Hava Durumu

#Damızlık Hayvan

Kırsal Haber - Damızlık Hayvan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Damızlık Hayvan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?" Haber

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Hayvansal Üretim İstatistikleri ile mayıs ayında yayımlanan et ve süt üretim verileri arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, “Ortada ciddi bir veri tutarsızlığı ve yönetilemeyen bir hayvancılık politikası var. Bir yandan hayvan varlığının arttığı söyleniyor, öte yandan et ve süt üretimi geriliyor. Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor?” dedi. Sarıbal’ın değerlendirmesine göre, Türkiye İstatistik Kurumu 10 Şubat 2026’da yayımladığı Hayvansal Üretim İstatistikleri’nde, şap salgınına rağmen büyükbaş hayvan varlığının yüzde 4,3, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 5,4 arttığını açıkladı. Ancak 5 Mayıs’ta açıklanan kırmızı et ve süt üretim verileri, bu artış iddiasıyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu. Kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 tondu, 2025 yılında 1 milyon 885 bin 130 tona gerileyerek yüzde 10,5 düştü. Sığır etinde yüzde 11,5, koyun etinde yüzde 8,1, keçi etinde yüzde 8,8 ve manda etinde yüzde 6,3 azalma yaşandı. Süt üretiminde de benzer bir gerileme yaşandığını belirten Sarıbal, çiğ süt üretiminin 22 milyon 487 bin tondan 21 milyon 379 bin tona düştüğünü, toplam kaybın yüzde 4,9 olduğunu söyledi. İnek sütünde yüzde 4, koyun sütünde yüzde 11,9, keçi sütünde yüzde 29,8 ve manda sütünde yüzde 33 oranında düşüş yaşandığını aktardı. Milletvekili Sarıbal, “Eğer hayvan varlığında gerçekten artış varsa üretim neden düşüyor? Eğer üretim düşüyorsa bu artışın karşılığı nerede?” dedi. HAYVAN VARLIĞI ARTIYORSA NEDEN İTHALATA İHTİYAÇ DUYULUYOR? Şap salgını nedeniyle ülkede 158 hayvan pazarının kapatıldığını ve salgının ekonomiye 160 milyar lirayı aşan zarar verdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Sarıbal, üretimdeki düşüşün sahadaki gerçek tabloyu daha açık biçimde gösterdiğini söyledi. 2025 yılı içinde yaklaşık 760 bin baş canlı hayvan ile 63 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldığına dikkati çeken Sarıbal, “Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor? Üretim düşerken ithalatın büyümesi, hayvancılıkta yanlış politikaların ve dışa bağımlılığın derinleştiğinin göstergesidir” dedi. Sarıbal, et ve süt üretimindeki eş zamanlı düşüşlerin, hayvan varlığına ilişkin açıklanan artış verilerinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini belirterek, “Resmi istatistiklerle piyasanın gerçeği arasındaki fark büyüyor. Bu çelişki, üreticinin, tüketicinin ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur” ifadelerini kullandı. 1980’li yıllardan bu yana nüfus yaklaşık yüzde 90 artarak 45 milyondan 86 milyona yükselirken, aynı dönemde toplam hayvan varlığının 85 milyon baş seviyesinden 76 milyon başa gerilediğini belirten Sarıbal, “Bu tablo, hayvansal üretimin nüfus artışıyla paralel büyümediğini ve kişi başına düşen hayvan varlığının ciddi biçimde azaldığını gösteriyor. Bu ters yönlü gelişim, yalnızca üretim açığı değil; aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliği açısından da alarm veriyor. Çünkü artan nüfusla birlikte et, süt ve diğer hayvansal ürünlere yönelik talep yükselirken, üretim kapasitesi aynı hızda büyümediği için arz açığı oluşuyor. Bu açık ise ithalatla kapatılmaya çalışılıyor. Sektördeki kırılmanın temelinde ise 1980 sonrası uygulanan neoliberal dönüşüm politikaları var. Hayvancılığı destekleyen kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesiyle birlikte kamunun sektördeki düzenleyici rolü büyük ölçüde tasfiye edildi. Özellikle karma yem sanayinin özelleştirilmesi, üreticinin en temel girdisi olan yemde fiyat denetimini ortadan kaldırdı. Böylece yem piyasası ithal hammaddeye ve özel sektörün belirleyiciliğine teslim edildi” dedi. HAYVANCILIKTA İTHALAT KRİZİN KENDİSİ OLDU Hayvansal üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini yem giderlerinin oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, “2007–2008 yıllarında yaşanan kuraklık bu kırılgan yapıyı daha da derinleştirdi. Yem fiyatları neredeyse iki katına çıkarken, aynı dönemde alınan süt tozu ithalatı kararı nedeniyle çiğ süt fiyatları yarı yarıya düştü. Sonuçta süt üreticisi sattığı sütle yem alamaz hale geldi. Üretici zarar ettikçe çözümü damızlık hayvanını kesime göndermekte buldu. Kısa sürede 1 milyondan fazla damızlık hayvan kesildi. Bu kayıp, yalnızca süt üretimini değil kırmızı et üretimini de vurdu. İç piyasa talebi karşılayamaz hale gelince AKP iktidarı 2010 yılında kırmızı et ithalatının önünü açtı. Ancak ithalat, krizi çözmek yerine kalıcı hale getirdi. Yerli üretici rekabet edemez hale gelirken, üretimden çekilmeler hızlandı. Tüketici açısından ise fiyatlar düşmedi; tam tersine katlandı. 2010’dan bu yana hayvansal ürün fiyatlarında ortalama 18 kat artış yaşandı. Tavuk eti 19 kat, kuzu eti 26 kat, dana eti ise 30 kat zamlandı” ifadelerini kullandı. 13,7 MİLYAR DOLAR YURTDIŞINA AKTI Hayvancılık desteklerinin tarımsal destek bütçesi içindeki payının hızla gerilediğine dikkat çeken Sarıbal, bu tercihin üreticiyi yalnız bıraktığını, ithalatı ise kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Milletvekili Sarıbal, 2020 yılında tarımsal destek bütçesinin yaklaşık yüzde 36’sının hayvancılığa ayrıldığını, bu oranın 2025 itibarıyla yüzde 17,7’ye kadar düştüğünü belirterek, “Hayvancılıkta ithalat bağımlılığı iki temel nedene dayanıyor. Yüksek üretim maliyetleri ve üreticinin gelir elde edememesi. Bu iki etken, yetiştiriciyi sistem dışına iterken, üretim artış hızını da nüfus artışının gerisine düşürüyor. Türkiye’de hayvancılık, plansızlık, özelleştirme ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yapısal bir krizin içinde” dedi. Kırmızı et krizinin çözümü adı altında sürdürülen ithalat politikalarının ülkeye ağır bir maliyet yüklediğini kaydeden Sarıbal, bugüne kadar canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 13,7 milyar dolar harcandığını belirtti, “7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan için 395 milyon dolar, 482 bin ton kırmızı et ithalatı için ise 2,7 milyar dolar ödendi. Bu kaynak halkın cebinden çıktı ama halkın sofrasına ucuz et olarak dönmedi. Kazanan Brezilya, Uruguay ve Avrupa’daki et şirketleri oldu” dedi. 2025 yılında ithalatın daha da arttığını ifade eden Sarıbal, yalnızca geçen yıl 760 bin baş canlı hayvan ve 63 bin ton kırmızı et için toplam 1,7 milyar dolar ödendiğini söyledi. 2026’nın ilk üç ayında ise ithalat için 522 milyon dolar harcandığını belirten Sarıbal, hayvancılıkta dışa bağımlılığın artık geçici değil, yapısal bir hale geldiğini kaydetti. MERA POLİTİKALARI ÇÖKTÜ Hayvancılığın temel dayanaklarından biri olan mera alanlarının da sistemli biçimde yok edildiğini söyleyen Sarıbal, 1940’larda 44 milyon hektar olan mera varlığının bugün 14–15 milyon hektara kadar düştüğünü belirtti. 4342 sayılı Mera Kanunu’na rağmen 27 yıldır tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının tamamlanamadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ihmal değil, bilinçli bir terk ediştir. Mera alanları korunmadı; işgal edildi, rant politikalarına kurban edildi” diye konuştu. YERLİ IRKLAR YOK OLMA NOKTASINDA İthalata dayalı hayvancılık modelinin yerli hayvan varlığını da tasfiye ettiğini belirten Sarıbal, özellikle son 15 yılda yoğun canlı hayvan ithalatı ve kültür ırkı boğa sperması kullanımının yerli ırkları sistem dışına ittiğini söyledi. 1991 yılında 6 milyon 686 bin baş olan yerli ırk sığır sayısının 2025 itibarıyla 884 bin başa kadar gerilediğini açıklayan Sarıbal, “Toplam sığır varlığı içindeki payı yüzde 55,8’den yüzde 5’e düştü. Bu aynı zamanda genetik varlığımızın, biyolojik zenginliğimizin kaybıdır” dedi.

Kuzular Arttıkça Çiftçinin Yüzü Gülüyor Haber

Kuzular Arttıkça Çiftçinin Yüzü Gülüyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi; kırsal kalkınmanın artması adına Türkiye’ye örnek olan çalışmalarından birisi olan ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesi ile aile ekonomilerine destek olmaya devam ediyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen ve her yıl 60 yeni yetiştiriciye 24 dişi, 1 erkek olmak üzere toplam 25 küçükbaş hayvan verilen proje kapsamında, üreticilere yem ve bir yıllık aşı hizmetleri desteği de sağlanıyor. 7 yıllık süreçte 360 yetiştiriciye 9 bin küçükbaş hayvan teslim edildi Kırsalda yaşayan düşük gelirli ailelere istihdam olanağı sunan ve bölge genelinde küçükbaş hayvan varlığını artırmayı hedefleyen çalışma dahilinde, 7 yıllık süreçte 360 yetiştiriciye 9 bin küçükbaş hayvan ve 1440 ton yem dağıtımı gerçekleştirildi. Sürdürülebilir olması ile dikkat çeken projeden faydalanan yetiştiricilere hayvanlar; 5 yıl içinde gerçekleşen doğumlarla toplam 25 hayvanı yeni yetiştiricilere ulaştırmaları için teslim ediliyor. Proje kapsamında bugüne kadar Anamur’da 16, Aydıncık’ta 5, Akdeniz’de 23, Bozyazı’da 8, Çamlıyayla’da 14, Erdemli’de 44, Gülnar’da 29, Mezitli’de 10, Mut’ta 30, Silifke’de 45, Yenişehir’de 4, Tarsus’ta 88 ve Toroslar’da 44 mahallede bulunan yetiştiriciye hayvan teslimatları yapıldı. Yeni: “Büyükşehir’in bu projesinden yararlandığım için çok mutluyum” Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesinden faydalanan yetiştiricilerden önemli bir bölümünü kadınlar oluşturuyor. Bu kadınlardan birisi de Tarsus’a bağlı Küçükkösebalcı Mahallesi’nde ikamet eden Seda Yeni. Gerçekleşen doğumlarla genişleyen sürüsüne özenle bakan Yeni, Büyükşehir’in bu projesinden faydalanmanın mutluluğunu yaşıyor. Yeni, “Projeye başvurduk ve kabul edildik. Hiç beklemiyordum, ama çıktığı için çok sevindim. Teslim edilen hayvanların birçoğu hamileydi. 7 tane kuzumuz oldu. Onları sağlıklı bir şekilde besliyor ve büyütüyoruz” diye konuştu. Tarımsal üretim yaptıklarını, ancak zarar ettiklerini dile getiren Yeni, “Bizim için hayvansal üretim büyük bir şey. İnşallah hayvancılıktan para kazanırız diye düşündük. Böyle bir şeyin de bize çıkması çok iyi oldu. Bu projeyi hayata geçiren Başkanımız Vahap Seçer’e çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Ahu Arıkan: “Projemiz sürdürülebilir bir hayvancılık projesidir” Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda Ziraat Mühendisi olarak görev yapan Ahu Arıkan, “Projemiz 2020 yılından bu yana devam eden, sürdürülebilir bir hayvancılık projesidir. Projemiz ile vatandaşlarımıza küçükbaş hayvan, yem ve aşı desteği sağlıyoruz. Her yıl 60 yetiştiricimize 25 küçükbaş hayvan ve 4 ton da yem veriyoruz. Yetiştiricilerimizi kırsalda ikamet eden, maddi geliri düşük olup, sürüsünü büyütmek isteyen 25 - 45 yaş aralığındaki kişilerden seçiyoruz” ifadelerini kullandı. Şimdiye kadar toplam 360 yetiştiriciye 9 bin baş hayvan ve 1440 ton yem desteği sağladıklarını kaydeden Arıkan, “2022 yılında 556, 2023 yılında 1180 ve 2024 ile 2025 yıllarında 1500 küçükbaş hayvan yetiştiricilerimizden alınıp, yeni yetiştiricilere teslim edildi. Böylece proje döngüsü başarılı bir şekilde devam etmektedir. Bu sayede son 2 yıldır belediye bütçesinden damızlık hayvan ücreti ödenmemektedir ve sürdürülebilirlik sağlanmıştır” dedi.

Balıkesir Çiftçisine Yüzde 100 Hibeli Damızlık Desteği Haber

Balıkesir Çiftçisine Yüzde 100 Hibeli Damızlık Desteği

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, hem küçük aile tipi üreticiyi desteklemek hem de üretimi daha kaliteli ve verimli hale getirerek, üreticinin katma değerini artırıp, şehir ekonomisine katkı sağlamak amacıyla çiftçiye destek olmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın ‘Zengin toprakların fakir çiftçisi olmayacak.’ görüşünden yola çıkılarak, Damızlık Koç Projesi kapsamında Bigadiç’te gerçekleştirilen %75 hibeli 50 baş koç dağıtımından sonra şimdi de %100 hibeli damızlık dağıtımı gerçekleştiriliyor. HER SENE 100 ÜRETİCİYE DESTEK Kırsal Hizmetler Dairesi ile Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlıkları tarafından yapılan sosyal inceleme sonucunda ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen ve hayvanlara bakabilecek imkânı olan 10 aileye, damızlık tesislerinde yetiştirilen 10 dişi 1 erkek olmak üzere toplam 11 damızlık hayvan %100 hibe ile sahiplerine ulaştırılacak. Toplamda 55 baş damızlık hayvanın %100 hibe ile üreticiye verilmesi ile sürüsünü büyütecek ve geçimini hayvancılıkla sağlayacak aileler öncelik kazanacak. Her sene farklı ilçelerde en az 100 yetiştiriciye damızlık koç ve 5 ile 10 arası ihtiyaç sahibi aileye de 10 dişi 1 erkek damızlık kuzunun dağıtılmasının hedeflendiği projede, verimi artırarak, sektöre yeni yetiştiriciler kazandırmak hedefleniyor. Küçükbaş hayvancılığa olan desteğini her sene artırarak devam etmeyi amaçlayan Büyükşehir Belediyesi, bu proje kapsamında sürüsünü büyütmek isteyen çiftçiye de destek olmuş olacak. ‘AHMET BAŞKAN SAYESİNDE İŞLETMEMİZ BÜYÜDÜ’ Damızlık kuzu dağıtımından yararlanan çiftçi Mehmet Keklik, “Şu anda Büyükşehir Belediyesi 10 adet damızlık kuzu getirdi. 1 tane de koç getirdi. Allah gelip yardımcı olmayı her zaman size nasip eylesin. Allah bin kere razı olsun.” dedi. Projeden oldukça memnun olduğunu belirten çiftçi Ersin Karataş, “İmkânsızlıklardan dolayı hayvan işletmemizi büyütemedik. Büyütemediğimiz için de Balıkesir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığına müracaatta bulundum. Sağ olsun, onlar da ilgilendiler. 10 tane dişi hayvanımızı 1 tane de koçumuzu destekleme amaçlı bana nasip ettiler. Böyle desteklerin Ahmet Başkan’ın öncülüğünde olması, çiftçiye daha çok önem vermesi bizi mutlu ediyor ve desteklerini esirgemiyor. Allah razı olsun Ahmet Başkan’dan.”diye konuştu. Damızlık yardımı sayesinde 10 kuzu, 1 koç sahibi olan Muharrem Küçüksarnıç ise Başkan Ahmet Akın’a teşekkürlerini iletti. Projeyi internette gördüğünü dile getiren Nigar Kaya ise, “Projeyi internette gördüm. Ondan sonra Balıkesir Büyükşehir Belediyesini aradım. Bana geri döndüler. Geldiler, baktılar. Teşekkür ederim Ahmet Başkanımıza Allah razı olsun.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.