Hava Durumu

#Denetim

Kırsal Haber - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lokanta ve Tatlıcılar Mercek Altında Haber

Lokanta ve Tatlıcılar Mercek Altında

Ankara Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için gıda satışı yapan işletmelere yönelik denetimlerini sürdürüyor. Ankara Zabıtası tarafından kent genelinde gerçekleştirilen denetimlerde, işletmelerin genel hijyen koşulları, gıda güvenliği, saklama ve depolama şartları ile üretim alanları titizlikle inceleniyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Zabıta Daire Başkanlığı, Ramazan ayı kapsamında ve bayram öncesinde kent genelinde gıda satışı yapan işletmelere yönelik denetimlerine aralıksız devam ediyor. Başkentlilerin sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen denetimlerde, özellikle pastane, tatlıcı, lokanta ve kafelerde hijyen kuralları ve ürün güvenliği detaylı şekilde inceleniyor. GENEL HİJYEN KOŞULLARI, GIDA GÜVENLİĞİ TİTİZLİKLE İNCELENİYOR Ankara Zabıtası tarafından yürütülen denetimlerde; işletmelerin genel hijyen koşulları, gıda güvenliği, saklama ve depolama şartları, fiyat ve etiket uygulamaları, üretim alanları ve gerekli belgeleri titizlikle kontrol ediliyor. Ramazan ayında yoğunluk yaşayan işletmelerde vatandaşların mağduriyet yaşamaması için denetimler sıklaştırılırken, özellikle bayram tatlılarının sağlıklı koşullarda üretilip satışa sunulması için de gerekli bilgilendirmeler yapılıyor. Denetimler sırasında mevzuata aykırı faaliyet gösterdiği tespit edilen işletmelere gerekli uyarılar yapılırken, kurallara uymayan işletmelere cezai işlem uygulanıyor.

Bakan Yumaklı Milli Parklar Düzenlemesini Değerlendirdi Haber

Bakan Yumaklı Milli Parklar Düzenlemesini Değerlendirdi

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesine ilişkin, "Milli Parklar Kanunu ile yaban hayatından biyolojik çeşitliliğimize, ekosistemimizden korunan alanlarımıza kadar doğamız için daha güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor, bizlere emanet edilen bu eşsiz mirası yarınlarımıza güvenle taşıyoruz." ifadesini kullandı. Yumaklı, milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesini değerlendirdi. Milli Parklar Kanunu'nun Türkiye'ye ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Yumaklı, şunları ifade etti: "Milli Parklar Kanunu ile yaban hayatından biyolojik çeşitliliğimize, ekosistemimizden korunan alanlarımıza kadar doğamız için daha güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor, bizlere emanet edilen bu eşsiz mirası yarınlarımıza güvenle taşıyoruz. Bu süreçte büyük bir özveriyle emek veren AK Parti ve MHP gruplarına, kıymetli milletvekillerimize, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyelerimize ve Meclis çalışanlarımıza teşekkür ediyorum." DENETİM FAALİYETLERİ ÇOK DAHA GÜÇLÜ ŞEKİLDE İLERLEYECEK Bakan Yumaklı, düzenlemenin neden yapıldığına ilişkin, "Doğayı daha iyi korumak. Yasa dışı avcılığı azaltmak. Milli parkları daha düzenli yönetmek. Kurumu daha güçlü ve hızlı çalışır hale getirmek" şeklinde ifade etti. Ayrıca Yumaklı yasa dışı avcılığa karşı cezaların artacağına, denetim görevlilerinin yetkilerinin genişletileceğine ve orman muhafaza memurlarının da yasa dışı avla mücadele edebileceğine dikkat çekti. Düzenlemeyle, koruma kapsamının genişletildiğini, denetim faaliyetlerinin çok daha güçlü şekilde ilerleyeceğini ifade eden Bakan Yumaklı; “Sadece milli parklar değil diğer korunan alanlarda da plan yapılacak. Ayrıca turizm projelerinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görüşü de alınacak" değerlendirmesinde bulundu. Düzenlemede, yöre halkı da sürece dahil olacak. Alan kılavuzluğu sistemi getirilerek yerel halk ziyaretçi yönetiminde de rol alabilecek. Ekoturizm desteklenecek.

Giresun’da Ramazan Ayı Gıda Denetimleri Kesintisiz Devam Ediyor Haber

Giresun’da Ramazan Ayı Gıda Denetimleri Kesintisiz Devam Ediyor

Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından il genelinde vatandaşların güvenilir gıdaya erişimi için yıl boyunca olduğu gibi Ramazan ayında da gıda kontrol görevlileri denetimlerine kesintisiz devam ediyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Merkez ilçedeki gıda denetim çalışmasına İl Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Şahin ve Şube Müdürü Oğuz Yiğit ile birlikte nezaret etti. Denetimler kapsamında Gıda kontrol görevlileri, üretim ve satış yerlerinde; hijyen ve genel temizlik kuralları, gıda maddelerinin muhafaza şartları ve soğuk hava depolarının/buzdolaplarının sıcaklık derecelerinin takibi, ürünlerin etiket bilgileri, son tüketim tarihleri, taklit ve tağşiş gibi hususlarda ayrıntılı kontrol ve denetim yapıyor. Ayrıca işletme sahipleri ve çalışanları, gıda güvenliği ve personel hijyeni konularında bilgilendiriliyor. İl Müdürü Yılmaz yaptığı açıklamada; “Denetimlerde eksiklik veya uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda 5996 sayılı Kanun gereğince cezai işlem uygulanmaktadır. 2026 yılında şu ana kadar 1.024 denetim gerçekleştirilerek bunlardan 6 işletmeye toplamda 507 bin 790 TL idari para cezası verilmiştir. Gıda güvenliğinin sağlanması kırmızı çizgimiz olup tüketicilerimizin karşılaşacağı gıda güvenliği ile ilgili her türlü olumsuz durumları Alo 174 Gıda Hattı bildirimde bulunmaları büyük önem taşımaktadır.” dedi.

Sofralarda "Güvenilir Gıda" Denetimi Haber

Sofralarda "Güvenilir Gıda" Denetimi

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için denetimlerini en üst seviyeye çıkardı. 5996 sayılı kanun kapsamında yürütülen çalışmalarda, halk sağlığını riske atan hiçbir işletmeye taviz verilmiyor. ​Üretimden Tezgâha Sıkı Markaj ​İl ve İlçe Müdürlüklerinde görevli teknik personeller, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte tüketimi artan ürün gruplarına yönelik geniş kapsamlı bir saha operasyonu başlattı. Denetimlerin odak noktasında şu ürünler yer alıyor: ​Unlu Mamuller: Ekmek, pide, pasta ve tatlı çeşitleri.​Hayvansal Gıdalar: Et ve et ürünleri, süt ürünleri ve yumurta.​Temel İhtiyaçlar: Marketlerdeki raflarda yer alan tüm gıda ürünleri.​Hijyen ve İzlenebilirlik Ön Planda ​Ekipler sadece ürünleri değil, işletmelerin genel durumunu da mercek altına alıyor. Fırınlardan pastanelere, marketlerden toplu tüketim yerlerine kadar pek çok noktada şu kriterler inceleniyor: ​Hijyen Koşulları: Üretim alanlarının temizliği ve personelin hijyen standartları.​Muhafaza Şartları: Ürünlerin doğru sıcaklıkta saklanıp saklanmadığı.​Resmi Kayıtlar: Son kullanma tarihleri, izlenebilirlik ve ürün kayıt sistemleri.​Numune Alımı: Şüpheli görülen durumlarda laboratuvar analizi için numuneler alınıyor.​Bakanlıklar Arası Koordinasyonla Etkin Denetim ​Gıda güvenliğinin yanı sıra piyasa düzenini sağlamak adına denetimler, Ticaret Bakanlığı ekipleriyle eş zamanlı ve koordineli bir şekilde yürütülüyor. Bu iş birliği sayesinde hem gıda güvenliği hem de piyasa gözetimi konusunda denetimlerin etkinliği iki katına çıkarılıyor. Mevzuata aykırı hareket eden işletmelere ise ağır idari yaptırımlar uygulanıyor. ​"Halk sağlığını riske atabilecek hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyecektir." ​Tüketicilere Çağrı: "Alo Gıda 174" ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, vatandaşların gıda güvenliği zincirindeki en önemli halka olduğunu hatırlattı. Tüketicilerin karşılaştıkları her türlü olumsuz durumu Alo Gıda 174 hattına bildirmeleri, denetimlerin etkinliğini artırmak açısından kritik önem taşıyor. ​Denetimlerin Ramazan ayı süresince ve bayram sonrasında da aynı kararlılıkla devam edeceği vurgulandı.

İZTO’da "KURGAN" Zirvesi Haber

İZTO’da "KURGAN" Zirvesi

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından, 1 Ekim 2025 itibarıyla devreye alınan ve “vergi denetiminde devrim” olarak nitelendirilen Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN), İzmir’de tüm detaylarıyla masaya yatırıldı. Birbirinden farklı sektörlerde hizmet veren iş insanlarının katılımıyla gerçekleşen bilgilendirme toplantısında, yapay zeka destekli vergi denetimi sistemi olarak tanımlanan ve tüm mali işlemleri anlık olarak analiz ederek, sahte belge kullananları ve riskli mükellefleri tespit etmeyi amaçlayan sistem hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) Bilgilendirme Toplantısı, İzmir Ticaret Odası ev sahipliğinde yoğun bir katılımla düzenlendi. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı, İzmir Defterdarı Ömer Alanlı ve İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Gökhan Arıkan’ın açılış konuşması yaptığı toplantıya, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Meclis Başkan Yardımcıları Mehmet Tahir Özdemir ve Nevzat Artkıy ile üyeler katıldı. ATCI: KAYITDIŞILIK ORANI YÜZDE 30 SEVİYELERİNE ULAŞTI Vergi Denetim Kurulu’nun son iki yılda yoğun denetim sürecine girmesinin temel gerekçesinin kayıt dışılık oranının yaklaşık yüzde 30 seviyelerine ulaşması olduğunu belirten T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı, “Sahte belge kullanımı yaklaşık 30 yıldır Türkiye’nin en büyük mali sorunlarından biri. Beyana dayalı vergi sisteminin sağlıklı işlemesi için vergi ahlakının güçlendirilmesi gerekiyor. Sadece ceza odaklı değil rehberlik edici ve yönlendirici denetim anlayışının esas alınması önemli. Vergi idaresinde “ceza kes – düzeltme bekle” yaklaşımından uzaklaşılarak, mükellefi ikna eden ve gönüllü uyumu artırmayı hedefleyen akıllı uyum (smart compliance) modeline geçilmesi gerekiyor” dedi. AMAÇ, VERGİ UYUMUNU KALICI ŞEKİLDE ARTIRMAK Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) aracılığıyla, potansiyel riskli işlemlerin erken aşamada tespit edilmesinin ve kullanıcı mükelleflerin uyarılarak sürece uyum sağlamalarının hedeflendiğini belirten Atcı sözlerine şöyle devam etti: “Yapay zeka ve ileri veri analiz teknolojileri denetim süreçlerinde yoğun şekilde kullanılarak reaktif denetimden proaktif denetime geçilmesi, geçmiş yıllar yerine güncel risklerin anlık olarak izlenmesi başarı oranını artırıyor. Bu noktada yeni denetim yaklaşımının temel amacının vergi uyumunu kalıcı biçimde artırmak, kamu gelir kayıplarını azaltmak ve adil bir vergi sistemi oluşturmak olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum” ALANLI: ÖNCELİKLİ BİR KAMU POLİTİKASI OLARAK ELE ALINMALI Ekonominin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde ilerleyebilmesi için kayıt dışı ekonomi ve sahte belge düzenlenmesiyle mücadelenin öncelikli bir kamu politikası olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan İzmir Defterdarı Ömer Alanlı, “Geçmiş dönemde mükellef inceleme süreçleri 5 yıla kadar uzayabiliyor, hatta bazı dosyaların zamanaşımına uğrayabiliyordu. Yeni denetim yaklaşımıyla mükelleflerin iz bırakmadan işlem yapmalarının önüne geçildiğini görüyoruz. Risk Analiz Merkezi tarafından belirlenen kriterler doğrultusunda riskli olduğu değerlendirilen mükelleflerin incelemeye sevk ediliyor. Bu noktada sahada görev yapan denetim elemanları ile Risk Analiz Merkezi’nin çalışmalarının uyum içinde yürütülmesi sistem etkinliğinin artması açısından önem taşıyor. KURGAN sistemi ile mükellefler olası riskler konusunda önceden uyarılıyor ve ileride karşılaşabilecekleri hukuki ve mali sonuçlara karşı tedbir almaya yönlendiriliyor. Uygulama yeni olduğu için bazı aksaklık ve eksiklikler yaşanabilir. Ancak meslek mensuplarından ve paydaşlardan gelen geri bildirimler dikkate alınarak çözüm odaklı bir yaklaşım benimseyebiliriz” dedi. ARIKAN: KURGAN’IN EN ÖNEMLİ KATKISI, ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK İzmir Ticaret Odası olarak teknolojiyi merkeze alan, veriye dayalı ve şeffaflığı esas alan tüm dönüşüm süreçlerini güçlü şekilde desteklediklerini ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Gökhan Arıkan, “Şirketlerin mali verilerini ileri analiz yöntemleriyle değerlendirerek riskleri erken aşamada tespit eden, önleyici denetim anlayışını esas alan çağdaş bir gözetim sistemi olan KURGAN, yalnızca kamunun vergi uyumunu artırmasına hizmet eden bir araç değil; aynı zamanda özel sektör için güçlü bir kurumsallaşma mekanizması olarak da karşımıza çıkıyor. Sanayiden ticarete, inşaattan turizme, lojistikten tarıma, finansal hizmetlerden perakendeye kadar ekonomimizin tüm sektörleri bu sistemden doğrudan etkilenecek. Çünkü KURGAN’ın odağında yalnızca rakamlar değil; şirketlerin finansal davranışları, sürdürülebilirliği ve uzun vadeli sağlamlığı yer alıyor. İş dünyamız açısından KURGAN’ın sağladığı en önemli katkılardan bir diğeri ise, öngörülebilirlik. Bu sayede şirketlerimiz, mali süreçlerini daha şeffaf ve düzenli yürüttükçe, denetim risklerini önceden görebilecek, belirsizlikler azalacak ve daha sağlıklı planlama yapabilecek” dedi. BAKANLIK’TAN DETAYLI SUNUM Açılış konuşmalarının ardından, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erhan Selim tarafından bir sunum gerçekleştirildi. Selim sunumunda, KURGAN sisteminin teknik altyapısını, risk analiz mekanizmasını, uygulama aşamalarını ve sahte belgeyle mücadele stratejisindeki yerini detaylı biçimde katılımcılarla paylaştı. Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) Hakkında: Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi, kurumun mali ve idari süreçlerini önceden belirlenen kriterler doğrultusunda sürekli izleyen, olası riskleri erken aşamada tespit eden ve yönetime veri temelli karar desteği sunan bütüncül bir yapıdır. Bu sistem sayesinde süreçlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik güçlendirilirken, kaynakların etkin kullanımı ve mevzuata uyum da güvence altına alınmaktadır.

CHP'li Rızvanoğlu:"Milli Parklar Rant Alanı Değildir" Haber

CHP'li Rızvanoğlu:"Milli Parklar Rant Alanı Değildir"

CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, TBMM Genel Kurulunda Milli Parklar Kanun Teklifi görüşmelerinde tümü üzerine yaptığı konuşmada, teklifin doğa koruma yaklaşımını zayıflattığını, korunan alanları ticari işletme mantığına açtığını ve anayasal koruma ilkeleriyle çeliştiğini belirtti. Rızvanoğlu, “Milli parklar ve benzeri korunan alanlar bu ülkenin ekolojik güvenlik altyapısıdır. Nasıl ki sınırlarımızı askeri hatlarla koruyorsak, iklim krizine, kuraklığa ve gıda güvensizliğine karşı da doğal savunma hattımız da milli parklar ve benzeri alanlardır. Bu teklifle iktidar savunma sistemimizi çökertmek istiyor.” “Bu teklif, doğayı koruma politikasından işletme anlayışına geçiştir” Konuşmasında teklifin yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını, doğa yönetimi anlayışında köklü bir değişimi temsil ettiğini vurgulayan Rızvanoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Görüşmekte olduğumuz Milli Parklar kanun teklifi, yaşam alanlarımızın nasıl korunacağını ve gelecek kuşaklara nasıl bir ülke bırakacağımızı belirleyecek bir dönüm noktasıdır. İktidarın getirdiği bu teklif, doğayı koruma politikasından uzaklaştırıyor ve doğayı işletme anlayışına geçiriyor. Türkiye’de doğal alanlar üzerindeki baskının son yıllarda belirgin biçimde arttığını ifade eden Rızvanoğlu, “Biz bunu, Akbelen’de şirket lehine yapılan kamulaştırmalarda gördük. Kazdağları’nda yabancı bir şirket, on binlerce ağacı keserken gördük. Marmaris kıyılarına dikilen devasa otelde gördük. Kanal İstanbul uğruna tarım alanlarının ranta açılmasında gördük. MAPEG tarafından son yayınlanan, köy, orman, mera demeden satışa çıkarılan ruhsat satışında gördük.” dedi. “Korunan alanların koruma kalkanı zayıflatılıyor” Teklifle milli parkların Turizm Teşvik Kanunu kapsamına alındığını, uzun devreli gelişme planlarının devre dışı bırakıldığını, yapılaşma ve işletme faaliyetlerinin özel şirketlere açıldığını, uzun süreli işletme haklarıyla kamusal korumanın zayıflatıldığını ve adı milli park olan ancak karakteri değişmiş alanlar yaratılacağını belirten Rızvanoğlu, teklifin ortaya çıkaracağı tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Yani korunan değil, parçalanmış; işletilen; gelecek kuşaklara bırakılan değil, bugünün rantına açılmış alanlar… Oysa milli park ve benzeri korunan alan dediğiniz yerde bunlar olmaz. Çünkü buralar bilimsel değeri yüksek, nadir bulunan ve korunması gereken alanlardır. Buralar; kurdun, kuşun, ağacın, suyun kendi dengesi içinde yaşayabildiği yaşam alanlarıdır. Buralar, kısa vadeli kazançların değil, uzun vadeli kamu yararının gözetildiği, gelecek kuşaklara bırakmamız gereken ortak mirasımızdır. Ve bu miras hiçbir iktidarın tasarruf alanı olamaz Çünkü buralar milletimizindir! Ve bu alanlar enerji nakil hatlarının güzergâhı olsun diye değil, ekosistemin sürekliliği sağlansın diye varlar. Turizm yatırımları artsın diye değil, doğal denge bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılabilsin diye varlar. En önemlisi, ülkenin toprağı, suyu, havası ve yaşam güvencesi tükensin diye değil, ayakta kalsın diye varlar. İşte bu yüzden Milli Parklar Kanununun mantığı ve özü aslında çok açık: Önce koruma, sonra kullanım. Bugünkü teklif ise bu sıralamayı tersine çeviriyor; önce kullanmayı, sonra mümkünse, eğer geriye bir şey kalırsa korumayı öneriyor. Yani iktidar doğayı koruyan hukuk düzenini tersine çevirmek istiyor. Üstelik bu teklifte sorun yalnızca doğa koruma sorunu da değil; çok açık Anayasa ihlalleri var. “Teklif açık Anayasayla” Rızvanoğlu konuşmasında, teklifin yalnızca çevre politikası açısından değil, Anayasa’nın doğayı ve doğal varlıkları korumaya ilişkin temel hükümleri bakımından da ciddi sakıncalar içerdiğini vurguladı. Anayasa’nın 169’uncu maddesinin ormanların korunması ve yönetiminin devlete ait olduğunu açıkça düzenlediğini hatırlatan Rızvanoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ormana zarar verebilecek hiçbir faaliyete izin verilemeyeceğini hüküm altına alan Anayasa’ya rağmen, bu teklif korunan alanların anayasal koruma zeminini fiilen zayıflatmaktadır.” Anayasa’nın 168’inci maddesine göre doğal kaynakların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu belirten Rızvanoğlu, korunan alanların uzun süreli tahsisler yoluyla özel işletmelere açılmasının bu hükümle bağdaşmadığını ifade etti: “Doğal kaynakların devlet tarafından korunması gerekirken, bu düzenleme korunan alanları uzun süreli tahsislerle fiilen özel işletme alanlarına dönüştürecek bir kapı aralamaktadır.” Anayasa’nın 63’üncü maddesinin ise devletin tarih, kültür ve tabiat varlıklarını koruma yükümlülüğünü açık biçimde ortaya koyduğunu hatırlatan Rızvanoğlu, milli parkların bu anayasal sorumluluğun sahadaki en önemli karşılığı olduğunu belirtti: “Koruma statülerini güçlendirmek yerine işletme izinlerini genişleten bir yaklaşım, devletin anayasal koruma yükümlülüğüyle açık biçimde çelişmektedir.” “Bu teklif doğayı koruma politikasından işletme anlayışına geçiştir” Teklifin detaylarının incelendiğinde kurumlar arası izin ve görüş süreçlerinin büyük ölçüde devre dışı bırakıldığını belirten Rızvanoğlu, yetkilerin Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünde toplanmasının denetim ve şeffaflık açısından ciddi riskler yarattığını ifade etti. Teklifin 5’inci maddesiyle milli parklar içerisinde yol, enerji hattı ve boru hattı gibi altyapı yatırımlarına izin verilebilmesinin öngörüldüğünü belirten Rızvanoğlu, bu düzenlemenin hassas ekosistemleri yatırım baskısına açık hale getireceğini vurguladı. Teklifin 6’ncı maddesiyle korunan alanlardaki tesis ve hizmetlerin özel şirketler tarafından işletilebilmesinin kapsamının genişletildiğini belirten Rızvanoğlu, bunun koruma önceliği yerine ticari işletme mantığını öne çıkaran bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Teklifin 7’nci maddesine de dikkat çeken Rızvanoğlu, korunan alanlardaki kaçak yapılar için yalnızca yıkım seçeneği yerine “Genel Müdürlükçe değerlendirme” seçeneğinin getirilmesinin, kaçak yapılaşmayı önlemek yerine fiilen meşrulaştırma riski taşıdığını belirtti. Korunan alanlarda kaçak yapıların kaldırılması ve alanın eski haline getirilmesinin koruma hukukunun temel gereği olduğunu ifade etti. “Milli parklar ve benzeri korunan alanlar ülkenin doğal savunma hattıdır” Milli parkların yalnızca rekreasyon alanları değil, iklim krizi, kuraklık ve gıda güvenliği risklerine karşı ülkenin ekolojik güvenlik altyapısı olduğunu vurgulayan Rızvanoğlu şu ifadeleri kullandı: “Bu iktidarın doğayı korumak gibi bir niyeti yok! Bakın bu teklifin özü iktidar için nedir biliyor musunuz? Para, para, para! Peki doğa için? zarar. Halk için, zarar. Çiftçi için, zarar. Neden mi? Çünkü Milli parklar ve korunan alanlar birer ‘mesire alanı’ değildir. Buralar bu ülkenin ekolojik güvenlik altyapısıdır. Nasıl ki sınırlarımızı askeri hatlarla koruyorsak, iklim krizine, kuraklığa ve gıda güvensizliğine karşı da doğal savunma hattımız da milli parklar ve benzeri alanlardır. Bu teklifle iktidar savunma sistemimizi çökertmek istiyor. Oysa devlet dediğiniz yapı, krizlere karşı toplumu korumak için vardır. İktidar ise kriz çağında koruma statülerini esnetiyor. Bizim tercihimiz açıktır: Doğayı ekonomik faaliyetin arkasına dizen değil, ekonomiyi doğanın sınırları içinde planlayan bir devlet anlayışı. Evet, Doğayı iyi yönetemezsek, yarın karşılaşacağımız zararların altından kalkmamız mümkün olamaz. Bugün ülkenin dört bir yanındaki sellerin nelere yol açtığını hep birlikte görüyoruz. Keza yazın orman yangınları da aynı şekilde. Gelecekte karşılaşacağımız daha büyük doğal felaketlere karşı çok iyi hazırlanmamız gerekiyor. Bunun için de doğayı iyi yönetmemiz şart. Doğayı şirket çıkarlarına feda edecek lüksümüz yok! O yüzden bu ülke şirket mantığıyla yönetilemez. Bu topraklar kısa vadeli kâr hesaplarına teslim edilemez. Devlet dediğiniz yapı; geleceği bugüne karşı korumak için vardır. Geleceğin avansını şimdiden tüketmek için değil. Bu yüzden biz, geleceğe karşı empatisiz bir rant düzenine değil, bilimle yönetilen, adaletle korunan bir Türkiye’ye talibiz.” dedi. “Koruma politikalarını bilimsel temelde yeniden kuracağız” Cumhuriyet Halk Partisi’nin doğa koruma politikalarına ilişkin yaklaşımını da paylaşan Rızvanoğlu, “Milletimizin desteğiyle sorumluluk üstlendiğimizde, doğa koruma politikalarını İktidardan farklı bir anlayışla ele alacağız. Doğa korumayı nasıl yöneteceğimiz, hangi ilkeleri esas alacağımız ise şimdiden açık ve net. Yeni parti programımızda yazdık. Doğa koruma politikalarını bilimsel temelde yeniden kuracağız. Doğal alanlarda ekosistem izlemelerini düzenli olarak yapacağız ve verileri şeffaf biçimde kamuoyuyla, paylaşılacağız. En önemlisi iktidarın yaptığının aksine; Milli parkların, tabiat parklarının ve sulak alanların sayısı artıracağız, koruma statüleri güçlendireceğiz! Biz bu ülkenin ormanını, suyunu, toprağını günübirlik çıkar hesaplarına teslim etmeyeceğiz.”

Kanatlı Eti İhracatına Durdurma! Haber

Kanatlı Eti İhracatına Durdurma!

Ticaret Bakanlığı, iç piyasada artan fiyat hareketliliğini kontrol altına almak ve arz-talep dengesini sağlamak amacıyla kanatlı eti ihracatını bugünden itibaren durdurma kararı aldı. Ticaret Bakanlığı, gıda piyasalarındaki güncel gelişmeleri ve artan tüketici taleplerini göz önünde bulundurarak kritik bir adım attı. Bakanlık tarafından bugün yapılan resmi açıklamada, kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve fahiş fiyat artışlarının önüne geçmek adına ihracata yönelik kısıtlama tedbirlerinin devreye alındığı duyuruldu. ​Piyasada Arz-Talep Dengesi Gözetiliyor ​Bakanlık açıklamasında, bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkisiyle birlikte, iç talepteki artışın bazı ürün gruplarında fiyatları hızlandırdığına dikkat çekildi. Vatandaşın temel gıda ürünlerine makul fiyatlarla erişimini sağlamayı hedefleyen bakanlık, şu ifadeleri kullandı: ​"Piyasadaki arz-talep dengesini destekleyici bir adım olarak, kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik tedbirler bugün itibarıyla hayata geçirilmiştir." ​Fahiş Fiyat ve Spekülasyona Sıkı Denetim ​Ticaret Bakanlığı, ihracat kısıtlamasının yanı sıra piyasadaki denetimlerin de aralıksız süreceğini vurguladı. Özellikle perakende ve toptan ticaret kuruluşlarının denetim birimlerince mercek altına alındığı belirtilirken, spekülatif fiyatlama davranışlarına karşı kararlılık mesajı verildi. ​Tüketiciyi mağdur edebilecek her türlü uygulamanın takipçisi olunacağını belirten Bakanlık, denetim sonuçlarının şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmaya devam edeceğini duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.