Hava Durumu

#Dijital Tarım

Kırsal Haber - Dijital Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı'' Haber

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı''

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Dr. Ayşegül Selışık ile yaptığı röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nı bir iletişim kampanyası olarak değil, somut politika ve yatırım kararları için bir dönüm noktası olarak değerlendirmeliyiz. Bugün dünya genelinde yaklaşık 1,37 milyar kadın tarım - gıda sistemlerinde çalışıyor ve kadınlar bu sistemlerdeki iş gücünün yüzde 42’sini oluşturuyor. Buna rağmen kadınlar hâlâ araziye, finansmana, teknolojiye ve karar alma mekanizmalarına erişimde önemli engellerle karşılaşmaktadır. FAO verileri, kadın ve erkek çiftçiler arasındaki üretkenlik ve ücret farklarının kapatılmasının küresel GSYH’ye 1 trilyon ABD dolarına kadar katkı sağlayabileceğini ve milyonlarca insanın gıda güvencesizliğinden çıkmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Türkiye’de bu yılın kalıcı etki yaratabilmesi için kadın çiftçilere yönelik desteklerin proje bazlı uygulamalardan çıkarılarak ulusal tarım ve kırsal kalkınma politikalarının ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi gerekir. Kadınların arazi kullanım haklarının güçlendirilmesi, kadın üreticilere özel finansman mekanizmalarının geliştirilmesi, kadın kooperatiflerinin pazara erişiminin artırılması ve tarımsal yayım hizmetlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı şekilde yeniden tasarlanması öncelikli alanlar olmalıdır. FAO Türkiye olarak bu yaklaşımı uzun süredir sahada destekliyoruz. Türkiye Ortaklık Programı kapsamında yürüttüğümüz kırsal kadınların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarla kadınların girişimcilik, kooperatifçilik ve liderlik kapasitelerinin artırılmasına katkı sağlıyoruz.'' Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da kırsaldaki kadınların dijital dönüşüm sürecine yeterli ölçüde dahil edildiğini söylemek henüz mümkün değil. Dijital teknolojiler artık yalnızca iletişim araçları değil; pazara erişimin, finansmana ulaşmanın, iklim bilgisine erişmenin ve işletmeleri büyütmenin temel unsurlarıdır. Ancak kadınlar dijital araçlara ve teknolojilere erişimde erkeklere göre daha fazla engelle karşılaşmaktadır. Bu nedenle kadınların dijital becerilerinin geliştirilmesi, e-ticaret platformlarına erişimlerinin kolaylaştırılması ve dijital tarım uygulamalarına katılımlarının artırılması büyük önem taşımaktadır. FAO Türkiye bu alanda somut uygulamalar yürütmektedir. Kadın liderliğindeki kooperatiflerin desteklenmesi programı kapsamında geliştirilen Hep Yerinden (www.hepyerinden.com) platformu, kadın kooperatiflerinin ürünlerini dijital ortamda daha geniş pazarlara ulaştırmasına katkı sağlamaktadır. Bunun yanında Dijital Köyler Girişimi ile kadın kooperatiflerinin dijital pazaryerlerine erişimi ve dijital satış becerileri desteklenmektedir. Bu deneyimler bize dijitalleşmenin yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda ekonomik güçlenme ve görünürlük anlamına geldiğini göstermektedir.'' Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kesinlikle mümkündür. Bunun için öncelikle kadınların tarımsal üretime katkısının görünür hâle getirilmesi gerekir. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar üretimden işleme ve pazarlamaya kadar değer zincirinin her aşamasında aktif rol üstlenmektedir. Ancak bu emek çoğu zaman kayıt dışı kalmakta ve ekonomik karşılığını tam olarak bulamamaktadır. Kayıtlı istihdam ve girişimciliğe geçişin en etkili yollarından biri kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesidir. Kooperatifler kadınların ürünlerini katma değerli hâle getirmelerine, ortak markalar oluşturmalarına, pazarlara erişmelerine ve gelirlerini artırmalarına olanak sağlamaktadır. FAO Türkiye’nin kadın liderliğindeki kooperatifleri destekleme çalışmaları bu dönüşümün başarılı örneklerini ortaya koymuştur. Kadınlara verilen eğitimler, ekipman destekleri ve pazarlama çözümleri sayesinde birçok kooperatif gelir artırıcı faaliyetlerini büyütmüş ve daha sürdürülebilir işletmelere dönüşmüştür.'' Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kırsal kadınların karşılaştığı engeller göz önüne alındığında, geleneksel eğitim modelleri her zaman yeterli sonuç vermeyebilir. Bu nedenle eğitim hizmetlerinin kadınların günlük yaşam gerçeklerine uygun şekilde tasarlanması gerekir. Mobil eğitim ekipleri, yerel kooperatifler üzerinden yürütülen uygulamalı eğitimler, köy bazlı öğrenme merkezleri ve dijital eğitim platformları bu açıdan büyük fırsatlar sunmaktadır. Ayrıca eğitimlerin yalnızca teknik bilgiyle sınırlı kalmaması; liderlik, finansal okuryazarlık, girişimcilik ve dijital becerileri de kapsaması önemlidir. FAO’nun Türkiye ve Orta Asya’da yürüttüğü “Kimseyi Geride Bırakma” yaklaşımı tam da bu anlayışa dayanmaktadır. Kadınların yaşadıkları bölgelerde eğitim almaları, bilgiye erişmeleri ve kendi topluluklarında değişimin öncüsü olmaları hedeflenmektedir'' Gizem Tanrıkul Tunca: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Bugünün genç kadınları için yalnızca gelir elde etmek yeterli değildir. Gençler, özellikle de genç kadınlar, ekonomik fırsatların yanı sıra sosyal hayat, eğitim, kültürel faaliyetler, dijital bağlantı, güvenli yaşam alanları ve kendilerini ifade edebilecekleri ortamlar da istemektedir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim perspektifinden değerlendiremeyiz. Genç kadınların köylerinde kalabilmeleri için üretken kapsayıcı ve yaşam kalitesi yüksek kırsal alanlar oluşturulması gerekir. Kırsalda güçlü internet altyapısı, sosyal hizmetler, eğitim olanakları, kadın örgütlenmeleri ve girişimcilik ekosistemleri bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır FAO’nun sahadaki deneyimi gösteriyor ki kadınlar ekonomik olarak güçlendiklerinde yalnızca kendi hayatlarını değil, ailelerini, topluluklarını ve yerel ekonomileri de dönüştürüyorlar. Bu nedenle genç kadınların kırsalda kalmasını sağlayacak en güçlü model, ekonomik fırsatları sosyal aidiyet ve yaşam kalitesiyle birleştiren bütüncül bir kırsal kalkınma yaklaşımıdır.''

Serikli Üreticilere Dijital Sensör Desteği Haber

Serikli Üreticilere Dijital Sensör Desteği

Antalya Büyükşehir Belediyesi dijital tarım sistemini yaygınlaştırmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Serik’in Burmahancı Mahallesi’nde toplam 2 bin dekar sera alanını korumak, ürünlerin don başta olmak üzere iklim koşullarından dolayı zayi olmasını önlemek için 700 çiftçinin serasına sıcaklık ve nem sensörleri kurdu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de seraları ziyaret ederek, üreticilere hayırlı olsun dileğinde bulundu. Özdemir, kendisine sıcak bir karşılama yapan mahalle sakini kadınlarla sacın başına geçerek gözleme pişirdi. Yaklaşan kış ayları öncesinde sera üreticilerinin en büyük kabusu olan don nöbeti, Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın dijital sensör uygulaması ile son buluyor. Sera üreticiliğinin yaygın olduğu bölgelerde dijital tarımı yaygınlaştıran Antalya Büyükşehir Belediyesi Serik’in Burmahancı Mahallesi’nde 700 üreticinin yaklaşık 2 bin dekar sera alanını korumak için ücretsiz dijital sensör dağıtımı yaparak sensörlerin kurulumunu gerçekleştirdi. KIŞ AYLARINDA YAŞANAN DON NÖBETLERİNE SON Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, sensör kurulumu yapılan seraları ziyaret ederek üreticilerle bir araya geldi. Antalya’nın bir tarım kenti olduğunu belirten Özdemir, üreticilerin her zaman yanlarında olduklarını söyledi. Özdemir, “Üreticilerimizin işlerini kolaylaştırmak için çalışmaya devam ediyoruz. Dijital sensör uygulaması da özellikle kış aylarında yaşanan don nöbetlerini sona erdirecek bir uygulama. Seralara kurulan sensörler sayesinde üreticilerimizi cep telefonlarına kurdukları sistem ile evlerinin konforunda seralarını anlık olarak takip edebilecek. Sıcaklık ve nem değişikliklerinde anında müdahale edebilecek. Üreticilerimize hayırlı olsun” dedi. MASRAF AZAACAK KALİTE ARTACAK Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Sertaç Gökhan da sistemin don nöbetine son verecek bir uygulama olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Gece sıcaklık tehlikeli seviyeye düştüğünde sistem sizi anında uyaracak; don vurmadan, tam zamanında müdahale edebileceksiniz. Nem yükseldiğinde haberiniz olacak, havalandırma zamanını doğru ayarlayarak mantar ve hastalık riskinin önüne geçeceksiniz. Fire azalacak, kalite artacak. Isı ve nem dengede kalacağı için çiçek dökülmesi ve meyve yanması önlenecek. Mahsul kalitesiyle birlikte kazancınız da katlanacak. Gereksiz sulama, fazla ilaçlama ve boşa yakıt harcamasının önüne geçerek doğrudan masraflarınızı düşüreceksiniz.” ÜRETİCİLERDEN DESTEK TEŞEKKÜRÜ Özellikle kış aylarında don nöbeti tuttuklarını ve uykusuz geceler geçirdiklerini söyleyen üreticiler de “Uykusuz gecelere son. Dereceleri attık şimdi sadece sensörü kullanıyoruz” diyerek Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Vekili Büşra Özdemir’e her zaman yanlarında oldukları için teşekkür etti. ÜRETİCİNİN HAYATINI KOLAYLAŞTIRACAK Dijital sensörlerin çiftçilere büyük kolaylık sağlayacağını dile getiren Serik İlçesi Burmahancı Mahalle Muhtarı Mehmet Büyükavcı, şunları söyledi: “Bu bölgedeki seralarda genellikle biber yetiştirilir. Biber nemli havaya çok ihtiyaç duyar. Biz üreticiler seralardaki nem oranını doğru ayarlayamıyorduk. Ama dijital sensörler sayesinde sıcaklık, nem ve sulama verilerini görebiliyoruz. Haftanın yedi günü hava durumu raporlarını uygulama üzerinden kolayca görüp tedbirimizi alacağız. Özellikle kış aylarında don riskine karşı seranın sıcaklığını korumak için geceleri nöbet tutuyorduk. Dijital tarım uygulaması sayesinde bu dertten de kurtulduk, evimizde otururken cep telefonu üzerinden seranın değerlerini kontrol edebileceğiz. Bu cihaz hayatımızı çok kolaylaştıracak. Her zaman üreticilerin yanında olan Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. ÖZDEMİR SACIN BAŞINDA GÖZLEME PİŞİRDİ Mahalle halkından yakın ilgi gören ve sıcak bir sohbet gerçekleştiren Başkan Vekili Özdemir kadınlarla da sohbet etti. Bahçede gözleme yapan kadınların yanına giden Özdemir, bir yörük kızı olarak sacın başına geçti. Özdemir, kadınların yaptığı gözlemeleri çevirerek pişirdi. ASAT PROJESİNE ZİYARET Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir daha sonra da Serik Atık Su Arıtma Tesisi’ni ziyaret etti. Burada kapasite artırımı için yapımı devam Son çökeltim havuzu ve disk filtre UV binası inşaatını inceledi ve ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

''Antalya Su Zirvesi'' Öncesinde Su Diyaloğu Toplantıları Yapıldı Haber

''Antalya Su Zirvesi'' Öncesinde Su Diyaloğu Toplantıları Yapıldı

9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde Antalya Su Diyaloğu toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, arıtılmış suların tarım, yeşil alan sulaması ve uygun endüstriyel kullanımlarda yeniden değerlendirilmesinin Antalya’nın su geleceği açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Yaklaşan COP31 öncesinde Antalya Ticaret Borsası ev sahipliğinde Antalya Su Diyaloğu düzenlendi. Tarım, turizm, ticaret ve sanayi sektöründe su yönetimi başlıklarının ele alındığı zirvede kentin su geleceği, iklim değişikliği ve kuraklık riskine karşı alınması gereken önlemler ele alındı. Toplantıya Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni temsilen Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy katılırken, kamu, üniversite ve sektör temsilcileri de toplantıda yer aldı. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KAPIMIZIN ÖNÜNDE COP31 öncesi böyle bir toplantıyı düzenlediği için Antalya Ticaret Borsası’na teşekkür eden Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, “Hepimizin ortak derdi su. Buradaki herkes bu şehre su yönetimi ve suyun gelecek nesillere aktarılması ile ilgili çok büyük katkılar sağlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak da bizler de suyla ilgili önemli çalışmalara imza atıyoruz. Antalya iklim değişikliğini Manavgat yangınından sonra konuşur oldu. İklim değişikliği kapımızın önünde. Neler yapabiliriz, geleceğe nasıl katkı koyabiliriz diye baktığımızda çalışmalarımızı su ve su kaynaklarını daha verimli kullanmaya odaklandırdık” dedi. SU KAYNAKLARIMIZI KORUMALIYIZ ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya’nın artan nüfusu, turizm ve tarımsal faaliyetleriyle birlikte suya olan talebin de artacağını belirterek, su yönetiminde kaynakların daha verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti. Gülebay, ASAT’ın çalışmalarını su kaynaklarını korumak, kayıp ve kaçakları azaltmak, arıtılmış suyu yeniden kazanmak ve alternatif su kaynaklarını değerlendirmek olmak üzere dört temel hedef doğrultusunda sürdürdüğünü ifade etti. ANTALYA’NIN SU GELECEĞİ Su kaynaklarının gelecek nesiller için korunması gerektiğini vurgulayan Gülebay, içme suyu şebekelerinin yenilenmesi, SCADA ve akıllı ölçüm sistemlerinin geliştirilmesiyle su kayıplarının azaltılacağını söyledi. Arıtılmış suların tarım, yeşil alan sulaması ve uygun endüstriyel kullanımlarda yeniden değerlendirilmesinin de Antalya’nın su geleceği açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Gülebay, “Hedefimiz daha fazla su tüketen bir Antalya değil, mevcut suyunu daha akıllı kullanan bir Antalya. ASAT olarak kaynaklarımızı koruyan, kayıpları azaltan, atık suyu yeniden kazanan ve gelecek nesillerin su hakkını güvence altına alan bir su yönetim sistemi için çalışıyoruz” dedi. BÜYÜKŞEHİR SUYU KORUYOR ÜRETİMİ BÜYÜTÜYOR Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Melike Kireçcibaşı da toplantıda “Yerel Yönetimlerde Tarımsal Su Yönetimi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Kireçcibaşı tarafından yapılan sunumda Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği projeler paylaşıldı. Melike Kireçcibaşı, “Büyükşehir Belediyesi olarak çiftçilerimizin daha verimli sulama yapabilmesi adına 2019 yılından bugüne 26 kapalı sistem tarımsal sulama tesisi yapılarak hizmete sunulmuştur. Sulama kooperatiflerine ve muhtarlıklara bugüne kadar 700 kilometrelik sulama borusu desteği sağladık. Eski açık sulama tesislerini revize ederek kapalı devre sulama sistemlerine dönüştürüldü. Böylece yüzde 75 su tasarrufu sağlandı. Antalya, 43 bin dekarlık modern sulama alanına kavuştu. Saniyede 2.875 litre su sağlanırken, bin kilometrelik de toplam boru hattı sağlandı. Üreticilerimize dijital tarım uygulamaları, biyolojik mücadele, fide ve fidan destekleri sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine Haber

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine

TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve REİS Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Işılay Reis Yorgun ile yaptığımız röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Işılay Reis Yorgun: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, kadınların tarım ve gıda sistemlerindeki rolünü görünür kılmak açısından çok önemli bir fırsat sunuyor. Bu farkındalığın kalıcı kazanımlara dönüşmesi için kadın çiftçilerin kayıtlı üretime, finansmana, teknolojiye, eğitime ve pazara erişimini güçlendiren uzun vadeli uygulamalara ihtiyaç var. ​FAO’ya göre tarımda kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliklerin azaltılması, küresel ekonomiye yaklaşık 1 trilyon dolar katkı sağlayabilir ve gıda güvensizliği yaşayan insan sayısını 45 milyon azaltabilir. Bu veriler, kadın çiftçilerin güçlendirilmesinin yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, ekonomik kalkınma ve gıda güvencesi bakımından da stratejik önem taşıdığını gösteriyor. ​Türkiye’de yürütülen kırsal kalkınma programları, kadın ve genç girişimcilere sağlanan öncelikler ve kooperatifçilik çalışmaları bu alanda önemli bir zemin oluşturuyor. Bu çalışmaların eğitim, mentorluk, teknoloji kullanımı, markalaşma ve sürdürülebilir pazar erişimiyle desteklenmesi, daha kalıcı ve ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır. ​Bu noktada TOBB Kadın Girişimciler Kurulumuzun çalışmaları da büyük önem taşıyor. İl Kadın Girişimciler Kurullarımız, koordinatör oda ve borsalarımız ile sahada gönüllülükle görev yapan kurul üyelerimiz, 81 ilde geliştirdikleri projelerle kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını destekliyor. ​Bu çalışmaların önemli örneklerinden biri, bugün 41 ilimizde uygulanan “Tarımda Kadın Eli” projesidir. Bu projeyi dönemsel bir çalışma olmanın ötesinde, ölçülebilir sonuçlar üreten uzun vadeli bir kırsal kalkınma modeli olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz; kadınların üretimin her aşamasında söz sahibi olması, emeklerinin ekonomik değere dönüşmesi, kendi gelirlerini elde edebilmesi ve sürdürülebilir ticari yapıların kalıcı bir parçası hâline gelmesidir. ​Özel sektörün de üretim planlaması, sözleşmeli tarım, teknik destek ve düzenli alım modelleriyle bu sürece katkı sunması gerektiğine inanıyorum. Biz de Reis Gıda olarak “Reis Bakliyat Köyleri” projemizle üreticilerin doğru tohuma, üretim bilgisine, teknik desteğe ve güvenilir pazara erişimini destekleyen bütüncül bir model uyguluyoruz. ​2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi arasındaki iş birliklerini güçlendiren, kadınların üretimden yönetime kadar tarımın her alanında daha etkin rol üstlendiği kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olmasını diliyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Son yıllarda kadınların dijital becerilerini geliştirmeye yönelik çok değerli projeleri TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurulu olarak da yürütüyoruz. “Dijitalde Hayat Kolay” and “Geleceği Yazan Kadınlar” gibi çalışmalar, kadınların teknolojiyle, e-ticaretle ve yeni iş modelleriyle buluşmasına önemli katkılar sağladı. ​Ticaret Bakanlığımız da 2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini ve e-ticaretteki rekabet gücünü artırmaya yönelik iş birliği protokolü imzaladı. ​Bu çalışmaların kırsaldaki kadınlara yönelik özel içeriklerle de bütünleşmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü tarımda dijital dönüşüm yalnızca ürünün internet üzerinden satılması anlamına gelmiyor. Kadın çiftçinin üretim maliyetini hesaplaması, destekleri takip etmesi, hava ve toprak verilerine ulaşması, dijital tarım uygulamalarını kullanması ve ürününü doğrudan tüketiciyle buluşturması da bu dönüşümün parçasıdır. ​Köylerde kurulabilecek dijital eğitim noktaları, mobil eğitim ekipleri ve yerel mentorluk ağları bu süreci hızlandırabilir. Amaç, kadınların yalnızca teknolojiyi kullanması değil; teknolojiyi üretimlerini geliştiren ve pazara erişimlerini kolaylaştıran bir araca dönüştürmeleridir.'' ​Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Elbette mümkündür. Kadınlar tarımsal üretimin her aşamasında çok değerli bir sorumluluk üstleniyor. Tohumun hazırlanmasından ekime, hasattan ürünün işlenmesine ve sofraya ulaştırılmasına kadar kadın emeğinin güçlü bir katkısı bulunuyor. ​Bu emeğin ekonomik değere dönüşmesi için kadınların kayıtlı üretime, sosyal güvenceye, finansmana ve satış kanallarına erişiminin desteklenmesi gerekiyor. Kadın üreticilerin maliyet yönetimi, ürün geliştirme, paketleme, markalaşma ve e-ticaret gibi alanlarda güçlendirilmesi de girişimciliğe geçişi kolaylaştıracaktır. ​Kooperatifler, bu dönüşümde önemli bir dayanışma ve üretim modeli sunuyor. Kooperatiflerin profesyonel yönetim, kalite, lojistik, markalaşma ve pazarlama kapasitelerinin geliştirilmesiyle kadınların ürünlerini daha geniş pazarlara ulaştırması mümkün olabilir. ​Biz Reis Gıda olarak kadın kooperatifleriyle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde yaklaşık 300 kadının iş gücüne katılımına katkı sağladık. Tecrübemiz bize kadınların bilgi, üretim desteği ve pazar imkanıyla buluştuklarında çok güçlü ve sürdürülebilir girişimler oluşturabildiklerini gösteriyor.'' ​Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Eğitim modellerinin kadınların günlük hayatına, üretim takvimine ve bulunduğu bölgenin koşullarına uyumlu olması gerektiğini düşünüyorum. Mobil eğitim araçları, köylerde gerçekleştirilen uygulamalı çalışmalar, kooperatiflerde oluşturulan eğitim noktaları ve dijital eğitim platformları bu konuda etkili çözümler sunabilir. ​Eğitim saatlerinin tarımsal faaliyetlere göre planlanması, ulaşım ve çocuk bakım desteğinin sağlanması katılımı kolaylaştıracaktır. İnternet erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde ise çevrimdışı kullanılabilen içerikler ve telefonla danışmanlık modelleri değerlendirilebilir. ​Mentorluk da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Aynı bölgeden başarılı kadın üreticilerin bilgi ve tecrübelerini paylaşması, kadınlara hem yol gösterir hem de cesaret verir. Eğitimin yalnızca bilgi aktaran değil, kadınları üretime ve girişimciliğe hazırlayan sürekli bir gelişim modeli olması gerektiğine inanıyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Toprak ve sürdürülebilir gelir temel unsurlardır. Ancak gençlerin kırsalda kalabilmesi için sosyal, kültürel ve teknolojik imkânların da geliştirilmesi gerekiyor. ​Genç bir kadın; eğitime, sağlık hizmetlerine, güvenli ulaşıma, internete ve sosyal yaşama erişebildiği bir yerde geleceğini daha güçlü kurabilir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim üzerinden değil, yaşam kalitesini geliştiren bütüncül bir anlayışla ele almalıyız. ​Akıllı köy uygulamaları, ortak çalışma alanları, kreşler, kültür merkezleri ve gençlerin sosyal hayata katılabilecekleri ortamlar kırsal yaşamı daha cazip hale getirebilir. Tarımsal üretimin yanı sıra gıda işleme, e-ticaret, kırsal turizm, gastronomi ve tarım teknolojileri gibi yeni çalışma alanlarının geliştirilmesi de genç kadınlara farklı fırsatlar sunacaktır. ​Genç kadınların köylerinde yalnızca üretim yapmalarını değil; kendilerini geliştirebilecekleri, karar süreçlerine katılabilecekleri ve geleceklerini güvenle kurabilecekleri bir yaşam oluşturabilmelerini hedeflemeliyiz. Çünkü kadın güçlendiğinde aile, kırsal ekonomi ve ülkemizin tarımsal geleceği de güçlenir.''

Adana Ticaret Borsası’nda Tarımın Geleceği Ele Alındı Haber

Adana Ticaret Borsası’nda Tarımın Geleceği Ele Alındı

Adana Ticaret Borsası’nın (ATB) Ağustos ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Osman Bağış’ın başkanlığında, meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan ATB Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç, iklim değişikliği, su kaynakları, üretim maliyetleri, iş gücü ve küresel ticarette yaşanan dönüşümün tarım sektörünün geleceğinin yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirtti. Adana’nın yalnızca hammadde üreten değil; işleyen, depolayan, paketleyen, markalaştıran ve ihraç eden güçlü bir tarım ve gıda merkezi olması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, tarımın geleceği konuşulurken üreticinin emeğinin ve ekonomik sürdürülebilirliğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. “Artık yalnızca ‘Ne kadar üreteceğiz?’ sorusunu değil; ‘Daha verimli nasıl üreteceğiz, üreticimizin emeğinin karşılığını nasıl artıracağız ve kaynaklarımızı nasıl daha etkin kullanacağız?’ sorularını da birlikte düşünmeliyiz” diyen Bilgiç, üreticiden tüccara, sanayiciden ihracatçıya kadar tüm paydaşların aynı zincirin parçaları olduğunu ifade etti. Tarımda yeşil dönüşümün yalnızca çevre konusu olmadığını, aynı zamanda verimlilik, maliyet ve rekabet gücü anlamına geldiğini belirten Bilgiç, daha az su ve enerji kullanarak daha fazla üretim yapılması gerektiğini söyledi. Modern sulama sistemleri, hassas tarım, toprak analizi, dijital teknolojiler, yenilenebilir enerji ve doğru gübre kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çeken Bilgiç, üreticilerin bu dönüşüme hazırlanırken yeni yüklerle karşı karşıya bırakılmaması, doğru teknolojiye, bilgiye ve finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini kaydetti. Adana’nın tarımsal hedefini dijital tarım, yeşil üretim, güçlü sanayi, etkin lojistik ve yüksek katma değerli ihracat bütünlüğü olarak ortaya koyan Bilgiç, kentin tarımsal potansiyelinin yüksek katma değere dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti. Mısır hasadının başladığı Adana’da üreticilerin bir yıllık emeklerinin karşılığını almak için yoğun bir dönemden geçtiğini belirten Bilgiç, tüm üreticilere bereketli bir sezon diledi. Hasat döneminde ürünlerin sağlıklı muhafaza edilmesi ve üreticinin ürününü doğru zamanda ve uygun şartlarda değerlendirebilmesinin önemine dikkat çeken Bilgiç, lisanslı depoculuğun bu noktada önemli bir imkan sunduğunu söyledi. Lisanslı depoculuğun üreticinin hasat döneminde ürününü düşük fiyattan satmak zorunda kalmasının önüne geçebileceğini belirten Bilgiç, ürün senedi üzerinden finansmana erişimin kolaylaşacağını ve piyasanın daha düzenli işlemesine katkı sağlanacağını ifade ederek üreticileri lisanslı depoculuk imkanlarından daha fazla yararlanmaya çağırdı. Mısır hasadıyla ortaya çıkan tarımsal atıkların da önemli bir fırsat olduğunu belirten Bilgiç, bunların yalnızca bertaraf edilmesi gereken atıklar olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Tarımsal atıkların kompost ve organik gübre, hayvancılık, biyokütle ve enerji üretiminde değerlendirilebileceğini belirten Bilgiç, “Tarladan çıkan her değeri mümkün olduğunca yeniden ekonomiye kazandırmalıyız” dedi. Gençler ve kadınlar tarımda daha fazla yer almalı Adana’nın tarımsal geleceğinde Organize Tarım Bölgelerinin önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Bilgiç, bu alanların üretimin yanı sıra işleme, paketleme, depolama ve lojistik faaliyetlerinin geliştiği merkezlere dönüşmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektöründe nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığına dikkat çeken Bilgiç, tarımın artık yalnızca tarlada üretim yapmak anlamına gelmediğini vurguladı. Tarımın teknoloji, mühendislik, otomasyon, dijitalleşme, ticaret ve girişimcilik alanlarını da kapsadığını belirten Bilgiç, gençlerin ve kadınların bu alanlarda daha fazla yer almasının sektörün geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Adana’nın güçlü tarımsal altyapısı ve üretim kültürüyle büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Bilgiç, hedeflerinin bu potansiyeli yüksek katma değere dönüştürmek olduğunu söyledi. Bilgiç, üreticinin emeğini koruyan, su ve toprağı verimli kullanan, teknolojiden yararlanan, ürününü işleyerek katma değer oluşturan ve dünya pazarlarına ulaştıran bir tarım ekonomisinin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, Adana’nın yalnızca üreten değil, işleyen, markalaştıran ve ihraç eden bir tarım merkezi olması gerektiğini kaydetti. ATB olarak üretici, tüccar ve sanayicinin yanında olmaya ve sektörün ortak sorunlarına ortak akılla çözüm üretmeye devam edeceklerini belirten Bilgiç, mısır hasat döneminin tüm üreticilere ve sektör paydaşlarına hayırlı ve bereketli olmasını diledi.

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor Haber

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor

İzmir’in Dikili ilçesinde 65 milyon dolarlık Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçirilen Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), yüksek teknoloji, yenilenebilir enerji ve tarımsal sanayiyi aynı merkezde buluşturarak Türkiye’nin tarımsal dönüşümüne öncülük ediyor. Avrupa’nın en büyük jeotermal sera üretim merkezlerinden biri olması planlanan projede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. ​Stratejik Dönüşüm ve Uluslararası Finansman Desteği ​Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen proje; Türkiye’nin üretim, ihracat, istihdam ve gıda arz güvenliği hedeflerine güçlü katkılar sağlıyor. Dünya Bankası destekli Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP) kapsamında sağlanan yaklaşık 65 milyon dolarlık finansman, Türkiye tarım sektörüne aktarılan en büyük uluslararası fonlar arasında yer alıyor. ​Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan yetkililer, Dikili OTB’nin yalnızca modern seralardan ibaret olmadığını; üretimden işlemeye, paketlemeden ihracata kadar tüm süreçleri tek bir sistemde birleştiren dev bir ekosistem olduğunu vurguladı. ​3 Milyon Metrekarelik Alanda Entegre Üretim Modeli ​Toplam 3 milyon 38 bin 787 metrekarelik devasa bir alanda kurulan Dikili OTB, modern sera teknolojileri ile jeotermal enerjiyi harmanlıyor. Proje altyapısında şu donatılar yer alıyor: ​50 adet yüksek teknolojili sera parseli ​47 adet tarımsal sanayi parseli ​Eğitim ve araştırma merkezleri ​Paketleme, depolama ve işleme tesisleri ​İdari ve sosyal donatı alanları ​Yenilenebilir enerji sistemleri ile ileri düzey lojistik altyapı ​2026 Yatırımları ve Tamamlanan Altyapı Çalışmaları ​Bölgede bugüne kadar gerçekleştirilen fiziki altyapı çalışmaları şu başlıklar altında toplandı: ​8 milyon 300 bin metreküp kazı ve dolgu çalışması tamamlandı. ​97 bin metreküp taş istinat duvarı imalatı gerçekleştirildi. ​Yüksek ve orta gerilim enerji hatlarının deplasmanı bitirildi; kanalizasyon ve yağmur suyu hatları oluşturuldu. ​İçme suyu ile jeotermal üretim kuyularında hedef debi ve sıcaklık değerlerine ulaşıldı. ​2026 yılı yatırımları kapsamında Dünya Bankası kaynaklarından yaklaşık 2,2 milyar TL ödenek tahsis edilerek çalışmaların kesintisiz sürmesi sağlandı. ​Üretim, İstihdam ve İhracat Hedefleri ​Tam otomasyon sistemleri ve dijital tarım uygulamalarıyla geleceğin tarım modelini temsil eden Dikili OTB, tam kapasiteye ulaştığında şu ekonomik ve sosyal kazanımları sunacak: ​Yıllık 80 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi ​3 bin 500 kişiye doğrudan istihdam imkânı ​Kadın istihdamında %75’e varan oran ​Yıl boyunca kesintisiz, yüksek katma değerli ve ihracat odaklı üretim ​Jeotermal enerjinin gücüyle enerji maliyetlerinin düşürüldüğü, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim ilkelerinin benimsendiği bu dev üs; Türkiye’nin küresel tarım pazarlarındaki rekabet gücünü zirveye taşıyacak.

TAT Gıda’dan Tarımda Dijital Dönüşüm Haber

TAT Gıda’dan Tarımda Dijital Dönüşüm

Türkiye'nin tarımsal üretim gücünü teknolojiyle buluşturan Tat Gıda'nın geleneksel hale gelen Dijital Tarla Günü etkinliği, sektörün farklı paydaşlarını bir araya getirerek tarımın dönüşüm sürecine ışık tuttu. Tat Gıda, Bursa'nın Karacabey ilçesinde düzenlediği 9. Dijital Tarla Günü'nde dijital tarım uygulamalarının üretime sağladığı somut kazanımları ve sürdürülebilir tarım vizyonunu paylaştı. Şirket, yapay zekâ destekli sulama sistemleriyle su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlarken, dijital tarım uygulamalarını kullanan üreticilerde verimin yüzde 16 ila 28 arasında arttığını açıkladı. Tarımda dijital dönüşümün çevresel sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine sağladığı katkıların da öne çıktığı etkinlikte, sektörün geleceğine yönelik önemli mesajlar verildi. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş’in ev sahipliğinde Camandıra Çiftliği’nde gerçekleştirilen 9. Dijital Tarla Günü etkinliğine Mustafakemalpaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Nuri Oruç, Karacabey İlçe Tarım ve Orman Müdürü Davut Aytek, Mustafakemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Mehmet Aydemir ve Karacabey Ziraat Odası Başkanı Erhan Erdem ile akademisyenler, çiftçiler, sektör paydaşları ve çözüm ortakları katıldı. BASF ve BASF Nunhems’in platin sponsor, Türkiye İş Bankası ve Sarten’in altın sponsor, United Genetics Turkey, Solares, Subutay Bulut Nakliyat, Baştürk Cam, Akca Lojistik, Özler Plastik ve Omnia Nişasta’nın gümüş sponsor olarak destek verdiği Tat Gıda 9. Dijital Tarla Günü’nün açılışında konuşan Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş, veri odaklı üretim modelleri sayesinde çiftçilerin verimliliğini artırırken doğal kaynakların korunmasına da önemli katkılar sağladıklarını söyledi. “Sözleşmeli üretim modelimizi dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımda dönüşüme öncülük ediyoruz" Tat Gıda'nın 2016 yılında başlattığı Dijital Tarım Programı'nın bugün Türkiye'de örnek gösterilen uygulamalardan biri haline geldiğini belirten Veysel Memiş, sözleşmeli üretim modelini dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımsal üretimde dönüşüme öncülük ettiklerini söyledi. Dijital tarım uygulamalarının kapsamını her yıl genişlettiklerini kaydeden Memiş, bugün 400'ün üzerinde çiftçinin dijital tarım ekosistemine dahil olduğunu ve 20 bin dekardan fazla alanda dijital uygulamaların aktif olarak kullanıldığını ifade etti. Son iki yılda gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi veren Veysel Memiş, 15 bin dekardan fazla alanda uydu destekli bitki sağlığı takibi yapıldığını, 585 tarlanın dijital olarak izlendiğini ve 500'ün üzerinde toprak analiziyle üreticilere özel gübreleme programları oluşturulduğunu belirtti. Dijital takip sistemleri sayesinde yüzlerce problemli alanın erken dönemde tespit edilerek hızlı müdahale imkânı sağlandığını dile getirdi. Dijitalleşmenin sahadaki en önemli çıktısının verim artışı olduğunu vurgulayan Veysel Memiş, uydu teknolojileri, sensörler ve dijital karar destek sistemlerinden yararlanan üreticilerin verimlerinin geleneksel yöntemlerle üretim yapan çiftçilere kıyasla yüzde 16 ila yüzde 28 arasında daha yüksek gerçekleştiğini açıkladı. Bu sonuçların teknolojinin tarım sektöründe yalnızca bir yenilik değil, aynı zamanda verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir araç olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Veysel Memiş, dijital dönüşümün üreticilerin gelir seviyelerine de doğrudan katkı sunduğunu kaydetti. “Yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandı” Tat Gıda'nın dijital tarım çalışmalarını sadece verim artışıyla sınırlı değerlendirmediğini belirten Veysel Memiş, çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan uygulamaların da önemli sonuçlar verdiğini söyledi. Toprak analizleriyle bilinçli gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırıldığını ifade eden Veysel Memiş, yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandığını, veri temelli bitki koruma uygulamalarıyla ise pestisit kullanımının yüzde 44 oranında azaltıldığını açıkladı. Türkiye'de sözleşmeli sanayi domatesi üretiminin tamamında yüzde 100 damla sulama sistemi kullanan öncü üretici gruplarından biri olduklarını belirten Veysel Memiş, bu modelin hem su verimliliği hem de karbon ayak izinin azaltılması açısından güçlü bir sürdürülebilirlik örneği oluşturduğunu vurguladı. Tat Gıda'nın sürdürülebilir tarım hedeflerini uluslararası projelerle desteklediğini belirten Memiş, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile yürütülen Yeşil Tarım Projesi kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılması, su verimliliğinin artırılması ve çevresel etkilerin ölçülmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi. Şirketin aynı zamanda Avrupa Birliği Horizon Europe Programı tarafından desteklenen SolarHub Projesi'nin Türkiye'deki ana paydaşlarından biri olduğunu kaydeden Memiş, proje kapsamında tarım ve yenilenebilir enerji sistemlerinin entegrasyonuna yönelik yenilikçi uygulamaların sahada test edildiğini ve üreticilerle buluşturulduğunu ifade etti. “Temel amacımız teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak” Tarımsal üretim alanlarında yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Veysel Memiş, çiftçilerin bu dönüşümden en yüksek faydayı sağlaması amacıyla eğitimler, çalıştaylar ve uluslararası bilgi paylaşım faaliyetleri gerçekleştirdiklerini söyledi. Tarımın geleceğinin nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inandıklarını vurgulayan Memiş, Ege Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen programlar kapsamında bugüne kadar 217 üniversite öğrencisine uygulamalı dijital tarım eğitimi verildiğini açıkladı. Ayrıca yüzlerce üreticinin dijital tarım teknolojileri ve yeni nesil üretim yöntemleri konusunda eğitim programlarına katıldığını belirten Veysel Memiş, teknolojik dönüşümün ancak bilgi paylaşımı ve üretici katılımıyla kalıcı hale gelebileceğini ifade etti. 9. Dijital Tarla Günü'nün temel amacının teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak ve başarılı uygulamaları paylaşmak olduğunu belirten Veysel Memiş, şunları söyledi: "Tarımın geleceğinin veriyle desteklenen, çevreye duyarlı, kaynaklarını verimli kullanan ve çiftçisini merkeze alan bir anlayışla şekilleneceğine inanıyoruz. Bugün sahada gördüğümüz her teknoloji ve her uygulama, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir tarım sistemi oluşturma hedefimizin bir parçasıdır. Çiftçilerimiz, iş ortaklarımız, akademisyenlerimiz ve teknoloji sağlayıcılarımızla birlikte tarımın geleceğini inşa etmeye devam edeceğiz." Dijitalleşme, finansman ve sürdürülebilirlik aynı platformda buluştu Etkinlik kapsamında katılımcılara Tat Gıda'nın dijital tarım çalışmaları ve sahada elde edilen sonuçları anlatan özel bir tanıtım filmi de izletildi. Programın ilk oturumunda Tat Gıda Bilgi Teknolojileri ve Proje Yönetim Direktörü Çiğdem Şahin, şirketin dijital dönüşüm vizyonunu ve geleceğe yönelik stratejik hedeflerini anlattı. Şahin, dijitalleşmenin yalnızca verimlilik artışı sağlamadığını, aynı zamanda doğal kaynakların korunması, üretim süreçlerinin optimize edilmesi ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi açısından kritik rol üstlendiğini belirtti. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Tat & BASF Dijital İş Birliği ve Sürdürülebilirlik" panelinde, BASF Tarım Çözümleri Türkiye ve Azerbaycan Ülke Müdürü Mustafa Yüksel ile BASF Nunhems Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan ve Pakistan Ülke Müdürü Önder Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda dijital teknolojilerin tarımsal üretime etkileri, sürdürülebilirlik hedefleri, yenilikçi tarım uygulamaları ve özel sektör iş birliklerinin sektöre sağladığı katkılar ele alındı. Katılımcılar, tarımın geleceğinde teknoloji ve sürdürülebilirliğin birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğuna dikkat çekti. Programın “Sürdürülebilir Tarım Ekosistemi ve İş Bankası Tarım Bankacılığı” panelinde ise sürdürülebilir tarım ekosistemi ve tarım bankacılığı konusu gündeme geldi. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat'ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Müdür Yardımcısı Mustafa Alper Devran ile Tat Gıda'nın sözleşmeli üretim modeli içerisinde uzun yıllardır yer alan genç üreticiler Mustafa Demirel ve Eren Çağan deneyimlerini paylaştı. Panelde tarımın finansmanı, sürdürülebilir üretim modelleri, üreticilerin finansmana erişimi ve sözleşmeli üretimin sağladığı avantajlar değerlendirildi. Üreticiler sahadaki deneyimlerini aktarırken, finansman mekanizmalarının tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından taşıdığı önem vurgulandı.

Türkiye’nin Tarımdaki Dev Hamlesi Sahada İncelendi Haber

Türkiye’nin Tarımdaki Dev Hamlesi Sahada İncelendi

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız ve Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, İzmir’in Dikili ilçesinde yapımı hızla devam eden Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nde kapsamlı inceleme ve değerlendirmelerde bulundu. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan'ın ev sahipliği yaptığı ziyarete, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Organize Tarım ve Hayvancılık Bölgeleri Daire Başkanı Deniz Oruç, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Danışmanı Çağrı Gülelçin, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Kahraman Akdoğan, Manisa İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan, Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Yönetim Kurulu Üyesi ve Dikili Kaymakamı Cevat Gün ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ercan Korkmaz ile Hayrettin Uçak, Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Müteşebbis Heyet Üyesi ve Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz ve Müteşebbis Heyet Üyeleri İbrahim Lütfi Kolat, Birol Celep ile Mehmet Kadri Gündeş, Adalet ve Kalkınma Partisi Dikili İlçe Başkanı Mehmet Akif Güveli, Milliyetçi Hareket Partisi Dikili İlçe Başkanı Mehmet Arslan ile Bergama Ticaret Odası Meclis Başkanı Onur Kayalıoğulları ile Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Bölge Müdürü Samet Başeğmez katıldı. Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesini artıracak, gıda arz güvenliğini güçlendirecek ve ihracata dayalı yüksek teknolojili üretim altyapısı oluşturacak proje kapsamında yürütülen çalışmalar sahada yerinde incelendi. Heyet; altyapı imalatları, jeotermal enerji sistemleri, yeni sondaj faaliyetleri, Dünya Bankası finansmanıyla yürütülen yatırımlar ve yatırımcı hazırlık süreçlerine ilişkin detaylı bilgi aldı. Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, ziyarete ilişkin değerlendirmesinde, projenin Cumhurbaşkanlığımızın güçlü vizyonu ve Tarım ve Orman Bakanlığımızın kararlı desteğiyle emin adımlarla ilerlediğini belirterek şunları ifade etti: “Dikili OTB, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın planlı üretim, gıda arz güvenliği, yenilenebilir enerji ve tarımda teknolojik dönüşüm hedeflerinin sahadaki en somut örneklerinden biridir. Bu büyük yatırımın her aşamasında Cumhurbaşkanlığımızın ve Bakanlığımızın güçlü desteğini yanımızda görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı başta olmak üzere, Bakan Yardımcımız Sayın Dr. Ahmet Bağcı’ya, Tarım Reformu Genel Müdürümüz Sayın Dr. Osman Yıldız’a ve Bakanlığımızın tüm ilgili birimlerine, Dikili OTB’ye gösterdikleri yakın ilgi, destek ve güven için şükranlarımızı sunuyoruz. Dikili OTB tamamlandığında yalnızca İzmir ve Ege Bölgesi için değil, ülkemiz tarımı için de stratejik bir üretim üssü olacaktır. Jeotermal enerjiyle ısıtılan yüksek teknolojili seraları, tarımsal sanayi alanları, yenilenebilir enerji altyapısı, ihracat odaklı üretim modeli ve özellikle kadın istihdamını ve kadın girişimci ekosistemini önceleyen yaklaşımıyla bu proje, Türkiye’nin tarımda yeni nesil kalkınma vizyonuna güçlü bir katkı sağlayacaktır. Bizler de bu sorumluluğun bilinciyle, kamu kurumlarımız, kurucu kuruluşlarımız, yatırımcılarımız ve tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” AVRUPA’NIN EN BÜYÜK YÜKSEK TEKNOLOJİLİ JEOTERMAL SERA KÜMELERİNDEN BİRİ Toplam 3 milyon 38 bin 787 metrekare alan üzerine kurulan Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi, modern tarım teknolojileri ile yenilenebilir enerji kaynaklarını aynı çatı altında buluşturuyor. Proje kapsamında; 50 adet yüksek teknolojili sera parseli, 47 adet tarımsal sanayi parseli ile birlikte eğitim ve araştırma merkezleri, paketleme, depolama ve işleme tesisleri, idari ve sosyal alanlar, yenilenebilir enerji sistemleri ve ileri düzey lojistik ve teknik altyapılar hayata geçiriliyor. Dünya Bankası destekli Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP) kapsamında yaklaşık 65 milyon ABD doları finansmanla yürütülen yatırım, Türkiye’de tarım sektörüne sağlanan en büyük uluslararası finansman desteklerinden biri olma özelliğini taşıyor. TARIMDA YÜKSEK TEKNOLOJİ, YÜKSEK VERİMLİLİK VE YÜKSEK İHRACAT DÖNEMİ Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi, klasik sera yatırımlarının ötesine geçen yapısıyla tam otomasyonlu üretim sistemleri, jeotermal enerjiyle ısıtılan modern seralar, dijital tarım uygulamaları ve sürdürülebilir üretim altyapısını bir araya getirerek geleceğin tarım modelini temsil ediyor. Projenin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle birlikte; yıllık 80 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi, 3 bin 500 ila 4 bin kişilik doğrudan istihdam, kadın istihdamında yüzde 75’e varan oran, yıl boyunca kesintisiz üretim ve ihracat odaklı yüksek katma değerli üretim kapasitesi hedefleniyor. Jeotermal enerji kullanımının sağlayacağı avantajlarla enerji maliyetlerinde düşüş sağlanırken üretim verimliliği artıyor, modern üretim teknikleri sayesinde uluslararası pazarlara yönelik kaliteli ve sürdürülebilir üretim gerçekleştirilmesi hedefleniyor. DEV ALTYAPI YATIRIMINDA TARİHİ İLERLEME Sahada yapılan incelemelerde altyapı yatırımlarında önemli ilerlemeler kaydedildiği görülürken; bugüne kadar yürütülen çalışmalar kapsamında; 8 milyon 300 bin metreküp kazı ve dolgu çalışması tamamlanmış, 97 bin metreküp taş istinat duvarı imalatı gerçekleştirilmiş, yüksek ve orta gerilim enerji hatlarının deplasmanı ile kanalizasyon ve yağmur suyu altyapıları tamamlanmıştır. Ayrıca içme ve kullanma suyu amaçlı açılan kuyularda yeterli debi kapasitesine ulaşılmış, üretim kuyularında proje gereksinimlerini karşılayan debi ve sıcaklık değerleri elde edilmiştir. Elektrik ve telekomünikasyon altyapısında önemli ilerlemeler sağlanırken, jeotermal şebeke ve ısıtma sistemlerinin sahada eş zamanlı olarak inşasına devam edilmektedir. Yeni açılan kuyularla birlikte bölgenin jeotermal kapasitesi ise artırılmaktadır. Öte yandan, 2026 yılı için Dünya Bankası kaynaklarından yaklaşık 2,2 milyar TL ödenek tahsis edilerek çalışmaların kesintisiz şekilde sürdürülmesi sağlandı. TÜRKİYE YÜZYILI’NIN TARIMSAL ÜRETİM ÜSSÜ Dikili OTB, sadece bir yatırım projesi değil; planlı üretimin, gıda arz güvenliğinin, sürdürülebilir kalkınmanın ve tarımsal sanayileşmenin somut bir örneğidir. Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi, yalnızca bir yatırım projesi değil; planlı üretimin, gıda arz güvenliğinin, sürdürülebilir kalkınmanın ve tarımsal sanayileşmenin somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Tamamlandığında tarım dışı alanları yüksek teknoloji üretim merkezlerine dönüştürmesi, bölgesel kalkınmayı hızlandırması, binlerce kişiye yeni istihdam imkânı sağlaması ve bununla beraber tarımsal ihracatı artırması, yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırması ve Türkiye’nin küresel tarım rekabet gücünü yükseltmesi hedefleniyor. Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda tarım sektöründe katma değerli üretimin, teknolojik dönüşümün ve sürdürülebilir kalkınmanın öncü merkezlerinden biri olarak yükselmeye devam ediyor. Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı ve Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız incelemelerinin ardından çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda kararlılıkla sürdürüldüğünü belirterek, altyapı yatırımlarının tamamlanmasıyla birlikte Dikili OTB’nin ülkemizin tarımsal üretim ve ihracat hedeflerine uzun yıllar hizmet edecek stratejik bir yatırım merkezi olacağını ifade etti.

Bakan Yumaklı Açıkladı: Tarımda Yapay Zekâ ve İHA Dönemi Başlıyor! Haber

Bakan Yumaklı Açıkladı: Tarımda Yapay Zekâ ve İHA Dönemi Başlıyor!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarım sektöründe yerli ve milli teknoloji hamlesine yönelik çok önemli açıklamalarda bulundu. Yapay Zekâ Politikaları Derneği (AIPA) tarafından düzenlenen ve Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu "AI Tomorrow Summit 2026" zirvesinde konuşan Bakan Yumaklı, tarımsal üretim süreçlerine entegre edilen yeni nesil teknolojileri duyurdu. Yumaklı, "Yapay zekâ, büyük veri, görüntü işleme sistemleri, sensör teknolojileri, robotik uygulamalar ve insansız hava araçlarını (İHA) üretim süreçlerimize entegre ediyoruz" diyerek akıllı tarımın şifrelerini verdi. "Yapay Zekâ Tarım İçin Bir Lüks Değil, Verimliliğin Anahtarıdır" Gıda güvenliğinin, stratejik bağımsızlığın ve milli güvenliğin en temel yapı taşının tarımsal üretim olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, küresel iklim değişikliği ve artan dünya nüfusuna dikkat çekti. Yeni dönemde başarının sadece üretmekten değil, "akıllı üretmekten" geçtiğini belirten Yumaklı, yapay zekânın tarımdaki rolünü şu sözlerle özetledi: "Yapay zekâ teknolojileri tarımın geleceğini yeniden şekillendirecek stratejik bir güçtür. Bugün milyonlarca veriyi saniyeler içinde işleyerek karar desteği sunabilen bu teknoloji; tarım ve hayvancılıkta verimliliğin, kalitenin ve sürdürülebilirliğin en önemli anahtarıdır." Dijital Tarım Eylem Planı ve Strateji Belgesi Hazır! Bakanlık olarak değişimi izleyen değil, yöneten bir Türkiye vizyonuyla hareket ettiklerini ifade eden İbrahim Yumaklı, tarım sektörünü geleceğe taşıyacak iki büyük müjdeyi paylaştı: Yapay Zekâ ve Dijital Tarım Teknolojileri Araştırma Merkezi kuruldu. Yapay Zekâ Destekli Dijital Dönüşüm Strateji Belgesi ve Eylem Planı hazırlandı. Bakan Yumaklı, veriye dayalı yönetim anlayışını güçlendirecek ve yapay zekâ uygulamalarını ülke genelinde yaygınlaştıracak bu strateji belgesinin en kısa sürede kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı. Suyun Her Damlası Yapay Zekâ ile Korunacak Özellikle su kaynaklarının verimli kullanılmasının hayati bir önem taşıdığına değinen Bakan Yumaklı, dijital sistemler ve yapay zekâ destekli uygulamalar sayesinde suyun her damlasını korumayı hedeflediklerini belirtti. Bu süreçte TEKNOFEST gençliğine, üniversitelere ve genç girişimcilere olan inancının tam olduğunu vurgulayan Yumaklı, tarımın dijital dönüşümüne genç neslin yön vereceğini ifade etti. Zirvenin sonunda, AIPA Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu tarafından Bakan İbrahim Yumaklı'ya yapay zekâ teknolojisi kullanılarak üretilen özel bir tablo hediye edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.