Hava Durumu

#Cop31

Kırsal Haber - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COP31 İş Forumu New York Diyaloğu 22 Eylül’de New York’ta Yapılacak Haber

COP31 İş Forumu New York Diyaloğu 22 Eylül’de New York’ta Yapılacak

COP31 İş Forumu New York Diyaloğu, TOBB ve Bloomberg’in ev sahipliğinde 22 Eylül’de New York’ta gerçekleştirilecek. COP31 Başkanı Murat Kurum, COP31 Eylem Gündemi’ni küresel iş dünyasına ilk kez toplantıda sunacak. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nden alınan bilgilere göre, COP31 Özel Sektör Elçisi TOBB ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 İş Forumu New York Diyaloğu, küresel iş dünyasının liderlerini New York’ta bir araya getirecek. New York İklim Haftası kapsamında gerçekleştirilecek toplantı, Bloomberg Green New York programının açılış etkinliği olacak. 22 Eylül Salı günü saat 15.30’da Bloomberg Genel Merkezi’nde başlayacak toplantının açılış konuşmalarını TOBB Başkanı ve COP31 İş Forumu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Bloomberg L.P. ve Bloomberg Philanthropies’in kurucusu, BM Genel Sekreteri’nin İklim Özel Temsilcisi Michael R. Bloomberg yapacak. COP31 Eylem Gündemi Küresel İş Dünyasına Sunulacak Toplantının onur konuğu COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum olacak. Kurum, 21 Eylül’de Birleşmiş Milletler’de açıklayacağı COP31 Eylem Gündemi’ni küresel iş dünyasına ilk kez bu toplantıda ayrıntılı olarak sunacak. Bloomberg TV’den Francine Lacqua’nın yöneteceği “COP31 Eylem Gündemi’ne Özel Sektörün Yanıtı” başlıklı panelde Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Direktörü Dr. Fatih Birol, Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Genel Müdürü Makhtar Diop ve Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Genel Sekreteri John W. H. Denton konuşacak. Toplantıya uluslararası iş dünyasından 300’den fazla üst düzey yöneticinin katılması bekleniyor. “Hükümetler imzalar, iş dünyası hayata geçirir” TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, toplantı öncesinde yaptığı değerlendirmede, hükümetlerin anlaşmaları imzaladığını, iş dünyasının ise bu anlaşmaları hayata geçirdiğini belirtti. Hisarcıklıoğlu, COP31 Eylem Gündemi’nin yapılması gerekenleri ortaya koyduğunu, bunun nasıl hayata geçirileceğini göstermenin ise iş dünyasının görevi olduğunu ifade etti. COP31 İş Forumu olarak Eylem Gündemi’ni uygulamaya taşıyacak iş dünyası yol haritasını hazırladıklarını belirten Hisarcıklıoğlu, New York’ta şekillendirilecek yol haritasının Antalya’da COP31 Başkanlığı’na sunulacağını kaydetti. COP31 İş Forumu Danışma Kurulu İlk Kez Toplanacak TOBB’un internet sitesindeki bilgilere göre, COP31 İş Forumu’nun New York programı 22-25 Eylül tarihlerinde yapılacak tematik toplantılarla devam edecek.

Bakan Kurum: ''Hep Birlikte Dünyanın Yükselen Ateşini Düşürmek Zorundayız'' Haber

Bakan Kurum: ''Hep Birlikte Dünyanın Yükselen Ateşini Düşürmek Zorundayız''

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cenevre programı kapsamında Dünya Meteoroloji Örgütü’nde COP31 Başkanlığı Bilgilendirme Toplantısında konuştu. COP31 Başkanlığı’nın 10 öncelikli hedefini anlatan Bakan Kurum, “Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır” dedi. Türkiye’nin ve COP31 Başkanlığı’nın Dünya Meteoroloji Örgütü’nün Herkes İçin Erken Uyarılar Girişimi’ni güçlü biçimde desteklediğini vurgulayan Bakan Kurum, “Ulaşmak istediğimiz sonuç açık ve nettir; insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz, güvenilir enerji erişiminin genişlediği bir dünya” diye konuştu. Cenevre’deki Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Merkezi’nde COP31 Başkanlığı, Dünya Meteoroloji Örgütü Bilgilendirme Toplantısı Üst Düzey Oturumu gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verileri ışığında iklim krizinin ulaştığı boyuta dikkat çekti. “İklim değişikliğinin sonucu nedir derseniz, net bir şekilde Nepal’i gösterebiliriz” ifadesini kullanan Bakan Kurum, “Küresel iklim sistemi tarihteki en dengesiz dönemini yaşıyor. Sıcaklıklar rekor seviyelerde seyrediyor, kuraklık riski yaşanıyor, bir yandan buzullar eriyor, 2026 sonu için El Nino uyarısı yapılıyor. Küresel anlamda iklim riski, artık insanların hayatına, geçim kaynaklarına, şehirlerimize ve kalkınma imkanlarına doğrudan yansıyor. Bunun en acı örneklerinden birini birkaç hafta önce Nepal’de gördük. Himalayalar’da meydana gelen buzul çökmesiyle tetiklenen büyük sel; yerleşim alanlarını, yolları, köprüleri ve enerji altyapısını vurdu. Bin 386 insanımız hayatını kaybetti, 5 bin 130’dan fazla insanımız hala kayıp” dedi. “TÜRKİYE’DE YAĞIŞLARDA TARİHİMİZİN EN DEĞİŞKEN SÜRECİNİ YAŞIYORUZ” Türkiye’nin yaşadığı iklim kaynaklı afetlere de vurgu yapan Bakan Kurum, “Bugün Türkiye’de de sıcaklıklar yükseliyor, yağış düzeni değişiyor ve aşırı hava olayları artık daha sık karşımıza çıkıyor. Yağışlar konusunda da tarihimizin en değişken sürecini yaşıyoruz. 2025 yılında, son 52 yılın en düşük yağış seviyesini görmüşken, 2026’da son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaştık. Son 10 yılda bazı illerimizde aşırı yağışların ardından sel, su baskınları ve heyelanlar yaşadık; aynı zamanlarda başka bir bölgemizde orman yangınlarıyla mücadele ettik” diye konuştu. ERKEN UYARI İÇİN NEPAL’DEKİ OKUL ÖRNEĞİ Yaşanan felaketlerin meteorolojik risklerin arkasında; evler, çiftçiler, çocuklar ve aileler olduğunu yeniden hatırlattığını belirten Bakan Kurum, meteorolojinin bilimsel temelli ölçüm ve uyarı sistemlerinin bu noktada hayati önem taşıdığını dile getirdi. Bakan Kurum “Meseleye bu açıdan baktığımızda şunu söylemek zorundayız; doğru gözlem, doğru tahmin ve zamanında uyarı, bugün dünyanın en temel insani güvenlik meselesidir. Doğru uygulamanın ilk şartı, riski doğru bilmektir” dedi. Erken uyarı konusunda bugün görüştüğü Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Genel Sekreteri Jagan Chapagain’in anlattığı örneği paylaşan Bakan Kurum şöyle devam etti: Nepal'deki sel öncesinde bir okul ve o okul müdürü Sayın Dawadi… Okulda 900'den fazla çocuğu dağlara çıkararak hayatını kurtardı. Yaklaşık 13 dakika sonra okul yerle bir oldu. Yani zamanla yarışarak, doğru bir tavırla, orada 900 çocuğumuzun, evladımızın kurtarılmasına vesile oldu. İşte erken uyarı sistemi, bu anlamda halkların bilinçlendirilmesi, bu eğitimin çocuklara verilmesi ne kadar önemli, ne kadar kıymetli bunu yaşayarak da görmüş olduk. “DÜNYA METEOROLOJİ ÖRGÜTÜ’NÜN ‘HERKES İÇİN ERKEN UYARILAR GİRİŞİMİ’Nİ GÜÇLÜ BİÇİMDE DESTEKLİYORUZ” COP31 Başkanlığı olarak erken uyarı sistemlerini uygulama hedefi için çok önemsediklerini dile getirerek, “Biliyoruz ki meteoroloji ve iklim bilgisi afetlere hazırlıktan su yönetimine, tarımdan yine sağlığa ve dirençli şehirlerin planlamasına kadar kararların bilimsel temelidir. Bu nedenle gözlem, tahmin ve erken uyarı kapasitesini güçlendirmek COP31 uygulama yaklaşımının en önemli parçalarından bir tanesidir. Ben bizzat afetlere gitmiş, afetlerde mücadele etmiş bir bakan olarak bunları ifade ediyorum. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün ‘Herkes İçin Erken Uyarı Girişimi’ni biz de COP31 Başkanlığı olarak, Türkiye olarak güçlü bir şekilde destekliyoruz” diye konuştu. “BİLİM İLE UYGULAMA ARASINDAKİ MESAFEYİ AZALTMALIYIZ” Türkiye’nin meteoroloji alanındaki çalışmalarını anlatan Bakan Kurum, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün ‘MeteoUYARI’ sistemi ile yaklaşan tehlikeleri farklı renk kodlarıyla gösterip il ve ilçe düzeyinde uyarıları kamuoyuna ve ilgili kurumlara ulaştırdığını kaydetti. Erken uyarı sistemlerinin gıda güvenliği alanında da önemli katkılar sunduğunu belirten Bakan Kurum şöyle devam etti: Bir çiftçi için birkaç derecelik sıcaklık farkı, birkaç saat erken gelen yağmur, dolu veya bir gecelik don bütün bir yılın emeğini etkileyebilir. Bu yüzden hava tahmini; ekim, sulama, ilaçlama ve hasat konutlarının zamanlamasında stratejik bir hale getiren üretim aracıdır. Meteorolojik bilgiyi tarladaki üreticinin günlük kararlarına daha güçlü biçimde taşımak, aynı zamanda gıda güvenliğini güçlendirmektir. Çünkü, etkiye odaklanan tahmin, bilgiyi doğrudan hazırlıkla buluşturur. Doğru tahmin ve erken harekete geçme, büyük kayıpların önüne geçebilir. Erken uyarının başarısını, bilginin zamanında eyleme dönüşmesiyle ölçmeliyiz. Bilginin bu anlamda planlamaya, yatırıma ve uygulamaya yön vermesini istiyoruz. Bilimle uygulama arasındaki mesafeyi azaltmalıyız. Ulaşmak istediğimiz sonuç açık ve nettir; insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz, güvenilir enerji erişiminin genişlediği bir dünya. “1,5 DERECE HEDEFİ BİZİM PUSULAMIZDIR” İklim krizi karşısında artık konuşmanın yerine eyleme geçmenin gerektiğini ifade eden Bakan Kurum, 1,5 derece hedefi doğrultusunda güçlü adımların hayata geçirilmesi gerektiğine işaret etti: İklim kaynaklı hangi afeti konuşsak, karşımıza şu gerçek çıkıyor. Riskleri en aza indirmek, emisyonları daha hızlı azaltmak, uyum kapasitesini güçlendirmek ve kırılgan toplumları desteklemek zorundayız. Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Ve hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır. Bu yolda bize düşen görev de bizi güvenli iklim patikasına taşıyacak politikaları ve uygulamaları gücümüz yettiğince güçlendirmektir. “TEDAVİ UYGULAYACAKSANIZ İLK ÖNCE TEŞHİS YAPACAKSINIZ” COP31 Başkanlığı’nın ‘Uygulama COP’u hedefinin altını çizen Bakan Kurum, “Tedavi uygulayacaksanız ilk önce teşhis yapacaksınız. Bunun için de başından bu yana ‘Uygulama COP'u vurgusu yapıyoruz. Antalya'da bu anlamda mevcut taahhütlerin nasıl uygulanacağını, finansman, teknoloji ve kapasite engellerinin nasıl aşılacağını konuşmak istiyoruz. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon yaklaşımımız da bunu ifade ediyor. Farklı koşulları anlamak, ortak zemini büyütmek ve bu zemini sahada sonuca dönüştürmek. Doğuyla batı arasında, yine güneyle kuzey arasında köprü vazifesi görecek, kimsenin geride bırakılmadığı o anlayışı COP31 Başkanlığı'na taşıyacak bir bakışla, anlayışla süreci yürütmeye gayret gösteriyoruz” dedi. BAKAN KURUM, COP31 BAŞKANLIĞI’NIN 10 ÖNCELİKLİ ALANINI ANLATTI Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı’nın iklim krizine karşı uygulamaya yönelik ortaya koyduğu eylem gündemi başlıkları ve 2053 hedeflerinin altını çizdi. Temiz enerji ve elektrifikasyon, Sıfır Atık, dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, gıda güvenliği, okyanuslar ve denizler, dirençli sağlık sistemleri, Rio Sinerjileri ve İklim Uygulama Köprüsü’nden bahseden Bakan Kurum, deprem bölgesinde tamamlanan Asrın İnşa Seferberliği sonrası inşa edilen dirençli şehirlere vurgu yaptı. COP31 Başkanlığı’nın eylem gündemini hayata geçirmek için 2035’e yönelik net uygulama hedeflerini de ortaya koyduğunu anlattı. “YAŞANABİLECEK BİR DÜNYA KALMADIKTAN SONRA TOPRAKLARINIZI KORUMANIN ANLAMI YOK” NATO ülkelerinin savunma bütçelerini artırdığı gibi tüm ülkelerin de iklim değişikliği ile mücadeleye kaynak ayırması gerektiğinin altını tekrar çizen Bakan Kurum, “Ülkeler bugün yaşadığımız krizler sonrası enerji güvenliği, gıda krizi risklerini önümüzdeki dönemde yaşamak istemiyorlarsa eğer her ülke her alanda kendi kendine yetmelidir. Bu iradeyi tüm liderler göstermelidir. Nasıl ki NATO ülkeleri kendi güvenlikleri için bütçelerini yüzde 5'e çıkarıyorlarsa aynı bakışı, aynı duruşu, aynı tavrı iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymak zorundalar. Çünkü yaşanabilecek bir dünya kalmadıktan sonra topraklarınızı, ülkenizi, insanınızı korusanız da neticede yaşayacak bir dünya olmayınca hiçbir anlamı yok” diye konuştu. “BİLİMİ KARAR VE UYGULAMAYLA DAHA GÜÇLÜ BİÇİMDE BULUŞTURACAĞIZ” Önümüzdeki hafta New York İklim Haftası programlarını, ardından Fiji Pre-COP’u, Dünya Liderler Zirvesi’ni ve Antalya’da COP31’in tematik günlerini gerçekleştireceklerini belirten Bakan Kurum, “Her aşamada bilimi karar ve uygulamayla daha güçlü biçimde buluşturacağız. Burada başlayan diyaloğun Antalya’da somut ortaklıklara, yatırımlara ve uygulamaya dönüşmesini arzu ediyoruz” dedi. Türkiye’nin bilgi ve tecrübesini diğer ülkelerle paylaşmaya devam edeceğini vurgulayan Bakan Kurum, bu kapsamda 3 yıl boyunca her yıl, en az gelişmiş ülkelerden 30 teknik personele eğitim verileceğini sözlerine ekledi.

İklim Dirençli Samsun Çalışmaları Tanıtıldı Haber

İklim Dirençli Samsun Çalışmaları Tanıtıldı

Samsun Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kent hedefleri doğrultusunda yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekledi. “İklim Dirençli Kent Samsun’un COP31 Serüveni” başlıklı lansman programında, Samsun Elektronik Atık Geri Kazanım Tesisi Fizibilite Çalışması ile Samsun Kentsel Isı Adası Etki Atlası tanıtıldı. Samsun Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumların iş birliğiyle İklim Dirençli Kent Samsun’un COP31 Serüveni” başlıklı lansman programı hayata geçirildi. Türkiye’nin 2026 yılında Antalya’da ev sahipliği yapacağı 31. Taraflar Konferansı (COP31) sürecinde Samsun’un yerel ölçekte hayata geçirdiği iklim odaklı çalışmaların ele alındığı program, iki oturum hâlinde gerçekleştirildi. Protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen birinci oturumda elektronik atık (e-atık) yönetimi ele alındı. OMÜ Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Nurdan Gamze Turan'ın modere ettiği oturumda; e-atık yönetiminde mevzuat ve uygulama sorunları, değerli metal geri kazanımı ve kentsel madencilik ile Türkiye'deki AEEE toplama ve geri kazanım uygulamaları sahadan örneklerle anlatıldı. İkinci oturumda ise Samsun Kentsel Isı Adası Atlası konusu ele alındı. OMÜ Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Hülya Aykaç Özen'in modere ettiği oturumda; ısı adası etkisinin kent yapılaşmasındaki rolü, Samsun'un atlas verilerinin ortaya koyduğu tablo, ilçelerin ısı adası profili ile kırılgan gruplarda ısı adası etkisi ve halk sağlığı boyutu konuşuldu. Toplantı alanında ayrıca elektronik atık ayrıştırma standı ile ısı adası etkisi haritalarının sergilendiği bir stant yer alırken program soru-cevap bölümüyle sona erdi. İklim değişikliklerine karşı dirençli bir kent hedefleniyor Samsun Büyükşehir Belediyesi, bilimsel veriler ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda hazırlanan bu çalışmalarla daha sağlıklı, çevreye duyarlı ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli bir kent hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor.

''Antalya Su Zirvesi'' Öncesinde Su Diyaloğu Toplantıları Yapıldı Haber

''Antalya Su Zirvesi'' Öncesinde Su Diyaloğu Toplantıları Yapıldı

9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde Antalya Su Diyaloğu toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, arıtılmış suların tarım, yeşil alan sulaması ve uygun endüstriyel kullanımlarda yeniden değerlendirilmesinin Antalya’nın su geleceği açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Yaklaşan COP31 öncesinde Antalya Ticaret Borsası ev sahipliğinde Antalya Su Diyaloğu düzenlendi. Tarım, turizm, ticaret ve sanayi sektöründe su yönetimi başlıklarının ele alındığı zirvede kentin su geleceği, iklim değişikliği ve kuraklık riskine karşı alınması gereken önlemler ele alındı. Toplantıya Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni temsilen Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy katılırken, kamu, üniversite ve sektör temsilcileri de toplantıda yer aldı. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KAPIMIZIN ÖNÜNDE COP31 öncesi böyle bir toplantıyı düzenlediği için Antalya Ticaret Borsası’na teşekkür eden Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, “Hepimizin ortak derdi su. Buradaki herkes bu şehre su yönetimi ve suyun gelecek nesillere aktarılması ile ilgili çok büyük katkılar sağlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak da bizler de suyla ilgili önemli çalışmalara imza atıyoruz. Antalya iklim değişikliğini Manavgat yangınından sonra konuşur oldu. İklim değişikliği kapımızın önünde. Neler yapabiliriz, geleceğe nasıl katkı koyabiliriz diye baktığımızda çalışmalarımızı su ve su kaynaklarını daha verimli kullanmaya odaklandırdık” dedi. SU KAYNAKLARIMIZI KORUMALIYIZ ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya’nın artan nüfusu, turizm ve tarımsal faaliyetleriyle birlikte suya olan talebin de artacağını belirterek, su yönetiminde kaynakların daha verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti. Gülebay, ASAT’ın çalışmalarını su kaynaklarını korumak, kayıp ve kaçakları azaltmak, arıtılmış suyu yeniden kazanmak ve alternatif su kaynaklarını değerlendirmek olmak üzere dört temel hedef doğrultusunda sürdürdüğünü ifade etti. ANTALYA’NIN SU GELECEĞİ Su kaynaklarının gelecek nesiller için korunması gerektiğini vurgulayan Gülebay, içme suyu şebekelerinin yenilenmesi, SCADA ve akıllı ölçüm sistemlerinin geliştirilmesiyle su kayıplarının azaltılacağını söyledi. Arıtılmış suların tarım, yeşil alan sulaması ve uygun endüstriyel kullanımlarda yeniden değerlendirilmesinin de Antalya’nın su geleceği açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Gülebay, “Hedefimiz daha fazla su tüketen bir Antalya değil, mevcut suyunu daha akıllı kullanan bir Antalya. ASAT olarak kaynaklarımızı koruyan, kayıpları azaltan, atık suyu yeniden kazanan ve gelecek nesillerin su hakkını güvence altına alan bir su yönetim sistemi için çalışıyoruz” dedi. BÜYÜKŞEHİR SUYU KORUYOR ÜRETİMİ BÜYÜTÜYOR Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Melike Kireçcibaşı da toplantıda “Yerel Yönetimlerde Tarımsal Su Yönetimi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Kireçcibaşı tarafından yapılan sunumda Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği projeler paylaşıldı. Melike Kireçcibaşı, “Büyükşehir Belediyesi olarak çiftçilerimizin daha verimli sulama yapabilmesi adına 2019 yılından bugüne 26 kapalı sistem tarımsal sulama tesisi yapılarak hizmete sunulmuştur. Sulama kooperatiflerine ve muhtarlıklara bugüne kadar 700 kilometrelik sulama borusu desteği sağladık. Eski açık sulama tesislerini revize ederek kapalı devre sulama sistemlerine dönüştürüldü. Böylece yüzde 75 su tasarrufu sağlandı. Antalya, 43 bin dekarlık modern sulama alanına kavuştu. Saniyede 2.875 litre su sağlanırken, bin kilometrelik de toplam boru hattı sağlandı. Üreticilerimize dijital tarım uygulamaları, biyolojik mücadele, fide ve fidan destekleri sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

Türkiye’de İklim Krizi Mesaisi: Vatandaşlar 32 Gün Fazladan Sıcak Yaşadı Haber

Türkiye’de İklim Krizi Mesaisi: Vatandaşlar 32 Gün Fazladan Sıcak Yaşadı

Dünya genelinde sıcaklık rekorlarının kırıldığı 2026 yazı, iklim krizinin yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Climate Central tarafından hazırlanan son analiz, bu yaz 1,5 milyardan fazla insanın iklim değişikliği nedeniyle artan riskli sıcak günlere en az bir ay boyunca maruz kaldığını ortaya koydu. İklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olan Türkiye’de ise vatandaşlar yaz boyunca fazladan bir aydan fazla süreyi aşırı sıcakların gölgesinde geçirdi. Türkiye’de İklim Krizi Mesaisi: Vatandaşlar 32 Gün Fazladan Sıcak Yaşadı Çalışmanın verilerine göre, küresel ısınma Türkiye’de ortalama bir kişinin fazladan 32 gün boyunca riskli sıcaklara maruz kalmasına yol açtı. 1991-2020 dönemindeki sıcaklıkların %90’ından daha yüksek olan günleri kapsayan "riskli sıcak gün" tanımı, insan sağlığını doğrudan tehdit eden eşik değerlerin aşıldığı dönemleri ifade ediyor. Türkiye genelinde 54,3 milyon kişi en az 30 gün boyunca bu yüksek riskli sıcaklıkları deneyimledi. Aşırı Sıcaklardan En Çok Etkilenen İller Türkiye’de iklim değişikliği kaynaklı fazladan riskli sıcak gün sayısının en yüksek kaydedildiği şehirler şu şekilde sıralandı: Adana: 40 gün Gaziantep: 39 gün İstanbul: 37 gün Bursa: 34 gün İzmir: 33 gün Küresel Bilanço: Asya’da 2,8 Milyar Kişi, Avrupa’da Rekor Sıcaklar Climate Central analizi, küresel çapta da tablonun vahametini ortaya koyuyor: Asya Kıtası Başı Çekiyor: Dünya nüfusunun %25’i her gün iklim krizinin etkilerini hissetti. Asya’da kıta nüfusunun %58’ine denk gelen 2,8 milyar insan, en az 30 gün boyunca riskli sıcaklarla mücadele etti. Avrupa Rekor Kırtı: Olağan dışı sıcaklıkların en yoğun görüldüğü ilk 10 ülkeden 7’si Avrupa’da yer aldı. Her 10 Avrupalıdan 9’u (%89) bir ay boyunca riskli sıcaklıklara maruz kaldı. Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık dahil 54 ülkede 1970-2026 yılları arasındaki en sıcak Haziran-Ağustos dönemi yaşandı. Afrika’da Biyoçeşitlilik Tehlikede: Altı Afrika ülkesinde yaz günlerinin en az %95’inde iklim değişikliğinin güçlü etkileri görüldü. Bu durum rekor düzeyde orman yangınlarına, kuraklığa ve sağlık sistemlerinin kilitlenmesine neden oldu. Toplamda 203 ülkede ortalama bir kişi, iklim krizinin doğrudan hissettirdiği en az 30 sıcak gün geçirdi. Uzman Değerlendirmesi: "Gerçek Rakamlar Çok Daha Yüksek Olabilir" Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, açıklanan verilerin ihtiyatlı bir alt sınır olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti: “Türkiye bu yaz, iklim değişikliği olmasaydı yaşamayacağı 32 riskli sıcak gün geçirdi. Riskli sıcak gün, insan sağlığı açısından eşik sayılan sıcaklığın aşıldığı gün demek. O eşiğin üstüne çıkıldığında hastane başvuruları da ölümler de hızla artıyor. Eşik ise 1991-2020 ortalamasına, yani zaten ısınmış bir döneme göre belirlendi. Hesap, günlük ortalama sıcaklığa dayanıyor ve nemi dikkate almıyor. Oysa Ege ve Akdeniz kıyısında insanı asıl çökerten şey nemli sıcaktır. İkinci sorun ise çözünürlük. Kullanılan verinin hücreleri yaklaşık 25 kilometre ve kentin içini ayırt edemiyor; örneğin İzmir'de gölgeli bir sahal mahallesiyle beton yoğun bir iç mahalle arasındaki sıcaklık farkını göremiyor. Yapılması gereken belli: Sıcak hava dalgalarına erken uyarı, kent ölçeğinde ısı haritaları ve bunlara bağlanmış bir sağlık planı. COP31'e hazırlanan bir ülke, önce kendi nüfusunun sıcağa ne kadar maruz kaldığını ölçebilmeli.” BM’den Acil Çağrı: "Fosil Yakıt Bağımlılığını Bırakmalıyız" Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (İDÇS) İcra Sekreteri Simon Stiell ise iklim krizinin ekonomik ve insani maliyetine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Sağlığı tehdit eden aşırı sıcaklarla bir ay daha karşı karşıya kalan bir milyardan fazla insan, insanlığın kömür, petrol ve doğalgaz yakma bağımlılığının yol açtığı iklim krizinin giderek artan maliyetlerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Hayatlar ve geçim kaynakları büyük ölçekte mahvoluyor, sağlık sistemleri baskı altında, işletmeler zorlanıyor ve bedelini tüm ekonomiler ödüyor. Ancak çözümler açık: Fosil yakıtlardan daha ucuz ve daha güvenli olan temiz enerjiye daha hızlı geçiş yapmak, iklim direncini artırmak ve ormanları korumak.”

COP31 Yolunda Bilimsel Çalışmalar Uluslararası Medyanın Gündeminde Haber

COP31 Yolunda Bilimsel Çalışmalar Uluslararası Medyanın Gündeminde

Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (SUMAE), Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 öncesinde uluslararası medya temsilcilerini ağırladı. Uluslararası medya temsilcileri SUMAE’yi ziyaret etti Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) hazırlıkları kapsamında düzenlenen “Road to COP31: Sustainable Future Medya Programı III” çerçevesinde uluslararası medya mensuplarının 11 Eylül 2026 tarihinde Enstitüyü ziyaret ettiği belirtildi. Ziyarette medya temsilcilerine SUMAE’nin su ürünleri alanında yürüttüğü araştırma ve çalışmalar hakkında bilgi verildi. İklim değişikliği ve sürdürülebilir balıkçılık ele alındı Program kapsamında iklim değişikliğinin denizel ekosistemler, su ürünleri kaynakları ve sürdürülebilir balıkçılık üzerindeki etkileri ele alındı. Bu kapsamda bilimsel araştırmaların iklim değişikliğine uyum ve sürdürülebilir su ürünleri yönetimindeki rolüne dikkat çekildi. SUMAE’nin söz konusu alanlarda yürüttüğü bilimsel çalışmalar ve araştırma altyapısı da uluslararası medya temsilcilerine tanıtıldı. SUMAE’nin çalışmaları uluslararası kamuoyuna aktarıldı Ziyaret kapsamında gerçekleştirilen görüşme, röportaj ve görüntüleme çalışmalarıyla Enstitünün araştırma faaliyetleri uluslararası medya mensuplarıyla paylaşıldı. Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün paylaşımına göre ziyaret, iklim değişikliğiyle mücadelede bilimsel çalışmaların ve sürdürülebilir su ürünleri yönetiminin öneminin uluslararası kamuoyuna aktarılmasına katkı sundu.

Türkiye, Küresel Sera Gazı Emisyonlarında 13. Sıraya Yükseldi Haber

Türkiye, Küresel Sera Gazı Emisyonlarında 13. Sıraya Yükseldi

Avrupa Komisyonu’nun Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ile birlikte derlediği ve Küresel Atmosferik Araştırmalar için Emisyon Veritabanı (EDGAR) değerlerine dayanan Joint Research Centre’ın (JRC) “Tüm Dünya Ülkelerinin Seragazı Emisyonları 2026” başlıklı yeni raporu yayımlandı. Rapora göre, COVID-19 sonrası emisyonlardaki yükseliş eğilimi, önceki yıla kıyasla daha düşük bir hızda da olsa devam etti. İki istisnai dönem olan 2009 finansal krizi ve COVID-19 pandemisi haricinde küresel emisyonlar 21. yüzyıl boyunca artış eğilimini sürdürürken, 2025 yılında küresel sera gazı emisyonları 2024'e kıyasla %0,7 artarak rekor bir seviye olan 54 gigaton (Gt) karbondioksit eşdeğerine (CO₂e) ulaştı. ​Yayımlanan raporda en büyük altı kirletici olarak öne çıkan Çin, ABD, Hindistan, AB, Rusya ve Endonezya, 2025’te küresel emisyonların %62’sinden sorumlu olurken; ABD emisyonlarını 2024’e kıyasla %2,2 artırarak dünya çapında en büyük mutlak artışı kaydetti. Buna karşın Çin ve Hindistan emisyon seviyelerini ilk kez sabit tuttu veya azalttı (sırasıyla +%0,1 ve -%0,2). En büyük 16 kirleticiden altısı olan Hindistan, AB, Rusya, Brezilya, Japonya ve Avustralya 2025’te emisyonlarını azaltma başarısı gösterirken; Avrupa Birliği (AB) de LULUCF (Arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık) hariç sera gazı emisyonlarını 2024 yılına kıyasla %0,2 düşürdü. Bu miktar, AB'nin 1990 seviyelerine kıyasla %35,6’lık bir düşüş elde ettiğini ortaya koydu. ​Ancak raporda Türkiye ile ilgili paylaşılan veriler dikkat çekici ve endişe verici bir tabloyu gözler önüne serdi. COP31 Başkanı Türkiye, en fazla emisyona neden olan ülkeler arasında 13. sıraya yükselirken, COP31 Müzakereler Başkanı Avustralya Türkiye’nin hemen ardından 14. sırada yer aldı. Türkiye ayrıca, en büyük 16 emisyon kaynağı arasında, emisyonlarını en hızlı artıran (% +4,2) ülke olarak kayıtlara geçti. Büyük kirleticiler arasında Türkiye'nin yanı sıra İran (% +1,7) ve Suudi Arabistan’ın da (% +1,3) emisyonları kayda değer oranda arttı. ​Avrupa Komisyonu verilerinin ardından Türkiye’de faaliyet gösteren uzman sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesiyle kurulan İklim Ağı, konuya ilişkin sert ve uyarıcı bir değerlendirme paylaştı. İklim Ağı açıklamasında, "Avrupa Komisyonu’nun verileri, Türkiye’nin sera gazı emisyonlarını hızla artırdığını ortaya koyuyor. İklim Ağı olarak daha önce de vurguladığımız gibi, emisyonların bugün hâlâ artıyor olması, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu, gerçek bir emisyon azaltım politikasına acilen ihtiyaç duyduğunu gösteriyor" ifadelerine yer verildi. ​Türkiye’nin COP31 Başkanlığı döneminde iklim liderliği iddiasının hakkını vermesinin yolunun fosil yakıtlara dayalı yatırımları sonlandırmaktan ve emisyonları bugünden itibaren azaltmaktan geçtiğini belirten uzmanlar; kömürden çıkışın planlanması, fosil yakıt teşviklerinin kaldırılması, yenilenebilir enerjinin doğayı ve yöre sakinlerini koruyacak şekilde yaygınlaştırılması ve adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi. İklim Ağı, "Türkiye, emisyonlarını artıran politikalarla iklim krizine dirençli bir toplum yaratamaz" diyerek acil eylem çağrısında bulundu. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: https://edgar.jrc.ec.europa.eu/report_2026

Antalya’nın Su Geleceği İçin Kritik Buluşma Haber

Antalya’nın Su Geleceği İçin Kritik Buluşma

Antalya Ticaret Borsası, tarım, turizm, sanayi ve kent yaşamında suyun geleceğini ele almak üzere “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” toplantılarını 15-16 Eylül tarihlerinde düzenleyecek. 23 Eylül’de gerçekleştirilecek “Antalya Su Zirvesi: COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi” ile Antalya’nın su yönetimine ilişkin ortak yol haritasının ortaya konulması hedefleniyor. Antalya’nın su kaynaklarının geleceği, farklı sektörlerin katılımıyla kapsamlı bir toplantı serisinde ele alınacak. Antalya Ticaret Borsası tarafından düzenlenecek etkinliklerde tarımdan turizme, sanayiden kentsel yaşama kadar suyun kullanımı ve yönetimi farklı başlıklar altında değerlendirilecek. İlk gün tarım ve turizm konuşulacak “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” toplantılarının ilk günü olan 15 Eylül’de iki ayrı oturum gerçekleştirilecek. “Tarım Sektörü Su Yönetimi” oturumunda tarımsal üretimde suyun etkin ve sürdürülebilir kullanımı ele alınırken, “Turizm Sektörü Su Yönetimi” oturumunda Antalya’nın turizm sektöründe su yönetimine ilişkin konular değerlendirilecek. İkinci gün kentsel ve sanayi su yönetimi gündemde 16 Eylül’de düzenlenecek toplantılarda ise “Kentsel Su Yönetimi” ve “Sanayi Sektörü Su Yönetimi” başlıkları ele alınacak. Kentsel yaşam ve sanayi sektörünün su kaynakları üzerindeki etkilerinin yanı sıra sürdürülebilir su yönetimi, kaynakların verimli kullanımı ve geleceğe yönelik çözüm önerilerinin değerlendirilmesi bekleniyor. Antalya Su Zirvesi 23 Eylül’de Toplantı serisinin ardından 23 Eylül’de Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde “Antalya Su Zirvesi: COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi” gerçekleştirilecek. Zirvede, 15-16 Eylül tarihlerindeki sektör toplantılarında ortaya çıkan değerlendirmelerin ortak bir çerçevede ele alınması ve Antalya’nın su geleceğine yönelik yol haritasının oluşturulması hedefleniyor. Antalya Ticaret Borsası, düzenlenecek toplantı ve zirveyle kentin su kaynaklarının korunması, suyun verimli kullanılması ve sektörler arasında ortak bir su yönetimi anlayışının geliştirilmesine yönelik ortak aklın ortaya konulmasını amaçlıyor. Antalya’nın su geleceği masaya yatırılacak Tarım, turizm, sanayi ve kent yaşamının su ihtiyacının birlikte değerlendirileceği toplantılar, Antalya’nın gelecekte karşı karşıya kalabileceği su yönetimi sorunlarına yönelik çözüm arayışlarının da önemli başlıklarından biri olacak. 15-16 Eylül’de gerçekleştirilecek “Antalya Su Diyaloğu” toplantılarının ardından 23 Eylül’de düzenlenecek Antalya Su Zirvesi ile Antalya’nın su geleceğine ilişkin ortak eylem anlayışının güçlendirilmesi hedefleniyor.

COP31’e Doğru: Türkiye’den ve Zirveden Neler Bekleniyor? Haber

COP31’e Doğru: Türkiye’den ve Zirveden Neler Bekleniyor?

İklim Masası tarafından 9 Eylül Çarşamba günü ‘’COP31’e Doğru: Türkiye’den ve Zirveden Neler Bekleniyor?’’ başlıklı bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda, iki ay sonra Türkiye başkanlığında Antalya’da gerçekleşecek iklim zirvesinden beklenenler, iklim diplomasisini ve Türkiye’nin iklim politikalarını yıllardır takip eden Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semra Cerit Mazlum ve İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü ve İklim Masası Danışma Kurulu Üyesi Dr. Ümit Şahin tarafından katılımcılarla paylaşıldı. Bir buçuk derecelik eşiğin aşılmış olması, devam eden petrol krizi ve savaşlar, ABD’nin iklim rejiminden çekilmesi ve ‘‘uygulama COP’’ deneyi gibi, iklim rejiminin içinden ve dışından birçok gelişmenin bu sene üst üste geldiğini hatırlatan Öğretim Üyesi Mazlum, COP31’in ‘‘iklim diplomasisi tarihinde kritik bir aşama olacağını’’ belirtti. Dr. Ümit Şahin ise bu kritik COP’un başarısının, nereden bakıldığına göre değişebileceğine dikkat çekti. Türkiye’nin çok net iki hedefi olduğunu söyleyen Şahin, bunları elektrifikasyon hedefinin taraf ülkelerce benimsenmesi ve Uygulama Köprüsü’nün kalıcı bir mekanizmaya dönüştürülmesi olarak sıraladı: ‘’Eğer bu ikisi olursa, Türkiye kendi açısından başarılı bir COP olarak görecek,’’ dedi. Ancak uluslararası toplumun kriterlerinin farklı olacağını vurgulayan Şahin, önemli bir beklentinin, finansman başlığında somut bir ilerleme görmek olacağını söyledi. Şahin’e göre COP31 sırasında fosil yakıtlardan hiç söz edilmemesi de birçok kişi nezdinde ‘’bir COP’un başarısız olmasının bir numaralı nedeni.’’ Öğretim Görevlisi Mazlum, orta güçlerin yeni bir nüfuz alanı yaratabilmesi için ittifaklarda sürükleyici rol üstlenmesi ve kredibilite yaratması gerektiğini, çünkü orta güçlere atfedilen gücün ancak söylenenlerin fiilen yapılmasıyla kabul gördüğünü aktardı. Mazlum’a göre Türkiye, ‘’kendi ulusal hedeflerini yükseltir, fosil yakıtlardan uzaklaşma iradesi ortaya koyar ve böyle bir karar ilan ederse,’’ çeşitli koalisyonlar ve ittifaklar içerisinde COP başkanlığını dış politikada yeni bir etki alanına dönüştürebilir. Türkiye’nin bugüne kadar iklim alanında fazla bir şey yapmayan bir ülke konumunda olduğunu hatırlatan Dr. Şahin, COP ev sahipliğiyle ve Bakan Murat Kurum’un konuşmalarında görülen iddialı COP başkanlığı tutumuyla birlikte artık bu tablonun değişmesi gerektiğini söyledi: Türkiye’nin artık ‘’orta güç olarak liderlik iddiasında olan ve ön açan bir ülke olması gerekiyor,’’ diyen Şahin’e göre bu geçişi yapabilmesi için Türkiye’nin öncelikle kendi ulusal politikalarını değiştirmesi gerekiyor. COP31’e daha iki ay olduğunu hatırlatan Şahin, ‘’Benim hâlâ şöyle bir umudum var: Bu iki ay içinde Türkiye kömür konusunda bir taahhütte bulunacak. En azından yeni kömürlü santraller yapmama taahhüdünde bulunacak. Plastik atık ithalatını yasaklayacak. Daha önce imza atmadığı bazı eylem gündemi bildirilerine imza verecek. Bunları yaparsa hem liderlik iddiası somutlaşmış olur hem de güçlü bir COP başkanı olarak zaten en büyük amacı olan prestijini de yükseltmiş olur,’’ ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.