Hava Durumu

#Dijital Tarım

Kırsal Haber - Dijital Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üreticiler Seraların Durumunu Telefondan Takip Edebilecek Haber

Üreticiler Seraların Durumunu Telefondan Takip Edebilecek

Antalya Büyükşehir Belediyesi, örtü altı tarımda teknolojik dönüşümü desteklemek amacıyla başlattığı Dijital Tarım Projesi kapsamında üreticilere dijital sensör hibesi desteğini sürdürüyor. Proje kapsamında, Aksu ve Kaş ilçelerinde seracılıkla uğraşan toplam 91 üreticiye dijital sensör hibe edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Dijital Tarım Projesi kapsamında üreticilere sensör desteği sağlayarak tarımda teknolojik dönüşümü destekliyor. VERİM KAYBINI VE HASTALIKLARI ÖNLÜYOR Antalya genelinde tarımsal verimliliği artırmayı ve sürdürülebilir üretimi teşvik etmeyi amaçlayan proje sayesinde üreticiler, seralarındaki sıcaklık ve nem değerlerini telefonlarından anlık olarak takip edebiliyor. Böylece seralara sık sık gitme ihtiyacı azalırken sıcaklık değişimleri ve don riski erkenden tespit edilerek gerekli önlemler zamanında alınabiliyor. Sensörler ayrıca aşırı nemden kaynaklanabilecek hastalık ve verim kayıplarının önlenmesine, sulamanın daha doğru planlanmasına katkı sağlıyor. Bu kapsamda üreticilere dijital sensör hibe desteği veren Büyükşehir Belediyesi Aksu ilçesi Murtuna ve Gökdere ile Kaş Ahatlı mahallelerinde toplam 91 üreticiye sensörleri teslim etti. SERALARIN DURUMU TELEFONLARDAN TAKİP EDİLEBİLİYOR Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığında görev yapan Yüksek Ziraat Mühendisi Nermin Ata Aksu, çiftçilerin telefonlarına indirdikleri uygulama sayesinde sera iklimini takip edebildiğini ve ani sıcaklık değişimlerine karşı alarm kurabildiğini söyledi. Ata, “Bu sistem sayesinde üreticilerimiz seralarına sürekli gidip gelmek zorunda kalmadan üretim koşullarını uzaktan takip edebiliyor, zamandan ve maliyetten tasarruf sağlayabiliyor” diye konuştu. Projenin Elmalı, Kumluca, Demre, Finike, Kaş, Serik ve Aksu ilçelerinde hayata geçirdiklerini belirten Ata, “Aksu ilçesi Murtuna ve Gökdere mahallelerinde üreticilerimize toplam 61 adet sensör desteği sağladık. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak tarımın geleceğini teknoloji, bilgi ve üreticilerimizin emeğiyle birlikte şekillendiriyoruz.” diye konuştu. SERALARDA KIŞ MESAİSİ TEKNOLOJİYLE KOLAYLAŞACAK Murtuna Mahallesi üreticilerinden Kenan Şevtekin, sensörlerin özellikle kış aylarında seraların ısı kontrolünü sağlamada büyük kolaylık sunacağını belirterek, “Kışın seralarımızı ısıtmak için soba yakıyoruz. Gece evimizden kalkıp seralarımıza gitmek yerine sensörler sayesinde sıcaklık değerlerini evimizden dijital ortamda takip edebileceğiz. Anlık bildirimler alacağımız için daha kontrollü hareket edebileceğiz. Bu imkânı sağladığı için Antalya Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyoruz” dedi. SENSÖRLER SAYESİNDE YÜKÜMÜZ HAFİFLEYECEK Daha önce seralardaki sıcaklığı kontrol etmek için belirli aralıklarla seralara gitmek zorunda kaldıklarını anlatan Şevtekin, “Seralarımızda derece ölçerlerimiz olsa da sıcaklığı kontrol etmek için sık sık gitmemiz gerekiyor. Kış aylarında uzun süre seralarda nöbet tutuyor, hatta bazen serada yatıyoruz. Sobaya odun ilave etmek için gece boyunca uyanık kalmamız gerekiyor. Sensörler sayesinde bu yükümüz hafifleyecek, sürekli kontrol etmek zorunda kalmayacağız. Böylece kış aylarını daha rahat geçirebileceğiz” diye konuştu. ÜRETİCİLER SERALARINI UZAKTAN İZLEYEREK ÖNLEM ALABİLECEK Üreticilerden Murat Kahraman ise, daha önce seralardaki sıcaklığı sık sık kontrol edebilmek için mahalledeki başka bir üreticiyi serada bırakarak kendilerine haber vermesini beklediklerini belirtti. Yaşadıkları zorlukları ve sensörlerin sağlayacağı kolaylığı anlatan Kahraman “Daha önce seralarımıza termometreler asıyor, yarım saatte bir araçlarımızla seralarımıza giderek sıcaklığı kontrol ediyorduk. Mahallemizde bir düğün olduğunda bile seralarımızı takip edebilmek için bir kişiyi serada bırakıyorduk. Sıcaklık düştüğünde bizi arayıp haber veriyordu. Artık sensörler sayesinde düğünlere ve mevlitlere gönül rahatlığıyla katılabilecek, seralarımızdaki sıcaklığı telefonlarımızdan anlık olarak takip edebileceğiz. Sağladıkları bu destekten dolayı Büyükşehir Belediyesine çok teşekkür ediyoruz” dedi.

Türkiye ve Kazakistan Arasında Tarımda Dijital Dönüşüm İş Birliği Haber

Türkiye ve Kazakistan Arasında Tarımda Dijital Dönüşüm İş Birliği

İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı (IOFS) organizasyonuyla Türkiye’ye gelen Kazakistan Tarım Bakanlığı heyeti, tarım ve gıda sektörlerinde dijital dönüşüm, yapay zekâ uygulamaları ve karar destek sistemlerini incelemek üzere 19 Ekim 2026 tarihinde temaslarına başladı. 19–21 Ekim 2026 tarihlerini kapsayan teknik ziyaret kapsamında Kazakistan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının temsilcileri, Türkiye’de tarımsal üretim ve yönetim süreçlerinde kullanılan dijital teknolojiler hakkında bilgi alacak. Tarımsal Yönetişimde Teknik İş Birliği Güçleniyor Ziyaret, 25–29 Nisan 2026 tarihlerinde Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen “Tarımsal Yönetişimde Yapay Zekâ ve Dijital Çözümler” çalıştayının devamı niteliğini taşıyor. Programla iki ülke arasında tarım teknolojileri ve dijital yönetişim alanındaki bilgi ve deneyim paylaşımının geliştirilmesi amaçlanıyor. Yapay Zekâ ve Uzaktan Algılama Sistemleri İncelenecek Teknik program kapsamında modern tarım teknolojileri, uzaktan algılama, coğrafi bilgi sistemleri (CBS), yapay zekâ destekli ürün tespiti ve tarımsal izleme sistemleri ele alınacak. Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü yetkilileri ile sektör temsilcileri, Türkiye’nin dijital tarım altyapısı ve uygulama deneyimlerine ilişkin teknik sunumlar gerçekleştirecek. Programın devamında Kazakistan heyeti, dijital tarım uygulamalarını yerinde incelemek amacıyla sektör temsilcilerine saha ziyaretlerinde bulunacak.

Başkan Vekili Özdemir Seoul Smart Life Week’e Katıldı Haber

Başkan Vekili Özdemir Seoul Smart Life Week’e Katıldı

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen Seoul Smart Life Week’e katıldı. Şehirlerin yenilikçi deneyimlerini paylaştığı ve küresel işbirliği sağladığı uluslararası bir platform olan etkinlikte; yapay zeka, robotik ve akıllı mobilite gibi geleceğin kent teknolojileri sergileniyor. Başkan Vekili Özdemir, “Antalya’yı turizmde olduğu kadar teknoloji, yenilikçilik ve akıllı şehir uygulamalarında da dünyada söz sahibi bir kent olarak geleceğe taşımakta kararlıyız” dedi. Güney Kore’nin Başkenti Seul’de, Seul Belediye Başkanı Oh Se-hoon’un ev sahipliğinde düzenlenen “Seoul Smart Life Week” kapsamında, yapay zekanın yaşamla buluştuğu örnekler sergileniyor. Fuara katılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir de kent yöneticileriyle bir araya gelerek; yapay zeka ve robotikten akıllı şehir uygulamalarına kadar geleceğin kentlerini şekillendiren yenilikleri yakından inceleme fırsatı buldu. BAŞKAN VEKİLİ ÖZDEMİR FORUMDA KONUŞTU Seoul Smart Life Week’te Antalya Büyükşehir Belediyesi de su kayıplarını tespit eden SCADA Sistemi, trafik ışıklarını araç yoğunluğuna göre yöneten Akıllı Kavşak çözümleri, çiftçilerimize sulama süreçlerinde mobil bilgilendirme sağlayan Dijital Tarım uygulaması gibi Antalya’nın veri temelli, sürdürülebilir ve yenilikçi kent yönetimi deneyimlerini paylaşıyor. Smart Life Week (SLW) 2026 Belediye Başkanları Forumu kapsamında, akıllı kent teknolojilerinin iklim esnekliği ve kentsel refah üzerindeki etkileri ele alındı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de forum kapsamında yaptığı konuşmada Antalya’da su yönetiminden akıllı ulaşıma kadar veri analitiğiyle şekillendirilen sürdürülebilirlik modelini aktarırken, yerel yönetimlerin küresel iklim diplomasisindeki kritik rolünün altını çizdi. ÇALIŞMALAR ULUSLARARASI PLATFORMDA PAYLAŞILDI Başkan Vekili Özdemir konuşmasında, “Bizim için akıllı şehir kavramı basit bir soruyla başlar. Teknoloji halkımızın hayatını nasıl daha iyi hale getirir? Antalya’da bu sorunun cevabı su, ulaşım ve tarımdan başlıyor. Su sistemlerimiz gizli sızıntıları tespit ediyor. Yapay zeka, onarımları ve gelecekteki yatırımları planlamak için daha iyi veriler kullanmamıza yardımcı oluyor. Hedefimiz basit; Her damlayı korumak. Yoğun kavşaklarda yapay zeka, trafik ışıklarını araç sayısına göre ayarlar. Bu bekleme sürelerini ve emisyonları azaltmaya yardımcı olur. Halkımız için bu, trafikte daha az zaman geçirmek anlamına gelir. Çiftliklerimizde sensörler toprak ve hava koşullarını ölçer. Yapay zeka tabanlı araçlar, çiftçilerin ekinlerini ne zaman sulayacaklarını seçmelerine ve hastalıklara karşı önlem almalarına yardımcı olur. Tavsiyler, çiftçilere doğrudan telefonlarına ulaşır. Ayrıca, aşırı sıcaklık ve diğer iklim risklerine karşı erken uyarı araçları geliştiriyoruz. Böylece daha erken harekete geçebiliyoruz. Bu örnekler vizyonumuzu yansıtmaktadır. Belediye Başkanları olarak, teknolojinin halkın güvenini kazanmasını sağlamalıyız. Kişisel verileri korumalı, kontrolün hakta kalmasını saplamalı ve kimseyi geride bırakmamalıyız. Yapay zeka, şehirlerimizin yeni bir sayfasını açarken, bunu herkes için daha iyi bir yaşamın sayfası haline getirelim” dedi. Özdemir, Seul'de bir araya geldiği küresel liderleri, Antalya’nın ev sahipliğinde düzenlenecek olan ve dünya iklim politikalarına yön verecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı için Antalya'ya davet etti. BAŞKAN VEKİLİ ÖZDEMİR FUARI DEĞERLENDİRDİ Fuarı değerlendiren Özdemir, Smart Life Week 2026 kapsamında dünyanın farklı şehirlerinden belediye başkanları, uzmanlar ve kurum temsilcileriyle bir araya geldiklerini söyledi. Özdemir, “Bu görüşmeler yalnızca Antalya’nın iyi uygulamalarını aktarmak değil, aynı zamanda diğer şehirlerin deneyimlerinden öğrenmek ve yeni işbirlikleri için ortak bir gelecek zemini kurmak anlamına geliyor. Teknolojiyi bir amaç değil, kent yaşamını daha adil, verimli ve sürdürülebilir kılacak bir araç olarak görüyor; Antalya’mızın ihtiyaçlarına uygun çözümleri hizmetlerimize taşımaya kararlılıkla devam ediyoruz” diye konuştu. Özdemir, “Yeni teknolojileri yerinde incelemek ve Antalya’mız için yeni iş birliklerinin kapısını aralamak üzere Güney Kore’nin başkenti Seul’deyiz” diyen Başkan Vekili Özdemir, “ Çevre, akıllı ulaşım ve sürdürülebilir turizm alanlarında Antalya’da hayata geçirdiğimiz çalışmaları uluslararası platformlarda paylaşırken, kentimize değer katacak yeni iş birlikleri için temaslarımızı da sürdürüyoruz. Antalya’yı turizmde olduğu kadar teknoloji, yenilikçilik ve akıllı şehir uygulamalarında da dünyada söz sahibi bir kent olarak geleceğe taşımakta kararlıyız” dedi. ANTALYA MITI EĞİTİM MERKEZİ OLDU MITI Seul Politika Paylaşım Forumu’nda ise Antalya’nın uluslararası eğitim, kapasite geliştirme ve kentler arası işbirliği vizyonunu da paylaşıldı. Forum kapsamında düzenlenen törenle Antalya’nın, MITI eğitim merkezi olma süreci resmiyet kazandı. Böylece Antalya, 160’tan fazla üye kenti ve yaklaşık 700 milyon insanı kapsayan Metropolis ağının dünyadaki 5. MITI merkezi oldu. Başkan Vekili Büşra Özdemir, “MITI Antalya ile iklim eylemi, proje geliştirme, eşitlik, gençlerin katılımı ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm alanlarında belediyelerin kapasitesini artırmayı; kentler arasında bilgi, deneyim ve proje paylaşımını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Antalya’mızın birikimini dünyayla paylaşırken farklı kentlerden de öğrenerek şehrimizi uluslararası alanda daha güçlü ve etkili bir konuma taşımak için çalışıyoruz” diye konuştu.

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı'' Haber

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı''

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Dr. Ayşegül Selışık ile yaptığı röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nı bir iletişim kampanyası olarak değil, somut politika ve yatırım kararları için bir dönüm noktası olarak değerlendirmeliyiz. Bugün dünya genelinde yaklaşık 1,37 milyar kadın tarım - gıda sistemlerinde çalışıyor ve kadınlar bu sistemlerdeki iş gücünün yüzde 42’sini oluşturuyor. Buna rağmen kadınlar hâlâ araziye, finansmana, teknolojiye ve karar alma mekanizmalarına erişimde önemli engellerle karşılaşmaktadır. FAO verileri, kadın ve erkek çiftçiler arasındaki üretkenlik ve ücret farklarının kapatılmasının küresel GSYH’ye 1 trilyon ABD dolarına kadar katkı sağlayabileceğini ve milyonlarca insanın gıda güvencesizliğinden çıkmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Türkiye’de bu yılın kalıcı etki yaratabilmesi için kadın çiftçilere yönelik desteklerin proje bazlı uygulamalardan çıkarılarak ulusal tarım ve kırsal kalkınma politikalarının ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi gerekir. Kadınların arazi kullanım haklarının güçlendirilmesi, kadın üreticilere özel finansman mekanizmalarının geliştirilmesi, kadın kooperatiflerinin pazara erişiminin artırılması ve tarımsal yayım hizmetlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı şekilde yeniden tasarlanması öncelikli alanlar olmalıdır. FAO Türkiye olarak bu yaklaşımı uzun süredir sahada destekliyoruz. Türkiye Ortaklık Programı kapsamında yürüttüğümüz kırsal kadınların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarla kadınların girişimcilik, kooperatifçilik ve liderlik kapasitelerinin artırılmasına katkı sağlıyoruz.'' Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da kırsaldaki kadınların dijital dönüşüm sürecine yeterli ölçüde dahil edildiğini söylemek henüz mümkün değil. Dijital teknolojiler artık yalnızca iletişim araçları değil; pazara erişimin, finansmana ulaşmanın, iklim bilgisine erişmenin ve işletmeleri büyütmenin temel unsurlarıdır. Ancak kadınlar dijital araçlara ve teknolojilere erişimde erkeklere göre daha fazla engelle karşılaşmaktadır. Bu nedenle kadınların dijital becerilerinin geliştirilmesi, e-ticaret platformlarına erişimlerinin kolaylaştırılması ve dijital tarım uygulamalarına katılımlarının artırılması büyük önem taşımaktadır. FAO Türkiye bu alanda somut uygulamalar yürütmektedir. Kadın liderliğindeki kooperatiflerin desteklenmesi programı kapsamında geliştirilen Hep Yerinden (www.hepyerinden.com) platformu, kadın kooperatiflerinin ürünlerini dijital ortamda daha geniş pazarlara ulaştırmasına katkı sağlamaktadır. Bunun yanında Dijital Köyler Girişimi ile kadın kooperatiflerinin dijital pazaryerlerine erişimi ve dijital satış becerileri desteklenmektedir. Bu deneyimler bize dijitalleşmenin yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda ekonomik güçlenme ve görünürlük anlamına geldiğini göstermektedir.'' Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kesinlikle mümkündür. Bunun için öncelikle kadınların tarımsal üretime katkısının görünür hâle getirilmesi gerekir. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar üretimden işleme ve pazarlamaya kadar değer zincirinin her aşamasında aktif rol üstlenmektedir. Ancak bu emek çoğu zaman kayıt dışı kalmakta ve ekonomik karşılığını tam olarak bulamamaktadır. Kayıtlı istihdam ve girişimciliğe geçişin en etkili yollarından biri kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesidir. Kooperatifler kadınların ürünlerini katma değerli hâle getirmelerine, ortak markalar oluşturmalarına, pazarlara erişmelerine ve gelirlerini artırmalarına olanak sağlamaktadır. FAO Türkiye’nin kadın liderliğindeki kooperatifleri destekleme çalışmaları bu dönüşümün başarılı örneklerini ortaya koymuştur. Kadınlara verilen eğitimler, ekipman destekleri ve pazarlama çözümleri sayesinde birçok kooperatif gelir artırıcı faaliyetlerini büyütmüş ve daha sürdürülebilir işletmelere dönüşmüştür.'' Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kırsal kadınların karşılaştığı engeller göz önüne alındığında, geleneksel eğitim modelleri her zaman yeterli sonuç vermeyebilir. Bu nedenle eğitim hizmetlerinin kadınların günlük yaşam gerçeklerine uygun şekilde tasarlanması gerekir. Mobil eğitim ekipleri, yerel kooperatifler üzerinden yürütülen uygulamalı eğitimler, köy bazlı öğrenme merkezleri ve dijital eğitim platformları bu açıdan büyük fırsatlar sunmaktadır. Ayrıca eğitimlerin yalnızca teknik bilgiyle sınırlı kalmaması; liderlik, finansal okuryazarlık, girişimcilik ve dijital becerileri de kapsaması önemlidir. FAO’nun Türkiye ve Orta Asya’da yürüttüğü “Kimseyi Geride Bırakma” yaklaşımı tam da bu anlayışa dayanmaktadır. Kadınların yaşadıkları bölgelerde eğitim almaları, bilgiye erişmeleri ve kendi topluluklarında değişimin öncüsü olmaları hedeflenmektedir'' Gizem Tanrıkul Tunca: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Bugünün genç kadınları için yalnızca gelir elde etmek yeterli değildir. Gençler, özellikle de genç kadınlar, ekonomik fırsatların yanı sıra sosyal hayat, eğitim, kültürel faaliyetler, dijital bağlantı, güvenli yaşam alanları ve kendilerini ifade edebilecekleri ortamlar da istemektedir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim perspektifinden değerlendiremeyiz. Genç kadınların köylerinde kalabilmeleri için üretken kapsayıcı ve yaşam kalitesi yüksek kırsal alanlar oluşturulması gerekir. Kırsalda güçlü internet altyapısı, sosyal hizmetler, eğitim olanakları, kadın örgütlenmeleri ve girişimcilik ekosistemleri bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır FAO’nun sahadaki deneyimi gösteriyor ki kadınlar ekonomik olarak güçlendiklerinde yalnızca kendi hayatlarını değil, ailelerini, topluluklarını ve yerel ekonomileri de dönüştürüyorlar. Bu nedenle genç kadınların kırsalda kalmasını sağlayacak en güçlü model, ekonomik fırsatları sosyal aidiyet ve yaşam kalitesiyle birleştiren bütüncül bir kırsal kalkınma yaklaşımıdır.''

Serikli Üreticilere Dijital Sensör Desteği Haber

Serikli Üreticilere Dijital Sensör Desteği

Antalya Büyükşehir Belediyesi dijital tarım sistemini yaygınlaştırmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Serik’in Burmahancı Mahallesi’nde toplam 2 bin dekar sera alanını korumak, ürünlerin don başta olmak üzere iklim koşullarından dolayı zayi olmasını önlemek için 700 çiftçinin serasına sıcaklık ve nem sensörleri kurdu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de seraları ziyaret ederek, üreticilere hayırlı olsun dileğinde bulundu. Özdemir, kendisine sıcak bir karşılama yapan mahalle sakini kadınlarla sacın başına geçerek gözleme pişirdi. Yaklaşan kış ayları öncesinde sera üreticilerinin en büyük kabusu olan don nöbeti, Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın dijital sensör uygulaması ile son buluyor. Sera üreticiliğinin yaygın olduğu bölgelerde dijital tarımı yaygınlaştıran Antalya Büyükşehir Belediyesi Serik’in Burmahancı Mahallesi’nde 700 üreticinin yaklaşık 2 bin dekar sera alanını korumak için ücretsiz dijital sensör dağıtımı yaparak sensörlerin kurulumunu gerçekleştirdi. KIŞ AYLARINDA YAŞANAN DON NÖBETLERİNE SON Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, sensör kurulumu yapılan seraları ziyaret ederek üreticilerle bir araya geldi. Antalya’nın bir tarım kenti olduğunu belirten Özdemir, üreticilerin her zaman yanlarında olduklarını söyledi. Özdemir, “Üreticilerimizin işlerini kolaylaştırmak için çalışmaya devam ediyoruz. Dijital sensör uygulaması da özellikle kış aylarında yaşanan don nöbetlerini sona erdirecek bir uygulama. Seralara kurulan sensörler sayesinde üreticilerimizi cep telefonlarına kurdukları sistem ile evlerinin konforunda seralarını anlık olarak takip edebilecek. Sıcaklık ve nem değişikliklerinde anında müdahale edebilecek. Üreticilerimize hayırlı olsun” dedi. MASRAF AZAACAK KALİTE ARTACAK Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Sertaç Gökhan da sistemin don nöbetine son verecek bir uygulama olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Gece sıcaklık tehlikeli seviyeye düştüğünde sistem sizi anında uyaracak; don vurmadan, tam zamanında müdahale edebileceksiniz. Nem yükseldiğinde haberiniz olacak, havalandırma zamanını doğru ayarlayarak mantar ve hastalık riskinin önüne geçeceksiniz. Fire azalacak, kalite artacak. Isı ve nem dengede kalacağı için çiçek dökülmesi ve meyve yanması önlenecek. Mahsul kalitesiyle birlikte kazancınız da katlanacak. Gereksiz sulama, fazla ilaçlama ve boşa yakıt harcamasının önüne geçerek doğrudan masraflarınızı düşüreceksiniz.” ÜRETİCİLERDEN DESTEK TEŞEKKÜRÜ Özellikle kış aylarında don nöbeti tuttuklarını ve uykusuz geceler geçirdiklerini söyleyen üreticiler de “Uykusuz gecelere son. Dereceleri attık şimdi sadece sensörü kullanıyoruz” diyerek Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Vekili Büşra Özdemir’e her zaman yanlarında oldukları için teşekkür etti. ÜRETİCİNİN HAYATINI KOLAYLAŞTIRACAK Dijital sensörlerin çiftçilere büyük kolaylık sağlayacağını dile getiren Serik İlçesi Burmahancı Mahalle Muhtarı Mehmet Büyükavcı, şunları söyledi: “Bu bölgedeki seralarda genellikle biber yetiştirilir. Biber nemli havaya çok ihtiyaç duyar. Biz üreticiler seralardaki nem oranını doğru ayarlayamıyorduk. Ama dijital sensörler sayesinde sıcaklık, nem ve sulama verilerini görebiliyoruz. Haftanın yedi günü hava durumu raporlarını uygulama üzerinden kolayca görüp tedbirimizi alacağız. Özellikle kış aylarında don riskine karşı seranın sıcaklığını korumak için geceleri nöbet tutuyorduk. Dijital tarım uygulaması sayesinde bu dertten de kurtulduk, evimizde otururken cep telefonu üzerinden seranın değerlerini kontrol edebileceğiz. Bu cihaz hayatımızı çok kolaylaştıracak. Her zaman üreticilerin yanında olan Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. ÖZDEMİR SACIN BAŞINDA GÖZLEME PİŞİRDİ Mahalle halkından yakın ilgi gören ve sıcak bir sohbet gerçekleştiren Başkan Vekili Özdemir kadınlarla da sohbet etti. Bahçede gözleme yapan kadınların yanına giden Özdemir, bir yörük kızı olarak sacın başına geçti. Özdemir, kadınların yaptığı gözlemeleri çevirerek pişirdi. ASAT PROJESİNE ZİYARET Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir daha sonra da Serik Atık Su Arıtma Tesisi’ni ziyaret etti. Burada kapasite artırımı için yapımı devam Son çökeltim havuzu ve disk filtre UV binası inşaatını inceledi ve ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

''Antalya Su Zirvesi'' Öncesinde Su Diyaloğu Toplantıları Yapıldı Haber

''Antalya Su Zirvesi'' Öncesinde Su Diyaloğu Toplantıları Yapıldı

9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde Antalya Su Diyaloğu toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, arıtılmış suların tarım, yeşil alan sulaması ve uygun endüstriyel kullanımlarda yeniden değerlendirilmesinin Antalya’nın su geleceği açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Yaklaşan COP31 öncesinde Antalya Ticaret Borsası ev sahipliğinde Antalya Su Diyaloğu düzenlendi. Tarım, turizm, ticaret ve sanayi sektöründe su yönetimi başlıklarının ele alındığı zirvede kentin su geleceği, iklim değişikliği ve kuraklık riskine karşı alınması gereken önlemler ele alındı. Toplantıya Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni temsilen Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy katılırken, kamu, üniversite ve sektör temsilcileri de toplantıda yer aldı. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KAPIMIZIN ÖNÜNDE COP31 öncesi böyle bir toplantıyı düzenlediği için Antalya Ticaret Borsası’na teşekkür eden Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, “Hepimizin ortak derdi su. Buradaki herkes bu şehre su yönetimi ve suyun gelecek nesillere aktarılması ile ilgili çok büyük katkılar sağlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak da bizler de suyla ilgili önemli çalışmalara imza atıyoruz. Antalya iklim değişikliğini Manavgat yangınından sonra konuşur oldu. İklim değişikliği kapımızın önünde. Neler yapabiliriz, geleceğe nasıl katkı koyabiliriz diye baktığımızda çalışmalarımızı su ve su kaynaklarını daha verimli kullanmaya odaklandırdık” dedi. SU KAYNAKLARIMIZI KORUMALIYIZ ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya’nın artan nüfusu, turizm ve tarımsal faaliyetleriyle birlikte suya olan talebin de artacağını belirterek, su yönetiminde kaynakların daha verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti. Gülebay, ASAT’ın çalışmalarını su kaynaklarını korumak, kayıp ve kaçakları azaltmak, arıtılmış suyu yeniden kazanmak ve alternatif su kaynaklarını değerlendirmek olmak üzere dört temel hedef doğrultusunda sürdürdüğünü ifade etti. ANTALYA’NIN SU GELECEĞİ Su kaynaklarının gelecek nesiller için korunması gerektiğini vurgulayan Gülebay, içme suyu şebekelerinin yenilenmesi, SCADA ve akıllı ölçüm sistemlerinin geliştirilmesiyle su kayıplarının azaltılacağını söyledi. Arıtılmış suların tarım, yeşil alan sulaması ve uygun endüstriyel kullanımlarda yeniden değerlendirilmesinin de Antalya’nın su geleceği açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Gülebay, “Hedefimiz daha fazla su tüketen bir Antalya değil, mevcut suyunu daha akıllı kullanan bir Antalya. ASAT olarak kaynaklarımızı koruyan, kayıpları azaltan, atık suyu yeniden kazanan ve gelecek nesillerin su hakkını güvence altına alan bir su yönetim sistemi için çalışıyoruz” dedi. BÜYÜKŞEHİR SUYU KORUYOR ÜRETİMİ BÜYÜTÜYOR Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Melike Kireçcibaşı da toplantıda “Yerel Yönetimlerde Tarımsal Su Yönetimi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Kireçcibaşı tarafından yapılan sunumda Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği projeler paylaşıldı. Melike Kireçcibaşı, “Büyükşehir Belediyesi olarak çiftçilerimizin daha verimli sulama yapabilmesi adına 2019 yılından bugüne 26 kapalı sistem tarımsal sulama tesisi yapılarak hizmete sunulmuştur. Sulama kooperatiflerine ve muhtarlıklara bugüne kadar 700 kilometrelik sulama borusu desteği sağladık. Eski açık sulama tesislerini revize ederek kapalı devre sulama sistemlerine dönüştürüldü. Böylece yüzde 75 su tasarrufu sağlandı. Antalya, 43 bin dekarlık modern sulama alanına kavuştu. Saniyede 2.875 litre su sağlanırken, bin kilometrelik de toplam boru hattı sağlandı. Üreticilerimize dijital tarım uygulamaları, biyolojik mücadele, fide ve fidan destekleri sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine Haber

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine

TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve REİS Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Işılay Reis Yorgun ile yaptığımız röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Işılay Reis Yorgun: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, kadınların tarım ve gıda sistemlerindeki rolünü görünür kılmak açısından çok önemli bir fırsat sunuyor. Bu farkındalığın kalıcı kazanımlara dönüşmesi için kadın çiftçilerin kayıtlı üretime, finansmana, teknolojiye, eğitime ve pazara erişimini güçlendiren uzun vadeli uygulamalara ihtiyaç var. ​FAO’ya göre tarımda kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliklerin azaltılması, küresel ekonomiye yaklaşık 1 trilyon dolar katkı sağlayabilir ve gıda güvensizliği yaşayan insan sayısını 45 milyon azaltabilir. Bu veriler, kadın çiftçilerin güçlendirilmesinin yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, ekonomik kalkınma ve gıda güvencesi bakımından da stratejik önem taşıdığını gösteriyor. ​Türkiye’de yürütülen kırsal kalkınma programları, kadın ve genç girişimcilere sağlanan öncelikler ve kooperatifçilik çalışmaları bu alanda önemli bir zemin oluşturuyor. Bu çalışmaların eğitim, mentorluk, teknoloji kullanımı, markalaşma ve sürdürülebilir pazar erişimiyle desteklenmesi, daha kalıcı ve ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır. ​Bu noktada TOBB Kadın Girişimciler Kurulumuzun çalışmaları da büyük önem taşıyor. İl Kadın Girişimciler Kurullarımız, koordinatör oda ve borsalarımız ile sahada gönüllülükle görev yapan kurul üyelerimiz, 81 ilde geliştirdikleri projelerle kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını destekliyor. ​Bu çalışmaların önemli örneklerinden biri, bugün 41 ilimizde uygulanan “Tarımda Kadın Eli” projesidir. Bu projeyi dönemsel bir çalışma olmanın ötesinde, ölçülebilir sonuçlar üreten uzun vadeli bir kırsal kalkınma modeli olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz; kadınların üretimin her aşamasında söz sahibi olması, emeklerinin ekonomik değere dönüşmesi, kendi gelirlerini elde edebilmesi ve sürdürülebilir ticari yapıların kalıcı bir parçası hâline gelmesidir. ​Özel sektörün de üretim planlaması, sözleşmeli tarım, teknik destek ve düzenli alım modelleriyle bu sürece katkı sunması gerektiğine inanıyorum. Biz de Reis Gıda olarak “Reis Bakliyat Köyleri” projemizle üreticilerin doğru tohuma, üretim bilgisine, teknik desteğe ve güvenilir pazara erişimini destekleyen bütüncül bir model uyguluyoruz. ​2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi arasındaki iş birliklerini güçlendiren, kadınların üretimden yönetime kadar tarımın her alanında daha etkin rol üstlendiği kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olmasını diliyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Son yıllarda kadınların dijital becerilerini geliştirmeye yönelik çok değerli projeleri TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurulu olarak da yürütüyoruz. “Dijitalde Hayat Kolay” and “Geleceği Yazan Kadınlar” gibi çalışmalar, kadınların teknolojiyle, e-ticaretle ve yeni iş modelleriyle buluşmasına önemli katkılar sağladı. ​Ticaret Bakanlığımız da 2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini ve e-ticaretteki rekabet gücünü artırmaya yönelik iş birliği protokolü imzaladı. ​Bu çalışmaların kırsaldaki kadınlara yönelik özel içeriklerle de bütünleşmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü tarımda dijital dönüşüm yalnızca ürünün internet üzerinden satılması anlamına gelmiyor. Kadın çiftçinin üretim maliyetini hesaplaması, destekleri takip etmesi, hava ve toprak verilerine ulaşması, dijital tarım uygulamalarını kullanması ve ürününü doğrudan tüketiciyle buluşturması da bu dönüşümün parçasıdır. ​Köylerde kurulabilecek dijital eğitim noktaları, mobil eğitim ekipleri ve yerel mentorluk ağları bu süreci hızlandırabilir. Amaç, kadınların yalnızca teknolojiyi kullanması değil; teknolojiyi üretimlerini geliştiren ve pazara erişimlerini kolaylaştıran bir araca dönüştürmeleridir.'' ​Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Elbette mümkündür. Kadınlar tarımsal üretimin her aşamasında çok değerli bir sorumluluk üstleniyor. Tohumun hazırlanmasından ekime, hasattan ürünün işlenmesine ve sofraya ulaştırılmasına kadar kadın emeğinin güçlü bir katkısı bulunuyor. ​Bu emeğin ekonomik değere dönüşmesi için kadınların kayıtlı üretime, sosyal güvenceye, finansmana ve satış kanallarına erişiminin desteklenmesi gerekiyor. Kadın üreticilerin maliyet yönetimi, ürün geliştirme, paketleme, markalaşma ve e-ticaret gibi alanlarda güçlendirilmesi de girişimciliğe geçişi kolaylaştıracaktır. ​Kooperatifler, bu dönüşümde önemli bir dayanışma ve üretim modeli sunuyor. Kooperatiflerin profesyonel yönetim, kalite, lojistik, markalaşma ve pazarlama kapasitelerinin geliştirilmesiyle kadınların ürünlerini daha geniş pazarlara ulaştırması mümkün olabilir. ​Biz Reis Gıda olarak kadın kooperatifleriyle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde yaklaşık 300 kadının iş gücüne katılımına katkı sağladık. Tecrübemiz bize kadınların bilgi, üretim desteği ve pazar imkanıyla buluştuklarında çok güçlü ve sürdürülebilir girişimler oluşturabildiklerini gösteriyor.'' ​Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Eğitim modellerinin kadınların günlük hayatına, üretim takvimine ve bulunduğu bölgenin koşullarına uyumlu olması gerektiğini düşünüyorum. Mobil eğitim araçları, köylerde gerçekleştirilen uygulamalı çalışmalar, kooperatiflerde oluşturulan eğitim noktaları ve dijital eğitim platformları bu konuda etkili çözümler sunabilir. ​Eğitim saatlerinin tarımsal faaliyetlere göre planlanması, ulaşım ve çocuk bakım desteğinin sağlanması katılımı kolaylaştıracaktır. İnternet erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde ise çevrimdışı kullanılabilen içerikler ve telefonla danışmanlık modelleri değerlendirilebilir. ​Mentorluk da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Aynı bölgeden başarılı kadın üreticilerin bilgi ve tecrübelerini paylaşması, kadınlara hem yol gösterir hem de cesaret verir. Eğitimin yalnızca bilgi aktaran değil, kadınları üretime ve girişimciliğe hazırlayan sürekli bir gelişim modeli olması gerektiğine inanıyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Toprak ve sürdürülebilir gelir temel unsurlardır. Ancak gençlerin kırsalda kalabilmesi için sosyal, kültürel ve teknolojik imkânların da geliştirilmesi gerekiyor. ​Genç bir kadın; eğitime, sağlık hizmetlerine, güvenli ulaşıma, internete ve sosyal yaşama erişebildiği bir yerde geleceğini daha güçlü kurabilir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim üzerinden değil, yaşam kalitesini geliştiren bütüncül bir anlayışla ele almalıyız. ​Akıllı köy uygulamaları, ortak çalışma alanları, kreşler, kültür merkezleri ve gençlerin sosyal hayata katılabilecekleri ortamlar kırsal yaşamı daha cazip hale getirebilir. Tarımsal üretimin yanı sıra gıda işleme, e-ticaret, kırsal turizm, gastronomi ve tarım teknolojileri gibi yeni çalışma alanlarının geliştirilmesi de genç kadınlara farklı fırsatlar sunacaktır. ​Genç kadınların köylerinde yalnızca üretim yapmalarını değil; kendilerini geliştirebilecekleri, karar süreçlerine katılabilecekleri ve geleceklerini güvenle kurabilecekleri bir yaşam oluşturabilmelerini hedeflemeliyiz. Çünkü kadın güçlendiğinde aile, kırsal ekonomi ve ülkemizin tarımsal geleceği de güçlenir.''

Adana Ticaret Borsası’nda Tarımın Geleceği Ele Alındı Haber

Adana Ticaret Borsası’nda Tarımın Geleceği Ele Alındı

Adana Ticaret Borsası’nın (ATB) Ağustos ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Osman Bağış’ın başkanlığında, meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan ATB Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç, iklim değişikliği, su kaynakları, üretim maliyetleri, iş gücü ve küresel ticarette yaşanan dönüşümün tarım sektörünün geleceğinin yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirtti. Adana’nın yalnızca hammadde üreten değil; işleyen, depolayan, paketleyen, markalaştıran ve ihraç eden güçlü bir tarım ve gıda merkezi olması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, tarımın geleceği konuşulurken üreticinin emeğinin ve ekonomik sürdürülebilirliğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. “Artık yalnızca ‘Ne kadar üreteceğiz?’ sorusunu değil; ‘Daha verimli nasıl üreteceğiz, üreticimizin emeğinin karşılığını nasıl artıracağız ve kaynaklarımızı nasıl daha etkin kullanacağız?’ sorularını da birlikte düşünmeliyiz” diyen Bilgiç, üreticiden tüccara, sanayiciden ihracatçıya kadar tüm paydaşların aynı zincirin parçaları olduğunu ifade etti. Tarımda yeşil dönüşümün yalnızca çevre konusu olmadığını, aynı zamanda verimlilik, maliyet ve rekabet gücü anlamına geldiğini belirten Bilgiç, daha az su ve enerji kullanarak daha fazla üretim yapılması gerektiğini söyledi. Modern sulama sistemleri, hassas tarım, toprak analizi, dijital teknolojiler, yenilenebilir enerji ve doğru gübre kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çeken Bilgiç, üreticilerin bu dönüşüme hazırlanırken yeni yüklerle karşı karşıya bırakılmaması, doğru teknolojiye, bilgiye ve finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini kaydetti. Adana’nın tarımsal hedefini dijital tarım, yeşil üretim, güçlü sanayi, etkin lojistik ve yüksek katma değerli ihracat bütünlüğü olarak ortaya koyan Bilgiç, kentin tarımsal potansiyelinin yüksek katma değere dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti. Mısır hasadının başladığı Adana’da üreticilerin bir yıllık emeklerinin karşılığını almak için yoğun bir dönemden geçtiğini belirten Bilgiç, tüm üreticilere bereketli bir sezon diledi. Hasat döneminde ürünlerin sağlıklı muhafaza edilmesi ve üreticinin ürününü doğru zamanda ve uygun şartlarda değerlendirebilmesinin önemine dikkat çeken Bilgiç, lisanslı depoculuğun bu noktada önemli bir imkan sunduğunu söyledi. Lisanslı depoculuğun üreticinin hasat döneminde ürününü düşük fiyattan satmak zorunda kalmasının önüne geçebileceğini belirten Bilgiç, ürün senedi üzerinden finansmana erişimin kolaylaşacağını ve piyasanın daha düzenli işlemesine katkı sağlanacağını ifade ederek üreticileri lisanslı depoculuk imkanlarından daha fazla yararlanmaya çağırdı. Mısır hasadıyla ortaya çıkan tarımsal atıkların da önemli bir fırsat olduğunu belirten Bilgiç, bunların yalnızca bertaraf edilmesi gereken atıklar olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Tarımsal atıkların kompost ve organik gübre, hayvancılık, biyokütle ve enerji üretiminde değerlendirilebileceğini belirten Bilgiç, “Tarladan çıkan her değeri mümkün olduğunca yeniden ekonomiye kazandırmalıyız” dedi. Gençler ve kadınlar tarımda daha fazla yer almalı Adana’nın tarımsal geleceğinde Organize Tarım Bölgelerinin önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Bilgiç, bu alanların üretimin yanı sıra işleme, paketleme, depolama ve lojistik faaliyetlerinin geliştiği merkezlere dönüşmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektöründe nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığına dikkat çeken Bilgiç, tarımın artık yalnızca tarlada üretim yapmak anlamına gelmediğini vurguladı. Tarımın teknoloji, mühendislik, otomasyon, dijitalleşme, ticaret ve girişimcilik alanlarını da kapsadığını belirten Bilgiç, gençlerin ve kadınların bu alanlarda daha fazla yer almasının sektörün geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Adana’nın güçlü tarımsal altyapısı ve üretim kültürüyle büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Bilgiç, hedeflerinin bu potansiyeli yüksek katma değere dönüştürmek olduğunu söyledi. Bilgiç, üreticinin emeğini koruyan, su ve toprağı verimli kullanan, teknolojiden yararlanan, ürününü işleyerek katma değer oluşturan ve dünya pazarlarına ulaştıran bir tarım ekonomisinin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, Adana’nın yalnızca üreten değil, işleyen, markalaştıran ve ihraç eden bir tarım merkezi olması gerektiğini kaydetti. ATB olarak üretici, tüccar ve sanayicinin yanında olmaya ve sektörün ortak sorunlarına ortak akılla çözüm üretmeye devam edeceklerini belirten Bilgiç, mısır hasat döneminin tüm üreticilere ve sektör paydaşlarına hayırlı ve bereketli olmasını diledi.

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor Haber

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor

İzmir’in Dikili ilçesinde 65 milyon dolarlık Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçirilen Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), yüksek teknoloji, yenilenebilir enerji ve tarımsal sanayiyi aynı merkezde buluşturarak Türkiye’nin tarımsal dönüşümüne öncülük ediyor. Avrupa’nın en büyük jeotermal sera üretim merkezlerinden biri olması planlanan projede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. ​Stratejik Dönüşüm ve Uluslararası Finansman Desteği ​Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen proje; Türkiye’nin üretim, ihracat, istihdam ve gıda arz güvenliği hedeflerine güçlü katkılar sağlıyor. Dünya Bankası destekli Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP) kapsamında sağlanan yaklaşık 65 milyon dolarlık finansman, Türkiye tarım sektörüne aktarılan en büyük uluslararası fonlar arasında yer alıyor. ​Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan yetkililer, Dikili OTB’nin yalnızca modern seralardan ibaret olmadığını; üretimden işlemeye, paketlemeden ihracata kadar tüm süreçleri tek bir sistemde birleştiren dev bir ekosistem olduğunu vurguladı. ​3 Milyon Metrekarelik Alanda Entegre Üretim Modeli ​Toplam 3 milyon 38 bin 787 metrekarelik devasa bir alanda kurulan Dikili OTB, modern sera teknolojileri ile jeotermal enerjiyi harmanlıyor. Proje altyapısında şu donatılar yer alıyor: ​50 adet yüksek teknolojili sera parseli ​47 adet tarımsal sanayi parseli ​Eğitim ve araştırma merkezleri ​Paketleme, depolama ve işleme tesisleri ​İdari ve sosyal donatı alanları ​Yenilenebilir enerji sistemleri ile ileri düzey lojistik altyapı ​2026 Yatırımları ve Tamamlanan Altyapı Çalışmaları ​Bölgede bugüne kadar gerçekleştirilen fiziki altyapı çalışmaları şu başlıklar altında toplandı: ​8 milyon 300 bin metreküp kazı ve dolgu çalışması tamamlandı. ​97 bin metreküp taş istinat duvarı imalatı gerçekleştirildi. ​Yüksek ve orta gerilim enerji hatlarının deplasmanı bitirildi; kanalizasyon ve yağmur suyu hatları oluşturuldu. ​İçme suyu ile jeotermal üretim kuyularında hedef debi ve sıcaklık değerlerine ulaşıldı. ​2026 yılı yatırımları kapsamında Dünya Bankası kaynaklarından yaklaşık 2,2 milyar TL ödenek tahsis edilerek çalışmaların kesintisiz sürmesi sağlandı. ​Üretim, İstihdam ve İhracat Hedefleri ​Tam otomasyon sistemleri ve dijital tarım uygulamalarıyla geleceğin tarım modelini temsil eden Dikili OTB, tam kapasiteye ulaştığında şu ekonomik ve sosyal kazanımları sunacak: ​Yıllık 80 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi ​3 bin 500 kişiye doğrudan istihdam imkânı ​Kadın istihdamında %75’e varan oran ​Yıl boyunca kesintisiz, yüksek katma değerli ve ihracat odaklı üretim ​Jeotermal enerjinin gücüyle enerji maliyetlerinin düşürüldüğü, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim ilkelerinin benimsendiği bu dev üs; Türkiye’nin küresel tarım pazarlarındaki rekabet gücünü zirveye taşıyacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.