Hava Durumu

#Depolama

Kırsal Haber - Depolama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Depolama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lojistik Sektörünü Buluşturan LOGISTECH Kapılarını Açtı Haber

Lojistik Sektörünü Buluşturan LOGISTECH Kapılarını Açtı

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH - 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Lojistik sektörünün farklı alanlarından firmaları ve profesyonelleri buluşturacak fuarda üç gün boyunca düzenlenecek panellerde sektörün gündemi ve geleceğine ilişkin başlıklar ele alınacak. İzmir’in limanları, güçlü sanayi ve ticaret altyapısı ile kara, demir ve hava yolu bağlantılarının sunduğu lojistik olanakların paydaşlarla buluşacağı LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı kapılarını açtı. LOGISTECH, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Altyapının yeni iş birlikleri ve ticari bağlantılara dönüşmesine katkı sağlaması hedeflenen LOGISTECH'in açılışında İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, oda, dernek ve sivil toplum kuruluşlarının başkanları ile temsilcileri, lojistik sektörünün önemli paydaşları yer aldı. Cumalıoğlu: Geniş bir ekosistemi bir araya getiriyoruz İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, “Lojistik artık bir ürünün bir noktadan diğerine taşınmasından çok daha fazlasını ifade ediyor. İzmir ise bu alanda çok güçlü bir geçmişe ve potansiyele sahip. 8 bin 500 yıllık tarihi boyunca limanıyla, ticaretiyle ve üretimiyle dünyaya açık olmuş bir kentten söz ediyoruz. LOGISTECH'i hayata geçirirken çıkış noktamız tam olarak buydu: İzmir'in sahip olduğu bu lojistik, üretim ve ihracat gücünü ulusal ve uluslararası ölçekte güçlü bir ticaret platformuna dönüştürmek. 2022 yılında yaklaşık 100 katılımcı ve 6 bin ziyaretçiyle başladığımız LOGISTECH, bugün beşinci yılında alan olarak yaklaşık üç kat büyümüş durumda. Ancak bizim için bir fuarın başarısı, yalnızca metrekare, katılımcı ya da ziyaretçi sayısıyla ölçülmüyor. Asıl önemli olan; burada yeni ticari ilişkilerin kurulması, iş birliklerinin doğması ve firmalarımızın fuardan somut bir değerle ayrılması. Bu anlayışla LOGISTECH'te karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığından liman işletmeciliğine; depolamadan dijital teknolojilere kadar sektörün geniş bir ekosistemini bir araya getiriyoruz” dedi. Hedef: Lojistik sektörünü ve uluslararası iş dünyasını aynı platformda buluşturmak Uluslararası bağlantıları fuara taşıdıklarını söyleyen Cumalıoğlu, “İZFAŞ olarak yıllardır şuna inanıyoruz; bir fuar, sektöründen bağımsız büyüyemez. Fuarı sektörle birlikte geliştirirseniz, sektör güçlendikçe fuar, fuar güçlendikçe de sektör büyür. LOGISTECH için de hedefimiz tam olarak bu. İzmir'in ve Ege'nin üretim gücünü, ihracatçısını, lojistik sektörünü ve uluslararası iş dünyasını aynı platformda daha güçlü biçimde buluşturmak istiyoruz” dedi. 19 yabancı firma yer alıyor Kara, deniz ve hava yolu taşımacılığından liman ve antrepo işletmeciliğine, soğuk zincir ve depolamadan otomasyon, yapay zeka ve yeni nesil dijital lojistik teknolojilerine kadar sektörün farklı alanlarından firmalar, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de yer alacak. LOGISTECH, ihracatçı firmalar, satın alma karar vericileri ve uluslararası sektör temsilcileri için de yeni iş fırsatları sunacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek ikili iş görüşmeleriyle ticari bağlantıların geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. Uluslararası katılımın her yıl arttığı fuarda; Japonya, İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Tayland, Vietnam, Azerbaycan’dan toplam 19 yabancı firma yer alıyor. Sergiler ve atölyeler de ziyaretçileri bekliyor Fuar kapsamında sektör buluşmalarının yanı sıra farklı etkinlikler de düzenlenecek. “Logistech Art of the Sea” ve “Culture of Logistics” sergileri fuar boyunca ziyaret edilebilecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası tarafından düzenlenecek Barista Atölyesi’nde kahve çekirdeğinin tarladan fincana uzanan yolculuğu, farklı demleme teknikleri ve aroma profilleri ele alınacak. Fuar alanında, ayrıca, sürüş simülasyonu gibi farklı etkinliklerle ziyaretçilere interaktif bir deneyim sunulacak. LOGISTECH, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de, 10.00 - 18.00 saatlerinde sektör profesyonellerini ağırlayacak.

LOGISTECH 7 Ekim’de Kapılarını Açıyor Haber

LOGISTECH 7 Ekim’de Kapılarını Açıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH - 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı, 7 Ekim’de Fuar İzmir’de açılacak. Lojistik sektörünün farklı alanlarından firmaları ve profesyonelleri buluşturacak fuarda, üç gün boyunca sektörün gündemi ve geleceğine ilişkin başlıklar ele alınacak. İzmir’in limanları, güçlü sanayi ve ticaret altyapısı ile kara, demir ve hava yolu bağlantılarının sunduğu lojistik olanaklar, LOGISTECH’te ulusal ve uluslararası sektör paydaşlarıyla buluşacak. Fuar, bu altyapının yeni iş birlikleri ve ticari bağlantılara dönüşmesine katkı sağlarken, lojistik sektöründeki yeni ürün, hizmet ve teknolojilerin paylaşılmasına da zemin hazırlayacak. Kara, deniz ve hava yolu taşımacılığından liman ve antrepo işletmeciliğine, soğuk zincir ve depolamadan otomasyon, yapay zeka ve yeni nesil dijital lojistik teknolojilerine kadar sektörün farklı alanlarından firmalar, Fuar İzmir’de yer alacak. LOGISTECH, ihracatçı firmalar, satın alma karar vericileri ve uluslararası sektör temsilcileri için de yeni iş fırsatları sunacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek ikili iş görüşmeleriyle ticari bağlantıların geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. Uluslararası katılımın her yıl arttığı fuarda; Japonya, İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Tayland, Vietnam, Azerbaycan ve Mısır’dan toplam 20 yabancı firma yer alacak. Lojistik sektörünün gündemi üç gün boyunca konuşulacak LOGISTECH’in etkinlik programında sektörün güncel başlıkları fuar kapsamında düzenlenecek farklı oturumlarda ele alınacak. 7 Ekim’de, açılış töreninin ardından “Ticaret Bakanlığı Lojistik Sektör Destekleri” başlıklı oturum gerçekleştirilecek. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Dr. Yusuf Karakaş’ın konuşmacı olarak yer alacağı oturumun ardından hava kargo sektörünün değişen küresel dinamikleri değerlendirilecek. “Değişen Küresel Dinamikler Karşısında Hava Kargo Endüstrisi: Dijitalleşme, Dayanıklılık ve Geleceğe Bakış” başlıklı panelin moderatörlüğünü Lufthansa Cargo Türkiye, Romanya ve Moldova Genel Müdürü Hasan Hatipoğlu üstlenecek. Panelde LOJİDER Yönetim Kurulu Üyesi Alp Tuğhan, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Havayolu Çalışma Grubu Başkanı Cenker Ural ile Türk Hava Yolları İzmir Kargo Müdürü Ozan Belge konuşmacı olarak yer alacak. Son gelişmeler konuşulacak 8 Ekim’de program, “Satın Almadan Değer Yaratmaya: Lojistikte Maliyet, Risk ve Rekabet Gücü” başlıklı oturumla başlayacak. Schneider Electric Avrupa Grup Satın Alma Müdürü Esin Yağmur Çimen’in konuşmacı olacağı oturumun ardından “Ulaşımda Karbonsuzlaşma ve Türkiye’nin Rekabet Gücü: Regülasyonlardan Fırsatlara” başlıklı panel düzenlenecek. Moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Biyokütle Enerji Sistemleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Günnur Koçar’ın üstleneceği panelde Arkas Bunker Sürdürülebilirlik Müdürü Erdinç Altun, EPDK Enerji Uzmanı Hasan Emrah Çelebioğlu ve Biyoyakıt Sanayi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı konuşmacı olarak yer alacak. Programın devamında “Denizcilikte Sürdürülebilirlik - Son Gelişmeler ve Beklentiler” başlıklı panel gerçekleştirilecek. Moderatörlüğünü Shipsgo Kurucu Ortağı Dr. Okan Tuna’nın yapacağı panelde Climaros Climate ve Sustainability Kurucu Ortağı Dr. Volkan Çetinkaya, TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı ve Borusan Limanı Genel Müdürü Hamdi Erçelik ile Envservice GmbH Uzman Denetçi ve Proje Yöneticisi Mehmet Keleş konuşacak. Yeni dönem, yeni vizyon Günün devamında “Zengezur Koridoru: Türk Devletleri Arasında Ulaştırma Koridorlarının Geleceği” başlıklı oturum düzenlenecek. Moderatörlüğünü TÜİB Lojistik ve Nakliye Komitesi Başkanı Vusal Xalilov’un üstleneceği oturumda, Ege Üniversitesi İşletme Bölümü Lojistik Yönetimi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Burcu Aracıoğlu, UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayfer Vurgun, LOJİDER Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Dülger, AGTL Yönetim Kurulu Üyesi ve WILAT Azerbaycan Başkanı Lamiya Xalilova ile UND Avrupa Ülkeleri Uzmanı Sena Çelikten konuşmacı olarak yer alacak. Ardından “Treyler Sektöründe Otonom Sistemler, Regülasyonlar ile Karayolu Can ve Yük Güvenliği” başlıklı oturum gerçekleştirilecek. Treyler Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Göktan Güçlü’nün moderatörlüğündeki oturumda Treyler Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kartal Erköy ile Teknik Komite Üyesi Mehmet Pek yer alacak. Günün son oturumunda ise “İzmir’in Denizden Geleceğe Açılan Kapısı; Alsancak Limanı’nda Yeni Dönem ve Yeni Vizyon” başlığı ele alınacak. Moderatörlüğünü Türklim Executive Consultant ve eski Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir’in üstleneceği oturumda İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, TVF İzmir Alsancak Limanı Yatırım ve Yönetim AŞ Genel Müdür Yardımcısı Arcan Fayatorbay ile Alport Limanlar İş Geliştirme Direktörü Onurhan Kadıoğlu konuşmacı olarak yer alacak. Sergiler ve atölyeler de ziyaretçileri bekliyor Fuar kapsamında sektör buluşmalarının yanı sıra farklı etkinlikler de düzenlenecek. “Logistech Art of the Sea” ve “Culture of Logistics” sergileri fuar boyunca ziyaret edilebilecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası tarafından düzenlenecek Barista Atölyesi’nde kahve çekirdeğinin tarladan fincana uzanan yolculuğu, farklı demleme teknikleri ve aroma profilleri ele alınacak. Fuar alanında, ayrıca, sürüş simülasyonu gibi farklı etkinliklerle ziyaretçilere interaktif bir deneyim sunulacak. LOGISTECH, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de, 10.00 - 18.00 saatlerinde sektör profesyonellerini ağırlayacak.

UĞUR 51 Patates Çeşidinde Hasat Tamamlandı Haber

UĞUR 51 Patates Çeşidinde Hasat Tamamlandı

Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından yıllar süren ıslah çalışmaları sonucunda geliştirilen sanayilik patates çeşidi UĞUR 51’in enstitü arazisindeki hasadı tamamlandı. Cips ve parmak patates üretimine uygun olarak geliştirilen çeşit, verim ve kalite özellikleriyle sanayinin hammadde ihtiyacına yerli alternatif sunuyor. UĞUR 51’in hasadı tamamlandı Enstitünün yıllar süren ıslah çalışmaları sonucunda geliştirilen UĞUR 51 patates çeşidinin enstitü arazisindeki hasadı başarıyla tamamlandı. Ülkenin sanayilik patates üretimindeki ithal girdi oranını dengelemeyi hedefleyen UĞUR 51, özellikle cips ve parmak patates üretimine uygun özellikleriyle öne çıkıyor. Dekara 4 bin 394 kilogram ortalama verim UĞUR 51 çeşidi, sahip olduğu teknik özelliklerin yanı sıra verim değerleriyle de dikkat çekiyor. Çeşitte ortalama verim değeri 4.394 kg/da olarak gerçekleşirken, bu değer üretici açısından yüksek kazanç potansiyeli sunuyor. Çeşidin kuru madde oranı %21,4 ile %22,1 arasında, nişasta oranı ise %15,1 ile %15,7 arasında bulunuyor. Bu özellikleriyle UĞUR 51, sanayilik patates üretiminde ihtiyaç duyulan hammadde özelliklerine yanıt vermeyi hedefliyor. Depolamada fire ve maliyetleri azaltmayı hedefliyor UĞUR 51’in düşük solunum hızı ve geç filizlenme karakteri, depolama sürecinde öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Bu özelliklerin depolama maliyetlerinin ve fire oranlarının minimuma indirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Sanayilik patates üretiminde yerli bir seçenek olarak geliştirilen UĞUR 51, cips ve parmak patates sektörünün hammadde ihtiyacına alternatif oluştururken, yerli çeşitlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalara da katkı sağlıyor.

Matlı’dan Bursa İçin Ticaret, Lojistik Ve Üyeye Destek Mesajı Haber

Matlı’dan Bursa İçin Ticaret, Lojistik Ve Üyeye Destek Mesajı

Seçim yaklaştıkça saha temposunu artıran BTSO Başkan Adayı Özer Matlı’ya gösterilen ilgi her geçen gün artıyor. Matlı, 22 Eylül akşamı katıldığı iki toplantıda Karacabey’deki yaklaşık 200 dönümlük lojistik merkez çalışmasını, Bursa’daki işletmeleri buluşturacak ticaret ağını ve küçük işletmelere yönelik finansman desteğini anlattı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, BTSO’nun 36., 44. ve 52. Meslek Komitelerinde yer alan çalışma ekipleri ve sektör temsilcileriyle düzenlenen Genişletilmiş Üye Toplantısı ile Bursa Fan Club Derneği’nin 715. Olağan Toplantısı’nda konuştu. Sanayi bölgelerinden çarşılara uzanan ziyaretlerini sürdüren Matlı, Bursa’nın üretim gücünü üyeler için daha fazla işe ve kazanca dönüştürme hedeflerini paylaştı. Karacabey’de yaklaşık 200 dönümlük lojistik merkez çalışması Matlı, Karacabey’de yaklaşık 200 dönümlük bir alanda lojistik merkez yatırımı üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Ege’den çıkan ürünlerin Bursa üzerinden Avrupa’ya aktarılabileceği bir model anlattı. Lojistik altyapının sanayi yatırımlarıyla birlikte planlanması gerektiğini belirten Matlı, hedefin üreticinin taşıma ve depolama giderlerini azaltmak olduğunu söyledi. Bursa’daki işletmeler birbirine iş verecek Bursalı firmaların birbirinin ürününü ve ihtiyacını tanıyacağı bir ticaret ağı kurulacağını belirten Matlı, üyelerin Bursa içinden yeni müşteriler bulabileceğini vurguladı. BTSO’nun işletmeleri bir araya getirmenin yanı sıra teknoloji ve otomasyonla maliyetlerini düşürmelerine de yardımcı olacağını ifade etti. Özer Matlı, Bursa’nın güçlü üretim birikimini markalaşma, pazarlama ve dış ticaretle daha büyük değere dönüştürmek istediğini söyledi. Bursa’nın ürettiğini dünyaya daha iyi anlatması; sanayisinin yanında kültürünü, gastronomisini ve turizm imkânlarını da tanıtması gerektiğini belirtti. Küçük işletmeye ve KOBİ’ye daha fazla nefes Yeni dönemde küçük işletmelerin ve KOBİ’lerin finansmana erişimini öncelikli meselelerden biri olarak gösteren Matlı, Nefes Kredisi gibi doğrudan işletmelere ulaşan desteklerin hayata geçeceğini belirtti. Oda kaynaklarının üyenin üretimini sürdürmesine, maliyetini düşürmesine ve satışını büyütmesine katkı sağlayacağını söyledi. Bursa Fan Club buluşmasında ise Bursaspor’un şehrin ortak değeri olduğunu vurguladı. Gençlerin Bursa’da kalması için iş imkânlarının yanı sıra güçlü bir sosyal yaşam gerektiğini belirten Matlı, çocukların geleceğini bu şehirde kurabileceği bir Bursa hedeflediklerini anlattı. “60 bin üyenin odası mı, dar bir çevrenin yönettiği yapı mı?” Konuşmalarının sonunda BTSO’nun mevcut yönetim anlayışına ilişkin eleştirilerini dile getiren Matlı, 60 bin üyeli bir odanın üyelerinden kopuk olamayacağını söyledi. Bursa’daki firmaların birbirinden yeterince haberdar olmamasını “BTSO ortada yok. Bursa kendi içindeki ticaretten kopmuş” sözleriyle değerlendirdi. Matlı, oda yatırımlarının gerekçelerinin, iştiraklerin mali sonuçlarının ve TEKNOSAB’daki tahsislerin üyelere açıkça anlatılmasını istedi. Otel yatırımlarına ilişkin “Otel bizim işimiz değil” diyerek BTSO kaynaklarının kullanımında üyelerin ihtiyaçlarına öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Matlı, sorusunu şöyle ortaya koydu: “Bu oda yaklaşık 60 bin üyenin odası mı, yoksa dar bir çevrenin yönettiği bir yapı mı?”

Gürer: "Türkiye’nin Tarımsal İhracat İtibarı Korunmalı" Haber

Gürer: "Türkiye’nin Tarımsal İhracat İtibarı Korunmalı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye menşeli ürünlere ilişkin Avrupa Birliği RASFF bildirimlerini değerlendirdi. Gürer, 2026 yılının henüz tamamlanmamış olmasına rağmen özellikle okratoksin A bildirimlerinin 2025 yılının tamamındaki sayıyı geçtiğine dikkat çekerek, “Bu tablo yalnızca ihracat sorunu değildir. Gıda güvenliği, üretim, kurutma, depolama ve denetim zincirinin tamamının önemle ele alınması gerektiğini gösteriyor. Sıcak, nemli havalarda yanlış depolama ile ortaya çıkan küflerin iadede de önemli bir yer tutması dikkat çekici. Gönderilen ürün laboratuvar incelemesine tabi. Ülkeden çıkmadan yapılan kontrollerde laboratuvarlarda bu sorunlar neden saptanamıyor?” dedi. Türkiye menşeli gıda ürünlerinin Avrupa Birliği ülkelerindeki sınır kontrollerinde karşılaştığı uygunsuzlukların sorun olmaya devam ettiğini belirten CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye menşeli ürünlere ilişkin RASFF kayıtlarının 2025 ve 2026 verilerini karşılaştırdı. Gürer, özellikle okratoksin A, aflatoksin ve pestisit kalıntılarındaki bildirimlerin dikkat çekici boyutta olduğunu belirtti. Gürer, incelenen verilere göre 2025 yılında Türkiye menşeli ürünlerle ilgili 486 bildirim bulunduğunu, 2026 yılının ise 11 Eylül'e kadar olan bölümünde 326 bildirimin kayıtlara geçtiğini ifade etti. Gürer, 2026 verilerinin henüz yılın tamamını kapsamadığını vurgulayarak, “2026'nın yaklaşık 9 aylık verisiyle 2025'in 12 aylık verisini karşılaştırırken dönem farkını dikkate almak gerekiyor. Ancak bazı kalemlerde ortaya çıkan artış doğru irdelenmeli.” dedi. EN ÇARPICI ARTIŞ OKRATOKSİN A’DA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının tamamında AB ülkelerinden Türkiye menşeli ürünler için 132 okratoksin A bildirimi yapılırken, 2026'nın 11 Eylül'üne kadar bu sayının 136'ya yükseldiğini belirtti. Gürer, “2026 yılı henüz tamamlanmadan okratoksin A bildirimleri, 2025 yılının tamamındaki sayıyı geride bırakmış durumda. Bazı kuru ve işlenmiş ürünlerde tekrar eden bildirimler görüyoruz. Bu durum, ürünün tarladan çıkmasından sonraki süreçlerin de en az üretim kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.” dedi. Gürer, okratoksin gibi mikotoksinlerin uygun olmayan kurutma, nem, depolama ve saklama koşullarında oluşabileceğine dikkat çekerek, “Sorunu yalnızca kullanılan tarım zehiri üzerinden değerlendirmek yetmiyor. Hasat sonrası süreç, ürünün kurutulması, depolanması, taşınması ve ihracat öncesi kontrolü de bütüncül biçimde ele alınmalıdır. Sorun çok boyutludur. Özellikle ihraç edilen ürünlerde oluşan sorun dış pazar için de olumsuzluğa neden olmadan önlemler artırılmalıdır. Çıkış kontrollerinde kurallar yeniden düzenlenmelidir. Yurt dışına gönderilen ürün, yurt içi tüketimde benzer sorunlarla karşılaşılıyor mu? Bu durumda ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.” dedi. PESTİSİT KALINTILARI SORUNLARDAN BİRİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında 106, 2026'nın 11 Eylül'üne kadar ise 74 pestisit bildirimi bulunduğunu söyledi. Gürer, “Pestisit bildirimleri özellikle taze meyve ve sebzelerde yoğunlaşıyor. Acetamiprid, formetanate, prochloraz, indoxacarb, imazalil ve fosthiazate gibi farklı etken maddeler nedeniyle bildirimler yapılmış durumda. Bu, ihracat öncesi kalıntı kontrolünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.” dedi. 2026 yılı kayıtlarında özellikle acetamiprid 17, formetanate 12, prochloraz 11, indoxacarb 10 ve imazalil 8 bildirimle öne çıktığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Avrupa ülkelerine giden ürünlerde farklı pestisit etken maddelerinin limitlerin üzerinde tespit edildiğini belirtti. Bir üründe izin verilen limitin çok üzerinde kalıntı tespit edilmesi, yalnızca ihracatçının değil, üretim zincirinin tamamının sorgulanmasını gerektirir. RASFF'ın 2026 Mayıs kayıtlarında Türkiye menşeli farklı ürünlerde farklı pestisit kalıntıları nedeniyle sınır reddi bildirimleri yer alıyor.” dedi. SINIRDA REDDEDİLEN ÜRÜN, İHRACAT ÖNCESİNDE TESPİT EDİLMELİDİR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda güvenliği denetiminin sınır kapılarına bırakılmaması gerektiğini ifade ederek, “Bir ürün Avrupa sınırına kadar gidip orada uygunsuzluğu nedeniyle reddediliyorsa, burada ihracat öncesi kontrol sistemini sorgulamak gerekir. Ürünün sınırdan dönmesini beklemek değil, uygunsuzluğu depoda veya ihracat öncesinde tespit etmektir.” şeklinde konuştu. SİLDENAFİL BİLDİRİMLERİ DE AYRICA ARAŞTIRILMALI Gürer, tarımsal ürünlerdeki pestisit ve mikotoksin sorunlarının yanında, gıda takviyelerinde tespit edilen yetkisiz maddelere de dikkat çekti. 2026 yılı kayıtlarında sildenafil nedeniyle 17 bildirim bulunmasının ayrıca incelenmesi gerektiğini belirten Gürer, “Bu konu pestisit ya da mikotoksinden farklı bir başlık olmakla birlikte gıda güvenliği açısından önemlidir. Gıda takviyesi adı altında piyasaya sunulan ürünlerde ilaç etken maddesi bulunması kabul edilemez.” dedi. TÜRKİYE'NİN TARIMSAL İHRACAT İTİBARI KORUNMALI Ömer Fethi Gürer, “Türkiye tarım ülkesi. Ürünlerimizin Avrupa pazarında güvenilirliği bizim için son derece önemli. Bu bağlamda yurt dışı pazarının korunması çok önemli, aynı şekilde ülke pazarı da bu bağlamda düzenli denetim ve kontrol altında tutulmalıdır. Marketlerin bazıları denetim yaptığını duyuruyor. Bu denetim market ve hal, her alanda, satış noktalarında sağlanmalı. Özellikle kullanım noktalarında bilinçli tarım zehiri kullanımı sağlanmalı. Mevcut koşullarda tarım zehiri kullanmadan üretim olamıyor. O bağlamda en az zararlı olan ve kullanım miktarı ile beklenen faydayı sağlayan ilaçlar önceliklenmelidir.” dedi. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ülkemizden ihraç edilen gıda ürünleri için AB ülkelerinin iadelerde bulunduğunu belirterek, “Ülkemiz aynı zamanda ciddi bir gıda ithalatçısı ülke. Ülkemize gelen gıda ürünleri de AB'nin farklı ülkelerine gönderildiğinde iade ile karşılaşabiliyor. Ülkemize gelen her gıda ürünü sorunsuz mu? Ülkemizde GDO'lu gıda yasak. Acaba ithal ürünler bu yönden de irdeleniyor mu? Bu bağlamda pestisit, aflatoksin gibi ithal ürün incelemeleri ile iade ettiğimiz ürün var mı? AB dışı gönderilen ürünlerde iade var mı? Bu konular da ayrıca gündeme alınmalıdır.” dedi.

Tarımda Büyük Yatırım Hamlesi Haber

Tarımda Büyük Yatırım Hamlesi

Planlı tarımsal üretimi güçlendirmek, tarım ile sanayiyi bütünleştirmek ve Türkiye'nin üretim kapasitesini artırmak amacıyla Organize Tarım Bölgelerinde (OTB) yeni bir yatırım hamlesi başlatıldı. Eylül 2026 döneminde 14 ildeki 17 Organize Tarım Bölgesinde toplam 690 yatırım alanı, ön tahsis ve parsel tahsisi yoluyla yatırımcıların hizmetine sunuluyor. ​16 Bin Dekarlık Alanda Güçlü Üretim Zinciri ​Toplam 16 milyon 954 bin metrekare (yaklaşık 16.954 dekar) büyüklüğündeki yatırım alanlarının 280'i parsel tahsisi, 410'u ise ön tahsis kapsamında yatırımcılara açılıyor. ​Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Müdür Dr. Osman Yıldız, OTB'lerin Türkiye'nin planlı üretim, yatırım, istihdam, ihracat ve gıda arz güvenliği hedeflerinde stratejik bir görev üstlendiğini belirtti. Yıldız, "Sera üretiminden hayvancılığa, su ürünlerinden işleme, paketleme, depolama ve lojistiğe kadar uzanan güçlü ve bütünleşik bir üretim zincirinin önünü açıyoruz" dedi. ​Stratejik Kalkınma Hamlesi ve Avantajlar ​Bu çalışmanın yalnızca bir arsa tahsisi olmadığını, Türkiye'nin yeni tarımsal üretim üslerini kuran stratejik bir kalkınma hamlesi olduğunu vurgulayan Dr. Osman Yıldız, şu ifadelere yer verdi: ​"Organize Tarım Bölgelerimizde üretim, işleme, paketleme, depolama, lojistik ve pazarlama faaliyetlerini aynı merkezde buluşturuyoruz. Güçlü altyapı, ihtisaslaşmış üretim modeli ve yatırımcı odaklı yaklaşımımız sayesinde tarımsal yatırımların daha hızlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir şekilde hayata geçirilmesini sağlıyoruz." ​Üretime kazandırılacak her parselin daha fazla yatırım, yüksek üretim kapasitesi, yeni istihdam alanları, güçlü ihracat ve güvenli gıda arzı anlamına geldiğini belirten Yıldız, yatırımcıları Türkiye'nin üretim gücüne değer katmaya davet etti. ​Başvuru Süreçleri ve Detaylar ​Ön tahsis ve parsel tahsisi işlemleri, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri kapsamında yürütülecek. ​Yatırımcılar; tahsise açılan alanların büyüklükleri, nitelikleri, metrekare bedelleri ve başvuru süreçlerine ilişkin ayrıntılı bilgilere Bakanlık ve Genel Müdürlüğün resmî web sayfalarından ya da ilgili Organize Tarım Bölgesi müdürlüklerinden ulaşabilecek.

TMO'dan Fındık Üreticilerine Müjde: Alım Noktaları ve Kotalar Artırıldı! Haber

TMO'dan Fındık Üreticilerine Müjde: Alım Noktaları ve Kotalar Artırıldı!

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), fındık piyasasında istikrarı korumak ve üreticilerin depolama, finansman ve pazarlama ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kabuklu fındık alım faaliyetlerini kapsamlı yeni düzenlemelerle sürdürüyor. Üreticilerin mağduriyet yaşamaması adına kota artışından vekaleten teslimat kolaylığına kadar birçok önemli adım atıldı. ​Genişletilmiş Alım Ağı ve Yüksek Kapasite ​24 Ağustos 2026 tarihinde 17 noktada başlayan kabuklu fındık alımları; bugün itibarıyla 55 noktada ve 75 ekiple hız kesmeden devam ediyor. İşyerlerinde günlük 5 bin tonun üzerinde randevu verilirken, 4 bin tonun üzerinde fiili alım gerçekleştiriliyor. ​Şu ana kadar yaklaşık 100 bin üretici, 205 bin ton ürün için randevu oluşturdu. Randevu sisteminde herhangi bir aksama yaşanmazken, üreticiler talep ettikleri gün içinde ürünlerini aynı gün teslim etme imkanı buluyor. ​Dekara Verim Ortalamaları (Kota) Artırıldı ​Rekolte tahmin komisyonlarının çotanak sayımına dayanarak belirlediği ilçe verim ortalamaları, yüksek verim alan üreticilerin mağdur olmaması için ilk olarak %20 oranında artırılmıştı. ​Gelen talepler doğrultusunda bu oran %30 daha artırılıyor. Yapılan bu artışa rağmen kotası 100 kg/da altında kalan ilçelerdeki üreticilerin TMO'ya teslim edebileceği miktar 100 kg/da'a tamamlandı. Ayrıca ÇKS'ye ilçe verim ortalaması 160 kg/da üzerinde girilmiş olan verimler, girildiği miktar üzerinden alınmaya devam ediyor. ​Vekaleten Ürün Teslimat Kolaylığı ​Ürünlerin üreticiler tarafından bizzat getirilmesi esas olmakla birlikte; hasat sonrasında farklı illere göç eden veya ayrılan üreticilerin mağduriyet yaşamaması adına önemli bir kolaylık sağlandı. Üreticiler, ürün teslimatlarını 1. ve 2. derece yakınlarına verecekleri vekaletnameler ile gerçekleştirebilecekler. ​Çürük Oranı Kriterinde Üretici Odaklı Esneklik ​Kahverengi kokarca popülasyonundaki artış ve bahçe bakımını düzenli yapan üreticilerin korunması amacıyla TMO alım kriterlerinde esnekliğe gidildi. Geçmişte %3 olan azami çürük iç fındık oranı; ​2022 yılında %5'e, ​2024 yılında ise %7'ye yükseltilmişti. ​TMO, uzun süreli depolama koşullarında yaşanabilecek kalite ve değer kayıplarını göz önünde bulundurarak üreticilerin yanında yer almayı bu dönemde de sürdürüyor.

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor Haber

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor

Yıllık ihracatı 405 milyar dolara ulaşan Türkiye, Orta Vadeli İstikrar Programı’nda 2029 yılı için ortaya konulan 450 milyar dolar ihracat hedefine ihracat ve lojistik sektörlerinin güçlü iş birliğiyle ulaşabileceğine inanıyor. 8 bin 500 yıllık liman ve ticaret kenti olan İzmir, 7-9 Ekim 2026 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda ihracat ve lojistik sektörlerinin büyük buluşmasına ev sahipliği yapacak. LOGISTECH Fuarı’yla ilgili Ege İhracatçı Birlikleri’nde Basın Toplantısı düzenlendi. Toplantıda Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Lojistik ve Taşımacılık Hizmetleri Daire Başkanı Mehmet Serkan Buralı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu lojistik sektörüyle ihracat arasındaki güçlü bağlara dikkat çektiler. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Jeopolitik risklerin, savaşların, ticaret yollarında yaşanan kırılmaların, navlun maliyetleri, korumacılık politikaları, yeşil dönüşüm ve karbon düzenlemelerinin artık üretim kadar, ürünün hangi rotayla ve hangi maliyetle pazara ulaştığını da belirleyici hale geldiğine dikkati çekti. “Bu nedenle LOGISTECH gibi sektörün tüm taraflarını bir araya getiren organizasyonları son derece önemsiyoruz” şeklinde konuşan Öztürk, “İzmir, Türkiye’nin üretim ve ihracat ekosisteminde yalnızca güçlü bir sanayi merkezi değil; aynı zamanda liman altyapısı, lojistik kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla ülkemizin dış ticaret trafiğindeki en kritik merkezlerden birisi. İzmir’in liderlik ettiği Ege Bölgesi’nin yıllık 44 milyar dolara yaklaşan ihracatı var. Demir ve demir dışı metallerden gıdaya, kimyadan hazır giyime, yenilenebilir enerji ekipmanlarından tarıma lojistik sektörlerine kadar çok güçlü bir üretim ekosistemine sahibiz” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu 16 limanla Türkiye’de elleçlenen toplam yükün yaklaşık yüzde 17’sini, konteyner yüklerinin ise yüzde 15’ini gerçekleştirdiğini vurgulayan Öztürk, İzmir’in mevcut potansiyelinin tamamını kullanamadığını, Alsancak Limanı, Aliağa–Nemrut Limanlar Bölgesi ve Çandarlı Limanının birlikte ele alınarak İzmir için lojistik master planı oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. İzmir limanlarının işlem hacimlerindeki değişime temas eden Öztürk, “Bir dönem ihracatımızın yaklaşık yüzde 60’ı Alsancak Limanı'ndan, yüzde 40’ı diğer limanlardan gerçekleşirken bugün tablo tersine dönmüş durumda. Aliağa limanları ihracatımızın yaklaşık yüzde 70–75’ini taşırken Alsancak Limanı’nın payı yüzde 25 seviyelerine geriledi. Bu nedenle Alsancak Limanı’nın modernizasyonunu; yüksek kapasiteli ekipman yatırımları, dijital liman uygulamaları, liman sahası verimliliği ve kara–demir yolu bağlantılarının geliştirilmesiyle birlikte ele almalıyız. Aliağa–Nemrut Havzası ise Ege Bölgesi açısından vazgeçilmez bir lojistik merkez haline geldi” dedi. İzmir limanlarıyla OSB’ler arasında demiryolu bağlantısının kurulmasını İzmir'in gelecek 20–30 yıllık lojistik vizyonunun temel yatırımlarından biri olarak gördüklerini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti; “Bugün ihracatçımız ürününü organize sanayi bölgesinden limana büyük ölçüde TIR ile taşımak zorunda kalıyor. Bu durum lojistik maliyetleri artırdığı gibi liman çevresinde trafik yoğunluğuna ve daha yüksek karbon emisyonuna neden oluyor. Aliağa–OSB demiryolu aksının güçlendirilmesi, Alsancak Limanı ile Kemalpaşa Lojistik Merkezi arasındaki bağlantının etkin hale getirilmesi, Çandarlı Limanı için demiryolu entegrasyonunun planlanması, Aydın–Denizli–Manisa sanayi koridorunun limanlara demiryoluyla bağlanması öncelikli yatırım başlıklarımız arasında olmalıdır. Demiryolunun yük taşımacılığındaki payını yüzde 5 seviyelerinden yüzde 20’lere doğru çıkaracak bir dönüşümü gerçekleştirmeden Ege Bölgesi'nin lojistik rekabet gücünde kalıcı bir sıçrama yaratmamız kolay değil. Bu noktada, İzmir Valiliği, EBSO, İZTO ve Birliğimiz ortaklığında kurulan Kemalpaşa Lojistik Merkezi’ni de İzmir’in lojistik geleceğinin en stratejik yatırımlarından biri olarak görüyoruz. Alsancak ve Aliağa limanlarıyla bağlantısı, karayolu ve demiryolu altyapısına erişimi sayesinde yalnızca İzmir’e değil, Batı Anadolu’ya ve Türkiye’nin geneline hizmet verecek önemli bir lojistik üs niteliğinde. Projenin tamamlanmasıyla birlikte kombine taşımacılığın güçlenmesini, TIR ve kamyon trafiğinin azalmasını, demiryolu taşımacılığının payının artmasını, gümrük ve lojistik operasyonlarında hız ve verimlilik sağlanmasını bekliyoruz.” İzmir’in, 8 bin 500 yıllık bir liman ve ticaret kenti olduğunun altını çizen İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’nin günümüzde de güçlü limanları, sanayisi ve geniş hinterlandıyla Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerinden birisi konumuna dikkat çekerek, bu gerekçelerle lojistik sektörünün İzmir’de güçlü bir şekilde buluşmasının kendileri için ayrı bir önem taşıdığını vurguladı. 2022 yılından bu yana Logistech Fuarı 3 kat büyüdü “LOGITECH’e 2022 yılında 100 katılımcı ve yaklaşık 6 bin ziyaretçiyle başladık” diyen Cumalıoğlu, “5. yılında fuarımız alan olarak yaklaşık üç kat büyüdü ve İzmir sınırlarının ötesine geçen bir sektör buluşmasına dönüştü. Geçtiğimiz yıl 7 farklı ülkeden 136 katılımcıyı ve 20 bine yakın sektör profesyonelini ağırladık. Ama biz bir fuarın başarısını yalnızca rakamlarla ölçmüyoruz. Bizim için asıl mesele, o fuarın içinde yeni ticari ilişkiler kurulması, yeni iş birliklerinin doğması ve katılımcının fuardan somut bir değerle ayrılması. Logistech’te de karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığından liman işletmeciliğine; depolamadan dijital lojistiğe kadar geniş bir ekosistemi aynı çatı altında buluşturuyoruz. Bu nedenle Ege’nin ihracatçılarıyla Logistech arasında çok doğal ve güçlü bir bağ olduğuna inanıyorum. Yeni pazarlara ulaşmak, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek, alternatif taşıma modelleri oluşturmak ve maliyetleri daha iyi yönetmek bugün ihracatçımızın doğrudan gündeminde. Biz de Logistech’i yalnızca lojistik sektörünün kendi içinde buluştuğu bir fuar olarak görmüyoruz. Lojistik hizmeti üretenlerle, bu hizmeti kullanan ihracatçıyı aynı platformda buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu. LOGITECH büyürken uluslararası boyutu da büyüyor LOGITECH’i büyütürken en önemli hedeflerinden birinin uluslararasılaşma olduğunu dillendiren Cumalıoğlu bu noktada yaptıkları çalışmaları şöyle özetledi; “Dünya’nın en yoğun konteyner limanlarından biri olan Çin’in Ningbo kentinde WIFFA Expo’da ve İngiltere’deki Multimodal Fuarı’nda Türkiye Milli Katılım Organizasyonlarını gerçekleştirdik. Ningbo’da kurduğumuz ilişkilerin ardından Çinli lojistik firmalarının Logistech’e güçlü katılım göstermesi bunun somut örneklerinden biri. Bütün bunları tek bir amaçla gerçekleştiriyoruz: Bir taraftan Logistech’in uluslararası ağını büyütmek, diğer taraftan Türk lojistik sektörünün dünyadaki iş fırsatlarına erişimini güçlendirmek. Çin’den WIFFA çatısı altındaki firmaları, Almanya’dan DP World Logistics Germany’yi, Azerbaycan’dan AGTL ve üye firmalarını; Mısır’dan da sektör temsilcilerini İzmir’de ağırlamayı planlıyoruz.” Fuarlar ve sektörler birbirini büyütüyor “Bir fuar sektöründen bağımsız büyüyemez” tespitinde bulunan Cumalıoğlu, “Bunun en güzel örneklerinden biri Marble İzmir. Marble sektörle birlikte büyüdü; sektör büyüdükçe fuar da güçlendi. Logistech için hedefimiz de aynı ilişkiyi kurmak. Türkiye’nin lojistik ve taşımacılık hizmet ihracatı bugün 42,6 milyar dolar seviyesinde. Böylesine güçlü ve stratejik bir sektörün İzmir’de uluslararası ölçekte güçlü bir buluşma noktasına sahip olmasını çok önemsiyoruz. Fuarımızda sektörün bugününün yanı sıra geleceğini de konuşacağız; lojistik desteklerinden hava kargoya, deniz taşımacılığından karbonsuzlaşma ve yeni nesil yakıtlara kadar önemli başlıkları sektör temsilcileriyle ele alacağız. Ama bugün burada özellikle altını çizmek istediğim konu şu: Logistech yalnızca lojistikçilerin fuarı değil. Logistech’in ihracatçının da fuarı olmasını istiyoruz. Bu nedenle ihracatçılarımızı yalnızca fuarı ziyeret etmeye değil, Logistech’in bir parçası olmaya davet ediyoruz. Gelin, yeni çözüm ortaklarıyla tanışın, farklı taşıma modellerini görün, sektörün yeniliklerini yerinde takip edin. Ama aynı zamanda bize ihtiyaçlarınızı da anlatın. Hangi pazarlara ulaşmak istiyorsunuz? Hangi rotalarda sorun yaşıyorsunuz? Hangi ülkelerden firmaları İzmir’de görmek istiyorsunuz? Bunları birlikte konuşalım. Çünkü bizim fuarcılık anlayışımızda fuarlar masa başında değil, sektörle birlikte büyür. Ege’nin üretim ve ihracat gücü ile lojistik sektörünü Logistech’te daha güçlü biçimde buluşturmak istiyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Buralı: “Lojistik sektörüne 1,7 TL destek sağladık” Lojistik ve taşımacılık sektörünün Türkiye ekonomisinin rekabet gücü açısından stratejik konuma sahip olduğuna dikkati çeken Ticaret Bakanlığı Uluslararası Ticaret Genel Müdürlüğü Lojistik ve Taşımacılık Hizmetleri Daire Başkanı M. Serkan Buralı, ne üretildiğinin çoğu zaman çok bir önemi olmadığını, üretilen ürünün müşteriye ne kadar zamanlı ve ne kadar yerinde ne kadar istediği ulaştırılmasının çok kıymetli olduğunu vurguladı. “Lojistik sektörümüzün gelişmesi, ekonomimizin bütün kesimlerinin rekabet gücünü artırıyor” diyen Buralı, “Taşımacılık, depolama ve teknoloji firmalarının aynı platformda buluşması, sektörün ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin geliştirilmesi değerli. Türkiye 2025 yılında 122,6 milyar dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdi. Lojistik sektörü 42,6 milyar dolarlık ihracatla turizmden sonra hizmet sektöründe en çok ihracat yapan ikinci sektör oldu. Lojistik sektörü 115 milyar dolarlık büyüklükle Gayri Safi Milli Hasıla’dan yüzde 10 pay alıyor. Ticaret Bakanlığı olarak hizmet ihracatına 12 milyar TL’lik destek sağladık. Lojistik sektörü bundan 1,7 milyar TL pay aldı” şeklinde konuştu. Küresel riskler lojistiğin rotasını değiştiriyor Buralı, küresel ölçekte yaşanan savaşlar ve jeopolitik gelişmelerin lojistik sektöründe taşıma süreleri, güzergâhlar ve maliyetler üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Karadeniz ve Kızıldeniz’deki gelişmelerin yanı sıra Süveyş Kanalı’ndaki, Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlar ve dünya ticaretinde artan korumacılık eğilimlerinin sektör açısından yeni riskler ortaya çıkardığını belirtti. Bu gelişmelerin lojistikte alternatif güzergâhların önemini artırdığını söyleyen Buralı, kesintilere dayanıklı tedarik zincirlerinin oluşturulmasının önümüzdeki dönemin temel gündemlerinden biri olacağını ifade etti. Sınır geçişlerinin etkinleştirilmesi, transit işlemlerinin kolaylaştırılması ve sürücülerin uluslararası hareketliliğinin artırılması da sektörün öncelikli başlıkları arasında gösterildi. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu öne çıkıyor Türkiye’nin coğrafi konumunun lojistik alanında önemli fırsatlar sunduğunu belirten Buralı, önümüzdeki dönemde Orta Koridor’un etkinliğinin artırılması, Kalkınma Yolu ve bağlantı projelerinin güçlendirilmesi, farklı taşıma türleri arasındaki entegrasyonun geliştirilmesi ve katma değerli lojistik hizmetlerin artırılmasının önem taşıdığını söyledi.

CHP'li Şevkin: "Dalda Çürüyen Ürün Tarım Politikalarının İflasıdır" Haber

CHP'li Şevkin: "Dalda Çürüyen Ürün Tarım Politikalarının İflasıdır"

CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, dalında çürüyen narenciyenin tarım politikalarının iflası olduğunu vurguladı CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, başta Adana olmak üzere Çukurova’da narenciye üreticilerinin her geçen yıl ağırlaşan ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirterek, sektörün geleceğinin Meclis Araştırması ile bütün yönleriyle ele alınmasını istedi. Çukurova’nın Türkiye’nin en önemli narenciye üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Şevkin, limon, mandalina, portakal ve greyfurt üretimiyle geçimini sağlayan binlerce üreticinin artan maliyetler, ürün fiyatlarındaki belirsizlik, pazarlama ve depolama sorunları ile ihracattaki sıkıntılar nedeniyle üretimden kopma noktasına geldiğini ifade etti. “Mazotundan gübresine, ilacından elektriğine, sulamasından işçiliğine, ambalajından nakliyesine kadar her kalemde maliyet artışı yaşayan üretici, hasat zamanı ürününü kaç liraya satacağını bilemiyor. Üreticinin alın terinin karşılığını alamadığı bir sistem sürdürülebilir değildir” diyen Dr. Şevkin, narenciye üreticisinin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi. “ÜRÜN DALDA KALIRKEN ÜRETİCİ BORCA BATIYOR” Narenciyede en büyük sorunlardan birinin hasat döneminde yeterli ve öngörülebilir pazar bulunamaması olduğuna dikkat çeken Şevkin, ürünün dalında kalmasının yalnızca o yılın gelir kaybına değil, üreticinin gelecek sezon için ihtiyaç duyduğu finansmanı da sağlayamamasına yol açtığını kaydetti. Dr. Şevkin, “Üretici ürününü yetiştiriyor, masrafını yapıyor, borçlanıyor; ancak hasat geldiğinde alıcı bulamıyor ya da ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalıyor. Bir başka ifadeyle üretici hem üretirken hem de ürününü satarken kaybediyor. Bu tabloya seyirci kalınamaz” diye konuştu. (Basın Bülteni)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.