Hava Durumu

#Dijitalleşme

Kırsal Haber - Dijitalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijitalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak Haber

Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak

Ege İhracatçı Birlikleri’nin ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğiyle yürütülen “İhracatta Kadın Gücü 2026 – Kadın Girişimciler İçin İhracatta Dönüşüm Programı”nın açılış dersi gerçekleştirildi. “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla düzenlenen programda; küresel ekonomideki dönüşüm, girişimciliğin geleceği ve ilk ihracat hikâyeleri ele alındı. İlham Buluşmaları kapsamında ise TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli ve Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk ilk ihracat deneyimlerini aktararak katılımcılara yol gösterdi. Prof. Dr. Yaşar Uysal’ın moderasyonunda gerçekleşen oturumda; “Değişen Dünya Ekonomisi ve Geleceğin Girişimcisi” başlığıyla önemli değerlendirmeler paylaşıldı. Sektörümüz üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “Burada “İhracatta Kadın Gücü” başlığı altında bir araya gelmemiz, aslında yalnızca bir farkındalık oluşturma çabası değil; aynı zamanda ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmasında kadın girişimcilerimizin üstleneceği kritik rolün de güçlü bir göstergesidir. Başkanı olduğum sektör, yani hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü; üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri konumundadır. Bugün 190’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren sektörümüz, küresel pazarlarda güçlü bir yer edinmiş durumdadır.” dedi. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biri Başkan Öztürk, “Artık yalnızca üretmek ve ihraç etmek yeterli değil. Değişen dünya ekonomisinde; katma değerli üretim, markalaşma, sürdürülebilirlik ve inovasyon gibi alanlarda kendimizi sürekli geliştirmek zorundayız. İşte tam da bu noktada, kadın girişimcilerimizin sürece daha fazla dahil olması büyük önem taşıyor. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, disiplin ve sürdürülebilirlik yaklaşımı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biridir. Bugün konuşacağımız ihracat yolculuğu; yalnızca yeni pazarlara açılmak değil, aynı zamanda daha güçlü markalar yaratmak, küresel rekabette kalıcı olmak ve ülkemizi daha yüksek katma değerli üretimle öne çıkarmak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Bizi daha ileriye taşıyacak olan kadın girişimcilerimizin daha aktif rol alması Ege Bölgesi olarak güçlü bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduklarını belirten Öztürk, “Bu gücü daha ileriye taşıyacak olan ise kadın girişimcilerimizin bu yapının içinde daha aktif rol almasıdır. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, kadın girişimcilerimizin ihracata yönlendirilmesi, uluslararası pazarlara erişimlerinin artırılması ve rekabet güçlerinin geliştirilmesi için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Programımızın yeni bakış açıları kazandıracağına, ilham verici hikâyelerle hepimize yol göstereceğine ve güçlü iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı. Süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli, “Geçtiğimiz yıl ilk kez başlattığımız bu program, kadın girişimcilerden gördüğümüz yoğun ilgi ve ortaya çıkan güçlü sonuçlar doğrultusunda bu yıl ikinci kez uygulanıyor. Bu durum, kadın girişimcilerimizin ihracata yönelik gelişim talebinin ne kadar güçlü olduğunu ve bu alandaki çalışmaların ne kadar doğru bir ihtiyaca karşılık verdiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bugün gerçekleştirdiğimiz açılış dersi, yalnızca bir eğitim programının başlangıcı değil; aynı zamanda kadın girişimcilerimizin yerel pazardan küresel pazara uzanan yolculuğunda atılan stratejik bir adımdır. “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla başlayan bu süreç, önümüzdeki haftalarda ihracat süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına kadar birçok kritik başlığı kapsayan bütüncül bir gelişim programı olarak ilerleyecektir.” dedi. Temel hedefimiz kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atması Seyfeli, “Günümüzde kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi, markalarını güçlendirebilmesi ve rekabet gücünü artırabilmesi için ihracat artık bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu programın temel hedefi de tam olarak bu noktada; kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atmasını sağlamaktır. İnanıyoruz ki bu süreç sonunda yalnızca bilgi kazanan değil; aynı zamanda ihracata yönelen, yeni pazarlara açılan ve başarı hikâyeleriyle örnek olacak kadın girişimciler kazanmış olacağız.” diye konuştu. Kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, küresel ticaretin hızla dönüştüğü bir dönemden geçtiğini, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve veri odaklı karar alma süreçlerinin artık ihracatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Bu yeni düzende başarılı olmak, yalnızca üretmekle değil; doğru stratejiyle, doğru araçlarla ve doğru bilgiyle hareket etmekle mümkün. Biz de Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu ihtiyacı çok net görüyoruz. Bu nedenle, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulumuz ile birlikte, kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik. Bu programı klasik bir eğitim sürecinden farklı olarak kurguladık. Katılımcılarımız yalnızca bilgi edinmeyecek; aynı zamanda kendi firmaları için somut çıktılar üretecekler.” Her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. İşbırakmaz, “Program süresince; ihracata hazırlık seviyelerini objektif olarak değerlendirecek, rekabet ve marka stratejilerini geliştirecek, satış ve B2B kapasitelerini güçlendirecek, e-ihracat ve dijital pazarlama süreçlerini öğrenecek ve yapay zekâ destekli pazar araştırması araçlarını etkin şekilde kullanmayı deneyimleyecekler. En önemlisi ise, program sonunda her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. Yaklaşık 10 haftaya yayılan bu süreçte; eğitimlerin yanı sıra ilham buluşmaları, B2B eşleştirme günü ve final zirvesi ile katılımcılarımıza yalnızca bilgi değil, aynı zamanda güçlü bir iş ağı da sunuyoruz. Kadın girişimcilerimizin ihracattaki varlığı güçlendikçe, ülkemizin ihracat kapasitesi de aynı ölçüde güçlenecektir.” dedi.

Otomotiv Dünyasının Çeyrek Asırlık Buluşması: Automechanika Istanbul 2026 Haber

Otomotiv Dünyasının Çeyrek Asırlık Buluşması: Automechanika Istanbul 2026

Otomotiv satış sonrası endüstrisinin bölgedeki en büyük ticaret platformu olan Automechanika Istanbul, 2026 yılında 25. yılını kutlamaya hazırlanıyor. 19-22 Mayıs tarihlerinde TÜYAP’ta gerçekleşecek fuar, bu yıl ilk kez tarım makineleri sektörünü de güçlü bir şekilde bünyesine katarak stratejik kapsama alanını genişletiyor. ​Türkiye’yi küresel otomotiv endüstrisinin merkez üslerinden biri haline getiren Automechanika Istanbul, çeyrek asırlık başarı hikayesini kutlamak için gün sayıyor. Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle organize edilen fuar, 19–22 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açacak. Bu yılki organizasyonun en dikkat çekici değişikliği ise fuarın ilk kez hafta içi günlerinde (Salı - Cuma) düzenlenecek olması. ​Çeyrek Asırlık Liderlik: Türkiye’den Dünyaya Ticaret Köprüsü ​2001 yılında Türkiye serüvenine başlayan Automechanika Istanbul, geride bıraktığı 25 yılda sadece bir sergi alanı değil, Türkiye’nin üretim ve mühendislik gücünü dünyaya kanıtlayan stratejik bir platforma dönüştü. Her yıl 40’tan fazla ülkeden katılımcıyı ve 60.000’e yakın profesyoneli ağırlayan fuar; Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarları arasında kritik bir ticaret köprüsü kuruyor. ​2025 yılında ulaşılan rekor katılımcı sayısı ve sektörel ticaret hacmine sağlanan 13 milyar dolarlık katkı, 2026 yılındaki "Gümüş Yıl" kutlamaları için çıtayı en tepeye taşıyor. ​Yeni Odak Noktası: Tarım Makineleri ve Yedek Parça ​Automechanika Istanbul 2026, bu yıl ürün yelpazesine stratejik bir genişleme ekliyor. Otomotiv satış sonrası dünyası, ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde tarım makineleri yedek parça üreticileriyle buluşacak. ​Sektörel Sinerji: Tarım ve ağır iş makineleri için geliştirilen yüksek performanslı komponentler, otomotiv tedarik zinciriyle entegre edilecek. ​Dev Markalar Bir Arada: Yanmar, Yenmak, Hattat, Tırsan ve Kale Oto gibi sektör liderleri, en yeni çözümlerini "Agricultural Competence" etiketi altında sergileyecek. ​Geleceğin Mobilitesi: Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik ​Fuar, 25. yılında sadece bugünün değil, yarının teknolojilerine de ışık tutacak. Katılımcılar; e-mobility, akıllı mobilite, yeniden imalat (remanufacturing) ve dijital dönüşüm temaları çerçevesinde şekillenen özel alanlarda deneyim paylaşımında bulunacak. ​1.500’den fazla katılımcı firmanın yer alacağı fuarda; binek araçlardan ağır vasıtalara, elektrikli araçlardan tarım makinelerine kadar her türlü segment için özelleşmiş "Competence" etiketleri, ziyaretçilerin aradıkları teknolojiye hızlıca ulaşmasını sağlayacak. ​Fuar Künyesi: ​Tarih: 19 – 22 Mayıs 2026 ​Yer: İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi ​Odak Noktaları: Sürdürülebilirlik, Tarım Makineleri, E-Mobilite, Dijitalleşme ​Katılımcı Sayısı: 1.500+ Firma ​Automechanika Istanbul 2026, çeyrek asırlık mirası ve yenilikçi vizyonuyla, otomotiv sektörünün geleceğini İstanbul’da yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir Haber

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının küresel rekabet gücünü artırmak, yeni pazarlara açılım stratejilerini güçlendirmek ve ihracat ekosisteminde bilgi paylaşımını kurumsal bir zemine taşımak amacıyla kurduğu Dış Ticaret Konseyi’nin ilk toplantısını İzmir’de gerçekleştirdi. EGİAD Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Komisyonu öncülüğünde düzenlenen toplantıda; ihracata yönelik finansman olanakları, devlet destekleri, küresel ticarette değişen dinamikler ve Türk şirketlerinin uluslararası pazarlarda sürdürülebilir büyüme stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıya; Türk Eximbank Ege Bölge Müdürü Gülom Kudal, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Eximbank ve EİB yöneticileri ile EGİAD Dış Ticaret Elçileri ve Konsey üyeleri katılım sağladı. Toplantının “Onur Konuğu” olarak yer alan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 40 yılı aşan ihracat birikimi ve liderlik tecrübesiyle, küresel ticaretin dönüşen dinamiklerine ilişkin stratejik değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ihracatı bir ülkenin kalkınma iradesi olarak tanımlayarak, “Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonomi için üretim kadar önemli olan şey, o üretimi dünya pazarlarında değerli hale getirebilmektir. İhracat, döviz kazandırır, istihdam yaratır, firmaları disipline eder, kaliteyi yükseltir, verimliliği artırır ve ülkeyi küresel rekabetin bir parçası yapar. İhracat yapmayan bir şirket sadece kendi büyüme fırsatını kaçırmış olmaz. Aynı zamanda ülkenin dış ticaret dengesine, üretim kapasitesine, teknoloji gelişimine ve döviz gelirine de katkı sunmamış olur. Ben her zaman şuna inandım: Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir. Sağlıklı büyümenin yolu budur.” dedi. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı Jak Eskinazi, Türk şirketlerinin dünyaya açılmasında gerçek anlamda ‘oyunu değiştiren’ kırılma anlarını şöyle sıraladı; “İlk olarak Turquality bize markalaşmayı öğretti. İkincisi 2008 krizi bize pazar çeşitlendirmeyi öğretti. Üçüncüsü pandemi bize yakın üretimin değerini hatırlattı. Dördüncüsü de bugünkü ekonomik şartlar ise bize katma değer üretmeden ayakta kalamayacağımızı gösteriyor. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı. Bundan sonra da başarı, bu adaptasyon kabiliyetini ne kadar stratejik bir şekilde kullanabildiğimize bağlı olacak.” Türkiye’nin kendi ülke algısı marka olmalı Türk şirketlerinin global pazarlarda büyümesini sınırlayan en büyük üç hatadan bahseden Başkan Eskinazi, “Ülke olarak marka olamamamız ilk hatamız. Bugün dünyada birçok ülke, kendi ülke algısını bir marka gibi yönetiyor. Sadece şirketlerin değil, Türkiye’nin de marka olması gerekiyor. İkinci hata, pazara uygun üretim yapmamak. Her pazarda aynı ürün karşılık bulmaz. Avrupa’nın beklentisi farklıdır, Amerika’nın farklıdır. Başarılı olmak için üretimi pazara göre şekillendirmek gerekir. Üçüncü önemli eksik ise satış sonrası hizmet ve sürdürülebilir ilişki yönetimi. Müşteri sizinle sadece bir sipariş için değil, uzun vadeli güven ilişkisi için çalışır. Türk ihracatçısının DNA’sında rekabetçilik, pratiklik, çabuk kavrama ve adaptasyon, müşteri ilişkilerinde güçlü bir refleks var.” dedi. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz Çin, Hindistan ve Uzak Doğu rekabetinde Türkiye’nin geride kalmasını değerlendiren Eskinazi, “Türkiye, Çin ve Hindistan ile aynı kulvarda değil. Onlar ölçek ekonomisiyle, düşük maliyetle, çok büyük hacimlerle rekabet ediyor. Bizim o yarışa girmemiz doğru değil, mümkün de değil. Bizim rekabet alanımız: tasarım, kalite, hız, esneklik, güven olmalı. Yani Türkiye, “en ucuz üretici” değil, “en akıllı ve en hızlı çözüm ortağı” olmalı. Bugün siparişlerin Çin, Hindistan ve Uzak Doğu’ya kaymasının en önemli nedeni maliyet avantajı. Türkiye’nin geri kaldığı noktalardan biri de burada: küresel ticaret sistemine yeterince entegre olamamak. Özellikle Hindistan–AB Serbest Ticaret Anlaşması bu açıdan çok kritik, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çok kritik. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz.” diye konuştu. E-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz Toplantıda öne çıkan bir diğer başlık ise dijitalleşme oldu. Başkan Eskinazi, “Artık 10 yıllık projeksiyon yapmak eskisi kadar kolay değil. Dünya çok hızlı değişiyor. Ben bundan 5 yıl önce şunu söylemiştim: “Mevcut işlerin en az %30’u ortadan kalkacak.” Bugün baktığımızda bunun gerçekleşmeye başladığını görüyoruz. Çünkü artık oyunun içinde çok güçlü bir faktör var: yapay zeka ve dijital dönüşüm. En büyük fırsat Bence Türkiye’nin en büyük avantajı şu: Genç ihracatçılarımız dünyayı iyi tanıyor. Daha global bakıyorlar, daha hızlı adapte oluyorlar, teknolojiyi daha iyi kullanıyorlar. Eğer bu bakış açısını doğru yönlendirirsek, özellikle: tüketici odaklı sektörlerde, e-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz. Bugün dünyada tüketici şunu istiyor: zahmetsiz, hızlı, kaliteli ürün ve hizmet. Bu talebe cevap verebilen herkes kazanacak. Çünkü artık dünya şuna evrildi: hız + teknoloji + deneyim. Bu üçlü yoksa, rekabet de yok. Bugün 30 yaşında bir ihracatçı olsaydım, dijitalleşmeyi merkeze alırdım. E-ihracat, dijital markalaşma, veri odaklı satış, hızlı teslimat altyapısı bunlara yatırım yapardım. Pazar olarak; Avrupa hâlâ ana pazar, ABD yüksek katma değerli fırsatlar sunuyor, dijital sayesinde artık “pazar” kavramı da değişiyor. Doğru ürünü doğru platformda sunduğunuzda, dünya zaten sizin pazarınız oluyor.” dedi. Yeni Pazarlara Açılmanın Stratejik Platformu Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel ticaretin artık sadece üretim ve satış değil; strateji, finansman ve risk yönetimi boyutlarıyla ele alınması gereken çok katmanlı bir süreç haline geldiğine dikkat çekti. Özhelvacı konuşmasında, Dış Ticaret Konseyi’nin yalnızca bir toplantı platformu değil, üyelerin küresel rekabet gücünü artıracak kalıcı bir yapı olarak tasarlandığını vurgulayarak, “Bugün hayata geçirdiğimiz Dış Ticaret Konseyi ile amacımız; yalnızca güncel gelişmeleri takip etmek değil, üyelerimizin yeni pazarlara açılmasına, riskleri daha iyi yönetmesine ve fırsatları daha hızlı değerlendirmesine katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturmaktır.” dedi. İhracatın artık klasik bir ticari faaliyet olmaktan çıktığını belirten Özhelvacı, “Bugün ihracat; sadece ürün satmak değil, teknoloji üretmek, sürdürülebilir değer yaratmak ve küresel rekabette doğru konum almak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Ortak Akıl ve İş Birliği Kültürü Güçleniyor Toplantının sonunda konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, Dış Ticaret Konseyi’nin iş dünyasında kolektif öğrenme ve stratejik iş birliği kültürünü güçlendireceğini belirterek şu mesajı verdi: “Bugün burada yapılan paylaşımların yalnızca bilgi düzeyinde kalmayacağına, üyelerimizin iş süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak somut çıktılar üreteceğine inanıyoruz.” EGİAD: Bölgesel Kalkınmanın ve Küresel Açılımın Güçlü Aktörü Konuşmasında EGİAD’ın 35 yıllık kurumsal birikimine de değinen Özhelvacı, derneğin ekonomik ve sosyal etkisine dikkat çekerek, “1990 yılında 47 genç iş insanının ortak bir ideal etrafında kurduğu EGİAD, bugün 900’ün üzerinde üyesi ve temsil ettiği binlerce şirket ile yalnızca bir dernek değil; bölgesel kalkınmaya yön veren güçlü bir ekonomik aktördür.” dedi. Özhelvacı, dış ticaretin Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine de vurgu yaparak, özellikle finansmana erişim ve doğru pazar stratejilerinin kritik hale geldiğini ifade etti. İhracata Yönelik Destek Mekanizmaları Masaya Yatırıldı Toplantının ilk bölümünde Türk Eximbank tarafından sunulan finansman ve sigorta mekanizmaları detaylı biçimde ele alındı. Türkiye’nin resmi ihracat destek kuruluşu olan Eximbank’ın sunduğu kredi ve sigorta programları kapsamında; 5 yıla varan vadeli ihracat kredileri, sevk öncesi ve sevk sonrası finansman modelleri, döviz kazandırıcı hizmetlere yönelik kredi imkanları, ihracat alacak sigortası ve risk yönetimi çözümleri katılımcılarla paylaşıldı. Ayrıca toplantıda, ihracatçı firmaların pazara giriş süreçlerini destekleyen devlet teşvikleri de kapsamlı biçimde ele alındı.

TAT Gıda’dan Karacabey'e 10 Bin Fidanlık Hatıra Ormanı Haber

TAT Gıda’dan Karacabey'e 10 Bin Fidanlık Hatıra Ormanı

Türkiye’nin gıda devi Tat Gıda, sürdürülebilirlik vizyonunu somut bir adımla taçlandırarak Bursa Karacabey’de anlamlı bir projeye imza attı. Memişoğlu Tarım Ürünleri ve Tat Bakliyat’ın kurucusu Şerafettin Memiş anısına oluşturulan hatıra ormanı kapsamında 10 bin fidan toprakla buluşturuldu. Bu anlamlı çalışma doğaya duyulan saygının, çevresel sorumluluğun ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma kararlılığının güçlü yansıması olarak öne çıktı. 21 Mart Orman Haftası kapsamında başlatılan proje, 25 Mart tarihinde tamamlanarak doğaya kalıcı bir değer kazandırdı. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, 3 Kasım 2024 tarihinde 63 yaşında vefat eden babası Şerafettin Memiş’in adının verildiği sahada şirket çalışanlarıyla birlikte fidanları dikerken duygu dolu anlar yaşandı. Babasının anısına oluşturulan projenin kendileri için büyük anlam taşıdığını dile getiren Veysel Memiş, son yıllarda artan orman yangınları, kuraklık ve iklim krizinin bu projenin hayata geçmesine neden olduğunu vurguladı. Hatıra ormanı çalışmalarının çıkış noktasının çevresel sorunlar olduğuna dikkat çeken Veysel Memiş, “Biz yalnızca sorunlara dikkat çeken bir marka olmayı yeterli görmüyoruz. Somut çözümler üreten ve bu yaklaşımı sürdürülebilir kılan bir yapı inşa ediyoruz. Bu doğrultuda benzer çevresel projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.” dedi. Bursa Karacabey’de yer alan üretim tesisleri nedeniyle bu bölgeye öncelik verdiklerini vurgulayan Veysel Memiş, faaliyet gösterdikleri coğrafyada değer yaratmanın ve yerel ekosisteme katkı sağlamanın temel öncelikleri arasında bulunduğunu ifade etti. Tat Gıda’nın değer üreten büyük bir aile olduğunu ve bu anlayışla hem kurum içinde hem de toplumda güçlü bağlar kurmaya devam ettiklerini ifade eden Veysel Memiş, “Her fidan, doğaya ve gelecek nesillere bıraktığımız değerin simgesi; biz de bu değerleri yaşatarak hem ailemiz hem de toplumumuz için kalıcı izler bırakmayı sürdüreceğiz.” diye konuştu. “Doğal kaynak verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması ve iklim risklerine uyum önceliğimiz” Çam fidanlarıyla oluşturulan Şerafettin Memiş Hatıra Ormanı’nın Tat Gıda’nın sürdürülebilir büyüme stratejisinin çevresel ayağını önemli ölçüde güçlendirdiğini belirten Veysel Memiş, doğal kaynak verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması ve iklim risklerine uyum başlıklarının öncelikli gündemleri arasında yer aldığını kaydetti. “Sürdürülebilirlik, iş modelimizin temel yapı taşlarından biri” Küresel piyasalarda şirket değerlemelerinde çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerinin belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Memiş, Tat Gıda’nın bu alandaki yatırımlarını stratejik bir öncelik olarak ele aldığını söyledi. Veysel Memiş, “Biz sürdürülebilirliği yalnızca bir söylem olarak değil, iş modelimizin temel yapı taşlarından biri olarak ele alıyoruz. Çevresel sorumluluk ile finansal sürdürülebilirliği birlikte yönetiyoruz. Bu yaklaşım, hem operasyonel verimliliğimizi artırıyor hem de uzun vadeli rekabet gücümüzü tahkim ediyor. Karacabey’de hayata geçirdiğimiz hatıra ormanı da doğaya duyduğumuz sorumluluğun ve uzun vadeli değer üretme yaklaşımımızın somut göstergesidir.” diye konuştu. Sürdürülebilir tarım, dijitalleşme ve kaynak verimliliği alanlarında yürüttükleri çalışmaların çevre projeleriyle daha da anlamlı hale geldiğini ifade eden Veysel Memiş, şirketin 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda çevresel etkilerini azaltmaya yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti. Tat Gıda’nın sözleşmeli tarım modeli, dijital tarım uygulamaları ve su verimliliği projeleriyle sektörde ölçeklenebilir bir dönüşüm modeli ortaya koyduğunu hatırlatan Veysel Memiş, hatıra ormanının bu yaklaşımın doğal bir uzantısı olduğunu sözlerine ekledi.

AKAMİB'den Çin Hamlesi Haber

AKAMİB'den Çin Hamlesi

AKAMİB, Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projesi kapsamında Çin’de düzenlenen Sino-Pack Uluslararası Ambalajlama Makineleri ve Malzemeleri Fuarı’na çıkarma yaptı. 9 firmadan 16 temsilcinin katıldığı programda Asya’daki üretim trendleri ve yeni nesil ambalaj teknolojileri yerinde incelenirken, Türk firmalar rekabet gücünü artıracak temaslarda bulundu. Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB), Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projesi kapsamında rotasını Çin’e çevirdi. 2–7 Mart 2026 tarihleri arasında Çin’in Guangzhou kentinde düzenlenen Sino-Pack Uluslararası Ambalajlama Makineleri ve Malzemeleri Fuarı’na katılım sağlayan AKAMİB heyeti, Asya ambalaj sektöründeki güncel gelişmeleri yerinde inceledi. Heyette 9 firmadan 16 temsilci yer alırken, program kapsamında Çin’in önemli üreticilerinden Xin Da Feng Paper Products firmasının üretim tesisi de ziyaret edildi. Gerçekleştirilen temaslarda üretim teknolojileri, sürdürülebilir ambalaj çözümleri ve makine yatırımlarına ilişkin kapsamlı bilgi alışverişinde bulunuldu. “Teknolojik dönüşümü yerinde gözlemliyoruz” Çin’in ambalaj sektöründeki üretim ve teknoloji kapasitesine dikkat çeken AKAMİB Başkanı Onur Kılıçer, şu değerlendirmeyi yaptı: “Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projemiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz bu ziyaret, firmalarımızın Asya pazarındaki teknolojik dönüşümü yakından takip etmeleri açısından son derece önemli. Çin, hem ambalaj hammaddeleri hem de makine üretiminde küresel ölçekte belirleyici bir konumda bulunuyor. Bu ekosistemi yerinde görmek, firmalarımızın yatırım kararlarını daha sağlıklı ve stratejik biçimde şekillendirmesine imkân sağlıyor. AKAMİB olarak üyelerimizin yüksek katma değerli üretime geçişini destekleyen, yeni pazarlara erişimini kolaylaştıran ve uluslararası iş birliklerini güçlendiren projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bu tür organizasyonların, firmalarımızın küresel rekabet gücünü artırarak ihracat performansımıza doğrudan katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Asya’nın en önemli ambalaj fuarlarından biri Sino-Pack Fuarı; kağıt ve karton bazlı ambalaj çözümleri, sürdürülebilir ambalaj teknolojileri, otomasyon sistemleri ve ileri üretim teknikleri alanında Asya’nın en önemli ihtisas fuarları arasında yer alıyor. Özellikle Güney Çin bölgesinin ambalaj hammaddeleri ve makine üretimindeki güçlü ekosistemi, fuarı küresel sektör paydaşları açısından stratejik bir buluşma noktası haline getiriyor. Katılımcı firmalar, fuar kapsamında yeni nesil üretim hatlarını, dijitalleşme odaklı otomasyon çözümlerini ve maliyet avantajı sağlayan yenilikçi uygulamaları yakından inceleme fırsatı buldu.

Türkiye’nin Tarım Vizyonuna Değer Katan Bir Güç Haline Geldik Haber

Türkiye’nin Tarım Vizyonuna Değer Katan Bir Güç Haline Geldik

Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, 2013 yılından bu yana geçen 13 yıllık görev süresini değerlendirdi. Borsa’nın üye sayısından işlem hacmine kadar her alanda devasa bir büyüme kaydettiğini belirten Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın artık sadece bir tescil kurumu değil; kentin ekonomisine yön veren, sosyal hayatına dokunan ve Türkiye’nin tarım vizyonuna değer katan bir güç haline geldiğini ifade etti. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, göreve geldiği 2013 yılından günümüze uzanan Borsa’nın değişim ve gelişim yolculuğunu düzenlediği basın toplantısında rakamlar ve projelerle anlattı. Bursa TB Konferans Salonu’nda Meclis Başkanı Mustafa Aksu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada Borsa’yı bölgesel bir güç haline getirdiklerini ifade eden Matlı, önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek ustalık dönemi projelerini de kamuoyuyla paylaştı. Çok Boyutlu Büyüme Hamlesi Toplantının açılışında Bursa TB’nin büyüme rakamlarını paylaşan Başkan Özer Matlı, 2013 yılında devraldıkları bayrağı bugün gurur verici bir noktaya taşıdıklarını ifade etti. 425 olan aktif üye sayısını yüzde 118 oranında artırarak 925’e çıkardıklarını belirten Matlı, “Asıl büyük sıçramayı tescil işlem hacminde yaşadık. 2013 yılında 980 milyon TL seviyelerinde olan tescil işlem hacmi, 2025 yılı itibarıyla yüzde 7.141 gibi rekor bir artışla 70 milyar 970 milyon TL’yi aşarak çok boyutlu bir ölçek büyümesine imza atmıştır. Bu performans Türkiye genelindeki 115 ticaret borsası arasında 36. sırada devraldığımız Bursa Ticaret Borsası’nı 15. sıraya, Marmara Bölgesi’nde ise en büyük 4. ticaret borsası konumuna taşımıştır. Tescil işlem hacmindeki sıçrama; aynı zamanda şeffaf işlem altyapımızın, sunduğumuz güvenilir hizmet anlayışının ve üyelerimizin kurumsal yapımıza duyduğu güvenin doğrudan yansımasıdır” dedi. Avrupa’nın İlk ve Tek Türk Ticaret Borsası Bursa Ticaret Borsası’nın kurumsal hizmet kalitesini uluslararası standartlarla tescillediklerini belirten Başkan Matlı, “Borsamız TOBB tarafından verilen ve Avrupa standartlarında hizmet sunan ‘5 Yıldızlı Akredite Borsa’ statüsüyle hizmet kalitesini en üst seviyeye taşımıştır. Bu dönemde elde ettiğimiz en stratejik başarılardan biri de Avrupa Ticaret Borsaları Ağı’na kabul edilen ilk ve tek Türk Ticaret Borsası unvanını kazanmamızdır. Bu üyelik sayesinde Bursa’yı küresel dünyaya bağlayan stratejik bir kapı haline geldik. Ülkemizi bu prestijli ağda gururla temsil ederken, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası üyeliğimizle de üyelerimizin Almanya başta olmak üzere Avrupa pazarlarıyla daha güçlü bağlar kurmasına katkı sağladık” diye konuştu. TÜRİB ve Marmara ÜPAK’ta Öncü Rol Göreve geldikleri ilk günden itibaren geleneksel borsa anlayışını teknolojiyle birleştirdiklerini kaydeden Başkan Matlı, Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) ve Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nun (Marmara ÜPAK) kurulmasındaki stratejik rollerine dikkat çekti. Tarımsal ticarette dijital dönüşümün aktif bir parçası olduklarını ifade eden Matlı, “TÜRİB’in A grubu büyük hissedarlarından biri ve yetkili acente olarak üyelerimize güvenli ve şeffaf işlem altyapısı sunuyoruz. Ayrıca TÜRİB’te Yönetim Kurulu Üyesi olarak ulusal tarım vizyonunun mutfağında yer alıyoruz. Bu vizyonu yine kurucu ortağı olduğumuz Marmara ÜPAK ile de bölgesel bir güç birliğine dönüştürerek, tarım piyasasında güveni ve finansal erişimi güçlendirdik” ifadelerini kullandı. “Tarımsal Ticaretin Standartlarını Yükselttik” Dijitalleşme hamlesini fiziksel altyapıyla desteklediklerini de belirten Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası Laboratuvar ve Depoculuk A.Ş. aracılığıyla Gaziantep’ten Edirne’ye, Konya’dan Tekirdağ’a kadar 9 farklı noktada hizmet verdiklerini hatırlattı. Bu yaygın hizmet ağı ile ürün analiz, kalite kontrol ve depolama süreçlerinde tarımsal ticaretin standartlarını yükselttiklerini ifade eden Özer Matlı, böylece Borsa’nın hizmet ağını Bursa’nın sınırlarının çok ötesine, ulusal bir ölçeğe taşıdıklarını vurguladı. Gıda Sektöründe İhracat Odaklı Dönüşüm Borsa üyelerinin rekabet gücünü artırmak için hayata geçirdikleri Gıda UR-GE projesine değinen Özer Matlı, üyelerini Dubai’den Bükreş’e kadar Avrupa ve Orta Doğu’daki küresel pazarlarla buluşturduklarını söyledi. Önümüzdeki dönemde ihracat rotasını Japonya ile Asya pazarına çevireceklerini ifade eden Başkan Matlı, “Bu süreç; ihracat odaklı, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen stratejik bir dönüşümdür” dedi. Ticari hayatın huzuru için de adımlar attıklarını belirten Matlı, “Üyelerimizin ticari uyuşmazlıklarını mahkeme sürecine taşınmadan, zaman ve maliyet kaybı yaşamadan sonuçlandırması amacıyla TOBB Uyum Arabuluculuk ve Uyuşmazlık Çözü Merkezi’ni hayata geçirdik. Bu merkez ile iş insanlarımızın ticari faaliyetlerinde sürekliliği koruyor, güvenli bir iş ortamına katkı sunuyoruz” diye konuştu. Eğitime ve İnsan Kaynağına Stratejik Yatırım Konuşmasında eğitime ve nitelikli iş gücüne verdikleri önemi ‘en önemli başlık’ olarak tanımlayan Başkan Özer Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın kentin eğitim hayatına dokunan çok yönlü bir değer merkezi haline geldiğini dile getirdi. Türkiye’nin ilk tarım lisesi olan Hamidiye Tarım ve Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nin hamiliğini üstlendiklerini hatırlatan Başkan Matlı, “Hamidiye Ziraat Mektebi’nde yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde okulumuz bugün Türkiye’deki tüm tarım liselerine örnek olarak gösterilen bir referans noktası haline geldi” dedi. Yalnızca bir eğitim platformu olarak değil, iş dünyasının dönüşüm merkezi olarak konumlandırılan Bursa TB Akademi’de 4 yılı aşkın sürede 100’ün üzerinde eğitim programı gerçekleştirdiklerini söyleyen Özer Matlı, “Bugüne kadar Türkiye’den ve yurt dışından 50.000’in üzerinde katılımcı çevrim içi eğitim programlarımıza dahil oldu. Bununla birlikte akademi kapsamında ortaya koyduğumuz ‘Off The Record’ projesiyle de kentimizin yöresel lezzetlerini dijital dünyaya taşıyarak, yerel markalarımıza sahip çıktık” ifadelerini kullandı. Bursa’nın Marka Değerine ve Sosyal Dokusuna Güçlü İmza Başarılarının temelinde ortak iradenin, kurumsal dayanışmanın ve güçlü ekip çalışması kültürünün yattığını vurgulayan Başkan Özer Matlı, Borsa’nın kentin sosyo-kültürel hayatındaki rolünü şu sözlerle özetledi: “Görev süremiz boyunca Valiliğimizden belediyelere, milletvekillerimizden SİAD ve STK’lara kadar tüm paydaşlarımızla güçlü bir iş birliği zemini oluşturduk. Protokoller ve ortak projelerle Bursa’nın ekonomik ve sosyal kalkınmasına yön veren aktif bir kurum haline geldik. Sadece ekonomiye değil, eğitimden güvenliğe, sağlıktan kültürel yatırımlara kadar birçok alanda şehrimizin yanında yer aldık. Ayrıca, Bursa Pideli Köftesi ve Bursa Havlusu gibi değerlerimize aldığımız coğrafi işaret tescilleriyle de kentimizin marka kimliğini küresel ölçekte koruma altına aldık.” Ustalık Döneminin İki Büyük Projesi: Gıda İhtisas OSB ve ET-BA Bursa Ticaret Borsası’nın 13 yılda kurumsal dönüşümünü tamamlayarak Türkiye’nin en güçlü borsalarından biri haline geldiğini vurgulayan Başkan Matlı, Borsa’nın gelecek vizyonunu simgeleyen iki dev yatırımı ‘ustalık dönemi’ eseri olarak nitelendirdi. Bursa ve bölgesine değer katacak Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi projesinin Yenişehir’de hayata geçirileceğini kaydeden Matlı, “Borsa’mızın ustalık dönemi yatırımı olarak konumlanan proje; 4.200 dönümlük bir alanda, lojistikle entegre, planlı ve bütüncül bir ekosistem sunarak Türkiye’nin ilk borsa iştirakli Gıda İhtisas OSB modelini temsil etmektedir. Öte yandan, mülkiyeti Borsamıza ait olan ET-BA arazisini de 100 bin metrekarenin üzerindeki modern bir dönüşüm projesiyle Bursa’nın sosyal yaşamına kazandırıyoruz. Bursa Ticaret Borsası’nın kurumsal vizyonuyla şekillenen bu yatırımlar; Bursa Ticaret Borsası’nın sadece ticarete değil, şehrin yaşam kalitesine de yön verdiğinin göstergesidir” ifadelerini kullandı. Bursa Ticaret Borsası’nın 102 yıllık köklü geçmişiyle, artık sadece bir tescil kurumu değil, strateji üreten, yatırım yapan ve şehre yön veren güçlü bir yapı olduğunu vurgulayan Başkan Özer Matlı, “Tüm bu çalışmaları, projeleri ve yatırımları Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Meclis Üyelerimiz ve Genel Sekreterliğimizin özverili katkılarıyla hayata geçirdik. Bu başarı; ortak iradenin, kurumsal dayanışmanın ve güçlü ekip çalışmasının ürünüdür. Birlikte büyüdük, birlikte dönüştük ve Bursa için birlikte üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı Düzenlendi Haber

Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı Düzenlendi

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, mavi bayraklı plajları ve zengin turizm olanaklarıyla öne çıkan Kocaeli’nin göz bebeği Kandıra sahillerinin geleceğine yön vermek amacıyla “Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı” düzenledi. Çalıştayda sürdürülebilir turizm için somut adımlar atıldı. SEKTÖR TEMSİLCİLERİ KATILIM SAĞLADI Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı’na Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, Kocaeli İl Kültür ve Turizm Müdürü Fatih Taşdelen, paydaş kurumlar ile kamu, akademi ve sektör temsilcileri katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda Kandıra sahillerinin geleceği tüm yönleriyle ele alındı. TURİZM PLANLAMA HAMLESİ MASAYA YATIRILDI Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren ŞÛRA Kent Politikaları ve Araştırma Merkezi’nin Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı iş birliğiyle düzenlediği çalıştayda, Kocaeli’nin Karadeniz’e açılan sahil bandını kapsayan stratejik bir turizm planlama hamlesi masaya yatırıldı. Katılımcı şehir yönetimi vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilen çalıştayda sahillerin kontrolsüz büyümeden korunması, çevreyle uyumlu, dört mevsim yaşayan ve yerel kalkınmayı destekleyen sürdürülebilir bir turizm modelinin oluşturulması amaçlandı. Bu kapsamda Kandıra sahillerinin mevcut durumu tüm paydaşların katkılarıyla değerlendirildi. SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM İÇİN SOMUT ADIMLAR Çalıştay süresince; doğa, turizm, ulaşım, konaklama ve kıyı kullanımı arasında denge kurulmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı. Kısa, orta ve uzun vadede uygulanabilir eylem planlarının oluşturulması, yerel halkın, işletmelerin ve kamu kurumlarının ortak bir turizm vizyonunda buluşması hedefiyle görüş alışverişinde bulunuldu. Sahillerdeki sorun alanları ve potansiyeller net şekilde ortaya konulurken, sürdürülebilir turizm anlayışı çerçevesinde somut çözüm önerileri geliştirildi. KAPSAYICI VE BÜTÜNCÜL YÖNETİM MODELİ Dört mevsim turizm ve alternatif turizm türleri, akıllı destinasyonlar ve dijitalleşme, kıyı alanları ve deniz turizmi, doğa temelli konaklama modelleri, sürdürülebilir çevre ve altyapı geliştirme, spor turizmi ile sportif faaliyetler, kırsal kalkınma odaklı tarım, gastronomi ve ekoturizm başlıklarında yürütülen çalışmalarla doğa, ekonomi ve toplum dengesini gözeten bir yönetim modelinin temelleri atıldı. TÜM BİRİMLER AYNI MASADA BULUŞTU Kocaeli Büyükşehir Belediyesi; Park ve Bahçeler, Sekapark A.Ş., Belde A.Ş., Antikkapı A.Ş., İSU ve UlaşımPark başta olmak üzere ulaşım, çevre, altyapı, kıyı yönetimi, güvenlik, planlama ve turizm birimleriyle çalıştaya katkı sundu. Belediyenin tüm ilgili birimlerinin aynı masa etrafında buluşmasıyla Kandıra sahillerinin geleceğine yön verecek sürdürülebilir ve bütüncül bir turizm yol haritası için önemli adım atıldı. “TURİZM ANLAYIŞI EVRİLİYOR” Çalıştayın açılış konuşmasında değerlendirmelerde bulunan KOÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilsen Bilgili, turizm anlayışının değiştiğine dikkat çekerek, “Kandıramızın turizminin geliştirilmesi noktasında sahip olduğumuz bilgi ve deneyimleri birleştirerek ortak akıl üreteceğiz. Günümüzde çoklu kıyı-deniz tüketiminden uzaklaşan insanların alternatif turizm etkinliklerine yöneldiğini görüyoruz. İlimizin yoğun ziyaretçi almasının arka planında ise dijitalleşmenin önemli etkileri bulunuyor” dedi. “ŞEHİR FARKLI BİR BOYUTTA İNCELENECEK” Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı ise çalıştayın “Mutlu Şehir Kocaeli” anlayışıyla şekilleneceğini belirterek, “Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı, şehrin farklı bir boyutta incelenmesi ve araştırılması için önemli bir fırsat sunuyor. Turizmi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, yaşam kalitesini artıran bir unsur olarak da ele almalıyız. Sürdürülebilir bir sistem tasarımı en temel hedefimiz” ifadelerini kullandı. “BU TOPLANTI YENİ BİR HİKÂYENİN BAŞLANGICI” Kocaeli’nin sahip olduğu potansiyele dikkat çeken Dr. Baraçlı, “Kocaeli iki kıyısı deniz olan, dört tarafı turizmle çevrili bir şehir. Nikomedya’dan Akçakoca’ya uzanan süreçte turizm odaklı şehir anlayışımızı daha ileri taşımamız gerekiyor. Artık yeni bir hikâye yazma zamanı. Bu toplantı da o hikâyenin başlangıcı olacak” dedi. “AÇIĞA ÇIKMAMIŞ TURİZMİ KONUŞMALIYIZ” Turizmde yeni yaklaşımlara vurgu yapan Baraçlı, “Akıllı destinasyon şehirleri arasında Kocaeli’yi ön plana çıkarmalıyız. Kandıra bu noktada çok önemli bir faktör. Denize girmek ve piknik yapmanın ötesine geçen, dijital ayak izi çerçevesinde açığa çıkmamış turizm potansiyelini değerlendiren bir anlayışla hareket etmeliyiz” diye konuştu. DÖRT MEVSİM YAŞAYAN BİR TURİZM EKOSİSTEMİ Kıyı yönetiminde esnafından vatandaşına kadar herkesin sürece dahil edilmesinin önemine değinen Dr. Baraçlı, “Bütüncül kıyı yönetimi modeli bu çalıştayın en önemli çıktılarından biri olacak. Babalı’dan Ağva’ya uzanan 82 kilometrelik sahil şeridini etkin ve verimli kullanarak Kandıra’da dört mevsim yaşayan bir turizm ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz” dedi. 365 güne yayılan bir turizm anlayışıyla hareket edileceğini belirten Baraçlı, 2041 Kocaeli vizyonu doğrultusunda çalışmaların hız kesmeden sürdüğünü ve turizm master planının en stratejik halkasını Kandıra’nın oluşturduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.