sattığında 1 kilogram kuru çay alabiliyordu. Bu yıl 8,5 kilo yaş çay satarsa ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Geçen yıla göre değerlendirdiğimizde üreticinin ürününe en az 15 lira daha düşük fiyat verilmiş durumda,” diye konuştu. Buğday fiyatlarına ilişkin de uyarıda bulunan Gürer, hasat döneminin başladığını hatırlatarak, “Çukurova’da hasat başladı. Eğer buğdaya 24-25 liranın altında buğday alım fiyat verirseniz çiftçi yine mutlu olmayacak” dedi. “ÇİFTÇİ MANİFATURACIYA DEĞİL BANKAYA KOŞUYOR” Geçmişte çiftçinin ürününü sattığında ailesine ihtiyaç alabildiğini, bugün ise doğrudan bankaya borç ödemeye gittiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eskiden çiftçi ürününü satar, manifaturacıya gider, eşine çocuğuna bir şey alırdı. Şimdi ürününü satarsa ‘Hemen borcumu yatırayım, yoksa icra geliyor diye bankanın kapısına koşuyor” ifadelerini kullandı. Gürer, Anadolu’nun birçok kentinde traktörlere, hayvanlara ve tarım arazilerine haciz geldiğini söyledi. CHP Milletvekili Ö Fethi Gürer, “Yetmedi, çiftçinin evini elinden aldınız. Çiftçi ‘Oturacak evimi bile bırakmadılar’ diyor” sözleriyle yaşanan tabloyu anlattı. Mustafa Kemal Atatürk döneminde çıkarılan düzenlemeyi hatırlatan Gürer, “1936 yılında Atatürk, ‘Çiftçinin hayvanı, ekipmanı, tarlası haczedilemez’ diye kanun çıkarmıştı. Şimdi o düzenlemenin arkasından dolaşılıyor, çiftçi hacizlik hale getiriliyor” dedi. “KIRSAL BOŞALIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kırsalda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnternet çekmiyor, telefon çekmiyor ama o insan yine de üretmek istiyor. Çiftçinin yaş ortalaması 58’e çıktı. Bu insanlara sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu. Tarımda çözüm önerilerini de sıralayan Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübrede sübvansiyon çağrısı yaptı. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılsın. Gübre ve yem yüzde 50 sübvanse edilsin. Taban fiyat uygulamasına geri dönülsün. Piyasa tüccarın insafına bırakılmasın. Kooperatifçilik geliştirilsin” dedi. “İTHALATLA SORUN ÇÖZÜLMEDİ” Konuşmasının son bölümünde hayvan ithalatını eleştiren TBMM Tarım, Orman ,Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yıllardır sürdürülen ithalat politikalarının çözüm üretmediğini belirterek, “2010 yılından beri hayvan ithal ediyorsunuz ama sorun çözülmedi, büyüdü. Geçen yıl 739 bin büyükbaş hayvan ithal edildiğini, bu yıl ise 500 bin hayvan daha ithal edilecek” dedi. Besicilerin hâlâ hayvan bulamadığını ifade eden Gürer, Et ve Süt Kurumunun kâr açıklamasını da eleştirerek “Et ve Süt Kurumu önceki yıl 11 milyar lira, 2025 yılında 14 milyar lira kâr etmiş. Bu kurumlar kâr etmek için değil, hem üreticiyi hem tüketiciyi korumak için vardırZarar etme başa başı yakala piyasayı dengele ,” diye konuştu. Özelleştirmelerle gübre ve yem fabrikalarının kapatıldığını belirten Gürer, “Ülkenin geleceğini yok etmeyin. Gelin, çiftçi durumunu, tarımı birlikte araştıralım. Siz de alanda, yerinde görün” çağrısında bulundu.

ZMO’dan 14 Mayıs Uyarısı: "Çiftçi Borç Batağında, Tarım Sektörü Alarm Veriyor!" Haber

ZMO’dan 14 Mayıs Uyarısı: "Çiftçi Borç Batağında, Tarım Sektörü Alarm Veriyor!"

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde acı tabloyu açıkladı. 2026 verilerine göre çiftçinin borcu 1,3 trilyon TL’yi aşarken, tarım sektörü küçülmeye devam ediyor. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde bir açıklama yayımlayan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Türkiye tarımının içinde bulunduğu yapısal krizi çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. "Üreticiyi korumak, geleceği korumaktır" vurgusu yapan oda, neoliberal politikaların ve artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi üretimden kopardığını belirtti. Tarımsal Borç Yükü 1,3 Trilyon TL’yi Geçti Ziraat Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''Tarım, yalnızca bir üretim faaliyeti değil; toplumların beslenmesini, kalkınmasını ve yaşam kültürünü şekillendiren temel bir değerdir. Sofralarımıza ulaşan her üründe çiftçilerin alın teri, emeği ve özverisi bulunmaktadır. Çiftçilerin üretimdeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekmek ve emeklerini görünür kılmak amacıyla her yıl 14 Mayıs, Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanmaktadır. Bu tarih, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından 1984 yılında alınan bir kararla ilan edilmiştir. Ülkemizde uygulanagelen neoliberal tarım politikaları sonucunda, tarım sektörü ve çiftçilerimiz çok katmanlı sosyo-ekonomik ve yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Savaşlar, kuraklık, pandemi, ekonomik krizler ve jeopolitik gerilimler gibi olağanüstü süreçler sorunların temel nedenleri olarak gösterilmiş ve normalleştirilmeye çalışılmış; üretimi ve üreticiyi güçlendirecek kalıcı ve etkin tarım politikaları oluşturulup, uygulanamamış, mevcut sorunlar daha da derinleşmiştir. Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üretici sayısı yaklaşık 2 milyon 363 bin olup, son yıllarda artış görülse de kırsal nüfusun yaşlanması ve küçük ölçekli işletmelerin üretimden çekilmesi tarım açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Aynı dönemde ÇKS kayıtlı tarımsal üretim alanı 170 milyon dekara ulaşmış olsa da toplam 239 milyon 780 bin dekar toplam tarım arazileri varlığımızın yaklaşık 70 milyon dekarı ÇKS kaydı dışında ve desteklemelerden yararlanamamaktadır. Girdi maliyetlerindeki artış üretim üzerindeki en önemli baskı unsurlarından biri haline gelmiştir. 2026 yılı şubat ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi oniki aylık ortalamalara göre %32,64 oranında artarken; gübre fiyatları 2025 yılı itibarı ile %44,95, tohum fiyatları %38,98 ve veteriner harcamaları %72,78 oranında yükselmiştir. Buna karşın üretici gelirleri aynı oranda artmamakta, bu durum çiftçilerin kârlılığını ve sonraki yıl üretme motivasyonlarını ciddi biçimde azaltmaktadır. Artan üretim maliyetleri ve yetersiz destekler nedeniyle üreticiler, tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmek için giderek daha fazla borçlanmak zorunda kalmaktadır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2026 yılı Mart ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara olan toplam nakdi kredi borcu 1 trilyon 355 milyar 462 milyon TL’ye ulaşmıştır. Tarım, avcılık ve ormancılık sektörleri birlikte değerlendirildiğinde ise toplam kredi borcu 1 trilyon 371 milyar 425 milyon TL düzeyine çıkmaktadır. Aynı dönemde tarım sektöründe 21 milyar 203 milyon TL tutarında kredi takibe düşmüş olup, takipteki kredilerin toplam tarımsal kredilere oranı yüzde 1,56 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, önemli bir kredi tutarının yakın izlemede bulunduğu ve bazı kredilerin yeniden yapılandırıldığı dikkate alındığında, üreticilerin finansal yükünün giderek ağırlaştığı anlaşılmaktadır. Bu veriler, çiftçilerimizin artan girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları ve yetersiz destekleme politikaları nedeniyle üretimlerini büyük ölçüde kredi kullanarak sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Tarımsal üretimin devamlılığının sağlanabilmesi için üreticilerin borç yükünün hafifletilmesi, uygun koşullu finansman olanaklarının genişletilmesi ve destekleme politikalarının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Üreticilerin kredi borçları dolayısıyla kredibiliteleri olmadığından kredi kuruluşları dışında girdi tedarikçileri, tüccarlar ve sözleşmeli üretim yaptıranlardan sağladıkları finansmanın istatistiki verileri, üreticiye ve üretime etkileri de araştırılmaya muhtaçtır. Tarımsal üretimin planlanmasında kamu müdahalesinin zayıflaması, tarımsal KİT’lerin ortadan kaldırılması ve kooperatiflerin etkinliğinin azalması, çiftçinin pazarlık gücünü ciddi şekilde zayıflatmıştır. Çiftçi örgütlerinin karar süreçlerine yeterince dâhil olamaması da üreticinin emeğinin karşılığını almasını zorlaştırmaktadır. Buna karşın ithalata dayalı politikaların devam etmesi, hasat dönemlerinde yapılan dış alımlar ve fiyat baskılamaları üreticiyi daha da kırılgan hale getirmektedir. Tarım sektöründe yaşanan sorunlar yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı değildir. Üretilen ürünlerin pazarlanmasında da yapısal problemler bulunmaktadır. Zincir marketlerin piyasadaki güçlü konumu, Hal Yasası’nın yetersizliği ve çiftçi aleyhine işleyen sözleşmeli üretim modelleri, gıda tedarik zincirinde ciddi dengesizliklere yol açmaktadır. Bu durum, “tarlada ucuz, rafta pahalı ürün” sorununun kalıcı olarak çözülmesini engellemektedir. Sosyal yapıya bakıldığında ise çiftçi nüfusunun yaş ortalaması giderek yükselmekte, gençlerin tarıma ilgisi azalmakta ve kırsal alanlardan kente göç devam etmektedir. Kadın ve çocuk işçiliği ile mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar ise halen çözüm beklemektedir. TÜİK verilerine göre Türkiye’de tarım sektörü 2025 yılında %8,8 oranında küçüldüğü dikkate alındığında, üretim planlamasına dayanmayan ve destek mekanizmaları yetersiz kalan bir yapının gıda güvenliğini sürdürülebilir kılması mümkün görünmemektedir. Tüm bu göstergeler, tarım sektörünün yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve yapısal bir dönüşüm ihtiyacı içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Kalıcı çözüm, üreticiyi ve tüketiciyi merkeze alan, tarımsal varlıkları koruma altına alan, planlı üretimi esas alan ve girdi maliyetlerini kontrol altına alan bütüncül bir tarım politikası ile mümkündür. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, yalnızca üreticilerimizin emeklerinin hatırlandığı bir gün değil, aynı zamanda tarım sektörünün yapısal sorunlarının çözümüne yönelik güçlü bir iradenin ortaya konulması gereken önemli bir gündür. Ziraat Mühendisleri Odası olarak; planlı ve bilimsel temellere dayalı tarımsal üretimin esas alınmasını, kamusal girdi üretimi ile girdi maliyetlerinin düşürülerek üreticinin korunmasını, tarımsal kamu yönetiminin ve kooperatifçiliğin güçlendirilmesini, tarım arazilerinin etkin biçimde korunmasını, planlı bir kıra dönüş ve tarımsal üretime katılma politikası geliştirilmesini ve tarımda genç nüfusun arttırılmasını temel öncelikler olarak görmekteyiz. Çiftçimizin emeğinin karşılığını alabildiği, adil bir tarım yapısının oluşturulması, ülkemizin gıda egemenliği açısından ertelenemez bir zorunluluktur.''

Reis Gıda’dan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Mesajı Haber

Reis Gıda’dan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Mesajı

Türkiye’nin köklü markalarından Reis Gıda, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda; gıda güvenliği, tarımda dijitalleşme ve genç kuşakların üretime katılımının hayati önemine dikkat çekti. Şirket, "Bakliyat Köyleri" projesiyle yerli üretimi desteklemeye devam ediyor. ​Reis Gıda, gıda güvenliğinin temel taşı olan çiftçilerin emeğini görünür kılmak ve tarımın yarınlarını güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir değerlendirme paylaştı. Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin sadece bölgesel değil, küresel ölçekte bir güç olduğunu vurgulayan Reis Gıda, üretimin sürdürülebilirliği için "insan" odaklı bir yaklaşımın şart olduğunu belirtti. ​Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Stratejik Gücü ​Reis Gıda'dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Dünya Çiftçiler Günü, yalnızca toprağa emek veren insanları kutladığımız bir gün değil; gıda güvenliğini, kırsal kalkınmayı, gençlerin tarıma katılımını ve üretimin geleceğini yeniden düşünmemiz gereken güçlü bir çağrıdır. Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üretici sayısı artarken, tarım nüfusunun yaşlanması, su stresi, iklim baskısı ve gençlerin sektöre kazandırılması, geleceğin tarım gündemini belirleyen temel başlıklar arasında yer alıyor. Toprağın bereketi, insanlığın ortak geleceğini besleyen en kıymetli güçlerden biridir. Bu bereketin gerçek taşıyıcıları ise emeğiyle üretimi mümkün kılan, toprağı bilgiyle buluşturan ve her mevsim ülkesinin gıda güvencesine katkı sunan çiftçilerimizdir. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, bu büyük emeği görünür kılmak, üretimin merkezindeki insanı yeniden hatırlamak ve tarımın yarınlarını daha güçlü kurmak için çok anlamlı bir fırsattır. Türkiye, tarımsal üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve güçlü üretim kültürüyle çok önemli bir tarım ülkesidir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı başı verilerine göre Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısı yaklaşık 2,36 milyon civarındadır. (ÇKS) kayıtlı ekili alan yaklaşık 170 milyon dekar (17 milyon hektar) seviyesine ulaşmıştır. Son beş yılda kayıtlı çiftçi sayısında 190 bin artış yaşanmıştır. Aynı dönemde tarım sektörü 2024 yılında 2 trilyon 428 milyar liralık hasılaya ulaşarak GSYH’ye yüzde 5,6 katkı sundu. TÜİK’in 2025 işgücü istatistiklerine göre ise istihdamın yüzde 14,0’ı tarım sektöründe yer aldı. Bu tablo, tarımın Türkiye ekonomisi, istihdamı ve gıda arzı açısından taşıdığı stratejik önemi açık biçimde gösteriyor Türkiye sahip olduğu geniş tarım arazileri, iklim avantajları, yetişmiş insan kaynağı ve üretim kültürü sayesinde sadece bölgesel bir gıda tedarikçisi değil; aynı zamanda gıda güvenliğini aşan ölçekte ihracat ve yatırım odaklı bir tarım endüstrisinin taşıyıcısı olabilecek büyük bir potansiyele sahip. Bu nedenle tarıma artık sadece geleneksel bir üretim alanı olarak değil, sürdürülebilir büyümenin stratejik sahası olarak bakmak gerekiyor. Sayılar artarken asıl mesele üretimde kuşak devamlılığı Bugün tarımda en kritik başlıklardan biri, yalnızca kayıtlı üretici sayısı değil, üretimin kuşaklar boyunca sürdürülebilirliğidir. Resmî kayıtlarda ÇKS’ye dahil olan çiftçi sayısında artış görülüyor. Bununla birlikte yaş dağılımı, tarımın genç kuşaklar için daha güçlü bir gelecek alanına dönüştürülmesi gerektiğini ortaya koyuyor. TZOB verilerine göre Türkiye’de kayıtlı çiftçilerin yüzde 34’ü 65 yaş ve üzerindeyken, yüzde 34,6’sı 50-64 yaş grubunda bulunuyor; 18-24 yaş grubunun payı ise yüzde 1 seviyesinde. TZOB’un 2025 değerlendirmesinde kırsalda yaş ortalamasının 59’a ulaştığı da vurgulanıyor. Bu veriler, tarımda devamlılığın önümüzdeki dönemde gençleşme, eğitim, teknolojiye erişim ve gelir istikrarı başlıklarıyla birlikte ele alınmasını gerekli kılıyor. Gençlerin tarımı daha ölçülebilir, daha yönetilebilir, daha yenilikçi ve daha kazançlı bir alan olarak görmesi için teknoloji büyük bir dönüştürücü güç sunuyor. Dijitalleşme sayesinde tarım, sadece fiziksel emekle tanımlanan bir alan olmaktan çıkıp veri analizi, yazılım, sensör sistemleri, uzaktan izleme, robotik uygulamalar ve yeni nesil girişimcilikle gençler için yeniden cazip hale gelebilir. Gençler için tarımı geleceğin mesleğine dönüştürmek gerekiyor Dünya genelinde de asıl büyük meselelerden biri gençlerin tarımda nasıl daha güçlü yer alacağı. FAO’nun 2025 tarihli çalışmasına göre, çalışan gençlerin yüzde 44’ü tarım-gıda sistemlerinden geçimini sağlıyor. Ancak aynı rapor, gençlerin bu alandaki payının 2005’teki yüzde 54 seviyesinden 2021’de yüzde 44’e gerilediğini gösteriyor. Avrupa’da da benzer bir tablo var. Eurostat’a göre Avrupa Birliği’nde 2020 itibarıyla çiftlik yöneticilerinin yüzde 57,6’sı 55 yaş ve üzerindeyken, 40 yaş altı genç çiftçilerin oranı yüzde 11,9 düzeyinde kalıyor. Bu tablo bize çok açık bir şey söylüyor: Tarım, gençler için daha yüksek teknolojiyle, daha güçlü gelir modeliyle, daha itibarlı bir kariyer alanı olarak yeniden anlatılmalı. Gençlerin tarımı daha ölçülebilir, daha yönetilebilir, daha yenilikçi ve daha kazançlı bir alan olarak görmesi için teknoloji büyük bir dönüştürücü güç sunuyor. Dijitalleşme sayesinde tarım, sadece fiziksel emekle tanımlanan bir alan olmaktan çıkıp veri analizi, yazılım, sensör sistemleri, uzaktan izleme, robotik uygulamalar ve yeni nesil girişimcilikle gençler için yeniden cazip hale gelebilir. Kaynakları Koruyan, Verimliliği Artıran Yeni Tarım Anlayışı Bugün artık tarımda asıl ihtiyaç, sadece üretim miktarını artırmak değildir. Asıl ihtiyaç; suyu daha verimli kullanan, toprağı koruyan, girdi kullanımını optimize eden, verimliliği yükselten ve kaliteyi sürdürülebilir biçimde artıran daha akıllı bir üretim modelidir. Yeni yazıda da belirtildiği gibi, dünya daha fazla değil, mevcut kaynakla daha fazla değer yaratmayı konuşuyor. Türkiye’nin de bu yeni döneme çok güçlü biçimde uyum sağlaması gerekiyor. Verimlilik meselesi artık sadece ekonomik bir başlık değil; aynı zamanda gıda egemenliği, ihracat kapasitesi ve kırsal istikrar açısından stratejik bir konudur. Tarımsal verimlilikte yaşanacak her iyileşme, üreticinin gelirinden ülkenin rekabet gücüne kadar çok geniş bir alana katkı sunacaktır. Tarımın geleceği, kaynakları daha çok tüketen değil; mevcut kaynakları daha akıllıca yöneten sistemlerde şekillenecektir. İklim değişikliği çiftçinin omzundaki yükü büyütüyor Bugün çiftçiyi yalnızca maliyetlerle ya da pazara erişimle değerlendirmek yeterli olmuyor. İklim değişikliği, su stresi, ani hava olayları ve üretim planlaması artık tarımın ana belirleyicileri arasında yer alıyor. Yer altı su seviyelerinin bazı bölgelerde derinleşmesi, kuraklık riskinin artması, damlama sulama, anıza ekim ve iklim koşullarına dayanıklı yeni çeşit geliştirme çalışmalarını daha önemli hale getirmektedir. Bu tablo, verimliliğin artık yalnızca daha çok üretmek anlamına gelmediğini; aynı zamanda daha az suyla, daha doğru planlamayla ve daha güçlü bilgi altyapısıyla üretmek anlamına geldiğini gösteriyor. Kadın emeği, yerli tohum ve kırsal kalkınma birlikte güç kazanıyor Tarımın geleceği konuşulurken kadın üreticilerin katkısı ayrı bir başlık olarak ele alınmalı. FAO’ya göre kadınlar tarımsal iş gücünün neredeyse yarısını oluştururken, tarım arazilerinin yalnızca yüzde 15’ine sahip bulunuyor. Bu veri, kadın emeğinin üretimde ne kadar güçlü olduğunu; mülkiyet, fırsat ve görünürlük açısından ise daha çok alan açılması gerektiğini ortaya koyuyor. Biz de Reis Gıda olarak üretimin sürdürülebilirliğini, yerli tohumların korunmasını, kadın üreticilerin güçlenmesini ve kırsalda yaşamın devamlılığını birlikte ele alıyoruz. Bakliyat Köyleri yaklaşımımızın özünde de bu anlayış yer alıyor: Toprağı koruyan, yerel bilgiyi yaşatan, teknolojiyi üreticiyle buluşturan ve gelecek nesillere güçlü bir tarım mirası bırakan bir üretim kültürü. Tarımın güçlü kalması; çiftçinin üretimde kalmasıyla, gençlerin toprağa umutla bakmasıyla, kadın üreticilerin daha çok güçlenmesiyle, suyun verimli kullanılmasıyla ve teknolojinin sahada daha yaygın karşılık bulmasıyla mümkün olacaktır. Çiftçilerimiz, yalnızca tarlayı ekip biçen insanlar değildir; onlar ülkemizin gıda hafızasını, üretim kültürünü ve geleceğe uzanan bereket zincirini taşıyan en kıymetli emek sahipleridir. Bu nedenle 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde bir kez daha güçlü bir ifadeyle söylemek isterim: Toprağa değer, sofralara bereket ve geleceğe umut katan tüm çiftçilerimizin emeği çok kıymetlidir. Türkiye’nin tarımsal gücü, çiftçisinin bilgisiyle, sabrıyla, emeğiyle ve üretme kararlılığıyla büyümeye devam edecektir. Bizlere düşen görev ise bu emeği daha görünür, daha güçlü ve daha sürdürülebilir kılacak adımları hep birlikte çoğaltmaktır."

Anneler Günü Öncesi Çiçek Seralarında Yoğun Mesai Haber

Anneler Günü Öncesi Çiçek Seralarında Yoğun Mesai

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Anneler Günü öncesinde süs bitkisi ve çiçek üretimi yapan Sarıyer’de kadın girişimci Şevval Kaptan’ın işletmesini ziyaret ederek seraları gezdi. Üreticinin yaşadığı sorunları dinleyen Gürer, artan maliyetlerden işçi sorununa, iklim değişikliğinden ÇKS kayıt problemlerine kadar üretici sorunlarını değerlendirmelerde bulundu. “ÜRETİMİN HER ALANI ZOR” Yaklaşık 20 dönümlük alanda üretim yaptıklarını belirten işletme sahibi kadın girişimci Şevval Kaptan, 9 yıldır bu sektörde faaliyet gösterdiklerini anlattı. Seralarda yaklaşık 30 kalem ürün yetiştirildiğini ifade eden kadın üretici, çiçek üretiminin dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını söyledi. “Üretimin her alanı zor. Sadece çiçekçilik değil. Ama biz biraz daha lükse hitap eden bir üretim yapıyoruz” diyen Şevval Kaptan, ürünlerinin İstanbul, Ankara ve Trabzon başta olmak üzere birçok ile gönderildiğini belirtti. 30 KALEM ÜRÜN, YIL BOYU ÜRETİM Seralarda üretimin belirli dönemlere göre planlandığını söyleyen Şevval Kaptan, yıl boyunca yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. “İlk 6 ayda baharlık ürünleri çıkarıyoruz. Sonraki dönemde ise sonbaharlık ürünleri yetiştiriyoruz” dedi ve her ürünün farklı bakım ve emek istediğini vurguladı. “TOPRAĞIMIZ BİLE İTHAL” Kullanılan toprağın yurtdışından geldiğini belirten üretici Şevval Kaptan, döviz kurundaki yükselişin doğrudan maliyetlere yansıdığını söyledi. “Toprağımız ithal. Yıllardır aynı firmadan alıyoruz. Euro ne kadar artarsa bizim maliyetimiz de o kadar artıyor” dedi. Şevval Kaptan, süs bitkisi sektörünün tamamen planlama ve sermaye gerektiren bir alan olduğunu anlattı. “HER YENİ ÇEŞİT YENİ BİR MALİYET” Müşteri taleplerine göre sürekli yeni ürünler geliştirmek zorunda olduklarını ifade eden üretici Şevval Kaptan, sektörün yenilik isteyen bir yapısı olduğunu belirtti. “Bir ürün görüp beğeniyorlar, ‘Bundan var mı?’ diye soruyorlar. Yoksa seneye üretmek için sistemi kurmaya çalışıyoruz. Tesis var, toprak var, saksı var, işçilik var. Her yeni ürün ayrı bir maliyet ve emek demek” dedi. Bölgede bu ölçekte üretim yapan yaklaşık 8 işletme bulunduğunu söyleyen Şevval Kaptan, süs bitkisi üreticiliğinin ciddi yatırım gerektirdiğini ifade etti. İşlerinin özel günler öncesi daha da hareketlendiğini söyledi. Şevval Kaptan, “Girdi maliyetine göre fiyat belirliyoruz. Şu anda satışlarımız iyi. Her işte olduğu gibi çiçekçilikte de sorun var ama işi iyi yaparak sorunları en aza indiriyoruz” dedi. GÜRER: “ÜRETİCİNİN DESTEKLENMESİ ŞART” Seraları gezen Ömer Fethi Gürer, işletmenin üretim kapasitesine dikkat çekerek üreticilerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. “Burada üretilenlerin değer bulması önemli. Sizin gibi girişimcilerin çoğalması gerekiyor” diyen Gürer, özellikle kadın girişimcilerin üretimde daha fazla yer almasının önemine vurgu yaptı. Çiçek toprağının dahi ithal olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer girdi maliyet artışı her sektöre fiyat artışı olarak yansıması tüketici açısından da sorun.Girdi maliyetlerinde sorunu çözmenin yolu aranmalı” dedi. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜRETİMİ ZORLUYOR İklim değişikliğinin üretim üzerindeki etkilerine de değinilen üretici Şevval Kaptan doğal afetlere karşı önceden tedbir almak zorunda olduklarını anlattı. “Don olacaksa önceden önlemimizi alıyoruz. Sonuçta zarar benim cebimden çıkacak. Güneşten ürün yanmasın diye seranın üstüne kireç atıyoruz, örtü çekiyoruz. Malımızı korumak zorundayız” diyen üretici, üreticinin yaşayabileceği sorunları önceden öngörmesinin hayati önem taşıdığını da anlattı. İŞÇİ SORUNU Üretimde işçi bulma konusunda dönem dönem sıkıntı yaşandıklarını da belirten üretici Şevval Kaptan, işletmede sigortalı çalışanların yanı sıra günlük işçiler de çalıştığını söyledi. “Köyden gelen günlük çalışan ablalarımız var.” ifadelerini kullandı. HAZİNE ARAZİLERİNDE ÇKS ÇIKMAZI Hazine arazilerinde üretim yapan çiftçilerin yaşadığı ÇKS sorunu olduğuna da değinen Şevval Kaptan, üretim alanlarının kayıt sistemine yansıması için ÇKS kolaylaşması gerekir” dedi. Kaptan, “Ben 20 dönüm alanda üretim yapıyorum ama ÇKS kaydım tapulu alanı kapsıyor. Ziraat Bankası da bana buna göre işlem yapıyor. Gerçek üretim alanım üzerinden destek alabilmeliyim” dedi. Hazine arazilerinde üretim yapanlarında desteklerden yeterince yararlanması sağlanmalı” dedi. Şevval Kaptan, yapılacak yasal düzenlemelerin üretici sektör açısından büyük önem taşıdığını da belirtti. “ÜRETİCİNİN SESİNİ MECLİS’E TAŞIMAYI SÜRDÜRECEĞİZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise saha ziyaretlerinin önemine dikkat çekerek üreticilerin yaşadığı sorunları Meclis gündemine taşımayı sürdüreceklerini söyledi. Anneler Günü öncesinde çiçek üreticilerinin yoğun bir çalışma temposu içinde olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, üretimin sürdürülebilmesi için özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin desteklenmesinin önemli olduğunu ifade etti. Gürer, “Üretim sürdürebilirliği müteşebbisin sorunun çözümü ile de doğrudan bağı var. Sorunlar çözülüp destekler sağlanarak her alanda gelişme yaratılabilir. Anneler günü gibi özel günlerde ve mevsim değişikliği ile bahara erilen süreçte seralarda üretilen çiçekler değer bulması çiçek gibi bir güzellik ile insanın sınırlı da olsa mutlu olmasına da vesile oluyor” dedi.

Kayseri’de Tarıma 10 Milyon TL’lik Dev Hamle Haber

Kayseri’de Tarıma 10 Milyon TL’lik Dev Hamle

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, "Üreten Kayseri" vizyonu doğrultusunda çiftçiye nefes aldıracak dev bir destek paketini daha hayata geçiriyor. 16 Nisan Perşembe günü düzenlenecek törenle, yaklaşık 10 milyon TL hibe değerinde 360 ton tohum üreticilere dağıtılacak. ​Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Kayseri Valiliği iş birliğinde, "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi" kapsamında üreticinin en büyük destekçisi olmaya devam ediyor. Proje ile nadasa bırakılan ve atıl durumdaki arazilerin ekonomiye kazandırılması hedefleniyor. ​360 Ton Tohum, %50 Hibe Desteği ​Kadir Has Kültür Merkezi otoparkında saat 13.30’da gerçekleştirilecek törenle dağıtılacak olan tohumların detayları şöyle: 200 Ton Nohut, ​100 Ton Aspir, ​60 Ton 4’lü Karışım Yem Bitkisi ​Toplam 19 milyon 320 bin TL maliyeti olan bu tohumların yarısı (9 milyon 660 bin TL) Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından hibe olarak karşılanıyor. Bu sayede çiftçiler, yüksek girdi maliyetlerini minimize ederek üretime odaklanabilecek. ​45.000 Dekar Alan Üretime Kazandırılacak ​Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “Planlı Ekim Projesi” çerçevesinde, ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi) kayıtlı üreticilere sağlanacak bu destekle yaklaşık 45.000 dekar arazide üretim yapılması planlanıyor. Kayseri, bu projeyle Türkiye’de yerel yönetimler bazında tarıma en güçlü destek veren illerin başında gelmeye devam ediyor. ​7 Yılda 1,5 Milyar TL’lik Yatırım ​Başkan Memduh Büyükkılıç’ın göreve geldiği 2019 yılından bu yana Kayseri tarımı altın çağını yaşıyor. Son 7 yılda sağlanan desteklerin bilançosu göz kamaştırıyor: ​Tohum Desteği: 110 milyon TL. ​Toplam Tarımsal Destek: Sulama tesisleri, makine parkları, hayvancılık destekleri ve GES projeleri dahil yaklaşık 1,5 Milyar TL. ​Kayseri Büyükşehir Belediyesi; sadece tohum değil, tarımsal makine, sac sıvat desteği ve hayvancılık projeleriyle de kırsal kalkınmanın öncüsü olmayı sürdürüyor.

19,5 Milyar TL’lik Tarımsal Destek Ödemeleri Hesaplara Yatıyor! Haber

19,5 Milyar TL’lik Tarımsal Destek Ödemeleri Hesaplara Yatıyor!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, üreticilerin merakla beklediği destek paketinin detaylarını açıkladı. Toplamda 19 milyar 538 milyon 43 bin lira tutarındaki tarımsal destekleme ödemesi bugün itibarıyla çiftçilerin hesaplarına aktarılmaya başlanıyor. ​Bakan Yumaklı: "Üreticimizin Gücüne Güç Katıyoruz" ​Bakan Yumaklı, sosyal medya hesapları ve resmi kanallar aracılığıyla yaptığı açıklamada, üretimin sürekliliğine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: ​"Üreticimizin gücüne güç katıyor, bereketi birlikte artırıyoruz. 19 milyar 538 milyon TL tarımsal destek ödemesini çiftçilerimizin hesaplarına aktarıyoruz. Hayırlı ve bereketli olsun." ​19,5 Milyar TL'lik Desteğin Detayları Neler? ​Bakanlık tarafından paylaşılan verilere göre, ödemelerin aslan payı "Planlı Üretim Desteği" kalemine ayrıldı. İşte ödeme kalemlerinin tam listesi: ​Planlı Üretim Desteği: 19.484.148.403 TL ​Kırsal Kalkınma Yatırımları Desteği: 49.686.547 TL ​Hayvan Gen Kaynakları Desteği: 4.208.050 TL ​Bu dev bütçe ile hem bitkisel üretimin planlanması hem de hayvancılık ve kırsal kalkınma projelerinin ivme kazanması hedefleniyor. ​Ödeme Takvimi: Paralar Ne Zaman Yatacak? ​Üreticiler, TCKN ve VKN son hanelerine göre ödemelerini alabilecekler. Bakanlık, sistemde yoğunluk oluşmaması adına ödemeleri belirli bir takvime göre gerçekleştiriyor. ​TCKN ve VKN Son Hanesine Dikkat! ​10 Nisan 2026 saat 18:00 itibarıyla ödemesi yapılacak gruplar: ​TC Kimlik Numarası (TCKN) son hanesi: 0, 2 ve 4 olanlar. ​Vergi Kimlik Numarası (VKN) son hanesi: 0, 1, 2, 3, 4, 5, 7 ve 9 olanlar. ​Yukarıdaki kriterlere uyan üreticilerin Planlı Üretim Desteği ve diğer tüm kalemlerdeki ödemeleri bu akşamdan itibaren banka hesaplarında olacak. ​Çiftçi Destek Ödemesi Nasıl Sorgulanır? ​Üreticiler, hesaplarına yatan destekleme ödemelerini e-Devlet kapısı üzerinden "Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS)" sorgulama ekranını kullanarak veya ilgili bankaların mobil şubeleri aracılığıyla takip edebilirler.

"Reflektör Tak, Görünür Ol" Projesinde İlk Dağıtım Yapıldı Haber

"Reflektör Tak, Görünür Ol" Projesinde İlk Dağıtım Yapıldı

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından, traktörü bulunan ancak reflektörü olmayan çiftçilere yönelik başlatılan “Reflektör Tak, Görünür Ol” projesinin ilk dağıtımı Nizip ilçesinde yapıldı. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in katılımıyla düzenlenen programda çiftçilere reflektör dağıtılarak trafikte görünürlüğün artırılması hedefleniyor. Tarım araçları arasında önemli bir yere sahip olan traktörlerde, Karayolları Trafik Kanunu’nda yer alan reflektör bulundurma zorunluluğu ve trafik güvenliğinin artırılması amacıyla hayata geçirilen proje, Gaziantep Valiliği ve Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı iş birliğinde yürütülüyor. Proje kapsamında reflektör dağıtımları Nizip ilçesine bağlı Uluyatır Mahallesi’nde başladı. İlk reflektörlerin montajını çiftçilerle beraber Başkan Fatma Şahin traktörlere yaptı. TÜRKİYE’DE İLK OLAN PROJE İLE 10 BİN REFLEKTÖR DAĞITILACAK Türkiye’de örnek niteliği taşıyan proje kapsamında, belirlenen şartları taşıyan ve Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticiler destekten yararlanabilecek. Çalışma çerçevesinde Gaziantep genelinde toplam 10 bin reflektörün çiftçilere ulaştırılması planlanıyor. Proje ile kırsal bölgelerde tarım araçlarının trafikte daha görünür hale getirilmesi, böylece olası kazaların önüne geçilmesi ve can ile mal güvenliğinin artırılması amaçlanıyor. Aynı zamanda traktör ve tarımsal römorklarda reflektör kullanımının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılında düzenlenen Tarım Fuarı’nda çiftçilerle bir anket çalışması gerçekleştirdi. Anket sonuçlarına göre çiftçilerin yaklaşık yüzde 40’ının reflektör talebinde bulunması üzerine proje hayata geçirildi. ŞAHİN: “EN İYİ OLMAK VE BİRİNCİ OLMAK İSTİYORUZ” Dağıtım töreninde konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, çiftçilerin üretimdeki kritik rolüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Bizim ekibimizin bir derdi var o da sizin duanız. Anket yaptırdık. Anket yaptırdığımızda şu çok basit gözüken reflektör talebi çıktı. Çok basit bir şey ama ne kadar önemli, can kurtarıyor. Canı korumak için çiftçimiz tarlaya giderken gübresine ekmek, biçmek için güvenle gidecek dönecek. En iyi de birinci olmak istiyoruz.” Programda ayrıca Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam ile Nizip Ziraat Odası Başkanı Sıddık Durmaz, projenin tarımsal üretim ve trafik güvenliği açısından önemine dikkat çekerek Başkan Fatma Şahin ve ekibine teşekkür etti. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Kenan Seçkin ise konuşmasında 2014 yılından bu yana Büyükşehir Belediyesi tarafından çiftçilere sağlanan tarımsal destekler hakkında bilgi verdi. Çiftçiler adına söz alan Uluyatır Mahalle Muhtarı Kemal Çakmak da, Başkan Şahin’in kırsal kalkınmaya yönelik projelerinden dolayı çiftçilerin memnuniyet duyduğunu ve desteklerin üretime büyük katkı sağladığını ifade etti.

Coğrafi İşaretli İncirlerin Üretimi Artacak Haber

Coğrafi İşaretli İncirlerin Üretimi Artacak

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından üreticiyi desteklemek, tarımda sürdürülebilir çalışmalar yapmak ve “Tarımda Balıkesir Modeli”ni geliştirmek amacıyla ‘20 İlçe 20 Ürün Projesi’ kapsamında Havran ilçesinde yetiştirilen incir ürünü için fidan desteklemesi gerçekleştirilecek. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi hali hazırda 22 mahallede 2 bin dönümden fazla dikili alanda üretimine devam ettiği incir ürününün verimini artırmak için çiftçiye fidan dağıtacak. Ekonomik değeri yüksek, coğrafi işaretli karadizilik ve sarıdizilik çeşitlerinin üretimini arttırmaya yönelik dağıtılacak fidanlar %100 hibeli olacak. KRİTERLERE UYAN BÜTÜN ÜRETİCİLERE FİDAN DAĞITILACAK Balıkesir il genelinde tarımsal üretimin sürdürülmesi ve kayıt altına alınması, ayrıca bölgeye özgü yerli ve yöresel ürünlerin üretilmesi için çalışmalar gerçekleştiren Büyükşehir Belediyesi, bu amaçla incir fidanı dağıtımına başlıyor. Öncelikli hedefin coğrafi işaretli ürünlerin üretimini artırmak olan fidan dağıtımında, belirli kriterler bulunuyor. En önemli kriter incir fidanı talep edecek üreticilerin en fazla 5 dekarlık alan için başvuru yapabilmeleri gerekmektedir. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olup elinde ÇKS Belgesi bulunan ya da Ziraat Odalarından alınacak Çiftçi Belgesine sahip vatandaşlara incir fidanı dağıtımı gerçekleştirilecek. Başvurular, https://basvuru.balikesir.bel.tr/Incir adresinden, 1 Mart 2026 tarihine kadar yapılabilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.