Hava Durumu

#Denetim

Kırsal Haber - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Rızvanoğlu:"Milli Parklar Rant Alanı Değildir" Haber

CHP'li Rızvanoğlu:"Milli Parklar Rant Alanı Değildir"

CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, TBMM Genel Kurulunda Milli Parklar Kanun Teklifi görüşmelerinde tümü üzerine yaptığı konuşmada, teklifin doğa koruma yaklaşımını zayıflattığını, korunan alanları ticari işletme mantığına açtığını ve anayasal koruma ilkeleriyle çeliştiğini belirtti. Rızvanoğlu, “Milli parklar ve benzeri korunan alanlar bu ülkenin ekolojik güvenlik altyapısıdır. Nasıl ki sınırlarımızı askeri hatlarla koruyorsak, iklim krizine, kuraklığa ve gıda güvensizliğine karşı da doğal savunma hattımız da milli parklar ve benzeri alanlardır. Bu teklifle iktidar savunma sistemimizi çökertmek istiyor.” “Bu teklif, doğayı koruma politikasından işletme anlayışına geçiştir” Konuşmasında teklifin yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını, doğa yönetimi anlayışında köklü bir değişimi temsil ettiğini vurgulayan Rızvanoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Görüşmekte olduğumuz Milli Parklar kanun teklifi, yaşam alanlarımızın nasıl korunacağını ve gelecek kuşaklara nasıl bir ülke bırakacağımızı belirleyecek bir dönüm noktasıdır. İktidarın getirdiği bu teklif, doğayı koruma politikasından uzaklaştırıyor ve doğayı işletme anlayışına geçiriyor. Türkiye’de doğal alanlar üzerindeki baskının son yıllarda belirgin biçimde arttığını ifade eden Rızvanoğlu, “Biz bunu, Akbelen’de şirket lehine yapılan kamulaştırmalarda gördük. Kazdağları’nda yabancı bir şirket, on binlerce ağacı keserken gördük. Marmaris kıyılarına dikilen devasa otelde gördük. Kanal İstanbul uğruna tarım alanlarının ranta açılmasında gördük. MAPEG tarafından son yayınlanan, köy, orman, mera demeden satışa çıkarılan ruhsat satışında gördük.” dedi. “Korunan alanların koruma kalkanı zayıflatılıyor” Teklifle milli parkların Turizm Teşvik Kanunu kapsamına alındığını, uzun devreli gelişme planlarının devre dışı bırakıldığını, yapılaşma ve işletme faaliyetlerinin özel şirketlere açıldığını, uzun süreli işletme haklarıyla kamusal korumanın zayıflatıldığını ve adı milli park olan ancak karakteri değişmiş alanlar yaratılacağını belirten Rızvanoğlu, teklifin ortaya çıkaracağı tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Yani korunan değil, parçalanmış; işletilen; gelecek kuşaklara bırakılan değil, bugünün rantına açılmış alanlar… Oysa milli park ve benzeri korunan alan dediğiniz yerde bunlar olmaz. Çünkü buralar bilimsel değeri yüksek, nadir bulunan ve korunması gereken alanlardır. Buralar; kurdun, kuşun, ağacın, suyun kendi dengesi içinde yaşayabildiği yaşam alanlarıdır. Buralar, kısa vadeli kazançların değil, uzun vadeli kamu yararının gözetildiği, gelecek kuşaklara bırakmamız gereken ortak mirasımızdır. Ve bu miras hiçbir iktidarın tasarruf alanı olamaz Çünkü buralar milletimizindir! Ve bu alanlar enerji nakil hatlarının güzergâhı olsun diye değil, ekosistemin sürekliliği sağlansın diye varlar. Turizm yatırımları artsın diye değil, doğal denge bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılabilsin diye varlar. En önemlisi, ülkenin toprağı, suyu, havası ve yaşam güvencesi tükensin diye değil, ayakta kalsın diye varlar. İşte bu yüzden Milli Parklar Kanununun mantığı ve özü aslında çok açık: Önce koruma, sonra kullanım. Bugünkü teklif ise bu sıralamayı tersine çeviriyor; önce kullanmayı, sonra mümkünse, eğer geriye bir şey kalırsa korumayı öneriyor. Yani iktidar doğayı koruyan hukuk düzenini tersine çevirmek istiyor. Üstelik bu teklifte sorun yalnızca doğa koruma sorunu da değil; çok açık Anayasa ihlalleri var. “Teklif açık Anayasayla” Rızvanoğlu konuşmasında, teklifin yalnızca çevre politikası açısından değil, Anayasa’nın doğayı ve doğal varlıkları korumaya ilişkin temel hükümleri bakımından da ciddi sakıncalar içerdiğini vurguladı. Anayasa’nın 169’uncu maddesinin ormanların korunması ve yönetiminin devlete ait olduğunu açıkça düzenlediğini hatırlatan Rızvanoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ormana zarar verebilecek hiçbir faaliyete izin verilemeyeceğini hüküm altına alan Anayasa’ya rağmen, bu teklif korunan alanların anayasal koruma zeminini fiilen zayıflatmaktadır.” Anayasa’nın 168’inci maddesine göre doğal kaynakların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu belirten Rızvanoğlu, korunan alanların uzun süreli tahsisler yoluyla özel işletmelere açılmasının bu hükümle bağdaşmadığını ifade etti: “Doğal kaynakların devlet tarafından korunması gerekirken, bu düzenleme korunan alanları uzun süreli tahsislerle fiilen özel işletme alanlarına dönüştürecek bir kapı aralamaktadır.” Anayasa’nın 63’üncü maddesinin ise devletin tarih, kültür ve tabiat varlıklarını koruma yükümlülüğünü açık biçimde ortaya koyduğunu hatırlatan Rızvanoğlu, milli parkların bu anayasal sorumluluğun sahadaki en önemli karşılığı olduğunu belirtti: “Koruma statülerini güçlendirmek yerine işletme izinlerini genişleten bir yaklaşım, devletin anayasal koruma yükümlülüğüyle açık biçimde çelişmektedir.” “Bu teklif doğayı koruma politikasından işletme anlayışına geçiştir” Teklifin detaylarının incelendiğinde kurumlar arası izin ve görüş süreçlerinin büyük ölçüde devre dışı bırakıldığını belirten Rızvanoğlu, yetkilerin Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünde toplanmasının denetim ve şeffaflık açısından ciddi riskler yarattığını ifade etti. Teklifin 5’inci maddesiyle milli parklar içerisinde yol, enerji hattı ve boru hattı gibi altyapı yatırımlarına izin verilebilmesinin öngörüldüğünü belirten Rızvanoğlu, bu düzenlemenin hassas ekosistemleri yatırım baskısına açık hale getireceğini vurguladı. Teklifin 6’ncı maddesiyle korunan alanlardaki tesis ve hizmetlerin özel şirketler tarafından işletilebilmesinin kapsamının genişletildiğini belirten Rızvanoğlu, bunun koruma önceliği yerine ticari işletme mantığını öne çıkaran bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Teklifin 7’nci maddesine de dikkat çeken Rızvanoğlu, korunan alanlardaki kaçak yapılar için yalnızca yıkım seçeneği yerine “Genel Müdürlükçe değerlendirme” seçeneğinin getirilmesinin, kaçak yapılaşmayı önlemek yerine fiilen meşrulaştırma riski taşıdığını belirtti. Korunan alanlarda kaçak yapıların kaldırılması ve alanın eski haline getirilmesinin koruma hukukunun temel gereği olduğunu ifade etti. “Milli parklar ve benzeri korunan alanlar ülkenin doğal savunma hattıdır” Milli parkların yalnızca rekreasyon alanları değil, iklim krizi, kuraklık ve gıda güvenliği risklerine karşı ülkenin ekolojik güvenlik altyapısı olduğunu vurgulayan Rızvanoğlu şu ifadeleri kullandı: “Bu iktidarın doğayı korumak gibi bir niyeti yok! Bakın bu teklifin özü iktidar için nedir biliyor musunuz? Para, para, para! Peki doğa için? zarar. Halk için, zarar. Çiftçi için, zarar. Neden mi? Çünkü Milli parklar ve korunan alanlar birer ‘mesire alanı’ değildir. Buralar bu ülkenin ekolojik güvenlik altyapısıdır. Nasıl ki sınırlarımızı askeri hatlarla koruyorsak, iklim krizine, kuraklığa ve gıda güvensizliğine karşı da doğal savunma hattımız da milli parklar ve benzeri alanlardır. Bu teklifle iktidar savunma sistemimizi çökertmek istiyor. Oysa devlet dediğiniz yapı, krizlere karşı toplumu korumak için vardır. İktidar ise kriz çağında koruma statülerini esnetiyor. Bizim tercihimiz açıktır: Doğayı ekonomik faaliyetin arkasına dizen değil, ekonomiyi doğanın sınırları içinde planlayan bir devlet anlayışı. Evet, Doğayı iyi yönetemezsek, yarın karşılaşacağımız zararların altından kalkmamız mümkün olamaz. Bugün ülkenin dört bir yanındaki sellerin nelere yol açtığını hep birlikte görüyoruz. Keza yazın orman yangınları da aynı şekilde. Gelecekte karşılaşacağımız daha büyük doğal felaketlere karşı çok iyi hazırlanmamız gerekiyor. Bunun için de doğayı iyi yönetmemiz şart. Doğayı şirket çıkarlarına feda edecek lüksümüz yok! O yüzden bu ülke şirket mantığıyla yönetilemez. Bu topraklar kısa vadeli kâr hesaplarına teslim edilemez. Devlet dediğiniz yapı; geleceği bugüne karşı korumak için vardır. Geleceğin avansını şimdiden tüketmek için değil. Bu yüzden biz, geleceğe karşı empatisiz bir rant düzenine değil, bilimle yönetilen, adaletle korunan bir Türkiye’ye talibiz.” dedi. “Koruma politikalarını bilimsel temelde yeniden kuracağız” Cumhuriyet Halk Partisi’nin doğa koruma politikalarına ilişkin yaklaşımını da paylaşan Rızvanoğlu, “Milletimizin desteğiyle sorumluluk üstlendiğimizde, doğa koruma politikalarını İktidardan farklı bir anlayışla ele alacağız. Doğa korumayı nasıl yöneteceğimiz, hangi ilkeleri esas alacağımız ise şimdiden açık ve net. Yeni parti programımızda yazdık. Doğa koruma politikalarını bilimsel temelde yeniden kuracağız. Doğal alanlarda ekosistem izlemelerini düzenli olarak yapacağız ve verileri şeffaf biçimde kamuoyuyla, paylaşılacağız. En önemlisi iktidarın yaptığının aksine; Milli parkların, tabiat parklarının ve sulak alanların sayısı artıracağız, koruma statüleri güçlendireceğiz! Biz bu ülkenin ormanını, suyunu, toprağını günübirlik çıkar hesaplarına teslim etmeyeceğiz.”

Kanatlı Eti İhracatına Durdurma! Haber

Kanatlı Eti İhracatına Durdurma!

Ticaret Bakanlığı, iç piyasada artan fiyat hareketliliğini kontrol altına almak ve arz-talep dengesini sağlamak amacıyla kanatlı eti ihracatını bugünden itibaren durdurma kararı aldı. Ticaret Bakanlığı, gıda piyasalarındaki güncel gelişmeleri ve artan tüketici taleplerini göz önünde bulundurarak kritik bir adım attı. Bakanlık tarafından bugün yapılan resmi açıklamada, kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve fahiş fiyat artışlarının önüne geçmek adına ihracata yönelik kısıtlama tedbirlerinin devreye alındığı duyuruldu. ​Piyasada Arz-Talep Dengesi Gözetiliyor ​Bakanlık açıklamasında, bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkisiyle birlikte, iç talepteki artışın bazı ürün gruplarında fiyatları hızlandırdığına dikkat çekildi. Vatandaşın temel gıda ürünlerine makul fiyatlarla erişimini sağlamayı hedefleyen bakanlık, şu ifadeleri kullandı: ​"Piyasadaki arz-talep dengesini destekleyici bir adım olarak, kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik tedbirler bugün itibarıyla hayata geçirilmiştir." ​Fahiş Fiyat ve Spekülasyona Sıkı Denetim ​Ticaret Bakanlığı, ihracat kısıtlamasının yanı sıra piyasadaki denetimlerin de aralıksız süreceğini vurguladı. Özellikle perakende ve toptan ticaret kuruluşlarının denetim birimlerince mercek altına alındığı belirtilirken, spekülatif fiyatlama davranışlarına karşı kararlılık mesajı verildi. ​Tüketiciyi mağdur edebilecek her türlü uygulamanın takipçisi olunacağını belirten Bakanlık, denetim sonuçlarının şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmaya devam edeceğini duyurdu.

Yılbaşı Öncesi Gıdada Denetimler Sürüyor Haber

Yılbaşı Öncesi Gıdada Denetimler Sürüyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşması için denetimlerin aralıksız sürdürüldüğünü belirterek, “2025 yılında gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerlerine yönelik 1 milyon 350 bin denetim gerçekleştirdik ve 2 milyar 654 milyon lira idari para cezası uyguladık. Halkımızın güvenilir gıdaya ulaşması kırmızı çizgimizdir." ifadelerini kullandı. Yumaklı, yaptığı yazılı açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığının vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşması için 7/24 esaslı denetimleri 2025 yılında da artırarak devam ettirdiklerini vurguladı. Yurt genelinde 8 bin 113 kontrol görevlisi ile toplam 1 milyon 350 bin denetim gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Yumaklı, “Yapılan resmi kontroller kapsamında 32 bin 210 adet idari para cezası uygulanmış, 570 adet işletme hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. 2 milyar 654 milyon lira tutarında idari para cezası uygulandı." bilgilerini verdi. YENİ YIL ÖNCESİ GIDAYA SIKI TAKİP Bakan Yumaklı, yeni yıl öncesi gıda ürünlerinde tüketimin arttığını anımsatarak 18 Aralık'tan bu yana denetim programı uyguladıklarını ve bugüne kadar 19 bin 82 denetim gerçekleştirdiklerini aktardı. Bu denetimlerin 7/24 esaslı sürdürüldüğünün altını çizen Yumaklı, halk sağlığını tehlikeye düşürecek herhangi bir faaliyete izin vermeyeceklerini dile getirdi. VATANDAŞLARA ÇAĞRI Bakanlık olarak 2025 yılında gıda güvenliğinin sağlanmasına yönelik çok sayıda düzenlemeyi hayata geçirdiklerini hatırlatan Yumaklı, şu değerlendirmede bulundu: “Hileli, taklit ve tağşiş yapılan ürünleri internet sitemizden yayınlayarak halkımızı bilgilendirme görevimizi yerine getirdik. Bu işletmelerle ilgili de gerekli hukuki prosedürleri işlettik. Denetimlerimiz yalnızca satış noktalarıyla sınırlı değildir. Pestisit başta olmak üzere zirai ilaç kullanımının tarladan sofraya kadar tüm aşamalarda kontrol ediyoruz. Halkımızın güvenilir gıdaya ulaşması kırmızı çizgimizdir. Vatandaşlarımızın sağlığıyla oynayanlara göz açtırmadık ve açtırmıyoruz. Bu konuda toleransımız yoktur. Yeni yıl öncesin de ekiplerimiz üretim, satış ve gıda toplu tüketim yerlerine yönelik denetim faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. Unutmayalım ki en iyi denetçi vatandaşlarımızdır. Bu minvalde tüketim ve üretim yerlerinde herhangi bir olumsuzlukla karşılaşan vatandaşlarımıza, bunu en kısa sürede Bakanlığımızın Alo 174 Gıda Hattına ve diğer bildirim yapabilecekleri mecralara iletmeleri çağrımızı yinelemek istiyorum. Ayrıca vatandaşlarımız hizmet aldıkları tüketim yerlerinde bu sene zorunlu hale getirdiğimiz karekod uygulamasıyla işletmenin denetim sorgulamasını da yapabilirler." Bakan Yumaklı, vatandaşların yeni yıla sorunsuz bir şekilde girmeleri için bütün gayreti gösterdiklerini kaydederek, 2026 yılının Türkiye'ye, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.​

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.