Hava Durumu

#Cop31

Kırsal Haber - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fosil Yakıt Teşvikleri Kamu Maliyesini ve İklim Hedeflerini Tehdit Ediyor Haber

Fosil Yakıt Teşvikleri Kamu Maliyesini ve İklim Hedeflerini Tehdit Ediyor

Avustralya’nın COP31 müzakerelerine başkanlık rolüne hazırlandığı bu dönemde yayımlanan kapsamlı bir rapor, ülkençi enerji politikalarındaki derin çelişkileri gözler önüne seriyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı Avustralya (WWF Australia) tarafından hazırlanan rapora göre, ülkenin fosil yakıtlara sağladığı devlet desteği yenilenebilir enerji kaynaklarına kıyasla dört kat daha fazla. Benzer bir tablo, COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye’de de milyarlarca liralık kamu kaynağının fosil yakıtlara aktarıldığını gösteriyor. ​Avustralya: Taahhütler ile Gerçekler Arasındaki Makas Açılıyor ​Kasım 2025’te Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma (TAFF) Belém Deklarasyonu’nu imzalayan ve Nisan ayındaki Santa Marta Konferansı’na katılan Avustralya, hükümet politikaları nedeniyle uluslararası taahhütleriyle çelişiyor. ​Raporun öne çıkan bulguları şu şekilde: ​Finansal Dengesizlik: Fosil yakıt sistemlerinin devlet bütçesine sağladığı net katkı (23 milyar Avustralya doları), bu yakıtların tahmin edilen toplumsal maliyetinin yalnızca %20’sine denk geliyor. Diğer bir deyişle, fosil yakıtların toplumsal maliyeti net katkısından neredeyse beş kat yüksek. ​Orantısız Destek: Fosil yakıtlar, yenilenebilir enerjiye kıyasla dört kat daha fazla devlet desteği alıyor (yılda 20,1 milyar Avustralya dolarına karşı yılda 4,6 milyar Avustralya doları). ​İhracat Riski: Küresel talebin yenilenebilir enerjiye kaymasıyla birlikte Avustralya, 2035 yılına kadar fosil yakıt ihracatında 70 milyar Avustralya dolarına varan kayıplar yaşayabilir. ​WWF Raporundan Uyarı: "Bu çelişkili strateji, Avustralya’nın yenilenebilir enerji alanındaki gelecek potansiyelini gerçekleştirebilmesi için bir ticaret ve yatırım ortağı olarak ihtiyaç duyduğu kesinliği ve güvenilirliği zedeliyor." ​Türkiye’nin Karnesi: Fosil Yakıt Teşvikleri ve Adaletsizlik ​Avustralya’daki bu tablo, COP31 ev sahibi Türkiye’nin enerji politikaları ve teşvik mekanizmalarını da tartışmaya açıyor. ​Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, enerji krizlerinin fosil yakıtların enerji arz güvenliğini sağlamaktan uzak, ekonomik ve jeopolitik birer risk kaynağı olduğunu kanıtladığını vurguladı. Özenç, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Yenilenebilir enerji teknolojilerinin hızla geliştiği ve piyasada rekabetçi hale geldiği bir dönemde, fosil yakıt altyapısını ayakta tutmak giderek daha fazla destek ihtiyacı duyan bir tercih haline gelmiş durumda. Bu durum hem dönüşümün hızını yavaşlatıyor hem de kamu maliyesine yük bindiriyor. Çünkü bu teşvikler yalnızca doğrudan kaynaklardan değil, vazgeçilen vergi gelirlerinden de oluşuyor." ​Vergi Kayıpları ve Sosyal Adaletsizlik ​SEFİA verilerine göre, Türkiye'de 2025 yılında yalnızca fosil yakıtları teşvik etmek amacıyla vazgeçilen vergi gelirleri 66 milyar TL (yaklaşık 1,5 milyar Euro) seviyesine ulaştı. Üstelik bu teşvikler toplumsal adaletsizlik barındırıyor: ​IMF verilerine göre, fosil yakıt teşviklerinden nüfusun en yoksul %60’lık kesimi, en zengin %5’lik kesim kadar bile fayda sağlamıyor. Teşvikler yoksul hanelerden ziyade yüksek enerji tüketen zengin kesimleri destekliyor. ​Kömüre Sağlanan Alım Garantileri Bütçeyi Zorluyor ​SEFİA’nın Fosil Yakıt Teşvikleri Takibi çalışmasında aslan payının petrol ve doğalgaza ait olduğu görülürken, kömür sektörüne verilen devasa garantiler de dikkat çekiyor. ​Yüksek Fiyat Garantisi: 2025 yılında yerli kömür santrallerinde üretilen elektriğin 2030 yılına kadar 7,5 dolar/cent’ten alınacağı duyurulmuştu. Ember Türkiye, bu fiyatın garanti edildiği tarihte son bir yıllık ortalama satış fiyatlarından %12 daha yüksek olduğunu kaydetmişti. ​Maliyet Artışı Öngörüsü: İlk hesaplamalarda dört yıllık maliyet 8,7 milyar ABD doları (elektrik şebekesinin yenilenmesi için ayrılan 5 yıllık bütçeden %53 yüksek) olarak hesaplanmıştı. Ancak alım garantisi detaylarının netleşmesi ve %60 kapasite faktörü sınırının getirilmesiyle maliyet katlandı. ​12 Milyar Doları Aşan Tutar: Ember Türkiye, santrallerin geçmiş kapasite kullanım oranlarının devam edeceği ve üretimin %60’ına alım garantisi uygulanacağı varsayımıyla, 2030’a kadar kömür santrallerine harcanacak tutarın 12 milyar doların üzerinde olacağını öngörüyor. ​Uzmanlar, hem küresel ölçekte Avustralya hem de ev sahibi Türkiye nezdinde fosil yakıtlara sağlanan devasa teşviklerin hem iklim hedefleriyle hem de kamu vicdanıyla çeliştiğine dikkat çekerek acil bir rota değişimine ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. Kaynak: İklim Masası / www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

Avustralya Küresel İklim Dezenformasyon Girişimi'ne Katıldı Haber

Avustralya Küresel İklim Dezenformasyon Girişimi'ne Katıldı

İklim değişikliği ile ilgili dezenformasyonla mücadelede bir dönüm noktası olan Küresel İklim Değişikliği Bilgi Bütünlüğü Girişimi’ne (GIIICC) Avustralya da katıldı. Avustralya ve Pasifik ülkeleri iklim bakanlarının Sidney'deki toplantısının ardından atılan bu imza ile girişimdeki ülke sayısı Avrupa Birliği dahil 27 ülkeye ulaştı. ​Karar, Ekim ayında Fiji’de yapılacak pre-COP ve Kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek COP31 öncesinde stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. ​GIIICC Nedir? Amacı Ne? ​UNESCO, Brezilya ve Birleşmiş Milletler tarafından kurulan GIIICC; iklim değişikliğiyle ilgili dezenformasyonun araştırılması, ortaya çıkarılması, ortadan kaldırılması ve sonuçların kamuoyuna duyurulmasını amaçlıyor. ​COP30 kapsamında Belem’de duyurulan bildirge; ​Doğru bilgiye duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor, ​İklim bilimini korumayı hedefliyor, ​"Big Tech" (büyük teknoloji şirketleri) ve reklam endüstrisi gibi özel sektör çıkarlarının sorumsuz içeriklerini engellemek için güçlü bir siyasi mesaj veriyor. ​Türkiye'den Uzman Görüşü: "Türkiye Bu İttifaka Katılmalı" ​İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, sürecin Türkiye açısından taşıdığı öneme dikkati çekti: ​"Avustralya COP başkanı olmamasına rağmen müzakereler başkanlığını güçlendirecek imzalar atıyor. Türkiye ise şu ana kadar sadece elektrifikasyon, iklim uygulama köprüsü ve sıfır atık gibi kendi öncülük ettiği girişimlerle sesini duyuruyor. Oysa Türkiye’nin de COP başkanı olarak uluslararası iklim politikalarının önünü açan girişimlerin parçası olması çok önemli. Bilgi Dürüstlüğü bunların en önemlilerinden biri ve geçen sene İklim Kanunu öncesindeki dezenformasyon kampanyaları vesilesiyle gördüğümüz gibi, Türkiye için de hassas ve hükümetin duruşunu ilan etmesi ve üzerinde ciddi çalışması gereken bir konu." ​Şahin, Türkiye'nin COP31 başkanı olarak bilimi savunması ve fosil yakıtlardan çıkış (TAFF) yol haritası, Küresel Metan İttifakı ile Kömürü Geride Bırakma İttifakı gibi kritik girişimlere de dâhil olması gerektiğini vurguladı. ​Uluslararası Değerlendirmeler ve Avustralya'nın Rolü ​Brezilya Cumhuriyet Başkanlığı Sosyal İletişim Sekreterliği Dijital Politikalar Sekreteri João Brant, Avustralya'nın katılımını büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, bu adımın COP30'dan COP31'e geçişte ivmeyi artırdığını ifade etti. ​Avustralya Senatosu’ndan Senatör Peter Whish-Wilson ise anlaşmanın toplum genelinde bilgi bütünlüğünü sağlamak ve büyük teknoloji şirketlerinin bilimi baltalamasını engellemek adına öncü bir adım olduğunu kaydetti. ​GIIICC Üyesi Ülkeler Hangileri? ​Avustralya'nın katılımıyla güncellenen üye listesi şu ülkelerden ve birlikten oluşuyor: ​Avrupa Birliği ​Almanya ​Avusturya ​Avustralya ​Belçika ​Brezilya ​Çekya ​Danimarka ​Ermenistan ​Estonya ​Fiji ​Finlandiya ​Fransa ​Hollanda ​İspanya ​İsveç ​İzlanda ​Kanada ​Lüksemburg ​Mauritius ​Norveç ​Peru ​Polonya ​Portekiz ​Seyşeller ​Slovenya ​Şili ​Uruguay Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

İklim Masası’ndan "2026 Yazında Bizi Neler Bekliyor" Toplantısı Haber

İklim Masası’ndan "2026 Yazında Bizi Neler Bekliyor" Toplantısı

İklim Masası, 16 Temmuz Perşembe günü düzenlediği ‘‘2026 Yazında Bizi Neler Bekliyor?’’ başlıklı çevrimiçi basın toplantısında, iklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki etkilerini ve 2026 yazına dair riskleri masaya yatırdı. İklim Masası kurucusu Selin Uğurtaş moderatörlüğünde düzenlenen toplantıda konuşan Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Dr. Bikem Ekberzade ve Doç. Dr. Okan Ürker, iklim değişikliğinin artık sadece bir çevre sorunu değil, halk sağlığından orman yönetimine kadar sistemik bir güvenlik riski olduğuna dikkat çektiler. ​"Sıcak Yıllar Artık İstisna Değil" Toplantıda Türkiye’nin son 14 yılının 1900-2020 ortalamasından daha sıcak geçtiğini belirten Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, iklim değişikliğinin "normal" kabul edilen hava modellerini bozduğuna vurgu yaptı. ​Halk Sağlığı Riski: Geceleri 20°C’nin üzerinde seyreden "tropikal gecelerin" yaygınlaşmasının ciddi bir halk sağlığı tehdidi olduğunu belirten Yavaşlı, vücudun dinlenmesini engelleyen bu durumun kalp-damar ve dolaşım sistemi hastalıklarını tetiklediğini ifade etti. ​Acil Eylem Planı: Yavaşlı, Avrupa'daki verilere paralel olarak Türkiye'de de ısıya bağlı ölümlerin kayıt altına alınması, sağlık temelli ısı eylem planlarının hazırlanması ve açık havada çalışanlar için "siesta" gibi zorunlu dinlenme saatlerinin getirilmesi gerektiğini savundu. ​"Yangınlarda Dinamikler Değişti" Yangın yönetimi üzerine çalışmalarını aktaran Dr. Bikem Ekberzade, yangınların sayısından ziyade, ulaştıkları "ekstrem boyutların" endişe verici olduğunu kaydetti. ​Kararlı Kuraklık: Türkiye’nin uzun süredir kararlı bir kuraklık döngüsünde olduğunu belirten Ekberzade, tek bir yağışlı yılın bu sinyali kırmaya yetmediğini söyledi. İklimin "kırbaç etkisi" ile ekstrem kuraklık ve ani yağış döngülerinin, bitki örtüsündeki yakıt yükünü artırarak yangına hazır zeminler oluşturduğuna dikkat çekti. ​İnsan Faktörü: Yangınların %90’ının insan kaynaklı olduğunu hatırlatan Ekberzade, elektrik hatlarından kaynaklanan kıvılcımlardan turizm bölgelerindeki yoğun insan faaliyetlerine kadar risk faktörlerinin arttığını vurguladı. ​"Yangın Yönetimi, Bütçe Yönetimidir" Geleneksel ekolojik bilginin dışlanmasının ormanları savunmasız bıraktığını savunan Doç. Dr. Okan Ürker, yangınla mücadele anlayışının baştan aşağı değişmesi gerektiğinin altını çizdi. ​Yanmaya Hazır Sistemler: 1940'lardan bu yana süregelen "agresif söndürme" odaklı politikaların, ormanlarda yanıcı madde birikimine neden olduğunu belirten Ürker, "Ormanlarda keçi otlatılmasını yasaklayarak ve geleneksel bilgiyi dışlayarak, kıyılarımızı tutuşmaya hazır kibrit kutularına dönüştürdük," dedi. ​Bütüncül Çözüm: Yangın yönetiminin sadece "söndürme" odaklı olmaması gerektiğini belirten Ürker, mekanik seyreltme, kontrollü yakma ve ekolojik otlatma gibi yöntemlerin, yangın söndürme kadar stratejik birer araç olarak kullanılması gerektiğini ifade etti. ​Antalya’daki COP31 Zirvesi Öncesi Çağrı Akdeniz havzasının iklim krizinden %20 daha hızlı etkilendiğini belirten uzmanlar, Antalya’da yapılacak COP31 toplantısının Türkiye için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. İklim Masası, iklim değişikliği ile uyum planlarının ertelenmesinin artık bir seçenek olmadığını; gıda arzı, su güvenliği ve toplumsal sağlık için bütüncül bir dayanıklılık girişimi kurulması gerektiğini savunarak sözlerini tamamladı. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

Bakan Yumaklı: ''Dünyada Üretilen Gıdanın Üçte Biri Çöpe Gidiyor!'' Haber

Bakan Yumaklı: ''Dünyada Üretilen Gıdanın Üçte Biri Çöpe Gidiyor!''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen "Sıfır Atık Forumu 2026" etkinlikleri kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. "Hasat Sonrası Kayıpların Azaltılması-Gıda Tedarik Zincirinde Verimliliğin Artırılması" temalı Yüksek Düzeyli Tarım Bakanları Paneli'nin açılış konuşmasını yapan Yumaklı, küresel gıda krizi ve israfın çevresel boyutlarına dikkat çekti. Bakan Yumaklı, dünyada milyarlarca ton gıda üretilmesine rağmen milyonlarca insanın açlıkla mücadele etmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Küresel Ekonomiye Yıllık 1 Trilyon Dolar Zarar Gıda kaybı ve israfının sadece ekonomik bir problem olmadığını, aynı zamanda insani ve ahlaki bir sorumluluk taşıdığını belirten Bakan Yumaklı, küresel ölçekteki çarpıcı istatistikleri paylaştı. Üretilen gıdanın sofralara ulaşmadan yok olduğunu ifade eden Yumaklı, şu verileri aktardı: "Küresel ölçekte üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 13'ü hasat sonrası süreçlerde zayi olmaktadır. Yüzde 19'u ise evlerde, marketlerde, restoranlarda ve toplu tüketim alanlarında israf edilmektedir. Sonuç olarak, üretilen gıdanın 3'te biri daha sofralarımıza ulaşmadan yok olmaktadır. Bu gıda kaybının küresel ekonomiye yıllık zararı 1 trilyon dolardır. Aynı zamanda bu durum, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 8 ila 10'unu oluşturmaktadır." "Çocukların Temel Gıdaya Ulaşamadığı Bir Düzeni Kabul Edemeyiz" Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyara yaklaşacağının öngörüldüğünü hatırlatan Bakan İbrahim Yumaklı, gelecekte daha güçlü üretim sistemlerine ihtiyaç duyulacağını belirtti. Açlığın sadece istatistiksel bir veri olmadığını söyleyen Yumaklı, "Açlık, bir annenin kaygısı, bir çocuğun eksik kalan öğünüdür. Dünyanın farklı bölgelerinde çatışmalara büyük kaynaklar ayrılırken, çocukların temel gıdaya ulaşamadığı bir düzenin kabul edilmesi mümkün değildir" dedi. Gazze başta olmak üzere kriz bölgelerinde yaşanan dramların, gıdaya erişimin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtladığını sözlerine ekledi. COP31 Bu Yıl Antalya'da Gerçekleştirilecek Türkiye'nin çevre ve iklim politikalarındaki kararlılığına değinen Tarım ve Orman Bakanı, Birleşmiş Milletler'in 31. İklim Zirvesi olan COP31'in bu yıl kasım ayında Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenleneceğini müjdeledi. Sıfır Atık Forumu'nda atılan adımların COP31 hedefleriyle tam bir uyum içinde olduğunu belirten Yumaklı, döngüsel ekonomi ve sıfır atık kültürünü topluma yaymakta kararlı olduklarını ifade etti. "Gıdayı Korumak; Emeği, Suyu ve Toprağı Korumaktır" Türk kültüründe ve İslam inancında israfın yerinin olmadığını ve bu köklü anlayışı tarım politikalarından su yönetimine kadar her alana yansıttıklarını anlatan Bakan Yumaklı, konuşmasını şu güçlü mesajlarla tamamladı: "Gıdayı üretmek kadar korumak da önemlidir. Gıdayı korumak; emeği, suyu ve toprağı korumaktır. Aynı zamanda iklimi, insan onurunu ve gelecek nesilleri korumaktır. Hasat sonrası kayıpların azaltılması amacıyla atacağımız her somut adım, bizi daha dirençli gıda sistemlerine ve daha güçlü bir kırsal kalkınmaya ulaştıracaktır."

Dünya’nın İklim Acil Sinyaline Büyük Yanıt Haber

Dünya’nın İklim Acil Sinyaline Büyük Yanıt

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D), 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde kritik bir çağrıda bulundu. Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, Antalya’da düzenlenecek tarihi COP31 zirvesine doğru ilerlerken Türkiye’nin iklim eylemini hızlandırması gerektiğini vurguladı. Dünya genelinde iklim krizi etkileri her geçen gün daha sert hissedilirken, Türkiye çevre bilincini tabana yaymak ve iklim eylemini hızlandırmak için dev bir harekete imza atıyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve Türkiye Çevre Haftası kapsamında, Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) "Adımlarımızı Türkiye’miz için atalım" çağrısıyla yeşil bir dönüşüm hareketi başlattı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, bu yıl küresel olarak "İklim Eylemi", ülkemizde ise "Sıfır Atık" temasıyla kutlanan bu özel haftanın Türkiye’nin iklim vizyonu için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Hedef Antalya COP31: Sıfır Atık İlk Sırada! Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) öncülüğünde kutlanan Dünya Çevre Günü'nün bu yılki küresel ev sahibinin Azerbaycan olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Karaosmanoğlu, Türkiye'nin önünde çok önemli bir uluslararası randevu olduğunu vurguladı: "Kasım 2026’da Antalya’da gerçekleştirilecek olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) yolunda Dünya Çevre Günü ayrı bir öneme sahip. Uygulama, Finansman ve Adil Geçiş odaklı COP31 zirvesinin öncelik sıralamasında Sıfır Atık ilk sırada yer alıyor." "İnkâr ve Şüphe Dönemi Bitti, Çaresiz Değiliz" Sera gazı emisyonlarının tetiklediği sıcak hava dalgaları, eriyen buzullar, orman yangınları ve ekosistem tahribatlarına dikkat çeken Karaosmanoğlu, insanlığın artık iklim acil sinyalini görmezden gelemeyeceğini ifade etti: "Onlarca yıldır bu sinyali duysak da cevabımız inkâr ve şüpheyle gölgelenip gecikerek bugünlere geldik. Ancak çaresiz değiliz. Küresel iklim değişikliği mücadelesinde; yenilenebilir enerji, döngüsel ekonomi, şehirlerin yeniden tasarlanması, yeniden ağaçlandırma ve ileri iklim teknolojileri ile geri sinyalimiz her geçen gün güçleniyor. Hepimiz iklimle olan ilişkimizi yeniden şekillendirmeliyiz." 24 Saatte 10 Bin Adım Atana Bakanlık Ödülü! 1-7 Haziran tarihleri arasında kutlanan Türkiye Çevre Haftası, bu yıl oldukça renkli ve hareketli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hayata geçirilen projelerle çevre bilincinin toplumun tüm kesimlerine yayılması hedefleniyor. Öne çıkan etkinlikler ve başlıklar ise şöyle: 81 İlde 81 Milyar Adım: Ankara Kızılcahamam’da başlayan çevre yürüyüşü tüm Türkiye'ye yayılıyor. Mobil Uygulama İle Ödül Fırsatı: "81 Milyar Adım" mobil uygulamasını indirip 5 Haziran'dan 6 Haziran'a kadar 24 saat içinde 10 bin adım atanlar, Bakanlık tarafından verilecek özel ödüller için çekiliş hakkı kazanacak. Toplu Fidan Dikimi: İklim değişikliğine karşı hayati önem taşıyan yutak alanları artırmak amacıyla, 81 ilin toprak yapısına uygun fidanlar öğrencilerle birlikte toprakla buluşturulacak. Sıfır Atık Festivali: 4-7 Haziran tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen festival, çevre dostu teknolojileri ve yaşam pratiklerini bir araya getiriyor. Çevre Dostu Ulaşım: 3 Haziran Dünya Bisiklet Günü’nde düzenlenen "Çevre Dostu Bir Yaşam için Bisiklet Turu" ile karbon emisyonsuz ulaşıma dikkat çekildi. Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, Türkiye'nin çevre hamlesini destekleyen mesajını şu sözlerle tamamladı: "Adımlarımızı Türkiye’miz için atalım. Dünya Çevre Günü kutlu, sürdürülebilir yaşam kültürümüzle günlerimiz verimli, bereketli, sağlıklı ve mutlu olsun."

Bakan Yumaklı: "Sulamada Yenilikçi Uygulamaları Hayata Geçiriyoruz" Haber

Bakan Yumaklı: "Sulamada Yenilikçi Uygulamaları Hayata Geçiriyoruz"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, su verimliliğindeki asıl başarının tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu belirterek, "Suyu merkeze alan ürün planlaması, kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin yaygınlaştırılması, erken uyarı sistemleri ve uydu tabanlı izleme mekanizmaları, veri temelli sulama planları gibi yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyoruz." dedi. Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) tarafından düzenlenen 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu (İUSF), Bakan Yumaklı, Dünya Su Konseyi (WWC) Başkanı Loic Fauchon, Birleşmiş Milletler (BM) Su İşlerinden Sorumlu Özel Temsilcisi Retno Marsudi ve çok sayıda ülkenin ilgili bakanlarının katılımıyla başladı. Bu yıl teması "Su Dirençliliğini Güçlendirmek: İnovasyondan Eyleme" olan forum, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştiriliyor. Bakan Yumaklı, forumun açılışında yaptığı konuşmada, dünyanın, iklim koşulları, şehirleşme ve artan üretim baskısı nedeniyle, giderek derinleşen su kıtlığı gerçeğiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Suya atfedilen değerin ve yönetim biçiminin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret eden Yumaklı, krizlere karşı dirençli, esnek ve proaktif yapılar kurulması gerektiğini bildirdi. Bakan Yumaklı, teorik tartışmaların, iyi niyet beyanlarının ötesine geçme vaktinin geldiğini belirterek, "Yapay zekadan uzaktan algılamaya kadar, dijital teknolojilerden yeni finansman modellerine kadar elimizdeki tüm yenilikçi araçları, sahada uygulanabilir politikalara dönüştürmek zorundayız." diye konuştu. Forumla su dirençliliği ve verimliliğine ulaşmak için deneyimlerin, iyi uygulamaların ve yenilikçi yaklaşımların paylaşılacağı yüksek düzeyli bir platform oluşturmayı hedeflediklerini bildiren Yumaklı, "İstanbul'dan çıkacak mesajlar, 2026 Birleşmiş Milletler Su Konferansı, kasım ayında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP31), 2027 Dünya Su Forumu ve ülkemiz ev sahipliğindeki Dünya Su Kongresi gibi küresel etkinliklere önemli katkı sağlayacak." ifadelerini kullandı. Yumaklı, su stresi altındaki ülke olarak, suyun verimli, akılcı ve sürdürülebilir kullanımına önem verdiklerinin altını çizerek, şunları kaydetti: "Bu bilinçle, Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde Su Verimliliği Seferberliği'ni başlattık. Suda sıfır kayıp ilkesiyle, kentsel, endüstriyel ve tarımsal su kullanımında yürütülen bu seferberlik, yalnızca bir kampanya değil, bir zihniyet dönüşümüdür. Bu dönüşüm, kamu kurumlarından özel sektöre, okullardan yerel yönetimlere kadar geniş bir kesimi kapsıyor. Amacımız her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci oluşturmaktır. Su verimliliğindeki asıl başarının, tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda, suyu merkeze alan ürün planlaması, kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin yaygınlaştırılması, erken uyarı sistemleri ve uydu tabanlı izleme mekanizmaları, veri temelli sulama planları gibi yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyoruz." "UYGULANABİLİR POLİTİKA VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ GELİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ" Suyun etkin, şeffaf ve sürdürülebilir yönetimi için dijital dönüşümün zorunluluk olduğuna işaret eden Yumaklı, dijital teknolojilerle suyun tüm döngüsünü izleyebildiklerini söyledi. Bakan Yumaklı, tarımda uydu verileri ve yapay zekâ destekli karar sistemlerinin, sulama verimliliğini artırdığına dikkati çekerek, "Bu dönüşümün yaygınlaştırılması için sonuç odaklı finansman modelleri, güçlü kamu-özel sektör işbirlikleri, veri standartlarının oluşturulması ve teknik kapasitenin geliştirilmesi kritik önemdedir. Bu süreç yalnızca teknolojiyle değil, kurumsal kapasite, doğru finansman ve güçlü işbirliği ile başarıya ulaşabilir. Bu kapsamda, forumdaki oturumlarda, su yönetiminde dijital dönüşümün tüm boyutlarını birlikte ele alarak, uygulanabilir politika ve çözüm önerileri geliştirmeyi hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu. "TÜRKİYE OLARAK SUYUN BİRLEŞTİRDİĞİNE İNANIYORUZ" Türkiye'nin yakın coğrafyasında istikrarın sağlanmasına, ekonomik kalkınmaya ve refahın artırılmasına önem verdiklerinin altını çizen Yumaklı, şöyle devam etti: "Bu anlamda, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Daha adil bir dünya mümkün' ilkesine uygun olarak politikalarımızı şekillendiriyoruz. Komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılması esasıyla, diyaloğumuzu ve işbirliğimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Sınır aşan havzalarımızda, su kaynaklarının korunması ve kullanılması için, karşılıklı fayda esasıyla, bilgi, deneyim ve teknoloji transferi gerçekleştiriyor ve ortak teknik projeler geliştiriyoruz. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşılması için, Afrika'daki ve dünyanın farklı bölgelerindeki çok sayıda ülkeye, su sektöründe mali ve teknik destek sağlıyoruz." Açılış konuşmalarının ardından Bakan Yumaklı ve protokol heyeti aile fotoğrafı çektirdi. Forum iki gün boyunca farklı konuların ele alınacağı panellerle devam edecek.

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi Haber

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi

Türkiye, Hindistan ve Güney Afrika’da gerçekleştirilen yeni bir akademik araştırma, enerji politikalarında tarihi bir kırılmayı gün yüzüne çıkardı. Brown Üniversitesi’nden Doç. Dr. Jennifer Hadden ve ekibinin yayımladığı çalışmaya göre, vatandaşlar rüzgâr ve güneş enerjisini kömüre açık ara tercih ederken; kömür projelerini destekleyen siyasi aktörler seçmen nezdinde güven kaybediyor. Vatandaş "Temiz Enerji" Diyor, Siyaset Risk Alıyor Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecinde, Kolombiya’da düzenlenen Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı ile eş zamanlı paylaşılan araştırma, kömürün artık sadece bir çevre sorunu değil, ciddi bir "siyasi maliyet" unsuru olduğunu kanıtlıyor. Araştırmanın Öne Çıkan Bulguları: Açık Ara Tercih Yenilenebilir: Her üç ülkede de seçmenler, yeni enerji yatırımlarında güneş ve rüzgâr enerjisini ilk sıraya koyuyor. Doğal gaz altyapısı bile kömürden daha fazla destek görüyor. Sağlık ve Tarım Endişesi: İtirazların odağında iklim değişikliğinden ziyade doğrudan yaşam kalitesini etkileyen hava kirliliği, halk sağlığı ve tarım arazilerinin kaybı yer alıyor. Siyasi Getiri Yenilenebilirde: Araştırma, yenilenebilir enerji projelerini savunan liderlerin toplumsal desteğini artırdığını, kömür projelerine yatırım yapanların ise oy kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Jennifer Hadden: "Kömür Projeleri Toplumsal Talepten Beslenmiyor" Araştırmanın yazarlarından Brown Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Jennifer Hadden, çalışmanın sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi: "Liderler seçmen tercihlerini ne kadar iyi anlarsa o kadar iyi. Bu çalışma, kömür projelerinin toplumsal bir talepten kaynaklanmadığını, aksine bu projelerin durdurulmasının siyasi bir fayda sağlayacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye'de de gördüğümüz üzere, kömür projeleri protestolara en açık ve toplumsal direncin en yüksek olduğu alanlar." COP31 ve Türkiye İçin Fırsat Penceresi Türkiye’nin COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) adaylığı ve ev sahipliği süreci, enerji dönüşümü için kritik bir fırsat sunuyor. Araştırma, Türkiye’de geliştirilmekte olan kömür projelerinin kamuoyu nezdinde karşılığı olmadığını vurgularken, liderlerin temiz enerjiye yönelerek hem ekolojik hem de siyasi bir kazanım elde edebileceğine işaret ediyor. Kömürden Kaçışın Temel Nedenleri: Hava Kirliliği: Proje yakınında yaşayanların sağlığına yönelik doğrudan tehdit. Madencilik Faaliyetleri: Yeni santrallerin daha fazla maden sahası açacağı korkusu. Yolsuzluk Algısı: Kömür projeleriyle ilişkilendirilen "ahbap-çavuş kapitalizmi" endişesi.

Gaziantep’te COP31 Seferberliği: "İklim Meselesi Bir Kalkınma Meselesidir" Haber

Gaziantep’te COP31 Seferberliği: "İklim Meselesi Bir Kalkınma Meselesidir"

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, COP31 İklim Elçileri Eğitim Kampı’nda yaptığı konuşmada, iklim krizinin artık bir çevre sorunu olmaktan çıkıp küresel bir kalkınma ve güvenlik meselesine dönüştüğünü vurguladı. ​Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından, SANKO Holding’in destekleriyle düzenlenen COP31 İklim Elçileri Eğitim Kampı başladı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen genç iklim elçileri, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 sürecine Gaziantep’ten hazırlanıyor. ​Fatma Şahin: "İklim Tercih Değil Zorunluluktur" ​Toplantının açılışında konuşan Başkan Fatma Şahin, doğa dostu bir gelecek için en büyük gücün gençler olduğunu belirtti. Şahin, "İklim meselesi artık sadece çevrenin ötesinde; üretimin, suyun, gıdanın ve geleceğin meselesidir. Ölçmediğiniz hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Biz 2011 yılından bu yana tüm adımlarımızı veriye dayalı ve planlı bir şekilde atıyoruz," dedi. ​Gaziantep’in sürdürülebilirlik alanındaki başarılarına dikkat çeken Şahin, şu projelerin altını çizdi: ​Yenilenebilir Enerji: Güneş enerjisi yatırımları ve hidrojen teknolojileri ile enerji dönüşümü. ​Akıllı Su Yönetimi: Kayıp-kaçakla mücadele ve akıllı sayaç sistemleri. ​Yeşil Ulaşım: Elektrikli otobüs ve bisiklet modellerine geçiş süreci. ​Yeşil Alan Artışı: Kişi başına düşen yeşil alan miktarının 8,5 metrekareden 12 metrekarenin üzerine çıkarılması. ​Türkiye Topraklarının %88'i Risk Altında ​İklim Değişikliği Başkanlığı Başkan Yardımcısı Orhan Solak, çarpıcı veriler paylaşarak iklim krizinin kapıda değil, hayatımızın tam merkezinde olduğunu hatırlattı. Solak, "2025 yılı son 55 yılın en kurak yıllarından biri oldu. Araştırmalar, Türkiye topraklarının %88’inin çölleşme riski altında olduğunu gösteriyor. Bu durum iklim değişikliğini bir güvenlik meselesi haline getiriyor," uyarısında bulundu. ​Gençler Değişimin Aktörü Olacak ​UNICEF Türkiye Temsilci Yardımcısı Malti Gandhi ve SANKO Holding CEO’su Cantekin Dinçerler'in de katıldığı kampta, gençlerin yalnızca geleceğin değil, bugünün de değişim aktörleri olduğu vurgulandı. Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecinde gençlerin sesinin yerelden küresele duyurulması hedefleniyor. ​İki gün sürecek olan eğitim kampı boyunca gençler; iklim politikaları, atölye çalışmaları ve stratejik planlama eğitimleri alarak Türkiye’nin iklim elçileri olarak yetkinliklerini artıracak.

Gaziantep’in Sıfır Atık Yol Haritası Belirlendi Haber

Gaziantep’in Sıfır Atık Yol Haritası Belirlendi

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde, Sıfır Atık Vakfı’nın organizasyonu ve Gaziantep Valiliği’nin himayesinde, 81 ilde “Yerelden Ulusala: İsraf ve Atık” temasıyla düzenlenen “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları”nın Gaziantep ayağı, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla gerçekleştirilen sonuç konferansıyla tamamlandı. Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan’ın vizyonu ve himayelerinde, israfla mücadelede yerel çözümlerin ulusal politikalara dönüştürülmesini amaçlayan çalıştayların Gaziantep bölümü, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen sonuç konferansıyla sona erdi. Programa Bakan Yumaklı’nın yanı sıra Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri ile il protokolü katıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gazi şehirde yürütülen yerel uygulamaların sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar ürettiğini ortaya koyduğunu belirterek, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin evsel atıklardan enerji üretimi projesi ile yürütülmesinde ortak olduğu “Geri Dönüşüm Evde Başlar” ve “Yeşil Antep” projelerini güçlü örnekler olarak nitelendirdi. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve gönüllüler; dört ana başlık altında oluşturulan 14 tematik masa aracılığıyla yürüttükleri çalışmalar sonucunda, Gaziantep’in Sıfır Atık Yol Haritası’nı şekillendirdi. Çalışmalarda; kent ölçeğinde somut politika önerileri, kısa, orta ve uzun vadeli uygulama ve izleme mekanizmaları ile ulusal hedeflerle uyumlu şehir ölçekli dönüşüm stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Konferansta çalıştay çıktıları ile “Şehir Sıfır Atık Hedef Belgesi”ne ilişkin sunum, İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür Vekili Harun Topçu tarafından gerçekleştirildi. GAZİANTEP, İSRAFLA MÜCADELEDE VE SIFIR ATIK HAREKETİNDE YALNIZCA BİR UYGULAMA ALANI DEĞİL, AYNI ZAMANDA GÜÇLÜ BİR KÜLTÜREL BEŞİKTİR Programda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sakarya ve Muğla’nın ardından Gaziantep’te düzenlenen toplantının, yerelde geliştirilen bilgi, deneyim ve çözüm önerilerinin ulusal politikalara entegre edilmesi açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. Konuşmasında Gaziantep’in coğrafi işaret başarısına da değinen Yumaklı şunları söyledi: “Bu toplantının Gaziantep’te gerçekleştirilmesi tesadüf değildir. Gaziantep, yalnızca sanayi üretimi ve ticaret kapasitesiyle değil, tarımsal üretim gücü ve köklü gıda kültürüyle de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Özellikle Antep fıstığı üretiminde, Türkiye dünyada üçüncü sırada bulunmakta, ülkemizde Antep fıstığının yaklaşık yarısı da Gaziantep’te yetiştirilmektedir. Şehrin bu üretim kapasitesi; yüksek katma değer, kırsal istihdam, gıda sanayisi ve ihracat açısından stratejik bir alan oluşturmaktadır. Gaziantep’te tarım; işleme, depolama, ticaret ve sofraya ulaşma aşamalarını kapsayan bütüncül bir gıda ekosistemi içinde ele alınmaktadır. Bu bütüncül yapının en güçlü tamamlayıcısı ise Gaziantep’in mutfak kültürüdür. Gaziantep, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dâhil edilen Türkiye’nin ilk şehridir. Bu unvan; Gaziantep mutfağının, yerel üretime dayanan, mevsimine göre ürün kullanan ve israfı en aza indirmeye öncelik veren bir gelenek olduğunu da tescillemektedir. Bu yönüyle Gaziantep, israfla mücadelede, sıfır atık hareketinde yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel beşiktir.” Bakan Yumaklı, konuşmasının devamında; dünyada yaşanan iklim değişikliği, artan kuraklık ve nüfus artışı nedeniyle su varlığı ve gıda güvenliği açısından kritik bir süreçten geçildiğine dikkat çekti. Türkiye’de gıda israfı, su verimliliği ve sıfır atık konularında yürütülen çalışmalar ile ev sahipliği yapılan uluslararası etkinliklere değindi. GAZİANTEP’TE YÜRÜTÜLEN YEREL UYGULAMALAR, SIFIR ATIK YAKLAŞIMININ YEREL ÖLÇEKTE SOMUT VE ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR ÜRETTİĞİNİ AÇIKÇA GÖSTERİYOR Konuşmasının son bölümünde Bakan Yumaklı, küresel platformlarda belirlenen hedeflerin gerçek karşılığının şehirlerde görüleceğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda yürütülen bu çalıştaylar, ortak bir metodolojiye dayanmaktadır. Tematik masa sistemi ve sorun–çözüm–hedef–izleme yaklaşımı sayesinde, bu toplantılar, yalnızca tespit yapmakla kalmamış; uygulanabilir ve izlenebilir politika girdileri üretmiştir. Bu kapsamda her il için hazırlanacak Yerel Sıfır Atık Hedef Belgeleri, yerel ihtiyaçların ulusal politika tasarımına veri sağlaması açısından son derece önemlidir. Gaziantep’te yürütülen yerel uygulamalar, sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar üretebildiğini açıkça göstermektedir. Yıllık yaklaşık 650 bin ton evsel atıktan elde edilen enerjiyle, yaklaşık 50 bin hanenin elektrik ihtiyacının karşılanması, atığın çevresel bir yük olmaktan çıkarılarak ekonomik bir değere dönüştürüldüğünün en somut örneklerinden biridir. “Geri Dönüşüm Evde Başlar” ve “Yeşil Antep” gibi projeler, yerelde sahiplenilen bu dönüşüm iradesinin güçlü örnekleridir. Bu çalıştaylar ve sonuç konferansları, COP31 süreci öncesinde Türkiye’nin sıfır atık yaklaşımını, yerel uygulamalar üzerinden, sahaya dayalı ve somut örneklerle anlatabilmesine imkân tanımaktadır. Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı’nın; elde edilen çıktıları daha da güçlendireceğine, ulusal ve yerel politika bağını pekiştireceğine ve Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yaptığı bu dönemde, yeşil dönüşüm hedeflerine önemli katkılar sunacağına inanıyorum.” ŞAHİN: GAZİANTEP SIFIR ATIĞIN ANA ŞEHRİ OLACAK Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise konuşmasında kurum olarak sıfır atık konusuna verdikleri önemi vurgulayarak şunları söyledi: “Bugün Birleşik Milletler Gaziantep'i yirmi şehir içerisinde bizi layık gördüyse bu bir takım işidir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın gelir gelmez Paris Antlaşması'ndan çıktığına şahit olduk. Ama Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın liderliğinde biz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın ismini değiştirdik. Şehir ve Şehircilik Bakanlığı'nın yanına İklim Değişikliği’ni koyduk ve vakfı kurduk, ajansı kurduk. Bu bir duruştur. Bugün Saygıdeğer Bakanım bizi uyardı. Su savaşları başlayacak. Biz OECD'nin şampiyon şehriyiz. Burada bir çalışma yaptı. Burada katılımcılık, kapsayıcılığı sağlandı. EBRD bütün Türkiye'yi inceledi. Şu anda Yeşil Şehir olan tek şehriyiz. Avrupa Konseyi bize on altı oyla Euro Prize onur ödülünü verdi. Akıllı Şehir, yeşil şehir sosyal dönüşüm. Bu şehir vazgeçmeyenlerin şehri. O yüzden kazananların şehri olacak. Gaziantep sıfır atığın ana şehri olacak. Sıfır atığın COP31'de ana temsilcisi olmaktan bu yirmi şehirden bir olmaktan çok mutluyuz. Sıfır atıkla değiştireceğiz. Birlikte değiştireceğiz. Sıfır atık, sıfır açlık demek. Bunu birlikte başaracağız.” VARANK: TÜRKİYE’DEKİ İYİ ÖRNEKLERİMİZİ DÜNYAYLA PAYLAŞACAĞIZ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, 2017 yılından bu yana geri dönüşüm alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirterek şöyle konuştu: “2017’den bugüne geldiğimiz süreçte çok uzun yollar kat ettik. İlk başladığımızda atıkların dönüşüm oranı Türkiye'de yüzde 13’ken bugün yüzde 36. Net sıfır emisyon hedefimiz 2053 tarihinde. Süreçte geldiğimiz gün itibariyle COP31'in Türkiye'ye gelme sürecinde aslında biz, yerel belediyelerimiz, milletvekillerimiz, tüm paydaşlarımız, kamu kurumlarımız, bakanlıklarımız hep birlikte mücadele ettik ve ev sahibi ve başkanlığı almayı başardık. Bu toplantıda çevreye dair, iklim değişikliğine dair ne varsa konuşacağız. İşte bütün dünyanın iklimle ilgili gibi görülen ama tüm konuların iklim başlığı altında konuşulduğu bu konferansta dünyanın diplomasisi on gün için İstanbul ve Ankara'da. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ortaya koyduğu bir vizyonu şimdiye kadar çok geniş kitlelere yaymayı başardık. Biz bu süreçte seksen bir ilde yapacağımız bu toplantıları tamamlayarak bunların bütün dünyayla paylaşıp ajandamızın artık uygulamaya geçme kısmının ilk adımlarını atmış olacağız. Türkiye'de bizim iyi örneklerimizi dünyayla paylaşacağız. Bunu çok önemli bir fırsat olarak görüyorum ve tüm gençlerin tüm halkımızın bu sürece katkı vermesini canı gönülden istiyorum.” ÇEBER: GAZİANTEP OLARAK SIFIR ATIK KONUSUNDA ÇALIŞMAYA GAYRET EDİYORUZ Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise sıfır atık konusunun artık akademik çevrelerin ötesine geçerek toplumun geneline yayıldığını belirtti ve şunları söyledi: “Bu tip toplantılar, bana dünya gezegeninin insanoğluna doğru yıllarca yıllardır yaptığı çığlığın duyulmaya başladığını ifade edilen ortamlar gibi geliyor. Evet dünya bize yıllardır bas bas bağırıyor. ‘İnsanoğlu sen beni çok hor kullanıyorsun. Bana çok kötü davranıyorsun. Doğamı, yani insanoğlunun ayak bastığı her yeri kirletiyorsun’ diye uzun süredir bağırıyor. İşte bu toplantılar ve benzerleri artık bu çığlığın duyulmaya başladığını sanki bana ifade ediyor. Ama bir taraftan da işte bu ortamlarla bazı kıvılcımları sanki görmeye başlıyoruz. İnsanoğlu dünyanın çığlığını sanıyorum duydu. Özellikle yeni nesil beni çok umutlandırıyor. Biz de Gaziantep olarak sıfır atık konusunda çalışmaya gayret ediyoruz. Birçok projeyi başlattık. Birçok projeyi uygulamaya koyduk.” COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı’nın çalışmalarına değinerek Gaziantep’in Birleşmiş Milletler tarafından seçilen 20 şehir arasında yer almasının önemli bir başarı olduğunu ifade etti. Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan, sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevresel bir politika değil; aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve kültürel bir dönüşümün temel yapı taşlarından biri olduğunu vurguladı. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Haluk Kalyoncu ise üniversitenin sıfır atık konusundaki çalışmalarının artarak süreceğini belirtti. Programın devamında plaket takdimi gerçekleştirildi. Konferans kapsamında ayrıca protokol üyeleri, Gaziantep’in öne çıkan “Sıfır Atık Uygulama Örnekleri”nin yer aldığı sergi alanını ve Gaziantep Sıfır Atık stantlarını ziyaret etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.