Hava Durumu

#Denetim

Kırsal Haber - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Büyükbaş Hayvan Ölümleri Endişe Yaratıyor! Haber

Büyükbaş Hayvan Ölümleri Endişe Yaratıyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin üç farklı ilinde görülen büyükbaş kuduz vakalarına dikkat çekerek acil önlem çağrısında bulundu. Mardin, Sivas ve Şanlıurfa’da tespit edilen vakalarda ölüm oranının %75 olması, hayvancılık sektörü ve toplum sağlığı için ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor. ​Kuduz Vakaları Yeniden Hortladı: 4 Vakadan 3’ü Ölümle Sonuçlandı ​Türkiye’de hayvancılığın en büyük sorunlarından biri olan zoonotik hastalıklar, bu kez kuduz vakalarıyla gündemde. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı verilerine dayanarak korkutan tabloyu açıkladı. ​Resmi verilere göre; Mardin (Ömerli), Sivas (Gürün) ve Şanlıurfa (Haliliye) illerinde yerli sığırlarda kuduz vakaları tespit edildi. Toplam 4 vakadan 3’ünün ölümle sonuçlanması, hastalığın vahametini gözler önüne serdi. ​İllere Göre Kuduz Bilançosu: ​Mardin Ömerli: 1 vaka, 1 ölüm.​Sivas Gürün: 2 vaka; 1 ölüm, 1 imha (35 hayvan aşılandı).​Şanlıurfa Haliliye: 1 vaka, 1 ölüm (2 hayvan aşılandı).​"Ortadan Kalktı Denilen Hastalık Geri Döndü" ​Büyükbaş hayvanlarda kuduzun daha önce "kontrol altına alınmış veya ortadan kaldırılmış" statüsünde görüldüğünü hatırlatan Gürer, vakaların yeniden ortaya çıkmasının ciddi bir uyarı olduğunu belirtti. Hastalığın özellikle yaban hayatı ile temas sonucu bulaştığı şüphesi üzerinde duruluyor. ​Gürer, kırsal bölgelerde teşhis ve tedavide geç kalınmasının hastalığın yayılma riskini artırdığını vurgulayarak, "Aşılama bu bağlamda tek ve en önemli çözüm yoludur" dedi. ​Şap Hastalığından Ders Çıkarılmalı ​Yakın dönemde 81 ilde hayvan pazarlarının kapanmasına neden olan şap hastalığı krizini hatırlatan Ömer Fethi Gürer, hükümete şu sözlerle seslendi: ​"Şap hastalığında aşılamada geç kalındı ve bunun bedelini besicimiz, süt ve et üreticimiz ağır ödedi. Kuduzda da aynı hatalar yapılmamalıdır. Hayvan hastalıklarında bulaş sonrası çare daralıyor; asıl olan hastalık yayılmadan önlem almaktır." ​Çözüm Önerileri: Veteriner Hekim İstihdamı ve Sıkı Denetim ​Hayvancılığın sürdürülebilirliği için zoonotik hastalıklarla (hayvandan insana geçen) mücadelenin şart olduğunu ifade eden Gürer, acil önlem planını şu maddelerle özetledi: ​Yaygın Aşılama: Tüm riskli bölgelerde aşılama çalışmaları hız kesmeden devam etmeli.​Veteriner Hekim Ataması: Kamuda yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmeli ve hekimler sürekli sahada aktif görev yapmalı.​Yaban Hayatı Kontrolü: Yaban hayvanlarından kaynaklı bulaş riski sıkı denetim altına alınmalı.​Karantina ve Hareket Kısıtı: Hayvan hareketleri ve karantina süreçleri titizlikle izlenmeli. ​"Gecikilen her gün risk" diyen Gürer, tablonun bir krize dönüşmeden müdahale edilmesi gerektiğini belirterek yetkilileri göreve çağırdı.

TVHB’den Barınaklardaki Vahşete Sert Tepki Haber

TVHB’den Barınaklardaki Vahşete Sert Tepki

​Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Konya ve Eskişehir başta olmak üzere Türkiye’nin çeşitli illerindeki barınaklardan gelen dehşet verici görüntülere ilişkin bir açıklama yaptı. Eroğlu, barınaklardaki tablonun sadece ihmal değil, "yapısal bir sistem çöküşü" olduğunu vurguladı. ​Barınaklarda Açlık ve İhmal Skandalı ​Son günlerde kamuoyuna yansıyan görüntülerde, Konya’da toplu köpek ölümleri ve Eskişehir Bozüyük’te açlıktan birbirini yiyen köpeklerin yer alması toplumsal vicdanı derinden yaraladı. Konuyla ilgili açıklama yapan TVHB Başkanı Ali Eroğlu, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirterek yetkilileri göreve çağırdı. ​"Hayvanların Birbirini Tüketmesi Bakımın Çöktüğünün Kanıtıdır" ​Eroğlu, bir barınakta hayvanın başka bir hayvanın bedenini tüketecek noktaya gelmesinin, o tesiste beslenme, tedavi ve bakım hizmetlerinin tamamen durduğunu gösterdiğini ifade etti. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Toplu ölümler, süregelen denetimsizlik ve yetersizliğin açık bir sonucudur. Hayvanların uzun süreli açlık ve hastalıklara terk edilmesi doğrudan sorumluluk doğuran vahim bir durumdur." ​Çözüm: Şeffaf Denetim ve Veteriner Hekim İstihdamı ​Haberlere yansıyan elim görüntülerin denetim mekanizmalarındaki zafiyeti ortaya koyduğunu belirten TVHB, çözüm önerilerini sıraladı. Eroğlu’na göre benzer acıların tekrar etmemesi için şu adımların ivedilikle atılması gerekiyor: ​Şeffaf Denetim: Barınaklar düzenli ve kamuoyuna açık şekilde denetlenmelidir. ​Uzman Kadro: Yeterli sayıda veteriner hekim ve yardımcı personel istihdam edilmelidir. ​Yaptırım: İhmali olan tüm sorumlular yargı önünde hesap vermelidir. ​Bilimsel Politika: Hayvan refahını esas alan, sürdürülebilir ve bilimsel politikalar hayata geçirilmelidir. ​"Toplumların Gelişmişlik Düzeyi Hayvanlara Verilen Değerle Ölçülür" ​Açıklamasını "Toplumların gelişmişlik düzeyi, en savunmasız canlılara gösterilen özenle ölçülür" sözüyle sürdüren Eroğlu, Türkiye’nin bu tür utanç verici görüntülerle anılmaması gerektiğini vurguladı. Barınakların kapasite ve yönetim anlayışının acilen revize edilmesi gerektiğini belirten TVHB Başkanı, yaşam hakkının güvence altına alınması çağrısında bulundu.

Menülerde Yeni Dönem Başladı! Haber

Menülerde Yeni Dönem Başladı!

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, tüketicinin sağlığını ve seçim hakkını korumak adına gıda sektöründe devrim niteliğinde bir düzenlemeye imza attı. Artık toplu tüketim yerlerinde gıdaların içerik, enerji (kalori) ve alerjen bilgilerinin sunulması yasal bir zorunluluk haline getirildi. "Ne Yediğinizi Bilmek En Doğal Hakkınız" sloganıyla başlatılan yeni dönem; restoran, kafe, yemekhane ve kantin gibi tüm toplu tüketim yerlerini kapsıyor. Düzenleme ile tüketicilerin dini, sağlık veya kişisel tercihlerine uygun seçim yapmalarını kolaylaştırmak ve özellikle alerjik reaksiyon risklerini minimize etmek hedefleniyor. Bilgiler Nasıl Sunulacak? İşletmelere bu bilgileri sunmaları için geniş bir seçenek yelpazesi sunuldu. Gıda içerikleri ve kalori değerleri; Menülerde, Duvar tahtalarında veya broşürlerde, Dijital ekranlarda, Karekod (QR) aracılığıyla paylaşılabilecek. Karekod Kullanan İşletmelere Özel Kural Bilgilerini karekod ile sunmayı tercih eden işletmelerin, dijital sistemlere erişemeyen tüketicileri de gözetmesi gerekiyor. Bu işletmeler, görünür bir yere "Bu bilgilere karekod ile ulaşabilirsiniz. Karekod kullanamayan tüketiciler talep ederse bilgi kendilerine ayrıca sunulur." yazısını asmakla yükümlü olacak. "Güvenilir Gıda" ile Vatandaş Denetimi Bakanlık, denetim sürecine vatandaşları da dahil ediyor. Bilgi sunma zorunluluğuna uymayan veya şüpheli durum teşkil eden işletmeler, Bakanlığın "Güvenilir Gıda" mobil uygulaması üzerinden doğrudan bildirilebilecek. "Denetim Elinde" mottosuyla yürütülen süreçte, şeffaf gıda zincirinin her halkasının sıkı bir şekilde takip edileceği vurgulandı.

Bitki Çaylarında Demleme Talimatı Zorunlu Oldu Haber

Bitki Çaylarında Demleme Talimatı Zorunlu Oldu

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, bitki çaylarının tüketiminde güvenilirliği artırmak ve yanlış kullanımın önüne geçmek amacıyla önemli bir düzenleme başlattı. Yeni karara göre, piyasadaki tüm bitki çayı ambalajlarında "Hazırlama Talimatı" bulunması artık yasal bir zorunluluk. Bitki çaylarının şifalı etkilerinden tam anlamıyla yararlanabilmek ve olası riskleri minimize etmek için düğmeye basan Bakanlık, ambalajlardaki bilgi kirliliğini sona erdiriyor. Tüketiciler artık her ürünün üzerinde, o bitkiye özel en sağlıklı hazırlama yöntemine doğrudan ulaşabilecek. Standart Uygulama ve Örnek Etiket Düzenleme ile birlikte ambalajlarda miktar, su sıcaklığı ve bekleme süresi gibi kritik bilgiler yer alacak. Bakanlığın paylaştığı örnek etikette; "200 ml kaynar suyun üzerine bir yemek kaşığı ilave edilerek 3-4 dakika bekletilerek tüketilmesi tavsiye edilir" gibi net ve anlaşılır ifadelerin kullanılması öngörülüyor. "Denetim Elinde" ile Sıkı Takip Düzenlemenin kağıt üzerinde kalmaması için denetim mekanizması da dijitalleşiyor. Bakanlık, halk sağlığını korumak adına şu noktalara dikkat çekiyor: Zorunlu İçerik: Tüm bitki çayı ambalajlarında hazırlama talimatı bulunmak zorunda. Vatandaş Denetimi: Hazırlama talimatı bulunmayan veya şüpheli görülen ürünler için vatandaşlar "Güvenilir Gıda" mobil uygulaması üzerinden anlık bildirim yapabilecek. Doğru Tüketim: Yanlış demleme süresi veya yanlış su sıcaklığı nedeniyle bitkilerin içeriğindeki faydalı bileşenlerin zarar görmesinin önüne geçilecek. Bu yeni dönemle birlikte, bitki çayı pazarında şeffaflığın artması ve tüketicilerin daha bilinçli bir şekilde ürünlere yönelmesi hedefleniyor.

DEVA Partili Karal’dan Bakan Yumaklı’ya Sahte Zeytinyağı Sorusu Haber

DEVA Partili Karal’dan Bakan Yumaklı’ya Sahte Zeytinyağı Sorusu

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal, İzmir merkezli bazı firmaların 46 farklı marka ile 82 kez taklit ve tağşiş listesine girmesine rağmen faaliyetlerine devam etmesini Meclis gündemine taşıdı. ​DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal, sahte ve tağşişli zeytinyağı üretimiyle halk sağlığını tehdit eden firmalar hakkında Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle bir soru önergesi verdi. ​82 Kez Listeye Girdiler, Hala Üretime Devam Ediyorlar ​Karal, kamuoyuna yansıyan haberlerde İzmir merkezli bazı firmaların sahte zeytinyağı üretimi yaptığının ve toplamda 82 kez taklit/tağşiş listesinde yer aldığının tespit edildiğini belirtti. Milletvekili Karal, asıl dikkat çekici ve vahim olan hususun; bu firmaların defalarca ifşa edilmelerine rağmen marka değiştirerek piyasada varlıklarını sürdürebilmeleri olduğunu vurguladı. ​"Yaptırımlar Caydırıcı Değil mi?" ​Durumun sadece bir denetim eksikliği değil, aynı zamanda yaptırımların caydırıcı olmamasından kaynaklandığını ifade eden Hasan Karal, şu soruların yanıtlanmasını istedi: ​Denetim Zafiyeti: 46 farklı marka ile onlarca kez ihlal yapan bu firmaların faaliyetlerinin erken aşamada engellenememesi bir denetim zafiyeti midir?​ Adli Süreçler: Bu firmalar hakkında Cumhuriyet savcılıklarına yapılan suç duyurusu sayısı kaçtır ve açılan soruşturmalar ne aşamadadır?​ Ağır Yaptırımlar: Faaliyetten men, üretim izni iptali veya işletme kapatma gibi ağır yaptırımlar neden uygulanmamıştır?​ Yapısal Reform: Sadece listeleri açıklamanın ötesinde, bu tür vakaların tekrarlanmasını önleyecek, firmaların faaliyetlerini tamamen durduracak bir yapısal reform planlanmakta mıdır?​"Halk Sağlığı Doğrudan Tehdit Altında" ​Gıda güvenliğinin doğrudan tehdit edildiği bu tablo karşısında etkin ve kalıcı önlemlerin neden alınamadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Karal, mevcut mevzuatın yetersiz kalıp kalmadığının da sorgulanması gerektiğini ifade etti. Karal ayrıca, taklit ve tağşişli ürünlerin piyasadan tamamen çekilmesi için etkin bir geri çağırma mekanizmasının olup olmadığını da sordu.

Gediz Nehri Mercek Altında Haber

Gediz Nehri Mercek Altında

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gediz Nehri’ndeki kirliliği bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Aylık analizlerle hazırlanan raporlar, sanayi ve tarım kaynaklı kirliliğin ciddi boyutlara ulaştığını gösterirken; bu durumun yalnızca körfezi değil, tarımı ve gıda güvenliğini de tehdit ettiği vurgulanıyor. İzmir ve Manisa’nın aylık raporlarının birleşmesiyle hazırlanacak yıllık analizler, körfez ve tarım için daha güçlü mücadeleye zemin hazırlayacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda Gediz Nehri’ni mercek altına aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yapılan deniz kirliliğine ilişkin ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine rağmen, gemi kaynaklı kirliliği dron taramalarıyla tespit eden Büyükşehir, İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin ana nedenlerinden biri olan Gediz Nehri’ndeki kirliliği ortaya koymak için de su analizlerini sürdürüyor. Aylık rapor hazırlanıyor Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu öncülüğünde, İZSU tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Gediz Nehri’nin İzmir’e giriş noktası Emiralem Boğazı’ndan başlayarak İzmir Körfezi’ne ulaştığı noktaya kadar belirlenen 7 farklı noktadan düzenli olarak numuneler alınıyor ve elde edilen veriler aylık raporlar halinde değerlendiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmaya, Gediz Nehri’nin büyük bölümüne ev sahipliği yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi de aylık raporlarıyla destek veriyor. İzmir ve Manisa’dan elde edilen veriler, yıllık bir raporda bir araya getirilerek Gediz’in kaynağından temiz çıkmasına rağmen kirlenmesine neden olan unsurlar, bir yıllık süreçte tespit edilecek. Böylece hem İzmir Körfezi’ni hem de bölge tarımını tehdit eden kirliliğe karşı daha güçlü ve etkili bir mücadele yürütülecek. Kirliliğin acısını en çok çeken il İzmir Gediz’in kirliliğinin sadece İzmir’in sorunu olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Havzanın sonunda yer alması nedeniyle İzmir, en çok etkilenen ilimiz. Nehir, geçmişte can verdiği tarım arazilerini artık tehdit etmekle kalmıyor, körfez gibi büyük bir canlı rezervuarı da olumsuz etkiliyor. Gediz’in yaklaşık 400 kilometrelik uzunluğu ve yan dereleriyle taşınan kirlilik, İzmir’de hem tarımı hem de körfezi ciddi şekilde etkiliyor. Bu nedenle iyileştirme çalışmalarında hızlı adımlar atılması gerekiyor” şeklinde konuştu. Kirlilik sadece körfezi değil tarımı da etkiliyor Araştırma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz Nehri’nin hem nehir hem de körfez ekosistemi için kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Körfezde yaşanan alg patlamaları, balık ölümleri ve koku sorunlarının temel nedeninin kirlilik olduğunu vurgulayan Kurucu, bu durumun tarımsal sulamayı da olumsuz etkilediğini ifade etti. Çalışmada, kirliliğin kaynağından ziyade nehrin mevcut durumuna odaklandıklarını belirten Kurucu, kirleticilerin türü, yoğunluğu ve dağılımını tespit etmeyi amaçladıklarını söyledi. Gediz’in yıllık kirlilik raporu hazırlanıyor Kurucu, Gediz Nehri’nin İzmir’e girdiği noktadan İzmir Körfezi’ne kadar belirlenen örnekleme noktalarında İZSU ile yürüttükleri çalışmalarda aylık kirlilik raporları hazırladıklarını söyledi. Kasım ayından itibaren yapılan ölçümlerle her ay rapor çıkarılacağını belirten Kurucu, yıllık rapor sayesinde mevsimsel değişimler ve kirliliğin yoğunlaştığı noktalar tespit edilerek karar vericilere yol gösterileceğini vurguladı. Gediz’in yanı sıra Ağıl Deresi de izleniyor Gediz’in eski yatağı olan ve iç körfeze ulaşan Ağıl Deresi’nde de izlemelere başlandığını aktaran Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Ağıl Deresi, Gediz Nehri’nden Süleymanlı Regülatörü’nde mansaplanarak sulama kanalı olarak devam ediyor. Sulamadan dönen sular, Menemen’deki arıtma tesislerinden geçtikten sonra İzmir Körfezi’ne ulaşıyor. Dereye Maltepe Deresi de katılıyor. İZSU, aylık izlemeleri 2 noktadan 10 noktaya çıkardı ve sonuçları bütünleşik olarak değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu. “Gediz Nehri her geçtiği ilde kirleniyor” Prof. Kurucu, Gediz Nehri’nin Kütahya Murat Dağı’ndan doğup Uşak ve Manisa’dan geçerek İzmir Körfezi’ne ulaştığında kirlenmiş olduğunu belirtti. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin de yürüttüğü çalışmayla, nehrin Manisa sınırları içindeki bölümünde yapılan ölçümler suyun girişten itibaren kirlendiğini gösterdi. Kurucu, “Gediz’in kaynağı temiz, ancak yol üzerindeki illeri geçtikçe kirlilik yükü artıyor. Bu proje, aylık izlemelerle nehrin durumunu bütüncül olarak ortaya koyacak. Bu çalışmalar bu güne kadar parça parça yapılmış. Kurumlar ya ayrı dönemlerde çalışma yapmış ya da bir kere örneklemişler. Biz bunu aylık olarak düzenli izleyeceğiz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, bu projeye çok önem veriyor. Su, tarımsal kullanım ve gıda güvenliği açısından çok önemli; bu nedenle İzmir ve Manisa genelinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi. Durum ciddi; üç aylık veriler uyarıyor Kasım ayından itibaren yapılan aylık analizlerin sonuçlarını açıklayan Prof. Kurucu, “Durum ciddi. Üç aylık veriler, özellikle aralık ve ocak aylarında tonlarca azot ve fosforun İzmir Körfezi’ne aktığını gösteriyor. Bu besin elementleri ötrofikasyona yol açıyor, alg patlamaları oluşuyor ve sucul yaşam tehlikeye giriyor; balık ölümleri yaşanıyor. Ayrıca alüminyum, brom, kadmiyum, demir, çinko gibi ağır metaller de sanayi kaynaklı olarak nehre karışıyor. Tarımsal gübreler ve hayvancılığın yan derelere veya doğrudan nehre bıraktığı sıvılar da kirliliğe katkı sağlıyor. Tüm bunlar hem nehir hem de körfez ekosistemi için ciddi bir yük oluşturuyor; herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor” dedi. Tarımı ve gıda güvenliğini de tehdit ediyor Prof. Kurucu, Gediz Nehri kirliliğinin sadece körfezi değil, tarımsal sulamayı ve gıda güvenliğini de tehdit ettiğini belirtti. Kurucu, “Durumu tespit ediyoruz: kirliliğin kaynağı sanayi ve tarım. Tarımı ve gübre yönetimini daha iyi yapmamız gerekiyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız bu konunun üzerine kararlılıkla gidiyor ve gıda güvenliğine de çok önem veriyor. Gediz’in suyu tarımsal üretimde kullanılıyor ve uzun vadede toprağın çoraklaşmasına yol açabilir. Bu nedenle önlem almak zorundayız” dedi.

Çiftçiden Ucuza Alındı, İthal Ürün Pahalıya Satıldı Haber

Çiftçiden Ucuza Alındı, İthal Ürün Pahalıya Satıldı

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 350 bin ton ithal mısırı 12 bin 200 TL/ton fiyatla satışa sunmasını, hem ithalat verileri hem de önceki alım fiyatları üzerinden değerlendirdi. “İTHALAT UCUZA, SATIŞ PAHALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı ithalat verilerini belirterek, “2026 yılında 513 bin 595 ton mısır ithal edilmiş ve bunun karşılığında 121 milyon 760 bin 961 dolar ödenmiş. Bu da ton başına yaklaşık 237 dolar, yani 10 bin 185 TL demektir. Siz bu ürünü getirip 12 bin 200 TL’ye satıyorsunuz. Arada yaklaşık 2 bin TL fark var. Çiftçi değil kurum kazanmanın peşinde ,” dedi. “2025’TE MİLYARLARCA DOLARLIK İTHALAT” CHP’li Ömer Fethi Gürer, ithalata dayalı politikanın sürekliliğine dikkat çekerek 2025 verilerini de paylaştı. Gürer, “2025 yılında 5 milyon 70 bin ton mısır ithal edilmiş, bunun için 1 milyar 256 milyon dolar ödenmiş. Ton başına fiyat yaklaşık 248 dolar, yani 9 bin 596 TL. Türkiye her yıl milyarlarca doları ithalata harcıyor” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİDEN DÜŞÜK FİYATA AL, İTHALİ DAHA PAHALIYA SAT” Ömer Fethi Gürer, en çarpıcı çelişkinin ise TMO’nun alım ve satış fiyatları arasında olduğunu belirterek, “2025 yılında TMO, yerli üreticiden mısırı 11 bin 300 TL/ton fiyatla aldı. Bugün ithal ettiği mısırı 12 bin 200 TL’ye satıyor. Yani çiftçinin ürününü daha düşük fiyata alırken, ithal ürünü daha yüksek fiyata piyasaya veriyor.,” diye konuştu. “350 BİN TONLUK SATIŞ İTHALAT ZİNCİRİNİN DEVAMI” TMO’nun 350 bin tonluk satış kararının yapısal sorunun bir parçası olduğunu belirten Gürer, “Piyasayı düzenlemek adına yapılan bu satış, aslında üretim planlamasının yapılmadığının itirafıdır. Yerli üretim desteklenmediği için çözüm ithalatta aranıyor. TÜİK verilerine göre Ülkemizde mısır üretimi ise 2023 yılına göre 2024 yılında %10,0 oranında azalarak 8,1 milyon ton oldu. 2024 yılına göre de 2025 yılında mısır üretimi ise %4,9 oranında artarak 8,5 milyon ton oldu. Ülkemizin Mısır ürünü ihtiyacı 10 milyon ton civarında olduğu ifade ediliyor. Bu açık giderilebilir. İktidar bu açığı gidermek yerine ithalat yapıyor. Yurt içi fiyatın altında fiyatla mısır getirip yurt içi verdiği fiyat üzerinde fiyatla satış yaparak kar etmeye çalışıyor. Kamu kar için değil piyasayı dengelemek ve destek için var” dedi “PEŞİN ÖDEME ŞARTI” Peşin ödeme zorunluluğunu da eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Besici ve sanayici zaten yüksek maliyetler altında eziliyor. Ahır giderleri, elektrik, yem ve finansman maliyetleri ortada. Buna rağmen ‘peşin öde’ demek desteklemek değil” ifadelerini kullandı. “DENETİM DEĞİL, POLİTİKA YANLIŞ” TMO’nun “fiili tüketim” ve sıkı denetim uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, “Sorun denetim eksikliği değil, yanlış tarım politikalarıdır. Siz üretimi artıracak adımlar atmazsanız, ithalat bağımlılığı büyümeye devam eder.” dedi. “ÇÖZÜM: ÇİFTÇİYİ DESTEKLE, İTHALATI AZALT” Gürer açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin toprağı da var, çiftçisi de var. Yapılması gereken ithalat kapılarını açmak değil, üreticiyi desteklemektir. Alım fiyatları maliyetin üzerinde belirlenmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli ve planlı üretime geçilmelidir. Aksi halde bu tablo değişmez; kazanan ithalatçı, kaybeden çiftçi olur.”

Lokanta ve Tatlıcılar Mercek Altında Haber

Lokanta ve Tatlıcılar Mercek Altında

Ankara Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için gıda satışı yapan işletmelere yönelik denetimlerini sürdürüyor. Ankara Zabıtası tarafından kent genelinde gerçekleştirilen denetimlerde, işletmelerin genel hijyen koşulları, gıda güvenliği, saklama ve depolama şartları ile üretim alanları titizlikle inceleniyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Zabıta Daire Başkanlığı, Ramazan ayı kapsamında ve bayram öncesinde kent genelinde gıda satışı yapan işletmelere yönelik denetimlerine aralıksız devam ediyor. Başkentlilerin sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen denetimlerde, özellikle pastane, tatlıcı, lokanta ve kafelerde hijyen kuralları ve ürün güvenliği detaylı şekilde inceleniyor. GENEL HİJYEN KOŞULLARI, GIDA GÜVENLİĞİ TİTİZLİKLE İNCELENİYOR Ankara Zabıtası tarafından yürütülen denetimlerde; işletmelerin genel hijyen koşulları, gıda güvenliği, saklama ve depolama şartları, fiyat ve etiket uygulamaları, üretim alanları ve gerekli belgeleri titizlikle kontrol ediliyor. Ramazan ayında yoğunluk yaşayan işletmelerde vatandaşların mağduriyet yaşamaması için denetimler sıklaştırılırken, özellikle bayram tatlılarının sağlıklı koşullarda üretilip satışa sunulması için de gerekli bilgilendirmeler yapılıyor. Denetimler sırasında mevzuata aykırı faaliyet gösterdiği tespit edilen işletmelere gerekli uyarılar yapılırken, kurallara uymayan işletmelere cezai işlem uygulanıyor.

Bakan Yumaklı Milli Parklar Düzenlemesini Değerlendirdi Haber

Bakan Yumaklı Milli Parklar Düzenlemesini Değerlendirdi

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesine ilişkin, "Milli Parklar Kanunu ile yaban hayatından biyolojik çeşitliliğimize, ekosistemimizden korunan alanlarımıza kadar doğamız için daha güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor, bizlere emanet edilen bu eşsiz mirası yarınlarımıza güvenle taşıyoruz." ifadesini kullandı. Yumaklı, milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesini değerlendirdi. Milli Parklar Kanunu'nun Türkiye'ye ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Yumaklı, şunları ifade etti: "Milli Parklar Kanunu ile yaban hayatından biyolojik çeşitliliğimize, ekosistemimizden korunan alanlarımıza kadar doğamız için daha güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor, bizlere emanet edilen bu eşsiz mirası yarınlarımıza güvenle taşıyoruz. Bu süreçte büyük bir özveriyle emek veren AK Parti ve MHP gruplarına, kıymetli milletvekillerimize, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyelerimize ve Meclis çalışanlarımıza teşekkür ediyorum." DENETİM FAALİYETLERİ ÇOK DAHA GÜÇLÜ ŞEKİLDE İLERLEYECEK Bakan Yumaklı, düzenlemenin neden yapıldığına ilişkin, "Doğayı daha iyi korumak. Yasa dışı avcılığı azaltmak. Milli parkları daha düzenli yönetmek. Kurumu daha güçlü ve hızlı çalışır hale getirmek" şeklinde ifade etti. Ayrıca Yumaklı yasa dışı avcılığa karşı cezaların artacağına, denetim görevlilerinin yetkilerinin genişletileceğine ve orman muhafaza memurlarının da yasa dışı avla mücadele edebileceğine dikkat çekti. Düzenlemeyle, koruma kapsamının genişletildiğini, denetim faaliyetlerinin çok daha güçlü şekilde ilerleyeceğini ifade eden Bakan Yumaklı; “Sadece milli parklar değil diğer korunan alanlarda da plan yapılacak. Ayrıca turizm projelerinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görüşü de alınacak" değerlendirmesinde bulundu. Düzenlemede, yöre halkı da sürece dahil olacak. Alan kılavuzluğu sistemi getirilerek yerel halk ziyaretçi yönetiminde de rol alabilecek. Ekoturizm desteklenecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.