Hava Durumu

#Çukurova

Kırsal Haber - Çukurova haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çukurova haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üretici Ürününü Dalında Bırakıyor, Borcunu Nasıl Ödeyecek? Haber

Üretici Ürününü Dalında Bırakıyor, Borcunu Nasıl Ödeyecek?

CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye’nin narenciye deposu Çukurova’da üreticilerin giderek derinleşen ekonomik krizine dikkat çekerek Tarım ve Orman Bakanlığına acil müdahale çağrısında bulundu. TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, gübre, ilaç, mazot, elektrik, sulama, işçilik, ambalaj ve nakliye maliyetlerinin altında ezilen üreticinin ürününü satamaz hale geldiğini belirten Dr. Şevkin, Ziraat Bankası kredi borçlarının ödeme döneminin gelmesiyle çiftçinin yeni bir çıkmazla karşı karşıya kaldığını vurguladı. “ÜRETİCİ ÜRÜNÜNÜ DALINDA BIRAKIYOR, BORCUNU NASIL ÖDEYECEK?” Çukurova’da narenciye üreticisinin yaşadığı sorunların artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade eden Dr. Müzeyyen Şevkin, üreticinin yüksek girdi maliyetleri ile düşük ürün fiyatları arasında sıkışıp kaldığını belirtti. Narenciye üreticisinin üretim yapabilmek için gübreye, ilaca, mazota, elektriğe, suya, işçiliğe, ambalaja ve nakliyeye her geçen gün daha fazla para harcadığını kaydeden Dr. Şevkin, hasat döneminde ürününü değerinde satamayan çiftçinin kimi zaman emeğini dalında bırakmak zorunda kaldığını dile getirdi. Üreticinin bir yandan artan maliyetlerle mücadele ettiğini, diğer yandan biriken borçlarını ödemeye çalıştığını vurgulayan Dr. Şevkin, şöyle konuştu: “Çukurova’da narenciye üreticisi bitti, bitti Sayın Bakan! Üretici artık dayanacak gücünü kaybediyor. Bir an önce harekete geçin! Ziraat Bankası kredi borçlarını erteleyin, borçları yapılandırın, üreticiye nefes aldırın. Tarla ve bahçede üreticinin kazanamadığı, markette vatandaşın pahalıya tükettiği bu düzeni değiştirmek zorundasınız. İhracatın önünü açın, çiftçinin önünü açın! Çukurova’nın bereketli topraklarında üretimin devam etmesi, çiftçinin ayakta kalması için daha neyi bekliyorsunuz?”

Mersin Ziraat Odalarından Uyarı: Çiftçi Üretiyor Kazanamıyor Haber

Mersin Ziraat Odalarından Uyarı: Çiftçi Üretiyor Kazanamıyor

Mersin İli Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, tarım sektöründe yaşanan üretim maliyetleri, pazarlama sorunları ve ihracat sıkıntılarına ilişkin toplantı sonuç bildirgesi yayımladı. Bildirgede, bazı tarım ürünlerinde kilogram başına üretim maliyetinin 9-12 liraya ulaştığı, üreticinin karşılaştığı satış fiyatlarının ise 1-4 liraya kadar gerilediği belirtilerek acil çözüm çağrısı yapıldı. Mersin İli Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, Türk tarımının yalnızca maliyet kriziyle değil, ciddi bir pazarlama ve üreticinin ayakta kalma kriziyle karşı karşıya olduğunu bildirdi. Mersin, Çukurova ve Türkiye’nin birçok tarım bölgesinde üreticilerin büyük sıkıntılar yaşadığı belirtilen bildirgede, bahçelerde ve depolarda ürün bulunmasına rağmen çiftçilerin ekonomik açıdan zor durumda olduğu vurgulandı. Üretim maliyeti 9-12 lira, satış fiyatı 1-4 liraya kadar geriledi Bildiride, tarımsal üretimde mazot, gübre, ilaç, elektrik ve işçilik maliyetlerinin yükselmeye devam ettiği, buna karşılık ürün satış fiyatlarının gerilediği ifade edildi. Bazı ürünlerde kilogram başına üretim maliyetinin 9-12 liraya ulaştığı, üreticilerin karşılaştığı satış fiyatlarının ise 1-4 liraya kadar düştüğü belirtilerek çiftçilerin ürünlerini sattıklarında dahi zarar edebildiğine dikkat çekildi. Toplama ve işçilik maliyetlerini karşılayamayan bazı üreticilerin ürünlerini dalında bırakmak zorunda kaldığı ifade edilen bildirgede, çiftçilerin artan borç yükü nedeniyle gelecek üretim sezonuna ilişkin endişeler taşıdığı kaydedildi. Kurul, üreticilerin yaşadığı sorunlara ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Çiftçinin isyanı siyasete değil, geçim derdinedir. Çiftçi ayrıcalık değil, alın terinin karşılığını istemektedir.” İhracat sorunları için acil çözüm çağrısı Mersin Ziraat Odaları, ihracat güzergâhlarında yaşanan sıkıntıların, dış pazarlara erişimdeki güçlüklerin ve artan nakliye maliyetlerinin üreticilerin ürünlerini pazarlamasını zorlaştırdığını belirtti. İhracat pazarlarındaki daralma ve ulaşım sorunlarına karşı ilgili bakanlıkların, ihracatçı birliklerinin ve sektör temsilcilerinin bir araya gelmesi gerektiği vurgulandı. Alternatif ihracat güzergâhlarının belirlenmesi ve yeni pazarların devreye alınması talep edilen bildirgede, ürünler henüz dalındayken çözüm üretilmesinin önemine dikkat çekildi. “Ürün dalındayken çözüm üretilmelidir. Ürün çürüdükten sonra alınacak tedbirlerin çiftçiye faydası olmayacaktır.” Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekildi Bildiride, üretici ile tüketici arasındaki fiyat uçurumu da tarım sektörünün önemli sorunları arasında gösterildi. Çiftçinin bahçesinde yeterli değer bulmayan ürünlerin market raflarında yüksek fiyatlarla satılmasının hem üreticileri hem de tüketicileri mağdur ettiği ifade edildi. Bu nedenle tarımsal ürünlerin üreticiden tüketiciye ulaşmasına kadar geçen pazarlama zincirinin daha şeffaf, denetlenebilir ve adil bir yapıya kavuşturulması gerektiği belirtildi. “Tarım politikalarının başarısı yalnızca üretim miktarıyla ölçülemez” Mersin İli Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, tarım politikalarının başarısının yalnızca üretim miktarına bağlı olmadığını, üretilen ürünlerin pazarlanması ve çiftçilerin emeklerinin karşılığını almasının da temel ölçüt olması gerektiğini vurguladı. Üreticilerin borçlarını ödeyemediği, ağaçlarını sökmeyi düşündüğü ve gençlerin tarımdan uzaklaştığı koşullarda tarımın geleceğinin risk altında olduğu ifade edildi. Bildiride, üreticilerin ekonomik sorunlarının devam etmesinin tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini ve gıda güvencesini tehdit edebileceğine dikkat çekildi. Mersin Ziraat Odalarından beş temel talep Mersin İli Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, üreticilerin yaşadığı sorunların çözümü için şu talepleri sıraladı: • İhracat sorunlarının çözülmesi, • Alternatif ihracat pazarlarının açılması, • Üretici maliyetlerinin azaltılması, • Tarımsal borçların üreticileri rahatlatacak şekilde yeniden düzenlenmesi, • Ürünlerin değerlendirilmesine yönelik acil tedbirlerin hayata geçirilmesi. “Çiftçinin alın teri dalında çürümemeli” Bildirgenin sonuç bölümünde, üreticilerin her geçen gün daha fazla borçlandığı ve bahçelerdeki ürünlerin alıcı beklediği belirtilerek tarım sektörünün sorunlarına yönelik somut adımlar atılması istendi. Çiftçilerin bütün zorluklara rağmen üretimden vazgeçmediği vurgulanırken, üreticinin emeğinin korunması ve ürünlerine pazar bulunmasının ortak sorumluluk olduğu ifade edildi. Mersin İli Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçinin alın teri dalında çürümemeli! Üreten çiftçi zarar etmemeli! Bereketli toprakların sahibi olan üreticimiz yoksulluğa mahkûm edilmemeli!” Kurul, üreticilerin sorunlarını gündeme taşımaya ve çözüm arayışlarını sürdürmeye kararlı olduklarını bildirdi.

Gıda Üreticileri ve Kadın Kooperatifleri Alıcılarla Buluştu Haber

Gıda Üreticileri ve Kadın Kooperatifleri Alıcılarla Buluştu

Adana’da RE-SEED Projesi kapsamında düzenlenen “Ortak Gelecek İçin Gıda Sektörü İşletmeler Arası Eşleştirme Toplantısı (B2B)”, gıda üreticilerini, KOBİ’leri ve kadın kooperatiflerini ulusal ve bölgesel alıcılarla bir araya getirdi. Toplantıda gıda sektöründe yeni iş birlikleri, güvenilir üretim ve pazara erişim olanakları ön plana çıktı. Avrupa Birliği ve Almanya Federal Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanlığı tarafından finanse edilen, Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ) tarafından yürütülen RE-SEED Projesi kapsamında, Güvenilir Ürün Platformu’nun desteğiyle Adana Çırçır Sanat Merkezi’nde işletmeler arası eşleştirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya katılan Adana Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç, programın açılış konuşmasını yaptı. Gıda üreticileri ve kadın kooperatifleri alıcılarla buluştu Etkinlik kapsamında gıda üreticileri, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) ile kadın kooperatifleri; ulusal ve bölgesel perakende zincirleri, e-ticaret platformları ve gastronomi sektörünün satın alma temsilcileriyle bir araya geldi. İşletmeler arası eşleştirme toplantısında, üreticilerin yeni pazarlara ulaşması ve sektör temsilcileri arasında ticari iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirildi. Gıda ticaretinde güvenilirlik ve izlenebilirlik vurgusu Adana Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç, açılış konuşmasında Adana’nın Kapan-ı Pembe’den (Pamuk Pazarı) günümüze uzanan ticaret geleneğine dikkat çekti. Üretici ile alıcıyı buluşturan bu geleneğin önemini vurgulayan Bilgiç, günümüzde gıda ticaretinde yalnızca fiyatın değil, ürün güvenilirliğinin, izlenebilirliğin ve yakın tedarikin de belirleyici hale geldiğini ifade etti. Çukurova’nın markalı ve işlenmiş gıda ürünleriyle öne çıkan bir bölge olma potansiyeline değinen Bilgiç, işletmelere şu çağrıda bulundu: “Bugün bu salondan kartvizitle değil, bir sonraki adımla ayrılın.” Çukurova’nın gıda sektöründe yeni pazar hedefi Adana Ticaret Borsasının üyelerini ve gıda sektörünü yeni pazarlara ve standartlara hazırlamak amacıyla çalışmalarını sürdüreceğini belirten Bilgiç, bu süreçte ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliğinin önemine dikkat çekti. Bilgiç, konuşmasının sonunda Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak ve ekibi başta olmak üzere organizasyonda emeği geçen kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü! Haber

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü!

CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı ekonomik sorunları TBMM gündemine taşıdı. Portakal, limon ve mandalinaları Meclis kürsüsüne dökerek üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Şevkin, narenciye üreticisine ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesini ve çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesini istedi. CHP’nin araştırma önergesi ise AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için Meclis’te dikkat çeken çıkış Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Çukurova başta olmak üzere narenciye üretiminin yoğun olarak yapıldığı bölgelerde çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla Meclis’e sunulan araştırma önergesi, CHP Grubu’nun önerisi olarak TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Önergenin gerekçelerini CHP Grubu adına açıklayan Şevkin, konuşması sırasında torbadaki portakal, limon ve mandalinaları kürsüye dökerek tarım sektöründe yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Üreticinin ürününü dalında maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise aynı ürünleri pazarda ve markette yüksek fiyatlarla satın aldığını belirten Şevkin, mevcut fiyat politikalarının hem çiftçiyi hem de vatandaşları mağdur ettiğini savundu. Şevkin, konuşmasında, “Çiftçi bahçede zarar ediyor, tüketici pazarda ateş pahasına alıyor. Dalında 5 lira, pazarda 40 lira! Bu nasıl düzen?” ifadeleriyle üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkına tepki gösterdi. “Çukurova’nın çiftçisi kan ağlıyor” Türkiye'nin narenciye üretiminde önemli bir yere sahip olan Çukurova bölgesinde çiftçilerin ağır bir ekonomik darboğazdan geçtiğini ifade eden Müzeyyen Şevkin, Adana, Hatay ve Mersin’de üreticilerin yaşadığı sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini söyledi. Şevkin, “Adana’dan, Hatay’dan, Mersin’den çiftçinin sesi, gözü, kulağı olmak için buradan haykırıyoruz. Narenciye üreticimiz kan ağlıyor!” diyerek üreticilerin yaşadığı sıkıntıları gündeme taşıdı. Türkiye’de yıllık yaklaşık 6 milyon ton narenciye ve 2 milyon ton limon üretildiğini, üretimin yaklaşık yüzde 80’inin Çukurova’da gerçekleştirildiğini belirten Şevkin, böylesine büyük bir üretim potansiyeline rağmen çiftçilerin emeklerinin karşılığını alamadığını dile getirdi. Üreticinin artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını kaydeden Şevkin, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçilere yönelik somut destek politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Narenciye üretiminde maliyetler arttı, bahçe fiyatları düştü Mazot, gübre, elektrik ve zirai ilaç fiyatlarındaki artışın narenciye üreticisinin maliyetlerini önemli ölçüde yükselttiğini belirten Şevkin, üreticilerin ürünlerini satarken bu maliyetleri karşılayamadığını ifade etti. Limonun kilogram başına üretim maliyetinin 20 lirayı aştığını, dönüm başına maliyetin ise 15 bin liraya ulaştığını söyleyen Şevkin, sezon başında 8-12 lira seviyesinde olan limonun bahçe fiyatının 5 liraya kadar gerilediğini belirtti. Erkenci mandalinanın 5-7 lira aralığında alıcı bulduğunu, bazı mandalina türlerinde fiyatların 2 liranın altına düştüğünü kaydeden Şevkin, üreticilerin hasat masraflarını dahi karşılamakta zorlandığını söyledi. Narenciye bahçelerinin yıllar süren emek ve yatırım sonucunda verimli hale geldiğine dikkat çeken Şevkin, ürünün değerinde satılamamasının çiftçileri büyük zarara uğrattığını ifade etti. Şevkin, “Bir limon bahçesi yıllarca emek istiyor, yıllarca meyve vermesini bekliyorsunuz. Ama ürün para etmiyor. Bahçeye işçi soktuğunuzda, toplama masrafını bile karşılayamıyorsunuz. Üretici, binbir emekle yetiştirdiği ürünü dalında çürümeye terk ediyor. Bu nasıl bir düzendir?” sözleriyle üreticinin yaşadığı çıkmaza dikkat çekti. Dalında 5 lira olan narenciye pazarda 40 liraya satılıyor Müzeyyen Şevkin’in Meclis kürsüsünde gündeme getirdiği konuların başında, üreticinin satış fiyatı ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki fark geldi. Narenciyenin bahçede düşük fiyatlarla alıcı bulmasına rağmen pazarda ve markette çok daha yüksek fiyatlarla satıldığını belirten Şevkin, üreticinin de tüketicinin de mevcut sistemden olumsuz etkilendiğini savundu. Şevkin, üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise yüksek fiyatlar nedeniyle temel gıda ürünlerine erişmekte zorlandığını dile getirdi. “Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Bu tablonun sorumluluğu görmezden gelinemez!” diyen Şevkin, tarımsal üretimden tüketiciye uzanan tedarik zincirindeki fiyat oluşumunun ve aracılık maliyetlerinin de değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği, tüketicinin ise narenciyeyi uygun fiyatlarla satın alabileceği bir sistemin oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, iktidara tarım politikalarını yeniden gözden geçirme çağrısında bulundu. Mersin Limanı’ndaki maliyetler ihracatçıyı zorluyor Narenciye üreticilerinin karşılaştığı sorunların yalnızca tarımsal üretim maliyetleriyle sınırlı olmadığını belirten Şevkin, ihracat sürecinde ortaya çıkan lojistik giderlerin de üreticiler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Mersin Limanı’ndaki elleçleme ve ücretlendirme uygulamalarını gündeme getiren Şevkin, indirme, bindirme, forklift ve konteyner kiralama gibi 27 ayrı kalemde ücret alındığını, dolar üzerinden yapılan fiyatlandırmanın ihracatçıların maliyetlerini artırdığını ifade etti. Liman hizmetlerindeki ücretlendirme uygulamalarının yeniden değerlendirilmesini isteyen Şevkin, Mersin Deniz Ticaret Odası’nın görüşlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Limanların ülkenin üretim ve ihracat kapasitesini desteklemesi gerektiğini savunan Şevkin, üreticilerin ve ihracatçıların önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamaların Çukurova’nın tarımsal üretimine zarar verdiğini dile getirdi. Şevkin, “Limanlar bu ülkenin üreticisine hizmet etmeli. İhracatçının önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamalar, Çukurova’nın emeğine ve Türkiye’nin ihracatına zarar veriyor” dedi. İhracattaki lojistik sorunlar çiftçinin gelirini etkiliyor İklim krizi, zirai don ve kuraklığın yanı sıra ekonomi ve dış ticaret politikalarının da narenciye üreticileri açısından belirleyici olduğunu kaydeden Şevkin, ihracatta yaşanan lojistik sorunların ürünlerin pazara ulaşmasını zorlaştırdığını söyledi. Karadeniz hattındaki gemi trafiğine ilişkin aksaklıkların nakliye maliyetlerini artırdığını belirten Şevkin, deniz yoluyla yaklaşık 3 bin dolara gerçekleştirilebilecek bir sevkiyatın kara yoluyla tır başına 9-10 bin dolara mal olabildiğini ifade etti. Aradaki maliyet farkının ihracatçı ve üretici açısından ciddi bir yük oluşturduğunu kaydeden Şevkin, ihracat kanallarının daralmasının iç piyasada da fiyat baskısına yol açtığını savundu. Şevkin, “İhracat tıkanınca iç piyasa da darbe alıyor. Ürün elde kalıyor, fiyatlar üretici aleyhine geriliyor. Bunun bedelini yine çiftçimiz ödüyor” dedi. Lojistik maliyetlerinin azaltılması için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik yeni ihracat olanaklarının geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Narenciye bahçelerinde ağaç sökümü uyarısı Narenciye üreticilerinin zarar etmeleri nedeniyle yıllardır emek verdikleri ağaçları sökmek zorunda kaldıklarını belirten Şevkin, bu durumun Türkiye’nin gelecekteki tarımsal üretim kapasitesi açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Daha önce süt, zeytin ve zeytinyağı sektörlerinde de benzer sorunların yaşandığını hatırlatan Şevkin, üreticilerin gelir elde edememesinin tarımsal üretimden uzaklaşmalarına neden olabileceğini söyledi. Narenciye ağaçlarının sökülmesinin yalnızca bugünkü üretimi değil, gelecek yıllardaki arzı da etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, çiftçilerin korunmasının stratejik bir mesele olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Bugün üretici para kazanamadığı için ağacını söküyor. Yarın bu ülkede limon ve narenciye bulmakta zorlanırsak bunun sorumlusu kim olacak? Tarımı ve üreticiyi korumak, ülkenin geleceğini korumaktır” ifadelerini kullandı. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için 5 somut çözüm önerisi CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı sorunların çözümü için iktidara beş temel öneri sundu. 1. Ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesi Şevkin, narenciye üreticilerinin artan maliyetler karşısında rahatlatılması için ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek sağlanmasını istedi. 2. Çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesi Üreticilerin finansman yükünün hafifletilmesi amacıyla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının en az iki yıl süreyle faizsiz ertelenmesi çağrısında bulundu. 3. İç tüketimin artırılması Narenciye üreticilerine yeni pazar alanları oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, kamu kurumlarında ve fabrikalarda haftada en az bir gün narenciye suyu tüketiminin teşvik edilmesini önerdi. 4. Demiryolu ve lojistik desteğinin sağlanması İhracat maliyetlerinin düşürülmesi için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, tarımsal ürünlerin pazarlara daha ekonomik koşullarda ulaştırılmasını talep etti. 5. Yeni ihracat pazarlarının açılması Narenciye ihracatının geliştirilmesi için Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik çalışmaların artırılmasını öneren Şevkin, alternatif ihracat kanallarının üreticilerin elini güçlendireceğini ifade etti. “Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır” Tarım sektörünün desteklenmesinin yalnızca çiftçilerin değil, bütün ülke ekonomisinin yararına olacağını belirten Müzeyyen Şevkin, üreticilerin yaşadığı sorunların çözümü için kapsamlı bir destek politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Çiftçinin üretimden kopmasının uzun vadede hem gıda arzını hem de tüketici fiyatlarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, üreticilerin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Çiftçiyi desteksiz bırakmayın. Ülke ekonomisini bu şekilde büyütemezsiniz. Üreticinin sesini duyun. Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır, ülke ekonomisi de rahat eder. Çukurova’nın bereketli topraklarında üretim yapan çiftçimizin emeğinin karşılığını alması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. CHP’nin narenciye araştırma önergesi reddedildi TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen görüşmelerin ardından, Dr. Müzeyyen Şevkin’in hazırladığı ve gerekçelerini CHP Grubu adına açıkladığı narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin önerge oylamaya sunuldu. CHP’nin grup önerisi olarak görüşülen araştırma önergesi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Böylece narenciye üreticilerinin artan maliyetleri, düşük bahçe fiyatları, ihracat ve lojistik sorunları ile üreticilerin borç yükü gibi başlıkların Meclis araştırması yoluyla incelenmesini amaçlayan öneri kabul edilmedi. Şevkin’in Meclis kürsüsüne portakal, limon ve mandalina dökerek gündeme taşıdığı fiyat farkı, Çukurova’daki üreticilerin ekonomik koşulları ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

10. Uluslararası Adana Lezzet Festivali İçin Geri Sayım Başladı Haber

10. Uluslararası Adana Lezzet Festivali İçin Geri Sayım Başladı

Gastronomi dünyasının heyecanla beklediği 10. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin İstanbul basın lansmanı, Vali Mustafa Yavuz’un ev sahipliğinde İstanbul Feriye’de yapıldı. “Acısıyla Tatlısıyla 10. Yıl, On’ca Lezzet” temasıyla düzenlenecek dev festival, 9-10-11 Ekim 2026 tarihlerinde Adana Merkez Park’ta lezzet tutkunlarını ağırlayacak. Ortaköy Feriye’de gerçekleştirilen lansmana Adana Valisi Mustafa Yavuz ve eşi Süreyya Yavuz’un yanı sıra Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağ, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Güngör Geçer, festival yürütme kurulu üyeleri ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Etkinlikte festivalin 10 yıllık başarı hikâyesi paylaşılarak bu yılki zengin içerik tanıtıldı. "Adana Sofrasında Emek, Bereket ve Dostluk Var" Adana Lezzet Festivali’nin 10’uncu yılına ulaşmasından gurur duyduklarını belirten Adana Valisi Mustafa Yavuz, Adana mutfağının kültürel derinliğine vurgu yaptı: "Bugün yalnızca bir festivali anlatmak için değil, Adana’nın ruhunu paylaşmak için buradayız. Söz Adana’dan açıldığında konu mutlaka sofraya gelir. Adana’nın sofrasında emek, bereket, paylaşım ve dostluk vardır. Bizler için yemek yalnızca bir gıda değil; bir hikâye, bir hatıra ve dayanışma ortamıdır." Mütevazı Başlangıçtan Türkiye’nin En Büyük Gastronomi Markasına Festivalin ilk günlerinden bugün ulaştığı devasa boyuta değinen Vali Yavuz, hedeflerinin bu marka değerini uluslararası ölçekte daha da ileriye taşımak olduğunu söyledi: "İlk senelerde son derece mütevazı adımlarla başlayan bu yolculuk, bugün Adana Merkez Park’ta Türkiye’nin en büyük lezzet festivaline dönüştü. Adana, 20 farklı tarım ürününde Türkiye’de ilk üçte yer alıyor. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin hayat verdiği bereketli Çukurova toprakları mutfağımıza müthiş bir zenginlik katıyor. İlerleyen dönemlerde 160 kilometrelik Akdeniz kıyı şeridimizi ve deniz ürünlerimizi de festival konseptimize dahil ederek potansiyelimizi artıracağız." "Geçtiğimiz Yıl 800 Bini Aşkın Ziyaretçi ve 3,7 Milyar TL Ekonomik Katkı" Adana’nın yılda 12 farklı festivale ev sahipliği yapan bir kültür kenti olduğunu ifade eden Vali Mustafa Yavuz, festivalin şehir ekonomisine sağladığı devasa katkıyı şu sözlerle paylaştı: "Geçtiğimiz yıl festivalimizde 800 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladık ve kent ekonomisine yaklaşık 3,7 milyar TL'lik katma değer sağladık. Bu başarı tek bir kurumun değil; belediyelerimizin, odalarımızın, borsalarımızın ve kadın kooperatiflerimizin ortak vizyonudur. Birlikten kuvvet doğar. Tüm lezzet severleri 9, 10 ve 11 Ekim’de Adana’ya bekliyoruz." Mangal Ateşi İstanbul’da Yandı Adana’nın eşsiz mutfak kültürüne ait lezzetlerin ikram edildiği lansmanın sonunda Vali Mustafa Yavuz, önlüğünü giyerek mangalın başına geçti. Konuklara meşhur Adana kebabı ve ciğer ikram eden Vali Yavuz, basın mensuplarıyla birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

Çukurova Pamuğunda Hasat Başladı Haber

Çukurova Pamuğunda Hasat Başladı

Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Çukurova’da, bölgenin simgesi haline gelen pamuk hasadı resmi olarak başladı. Adana Ticaret Borsası tarafından yapılan açıklamada, tarladan sanayiye uzanan bu stratejik ürünün tarım ve ekonomi için taşıdığı büyük öneme dikkat çekildi. ​“Beyaz Altın”ın Ekonomideki Stratejik Yeri ​Yıllardır bölge tarımının ve ticaretinin lokomotifi olan Çukurova pamuğu, halk arasında haklı olarak "Beyaz Altın" adıyla anılıyor. Üreticinin akıl teri ve Çukurova’nın bereketli topraklarının birleşimiyle yetişen bu değerli mahsul, tekstil başta olmak üzere pek çok sanayi koluna hammadde sağlıyor. ​Coğrafi İşaret Tescili ile Güvence Altında ​Adana Ticaret Borsası’nın girişimleri ve çalışmaları sonucunda, Çukurova Pamuğu Ocak 2020 tarihinde resmi olarak Coğrafi İşaret ile tescillendi. Bu tescil; ​Çukurova'nın köklü üretim kültürünü koruma altına alıyor. ​Üreticilerin emeğini ve haklarını güvenceye bağlıyor. ​Bölgesel tarımsal değerlerin gelecek nesillere aktarılmasında köprü kuruyor. ​Tüm Paydaşlara Kazançlı Sezon Dileği ​Adana Ticaret Borsası yönetimi, hasat sezonunun başlaması vesilesiyle tüm tarım zinciri paydaşlarına başarı ve bereket dileklerini iletti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"Başta pamuk üreticilerimiz ve Borsamızın üyeleri olmak üzere, Çukurova pamuğunun üretim, ticaret ve sanayi zincirinde yer alan tüm paydaşlarımıza bereketli ve kazançlı bir hasat sezonu diliyoruz. Hasadımız bereketli, üreticimizin kazancı bol olsun."

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor! Haber

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor!

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle Rusya ve Ukrayna’ya yönelik yaş meyve ve sebze ihracatında ortaya çıkan lojistik krizi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Kış; Ticaret, Tarım ve Orman ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarına ayrı ayrı soru önergeleri verirken, sorunun bütün yönleriyle araştırılması için Meclis Araştırması açılmasını istedi. Kış, “Mersin üretiyor, Türkiye kazanıyor. Şimdi Mersinli üreticinin emeğine sahip çıkma zamanı. Ürün daldayken çözüm üretilmezse yarın çok geç olabilir” dedi. Türkiye’nin narenciye üretim ve ihracatının merkezi Mersin’de yeni sezon, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunlarının gölgesinde başladı. Rusya Federasyonu ve Ukrayna’ya deniz yoluyla ulaşımda yaşanan güçlükler, bölgedeki üretici ve ihracatçılarda ciddi endişeye yol açtı. Sektör temsilcileri, mevcut koşulların devam etmesi hâlinde Rusya ve Ukrayna pazarlarına ihracatın aksayabileceği, karayolu taşımacılığında kapasite sorunu yaşanabileceği ve artan navlun maliyetlerinin üretici fiyatlarını aşağı çekebileceği uyarısında bulunuyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış da Mersinli üreticilerin ve sektör temsilcilerinin çağrısını Meclise taşıyarak üç ayrı bakanlığa soru önergesi verdi ve Meclis Araştırması açılmasını istedi. MERSİN TÜRKİYE'NİN NARENCİYE İHRACATINDA ZİRVEDE Kış, sorunun Mersin açısından taşıdığı ekonomik büyüklüğe dikkat çekti. 2025 yılında Türkiye, narenciye ihracatından 1 milyar 477 milyon dolar gelir elde ederken bunun 696 milyon 257 bin dolarlık bölümü tek başına Mersin’den gerçekleştirildi. Türkiye’nin aynı dönemde Rusya’ya yaptığı narenciye ihracatı 461 milyon doları, Ukrayna’ya yaptığı ihracat ise 106 milyon doları aştı. Kış, Mersin’in üretimde olduğu kadar ihracat ve lojistikte de Türkiye açısından stratejik bir merkez olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye’nin narenciyesini Mersin üretiyor, paketliyor ve dünyaya gönderiyor. Geçen yıl yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatını tek başına gerçekleştiren bir kentten söz ediyoruz. Dolayısıyla Karadeniz’de yaşanan sorun Mersin için yalnızca bir lojistik problem değildir. Binlerce üreticinin geliri, on binlerce insanın geçimi ve ülkemizin ihracat geliri söz konusudur.” “ÜRÜN DALDA BEKLEMEZ” Narenciyenin uzun süre bekletilebilecek bir ürün olmadığına dikkat çeken Kış, hükümetin kriz derinleştikten sonra değil, ürün henüz bahçedeyken harekete geçmesi gerektiğini söyledi. “Üreticimiz bir yıl boyunca bahçesine bakıyor. Gübreyi, ilacı, mazotu, sulamayı, işçiliği cebinden karşılıyor. Hasat zamanı geldiğinde de ‘Gemi yok, güzergâh yok, navlun pahalı, pazar kapalı’ denilerek bütün faturayı çiftçinin önüne koyamazsınız. Ürün dalda beklemez. Üreticinin borcu da beklemez. Çözüm bugün üretilmek zorundadır.” ÜÇ BAKANLIĞA ÜÇ AYRI ÖNERGE Kış, sorunun tek bir bakanlığın görev alanıyla sınırlı olmadığını belirterek Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle üç ayrı soru önergesi verdi. Ticaret Bakanlığına yönelttiği önergede Rusya ve Ukrayna pazarlarının korunması, alternatif ihracat pazarları, yabancı plakalı boş tırların Türkiye’den ihracat yükü alabilmesi, navlun desteği ve alternatif ticaret güzergâhlarını soran Kış, ihracat sezonu öncesinde gerekli tedbirlerin neden alınmadığının açıklanmasını istedi. Tarım ve Orman Bakanlığına ise doğrudan üreticinin geleceğini soran Kış; ihracatta daralma yaşanması hâlinde ürünün dalında kalmasını önleyecek bir müdahale mekanizmasının bulunup bulunmadığını, üreticiye ilave destek sağlanıp sağlanmayacağını, borçların ertelenmesi ve kamu eliyle alım seçeneklerinin değerlendirilip değerlendirilmediğini gündeme getirdi. “MERSİN–ST. PETERSBURG HATTI İÇİN DAHA NE BEKLENİYOR?” Kış’ın Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına verdiği önergenin merkezinde ise Mersin Limanı yer aldı. Sektör temsilcilerinin de dile getirdiği, Mersin Limanı’ndan Rusya’nın St. Petersburg Limanı’na başka bir limana uğramadan doğrudan yaş meyve ve sebze taşıyacak bir gemi hattı oluşturulması önerisini Meclise taşıyan Kış, hattın teknik ve ekonomik fizibilitesinin yapılıp yapılmadığını ve ne zaman faaliyete geçirilebileceğini sordu. Kış şöyle konuştu: “Mersin’in limanı var, üretimi var, ihracatçısı var, lojistik altyapısı var. Sektör de çözüm önerisini ortaya koyuyor. Mersin’den St. Petersburg’a doğrudan hat mümkünse vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Karayolunda kapasite artırılabiliyorsa gerekli düzenleme yapılmalıdır. Alternatif güzergâh oluşturulabiliyorsa bugünden oluşturulmalıdır. Üreticinin ürünü daldayken bürokrasinin karar vermesini aylarca bekleyemeyiz.” KONUYU MECLİS ARAŞTIRMASINA DA TAŞIDI Gülcan Kış, üç soru önergesinin yanı sıra Mersin ve Çukurova’daki narenciye üreticilerinin karşı karşıya bulunduğu ihracat ve lojistik sorunlarının bütün yönleriyle incelenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını da istedi. Araştırma önergesinde Karadeniz’deki gelişmelerin yaş meyve ve sebze ihracatına etkisinden alternatif transit güzergâhlara, navlun maliyetlerinden yeni ihracat pazarlarına, üreticinin gelir kaybının önlenmesinden Mersin’in liman ve soğuk zincir kapasitesinin geliştirilmesine kadar sektörün temel sorunlarının araştırılması talep edildi. “MERSİN YARDIM İSTEMİYOR, EMEĞİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR” Mersinli üreticinin artan girdi maliyetleri nedeniyle zaten ağır bir ekonomik yük altında olduğuna dikkat çeken Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Mersinli çiftçi sadaka istemiyor. Üretiyor, istihdam yaratıyor, ihracat yapıyor, Türkiye’ye döviz kazandırıyor ve emeğinin karşılığını istiyor. Biz de Mersin’in hakkını, üreticimizin alın terini sonuna kadar savunacağız. Rusya ve Ukrayna’ya giden yol tıkanıyorsa o yolu açmak devletin görevidir. Alternatif pazar gerekiyorsa bulmak devletin görevidir. Ürün dalında kalma tehlikesiyle karşı karşıyaysa üreticiyi korumak devletin görevidir. Yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatı yapan Mersin’i ve binlerce üreticimizi kendi kaderine terk edemezsiniz. Üreticinin bir yıllık emeği göz göre göre heba edilemez. Mersin’in ürünü dalda kalmayacak; Mersinli üreticinin hakkını Mecliste de her platformda da takip edeceğiz.” ...

CHP'li Şevkin: "Dalda Çürüyen Ürün Tarım Politikalarının İflasıdır" Haber

CHP'li Şevkin: "Dalda Çürüyen Ürün Tarım Politikalarının İflasıdır"

CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, dalında çürüyen narenciyenin tarım politikalarının iflası olduğunu vurguladı CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, başta Adana olmak üzere Çukurova’da narenciye üreticilerinin her geçen yıl ağırlaşan ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirterek, sektörün geleceğinin Meclis Araştırması ile bütün yönleriyle ele alınmasını istedi. Çukurova’nın Türkiye’nin en önemli narenciye üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Şevkin, limon, mandalina, portakal ve greyfurt üretimiyle geçimini sağlayan binlerce üreticinin artan maliyetler, ürün fiyatlarındaki belirsizlik, pazarlama ve depolama sorunları ile ihracattaki sıkıntılar nedeniyle üretimden kopma noktasına geldiğini ifade etti. “Mazotundan gübresine, ilacından elektriğine, sulamasından işçiliğine, ambalajından nakliyesine kadar her kalemde maliyet artışı yaşayan üretici, hasat zamanı ürününü kaç liraya satacağını bilemiyor. Üreticinin alın terinin karşılığını alamadığı bir sistem sürdürülebilir değildir” diyen Dr. Şevkin, narenciye üreticisinin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi. “ÜRÜN DALDA KALIRKEN ÜRETİCİ BORCA BATIYOR” Narenciyede en büyük sorunlardan birinin hasat döneminde yeterli ve öngörülebilir pazar bulunamaması olduğuna dikkat çeken Şevkin, ürünün dalında kalmasının yalnızca o yılın gelir kaybına değil, üreticinin gelecek sezon için ihtiyaç duyduğu finansmanı da sağlayamamasına yol açtığını kaydetti. Dr. Şevkin, “Üretici ürününü yetiştiriyor, masrafını yapıyor, borçlanıyor; ancak hasat geldiğinde alıcı bulamıyor ya da ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalıyor. Bir başka ifadeyle üretici hem üretirken hem de ürününü satarken kaybediyor. Bu tabloya seyirci kalınamaz” diye konuştu. (Basın Bülteni)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.