Hava Durumu

#Deniz Ürünleri

Kırsal Haber - Deniz Ürünleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deniz Ürünleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çanakkale’de 2026-2027 Su Ürünleri Av Sezonu Coşkuyla Açıldı Haber

Çanakkale’de 2026-2027 Su Ürünleri Av Sezonu Coşkuyla Açıldı

Çanakkale’de 2026-2027 su ürünleri av sezonu, Biga ilçesine bağlı Kemer Köyü Balıkçı Barınağı’nda düzenlenen törenle resmen başladı. “Vira Bismillah” diyerek denize açılan balıkçılar yeni sezondan bol bereket bekliyor. ​Denizlerde av yasağının sona ermesiyle birlikte tüm Türkiye’de olduğu gibi Çanakkale’de de heyecan dolu anlar yaşandı. Biga Kemer Köyü Balıkçı Barınağı’nda gerçekleştirilen açılış törenine protokolün yanı sıra balıkçılar ve aileleri yoğun ilgi gösterdi. ​Protokol ve Balıkçılar Kemer Köyü’nde Bir Araya Geldi ​Törene; Çanakkale Vali Vekili Dr. Polat Kara, Biga Kaymakamı Ercan Kayabaşı, İl Jandarma Komutanı Cemalettin Akyüz, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, İl Tarım ve Orman Müdürü Ergün Demirhan, belediye başkanları, kurum temsilcileri, kooperatif başkanları, muhtarlar ile çok sayıda balıkçı ve aileleri katıldı. Yapılan duanın ardından kurdele kesilerek sezonun ilk adımı atıldı ve tekneler “Vira Bismillah” diyerek denize açıldı. Törenin sonunda ise vatandaşlara geleneksel balık ekmek ikram edildi. ​Çanakkale Su Ürünleri Sektöründe Zirvede Yer Alıyor ​Çanakkale, sahip olduğu potansiyel ve üretim rakamlarıyla Türkiye’nin su ürünleri sektöründeki güçlü konumunu sürdürüyor. Kent genelinde faaliyet gösteren veriler şu şekilde sıralandı: ​Çanakkale'de toplam 825 balıkçı gemisi faaliyet gösteriyor. ​Ticari balıkçılık faaliyetleri kapsamında 6 bin 380 vatandaş geçimini sağlıyor. ​2025 yılı deniz ürünleri avcılığında 13 bin 463 ton üretim gerçekleştirildi. ​Türkiye Dereceleri ve İhracatta Büyük Artış ​Çanakkale, 2025 yılı avcılık verileriyle Türkiye genelinde önemli başarılara imza attı: ​Türkiye 1’inciliği: Kolyoz, karides, bakalorya-berlam ​Türkiye 2’nciliği: Sardalya ​Türkiye 3’üncülüğü: Kupez, tirsit ​Ayrıca sektörün ekonomik büyümesine dair verileri paylaşan yetkililer, 2026 yılının ilk 7 ayında su ürünleri ihracatının 4,6 milyon dolara ulaştığını ve geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 22 artış kaydettiğini belirtti. ​“Kaynaklarımızı Korumak Hepimizin Sorumluluğudur” ​Törende bir konuşma gerçekleştiren İl Tarım ve Orman Müdürü Ergün Demirhan, sürdürülebilir ve sorumlu avcılığın kritik önemine vurgu yaparak, "Deniz cömerttir ancak sonsuz değildir. Kaynaklarımızı korumak ve bu zenginliği gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur" ifadelerini kullandı.

TZOB Başkanı Bayraktar: "Balıkçılarımız 1 Eylül’de “Vira Bismillah” Diyecek" Haber

TZOB Başkanı Bayraktar: "Balıkçılarımız 1 Eylül’de “Vira Bismillah” Diyecek"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Eylül’de başlayacak yeni balıkçılık av sezonu öncesinde değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Eylül’de başlayacak yeni balıkçılık av sezonu öncesinde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin su ürünleri üretiminin son yıllarda genel olarak artış eğilimi gösterdiğini belirterek, yeni av sezonunun balıkçılar için kazasız, bereketli ve sürdürülebilir olmasını diledi. Bayraktar, ilk kez 2023 yılında 1 milyon ton sınırını aşan toplam su ürünleri üretiminin, 2024 yılındaki düşüşün ardından 2025 yılında yüzde 11,1 artarak 1 milyon 37 bin 19 tona ulaştığını bildirdi. Böylece son beş yıldaki toplam üretim artışının yüzde 31,9 olarak gerçekleştiğini belirtti. 2025 yılı su ürünleri üretiminin yüzde 33,4’ünü avcılık yoluyla elde edilen deniz balıkları, yüzde 3’ünü diğer deniz ürünleri, yüzde 3,1’ini iç su ürünleri ve yüzde 60,4’ünü yetiştiricilik ürünlerinin oluşturduğunu ifade eden Bayraktar, su ürünleri avcılığının 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 15,3 artarak 410 bin 428 tona yükseldiğini kaydetti. Avcılık üretiminin 2020 yılında kaydedilen 364 bin 100 tonluk seviyeye göre yüzde 12,6 oranında arttığını belirten Bayraktar, avlanan deniz balıklarının toplam miktarının ise 346 bin 366 ton olarak gerçekleştiğini söyledi. Türler itibarıyla hamsinin 245 bin 261 tonluk üretimle ilk sırada yer aldığını belirten Bayraktar, hamsiyi 28 bin 388 tonla çaça ve 19 bin 667 tonla sardalyanın takip ettiğini bildirdi. Türkiye’nin uzun kıyı şeridi, zengin denizleri, yaygın iç su kaynakları ve akarsularıyla güçlü bir balıkçılık potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Bayraktar, bu potansiyelin devamlılığının deniz ve iç su ekosistemlerinin korunmasına ve su ürünleri kaynaklarının bilimsel esaslara göre yönetilmesine bağlı olduğunu ifade etti. “Su ürünleri ihracatımız 2,3 milyar dolara yükseldi” Türkiye’nin su ürünleri dış ticaretinde net ihracatçı konumunda olduğunu belirten Bayraktar, son yıllarda üretim kapasitesinde, ürün çeşitliliğinde ve ihracat pazarlarında kaydedilen gelişmelerin dış satıma da olumlu yansıdığını söyledi. Bayraktar, ilk kez 2024 yılında 2 milyar dolar sınırını aşan su ürünleri ihracatının 2025 yılında 2,3 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2028 yılı için belirlenen 3 milyar dolarlık ihracat hedefinin, sektörün üretim ve dış ticaret kapasitesinin geliştirilmesi bakımından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. “Kişi başına tüketimin artırılması gerekiyor” Türkiye’de su ürünleri tüketiminin son yıllarda artmakla birlikte dünya ortalamasının altında kaldığına dikkat çeken Bayraktar, dünyada kişi başına yıllık ortalama su ürünleri tüketiminin yaklaşık 19 kilogram olduğunu, Türkiye’de ise bu miktarın 8,8 kilogram seviyesinde bulunduğunu belirtti. Tüketimin artırılabilmesi için ürünlerin uygun fiyatlarla ve düzenli olarak tüketiciye ulaştırılması, soğuk zincir ve dağıtım altyapısının geliştirilmesi, balığın beslenmedeki yeri konusunda eğitim ve tanıtım çalışmalarının yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti. “Sürdürülebilir balıkçılık sektörün geleceğinin teminatıdır” Su ürünleri avcılığının çevre ve ekosistem üzerindeki etkilerinin en düşük düzeyde tutulmasının büyük önem taşıdığını belirten Bayraktar, deniz ve iç su ekosistemlerinde meydana gelen tahribatın yalnızca mevcut stokları değil, gelecek nesillerin gıda güvencesini ve refahını da tehdit ettiğini söyledi. Bu nedenle balıkçılık faaliyetlerinde kısa vadeli üretim artışından ziyade stokların korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını esas alan bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, bilimsel araştırmaların güçlendirilmesi, stokların düzenli olarak izlenmesi, koruma ve kontrol faaliyetlerine öncelik verilmesi ve av baskısının kaynakların yenilenme kapasitesine uygun şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Bayraktar, balıkçıların av yasaklarına, asgari avlanabilir boylara, zaman ve alan sınırlamalarına ve mevzuatla getirilen diğer düzenlemelere titizlikle uyması gerektiğini belirterek, yasa dışı, kayıt dışı ve düzenlenmemiş avcılıkla mücadelenin etkin biçimde sürdürülmesi gerektiğini kaydetti. Bunun yanında avlanan ürünlerin ekonomik değerini artırmak amacıyla soğuk zincir, depolama, dondurma, tuzlama, konserve, paketleme ve işleme altyapısının geliştirilmesinin önem taşıdığını belirten Bayraktar, bu yatırımların ürün kayıplarının azaltılmasına, raf ömrünün uzatılmasına, katma değerli üretimin artırılmasına ve sektörün ihracat gücünün geliştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Bayraktar, yeni av sezonunun balıkçılar, sektör ve Türkiye için kazasız, bereketli ve sürdürülebilir olmasını diledi.

"Vira Bismillah Fatsa Balıkçılık Festivali" Başlıyor Haber

"Vira Bismillah Fatsa Balıkçılık Festivali" Başlıyor

Ordu’nun Fatsa ilçesinde düzenlenecek “Vira Bismillah Fatsa Balıkçılık Festivali” için hazırlıklar sürüyor. 31 Ağustos-2 Eylül 2026 tarihleri arasında üç gün boyunca gerçekleştirilecek festivalde balıkçılık, sürdürülebilir denizcilik, gastronomi ve turizm başlıkları öne çıkacak. Denizlerin bereketinin korunması, gelecek nesillere aktarılması ve sürdürülebilir balıkçılığın güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen festival, Fatsa’nın denizcilik kültürünü, yöresel ürünlerini ve gastronomik değerlerini de tanıtmayı hedefliyor. Fatsa Balıkçılık Festivali İçin Hazırlık Toplantısı Yapıldı “Vira Bismillah Fatsa Balıkçılık Festivali”nin hazırlıkları, Ordu Valisi Muammer Erol başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda değerlendirildi. Valilik toplantı salonunda düzenlenen toplantıda festivalin programı, organizasyon çalışmaları ve etkinlik takvimi ele alındı. Toplantıda festival hazırlıkları hakkında İl Kültür ve Turizm Müdürü Uğur Toparlak, İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, Ordu Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Zabit Yön ile Fatsa Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Cevat Erbil tarafından bilgi verildi. Festival; Tarım ve Orman Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ordu Valiliği, Ordu Büyükşehir Belediyesi, Fatsa Belediyesi ve Fatsa Ticaret ve Sanayi Odasının desteğiyle, Fatsa, Bolaman ve Yalıköy Su Ürünleri Kooperatiflerinin katkılarıyla gerçekleştirilecek. Festival 31 Ağustos’ta Başlayacak Üç gün sürecek Fatsa Balıkçılık Festivali, 31 Ağustos 2026 tarihinde Kur’an-ı Kerim tilaveti, çorba ve helva ikramı ile başlayacak. Program kapsamında balıkçı tekneleri de törenle uğurlanacak. Festivalin ikinci günü olan 1 Eylül’de ise kortej yürüyüşü, protokol konuşmaları ve yöresel ürün stantlarının açılışı gerçekleştirilecek. Katılımcılara deniz ürünleri ikramlarının yapılacağı programda halk oyunları, yerel müzik gösterileri, konser ve çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Ayrıca basın mensupları ve dijital içerik üreticileri için festival alanında çekimler gerçekleştirilecek. Fatsa sahili ve balıkçı barınağının tanıtımına yönelik programlar da festivalin ikinci gününde yer alacak. Festivalin Üçüncü Günü Gastronomi ve Turizm Günü Olacak Festivalin 2 Eylül’de gerçekleştirilecek üçüncü günü “Gastronomi ve Turizm Günü” olarak düzenlenecek. Program kapsamında deniz mahsulleri yemek yarışması, Fatsa ve Karadeniz yöresel yemekleri yarışması, şef gösterileri ve ünlü şeflerin katılımıyla canlı mutfak etkinlikleri gerçekleştirilecek. Deniz ürünleri ve Karadeniz mutfağı sunumlarının yanı sıra tadım etkinlikleri de düzenlenecek. Festivalin üçüncü gününde ayrıca balıkçılık ve sürdürülebilir denizcilik, Fatsa ve Karadeniz’in turizm destinasyonu olarak geliştirilmesi, gastronomi turizmi ve yerel ürünlerin markalaşması konularında panel ve oturumlar yapılacak. Fatsa’nın Turizm Değerleri Tanıtılacak Festival kapsamında basın mensupları ve dijital içerik üreticileri için Fatsa’nın doğal, tarihi ve gastronomik değerlerini kapsayan tanıtım turu da düzenlenecek. Gezi programında Fatsa sahili ve kıyı düzenleme alanı, Fatsa Balıkçı Barınağı, Gaga Gölü, Çıngırt Kalesi, Kabakdağı Yaylası, Bolaman Kalesi ve Haznedaroğlu Konağı ile Yalıköy Sahili ziyaret edilecek. Programda ayrıca yerel üreticiler ve yöresel lezzet durakları da tanıtılacak. Ordu Valisi Muammer Erol, festivalin hazırlanmasında ve organizasyonunda emeği geçenlere teşekkür ederek “Vira Bismillah Fatsa Balıkçılık Festivali”nin gelecek yıllarda Ordu’nun diğer sahil ilçelerinde de düzenlenmesi yönündeki önerisini dile getirdi. Fatsa’da düzenlenecek festivalin, bölgenin balıkçılık kültürünün, deniz ürünlerinin, yöresel lezzetlerinin ve turizm değerlerinin tanıtımına katkı sağlaması hedefleniyor.

Urla’da 12. Enginar Festivali Coşkusu  Haber

Urla’da 12. Enginar Festivali Coşkusu 

İzmir’in gastronomi merkezi Urla’nın dünyaca ünlü organizasyonu Uluslararası Urla Enginar Festivali, 12’nci kez kapılarını açtı. 1-3 Mayıs tarihleri arasında Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktasına dönüştüren festivalin açılış töreni Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekilleri Deniz Yücel, Ednan Arslan, Ümit Özlale, ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, dünyaca ünlü şefler ve Türkiye’nin dört bir yanından Urla’ya akın eden binlerce yurttaş katıldı. Çiftçilerden Urla’nın emeğine yakışır kortej Festival gelenekselleşen kortejle başladı. Başkan Dr. Cemil Tugay ve protokol, Jandarma Kavşağı’ndan başlayarak festivalin coşkusunu Urla sokaklarına taşıdı. Urla’nın bereketli topraklarını ve kültürel zenginliğini simgeleyen renkli kortej; özel kostümler, çiçeklerle bezeli figürler, minik sporcular, şefler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğiyle karnaval havasında gerçekleştirildi. Kortej Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Ardından Başkan Tugay ve protokol Urla Belediyesi önünden geçiş yapan çiftçileri selamladı. Çiftçiler atlarla enginar yüklü traktörlerle coşkuyu zirveye taşıdı. Açılış töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterisi yapıldı. “İzmir Türkiye’nin en fazla tarım yapılan kentidir” Sözlerine tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak başlayan Başkan Tugay, bahar aylarının İzmir’in dört bir yanında festival ayı olduğunu ifade ederek, “İzmir'in kendi yerel üretim kültürünün önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Ve her sene Enginar Festivali'nin biraz daha büyüdüğünü, geliştiğini, daha fazla ilgi gördüğünü hepimiz görüyoruz. İzmir tarihsel olarak bir tarım kenti. Havzalarıyla bütün İzmir, en köklü tarımsal gelenekleri olan ve halen de yoğun tarım yapılan topraklar. İzmir şu anda hayvansal üretimde Türkiye'de ikinci sırada. Hem ette hem süt ve süt ürünlerinde böyle. Ama bitkisel tarımda da bazen ikinci, bazen üçüncü oluyor” diye konuştu. “Urla’nın önce kökenini bilmek lazım” Yapılaşma riskine dikkat çeken Başkan Tugay, Urla’nın tarihsel ve tarımsal değerlerine vurgu yaptı. Evliya Çelebi’nin bölgeye dair anlatılarına da değinen Tugay, Urla’nın özel bir ekosisteme sahip olduğunu belirterek, “Burası tarım için son derece uygun ve çok kıymetli topraklara sahip. Tarihine baktığımızda, dünyanın ilk şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu, üzümcülüğün en eski örneklerinin bu coğrafyada geliştiğini görüyoruz” dedi. Bir kentin geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tugay, “Bir yeri gerçekten tanımak için onun hikâyesini de bilmek gerekir. Urla’yı yalnızca yapılaşma alanı olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu bölgenin güçlü bir tarımsal ve ekolojik geçmişi var; bu değerleri koruyarak hareket etmek zorundayız” diye konuştu. “İzmir'de yaşamaya her zaman özeniyorlar” Başkan Tugay, tarımın yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir alan olmadığını, aynı zamanda korunması ve geliştirilerek geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Tarımın, insanlığın en önemli kültürel birikimlerinden biri olan gastronominin de temelini oluşturduğunu belirten Tugay, “Urla’da bugün gördüğümüz gibi, nitelikli tarım yapıldığında ve insanlar bunun kıymetini bildiğinde, gastronomi de aynı ölçüde gelişiyor. Bu süreçlerin hiçbiri tesadüfen ortaya çıkmıyor; zamanla ve emekle oluşuyor” dedi. İzmir’in 35 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, bu zenginliğin önemli örneklerinden birinin de sakız enginarı olduğunu ifade etti. Tugay, “Böyle bir zenginliğin içinde yaşıyoruz. Bu zenginlik sadece toprağı ve tarımıyla değil; insanıyla ve kültürüyle de var oluyor. Bu nedenle İzmir, pek çok insan için çekici ve nitelikli bir yaşam alanı sunuyor; insanlar burada yaşamayı her zaman arzu ediyor” diye konuştu. “Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız” İzmir ile gurur duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, “Biz bu şehirde memleketimizin her tarafından gelen insanlarla hep dostluk, kardeşlik içerisinde yaşadık. Komşuluğun, insanlığın değerini bildik. İzmir halkı her zaman yardımsever oldu. İzmir'le gurur duyuyoruz. Bazı insanlar İzmirlilerin 'İzmir'in dağlarında çiçekler açar' marşıyla neden coştuğunu anlayamıyorlar. Ya da umuda ihtiyacınız olduğu zaman 'Güzel günler göreceğiz çocuklar' şarkısında kendimizi bulmamızı da anlayamıyorlar. Ama biz öyle insanlarız. Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız; bu şehrin kültürel değerini, insana dair değerini, barışa dair değerini, çevreye dair değerini, yaşama dair değerini her anlamda bilen insanlarız. İzmir, her zaman değerleriyle, güzellikleriyle, mutluluklarıyla, keyfiyle İzmir olarak yaşamaya devam edecek. Bu şehre hizmet etmek bizler için büyük bir onurdur” diye konuştu. “Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak” Festivalin açılış töreninde konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, “Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak. Urla o şehirlerden birisi olacak. Bazı şehirler kalabalığıyla hatırlanır, bazıları ise ürettikleriyle. Urla üreten olmayı tercih eden ilçelerdendir. Tarım sadece üretim değil, bilgiyle, sabırla, doğayla kurulan bir dengedir. Biz bu toprağı korumaya, işlemeye devam ediyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Enginar da zeytin ve üzüm gibi bu değerlerin en önemli temsilcisi. Bütün dünya iklim krizi ve gıda güvenliği sorunuyla uğraşıyor. Urla bu yıl krizlere rağmen 6 milyar baş enginar rekoltesine ulaştı. Bu da topraktan bağımızın kopmadığının göstergesidir” diye konuştu. “Urla’da toprak konuşur, emek büyür” Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ise, “Bugün burada sadece bir festivali değil, toprağın sabrını, emeğin değerini selamlıyoruz. Urla tarımının en büyük kahramanlarından birisi sakız enginarıdır. Enginar çiftçiye umut olur. Sadece enginarıyla değil üzümüyle, zeytiniyle, şevketi bostanıyla nice ürünler bu toprakların kültürüdür, değeridir. Toprak varsa hayat var. Urla her geçen gün betonlaşıyor. Kendi elimizle geleceğimizi yok ediyoruz. Urla’da toprak konuşur, emek büyür. Her emek geleceğe bırakılmış bir mirastır” dedi. İzmir’in ilk deniz ürünleri festivali için kollar sıvandı Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, Başkan Balkan ve Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Dr. Levent Köstem ile festivalin ilk söyleşisinde konuşmacı oldu. Ahmet Güzelyağdöken’in moderatörlüğünde gerçekleşen “Tarım Gastronomi ve Turizm” başlıklı söyleşide Urla’nın gastronomi geleceği konuşuldu. İzmir’in dört bir yanında gerçekleştirilen festivallere karşın kentin en büyük değerlerinden deniz ürünlerine dair festivalin olmadığının konuşulması üzerine Başkan Tugay, “İzmir, Türkiye’nin en önemli gastronomi şehirlerinden birisi. İzmir’in zeytinyağlıları var, ot kültürü var ama aynı zamanda deniz ürünleri var. Deniz ürünleriyle ilgili bir festival olması lazım. Foça’da, Karaburun’da ya da kıyı balıkçılığının geliştiği yerlerde bu festivali yapabiliriz” dedi. Başkan Balkan ise Urla olarak deniz ürünleri festivaline talip olduklarını ifade etti. “Ege Bölgesi adeta bir maden” Söyleşide İzmir’in turizmde kalkınma yol haritasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir için hedeflerinin katma değeri yüksek turizm ve nitelikli turist olduğunu söyledi. Bu doğrultuda İzmir’in iki önemli potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Tugay, bunlardan ilkinin antik ve tarihi-kültürel miras olduğunu belirtti. İzmir’in 7 antik kente sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin verdiği yaklaşık 200 kazı alanının bulunduğunu, yer altında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi değer olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla İzmir’in Roma benzeri bir kültürel çekim merkezine dönüşebileceğini ifade etti. İkinci önemli alanın gastronomi olduğunu vurgulayan Tugay, “Yurt dışında bize tattırılan yemeklerin çok daha iyisi bizim mutfağımızda var. İzmir gerçekten bir cennet. Ege Bölgesi gastronomi hammaddesi açısından adeta bir maden” dedi. Bu zenginliğin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekti. Urla sokakları sanat ve gastronomiyle dolup taşacak 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Yerel üreticilerin taze ürünlerinin tezgahları bereketlendireceği festivalde dünyaca ünlü şeflerin mutfak atölyeleriyle gastronomi tutkunlarını ağırlayacak. Üç gün boyunca Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktası haline getirecek festival kapsamında Otopark, Malgaca ve Sanat Çarşısı’nda müzik dinletileri yer alacak. Ana sahnede ilk gün Grup Papara, ikinci gün Cuba Duo ve Grup Pikap, son gün ise ünlü sanatçı Mehmet Erdem konser verecek. Festival boyunca birbirinden ünlü şefler ana sahnede söyleşiler düzenleyecek. Festivalin sonunda ise Enginarlı Lezzetler Yemek Yarışması’nın ödülleri sahiplerini bulacak.

Su Ürünleri Sektörü İlk Çeyrekte İhracatını Yüzde 24 Artırdı Haber

Su Ürünleri Sektörü İlk Çeyrekte İhracatını Yüzde 24 Artırdı

İhracatın yıldız sektörlerinden su ürünleri sektörü ihracatta başarı hikayesi yazmaya 2026 yılının ilk çeyreğinde de devam etti. 2025 yılının ocak – mart döneminde 445 milyon dolarlık ihracata imza atan Türk su ürünleri sektörü, 2026 yılının aynı döneminde ihracatını yüzde 24’lük artışla 552 milyon dolara ulaştırdı. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Türk su ürünleri sektörünün; Levrek, Çipura, Türk Somonu, Orkinos, Alabalık, Kaya Levreği ve Diğer Su Ürünleri kategorilerinin tamamında ihracat artış başarısı gösterdiğini dile getirdi. Levrek liderliğini sürdürdü Levrek ihracatının yüzde 29’luk artış ve 185 milyon dolarlık tutarla ilk sıradaki yerini koruduğu bilgisini veren Demir, “Çipura ihracatımız yüzde 18’lik artışla 140 milyon dolara ilerledi. Türk su ürünleri sektörümüzün son 10 yıllık süreçte dünya sofralarına ikramı olan Türk somonu yüzde 8’lik ihracat artışıyla 84 milyon dolardan 91 milyon dolara yükseldi. Orkinos ihracatımız yüzde 155’lik rekor artışla 18,5 milyon dolardan 47 milyon dolara sıçradı. Alabalık ihracatından 29,3 milyon dolar, kaya levreğinden 7 milyon dolar döviz geliri elde ettik. Diğer su ürünleri ihracatımız 45 milyon dolardan 52 milyon dolara çıktı” şeklinde konuştu. Su ürünleri ihracatında aslan payı Egeli balıkçıların 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’nin 552 milyon dolarlık su ürünleri ihracatının 370 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği üyesi ihracatçıların gerçekleştirdiğini vurgulayan Başkan Demir şöyle devam etti: “Egeli ihracatçılar Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 67’sini yaptı. Bir başka ifadeyle her üç balık ihracatımızın ikisinin altında Egeli ihracatçıların imzası vardı. Egeli ihracatçılar levrek ve çipura ihracatında daha parlak bir başarı hikayesi yazdılar. Türkiye’nin levrek ihracatında Egeli ihracatçıların payı yüzde 90’a ulaştı. Çipura ihracatında Egeli ihracatçılar yüzde 84’ü temsil etti.” 21-23 Nisan 2026 tarihlerinde Barcelona’da dünyanın en büyük deniz ürünleri fuarından biri olan Seafood Expo Global’de Türk su ürünleri sektörünün gücünü ve potansiyelini dünyanın dört bir tarafından gelen satın almacılara gösterdiklerini paylaşan Demir, “Türkiye pavilyonu, fuar boyunca gerçekleştirdiği tanıtım ve tadım etkinlikleriyle öne çıkarken, ünlü şeflerin Türk su ürünleriyle hazırladığı özel menüler katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Fuar ile eş zamanlı olarak 21 Nisan 2026 tarihinde Barcelona Marina’da yer alan Velissima Restaurant’ta gerçekleştirilen “Mediterranean Taste of Turkish Seafood” temalı tadım etkinliği, Ege, İstanbul ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri tarafından ortaklaşa yürütülen Turkish Seafood Turquality Projesi kapsamında organize edildi. Söz konusu etkinliğe Türk su ürünleri ihracatçı firma temsilcileri, yerli ve yabancı basın mensupları, potansiyel yabancı alıcı ve distribütörler, sektörün önde gelen kurum ve kuruluşları ile yabancı sosyal medya etkileyicileri katıldı. Dünyaca ünlü şefler Francesco Mattana ve Thomas Straker da Turkish Seafood Turquality Projesi kapsamında organize edilen bu tadım etkinliğine katılarak Türk su ürünlerinin eşsiz lezzetlerini deneyimledi ve ürün çeşitliliği hakkında bilgi aldı. Etkinlikte yabancı şefler tarafından Türk balıklarıyla hazırlanan özel pişirim ve sunumlar gerçekleştirilirken, Türk su ürünlerinin yüksek kalitesi, çeşitliliği ve dünya mutfağına entegrasyonu vurgulandı. Bu kapsamlı tanıtım faaliyetleriyle Türk su ürünlerinin özellikle Akdeniz gastronomisindeki güçlü konumunun uluslararası alanda daha da pekiştirilmesi hedeflendi” ifadelerini kullandı. İhracatta ilk üç ülke Rusya, İtalya ve Hollanda oldu Türk su ürünleri sektörünün en çok ihracat yaptığı ülkeler hakkında da bilgi veren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Rusya’nın 88 milyon dolarlık taleple zirvedeki yerini koruduğunun altını çizdi. İkinci sıradaki İtalya’ya ihracatımızın yüzde 12’lik artışla 64 milyon dolardan 72 milyon dolara çıktığını ifade eden Demir, “Zirvenin üçüncü basamağında 57 milyon dolarlık ihracatla Hollanda yer aldı. Yunanistan’a ihracatımız yüzde 30’luk artışla 43,4 milyon dolardan 56,4 milyon dolara ilerledi. İngiltere 52,7 milyon dolarlık Türk su ürünleri talep etti. En dikkat çekici ihracat artışımız yüzde 151’le Japonya’ya oldu. 2025 yılı ilk çeyreğinde 13,5 milyon dolarlık su ürünleri gönderdiğimiz Japonya’ya 2026’nın ocak-mart döneminde 33,7 milyon dolarlık ihracat yaptık. ABD 32 milyon dolarlık, Almanya 19 milyon dolarlık İspanya 13 milyon dolarlık, Güney Kore 11,5 milyon dolarlık su ürünleri talebiyle ilk 10 ülke arasında yer aldılar. Su ürünleri ihraç ettiğimiz ülke sayısı 72’ye ulaştı” diyerek sözlerini noktaladı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.