Hava Durumu

#Damızlık Sığır

Kırsal Haber - Damızlık Sığır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Damızlık Sığır haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Süt Fiyatları Acilen Güncellemeli! Haber

Süt Fiyatları Acilen Güncellemeli!

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Genel Başkanı İlhan Köten, artan üretim maliyetleri karşısında süt üreticilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek, çiğ süt referans fiyatının güncel maliyetler doğrultusunda acilen yeniden belirlenmesi çağrısında bulundu. Köten, yaptığı açıklamada Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 Mayıs 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere çiğ süt referans fiyatının 24,30 TL/litre olarak belirlendiğini, temmuz ayında ise herhangi bir fiyat değişikliğine gidilmediğini hatırlattı. Ancak geçen süreçte artan üretim maliyetlerinin süt üreticilerinin gelir-gider dengesini bozduğunu ve işletmelerin sürdürülebilirliğini ciddi şekilde zorlaştırdığını belirtti. MOTORİN VE YEM FİYATLARINDAKİ ARTIŞ ÜRETİCİYİ ZORLUYOR 1 Mayıs–27 Ekim 2026 dönemindeki maliyet artışlarına dikkat çeken İlhan Köten, motorin fiyatlarının yaklaşık yüzde 33, kesif yem fiyatlarının yüzde 25,5, Dolar/TL kurunun ise yüzde 10,5 oranında arttığını ifade etti. Finansman, işçilik, enerji, veterinerlik ve bakım-onarım giderlerindeki yükselişlerin de üreticinin üzerindeki ekonomik yükü ağırlaştırdığını vurguladı. Çiğ süt referans fiyatının güncellenmemesinin üreticilerin zarar etmesine, işletmelerin küçülmesine ve üreticilerin sektörden çekilme riskinin artmasına neden olduğunu belirten Köten, süt üretiminin devamlılığı açısından fiyat güncellemesinin kaçınılmaz hale geldiğini kaydetti. “YEM FİYATLARI DA KONSEY TARAFINDAN BELİRLENMELİ” Süt fiyatlarını Ulusal Süt Konseyi'nin belirlediği gibi yem fiyatlarının da Konsey tarafından belirlenmesi gerektiğini ifade eden Köten, geçmişte süt fiyatlarının açıklanmasının hemen ardından yapılan yem zamlarının üreticinin kazancını daha eline geçmeden erittiğine dikkat çekti. Bu durumun mutlaka önlenmesi gerektiğini belirten Köten, üreticilerin artan maliyetler nedeniyle kesif yem miktarını azaltmak zorunda bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Aksi durumda süt veriminde yaşanacak düşüşün yalnızca üreticiyi değil, süt arzını ve Türkiye'nin gıda arz güvenliğini de olumsuz etkileyeceğini ifade etti. ULUSAL SÜT KONSEYİNE ACİL FİYAT GÜNCELLEME ÇAĞRISI Süt üretiminin sürdürülebilmesi ve üreticilerin emeklerinin karşılığını alabilmesi için çiğ süt referans fiyatının güncel üretim maliyetleri esas alınarak derhal yeniden belirlenmesi gerektiğini belirten İlhan Köten, Ulusal Süt Konseyine şu çağrılarda bulundu: - Çiğ süt referans fiyatının gecikmeden yeniden değerlendirilmesi, - Üretim maliyetlerini düzenli ve şeffaf biçimde izleyen bir fiyatlandırma mekanizmasının oluşturulması, - Üreticinin emeğinin, işletmelerin sürdürülebilirliğinin ve ülkenin gıda arz güvenliğinin gözetilmesi. Köten, süt üretiminin geleceği, üreticilerin ekonomik sürdürülebilirliği ve gıda arz güvenliği açısından çiğ süt fiyatının güncel maliyetlere göre yeniden düzenlenmesinin büyük önem taşıdığını belirterek açıklamasını kamuoyuna saygıyla duyurdu.

Yetiştiricilerden Bakan Yardımcısı Gümen’e Destekleme Talebi Haber

Yetiştiricilerden Bakan Yardımcısı Gümen’e Destekleme Talebi

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı İlhan Köten, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen ile bir araya gelerek hayvancılık sektörünün öncelikli sorunlarını ve yetiştirici birliklerinin taleplerini iletti. Görüşmede çiğ süt desteklemeleri, TARSİM sigortası, gebe düve üretimi ve birliklerin mali sürdürülebilirliği ele alındı. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği tarafından gerçekleştirilen görüşmede, yetiştiricilerin destekleme uygulamalarında karşılaştığı sorunlar ve hayvancılık sektörünün ihtiyaçlarına yönelik çözüm önerileri değerlendirildi. Gebe Düve Üretim Merkezi Projesi gündemde Merkez Birliği Genel Başkanı İlhan Köten, nitelikli dişi buzağıların yetiştirilerek gebe düve olarak hayvancılık sektörüne kazandırılmasını amaçlayan Gebe Düve Üretim Merkezi Projesi hakkında bilgi verdi. Proje kapsamında Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği ile yürütülen görüşmelerin protokol aşamasına geldiği belirtildi. Yetiştirici birlikleri için destek artışı talep edildi Görüşmede, il birlikleri ile Merkez Birliğinin mali yapısının güçlendirilmesi ve faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla destekleme ödemelerinin artırılması talep edildi. Ayrıca, bazı hayvanları TARSİM sigortası kapsamında bulunmadığı için çiğ süt desteğinden tamamen yararlanamayan yetiştiricilerin yaşadığı sorunlar gündeme taşındı. Bu kapsamda, mağduriyetlerin giderilmesi için sigortalılık oranını esas alan bir düzenleme yapılması önerildi. Çiğ süt destekleme fiyatları ve ödeme takvimi ele alındı Hayvancılık sektörünün önemli gündem maddelerinden biri olan çiğ süt desteklemeleri de görüşmede değerlendirildi. Merkez Birliği tarafından çiğ süt destekleme birim fiyatlarının açıklanması, destekleme ödemelerine ilişkin takvimin netleştirilmesi ve güncel çiğ süt üretim maliyetinin kamuoyuyla paylaşılması talepleri iletildi. E-Müstahsil uygulamasında teknik destek istendi Görüşmede, E-Müstahsil Makbuzu uygulamasına geçiş sürecinde yetiştiricilerin karşılaşabileceği teknik ve idari güçlükler de gündeme geldi. Uygulamaya geçişin kolaylaştırılması amacıyla yetiştiricilere teknik destek sağlanması ve işlemlerin birlikler aracılığıyla yürütülebilmesine yönelik seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, 25 yılı aşkın süredir sektörde faaliyet gösteren damızlık sığır yetiştirici birliklerinin hizmetlerini sürdürebilmesi ve yetiştiricilerin sorunlarına çözüm bulunması amacıyla ilgili kurumlarla temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.

Ulusal Süt Konseyi Tokat’ta Süt Sektörünü Değerlendirdi Haber

Ulusal Süt Konseyi Tokat’ta Süt Sektörünü Değerlendirdi

Ulusal Süt Konseyi tarafından Tokat’ta düzenlenen bölge istişare toplantısında, süt sektörünün mevcut durumu, üreticilerin beklentileri ve sürdürülebilir hayvancılık konuları ele alındı. Ulusal Süt Konseyi’nin Tokat’ta gerçekleştirdiği bölge istişare toplantısında, süt sektörünün gelişimi, hayvancılıkta verimliliğin artırılması ve üreticilerin karşılaştığı sorunlar değerlendirildi. Kamu kurumları, üretici birlikleri ve sektör temsilcilerinin katıldığı toplantıda, bölgenin hayvancılık potansiyeli ve sektörün geleceğine yönelik çözüm önerileri görüşüldü. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı İlhan Köten, Tokat’ta ilk kez düzenlenen toplantının önemine dikkat çekerek bölgesel iş birliğinin hayvancılığın gelişimindeki rolünü vurguladı. Tokat’ın Hayvancılık Potansiyeli Masaya Yatırıldı Tokat’ın süt üretimi ve hayvancılık alanındaki potansiyelini değerlendiren İlhan Köten, sektörün sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için süt kalitesinin artırılması, soğuk zincir altyapısının yaygınlaştırılması ve kaliteli kaba yem üretiminin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Köten ayrıca koruyucu veteriner hekimlik uygulamalarının yaygınlaştırılmasının hayvan sağlığı ve üretim verimliliği açısından önem taşıdığını ifade etti. Çiğ Süt Fiyatları ve Yem Maliyetleri Gündemde Toplantıda süt üreticilerinin ekonomik koşulları ve üretim maliyetleri de gündeme geldi. Çiğ süt fiyatları ile yem maliyetleri arasındaki dengenin korunması gerektiğini belirten Köten, süt sanayisinin denetlenmesi ve süt fiyatlarının enflasyonun tek nedeni olduğu yönündeki algının düzeltilmesi gerektiğini dile getirdi. Üreticilerin emeğinin karşılığını alabilmesi için sektörün tüm paydaşlarının ortak hareket etmesinin önemine işaret edilen toplantıda, çiğ süt fiyatlandırması, üretici destekleri ve yeni yatırım olanakları da ele alındı. Sürdürülebilir Hayvancılık İçin İş Birliği Vurgusu Hayvancılıkta başarının yalnızca üretim miktarını artırmakla sınırlı olmadığını belirten İlhan Köten, sağlıklı hayvan yetiştiriciliği, kaliteli süt üretimi, maliyetlerin düşürülmesi ve üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Köten, “Hedefimiz sadece daha fazla süt üretmek değil; sağlıklı hayvan, kaliteli süt, düşük maliyet, güçlü örgütlenme ve emeğinin karşılığını alan yetiştirici olmalıdır.” ifadelerini kullandı. Toplantıda sektör paydaşları arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve üreticilerin karşılaştığı sorunlara ortak çözümler bulunması konusunda değerlendirmeler yapıldı. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, yetiştiricilerin haklarının korunması, süt üretiminde kalite ve verimliliğin artırılması ve Türkiye hayvancılığının sürdürülebilir gelişiminin desteklenmesi amacıyla çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.

Gürer: ''Hayvan İthalatında 2026 Kotası Daha Yıl Bitmeden Doldu'' Haber

Gürer: ''Hayvan İthalatında 2026 Kotası Daha Yıl Bitmeden Doldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2027 yılında 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatı planlamasını değerlendirdi. Gürer, 2026 yılı için açıklanan 500 bin başlık ithalat planının daha yılın ilk 7 ayında 495 bin 527 başa ulaştığını belirterek, Türkiye’nin hayvancılıkta ithalata dayalı politikanın sonuçlarını yıllardır yaşadığını söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2027 yılı besilik erkek sığır ithalatı planlamasını açıkladı. Bakanlığın duyurusuna göre 2027 yılında toplam 480 bin baş besilik erkek sığırın ithalatına izin verilmesi planlanıyor. Bu miktarın 380 bin başı 200 ve üzeri hayvan kapasiteli işletmelere, 100 bin başı ise 200 başın altındaki işletmelere ayrılacak. Başvurular 5-16 Ekim 2026 tarihleri arasında alınacak ve ithalat işlemleri Et ve Süt Kurumu aracılığıyla gerçekleştirilecek. “2026'DA 500 BİN DENİLDİ, 7 AYDA 495 BİN 527 HAYVANA ULAŞILDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2027 yılı için yeni bir ithalat programının açıklanmasının, Türkiye’de hayvancılığın temel sorunlarının çözülmediğini gösterdiğini ifade ederek “Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 yılı için 500 bin baş hayvan ithalatı planlamıştı. Daha yılın ilk 7 ayında 495 bin 527 baş hayvan ithal edildi. Yani bir yıl için öngörülen ithalat miktarının yüzde 99’undan fazlası daha yılın ilk yedi ayında gerçekleşti. İthalatın bu hızla sürdürülmesi, Türkiye’de hayvancılığın kendi kendine yeterli hale getirilemediğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Gürer, 2026 yılı ilk 7 ayında gerçekleşen 495 bin 527 başlık ithalatın 82 bin 454 başının damızlık sığır, 413 bin 73 başının ise damızlık olmayan sığır olduğunu belirterek, bu ithalat için 177 milyon 265 bin dolar ödeme yapıldığını da açıkladı. “480 BİN BAŞLIK YENİ İTHALAT PLANI SORUNUN ÇÖZÜMÜ DEĞİL, İTHALAT POLİTİKASININ DEVAMIDIR” 2027 yılı için açıklanan 480 bin başlık kontenjana da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılında 500 bin baş hayvan ithalatı planlandı. Daha yedi ayda bu rakama neredeyse ulaşıldı. Şimdi 2027 yılı için 480 bin baş yeni ithalat planlanıyor. Rakam 20 bin baş azaltılmış olabilir ancak ortada değişen temel bir politika yok. Yine dışarıdan hayvan getirilecek, yine döviz yurt dışına çıkacak. Oysa asıl yapılması gereken, Türkiye’de üreticinin neden hayvan yetiştiremediğini çözmektir” diye konuştu. Bakanlığın 2027 planında 200 baş ve üzeri işletmelere 380 bin, 200 baş altındaki işletmelere ise 100 bin başlık kontenjan ayrıldığını belirten Gürer, ithalatın işletme kapasitesi üzerinden planlanmasının yanında yerli üretimin sürdürülebilirliği için üreticinin maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Bakanlık duyurusunda TÜRKVET'teki işletme kapasitesinin esas alınacağı ve kapasite bilgisi bulunmayan işletmelerin başvuru yapamayacağı da belirtiliyor. “HER GELEN BAKAN İTHALATI 3 YIL İÇİNDE BİTİRECEĞİNİ SÖYLEDİ” Hayvan ve et ithalatının Türkiye’de uzun yıllardır devam ettiğine dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, geçmişte yapılan “ithalatı sona erdireceğiz” açıklamalarını hatırlatarak “Hayvan ithalatı Türkiye’de yeni bir uygulama değil. AKP iktidarında farklı dönemlerde ithalat yapılıyor. Her gelen Bakan, hayvan ithalatının üç yıl içerisinde sona ereceğini ifade etti. Ancak yıllar geçti, Bakanlar değişti, ithalat devam etti. Bugün geldiğimiz noktada 2027 yılı için 480 bin baş yeni ithalat planlanıyor. İthalat geçici bir tedbir olarak uygulanabilir. Ancak yıllarca devam eden ithalat artık geçici olmaktan çıkar, politikanın kendisi haline gelir. Türkiye'nin ihtiyacı sürekli ithalat yapmak değil, kendi üreticisinin üretimini sürdürebileceği ekonomik koşulları oluşturmaktır.” “ÜRETİCİ AHIRINDAKİ HAYVANI NEDEN AZALTIYOR, BUNUN CEVABI VERİLMELİDİR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün üreticinin en büyük sorunu hayvan yetiştirmek istememesi değil, hayvan yetiştirmenin ekonomik olmaktan çıkmasıdır. Yem pahalı, ilaç pahalı, veterinerlik hizmetleri pahalı, elektrik ve diğer işletme giderleri yüksek. Üreticinin geliri giderini karşılamıyorsa üretici hayvan sayısını artırmaz. Hayvan sayısı artmayınca da ortaya çıkan açık ithalatla kapatılmaya çalışılır.” “İTHALAT ARTTI AMA YURTTAŞIN ETE ERİŞİMİ SORUNU BİTMEDİ” Gürer, canlı hayvan ithalatının yanı sıra kırmızı et ithalatındaki artışa da dikkat çekti. Gürer, Türkiye’nin büyükbaş et ithalatı 2022’de 2 bin 169 ton iken 2023’te 36 bin 538 tona, 2024’te 81 bin 164 tona çıktı. 2025 yılında ise 65 bin 708 ton büyükbaş et ithal edildi. 2026’nın ilk 7 ayında büyükbaş et ithalatının 54 bin 218 tona ulaştığı ve bunun karşılığında 535 milyon 398 bin dolar ödeme yapıldığını belirtti.

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta İthalatla Çözüm Olmadığı Görülmeli" Haber

CHP'li Gürer: "Hayvancılıkta İthalatla Çözüm Olmadığı Görülmeli"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çekerek, hayvan varlığındaki azalışın et ve canlı hayvan ithalatını artırdığını söyledi. Gürer, üreticinin artan maliyetler nedeniyle hayvancılığı sürdürmekte zorlandığını, yurttaşların ise yüksek fiyatlar nedeniyle ete erişemediğini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe sorunların giderek büyüdüğünü belirterek, hayvan varlığındaki gelişmelerin, üretim maliyetlerinin ve ithalat rakamlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin hayvancılıkta kendi kendine yeterli bir yapıya kavuşması gerektiğini ifade eden Gürer, mevcut uygulamaların ise ithalata bağımlılığı ortadan kaldırmadığını belirtti. Gürer, “Türkiye’de hayvancılıkta sorunlar artıyor. Hayvan varlığının azalması, et ve canlı hayvan ithalatının sürmesine neden oluyor. Resmi verilere göre büyükbaş hayvan varlığımız 16 milyon 800 bin civarında, koyun ve keçi varlığımız ise 54 milyon baş civarında görülüyor. Ancak sektör temsilcileri, gerçek hayvan varlığının açıklanan rakamların yaklaşık 2 milyon altında olduğunu ifade ediyor” dedi. ÜRETİCİNİN GELİRİ DÜŞÜYOR, GİDERİ ARTIYOR Hayvancılık yapan üreticilerin her geçen gün daha ağır maliyetlerle karşı karşıya kaldığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, ahır giderlerinden veteriner hizmetlerine, yemden elektriğe kadar birçok kalemde ciddi artışlar yaşandığını belirtti. Gürer, “Üreticinin ahır giderleri artıyor, bakım giderleri artıyor, buzağı ölümleri artıyor, hastalıklar artıyor. Buna karşılık üreticinin geliri düşüyor. Gideri artan, geliri azalan üretici hayvancılığı sürdürmekte zorlanıyor. Bu nedenle hayvancılık yapanların sayısı da her geçen yıl azalıyor” diye konuştu. Türkiye’nin et ve hayvan açığının devam ettiğine dikkat çeken Gürer, sorunun çözümünün üretimi artırmak yerine ithalat yoluyla sağlanmaya çalışıldığını ifade etti. Gürer, “Ülkemizin et ve hayvan açığı devam ediyor. Bu açığa çözüm ise ithalatla bulunmaya çalışılıyor. Binlerce ton et ve yüz binlerce hayvan ithal ediliyor. Oysa yapılması gereken, ithalatla günü kurtarmak değil, yerli üreticinin üretimini sürdürebileceği koşulları oluşturmaktır” dedi. 7 AYDA YAKLAŞIK YARIM MİLYON HAYVAN İTHAL EDİLDİ Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 yılı için 500 bin baş hayvan ithalatı planladığını hatırlatan Gürer, yılın ilk 7 ayında bu sayıya neredeyse ulaşıldığını söyledi. Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026 yılı için 500 bin hayvan ithal edileceğini açıklamıştı. Ancak daha yıl tamamlanmadan, ilk 7 ayda 495 bin 527 baş hayvan ithal edildi. Yani Bakanlığın bir yıl için planladığı ithalat miktarına daha ilk 7 ayda ulaşıldı” ifadelerini kullandı. İthal edilen hayvanların türlerine ilişkin de bilgi veren Gürer, şunları söyledi: “İlk 7 ayda ithal edilen 495 bin 527 baş hayvanın 82 bin 454 başı damızlık sığır, 413 bin 73 başı ise damızlık dişi sığır olarak gerçekleşti. Yaklaşık yarım milyon hayvan ithal edildi. Bakanlığın kendi planladığı ithalat miktarına yıl tamamlanmadan ulaşılmış durumda.” Bu ithalatın Türkiye ekonomisine önemli bir döviz yükü getirdiğini ifade eden Gürer, “İlk 7 ayda yaklaşık 495 bin 527 baş sığırın ithal edilmesi karşılığında 177 milyon 265 bin dolar yurt dışına ödendi. Yerli üretimi güçlendirmek yerine dövizimizi yurt dışına gönderiyoruz” dedi. ET VE SÜT KURUMU KÂR EDERKEN VATANDAŞ ETE ULAŞAMIYOR Son yıllarda piyasanın dengelenmesi amacıyla Et ve Süt Kurumu aracılığıyla ithalat yapıldığını belirten Gürer, buna karşın yurttaşların ete erişim sorununun devam ettiğini söyledi. Gürer, “Et ve Süt Kurumu son yıllarda piyasanın dengelenmesi için ithalat gerçekleştiriyor. Ancak Et ve Süt Kurumunun verilerine baktığımızda kurumun kâr ettiğini görüyoruz. Oysa emekliler ve asgari ücretliler ete erişmekte sorun yaşıyor” dedi. Et ve Süt Kurumunun önceliğinin kâr etmek değil, yurttaşların uygun fiyatlarla ete erişimini sağlamak olması gerektiğini ifade eden Gürer, “Et ve Süt Kurumu ithal ettiği hayvandan ve etten kâr etme yerine başa baş noktasında kalmalı, piyasayı dengelemeli ve ete erişemeyen yurttaşların ete ulaşmasına olanak yaratmalıdır. Bugün emekli de asgari ücretli de kasaba gittiğinde et almakta zorlanıyor” diye konuştu. YERLİ ÜRETİCİ HAYVANINI KESİME GÖNDERMEK ZORUNDA KALIYOR Artan girdi maliyetlerinin hayvancılığı sürdürülemez hale getirdiğini belirten Gürer, üreticinin elindeki hayvanları kesime göndermek zorunda kaldığını söyledi. Gürer, “Yerli üretici, artan girdi maliyetleri karşısında hayvanını kesime göndermek durumunda kalıyor. Yem pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı, veterinerlik hizmetleri pahalı. Ahır giderleri sürekli artıyor. Ancak üreticinin gelirinde aynı oranda bir artış yaşanmıyor” dedi. Türkiye’de canlı hayvan ve et ithalatının 2010 yılından bu yana sürdüğüne dikkat çeken Gürer, yıllardır yapılan açıklamalara rağmen ithalatın sona ermediğini ifade etti. Gürer, “2010 yılında başlayan hayvan ve et ithalatı için her gelen Bakan, üç yıl içerisinde ithalatı sona erdireceğini açıkladı. Ancak aradan yıllar geçti ve ithalat hâlâ devam ediyor. Demek ki uygulanan politikalar, Türkiye’yi hayvancılıkta kendi kendine yeterli hale getiremedi” diye konuştu. BÜYÜKBAŞ ET İTHALATINDA MİLYONLARCA DOLAR YURT DIŞINA GİTTİ Ömer Fethi Gürer, büyükbaş et ithalatındaki yıllar içindeki artışa da dikkat çekerek, “2022 yılında yaklaşık 2 bin 169 ton büyükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için 21 milyon 574 bin dolar yurt dışına ödendi. 2023 yılında büyükbaş et ithalatı 36 bin 538 tona yükseldi. İthalat tutarı ise 235 milyon 999 bin dolar oldu” dedi. 2024 yılında ithalatın daha da arttığını belirten Gürer, “2024 yılında Türkiye yaklaşık 81 bin 164 ton büyükbaş eti ithal etti. Bunun karşılığında 524 milyon 28 milyon dolar yurt dışına ödendi. 2025 yılında ise yaklaşık 65 bin 708 ton büyükbaş eti ithal edildi ve bunun karşılığında 537 milyon 36 bin dolar döviz yurt dışına aktarıldı.” 2026 yılında da ithalatın yüksek seviyelerde devam ettiğini belirten Gürer, “2026 yılının daha ilk 7 ayında 54 bin 218 ton büyükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için 535 milyon 398 bin dolar yurt dışına ödendi. Yılın tamamlanmasına daha aylar varken, yalnızca 7 ayda ödenen döviz miktarı 535 milyon doları aştı” ifadelerini kullandı. KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIKTA DA İTHALAT DEVAM EDİYOR Türkiye’de et açığının kapatılması için özellikle koyun ve keçi yetiştiriciliğinin geliştirilmesi gerektiğinin yıllardır ifade edildiğini belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Küçükbaş hayvan varlığımızın artırılması gerektiği söyleniyor. Özellikle koyun ve keçi yetiştiriciliğiyle et açığının giderilebileceği ifade ediliyor. Ancak rakamlara baktığımızda küçükbaş hayvan etinde de ithalatın devam ettiğini görüyoruz” dedi. Küçükbaş et ithalatına ilişkin verileri paylaşan Gürer, “2022 yılında Türkiye yaklaşık 523 ton küçükbaş eti ithal etti ve bunun için 9 milyon 578 bin dolar ödendi. 2023 yılında 516 ton küçükbaş eti ithal edildi, ithalat tutarı 7 milyon 167 bin dolar oldu” diye konuştu. 2024 ve 2025 yıllarında da ithalatın sürdüğünü belirten Gürer, “2024 yılında yaklaşık 491 ton küçükbaş eti ithal edildi ve bunun karşılığında 5 milyon 420 bin dolar yurt dışına ödendi. 2025 yılında ise ithalat yeniden arttı ve 692 tona çıktı. Bunun karşılığında 9 milyon 364 bin dolar döviz yurt dışına gitti” dedi. 2026 yılında da ithalatın devam ettiğini ifade eden Gürer, “2026 yılının tamamlanmasına daha aylar varken 255 ton küçükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için de 3 milyon 849 bin dolar yurt dışına ödendi” şeklinde konuştu. GÜNEYDOĞU, DOĞU ANADOLU VE TRAKYA’DA HAYVANCILIK GELİŞTİRİLMELİ Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelin doğru politikalarla hayvancılıkta dışa bağımlılığı ortadan kaldırabilecek düzeyde olduğunu söyleyen Gürer, bölgesel hayvancılık politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Gürer, “Türkiye’nin özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde mera hayvancılığı geliştirilmelidir. Trakya’da özellikle küçükbaş hayvancılık desteklenmelidir. Türkiye genelinde hayvancılığa yeterli ve sürdürülebilir destek verilmelidir” dedi. Buzağı ölümlerinin önlenmesi ve hayvan hastalıklarıyla daha etkin mücadele edilmesi gerektiğini de ifade eden Gürer, “Buzağı ölümlerinin önlenmesi gerekiyor. Hayvan hastalıklarıyla etkin ve sürekli mücadele edilmesi gerekiyor. Bunlar sağlanmadan hayvan varlığını artırmak mümkün değildir” diye konuştu. GİDERLER KATLANIYOR, GELİR AYNI ORANDA ARTMIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin ahır giderleri artıyor. Veteriner bakım giderleri artıyor. Yem, mazot, elektrik ve diğer masraflarda katlanarak artış yaşanıyor. Ancak üreticinin gelirinde aynı oranda bir artış olmuyor. Böyle bir ortamda üreticinin hayvancılığı sürdürmesi her geçen gün daha da zorlaşıyor” dedi. Yerli üreticinin desteklenmemesi halinde ithalatın devam edeceğini belirten Gürer, “Bir taraftan üretici maliyetler nedeniyle üretimden uzaklaşıyor, diğer taraftan yurt dışından et ve hayvan ithal ediliyor. Sonuçta hem kendi üreticimizi kaybediyoruz hem de dövizimizi yurt dışına gönderiyoruz” ifadelerini kullandı. HAYVANCILIK YAPANLAR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SORUNU YAŞIYOR Son dönemde hayvancılık yapan üreticilerin en önemli sorununun üretimin sürdürülebilirliği olduğunu ifade ettiğini belirten Gürer, artan ahır giderlerinin üreticiyi zorladığını söyledi. Gürer, “Son dönemlerde özellikle hayvancılık yapanlar, ahır giderlerindeki artış nedeniyle hayvancılığı sürdürebilmenin sorun haline geldiğini söylüyor. Üretici için artık en temel sorunlardan biri, bu işi devam ettirip ettiremeyeceğidir” dedi. Sorunun yalnızca üreticiyle sınırlı olmadığını belirten Gürer, hayvan kesildikten sonra başlayan sürecin de maliyetleri artırdığını ifade etti. Gürer, “Hayvan kesildikten sonra kasaba gidiyor. Kasabın da kirası var, elektriği var, nakliye giderleri var, farklı işletme masrafları var. Yani maliyet zincirin her aşamasında artıyor. Bu nedenle sorun sadece üreticinin sorunu değil” diye konuştu. HEM ÜRETEN, HEM SATAN, HEM ALAN DERTLİ Türkiye’de hayvancılık ve et sektöründe üreticiden kasaba, tüketiciden işletmeciye kadar herkesin sorun yaşadığına dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın kalıcı çözümler üretmesi gerektiğini belirterek, “Bugün ette ve hayvancılıkta hem üretenin hem satanın hem de alanın aynı anda dert yandığı bir süreçteyiz. Üretici maliyetlerden şikâyetçi, kasap artan işletme giderlerinden şikâyetçi, yurttaş ise yüksek fiyatlar nedeniyle ete erişememekten şikâyetçi. Buna rağmen çözüm olarak ithalata yönelmek kalıcı bir politika değildir. Türkiye’nin hayvancılık potansiyeli vardır. Mera hayvancılığı geliştirilirse, küçükbaş hayvancılık desteklenirse, üreticiye yeterli destek sağlanırsa, buzağı ölümleri azaltılırsa ve hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele edilirse Türkiye kendi kendine yeterli hale gelebilir. Ancak bunlar yapılmadığı sürece hayvan varlığındaki sorunlar, et açığı ve ithalat devam edecektir. İktidarın artık hayvancılıkta kalıcı ve üreticiyi önceleyen çözümler üretmesi gerekiyor” dedi.

Nisan 2026 Çiğ Süt Üretim Maliyeti Açıklandı Haber

Nisan 2026 Çiğ Süt Üretim Maliyeti Açıklandı

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), Nisan ayı çiğ süt üretim maliyet verilerini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan hesaplamalara göre, sıcak çiğ süt üretim maliyetlerinde geçtiğimiz aya oranla artış yaşandı. 1 Litre Çiğ Süt Maliyeti 28,35 TL’ye Yükseldi TÜSEDAD Maliyet Komisyonu tarafından yapılan güncel hesaplamalar neticesinde, Nisan ayı 1 litre sıcak çiğ süt üretim maliyeti 28,35 TL/L olarak belirlendi. Bu rakam, bir önceki aya göre maliyetlerde 22 kuruşluk bir artış yaşandığını gösteriyor. Maliyet Artışının Nedenleri: Yem Fiyatları ve Enerji Zammı Maliyetlerdeki bu yükselişin arkasında yatan temel nedenler şu şekilde sıralandı: Karma Yem Fiyatları: Mazot fiyatlarındaki indirime ve kaba yem fiyatlarındaki düşüşe rağmen, karma yem fiyatlarındaki artış maliyetleri yukarı çekti. Elektrik Zammı: 4 Nisan 2026 tarihinden itibaren geçerli olan %28,4’lük tarımsal elektrik zammı, süt maliyetine doğrudan yansıdı. Enerji Payı: Elektriğin toplam giderler içindeki payı %4,09'dan %4,31'e yükselirken, bu zammın 1 litre süt maliyetine etkisi 15 kuruş oldu. Üretim Modeli ve Kesim Fiyatları TÜSEDAD, maliyet hesaplamalarını günlük ortalama 30 litre süt veren 100 baş sağmal kapasitesine sahip işletme modeli üzerinden gerçekleştirmektedir. Raporda ayrıca kesim fiyatlarındaki hafif düşüşün de genel hesaplama metodolojisi içinde dikkate alındığı belirtildi. TÜSEDAD Yönetim Kurulu, üreticilerin sesini duyurmak ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla düzenli maliyet paylaşımlarına devam edeceğini vurguladı.

1 Litre Çiğ Sütün Maliyeti 28 TL’yi Aştı! Haber

1 Litre Çiğ Sütün Maliyeti 28 TL’yi Aştı!

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), Mart ayı için 1 litre sıcak çiğ süt üretim maliyetini kamuoyuyla paylaştı. Girdi maliyetlerindeki artışın sürdüğünü belirten dernek, süt üreticisinin üzerindeki yükün her geçen gün ağırlaştığına dikkat çekti. ​Süt Üretim Maliyetinde %1,77’lik Artış ​TÜSEDAD Maliyet Komisyonu tarafından yapılan hesaplamalara göre, Mart ayında 1 litre sıcak çiğ süt üretim maliyeti 28,13 TL olarak belirlendi. Bir önceki aya göre maliyetlerde görülen %1,77’lik bu artışın temel nedenleri olarak mazot fiyatlarındaki yükseliş ve yem zamları gösterildi. ​Maliyet Artışının İki Temel Nedeni: Mazot ve Yem ​Dernek tarafından yapılan açıklamada, enerji ve yem fiyatlarının maliyetler üzerindeki doğrudan etkisi şu verilerle paylaşıldı: ​Enerji Giderleri: Mazot fiyatlarındaki artış nedeniyle, toplam enerji giderinin maliyet içindeki payı %3,6’dan %4,1’e yükseldi. ​Yem Zamları: Yem fiyatlarına gelen zamlar, süt üretim maliyetindeki artışı doğrudan tetikleyen ana unsur oldu. ​Hesaplama Modeli: 100 Başlık İşletme Esas Alındı ​TÜSEDAD, maliyet verilerini oluştururken sürdürülebilir ve gerçekçi bir model kullanıyor. Hesaplamalar; günlük ortalama 30 litre süt veren, 100 baş sağmal kapasitesine sahip bir işletme modeli üzerinden, güncel gider ve gelir dengesi gözetilerek yapılıyor. ​"Üreticinin Sesini Duyurmaya Devam Edeceğiz" ​TÜSEDAD Yönetim Kurulu, üreticilerin haklarını korumak ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla bu maliyet hesaplamalarını düzenli olarak paylaşmaya devam edeceklerini vurguladı. Süt fiyatlarının, artan maliyetler karşısında üreticiyi koruyacak seviyelerde tutulması gerektiği mesajı verildi.

TÜSEDAD Uyardı: "Manipülatif Söylemlere İtibar Etmeyin" Haber

TÜSEDAD Uyardı: "Manipülatif Söylemlere İtibar Etmeyin"

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), çiğ süt ve süt piyasasında yaşanan gelişmelere ilişkin sert bir açıklama yayınladı. Dernek, sektörde istikrarı bozmaya yönelik "asılsız ve manipülatif" iddialara karşı üreticileri ve sanayicileri uyardı. ​​Açıklamada, uzun süredir çiğ süt fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında kalmasının işletmeleri zarara uğrattığı ve damızlık hayvan varlığının azalmasına yol açtığı vurgulandı. Bu durumun Türkiye’nin hayvansal üretim sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ettiği belirtildi. ​Süt Tozu ve Tereyağı Düzenlemeleri ​TÜSEDAD, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından yürütülen stratejik müdahalelerin önemine dikkat çekti: ​Süt Tozu Regülasyonu: Üretilen süt tozlarının tamamının ihraç kaydıyla değerlendirildiği, iç piyasaya arz edilmesinin söz konusu olmadığı net bir dille ifade edildi. ​Tereyağı İthalatı: İç piyasadaki üreticiyi ve çiğ süt fiyatlarını korumak adına tereyağı ithalatının kapalı tutulduğu, bu kararın piyasa istikrarı için bir "kamu tasarrufu" olduğu belirtildi.​ ​Son günlerde süt tozlarının iç piyasaya sürüleceği ve tereyağı ithalatı için baskı kurulduğu yönündeki iddiaları yalanlayan TÜSEDAD Yönetim Kurulu, şu ifadeleri kullandı; ​"Bu söylemler sektörümüzde gereksiz bir tedirginlik yaratmakta ve piyasa istikrarını zedeleme riski taşımaktadır. Mevcut piyasa koşullarında üreticiyi zayıflatacak herhangi bir uygulamanın hayata geçirilmesi kabul edilemez." ​Şap ve "üç gün hastalığı" nedeniyle süt arzında yaşanan düşüşün, fiyatların sürdürülebilir seviyelere ulaşacağı beklentisini artırdığı belirtilirken; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin hayati önem taşıdığı kaydedildi. TÜSEDAD açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Uzun süredir çiğ süt fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında seyretmesi, üreticilerimizi ciddi ekonomik kayıplarla karşı karşıya bırakmış; birçok işletmenin zarar etmesine, üretimden çekilmesine ve damızlık hayvan varlığımızın azalmasına neden olmuştur. Bu durum, yalnızca sektör paydaşlarını değil, ülkemizin hayvansal üretim sürdürülebilirliğini doğrudan etkilemektedir. ​Bu olumsuz sürecin daha da derinleşmemesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından Et ve Süt Kurumu aracılığıyla yürütülen süt tozu regülasyonu uygulaması, üreticinin maliyet baskısı altında ezilmesini önlemeye yönelik stratejik bir müdahaledir. Regülasyon kapsamında üretilen süt tozlarının tamamı ihraç kaydıyla değerlendirilmekte olup iç piyasaya arz edilmesi söz konusu değildir. ​Öte yandan, tereyağı ithalatına ilişkin yetki Et ve Süt Kurumu'nda olup, piyasa regülasyon görevi gereği konuya ilişkin kararı veren yetkili mercidir. Verilen karar Tarım ve Orman Bakanlığı ilgili genel müdürlük ile istişare edilerek kesinleşmektedir. Bu düzenleme, piyasa istikrarının korunması ve üreticinin mağdur edilmemesi amacıyla tesis edilmiş bir kamu tasarrufudur. Uzun süredir tereyağı ithalatının kapalı tutulması ve ihracatın açık olması, iç piyasada üreticiyi ve çiğ süt fiyatlarını destekleyen önemli uygulamalardan biri olmuştur. ​Son dönemde yaşanan şap ve üç gün hastalığı nedeniyle süt arzında meydana gelen azalma, çiğ süt fiyatlarının sürdürülebilir seviyelere ulaşabileceğine dair beklenti oluşturmuş; üreticilerimizin üretime devam etme iradesini güçlendirmiştir. ​Ancak son günlerde; regülasyon kapsamında üretilen süt tozlarının iç piyasada satılacağı ve tereyağı ithalatı konusunda Et ve Süt Kurumu üzerinde baskı oluşturulmaya çalışıldığı yönünde iddialar gündeme getirilmektedir. Bu söylemler, sektörümüzde gereksiz bir tedirginlik yaratmakta ve piyasa istikrarını zedeleme riski taşımaktadır. ​Söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığı açıktır. Mevcut piyasa koşulları dikkate alındığında, üreticiyi zayıflatacak herhangi bir uygulamanın hayata geçirilmesi kabul edilemez. ​Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Üreticilerimizin ve sanayicilerimizin, sektörel dengeyi bozmayı amaçlayan asılsız ve manipülatif söylemlere itibar etmemeleri gerektiğini önemle vurgularız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.