Hava Durumu

#Coğrafi Işaret

Kırsal Haber - Coğrafi Işaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Coğrafi Işaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması Haber

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması

AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü aynı masa etrafında buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını çizdi. “Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi” Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık zeytinyağının önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Başkan Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, “Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir” dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. “Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli” diye konuştu. “Premium marka yaratmadan dünya raflarına giremeyiz” Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, “Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor” dedi. Ayvalık’ta şu anda çok sayıda markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, “Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz” ifadelerini kullandı. “Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak” Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu “zeytinyağının bankacılık sistemi” olarak tanımlayarak şunları söyledi: “Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak.” Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. “Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek” dedi. Bergama’dan Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, “Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak” dedi. “Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz” Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, “Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik” diye konuştu. “Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor” Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. “Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız” diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. “Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz” Kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun bir ilk olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, “Örnek bir lisanslı zeytinyağı depoculuğu yok. Biz ilkini yapmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak” dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.

Türkiye’nin En Çok Sevilen Fuarı YÖREX Kapılarını Açtı Haber

Türkiye’nin En Çok Sevilen Fuarı YÖREX Kapılarını Açtı

Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde TOBB’un desteğiyle bu yıl 22-26 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in açılışı yapıldı. YÖREX’in açılışına, Antalya Valisi Hulusi Şahin, TOBB Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, ATB Başkanı Ali Çandır, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, il ve ilçe belediye başkanları, oda ve borsa başkanları, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı. "KÜLTÜRÜMÜZ BİR UMMANDIR" Antalya Valisi Hulusi Şahin konuşmasında milli kültürün zenginliğine dikkat çekerek, "Milli kültürümüz bir ummana, bir deryaya benzer. İçinde nice renkleri, güzellikleri barındırır. Tıpkı bir kilimin desenleri gibi her biri ayrı güzel ama aslında bir bütünün parçasıdır. Artık sadece tescil değil, tanıtım ve pazarlama aşamasındayız. Bu ürünlerden ekonomik değer üretmeli, ülkemize katkı sağlamalıyız" ifadelerini kullandı. Dünyada coğrafi işaret ekonomisinin büyüklüğünü vurgulayan Şahin, bu alanda Türkiye'nin daha fazla pay alması gerektiğini belirterek, zincir marketlerde coğrafi işaretli ürünlere özel alanlar oluşturulmasının önemine işaret etti. YÖREX'in Türkiye'nin vitrini olduğunu ifade eden Şahin, Antalya'nın milyonlarca turisti ağırlayan bir şehir olduğuna değinerek, "En güzel ürünlerimizi misafirlerimize sunuyoruz. Aynı zamanda bu fuar, yeni nesillere kendi kültürlerini tanıtmak için de önemli bir fırsattır. Çocuklarımızı YÖREX'e getirmeliyiz" dedi. HİSARCIKLIOĞLU’NDAN YÖREX’E MARKA VURGUSU TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, YÖREX'in Antalya'nın markası haline geldiğini ve ulusal nitelik kazandığını belirtti. YÖREX’in yöresel ürünlerin tanınmasına ve markalaşmasına büyük destek olduğuna değinen Hisarcıklıoğlu, “Ülkemizdeki coğrafi işaret bilincinin gelişmesine de önemli katkılar sunuyor. YÖREX ile coğrafi işarete sahip ürün sayısında adeta patlama yaşandı, 16 senede neredeyse 18 kat arttı ve 1800'ün üzerine çıktı." dedi. Bu rakamın yaklaşık yarısını odaların, borsaların ve kadın girişimcilerin ülkeye kazandığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, katkıda bulunan herkese teşekkür etti. YÖRESEL ZENGİNLİKLER AB NEZDİNDE KORUMA ALTINA ALINIYOR Yöresel ürünlerin yurt dışında da tanınması için çalışma yaptıklarını kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Yerel zenginliklerimizi AB nezdinde de koruma altına almaya başladık. Eskiden hiç yoktu bu işe başladığımız zaman, şimdi ise 46 ürünümüz AB'den coğrafi işaret tescilini aldı. Daha bir bu kadar ürünümüz de sırada bekliyor. TOBB Brüksel Ofisimizle, coğrafi işaretlerin AB tescil sürecine yardımcı oluyoruz." diye konuştu. Hisarcıklıoğlu, hem ülkede hem de AB'de tescilli ürün sayısını artırmaya devam edeceklerini bildirdi. YÖREX sayesinde tüm illerde yerel ürünlerin tanındığını ve daha fazla talep gördüğünü anlatan Hisarcıklıoğlu, ülkenin tüm renklerinin, Anadolu'nun el emeği, göz nuru yüzlerce ürünün fuarda bir araya geldiğini belirtti. Fuarın Türkiye'nin 7 bölgesinin yöresel ürünlerini sergileyen bir vitrin görevi gördüğünü dile getiren Hisarcıklıoğlu, milli kültürün zenginliklerini görmek isteyen, memleket hasretini gidermek isteyenler için de eşsiz bir fırsat sunduğunu ifade etti. Hisarcıklıoğlu, YÖREX'in dünyada da ses getirdiğini ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından ödüllendirildiğini vurguladı. Türkiye'nin yöresel zenginliğinin kıymetinin iyi bilinmesi gerektiğine dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu topraklardan çıkan ürünlerin değerini, önce biz bilmeliyiz ki dışarda da bunu pazarlayabilelim. Bakın dünyada çok az coğrafyaya nasip olan, Allah bize müthiş bir ürün çeşitliliği vermiş, yatıp kalkıp şükretmemiz lazım. Tüm bunları zenginliğe dönüştürmek de bizim elimizde. Ülkemizde ve dünyada insanlar, gelir düzeyi yükseldikçe, yöresel ve organik ürünleri daha fazla talep etmektedir. Sağlıklı yaşama yönelik artan ilgi, doğal ve coğrafi işaretli ürünleri ön plana çıkarmaktadır. Bunların fiyatları da muadili ürünlere göre daha yüksek oluyor. Böylelikle hem ülke ihracatına ve hem de yerel kalkınmaya ilave gelir sağlıyor. Bölgelerde istihdam artışına ve özellikle de kadınların iş gücüne katılmasına, girişimci olmalarına destek veriyor." ÇANDIR VE ATB’YE TEŞEKKÜR TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, YÖREX’in düzenlenmesine öncülük eden ATB Başkanı ve yönetimini kutlarken, “Bu işin mimarını öncelikle kutlamak istiyorum. Antalya Ticaret Borsası Başkanımız, TOBB Yönetim Kurulu’ndaki çalışma arkadaşım Ali Çandır, YÖREX fikrini ortaya çıkardı ve müthiş bir başarıya imza attı. Burada büyük emekleri olan, Antalya TB yönetimini, meclisini, genel sekreterini ve tüm çalışanlarını da ayrıca tebrik ediyorum” dedi. YÖRESEL ÜRÜNLER BİR MİLLETİN HAFIZASIDIR Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, YÖREX'in Anadolu'nun kültürel mirasını geleceğe taşıyan önemli bir organizasyon olduğunu belirtti. Özdemir, bir ülkenin gerçek zenginliğinin, sahip olduğu yerel değerlerde saklı olduğuna dikkat çekerek, “Yöresel ürünler bir milletin hafızasıdır. Toprağın kokusunu, coğrafyanın iklimini, ustanın emeğini ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgeliği taşır. Gördüğünüz, tattığınız her ürün; sadece lezzetten ibaret değildir, onun tarihi, kültürü, kimliği vardır. İşte tam bu noktada, ürünün ait olduğu toprakla kurduğu bağı koruyarak o ürünün özgünlüğünü ve kalitesini güvence altına alan coğrafi işaretlerin gerçek değeri ortaya çıkmaktadır. YÖREX ise bu değerlerin görünür olup, sürdürülebilir hale gelmesine ve ekonomiye kazandırılmasına güçlü bir zemin sağlamaktadır. Biz, Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak 2019 yılından bu yana Muhittin Başkanımızın ortaya koyduğu yerelden kalkınma hedefimizle; yerel üretimin güçlenmesi, kadın kooperatiflerinin kalkınması, sürdürülebilir tarımın yaygınlaşması ve Antalya’mızın bereketli topraklarının canlandırılması için var gücümüzle çalışıyoruz” diye konuştu. YÖREX ANADOLU’NUN HİKAYESİDİR Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, konuşmasına “YÖREX’e, Anadolu’nun kalbine, üretimin ve kültürün buluşma noktasına hoş geldiniz. Bugün burada fuardan öte, emeğin değer kazandığı, kültürün kimlik bulduğu, Anadolu’nun dünyaya ses verdiği bir hikâyeyi birlikte büyütüyoruz” diyerek başladı. 2009 yılında “Bu toprakların ürettiği değer, hak ettiği yeri bulmalı” anlayışıyla YÖREX’e başladıklarını kaydeden Çandır, “İşte YÖREX, o ufkun vücut bulmuş halidir” dedi. ÜRETİCİLERE VE TOBB’A TEŞEKKÜR Yöresel Ürünler Projesini en başından beri destekleyen, güç veren, yönlendiren ve coğrafi işaretli ürünlere sahip çıkan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür eden Çandır, “Anadolu’nun dört bir yanından ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen üreticilerimiz… Sizler sadece ürün getirmediniz; Emeğinizi, ustalığınızı, kültürünüzü ve hikâyenizi getirdiniz. Az önce izlediğimiz gösteriler bize tekrar hatırlattı: Bu topraklar sadece üretmez… Anlatır. Hissettirir. Yaşatır. Şimdi ise o hikâyenin en güçlü kısmındayız” dedi. BU TOPRAKLAR DEĞER ÜRETİYOR YÖREX’in düzenlendiği ANFAŞ’ta 5 gün boyunca 14 bin yıllık medeniyetlerin izlerinin görüleceğini kaydeden Çandır, “Bir halıda sabrı, bir peynirde emeği, bir taşta ustalığı, bir desende kültürü hissedeceğiz. Çünkü biliyoruz ki, Biz sadece ürün üretmiyoruz… Biz değer üretiyoruz” dedi. VATAN ÜRETEREK YAŞATILIR Vatanın sadece uğruna can verilen yer olmadığını ifade eden Çandır, “Vatan aynı zamanda, ürettiğimiz, değer kattığımız ve geleceğe miras bıraktığımız yerdir. İşte YÖREX’in ruhu tam olarak budur” dedi. B2B’LERLE KÜRESEL PAZARLARA AÇILIYORUZ 2009’dan bugüne yerelde üretim artsın, istihdam güçlensin, göç azalsın, refah yayılsın. Ürünlerimiz markalaşsın, hakları korunsun, standartları yükselsin ve dünya pazarlarında hak ettiği yeri alsın hedefiyle çalıştıklarını belirten Ali Çandır, şunları kaydetti: “Bu yıl yine Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin güçlü desteğiyle kurduğumuz B2B alanı sayesinde; Üreticilerimizi doğrudan alıcılarla buluşturuyor, Ticaret hacmini büyütüyor, yeni pazarlara kapı açıyoruz. Şimdi yeni bir aşamadayız. Coğrafi işaretlerde önemli bir sayıya ulaştık. Ama artık mesele sadece sayı değil…Mesele değer üretmek. Mesele kaliteyi büyütmek. Mesele bu ürünleri dünya markası yapmaktır. Sayın Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ortaya koyduğu bu vizyon doğrultusunda; valiliklerimizle, yerel yönetimlerimizle, oda ve borsalarımızla, üreticilerimizle, girişimcilerimizle birlikte ürünlerimizi daha güçlü sahiplenmeliyiz. Daha fazla katma değer üretmeli ve daha iddialı olmalıyız. Çünkü bu hikâye sadece geçmişimizin değil… Geleceğimizin de hikâyesidir.” YÖREX TEŞEKKÜRÜ YÖREX’i yerelde sahiplenen katkılar sunan Antalya Valisi Hulusi Şahin’e, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’e, ilçe belediye başkanlarına ve tüm kurum kuruluşlara, YÖREX’in Türkiye projesi olmasını sağlayan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğu ve oda borsa başkanlarına teşekkür eden Çandır, “Uzak, yakın demeden bugün bizlerle bir arada bulunan tüm katılımcılarımıza , ziyaretçilerimize ve kıymetli basın mensuplarımıza teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi. COĞRAFİ İŞARET ÇALIŞMALARI HIZLANDI Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, Antalya'nın coğrafi işaret konusunda çok ciddi potansiyeli olduğunu ve bunun başvuru sürecine yansıdığını belirtti. Ürünlerin AB sürecini de takip ettiklerini dile getiren Durak, her geçen yıl AB tescilli ürün sayısını artırdıklarını kaydetti. Durak, coğrafi işaretli ürünlerin markalaştırılması çalışmalarına da ağırlık verdiklerini aktardı. ANTALYA FUARCILIKTA DA GÜÇLÜ OLMALI ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya'nın turizmde güçlü bir şehir olduğunu belirterek, fuarcılıkta da aynı başarıyı yakalaması gerektiğini söyledi. Anadolu Ateşi Dans Topluluğunun dans gösterisi sunduğu programda, AB’den Coğrafi İşaret Tescili alan kurumlara plaket verildi. 70 İLDEN 520 KATILIMCI 22-26 Nisan tarihleri arasında açık kalacak fuarda, 70 ilden yaklaşık 520 katılımcı yer alıyor. YÖREX, 26 Nisan'a kadar açık kalacak

Büyükşehir’den Alanya’nın Coğrafi İşaretli Keçiboynuzuna Destek Haber

Büyükşehir’den Alanya’nın Coğrafi İşaretli Keçiboynuzuna Destek

Antalya Büyükşehir Belediyesi, Alanya’nın coğrafi işaretli ürünü keçiboynuzunun üretimini artırmak ve bölge tarımını güçlendirmek amacıyla üreticilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi Alanya’da 5 bin adet aşılı keçiboynuzu fidanı üreticiye dağıtılırken, keçiboynuzu yetiştirme sertifikası almaya hak kazanan üreticilere sertifikaları teslim edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Alanya Keçiboynuzu Üreticileri Derneği, Alanya Ticaret Sanayi Odası ve Alanya Belediyesi iş birliği içerisinde yürütülen çalışma kapsamında toplam 5 bin adet aşılı keçiboynuzu fidanı, Antalya Büyükşehir Belediyesi Alanya Tosmur Şantiyesi’nde düzenlenen törenle üreticilere teslim edildi. Kuraklığa dayanıklı yapısı ve yüksek ekonomik değeriyle öne çıkan keçiboynuzu için hazırlanan 5 bin aşılı fidan, 62 farklı üreticiyle buluşturularak bölge tarımına yeni bir soluk kazandırıldı. Dağıtılan fidanlarla birlikte üretim alanlarının genişletilmesi ve çiftçilerin gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi amaçlanıyor. KATMA DEĞERLİ ÜRETİM TEŞVİKİ Törende konuşan Antalya Büyükşehir Belediyesi Alanya İlçe Hizmet Birimi Müdürü Gazi Öten, toprağın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekerek, “Bölgemizin kıymetli hazinelerinden olan keçiboynuzunu toprakla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Biz sadece fidanları dağıtmıyoruz, toprağa umut ekiyoruz. Bundan sonra da Büyükşehir Belediyesi olarak çiftçimize, üreticimize teknik destek, sulama, tohum ve fidan desteklerimize devam edeceğiz” dedi. BÖLGE TARIMINA STRATEJİK DESTEK Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Kalkınma ve Kooperatifçilik Müdürü Ziraat Mühendisi Dr. Asaf Özalp, dağıtılan fidanların iklim krizine dirençli ve az su isteyen yapısı olduğunu iletti. Özalp; “Bu destek sayesinde yaklaşık 200 dönüm alan tarıma kazandırılmış oluyor. Desteklerimiz üreticilerimizin verim alma sürecini kısaltarak ekonomik dönüşü hızlandırmaktadır. Tarımsal kalkınmayı sadece bir adım değil bir gelecek inşası olarak görüyoruz " ifadelerini kullandı. BEREKETLİ TOPRAKLARA GÜÇLÜ DOKUNUŞ Alanya Keçiboynuzu Üreticileri Birliği Başkanı Duran Yılmaz ise keçiboynuzunun coğrafi işaret kazanmasının ardından üretimin artırılmasına yönelik desteklerin büyük önem taşıdığına vurgu yaparak "Yaklaşık 75’e yakın üreticimizin bahçesini tamamen keçiboynuzuna çevirecek bir proje başlatmış olduk. Bundan sonra da her yıl bunun üzerine koyarak devam edeceğiz. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir'e destekleri için teşekkür ediyoruz " diye konuştu. ÜRETİCİLERDEN TEŞEKKÜR Keçiboynuzu fidesi desteğinden memnuniyet duyan üretici Ahmet Yılmaz, “Bize destek verdikleri için mutluyuz. Kırsallar artık daha da yeşillenecek. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne katkılarından dolayı teşekkür ediyorum” dedi. Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği desteklerin üreticiye moral olduğunu belirten Nuri Ararat ise “Susuz şekilde ve kendiliğinden yetiştiği için peşine düştük. İlk dikimlerimizi şimdi yapacağız. Marketlerde 500 gramını, 500 liraya satıyorlar. Gelecekte büyük bir potansiyel olacağına inanıyorum. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.

DENİB'de Osman Uğurlu Dönemi Başladı: İhracatın Yeni Kaptanı Belli Oldu! Haber

DENİB'de Osman Uğurlu Dönemi Başladı: İhracatın Yeni Kaptanı Belli Oldu!

Denizli İhracatçılar Birliği, 2025 Yılı Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı'nı 10 Nisan 2026 tarihinde DENİB Hizmet Binasında gerçekleştirdi. DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, 8 yıldır taşıdığı bayrağı yeni seçilen Başkan Osman Uğurlu’ya devretti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan Genel Kurul’da, çalışma raporu, yönetim ve denetim kurullarına ilişkin raporlar ile bilanço, gelir-gider ve tahmini bütçe hesapları görüşülerek üyelerin onayına sunuldu ve kabul edildi. İhracat hedeflerimiz doğrultusunda desteğe her zaman hazırız DENİB Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nın ve seçim sürecinin tamamlanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Başkan Hüseyin Memişoğlu, “Sözlerime başlamadan önce görev sürem boyunca bana büyük destek veren yönetim kurulumuza, Birlik üyelerimize ve DENİB’te görevli çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. DENİB’in yeni Başkan Osman Uğurlu ve yönetim kuruluna da hayırlı olsun diyor, başarı temennilerimi sunuyorum. İhracat hedeflerimiz doğrultusunda her daim destek olmaya devam edeceğimi, 8 yıllık görev sürem boyunca edindiğim bilgi ve tecrübe birikimini aktaracağımı belirtmek istiyorum.” dedi. Üye sayısında tarihi artış 2017 yılında DENİB üye sayısının 3.469 olduğunu belirten Başkan Hüseyin Memişoğlu, “Birliğimiz güncel üye sayısı 2026 mart ayı itibariyle %97 artışla 6.836’ya ulaştı. 23 yılda ulaşılan üye sayısına son 8 yılda eriştik. Bu da yaptığımız tanıtım faaliyetlerinin karşılığını aldığımızı, daha bilinir ve daha görünür olduğumuzu gösteriyor. Üst düzey temaslarımız sonrasında hizmet süreçlerinde de önemli iyileşmeler kaydettik. Daha önceden Ege Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Md. İzmir’de olan yeşil pasaport onay süreçlerinin Denizli Dış Ticaret İşlemleri Md.’ne alınmasını sağladık. Böylelikle onay süresini 1 haftadan 1 güne hatta 1 saate düşürmeyi başardık. Yeşil pasaport sayısında da dikkat çekici bir artış yaşandı. 2017 yılında 195 olan yeşil pasaport sayısı, 2026 yılı mart ayı itibariyle 1.556’ya ulaşarak %710 oranında arttı.” dedi. 5 milyar dolar ihracatın kapısını çaldık, pandemiye rağmen üretime devam ettik 2025 yılı Denizli ihracatının 4,7 milyar dolar olduğunu belirten DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Başkanlık dönemimin bir kısmı pandemiyle geçti. Bu süreçte de her zaman ihracatı ve ihracatçıyı desteklemeye devam etmeye gayret ettik. Üretim ve ihracatımızın sekteye uğramaması adına sokağa çıkma yasağında izin belgeleri düzenledik. Böylelikle ihracatçılarımız işletmelerine gidebildi. Bunun yanı sıra maske imalatı için akredite kurum onayı aldık. Böylelikle Denizlili firmalar maske üretimi gerçekleştirebildi. 2017 yılında 3 milyar 067 milyon dolar değerinde ihracatımız vardı. Yüzde 53 oranında gelişim sağladık. Ara yılları baz alırsak; örneğin Ağustos 2022 ile Temmuz 2023 dönemi arasındaki 12 aylık süreçte, 4 milyar 980 milyon dolar değerinde ihracata ulaştık. Başka bir deyişle, 5 milyar doların kapısını çaldık” ifadelerini kullandı. İhracatçı sayısı yüzde 51 artışla 1.111’den 1676’ya ulaştı Sözlerine devam eden DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu süreçte ihracatımız da tabana yayıldı. 100. sırada yer alan firmamızın ihracat rakamı 2017 yılında 4,2 milyon dolarken 2025 yılında 100. sırada yer alan firmamız 6,1 milyon değerinde ihracat değerine ulaştı. Burada da yüzde 47 oranında bir gelişim söz konusu. 1 milyon dolar üstü ihracat yapan firma sayısı 268’ten 366’ya, 5 milyon dolar üstü ihracat yapan firma sayısı 90’dan 117’ye, 10 milyon dolar üstü ihracat yapan firma sayısı ise 48’den 61’e yükseldi. Bu süreçte değinilmesi gereken en önemli konulardan biri de ihracatı yapılan ürün kaleminde artış. Sektör ve ürün çeşitliliğimizle her sene ülke çapında önde gelen illerden biri oluyoruz. 2017 yılında ilimizden 1.051 farklı ürün kalemi ihracatı yapılırken, 2025 yılında bu rakam 3.242’ye yükseldi. Kilogram başına ihracat birim değerimiz yüzde 20 oranında artışla 1,78’den 2,11’e yükseldi. İlimiz bazı aylarda ülke genelinde 8.’ciliğe, hatta 7.’liğe yükselse de genel sıralamada ülke çapında yıllık bazda 9. sıradaki yerimizi de korumayı başardık.” Tasarım ve inovasyon odaklı yeni nesil yaklaşım Katma değerli üretimi desteklemek amacıyla tasarım odaklı organizasyonlara devam ettiklerini ifade eden DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “DENİB DESIGN Ev ve Banyo Tekstili Tasarım Yarışmalarımıza toplam 736 başvuru aldık. 7 öğrencimiz yurt dışında tasarım eğitimi almaya hak kazandı. Bir öğrencimiz şu anda Milano’da eğitimini sürdürüyor. Bu yarışmalarımızda en önem verdiğimiz hususlardan biri de 7 ev, 7 banyo olmak üzere her yarışmamızda 14 finalistin bire bir üretici firmalarla çalışarak tasarımlarının hayata geçmelerine şahit olmaları. İhracatımızın daha katma değerli olması adına kalite ve tasarım odaklı üretim anlayışımıza devam etmeliyiz. Diğer yandan, Genç Mucitler İnovatif Fikirler Yarışmaları ile gençlerin üretime ve ihracata yönlendirilmesi sağlanırken yenilikçi fikirlerin desteklenmesini hedefledik. Yarışmalarımıza yaklaşık 2.000 başvuru alıyoruz. Bu da demek oluyor ki yarışmanın yapıldığı yıl 2.000 evde gündem ihracat oluyor.” dedi. 54 fuar, 30 yurt dışı tanıtım, 1.000’in üzerinde B2B görüşmeye aracılık: Küresel pazarlarda aktif tanıtım Uluslararası pazarlarda Denizli ihraç ürünlerinin görünürlüğünü artırmak amacıyla yoğun bir tanıtım ve pazarlama faaliyeti yürütüldüğünü belirten DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “2018 yılından bu yana; 30’u yurt dışı, 22’si yurt içi ve 2’si sanal olmak üzere toplam 54 fuara DENİB Info Standı ile katılım sağladık. 13 alım heyeti ve 17 yurt dışı pazarlama programı olmak üzere 30 farklı organizasyonda firmalarımızın alıcılarla yüz yüze görüşmelerine aracılık ettik. DENİB Info Standı ile amacımız etkin bir şekilde tanıtım faaliyeti olsa da özellikle fuarda katılımcı olmayan ziyaretçi olarak gelen firmalarımız için müşterileriyle görüşebilecekleri alan tesis etmek bir diğer hedefimiz oldu.” dedi. Yürüttüğümüz projeler ile ihracatçılarımıza rehber olduk Göreve geldiğinden bu yana 11 URGE projesini başarıyla tamamladıklarını ifade eden DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Şu anda 3 ev tekstili sektörüne yönelik UR-GE projemize devam ediyoruz. 2016 yılında başlayan Turkish Towels markalaşma çalışmalarımızda epey yol katettik. Geçtiğimiz sene uzun zamandır bünyemize kazandırmaya çalıştığımız www.turkishtowels.com domaininin satın alımını gerçekleştirdik. Açıkçası 10 yıldan fazla süredir bu konuyu yakından takip ediyorduk. Sponsorluk faaliyetlerimizin yanı sıra, THY işbirliği ile planet eğlence sistemi reklamları ve ETCO işbirliği ile hayata geçirdiğimiz izlenebilirlik projesinin önümüzdeki dönemlerde meyvelerini toplamayı diliyorum. 2018-2020 yılları arasında yürüttüğümüz “Senden İhracatçı Olur” projesi kapsamında Denizli’nin ilçelerini ziyaret ederek ihracatı anlattık. Eğitim faaliyetlerimiz ile ihracatçı sayısının artması adına çalışmalar yaptık. İlimizde kurulacak E-İhracat Akademisi için protokol imza törenimizi gerçekleştirdik. Denizli, e-ticaret konusunda ülke çapında önde gelen illerden biri. Biz de e-ihracat eğitimleriyle bölgemizin dijital ihracat kapasitesinin artırılmasını hedefliyoruz. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Diğer yandan Türkiye’de coğrafi işaret tescili bulunan Denizli Kekiği’nin AB Nezdinde Coğrafi İşaret Tescili için Kurtluca Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ile işbirliği gerçekleştirdik. Böylelikle tarımsal değerimize sahip çıkmak adına girişimlerimizi başlattığımızı belirtmek istiyorum.” dedi. Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik öncelikli gündemlerimizden oldu Küresel ticarette belirleyici hale gelen sürdürülebilirlik alanında da DENİB’in öncü rol üstlendiğini belirten DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Yeşil dönüşümde üyelerimize rehber olabilmek adına ilk olarak DENİB bünyesinde Sürdürülebilirlik Komitesi oluşturduk. Interreg Next Med ve Eco Future gibi uluslararası hibe programlarına üyelerimize dönük pilot projelerle başvurularımızı gerçekleştirdik. Yerelde ise Güney Ege Kalkınma Ajansı Teknik Destek Programları kapsamında tüm sektörlerimize yönelik sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm, enerji verimliliği, SKDM ve karbon ayak izi hesaplama gibi konularda eğitim serileri gerçekleştirdik.” dedi. Sahada üyelerimizle bir arada olduk, DENİB Akademi’yi yeniden yapılandırdık 1.100’ün üzerinde firmayı yerinde ziyaret ettiklerini ifade eden DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Firmaların ihtiyaçlarını, taleplerini, DENİB’ten beklentilerini ziyaret ederek dinlemeleri için DENİB’de görevli çalışma arkadaşlarımızdan 3 ayrı ekip oluşturduk. Düzenli olarak firmaları sahada ziyaret ettiler. Sorun ve beklentileri doğrudan muhatabından dinlediler. Düzenli aralıklarla oluşturulan ziyaret raporlarını okuyarak sorunlara çözüm bulmaya, ilgili mercilere aktarmaya çalıştık. Çalışmanın faydalı olduğunu düşünüyorum. Diğer yandan, DENİB Akademi çatısı altında 2018 yılından bu yana 217 program düzenlenirken, 12 bini aşkın katılımcıya toplam 1.005 saat eğitim verildi. 2023 yılı sonunda DENİB Akademiyi yeniden yapılandırmıştık. Akademi Master, Akademi Junior, Akademi Profesyonel ve Akademi Girişimci olarak gruba uygun eğitimlerle çalışmalarımızı sürdürdük.” dedi. Bilgilendirme ve Farkındalık Faaliyetlerimize Devam Ettik İhracatçılarımızın güncel gelişmelere hızlı adapte olabilmesi adına bilgilendirme ve farkındalık faaliyetlerini kesintisiz sürdürdüklerini belirten DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Makine ve aksamları, tekstil-konfeksiyon, maden, tarım ve kablo-bakır tel sektörlerine yönelik düzenli olarak sektörel analiz ve sunumlar gerçekleştirdik. İhracat 101 ve Pazar Araştırması 101 başta olmak üzere hazırladığımız dijital rehberlerle firmalarımıza yol gösterdik. Bunun yanı sıra ilk defa 100 bin dolar ihracat sınırını aşan firmalara yönelik teşekkür belgeleri ve tebrik mektupları ile motivasyonu artırmayı hedefledik. Toplamda 1.772 firmaya teşekkür belgesi gönderdik. Sosyal medya ve dijital kanallar üzerinden aylık ihracat verileri, birim değer analizleri, döviz ve emtia göstergeleri ile küresel gelişmeleri düzenli olarak üyelerimizle paylaştık. Ülke raporları ve küresel analizlerin özet içeriklerini erişilebilir hale getirerek firmalarımızın karar alma süreçlerine katkı sunduk.” dedi. Sosyal sorumluluk anlayışımızla da sahadaydık 2023 yılı Şubat ayında yaşanan deprem felaketinde yaşanan acıyı unutmadıklarını belirten DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Deprem felaketinde yardımı yola çıkaran ilk ve Denizli’den deprem bölgesinde sahada çalışan tek oda ve birlik olduk. DENİB’ten görevlendirilen ekip arkadaşlarımız günlerce bir fiil Hatay’da depremzedelerimizin yanında oldu. Ulaştırdığımız yardım tırlarını bizzat ihtiyaç sahiplerine dağıttılar, her türlü desteği verdiler. Kendilerine de buradan sabırları ve özverileri için teşekkür ederiz.” dedi. Daha güçlü bir Denizli ihracatı için çalışmaların süreceğine şüphem yok Konuşmasının sonunda ihracatın sürdürülebilirliği ve rekabet gücünün artırılmasına vurgu yapan DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Görev süremiz boyunca temel hedefimiz; Denizli ihracatını daha katma değerli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmaktı. Bugün geldiğimiz noktada; tasarım, inovasyon, e-ihracat ve yeşil dönüşüm alanlarında önemli bir mesafe kat ettiğimizi memnuniyetle görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de Denizli ihracatçısının yanında olmaya, bilgi ve tecrübemizi paylaşmaya ve ilimiz ekonomisine katkı sunmaya devam edeceğiz. Denizli’yi küresel ticarette daha güçlü bir konuma taşımak için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.” dedi. DENİB’in Yeni Başkanı Osman Uğurlu: Bu Görev Hem Onur Hem Sorumluluk Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı, 10 Nisan 2026 Cuma günü geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Genel Kurul sonucunda, Osman Uğurlu Denizli İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi. Genel Kurul’da ihracatçıların güçlü desteğini alarak başkanlık görevine seçilen Uğurlu, kendisine ve yönetim kuruluna gösterilen güven için tüm üyelere teşekkür ederek, “Bu görev, benim için büyük bir onur olduğu kadar çok önemli bir sorumluluktur. İhracatçılarımızın bize duyduğu güvene layık olmak için var gücümüzle çalışacağız. Ayrıca, sekiz yıl boyunca birliğimize büyük emek veren büyüğümüz Sayın Hüseyin Memişoğlu’na hizmetleri için şükranlarımı sunuyorum.” dedi. Denizli’nin 4,7 milyar doları aşan ihracat hacmi, 183 ülkeye ulaşan ticaret ağı ve yaklaşık 1.700 aktif ihracatçısıyla Türkiye’nin en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Osman Uğurlu, Genel Kurul’un ardından değerlendirmelerde bulunarak yeni döneme ilişkin vizyonunu şu sözlerle paylaştı: “Denizli’nin köklü üretim mirasını, dijitalleşme ve inovasyonla daha ileri taşıyacağız. İhracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıran, yeni pazarlara açılımını destekleyen ve değişen küresel ticaret dinamiklerine hızlı uyum sağlayan bir yapı kuracağız. Yeşil dönüşümden e-ihracata, markalaşmadan tasarım odaklı üretime kadar geniş bir alanda somut adımlar atarak firmalarımızın rekabet gücünü kalıcı biçimde artırmayı hedefliyoruz. Denizli’yi yalnızca ihracatta değil, aynı zamanda inovasyon ve katma değerli üretimde de güçlü bir merkez haline getireceğiz.” Denizli ihracatının en büyük gücünün birlik ve beraberlik olduğunu vurgulayarak yönetim anlayışına da değinen Uğurlu, yeni sürecin ortak akıl ve istişare kültürüyle yürütüleceğini vurgulayarak, “Bu yolculukta en büyük gücümüz ihracatçılarımızın desteği ve güvenidir. Hep birlikte hareket ettiğimiz sürece çok daha güçlü sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Denizli’nin kadim üretim kültürünü geleceğin ekonomisiyle buluşturacak; şehrimizi ihracatın yanı sıra inovasyonun da merkezi yapacağız. Birliğimizi; sektörlerin buluştuğu, ortak vizyonun paylaşıldığı ve ticaretin geleceğinin şekillendiği bir platform haline getireceğiz. Yarının dünyasında daha güçlü bir Denizli için, bugün itibarıyla hep birlikte daha kararlı adımlar atıyoruz.” ifadelerini kullandı. 2026-2030 DENİB Ailesi 2026-2030 dönemi DENİB Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve TİM delegeleri aşağıdaki şekliyle oluşmuştur. DENİB BAŞKANI UĞURLULAR TEKSTİL SAN.VE TİC. A.Ş. YÖNETİM KURULU (ASİL) 1. ERİKOĞLU EMAYE BAKIR TEL SAN. A.Ş. 2. DEMSAN DENİZLİ MENSUCAT SANAYİ VE TİC. A.Ş. 3. TOSUNOĞLU TEKS.SAN.VE TİC. A.Ş. 4. ÇALIŞKAN TARIM ÜRÜN. İNŞ. TAAH. TKS. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 5. BRETON MAKİNE SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 6. MAKROTEKS TEKSTİL SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 7. TURKUAZ TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 8. ERTEKS KADİFE TEKSTİL SAN.VE TİC. LTD. ŞTİ. 9. ASLI TEKS. GİYİM SAN. VE TİC. A.Ş. 10. NAK İTHALAT VE İHRACAT SAN.VE TİC. LTD. ŞTİ. YÖNETİM KURULU (YEDEK) 1. MTC LİNEN TEKSTİL İTHALAT İHRACAT SAN. VE TİC. LTD.ŞTİ. 2. ATEŞ OTOMOTİV DIŞ TİCARET A.Ş. 3. ARAN TEKSTİL SAN.VE TİC. A.Ş. 4. MERCAN KİMYA SAN.VE TİC. A.Ş. 5. ELTEKSMAK MAKİNE A.Ş. 6. FOUR FOOD GIDA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 7. BOZBROS DIŞ TİC. A.Ş. 8. KAYNAK TEKS.PAZL.VE DIŞ TİC. A.Ş. 9. MARBLE SHOP DOĞAL TAŞ DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. 10. KOBE TEKSTİL SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. DENETİM KURULU (ASİL) 1. ŞANLIKAN TEKS.PAZ.DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. 2. ABC TEKSTİL SAN. VE TİC. A.Ş. 3. MUTEKS MUTLUBAŞLAR TEKSTİL SAN .VE TİC.A.Ş. DENETİM KURULU (YEDEK) 1. SELİN TEKSTİL SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 2. MENEKŞE TEKSTİL SAN.VE TİC.A.Ş. 3. ÖZGÜR TEKSTİL VE KONFEKSİYON SAN.VE TİC.AŞ. TİM DELEGELERİ (ASİL) 1. MODEKO TEKSTİL SAN.TİC.LTD.ŞTİ 2. MAKROTEKS TEKSTİL SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 3. EGEM TEKSTİL KON SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 4. ALTINTOP KURUYEMİŞ GIDA SAN.VE TİC.A.Ş. 5. ZOREL TEKSTİL İML. PAZ.SAN.TİC.LTD.ŞTİ. 6. GARDENYA TEKSTİL KONF. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 7. DN MERMER A.Ş. 8. ZGK GÖKŞİN KİMYA TEKS. SAN. TİC. A. Ş. 9. GELİN TEKSTİL SAN.VE TİC.A.Ş TİM DELEGELERİ (YEDEK) 1. BERBERLER TEKSTİL SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ. 2. IRMAK TEKSTİL TİC. SAN. LTD. ŞTİ. 3. EFABRİKA TEKSTİL İTH.İHR.DIŞ TİC.MAĞ.A.Ş. 4. YASTIKÇI TEKSTİL NAKIŞ SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ. 5. İRYA TEKSTİL SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ. 6. HALMER TEKS. BASKI BOYA SAN. VE TİC. A.Ş. 7. PROSHINE ENERJİ A.Ş. 8. LİDAMER STONE MADEN SAN.TİC.LTD.ŞTİ. 9. AKGÜN ELEKT. MÜH.TAAH.SAN. TİC.LTD.ŞTİ.

Çorum’un Tescilli Lezzetlerine Orijinallik Denetimi Haber

Çorum’un Tescilli Lezzetlerine Orijinallik Denetimi

Çorum’da coğrafi işaret tesciline sahip ürünlerin korunması ve geleneksel üretim standartlarının sürdürülmesi amacıyla denetimler gerçekleştiriliyor. Çorum Belediyesi öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında, Türk Patent ve Marka Kurumu’na yapılan başvurular sonucunda tescillenen ürünlerin satışını yapan işletmeler mercek altına alındı. Çorum Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Hitit Üniversitesi temsilcilerinden oluşan denetim komisyonu tarafından yürütülen kontrollerde, üretim süreçlerinin belirlenen kriterlere uygunluğu kontrol edilirken; standartlara uygun üretim yapan işletmelere, geleneksel usullerle üretim yapıldığını belirten coğrafi işaret etiketi yapıştırıldı. Denetimlerin ilk aşamasında Çorum Baklavası, Çorum Simidi, Çorum Su Böreği ve Çorum Şekerlemesi gibi şehrin öne çıkan coğrafi işaretli ürünleri ele alındı. Yapılan incelemeler sonucunda, söz konusu ürünlerin geleneksel usullere ve Türk Patent ve Marka Kurumu’nda kayıtlı tariflere uygun şekilde üretildiği tespit edildi. Çorum Belediyesi’nden yapılan açıklamada, denetimlerin ilerleyen süreçte diğer coğrafi işaretli ürünleri de kapsayacak şekilde genişletileceği bildirildi. Açıklamada ayrıca, Çorum’un bugüne kadar toplam 31 ürün için coğrafi işaret tescili aldığı hatırlatılarak, bu değerlerin korunmasının hem kültürel mirasın yaşatılması hem de yerel ekonominin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Üretim Zincirini Tehdit Ediyor Haber

Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Üretim Zincirini Tehdit Ediyor

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Mart ayı olağan meclis toplantısında konuşan Başkan Ömer Gülsoy, küresel risklerin ve artan maliyetlerin gölgesinde iş dünyasının büyük bir sınav verdiğini belirterek; “Finansman maliyetleri makul seviyeye çekilmeli, ihracatçımız döviz kuru karşısında ezilmemelidir. Sanayicimizin üretim azmi kırılmamalıdır” dedi. Kayseri Ticaret Odası (KTO) Mart Ayı olağan meclis toplantısı M.Rifat Hisarcıklıoğlu Toplantı Salonunda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında gerçekleştirilen Mart ayı olağan meclis toplantısına; KTO Başkanı Ömer Gülsoy, KTO Yönetim Kurulu Üyeleri, meclis ve komite üyeleri, Meclis Başkanlık Divan üyeleri ile Basın mensupları katıldı. Saygı duruşundu bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından toplantıda Şubat ayında gerçekleştirilen faaliyetler ele alındı. Görüşülen gündem maddeleri oy birliği kabul edildi. Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Üretim Zincirini Tehdit Ediyor Gündeme dair ekonomik değerlendirmelerde bulunan Başkan Ömer Gülsoy, bölgedeki jeopolitik risklerin doğrudan Türkiye ekonomisine yansıdığına dikkat çekti. Gülsoy, özellikle enerji fiyatlarındaki tırmanışın altını çizerek şu ifadeleri kullandı: Dünya ve bölgemiz maalesef çok ağır bir imtihandan geçiyor. Hemen yanı başımızda, Ortadoğu’yu adeta bir ateş çemberine alan ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaları sürüyor. Bizler geçmişte Irak-İran savaşını, bölgedeki siyasi istikrarsızlıkları ve Suriye’deki iç savaşın acı etkilerini bizzat tecrübe etmiş bir iş dünyasıyız. Ancak bugün karşımızdaki tablo, tüm dünyayı etkisi altına alan çok daha büyük bir risk barındırıyor. Savaşın coğrafi yakınlığı sebebiyle en büyük zorluğu kuşkusuz bizler yaşıyoruz. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimle birlikte petrol ve gaz fiyatlarında yaşanan olağanüstü artışlar, hepimizin malumu. Navlun ve sigorta maliyetleri katlanırken, enerji fiyatlarındaki bu tırmanış lojistikten ham maddeye kadar tüm üretim zincirimizi doğrudan etkiliyor” diye konuştu. “İşletmelerimiz İçin ‘Dikkatli Planlama’ Ve ‘Güçlü Mali Yapı’ Şart!” Enerji fiyatlarındaki maliyet baskısının sürdürülebilirliğinin zorlaştığına dikkat çeken Başkan Gülsoy, “Bu süreçte; artan maliyetler, enflasyon ve finansmana erişim konuları iş dünyamızın temel gündemleri arasında yer almaya devam ediyor. Özellikle enerji, hammadde ve girdi maliyetlerindeki bu önlenemez artış, üretim süreçlerimiz üzerinde doğrudan büyük bir baskı oluşturmaktadır. Şunu açıkça ifade etmeliyim ki; içinden geçtiğimiz bu kritik süreç, biz işletmeler açısından çok daha dikkatli bir planlama ve her zamankinden daha güçlü bir mali yapı gerektirmektedir. Kayseri; Orta Anadolu’nun üretim üssü, ihracatın kalesidir. Bizler en zor şartlarda dahi üretmeyi, istihdam sağlamayı kendimize şiar edindik. Ancak bugün gelinen noktada, sanayicimizin omuzlarındaki yükün artık sürdürülebilir sınırları zorladığını da görüyoruz. Savaşın gölgesinde kalan pazarlarımızda ihracat aksamaları ve ciddi navlun artışları yaşıyoruz. Sanayicimiz ve tüccarımız, girdi maliyetlerindeki devasa artışlara ve finansmana erişimdeki zorluklara rağmen; üretim çarklarını döndürmek, istihdamı korumak için tabiri caizse ''ateşten gömlek'' giyerek mücadelesini sürdürüyor.” İfadelerini kullandı. “Bizim İçin ''Bekle-Gör'' Dönemi Bitmiştir; Artık ''Üret Ve Diren'' Dönemindeyiz!” Enflasyon ve finansmana erişim sorunlarına dikkat çeken Başkan Gülsoy, reel sektörün önündeki en büyük engelin yüksek finansman maliyetleri ve daralan kredi muslukları olduğunu belirtti. Enflasyon ile döviz kuru arasındaki dengesizliğin ihracatçının rekabet gücünü zayıflattığını vurgulayan Gülsoy, “Üretim çarklarının dönmesi için finansmana erişim kolaylaşmalı, girdi maliyetleri makul seviyelere çekilmelidir. Enflasyonla mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz ancak bu süreçte sanayicinin, tüccarın üretim azmi kırılmamalıdır. Bizim için ''bekle-gör'' dönemi bitmiştir; artık ''üret ve diren'' dönemindeyiz. Ülkemizin ve devletimizin gücüne sonuna kadar inanıyoruz. Ancak iş dünyası olarak beklentimiz nettir: Finansman maliyetleri makul seviyelere çekilmeli, enflasyon ve döviz kuru arasındaki makas, ihracatçımızı daha fazla ezmeyecek şekilde dengelenmelidir. Maliyet baskısını hafifletecek ve öngörülebilirliği artıracak adımların atılması en büyük beklentimizdir.” “Biz Şehirlerle Değil, Ülkelerle Mücadele Ettik” Gülsoy, Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Tescili almasıyla ilgili tarihi süreci meclis üyeleriyle paylaştı. Salonda büyük bir memnuniyetle karşılanan bu gelişmeyi ''Kayseri’nin uluslararası arenadaki mührü'' olarak nitelendiren Gülsoy; bu başarının sadece bir başvuru sonucu değil, adeta bir ''diplomasi mücadelesi'' neticesinde kazanıldığını vurgulayarak meclis üyelerini bilgilendirdi. Kayseri Pastırması’nın AB tescil sürecinin perde arkasındaki hukuk mücadelesine değinen Başkan Gülsoy, bu başarının tesadüf olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Avrupa Birliği’nden tescil alan 46 ürünümüz içerisinde, hakkında itiraz davası açılan ilk ve tek ürün Kayseri Pastırması olmuştur. Yürüttüğümüz 2 yıllık hukuk ve diplomasi müzakereleri neticesinde tüm dünyaya bir kez daha kanıtladık: Biz bu süreçte şehirlerle değil, ülkelerle mücadele ettik ve kazandık. Artık taklitlerin önüne geçilecek, ''Kayseri üretirse en kalitesini üretir'' imajı tüm dünyada tescillenmiş olacaktır. Bu sadece bir kağıt parçası değil; tüccarımızın alın terinin uluslararası arenada mühürlenmesidir.” “Sırada Sucuk Ve Mantı Var” Kayseri’nin gastronomi değerlerini dünya vitrinine taşımaya kararlı olduklarını ifade eden Gülsoy, yeni müjdeler de verdi: “Kayseri Pastırması şehrimizin AB nezdindeki ilk ürünü oldu ancak son olmayacak. Sırada Kayseri Sucuğumuz ve Kayseri Mantımız var. Onların da AB tescil süreçlerini aynı kararlılıkla takip ediyoruz. Hedefimiz; Kayseri’nin tüm gastronomi değerlerini dünya vitrinine taşımak ve ihracat menzilimizi bu tescilli güçle genişletmektir.Bu başarı, moralimizi yüksek tutmamız için büyük bir vesiledir. Şehrimizin markalarına sahip çıkmaya, onları dünya vitrinine taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz.Bu gurur hepimizin! Şehrimize ve tüm üyelerimize bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. “Kayseri Purov Mantısı Ve Kayseri Pöç Kebabı Tescillendi” Meclis toplantısında Avrupa Birliği tescilinin yanı sıra ulusal çaptaki yeni kazanımları da açıklayan Başkan Ömer Gülsoy, iki ürün için daha müjde verdi: “Kayseri Pastırması’nın AB tescili ile yaşadığımız gurura ek olarak, ulusal düzeyde de önemli bir mesafe katettik. Daha önce başvurularını gerçekleştirdiğimiz ‘Kayseri Purov Mantısı’ ve ‘Kayseri Pöç Kebabı’ için de Coğrafi İşaret Belgesi almaya hak kazandığımızı buradan ilk kez paylaşmak istiyorum. Bu yeni tescillerle birlikte Kayseri Ticaret Odası olarak koruma altına aldığımız coğrafi işaretli ürün sayımız 17’ye yükselmiştir. Şehrimize, esnafımıza ve tüm üyelerimize hayırlı, uğurlu olsun.” Başkan Gülsoy’dan Duayen Gazeteci Oktay Ensari’ye Vefa Meclis toplantısının sonunda bir vefa borcunu yerine getirmek istediğini belirten Başkan Ömer Gülsoy, geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Kayseri basınının duayen ismi Oktay Ensari’yi vefatının birinci yıl dönümünde rahmetle andı. Başkan Gülsoy, “Bugün burada bir vefa borcumuzu da yerine getirmek istiyorum. Geçtiğimiz yıl hakka uğurladığımız, Kayserimizin duayen gazetecilerinden, şehrimizin sesini her platformda duyuran kıymetli dostumuz Oktay Ensari’yi vefatının sene-i devriyesinde bir kez daha rahmetle anıyorum. Başta kederli ailesi olmak üzere, tüm yakınlarına ve Kayseri basın camiamıza bir kez daha başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun inşallah.” dedi.

Muğla 9'uncu Arıcılık ve Çam Balı Kongresi’ne Hazırlanıyor Haber

Muğla 9'uncu Arıcılık ve Çam Balı Kongresi’ne Hazırlanıyor

Dünya çam balı üretiminin merkezi konumundaki Muğla, 9. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi için hazırlıklara başladı. 19–22 Kasım 2026 tarihleri arasında Marmaris Grand Yazıcı Club Turban Termal Otel’de gerçekleştirilecek kongre, üreticilerden akademisyenlere, kamu temsilcilerinden uluslararası arıcılık kuruluşlarına kadar geniş bir katılıma ev sahipliği yapacak. Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yılmaz Kaya, MAYBİR Onursal Başkanı ve Kongre Başkanı Ziya Şahin ile Kongre Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Avcı düzenledikleri basın toplantısında kongrenin kapsamı ve hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu. MAYBİR Başkanı Yılmaz Kaya, kongrenin yalnızca bilimsel bir toplantı olmadığını belirterek, organizasyonun sektör açısından stratejik bir rol üstlendiğini vurguladı. Türkiye’nin dünya çam balı üretiminin yaklaşık yüzde 90’ını gerçekleştirdiğini hatırlatan Kaya, bu üretimin yüzde 65–70’lik bölümünün Muğla tarafından karşılandığını ifade etti. Kaya, kongrenin; Muğla Büyükşehir Belediyesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Güney Ege Kalkınma Ajansı ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği iş birliğiyle; Tarım ve Orman Bakanlığı, Muğla Valiliği ve Apimondia desteğiyle gerçekleştirileceğini açıkladı. Kongrede arı sağlığı, sürdürülebilir üretim, iklim değişikliği, kalite, markalaşma ve mevzuat gibi başlıkların ele alınacağını belirten Kaya, “Üretici Konuşuyor” ve “Sektör Konuşuyor” panelleriyle sahadaki deneyimlerin doğrudan paylaşılacağını, ayrıca ormancılık çalıştayıyla çam balı üretiminin ekosistem temelli sürdürülebilirliğinin değerlendirileceğini söyledi. MAYBİR Onursal Başkanı ve Kongre Başkanı Ziya Şahin ise Muğla’nın Türkiye arıcılık varlığının önemli bir bölümünü barındırdığını belirterek, dünya çam balı üretiminde Türkiye’nin yüzde 92 paya sahip olduğunu, bunun yaklaşık yüzde 70’inin Muğla’da üretildiğini belirterek, çam balının uluslararası standartlara kavuştuğunu ve kodekste yer aldığını ve yakın süreçte uluslararası coğrafi işaret sürecinin de tamamlanmasının beklendiğini ifade etti. Şahin, 2008 yılından bu yana düzenlenen uluslararası kongrelerin çam balının dünya pazarında marka haline gelmesine önemli katkı sağladığını belirterek, “Türkiye arıcılığının çözüm bekleyen tüm sorunlarının tartışıldığı bir kongre konsepti oluşturduk. Bu organizasyonlar sayesinde sektörün ihtiyaçlarını doğrudan ilgili kurumlara aktarma imkânı bulduk” dedi. Arı kayıt sistemi, desteklemeler ve yerli arı ıslahı gibi konuların kongrelerde gündeme taşındığını ifade eden Şahin, Apimondia yönetiminin bu yıl 14 kişilik üst düzey heyetle katılım sağlayacağını belirterek organizasyonun uluslararası niteliğinin daha da güçleneceğini söyledi. Kongre Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Avcı'da Türkiye’nin yıllık yaklaşık 100 bin tonluk bal üretimiyle dünyada ikinci sırada yer aldığını belirterek, arıcılığın kırsal kalkınmaya önemli katkı sağladığını vurguladı. Muğla’nın özellikle çam balında dünya lideri konumda bulunduğunu ifade eden Avcı, Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi’nin içerik ve katılımcı sayısı bakımından dünya ölçeğinde saygın bir organizasyon haline geldiğini söyledi. Önceki kongrelerde 1.500 ila 2.500 arasında katılımcının yer aldığını belirten Avcı, bu yılki organizasyonda dünya arıcılığına ilişkin konuların daha geniş kapsamda ele alınacağını dile getirdi. Akademik sunumlar, teknik oturumlar, çalıştaylar ve sektör stantlarıyla dört gün sürecek kongrenin; arıcılar, akademisyenler, kamu kurumları ve özel sektör temsilcilerini bir araya getirmesi bekleniyor. Organizasyon kapsamında Türkiye Arıcılık Ödülleri ve çeşitli yarışmalar da düzenlenecek. 9.Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi’nin, Muğla’nın küresel arıcılık vizyonunu bir kez daha dünya gündemine taşıması hedefleniyor.

Türkiye’nin Tarım Vizyonuna Değer Katan Bir Güç Haline Geldik Haber

Türkiye’nin Tarım Vizyonuna Değer Katan Bir Güç Haline Geldik

Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, 2013 yılından bu yana geçen 13 yıllık görev süresini değerlendirdi. Borsa’nın üye sayısından işlem hacmine kadar her alanda devasa bir büyüme kaydettiğini belirten Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın artık sadece bir tescil kurumu değil; kentin ekonomisine yön veren, sosyal hayatına dokunan ve Türkiye’nin tarım vizyonuna değer katan bir güç haline geldiğini ifade etti. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, göreve geldiği 2013 yılından günümüze uzanan Borsa’nın değişim ve gelişim yolculuğunu düzenlediği basın toplantısında rakamlar ve projelerle anlattı. Bursa TB Konferans Salonu’nda Meclis Başkanı Mustafa Aksu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada Borsa’yı bölgesel bir güç haline getirdiklerini ifade eden Matlı, önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek ustalık dönemi projelerini de kamuoyuyla paylaştı. Çok Boyutlu Büyüme Hamlesi Toplantının açılışında Bursa TB’nin büyüme rakamlarını paylaşan Başkan Özer Matlı, 2013 yılında devraldıkları bayrağı bugün gurur verici bir noktaya taşıdıklarını ifade etti. 425 olan aktif üye sayısını yüzde 118 oranında artırarak 925’e çıkardıklarını belirten Matlı, “Asıl büyük sıçramayı tescil işlem hacminde yaşadık. 2013 yılında 980 milyon TL seviyelerinde olan tescil işlem hacmi, 2025 yılı itibarıyla yüzde 7.141 gibi rekor bir artışla 70 milyar 970 milyon TL’yi aşarak çok boyutlu bir ölçek büyümesine imza atmıştır. Bu performans Türkiye genelindeki 115 ticaret borsası arasında 36. sırada devraldığımız Bursa Ticaret Borsası’nı 15. sıraya, Marmara Bölgesi’nde ise en büyük 4. ticaret borsası konumuna taşımıştır. Tescil işlem hacmindeki sıçrama; aynı zamanda şeffaf işlem altyapımızın, sunduğumuz güvenilir hizmet anlayışının ve üyelerimizin kurumsal yapımıza duyduğu güvenin doğrudan yansımasıdır” dedi. Avrupa’nın İlk ve Tek Türk Ticaret Borsası Bursa Ticaret Borsası’nın kurumsal hizmet kalitesini uluslararası standartlarla tescillediklerini belirten Başkan Matlı, “Borsamız TOBB tarafından verilen ve Avrupa standartlarında hizmet sunan ‘5 Yıldızlı Akredite Borsa’ statüsüyle hizmet kalitesini en üst seviyeye taşımıştır. Bu dönemde elde ettiğimiz en stratejik başarılardan biri de Avrupa Ticaret Borsaları Ağı’na kabul edilen ilk ve tek Türk Ticaret Borsası unvanını kazanmamızdır. Bu üyelik sayesinde Bursa’yı küresel dünyaya bağlayan stratejik bir kapı haline geldik. Ülkemizi bu prestijli ağda gururla temsil ederken, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası üyeliğimizle de üyelerimizin Almanya başta olmak üzere Avrupa pazarlarıyla daha güçlü bağlar kurmasına katkı sağladık” diye konuştu. TÜRİB ve Marmara ÜPAK’ta Öncü Rol Göreve geldikleri ilk günden itibaren geleneksel borsa anlayışını teknolojiyle birleştirdiklerini kaydeden Başkan Matlı, Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) ve Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nun (Marmara ÜPAK) kurulmasındaki stratejik rollerine dikkat çekti. Tarımsal ticarette dijital dönüşümün aktif bir parçası olduklarını ifade eden Matlı, “TÜRİB’in A grubu büyük hissedarlarından biri ve yetkili acente olarak üyelerimize güvenli ve şeffaf işlem altyapısı sunuyoruz. Ayrıca TÜRİB’te Yönetim Kurulu Üyesi olarak ulusal tarım vizyonunun mutfağında yer alıyoruz. Bu vizyonu yine kurucu ortağı olduğumuz Marmara ÜPAK ile de bölgesel bir güç birliğine dönüştürerek, tarım piyasasında güveni ve finansal erişimi güçlendirdik” ifadelerini kullandı. “Tarımsal Ticaretin Standartlarını Yükselttik” Dijitalleşme hamlesini fiziksel altyapıyla desteklediklerini de belirten Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası Laboratuvar ve Depoculuk A.Ş. aracılığıyla Gaziantep’ten Edirne’ye, Konya’dan Tekirdağ’a kadar 9 farklı noktada hizmet verdiklerini hatırlattı. Bu yaygın hizmet ağı ile ürün analiz, kalite kontrol ve depolama süreçlerinde tarımsal ticaretin standartlarını yükselttiklerini ifade eden Özer Matlı, böylece Borsa’nın hizmet ağını Bursa’nın sınırlarının çok ötesine, ulusal bir ölçeğe taşıdıklarını vurguladı. Gıda Sektöründe İhracat Odaklı Dönüşüm Borsa üyelerinin rekabet gücünü artırmak için hayata geçirdikleri Gıda UR-GE projesine değinen Özer Matlı, üyelerini Dubai’den Bükreş’e kadar Avrupa ve Orta Doğu’daki küresel pazarlarla buluşturduklarını söyledi. Önümüzdeki dönemde ihracat rotasını Japonya ile Asya pazarına çevireceklerini ifade eden Başkan Matlı, “Bu süreç; ihracat odaklı, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen stratejik bir dönüşümdür” dedi. Ticari hayatın huzuru için de adımlar attıklarını belirten Matlı, “Üyelerimizin ticari uyuşmazlıklarını mahkeme sürecine taşınmadan, zaman ve maliyet kaybı yaşamadan sonuçlandırması amacıyla TOBB Uyum Arabuluculuk ve Uyuşmazlık Çözü Merkezi’ni hayata geçirdik. Bu merkez ile iş insanlarımızın ticari faaliyetlerinde sürekliliği koruyor, güvenli bir iş ortamına katkı sunuyoruz” diye konuştu. Eğitime ve İnsan Kaynağına Stratejik Yatırım Konuşmasında eğitime ve nitelikli iş gücüne verdikleri önemi ‘en önemli başlık’ olarak tanımlayan Başkan Özer Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın kentin eğitim hayatına dokunan çok yönlü bir değer merkezi haline geldiğini dile getirdi. Türkiye’nin ilk tarım lisesi olan Hamidiye Tarım ve Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nin hamiliğini üstlendiklerini hatırlatan Başkan Matlı, “Hamidiye Ziraat Mektebi’nde yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde okulumuz bugün Türkiye’deki tüm tarım liselerine örnek olarak gösterilen bir referans noktası haline geldi” dedi. Yalnızca bir eğitim platformu olarak değil, iş dünyasının dönüşüm merkezi olarak konumlandırılan Bursa TB Akademi’de 4 yılı aşkın sürede 100’ün üzerinde eğitim programı gerçekleştirdiklerini söyleyen Özer Matlı, “Bugüne kadar Türkiye’den ve yurt dışından 50.000’in üzerinde katılımcı çevrim içi eğitim programlarımıza dahil oldu. Bununla birlikte akademi kapsamında ortaya koyduğumuz ‘Off The Record’ projesiyle de kentimizin yöresel lezzetlerini dijital dünyaya taşıyarak, yerel markalarımıza sahip çıktık” ifadelerini kullandı. Bursa’nın Marka Değerine ve Sosyal Dokusuna Güçlü İmza Başarılarının temelinde ortak iradenin, kurumsal dayanışmanın ve güçlü ekip çalışması kültürünün yattığını vurgulayan Başkan Özer Matlı, Borsa’nın kentin sosyo-kültürel hayatındaki rolünü şu sözlerle özetledi: “Görev süremiz boyunca Valiliğimizden belediyelere, milletvekillerimizden SİAD ve STK’lara kadar tüm paydaşlarımızla güçlü bir iş birliği zemini oluşturduk. Protokoller ve ortak projelerle Bursa’nın ekonomik ve sosyal kalkınmasına yön veren aktif bir kurum haline geldik. Sadece ekonomiye değil, eğitimden güvenliğe, sağlıktan kültürel yatırımlara kadar birçok alanda şehrimizin yanında yer aldık. Ayrıca, Bursa Pideli Köftesi ve Bursa Havlusu gibi değerlerimize aldığımız coğrafi işaret tescilleriyle de kentimizin marka kimliğini küresel ölçekte koruma altına aldık.” Ustalık Döneminin İki Büyük Projesi: Gıda İhtisas OSB ve ET-BA Bursa Ticaret Borsası’nın 13 yılda kurumsal dönüşümünü tamamlayarak Türkiye’nin en güçlü borsalarından biri haline geldiğini vurgulayan Başkan Matlı, Borsa’nın gelecek vizyonunu simgeleyen iki dev yatırımı ‘ustalık dönemi’ eseri olarak nitelendirdi. Bursa ve bölgesine değer katacak Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi projesinin Yenişehir’de hayata geçirileceğini kaydeden Matlı, “Borsa’mızın ustalık dönemi yatırımı olarak konumlanan proje; 4.200 dönümlük bir alanda, lojistikle entegre, planlı ve bütüncül bir ekosistem sunarak Türkiye’nin ilk borsa iştirakli Gıda İhtisas OSB modelini temsil etmektedir. Öte yandan, mülkiyeti Borsamıza ait olan ET-BA arazisini de 100 bin metrekarenin üzerindeki modern bir dönüşüm projesiyle Bursa’nın sosyal yaşamına kazandırıyoruz. Bursa Ticaret Borsası’nın kurumsal vizyonuyla şekillenen bu yatırımlar; Bursa Ticaret Borsası’nın sadece ticarete değil, şehrin yaşam kalitesine de yön verdiğinin göstergesidir” ifadelerini kullandı. Bursa Ticaret Borsası’nın 102 yıllık köklü geçmişiyle, artık sadece bir tescil kurumu değil, strateji üreten, yatırım yapan ve şehre yön veren güçlü bir yapı olduğunu vurgulayan Başkan Özer Matlı, “Tüm bu çalışmaları, projeleri ve yatırımları Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Meclis Üyelerimiz ve Genel Sekreterliğimizin özverili katkılarıyla hayata geçirdik. Bu başarı; ortak iradenin, kurumsal dayanışmanın ve güçlü ekip çalışmasının ürünüdür. Birlikte büyüdük, birlikte dönüştük ve Bursa için birlikte üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.