Hava Durumu

#Çukurova

Kırsal Haber - Çukurova haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çukurova haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Şevkin: "Dalda Çürüyen Ürün Tarım Politikalarının İflasıdır" Haber

CHP'li Şevkin: "Dalda Çürüyen Ürün Tarım Politikalarının İflasıdır"

CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, dalında çürüyen narenciyenin tarım politikalarının iflası olduğunu vurguladı CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, başta Adana olmak üzere Çukurova’da narenciye üreticilerinin her geçen yıl ağırlaşan ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirterek, sektörün geleceğinin Meclis Araştırması ile bütün yönleriyle ele alınmasını istedi. Çukurova’nın Türkiye’nin en önemli narenciye üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Şevkin, limon, mandalina, portakal ve greyfurt üretimiyle geçimini sağlayan binlerce üreticinin artan maliyetler, ürün fiyatlarındaki belirsizlik, pazarlama ve depolama sorunları ile ihracattaki sıkıntılar nedeniyle üretimden kopma noktasına geldiğini ifade etti. “Mazotundan gübresine, ilacından elektriğine, sulamasından işçiliğine, ambalajından nakliyesine kadar her kalemde maliyet artışı yaşayan üretici, hasat zamanı ürününü kaç liraya satacağını bilemiyor. Üreticinin alın terinin karşılığını alamadığı bir sistem sürdürülebilir değildir” diyen Dr. Şevkin, narenciye üreticisinin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi. “ÜRÜN DALDA KALIRKEN ÜRETİCİ BORCA BATIYOR” Narenciyede en büyük sorunlardan birinin hasat döneminde yeterli ve öngörülebilir pazar bulunamaması olduğuna dikkat çeken Şevkin, ürünün dalında kalmasının yalnızca o yılın gelir kaybına değil, üreticinin gelecek sezon için ihtiyaç duyduğu finansmanı da sağlayamamasına yol açtığını kaydetti. Dr. Şevkin, “Üretici ürününü yetiştiriyor, masrafını yapıyor, borçlanıyor; ancak hasat geldiğinde alıcı bulamıyor ya da ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalıyor. Bir başka ifadeyle üretici hem üretirken hem de ürününü satarken kaybediyor. Bu tabloya seyirci kalınamaz” diye konuştu. (Basın Bülteni)

Çukurova Narenciyesinin Geleceği İçin Eylem Planı Haber

Çukurova Narenciyesinin Geleceği İçin Eylem Planı

Çukurova’da narenciyenin geleceği, Adana Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıda ele alındı. Sektörün üretimden ihracata, sanayiden tüketime kadar tüm değer zincirinin güçlendirilmesi, yeni pazarların oluşturulması ve katma değerli üretimin geliştirilmesine yönelik öneriler değerlendirildi. Toplantıya, Adana Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç’in yanı sıra TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve Adana Milletvekili Abdullah Doğru, Adana Vali Yardımcısı Abdullah Şahin, Ticaret İl Müdürü Hüseyin Gödelek, İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, üretici Mehmet Mühür ve sektör temsilcileri katıldı. “Her kilogram narenciyeye pazar oluşturmalıyız” Şahin Bilgiç, narenciye sektörünün yalnızca fiyat üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek üretim, depolama, pazarlama, ihracat, sanayi ve tüketim kanallarının birlikte güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bilgiç, “Temel hedefimiz yalnızca ürünü satmak değil, üretilen her kilogram narenciyeye bir pazar oluşturmaktır” dedi. Mevcut ihracat pazarlarının korunmasının yanı sıra Orta Doğu, Körfez ülkeleri, Orta Asya, Uzak Doğu, Güneydoğu Asya ve Afrika gibi yeni pazarlara yönelik çalışmaların hızlandırılması gerektiği ifade edildi. İç tüketim ve katma değerli üretim öne çıktı Toplantıda zincir marketler, belediyeler, okullar, üniversiteler, yurtlar, hastaneler ve otellerin önemli pazar kanalları olarak değerlendirilmesi önerildi. “Narenciye Satış Noktaları”, “Adana/Çukurova Okul Narenciyesi Programı”, taze narenciye suyu satış noktaları, hediye paketleri ve e-ticaret gibi uygulamalar gündeme geldi. Narenciyenin meyve suyu, konsantre, aroma, uçucu yağ, pektin ve kurutulmuş ürünlere dönüştürülerek katma değerinin artırılması gerektiği belirtilirken, “Narenciye Entegre İşleme ve Katma Değer Merkezi” oluşturulmasına yönelik fizibilite çalışmalarının değerlendirilmesi önerildi. Çukurova Narenciye Ekosistemi hedefleniyor Sektörde sürdürülebilir bir yapı oluşturulması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, hedefin dalında kalan ürünü yönetmek değil, üretilen her kilogram narenciyenin ekonomik değer bulacağı güçlü bir Çukurova Narenciye Ekosistemi oluşturmak olduğunu ifade etti. Toplantıda ayrıca sektör paydaşları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi amacıyla “Çukurova Narenciye Koordinasyon Masası” ile piyasa verilerinin düzenli izlenmesini sağlayacak “Çukurova Narenciye Piyasa Bilgi Sistemi” oluşturulması önerileri değerlendirildi. Adana Ticaret Borsası’nın, Çukurova narenciyesinde üreticiden tüketiciye uzanan değer zincirinin güçlendirilmesi ve yeni pazarların oluşturulması amacıyla çalışmalarını sürdüreceği bildirildi.

Adana’da Coğrafi İşaretli Yer Fıstığında Hasat Sezonu Başladı Haber

Adana’da Coğrafi İşaretli Yer Fıstığında Hasat Sezonu Başladı

Çukurova’nın bereketli topraklarında yetişen ve coğrafi işaret tesciliyle kalitesini kanıtlayan Adana yer fıstığında hasat heyecanı yaşandı. Karataş ilçesinde düzenlenen programda konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, kentin üretimdeki lider konumuna dikkat çekti. ​Tarımın başkentlerinden Adana, stratejik ürünlerinden biri olan yer fıstığında verimli bir hasat dönemine "merhaba" dedi. Karataş ilçesinde gerçekleştirilen hasat programı, protokol üyeleri ve çiftçilerin yoğun katılımıyla tarlada coşkuyla kutlandı. ​Etkinliğe Karataş Kaymakamı Ozan Onu, İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, Karataş İlçe Müdürü Mehmet Mengeloğlu ile çok sayıda üretici katıldı. Tarlaları gezip üreticilerle yakından ilgilenen protokol, sezonun verim durumunu inceleyerek tarımsal süreçler üzerine sohbet etti. ​“Yer Fıstığında Lokomotif Gücümüzü İleriye Taşıyacağız” ​Hasat alanında üreticilere hitap eden İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, yer fıstığının hem bölge ekonomisi hem de ülke sanayisi için büyük bir değer taşıdığını belirtti. Bayazıt açıklamasında, "Verimli toprakları ve iklim avantajıyla Adana’mız, yer fıstığı üretiminde lokomotif güç konumundadır. Hem sanayiye hammadde sağlayan hem de katma değeriyle üreticimize nefes aldıran bu milli değerimizi, modern tarım teknikleriyle her yıl daha da ileriye taşımayı sürdüreceğiz" dedi. ​Çukurova’nın Altın Sarısı: Türkiye Lideri Adana ​Sahip olduğu iklim ve toprak yapısıyla tarımda ayrıcalıklı bir yere sahip olan Adana, yer fıstığı üretimindeki iddialı konumunu rakamlarla da ortaya koyuyor. Açıklanan 2025 verilerine göre Adana, Türkiye genelindeki yer fıstığı üretiminde ilk sırada yer alıyor. Ülkede üretilen toplam yer fıstığının neredeyse yarısı (%46) doğrudan Çukurova ovasından sağlanıyor. Eşsiz aroması ve kalitesiyle öne çıkan Adana Yer Fıstığı, 2023 yılında resmi olarak coğrafi işaret tescili aldı.

YENİ Partili Ayhan Barut’tan Limon Üreticisi İçin Çağrı Haber

YENİ Partili Ayhan Barut’tan Limon Üreticisi İçin Çağrı

Adana’da 2026 limon hasadı başlarken üreticinin düşük alım fiyatı ve yüksek üretim maliyetleriyle mücadelesi sürüyor. Yüreğir Ovası’nda limon üreticilerini ziyaret eden YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, limonun kilogram üretim maliyetinin yaklaşık 10 lira olduğunu, buna karşın üreticiye 5-6 lira civarında fiyat teklif edildiğini söyledi. Hasat döneminde limon üreticisinin ciddi bir fiyat sorunu yaşadığını belirten Barut, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için kilogram başına en az 15-16 lira fiyat oluşması gerektiğini ifade etti. Barut, alıcı bulunamaması nedeniyle ürünlerin dalında beklediğini ve limon üreticisinin zarar etme riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Adana’da limon üreticisi maliyet baskısı altında Yüreğir Ovası’ndaki bir limon bahçesinde ziraat mühendisi Hüseyin Doğru ile incelemelerde bulunan Ayhan Barut, Çukurova’da limon hasadının başladığı dönemde üreticinin beklediği fiyatı bulamadığını belirtti. Limon yetiştirmenin uzun ve emek yoğun bir süreç olduğuna dikkat çeken Barut, üreticinin yaklaşık 5 yıl boyunca ürün almak için emek verdiğini söyledi. Hasat döneminde çiftçinin gelir elde etmeyi beklediğini belirten Barut, düşük alım fiyatlarının üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade etti. Barut, “Limonu yetiştirmek kolay değil. Yaklaşık 5 yıl uğraşıyor çiftçi, emek verip üretiyor. Tam hasat vakti üretici sevinip bayram edecekken maalesef limonda yine hüsranla karşı karşıya” dedi. Limonun üretim maliyeti 10 lira, alım fiyatı 5-6 lira Limon üretim maliyetinin kilogram başına yaklaşık 10 lira olduğunu belirten Barut, üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapabilmesi için maliyetlerin üzerinde bir fiyat alması gerektiğini söyledi. Üreticinin eline geçmesi gereken fiyatın en az 15-16 lira seviyesinde olması gerektiğini ifade eden Barut, piyasada 5-6 lira gibi fiyatların konuşulmasının limon üreticisini endişelendirdiğini kaydetti. Barut, yakın dönemde market ve pazarlarda kilogram fiyatı 200 liraya kadar çıkan limonun bugün üreticinin elinde kalmasına tepki göstererek, “Daha yakın zamana kadar markette ve pazarlarda kilo fiyatı 200 lirayı bulan limon ne oldu da dalında bekliyor?” diye sordu. Türkiye’de limon üretiminde Çukurova önemli bir merkez Türkiye’nin yıllık limon üretiminin yaklaşık 2 milyon ton olduğunu belirten Barut, Adana, Hatay ve Mersin’in Türkiye limon üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu söyledi. Yüksek girdi maliyetlerinin çiftçinin üretim gücünü olumsuz etkilediğini ifade eden Barut, limon üreticisinin desteklenmesi çağrısında bulundu. Üreticinin zararına satış yapmak zorunda kalması halinde limon bahçelerinin ve ağaçlarının kesilmesi riskinin yeniden ortaya çıkabileceğini belirten Barut, bunun ülke tarımı açısından ciddi bir kayıp olacağını dile getirdi. Barut, üreticiye maliyetlerini karşılayabileceği ve sürdürülebilir üretim yapabileceği bir fiyat verilmesi gerektiğini belirterek, çiftçinin desteklenmesinin tüketici açısından da olumlu sonuçlar doğuracağını söyledi. Ziraat mühendisi Doğru: “Üretici bu işin altından kalkamayacak” Limon bahçesinde tarımsal üretim danışmanlığı yapan ziraat mühendisi Hüseyin Doğru da limon sektöründeki fiyat ve maliyet sorununa dikkat çekti. Yaklaşık 35 yıldır narenciye sektöründe çalıştığını belirten Doğru, limonda alıcı sorunu yaşandığını ve üreticiye verilen fiyatların maliyetlerin altında kaldığını ifade etti. İşçilik, akaryakıt ve gübre gibi temel tarımsal girdilerin fiyatlarının yükseldiğini belirten Doğru, buna rağmen limonun düşük fiyatlarla satılmasının üreticiyi zarara sürüklediğini söyledi. Yakın zamana kadar limon fiyatlarının yükseldiğini, depolardaki ürünlerin piyasaya çıkmasıyla birlikte fiyatların gerilediğini belirten Doğru, erkenci mandalinada da benzer bir fiyat sorunu yaşandığını ifade etti. Doğru, “Çiftçi sürekli zarar ederse bu girdi fiyatlarındaki artışla üretim sürekli zorlaşıyor. Böyle giderse üretici bu işin altından kalkamayacak” dedi.

Sıcaklık ve Yoksulluk 120 İlçede Kesişti, Çifte Risk Haritalandı! Haber

Sıcaklık ve Yoksulluk 120 İlçede Kesişti, Çifte Risk Haritalandı!

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’nın gerçekleştirdiği araştırma, Türkiye’de aşırı sıcak riski ile sosyoekonomik kırılganlığın kesiştiği noktaları ilk kez gözler önüne serdi. Çalışmaya göre, Türkiye’nin 973 ilçesinin 120’sinde yüksek sıcak tehlikesi ile düşük uyum kapasitesi üst üste biniyor. ​Climatic Change dergisinde yayımlanan ve 1980 ile 2024 yılları arasındaki 44 yıllık verileri kapsayan araştırmada, ülkedeki aşırı sıcak koşulları hane halkı gelir yapılarıyla karşılaştırıldı. Her sekiz ilçeden birinde görülen bu "çifte risk" durumu, iklim krizinin sosyal eşitsizliklerle nasıl derinleştiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. ​Risk, Tehlike ile Kırılganlığın Kesişiminde Ortaya Çıkıyor ​Aşırı sıcaklardan bahsederken yalnızca termometrenin gösterdiği dereceye odaklanmanın yanıltıcı olduğunu belirten araştırma, aynı sıcaklığın yarattığı hasarın sıcaktan korunma imkanlarına göre değiştiğini vurguluyor. ​Antalya'da 42 derecelik bir sıcaklıkta vatandaşlar klimalı iç mekanlarda serinleyebilirken, Harran Ovası'nda toplumun önemli bir kesimi klimaya erişememekte ve tarlada çalışanların gölgede dinlenmesi bile mümkün olmamaktadır. ​Klimanın yaygınlığı, bina yalıtımı, çalışma saatlerini esnetebilme ve sağlık hizmetlerine erişim gibi etkenler süreci doğrudan etkiliyor. ​Sıcak tehlikesi hesaplanırken; sıcak hava dalgalarının sayısı, süresi, şiddeti, en sıcak gün, tropik gece sayısı ve ısınma hızı olmak üzere yedi farklı gösterge kullanıldı. Sosyoekonomik kırılganlık için ise TÜİK gelir verileri baz alınarak en düşük gelir grubuna daha yüksek ağırlık verildi. ​Tehlike Üç Ana Bölgede Yoğunlaşıyor ​Araştırma sonucunda riskli grupta yer alan 120 ilçenin rastgele dağılmadığı, aksine üç ana kümede toplandığı tespit edildi: ​Güneydoğu Anadolu Kümesi: Şanlıurfa, Mardin, Batman ile Diyarbakır, Siirt ve Şırnak’ın bir bölümünü kapsayan en geniş alan. ​Çukurova Kümesi: Adana ve çevresindeki ova bölgesi. ​İç ve Doğu Bölgeler: Aydın, Denizli, Kütahya, Uşak, Manisa ve Afyonkarahisar’ın yayla kesimleri ile Malatya, Elazığ ve Tunceli’nin alçak vadileri. Bu küme, sıcağın merkezi Güneydoğu'da kalsa da ekonomik kırılganlığın riski iç bölgelere doğru genişlettiğini gösteriyor. ​Adana - Mersin - Hatay Hattında "Tropik Gece" Alarmı ​Analize en düşük sıcaklığın 25 derecenin altına inmediği tropik gecelerin dahil edilmesi, risk haritasını değiştirdi. Gündüz maruz kalınan ısı stresinden vücudun toparlanabilmesi için gece serinlemesine ihtiyaç duyulduğunu belirten uzmanlar, Adana, Mersin ve Hatay hattının bu bakımdan ülkenin en zorlu koridoru olduğuna dikkat çekiyor. Bu hatta gündüz sıcaklıkları 40 dereceyi aşarken, geceleri de çoğunlukla 25 derecenin üzerinde seyrediyor. ​Kıyı Kesimler ve Serin Ama Kırılgan İlçelerin Durumu ​Yüksek Gelirli Sıcak Kıyılar: Antalya, Muğla, Aydın ve İzmir kıyıları ülkenin en sıcak yerleri arasında yer almasına rağmen, görece yüksek gelir düzeyleri sayesinde daha düşük risk sınıfında bulunuyor. Bu bölgelerdeki temel sorunlar yüksek talep saatlerinde elektrik şebekesinin dayanıklılığı ile mevsimlik tarım ve hizmet çalışanlarının korunmasıdır. ​Serin Ama Kırılgan İlçeler: Erzurum, Kars, Ardahan platoları ile Tokat, Sivas ve Yozgat gibi iç kesimler düşük sıcak tehlikesi sınıfında yer alsa da sosyoekonomik kırılganlıkları yüksektir. Şu an için iklimin sağladığı tampon dursa da, bu tamponun incelmesi durumunda nüfusun uyum kapasitesi zayıf kalacaktır. ​İlçelere Göre Farklılaşan Önlem Planları Şart ​Araştırma bulguları, tek tip uyarı eşikleri yerine her ilçenin kendi dinamiklerine uygun hazırlık planlarının yapılması gerektiğini ortaya koyuyor: ​Sıcaklık ve Kırılganlığın Yüksek Olduğu İlçeler: Kamuya açık serinleme alanları oluşturulmalı, aşırı sıcak saatlerinde açık alan çalışmaları durdurulmalı ve konutlara yalıtım ile pasif serinletme desteği sağlanmalıdır. ​Yüksek Gelirli Sıcak Kıyılar: Şebeke dayanıklılığına, bina enerji standartlarına ve mevsimlik çalışanların haklarına öncelik verilmelidir. ​Serin Ama Kırılgan İlçeler: Sıcaklıklar daha da yükselmeden uyum kapasitesi artırılmalı; bu yatırımlar sert kış koşulları ve sel gibi diğer risklere karşı da tahkim edilmelidir. ​Erken Uyarı Sistemleri: Türkiye genelinde erken uyarı sistemlerine gündüz sıcaklığının yanı sıra gece eşiği de mutlaka eklenmelidir. ​Copernicus bültenine göre 2026 yılının Temmuz ayı, küresel kayıtlardaki en sıcak ikinci temmuz olarak kayıtlara geçerken, uzmanlar sıcağın kimleri ve nasıl etkilediğini belirleyen koşulları değiştirmenin elimizde olduğunu vurguluyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı

CHP’li Şevkin’den Tarım Bakanına 41 Soruluk Önerge Haber

CHP’li Şevkin’den Tarım Bakanına 41 Soruluk Önerge

CHP Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye’de çiftçinin artan maliyetler, düşük alım fiyatları, ithalat politikaları ve plansızlık nedeniyle üretimden uzaklaştığını belirterek Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle 5 ayrı soru önergesi sundu. Toplam 41 sorunun yer aldığı önergelerde üzüm üreticileri, Çukurova çiftçisinin sorunları, tarım ithalatı, tarımsal destekler ve üretimde yaşanan sorunlar ele alındı. “ÜRETİCİ TOPRAĞINI SATIYOR” Çiftçinin yüksek girdi maliyetleri karşısında emeğinin karşılığını alamadığını ve bazı üreticilerin borçlarını kapatabilmek için tarlasını ve bahçesini satmak zorunda kaldığını ifade eden Şevkin, üreticiyi toprakta tutacak politikalar oluşturulması gerektiğini vurguladı. Üzüm üreticisinin yaşadığı fiyat sorununa da dikkat çeken Şevkin, geçen yıl 16-17 lira seviyelerinde konuşulan yaş üzüm fiyatının bu yıl 11 liraya teklif edildiğini, mazot fiyatının ise yaklaşık 40 liradan 80 liraya yükseldiğini belirterek, “Maliyetler katlanırken üreticinin eline geçen para nasıl oluyor da geçen yılın altında kalıyor?” diye sordu. ÇUKUROVA’DA ÜRETİCİ ZORLANIYOR Çukurova’da karpuz üreticisinin ürününü maliyetinin altında dahi satamadığını belirten Şevkin, narenciye üreticisinin ise sorunlar nedeniyle bahçesindeki ağaçları kesmeye başladığını söyledi. Mısır üreticisinin de alım fiyatı açıklanmadan ürününü düşük fiyatla satmak zorunda kaldığını ifade etti. Tarımda ithalat politikalarının yerli üreticinin umudunu kırdığını savunan Şevkin, hasat dönemlerinde ithal ürünlerle karşı karşıya kalan çiftçinin mağdur olduğunu belirterek üretim ve pazarlama zincirindeki sorunların çözülmesini istedi. “ÇİFTÇİYİ TOPRAKTA TUTMAK ZORUNDAYIZ” Tarımsal desteklerin yeterli seviyeye çıkarılması gerektiğini vurgulayan Şevkin, çiftçiye üretimin başında yeterli destek, hasat sonunda ise emeğinin karşılığının verilmesi gerektiğini söyledi. Şevkin, “Çiftçi yoksa üretim yok, üretim yoksa gıda güvenliği yoktur. Türkiye’nin geleceği için çiftçiyi yaşatmak zorundayız” ifadelerini kullandı. CHP’li Şevkin’in Bakan Yumaklı’ya sunduğu 5 ayrı soru önergesinde toplam 41 soru cevaplanmayı bekliyor.

YENİ Partili Ayhan Barut: "Hasat Gecikti, Sulama Borçları Ertelensin" Haber

YENİ Partili Ayhan Barut: "Hasat Gecikti, Sulama Borçları Ertelensin"

YENİ Parti Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, hasat yapamayan, ürünü para etmeyen ve artan maliyetler altında zorlanan çiftçilerden 31 Ağustos’a kadar sulama ücretlerini ödemelerinin istenmesine tepki gösterdi. Barut, başta sulama ücretleri olmak üzere çiftçilerin borçlarının en azından hasat sonuna kadar ertelenmesini talep etti. Bu yıl üretim sezonunda yaşanan olağanüstü yağışlar ve olumsuz hava koşullarının tarımsal üretimi ve çiftçileri zor durumda bıraktığını belirten Barut, üreticilerin tarlalarına zamanında girememesi nedeniyle ekim ve dikimlerin geciktiğini, ürünlerde verim ve kalite kayıplarının yaşandığını söyledi. Özellikle mısır hasadının gecikmesinin çiftçilerin borç ödeme takvimini de doğrudan etkilediğini ifade eden Barut, Adana ve Çukurova’nın Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olduğunu belirterek, 2026 sezonunda bölgede yaşanan aşırı yağış, sel ve dolu olaylarının tarımsal üretimi ciddi biçimde olumsuz etkilediğini kaydetti. Özellikle mısır üretiminde bazı bölgelerde verim kayıplarının önemli boyutlara ulaştığını belirten Barut, Çukurova Bölgesi’nde mevsim koşullarından kaynaklı olarak mısır hasadının geciktiğini ve çok az sayıda çiftçinin hasat yapabildiğini ifade etti. Çiftçilerin henüz ürünlerini hasat edip gelir elde edemeden sulama borçlarını 31 Ağustos’a kadar ödeme baskısıyla karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğunu söyleyen Barut, normal üretim takviminin dışında gelişen hava koşulları nedeniyle ekimlerin gecikmesi, ürünlerin gelişme dönemlerinin uzaması ve hasadın ötelenmesinin çiftçilerin iradesi dışında gerçekleştiğini vurguladı. Üretim maliyetlerinin de her geçen gün arttığına dikkat çeken Barut, mazot, gübre, tohum, zirai ilaç, işçilik, elektrik ve sulama giderlerindeki yüksek artışların üreticinin maliyet yükünü ciddi ölçüde artırdığını belirtti. Buna karşılık ürün fiyatlarının üreticinin artan maliyetlerini karşılamaktan uzak kalmasının çiftçilerin ekonomik sıkıntısını daha da derinleştirdiğini ifade etti. Barut, bu şartlar altında 31 Ağustos 2026 tarihine kadar sulama ücretlerinin ödenmesinin zorunlu tutulmasının Çukurova çiftçisinin mevcut gerçekliğiyle bağdaşmadığını belirterek, çiftçiden önce ürününü hasat etmesinin, ürününü gerçek değerinden satabilmesinin ve ardından borcunu ödeyebilecek bir gelir elde etmesinin beklenmesi gerektiğini söyledi. Hasat süreci tamamlanmadan, ürün henüz tarladayken çiftçinin ödeme baskısı altına alınmasının ekonomik yükü daha da artıracağını belirten Barut, başta sulama borçları olmak üzere çiftçilerin kamuya ve ilgili kurumlara olan tarımsal borçlarının ertelenmesi çağrısında bulundu. Barut, 31 Ağustos 2026 olarak belirlenen sulama ücreti ödeme süresinin bölgedeki hasat takvimi dikkate alınarak uzatılmasını istedi. Aşırı yağış, sel ve dolu nedeniyle oluşan verim ve kalite kayıplarının da dikkate alınarak üreticilere acil ve etkin destek sağlanması gerektiğini ifade etti.

Tarlalarda Sessiz Tehlike! Haber

Tarlalarda Sessiz Tehlike!

Enerji ve İstihbarat Birimi’nin (ECIU) yeni araştırması, iklim değişikliğinin tarım işçileri üzerinde yarattığı "ısı stresi" krizinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Uzmanlar, küresel çapta yaşanan bu dramatik değişimin gıda fiyatlarını artırabileceği ve Türkiye’nin tarımsal üretim merkezlerini ciddi bir riskle karşı karşıya bıraktığı konusunda uyarıyor. ​İklim krizi, etkisini sadece aşırı hava olaylarıyla değil, çalışma yaşamını derinden sarsan "ısı stresi" ile de hissettiriyor. ECIU tarafından yapılan ve 15 ülkeyi kapsayan çalışma, tarım işçilerinin iklim değişikliğinin bedelini hem sağlıkları hem de verimlilikleriyle ödediğini ortaya koyuyor. ​Tarımda Kayıp Saatler: %98’lik Artış ​2025 Lancet Countdown raporuna göre, rekor sıcaklıkların yaşandığı 2024 yılında, küresel ölçekte 640 milyar potansiyel çalışma saati sıcağa maruz kalma nedeniyle kaybedildi. Bu rakam, 1990-1999 dönemine kıyasla %98’lik korkutucu bir artışa işaret ediyor. ​Araştırmanın en çarpıcı bulgusu ise iş gücü kayıplarının odağında tarım sektörünün olması. Küresel çalışma saati kayıplarının %63,5’i doğrudan tarım işçilerinden kaynaklanıyor. İnsani Gelişme Endeksi düşük olan ülkelerde ise bu oran %75,5’e kadar tırmanıyor. ILO’nun projeksiyonları, 2030 yılına kadar ısı stresi kaynaklı GSYH kaybının 2,4 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. ​Türkiye: "İklim Krizinin Sıcak Noktası" ​Akdeniz Havzası'nda yer alması nedeniyle küresel ortalamadan daha hızlı ısınan Türkiye, tarımsal üretimde büyük risk altında. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nden Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, durumu şu sözlerle özetliyor: ​"Çukurova, Ege ve Güneydoğu Anadolu ovaları hem sıcağın hem de nemin yoğunlaştığı yerler. 'Yaş termometre sıcaklığı' (wet-bulb) dediğimiz yöntemle ölçtüğümüzde, nemin yüksek olduğu bu bölgelerde vücudun soğuma yeteneği tamamen kayboluyor. Bu durum, 12 saati bulan hasat dönemlerinde çalışan işçiler için doğrudan hayati risk demek." ​Lund Üniversitesi’nden Dr. Sinem Kavak ise özellikle Şanlıurfa, Hatay, Adana ve Antalya gibi üretimin yoğun olduğu illere dikkat çekiyor: "Dar gelirliler, yoksul çiftçiler ve mevsimlik işçiler bu kavurucu sıcakların etkisini çok daha fazla hissediyor. Tarlalarda gölgelik alan ve içme suyuna erişim gibi temel ihtiyaçların bile kısıtlı olması durumu daha da kötüleştiriyor." ​"Süper" El Niño ve Gıda Fiyatları ​Araştırmacılar, bu yıl etkili olması beklenen "süper" El Niño’nun mevcut iklim krizini daha da derinleştireceği konusunda hemfikir. El Niño; pirinç, kahve, şeker ve buğday gibi temel mahsullerin verimini düşürerek küresel gıda fiyatlarında yeni bir enflasyon dalgasını tetikleyebilir. ​Brezilya’da 2024 yılında işçi başına 295 saatlik iş gücü kaybı yaşanması, Türkiye’nin de gıda tedarik zincirindeki kırılganlığı artırıyor. ​Çözüm İçin "Temel Halk Sağlığı Zorunluluğu" ​Uzmanlar, iklim değişikliğinin yarattığı bu eşitsiz yükü hafifletmek için şu adımların atılması gerektiğini vurguluyor: ​Çalışma Saatlerinin Düzenlenmesi: Sıcağın zirve yaptığı öğle ve ikindi saatlerinden işin kaydırılması. ​Altyapı Desteği: Tarlalarda gölgelik alanlar, serinleme istasyonları ve temiz içme suyuna kesintisiz erişim. ​Doğa Dostu Tarım: Kıtalararası Organik Çiftçiler Ağı Başkanı Shamika Mone’nin belirttiği gibi; gölge ağaçları dikmek ve çeşitli mahsul desenlerine geçmek, çiftlik içi sıcaklıkları düşürebilir. ​Sistematik Uyum Politikaları: Erken uyarı sistemlerinin ülke genelinde, tarlalarda uygulanabilir hale getirilmesi. ​Türkiye için artık mesele sadece "ne kadar ısınacağımız" değil, bu aşırı ısıyı hangi koşullarda, kimin göğüsleyeceği sorusuna yanıt bulmak haline gelmiş durumda. Uzmanlara göre, alınacak önlemler bir "lüks" değil, temel bir halk sağlığı ve gıda güvenliği zorunluluğudur. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

TİGEM’de Hasat Seferberliği: Ülke Genelinde Bereketli Sezon Başladı Haber

TİGEM’de Hasat Seferberliği: Ülke Genelinde Bereketli Sezon Başladı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), 2026 üretim sezonu hububat hasadı çalışmalarını hızlandırdı. Çukurova’dan Karacabey’e, Aksaray’dan Bursa’ya kadar geniş bir coğrafyada, sertifikalı tohumluk üretimi ve verimli tarım uygulamalarıyla hasat süreci titizlikle yönetiliyor. ​TİGEM bünyesindeki tarım işletmeleri, modern ekipman ve planlı üretim anlayışıyla ülke tarımına değer katmaya devam ediyor. Hasat döneminin başlamasıyla birlikte; verimliliği artırmak, ürün kayıplarını minimuma indirmek ve en yüksek kaliteyi yakalamak amacıyla ülke genelindeki işletmelerde hummalı bir çalışma yürütülüyor. ​Çukurova’da Modern Hasat Teknolojileri ​Çukurova Tarım İşletmesi, 2026 sezonuna Ziyabey-98 buğday çeşidiyle hızlı bir giriş yaptı. İşletmede toplam 24 bin 152 dekar buğday ekili alanda hasat faaliyetleri devam ediyor. ​Üretim sezonunda öne çıkan çeşitler: ​Golia: 14 bin 693 dekar ​Ziyabey-98: 8 bin 193 dekar ​Şahika: 1.266 dekar ​Aksaray Koçaş’ta Tohumluk Hasadı Hız Kazandı ​TİGEM Koçaş Tarım İşletmesi, 2025-2026 güzlük ekilişleri kapsamında tohumluk hasadına başladı. Aksaray’da yürütülen çalışmalarda toplam 7 bin 695 dekar alan hasat edilecek. ​Hasat edilecek ürün çeşitleri: ​Arpa (Refleksiyon, Kral 97, Burakbey): 5 bin 518 dekar ​Tohumluk Tritikale: 343 dekar ​Tohumluk Fiğ: 1.834 dekar ​700 Yıllık Gelenek: Karacabey Tarım İşletmesi ​Osmanlı döneminden günümüze uzanan yaklaşık 700 yıllık köklü bir tarımsal üretim mirasına sahip olan Karacabey Tarım İşletmesi, 2026 hububat hasadına start verdi. Bursa’nın Karacabey ilçesinde yer alan işletme, sadece bitkisel üretimle değil, aynı zamanda büyükbaş-küçükbaş hayvancılık, safkan Arap atı ve Türk çoban köpekleri (Kangal ve Akbaş) yetiştiriciliğiyle de tarım sektörünün lokomotifi konumunda. ​Karacabey'de hasat verileri: ​Toplam Hasat Alanı: 15 bin 367 dekar ​Pehlivan Buğdayı: 3 bin 214 dekar ​Flamura 85 Buğdayı: 12 bin 153 dekar ​Ekipman Gücü: 6 biçerdöver ve 6 kamyon ​"Tohumlukta Öncü, Üretimde Güçlü" ​TİGEM, sertifikalı tohumluk ve üstün vasıflı damızlık üretimindeki öncü konumuyla çiftçilere yüksek verimli ürünler sunmaya devam ediyor. Tüm işletmelerde teknik ekiplerin koordinasyonunda, ürünlerin en uygun zamanda hasat edilmesi için 7/24 esaslı bir çalışma takvimi uygulanıyor. Bu stratejik hamleler, Türkiye’nin gıda arz güvenliğine ve tarımsal ekonomisine doğrudan katkı sağlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.