Hava Durumu

#Devlet Su Işleri

Kırsal Haber - Devlet Su Işleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Devlet Su Işleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sorun Sulama Birlikleri Değil, Suyu Yönetemeyen Politikalardır Haber

Sorun Sulama Birlikleri Değil, Suyu Yönetemeyen Politikalardır

Chp Niğde Milletvekili Ve Tbmm Tarım, Orman Ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Yaptığı Konuşmada Sulama Birliklerinden Su Politikalarına, Çiftçinin Artan Maliyetlerinden Yaklaşan Su Krizine Kadar Pek Çok Başlıkta Önemli Uyarılarda Bulundu. Gürer, iktidarın merkeziyetçi anlayışının sorunları çözmek yerine derinleştirdiğini vurguladı. “2018’DE UYARMIŞTIK, DİNLEMEDİNİZ” CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, sulama birlikleriyle ilgili tartışmaların yeni olmadığını belirterek, 2018 yılında Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda yaptıkları uyarıları hatırlattı. O dönemde sulama birliklerinin Devlet Su İşleri’ne devredilmesine karşı çıktıklarını ifade etti. Ömer Fethi Gürer, “Sorunu olan birliklerin sorunları çözülsün, iyi işleyenler çiftçilerin yönetiminde devam etsin demiştik. Muhalefetimizin dikkate alınmamasıyla bugün yeniden aynı sorunları konuşuyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ PARA KAZANAMIYOR, SU BEDELİNİ ÖDEYEMİYOR” Aradan geçen sürede kooperatifler ve sulama birliklerinde yaşanan yapısal sorunların devam ettiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, bunun temel nedeninin çiftçinin içine sürüklendiği ekonomik kriz olduğunu vurguladı. Çiftçinin üretimden yeterli gelir elde edemediğini belirten Gürer, su fiyatlarındaki artışın üreticiyi daha da zorladığını dile getirdi. İlaç, gübre, tohum, mazot, tarla kirası, traktör ve biçerdöver giderlerinin her geçen gün arttığını söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi giderlere yetişemiyor. Bir de bunun üzerine su maliyeti ekleniyor. Oysa su, verimi ve rekolteyi artıran en temel unsurlardan biridir” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE SU FAKİRİ ÜLKE OLMA YOLUNDA Konuşmasında Türkiye’nin su varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkenin ciddi bir su stresi yaşadığını belirtti. Akarçay, Meriç, Ergene, Küçük Menderes, Burdur, Konya Kapalı Havzası ve Asi Havzası’nda hâlihazırda su açığı bulunduğunu, bu durumun Bakanlık tarafından da kabul edildiğini ifade etti. Gürer, 2030 yılına kadar Susurluk, Kuzey Ege, Gediz, Büyük Menderes, Kızılırmak, Seyhan, Ceyhan, Fırat, Dicle ve Van Gölü havzalarında da su açığı yaşanmasının öngörüldüğünü belirterek, “Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık su miktarı 1.700 litre iken Türkiye’de bu rakam 1.269 litreye kadar gerilemiş durumda” dedi. GÖLLER KURUYOR, YER ALTI SULARI TÜKENİYOR Türkiye genelinde su kaynaklarının hızla tükendiğine dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, 240 gölden 186’sının kuruduğunu, 2 bin obruk oluştuğunu ve bunların 600’ünün yalnızca Konya’da bulunduğunu söyledi. Yeraltı sularının ciddi biçimde çekildiğini belirten Gürer, artık 150–200 metre derinlikten su çıkarılmak zorunda kalındığını vurguladı.Bu tablo karşısında acil düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, mevcut politikaların sürdürülebilir olmadığını dile getirdi. “SUYA GÖRE ÜRÜN POLİTİKASI ŞART” Suyun yönetimi konusunda planlamanın hayati önemde olduğunu vurgulayan CHP’li Gürer, Akdeniz ve Karadeniz’e boşa akan suların Anadolu’ya yönlendirilmesine yönelik yatırımların önemsenmesi gerektiğini söyledi. Tarımda su tüketimi yüksek ürünlerin yanlış bölgelerde üretildiğine dikkat çeken Gürer, “Kuru tarım alanlarında suyu çok tüketen ürünleri yaygınlaştırıyoruz. Suyun ihtiyaca göre ürün politikasıyla birlikte ele alınması gerekir” dedi. RUHSATSIZ KUYULAR ÇİFTÇİNİN ELİNİ KOLUNU BAĞLIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, su sorununun finansmana erişimi de doğrudan etkilediğini belirterek, kuyu sularının büyük bölümünün ruhsatsız olmasının çiftçiyi mağdur ettiğini ifade etti. Ruhsatı olmayan çiftçilerin bankalardan kredi alamadığını belirten Gürer, bu durumun modern sulama sistemlerine geçişi engellediğini söyledi. “Ruhsatı olmadığı için kredi alamıyor, kredi alamadığı için damlama ve yağmurlamaya geçemiyor. Bu nedenle hâlâ salma sulama, yani vahşi sulama yapılıyor” diyen Gürer, modern sulama sistemleriyle ciddi oranda su tasarrufu sağlanabileceğine dikkat çekti. “MERKEZİYETÇİ ANLAYIŞ SORUNU DERİNLEŞTİRİYOR” Yağmurlama sulamayla yüzde 35, damlama sulamayla yüzde 65 oranında su tasarrufu sağlanabileceğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, iktidarın bu alanlara odaklanmak yerine merkeziyetçi bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. Gürer, “Her yerden ne sağlarım anlayışıyla hareket eden bir siyasi iktidar var. Bu yaklaşım sorunu çözmek yerine derinleştiriyor” ifadelerini kullandı.

Su Kanunu'nun 2026 Yılında Yasalaşmasını Bekliyoruz Haber

Su Kanunu'nun 2026 Yılında Yasalaşmasını Bekliyoruz

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Kanunu Taslağı'na ilişkin teknik çalışmaların tamamlandığını belirterek, "Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şu anda son halinde, kanuna esas teşkil edecek süreç böylece tamamlanmış olacak. Dileğimiz, ülkemiz için son derece önemli olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içerisinde TBMM'de yasalaşması ve yürürlüğe girmesi." dedi. Bakan Yumaklı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde yapılan Ulusal Su Kurulunun 5'inci toplantısına katıldı. İklim değişikliğinin getirdiği riskleri de dikkate alarak suyun azlığını da fazlalığını da artık bütüncül bir yaklaşımla ele almak zorunda olduklarına işaret eden Yumaklı, "Biz de bu çerçevede kriz yönetimi yerine risk yönetimini esas alan, bilimsel temelli öngörülere dayalı strateji ve politikalar geliştirmeye devam ediyoruz. Suyun temas ettiği sektör temsilcilerinden oluşan Ulusal Su Kurulumuz ile bu strateji ve politikaları en üst düzeyde ele alıyoruz. Bu doğrultuda, iki yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz 4 toplantıda 35 karar aldık. Bu kararların 16'sı tamamlanmış, 19 karara ilişkin çalışmalar devam etmektedir." diye konuştu “DİLEĞİMİZ SU KANUNU'NUN 2026 YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ" Bakan Yumaklı, kararların ülke için önemli sonuçlar doğuracağına işaret ederek, "Bunların içinde en önemlisi Su Kanunu'dur. Aralık 2023'te kurulumuzun aldığı kararla başlatılan çalışmalar, Temmuz 2024'teki toplantımıza sunulmuştur. Teknik çalışmalar tamamlandı. Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şu anda son halinde, kanuna esas teşkil edecek süreç böylece tamamlanmış olacak. Dileğimiz, ülkemiz için son derece önemli olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içerisinde TBMM'de yasalaşması ve yürürlüğe girmesi." ifadelerini kullandı. Toplantıda, iklim değişikliğinin giderek artan etkileri ve bu etkilere karşı geliştirdikleri uzun vadeli politika ve uygulamaların ele alınacağını aktaran Yumaklı, Türkiye'nin coğrafi konumu itibarıyla iklim değişikliğine karşı hassas bir bölgede olduğunu, bunun kamuoyu tarafından kabullenilmesi ve buna göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Yumaklı, sıcaklık ve yağış rejiminde yaşanan değişimler nedeniyle su kaynakları üzerinde artan baskının, bu etkiler arasında yer aldığına dikkati çekerek, bu yıl temmuz ayının, son 55 yılın en sıcak temmuzu olduğunu ve ülkedeki yağışların 2025'te ortalamanın yüzde 27 altında ve son 52 yılın en düşük seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Bilimsel çalışmaların, daha uzun süreli kurak dönemlerin, daha yoğun sıcak hava dalgalarının ve kısa sürede etkili olan aşırı yağışların, gelecek yıllarda daha sık yaşanacağını ortaya koyduğunu dile getiren Yumaklı, havza ölçeğinde gerçekleştirdikleri bütün çalışmalarda içme-kullanma suyu, ekosistem ihtiyacı, tarım, sanayi ve diğer kullanımlar arasındaki dengeyi gözettiklerini anlattı. "SIRADA DİĞER GÖLLER VAR" Bakan Yumaklı, risk altındaki göllere ilişkin kurulun aldığı kararlara ilişkin de bilgi vererek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğirdir ve Burdur göllerimiz için eylem planlarını açıklamıştık, şimdi sırada diğer göllerimiz var. Bu çerçevede her bir gölün hidrolojik, ekolojik özellikleri, kullanım amaçları, koruma statülerini esas aldık ve belirlenen riskler doğrultusunda tedbirlerimizi oluşturduk. Burada özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın ciddi çalışmaları var, bu planların oluşmasında katkı veren bütün taraflara ve özellikle hocalarımıza teşekkür ediyorum. Şebeke kayıplarının azaltılması, sulama sistemlerinin modernizasyonu, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı, alt havzalardan su transferleri başta olmak üzere tedbirler de bu eylem planlarında yer aldı. Eber, Akşehir, Bafa, Beyşehir, İznik, Seyfe ve Sapanca göllerine ilişkin eylem planlarımızı da önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağız." DSİ'nin, gelecek yıl 169 milyar liralık yatırım bütçesiyle 290 tesisi vatandaşların hizmetine sunacağını bildiren Yumaklı, "Diğer yandan su, sadece tarımı değil, sanayiyi, şehirleşmeyi ve mekânsal gelişmeyi de yönlendiren stratejik bir unsurdur. Ulusal ölçekte olduğu kadar yerel düzeyde de suyu merkeze alan bir planlama anlayışının yerleşmesi için yoğun çalışma yürütüyoruz. Bu yaklaşımımız, havza ölçeğinde planlama, su-nüfus projeksiyonları, arz-talep dengesi analizleri ve değişen iklime uyum çalışmalarını içeriyor." değerlendirmesinde bulundu. "SU KAYNAKLARINDAKİ BASKI AZALTILMALI" Yumaklı, bu vizyonu, hem Ulusal Su Planı'nda hem de Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı'nda ortaya koyduklarını anımsatarak, "Su kaynakları üzerindeki baskının azaltılması ve ülkemizin iklim değişikliğine karşı güçlendirilmesi için gerekli yatırımların hayata geçmesi, geldiğimiz aşamada daha önemli hale gelmiştir. Bir önceki toplantımızda, 2025-2035 yıllarını kapsayan Ulusal Su Planı'nın, Sayın Cumhurbaşkanımızın onayına sunulması kararı kurulumuzca alınmıştı. Planımızın 6. hedefi olan 'Suya ilişkin yatırımların önceliklendirilmesi ve finansman mekanizmalarının geliştirilmesi' konusu da bugün kurul gündeminde yer alacak." dedi İçme-kullanma suyu ve atık su altyapılarının güçlendirilmesi, su yatırımlarının sürdürülebilir finansman modelleriyle desteklenmesi konularını da toplantıda ele alacaklarını belirten Bakan Yumaklı, kurulda, yatırımların belirlenmesi, önceliklendirilmesi, mevcut finansman mekanizmalarını destekleyici alternatif modellerin belirlenmesi gibi konuların da ele alınacağını söyledi. Yumaklı, "Ayrıca, atık su ile çevresel sürveyans uygulamalarının daha etkin bir yapıya kavuşturulması için çözüm önerileri geliştireceğiz. Ulusal düzeyde yürüttüğümüz bu çalışmaların, aynı zamanda küresel iklim ve su gündemiyle güçlü bir uyum içinde ilerlediğini de vurgulamak isterim." diye konuştu. "TÜRKİYE'NİN ROLÜ ARTIYOR" Yumaklı, Birleşmiş Milletler iklim değişikliği sürecinin en önemli zirvelerinden biri olan COP 31'in Türkiye'de gelecek yıl yapılacak olmasının gurur vesilesi olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: "Bu ev sahipliği, Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum, dirençlilik ve sürdürülebilir su yönetimi alanlarında artan rolünü açıkça ortaya koymaktadır. 2026 yılındaki İstanbul Uluslararası Su Forumu ve 2027 yılında yine İstanbul'da düzenlenecek 20. Dünya Su Kongresi, ülkemizin su yönetimi alanında küresel ölçekte üstlendiği rolü daha da görünür kılacaktır. Bu uluslararası süreçler, Bakanlığımız tarafından yürütülen ulusal politikaların ve kurulumuz çatısı altında ele aldığımız konuların ne denli stratejik ve zamanlı olduğunu da ortaya koymaktadır." Su kaynaklarının korunmasının ortak bir sorumluluk olduğunun altını çizen Bakan Yumaklı, "Bu sorumluluğun bilinciyle, bize çalışmalarımızda güçlü destek veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı arz ediyorum. Ulusal Su Kurulumuzun 5. toplantısında alacağımız kararların, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.