Hava Durumu

#Dijitalleşme

Kırsal Haber - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir, Sağlık Turizminde Dünya Ligine Çıkıyor Haber

İzmir, Sağlık Turizminde Dünya Ligine Çıkıyor

İzmir Ticaret Odası (İZTO), kenti sağlık turizminde küresel bir marka haline getirecek "Sağlık Turizmi Manifestosu"nu açıkladı. 26 maddeden oluşan stratejik plan, İzmir’i tedaviden konaklamaya, dijitalleşmeden yaşlı bakımına kadar bütüncül bir ekosisteme dönüştürmeyi hedefliyor. ​Ege’nin incisi İzmir, sağlık turizminde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. İzmir Ticaret Odası ve TOBB iş birliğiyle düzenlenen "Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı"ndan çıkan sonuçlar, kentin geleceğini şekillendirecek kapsamlı bir manifesto ile taçlandı. Sektör paydaşlarını bir araya getiren çalıştayda; ulaşım, dijitalleşme, etik pazarlama ve ihtisaslaşma gibi kritik başlıklar ele alındı. ​Özgener: "Somut Adımlarla Dünya Ligine Çıkacağız" ​İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, manifestonun sadece bir fikir birliği değil, aynı zamanda somut bir eylem planı olduğunu vurguladı. Özgener, "Bu manifesto, tüm kurumların dikkatini vermesi halinde kentimizin hızlı bir şekilde dünya ligine çıkacağını gösteriyor. İzmir Ticaret Odası olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız," dedi. ​İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz Özkardeş ise hedeflerinin bu rehberi güncel tutarak İzmir'i güçlü bir destinasyon olarak konumlandırmak olduğunu belirtti. ​26 Maddelik Sağlık Turizmi Manifestosu’nda Neler Var? ​Haberin detaylarında öne çıkan stratejik maddeler, İzmir'in sağlık turizmi reçetesini ortaya koyuyor: ​1. Bütüncül Ekosistem ve Ulaşım ​Sağlık turizmi sadece hastane hizmeti olarak değil; ulaşım, konaklama, wellness ve yaşlı bakımını kapsayan bir bütün olarak görülecek. Özellikle doğrudan uluslararası uçuş sayılarının artırılması en öncelikli madde olarak belirlendi. ​2. Dijitalleşme ve Yapay Zeka Destekli Tanıtım ​Sektörün şeffaflığını artırmak adına "Mega Dijital Rehber" oluşturulacak. Hasta yolculuğu dijital platformlar üzerinden yönetilirken, dezenformasyonla mücadelede yapay zeka sistemlerinden faydalanılacak. ​3. İhtisaslaşma ve Yeni Yatırım Alanları ​İzmir’in güçlü olduğu alanlar olan; estetik cerrahi, diş sağlığı, göz, saç ekimi ve geriatri branşlarında ihtisaslaşmaya gidilecek. Ayrıca İnciraltı bölgesi, entegre sağlık kampüsleri ve kümelenme modelleri için en büyük fırsat olarak değerlendiriliyor. ​4. Etik Pazarlama ve Güvenli Hizmet ​Aracı kuruluşların yetkileri netleştirilecek, komplikasyon sigortası sistemleri geliştirilecek ve yabancı dil yeterliliği zorunlu hale getirilecek. "Doğru fiyat, şeffaf hizmet" anlayışı ile sürdürülebilir bir rekabet ortamı oluşturulacak. ​5. Termal Turizm ve "Longevity" (Uzun Yaşam) ​İzmir'in termal kaynakları bilimsel altyapıyla birleştirilerek sağlık turizmine entegre edilecek. Yaşlı turizmi için "Yaşam Köyleri" kurulması hedefleniyor. ​Sektörün Dev İsimleri Bir Araya Geldi ​İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, TOBB Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan ve kamu kurumlarının temsilcilerinin katıldığı toplantıda; Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve TGA (Türkiye Turizm Geliştirme ve Tanıtma Ajansı) yetkilileri de yer aldı. Çalıştay kapsamında oluşturulan 5 farklı masa (Medikal Turizm, Dijitalleşme, Mevzuat vb.) sektörün tüm kılcal damarlarına dokunan çözüm önerileri üretti. ​Sonuç: İzmir İçin Yeni Bir Vizyon ​Bu manifesto, İzmir’in sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en güvenilir sağlık destinasyonlarından biri olması için bir taahhüt niteliği taşıyor. Kamu, özel sektör ve akademinin el ele verdiği bu modelle İzmir, sağlık turizminde milyar dolarlık katma değer yaratmayı hedefliyor.

Batman'da Göçebe Hayvancılık Çalıştayı: "Sürdürülebilir Üretim İçin Kritik Rol" Haber

Batman'da Göçebe Hayvancılık Çalıştayı: "Sürdürülebilir Üretim İçin Kritik Rol"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu ve Merkez Konseyi Üyesi Önder Alkan, Batman’da gerçekleştirilen Göçebe Hayvancılık Çalıştayı’na katılarak sektörün geleceğine dair önemli açıklamalarda bulundu. Çalıştayda, göçer hayvancılığın hem ekonomik hem de kültürel bir miras olduğu vurgulanırken, dijitalleşme ve modern veteriner hekimlik hizmetlerinin önemi ön plana çıktı. ​Geniş Katılımlı Stratejik Buluşma ​Batman’da düzenlenen çalıştaya devletin zirvesinden ve akademik camiadan yoğun ilgi gösterildi. Katılımcılar arasında; ​HAYGEM Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu, ​Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Şındak ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tekin Şahin, ​Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sadık Yayla, ​Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki 16 ilin Tarım ve Orman Müdürleri ile bölge Veteriner Hekim Odası Başkanları yer aldı. ​"Göçebe Hayvancılık Doğal Bir Üretim Modelidir" ​TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, yaptığı konuşmada göçebe hayvancılığın sadece bir gelenek değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir ekonomik model olduğunu belirtti. Eroğlu, bu modelin avantajlarını şu başlıklarla özetledi: ​Doğa Dostu: Meraların dinlendirilmesine olanak tanır ve aşırı otlatmanın önüne geçer. ​Ekonomik Verimlilik: Tarıma elverişsiz alanları ekonomiye kazandırır, maliyetleri düşürür ve ürün kalitesini artırır. ​Genetik Miras: Yerli hayvan ırklarının korunmasında kilit rol oynar. ​Kırsal Kalkınma: Yerel ekonomileri canlı tutarak kırsaldan kente göçü dizginler. ​Dijital Dönüşüm ve Bilimsel Yaklaşım Şart ​Sektörün yaşadığı gerilemeye dikkat çeken Eroğlu, çözümün bilimsel ve planlı yaklaşımlarda olduğunu vurguladı. Modern hayvancılık için şu önerileri sıraladı: ​Uydu Teknolojisi: Meraların uydu verileriyle anlık takibi. ​Dijital Göç Yolları: Geleneksel göç rotalarının dijital ortama aktarılması. ​Aktif Veterinerlik: Üreticilere yönelik eğitimlerin artırılması ve yerinde veteriner hekimlik hizmetlerinin yaygınlaştırılması. ​"İleri hayvancılık için ileri veteriner hekimlik uygulamaları şarttır. 'Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda, sağlıklı insan ve sağlıklı toplum' anlayışı rehberimiz olmalıdır." ​Bütüncül Politika Vurgusu ​Başkan Eroğlu, hayvancılığın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Göçerlerin yaşam kalitesinin artırılması ve ekonomik olarak desteklenmesinin, Türkiye’nin gıda güvenliği için stratejik bir hamle olacağını belirtti. ​Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen Batman Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve tüm paydaşlara teşekkür eden Eroğlu, TVHB olarak hayvancılığı geliştirme noktasında her türlü bilimsel katkıyı sunmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

DENİB’de Seçim Heyecanı: Osman Uğurlu Tek Liste İle Güçlü Vizyonu Açıkladı! Haber

DENİB’de Seçim Heyecanı: Osman Uğurlu Tek Liste İle Güçlü Vizyonu Açıkladı!

Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB), yeni dönem başkanını seçmek üzere 10 Nisan 2026 Cuma günü sandığa gidiyor. Seçimlere tek aday olarak girmesi beklenen Osman Uğurlu, Genel Kurul öncesinde yaptığı açıklamada Denizli ihracatını dünya liginde daha üst sıralara taşıyacak projelerini ve vizyonunu paylaştı. Denizli İhracatında Hedef: Katma Değerli Büyüme Denizli’nin 4,7 milyar doları aşan ihracat hacmi ve 183 ülkeye yayılan ticaret ağıyla Türkiye’nin 9. büyük ihracat şehri olduğunu hatırlatan Osman Uğurlu, mevcut başarıyı bir adım öteye taşıyacaklarını belirtti. Uğurlu, yeni dönem stratejisini şu sözlerle özetledi: “1.700 aktif ihracatçımızın rekabet gücünü artırmak en temel önceliğimiz. Küresel ticaretin yeniden şekillendiği bu dönemde, ortak akıl ve istişare kültürüyle proaktif bir yapı oluşturacağız.” 4 Yıllık Yol Haritası: Yeşil Dönüşüm ve E-İhracat Osman Uğurlu, önümüzdeki 4 yıllık görev süresi boyunca odaklanacakları kritik başlıkları şöyle sıraladı: Yeşil Dönüşüm: Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyum sürecinde firmalara tam destek. Dijitalleşme ve E-İhracat: Firmaların dijital pazarlarda derinleşmesi için yeni projeler. Markalaşma: Denizli ürünlerinin dünya pazarındaki marka değerinin yükseltilmesi. Sektörel Stratejiler: Kamu, üniversite ve özel sektör iş birliğiyle sorunlara kalıcı çözümler. "Birlik ve Beraberlik En Büyük Gücümüz" Denizli ihracatının başarısının arkasındaki en büyük etkenin birlik ruhu olduğunu vurgulayan Uğurlu, tüm DENİB üyelerini genel kurula davet etti. İhracatçıların desteğinin kendileri için en büyük güven kaynağı olduğunu belirten Uğurlu, yeni döneme güçlü bir başlangıç yapacaklarına olan inancını dile getirdi.

Bakan Yumaklı: "Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak" Haber

Bakan Yumaklı: "Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aksaray’da yaptığı açıklamada tarımsal girdilerde hiçbir sorun yaşanmayacağını belirterek üreticilere müjdeyi verdi: 17,2 milyar liralık temel destek ödemeleri bugün itibarıyla hesaplara aktarılıyor. ​Aksaray’da sera ziyaretlerinde bulunan Bakan İbrahim Yumaklı, küresel krizler ve Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik risklerin gölgesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğine dair kritik mesajlar verdi. Bakan Yumaklı, özellikle gübre ve mazot gibi stratejik girdilerle ilgili tüm senaryoların planlandığını ve kısa, orta, uzun vadeli tedbirlerin devrede olduğunu vurguladı. ​"Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak" ​Son dönemde ABD, İsrail ve İran hattındaki gerilimlerin tarımsal girdi endişesi yarattığını hatırlatan Yumaklı, bakanlık olarak sürece tam hakim olduklarını ifade etti. Yumaklı, "Başta gübre olmak üzere tarımsal girdilerle ilgili almış olduğumuz bütün tedbirler hamdolsun şu anda yerinde. Savaşın gidişatını takip ediyoruz, planlamalarımız hazır. Vatandaşlarımız sadece bizim açıklamalarımıza itibar etsin" dedi. ​Jeotermal Seracılıkta Dev Atılım: 15 Yeni Bölge Planlandı ​Türkiye'nin örtü altı üretimde dünyada dördüncü, Avrupa'da ise ikinci sırada olduğunu belirten Bakan Yumaklı, jeotermal enerji kullanımına dikkat çekti: ​15 Jeotermal Organize Tarım Bölgesi: Planlanan bölgelerin 3’ü hayata geçti. ​1 Milyon Ton Domates: Organize tarım bölgeleri tam kapasiteye ulaştığında yıllık 1 milyon tonluk ek domates üretimi hedefleniyor. ​Sera Varlığında Rekor: Son 23 yılda sera varlığı %44 artışla 776 bin dekara ulaştı. ​Kırsal Kalkınma Desteklerinde Hibe Oranı Arttı ​Resmi Gazete’de yayımlanan yeni tebliğe değinen Yumaklı, Kırsal Kalkınma Destekleri’ndeki hibe limitlerini güncellediklerini duyurdu. Yatırım proje tutarındaki hibe sınırının 20 milyon liradan 30 milyon liraya çıkarıldığını belirten Bakan, bu bütçenin %20’sinin kadın ve genç girişimcilere, %30’unun ise aile işletmelerine ayrıldığını söyledi. ​Toplam Destek 81 Milyar Lirayı Aşacak ​Üreticilerin merakla beklediği ödeme takvimi hakkında detay paylaşan Yumaklı, tarımsal desteklerin planlandığı gibi devam ettiğini belirtti: ​Bugünkü Ödeme: 17,2 milyar liralık temel destek ödemesi bugün hesaplara yatıyor. ​Nisan Ayı Takvimi: 10 ve 17 Nisan tarihlerinde yapılacak 33 milyar liralık ek ödeme ile süreç devam edecek. ​Yıl Sonu Hedefi: Temel destek, üretim planlama ve yem bitkileri desteğiyle birlikte toplam rakam 81 milyar liranın üzerine çıkacak. ​"Gece Gündüz Üreticimizin Yanındayız" ​Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gıda arz güvenliğini sağlamak için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Yumaklı, üreticinin sürdürülebilir üretim yapması, tüketicinin ise uygun fiyatla gıdaya erişmesi için tüm dijitalleşme ve teknoloji teşviklerinin de devreye alındığını sözlerine ekledi.

Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak Haber

Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak

Ege İhracatçı Birlikleri’nin ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğiyle yürütülen “İhracatta Kadın Gücü 2026 – Kadın Girişimciler İçin İhracatta Dönüşüm Programı”nın açılış dersi gerçekleştirildi. “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla düzenlenen programda; küresel ekonomideki dönüşüm, girişimciliğin geleceği ve ilk ihracat hikâyeleri ele alındı. İlham Buluşmaları kapsamında ise TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli ve Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk ilk ihracat deneyimlerini aktararak katılımcılara yol gösterdi. Prof. Dr. Yaşar Uysal’ın moderasyonunda gerçekleşen oturumda; “Değişen Dünya Ekonomisi ve Geleceğin Girişimcisi” başlığıyla önemli değerlendirmeler paylaşıldı. Sektörümüz üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “Burada “İhracatta Kadın Gücü” başlığı altında bir araya gelmemiz, aslında yalnızca bir farkındalık oluşturma çabası değil; aynı zamanda ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmasında kadın girişimcilerimizin üstleneceği kritik rolün de güçlü bir göstergesidir. Başkanı olduğum sektör, yani hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü; üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri konumundadır. Bugün 190’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren sektörümüz, küresel pazarlarda güçlü bir yer edinmiş durumdadır.” dedi. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biri Başkan Öztürk, “Artık yalnızca üretmek ve ihraç etmek yeterli değil. Değişen dünya ekonomisinde; katma değerli üretim, markalaşma, sürdürülebilirlik ve inovasyon gibi alanlarda kendimizi sürekli geliştirmek zorundayız. İşte tam da bu noktada, kadın girişimcilerimizin sürece daha fazla dahil olması büyük önem taşıyor. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, disiplin ve sürdürülebilirlik yaklaşımı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biridir. Bugün konuşacağımız ihracat yolculuğu; yalnızca yeni pazarlara açılmak değil, aynı zamanda daha güçlü markalar yaratmak, küresel rekabette kalıcı olmak ve ülkemizi daha yüksek katma değerli üretimle öne çıkarmak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Bizi daha ileriye taşıyacak olan kadın girişimcilerimizin daha aktif rol alması Ege Bölgesi olarak güçlü bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduklarını belirten Öztürk, “Bu gücü daha ileriye taşıyacak olan ise kadın girişimcilerimizin bu yapının içinde daha aktif rol almasıdır. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, kadın girişimcilerimizin ihracata yönlendirilmesi, uluslararası pazarlara erişimlerinin artırılması ve rekabet güçlerinin geliştirilmesi için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Programımızın yeni bakış açıları kazandıracağına, ilham verici hikâyelerle hepimize yol göstereceğine ve güçlü iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı. Süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli, “Geçtiğimiz yıl ilk kez başlattığımız bu program, kadın girişimcilerden gördüğümüz yoğun ilgi ve ortaya çıkan güçlü sonuçlar doğrultusunda bu yıl ikinci kez uygulanıyor. Bu durum, kadın girişimcilerimizin ihracata yönelik gelişim talebinin ne kadar güçlü olduğunu ve bu alandaki çalışmaların ne kadar doğru bir ihtiyaca karşılık verdiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bugün gerçekleştirdiğimiz açılış dersi, yalnızca bir eğitim programının başlangıcı değil; aynı zamanda kadın girişimcilerimizin yerel pazardan küresel pazara uzanan yolculuğunda atılan stratejik bir adımdır. “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla başlayan bu süreç, önümüzdeki haftalarda ihracat süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına kadar birçok kritik başlığı kapsayan bütüncül bir gelişim programı olarak ilerleyecektir.” dedi. Temel hedefimiz kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atması Seyfeli, “Günümüzde kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi, markalarını güçlendirebilmesi ve rekabet gücünü artırabilmesi için ihracat artık bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu programın temel hedefi de tam olarak bu noktada; kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atmasını sağlamaktır. İnanıyoruz ki bu süreç sonunda yalnızca bilgi kazanan değil; aynı zamanda ihracata yönelen, yeni pazarlara açılan ve başarı hikâyeleriyle örnek olacak kadın girişimciler kazanmış olacağız.” diye konuştu. Kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, küresel ticaretin hızla dönüştüğü bir dönemden geçtiğini, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve veri odaklı karar alma süreçlerinin artık ihracatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Bu yeni düzende başarılı olmak, yalnızca üretmekle değil; doğru stratejiyle, doğru araçlarla ve doğru bilgiyle hareket etmekle mümkün. Biz de Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu ihtiyacı çok net görüyoruz. Bu nedenle, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulumuz ile birlikte, kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik. Bu programı klasik bir eğitim sürecinden farklı olarak kurguladık. Katılımcılarımız yalnızca bilgi edinmeyecek; aynı zamanda kendi firmaları için somut çıktılar üretecekler.” Her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. İşbırakmaz, “Program süresince; ihracata hazırlık seviyelerini objektif olarak değerlendirecek, rekabet ve marka stratejilerini geliştirecek, satış ve B2B kapasitelerini güçlendirecek, e-ihracat ve dijital pazarlama süreçlerini öğrenecek ve yapay zekâ destekli pazar araştırması araçlarını etkin şekilde kullanmayı deneyimleyecekler. En önemlisi ise, program sonunda her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. Yaklaşık 10 haftaya yayılan bu süreçte; eğitimlerin yanı sıra ilham buluşmaları, B2B eşleştirme günü ve final zirvesi ile katılımcılarımıza yalnızca bilgi değil, aynı zamanda güçlü bir iş ağı da sunuyoruz. Kadın girişimcilerimizin ihracattaki varlığı güçlendikçe, ülkemizin ihracat kapasitesi de aynı ölçüde güçlenecektir.” dedi.

Otomotiv Dünyasının Çeyrek Asırlık Buluşması: Automechanika Istanbul 2026 Haber

Otomotiv Dünyasının Çeyrek Asırlık Buluşması: Automechanika Istanbul 2026

Otomotiv satış sonrası endüstrisinin bölgedeki en büyük ticaret platformu olan Automechanika Istanbul, 2026 yılında 25. yılını kutlamaya hazırlanıyor. 19-22 Mayıs tarihlerinde TÜYAP’ta gerçekleşecek fuar, bu yıl ilk kez tarım makineleri sektörünü de güçlü bir şekilde bünyesine katarak stratejik kapsama alanını genişletiyor. ​Türkiye’yi küresel otomotiv endüstrisinin merkez üslerinden biri haline getiren Automechanika Istanbul, çeyrek asırlık başarı hikayesini kutlamak için gün sayıyor. Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle organize edilen fuar, 19–22 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açacak. Bu yılki organizasyonun en dikkat çekici değişikliği ise fuarın ilk kez hafta içi günlerinde (Salı - Cuma) düzenlenecek olması. ​Çeyrek Asırlık Liderlik: Türkiye’den Dünyaya Ticaret Köprüsü ​2001 yılında Türkiye serüvenine başlayan Automechanika Istanbul, geride bıraktığı 25 yılda sadece bir sergi alanı değil, Türkiye’nin üretim ve mühendislik gücünü dünyaya kanıtlayan stratejik bir platforma dönüştü. Her yıl 40’tan fazla ülkeden katılımcıyı ve 60.000’e yakın profesyoneli ağırlayan fuar; Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarları arasında kritik bir ticaret köprüsü kuruyor. ​2025 yılında ulaşılan rekor katılımcı sayısı ve sektörel ticaret hacmine sağlanan 13 milyar dolarlık katkı, 2026 yılındaki "Gümüş Yıl" kutlamaları için çıtayı en tepeye taşıyor. ​Yeni Odak Noktası: Tarım Makineleri ve Yedek Parça ​Automechanika Istanbul 2026, bu yıl ürün yelpazesine stratejik bir genişleme ekliyor. Otomotiv satış sonrası dünyası, ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde tarım makineleri yedek parça üreticileriyle buluşacak. ​Sektörel Sinerji: Tarım ve ağır iş makineleri için geliştirilen yüksek performanslı komponentler, otomotiv tedarik zinciriyle entegre edilecek. ​Dev Markalar Bir Arada: Yanmar, Yenmak, Hattat, Tırsan ve Kale Oto gibi sektör liderleri, en yeni çözümlerini "Agricultural Competence" etiketi altında sergileyecek. ​Geleceğin Mobilitesi: Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik ​Fuar, 25. yılında sadece bugünün değil, yarının teknolojilerine de ışık tutacak. Katılımcılar; e-mobility, akıllı mobilite, yeniden imalat (remanufacturing) ve dijital dönüşüm temaları çerçevesinde şekillenen özel alanlarda deneyim paylaşımında bulunacak. ​1.500’den fazla katılımcı firmanın yer alacağı fuarda; binek araçlardan ağır vasıtalara, elektrikli araçlardan tarım makinelerine kadar her türlü segment için özelleşmiş "Competence" etiketleri, ziyaretçilerin aradıkları teknolojiye hızlıca ulaşmasını sağlayacak. ​Fuar Künyesi: ​Tarih: 19 – 22 Mayıs 2026 ​Yer: İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi ​Odak Noktaları: Sürdürülebilirlik, Tarım Makineleri, E-Mobilite, Dijitalleşme ​Katılımcı Sayısı: 1.500+ Firma ​Automechanika Istanbul 2026, çeyrek asırlık mirası ve yenilikçi vizyonuyla, otomotiv sektörünün geleceğini İstanbul’da yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir Haber

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının küresel rekabet gücünü artırmak, yeni pazarlara açılım stratejilerini güçlendirmek ve ihracat ekosisteminde bilgi paylaşımını kurumsal bir zemine taşımak amacıyla kurduğu Dış Ticaret Konseyi’nin ilk toplantısını İzmir’de gerçekleştirdi. EGİAD Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Komisyonu öncülüğünde düzenlenen toplantıda; ihracata yönelik finansman olanakları, devlet destekleri, küresel ticarette değişen dinamikler ve Türk şirketlerinin uluslararası pazarlarda sürdürülebilir büyüme stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıya; Türk Eximbank Ege Bölge Müdürü Gülom Kudal, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Eximbank ve EİB yöneticileri ile EGİAD Dış Ticaret Elçileri ve Konsey üyeleri katılım sağladı. Toplantının “Onur Konuğu” olarak yer alan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 40 yılı aşan ihracat birikimi ve liderlik tecrübesiyle, küresel ticaretin dönüşen dinamiklerine ilişkin stratejik değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ihracatı bir ülkenin kalkınma iradesi olarak tanımlayarak, “Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonomi için üretim kadar önemli olan şey, o üretimi dünya pazarlarında değerli hale getirebilmektir. İhracat, döviz kazandırır, istihdam yaratır, firmaları disipline eder, kaliteyi yükseltir, verimliliği artırır ve ülkeyi küresel rekabetin bir parçası yapar. İhracat yapmayan bir şirket sadece kendi büyüme fırsatını kaçırmış olmaz. Aynı zamanda ülkenin dış ticaret dengesine, üretim kapasitesine, teknoloji gelişimine ve döviz gelirine de katkı sunmamış olur. Ben her zaman şuna inandım: Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir. Sağlıklı büyümenin yolu budur.” dedi. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı Jak Eskinazi, Türk şirketlerinin dünyaya açılmasında gerçek anlamda ‘oyunu değiştiren’ kırılma anlarını şöyle sıraladı; “İlk olarak Turquality bize markalaşmayı öğretti. İkincisi 2008 krizi bize pazar çeşitlendirmeyi öğretti. Üçüncüsü pandemi bize yakın üretimin değerini hatırlattı. Dördüncüsü de bugünkü ekonomik şartlar ise bize katma değer üretmeden ayakta kalamayacağımızı gösteriyor. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı. Bundan sonra da başarı, bu adaptasyon kabiliyetini ne kadar stratejik bir şekilde kullanabildiğimize bağlı olacak.” Türkiye’nin kendi ülke algısı marka olmalı Türk şirketlerinin global pazarlarda büyümesini sınırlayan en büyük üç hatadan bahseden Başkan Eskinazi, “Ülke olarak marka olamamamız ilk hatamız. Bugün dünyada birçok ülke, kendi ülke algısını bir marka gibi yönetiyor. Sadece şirketlerin değil, Türkiye’nin de marka olması gerekiyor. İkinci hata, pazara uygun üretim yapmamak. Her pazarda aynı ürün karşılık bulmaz. Avrupa’nın beklentisi farklıdır, Amerika’nın farklıdır. Başarılı olmak için üretimi pazara göre şekillendirmek gerekir. Üçüncü önemli eksik ise satış sonrası hizmet ve sürdürülebilir ilişki yönetimi. Müşteri sizinle sadece bir sipariş için değil, uzun vadeli güven ilişkisi için çalışır. Türk ihracatçısının DNA’sında rekabetçilik, pratiklik, çabuk kavrama ve adaptasyon, müşteri ilişkilerinde güçlü bir refleks var.” dedi. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz Çin, Hindistan ve Uzak Doğu rekabetinde Türkiye’nin geride kalmasını değerlendiren Eskinazi, “Türkiye, Çin ve Hindistan ile aynı kulvarda değil. Onlar ölçek ekonomisiyle, düşük maliyetle, çok büyük hacimlerle rekabet ediyor. Bizim o yarışa girmemiz doğru değil, mümkün de değil. Bizim rekabet alanımız: tasarım, kalite, hız, esneklik, güven olmalı. Yani Türkiye, “en ucuz üretici” değil, “en akıllı ve en hızlı çözüm ortağı” olmalı. Bugün siparişlerin Çin, Hindistan ve Uzak Doğu’ya kaymasının en önemli nedeni maliyet avantajı. Türkiye’nin geri kaldığı noktalardan biri de burada: küresel ticaret sistemine yeterince entegre olamamak. Özellikle Hindistan–AB Serbest Ticaret Anlaşması bu açıdan çok kritik, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çok kritik. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz.” diye konuştu. E-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz Toplantıda öne çıkan bir diğer başlık ise dijitalleşme oldu. Başkan Eskinazi, “Artık 10 yıllık projeksiyon yapmak eskisi kadar kolay değil. Dünya çok hızlı değişiyor. Ben bundan 5 yıl önce şunu söylemiştim: “Mevcut işlerin en az %30’u ortadan kalkacak.” Bugün baktığımızda bunun gerçekleşmeye başladığını görüyoruz. Çünkü artık oyunun içinde çok güçlü bir faktör var: yapay zeka ve dijital dönüşüm. En büyük fırsat Bence Türkiye’nin en büyük avantajı şu: Genç ihracatçılarımız dünyayı iyi tanıyor. Daha global bakıyorlar, daha hızlı adapte oluyorlar, teknolojiyi daha iyi kullanıyorlar. Eğer bu bakış açısını doğru yönlendirirsek, özellikle: tüketici odaklı sektörlerde, e-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz. Bugün dünyada tüketici şunu istiyor: zahmetsiz, hızlı, kaliteli ürün ve hizmet. Bu talebe cevap verebilen herkes kazanacak. Çünkü artık dünya şuna evrildi: hız + teknoloji + deneyim. Bu üçlü yoksa, rekabet de yok. Bugün 30 yaşında bir ihracatçı olsaydım, dijitalleşmeyi merkeze alırdım. E-ihracat, dijital markalaşma, veri odaklı satış, hızlı teslimat altyapısı bunlara yatırım yapardım. Pazar olarak; Avrupa hâlâ ana pazar, ABD yüksek katma değerli fırsatlar sunuyor, dijital sayesinde artık “pazar” kavramı da değişiyor. Doğru ürünü doğru platformda sunduğunuzda, dünya zaten sizin pazarınız oluyor.” dedi. Yeni Pazarlara Açılmanın Stratejik Platformu Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel ticaretin artık sadece üretim ve satış değil; strateji, finansman ve risk yönetimi boyutlarıyla ele alınması gereken çok katmanlı bir süreç haline geldiğine dikkat çekti. Özhelvacı konuşmasında, Dış Ticaret Konseyi’nin yalnızca bir toplantı platformu değil, üyelerin küresel rekabet gücünü artıracak kalıcı bir yapı olarak tasarlandığını vurgulayarak, “Bugün hayata geçirdiğimiz Dış Ticaret Konseyi ile amacımız; yalnızca güncel gelişmeleri takip etmek değil, üyelerimizin yeni pazarlara açılmasına, riskleri daha iyi yönetmesine ve fırsatları daha hızlı değerlendirmesine katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturmaktır.” dedi. İhracatın artık klasik bir ticari faaliyet olmaktan çıktığını belirten Özhelvacı, “Bugün ihracat; sadece ürün satmak değil, teknoloji üretmek, sürdürülebilir değer yaratmak ve küresel rekabette doğru konum almak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Ortak Akıl ve İş Birliği Kültürü Güçleniyor Toplantının sonunda konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, Dış Ticaret Konseyi’nin iş dünyasında kolektif öğrenme ve stratejik iş birliği kültürünü güçlendireceğini belirterek şu mesajı verdi: “Bugün burada yapılan paylaşımların yalnızca bilgi düzeyinde kalmayacağına, üyelerimizin iş süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak somut çıktılar üreteceğine inanıyoruz.” EGİAD: Bölgesel Kalkınmanın ve Küresel Açılımın Güçlü Aktörü Konuşmasında EGİAD’ın 35 yıllık kurumsal birikimine de değinen Özhelvacı, derneğin ekonomik ve sosyal etkisine dikkat çekerek, “1990 yılında 47 genç iş insanının ortak bir ideal etrafında kurduğu EGİAD, bugün 900’ün üzerinde üyesi ve temsil ettiği binlerce şirket ile yalnızca bir dernek değil; bölgesel kalkınmaya yön veren güçlü bir ekonomik aktördür.” dedi. Özhelvacı, dış ticaretin Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine de vurgu yaparak, özellikle finansmana erişim ve doğru pazar stratejilerinin kritik hale geldiğini ifade etti. İhracata Yönelik Destek Mekanizmaları Masaya Yatırıldı Toplantının ilk bölümünde Türk Eximbank tarafından sunulan finansman ve sigorta mekanizmaları detaylı biçimde ele alındı. Türkiye’nin resmi ihracat destek kuruluşu olan Eximbank’ın sunduğu kredi ve sigorta programları kapsamında; 5 yıla varan vadeli ihracat kredileri, sevk öncesi ve sevk sonrası finansman modelleri, döviz kazandırıcı hizmetlere yönelik kredi imkanları, ihracat alacak sigortası ve risk yönetimi çözümleri katılımcılarla paylaşıldı. Ayrıca toplantıda, ihracatçı firmaların pazara giriş süreçlerini destekleyen devlet teşvikleri de kapsamlı biçimde ele alındı.

TAT Gıda’dan Karacabey'e 10 Bin Fidanlık Hatıra Ormanı Haber

TAT Gıda’dan Karacabey'e 10 Bin Fidanlık Hatıra Ormanı

Türkiye’nin gıda devi Tat Gıda, sürdürülebilirlik vizyonunu somut bir adımla taçlandırarak Bursa Karacabey’de anlamlı bir projeye imza attı. Memişoğlu Tarım Ürünleri ve Tat Bakliyat’ın kurucusu Şerafettin Memiş anısına oluşturulan hatıra ormanı kapsamında 10 bin fidan toprakla buluşturuldu. Bu anlamlı çalışma doğaya duyulan saygının, çevresel sorumluluğun ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma kararlılığının güçlü yansıması olarak öne çıktı. 21 Mart Orman Haftası kapsamında başlatılan proje, 25 Mart tarihinde tamamlanarak doğaya kalıcı bir değer kazandırdı. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, 3 Kasım 2024 tarihinde 63 yaşında vefat eden babası Şerafettin Memiş’in adının verildiği sahada şirket çalışanlarıyla birlikte fidanları dikerken duygu dolu anlar yaşandı. Babasının anısına oluşturulan projenin kendileri için büyük anlam taşıdığını dile getiren Veysel Memiş, son yıllarda artan orman yangınları, kuraklık ve iklim krizinin bu projenin hayata geçmesine neden olduğunu vurguladı. Hatıra ormanı çalışmalarının çıkış noktasının çevresel sorunlar olduğuna dikkat çeken Veysel Memiş, “Biz yalnızca sorunlara dikkat çeken bir marka olmayı yeterli görmüyoruz. Somut çözümler üreten ve bu yaklaşımı sürdürülebilir kılan bir yapı inşa ediyoruz. Bu doğrultuda benzer çevresel projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.” dedi. Bursa Karacabey’de yer alan üretim tesisleri nedeniyle bu bölgeye öncelik verdiklerini vurgulayan Veysel Memiş, faaliyet gösterdikleri coğrafyada değer yaratmanın ve yerel ekosisteme katkı sağlamanın temel öncelikleri arasında bulunduğunu ifade etti. Tat Gıda’nın değer üreten büyük bir aile olduğunu ve bu anlayışla hem kurum içinde hem de toplumda güçlü bağlar kurmaya devam ettiklerini ifade eden Veysel Memiş, “Her fidan, doğaya ve gelecek nesillere bıraktığımız değerin simgesi; biz de bu değerleri yaşatarak hem ailemiz hem de toplumumuz için kalıcı izler bırakmayı sürdüreceğiz.” diye konuştu. “Doğal kaynak verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması ve iklim risklerine uyum önceliğimiz” Çam fidanlarıyla oluşturulan Şerafettin Memiş Hatıra Ormanı’nın Tat Gıda’nın sürdürülebilir büyüme stratejisinin çevresel ayağını önemli ölçüde güçlendirdiğini belirten Veysel Memiş, doğal kaynak verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması ve iklim risklerine uyum başlıklarının öncelikli gündemleri arasında yer aldığını kaydetti. “Sürdürülebilirlik, iş modelimizin temel yapı taşlarından biri” Küresel piyasalarda şirket değerlemelerinde çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerinin belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Memiş, Tat Gıda’nın bu alandaki yatırımlarını stratejik bir öncelik olarak ele aldığını söyledi. Veysel Memiş, “Biz sürdürülebilirliği yalnızca bir söylem olarak değil, iş modelimizin temel yapı taşlarından biri olarak ele alıyoruz. Çevresel sorumluluk ile finansal sürdürülebilirliği birlikte yönetiyoruz. Bu yaklaşım, hem operasyonel verimliliğimizi artırıyor hem de uzun vadeli rekabet gücümüzü tahkim ediyor. Karacabey’de hayata geçirdiğimiz hatıra ormanı da doğaya duyduğumuz sorumluluğun ve uzun vadeli değer üretme yaklaşımımızın somut göstergesidir.” diye konuştu. Sürdürülebilir tarım, dijitalleşme ve kaynak verimliliği alanlarında yürüttükleri çalışmaların çevre projeleriyle daha da anlamlı hale geldiğini ifade eden Veysel Memiş, şirketin 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda çevresel etkilerini azaltmaya yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti. Tat Gıda’nın sözleşmeli tarım modeli, dijital tarım uygulamaları ve su verimliliği projeleriyle sektörde ölçeklenebilir bir dönüşüm modeli ortaya koyduğunu hatırlatan Veysel Memiş, hatıra ormanının bu yaklaşımın doğal bir uzantısı olduğunu sözlerine ekledi.

AKAMİB'den Çin Hamlesi Haber

AKAMİB'den Çin Hamlesi

AKAMİB, Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projesi kapsamında Çin’de düzenlenen Sino-Pack Uluslararası Ambalajlama Makineleri ve Malzemeleri Fuarı’na çıkarma yaptı. 9 firmadan 16 temsilcinin katıldığı programda Asya’daki üretim trendleri ve yeni nesil ambalaj teknolojileri yerinde incelenirken, Türk firmalar rekabet gücünü artıracak temaslarda bulundu. Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB), Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projesi kapsamında rotasını Çin’e çevirdi. 2–7 Mart 2026 tarihleri arasında Çin’in Guangzhou kentinde düzenlenen Sino-Pack Uluslararası Ambalajlama Makineleri ve Malzemeleri Fuarı’na katılım sağlayan AKAMİB heyeti, Asya ambalaj sektöründeki güncel gelişmeleri yerinde inceledi. Heyette 9 firmadan 16 temsilci yer alırken, program kapsamında Çin’in önemli üreticilerinden Xin Da Feng Paper Products firmasının üretim tesisi de ziyaret edildi. Gerçekleştirilen temaslarda üretim teknolojileri, sürdürülebilir ambalaj çözümleri ve makine yatırımlarına ilişkin kapsamlı bilgi alışverişinde bulunuldu. “Teknolojik dönüşümü yerinde gözlemliyoruz” Çin’in ambalaj sektöründeki üretim ve teknoloji kapasitesine dikkat çeken AKAMİB Başkanı Onur Kılıçer, şu değerlendirmeyi yaptı: “Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projemiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz bu ziyaret, firmalarımızın Asya pazarındaki teknolojik dönüşümü yakından takip etmeleri açısından son derece önemli. Çin, hem ambalaj hammaddeleri hem de makine üretiminde küresel ölçekte belirleyici bir konumda bulunuyor. Bu ekosistemi yerinde görmek, firmalarımızın yatırım kararlarını daha sağlıklı ve stratejik biçimde şekillendirmesine imkân sağlıyor. AKAMİB olarak üyelerimizin yüksek katma değerli üretime geçişini destekleyen, yeni pazarlara erişimini kolaylaştıran ve uluslararası iş birliklerini güçlendiren projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bu tür organizasyonların, firmalarımızın küresel rekabet gücünü artırarak ihracat performansımıza doğrudan katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Asya’nın en önemli ambalaj fuarlarından biri Sino-Pack Fuarı; kağıt ve karton bazlı ambalaj çözümleri, sürdürülebilir ambalaj teknolojileri, otomasyon sistemleri ve ileri üretim teknikleri alanında Asya’nın en önemli ihtisas fuarları arasında yer alıyor. Özellikle Güney Çin bölgesinin ambalaj hammaddeleri ve makine üretimindeki güçlü ekosistemi, fuarı küresel sektör paydaşları açısından stratejik bir buluşma noktası haline getiriyor. Katılımcı firmalar, fuar kapsamında yeni nesil üretim hatlarını, dijitalleşme odaklı otomasyon çözümlerini ve maliyet avantajı sağlayan yenilikçi uygulamaları yakından inceleme fırsatı buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.